Türkiye, İnternet Hızı Sıralamasında İlk 100’e Giremedi

Verilere göre, geniş bant internet hızında Türkiye, Bangladeş, Mauritius ve Gana’nın ardından ortalama 50,71 Mbps ile 101. sırada yer alıyor. Mobil internet kategorisinde ise ortalama 66,39 Mbps hızla 60. sıraya yerleşmiş durumda.

Dijitalleşmenin hız kazandığı günümüzde, hızlı ve kesintisiz internet bağlantısına duyulan ihtiyaç artarken, Türkiye’de hala düşük hız ve yüksek ping gibi sorunlar kullanıcılar tarafından dile getiriliyor.

Popüler hız testi platformu Speedtest by Ookla’nın 2025 verilerine göre, Türkiye, Bangladeş, Mauritius ve Gana’nın ardından ortalama 50,71 Mbps ile 101. sırada yer alıyor. Mobil internet kategorisinde ise ortalama 66,39 Mbps hızla 60. sıraya yerleşmiş durumda.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 24 Aralık 2024 tarihinde katıldığı Anadolu Yayıncılar Federasyonu’nun programı kapsamında Türkiye’deki internet hızı hakkında da açıklamalarda bulunmuştu. Uraloğlu, “Ortalama 80 megabit hızında internet verebiliriz ama abone isteği 35 megabit” şeklinde konuşmuştu.

İşte dünyanın en hızlı internetine sahip 20 ülke:

1- Singapur: 345,33 Mps
2- Birleşik Arap Emirlikleri: 313,55 Mps
3- Hong Kong (SAR): 312,48 Mps
4- İzlanda: 295,55 Mps
5- Fransa: 290,75 Mps

6- Amerika Birleşik Devletleri: 279,93 Mps
7- Şili: 279,53 Mps
8- Danimarka: 254,75 Mps
9- İspanya: 247,94 Mps
10- İsviçre: 245,39 Mps

11- Çin: 244,67 Mps
12- Tayland: 238,41 Mps
13- Kanada: 237,86 Mps
14- Romanya: 237,61 Mps
15- Makao (SAR): 232,74 Mps

16- İsrail: 229,65 Mps
17- Tayvan: 226,37 Mps
18- Japonya: 217,11 Mps
19- Macaristan: 215,30 Mps
20- Portekiz: 207,95 Mps

(Kaynak: Cumhuriyet)

Paylaşın

Türkiye’de Günde Ortalama 7 Saat İnternette Geçiyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 77,3 milyon internet kullanıcısı bulunduğuna işaret ederek, internette geçirilen sürenin günlük ortalama 7 saatte ulaştığını belirtti.

Haber Merkezi / Uraloğlu ayrıca Türkiye’deki web trafiğinin ise yüzde 73,1’inin cep telefonlarının oluşturduğunu belirterek en yakın takipçisi dizüstü ve masaüstü bilgisayarların payının yüzde 25,5 olduğunu da bildirdi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, We Are Social ve Meltwater tarafından hazırlanan Dijital 2025 Türkiye raporunda yer alan mobil kullanım verilerini değerlendirdi.

Bakan Uraloğlu, 2025 yılı itibarıyla Türkiye nüfusunun 87,6 milyona ulaştığını belirterek, “Nüfusumuzun yüzde 92,1’ine denk gelen 80,7 milyon kişi cep telefonu kullanıyor” dedi.

İnternet kullanan kişi sayısının nüfusun yüzde 88,3’ünü oluşturduğunu ifade eden Uraloğlu, “Ülkemizde 77,3 milyon internet kullanıcısı var. Söz konusu rapora göre 16 yaş ve üzeri internet kullanıcılarının yüzde 97,6’sı cep telefonuna; yüzde 62,8’i ise masaüstü veya dizüstü bilgisayara sahip” ifadelerini kullandı.

Abdulkadir Uraloğlu ayrıca, 16 yaş ve üzeri internet kullanıcılarının yüzde 96,9’unun internete erişim için herhangi bir cep telefonu kullandığını belirterek bunu yüzde 95,2 ile akıllı telefonların takip ettiğini de ifade etti.

İnternette geçirilen sürenin yüzde 56,3’ü mobil

İnternette geçirilen sürenin ise günlük ortalama 7 saat 13 dakikaya ulaştığını anlatan Uraloğlu, “Bu sürede mobilin payı yüzde 56.3. Yani günlük ortalama 4 saat 4 dakikayı cep telefonlarımız aracılığıyla internette geçiriyoruz. Bilgisayarlarda ve tabletlerde geçirilen günlük süre ise 3 saat 9 dakika” dedi.

Abdulkadir Uraloğlu ayrıca Türkiye’deki web trafiğinin ise yüzde 73,1’inin cep telefonlarının oluşturduğunu belirterek en yakın takipçisi dizüstü ve masaüstü bilgisayarların payının yüzde 25,5 olduğunu da sözlerine ekledi.

Paylaşın

Bakırhan’dan İktidara “Demokrasiden Korkmayın” Çağrısı

İktidara “demokrasiden korkmayın” çağrısında bulunan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Demokratik Türkiye Cumhuriyeti, ortak kader ve tarihe sahip olduğumuz Ortadoğu halklarına güçlü bir nefes vermek anlamına gelecektir” dedi ve ekledi:

“Türkiye’de bireylerin hak ve özgürlükleri, kati güçler ayrımını, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığı temel alan özgürlükçü laikliği, farklılıkları tanıyarak üniterliği tesis etmek demokratik siyasi düzenin formülüdür. Bu düzenin filizlenmesi için herkesin ön yargılarını aşması, sorumluluk alması, demokratik siyasi bir kararlılık göstermesi kritik önemdedir”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Kürt sorununun çözümü ve PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısına ilişkin Yeni Yaşam Gazetesi’nde bir yazı yazdı. Bakırhan’ın yazısında şu ifadelere yer verdi:

“Küresel ve bölgesel gelişmeler açısından Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biri Türkiye, en örgütlü halklarından biri ise Kürt halkıdır. Küresel düzen ve bölgesel dinamikler büyük bir kasırga altında değişirken, Türkiye’de Kürt sorununun çözümü ve demokratik dönüşüm muazzam sonuçlar üretecektir. Bu sürecin doğru yönetilmesi, sadece Türkiye için değil tüm bölge için de köklü ve demokratik değişimlerinin önünü açabilir. Bu yeni dönemde daha güçlü bir pozisyon almak için barışa ve demokratik dönüşüme hizmet edecek kapsayıcı ve cesur bir perspektife ihtiyacımız var.

Türkiye’nin yüz yıllık devlet politikasının özü inkar, isyan ve bastırma ekseninde şekillendi. Tüm ülkeye kaybettiren bu yanlış politika, toplumsal barış ve demokratik dönüşüm talebini ertelemekten öteye geçmemiş, aksine büyüterek bugüne taşımıştır. Bugün artık demokratikleşme olmadan kalıcı bir barışın inşa edilemeyeceği açıktır.

Tarihsel fay hatlarını revizyonlarla ayakta tutmaya çalışmak, konjonktürel gerilimleri geçici hamlelerle gidermek mümkün değildir. Türkiye’nin toplumsal, kültürel, etnik ve inanç temelli fay hatları, mevcut gerilim siyasetiyle sürdürülemez hale gelmiştir. Bu politikalarda ısrar sadece bugünü değil, geleceği de ipotek altına alarak tehlikeye atmaktadır.

Türkiye kritik bir kavşaktadır. Önümüzde iki yol var: Biri, sorunları halının altına süpürüp geçici çözümlerle günü kurtarmak ama sorunları daha fazla derinleştirmektir. Diğeri ise sorunlarımızla cesaretle yüzleşip kalıcı bir çözüm üretmektir. İlk yol, yıllardır kanayan yarayı daha da derinleştirir, kaosu büyütür ve sonunda hepimize zarar verir.

Bölgesel kaosun etrafa saçtığı tehlikeler, bu yüz yıllık yarayı daha da enfekte ederek tüm bünyeyi sarsabilir. İkinci yol ise, bu yarayı gerçekten sahici yöntemlerle iyileştirerek hep birlikte güçlenmemizi sağlar. Artık geçici bir pansuman değil, köklü bir tedavi gerekiyor. Çözüm de çok açık: Demokratik toplum ve barış.

Mezarlık etrafında ıslık çalarak korkuyu bastırmak yerine, o korkunun kaynağıyla yüzleşip çözüm üretecek bir akla ihtiyaç var. Sorunları görmezden gelerek değil, cesaretle üzerine giderek çözebiliriz. Artık topu taca atma zamanı değil, köklü ve sahici çözümler üretme zamanı.

Demokratik uzlaşma temel yöntemdir

Küresel ve bölgesel dinamikler, toplumsal ve siyasi destek göz önüne alındığında, barış ve demokratik dönüşüm maksimum potansiyele ulaşmıştır. Bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek maalesef sadece iyi dilek ve temennilerle olmuyor. Barış ve demokratik dönüşüm potansiyeline yönelik en büyük zararı diyalog sürecinin etrafında dolaşmak, seçime endeksli kısa vadeli dar çıkarları esas alan siyasi manevralar verecektir.

Gerçekler, zaman ve mekandan bağımsız olarak hep gerçek olarak kalır. Bugün artık on yılların neden elden kayıp gittiğini çok gerçekçi ve cesur şekilde tartışmalıyız. Toplumsal barışın güçlenmesi, ülkenin çok boyutlu meselelerini sahici bir diyalog zemininde ele almayı zorunlu kılar. 27 Şubat’ta Sayın Öcalan tarafından yapılan Asrın Çağrısı’nda belirtildiği üzere ‘Demokratik uzlaşma temel yöntemdir.’

Demokratik uzlaşma temel alınarak demokratik reformların bir sureti barışa, diğer sureti ise demokratik dönüşüme bakmalıdır. Milyonların buluştuğu Newroz meydanları devlete demokratik uzlaşı yöntemini önermiştir. Demokratik toplum ve barış çağrısına imzasını Sayın Öcalan, mührünü ise Newroz meydanındaki milyonlar vurmuştur.

Barış ve demokratikleşme için güçlü bir toplumsal irade açığa çıktı. Şimdi buna denk bir siyasi iradenin tecelli ve tecessüm etme zamanıdır. Ancak güçlü bir siyasi irade, demokratik meşruluk, toplumsal destek geleceğin istikrarlı inşasını sağlayabilir. Bu inşanın temel ilkeleri demokratik uzlaşı, toplumsal ortaklaşma ve anayasal eşit yurttaşlıktır.

Türkiye halklarının barışa ve demokratik dönüşüme dayanan gerçek potansiyelini açığa çıkarmak için demokratik katılım ve eşit yurttaşlık ilkelerine dayanan bir toplumsal mutabakata ihtiyaç vardır. Yeni, demokratik bir anayasanın önemi burada ortaya çıkmaktadır. Bu mutabakat sadece hukuki normları belirlemekle kalmayacak; aynı zamanda Türkiye toplumunun çoğulcu, özgürlükçü ve adalet temelli ortak yaşam ilkelerini de güvence altına alacaktır.

Küresel düzen ve bölgesel dinamiklerde çatırdamalar yaşanırken Türkiye’de yükselen barış umudu, sadece bir etnik kimlik veya teritoryanın meselesi değildir. Barış ve demokrasinin ayrılamaz birlikteliğiyle, demokratikleşmenin derinleşmesi ülkenin her köşesine ve siyasi, toplumsal, iktisadi alanlara olumlu yansıyacak gelişmelerin temel anahtarıdır.

Bu anahtarla barışın kapısı açıldığında demokratik bir yeniden inşa süreci kaçınılmaz olacaktır. Bu yönüyle demokrasinin ve barışın inşası eşzamanlı ilerleme yöntemini esas alarak yürütülmelidir. Bu kapsamda TBMM sürecin asli rollerinden birini oynayarak ‘Güven ve Demokrasi Paketi’yle Nisan ayına girebilir.

Eşyanın tabiatının gereği olarak güven arttırıcı adımlar atılmalı ve iktidarın meşruiyetini sorgulatacak, demokratik gerilemeyi arttıracak politika ve uygulamalardan uzak durulmalıdır. Bir yandan yerel yönetimlere ve seçilmişlere müdahale ederek demokratik gerilemeye ivme kazandırmak diğer yandan ise barışla ilgili iyi dileklerde bulunmak uzlaşmaz bir ikilem oluşturmaktadır.

Kuşkusuz ki, yerel demokrasi, demokrasinin kök hücresidir. Halkın iradesine en doğrudan şekilde sahip olmasıdır. Bu kapsamda, ifade özgürlüğünün, seçimle gelen iradeye saygının ve çoğulcu katılımın tıkanması, kutuplaşmayı derinleştirdiği gibi barışçıl çözüm önerilerini de zayıflatır. Demokratik, barışçıl ve adil bir geleceğin inşasında kararlı olanlar için önemli olan, kendi politik çıkarlarını öncelemek değil, ortak aklın yaratacağı enerjiyi açığa çıkarmaktır.

Barış ve demokratik çözüm iradesi gösteremeyenler, tarihe de topluma da verecek bir tarihi hesapla karşı karşıya kalacaklardır. Siyasal aktörlerin, geçmişin acı tecrübelerinden ders çıkararak somut ve kalıcı bir çözüm yolunu açmaları zaruridir.

Demokratik dönüşüm ancak kapsayıcı bir politika, kişilerin değil 85 milyonun faydasını esas alan bir etik çerçeve ve herkesin kendini içinde bulabileceği ortak bir gelecek tasavvuru ile mümkün olabilir. Demokratik dönüşümü zemin haline getiren bir barış, herkesin hayrına olacaktır!

Barışa hazırız, demokrasiden korkmayın!

Barışa ve Demokratik Dönüşüme Çağrımız, onurlu barışa hazır olduğumuzun kanıtı, iktidara yönelik ‘demokrasiden korkmayın’ çağrısıdır.

DEM Parti olarak, halkların ortak yaşamı ve demokratik çözüm perspektifimizi en yalın haliyle ifade etmek isteriz. Bizim için barış, tüm vatandaşların eşit haklara sahip olduğu, özgürce yaşayabildiği, farklılıkların zenginlik olarak kabul edildiği Demokratik Türkiye Cumhuriyeti demektir. Demokratik Türkiye Cumhuriyeti, ortak kader ve tarihe sahip olduğumuz Ortadoğu halklarına güçlü bir nefes vermek anlamına gelecektir.

Türkiye’de bireylerin hak ve özgürlükleri, kati güçler ayrımını, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlığı temel alan özgürlükçü laikliği, farklılıkları tanıyarak üniterliği tesis etmek demokratik siyasi düzenin formülüdür.

Bu düzenin filizlenmesi için herkesin ön yargılarını aşması, sorumluluk alması, demokratik siyasi bir kararlılık göstermesi kritik önemdedir. Hem ülkemizin hem de gelecek nesillerimizin hak ettiği barış, demokrasi ve refah düzeyine ulaşmak mümkündür. Barış, demokrasi ve refahı gerçekleştirmek ise tarihsel sorumluluğumuzdur! Biz barışa hazırız. Kimse demokrasiden, eşitlikten ve özgürlükten korkmamalıdır!”

Paylaşın

CHP’de Olağanüstü Kurultay: Kılıçdaroğlu’ndan “Aday Değilim” Açıklaması

CHP’de olağanüstü kurultay için geri sayım devam ederken, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in partiye kayyım atanacağı iddialarının önünü kesmek için 6 Nisan’da olağanüstü kurultay ilan etmesinin ardından parti kulisleri hareketli.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yeniden aday olacağı kurultayda, partinin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ya da işaret edeceği bir ismin aday olup olmayacağına ilişkin tartışmalar sürüyor.

Habertürk yazarı Muharrem Sarıkaya’ya konuşan Kılıçdaroğlu ise, “Aday mısınız?” sorusuna, “Hayır efendim. Ben aday değilim…” yanıtını verdi.

“Kurultaya gidecek misiniz?” şeklindeki soruya da cevap veren Kılıçdaroğlu, “Biliyorsunuz bir süredir Bayram dolayısıyla tatildeyim. Eğer davetiye geldiyse giderim. Ofiste olmadığım için davetiyenin gelip gelmediği hakkında da bilgim yok. Bir iki güne döneceğim, eğer davetiye gelmişse giderim” ifadelerini kullandı.

“Aday olmanız için imza toplayanlara kaç imza topladığınızı sorduğunuz, 400 civarında kaldığını öğrendiğinizde de 600’ü bulmaları halinde adaylığı düşüneceğinizi söylediğiniz ileri sürülüyor” şeklindeki soruya Kılıçdaroğlu, esprili bir dille yanıt verdi: “Az söylemişler. Madem istemişim niye az olsun, şöyle 750-800 olsaydı bari… Az demişler, 800’ü geçseydi…”

Kimsenin açıp kendisine sormadan hakkında yorumda bulunduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, “Herkes aday yapıyor ama ben aday değilim” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, olağanüstü kurultayla ilgili çok büyük bir beklentiye girilmemesi gerektiğini söyledi.

Olağanüstü kurultay kararının “kayyum” ihtimaline karşı alındığını anımsatan Bulut, “Burası baba ocağı, yüzde 5 imzayı bulan herkes aday olabilir” dedi.

Bulut, “Sosyal medya üzerinden doğru olmayan bilgilerin aktarılmasını da aday olmak isteyenlere de ‘vay niye aday oluyorsun’ denmesini de doğru bulmam. Biz her iki duruma göre de hazırlığımızı yapıyoruz” dedi.

Özel dışındaki bir ismin adaylığının CHP’nin birlik ve bütünlüğünü bozmayacağını vurgulayan Bulut, “Ama sosyal medya üzerinden parti içinde kavga varmış gibi göstermek, iktidarın ekmeğine yağ sürer” görüşünü dile getirdi.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nden Türkiye İle İş Birliğini Gözden Geçirme Kararı

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 23 Mart’ta tutuklanmasının ardından Türkiye’deki durum uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti.

Avrupa Birliği (AB) sözcüsü Markus Lammert, “Son dönemde yaşanan endişe verici gelişmeler nedeniyle, Türkiye ile olan ilişkilerimizi dikkatli bir şekilde yeniden değerlendirmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı. Ancak Lammert, Türkiye’nin stratejik açıdan önemli bir ortak olmaya devam ettiğini de vurguladı.

AB yetkilisi Lammert, “Türkiye’yi Avrupa değerlerine bağlı görmek istiyoruz” dedi ve “Hukukun üstünlüğü ile ilgili endişelerimizi dile getirmeye devam edeceğiz” diye ekledi.

Öte yandan Avrupa Konseyi Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi, seçilmiş belediye başkanlarının yaygın bir şekilde görevden alınmasını da içeren “demokratik gerileme” olarak nitelendirdiği durumun ardından Türkiye’ye bir inceleme heyeti göndermeye hazırlanıyor.

Avrupa Konseyi, 2016’dan bu yana görevden alınan ve yerlerine genellikle hükümet tarafından belirlenen kayyumların atandığı, çoğu muhalefet partilerinden 150’ye yakın seçilmiş belediye başkanıyla ilgili olarak geçen hafta acil bir oturum düzenledi.

Kongre Başkanı Marc Cools, İmamoğlu’nun tutuklanmasına ilişkin olarak, “Adaletle hiçbir ilgisi yok, her şey siyasetle ilgili,” dedi.

Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasına karşı Türkiye genelinde yüzbinlerce kişi haftalardır protesto gösterileri düzenlerken, AB, Ankara ile ilişkilerinde dengeli bir politika izlemeye çalışıyor. Bir yandan Avrupa devletleri Türkiye’den demokratik değerlere uyum sağlamasını talep ederken, diğer yandan ekonomik bağlarını güçlendirmeyi hedefliyor.

Perşembe günü, 6 yıl aradan sonra Brüksel ve Ankara arasında üst düzey ekonomi görüşmeleri gerçekleştirilecek. Bu toplantıya, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in de katılması bekleniyor.

Ancak bu görüşmeler, Türkiye’deki son gelişmelerin gölgesinde gerçekleşecek.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“Boykot” Çağrısı İçin Kim Ne Dedi?

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması sonrası sonrası CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaptığı boykot çağrısı, üniversite öğrencilerinin çağrısıyla yeni bir boyut kazandı.

Haber Merkezi / Başta CHP olmak üzere muhalefet partilerinin bir bölümü üniversite öğrencilerinin boykot çağrısına destek verirken, iktidar ve iş dünyasından boykot çağrısına sert tepkiler geldi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üniversite öğrencilerinin 2 Nisan’da tüketim yapmama yönündeki sosyal medya çağrılarına destek vereceğini açıkladı.

Özel, 1 Nisan akşamı yaptığı paylaşımda “Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum” dedi.

Boykot çağrılarına tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise ilk çağrıyı yapan Özgür Özel’i hedef aldı. Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

Özel’in geldiği noktanın siyasi muhalefet değil Türkiye’yi topyekun tehdit etmek olduğunu savunan Çelik, “CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük ‘siyasi fanatizm’ ve ‘sosyal bölücülük’ olarak kayda geçmiştir” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi de ‘boykot’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘Demokratik hak’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu? Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır.

Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘Boykotla değil, üretimle büyürüz!'”

Ticaret Bakanı Ömer Bolat da “Boykot çağrısı yapanlara karşı ticaretinde maddi kaybı olanların tazminat davası açabileceğini” söyledi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan da, “Sokak ve boykot çağrıları ile toplumsal huzuru ve ekonomik istikrarı hedef alan bir muhalefet kaybetmeye mahkumdur” açıklaması geldi.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ise, “İstihdam oluşturan girişimcilerimizin ve sanayicilerimizin ekmeğiyle, helal kazancıyla oynamaya çalışanlar asla amacına ulaşamayacaktır” ifadesini kullandı.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, “Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerin hedef haline getirilmesi ve boykot yanlış. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalı” dedi.

Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın, “Süreci bu boyuta çekmek, ülke ekonomisini hedef almak bir duruş değil aksine akıl tutulmasıdır” dedi. Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bu ekonomik zorlukta müşterisine hizmet etmeye çalışan esnaf ve sanatkara destek olunması gerektiğini” söylerken “ticaret durdurulmamalı” çağrısı yaptı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Türkiye’nin yerli ve bağımsız ekonomisinin ürünü ve istihdam kaynağı olan şirketlerine saldırılamaz” dedi. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı, boykot çağrılarının “Yerli ve milli sermayeyi zayıflatmaya ve küresel sermayeye alan açmaya yönelik açık bir girişim” olduğunu savundu.

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, “Ülkemizde ticari hayatı sekteye uğratacak, üretim hayatında olumsuz sonuçlar doğuracak çağrılar konusunda dikkatli ve duyarlı olunmalıdır” dedi.

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) ise boykota destek açıklaması yaptı.

RTÜK Başkanı Şahin’den medyaya “boykot” uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Ebubekir Şahin, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Millî ekonomiyi hedef alan boykot çağrılarıyla, Türkiye’nin değerleri ve kazanımları sarsılmaya çalışılmaktadır. Ancak bu büyük millet; kendi emeğine, üretimine ve değerlerine sahip çıkmaya devam edecektir. Toplumda itibar kaybeden bazı çevrelerin, manipülatif söylemlerle birlik ve beraberliğimizi zedeleme çabaları asla amacına ulaşamayacaktır.

Millî ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz. Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır. Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkûmdur.”

Soruşturma başlatıldı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak öğrencilerin başlattığı 2 Nisan Çarşamba gününe yönelik ekonomik boykot kampanyası hakkında Salı günü akşam saatlerinde soruşturma açıldığını duyurdu.

Yazılı açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda ‘boykot’ çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik re’sen ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlarından soruşturma başlattı” ifadelerine yer verildi.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den “Boykot” Açıklaması: Listemizin Arkasındayız

CHP Lideri Özgür Özel, genel boykot çağrılarına ilişkin yaptığı açıklamada, “Boykot bir anaysal haktır. Yapan yapar, uyan uyar. Biz Saraçhane’deki listemizin arkasındayız” dedi ve ekledi:

“Biz bugün kendi ilan ettiğimiz boykotun dışında 301 öğrenci arkadaşımızın tutuklu olması dolayısıyla üniversite öğrencilerinin bugün yaptığı boykot çağrısına destek verdi. ‘Bizim için birgün’ dediler biz de destek verdik. Bugün ne sonuç alınacak her beraber göreceğiz. Biz boykotyap.net’i takip edelim.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da usta sanatçı Volkan Konak’ın cenaze töreninin ardından basın mensuplarına konuştu.

BirGün’ün aktardığına göre; Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Özel, Volkan Konak hakkında rezil sözler sarf eden Çatalca Müftüsü’ne tepki gösterirken AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Sen bi koltuğu işgal ediyorsun ama iktidarda değilsin. Alma o herifi (Çatalca Müftüsü) görevden. Alma ki ona bakan seni görsün. Ölünün arkasından konuşan birini görsün” sözleriyle yüklendi.Boykot çağrısını yayanlar hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin bir soruyu yanıtlayan CHP lideri, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı iyice endazeyi kaçırdı, şuurunu kaybetti. Ne yaptığı belli değil. Boykotun bir anayasal hak olduğu net. Bu boykotu Türkiye siyasetine yakın dönemde en çok taşıyan parti AK Parti” dedi.

Bugün yapılan genel boykot hakkında da konuşan Özgür Özel, şunları söyledi: “Boykot bir anaysal haktır. Yapan yapar, uyan uyar. Biz Saraçhane’deki listemizin arkasındayız. Biz bugün kendi ilan ettiğimiz boykotun dışında 301 öğrenci arkadaşımızın tutuklu olması dolayısıyla üniversite öğrencilerinin bugün yaptığı boykot çağrısına destek verdi. ‘Bizim için birgün’ dediler biz de destek verdik. Bugün ne sonuç alınacak her beraber göreceğiz. Biz boykotyap.net’i takip edelim.

Bu bir sürekli boykot kararı değil. Sürekli boykot yaptığımız, başta Doğuş Grubu olmak üzere. A Haber, CNN ve yandaş kanallar ile bu kanalların sahipleri. Örneğin Demirören Grubu. Biz ATV’yi boykot ediyoruz. ATV’nin elinde olmayan bir yerden maçı açar dinleriz. Biz bu akşam Fenerbahçe-Galatasaray maçını izlemek için ATV’ye bakmayacağız tabii ki. Çok izlenirse çok kazanacaklar. Ekrem Başkan’a bu kadar iftiralar atan, her fırsatta bize küfredenlerin reytinglerini güçlendirmek istemiyoruz. Bu akşam ATV’ye reklam veren firmaların da gönlümüzde yeri olmayacak. Dün akşam boykota karşı cumhurbaşkanı yardımcısı, bakanlar, TOBB Başkanı olmadık açıklamalar yaptılar. AK Parti’nin fişlemelerinin tamamını Saray’ın önünde bidonla yakarım. O fişlemelerin hepsini bulacağım Saray’ın önünde gençlerle yakıp kutlayacağız. Kimse korkmasın. Bugünkü sistemin aparatları korksun. Hepsiyle hesaplaşacağız.”

Sosyal medya hesabından boykota destek verdiği için rol aldığı ‘Teşkilat’ dizisinden çıkartılan Aybüke Pusat’a destek veren Özel, açıklamalarına şöyle devam etti: “Aybüke Pusat’ın hemen bugün ekmeğiyle oynamışlar. Bizzat ben sahip çıkacağım. Hangi dizide oynarsa rekorlar kırdırtacağız. Onlara sahip çıkmak bizim işimiz. Psikolojik üstünlük artık bugünün muhalefetinde, yarının iktidarındadır. Ahlaki üstünlük zaten bizde. Psikolojik üstünlük bizde. Bugün boykota katılırız, yarın yine o esnafın gönlünü alırız. Çoğunluk enerjisi bizde, bütün muhalefette. Bu iktidara yol görünmüştür, geri sayım başlamıştır. Bugünkü iktidar sahipleri 19 Mart’tan beri cuntanın başı.”

“Biz makul ve haklı çoğunluğuz”

Son olarak dün telefonla katıldığı yayında boykot çağrısı yapanlar için ‘azgın azınlık’ diyen Ticaret Bakanı Ömer Bolat’a da yanıt veren Özel, “Azgın azınlık sizsiniz. Bir avuçsunuz. Siz ikinci parti olmuştunuz. Son anketlerde fark da açılıyor. Daha da beter olacaksınız. Azgın azınlık, bükemediği bileği kırmaya çalışan bir ekiple karşı karşıyayız. Biz makul ve haklı çoğunluğuz” diye konuştu.

Paylaşın

İçişleri Bakanı Yerlikaya’dan “Boykot” Paylaşımı: Darbe Girişimi

Sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yapan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir!” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla başlayan protestoları destekleyenler bugün ülke genelinde boykot çağrısı yaptı.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, sosyal medya hesabı üzerinden ekonomik boykot çağrısı hakkında paylaşım yaptı. Yerlikaya, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:

“Şimdi de ‘boykot’ diyorlar. Peki kim, kimi boykot edecek? Milletimiz; kendi esnafını, çiftçisini, yerli ve milli ürünlerini, üreticilerini, öz sanayisini boykot edecek, öyle mi? ‘Demokratik hak’ kalkanı gölgesinde istenen bu mu? Unutulmasın ki, bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır.

Bu boykot çağrısı, binlerce insanın ekmeğiyle oynamak demektir! Bu çağrı milli ekonomimize suikasttır! Kendi insanımızın ekmeğini küçültmektir. Ekonomimize bir darbe girişimidir! Oysa biz ‘Boykotla değil, üretimle büyürüz!'”

Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı. Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

RTÜK Başkanı Şahin’den “boykot” uyarısı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, “boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanal ve yayınların takip edildiğini” belirterek “Gereği yapılacak” dedi. Sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Şahin, boykot çağrılarıyla “Türkiye’nin değer ve kazanımlarının sarsılmaya çalışıldığını” savunarak, şöyle dedi:

“Boykot çağrısında bulunan, boykota destek veren kanallar ve yayınlar izleme değerlendirme uzmanlarımızca takip edilmekte olup, gereği yapılacaktır. Milletimizin ortak değerlerine zarar vermek isteyenler, her zaman kaybetmeye mahkumdur.”

Ebubekir Şahin mesajında, “Milli ve manevi hassasiyetlere saygılı yayıncılığı teşvik etmeye devam edecek, ülkemizin güçlü medya yapısını koruma kararlılığımızı sürdüreceğiz” ifadelerini de kullandı.

RTÜK geçtiğimiz günlerde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasıyla başlayan protesto gösterilerini canlı yayınlarla aktardıkları gerekçesiyle Sözcü TV, Halk TV, NOW TV ve Tele1 kanallarına para cezasından ekran karartmaya uzanan cezalar vermişti.

Paylaşın

Sosyal Medyada “Boykot Çağrısı Yapanlar” Hakkında Soruşturma

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ekonomik boykot kampanyası hakkında soruşturma açıldığını duyurdu. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı.

Haber Merkezi / Ömer Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, ilk olarak öğrencilerin başlattığı 2 Nisan Çarşamba gününe yönelik ekonomik boykot kampanyası hakkında Salı günü akşam saatlerinde soruşturma açıldığını duyurdu.

Yazılı açıklamada, “İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, sosyal medya yayın organlarında halkın bir kesiminin ekonomik etkinlikte bulunmasını engellemeye yönelik, kamuoyunda ‘boykot’ çağrıları olarak bilinen ayrıştırıcı söylemler ve bu söylemleri yayan şahıslara yönelik re’sen ‘nefret ve ayrımcılık’ ile ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ suçlarından soruşturma başlattı” ifadelerine yer verildi.

Boykot çağrılarına tepki gösteren AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise ilk çağrıyı yapan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i hedef aldı. Çelik, sosyal medya paylaşımında “Özgür Özel’in Türkiye’nin kazanımlarına zarar vermek için yürüttüğü faaliyet sadece kendisine zarar verecektir. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” ifadelerini kullandı.

Özel’in geldiği noktanın siyasi muhalefet değil Türkiye’yi topyekun tehdit etmek olduğunu savunan Çelik, “CHP’nin tüm dinamiklerini esir alarak kurultayda kendi genel başkanlığını korumak için toplumsal ve ekonomik hayatı hedef almaktadır. Özgür Özel’in yeteneksiz siyasi performansı, siyasi tarihimizdeki en büyük ‘siyasi fanatizm’ ve ‘sosyal bölücülük’ olarak kayda geçmiştir” ifadelerini kullandı.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, üniversite öğrencilerinin 2 Nisan’da tüketim yapmama yönündeki sosyal medya çağrılarına destek vereceğini açıklamıştı.

Özel, 1 Nisan akşamı yaptığı paylaşımda “Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum” demişti.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Özgür Özel, 22 Mart’ta yaptığı açıklamada, protestoları haberleştirmeyen medyayı eleştirerek bunun devam etmesi durumunda “tüketimden gelen güçlerini” kullanacaklarını söyledi ve boykot sinyali vermişti:

“Bana diyor, çok telefon geliyormuş yukarıdan. Aşağıdan telefon getireceğim size, aşağıdan, milyonlardan, 10 milyonlardan. Sizi izleyenlerin yüzde 70’i bize oy veriyor. Ya tarafsız olun ya bundan sonra karşı tarafınızdayız.”

Bu açıklamadan iki gün sonra da Özgür Özel, bazı şirketlerin adını açıklayarak bu şirketlere boykot çağrısı yaptı.

Özel’in boykot çağrısı yaptığı şirketlerin isimlerinin yer aldığı boykotyap.com sitesi iki gün yayında kaldıktan sonra engellendi. Bunun üzerine boykotyap.net sitesi açıldı.

Paylaşın

Reuters’dan “Süreç” Analizi: İmamoğlu’nun Tutuklanması Kürtlerin Güvensizliğini Körükledi

Birleşik Krallık merkezli Reuters, Abdullah Öcalan’ın PKK’ya yaptığı silah bırakma çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin yayınladığı analizde, İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında güvensizliği derinleştirdiği ifadelerine yer verdi.

Analizde ayrıca, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığı kaydedildi. Analiz yazısında, Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu da ifade edildi.

Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı, Türkiye’deki son siyasi gelişmeleri ele alan analizinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının Kürtler arasında barış sürecine yönelik güvensizliği derinleştirdiğini bildirdi. Ajansın değerlendirmesinde, Erdoğan’ın başlıca siyasi rakibine yönelik yaptırımları ile PKK’nın silah bırakma çağrısı sonrası atılacak reformlara dair belirsizliğin, Kürt toplumunda endişelere yol açtığı vurgulandı.

Analizde, İmamoğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla tutuklanmasının Türkiye’de son on yılın en büyük protesto dalgasını tetiklediği belirtilirken, özellikle Kürt nüfusun yoğun olduğu güneydoğu bölgesinde yapılan görüşmelerde barış umutlarından çok şüphelerin öne çıktığı aktarıldı. DEM Parti Milletvekili Cengiz Çandar’ın “Bir mayın tarlasına giriyoruz. Her şey rayından çıkabilir ve başarısızlıkla sonuçlanabilir” şeklindeki uyarısına yer verildi.

Hükümet somut bir reform planı paylaşmadı

Reuters, DEM Parti’nin Abdullah Öcalan’la İmralı Cezaevi’nde üç kez görüştüğünü ancak hükümetin somut bir reform planını paylaşmadığını kaydetti. Erdoğan’ın “Silahsızlanma sonrası demokratik alan doğal olarak genişleyecek” açıklamasına rağmen net adımların belirsizliğini koruduğu ifade edildi.

Ajans, barış sürecinin başarısız olması halinde Güneydoğu Anadolu’da ekonomik ve sosyal sorunların derinleşebileceği ve 40 binden fazla kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yeniden alevlenebileceği uyarısında bulundu. Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındığı, AK Parti yetkililerinin ise barış süreciyle ilgili açıklamaların Cumhurbaşkanı’nın yetkisinde olduğunu belirttiği aktarıldı.

Reuters analizinde, PKK’nın silah bırakma çağrısıyla başlayan sürecin Ortadoğu’daki diğer gerilimlerin hafiflemesine de katkı sağlayabileceği, ancak İmamoğlu’nun tutuklanması gibi gelişmelerin bu süreci kırılgan hale getirdiği değerlendirmesi yapıldı.

Paylaşın