Kaftancıoğlu: 28 Mayıs, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Varlık Ve Yokluk Seçimi Olacak

CHP İstanbul İl Başkanı Kaftancıoğlu, “Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız” dedi ve ekledi:

“28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, Fox TV’de İlker Küçükkaya’nın, “Çalar Saat” programında 14 Mayıs seçim sonuçlarını ve cumhurbaşkanlığı seçimnin ikinci turundaki Millet İttifakı’nın yol haritasını değerlendirdi.

Kaftancıoğlu’nun açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Kökünü Kuva-yi Milliye’den alan CHP ve Millet İttifakı’na ‘teröristlerle iş tutuyor’ diye bütün medya organlarıyla kara propaganda yaptılar. Teröristlerle, kadınları sahiplenecek mal gibi gören, domuz bağıyla kadınları öldüren, üzülerek söylüyorum, neredeyse Afganistan örneğini birebir yaşayacağız gelecekte, o tehlikeyi vatandaşlara anlatacağız.

28 Mayıs’taki seçimler Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin varlık ve yokluk seçimi olacak. Vatandaşın ferasetine güveniyoruz. ‘Vatandaşın ferasetine güveniyorsunuz, ama sandıkta neden sonuçlar böyle çıkıyor’ derseniz, bizim vatandaşımıza ulaşacak bir örgütümüz var, sınırlı medya kuruluşumuz var.”

Yeni Şafak’ta PKK’nın üst düzey yöneticisi Duran Kalkan’ı yayınlanıyor, terör örgütü propagandası yapıyor, sonra ‘CHP teröristlerle iş birliği yapıyor’ deniliyor. Hadi oradan derler adama. Seçimi vatandaşlar için değil, kendi bekaları için kazanmak için terör örgütü propagandası yapan, terör örgütlerini Meclis’e sokan iktidardaki bir kötülük anlayışı var.”

Kemal Kılıçdaroğlu’nun sosyal medyada böyle şeyler dolaşmaya başladıktan sonra, ilk attığı tweet’lerden biri buydu: ‘Lütfen deprem bölgesi insanımıza söyleyeceğimiz her şeyde, 10 düşünelim 1 diyelim. Hiçbir siyaset o insanların kalbini kırmaya değmez. Her bir vatandaşımız, hele hele depremzedelerimiz, politik tercihi ne olursa olsun benim başımın üstündedir.

14 Mayıs’ta seçim bitsin de 15 Mayıs’ta depremzedeler için ne yapabileceksek yapabilelim istedim. Yakınlarını kaybetmiş, travma yaşamış vatandaşlarımıza laf etmek kimin haddine. Asla kabul edilemez. Tekirdağ Belediyesi’ne dair de bilgilendirme yapayım. Belediyelerimiz depremzedelere geçici konaklamalar sağladılar. Bir yerde konaklatıldıklarında ne kadar kalacaklarını biliyordu.

İlk başta 1 ay konaklama sunuldu, ‘3 ay konaklama sunabiliriz’ diyen belediyeler oldu. İzmir belediyemiz vatandaşlarımızın da desteğiyle bir kampanya yaptı, 1 yıllık kira ödeme imkanı sağladı. Farklı belediyelerde farklı süreçler işletildi. Tekirdağ Belediyesi’nin açıklamasıyla sosyal medya paylaşımlarını bir araya getirdiler, kara propaganda yaptılar. Depremzede vatandaşlarımıza o bölgeye ücretsiz konut yapacağımızı duyuramamışız.”

Paylaşın

Babacan Gençlere Seslendi: Özgür Ve Zengin Yarınları Beraber İnşa Edelim

Sosyal medya hesabından gençlere seslenen DEVA Lideri Babacan, “Kutuplaşmış bir iklimde, mahalle duvarlarını artık yıkmak istediğinizi, ayrımcılığı istemediğinizi anlatın. Türkiye’den vazgeçmediğinizi fakat kalmak için mümkün olan taleplerinizi anlatın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Adaletin, hakkın, fırsat eşitliğinin ne denli hayati olduğunu anlatın. Geçmişin hayaletlerinin korkusu yüzünden sizlerin bugününüzün nasıl zarar gördüğünü anlatın. Öfkeyle parmak sallayan siyasetin size son 5 senede kaybettirdiklerini anlatın. Varsa, ülkemizden giden arkadaşlarınızı anlatın. Canları yana yana yabancı ülkelerde yaşadıklarını anlatın. Tüm bunları ancak sizinle birlikte anlatabiliriz.”

Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü: Çünkü bizler bazı evlerdeki TV’lerde hiç yer bulamıyoruz. O evlerde bizim sesimiz olun. Biliyorum, sizin aklınız ve desteğiniz bizimle olduktan sonra bugünkü iktidarın arka bahçesi olmuş kanallara ihtiyacımız yok. Hadi, anlatmaya başlayalım. Türkiye’den vazgeçmeyen inadınızla, özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim.

Millet İttifakı’nda yer alan Demokrasi ve Atlımı (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabı üzerinden gençlere seslendi. Babacan şunları söyledi:

“Genç arkadaşlarım merhaba, Biliyorum her yerde siyaset görmekten ve size seslenen siyasetçilerden yoruldunuz. Ama ben bugün sizlerden oy istemeyeceğim. Siz zaten çok daha fazlasını yapıp yılmadan sandıklarda mücadeleye devam ettiniz. Bugün başka bir şey konuşacağız. Anne, babalarınızı, aile büyüklerinizi konuşacağız. Sizden ricam onlarla konuşun.

Kutuplaşmış bir iklimde, mahalle duvarlarını artık yıkmak istediğinizi, ayrımcılığı istemediğinizi anlatın. Türkiye’den vazgeçmediğinizi fakat kalmak için mümkün olan taleplerinizi anlatın. Adaletin, hakkın, fırsat eşitliğinin ne denli hayati olduğunu anlatın.

“Özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim”

Geçmişin hayaletlerinin korkusu yüzünden sizlerin bugününüzün nasıl zarar gördüğünü anlatın. Öfkeyle parmak sallayan siyasetin size son 5 senede kaybettirdiklerini anlatın. Varsa, ülkemizden giden arkadaşlarınızı anlatın. Canları yana yana yabancı ülkelerde yaşadıklarını anlatın. Tüm bunları ancak sizinle birlikte anlatabiliriz.

Çünkü bizler bazı evlerdeki TV’lerde hiç yer bulamıyoruz. O evlerde bizim sesimiz olun. Biliyorum, sizin aklınız ve desteğiniz bizimle olduktan sonra bugünkü iktidarın arka bahçesi olmuş kanallara ihtiyacımız yok. Hadi, anlatmaya başlayalım. Türkiye’den vazgeçmeyen inadınızla, özgür ve zengin yarınları beraber inşa edelim.”

Paylaşın

Türkiye’den ABD’ye “Kıbrıs” Tepkisi

Dışişleri Bakanlığı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) donanmasına ait bir denizaltının ardından USS Arleigh Burke muhribinin Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yer alan Limasol limanını ziyaret etmesine tepki gösterdi.

Haber Merkezi / Dışişleri Bakanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklamada, “Denge bozucu adımlar çözümü engellemektedir” ifadelerine yer verildi. Açıklamada Türkiye’nin Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunduğu hatırlatılarak “her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarının kararlılıkla savunmaya devam edileceği” vurgulandı.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin USS Arleigh Burke isimli muhribinin bir Güney Kıbrıs limanına demirlemesine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı’nın, ABD’ye ait USS Arleigh Burke isimli muhribin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) limanlarından birine demirlemesi hakkında yaptığı açıklamayı güçlü bir şekilde destekliyoruz.

KKTC ile birlikte defaatle vurguladığımız üzere, ABD’nin bölgede Kıbrıs Türk tarafının hilafına attığı denge bozucu adımlar, bu ülkenin Ada’da uzun yıllar boyunca sürdürdüğü tarafsız konumunu zedelemekte ve Kıbrıs’ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir çözümün önünde engel oluşturmaktadır. ABD’yi bu politikalarını gözden geçirmeye davet ediyoruz.

Kıbrıs’ta garantör devlet konumunda bulunan Türkiye’nin her şart ve koşulda Kıbrıs Türklerinin meşru hak ve çıkarlarını savunmayı kararlılıkla sürdüreceğini yeniden vurgulamak istiyoruz.

“ABD açıkça taraf tutuyor”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetinin (KKTC) Dışişleri Bakanlığı konuyla ilgili dün yaptığı açıklamada, Doğu Akdeniz’de görev yapan ABD 6. Filosuna bağlı USS Arleigh Burke’nin yanı sıra kısa süre önce de USS San Juan isimli saldırı denizaltısının aynı limana uğradığına işaret edildi.

Açıklamada, “Amerikan Donanmasına ait savaş gemilerinin kısa bir süre içinde iki kez adaya intikal ettirilmesi, ABD’nin Ada’daki dengeleri gözetmemesinin ve açıkça taraf tutmasının yeni bir örneğidir. ABD’nin olayın vahametini örtbas etmek için kullandığı sözde ‘ortaklık’ ve ‘planlı ziyaret’ gibi basitleştirilmiş gerekçeler de inandırıcılıktan uzaktır” ifadelerine yer verildi.

KKTC açıklamasında “ABD’nin, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’ne uyguladığı silah satışı yasağını 2022 yılında tamamen kaldırdığı ve müteakip olarak askeri iş birliğini ileriye taşıyarak Rum tarafını ABD Savunma Bakanlığı bünyesindeki Ulusal Muhafızlar Bürosu Eyalet Ortaklığı Programına dahil ettiği” de hatırlatıldı.

Açıklamada, ABD’nin Rum yönetimine yönelik güçlenen askeri desteği karşısında “Kıbrıslı Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla atılması gereken tüm adımların, her zaman olduğu gibi Anavatan Türkiye ile birlikte atılmaya devam edileceği” vurgulandı.

Paylaşın

28 Mayıs Seçimi: Millet İttifakı Stratejisini Belirledi

Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti , DEVA Partisi, Gelecek Partisi, İYİ Parti ve Saadet Partisi’nden oluşan Millet İttifakı, CHP Genel Merkezi’nde yaptığı toplantıda Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimi için stratejisini belirledi.

Milletr İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, kampanyasında, Cumhur İttifakı’nın “terörle yan yanalar” algısını kırmak için mücadele verecek.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre, ilk turda “pozitif kampanya” yürüten Kılıçdaroğlu, “terörle mücadele” konusunda daha somut ve net mesajlar verecek, kampanya dilini sertleştirecek.

Cumhur İttifakı’nın Meclis’te çoğunluğu sağlaması ile “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine de karşı söylem geliştirildi.

Saha çalışmalarında Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılacak ve Meclis’in “denge-denetleme” işlevine vurgu yapılacak.

Altılı Masa CHP Genel Merkezi’nde toplandı

Millet İttifakı’nın liderleri İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ve Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, ittifakın Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde, ikinci tur seçim kampanyasının stratejisine son biçimini vermek için CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Liderler, geçmişteki toplantıların tersine, bu kez medyaya görüntü vermedi, garaj girişini kullanmayı tercih etti.

Toplantıdan tek kare fotoğraf paylaşılırken, herhangi bir açıklama yapılmadı.

Yaklaşık 3 saat süren toplantıda, parlamento seçimlerine ilişkin sonuçlar değerlendirildi, ikinci tur seçim kampanyası stratejisini netleştirildi.

İkinci turun kampanya hedefleri

Kulislere yansıyan bilgilere göre kampanya sürecinde hedef, Erdoğan’ın “terör söylemi” nedeniyle Millet İttifakı’na oy vermekten kaçınan “milliyetçi seçmeni ikna” ve ilk turda oy kullanmayan yaklaşık 8,5 milyon seçmenden bir bölümünü sandıkla buluşturma olarak belirledi.

Altılı Masa, Erdoğan’ın ilk turda yarışı önde bitirmesinde en önemli etken olarak, “teröristlerle işbirliği yapıldığı ve seçim kazanılırsa Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılacağı” yönündeki söylemin bir kısım seçmende karşılık bulmasını gösteriyor.

İttifak bu söylemi “dezenformasyon” olarak nitelendiriyor.

Seçim sürecinde sahada karşılaşılan en büyük zorluk olarak da, Erdoğan’ın “kurgu videolarl”a oluşturduğu bu algının kırılamaması, bir kısım seçmenin adeta “perdelerini kapatıp, kendilerini dinlememesi” işaret ediliyor.

CHP kurmayları, Erdoğan’ın “terör söyleminin” bu kadar etkili olmasını ise “Bu iletişim dili çok önceden başlanmış, iyi hazırlanmış ve çalışılmış. Devletin valisi, kaymakamı dahi bir şekilde bu projenin içinde olmuş görünüyor. Hemen her kesimden, aynı ifadelerle bizi terör üzerinden itham etmenin başka izahı yok” ifade ediyorlar.

‘Negatif kampanya’ yürütülecek

Bu saptamalar doğrultusunda, “iftira” olarak nitelendirilen bu algıyı kırmak ve milliyetçi seçmeni ikna etmek için “negatif kampanya”  olarak nitelendirilen bir kampanya stratejisi benimsendi.

Erdoğan’ın ikinci tur sürecinde de yine “terör söylemi” üzerinden seçmeni konsolide edeceği değerlendirmesi yapılarak, bu iddialara karşı somut belge ve görüntülerle karşılık verilmesi görüşü öne çıktı.

Bu çerçevede, Cumhur İttifakı’nın 2019 yerel seçimleri öncesi muhalefete destek verilmemesi için “Abdullah Öcalan’ın mektubunu” kampanyasında kullanması, Osman Öcalan’ın TRT’ye çıkarılması, HÜDA PAR’ın Hizbullah’la ilişkisi, AKP iktidarının çözüm sürecindeki yanlış politikalarına vurgu yapacak mesajlar ve görseller paylaşılacak.

‘Karar Ver’ sloganı

İkinci tur kampanyasının ana sloganlarından birisi ise “Karar Ver” olarak belirledi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da göçmen politikasına ilişkin görüşlerini anlattığı sosyal medya paylaşımını da “Karar Ver” başlığıyla yaptı.

İttifakın seçim stratejisinin ikinci ayağını ise sandığa gitmeyen veya iki kesimi de protesto edip Sinan Oğan’a oy veren seçmeni ikna etmek oluşturacak.

Bu çerçevede, ikinci tur seçimin bir “final olacağı” vurgusu yapılarak, seçmenin “Özgür, adil bir Türkiye” ile “baskıcı bir rejim” arasında tercih yapmak durumunda kalacağı belirtilerek, “Karar Ver” sloganı ile seçmeni sandığa götürme stratejisi izlenecek.

Cumhur İttifakı, 14 Mayıs seçimlerinde Meclis’te çoğunluğu sağlamanın avantajıyla ikinci tura gidecek. Konuşmalarında buna sık sık vurgu yapan Erdoğan’ın, “Kılıçdaroğlu gelirse istikrarsızlık olur” söylemine karşı ise Cumhurbaşkanı’nın geniş yetkileri ön plana çıkarılarak, parlamentonun “denge-denetleme” işlevini üstleneceği vurgusu ön plana çıkarılacak.

Meclis’in gensoru, güven oylaması yetkileri olmadığı için yürütmede istikrarsızlık yaşanma riski olmadığı anlatılacak.

Liderler sahada ayrı ayrı çalışacak

Edinilen bilgiye göre Millet İttifakı liderleri sahada ayrı ayrı bölgelerde çalışma yürütecek, büyük mitingler düzenlenmeyecek.

Başta deprem bölgesi olmak üzere sahada farklı toplum kesimleri, kanaat önderleri, sivil toplum örgütleri, esnaf ziyaretleri gibi yüz yüze ve dar kapsamlı toplantılar yapılacak.

Sandık güvenliğini sağlamada parti yöneticileri görev alacak

14 Mayıs seçimlerinden sonra kamuoyunda en çok tartışılan konulardan birisi “seçim güvenliği” oldu.

Muhalif seçmenin Yüksek Seçim Kurulu’na olan şüpheli bakışı ve “Oylarımız çalınıyor” endişesi nedeniyle ikinci turda bu kuşkuyu ve riski ortadan kaldırmak için ekstra önlem alınması benimsendi.

Bu çerçevede, 28 Mayıs gecesi, parti yöneticileri, milletvekilleri, parti örgütlerinin temsilcilerinin, oy sayım işlerinin sürdüğü süreçte sandık başında olması planlandı.

‘Mücadeleye devam, buradayız’

Öte yandan yönetimi, ikinci tur seçim için yapılacak çalışmalara ilişkin bir genelgeyle görevlendirme yaptı.

CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve Örgütlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı imzasıyla CHP Meclis Grup Başkanlığı tarafından milletvekillerine gönderilen ve “Mücadele devam. Buradayız” başlıklı genelgeye göre, 26, 27 ve parlamentoya yeni giren 28’inci dönem milletvekilleri görevlendirildikleri illerde saha çalışması yürütecek.

Belediye başkanları kendi bölgelerinde çalışacak. İl başkanlarının koordinasyonunda, kadın ve gençlik kollarının katılımıyla saha çalışması yürütülecek.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “28 Mayıs” Paylaşımı: Seçim Değil, Referandum

28 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin açıklamada bulunan GP Lideri Davutoğlu, “Bu anlamlı günde hepimiz bir kez daha düşünmek zorundayız. Gelecek nesillere borcumuz bu. Vereceğiniz oylarla bir cumhurbaşkanını bir ittifak partisini seçmiş olmayacaksınız. Bu oylarla referandum mahiyetinde bir evet ya da hayır diyeceksiniz. Bir evet hayır oylaması karşısındayız” dedi.

Haber Merkezi / Davutoğlu, açıklamasının devamında, “Erdoğan, Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı, Cumhur İttifakı tercihinden çok öte bir meseleyle karşı karşıyayız. Bu bir seçim değil bu bir referandum. Eğer var olan iktidarın devam etmesini istiyorsanız var olan yanlışları kabul ediyorsunuz demektir. Eğer topluma yeni bir şans imkanı sunmak istiyorsanız statükoya karşı değişimi savunacaksınız.” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Ahmet Davutoğlu, sosyal medya hesabından bir video paylaştı. Davutoğlu, “28 Mayıs bir seçim mi, yoksa referandum mu?” notunu düştüğü videosunda şunları söyledi:

“Bu 10-11 günde hepimiz bir kez daha düşünmekle sorumluyuz. Neden referandum biliyor musunuz? Gelecek hafta vereceğiniz oylarla sadece bir cumhurbaşkanı seçmiş olmayacaksınız, bir ittifak partiler gurubunu seçmiş olmayacaksınız. Bu oylarla aslında bir referandum mahiyetinde bazı şeylere ‘evet’, bazı şeylere ‘hayır’ diyeceksiniz.

En temel soru şu: Son 5 yıl içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yaşadıklarınızı ve bu yaşadıklarınız üzerine oluşan statükoya ‘evet’ mi diyeceksiniz, yoksa oyunuzu yeni bir başlangıç için mi kullanacaksınız? Yani bir ‘evet’, ‘hayır’ oylamasıyla karşı karşıyayız.

Mesela şekilde dini değerlerimize saygı uyguladığını söyleyen ama özde bu dini değerlere zarar veren bir yönetim biçiminin, bir zihniyetin hakim olmasını mı istiyorsunuz; yoksa riyakar bir dindarlığa karşı samimi bir dindarlığı öne çıkaran yeni bir toplumsal kültür mü istiyorsunuz?

Mesela bir gün Kırmızı Bülten’le aranan bir PKK liderini, teröristi ekranlara çıkara, ertesi gün de terörle mücadele ettiğini söyleyen riyakar bir siyaset mi istiyorsunuz; yoksa demokratik hukuk devleti kuralları içinde insan hak ve özgürlüklerine saygılı ve gerçek anlamda terörle mücadele eden demokratik bir anlayış mı istiyorsunuz?

Doğrudan ya da dolaylı torpil sisteminin işlediği, akraba kayırmacılığının yürüdüğü bir mülakat sistemini mi istiyorsunuz; yoksa bütün vatan evlatlarının eşit şartlarda yarıştığı bir liyakat sistemi mi?

İşte yol ayarımı burada. Erdoğan-Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı-Cumhur İttifakı tercihlerinin çok ötesinde bir meseleyle karşı karşıyayız. Bu bir seçim değil. Net ve açık söylüyorum, bu bir referandumdur. Eğer var olan iktidarı onaylarsanız bütün bu yanlışların, hastalıkların devam etmesini kabul ediyorsunuz demektir. Eğer topluma yeni bir şans, yeni bir başlangıç imkanı sunmak istiyorsanız işte o zaman statükoya karşı değişimi savunacaksınız.

Statüko mu, değişim mi? Çürüme mi, yeni bir başlangıç mı? Ya ‘Bismillah’ diyerek yeni bir başlangıca, yeni bir hale bürüneceğiz ya da Allah muhafaza Al Bayrağımızı, vatanımızı devletimizi, milletimizin birliğini tehdit eden kurumsal çürümeyi güç yozlaşmasıyla pekiştiren otoriter yolsuzluk düzeninin çöküşüyle karşı karşıya kalacağız.”

Paylaşın

Millet İttifakı’nın “Strateji” Toplantısı Sona Erdi

Millet İttifakı’nda yer alan altı siyasi partinin genel başkanları, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ev sahipliğinde bir araya geldi. Yaklaşık 3 saat süren toplantı basına kapalı gerçekleştirildi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı ve Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Millet İttifakı Liderleri Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile CHP Genel Merkezi’nde bir araya geldi.

Yaklaşık 3 saat süren toplantı basına kapalı düzenlenirken, 14 Mayıs seçimlerinin sonuçları ile 28 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci tur stratejisi ve kampanya çalışmalarının görüşüldüğü toplantıya ilişkin ortak açıklama yapılması bekleniyor.

Paylaşın

Türkiye’deki Pasaport Fiyatları AB Ülkelerini Solladı

Türkiye’deki pasaport fiyatları Avrupa Birliği (AB) ülkelerini solladı. Türkiye’de 1 yıllık pasaport 1008 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli ödemek gerekiyor.

10 yıllık pasaportlardaysa bu rakam 3 bin 295 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli olarak belirlenmiş durumda.

Pasaport fiyatlarının en yüksek olduğu ülkeler belli oldu.

Sigorta firması William Russell’ın açıkladığı verilere göre vatandaşlarına en yüksek fiyattan pasaport veren ülke Avustralya olurken, Türkiye listede 10. sırada yer aldı.

230 dolarlık fiyatla listebaşı olan Avustralya’yı, 170 dolarla Meksika ve 140 dolarla İsviçre takip etti.

İtalya’nın 135 dolarla dördüncü, ABD’nin 130 dolarla beşinci olduğu listede, Yeni Zelanda 128 dolarla altıncı sırada yer aldı.

Pasaport için vatandaşlarından 127 dolar isteyen Şili yedinci, 125 dolar pasaport ücretinin olduğu Kanada sekizinci olurken, 115 dolara pasaport veren Japonya ve 110 dolara pasaport veren Türkiye de ilk 10’da kendine yer buldu.

Listenin ilk 10 sırasındaki ülkelerin tamamının kişi başına düşen milli geliri Türkiye’den yüksek.

Benzer şekilde listenin alt sıralarında bulunan ülkeler incelendiğinde de, Türkiye’den ucuza pasaport veren birçok ülkede de kişi başına düşen gelirin daha fazla olduğu görülüyor.

Listenin son 5 sırasında yer alan Çekya(27 dolar), Letonya(29 dolar), İspanya(33 dolar), Polonya (35 dolar) ve Slovakya(35 dolar) gibi ülkelerin tamamında da milli gelir Türkiye’ye kıyasla çok daha yüksek.

Pasaport için en az para ödenen Çekya’da milli gelir 26 bin dolar seviyesindeyken, Türkiye’de bu rakam 9 bin 100 dolar.

Benzer şekilde listenin 12. sırasında yer alan ve 105 dolara pasaport veren Birleşik Krallık’ta da milli gelir 46 bin 500 dolar seviyelerinde.

Listede Birleşik Krallık’la paylaşan ve Türkiye’den daha ucuza pasaport veren Yunanistan’da da kişi başına düşen gelir 20 bin dolar seviyesinin üzerinde.

Türkiye’de 1 yıllık pasaport 1008 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli ödemek gerekiyor. 10 yıllık pasaportlardaysa bu rakam 3 bin 295 lira pasaport harcı ve 501 lira değerli kağıt bedeli olarak belirlenmiş durumda.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

İmamoğlu: İlk Turun Kazananı Yok, Maça 0-0 Başlayacağız

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İlk turun kazananı yok. Bu yeni hükümet sisteminin kazananı olmak için, 50+1 oy almak lazım. Dolayısıyla maça 0-0 başlayacağız. Artı 1 alan da seçimi kazanacak. Bu bakımdan yoğun bir mücadele dönemi, kararlılıkla, son ana kadar…” dedi.

Haber Merkezi / Ekrem İmamoğlu, “Bu seçimde, yüzde 10’un biraz üzerinde kullanmayan seçmen var. Bu acaba her zaman oy kullanmayan mı? Kafası karışık olan mı? Bunlara bakacağız. Analiz ediyoruz. Araştırmalarımız var. Sesimizin ulaşmadığı kitleler olduğunun farkındayız, özellikle ev kadınları konusunda…” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı Yardımcısı adayı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü Semt Pazarı’nda, esnaf ve yurttaşlarla buluştu.

Yurttaşların ve gazetecilerin gündeme ve seçim sonuçlarına ilişkin sorularını da yanıtlayan İmamoğlu’nun açıklamalarında öne çıkanlar özetle şöyle:

“İlk turun kazananı yok. Bu yeni hükümet sisteminin kazananı olmak için, 50+1 oy almak lazım. Dolayısıyla maça 0-0 başlayacağız. Artı 1 alan da seçimi kazanacak. Bu bakımdan yoğun bir mücadele dönemi, kararlılıkla, son ana kadar…

Bir kere herkesin yine sandığa gitmesini arzu ediyoruz.

İki; büyük oranda İstanbul’daki hemşehrilerimle birlikte dolaşacağım, gezeceğim, herkesle süreci paylaşacağım. Yanlış anlaşılmış bir şey var ise, izahını yapacağım. Çünkü hükümet, ne yazık ki, yine arzu ettiği bir biçimde inanılmaz bir bilgi kirliliği yarattı. İnsanların üzerine leke atmaya gayret etti. Gerçekleri saptırdı.

“Ev kadınlarına ulaşacağız”

Yine insanları ne yazık ki; inançlı, inançsız, dinsiz, imanlı, imansız, ‘milliyetçi değil, vatan haini, terörist’ gibi kavramlarla bertaraf etme gayreti içinde oldu. Memleketin insanına o kadar kalıcı zararlar veren bir hükümetle karşı karşıyayız ki.

Bunu anlatacağız, insanlarımızla paylaşacağız. Medyanın gücü, devletin gücü; birçok noktada insanlar üzerinde bu anlatımla etkili olmuş olabilirler. Bunların hepsini tane tane anlatacağım.

Bu seçimde, yüzde 10’un biraz üzerinde kullanmayan seçmen var. Bu acaba her zaman oy kullanmayan mı? Kafası karışık olan mı? Bunlara bakacağız. Analiz ediyoruz. Araştırmalarımız var. Sesimizin ulaşmadığı kitleler olduğunun farkındayız, özellikle ev kadınları konusunda…

Milletin bu ekonominin, enflasyonun altında ezilmesinin sebebi, hükümet. Biz değiliz. Bunları anlatıyoruz, ama demek ki yeterli anlatamamışız. Daha çok anlatacağız. Onları aldatanların esas ekonominin sorumlusu, onları aldatanların esas fakirliğin, yoksulluğun sebebi olduğunu anlatacağız.

Biz, anlık veriyi paylaştık. Dedik ki, ‘Şu anda 1,5 puan öndeyiz.’ Dedik ki, ‘Şu an 1 puan gerideyiz.’ Bunları anlattık. Ama şunu demedik Anadolu Ajansı’nın gösterdiği gibi: 60’a 40 göstermedik ekranı. Bizim anlattığımız bu.

Milleti aldatmadık. Elimizde ne varsa, onu söyledik. Sonuçlandı. Şimdi bakıyoruz; kazanan yok. Herkes, bir kişiyi ikna edecek, sandığa getirecek. Herkes, mutlaka oyunu kullanacak. Mutlaka yine görev alıp, sandıkta oyumuzu hep beraber kollayacağız. Kimse şüphe duymasın.”

Paylaşın

ATA İttifakı Kimi Destekleyecek? Ümit Özdağ Açıkladı

Cumhurbaşkanlığı ikinci tur seçimine ilişkin konuşan Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen” dedi ve ekledi:

“Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.”

ATA İttifakı ortağı Zafer Partisi’nin Genel Başkanı Ümit Özdağ, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu oldu. Özdağ’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Aylar önce sizinle yapmış olduğumuz bir programda Mansur Yavaş’ın ismini gündeme taşımıştım. Bu seçimin sonucunun ne kadar haklı olduğumu gösterdiğini düşünüyorum. Eğer Millet İttifakı aday olarak Mansur Yavaş’ı çıkarmış olsaydı şu anda ikinci turu konuşmuyor olurduk.

Mecliste Millet İttifakı muhtemelen çoğunlukta olacaktı. Ancak ben bu açıklamayı gerçekten bir siyaset bilimci olarak yaptım, bir siyasetçi olarak yapmadım. Türkiye’nin artık Erdoğan’ı aşması gerek. Kendisini, Türkiye’yi taşıyamıyor. Hangi gerekçe ile olduğu önemli değil Mansur Yavaş, AK Parti’nin geniş seçmeninden de oy alıyor. HDP seçmeninden de oy alıyor. Böyle geniş bir mutabakat olan bir insan var elinizde.

‘Hayır’ dediler. Bu arada ben bunu söylerken sayın Akşener, Kılıçdaroğlu’nun seçilemeyecek aday olduğunu toplumun zihnine aylarca kazıdı. Sonunda ‘Sen seçilemeyecek bir adaysın’ diyerek masadan kalktı. Toplumsal hafızayı aleyhine oluşturdu Kılıçdaroğlu’nun. Sonra masaya döndü, hadi Ankara ve İstanbul belediye başkanlarını da yanına alsın.

Sosyal medya çalışmalarına, yönlendirilmiş anketlere rağmen eğer biz ATA İttifakı olarak Sinan beyi aday çıkarmasaydık bu seçim birinci turda bitmişti ve Erdoğan kazanmıştı. Bizden bir özür dilenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Bütün bu haksızlıklara, görmemezlikten gelinmelere, muhatap alınmamalara rağmen, bir maçta önümdeki koltukta Mansur Yavaş oturuyor bende arka koltukta oturuyorum. İnsan dönüp bir ‘Merhaba Ümit bey’ demez mi? Dönüp bir ‘Merhaba’ bile demediler. Böyle bir düşmanlık yaşadık. Kemal beyi iki defa devlet güvenliği ile ilgili meselelerde telefonla aradım, geri dönmediler. Haber gönderdim, bana ulaşmadı muhakkak geri dönerim dedi yine dönmediler.

‘Kemal bey yanınızdaki saray artıklarını, FETÖ’cüleri uzaklaştırın. 1924 Anayasası deyin, sığınmacıları göndereceğiz deyin. Biz sizi destekleriz’ dedik. Buna da cevap vermediler. Bütün partileri ziyaret etti, Kemal beyin Türkiye’de ziyaret etmediği bir tek parti Zafer Partisi’dir. Şimdi bir özür borçları var. Bayram ziyareti için yapmış olduğumuz başvuruyu kabul bile etmediler.

Erdoğan ile zaten 21 senedir kavga ediyorum ben. Erdoğan’a ben neden sitem edeyim, ben Erdoğan’ı aramadım ki. ‘Seni desteklerim’ demedim ki. Ben ‘Erdoğan kazansın’ demedim ki. Ben CHP kazansın, büyükşehir belediye başkanını çıkartarak dedim. Sığınmacıları geri yollayacağınızı açıklayın, sizi yollayalım dedim. Bu teklifleri Erdoğan’a yapmadım ki Kemal beye yaptım.

Hala bize yönelik CHP’den bir talep de yok. ‘Bizi destekleyin’ diye talepleri de yok. Biz daha seçim sürecinin başında ortaya ilkeler koyduk. Ahmet ile Mehmet üzerinden hareket etmeyiz. Bizim kitlemiz mevcut düzen partilerini benimsemeyen, Atatürk’ten, Türk Milliyetçiliğinden taviz vermeyen, Kandil ile domuz bağı arasına sıkışmaya karşı ve sorgulayıcı bir seçmen.

Bu seçmene ‘Ahmet’i destekle’ dediğin zaman ‘Tamam’ diyecek bir seçmen değil. Biz ilkeleri ortaya koyduk. Bu temel ilkeler konusunda bir protokol hazırlanır ve karşımızda hangi ittifak varsa bu protokol çerçevesinde anlaşma sağlandıktan sonra kamuoyuna açıklayacağız. Bu protokolün uygulamaya geçirilmesi noktasında bazı görevlerin de sorumluluk üstlenmek adına biz de sürecin içerisinde yer alabiliriz, almayabiliriz çok önemli değil.

Sonra desteğimizi kamuoyuna ‘Biz bu çerçevede önümüzdeki seçimde bu adayı destekleyeceğiz’ diyeceğiz. Her iki aday da diyecekler ki ‘Ben sana bu şartları yerine getirirsem bu taraftan oy kaybederim, evet değil’ diyecekler. O zaman biz de ‘Bizim taleplerimiz bunlardı. Hem Kılıçdaroğlu hem Erdoğan talepleri karşılayamayacağını söyledi. Nokta koyuyoruz. İki adayı da desteklemiyoruz’ diyeceğiz.

Erdoğan ve Kılıçdaroğlu’nun politikaları arasında fark yok. ‘Gönüllü yollayacağız’ diyorlar. Biz, bütün sığınmacıların gönüllü olmadan ve yasaya uygun olarak diyoruz. Sevgili Kilisliler, Zafer Partisi’ne 1500 oy verdiniz. Kentiniz işgal altında, tehdit ediliyorsunuz. Sizi dört defa ziyaret ettim. Hepiniz ‘Yollayın bunları’ dediniz. Sonra ne oldu?

“Çok oyumuz çalındı”

Bir kısım seçmen ne Erdoğan’a ne Kılıçdaroğlu’na oy vermeme kararındaydı. Biz aday çıkarmasaydık bunlar sandığa gitmeyecekti. Bir bölümü de Erdoğan’a oy vermeyecekti. Bu seçmenin içinde bir Zafer Partisi seçmeni var. Zafer Partisi 2.2 değil. Çok oyumuz çalındı. Sinan beyin de ciddi oyunun çalındığını biliyoruz, onunla da ilgili araştırma yapacağız.

Biz oyumuzun peşinde koşacağız. Başkalarının da oyları nasıl aldığını araştıracağız. Ben YSK’nın önüne giden tek milletvekiliydim kirli referandum gecesi. İYİ Parti’ye oy verip Sinan beye oy veren var. MHP’ye oy verip Sinan beye oy veren var. AKP’ye oy verip Sinan beye oy veren var.

Sinan bey ile istişare halinde karar vereceğiz. Diğer arkadaşlarımızla, partilerimizin yetkili kurullarıyla istişare ile vereceğiz. Tabanımızla da görüşüyoruz. İki ittifakın yetkilileri ile görüşmeler neticesinde değerlendirmeler yapıp bir karar vereceğiz. Bu karar üç farklı şekilde çıkabilir. Cumhur İttifakı’nın desteklenmesi, Millet İttifakı’nın desteklenmesi, ikisinin de desteklenmemesi.

Bizim ile yapılacak bir ittifak olursa Türkiye’nin üzerinden 13 milyon sığınmacı yükü kalkar demek. Çok hızlı bir şekilde geri dönüş başlar. Bu Türk ekonomisinden çok büyük bir yükü kaldırır. Aynı şekilde Millet İttifakı bizimle ittifak yaparsa, Türkiye yılda 11 milyar dolar sığınmacılara aktarmaktan kurtarır, 7 milyar da insani yardım altında yardım durdurulur. Kiralar da büyük bir iniş başlayacak, aynı zaman bizimle kim ittifak yaparsa 400 milyon dolara vatandaşlık satışı durur.

Bizim ilkelerimiz etrafında olabilir. Çünkü bizim ilkelerimiz Cumhuriyet’in kuruluş ilkeleri. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Bazı sorular vardır ki bunun cevabı kamuoyu önünde detaylı bir şekilde tartışılmaz. Bu ancak muhatapları ile yapacağım bir toplantıda konuşacağım şeylerdir. Bunun sizinle kamuoyu önünde tartışmam muhataplarıma nezaketsizlik olur. Siz Erdoğan ya da Kılıçdaroğlu olsaydınız size cevap verirdim.

Böyle bir şeyi bir bağlam içinde söylemiş. Bu ilkeler zemininde biz hareket ederiz, pazarlıktan kastı bu. Bize bu eleştirileri getirenler aylarca pazarlık yapmışlar. Dünyanın en iyi pazarlıkçıları var Millet İttifakı’nda. Sonra Sinan bey bunu söyledi. Hadi canım sende.

HÜDAPAR da Hizbullah ile siyasi olarak bağlantılı bir yapıdır. Birisi yeşil Kürdistan birisi kırmızı Kürdistan diyor. Birisinin terör örgütü aktif, diğerinin değil ama her an aktif olabilir. Cumhur İttifakı’nın bize yaklaşımında MHP bir rezerv koyabilir o MHP’nin bileceği bir iş. Ama herhalde rezerv koyacak olsalardı önce HÜDAPAR’a koyarlardı.

Ben bireysel olarak bir tercih yapma durumunda değilim. Ben bir siyasal partinin genel başkanıyım. Benim tercihim program tercihidir, parti tercihidir. Her ikisi de, her iki ittifak da benim karşısında olduğum ittifaktır. Biz de mümkün olanı, Türkiye için iyi olanı tespit etmek zorundayız.”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu: Mutlaka Ama Mutlaka Kazanacağız

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Kılıçdaroğlu, “Buradan herkese sesleniyorum. Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Bugün 10 milyon düzensiz mülteciyi içimize sokan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “‘Sınır namustur’, böyle söyledik; namusumuzu korumaktan aciz, her gün akın akın damarlarımıza sızan bu başıbozuk insan selini seyreden, yarın bir gün 10 milyondan 30 milyona çıkıp bekamızı tehdit edecek bu mülteci akını karşısında, ithal oy ümidi uğruna kılını kıpırdatmayanlara vatanımızı bırakmayacağız!”

Gençlere seslenen Kılıçdaroğlu, “Ve siz gençler; ayağa kalkın ayağa, ölü toprağını atın üstünüzden. Vatanını seven sandığa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Mutlaka!” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Buradan herkese sesleniyorum. Biz bu vatanı sokakta bulmadık. Bugün 10 milyon düzensiz mülteciyi içimize sokan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız. ‘Sınır namustur’, böyle söyledik; namusumuzu korumaktan aciz, her gün akın akın damarlarımıza sızan bu başıbozuk insan selini seyreden, yarın bir gün 10 milyondan 30 milyona çıkıp bekamızı tehdit edecek bu mülteci akını karşısında, ithal oy ümidi uğruna kılını kıpırdatmayanlara vatanımızı bırakmayacağız!

Kadınlara eşya gibi bakıp, onları sahiplendireceğini söyleyenlere, kadınları domuz bağı ile katledenlere, küçücük çocuklara, evlatlarımıza göz koyanlara vatanımızı bırakmayacağız! Daha düne kadar BOP’un Eş Başkanı olan, şimdilerde ise kapısında el pençe divan durduğu Rusya’nın güdümüne giren çakma bir dünya liderine vatanımızı bırakmayacağız. On binlerce vatandaş depremde canından olurken, korkusundan deprem sabahı askere ‘Dur’ emrini veren, insanlar enkaz altında beklerken kan satan, çadır satan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız.

Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlarını işine geldi mi Kürt, işine gelmedi mi PKK’lı; işine geldi mi mütedeyyin, işine gelmedi mi FETÖ’cü diye yaftalayan bu zihniyete vatanımızı bırakmayacağız! Amerika ve FETÖ’yle işbirliği yapıp milli orduya kumpas kuranlara, Balyoz’da, Ergenekon’da vatansever subaylarımızı hapse tıkanlara, ordunun en mahrem yeri olan Kozmik Odayı, evet Kozmik Odayı namertlere açıp, onlarca vatansever istihbaratçının şehit edilmesine neden olanlara vatanımızı bırakmayacağız! Vatanını seven sandığa gelsin! Bu vatanın gerçek sevdalıları, bedel ödeyenler; türlü yalanlarla, yanlış algılarla sureti muhalefetten görünenlerle sizi oyalamak istiyorlar.

Ve siz gençler; ayağa kalkın ayağa, ölü toprağını atın üstünüzden. Vatanını seven sandığa gelsin. Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Mutlaka ama mutlaka kazanacağız. Mutlaka!

Paylaşın