Halkların Demokratik Partisi: İktidar, Halk İradesini Tanımıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ağrı Patnos Belediye Eş Başkanları Müşerref Geçer ve Emrah Kılıç ile belediyenin İnsan Kaynakları Müdürü Uğur Laçin gözaltına alındı. Gözaltılara tepki gösteren HDP, “İktidar, halk iradesini tanımıyor” açıklamasında bulundu.

Müşerref  Geçer kent merkezinde, Emrah Kılıç ise İstanbul’da gözaltına alındı. Gözaltı gerekçeleri öğrenilemeyen eş başkanlar ile Laçin, Patnos İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde tutuluyor.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) “İktidar Kürt halkının iradesine saldırılarını sürdürüyor” dediği açıklaması şöyle:

“2016 yılından bugüne kayyım siyaseti ile halkın iradesini gasp eden iktidar, bugün de Patnos Belediyemize yönelik gerçekleştirdiği operasyonla, bir kez daha halk iradesini tanımayacağını göstermiştir.

Patnos Belediye Eş başkanlarımız Müşerref Geçer ve Emrah Kılıç’ın da aralarında olduğu birçok belediye çalışanı arkadaşımız bu sabah hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Gerçekleştirilen bu gözaltılar siyasi soykırım operasyonlarının bir devamıdır.

Seçim dönemi boyunca halk iradesini nasıl keyfi bir şekilde gasp ettiklerini anlatanlar, seçimden sonra da bu hukuksuzluğu devam ettirme gayreti işine girmişlerdir. Halk iradesini gasp etmeye devam eden politikalarla suç işlemeye devam edeceklerini açıkça beyan etmişlerdir.

Bu saldırılar kayyımlar eliyle gerçekleştirilen yolsuzluk ve usulsüzlükleri onaylayan politikaların yeni dönemde de sürdürüleceğinin göstergesidir. Kürt ve kadın düşmanlığına devam etme yöntemlerinin bir üst aşamaya geçilmesidir.

Gözaltına alınan eş başkanlarımız ve belediye çalışanı arkadaşlarımızdan tek biri dahi ifadeye çağrılmadan evleri basılarak gözaltına alınmıştır. Algı operasyonları oluşturarak Kürt halkının iradesini bir kez daha gasp etmeyi hedefleyenler, şunu bilsin ki halkımız sonuna kadar iradesine sahip çıkacaktır.

Gözaltılar, baskılar ve tutuklamalarla bu halkı sindiremeyeceksiniz. Eş başkanlık ve eşit temsiliyet ilkelerimizle irademize sahip çıkmaktan bir adım dahi geri durmayacağız. Gözaltına alınan belediye eş başkanlarımız ve belediye çalışanı arkadaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır. Halk iradesini gasp etme politikalarınıza karşı sonuna kadar mücadele edeceğiz.”

Ne olmuştu?

HDP, 31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde 65 belediye kazanmış, bunlardan 48’ine kayyum atanmıştı.

6 belediye başkanının mazbatası seçimlerin hemen ardından KHK gerekçesi ile alınırken, 4 belediye başkanı ise ihraç ya da istifa yoluyla ayrılmış, ittifakla seçilen 1 belediye başkanı da kendi partisine geçmişti.

HDP’de 4’ü ilçe, 2’si belde olmak üzere toplam 6 belediye kalmıştı:

Ağrı Patnos Belediyesi
Adıyaman Kömür Belde Belediyesi
Diyarbakır Çınar Belediyesi
Erzurum Karaçoban Belediyesi
Şırnak Balveren Belde Belediyesi
Şırnak Silopi Belediyesi

Paylaşın

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nden Kavala Ve Demirtaş İçin “Son Uyarı”

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararını uygulamadığı için Türkiye hakkında “ihlal prosedürü” başlatan Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, iş insanı Osman Kavala ile eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın derhal serbest bırakılmaları çağrısında bulundu.

“İlave önlemler almadan önce Türk makamlarını bir kez daha, Komite ile en yüksek seviyede yakın ilişkiye geçmeye şiddetle çağırıyoruz” diyen Bakanlar Komitesi, Kavala ve Demirtaş dosyalarına ilişkin ek adımların, 19-21 Eylül 2023 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan bir sonraki özel toplantıda ele alınacağı uyarısı yaptı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanıp uygulanmadığını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi,, 5-7 Haziran tarihlerinde Strasbourg’da yaptığı toplantıda, Türkiye’den Osman Kavala, Selahattin Demirtaş ve Cem Vakfı’nın da aralarında olduğu 5 dosyayla birlikte, 19 ülkeyi ilgilendiren 38 karar aldı. Komite ayrıca, 78 hüküm ve kararla ilgili 16 farklı ülkeyi ilgilendiren 31 adet nihai karara da imza attı.

Komitesi, kararlar konusunda bir açıklama yaptı. Daha önce Kavala ile ilgili “ihlal süreci” başlatan ve AİHM’den aldığı ihlal sürecinin devamıyla ilgili mütalaanın ardından iş insanın serbest bırakılması için Türkiye’ye uyarılarını yineleyen Bakanlar Komitesi’nin son kararında, Ankara’ya yönelik ihtarın  dozunun sertleştiği görüldü.

Avrupa Konseyi Sekreteryası’na Kavala kararına uyulmaması konusunda Türkiye’ye karşı alınacak önlemlerle ilgili seçenekler konusunda 12 Temmuz’daki toplantıya kadar hazırlık yapma talimatı verildiği belirtilen açıklamada, iş insanın eylül ayına kadar serbest bırakılmaması halinde bu önerilerin masaya yatırılacağı aktarıldı. Kararda, Avrupa Konseyi organlarından ve üye ülkelerden Kavala’nın serbest bırakılması için Türkiye nezdinde temaslarını sürdürmeleri istendi.

Demirtaş için “ihlal süreci” başlayabilir

Bakanlar Komitesi, Demirtaş ile ilgili aldığı kararında ise daha önce Kavala’da olduğu gibi eski HDP Eş-Başkanı’nın davasında da Türkiye aleyhine “ihlal süreci” başlatılabileceği uyarısında bulundu. Kararda, Anayasa Mahkemesi’nin Demirtaş ile ilgili hükmünün  gecikmesinden de “derin üzüntü duyulduğu” kaydedildi.

Figen Yüksekdağ’ın da AİHM kararı uyarınca serbest bırakılmasın isteyen Bakanlar Komitesi, eylül ayındaki toplantıda bu iki kişinin serbest bırakılmaması halinde Türkiye aleyhine alınacak önlemlerin gözden geçirileceğini bildirdi.

AİHM’in hak ihlali kararı

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın başvurusunu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 4. fırkasını ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in Demirtaş ve Yüksekdağ’ın başvurularına dair kararı, 6 yargıcın lehte, Türk yargıç Saadet Yüksel’in ise aleyhte oyu ile oy çokluğuyla alındı.

AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi.

AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ’a 5 bin 500’er euro (126 bin 666 TL) manevi tazminat ve 2 bin 500 euro da mahkeme masrafı ödenmesine hükmetti. Türkiye’nin AİHM’e gönderdiği yargıç Saadet Yüksel karara katılmadı.

AİHM daha önce de Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında “hak ihlali” kararları vermişti.

Aralık 2020 ve Kasım 2022’de verilen kararlarda başvurucuların tutukluluk hallerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı), 10. maddesi (ifade özgürlüğü), 18. maddesi (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) ve 1 Numaralı Protokol’ün 3. maddesinin (serbest seçimler) ihlal edildiğine hükmetmişti.

AİHM 2018’de de Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğine hükmetmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu karar hakkında “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” demişti.

Paylaşın

MGK Toplantısı Sona Erdi: Bildiride Suriyeliler Vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride, “Suriye’nin toprak bütünlüğünün muhafazası ile kalıcı barış ve istikrarın tesisinin terör örgütlerinden temizlenmesi ile mümkün olacağı belirtilmiştir” ifadelerine yer verildi ve eklendi:

Haber Merkezi / “Çatışmalardan kaçan Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde yurtlarına dönerek hayatlarını huzur ve refah içinde idame ettirebilmesi için gösterilen gayretlere katkı sağlayacak uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekilmiştir.”

Seçimlerin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yeni üyeleriyle ilk kez bir araya gelen ve yaklaşık 3 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sona erdi. MGK toplantısı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin geride bıraktığımız yüzyılda karşı karşıya kaldığı sınamaların, milletimizin demokrasiye olan inancı ile istiklal ve istikbal mücadelesindeki azmini keskinleştirirken devletimizin temellerini daha da sağlamlaştırdığı belirtilmiş; Türkiye Yüzyılının başlangıcı olan yeni dönemde de ülkemizin güvenliğini, huzurunu ve refahını sağlamaya yönelik adımların aynı kararlılıkla atılmasına devam edileceği vurgulanmıştır.

PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere, millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye’nin toprak bütünlüğünün muhafazası ile kalıcı barış ve istikrarın tesisinin terör örgütlerinden temizlenmesi ile mümkün olacağı belirtilmiştir. Çatışmalardan kaçan Suriyelilerin gönüllü, güvenli ve onurlu bir şekilde yurtlarına dönerek hayatlarını huzur ve refah içinde idame ettirebilmesi için gösterilen gayretlere katkı sağlayacak uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekilmiştir.

Kosova’da artan gerilimin, bölgedeki hassas dengeleri bozabilecek bir krize dönüşmesine fırsat verilmemesi maksadıyla diyalog ve istişare süreçleri devam ederken ülkemiz tarafından bölgeye verilen desteğin önemi vurgulanmıştır.

Rusya ile Ukrayna arasında süren savaşın bölgeye yönelik riskleri artıran etkileri üzerinde durulmuş; Türkiye’nin, çatışmalara son verilerek barış görüşmelerine başlanması ve küresel gıda güvenliğinin sağlanması çabalarına katkı sunmaya devam edeceği belirtilmiştir.

Azerbaycan ile Ermenistan arasındaki diyalog sürecinde kaydedilen ilerlemeden memnuniyet duyulduğu ifade edilmiş; hakkaniyete uygun bir çözümün hem Kafkasya’da kalıcı barışın tesisine esas teşkil edeceği hem de küresel istikrara önemli katkılar sağlayacağına işaret edilmiştir.

Sudan’da çatışan taraflar, bir an evvel kalıcı ateşkes ilan ederek geçiş sürecinin kazanımlarını korumaya ve meseleleri uzlaşma yoluyla çözüme kavuşturmaya davet edilmiş; Türkiye’nin Sudan’da barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik tüm çabalara bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü desteği vermeye hazır olduğunun altı çizilmiştir.

Kamuoyunun bilgisine saygıyla sunulur.”

Paylaşın

HDP’den Demirtaş Ve Yüksekdağ Açıklaması: Türkiye’ye Yaptırım Uygulanacak

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ, hakkında hak ihlali kararı vermişti.

Haber Merkezi / HDP, AİHM’in hak ihlali kararı verdiği Yüksekdağ ve Demirtaş’ın Eylül ayına kadar serbest bırakılmaması halinde Türkiye’ye yaptırım uygulanacağını duyurdu.

HDP’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda şu ifadelere yer verildi: “Türkiye’nin altına imza attığı uluslararası sözleşmeler ve üyesi olduğu kurumların tüm uyarılarına rağmen AKP yargısı önceki dönem Eş Genel Başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve rehin tutulan arkadaşlarımızı serbest bırakmıyor.

Şimdi de Eylül ayına kadar serbest bırakılmamaları durumunda Türkiye yeni yaptırımlarla karşı karşıya kalacak. Rehine siyasetinden vazgeçin arkadaşlarımızı serbest bırakın!”

AİHM’in hak ihlali kararı

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın başvurusunu karara bağlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesinin 4. fırkasını ihlal ettiğine hükmetti.

AİHM’in Demirtaş ve Yüksekdağ’ın başvurularına dair kararı, 6 yargıcın lehte, Türk yargıç Saadet Yüksel’in ise aleyhte oyu ile oy çokluğuyla alındı.

AİHM’den yapılan açıklamada, Yüksekdağ ve Demirtaş’ın iç hukukta tutukluluklarına itiraz etmek için etkili bir yardım alamadıklarını gerekçesiyle başvuruda bulunduğu belirtildi.

AİHM, Demirtaş ve Yüksekdağ’a 5 bin 500’er euro (126 bin 666 TL) manevi tazminat ve 2 bin 500 euro da mahkeme masrafı ödenmesine hükmetti. Türkiye’nin AİHM’e gönderdiği yargıç Saadet Yüksel karara katılmadı.

AİHM daha önce de Demirtaş ve Yüksekdağ hakkında “hak ihlali” kararları vermişti.

Aralık 2020 ve Kasım 2022’de verilen kararlarda başvurucuların tutukluluk hallerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi (özgürlük ve güvenlik hakkı), 10. maddesi (ifade özgürlüğü), 18. maddesi (haklara getirilecek kısıtlamaların sınırlandırılması) ve 1 Numaralı Protokol’ün 3. maddesinin (serbest seçimler) ihlal edildiğine hükmetmişti.

AİHM 2018’de de Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğine hükmetmiş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise bu karar hakkında “Bizi bağlamaz. Karşı hamlemizi yapar, işi bitiririz” demişti.

Paylaşın

Karamollaoğlu: Eğri Cetvelden Doğru Çizgi Çıkmaz, Çıkmıyor

Sosyal medya hesabından açıklamalarda bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz, çıkmıyor. Bu nedenle bizim için ne Meclis Başkanı’nın ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ne de bakanların hiçbirinin dün bizimle aynı çatı altında siyaset yapmış olmaları bir şey ifade etmiyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bizi, bugün ne yaptıkları, nasıl yaptıkları ve yarın ne yapacakları ilgilendiriyor. Hiçbirinin kılık kıyafeti, sakalı bıyığı, nereli ve kimlerden olduğu ilgilendirmiyor; bizi, hangi adımı atacakları ilgilendiriyor.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, sosyal medya hesabında yaptığı yazılı açıklama ile yeni kabineye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karamollaoğlu’nun açıklamasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Altını çizerek ifade ediyorum; sadece ‘yeni’ demekle yeni olunmuyor. Yeniliğin sözde değil özde olması lazım, lafta değil icraatta olması lazım. Politikalar değişmediği sürece, isimlerin değişmesinin hiçbir anlamı olmaz, olmuyor, nitekim bugüne kadar da olmadı.

Önemli olan, isimlerin değil politikaların ve zihniyetin değişmesidir. Zira özellikle son yıllarda defalarca tecrübe edildi ki maalesef isimler değişse de yaklaşım değişmiyor, yaklaşım değişmeyince de sonuçlar değişmiyor.

Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz, çıkmıyor. Bu nedenle bizim için ne Meclis Başkanı’nın ne Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın ne de bakanların hiçbirinin dün bizimle aynı çatı altında siyaset yapmış olmaları bir şey ifade etmiyor; bizi, bugün ne yaptıkları, nasıl yaptıkları ve yarın ne yapacakları ilgilendiriyor. Hiçbirinin kılık kıyafeti, sakalı bıyığı, nereli ve kimlerden olduğu ilgilendirmiyor; bizi, hangi adımı atacakları ilgilendiriyor.”

Paylaşın

Ekonomide Mehmet Şimşek Dönemi: 4 Günlük Fatura 1 Trilyon TL

CHP Milletvekili Özgür Karabat, Mehmet Şimşek’in 4 günlük faturasının 1 trilyon TL olduğunu vurgulayarak, “Döviz yavaş yavaş serbest bırakıldı. Dolar bir noktaya geldikten sonra büyük ihtimalle faiz silahı çekilecek. Dövizdeki artış durdurulup, sıcak paranın gelmesi sağlanacak. Ancak bu paralar yatırıma dönüşmeyecek. Kısa sürede faizini alıp gidecekler. Plan bu…” dedi.

Haber Merkezi / “203,3 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç 3,9 trilyon liradan, 4,9 trilyon liraya çıktı” diyen Karabat, “Yani Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken borcu 1 trilyon TL arttı. 2023 bütçesinin 4,6 trilyon TL olduğunu hatırlarsak tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, döviz kurundaki büyük sıçramaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karabat’ın sosyal medya hesabından yaptığı değerlendirme şöyle:

“Rezervleri tüketen, ülkeyi yatırım değil rant üssüne çeviren AKP ekonomide yolun sonuna geldiğini anlayınca her türlü hakaret ettiği Batı’ya yanaşmak için Mehmet Şimşek’i geri getirdi. Peki, Şimşek’in maliyeti ne olacak?

Batı sermayesinin faizden kazanması için harekete geçildi. Hatırlayın, 28 Mayıs’ın ertesinde Avrupa liderleri mültecileri tutacağı için Erdoğan’a minnet dolu tebrik mesajları yağdırıyorlardı. Şimdi de alacakları faiz için avuçlarını ovuşturuyorlar.

Döviz yavaş yavaş serbest bırakıldı. Dolar bir noktaya geldikten sonra büyük ihtimalle faiz silahı çekilecek. Dövizdeki artış durdurulup, sıcak paranın gelmesi sağlanacak. Ancak bu paralar yatırıma dönüşmeyecek. Kısa sürede faizini alıp gidecekler. Plan bu…

Peki, bize faturası ne olacak? Türkiye’nin dış borcu 459 milyar dolar. Doları seçim öncesi zar zor 19 TL’de tuttular. O zamanki borç 8,7 trilyon liraydı, şimdi ise kuru 24 TL’den ele alırsak 11 trilyon TL.

203,3 milyar dolar olan kısa vadeli dış borç 3,9 trilyon liradan, 4,9 trilyon liraya çıktı. Yani Türkiye’nin bir yıl içinde ödemesi gereken borcu 1 trilyon TL arttı. 2023 bütçesinin 4,6 trilyon TL olduğunu hatırlarsak tehlikenin ne kadar büyük olduğunu görürüz.

Büyük bir ihtimalle sert bir faiz artışıyla birlikte kur frenlenecek ve ekonomi soğutulacak. Böylece dövize olan talebin azalması sağlanacak ama diğer taraftan işsizlik de patlayacak.

Kurun önünü açarak aslında TÜİK’in enflasyonunun yalan olduğunu itiraf etmiş oldular. Enflasyona paralel artmayan dolar kuru, döndü dolaştı patlama noktasına geldi. Sonuçta düşük enflasyon verileri ile işçinin, memurun ve emeklinin hakkı çalındı.

AKP’nin beceriksiz politikasının faturasını orta ve alt gelir grubu vatandaşlarımız ödeyecek. Yani ülkenin %80’ine fatura kesildi. Milli gelirin %48’ini elinde bulunduran nüfusun %20’si ise bundan etkilenmeyecek.

Araç saltanatı, bakan yardımcılıkları, ballı koltuklar, sarayın harcamaları, 3-4 yerden alınan maaşlar, AKP teşkilatlarına havadan verilen kadrolar başta olmak üzere adımlar atılması gerekiyordu. Biz bunları yapacaktık. Ama AKP faturayı ilk halka kesiyor. Rantına dokunmuyor.

Bütçe açığı, dış ticaret dengesizliği, ithalata bağımlılık, finansman zorlukları, müteşebbislerin durması, genç nüfusun geleceğe güvensiz bakması gibi onlarca problem dururken Şimşek sadece gündemi oyalar…”

Paylaşın

CHP’den Dikkat Çeken Kanun Teklifi: Emeklilerin Bayram İkramiyeleri 15 Bin TL Olsun

CHP Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Kurban Bayramı’nda emekli ikramiyelerinin 15 bin TL olarak ödenmesi için kanun teklifi verdi. Ağbaba, CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun seçim sürecinde emekli ikramiyelerine yönelik vaadini de hatırlattı.

Emeklilere bayramlarda ikramiye ödenmesinin ilk kez 2015 yılında Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirildiğini belirten Ağbaba, “Emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban bayramlarında bin lira ödenmeye başlanmıştı. Yıllar içinde yapılan cüzi artışlarla da emeklilerimize ödenen emekli ikramiyeleri adeta sembolik bir rakama dönüşmüş, ikramiyeler enflasyon karşısında eriyip pula dönüşmüştür.

Eğer iktidar samimiyse seçim öncesi Genel Başkanımızın vaadi olan, emekli ikramiyelerin bu Kurban Bayramı’nda 15 bin TL ödenmesine ve bundan sonra da ikramiyelerin asgari ücret düzeyine yükseltilmesi teklifimize destek verir” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Malatya Milletvekili Veli Ağbaba; Kurban Bayramı’nda emeklilere 15 bin TL ikramiye verilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na kanun teklifi verdi. ANKA‘nın aktardığına göre, Veli Ağbaba, teklifini şu açıklama ile değerlendirdi:

Genel Başkanımızın seçim öncesi vaadi olan emekli ikramiyelerinin asgari ücret seviyesine yükseltilmesi ve bir önceki bayramda eksik verilen ikramiyenin de verilmesi ile bu bayramda emekli ikramiyelerinin 15 bin TL olarak ödenmesi için kanun teklifimizi Meclis’e sunduk

. AKP Genel Başkanı Erdoğan seçim öncesinde emekli ikramiyelerinin 2 bin TL’ye yükseltildiğini açıklamıştı. Genel Başkanımızın vaadi ise emekli ikramiyelerinin her bayramda asgari ücret kadar ödenmesiydi. Bu bağlamda bir önceki bayramda eksik ödenen 6500 TL bayram ikramiyesine ek olarak Kurban Bayramı’nda da 8506 TL asgari ücret eklenmeli ve bu bayramda emeklilere 15 Bin TL emekli ikramiyesi verilmelidir.

Emeklilerimize bayramlarda ikramiye ödenmesi ilk kez 2015 yılında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu tarafından gündeme getirilmiş, emeklilere ve hak sahiplerine Ramazan ve Kurban bayramlarında bin lira ödenmeye başlanmıştı.

Yıllar içinde yapılan cüzi artışlarla da emeklilerimize ödenen emekli ikramiyeleri adeta sembolik bir rakama dönüşmüş, ikramiyeler enflasyon karşısında eriyip pula dönüşmüştür. Eğer iktidar samimiyse seçim öncesi Genel Başkanımızın vaadi olan, emekli ikramiyelerin bu Kurban Bayramı’nda 15 bin TL ödenmesine ve bundan sonra da ikramiyelerin asgari ücret düzeyine yükseltilmesi teklifimize destek verir.”

Paylaşın

Depremzedelere Gönderilen Dört Aylık Elektrik Faturaları Meclis’e Taşındı

Emek Partisi (EMEP) Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, seçimden sonra depremzedelere gönderilen 4 aylık elektrik faturalarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı.

Haber Merkezi / Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Karaca, depremde yıkılan binalarda sayaç okumalarının nasıl yapıldığının açıklanmasını istedi.

Karaca, “Evlerine 4 aylık birikmiş elektrik faturası gönderilen depremzedelerin işsiz, yoksul ve taksitle bile ödeyemeyecek olanlarının borçlarının silinmesi için bir çalışma var mıdır?” diye sordu.

Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, depremin etkilediği 11 ilde büyük oranda yıkımın ortaya çıktığını ve bu illerde “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildiğini hatırlattı.

Depremler sonrası yapılan çalışmalarda 6 ilde daha hafif, orta ve ağır hasarlı binalar olduğu tespit edildiğini kaydeden Karaca, on binlerce insanın hayatını kaybederken, yüz binlercesinin yaralandığını ve milyonlarca insanın evsiz kaldığını ifade etti. Milyonlarca yurttaşın yıkılan ya da zarar gören evleri nedeniyle hâlâ çadır ve konteynerlerde yaşam mücadelesi verdiğini belirten Karaca, soru önergesinde şu ifadelere yer verdi:

“Yaşanan deprem nedeniyle pek çok işyeri çalışamaz duruma gelerek kapanmak zorunda kaldı. Emekçi aileler depremin yıkımının ardından yaşadıkları işsizlik ve yoksulluk nedeniyle bir kez daha yıkıma maruz bırakılıyor. Köylüler yaşadıkları sağlık ve ekonomik sorunlar nedeniyle tarımsal üretime devam edemiyor.

Depremzede yurttaşların büyük bir kısmı yıkık ya da hasarlı evlerinin bahçesine ya da yollara kurduğu çadırlarda kalırken dayanışma duygusuyla evlerden çadırlara çektikleri elektriği bile paylaştı. Hal böyleyken Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun 23 Mart 2023 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan elektrik faturalarını erteleme kararı dahi gecikmiş ve eksik bir kararken bugün depremzede halkın evlerine 4 aylık elektrik tüketiminin faturaları gönderilmektedir.

Deprem illerinde yaşanan işsizlik ve yoksulluğu da göz önünde bulundurduğumuzda birikmiş elektrik faturasının 6 aya taksitlendirilmesinin çözüm olmayacağı açıktır. Depremin üzerinden 120 gün geçmesine rağmen temiz su ve temel gıda için hala yardım bekleyen halkın hasarlı evinde ya da çadırda kullandığı elektriğin biriken faturalarını ödemesi olanaklı değildir.”

Karaca’nın deprem bölgesindeki elektrik dağıtımı, abonelikler ve yüksek faturalara ilişkin iki bakana yönelttiği sorular şöyle oldu:

“Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edilen illerde faal veya kullanılabilir durumda olan elektrik abonelerinin kaçı işyeri, kaçı konut abonesidir, tespit edilmiş midir?

Hasarlı binalarda elektrik tüketiminin ölçümlendirilmesi sağlıklı yapılabilmiş midir? Elektrik sayaçlarının deprem nedeniyle hasarlı veya hasarsızlık tespiti yapılmış mıdır?

Bu nedenle afet bölgesindeki illerde sayaç kalibrasyonu kontrolü yapılmış mıdır?

Deprem öncesi ve sonrası kayıp ve kaçak oranları tespit edilmiş midir? Depremzede yurttaşlara gönderilen faturalara bu oranlar yansıtılmakta mıdır?

Depremden zarar gören illerde konut elektrik abonelerinin aktif çalışma durumları, gelir durumları ve temel ihtiyaçlarını karşılayabilme yeterlilikleri tespit edilmiş midir?

Depremin yaşandığı illerde 6 Şubat 2023’e kadar olan faturalandırılmış ve ödenmemiş elektrik borçları silinirken, deprem sonrası evlerde ve çadırlarda karanlıkta kalmamak ve soğuktan korunmak gibi insani ihtiyaçlar için kullanılan elektrik borçlarının silinmemesinin nedeni nedir?

Evlerine 4 aylık birikmiş elektrik faturası gönderilen depremzedelerin işsiz, yoksul ve taksitle bile ödeyemeyecek olanlarının borçlarının silinmesi için bir çalışma var mıdır?

Afet bölgesinde yer alan dağıtım şirketlerinin 2022 yılında gerçekleşen yıllık kârı nedir ve hangi vergi teşviklerinden yararlanmıştır?

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı deprem raporuna göre özel sektöre ait elektrik dağıtım tesislerinde toplam 7.8 milyar TL (416,7 milyon dolar) olan hasar, depremzede yurttaşlara yüklenen ağır faturalarla mı karşılanmak istenmektedir?

Paylaşın

Guardian Duyurdu: İngiltere, Göçmenleri Durdurması İçin Türkiye’ye Ödeme Yaptı

Birleşik Krallık merkezli The Guardian Gazetesi, Londra yönetiminin düzensiz göçmenlerin geçişini engellemesi için  Türkiye’ye fon verdiği iddia etti. Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye aktarılan ödemenin resmi kalkınma yardımı bütçesinden harcandığı ve İstihbarat Direktörlüğü’ne bağlı Uluslararası Operasyonlar ofisi aracılığıyla ödemenin yapıldığı belirtildi.

Polise yapılan ödemenin dışında, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2022’de İran sınırında görev yapan emniyet güçlerine 9 araç teslim ettiği bilgisi de haberde yer aldı. Araçlar, Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği tarafından Van Valiliği’ne resmi törenle verilmişti.

Guardian’a konuşan Uluslararası Operasyonlar biriminden bir kaynak, Türkiye’nin son 2-3 yılda Birleşik Krallık hükümeti için öneminin arttığını ve artık sınır güvenliği için stratejik önem taşıdığını söyledi.

Birleşik Krallık hükümetinin, Türk sınır güçlerine düzensiz göçmenlerin geçişini engellemeleri için 3 milyon sterlin (87 milyon 384 bin lira) fon verdiği iddia edildi.

Guardian’ın bilgi edinme hakkın yasası çerçevesinde elde ettiği resmi belgelere göre, 2019’dan bu yana Londra yönetimininin Türkiye’ye yaptığı ödeme miktarı düzenli olarak artış gösterdi.

2019’da Türk polisi ve sahil güvenlik birimlerinin sınır güvenliği eğitimi için 14 bin sterlin (407 bin lira) ödeyen Birleşik Krallık makamları, 2021-2022’de eğitim ve ekipman desteği için 425 bin sterlinlik (12 milyon 374 bin lira) fon sağladı.

Bu rakamın bu yıl, göçmenlerin geri dönüşü ve entregrasyonu masraflarını da içerek şekilde 3 milyon sterline yükseltildiği ifade edildi.

Birleşik Krallık’tan Türkiye’ye aktarılan ödemenin resmi kalkınma yardımı bütçesinden harcandığı ve İstihbarat Direktörlüğü’ne bağlı Uluslararası Operasyonlar ofisi aracılığıyla ödemenin yapıldığı belirtildi.

Polise yapılan ödemenin dışında, Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı’nın Haziran 2022’de İran sınırında görev yapan emniyet güçlerine 9 araç teslim ettiği bilgisi de haberde yer aldı. Araçlar, Birleşik Krallık Ankara Büyükelçiliği tarafından Van Valiliği’ne resmi törenle verilmişti.

Guardian’a konuşan Uluslararası Operasyonlar biriminden bir kaynak, Türkiye’nin son 2-3 yılda Birleşik Krallık hükümeti için öneminin arttığını ve artık sınır güvenliği için stratejik önem taşıdığını söyledi.

Kaynak, “Yerel yetkililere uzmanlığımızı sunuyor ve yasadışı göçmenlerle kaçakçıların birlikte hareket ettiğini düşündüğümüz rotaları kanıtlarıyla birlikte gösteriyoruz. Biz onlara, ‘Bu kaçakçıların ve yasadışı göçmenlerin Birleşik Krallık’a gelmek için kullandıkları rota, durdurmak için daha fazlasını yapmamız gerekir” diyoruz. Türk hükümeti de bize, ‘Bunu yapabilmek için şunlara ihtiyacımız var’ diyor. Biz de fonluyoruz” diye konuştu.

Kaynak ayrıca, “Yerel güçlere herhangi bir hedef koyma eğiliminde değiliz ancak onlara, ‘X bölgesinde sınır güvenliğini artırmaya ihtiyacımız var’ dediğimizde Türkiye, ‘Sınırdaki güvenlik güçlerini artırmak için Y’ye ihtiyacımız var’ diye yanıt verebiliyor. Biz de bunu yapmaları için yardımcı oluyoruz” ifadelerini kullandı.

“Bu hükümet pis işlerini yapması için başkalarını fonluyor”

Göçmen hakları kurumu JCWI’in kampanya direktörü Mary Atkinson konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye-İran sınırı, Fransa sınırı veya Belçika sınırında, bu hükümet pis işlerini yapmasını için el altından başkalarını fonluyor. Aynı zamanda, buraya ulaşabilen az sayıda kişi için de yabancı düşmanı söyleminin dozunu artırıyor” diye konuştu.

Guardian’ın haberinde geçen yıl Türkiye-İran sınırında 238 bin 448 göçmeninin geri gönderildiği bilgisi paylaşıldı.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye Değişim Partisi’nden CHP’yle Birleşme Kararı

Genel başkanlığını Mustafa Sarıgül’ün yaptığı Türkiye Değişim Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ile birleşme kararı aldığını açıkladı. Sarıgül, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün TDP için demokrasi adına, özgürlükler adına çok önemli bir gün. Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Yaşamın hangi noktasında nerede olursam olayım siyaset vefadır, mertliktir, omurgası olmaktır” dedi ve ekledi:

İnsan hayatında önemli kararlar alması gereken zamanlar vardır. Devletler ve partiler de böyledir. Olaylar ve gelişmeler partileri bir noktaya getirir. Bir karar vermek zorunda kalırlar ve verdikleri kararla tarihe geçerler. Arkanıza yaslanır ve kurulduğumuzdan bugüne yaşananları gözden geçirin. Hem oy pusulasında hem de Türkiye siyasetinde TDP’ye yer açtık. Çözüm önerilerini ortaya koyduk, şan şöhret peşinde koşmadık. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmedik.”

Mustafa Sarıgül, açıklamasının devamında, “Şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Seçimler öncesinde ve sonrasında muhalefeti ve adayları dizayn ettiler. Bu yönetime karşı olan dirençleri kırdılar. Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sistemin devam etmesi halinde devlet bir parti devleti haline gelecek. Meclis göstermelik olacak. Türkiye uygar dünyanın üyesi olmaktan çıkacak” ifadelerini kullandı.

Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı ve CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, TDP Parti Meclisi’nin toplantısının ardından açıklama yaptı. TDP’nin CHP’ye katılma kararı aldığını açıklayan Sarıgül, “TDP bugün elini taşın altına koymuştur ve Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edecektir” ifadelerini kullandı.

Sarıgül, partisinin CHP’ye katılmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: “Bugün TDP için demokrasi adına, özgürlükler adına çok önemli bir gün. Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Yaşamın hangi noktasında nerede olursam olayım siyaset vefadır, mertliktir, omurgası olmaktır.

İnsan hayatında önemli kararlar alması gereken zamanlar vardır. Devletler ve partiler de böyledir. Olaylar ve gelişmeler partileri bir noktaya getirir. Bir karar vermek zorunda kalırlar ve verdikleri kararla tarihe geçerler. Arkanıza yaslanır ve kurulduğumuzdan bugüne yaşananları gözden geçirin. Hem oy pusulasında hem de Türkiye siyasetinde TDP’ye yer açtık. Çözüm önerilerini ortaya koyduk, şan şöhret peşinde koşmadık. Nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilmedik.

“Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz”

14 Mayıs seçim kararı alındı. 7 Nisan’da parti meclisimizi topladık ve aynen şunları söyledik: Sayın Kılıçdaroğlu, devleti rayına oturtur. Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’nin yüzde 100’ünü kucaklar. Ve Sayın Kılıçdaroğlu, Türkiye’de herkesin cumhurbaşkanı olur dedik. Seçimlerde Sayın Kılıçdaroğlu’na destek vereceğimizi açıkladık.

Şimdi Türkiye’nin önünde yeni bir dönem var. Seçimler öncesinde ve sonrasında muhalefeti ve adayları dizayn ettiler. Bu yönetime karşı olan dirençleri kırdılar. Ya bu sistemden yana olacağız ya da Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaya devam edeceğiz. Bu sistemin devam etmesi halinde devlet bir parti devleti haline gelecek. Meclis göstermelik olacak. Türkiye uygar dünyanın üyesi olmaktan çıkacak.”

Paylaşın