“Ekrem İmamoğlu Bayramdan Sonra Harekete Geçecek” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinin ardından “değişim tartışmalarının başladığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Kurban Bayramı’ndan sonra harekete geçeceği iddia edildi.

CHP’de parti içerisindeki tartışmalar her geçen gün dozunu artırarak sürerken, Sözcü yazarı İsmail Saymaz, dün Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun göreve gelmesinin dördüncü yıl dönümü sunumundan gözlemlerini aktardı.

“Gözlerim salonda CHP’lileri aradı. İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu yoktu. Gerçi Kaftancıoğlu’nun geçerli bir mazereti vardı. Ancak İstanbul milletvekillerinden yalnızca Özgür Karabat ve Feti Açıkel katıldı. MYK üyeleri gelmedi. Belediye başkanlarının yarısı yoktu. İmamoğlu, CHP’lilerin sınırlı katılım gösterdiği bir etkinlik yaptı” diyen Saymaz şöyle yazdı:

Geçen cuma günü Kılıçdaroğlu’na bir mesaj göndererek en geç salı günü grup toplantısında “Olağan kurultayda aday olmayacağım” demesini istediği yönünde iddiaları hatırlattı.

Ancak Kılıçdaroğlu’nun, beklediği mesajı vermediğini kaydederek, şu soruyu sordum:

“Bu durumda yol haritanız ne olacak?”

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’na “Çekil” demediğini, kendisine süre vermediğini söyledi. Ancak hafta içerisinde açıklama beklediğini doğruladı.

Ve ekledi:

“Elbette ki bu haftayı önemsediğimi kendileri biliyor. Salı grup toplantısıyla birlikte sürece dair bir tarif ya da değişimle ilgili konuştuğumuz kavramlara dair bir gelişme beklendiği doğrudur. Bu şahsi bir mesele de değildir. Bir beklentidir, toplumsal bir beklentidir. Benim beklentilerimi karşılamamıştır.”

“Değişime liderliğe talibim”

İmamoğlu, CHP Genel Başkanlığına aday olmak gibi kavramın konuşulmadığını söyledi. “Ben hiçbir zaman kendime bir makam biçmedim” dedi.

“Ben değişim sürecine talip olduğumu ve buna liderlik etmeye hazır olduğumu ifade ettim doğrudur. Ama bu bir süreç tarifidir. Makam tarifi değildir” dedi.

“Kurultayda aday olacak mısınız?” diye sordum.

Dedi ki:

“Benim sunduğum yöntemin içerisinde adaylık ilanı yok. Bir değişim talebi var.”

“Seyirci kalmayacağım”

İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun istifası gerektiğini hiç söylemedi. Ancak “Benim idealim ve hayalim, genel başkanımızın hem partiyle ilgili değişimi, hem de kurultayda gerekiyorsa makam değişimini sancısız şekilde yürütebileceğini ispat etmesidir” dedi.

İmamoğlu “Siz kaç seçim kaybederseniz bırakırsınız?” sorusuna karşılık “Kaybetme deneyimim olmadığı için sorunuza cevap veremeyeceğim” dedi.

İmamoğlu, bu sözleriyle Kılıçdaroğlu’nun kurultayda aday olmaması gerektiğini ima etmiş oldu.

Evet, değişim….

Ama nasıl?

İmamoğlu, “Nasıl kazanılacağını biliyorum” dedi.

Yol haritasına çalıştıklarını ve bu düşüncenin CHP’ye egemen olmasını istediğini belirtti.

Dedi ki:

“Seyirci kalmak mümkün değil. Elbette harekete geçeceğiz.”

“Bayramdan sonra”

Ne zaman?

İmamoğlu ve yakın çalışma ekibi, Kurban Bayramı sonrasına hazırlanıyor. Değişim manifestosu hazırlandıktan sonra İmamoğlu, CHP’li siyasetçilerle, il başkanlarıyla ve partililerle biraraya gelecek.

Manifestosunu topluma açacak.

Sonra siyasi kadrosunu ilan edecek.

Bu kadro ilçe ve il kongrelerinde gerekirse liste çıkaracak.

İmamoğlu, dün “Adayım” demedi.

Ancak akıbeti o da görüyor.

Kılıçdaroğlu’nun geri çekilmeyeceği artık anlaşıldığına göre şartlar İmamoğlu’na aday olmaktan başka bir imkan bırakmıyor.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

New York Temyiz Mahkemesi’nden Halkbank’a Temmuz Sonuna Kadar Süre

New York’taki temyiz mahkemesi, Halkbank’a, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi. Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti. Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen New York’taki temyiz mahkemesi, bankaya, temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini sunması için 31 Temmuz’a kadar süre verdi.

Halkbank’ın Yabancı Devlet Dokunulmazlığı Yasası (FSIA) kapsamına girdiği ve bu nedenle ABD’de yargılanamayacağı iddiasıyla yaptığı başvuruyu görüşen Anayasa Mahkemesi 19 Nisan’da kararı yeniden değerlendirmesi için New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi’ne göndermişti.

Anayasa Mahkemesi’nin gönderdiği Halkbank dosyasını inceleyen mahkeme, Halkbank’a temyiz başvurusuyla ilgili gerekçelerini 31 Temmuz tarihine kadar mahkemeye sunmasını istedi.

New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi Yargıcı Joseph F. Bianco’nun kararına göre, 31 Temmuz’da yapılacak ara duruşmada Halkbank’ın temyiz gerekçeleri dinlenecek.

New York Güney Bölgesi Başsavcılığı, Halkbank’ın temyiz gerekçelerinin reddiyle ilgili itirazını 60 gün içinde yapacak. Savcılığın itiraz gerekçelerini sunmasından sonraki 30 gün içinde de Halkbank savcılığın iddialarını yanıtlayacak.

Bunun ardından da Savcılık, Halkbank’ın itirazlarına 30 günlük sürede yanıt verecek. Yapılacak ara duruşma ve mahkemeye sunulacak yazılı dilekçelerin ardından New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi, Halkbank dosyasıyla ilgili kararını açıklayacak.

Halkbank’ın aleyhine bir karar çıkması durumunda dava New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde kaldığı yerden devam edecek. New York İkinci Bölge Temyiz Mahkemesi daha önce Halkbank’ın temyiz başvurularını iki kez reddetmişti.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan “Değişim” Yorumu: Bir Kişinin İradesiyle Olmaz

14 ve 28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonrası ‘değişim’ çıkışlarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan Kılıçdaroğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Değişime en açık olan parti CHP’dir. Şimdi için değil tarihsel süreci böyledir. Çağı izleyemese zaten 100 yaşayamazdı CHP. Bütün değişimin önünü açan, değişimin bayraktarlığını yapan bir partiye nasıl diyebilirsiniz değişimin önünü açın diye. Evet değişimin de dönüşümün de önünü açacağız. CHP’nin kuruluş felsefesi budur” dedi ve ekledi:

“Bir kişinin iradesiyle değişim olmaz. Değişim topyekün o partinin kendi özgür iradesiyle o değişimi içselleştirmesi ve ileriye taşıması lazım. Değişim hukuki zeminde olur. Kurultay olur, adaylar çıkar.  İnsanlar gelsin aday olsunlar. Bizim dışımızda mahalle kongresi yapan mı var. Kim eleştiriyorsa kimsenin sözünü kesmem çünkü eleştirinin bu parti için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ama bunun parti disiplini çerçevesinde olması lazım. Her eleştiriden ders çıkarmak parti yöneticilerinin görevidir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Tele 1 kanalında gazeteciler Merdan Yanardağ, Evren Özalkuş ve Zeynel Lüle’nin sorularını yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Değişime en açık olan parti CHP’dir. Şimdi için değil tarihsel süreci böyledir. Çağı izleyemese zaten 100 yaşayamazdı CHP. Bütün değişimin önünü açan, değişimin bayraktarlığını yapan bir partiye nasıl diyebilirsiniz değişimin önünü açın diye. Evet değişimin de dönüşümün de önünü açacağız. CHP’nin kuruluş felsefesi budur.

Bir kişinin iradesiyle değişim olmaz. Değişim topyekün o partinin kendi özgür iradesiyle o değişimi içselleştirmesi ve ileriye taşıması lazım. Değişim hukuki zeminde olur. Kurultay olur, adaylar çıkar.  İnsanlar gelsin aday olsunlar. Bizim dışımızda mahalle kongresi yapan mı var. Kim eleştiriyorsa kimsenin sözünü kesmem çünkü eleştirinin bu parti için ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Ama bunun parti disiplini çerçevesinde olması lazım. Her eleştiriden ders çıkarmak parti yöneticilerinin görevidir.

Parti sağa mı kayıyor, sola mı kayıyor… Biz sosyal demokrat bir partisiyiz. Yani yoksulun, kimsesizlerin haksızlığa uğrayanların partisiyiz. Biz ötekileştirilenin partisiyiz, işçinin, çiftçinin memurun partisiyiz. Biz halkta hiçbir ayrım yapmadan bütün sosyal sınıfları kucaklayan bir partiyiz. Biz vatansever bir partiyiz. Parti nereye kaydı? Ben işçilerin hakkını, emeklinin hakkını savunmadım mı? 1 milyonu aşkın taşeron işçi varken onların hakkını savunan partiyiz.

Çöplerden kağıt toplayanların partisiyiz. Onların hakkını başka kim savundu? Şuraya kaydı, buraya kaydı… Biz bir yere kaymadık. Herkesin hakkını savunan bir partisiz. Can Atalay’ın da, Sinan Ateş’in de, eşi ve çocukları öldürülen Emine Şenyaşar’ı da savunan bir partiyiz. Herkes kendi penceresinden ‘yok sağa kaydı’, ‘yok şuraya kaydı…’ Bunlar günlük kaygılarla ifade edilen düşünceler.

“Ekrem İmamoğlu önümüzdeki seçimi de kazanacaktır”

(İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açıklamaları, genel başkan adaylığı iddialarıyla ilgili soru üzerine) “Bizim partimizde herkes cumhurbaşkanı adayı olabilir. Ekrem Bey de aday olabilir. Şirketler ayrıdır, partiler ayrıdır. Ekrem Bey neden aday olmasın, başarılı bir belediye başkanımızdır. Son seçimler biz 22 ilçeyi alabilecek potansiyele eriştik. 22 ilçe alınır ve İBB Meclisi alınır, ondan sonra sorun kalmaz. Ben asla ve asla halkın oylarıyla alınmış bir belediyeyi AK Parti’ye teslim edemem. Yani Ekrem İmamoğlu görevine devam edecektir… Düşüncemi açıkladım. Tartışma bitmiştir. Ekrem İmamoğlu önümüzdeki seçimi de kazanacaktır.

Yerel seçimlerde başarılı olacağız. AK Parti sürekli oy kaybeden bir partidir. Büyük bir başarısızlık asla yok. Uzun süredir milletvekili çıkarmadığımız yerlerden vekil çıkardık. Parti çalıştı, belli bir çizgiyi yakaladı. Başka belediyeleri de kazanacağız. Kimsenin gereksiz tartışmalarla partinin enerjisini tüketmesini istemiyorum. Tartışmaları kışkırtanlar var, o tuzağa kimsenin düşmemesini istiyorum. Partinin kurulları var. Parti Meclisi’nde MYK’da rahatlıkla tartışabiliriz. Biz tek adam partisi değiliz.

Neden Erdoğan milletvekili transferi yapabilir miyim diye çalışmaya başladı? Neden bunun altyapısını oluşturmaya başladı, neden keseyi açmaya başladı? Satılık milletvekili istemiyorum. Bir daha söylüyorum, parlamentoda onurunu haysiyetini satan milletvekili istemiyorum. Halkın oyuna sadık kalan milletvekili istiyorum. Paraya tamah edip safını değiştiren milletvekili istemiyorum. Eğer bir milletvekili safını değiştirip iktidar partisine gidiyorsa ucunda para vardır. Parayla satılan milletvekili istemiyorum.

(Yerel seçimlerde ittifak yapılacak mı?) “İttifaklar seçim dönemlerinde yapılır. Şu anda ittifak yapacak bir şey yok. Her parti ayrı. Ama genel başkanlar olarak ülke gündemiyle ilgili görüşüyoruz. O günün koşullarına göre bakacağız. Bütün belediye başkanlarımız ittifak yokmuş gibi çalışacaklar. Daha geniş kitleleri kucaklayacaklar. Hiçbirinin hakkını yemeyelim, bütün belediye başkanlarımız gerçekten bütün engellemelere rağmen başarılılar, tarih yazıyorlar. Yerel seçimlerde başarı elde edeceğiz.”

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten Öngörülebilirlik Ve Güven Vurgusu

Merkez Bankası’nın faiz artırım kararı sonrası açıklamada bulunan Bakan Şimşek, “Finansman koşulları çok elverişli de olsa, karlılık çok cazip de görünse öngörülebilirlik olmadan kalıcı yatırım ve istihdam artışı sağlamak mümkün değildir. Öngörülebilirliği sağlayacak olan ise güvendir. Güven, ancak kurala göre politikalar uygulanarak temin edilebilir” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Şimşek, fiyat istikrarına odaklanan ve finansal istikrarı gözeten kurala dayalı para politikasının Türkiye’ye çok ciddi miktarda sermaye akımı sağlayacağını söyledi. Şimşek ekonomi politikalarının “teşebbüs hürriyeti, piyasa ekonomisi, dışa açık serbest kambiyo rejimi, dalgalı kur sistemi ve enflasyon hedeflemesi modeli ilkeleri tarafından belirlenen çerçeveye dayanacağını” da ekledi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB), yeni Başkanı Hafize Gaye Erkan yönetiminde ilk Para Politikası Toplantısı’nda (PPK) politika faizini yüzde 8,5’ten yüzde 15’e yükseltmesinin ardından, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu.

Mehmet Şimşek refah ve kalkınma için sürdürülebilir büyümenin vazgeçilmez önkoşul olduğunu belirtti. Şimşek sürdürülebilir büyümenin bir yandan yatırımlar ve istihdam artışı diğer yandan da verimlilik artışı ile sağlanacağını kaydetti.

Şimşek sözlerini söyle sürdürdü: “Yatırım ve istihdam kararları için en önemli belirleyici etken öngörülebilirliktir. Finansman koşulları çok elverişli de olsa, karlılık çok cazip de görünse öngörülebilirlik olmadan kalıcı yatırım ve istihdam artışı sağlamak mümkün değildir. Öngörülebilirliği sağlayacak olan ise güvendir. Güven, ancak kurala göre politikalar uygulanarak temin edilebilir.”

Şimşek fiyat istikrarına odaklanan ve finansal istikrarı gözeten kurala dayalı para politikası ve kamu kesimi mali dengesinde istikrarlı bir yapıyı ve sürdürülebilir bütçe finansmanını hedefleyen kurala dayalı öngörülebilir maliye politikasına atıfta bulundu.

Bakan Şimşek Türk lirasının istikrar kazanmasına dair şu ifadeleri kullandı: “Piyasa ekonomisi, serbest kambiyo rejimi, dışa açık ekonomi ilkelerine dayalı politika çerçevesi Türkiye’ye çok ciddi miktarda sermaye akımı sağlayacaktır. Bu ise yatırımların ve üretimin finansmanını çok daha kolay hale getirecek, Türk lirasının yeniden istikrar kazanmasını, güvenilir bir para birimi haline gelmesini sağlayacaktır. Paramızın istikrarlı ve güvenli olması, dolarizasyon belasından kurtulmak için en etkili çözümdür.”

Faiz artışı sürecek sinyali 

Öte yandan Merkez Bankası’nın faiz kararı metninde, “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir” ifadeleriyle faiz artışının süreceği sinyali verildi.

Metinde ayrıca şu ifadeler yer aldı: “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir.

Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.”

Paylaşın

İmamoğlu: Böyle Giderse Yerel Seçimleri Kazanamayız

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, muhalefet bileşenleri olarak 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem Meclis hem de Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kaybettiklerini belirterek, çaresizlik ve ümitsizliğin Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediği uyarısı yaptı.

Haber Merkezi / Bu tablonun devamı durumunda yerel seçimlerde de başarı şansının kalmayacağını söyleyen İmamoğlu, “Bir bütün olarak kendimizi, partimizi, muhalefeti yeniden inşa etmemiz en acil ve en hayati ihtiyaçtır. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmek yetmez” diye konuştu.

“CHP’yi topluma açarak örgütümüzü gençleştirmeliyiz. Parti içi demokrasi vazgeçilmez prensibimiz olmalı. Değişmek zorundayız” diyen İmamoğlu, 81 il başkanının bugün yaptığı açıklamayla ilgili olarak ise “İl başkanları açıklaması dört il başkanı tarafından hazırlandı diye biliyorum. Böyle bir açıklamanın yerine değişim sürecine yönelik bir yol haritası metni olabilseydi… Bu metni 81 il başkanının kabul ettiğini düşünmüyorum” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İstanbul’a Hizmette 4. Yıl” sunumu gerçekleştirdi.  İmamoğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Her yıl dönümünde olduğu gibi insanlarımıza olan biteni anlatmak, insanlarımızla raporlarımızı paylaşmak, bir yılın hesabını verirken bir sonraki dönemin hangi adımları içerdiğini onlarla paylaşmak sorumluluğunu yerine getiriyoruz.

Belki de tarihinde ilk kez İstanbul kendi ürettikleriyle en fazla meşgul olması gereken kurumla yani İBB ile ilk defa bu kadar iç içe oldu. 2019 öncesinde olan bitenin vatandaşın hiç gündeminde olmadığı bir zaman dilimi var iken 2019’dan bu yana ortaya koyduğu toplantıların her aşamasını kamuoyuyla paylaşmanın gururunu ve onurunu yaşıyoruz.

Seçim bittiği andan itibaren gerçekten evet ben CHP’nin bir ferdiyim ve partime layık olmayı çok önemsediğimi herkes bilir ama seçildiğimiz andan itibaren devletimizin bir kurumunu yönetmenin tüm gereklerini, etik olarak, kurallarıyla yerine getirmenin sorumluluğunu taşıma bilinciyle partizanlığı asla kapıdan içeri sokmadan, vatandaşına layık olma bilincini ortaya koyma mücadelesinde olduğumuzu söylemek isterim.

4 yıl önce İstanbul ve Türkiye sizlerin de katkılarıyla, vatandaşların kararıyla, yeni bir döneme atışıyla beraber neler yaşadığını ve hissettirdiğini sunmaya başlamak istiyorum. Aynı zarftan çıkan 4 oydan yalnızca birini geçersiz ilan edip vatandaşın iradesini yok sayanlar kendilerini ne yazık ki kendini ülkenin sahibi zannedenler o gün aslında güçlü bir şekilde derslerini aldılar.

Anladılar ki hiçbir güç milletin iradesi üzerinde değildir. Milletimiz o gün o demokrasi dersini vermeseydi Türkiye gerçekten çok daha karanlık günlere girerdi; milletimizi çok kötü yıllar bulurdu. 23 Haziran bu ülkeyi hukuk ve demokrasi rotasında tutma iradesinin mutlak zaferidir.

Yaptığımız her işi özenle saygıyla aidiyet duygusuyla yapıyoruz, onun için ortak aklı ve ortak iradeyi arayarak katılımcı mekanizmaları sonuna kadar işleterek birlikte karar alıyoruz.

İBB’nin bütçesini inanınız bir evin içindeki bütçe gibi aile bütçesi hassasiyetiyle yönetiyoruz. Her bir kuruşu bu kadim kent için harcıyoruz. Bu şehirde eski yanlışları kapalı devre bir avuç insanın yönettiği anlayışı silip atıyoruz. Asla ama asla israfa geçit vermedik vermiyoruz.

Trafik sorununu çözmek için kent içi hareketliliği ve yaşam kalitesini arttırmak için yatırımların aslan payını metroya ayırdık, ayırmaya da devam ediyoruz. İhmal edilmiş yılların farkını kapatmak zorundayız. İstanbul tarihinin yıllık bazda en çok metro üreten yönetimiyiz. Bu sadece şehrimiz ve ülkemiz için değil dünya için de önemli bir rekordur. 3.5 yılda toplam 46 istasyona sahip 46.2 km uzunluğunda 5 metro ve tramvay hattını hizmete açtık. Halen 8 metroda inşaatlarımız hızla devam ediyor.

3.5 yılda bir hükümetin bir yerel yönetime çektireceği ıstıraplar noktasında akla hayale gelmeyen süreçlerin altını çizelim. Düşün ki Türkiye’nin en önemli üç kamu kurumundan birisi İBB’nin devletin finansa kuruluşlarından bir kuruş dahi kredi alamadığı bir 3.5 yıl. Borçlanmalarda engellendiği bir 3.5 yıl. Pandemiden bahsediyoruz, ekonomik kriz döneminden bahsediyoruz, böylesi bir dönemde bahsettiğim güçlü yatırımları İstanbul’a kazandırdık.

Herkesin artık çok iyi bildiği, asla anlamlandıramadığı, komik durumlara düşürerek engellemelerini izlediği taksi sürecinde de 2800 taksi dolmuşun, yeni nesil taksilere dönüşümünü sağladık ve başardık. Umuyorum bu anlamsız ve iyi niyetli olmayan duruşlarından vazgeçerler.

Yıllardır belediyenin kendi yönetiminin çoğunluğunun olduğu bir UKOME mekanizmasına müdahale ederek oradaki çoğunluğu ele alarak sözüm ona İBB’nin ulaşımla ilgili iradesini sektere uğratıp işlerini engelleme çabasını ortaya koyma marifeti… İnanın akla sığmayacak işler bunlar.

2019’da göreve geldiğimizde deniz şehri İstanbul’da sadece 20 hatta şehir hatları vapurları çalışıyordu. Bunu tam yüzde 70 artışla 34 hatla vapurlarımızın halkımıza hizmet vermesini sağladık. 50 adet deniz taksiyi kendimiz üreterek hizmete sunduk.

Çöpten elektrik üretimini yüzde 55 artırarak, 2.5 milyon İstanbullunun bir yıllık enerji ihtiyacını üretiyor hale geldik.

Yeşil İstanbul hedefimiz doğrultusunda kent ormanları yaşam vadileri korular açıldık. Bunların bir kısmı unutulmuş vadiler dere kenarlarıydı bir kısmı unutturulmak istenmiş ormanlar veya alanlardır. Toplam 7.5milyon metrekareden fazla gerçek anlamda aktif yeşil alanı kentimize kazandırmanın gururunu yaşıyoruz. Tam 52 tane daha Gülhane Parkı büyüklüğündeki yeşil alanı İstanbulluların hizmetine sunmuş olduk.

Biz İstanbul’un her konusuna hassasiyetle eğiliyoruz. Tarihini kültürünü bir aile yadigarı olarak görüp o duyguyla sahip çıkıyoruz. Geride bıraktığımız 4 yılda tam 630 yapıyı restore ettik. Art İstanbul Feshane, ki bu akşam açılışını yapıyoruz muazzam bir yer oluyor.

Anne kart ile 4 yaşına kadar çocuğu olan ve ne yazık ki bu şehrin gezemeyen yine ben seçimlerde sayın cumhurbaşkanı ifadesiyle ‘kimin parasını kime veriyorsun’ diye tabiri caizse bizi eleştirdiği bir hizmetin tam 532 bin anneye ulaştığını ve 4 yaşına kadar çocuğu olan bu annelerin çocuklarıyla birlikte ücretsiz seyahat ettikleri, bu zor ekonomik koşullarda onların bütçesine bir dirhem de nefes aldıran bir proje hayata geçirdiğimizin özellikle altını çizmek isterim.

Onların tarihlediği ‘fetret devri’nin adı 16 milyona göre “büyük atılım devri”dir. Bu nu atılımcı bir İstanbul’a dönüştürme konusunda kararlıyız. Gerçekten yaptıklarımızın listesi uzar gider.

İstanbul’un yakın tarihi öyle büyük ihmal ve ihanetlerle dolu ki gerçekten şehrimiz adına zaman kaybetme lüksümüzün olmadığını biliyoruz.

“Değişim” mesajı

Her değişim bir zihniyet devrimiyle başlar biz İstanbul’da vatandaşın şehre ve yerel yönetime bakış açısını değiştirdik. İstanbullular artık daha azına razı olmayacak: Yapılan her işte insana saygı şehre özeni talep edecek, bu şehirde bunsan böyle liyakat hakimdir diyecek.

Bir avuç insanın eşi dostu değil, ya da bir kesimin mutlu edildiği değil milletin mutlu edildiği bir süreci her zaman isteyecek. Yapılan her işte şeffaflığı katılımcılığı talep edecek. İstanbullular artık daha azına asla razı olmayacak. İsrafa ihmale partizanlığa geçit vermeyecek. Değişim eldekiyle yetinmeme daha azına razı olmama duygusuyla başlar. İktidarlar bu duyguyu kaybettirmeye çalışırlar.

İşe yaramadı. Vakti gelmiş değişimin önünde asla durulamaz. Gücü iktidar dayanağı ne olursa olsun göreceksiniz asla değişimin önünde duramaz. 23 Haziran bu gerçeğin kanıtlandığı önemli günlerden biridir. 23 Haziran buşehir için bir demokrasi zaferidir.

“Toplumsal kesimler arasında kutuplaşma ne yazık ki olabildiğince derinleşmiş, adalete güven tükenmiş halde. Bu haliyle ülkemiz demokratik dünyadan ne yazık ki çokça uzaklaşmış durumunda. Muhalefet bileşenleri olarak 21 yıllık iktidarın en zayıf olduğu bir dönemde hem meclis hem de cumhurbaşkanlığı seçimlerini ne yazık ki kaybettik. Vatandaşın değişim talebine cevap veremedik. İktidarı değiştirecek bir güven ve umut ortamını ne yazık ki oluşturamadık.

“Bugün içinde olduğumuz tablo sadece bir seçim yenilgisi tablosu değildir. Çaresizlik ve  ümitsizlik Türkiye’yi giderek muhalefetsiz bir otoriterliğe doğru sürüklediğini hep birlikte görmek zorundayız.

Muhalefetsiz rejimlerde vatandaşlar iktidarların merhametine terk edilir. Toplumun bizden esaslı bir çaba değişim ve güçlü bir yolculuğu beklediğini biliyoruz, bu değişimi gerçekleştirmek zorundayız. Vatandaşlarımızın beklentisini karşılamak zorundayız, yoksa asla ve asla bu şekilde davranırsak bulunduğumuz mevzileri de koruyamayız.

Daha da kötüsü uzunca bir süre toplumsal muhalefetin değişim arzusunu ve umudunu kolay kolay yeniden harekete geçirmekte çok büyük güçlük çekeriz. Bu tablo devam ederse önümüzdeki yerel seçimlerde de elde etmeyi arzu ettiğimiz o üstün başarıyı elde etmekte zorluk yaşarız. Türkiye muhalefetini hep birlikte buradan çıkartmak zorundayız. Bunu çıkartmak yine her zaman olduğu gibi CHP’nin göstereceği kararlı değişim iradesine bağlıdır.

Bir bütün olarak kendimizi, partimizi muhalefeti hep birlikte güçlendirmek yeniden inşa etmek ve kazanacak bir modeli hayata geçirmek zorundayız. En acil ve hayati ihtiyaç budur. Sadece vitrinimizi ve söylemimizi değiştirmenin yetmeyeceğini hepimiz biliyoruz.

Parti içi demokrasi vazgeçilmez prensibimiz olmalıdır. Değişmek zorundayız. Değişime direndiğimiz her dakika toplumla aramızdaki mesafeyi açtığımızı unutmamalıyız.”

Soru Cevap

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İmamoğlu yarın 2019’daki İstanbul yerel seçiminin yıldönümü için yapacağı mitinge hem CHP lideri Kılıçdaroğlu’nu hem de İYİ Parti lideri Akşener’i davet ettiğini fakat henüz bir geri dönüş alamadığını belirtti.

İl başkanlarının ortak açıklamasının dört il başkanı tarafından kaleme alındığını ve tüm il başkanlarının aynı fikirde olmadığını söyleyen İmamoğlu, “İkili konuşur gibi bir metin yazılmaz. Örgütün il başkanı fikri sorulacak kişi değil, fikir sorulması için zemin hazırlaması gereken kişidir” dedi.

İmamoğlu değişim hakkındaki bir soruya ise “Mevcut durum bu 2023 seçimini kazanamadı, daha öncekileri de kazanamadı. Ben nasıl kazanılacağını az çok biliyorum” diye yanıt verdi:

“Toplum muhalefetin genelinden bir yenilenme ve dönüşüm beklemektedir. Yeni ittifakların toplumda güven tazelemesi ve iktidar umudunu diri ve enerjik tutması bir zarurettir. Değişemeyen ve dönüşemeyen bir muhalefet iktidarı da değiştiremez.”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Kuşoğlu’nun açıklamaları hakkında ise “Parti içinde siyasi yasağımın konuşulması çok vasat. Bu kişi bunu anlamsız ve gereksiz zamanlarda birden fazla kere dile getirmiştir. Bu konuda genel başkanımızın gereğini yerine getireceğini düşünüyorum” dedi.

İmamoğlu “Genel başkan olursanız, kaç seçim kaybedince görevi bırakırsınız” sorusuna “Kişisel olarak bir kaybetme deneyimim olmadığı için sorunuzu yanıtlayamayacağım” cevabını verdi.

Paylaşın

AK Parti’de Kongre Tarihi Belli Oldu: Yerel Seçimlerden Önce

Katıldığı bir televizyon programında kongre süreciyle ilgili olarak açıklamalarda bulunan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, “Önce büyük kongre sonra il-ilçe kongreleri olacak. 16 ya da 30 Eylül’de, Cumhurbaşkanımızın uygun gördüğü tarihte kongreyi yapacağız” dedi.

İl ve ilçe kongrelerinin yerel seçimlerin ardından yapılacağını söyleyen Kandemir, “Siyasi partiler 2 sene bittiğinde kongre yapabilir hale geliyorlar. Biz de 2 senemizi tamamladık. 3. senemizi de geçmek istemiyoruz. Biz de kongre takvimi yaklaşık 13 ay sürüyor. Bunların tabii yasak süreleri var. Bu bizim gibi titiz çalışan partilerde, istişareyi doğru yaparak toplumdaki doğru isimleri tercih ederek süreci gerçekleştiriyoruz. Yerel seçimlere çok az bir süre kaldığı için il-ilçe kongrelerimizi daha sonra yapacağız” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Erkan Kandemir, partisinin kongre sürecine ilişkin CNN Türk’te Dicle Canova’ya açıklamalarda bulundu. Kandemir’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

“Biz siyasi partiler 2 sene bittiğinde kongre yapabilir hale geliyorlar. Biz de 2 senemizi tamamladık. 3. senemizi de geçmek istemiyoruz. Biz de kongre takvimi yaklaşık 13 ay sürüyor. Bunların tabii yasak süreleri var. Bu bizim gibi titiz çalışan partilerde, istişareyi doğru yaparak toplumdaki doğru isimleri tercih ederek süreci gerçekleştiriyoruz.

Yerel seçimlere çok az bir süre kaldığı için il-ilçe kongrelerimizi daha sonra yapacağız. Eylül ayı içerisinde önce bir kongremizi yapacağız.

Cumhurbaşkanımız geniş bir istişare ekibi kuruyor. Değerlendirmelerimizi yapıyoruz. Seçimler tamamlandı, bakanlar şekillendi. Çok güçlü bir Meclis grubu, çok güçlü bir üst düzey demokrasi. Şimdi siyasette yeni bir yenilenme ve sonrasında yerel seçimlere doğru hazırlanıp doğru isimleri aday göstereceğiz.

16 ya da 30 Eylül’de MKYK’da karar almak suretiyle Cumhurbaşkanı’mızın uygun gördüğü tarihte kongreyi yapacağız. Kendi yol haritamızı çizdik. Hiç boşluk vermeyen bir hareket. Hem çalışmaya hem de bu anlamda kadrolarla ilgili tasarrufta bulunulacaksa biz aynen devam ediyoruz.

Aslında seçimden önce tam da söylediğimiz şeyin birebir tezahürünü izliyoruz. Bir tarafta dünyanın değişimine direnen, ben merkezli anlayışı CHP’de. Diğer tarafta da toplumdaki değişimi okuyan, dünyadaki değişime göre hemen pozisyon alan, entegrasyonu çok iyi başarmış bir siyasi hareket ve ittifak. Aslında milletimizin iki ittifak arasındaki değişimi Seçim öncesinde görmüş oldu.

Bu bizim hem sorumluluğumuzu artırıyor, hem ne kadar mücadele etmemiz gerektiğini hatırlatıyor. Bizim Meclis grubumuzun %70’i değişti, Bakanlar kurulumuzun tamamı değişti ve yeni gelen arkadaşlarımız da görevi bırakan arkadaşlarımızla büyük bir gururla görevlerine devam ediyor. Böyle bir onuru bize yaşatan bu millete karşı sorumluluğumuz şımarmadan, kibirlenmeden hizmete devam etmek.

Önce bu seçimin bize söylediği şeyler var. Bu konuda dersimize çalışıyoruz, çalışmaya devam edeceğiz. Aday olan arkadaşlarımızın, il – ilçe başkanlarımızın raporlarını aldık. Takviye gereken noktalarda kadrolarımızı revize edeceğiz. Eksik bıraktığımız ya da milletimizle ortaklaşamadığı yerler varsa oralara müdahale edeceğiz.

Bizim oylarımız büyük oranda ittifak içerisinde kalmış. Büyükşehirlerde de böyle olduğunu görüyoruz. Bunu değerlendiriyoruz ama bu nihayetinde bize Meclis’te Cumhur İttifakı’nı kazandırmış oldu. Biz kendimizle yarışan bir siyasi partiyiz.Hem böyle olduk. Yeni dönemde de bize oy vermeyen vatandaşlarımıza kendimizi nasıl anlatacağımızın çalışmalarını yapacağız tabii ki. Doğru bir teşhis bizim açımızdan önemli. Çok net ve kesin bir zafer elde etmiş olsak da bunu yeterli görmüyoruz.

Eksiğimizin olduğu yerleri de düzeltmek için kendimizi göstereceğiz. İstanbul’da kaybettiğimiz 5 değil 15 senemiz var. Ankara’nın sel olmuş caddelerini izliyoruz. Vatandaşlarımızı görüyoruz. AK Parti döneminde İstanbul ve Ankara’da atılan adımların ilerletilemediğini ve yönetilemediğini görüyoruz.

İstanbul’da metroları kapatan bir belediyecilik anlayışı var. Ankara’da her yağmurda yürekler çarpıyor. Nereyi sel basacak, arabaya su dolacak mı” diye. Demek ki belediyeler çok kötü yönetiliyor.

“Kılıçdaroğlu’nun yönetim biçimini biz görmüş olduk”

Seçimden önce Kılıçdaroğlu’a oy verenlerin şu an aynı düşündüğünü düşünmüyorum. Kılıçdaroğlu’nun yönetim biçimini biz görmüş olduk. Birleşe birleşe kazanacağızdan şimdi çok farklı yere gittiler. Dün de aynı pazarlıkları yapıyorlardı bugünde net bir şekilde ortaya çıkmış oldu. Seçmenlerin ayrı bir zemini var, kanaatlerini her gün gözden geçiriyorlar. Biz her seçmenin oyuna talip bir partiyiz. Çizgimizde, söylemimizde hiçbir değişiklik olmadı. Oysa Millet İttifakı ve Kılıçdaroğlu’nun zigzagları…

Cumhur İttifakı olarak bununla ilgili çalışma yapmıştık. 2 maddeden oluşuyordu. Başörtüyle ilgili tartışmayı biz açmamıştık. Seçim öncesi Kılıçdaroğlu bunu gündeme getirmişti. Biz de “Hay hay çözelim” demiştik. Biz muhafazakar AK Parti hareketiyiz. En önemli ailenin korunması olmak. Siyasi partilerin o gün nasıl tavır alacağını bekliyoruz. Önce destek olalım diyenler komisyonda zaten salonu terk ettiler. O gün de milletimiz yüzlerini bir kez daha göreceklerdir. Yerel seçimden önce bu anayasa değişikliği Meclis’in gündemine gelir. Umarım ki referanduma gerek kalmadan bunu Meclis’te geçirelim.

Ona tabii ki PPK karar verecek. Burada Hazine ve Maliye Bakanımızın söylediği bir şey var: Güven ve sabır. Göreceğiz ki çok kısa zamanda enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmüş olacağız. Herhangi bir siyasal menfaat görüp, siyasi bir adım atmayız. O yüzden milletimizin de güveni hala devam ediyor.”

Paylaşın

“CHP’de Faik Öztrak Ve Engin Özkoç Arasında Gerginlik” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde istenilen başarıların yakalanamadığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) Faik Öztrak ve Engin Özkoç arasında gerginlik yaşandığı öne sürüldü. Gerginliğin nedeni ise parti örgütü meselesi olduğu ifade edildi.

Gerginlik yaşandığı öne iddia edilen Engin Özkoç ve Faik Öztrak arasındaki ilişkilerin geçmişten günümüze pek iyi olmadığı da belirtildi.

Halk TV’den Seyhan Avşar’ın köşesinde dile getirdiği kulis haberine göre, CHP’de iki ismin kavgası bugünlerde parti içinde gündem oldu.

“Kavganın odağında CHP’li iki önemli isim var. Bir tarafta CHP’nin A Takımındaki Engin Özkoç, diğer tarafta ise statükoyu korumaya çalışan Faik Öztrak. İki ismin arasında yaşanan gerilim bugünlerde herkesin konuştuğu bir konu” diyen Avşar, ikili arasındaki gerilimin son günlerde belirgin bir hal aldığını belirtti.

Avşar şöyle yazdı:

“Olay o kadar büyümüş ki Engin Özkoç ile Faik Öztrak arasında bir tartışma yaşanmış ve Özkoç bu tartışmada sesini yükseltmiş. Özkoç ve Öztrak’ın ilişkisinin pek de iyi olmadığı CHP’yi takip eden tüm gazeteciler tarafından bilinen bir gerçeklik. Ama bu kadar büyük bir gerilime ilk kez tanık olundu.

Kavganın nedeni ise parti örgütü meselesi. Geçtiğimiz günlerde Kemal Kılıçdaroğlu ve Engin Özkoç bir araya gelmişti. Kılıçdaroğlu’nun bu görüşmede ‘örgütten sorumlu koodinatörlük’ görevini Özkoç’a verdiği öne sürüldü. Hatta Özkoç bu görevi bir grup milletvekiliyle beraber yürütmeyi planlayarak bazı vekilleri telefon görüştü. Yeni görevine ve yapacakları çalışmalara yönelik bilgilendirme dahi yaptı.

Aldığım bilgilere göre; Özkoç bu görüşmeyi sadece vekillerle değil İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’yla da paylaşmış. İmamoğlu, Özkoç’un bu göreve gelmesinin önemli bir adım olduğunu ancak sorunları çözmeye yetmeyeceğini aktarmış.

Şimdi gelelim bu görevlendirmenin arka perdesinde yaşananlara…

Özkoç’un yeni görevlendirilmesi birkaç gün önce basına yansıdı. Ancak bu göreve ilişkin Kılıçdaroğlu’nun atama yazısını henüz onaylamadığını öğrendim. Özkoç’un atanmasına ise en büyük karşı çıkışı ise Faik Öztrak gösteriyormuş. Öztrak, örgütten sorumlu ismin CHP Merkez Yönetim Kurulu’ndan (MYK) birisi olması gerektiği konusunda bastıyormuş. Dün telefonla konuştuğum bazı MYK üyeleri de Özkoç isminin bu görev için uygun olmadığını savunarak, Özkoç ismine yönelik itirazlarını Kılıçdaroğlu’na aktardıklarını belirttiler.

İşte ikili arasındaki ayyuka çıkan gerilimin en büyük nedeni bu…

Bu karşı çıkışlara ve arkasından dönen kulislere dayanamayan Özkoç’un, Öztrak’la hesaplaştığı iddia ediliyor.

Bu kavga burada kalır mı bilinmez… Zira yerel seçimlere 9 ay kala kala halkın beklentisine kulak tıkayan bir CHP mi göreceğiz, yoksa tüm tartışmaları bir kenara bırakıp sandığa ve halkın isteklerine odaklanan bir CHP mi? Tüm bunları zaman gösterecek…

Küçük bir not: Bu yazıyı yazdığım saatlerde CHP İl Başkanları toplantısı yapılıyordu. İl başkanlarından Özkoç’a yönelik büyük bir karşı çıkış olmadığı bilgisini aldım. Bu durumun Kılıçdaroğlu’nun kararını etkileyebileceği belirtiliyor.”

Paylaşın

Parti İçi Muhalefetten Kurultay’da Meral Akşener’e Karşı Aday Çıkarmama Kararı

İYİ Parti, 3. Olağan Kurultayı 24 Haziran Cumartesi günü yapacak. Kurultay’da Günay Kodaz’ın İYİ Parti lideri Meral Akşener’in karşısında aday olacağı iddia ediliyordu. Parti içi muhalefet, Akşener’e karşı aday çıkarmama kararını yaptığı açıklama ile duyurdu.

Parti içi muhalefetten yapılan açıklamada, “Bu süreçte partimizde devam eden istifalar ve hafta sonu yapılacak kurultayda, üzerinde ittifakla mutabık kaldığımız genel başkan adayıyla seçim yarışına girmenin bu aşamada partimizdeki kan kaybının artarak devam edeceğine dair endişelerimizi artırmıştır. Partinin kurucusu olan ve her aşamasında emek sarf eden bizler, bu muhtemel vebale ortak olmak istemiyoruz” ifadeleri kullanıldı.

İYİ Parti’de bu hafta sonu yapılacak olağan kurultayda Genel Başkan Meral Akşener’in karşısına aday çıkarma hazırlığında olan parti içi muhalefet, aday çıkarmama kararı aldı.

İYİ Parti Kurucular Kurulu ve Merkez Disiplin Kurulu (MDK) üyesi Ethem Baykal, Genel İdare Kurulu (GİK) üyesi ve Genel Başkan Yardımcısı Arzu Önşen, Kurucular Kurulu ve Genel İdare Kurulu üyesi İsmet Koçak ve Kurucular Kurulu üyesi Adil Erkoç’un imzasıyla bir açıklama paylaşıldı.

Açıklamada, “Bu süreçte partimizde devam eden istifalar ve hafta sonu yapılacak kurultayda, üzerinde ittifakla mutabık kaldığımız genel başkan adayıyla seçim yarışına girmenin bu aşamada partimizdeki kan kaybının artarak devam edeceğine dair endişelerimizi artırmıştır. Partinin kurucusu olan ve her aşamasında emek sarf eden bizler, bu muhtemel vebale ortak olmak istemiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, açıklamanın ardından Baykal, “kongreye katılmayacağını katılırsa da boş oy atacağını” sosyal medya hesabından duyurdu. Parti içi muhalefetin, “muhalif delegelerin kurultayda seçime katılamaması, üst kurullara baskı yapılması ve kurultayın ‘acele’ yapılacak olması nedeniyle” aday çıkarmama kararı aldığı öğrenildi.

Öte yandan adaylık için adı geçen kurucular kurulu üyesi Günay Kodaz ise genel başkanlığa değil, GİK’e aday olduğunu duyurdu. Ayrıca, parti içi muhalefetin kurultayda farklı bir strateji uygulayarak GİK listelerini delme mücadelesi vereceği öne sürülüyor. Akşener’in ise GİK’te kapsamlı bir değişikliğe gideceği ve Başkanlık Divanı’nı genişleteceği konuşuluyor.

Paylaşın

Almanya Başbakanı Scholz’dan Erdoğan’a: İsveç’in NATO Üyelik Yolunu Açın

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, parlamentoda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a seslenerek, “Zirve masasında yeni üye olarak Finlandiya’nın yanında İsveç’in de oturması gerektiğine inanıyorum” dedi ve ekledi:

“Ve yeniden Türkiye’nin Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’a, geçen yıl hep birlikte karar verdiğimiz şekilde bunun yolunu açması için çağrıda bulunuyorum.”

11-12 Temmuz’da Litvanya’nın Vilnius kentinde yapılacak olan NATO Zirvesi’nde ittifakın Ukrayna’nın savunma kapasitesinin güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Olaf Scholz, ülkesinin savunma harcamalarını arttırma sözünü tekrarladı.

“Federal ordunun nihayet ihtiyaç duyduğu teçhizata kavuşmasını sağlayacağız” diyen Scholz, ülkesinin önümüzdeki yıldan itibaren NATO’nun tavsiye ettiği üzere gayrisafi milli hasılasının yüzde 2’sini askeri harcamalara ayırma hedefini başaracağını belirtti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşen ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “yaklaşan NATO zirvesi, İsveç’in katılım süreci, savunma işbirliği, enerji ve ekonomik işbirliği gibi” iki ülkenin ele alması gereken çok sayıda konu olduğunu dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller ise Blinken’ın, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi için Türkiye’yi teşvik ettiğini açıkladı. Miller ayrıca Blinken’ın Türkiye’nin Ukrayna’ya tahıl koridoru anlaşması için verdiği desteği takdir ettiğini söyledi.

Reuters’ın haberine göre Blinken geçen ay da Türkiye’ye İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması için çağrıda bulunmuştu.

İsveç’in NATO’ya katılım protokollerini Türkiye’nin yanısıra Macaristan da henüz onaylamış değil. ABD ve Batı ülkeleri 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi, Türkiye’den İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini bekliyor.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom ise ayrıca dün yaptığı açıklamada Stockholm’un Ankara ile yapılan anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdığini ve Türkiye parlamentosunun İsveç’in NATO’ya üyelik teklifini onaylama zamanının geldiğini söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Billstrom, “Bizden bekleneni yerine getirdiğimiz kanısındayız, şimdi Türkiye’de parlamentonun onaylama sürecini başlatma zamanı geldi” dedi.

Billstrom, İsveç’in Temmuz ortasında Litvanya’da düzenlenecek olan NATO konferansından önce üye olacağı konusunda ümitli olduğunu belirtti ve bir “B planının” bulunmadığını ekledi.

Türkiye, İsveç’in terörist olarak tanımladığı grupların üyelerine ev sahipliği yaptığını ve bazı isimlerin iadesini istiyor. İsveç ise Türkiye ile Madrid’de imzaladıkları üçlü mutabakat kapsamında, kısa sürede yeni bir yasa çıkararak terör gruplarını finanse etmeyi veya desteklemeyi zorlaştırdığını öne sürüyor.

İsveç ve Finlandiya geçen yıl başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Finlandiya, Nisan ayında NATO’ya katılırken, İsveç’in üyeliği Türkiye ve Macaristan’ın itirazları nedeniyle onaylanmadı.

Türkiye ve Macaristan’ın İsveç’in ittifaka katılımını 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi onaylaması bekleniyor.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: ABD’den Türkiye’ye Onay Çağrısı

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşen ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, “yaklaşan NATO zirvesi, İsveç’in katılım süreci, savunma işbirliği, enerji ve ekonomik işbirliği gibi” iki ülkenin ele alması gereken çok sayıda konu olduğunu dile getirdi.

ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Matthew Miller ise Blinken’ın, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi için Türkiye’yi teşvik ettiğini açıkladı. Miller ayrıca Blinken’ın Türkiye’nin Ukrayna’ya tahıl koridoru anlaşması için verdiği desteği takdir ettiğini söyledi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Ukrayna İyileştirme Konferansı için bulundukları Londra’da bir görüşme gerçekleştirdiler. Fidan ve Blinken, toplantı öncesi yaptıkları açıklamada, her konuda aynı fikirde olmasalar da işbirliği mesajı verdi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ve ABD’nin “her konuda aynı fikirde olmayabileceğini” söyledi; ancak uzun süreli müttefikliğin birlikte çalışmayı sürdürmeyi sağladığını belirtti.

Blinken ile yüz yüze görüşmeden önce telefon görüşmesi yaptıklarını hatırlatan Hakan Fidan, “Bugün Ukrayna’ya desteğimizi göstermek için buradayız. Bu görüşmede ikili meselelerimizi de ele alacağız ve bildiğiniz üzere gerçek şu ki her konuda aynı fikirde olmayabiliriz; ancak NATO ve diğer platformlardaki uzun süreli ittifakımız bizi birlikte çalışmaya devam etmeye itiyor’’ şeklinde konuştu.

Fidan, “Bildiğiniz üzere Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başkan Biden geçen yıl İspanya’nın Madrid kentinde ‘Türkiye-ABD Stratejik Mekanizması’nı kurmuşlardı ve bu mekanizmanın amacı çözüm bekleyen meseleleri ele almak ve işbirliğimizi daha da derinleştirmek için fırsatları araştırmaktır. Bu amaçla Bakan Blinken ile birlikte çalışmayı dört gözle bekliyorum.” ifadelerini kullandı.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken ise, Hakan Fidan ile görüşmelerinde savunma, enerji ve ekonomik “işbirliği” konularını ele alacaklarını söyledi; gelecek ay Litvanya’da yapılacak NATO zirvesi ve İsveç’in NATO’ya katılım sürecinin de masada olacağını kaydetti.

Blinken, “Uzun yıllardır bir meslektaşım, bir sırdaşım olan Türkiye’nin yeni Dışişleri Bakanı ile bir araya gelme fırsatı bulduğum için gerçekten çok mutluyum. Sizinle birlikte çalışacak olmaktan çok memnunum. Mevlüt Çavuşoğlu ile müthiş bir ilişkim ve ortaklığım vardı, şimdi birlikte çalışmaktan memnuniyet duyuyorum çünkü uzun yıllar boyunca birlikte çalışma fırsatımız oldu ve ABD ile Türkiye’nin zamanımızın en temel ve hayati konularında birlikte yaptığı çok şey var. Dolayısıyla konuşacak çok şeyimiz var’’ dedi.

ABD Dışişleri Bakanı Blinken, “Elbette İsveç’in katılım süreci dahil yaklaşan NATO zirvesi, savunma işbirliğimiz, enerji ve ekonomik işbirliği gibi bir dizi konuda ilerleme kaydedilmesi hakkında konuşacağız. Ülkelerimiz arasındaki ilişki derin, zengin ve dediğim gibi zamanımızın en önemli hususlarından biri” diye konuştu.

İsveç’in NATO’ya katılım protokollerini Türkiye’nin yanısıra Macaristan da henüz onaylamış değil. ABD ve Batı ülkeleri 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi, Türkiye’den İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini bekliyor.

Reuters’ın haberine göre Blinken geçen ay da Türkiye’ye İsveç’in NATO üyeliğini onaylaması için çağrıda bulunmuştu.

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Türkiye’yi İsveç’in NATO üyeliğini onaylamaya davet etti. Alman parlamentosunda bir konuşma yapan Scholz, İsveç’in bir sonraki NATO zirvesine üye olarak katılmasını istediklerini söyledi.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billstrom ise ayrıca dün yaptığı açıklamada Stockholm’un Ankara ile yapılan anlaşma kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirdığini ve Türkiye parlamentosunun İsveç’in NATO’ya üyelik teklifini onaylama zamanının geldiğini söyledi.

Reuters haber ajansına konuşan Billstrom, “Bizden bekleneni yerine getirdiğimiz kanısındayız, şimdi Türkiye’de parlamentonun onaylama sürecini başlatma zamanı geldi” dedi.

Billstrom, İsveç’in Temmuz ortasında Litvanya’da düzenlenecek olan NATO konferansından önce üye olacağı konusunda ümitli olduğunu belirtti ve bir “B planının” bulunmadığını ekledi.

Türkiye, İsveç’in terörist olarak tanımladığı grupların üyelerine ev sahipliği yaptığını ve bazı isimlerin iadesini istiyor. İsveç ise Türkiye ile Madrid’de imzaladıkları üçlü mutabakat kapsamında, kısa sürede yeni bir yasa çıkararak terör gruplarını finanse etmeyi veya desteklemeyi zorlaştırdığını öne sürüyor.

İsveç ve Finlandiya geçen yıl başlayan Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu. Finlandiya, Nisan ayında NATO’ya katılırken, İsveç’in üyeliği Türkiye ve Macaristan’ın itirazları nedeniyle onaylanmadı.

Türkiye ve Macaristan’ın İsveç’in ittifaka katılımını 11-12 Temmuz’da Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek NATO Liderler Zirvesi öncesi onaylaması bekleniyor.

Paylaşın