Mokova’dan Ankara’ya “Azov Komutanları” Tepkisi: Anlaşma İhlal Edildi

Zelenskiy’in Türkiye’de tutulan eski beş komutanını Ukrayna’ya götürmesine ilişkin açıklama yapan Kremlin Sözcüsü Dmitry Peskov, Türkiye’nin anlaşmayı ihlal ettiğini dile getirerek, “Bize kimse bu konuda haber vermedi” dedi.

Haber Merkezi / Peskov, anlaşmaya göre bu kişilerin Türkiye’de kalması gerektiğini dile getirdi. Rusya, Eylül ayında Türkiye’nin aracılık ettiği esir anlaşmasının ardından bazı komutanları serbest bırakmış ve savaş sonuna kadar bu komutanların Türkiye’de kalması gerektiğine karar verilmişti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise dün sosyal medyadan paylaştığı fotoğrafında, “Türkiye’den eve dönüyoruz ve kahramanlarımızı da yanımızda getiriyoruz” demişti.

İstanbul ziyaretini tamamlayan Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’in Rusya ile yapılan esir takası gereği Türkiye’de kalması gereken Ukraynalı komutanlarla birlikte ülkesine dönmesi, Kremlin’in tepkisine neden oldu.

Mariupol kentinin Rusya tarafından kuşatıldığı dönemde Azov çelik fabrikasında gösterdikleri direniş nedeniyle Ukrayna’da kahraman olarak görülen beş komutan, Zelenskiy tarafından İstanbul’daki bir havalimanında karşılandı. Ardından Zelenskiy ve komutanlar aynı uçakla Ukrayna’ya döndü.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Azov komutanlarının “Türk tarafıyla yapılan müzakereler” sonucunda dönüşünün sağlandığını belirtildi.

Ukrayna ordusunun Azov alayında görev alan komutanlar, Mariupol kentini ele geçiren Rusya tarafından Mayıs 2022’de esir alınmıştı. Söz konusu komutanlar, geçen Eylül ayında Rusya ile Ukrayna arasında yapılan esir takasında serbest bırakılıp Türkiye’ye götürülen askerler arasında bulunuyordu.

Anlaşma, komutanların savaş bitene kadar Türkiye’de kalmasını öngörüyordu. Rusya, aşırı milliyetçi olarak bilinen Azov alayını “Neo-Nazi” olarak tanımlıyor.

Kremlin: Anlaşma ihlal edildi

Açıklamaları Rus haber ajansları tarafından aktarılan Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, “Azov komutanlarının Türkiye’den Ukrayna’ya dönüşü, mevcut anlaşmaların doğrudan ihlalinden başka bir şey değildir” dedi.

Peskov, bu askerlerin çatışmalar sona erene kadar Türkiye’de kalmasını öngören anlaşmanın koşullarının hem Ukrayna hem de Türkiye tarafından ihlal edildiğini belirtti.

Peskov, Azov komutanlarının dönüşünü, Ukrayna’nın başlattığı “karşı saldırının başarısızlığıyla” ve Ankara’nın 11-12 Temmuz’da Vilnius’ta yapılacak NATO zirvesi öncesi “dayanışma” gösterme arzusuyla bağlantılı bir adım olarak tanımladı.

Kremlin Sözcüsü, “NATO zirvesi için hazırlıklar sürüyor ve tabii Türkiye’nin üzerinde de epey baskı var” diye ekledi.

Erdoğan – Zelenskiy görüşmesi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da Zelenskiy ile görüşmesinin ardından “Ukrayna’nın NATO üyeliğini hak ettiğini” açıklamıştı.

Erdoğan aynı zamanda gelecek ay Putin’in de Türkiye’yi ziyaret etmesinin beklendiğini dile getirerek esir mübadelesine dair müzakereleri yürütmek niyetinde olduklarını söylemişti.

Zelenskiy, 11-12 Temmuz’da yapılacak Vilnius NATO liderler zirvesi sırasında ülkesinin NATO üyeliği için açık bir mesajın verilmesini ve resmi davette bulunulmasını istemişti.

Zelenskiy, işgalin 500. gününü anmak için dün Yılan Adası’nı ziyaret etmişti.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: Mücadelemizi Sürdürmek Zorundayız

14 ve 28 Mayıs seçimleri sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı CHP’de Genel Başkan parti üyelerine bir mektup gönderen Kılıçdaroğlu, “Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız. Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tüm parti üyelerine bir mektup gönderdi. Kılıçdaroğlu’nun “Değerli yol arkadaşım” diye başlayan mektubunda şu ifadeler yer aldı:

“Cumhuriyet tarihimizin en kritik seçimlerinden birini geride bıraktık. Karanlığın baskının iftiraların yanında yalanların, hilelerin ve hukuksuz bir biçimde devlet olanaklarının kullanıldığı adaletsiz bir seçimden çıktık. Süreç çalıştığımız beklediğimiz ve dilediğimiz gibi sonuçlanmadı.

“Mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız”

Demokrasi mücadelemizde birlikte yol almak için gösterdiğiniz büyük çaba ve kararlılığın çok değerli olduğunu bilmenizi isterim. Elini taşın altına koyma cesareti gösteren sizler sayesinde partimiz daha da güçlendirmektedir.

Adil ve özgür bir Türkiye için hak, hukuk ve adalet için mücadelemizi eskisinden daha güçlü sürdürmek zorundayız. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu nedenle partimizin hedefine daha büyük kararlılıkla ulaşmasını sağlayacak adımları hep birlikte atacağız.

Atatürk’ün ‘Umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim’ sözü partimize gönül vermiş olanların hiç unutmaması gereken temel bir ilkedir.”

Paylaşın

AYM Kararına Rağmen, Cumartesi Anneleri/İnsanları Gözaltına Alındı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Galatasaray Meydanı’ndaki eylemin yasaklanmasının hak ihlali olduğu yönündeki kararına rağmen, Cumartesi Anneleri meydana yaklaştırılmadan ablukaya alındı. Eyleme katılanlar İstiklal Caddesi’nde kelepçelenerek gözaltına alındı.

Haber Merkezi / Gözaltına alınan isimlerin tamamı şöyle: Hanife Yıldız, İkbal Eren, Mikail Kırbayır, Maside Ocak, Besna Tosun, Hasan Karakoç, Ali Tosun, Eren Keskin, Leman Yurtsever, Cüneyt Yılmaz, Oya Ersoy, Gülendam Özdemir, Nimet Tanrıkulu, Ümit Biçer, Hayrettin Pişkin, Ezgi Çetin, Şifa Nur Çetin, Ömer Kavran, Nazım Dikbaş, Taylan Bekin, İsmail Yücel, Aslı Takanay, Deniz Aytaç, Hüseyin Aygül, Hatice Onaran, Murat Çelik, Seyid Doğan, Hünkar Yurtsever, Pelin Laçın, Aydın Aydoğan.

Polislere, “Gözaltı da hukuksuz, kelepçe de hukuksuz” diyerek tepki gösteren avukat Murat Çelik de darp edilerek ters kelepçe ile gözaltına alındı.

AYM kararı neydi?

Cumartesi Anneleri/İnsanları’ndan Maside Ocak, 700. haftadaki (25 Ağustos 2018) polis şiddetini AYM’ye taşıdı.

Maside Ocak başvurusunda “24 yıldır süren etkinliğin barışçıl bir şekilde yapıldığını, yasaklamaya ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını ve bunun yanı sıra kolluk gücünün orantısız güç kullanarak toplantıyı dağıttığını, müdahale ve gözaltı sırasında yaralandığını belirterek kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğini” dile getirdi.

Yüksek mahkeme “kötü muamele” iddiasını reddederken, Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Maside Ocak’a 13 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine karar verdi.

Karar oy çokluğuyla çıktı. Karara karşı oy kullanan tek isim ise İçişleri Bakanı yardımcısı iken AYM üyeliğine atanan Muhterem İnce oldu.

Cumartesi Anneleri/İnsanları

12 Mart 1995 tarihinde Gazi Mahallesi’nde bulunan Alevilerin çoğunlukta olduğu bir kahvehaneye durdukları bir taksi şoförünü öldürerek aynı taksiyle kahvehanedeki sivillere yönelik kimliği belirsiz kişilerce gerçekleştirilen silahlı provokatif saldırı sonucu başlayan ve şehrin diğer bölgelerine yayılan olaylar.

15 Mart 1995’e dek kent geneline yayılan olaylar sonucunda 22 kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi yaralanmış ve tutuklanmıştır.

21 Mart 1995’te Gazi Mahallesi olayları sonrası gözaltına alındıktan sonra Hasan Ocak ortadan kayboldu. Annesi Emine Ocak, ailesi ve arkadaşları 55 gün boyunca Hasan’ı aradı. 15 Mayıs’ta, Hasan’ın işkence edilmiş cansız bedeni kimsesizler mezarlığında bulundu.

Ceset, Hasan gözaltına alındıktan beş gün sonra Beykoz Ormanı’nda köylüler tarafından fark edilmişti. Hasan’ın cesedine ulaşılmasının ardından kayıplara karşı adalet arayan bir insan hakları mücadelesine dönüştü ve ilk kez 27 Mayıs’ta 15-20 kişilik bir grup, Galatasaray önünde oturma eylemi yaptı.[1]

Nadire Mater’in de aralarında bulunduğu “Arkadaşıma Dokunma” kampanyasını yürüten bir grup Hasan Ocak’ın cesedinin bulunmasıyla “Her Cumartesi aynı saatte Galatasaray meydanında sessizce oturalım.” fikrini ortaya koydu.

Oturma eyleminde “örgüt pankartı olmayacaktı, slogan atılmayacaktı ve her hafta bir gözaltında kaybın öyküsü anlatılacaktı.” Medya oturan insanlara “Cumartesi Anneleri” adını taktı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Ukrayna’nın NATO Üyeliğine Destek

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile yaptığı görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Türkiye-Ukrayna dostluğu her bakımdan güçlendi. Ukrayna halkı ülkesinin toprak bütünlüğünü savunuyor. Şüphesiz Ukrayna NATO’ya üyeliği hak ediyor. Adil bir barışın kaybedeni olmaz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Taraflar arasındaki anlayış farklılıklarına rağmen barış arayışlarına bir an evvel geri dönülmesi en samimi arzumuzdur. Ukrayna’nın yeniden ayağa kaldırılmasında her türlü desteği vereceğiz. Savaşın uluslararası hukuk temelinde müzakereler yoluyla sona erdirilmesi için en yoğun çabayı harcayan ülke olduk.”

Ukrayna’da lider konumda olan Türk müteahhitlik şirketlerinin, ülkenin yeniden imarında da yardımcı olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kırım Tatar Türkleri’nin ülkelerinin özgürlüğe kavuşması için canla başla mücadele etmesinin Ankara’nın Ukrayna’nın geleceğine güvenle bakmasının en önemli sebeplerinden biri olarak gösterdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski bugün İstanbul’da 2,5 saat süren bir görüşme yaptı. Vahdettin Köşkü’nde yapılan görüşme sonrası iki lider ortak basın toplantısı düzenledi.

Erdoğan basın toplantısında, Ukrayna’nın NATO üyeliğine destek verdi. Erdoğan, “Şüphesiz Ukrayna NATO’ya üyeliği hak ediyor. Her zaman ısrarla savunduğum bir hususu huzurlarınızda bu vesileyle tekrar vurgulamak istiyorum. Adil bir barışın kaybedeni olmaz. Taraflar arasındaki anlayış farklılıklarına rağmen barış arayışlarına bir an evvel geri dönülmesi en samimi arzumuzdur” dedi.

Savaşın müzakereler temelinde sona erdirilmesi için gayretlerini sürdüreceklerini belirten Erdoğan, “Görüşmelerimizin, ülkelerimiz, bölgemiz ve uluslararası toplum için hayırlara vesile olmasını diliyorum” dedi.

Putin’in Türkiye ziyareti

Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in önümüzdeki ay Türkiye’yi ziyaret edeceğini de açıkladı. Bu, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden sonra Putin’in Türkiye’ye gerçekleştireceği ilk ziyaret olacak.

Basın toplantısında esir takasıyla ilgili bir soruya yanıt verirken bu konuya değinen Erdoğan, “Özellikle esir mübadelesi konusunda şu anda Ukrayna tarafında Sayın Başkanı (Zelenskiy) dinledik. Rusya tarafıyla da görüşme halindeyiz. Onlarla da görüşüyoruz. Konuyu Sayın Putin’le görüştüm ve önümüzdeki ay Sayın Putin’in de aynı zamanda Türkiye ziyareti olacak. Tekrar bunu yüz yüze görüşme imkanımız olacak. Ama bu arada bazı telefon görüşmelerimiz olması hâlinde de Sayın Putin’le bu konuyu yine ele alacağız ki esir mübadelesi, bu takaslar konusu bizim gündemimizin de öncelikli konularındandır” dedi. Erdoğan, “Temenni ederiz ki kısa zamanda bundan da bir netice alalım” diye konuştu.

Esir düşen Kırım Tatarları, siyasi mahkûmlar ve sınır dışı edilerek Rusya’ya götürülen çocuklar dâhil tüm esirlerin geri alınabilmesi için gerçekten çok çalıştıklarını söyleyen Zelenskiy ise bu konuda bir sonuç alınana kadar başka yorum yapmayacağını dile getirdi.

Tahıl koridoru anlaşması

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 Temmuz’da sona erecek olan tahıl koridoru anlaşmasının yeniden uzatılması için bir yol haritası belirlenip belirlenmediği yönündeki soruya ise şu yanıt verdi:

“İstanbul merkezli bu tahıl koridoru meselesinde çalışmalarımızı devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz. 17 Temmuz sonrasını daha ne kadar uzatabiliriz, bunun da çalışması içerisindeyiz. Temennimiz odur ki yani bu iki ayda bir değil hiç olmazsa en azından üç ayda bir olması gibi bir beklentimiz var. Bu gayreti bu şekilde yapıp, süreyi de hiç olmazsa iki yıla çıkarmak gibi bir gayretin içerisinde olacağız. Yine bu konuyla ilgili bu akşam Sayın Başkan’la da görüştük. Sayın Putin’le de inşallah bunu gerek telefon diplomasimizde, gerekse önümüzdeki ay yapacağımız yüz yüze görüşmede gündemimizdeki en önemli konulardan bir tanesi bu.”

Erdoğan, “Zira Afrika’daki fakir ülkeler hep buraya bakıyor, bunun beklentisi içerisinde. Bu akşam ayrıca 12 tane Ukrayna limanlarındaki gemilerin durumunu da Sayın Başkan’la konuştuk. İnşallah bu gemilerin de serbest bırakılması noktasında gayret edeceklerini söylediler. Bu gemilerin de bırakılmasıyla -bunlar Türk gemileri- buradaki iş adamlarımız burada rahatlamış olacaklar. Ben tekrar bu tahıl koridorundaki sürecin uzatılması için yapacağımız müşterek çalışmayla netice almayı ümit ediyorum” diye ekledi.

Zelenski’den Erdoğan’a teşekkür

Erdoğan’ı bir kez daha cumhurbaşkanı seçildiği için tebrik eden Ukrayna lideri, Ukrayna’da barış ulaşılması için Türkiye’nin desteğini her zaman hissettiklerini söyledi.

Zelenski, “Karadeniz bölgesindeki durumu detaylı görüştük. Genel bakışımız var. Hiç kimse Karadeniz bölgesinde devletlerimizin ve halklarımızın menfaatine aykırı şeyleri zora kabul ettiremez. Karadeniz güvenlik ve işbirliği alanı olmalı. Dondurulmuş kriz alanı olmamalı. Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne ve egemenliğine değişmez desteğine minnettarım. Rusya’nın tehdidi altındaki Kırım’daki durumu görüştük. Karadeniz tahıl girişimine yönelik desteğinize minnettarım. Rusya gemi seyirlerini son zamanlarda bloke ediyor. Avrupa, Afrika ve Asya’daki gıda güvenliği bize bağlı. Rusya sanki Karadeniz’de her şey ona aitmiş gibi davranıyor” dedi.

Türkiye’nin Rusya ve Ukrayna arasında barışın sağlanmasını için liderlik üstlenmeye hazır olduğunu dile getiren Ukrayna Devlet Başkanı, ülkesinin NATO’ya üye olmasına destek veren Erdoğan’a teşekkür etti.

Görüşmede birçok değişik projenin gündeme geldiğini, iki ülke arasında savunma sanayi ve teknoloji işbirliği ile ortak İHA üretimi gerçekleştirilebileceğini belirten Zelenski, sözlerine “Yaşasın Ukrayna” diyerek son verdi.

Rusya, görüşmeyi dikkatle takip etti

Moskova yönetimi de Erdoğan-Zelenski görüşmesini yakından takip etti. Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, iki liderin Vahdettin Köşkü’ndeki görüşme öncesi yaptığı açıklamada, “Ankara ile yapıcı ortaklık ilişkilerimizi koruyoruz ve bu ilişkilere değer veriyoruz. Türkiye için de bunun böyle olduğunu düşünüyoruz. Bundandır ki Erdoğan ile Zelenskiy’in neleri ele alacağını öğrenmek isteyeceğiz. Bu bizim için önemli. ‘Türkiye Cumhurbaşkanı’nın üstlendiği bu (arabuluculuk) rolleri çok takdir ediliyor” dedi.

Ancak Kremlin Sözcüsü, Putin’in Erdoğan’la yüz yüze görüşme ihtimalini reddetmese bir tarih vermekten kaçındı.

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: Erdoğan: Verilen Sözler Tutulmalı

Subay eğitimi mezuniyet töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsveç’in NATO’ya üyelik süreciyle ilgili, “Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Teröre kucak açan ülkelere destek vermeyiz” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan,”Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan devlet NATO’ya nasıl katkıda bulunabilir?” diye sordu. Erdoğan, Türkiye’nin NATO ittifakına katkılarını çok az müttefikin yaptığını belirterek “Ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları kınıyoruz” dedi.

Erdoğan, “Salı günü yapılacak (NATO) liderler zirvesinde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz için en hayırlı karar neyse onu hayata geçireceğiz. Terörle mücadelede gerektiğini yapmayanlara tepkimizi göstermekten çekinmedik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da 10. Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi, 5. Dönem Komuta ve Kurmay Eğitimi ve 12. Dönem Karargah Subaylığı Eğitimi Mezuniyet Töreni’nde açıklamalarda bulundu.

Eğitimlerini tamamlayan subayları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün toplam 249 subayımız mezuniyet sevinci yaşıyor. Mezunlarımız arasında 19 dost ve kardeş ülkeden 91 misafir öğrencimiz bulunuyor. Misafirlerimize kendi ülkelerinde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.

Subaylara, ülke ve millet adına üstlenecekleri sorumluluklarda başarı dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sizlerden ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz temel prensiplerimize sahip çıkmanızı istiyorum. Sizleri her açıdan en donanımlı şekilde yetiştiren ailelerinize, hocalarınıza, komutanlarınıza ülkem ve milletim adına teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Mezun olan subayların vatan, millet, inanç ve bağımsızlık uğrunda gerektiğinde gözünü kırpmadan şehadete yürüyeceğinden şüphe etmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin cumhurbaşkanı, devletin başı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin başkomutanı olarak subaylara sonuna kadar güvendiğini söyledi.

Bu sene yedinci kuruluş yılını kutlayacak Millî Savunma Üniversitesinin eğitim müfredatıyla ihtiyaç duyulan vazife şuurunu subaylara kazandırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:

“Üniversitemizi bitiren subay ve astsubaylarımız kahraman ordumuzun çeşitli birimlerinde başarılarıyla göz dolduruyor. 15 Temmuz ihaneti sonrasında yeniden yapılandırdığımız kurumların hemen hepsinde benzer gurur tablolarına şahit oluyoruz. Eskiden kendi görev alanı dışında farklı hadiselerle anılan kurumlarımız, bugün artık vatanımıza yaptıkları müstesna katkılarla gündeme geliyor.

Emniyet teşkilatımız asayiş hizmetleri ve terörle mücadelede, istihbarat birimlerimiz devletimizin iç ve dış güvenliğini teminde, askerî unsurlarımız vatanımızın her türlü tehdide karşı savunulmasında, diğer kurum ve kuruluşlarımız kendi görev sahaları içinde mesuliyetlerini en güzel şekilde yerine getiriyor. Ödediğimiz nice ağır bedeller sonrasında ulaştığımız bu aşamayı ülkemizin geleceği adına çok kıymetli buluyoruz. Geldiğimiz nokta önemli olmakla birlikte elbette yeterli değildir.

Güncel şartlara ve yeni meydan okumalara göre kurumlarımızın sürekli bir tekâmül içinde olması gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ihtiyaçlarına odaklanırsak hata yaparız. Başarıyı sadece geçmişle kıyasta ararsak yerinde saymaktan kurtulamayız. Eski hantal yapıyı terk ederken yeni yapının durağanlaşmasına izin veremeyiz. Değişim ve yenilenme ihtiyacının uzun soluklu bir süreç olduğunun bilinciyle hareket etmeliyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversitenin faaliyete geçmesiyle vücut bulan sivil-asker iş birliğinin daha fazla derinleştirilmesinde fayda gördüklerini söyledi.

Üniversitenin küresel akademik camiada hak ettiği yere gelmesini temenni ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın sadece kahraman orduların kurmay kadrosunun yetiştirildiği bir ocak olmadığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, buranın aynı zamanda Türkiye’nin askerî stratejik vizyonunun şekillendirildiği bir fikir üretim merkezi olması gerektiğini vurgulayarak 2016’da başlayan dönüşümün daha uzun vadeli bir perspektifle hızlandırılmasında ve olgunlaştırılmasında yarar olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MSÜ’nün kuruluşundan bu yana geçen kısa sürede katettiği mesafeyi takdirle karşıladıklarını belirterek üniversitenin bugünlere gelmesinde önemli rol oynayan Rektör Prof. Dr. Erhan Afyoncu ve ekibini kutladı.

Gelecek dönemde üniversitenin küresel marka değerini daha da artıracağına inandıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah biz de şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonraki çabalarında da üniversite yönetiminin yanında olmayı sürdüreceğiz. Türkiye’nin zaten çok güçlü ve üst düzey olan askerî eğitim standardını yeni açılımlarla yeni kazanımlarla yükseltmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki devletlerin çoğunun geçmişinin birkaç yüzyıl ile sınırlıyken Türk milletinin ise 2 bin 232 yıl önce düzenli ordu kurduğunu hatırlattı.

Ordu-millet kavramının sahibi olan, bu unvanı hak eden tek millet olunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türk Silahlı Kuvvetlerimiz 2 bin 232 yılı aşan şanlı tarihiyle maziden atiye kurduğumuz köprünün sembollerinden biridir. Burası Mete Han’ın, Sultan Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Gazi Mustafa Kemal’in aklının, cesaretinin, dehasının yaşadığı ve yaşatıldığı güzide bir ocaktır. Bu kahramanlar ocağı milletimizin göz bebeği, dost, kardeş, soydaş ülkeler için de bir umut meşalesidir. Tarih boyunca Türk Silahlı Kuvvetleri sadece yurt savunmasında değil dünyada barış ve istikrarın korunmasında da önemli roller üstlenmiştir. Ordumuz nerede olursa olsun deruhte ettiği her vazifeyi zorluklarına rağmen büyük bir titizlikle yerine getirmiştir. Türk Silahlı Kuvvetleri hem dünyanın en güçlü hem de en güvenilir orduları arasında yer alıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler’den (BM) NATO bünyesinde yürüttükleri misyonlara kadar nerede görev aldılarsa hepsinin de üstesinden alınlarının akıyla geldiklerini vurgulayarak “Ne milletimize ne ordumuza ne de çatısı altında hizmet verdiğimiz uluslararası örgütlerin itibarına asla halel getirmedik. Kimsenin malına, mülküne zarar vermedik. Hiç kimsenin namusuna el uzatmadık. Hiçbir masumun canına kıymadık. Kimseye haksızlık, hukuksuzluk yapmadık. Bize sığınan hiçbir mazlumu katillerine teslim etmedik.

Güvenliğin sağlanması, huzurun tesisi, barış ve istikrar ortamının yeniden inşası noktasında hep samimiyetle çaba harcadık. Güney Kore’den Afganistan’a pek çok yerde bu uğurda nice evladımızı şehit verdik. Türkiye’nin son 71 yılda NATO İttifakı’na yaptığı katkıları çok az müttefik yapmıştır. Bu gerçekler apaçık ortadayken bir süredir ülkemiz aleyhine yürütülen kampanyaları esefle karşılıyoruz. Yerleşik teamülleri bozma pahasına atılmak istenen adımları gördükçe ittifakın geleceği adına endişe duyuyoruz” ifadelerini kullandı.

“Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, ittifakın genişlemesine müzahir tavrını herkesin çok iyi bildiğinin altını çizerek sözlerini şöyle sürdürdü:

“İttifakın açık kapı politikasını destekledik, destekliyoruz. Başta terörizmle kararlı mücadele olmak üzere, ittifakın temel değerlerine sadakat gösterecek herkesi bağrımıza basmaya hazırız. Finlandiya’nın üyeliğine onay vererek ilkesel duruşumuzu ortaya koyduk ama teröristleri himaye edenlere ve terörle mücadelede gerekli tedbirleri almayanlara da tepkimizi göstermekten çekinmedik. ‘NATO çatısı altında dayanışma sergileyelim’ diyenlerin Türkiye’de darbeye kalkışmış, 40 yılda binlerce insanımızı katletmiş canilere kucak açmasının hiçbir makul gerekçesi olamaz.

Terörle demokrasi, terörle güvenlik, terörle insanlık yan yana duramaz. İttifakın özü karşılıklı güven ve dayanışma ikliminin tesisidir. Bu olmadan diğer konuları konuşmanın bir anlamı yoktur. Bize tavsiyede bulunanlar öncelikle şu sorulara açık yüreklilikle cevap vermelidir. Türkiye, sokaklarında teröristlerin cirit attığı bir ülkeye nasıl güvenebilir? Terör örgütleriyle arasına mesafe koymayan bir devlet NATO’ya nasıl katkı yapabilir? Terörizmle mücadele etmeyenler ittifakın hasımlarıyla nasıl mücadele edebilir?

Biz, her işimizde olduğu gibi burada da dürüst davranıyor, gizli bir gündemle değil, şeffaf bir şekilde hareket ediyoruz. Madrid’de ülkemize verilen sözlere riayet edilmesini bekliyoruz. Bağcıyla hiçbir işimizin olmadığını, tek amacımızın üzüm yemek olduğunu burada bir kez daha tekrarlamak istiyorum. Salı günü Vilnius’ta yapılacak Liderler Zirvesi’nde tüm bu hususları tekrar ittifak ortaklarımızın dikkatine getireceğiz. Ülkemiz, milletimiz ve güvenliğimiz için en hayırlı karar neyse inşallah onu hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıl dönümünün idrak edildiğini anımsatarak şunları kaydetti:

“29 Ekim 2023 tarihinde Cumhuriyet’imizin şanına yakışır bir kutlama yapacağız. Tarihimizin en önemli dönüm noktalarından olan bu yıl dönümünü sosyal, beşeri, iktisadi ve siyasi olarak tüm yönleriyle ele alacağız. Kapsamlı bir değerlendirme neticesinde güçlü ve zayıf yanlarımızla gelecekte atacağımız adımları belirleyeceğiz. Cumhuriyet’imizin 100’üncü yılını her bakımdan ülkemiz, milletimiz ve kurumlarımız için yeni bir dönemin mukaddimesine dönüştürmek istiyoruz. 28 Mayıs gecesi itibarıyla inşasına başladığımız Türkiye Yüzyılı vizyonu işte bu yeni dönemin yol haritasını ifade ediyor.”

Son 21 yılda her alanda yaptıkları yatırımlarla bu vizyonun temelini zaten çok güçlü bir şekilde oluşturduklarını, ekonomide Türkiye’yi her yıl ortalama yüzde 5,4 oranında büyüttüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına getirdik. Ulaşım altyapımızı tüm kategorilerde 5’e, 10’a, 15’e katladık. Turizmde, sağlıkta, teknolojide, adalette ve diğer tüm alanlarda Türkiye’nin çehresini değiştiren hamlelere imza attık. En stratejik sektör olan savunma sanayisinde yüzde 20’den başladık, yüzde 80’i bulan dışa bağımlılığımızı hamdolsun şu anda yüzde 20’lere düşürdük” bilgisini verdi.

“Tam bağımsız Türkiye hedefimize…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 21 yıl önce sadece 248 milyon dolar savunma sanayisi ihracatı yapan bir ülkeden 4 milyar 400 milyon dolar ihracat gerçekleştiren bir ülke konumuna geldiğini belirterek şöyle devam etti:

“Seçim dönemimizde kampanyamıza devam ederken millî muharip uçağımız Kaan’dan Hürjet’e, insansız savaş uçağımız Kızılelma’dan ANKA-3 ve ATAK-2’ye, dünyanın ilk SİHA gemisi TCG Anadolu’dan İMECE uydumuza, yeni Altay tankından Fırtına Obüsü’ne birçok kritik projemizin ya teslimatını ya devreye alınmasını ya da testlerini başarıyla tamamladık. Her alanda olduğu gibi savunma sanayiinde de tam bağımsız Türkiye hedefimize ulaşana kadar bu çalışmalarımızı aralıksız sürdüreceğiz.

Tarihi şanlı zaferlerle dolu, mazlumların umudu olan ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne mutlaka çıkaracağız. Bunu da 85 milyon olarak hep beraber başaracağız, oyuna gelmeyeceğiz, kardeşliğimize leke sürdürmeyeceğiz, kışkırtmalara prim vermeyeceğiz, umutsuzluk girdabına sürüklenmeyeceğiz. Yapamazsınız diyen felaket tellallarına kulak asmayacağız. Türkiye’nin potansiyeline ve Türk milletine daima güveneceğiz. Başarmaktan başka seçeneğimizin olmadığını, bunun yolunun da önce kendimize inanmaktan geçtiğini aklımızdan çıkarmayacağız.

Geçmiş tecrübelerimizden, bu ışıkta hatalarımızdan ders çıkartarak inşallah daha aydınlık ve müreffeh bir geleceği hep birlikte kuracağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun diyorum. Ordumuzun stratejik bilgisine ve birikimine güç verecek, katkı yapacak siz geleceğin komutanlarını gönülden tebrik ediyorum. Misafir mezunlarımızdan ülkelerine döndüklerinde tüm dost ve kardeş halklara selamlarımızı iletmelerini istiyorum.”

Törende, dönem birincilerine diplomaları Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, dönem ikinci ve üçüncülerinin diplomaları ise Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından verildi. Programda daha sonra dönem birincileri, mezuniyet plaketini yaş kütüğüne çaktı.

Paylaşın

Akşener’den “Vergi Zamları” Tepkisi: IMF Programı Uygulanıyor

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan İYİ Parti Lideri Akşener, “Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor” dedi.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin olarak sosyal medya hesabından açıklamada bulundu.

Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulandığını belirten Akşener, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Memleketimizde adı konmamış bir IMF programı uygulanıyor. Her şeye gelen zamlarla maaşlar daha yatmadan erimeye devam ediyor. Bütçe açığını, tüm yükü milletin sırtına bindirerek kapatamazsınız. Kemer sıkılacaksa önce israfı, şatafatı bırakıp kendiniz kemer sıkın da görelim!”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

Davutoğlu’ndan “Vergi Zamları” Tepkisi: Sizin Yaptığınızı Deli Dumrul Yapmaz!

Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarına ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan Gelecek Partisi Lideri Davutoğlu, “Sizin yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz!” dedi.

Haber Merkezi / Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, bugün açıklanan Katma Değer Vergisi (KDV) ve harç zamlarındaki artışla ilgili açıklama yaptı. Davutoğlu’nun açıklaması şöyle:

“Sizin yaptığınızı Deli Dumrul yapmaz!

Cahil, iş bilmez ekonomi yöneticileriniz ülkemizin ekonomisini çökertip kenara çekildi, faturasını ödemek de milletimize mi düştü?

Bu zamların izahı yok. Kaşıkla verdiniz, kepçeyle alıyorsunuz. Asgari ücret zammı da, memur maaş zammı da daha gelmeden eridi. Ekonomiyi yanlış yönetiyorsunuz, ülkeyi uçuruma sürüklüyorsunuz.

‘Mali disiplini’ sağlamak için gelirleri artırmak yerine, önce tasarrufu neden düşünmüyorsunuz? ‘İtibardan tasarruf olmaz’ diye kendinizi savunarak, milletimizi vergiye boğarak yeni yolsuzluklara kaynak mı yaratmak derdiniz?”

Artışlar

Resmî Gazete’de bugün yayımlanan 7346 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla Katma Değer Vergisi (KDV) yüzde 18 olan ürünlerde yüzde 20’ye, yüzde 8 olan ürünlerde ise yüzde 10’a çıkarıldı.

Deterjan, sabun, tuvalet kâğıdı, bebek bezi ve yeme-içme sektöründeki KDV yüzde 10; mobilya, beyaz eşya, elektronik ürünler, sigara ve alkolde ise yüzde 20 olacak. Daha çok gıdayı kapsayan yüzde 1’lik KDV diliminde ise değişiklik yapılmadı.

7344 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı’yla ise yurt dışından getirilen telefonların kayıt altına alınması için belirlenen tutarda harç ücreti (IMEI) ise karar öncesinde 6 bin 91 TL iken 20 bin TL’ye yükseldi.

492 Sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı tariflerde yer alan maktu harçlara yüzde 50 oranında artış yapıldı. Karara göre, trafik harçları kapsamında bulunan “sürücü belgesi harçları” yapılan artıştan hariç tutuldu.

Paylaşın

AK Parti’de Kadro Değişimi: 6 İl Başkanlığına Atama

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla Gaziantep, Kilis, Ardahan, Kayseri, Samsun ve Malatya il başkanlıklarına yeni atamalar yapıldı.

Haber Merkezi / AK Parti Teşkilat Başkanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kararıyla 6 il başkanlığına atama yapıldığı duyuruldu.

Paylaşımda, Kayseri İl Başkanlığına Fatih Üzüm, Samsun İl Başkanlığına Mehmet Köse, Gaziantep İl Başkanlığına Murat Çetin, Kilis İl Başkanlığına Zihni Serhan Diyarbakırlı, Ardahan İl Başkanlığına Ersin Yılmaz ve Malatya İl Başkanlığına Namık Gören’in atandığı bildirildi.

Söz konusu atamalarda vekaleten görev yapan il başkanlarından bazılarının başkanlığa atanması dikkat çekerken, yine vekaleten görev yürüten Mehmet Metin Karakuş, Ertuğrul Teymur, Nuri Ayduğan, Bahadır Kılıç ve Abdulkadir Sarıdağ’ın yerine yeni il başkanları atandı.

7 il başkanı değişmişti

Yakın zamanda, Adıyaman, Erzincan, Kars, Kırıkkale, Muğla, Niğde ve Uşak il başkanlıklarına da atama yapılmıştı.

Adıyaman İl Başkanlığına Emrah Erkan Bulucu, Erzincan İl Başkanlığına Mehmet Cavit Şireci, Kars İl Başkanlığına Muammer Sancar, Kırıkkale İl Başkanlığına Engin Pehlivanlı, Muğla İl Başkanlığına Gültekin Akça, Niğde İl Başkanlığına Mustafa Özdemir, Uşak İl Başkanlığına Himmet Yaşar’ın atandığı bildirilmişti.

14 ve  28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanlarının değişeceği kulislere yansımıştı.

Paylaşın

AYM’den Dikkat Çeken Hak İhlali Kararı: Nevruza Katılan…

AYM, Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti. AYM, ayrıca, başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM), 2016 yılında Anadolu Üniversitesi’nde Nevruz kutlamasına katıldıktan sonra yurttan atılan öğrencinin, Anayasa’nın 34. maddesiyle korunan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine hükmetti.

17 Mart 2016’da üniversitedeki Nevruz kutlamasında bazı şiddet olayları yaşanması üzerine yurt idaresince açılan soruşturmada Bedran Ali Ertuğrul adlı öğrenciye “yurttan süresiz çıkarma” cezası verilmiş, Ertuğrul ise memleketinde her yıl Nevruz’u kutladıklarını, bu etkinliğe de halayı görünce katıldığını, etkinliğin yasa dışı olduğunu bilmediğini savunmuştu.

Ertuğrul’un karara karşı önce idare mahkemesine, ardından bölge idare mahkemesine yaptığı başvurular ise reddedilmişti.

BBC Türkçe’nin haberine göre, son olarak dosyayı 2018’de AYM’ye taşıyan Ertuğrul, beş yıllık bekleyişin ardından mahkemece haklı bulundu. AYM, bugün Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla başvurucuya 18 bin TL manevi tazminatın yanı sıra harç ve vekalet ücretleri için de 10 bin 194 TL ödenmesine hükmetti.

Anayasa’nın 34. Maddesi

Herkes, önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla ve kanunla sınırlanabilir.

Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

Paylaşın

Meclis’te 6 Grup: Saadet Partisi Ve Gelecek Partisi

Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) ortak grup karma kararı aldı. Meclis’teki altıncı siyasi parti grubunu oluşturacak olan Gelecek Partisi ve Saadet Partisi, 14 Mayıs parlamento seçimlerine CHP listelerinden girmişlerdi.

Haber Merkezi / Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, ortak grup kurmaya karar verdiklerini açıkladılar.

Davutoğlu, ortak basın toplantısında “Gelecek ve Saadet milletvekileri ortak bir grup çalışması içine girecek. Bugün grup dilekçesi, TBMM’ye iletilecek. Her parti milletvekili kendi kimliğini korumakla birlikte TBMM çatısı altında bir devre için Saadet Partisi grubu olarak faaliyet gösterecek. Grup başkanı Gelecek Partisi’nden olacak.” dedi.

Karamollaoğlu ise, “Gelecek Partisi de bir fedakarlıkta bulundu. Bizim amblemimiz altında birleşerek Meclis’te grup oluşturmaya karar verdik. Meclis’te en ciddi çalışmaları yapan grup inanıyorum ki bu grup olacak. Fikirlerde bazı farklılıkların olmasını bakış açısına göre değerlendirmek mümkün” ifadelerini kullandı.

Basın toplantısında konuşan Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu şunları söyledi: “Mayıs seçimlerinden sonra siyaset hayatımızın en önemli gelişmesine şahit oluyoruz. Siyasi tabloyu değerlendirdiğimizde şu sonuçlara ulaştık… Siyasi iktidar her türlü yola başvurarak iktidarını sürdürüyor. Statükoyu sürdürmeye çalışıyorlar. Muhalefet partileri kendi içinde muhasebesini yaptı. Değerlendirmeye baktığımızda seçmenimiz bize güçlü alternatif ihtiyacı duyduklarına dair verdiği mesajdır.

İki parti olarak önemli adım attık. Saadet-Gelecek ittifakı altında önemli adımlar atacağız. Ortak grup çalışması içine girecek. Bugün ortak grup talebi dilekçesi Meclis’e iletilecek. Saadet Partisi grubu olarak faaliyet gösterecek. Grup Başkanı, Gelecek Partisi’nden olacak. Görüş ayrılıklarımız doğaldır. Görüş farklılıklarına rağmen işbirliği yapmayı zorunlu kılıyor içinde bulunduğumuz durum”

Saadet Partisinin amblemiyle grup kurulacak

Saadet Partisi lideri Temel Karamollaoğlu ise şöyle konuştu: “Kürsülerde meydanlarda dile getirdiğimiz konuların siyasette de dile getirilmesi için grup ihtiyacı oldu. Grup olmadan yapılacak çalışmalar çok zayıf kalıyor Meclis çatısı altında. Vekillik yapan, iktidarda bulunan ülkeyi yöneten tecrübede bulunan kardeşlerimiz biliyor. Seçimlerde istediğimiz neticeyi elde edemedik. Meclis’te bir araya geldiğimizde grup oluşturacak kadar vekilimiz var. Bir araya gelmeyi ülkemiz için bir ihtiyaç olarak gördük.

Ahmet Davutoğlu, Gelecek Partisi de bir fedakarlıkta bulundu. Bizim amblemimiz altında birleşerek Meclis’te grup oluşturmaya karar verdik. Meclis’te en ciddi çalışmaları yapan grup inanıyorum ki bu grup olacak. Fikirlerde bazı farklılıkların olmasını bakış açısına göre değerlendirmek mümkün.

Bunu çatlak meselesi olarak da görmek zenginlik olarak da görmek mümkün. Bu büyük zenginliktir diye düşünüyorum. Hepimiz aynı çatı altında seçime girdik. Niye böyle oldu diye sorgulayanlar var, herkes sorgulayabilir. Aynı çatı altında seçime girmeseydik bu kararın alınması mümkün gözükmüyordu. Bugün Meclis’te arkadaşlarımızla bir araya geleceğiz. İlk grup toplantısını Meclis tatile girmeden önümüzdeki hafta gerçekleştireceğiz.

İttifakın gerekçeleri

İki partinin yaptığı ortak basın açıklamasında ise ittifakın gerekçeleri şöyle sıralandı;

Geniş toplum kesimlerinin önüne daha güçlü bir alternatif koyabilmek,
Siyasi yelpazedeki dağınıklığı giderebilmek,
Muhalefetin TBMM’ndeki denetim gücünü artırabilmek,
Genel seçimler sonrası oluşan alternatifsizlik duygusuna dayalı karamsar toplumsal psikolojiyi dağıtarak yeni bir umut ve vizyon dalgası oluşturmak,
Yerel seçimlere hazırlıkları daha etkin şekilde yürütebilmek,
İktidarın milli ve manevi değerlerimizi istismar ederek sürdürdüğü otoriter yolsuzluk düzenine karşı siyasi ahlak başta olmak üzere ortak değerlerimizi siyasi hayatımıza egemen kılmak,

Yanlış ekonomik politikaların yol açtığı yoksullaşma süreci ile büyük bir çoğunluğu açlık sınırının altında yaşamak zorunda bırakılan halkımızın gür sesi olmak,
Temel hak ve özgürlükler bağlamında siyasi çıkarları değil insan onurunu ve adaleti yücelten bir siyasi iklimin oluşmasını sağlamak,
İktidarın kutuplaştırmaya, sloganlara ve kaba hakaret diline dayalı siyaset yöntemine karşı ortak aidiyet bilincine, akla, vicdana ve siyasi nezakete dayalı bir siyaset yöntemine öncülük edebilmek.

Grup kurmak ne sağlıyor?

Meclis’te grup kurmak için 20 milletvekili gerekiyor. İki partinin 10’ar milletvekilinin kuracağı ortak grup ile Meclis’te hem görünürlük sağlanması hem de idari açılardan çeşitli avantajlar elde edilebiliyor. Grup kurulmasıyla birlikte genel kurulda söz hakkı artarken, haftada bir düzenlenen grup toplantıları ile kamuoyunda daha çok etki yaratma imkanı doğuyor ve aynı zamanda Meclis komisyonlara üye verilmesi gibi pek çok hak kazanılıyor.

Saadet Partisi ile Gelecek Partisi’nin ortak grubunun kurulması Meclis’teki komisyonların üye sayıları da değişiyor. Buna göre yeni grupla birlikte ihtisas komisyonlarında AKP’ye düşen 1 üye yeni gruba geçecek. Böylelikle 26 üyeli komisyonlarda AKP’nin 12, CHP’nin 6, Yeşil Sol Parti’nin 3, MHP’nin 2, İYİ Parti’nin 2 ve yeni kurulan grubun 1 üyesi olacak.

Paylaşın