Halkların Demokratik Partisi Eş Genel Başkanları Belli Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nde (HDP) seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak eş genel başkan olarak görev alacak.

Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Kapatılma riskine karşı tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devredecek olan HDP, bu devir kararını hafta sonu Ankara’da gerçekleşecek kongrede alacak. Kongrede Eş Genel Başkan seçimi de yapılacak.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; Seçimlerin ardından yeniden eş genel başkan adayı olmayacaklarını açıklayan Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın yerine Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak gelecek.

Uzun yıllardır HDP’nin çeşitli kademelerinde görev alan Sultan Özcan, son olarak HDP MYK’sında STK ve Siyasi Partilerle İlişkiler Komisyonu Eş Sözcülüğü görevini yürütüyordu. Kobanê Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin MYK üyesi olarak görev yapıyordu.

Sultan Özcan kimdir?

Sultan Özcan, 1965 yılında Kayseri’nin Develi ilçesinde doğdu. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Adana’ya giden Özcan, 1985 yılında Çukurova Üniversitesinde devlet memuru olarak çalışmaya başladı. 12 yıllık memuriyet hayatından sonra özel sektörde çeşitli alanlarda çalıştı .Özcan, çeşitli sendika ve dernek yönetimlerinde bulundu.

7 Haziran 2015 Genel Seçimleri Halkların Demokratik Partisi 25. Dönem milletvekili adayıdır.

Cahit Kırkazak kimdir?

Kobani Davası’nın avukatlarından olan Cahit Kırkazak da Yeşil Sol Parti’nin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi olarak görev yapıyordu.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın “Faiz” Kararı Sonrası İktidar Medyası: Caiz Lobisi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) dün 2,5 puanlık artış beklentisinin oldukça üzerinde 7,5 puanlık bir faiz artışı yaptı. Bu karar sonrası iktidara yakın medyada, “faiz lobisi” argümanı yerini “tamam bu artışlar caiz” argümanına bırakmış görünüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim kampanyasının en ateşli günlerinde, 21 Nisan’da, İstanbul’da “Bu kardeşiniz iktidarda olduğu sürece faiz yükselemez, faiz devamlı düşecektir. Göreceksiniz enflasyon da faizle birlikte düşecek” diye haykırıyordu. Seçimi kazandı. Bu konuşmadan yaklaşık iki ay sonra atadığı yeni maliye yönetimi ilk utangaç adımlardan sonra şiddetle faiz silahına sarıldı. Seçimin üstünden üç ay bile geçmemişken politika faizi üç katına çıkmış durumda: 8,5’tan 25’e… İktidarda olduğum sürece faiz yükselemez diyen Erdoğan, cumhuriyet tarihinin bir defada en yüksek faiz artışı rekorunun sahibi oldu. Ne diyelim, kader planında böyle yazılıymış. Faiz bu işin fıtratında var.

Fakat tabii bu köşecik açısından iktidar yanlısı medya kuruluşlarının nasıl tutum takındıkları önemli hale geliyor. Nitekim faiz tartışmaları, topluma aksettirildiği gibi bir inanç ve inat konusu olmanın ötesinde; para kazanmakla hem de epey çok para kazanmakla iştigal eden farklı patron bölüklerinin kısa ve orta vadeli çıkarlarıyla, kamu musluklarına kendi tombul damacanalarını itiş kakış yaslamalarıyla ilgili tartışmalardı. Çok basitleştirerek söylersek, en zengin büyükler faiz artsın istiyor, Milli Görüş’ten bu yana hareketin sınıfsal omurgasını oluşturan, genellikle ihracatçı orta ve küçük patronlar faiz düşsün, hiç değilse artmasın istiyor. Erdoğan’ın kabiliyeti bunların taleplerini ve kendi siyasal ikbali için gerekli popülizmi bir arada yönetebilmesinden ileri geliyordu. Ama deniz bitti.

Hal böyle olunca, vay efendim Erdoğan öyle dediydi de böyle yaptı algoritması çalışsa bile boşa dönüyor. Yani kimse beyefendinin bir dediği öteki yaptığını tastamam tutsun diye beklemiyordur artık herhalde. Bu kadar açık açık söz çiğnemeye yol açan ‘zaruri şartlar’ oralarda nasıl yankılanıyor ona bakalım biz.

İki temel tutum dikkat çekiyor: İlki ıslık çalarak havalara bakma ve bu rekor faiz artışını mümkün olduğunca ya hiç görmeme ya da pul kadar haberlerle geçiştirme. Bu tutumun arkasında bir mesafelenme saiki olduğu açık tabii. Yani faiz konusunda patronlarının ya da temsil ettikleri çevrelerin gönlü biraz kırık ama bu matbuat personeli bunu çok açık etmemek konusunda talimat almış. Evet talimat. Talim ve terbiyedeki talimattan.

Misal Yeni Şafak. Bu rekor artışın yanında artışcık denebilecek bir önceki faiz kararını manşetten “Bu son olsun” diye duyuran, “Türkiye daha fazlasını kaldıramaz” diye ültimatom vermeye kalkan Yeni Şafak, birinci sayfaya Joe Dalton inceliğinde bir sütuna “Merkez faizi yüzde 25’e çıkardı” diye yazıp geçmiş, yutkunarak. İçerideki haberde de bırakın ültimatomu ‘yorum’ kırıntısı bile yok.

Sabah bir adım öteye geçmiş, cumhuriyet tarihinin en büyük faiz artışı gazetenin birinci sayfasında yok. Evet, yok. Bari feysbukta da “Faiz hala yüzde 8,5’muş gibi yaşayanlar topluluğu” kursalar. İhtiyaç var. Sabah da haberi içeride temkinli ama övgüyle vermiş. Pembe gözlükler gözyaşlarını saklamak için olabilir. Ekonomi şefi Dilek Güngör’ün yazısı var bir de. Vaktiyle yazdıklarının yüzü suyu hürmetine bir şerhcik düşüvermiş dişlerinin arasından fısıldar gibi: “Tabii, bu durum da reel sektör açısından olumsuz olabilir. Umarım, süreç uzun sürmez.”

Süreç bu Dilek Hanım belli mi olur. Bazı süreçler kısa sürüyor, bazıları uzun.

İslam sancağını daha dikine dikine tutan gazetelerden Milat ve Diriliş Postası bardağın dolu tarafı diye düşünmüş olsalar gerek, doların düşmesinden tutmuşlar ateş topunu. Biri “Faiz yükseldi dolar düştü” demiş, diğeri “Merkezden dolara faiz şoku”…

Demirören’in gazeteleri Hürriyet ve Milliyet halinden memnun. Övüyorlar. Kararı ve Mehmet Şimşek ile ekibini.

Yalnızca Akit gazetesi bir parça ‘cesaret’ gösterip “MB faiz lobisine boyun eğdi” diye başlık atmış ilk sayfasına. Gerçi faiz lobisine boyun eğen bir Merkez Bankası varsa bu hainlere karşı haber biraz küçük kalmış. Ama vardır herhalde bir bildikleri. Mahallenin delisi rolü de bir yere kadar. Ölçüyü kaçırmamak lazım.

Tabii Cem Küçük yazısı gözden kaçmasın. Takımın hırçın forveti neredeyse en açık desteği veriyor faiz kararına: “Merkez Bankası doğrusunu yaptı” diye başlık atıyor yazısına ve şunları söylüyor:

“Kararlı olmak budur işte. Bunun meyvelerini alacağız. Hem Mehmet Şimşek ve ekibini hem de Gaye Erkan ve arkadaşlarını tebrik ediyorum. Piyasa onların doğrusunu yaptığını biliyor. Herkesin de onları desteklemesi şart. […] Özellikle AK Parti medyasının Mehmet Şimşek ve ekonomi yönetimine destek vermesi gerekir. Şu an doğruları yapan Sayın Şimşek’i eleştirme zamanı değil. Bu da böyle biline…”

Yine taşın altına Cem Küçük’ün eli girmiş. İktidar medyasına da “Bu da böyle biline” diye gözdağı veriyor. Zaten sınıfta sessizlik büyük oranda sağlanmış. Faiz lobisi argümanı rafa kalkmış, bir tür “tamam bu artışlar caiz” faaliyeti başlamış. Ama şeytan azapta gerek, işi sıkı tutmalı. Cem Küçük “oyna, devam” diyor. Zaten oyun devam ediyor. Baksanıza Melih Altınok, Wagnerci Prigojin’in otopsisine talip: “Ölüsünü görmeden inanmam” diye yazıyor. Haşmet abisi de otoban benzincisinde enerji içeceği alan gençlere hüzünlenerek biniyor arabasına, basıyor gaza, arkasında bırakıyor sorunları. Hayat akıp gidiyor. Faizler gelir geçer, size bir şey olmasın.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Akşener Sert Konuşacak; İttifak Kapısını Kapatmayacak

CHP kulislerinde, cumartesi günü Afyonkarahisar’da açıklamalarda bulunacak İYİ Parti Lideri Akşener’in, kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacağı, ancak diyalog kapısını aralık bırakacağı ve ittifak kapısını kapatmayacağı konuşuluyor.

İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade edilen kulislerde, olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in cumartesi günü Afyonkarahisar Kocatepe’de partisinin yol haritasına ilişkin yapacağı açıklama merakla bekleniyor.

Milliyet’in haberine göre, Akşener yarın Afyonkarahisar’da vatandaşlara hitap edecek. Akşener’in yapacağı konuşmaya ilişkin CHP’li yetkili, “Meral Hanım’ın açıklaması önemli olacak bizim için. El yükseltecek. Sert bir açıklama olacak, ama diyalog ve müzakereye açık olacaktır. Çok majör bir ittifak sistemi değişikliği beklemiyoruz” dedi.

Akşener sert konuşacak!

Kulislerde ayrıca, “Kendi tabanını konsolide etmek anlamında sert konuşacaktır. Ancak diyalog kapısını aralık bırakacaktır. İttifak kapısını kapatmayacaktır” değerlendirmesi yapılıyor.

Öte yandan İYİ Parti’yle bir iş birliği olacağı ancak bunu konuşmak için henüz erken olduğu ifade ediliyor. CHP’de olası ittifak görüşmelerinin kasım ayında yapılması planlanan kurultaydan sonra başlayacağı görüşü hakim.

CHP kulislerinde olası bir iş birliğinde İYİ Parti’ye büyük ilçelerin verilebileceği ancak partinin elinde olan büyükşehir belediyelerinin verilemeyeceği konuşuluyor. Bu çerçevede İzmir, İstanbul, Trakya’da büyük bir ilçenin İYİ Parti’ye bırakabileceği konuşulurken, “Kazanmak için il belediyesi de verilebilir” yorumunu yapanlar da var.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Kendisini Ve CHP’yi Hedef Alan Erdoğan’a Sert Yanıt

Erdoğan’ın kendisini ve CHP’yi hedef alan açıklamalarına yanıt veren Kılıçdaroğlu, “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir dedi ve ekledi:

“22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin 22. Kuruluş Yıldönümü Programı’nda konuştu. Muhalefete oldukça ağır yüklenen Erdoğan, Kılıçdaroğlu için “Onurluca geri çekilmeyi dahi beceremedi” dedi.

Erdoğan, “Kalibremize uygun bir muhalefet maalesef bulamadık. Her şeyi değiştirdik ama ülkemizin ana muhalefet partisini tek parti faşizminin boyunduruğundan kurtaramadık. Yıllar geçiyor, ülke değişiyor, dünya değişiyor; hatta eski çamlar bardak oluyor ama CHP’nin faşist kodları asla değişmiyor” şeklinde konuştu.

“Senin ve Saray sosyetesinin…”

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sosyal medya hesabından Erdoğan’a şöyle yanıt verdi: “Sevgili Erdoğan; yolsuzluğu, adaletsizliği, liyakatsizliği, 5’li çetelere hizmeti hiçbir zaman “kalite” ve “kalibre” olarak görmedik, görmeyeceğiz de. Bu senin ve Saray sosyetesinin işidir.

22 yıldır Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendine ve Saray sosyetesine benzetmeye çalıştığını söylüyorsun… Boşuna uğraşma; devleti soyanların, uyuşturucu baronlarına hizmet edenlerin, hudutları namus olmaktan çıkaranların asla CHP’de yeri yoktur, olmaz da!“

Paylaşın

“İYİ Parti’de ‘İktidar İle Ortaklık’ Konuşuluyor” İddiası

İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor.

İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok. Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek.

Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinin ardından sessizliğe bürünen İYİ Parti’de gözler 26 Ağustos Cumartesi günü Genel Başkan Meral Akşener’in Afyonkarahisar’da yapacağı açıklamalarda. Seçimlerin ardından tek konuşmasını partisinin kurultayında yapan İYİ Parti Genel Başkanı Akşener, Afyonkarahisar’da gerçekleşecek açık hava etkinliğinde seçimlerden sonraki ilk halk buluşmasını gerçekleştirecek.

İYİ Parti’de, Afyonkarahisar Valiliği’nin izniyle Kocatepe eteklerinde düzenlenecek açık hava toplantısına katılımın yüksek olması beklentisi hâkim. Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, ilk başta kapalı spor salonunda düzenleneceğini duyurdukları buluşmanın Kocatepe’de açık hava toplantısı olarak değiştirildiğini ifade ederek, 81 ilden vatandaşları etkinliğe davet etti.

Akşener’in konuşmasında İYİ Parti’nin “iktidar” hedefi için izlenecek yol haritasının çerçevesini çizmesi beklenirken, bu konuşma öncesinde yaşanan İYİ Parti bağlantılı gelişmeler ve Cumhur İttifakı paydaşlarından gelen çağrılar dikkat çekiyor.

26 Ağustos öncesinde Meral Akşener’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir görüşme yaptığı yönündeki haberler de dikkatlerden kaçmadı. T24’ün haberine göre; Ankara’da silahlı saldırı sonucu öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş’in öğretmen eşi Ayşe Ateş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) İYİ Parti’nin Grup danışmanı olarak görevlendirildi.

Ancak bu görev için Ayşe Ateş’in kadrosunun bulunduğu Milli Eğitim Bakanlığı’ndan onay gerekiyordu. Bakanlık bu görevlendirmeyi yapmayınca Akşener, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’i aradı. Habere göre, buradan da sonuç alınamayınca Akşener Erdoğan ile görüştü ve sorun çözüldü.

Adını vermek istemeyen, İYİ Parti içerisinde Akşener’e muhalif eski bir yönetici, bu görüşmenin “ilginç” olduğunu söylerken, “Basit bir atama gerekçesiyle cumhurbaşkanının aranması bana gerçekçi gelmedi. Başka konular görüşüldüğünü düşünüyorum” iddiasında bulundu. İYİ Parti’den bu görüşmeye ve içeriğine dair herhangi bir açıklama ise yapılmadı.

Bu görüşmeden hemen sonra ve 26 Ağustos konuşması öncesi dikkat çeken bir haber de yargıdan geldi. Akşener hakkında, gizli tanık beyanlarına dayandırılarak yedi yıldır devam eden “FETÖ soruşturmasında” savcılık, “kovuşturmaya yer olmadığı” kararı verdi. “Yağmur” kod adlı gizli tanık yedi sene önce “FETÖ’nün partilere sızmak istediğini bunun için Akşener isimli kişinin kullanıldığını” öne sürmüştü. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bu iddia üzerine yürüttüğü soruşturmada dava açmayıp soruşturmayı kapattı.

İYİ Parti kurmayı bu karara ilişkin DW Türkçe’den Kıvanç El‘e, “Bugüne kadar sonuçlandırılmaması yanlıştı. Baştan aşağı bir kara propaganda soruşturmasıydı” değerlendirmesini yaparken bu kararın tam 26 Ağustos öncesine denk gelmesine ilişkin soruya karşılık olarak ise “yorum yapma gereği duymadığını” ifade etti.

İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler ise bu kararın 26 Ağustos öncesi olmasının tesadüf olamayacağını savundu ve “İktidar İYİ Parti’ye bir mesaj veriyor. Bu mesaj MHP üzerinden başladı yerel seçime giderken de sürecek” yorumunu yaptı.

Muhalif bir kurmay da, İYİ Parti’den ayrılan Aytun Çıray’ın Cumhuriyet gazetesine yaptığı, “Kılıçdaroğlu’na seçimi Akşener’in masadan kalkması kaybettirdi. Bu hamle seçimi kim kazandıysa ona yaradı” açıklamalarını hatırlatarak, buna parti yönetiminin sessiz kalmasının da dikkat çekici olduğu yorumunu yaptı.

MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar

Bu gelişmeler öncesinde de MHP ve AK Parti’den dikkat çekici açıklamalar geldi. MHP lideri Devlet Bahçeli, İYİ Partililere yerel seçimde “komşu olmayı” yani ittifak yaparak seçimde iş birliği yapmayı teklif etti. Bahçeli, 2019 yılında da İYİ Partililere “yuvanıza dönün” çağrısı yapmıştı. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Bahçeli’nin Ağustos ayı ortasında yaptığı son çağrıyı “Ülkemizin temiz kalpli insanlarını, milliyetçilerini, vatanseverlerini, Türkiye sevdalılarını ülke ve millet hayrına İYİ Parti’de de buluşmaya davet ediyoruz” sözleriyle geri çevirdi.

AK Parti’den de Bahçeli’nin ittifak çağrısına ilişkin dikkat çeken bir yorum geldi. Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, “İYİ Parti’nin yeri PKK ve FETÖ’nün yanı değildir. Bir siyasi parti artık belirli bir süresi geçmiş, aktörleri belli olmuş ve tamamen de başka bir siyasi partinin arkasında piyon olmuş bir partinin söyleyeceği sözün vatandaşın nezdinde karşılığı olmaz” diyerek destek verdi.

Karşılıklı açıklamalar sürerken bu sefer İYİ Parti içerisinden MHP’ye yeni bir çağrı geldi. İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Tolga Akalın, “üçüncü yolu kuralım” çıkışı yaparken milliyetçilerin birleşmesi gerektiği yönünde görüşlerini kamuoyuna açıkladı. Ancak bu çağrı MHP tarafından reddedildi. MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “MHP’yi yok sayarak -milliyetçilik üzerinden- üçüncü bir siyasi yol inşa etmeye çabalamak, deniz üzerinde yürümekten farksızdır” görüşünü dile getirdi.

Tüm bu açıklamalar karşısında İYİ Parti lideri Meral Akşener sessizliğini korudu. Akşener’in Afyon’daki açık hava etkinliğinde bu tartışmalara dair bir mesaj vermesi bekleniyor.

“İttifaklara dair iddialar asılsız”

Hem bu gelişmeler hem de MHP ve AK Parti’den gelen açıklamalar ışığında İYİ Parti’den ayrılan muhalif isimler partinin “Cumhur İttifakı’na yakınlaşacağını” iddia ediyor.

Parti içerisinde bir kesim ise CHP ile iş birliğinin belli alanlarda sürmesinden yana. Bilgi veren üst düzey bir kurmay, İYİ Parti’nin özellikle yerel seçimlerdeki kritik rolünün her kesim tarafından görüldüğünü belirtiyor. Bu nedenle AK Parti’nin de MHP’nin de CHP’nin de kendileri ile yol yürümek isteyeceğini savunan kurmay, “İYİ Parti iktidar hedefi ile tek başına yola çıkacak. Kimseyle bugünden bir pazarlığa girip ‘gelin ittifak yapalım’ demeyeceğiz. Cumhur İttifakı’nda da Millet İttifakı’nda da yer alacağımız yorumları asılsız. İttifaklara dair bir karar yok” yorumu yapıyor.

Kendilerinin bir ittifak görüşmesi yapmayacaklarını ancak görüşmek isteyenlere hangi parti olursa kapılarının açık olacağı da parti yöneticileri tarafından ifade ediliyor. İYİ Parti’de iktidar partisi AK Parti ile yol yürünmesi gerektiğini savunanlar da var. Bu isimler bu söylemlerini “Ülkeyi beş yıl yönetecek iktidarla ortak hareket edilirse atılacak yasal adımlarda etkin olabiliriz” sözleriyle gerekçelendiriyor. İttifak ve iş birlikleri konusunda şu ana kadar Meral Akşener’den yapılmış herhangi bir açıklama ise yok.

Yerel seçimlere giderken İYİ Parti’deki ana hedef ittifaksız 81 ilde kendi adayı ile seçimlere girebilmek. Ancak burada İstanbul, Ankara, Antalya, Adana gibi büyükşehirlerde farklı yol izlenebileceğinin de altı çiziliyor. Bunun gerekçesi olarak da parti kurmayları, yeniden aday gösterilmeleri ihtimali bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın İYİ Parti yönetiminde ve tabanında sevilen isimler olmasını örnek gösteriyor.

Ayrıca seçimler öncesinde bu isimlerin “cumhurbaşkanı adayı” olarak dahi dillendirildiği hatırlatılarak, “Cumhurbaşkanlığına onay verilen isimlerin belediye başkanlarına onay verilmemesinin çelişki olacağı” yorumları da yapılıyor. Ancak İYİ Parti’de bugünden bir destek açıklaması yapılmayacak ve öncelikli olarak CHP’deki kongre süreçlerinin tamamlanması ve adayların resmen belirlenmesine dair süreçlerin başlaması beklenecek.

Paylaşın

Merkez Bankası’nda İkinci Bir Naci Ağbal Vakası Yaşanır Mı?

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz.

Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) dün 2,5 puanlık artış beklentisinin oldukça üzerinde 7,5 puanlık bir faiz artışı yaptı. Faiz artışlarının devamı gelir mi? Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, BBC Türkçe için değerlendirdi.

Yeni ekip TMCB’nin son iki toplantıda attığı adımları yeterince şahin bulmadığını net bir şekilde gösterdi. Ama esas beceri faiz artışlarına sıcak bakmayan Cumhurbaşkanı’nın ikna edilebilmiş olmasıydı. İlave olarak Enflasyon Raporu’nda ve raporun sunumda hatalı bulduğum iki konuda düzeltme geldi.

Birincisi enflasyon raporunda ilan edilen %58’lik 2023 yıl sonu tahmininin düşük kalacağı karar metninde not edildi. Koç Üniversitesi’nden ekip arkadaşlarımla yaptığımız tahminler de yıl sonu enflasyonunun 70’ler civarında olduğuna işaret ediyor.

İkinci düzeltme enflasyon raporunun sunumunda verilen hatalı bir mesajın düzeltilmesiydi. Sunumda Haziran ve Temmuz aylarında politika faizi artarken mevduat faizlerinde görülen düşüş arzu edilen bir sonuç gibi sunulmuştu. Oysa bu durum sıkılaştırıcı para politikasının amaçları ile çelişiyordu.

Hafta başında gelen KKM kararları ve sonrasında verilen sinyallerle netleşti ki yeni ekip de mevduat faizlerinin düşmesindeki çarpıklığı kabul ediyor ve mevduat faizlerinin düşmesini istemiyor.

Kararda sıradışı olan neydi?

Uzun bir sıkılaştırma döngüsüne başlayan merkez bankaları yola “yüksek dozda” faiz artışları ile başlayıp kademeli olarak “düşük doza” doğru devam ederlerse bunun iki avantajı olur:

Para politikası 6-18 aylık bir gecikme ile etkisini gösterir. Bu sebeple baştan yüksek dozda verilen ilacın etkisi daha hızlı sisteme girer.

Önden yüklemeli faiz artışını gören piyasalar, Merkez Bankası’nın siyasi baskı ile hareket etmeyeceği izlenimi edinirlerse enflasyon beklentilerini aşağı çekerler. Çok basitleştirilmiş bir örnek üzerinden gidersek toplamda 20 puan faiz artırmayı planlayan bir Merkez Bankası’nın bunları 10-5-3-2 şeklinde kurgulaması durumunda önden gelen yüklü faiz artışları “yaptıklarım yapacaklarımın teminatıdır” diyecek Merkez Bankası’na duyulan güveni artırır. Bu güven enflasyon beklentilerini aşağı çektiğinde son faiz artışlarına gerek kalmadan da faiz artışlarını sonlandırmak mümkün olabilir.

Oysa TCMB 6,5 puan ile başladığı artışlarının dozunu önce 2,5’e düşürdü sonra 7,5’e çıkardı. Bu şekilde tedavi devam ederken doz artırımı yaparsanız “durum Merkez Bankası’nın sandığından da kötüymüş” izlenimi yaratıp enflasyon beklentiyi tetikleyebilirsiniz.

Merkez Bankası son kararıyla bu riski aldı. Hatta bir adım daha ileri giderek piyasalardan önce 2023 enflasyon tahminini kendi eliyle yukarı revize etti (daha doğrusu enflasyon raporundaki üst banda işaret etti).

Ama bu dobralığına karşılık piyasalardan istediği şuydu: Bana inanın, bu seneyi kayıp yıl olarak düşünün. Attığımız tohumlar 2024’de ürün vermeye başlayacak. Enflasyon raporundan 2024 için koyduğumuz %33 enflasyon hedefine güvenin ve ileriye yönelik fiyatlamalarınızı bu rakama göre yapın.

Zamanlama daha iyi olabilir miydi?

Bu hafta önce KKM uygulamasındaki değişiklikler yapıldı. Sonrasında politika faizi yükseltildi. Bence bu iki kararın sırası değişse ve önce faiz artışı arkasından KKM kararı gelseydi piyasada daha az tepki olur, KKM kararı daha kolay kabul görürdü. Zira KKM kararı sonrası bankalardan mevduat faizlerini yükseltmeleri istendi.

Bankaların tepkisi ise şu oldu: Mevduat faizini KKM’den dönüşe yetecek kadar artırdığımızda kredi faizini de artırmamız gerekir ki bu işten kar edebilelim.

Oysa kredi faizleri politika faizinin 1,8 katından fazla olursa cezai yaptırıma tâbi. Bu durumda önce siz politika faizini yükseltin ki hem kredi faizini belirlerken elimiz rahatlasın, hem de kurda bir sakinleşme olsun ve KKM cazibesi azalsın.

24 Ağustos’ta gelen faiz artışı ile kredi faizindeki üst sınır yüzde 55’in üzerine çıktı. Kurda ise yarım günde %2 değerlenme söz konusu oldu. Yani hafta başında gelen eleştirilerin politika faizi ile ilgili kısmı giderildi. Baştan faiz artışı gelseydi daha az itiraz olur, TCMB’nin ne yapmak istediği daha net anlatılırdı.

İkinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır mı?

Politika faizinde gelinen seviye olan %25 ile Merkez Bankası’nın 2024 sonu enflasyon tahmini olan %33’e ulaşılması zor. “Politika faizi hangi seviyeye çıkarılırsa enflasyon %33’e düşer?” sorusunun mekanik bir cevabı yok. O seviyeyi düşük tutabilmek kredibilite, beklenti yönetimi ve iletişim becerisi ile şekillenecektir.

12 ay sonrası enflasyon beklentileri TCMB’nin hedefine yaklaşana kadar faiz artışlarının devamı gerekecektir. Toplumsal tepkilerin artıp prematüre faiz indirimlerinin başlamaması için acı reçetenin maliyetinin ne şekilde dağıtılacağı konusunda siyasi otorite devreye girmeli ve Merkez Bankası’nın yükünü azaltmalıdır.

İşte bu noktada bir diğer kritik soru devreye giriyor: TCMB faiz artışlarına devam ederse ikinci bir Naci Ağbal vakası yaşanır, yeni PPK da dağıtılır mı? Bu sorunun cevabını bilmiyoruz. Kafalarda bu soru işareti devam ettiği sürece de enflasyon beklentilerinin etkin bir şekilde düşüş sağlaması mümkün olmayacaktır. Bu noktada yeni ekonomi ekibi icraatları ile bu soru işaretlerini dağıtmalı ve OVP’de koyulacak hedefler TCMB’nin dezenflasyon hedefleri ile tutarlı olmalıdır.

Paylaşın

Erdoğan: Piyasalar Yakında Dengeye Kavuşacak

AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuşan Erdoğan, enflasyonla ilgili değerlendirmelerde bulunarak, “Otomobil piyasasında fiyatlar yavaş yavaş stabilize oluyor. Emlak ve kira piyasası da yakında dengeye kavuşacaktır. Bazı ürünlerde açgözlülükten kaynaklı fiyat balonu söndükçe milletimiz rahatlayacaktır” dedi. 

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında, “Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. İnşallah gereken adımları yıl sonuna kadar atacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin genel merkezindeki AK Parti Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Toplantımızı siyasi mücadelemiz açısından anlamlı bir tarihte gerçekleştirdik. ATO’ya geçerek partimizin kuruluşunu coşkuyla kutlayacağız. Hem hafızamızı tazeleyecek hem de geçmişin tecrübeleriyle geleceğe yön vereceğiz.

3 ay önce ülkemiz tarihinin en kritik seçimlerinden birini gerçekleştirdik. Milletimizin takdiriyle 5 sene daha hizmet etme şerefine nail olduk. 28 Mayıs’ın Türk siyasetindeki artçı sarsıntıları devam ediyor.

Muhalefette her gün yeni bir skandal oluyor. Sayısız ihaneti masanın altına saklamışlar. Meydanlarda sağa sola siyasi ahlak verenlerin gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Düne kadar can ciğer olup bugün kanlı bıçaklı olanların verdiği intiba, asıl vahim pazarlıkların henüz kamuoyunun malumu olmadığıdır. Yani bu pilav daha çok su kaldıracaktır.

Yüzde 1 oyu olmayanlara 38 milletvekilliği kaptıran CHP’nin terör örgütlerine neler vadettiğini düşünmek bile istemiyorum. Seçimlerden bu yana her gün, ülkemizin nasıl büyük bir uçurum kenarından döndüğünü bize hatırlatıyor. Tercihini farklı yöne kullanmış kardeşlerimiz de bu durumu gördü.

Siyasi tercihine bakılmaksızın tüm halkımız şu soruların cevabını merak ediyor. Kapısıını çaldığınız her partiye bir bakanlıkla gittiniz. Önünüze gelene devleti rehin verdiniz. Kandil’deki terör baronlarına acaba neyi taahhüt ettiniz? Pensilvanya’daki hainlere hangi sözleri verdiniz ki bu alçaklar milletin siniriyle oynama pahasına uçak bileti paylaştılar? Seçim gecesi kazanıyoruz tiyatrosunu niçin oynadınız? YKS’dan Anadolu Ajansı’na devletin kurumlarını niçin yıprattınız? Daha bunun gibi pek çok makul sorunun cevaplanması gerekiyor.  Önce çıksınlar millete hesap versinler.

Anket şirketleriyle el ele verip hayal sattıkları CHP seçmeninden özür dilesinler. Yenilgiyi zafer gibi pazarlamak yerine hatalarını kabul etsinler.

Karşı karşıya  olduğumuz bu tablo bizim işimizi daha da zorlaştırmaktadır. 6 Şubat depreminin yaralarının bir an önce sarılması asıl gündemimizdir. Depremlerin unutulmasına izin veremeyiz… Depremzede her bir vatandaşımızın maddi kaybını yerine koyana kadar yorulmadan çalışacağız.

“Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz”

319 bin konutu ilk bir sene içinde hak sahiplerine teslim edeceğiz. Enflasyonun çıkardığı sorunları giderecek adımları atıyoruz. Fahiş fiyat balonu söndükçe milletimiz daha da rahatlayacaktır… Emeklilerimizden gelen serzenişlerin farkındayız. Yıl sonuna kadar gerekli adımları atacağız. Üniversiteli gençlerimize ve ev hanımlarına verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız.

Emlak ve kira piyasası yakında dengeye kavuşacak. Otomobil piyasası da yavaş yavaş düşüşe geçti… Nerede eksiğimiz varsa gideriyoruz. Güçlü olduğumuz yanlarımızı tahkim ediyoruz. Son 22 yıldır olduğu gibi gençlerimizin dinamizmini, emektarımızın engin tecrübesiyle harmanlayarak yolumuza devam edeceğiz.”

Paylaşın

Mehmet Şimşek’ten Dikkat Çeken “Faiz” Mesajı

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini yüzde 25’e yükseltmesi sonrası, sosyal medya hesabından “Kararlıyız” mesajı paylaştı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz artışını değerlendirdi.

Bakan Şimşek, “Kararlıyız! Fiyat istikrarı en büyük önceliğimiz…” açıklaması yaptı.

Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizini 750 baz puan artışla yüzde 25 yükseltmişti. Piyasa beklentileri politika faizinin yüzde 20’ye çıkarılması yönündeydi.

Reuters anketine katılan 17 ekonomistin tamamı yüzde 17,5 seviyesindeki politika faizinde artış beklerken, tahminler yüzde 18 ila yüzde 20,5 bandında yer alıyordu. Ankette sekiz ekonomist 250 baz puan, dört ekonomist 200 baz puan, üç ekonomist 150 baz puan, ve birer ekonomist 50 ve 300 baz puan artış bekliyordu.

Ekonomistler, TCMB’nin önümüzdeki aylarda da faiz artışlarına devam etmesi bekliyor. Ankette 2023 sonu faiz tahminlerinin medyanı yüzde 25 seviyesinde bulunuyordu. Tahminler, yüzde 20 ile yüzde 30 bandında yer alıyordu.

AA Finans’ın 15 ekonomistle gerçekleştirdiği ankete göre, TCMB’den 100 ila 250 baz puanlık bir artırım öngörülüyordu. Ekonomistlerin politika faizi beklentileri yüzde 18,50 ile yüzde 20,00 arasında, yıl sonu politika faizi beklentileri ise yüzde 20 ile 30 arasında yer alıyordu.

Merkez Bankası’nın faiz kararı metninde, faiz artırımının yanı sıra, parasal sıkılaştırma sürecini destekleyecek seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma kararlarının alınmaya devam edeceği belirtildi.

Metinde, ayrıca, enflasyon ve enflasyonun ana eğilimine ilişkin göstergelerin yakından takip edileceği vurgulandı.

Paylaşın

Halkların Demokratik Partisi Aktif Siyasetten Çekiliyor Mu?

14 Mayıs’ta yapılan seçimlere Yeşil Sol Parti (YSP) çatısı altında giren Halkların Demokratik Partisi (HDP) Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğini söyleyen HDP Sözcüsü Ebru Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Anayasa Mahkemesi’nde hakkındaki kapatma davası süren Halkların Demokratik Partisi (HDP), Pazar günü yapacağı kongreyle yeni eş genel başkanlarını belirleyecek, parti yetkili kurullarında da daralmaya gidecek.

HDP’lilerin milletvekili seçimlerine çatısı altında girdiği Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) de Eylül’ün ayı sonuna doğru olağanüstü kongresini yaparak, yeni yönetimini belirleyecek.

Seçimler sonrasında da HDP Eş Başkanlığı görevini sürdüren Pervin Buldan ve Mithat Sancar, yeniden eşbaşkanlığa aday olmayacağı ve Yeşil Sol Parti’ye (YSP) geçecekleri için, HDP kongre sonrası Meclis’te de temsil edilmeyecek.

Eylül sonunda yapılacak YSP Kongresi’nde ise parti yönetiminin yanı sıra isim değişikliği de gündemde olacak. HDP ve YSP’de arka arkaya yapılacak olan olağanüstü kongreler için hazırlıklar sürüyor.

27 Ağustos Pazar yapılacak olan HDP kongresinde, eşbaşkanların yanısıra Parti Meclisi ve Merkez Disiplin Kurulu seçimi yapılacak. Bir başka değişiklik ise partinin yetkili kurullarının daraltılması olacak.

Halen 100 asil ve 50 yedek üyeden oluşan PM’nin üye sayısı ile Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) üye sayısının azaltılması planlanıyor. Kongrede şekillenecek yeni yönetim yapısıyla HDP kurumsal kimliğini koruyacak ancak aktif bir siyasi çalışma içinde olmayacak.

Peki bu HDP’nin bir anlamda siyaset sahnesinden çekilmesi anlamına mı geliyor? Parti hakkında kapatma kararı çıkmaması halinde, yeniden HDP çatısı altına dönülebilir mi?

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘ın sorularını yanıtlayan HDP Sözcüsü Ebru Günay, partisinin bir fikriyatı temsil ettiğine dikkat çekti, “Bu mücadele fikriyatı Türkiye siyasi sahnesinden asla çekilemez” dedi.

Partinin kurumsal kimliğini devam ettirmesi için kongreye gidildiğine işaret eden Günay, partinin program ve tüzüğüyle yoluna devam edeceğini söyledi.

HDP’nin temsil ettiği siyasi anlayışın YSP’de sürdürüleceğine dikkat çeken Günay, “Kurumsal kimliğimiz değişebilir ama fikriyatımız ve devraldığımız mücadele geleneği esaslarına göre yeni dönemi inşa etmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Parti kulislerinde, Anayasa Mahkemesi’nin kapatma kararı vermemesi halinde yeniden HDP çatısına dönülmesi de seçenek olarak görülüyor. Şimdiden bu konuyu konuşmak için erken olduğuna söyleyen Ebru Günay ise “Hele bir kapatmama kararı çıksın, ona göre bakarız” dedi.

Eşbaşkanlar değişecek

HDP kongresinin ardından YSP yaklaşık bir ay sonra olağanüstü kongresini yaparak yeni yönetimini belirleyecek, aktif siyasi çalışma alanı da bu parti olacak. YSP’nin kongresinde parti isminin yanı sıra tüzük ve eş genel başkanlıklarda da değişim söz konusu olacak.

Şimdiye kadar sadece eski Antalya Milletvekili Kemal Bülbül adaylığını ilan etmekle birlikte HDP geleneğinden gelen siyasi partilerde eş başkanların parti kurullarında ve Mutabakat Komisyonu’nda tartışılarak belirlendiği biliniyor.

HDP’de olduğu gibi YSP’nin yeni eş başkanlarının parlamentoda güçlü temsil olanağı ve dokunulmazlık faktörü nedeniyle milletvekilleri arasından belirlenmesi bekleniyor.

Partinin isim değişikliği ve tüzük değişikliği önerilerinin tartışılacağı kadın konferansı 7-8 Eylül, karma konferans ise 9-10 Eylül’de gerçekleştirilecek. Konferansta alınacak kararlar ise kongrenin oyuna sunulacak.

YSP Batman Milletvekili ve HDP MYK üyesi Rüştü Tiryaki, Eylül ayı sonunda yapılacak kongrede parti isim değişikliğinin de gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.

İsim değişikliği taleplerinin parti toplantılarında gündeme geldiğini vurgulayan Tiryaki, “Yeşil Sol, partinin alışılmış isimleri arasında değil, yoksa ne yeşil ne sol kavramına karşı olunduğu için değil. Ama daha alışılmış isimleri tercih ediyorlar. Bunlara ilişkin de çalışmalarımız sürüyor. Adının değişmesi gündemlerden birisi olabilir” bilgisini paylaştı.

Tiryaki, partililerin daha çok geçmişte HDP çizgisinde siyaset yapan siyasi partileri çağrıştıran, içinde “halk” geçen isim önerilerini gündeme getirdiğini, bunların konferans ve kurullarda tartışıldığını belirtti.

Yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık verilecek

Kongrelerin tamamlanmasının ardından YSP seçim çalışmalarına hız verecek. 2019’daki yerel seçimlerinde stratejisini “AKP’ye kaybettirmek” üzerine kuran ve Türkiye’nin batısındaki illerde aday çıkarmayan parti, bu yılki cumhurbaşkanlığı seçiminde de Millet İttifakı Cumhurbaşkanı Adayı ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek vermişti.

Parti yönetiminin yerel seçim çalışmalarına kongre sonrasında ağırlık vermesi ve stratejisini buna göre şekillendirmesi bekleniyor.

Parti tabanından, Doğu ve Güneydoğu’da kayyum atanan belediyelerin yeniden kazanılması, tüm seçim çevrelerinde partinin kendi adaylarıyla yarışması, eğer ittifak yapılacaksa da açık şeffaf bir ittifak yapılması taleplerinin dile getirildiği belirtiliyor.

Mehmet Rüştü Tiryaki, 2019’da stratejinin AKP-MHP ittifakının seçimleri kaybettirilmesi üzerine kurulduğunu, bu nedenle de muhalefetin üzerinde anlaştığı adayları desteklediklerini hatırlattı, henüz yeni seçim stratejisinin netleşmediğini söyledi.

Tüm Türkiye genelinde aday çıkarma ya da bazı yerlerde ittifak yapma seçeneklerinin gündemde olup olmadığına ilişkin soru üzerine ise Tiryaki, kongre sonrasını işaret etti:

“Biz, iddialı olduğumuz, güçlü olduğumuz, örgütümüz olan her yerde seçime girecek gibi çalışmalarımızı sürdürüyoruz; bunun dışında bir karar almış değiliz. Aslında şu anda hiçbir siyasi partide de alınmış bir karar yok. Millet İttifakı’nın da Cumhur İttifakı’nın da açıkladığı bir karar yok. Bir karar aldığımızda da, her zaman olduğu gibi bunu kamuoyuyla paylaşırız.”

Paylaşın

Tarım Kredi Kooperatifleri İştiraki Şirketler Faize Battı

Bağımsız denetim raporlarına göre, Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraki yedi şirketin 2023 yılının ilk yarısındaki faiz gideri 172 milyon 936 bin 578 lira olarak gerçekleşti. Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik yüksek faiz gideriyle öne çıktı. Şirketin altı aylık faiz gideri, 126 milyon 306 bin 354 TL olarak hesaplandı.

Tarım Kredi Market’in ardından 34 milyon 296 bin 236’lık faiz gideri ile Tarım Kredi Tedarik ve Üretim Anonim Şirketi, ikinci sırada yer aldı. Tarım Kredi Market ve Tarım Kredi Tedarik’in yanı sıra kooperatif iştiraki diğer beş şirketin 2023’ün Ocak-Haziran dönemindeki faiz giderleri ise şöyle sıralandı: Lisanslı Depoculuk A.Ş: 3 milyon 737 bin 143 lira, Lojistik A.Ş: 1 milyon 238 bin 83 lira, İmece Plastik A.Ş: 6 milyon 279 bin 552 lira, Teknoloji A.Ş: 1 milyon 79 bin 210 lira.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri’ne bağlı şirketlerin Ocak-Haziran 2023 dönemine yönelik mali tabloları hazırlandı. Şirketlerin altı aylık bilançoları, yüksek faiz giderlerini gözler önüne serdi.

BirGün’den Mustaafa Bildirici‘nin ulaştığı Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraklerine yönelik bağımsız denetim raporlarına göre, yedi şirketin 2023’ün ilk yarısındaki faiz gideri 172 milyon 936 bin 578 TL olarak gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Pahalılığa karşı piyasayı balanse etmek” görevi yüklediği ve talimatıyla mağaza sayısını artıran Tarım Kredi Pazarlama ve Marketçilik yüksek faiz gideriyle öne çıktı. Şirketin altı aylık faiz gideri, 126 milyon 306 bin 354 TL olarak hesaplandı. Aynı şirket 2023’ün ilk yarısında 434,1 milyon TL zarar etmişti.

TK Market’in ardından 34 milyon 296 bin 236’lık faiz gideri ile Tarım Kredi Tedarik ve Üretim Anonim Şirketi, ikinci sırada yer aldı. TK Market ve TK Tedarik’in yanı sıra kooperatif iştiraki diğer beş şirketin 2023’ün Ocak-Haziran dönemindeki faiz giderleri ise şöyle sıralandı:

Lisanslı Depoculuk A.Ş: 3 milyon 737 bin 143 TL
Lojistik A.Ş: 1 milyon 238 bin 83 TL
İmece Plastik A.Ş: 6 milyon 279 bin 552 TL
Teknoloji A.Ş: 1 milyon 79 bin 210 TL

Öte yandan bilinçli tarımsal üretimi yaygınlaştırmak ve “Toprağa bereket katmak” amacıyla 1952’de kurulan GÜBRETAŞ da iktidarın kötü yönetim politikasından nasibini aldı. Siyasi kaygılarla yapıldığı öne sürülen atamaların sonucu bağımsız denetim raporuyla ortaya konuldu. 2020, 2021 ve 2022 yıllarını yüksek kâr ile kapatan GÜBRETAŞ’ın 2023 yılının ilk yarısında 532 milyon 729 bin 517 TL’lik zarar ettiği açıkladı.

Şirketin yönetim kurulunda yer alan isimler de “Tarım Kredi Kooperatifleri iştirakleri, AKP’nin çiftliği gibi oldu” eleştirilerinin haklılığını ortaya koydu. 2023 yılı itibarıyla şirketin yönetim kurulu ve üst yönetimi Nisan ayı itibarıyla son şeklini almıştı. Hüseyin Aydın, Yasin Ayaz, Aytaç Onkun, Hasan Dursun ve Ferhan Benli şirketin yönetim kurulunda yer alırken Musa Konan, Ali Fuat Hamurcu, Gökhan Gümüş ve Mehmet Halil Özsüer şirketin üst yönetimindeki isimler olmuştu.

Paylaşın