Kılıçdaroğlu, Organize Suçlara Dikkat Çekti: İktidar Göz Yumdu

Suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden?” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, sosyal medya hesabından yaptığı bir dizi açıklamayla ülkedeki suç örgütlerine ve uyuşturucu baronlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, iktidarı eleştirdi. Kılıçdaroğlu’nun sosyal medya hesabında yaptığı açıklamalar şöyle:

“İstanbul’da uyuşturucu baronları tarafından kahraman polisimiz Hakan Telli’nin şehit edilmesi ve iki silah arkadaşının yaralanması; emniyet güçlerimizin, zorlu şartlar ve siyasi baskılara karşın verdiği azimli mücadeleye rağmen, yüzleşmemiz gereken acı bir gerçeği önümüze koydu.

Gencecik çocuklarımız, evlatlarımız birer birer uyuşturucu çetelerinin ağına düşüyor. Uyuşturucu bağımlılığı bulaşıcı bir hastalık gibi hızla yayılıyor. Aileler çaresiz… Peki neden? Çünkü uyuşturucu baronlarının kirli parasına muhtaç olacak kadar memleketi ekonomik bir soykırıma maruz bırakan siyasi iktidar, gün geldi sadece kirli paranın değil sahiplerinin de Türkiye’ye girmesine göz yumdu.

Uyuşturucu baronları paralarıyla birlikte Türkiye’ye gelsinler diye, birden fazla özel kanun dahi çıkardı. Böylece uyuşturucu baronları, başta İstanbul olmak üzere Türkiye’de yuvalanma imkânı buldular… Sonuç, kafelerde, AVM’lerde birbirleriyle çatışmaya, hesaplaşmaya başladılar. Özellikle İstanbul, dünya suç örgütlerinin, uyuşturucu baronlarının çatışma alanına döndü.

Daha garip olanı ise dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Cumhuriyet tarihinin en büyük uyuşturucu operasyonu” dediği operasyonda nasıl olduysa herkes serbest kaldı. İsrail Dışişleri Bakanı ise, Türkiye’de uyuşturucu kaçakçılığından 10 yıl hüküm giyen Danny Awka’nın diplomatik temas sonucunda serbest bırakılacağını açıkladı ve dışarıdan talimat alan Saray Hükümeti uyuşturucudan hükümlü İsrailli’yi bıraktı. Malum papazı da böyle bırakmıştı…

Türkiye eskiden uyuşturucunun transit bölgesiydi. Şimdi ise Saray ve şürekâsının desteğiyle Türkiye uyuşturucunun pazarı haline geldi. Saray iktidarı resmen, çocuklarımızı uyuşturucu baronlarına kurban verdi. Ne uğruna? Üç gün daha iktidarda kalmak uğruna. Uyuşturucu parası ile cari açığı finanse edebilmek uğruna.

Biraz rakam paylaşayım: Emniyet Genel Müdürlüğü bir rapor yayınladı. Türkiye Uyuşturucu Raporu’na göre; ülkemizi kuşatan metamfetamin kullanımı son 2 yılda 5,5 kat arttı. Met olaylarındaki şüpheli sayısı ise bir yılda yüzde 61,5 arttı. Uyuşturucu kullanımı 10 yaşına kadar düştü.

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi’nin raporuna göre; İstanbul metamfetamin kullanımında Avrupa’daki 106 merkez arasında 10’uncu sırada. İktidarda kalabilmek uğruna, kirli para uğruna kendi ülkesinin evlatlarını bile gözden çıkaran Saray Hükümetinin önünde tek bir hedef var: Milletimizi manipüle ederek, kentlerimizi tümüyle baronlara teslim etmek. Buna, milletimizle birlikte dur diyeceğiz!”

Paylaşın

Bahçeli’den Akşener’in Seçim Çağrısına Yanıt: Ciddiye Alınacak Bir Tarafı Yok

İYİ Parti Lideri Akşener’in “yerel seçimlere yalnız girilmesi” çağrısına yanıt veren MHP Lideri Bahçeli, “‘Ayrı ayrı seçime girme’ çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu çağrıyı seslendirenlerin yerel planda iş birliği ve ittifaklara hem açık kapı bırakıp hem de tek başına seçime girmekten bahsetmesi sadece tutarsızlık değil, bununla beraber akıl tutulmasıdır. Pusulasının millet olduğunu iddia eden bir partinin zilletle yollarını tam olarak ayırması, hiçbir tereddüt ve tenakuza düşmeden bunu kamuoyuyla paylaşması ahlaki bir yükümlülüktür.”

Bahçeli, açıklamasının devamında, “Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleri 31 Mart 2024 seçimlerine heves ve heyecan içinde hazırlanacak, ortak akıl ve anlayış içinde iş birliğini sürdürecektir. Yerel yönetimlere düşen zillet gölgesi cumhurun aydınlık siyasetiyle kaldırılacaktır.

Kutlu yürüyüşümüze katılmak, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin gerçekleşmesine omuz vermek, merkezi yönetimle yerel yönetim arasında sarsılmaz köprü inşa etmek isteyen kim varsa gönlümüz onlara açıktır. Önce ülkem ve milletim anlayışı etrafında kucaklaşanlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılının tertemiz sayfaları samimiyet, sevda ve inançla yazılacaktır.” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklama yaptı. Bahçeli, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Türk siyaset ve demokrasi tarihinin en kritik seçimleri 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde huzur içinde yapılmış, bu kapsamda milli iradenin tecellisiyle yasama-yürütme organları eşanlı ve eşgüdüm halinde tezahür etmiştir. Türk milleti istikrara, aynı şekilde istiklal ve istikbal haklarına sahip çıkma basiret ve dirayetini titizlikle göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yıldönümü Cumhur İttifakı’nın muazzez ve muhterem başarısıyla perçinlenmiş, bunun yanında milletimiz geleceğini Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde görmüş ve bunu da tescillemiştir.

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistemi teklifiyle beraber kaç ortaklı olduğu meçhul ve muamma hale gelen “çürük masa” siyaseti çuvallamakla kalmamış, kesif bir hezimete uğramıştır. Türk milleti dayatmalara, kumandalı siyasilere, aynı zamanda sömürgeleşmiş ve teslim bayrağını çekmiş fosil zihniyetlere ruhsat vermemiş, itibar etmemiştir. Anlaşıldığı kadarıyla içine yuvarlandıkları aidiyet ve ahlak kriziyle tıpkı kurumuş bir yaprak gibi sağa sola savrulan muhalefet partileri milli iradenin mesajını idrakten hala mahrumdur.

Siyasi mahcubiyet ve mağlubiyetlerini temelsiz mağruriyetle örtbas etmeye çalışmaları da kilitli ve kifayetsiz bir siyasetin hezeyanından başka bir manaya gelmeyecektir. Cumhuriyet’in yeni yüzyılında yüksek fedakârlık ve yürekli mücadelelerle teşekkülü sağlanmış siyasi istikrarın artarak sürmesi merkezi yönetimle yerel yönetim arasındaki uyum ve dengeye bağlıdır.  Türk milleti 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 tarihlerinde sergilediği kararlı ve tarihi nitelikli demokratik tutumunu, inanıyorum ki 31 Mart 2024’te yapılacak Mahalli İdareler Seçimlerinde de sahneleyecektir. Kaldı ki aksini düşünmek kavga, karanlık, kargaşa ve kutuplaşmaya özlem duymak demektir. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerine seri ve selametle vasıl olabilmenin stratejik formülü “Merkezden Yerele Tek Yürek Olmuş Türkiye”nin oluşmasına ve ortaya çıkmasına bağlıdır.

Muhalefet partilerinin denetim ve yönetimde mahvı perişan bir devir ve döneme mahkum olan belediyelerin cumhurun idare ve iradesiyle küllerinden yeniden doğması milli bir sorumluluk, işin özünde bir demokrasi ve vatan görevi olarak karşımızdadır. Milliyetçi Hareket Partisi’nin takip ve temin edeceği siyasi strateji belli ve bilinmektedir.  Nitekim milletimize vermiş olduğumuz sözün, akan tarih süreci içinde gittikçe devleşen Türkiye’ye gösterdiğimiz desteğin hiç kuşkusuz gerek ve yeter şartı da bu çerçevede aranmalıdır. Milliyetçi Hareket Partisi, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekilliği Genel Seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın doğasına ve duruşuna müzahir siyasetiyle nasıl mücadele etmişse, aynısıyla 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde de ilkeli ve iş birliğini esas alan tavrını gösterecektir.

“Ayrı ayrı seçime girme” çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur. Bu çağrıyı seslendirenlerin yerel planda iş birliği ve ittifaklara hem açık kapı bırakıp hem de tek başına seçime girmekten bahsetmesi sadece tutarsızlık değil, bununla beraber akıl tutulmasıdır. Pusulasının millet olduğunu iddia eden bir partinin zilletle yollarını tam olarak ayırması, hiçbir tereddüt ve tenakuza düşmeden bunu kamuoyuyla paylaşması ahlaki bir yükümlülüktür.

Cumhur İttifakı’nın tüm bileşenleri 31 Mart 2024 seçimlerine heves ve heyecan içinde hazırlanacak, ortak akıl ve anlayış içinde iş birliğini sürdürecektir. Yerel yönetimlere düşen zillet gölgesi cumhurun aydınlık siyasetiyle kaldırılacaktır. Kutlu yürüyüşümüze katılmak, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerinin gerçekleşmesine omuz vermek, merkezi yönetimle yerel yönetim arasında sarsılmaz köprü inşa etmek isteyen kim varsa gönlümüz onlara açıktır. Önce ülkem ve milletim anlayışı etrafında kucaklaşanlarla Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni yüzyılının tertemiz sayfaları samimiyet, sevda ve inançla yazılacaktır.”

Paylaşın

Hakimler Ve Savcılar Kurulu’ndan “Ekrem İmamoğlu” Açıklaması

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), Ekrem İmamoğlu’nun davasına bakan Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nin başkanının kendi isteğiyle, Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi başkanlığına atanma talebinde bulunduğunu ve 2023 yaz kararnamesi doğrultusunda atamasının yapıldığını bildirdi.

Açıklamada, bütün bölge adliye mahkemelerinde olduğu gibi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde de dairelerde görev yapacak üyelerin dağılımında, dairelerin iş ve kadro durumu dikkate alınmak suretiyle yetkilendirmeler yapıldığı da belirtildi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK), İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı (İBB) Ekrem İmamoğlu’na verilen 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ve “siyasi yasak” kararının istinaf aşamasına bakacak olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 24. Ceza Dairesi’nin başkanı ve bir üyesini görevden aldığına dair haberleri yalanladı.

HSK’dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bazı basın-yayın organlarında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında verilen kararı inceleyecek Bölge Adliye Mahkemesi heyetinin Kurulumuzca değiştirildiği yönünde çıkan haberlerden dolayı Kurulumuzca basın açıklaması yapılması zarureti hâsıl olmuştur.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da yaz kararnamesini müteakip, 31 Temmuz 2023 tarihinde müstemir yetki taleplerinin alınmasına yönelik ilan yapılarak adli yargı ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemelerinde görev yapan başkan, üye ve hâkimlerden müstemir yetkiye ilişkin taleplerinin gönderilmesi istenilmiştir.

Yapılan değerlendirmeler sonucunda ilgililerin talepleri mahkemelerin iş, kadro ve ihtiyaç durumları göz önünde bulundurularak Kurulumuz Birinci Dairesince 24 Ağustos 2023 tarihli ve 1742 sayılı müstemir yetki kararnamesi ile karara bağlanmış ve aynı gün ilan edilmiştir.

Bu kapsamda haberlere konu olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24.Ceza Dairesi Başkanının 3 Ağustos 2023 tarihli dilekçesinde; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanının emekliye ayrılması nedeniyle, daha önce bu daire ile aynı görevi ifa eden 3.Ceza Dairesinde yaklaşık 4 yıl görev yaptığı bu nedenle boş bulunan ve terör suçlarına bakmakla görevli 2.Ceza Dairesi Başkanlığında görevlendirilmek istediği yolundaki talebi doğrultusunda, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi Başkanlığında yetkilendirilmiştir.

Öte yandan, bütün bölge adliye mahkemelerinde olduğu gibi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde de dairelerde görev yapacak üyelerin dağılımında, dairelerin iş ve kadro durumu dikkate alınmak suretiyle yetkilendirmeler yapılmıştır.

Son olarak, 2023 yaz kararnamesi müstemir yetki kararnamesi kapsamında, yargı teşkilatımızda bölge adliye mahkemelerinde görev yapan 27 daire başkanı ve 344 üye olmak üzere toplam 371 bölge adliye mahkemesi daire başkanı ve üyesinin müstemir yetki talepleri değerlendirilmek suretiyle karara bağlanmıştır.”

Paylaşın

MHP: İYİ Parti’nin Yeni Yol Haritası Fos Çıktı

MHP Genel Sekreteri Büyükataman, İYİ Parti’nin Afyon’da düzenlediği toplantının “şişirilmiş bir balon” olduğunu belirterek, “İP’in ‘26 Ağustos’ta Türk siyasetinde yeni bir yol açacağız’ vaadi fos çıkmıştır. Tük milletine hizmet yolunda İP yine yan çizmiş, yeni bir yol diye sunmaya çalıştıkları politik söylem, zilletin ortaklarına karşı el yükseltme gayretinden öteye gidememiştir” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yerel İktidarda Komşu Olalım” çağrısı karşısında “minderden kaçmayı” seçtiğini iddia eden Büyükataman, “Meral Akşener, Türk milletinin hayrına olan çağrımızda buluşmak yerine Altılı Masa’nın ortaklarına karşı yerel seçim pazarlığını kızıştırmayı tercih etmiş, aziz milletimizden bir adım daha uzaklaşmıştır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in hafta sonu Afyon’da yaptığı konuşmayı değerlendirdiği yazılı bir açıklama yaptı.

Gazete Duvar‘ın aktardığına göre; İYİ Parti’nin Afyon’da düzenlediği toplantının “şişirilmiş bir balon” olduğunu kaydeden Büyükataman, “İP’in ‘26 Ağustos’ta Türk siyasetinde yeni bir yol açacağız’ vaadi fos çıkmıştır. Tük milletine hizmet yolunda İP yine yan çizmiş, yeni bir yol diye sunmaya çalıştıkları politik söylem, zilletin ortaklarına karşı el yükseltme gayretinden öteye gidememiştir” ifadelerini kullandı.

Akşener’in MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Yerel İktidarda Komşu Olalım” çağrısı karşısında “minderden kaçmayı” seçtiğini iddia eden Büyükataman, “Meral Akşener, Türk milletinin hayrına olan çağrımızda buluşmak yerine Altılı Masa’nın ortaklarına karşı yerel seçim pazarlığını kızıştırmayı tercih etmiş, aziz milletimizden bir adım daha uzaklaşmıştır” dedi.

Akşener’in seçim döneminde HDP ile kurulan ilişkiye göz yumduğunu savunan Büyükataman, Akşener’in Afyon konuşmasındaki ilgili bölüme ilişkin, “Seçimlerden önce HDP ve marjinal yapılarla işbirliği içerisinde olduğunu defalarca dile getirdiğimiz Altılı Masa’ya bu konu üzerinden de çalım atmaya kalmıştır. Sanki kendisi o masada bölücü ve marjinal yapıların ortaklığına göz yummamış gibi bu yapılarla bir arada olmayacaklarını söylemiştir” ifadelerini kullandı. Büyükataman “Altılı Masa’nın gizli gündemleri olduğunu ve HDP ile kurulan ‘Masa Altı İttifakı’nı dile getirdiğimizde bizlere ‘iftira atıyorsunuz’ diyen Meral Akşener’in konuşması adeta bir itiraf niteliğinde olmuştur” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu ile sonuç alamayacağınızı bile bile niçin şakşakçılığını yaptınız?”

Büyükataman, Akşener’e İYİ Parti’nin Millet İttifakı’nda bulunmasına ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemesine dair de şu soruları yöneltti: “Sonuç alınamayacak işlerin şak şakçılığını yapmayacağını söyleyen Akşener’e sormak gerekir: Seçimlerden önce “kazanamayacak aday” olarak tanımladığınız Kılıçdaroğlu ile sonuç alamayacağınızı bile bile niçin şakşakçılığını yaptınız? Millet iradesini temsil etmeyen Zillet Masası’na kimlerin dayatmasıyla geri oturdunuz?”

Büyükataman, İYİ Parti’nin HDP ile aynı çatı altında buluştuğunu da ifade ettiği açıklamasında “Madem sadece sayısal çoğunluğu elde etmeye yönelen ilkesiz siyasete karşıydınız o halde sırf sayısal çoğunluğu yakalamak için bölücü terör örgütü PKK’nın siyasi uzantısı HDP ile aynı çatı altında buluşmaya nasıl göz yumdunuz? Kariyer planları için bölücü HDP ile işbirliği yapan Cumhurbaşkanı adayınız Kılıçdaroğlu’na neden seçimden önce ses çıkarmadınız? PKK ve CHP, ‘Yerel Yönetimler Özerkliği’ vaat ederken susan siz değil miydiniz? Terörist Demirtaş’a özgürlük naraları atan Cumhurbaşkanı adayınıza karşı tek kelime edemeyen siz değil miydiniz? Son yerel seçimlerde Büyükşehir Belediyelerinde HDP ile iş birliğine ses çıkarmayıp elleriniz ovuşturan siz değil miydiniz?” sorularını da yöneltti.

Akşener’in ‘ikircikli ve samimiyetsiz’ bir tutum içinde bulunduğunu savunan Büyükataman, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Tüm bu süreçte siyasetini ilkesiz bir zemine ve günübirlik şahsi menfaatlere göre şekillendiren İP’in memleket gibi bir derdi olmadığı bir kez daha ortaya çıkmıştır. Türk milletinin zekâsını hafife alan, duygularını sömürmeye yeltenen zilletin İP’i kaybetmeye mahkûm olduğunu, milletimize boş hamasi vaatlerden başka bir şey sunamadığını bir defa daha 26 Ağustos’ta göstermiştir.”

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Milletvekillerine “Akşener” Talimatı: Cevap Vermeyin

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmaları sonrası CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun milletvekillerine Akşener’e cevap niteliğinde açıklamalar yapmamalarını istediği öğrenildi.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor.

Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar. Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, milletvekillerine 26 Ağustos’ta İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in CHP’yi hedef alan konuşmalarına cevap niteliğinde açıklama yapmamalarını istedi.

Sözcü’den Saygı Öztürk‘ün aktardığına göre; bazı CHP milletvekilleri, bu konuda açıklamanın CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu veya parti Sözcüsü Faik Öztrak tarafından yapılabileceğini, kendilerinin bu konuda açıklama yapmamalarının istendiğini söylediler.

Özellikle ittifakla ilgili konularda partide çok seslilik olmamasının istendiğini kaydeden bir CHP yöneticisi şunları söyledi: “Bu ittifak kolay kurulmadı. Ankara ve İstanbul başta olmak üzere bazı büyük şehirlerde belediye başkanlıkları kolay kazanılmadı. Bu seçim döneminde de bazı işbirlikleri yapılması gerekiyor. Aksi durum sadece AKP’nin işine yarar.

Her kafadan bir ses çıkması doğru olmaz. Aynı duyarlılığı seçimde ittifak yaptığımız partilerden de bekliyoruz. Yapılan açıklamalardaki sözlere de dikkat edilmeli. Her zaman siyasette nezaketi elden bırakmamalıyız, çok sert açıklamalardan kaçınmalıyız.”

Öte yandan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu 31 Ağustos’ta gazetecilerle bir araya gelerek gündeme ilişkin soruları cevaplandıracak.

Ne olmuştu?

Afyonkarahisar’da, iktidarın seçim sonrası adımları ve partisinin yerel seçim kararına kadar pek çok konuda açıklamalarda bulunan Akşener, kaybedilen 2023 seçimlerine ilişkin, isim vermeden Kılıçdaroğlu’na yüklenmişti.

Akşener, konuşmasında şu ifadeleri kullanmıştı: “Sadece iktidar mensuplarıyla değil, biz bu seçimin kaybedilmesi için çalışanlarla da mücadele ettik. Biz önce millet, önce memleket dedik. Ama ‘önce şahsım, önce ben’ diyenlerle uğraştık. Biz milletimizin geleceği için şahsi çıkarlarımızdan vazgeçtik ama koltuğundan başka hiçbir şeyi düşünmeyenlerle uğraştık.

En nihayetinde maalesef olmadı, olduramadık. 2023 seçimlerindeki yenilgiye maalesef engel olamadık, Ben iktidarı sandıkta yenmenin yeterli olacağını gördüm ama asıl sorunun kendi saflarımızda olduğunu göremedim. Onların yolunu kapatanlara maalesef engel olamadım”

Paylaşın

193 Aydın, Sanatçı Ve Gazeteci, Kobani Davasındaki Hukuksuzluğa Tepki Gösterdi

Ahmet Telli, Akın Birdal, Ayşegül Devecioğlu, Baskın Oran, Cezmi Ersöz, Elif Şafak, Emin Alper, Fehim Işık, Fikret Başkaya, İsmail Beşikçi, Murathan Mungan, Nurcan Baysal, Ragıp Zarakol, Rıza Türmen, Şanar Yurdatapan ve Zülfü Livaneli’nin de aralarında olduğu sanatçı, aydın, gazeteciler, Kobani davasındaki hukuksuzluğa tepki gösterdi:

“Uluslararası toplumun tereddütsüz lanetlediği İŞID’in Kobani’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’de gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek, 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani davasını endişeyle izlemekteyiz.”

193 aydın, sanatçı ve gazeteci, Kobani davasındaki hukuksuzluğa tepki gösteren bir açıklama yayınladı. Anayasal hakların çiğnendiği belirtilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Uluslararası toplumun tereddütsüz lanetlediği İŞID’in Kobani’ye yönelik saldırıları üzerine 6-8 Ekim 2014’de gerçekleşen protestolar gerekçe gösterilerek, 18’i tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobanî davasını endişeyle izlemekteyiz.

AİHM Büyük Dairesi’nin de onayladığı ihlal kararına rağmen hâlâ 18 kişinin tutuklu yargılandığı davada, adil yargılanma hakkı, siyasi faaliyette bulunma ve ifade özgürlüğü hakkı başta olmak üzere bütün anayasal haklar çiğnenmektedir.

Sanat ve fikir insanları olarak bu açık hukuksuzluğun karşısında olduğumuzu beyan ediyor, Ülkemizi hukuktan, barıştan, demokrasiden adeta dev adımlarla uzaklaştıran tutumlardan acilen vazgeçilmesini talep ediyoruz.”

İmzacılar: A. Halûk Ünal, Abdullah Demirbaş, Abdülhakim Daş, Adil Okay, Adnan Özyalçıner, Ahmet Aksel, Ahmet Aykaç, Ahmet Dindar, Ahmet İnsel, Ahmet Kardam, Ahmet Telli, Akın Atalay, Akın Atauz, Akın Birdal, Ali Ekber Kaypakkaya, Ali Topuz, Aliye Özlü, Asuman Bayrak, Atalay Saraç, Aydın Çubukçu, Ayfer Tunç, Ayşegül Devecioğlu, Ayşen Şahin, Aziz Konukman, Bahadır Altan, Bahadır Özgür, Barış Yıldırım, Baskın Oran, Bilge Seçkin Çetinkaya,

Binnaz Toprak, Burhan Sönmez, Bülent Atamer, C. Hakkı Zariç, Celal Yıldırım, Cengiz Arı, Cevat Çapan, Cezmi Ersöz, Cuma Boynukara, Çetin Ali Nergis, Dinçer Demirkent, Doğan Özgüden, Elçin Gizem Tarhan, Elif Şafak, Emin Alper, Ercan Bingöl, Erdal Doğan, Erdoğan Aydın, Erdoğan Kahyaoğlu, Ergin Cinmen, Ergun Babahan, Esra Calus, Esra Koç, Ezel Akay, Faruk Çıkrıkçı, Fatih Polat, Fatma Bostan Ünsal, Fehim Işık, Ferda Koç, Ferhat Tunç,

Fethiye Çetin, Feyyaz Yaman, Fikret Başkaya, Filiz Kardam, Foti Benlisoy, Gaye Boralıoğlu, Gencay Gürsoy, Gökçe Okay, Gökçer Tahincioğlu, Gül Gülsün Yıldız, Güngör Şenkal, Gürhan Ertür, Hacer Ansal, Hakkı Özdal, Halide Yıldırım, Hanife Yüksel, HannaBeth-Sawoçe, Hasan Öztoprak, Hatice Özbay, Hüseyin Habip Taşkın, Ilgın Ruhi Su, İbrahim Ateş, İbrahim Çiftçioğlu, İlkay Alptekin Demir, İlter Sayın, İnci Hekimoğlu, İnci Tuğsavul,

İsmail Beşikçi, İsmet Alıcı, İştar Gözaydın, Jülide Kural, Kadir Akın, Kadri Salaz, Kemal Gökhan, Korkut Akın, Kubilay Dağbatıran, Levent Kaçar, Leyla Şahin, Mahmut Memduh Uyan, Mazlum Çetinkaya, Mecit Ünal, Mehmet Güç, Mehmet Sait Aydın, Mehmet Türkay, Melek Ulagay, Meliha Coşkun, Mesut Kara, Mete Özel, Murat Serhasi Toktaş, Murat Uyurkulak, Murat Yaykın, Murathan Mungan, Musa Özuğurlu, Mustafa Kemal Erdemol,

Mustafa Paçal, Mustafa Peköz, Mustafa Sönmez, Mustafa Ünlü, Nadire Mater, Namık Kuyumcu, Nazan Aksoy, Nazar Büyüm, Necati Abay, Necmi Demir, Necmiye Alpay, Nejla Demirci, Nesrin Nas, Nesteren Davutoğlu, Neşe Yaşın, Nevin Koçoğlu, Nevzat Karakış, Nevzat Onaran, Nezir İçgören, Nilgün Toker, Niyazi Zorlu, Nuray Sancar, Nurcan Baysal,

Okan Toygar, Onur Hamzaoğlu, Orhan Alkaya, Orhan Pamuk, Orhan Silier, Osman Bozkurt, Osman Okkan, Oya Baydar, Ömer Faruk, Ömer Madra, Özcan Sapan, Özge Doğar, Özgür Başkaya, Özgür Müftüoğlu, Özgür Zeybek, Özlem İşbilir, Racho Donef, Ragıp Zarakol, Recep Maraşlı, Rıza Türmen, Sait Çetinoğlu, Salih Öztürk, Sema Kaygusuz, Semih Gümüş, Serap Ogan Eren, Serdar Keskin, Seyit Soydan, Sezai Sarıoğlu, Sibel Özbudun,

Şahabettin Demir, Şanar Yurdatapan, Şebnem İşigüzel, Şengün Kılıç, Tahsin Yeşildere, Tamer Güven, Temel Demirer, Tuğrul Eryılmaz, Turgut Toygar, Vartkes Keşiş, Vecdi Erbay, Vehbi Koca, Viki Çiprut, Vivet Kanetti, Yasemin Bektaş, Yasemin Göksu, Yavuz Baydar, Yetvart Danzikyan, Yücel Demirer, Yücel Tunca, Zafer Köse, Zafer Yılmaz, Zehra Çınar, Zehra Kabasakal Arat, Zeliha Demirel, Zerrin Kurtoğlu Şahin, Ziya Halis, Zülfü Livaneli.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu, Akşener’in Kendisine Yönelik Suçlamalarına Yanıt Vermedi

İYİ Parti Lideri Akşener’in kendisine yönelik isim vermeden yaptığı suçlamalara yanıt vermeyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum” dedi.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinin ardından yapılan sandık boykotu çağrılarına ilişkin olarak da konuşan Kılıçdaroğlu, “Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik.

İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık. Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez.” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Cumhuriyet’te Miyase İlknur’a konuştu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Yerel seçimlerde ittifak kapısını tam kapatmasa da tümüyle açtığı da söylenemez. Yerel seçimlerde Akşener’in koyduğu çekinceler üzerinden konuyu ele alırsak geçen seçimde alınan iller yeniden muhalefetin olur mu?

Sayın Akşener’in sözlerinin yorumuna dayalı soruları yanıtlarsam Sayın Akşener’e saygısızlık yapmış olurum, nezaketsizlik yapmış olurum. Sorunuzun diğer bölümü ise 2019 seçimlerindeki başarının tekrarına ilişkin…

2019 yerel seçimleri muhalefet açısından çok önemli kazanımlara neden oldu. Ankara, İstanbul, Adana, Mersin, Antalya kazanıldı. İzmir, Eskişehir, Hatay, Muğla, Aydın büyükşehir belediyeleri yeniden kazanıldı. Bu başarının en önemli nedenlerinden biri İYİ Parti’yle yapılan işbirliği. Saadet Partisi ve Demokrat Parti’nin de desteği son derece kıymetli.

Aynı zamanda adaylarımız sadece bu üç partinin oyunu almadı. O kentte, beldede yaşayan her bir bireyin oyuna talip oldu. AK Parti, MHP, HDP, TİP, SOL Parti seçmeni diye kimseyi ayırmadı. “Ben bu kenti daha iyi yönetirim” dedi ve kentinde yaşayan herkesin oyuna talip oldu.

Cumhurbaşkanlığı seçiminin kaybedilmesinden sonra sandık boykotu çağrıları yapılıyor. Sizce bu boykot etkili olabilir mi?

Siyaset bir anlamda geçmişten ders çıkarıp geleceğe odaklanma işidir. Dolayısıyla yaşama küsmek, geleceği inşa etmekten vazgeçmek asla ve asla doğru değildir. Bizler en zor koşullarda bir otoriter yönetimin kuşatması altında seçimlere girdik. İftiraların, yalanların, devletin otoriter Saray yönetimine hizmet ettiği bir süreci yaşadık.

Dolayısıyla günlük kızgınlıkları, küskünlükleri kronik hale getirmek, hele hele demokrasiyi savunanların otoriter bir yönetime sandığı teslim etmeleri düşünülemez. Şunu herkesin bilmesini isterim: “Saray iktidarı”nın ahlaki ve siyasi meşruiyeti yoktur.

Ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan bir iktidara karşı demokratik yollarla mücadele etmek de her vatandaşın görevidir. Demokratların sandığı boykot etmesi, ahlaki ve siyasi meşruiyeti olmayan Saray iktidarının da en büyük arzusudur.

Paylaşın

TİHV’den Dikkat Çeken Rapor: İşkence Başvuruları Yüzde 22 Arttı

TİHV’in tespitlerine göre işkence ve kötü muamele gördüğü için 2022 yılında TİHV’e başvuranların sayısı önceki yıla göre yüzde 22 arttı. Bin 201 kişinin kendisi ya da bir yakını işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için vakfa başvuru yaparken başvuranların en küçüğünün 3 yaşında olduğu ifade edildi.

Raporda Diyarbakır, Van ve Cizre’deki TİHV merkezlerine yapılan başvuruların her yıl giderek arttığının altı çizilirken gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle vakfa başvuranların yüzde 68,8’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi doğumlu kişiler olduğu aktarıldı.

TİHV Başkanı Metin Bakkalcı da raporun sunuş yazısında bu verinin insan hakları konusundaki kötü gidişatın bir göstergesi olduğunu belirtti.

Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) 2022 Yılı Tedavi Merkezleri Raporu’nu yayımladı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar‘ın aktardığına göre; TİHV’in tespitlerine göre işkence ve kötü muamele gördüğü için 2022 yılında TİHV’e başvuranların sayısı önceki yıla göre yüzde 22 arttı. Bin 201 kişinin kendisi ya da bir yakını işkence ve kötü muameleye maruz kaldığı için vakfa başvuru yaparken başvuranların en küçüğünün 3 yaşında olduğu ifade edildi.

Raporda 1990 yılından bu yana işkence görenler ve yakınları için tedavi ve rehabilitasyon çalışmaları yürüten TİHV’in tarihinde, 2001 yılındaki en yüksek başvuru sayısından sonraki en yüksek ikinci başvuru sayısına ulaşıldığı vurgulandı. TİHV Başkanı Metin Bakkalcı da raporun sunuş yazısında bu verinin insan hakları konusundaki kötü gidişatın bir göstergesi olduğunu belirtti.

Rapora göre, vakfa başvuran 1201 kişiden 1117’si kendisi, 84’ü ise bir yakını işkence ve kötü muamele gördüğü için TİHV temsilciliklerine ulaştı. Başvuranların 756’sı 2022 yılı içinde, diğerleri ise önceki yıllarda işkence ve kötü muamele gördüğünü ifade etti. Raporda gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle başvuranların en küçüğünün 3 yaşında, en büyüğünün 76 yaşında olduğu belirtilirken yüzde 56,9’unun erkek, yüzde 39,1’inin kadın, yüzde 4’ünün ise LGBTİ+ olduğu açıklandı.

Vakfa başvuranların yüzde 70,2’sinin fiziksel müdahaleye, yüzde 83,4’nün tehdit ve hakarete, yüzde 45,2’si pozisyonel işkenceye uğradığı belirtildi. Rapora göre 497 kişi ters kelepçeli halde bekletildi, 80 kişi fiziksel cinsel tacize, 3 kişi tecavüze uğradı. Başvuranların yüzde 43,5’inin cinsel işkence gördüğü tespit edildi.

Raporda barışçıl toplantı ve gösterilere yönelik baskı ve engellemelerin arttığı ifade edilirken gözaltı sürecinde işkence görenlerin yarısından fazlasının sokakta ya da açık alanda işkence ve kötü muamele gördüğü belirtildi. Gözaltı sürecinde işkence gördüğünü belirten her iki kişiden birinin götürüldüğü emniyet müdürlüklerinde işkenceye ve kötü muameleye maruz kaldığı tespit edildi. Vakfa başvuranlardan 131’i İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde, 103’ü Van Emniyet Müdürlüğü’nde işkence ve kötü muamele gördüğünü belirtti.

Raporda Onur Ayı etkinliklerine yönelik engellemeler ve kolluk müdahaleleri nedeniyle İstanbul, Ankara ve İzmir’deki tedavi merkezlerine yapılan başvuruların haziran ayında ciddi şekilde yoğunlaştığına dikkat çekildi.

Raporda Diyarbakır, Van ve Cizre’deki TİHV merkezlerine yapılan başvuruların her yıl giderek arttığının altı çizilirken gördüğü işkence ve kötü muamele nedeniyle vakfa başvuranların yüzde 68,8’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesi doğumlu kişiler olduğu aktarıldı.

Paylaşın

İYİ Parti’den Bir Ekrem İmamoğlu Ve Mansur Yavaş Eleştirisi Daha

Seçimlere ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti İzmir Milletvekili Ümit Özlale, “Biz bu iki büyükşehir belediye başkanına cumhurbaşkanlığı önerdik. Bunu kapalı kapılar ardında değil. Herkesin gözü önünde sunduk. Anketlerde önde çıkıyorlardı” dedi ve ekledi:

“Ancak biz bu teklifi her götürdüğümüzde aldığımız cevap ‘Biz CHP’nin belediye başkanlarıyız ve genel başkanımız ne derse o olur’du. Bunun için Ekrem Bey ve Mansur Bey artık CHP’nin belediye başkanlarıdır. Artık bizim cumhurbaşkanı adayımız değildir.”

Meral Akşener’in ardından İYİ Parti’den bir Mansur Yavaş-Ekrem İmamoğlu eleştirisi daha geldi. Halk TV yayınına katılan İYİ Parti Kalkınma Politikaları Başkanı ve İzmir Milletvekili Ümit Özlale, seçim yenilgisine ilişkin yaptığı değerlendirmede Yavaş ve İmamoğlu’na yaptıkları ‘cumhurbaşkanı adayı olma’ teklifini hatırlattı.

Özlale şunları söyledi: “Biz bu iki büyükşehir belediye başkanına cumhurbaşkanlığı önerdik. Bunu kapalı kapılar ardında değil. Herkesin gözü önünde sunduk. Anketlerde önde çıkıyorlardı. Ancak biz bu teklifi her götürdüğümüzde aldığımız cevap ‘Biz CHP’nin belediye başkanlarıyız ve genel başkanımız ne derse o olur’du. Bunun için Ekrem Bey ve Mansur Bey artık CHP’nin belediye başkanlarıdır. Artık bizim cumhurbaşkanı adayımız değildir.”

Ümit Özlale Millet İttifakı’nı da eleştirdi: “Eğer ki biz belediye başkanlığı veya milletvekili pazarlığına düşseydik yerimiz Millet İttifakı olmazdı. Bu zamana kadar Cumhur İttifakı ile masaya oturmayan tek parti iyi partidir. Biz bundan sonra yapacağımız pazarlığı büyükşehir belediyeleri sayısı üzerinden yapmayacağız. Kılıçdaroğlu’nun diğer küçük dört tane partiyle hangi pazarlıkları yaptığı bizi gerçekten ilgilendirmiyor.”

“Maalesef engel olamadım”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de Afyon Kocatepe’de yaptığı konuşmada, İmamoğlu ve Yavaş’ın cumhurbaşkanı seçilebileceklerini gördüklerini belirterek “Onların yolunu kapatanlara maalesef engel olamadım. Aziz Türk milleti ve değerli arkadaşlarım, sizlerden özür diliyorum” demişti.

Akşener konuşmasında, “Ben, milletimizin, omuzlarında taşıdığı, umudunu bağladığı, bu iki arkadaşımızın, milletimizin bu tarihi çağrısına, kulak vereceklerini düşündüm. Ama maalesef yanıldım. Onlara, bu ateşten gömleği giydiremediğim için, özür dilerim” ifadelerini de kullanmıştı.

Paylaşın

Sultan Özcan Ve Cahit Kırkazak, HDP Eş Genel Başkanları Oldu

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Sultan Özcan, “HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir” dedi.

Cahit Kırkazak, “Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.” ifadelerini kullandı.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 4’üncü Olağanüstü Kongresi, Dünya Ticaret Merkezi’nde gerçekleştirildi. HDP’nin 904 delegesinden yeterli çoğunluğun oy kullandığı seçimde, HDP’nin yeni Eş Genel Başkanları Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak oldu. Kongrede HDP’nin Parti Meclisi (PM) ve yetkili organları da belirlendi.

PM asıl üyeleri: Adem Demirağaç, Ahmet Yaşaroğlu, Aydın Çetinkaya, Ayfer Demirel, Ayşe Yılmaz, Besra Aslan, Cevdet Bakın, Fatma Yılmaz, Gülistan Ataş, Gülsüm Ağaoğlu, Gültekin Koçdemir, Gülten Akdağ, Gülüstan Önver, Hatice Akdağ, Hüsnü Kuran, İsmet Kaya, Kahraman Oğuz, Kamile Koç, Kayhan Yüksel, Kıymet Temel, Kıznaz Türkeli, Mahmut Çavlı, Mahmut Emin Avcı, Mehmet Yalçın, Mehmet Zarif Kesiciler, Mustafa Erbek, Müge Yamanyılmaz Koşar, Nurettin Sönmez, Peruze Demir, Resul Sadak, Sait Bıçakcı, Salih Mevali, Sevgül Yalçın, Songül Köse, Şengül Acı, Türkan Konukcu, Ubeydullah Özmen, Ufuk Özel, Zehra Vezan Karabulut.

PM yedek üyeleri: Nilüfer Yeşiltepe, Aydın Kaya, Cahit Doğan, Melek Yerkan, Zekiye Özkan, Şenel Öztürk, İmam Özçelik, Çetin Çiftçi, Hazime Deniz, Mehmet Ağa Benli, Güher Urkun, İsmail Ağan, Selami Özyaşar, Sait Kılıç, Zabit Vurdu.

Disiplin kurulu üyeleri: Adalet Aydın Sözkesen, Ayhan Akgül, Berfin Kaya, Bilal Algünerhan, Celal Soğuk, Şevkiye Müge Caner, Yüksel Yıldırım.

Uzlaşma kurulu asıl üyeleri: Ayşe Etiz, Emine Ecer, Numan Hasanoğlu.

Sultan Özcan ve Cahit Kırkazak seçim öncesi salona kısa birer konuşma yaptı. Özcan ve Kırkazak şunları söyledi:

Sultan Özcan: HDP’nin kuruluşunda yer almaktan ve 11 yıldır kesintisiz olarak çeşitli kurullarında görev almaktan gurur duyuyorum. Mutfağından tüm yürüyüş biçimlerine, deryada bir damla olmaya özen gösterip Türkiye halklarına layık olmaya gayret gösterdim.

HDP’nin eş genel başkanı olma görevini bir onur nişanesi olarak taşımaya, onun varoluşunu ve felsefesini korumaya, büyük insanlık yürüyüşünün bir parçası olmaya sizlerin huzurunda söz veriyorum. Onurla ve aşkla bağlı olduğum bu yürüyüşte bizim payımıza düşen her ne varsa umuda yolculuğumuzun bu evresinde sizlere layık olmaya gayret edeceğiz. ‘HDP bir fikriyattır kapatılamaz’, ‘HDP bir bina, bir kapı değil’ dedik HDP’yi kuşatanlara.

Çünkü HDP bir fikirdir ve bu fikir toplumsal yaşamın can suyu olarak engelleri aşarak kendine yeni yollar açma kudretindedir. Bu kudretini Mezopotamya’nın, Anadolu’nun ve Trakya’nın bütün devrimci demokratik değerlerinden ve mücadele birikiminden alır. HDP’nin yeni yolunda Yeşil Sol Parti ile mücadelesini sürdüreceğini ve bütün barikatları aşacağını buradan paylaşıyoruz.

Cahit Kırkazak da konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “HDP’de mücadeleye başlarken birbirimize, Kürdistan halkına, Türkiye halklarına ve tarihe söz verdik. Bu sözümüz barış yolunda can veren barış annelerinin taleplerini hayata geçirmekti ve sözümüz hala geçerli.

Bu mücadeleyi mutlaka başarıya götüreceğiz. Halkımıza da çağrımızdır, bize omuz verin, el verin. Hep birlikte yeni yaşamı, özgür yaşamı kuralım. Bizim özgür ve yeni yaşam çizgimize saldıranlar şunu bilsin ki bunu başaramayacaksınız. Bizden korkmaya devam edin.”

Paylaşın