Erdoğan İle Bahçeli Görüştü: Cumhur İttifakı Yerel Seçim Çalışmalarına Başlıyor

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan le MHP Lideri Bahçeli bir araya gelerek, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere dair stratejileri ele aldı. İki partinin kurmayları büyükşehirlerde gösterilecek adayları belirleyip liderlerin onayına sunacak.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AKP) kendi belediye başkanlarının performanslarının değerlendirildiği çalışmalar da başladı. Aynı şekilde Milliyetçi Hareket Partisi’nde (MHP) de eldeki belediye başkanlarına dair değerlendirme adımları atılıyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in haberine göre; Mayıs ayındaki cumhurbaşkanlığı ve milletvekili genel seçimlerinde birlikte hareket eden AKP ve MHP, yerel seçimlerde de birlikte yapacağı çalışmaları görüşmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi ziyaret ederken, bir saat süren buluşmada yerel seçim süreci ele alındı. Görüşmeler AKP kongresinin ardından, iki liderin yanı sıra kurmaylar tarafından da devam ettirilecek.

AKP’nin Pazartesi günü gerçekleşen Merkez Karar Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyeleri başta olmak üzere adayların ve stratejinin belirlenmesi için yerel seçim çalışmalarının başlatılması talimatını verdi. “Cumhur İttifakı” yönetiminde olmayan belediyelere dair değerlendirmeler yapan Erdoğan’ın bu illerin “Cumhur İttifakı” yönetiminde olan illere göre daha geri planda kaldığını savundu. Erdoğan ayrıca, söz konusu illere yönelik, doğru adayların belirlenmesi adına tüm süreçlerin işletilmesi için çalışmalara başlatılması talimatını da verdi.

MKYK toplantısında AKP 4. Olağanüstü Kongresi’nin 7 Ekim tarihinde yapılması kararı da alındı. Kongrede parti yönetiminde de geniş çerçevede değişiklik yapılması ve partideki bu yeni yönetimin AKP’yi yerel seçimlere hazırlaması öngörülüyor. Kongreye dair hazırlıkları görüşmek üzere “Strateji ekibi” de Perşembe günü bir toplantı yapacak.

Erdoğan-Bahçeli ne konuştu?

MKYK toplantısının ertesi günü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bahçeli’yi Ankara’daki evinde ziyaret ederek bir saatlik bir görüşme gerçekleştirdi. AKP kurmaylarından edinilen bilgiye göre görüşmenin ana çerçevesini de yerel seçimlere dair çalışmalar oluşturdu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, geçen hafta sonu Kocatepe’de AKP, CHP, MHP dahil tüm partilere, seçimlere “ayrı ayrı girelim” çağrısı yapmıştı. Pazartesi günü buna yazılı bir açıklama ile yanıt veren Devlet Bahçeli, Akşener’in çağrısının “akıl tutulması” olduğunu ifade ederek, “Ayrı ayrı seçime girme çağrısının bizim nazarımızda ciddiye alınacak bir tarafı yoktur. Seçime ayrı girmek isteyenlerin elinden tutan, önüne geçen de yoktur” demişti.

Erdoğan-Bahçeli zirvesinde Akşener’in bu çağrısı da gündeme geldi. Bahçeli’nin ardından önümüzdeki günlerde Erdoğan’ın da seçimlere, “Cumhur İttifakı” birlikteliği ile gidileceğine dair vurgu yapan bir açıklama yapması bekleniyor. İki liderin görüşmesinde 7 Ekim’deki kongrenin ardından AKP ve MHP’li kurmayların liderlerin görevlendirmesi ile bir araya gelerek, 30 büyükşehir ve 51 il belediyesi ile ilçelere dair aday belirleme çalışmalarının da başlatılması planlanıyor. Bu konuda AKP ve MHP’nin yanı sıra Cumhur İttifakı ortakları; Yeniden Refah Partisi, Büyük Birlik Partisi ile ittifaka dışarıdan destek veren DSP ve HÜDAPAR ile de görüşmelerin yapılması bekleniyor.

AKP’de kendi belediye başkanlarının performanslarının değerlendirildiği çalışmalar da başladı. Aynı şekilde MHP’de de eldeki belediye başkanlarına dair değerlendirme adımları atılıyor.

AKP’de 2019 yerel seçimlerinde ortak aday gösterilen yerlerde neden kaybedildiğine dair analizler de yapıldı. Bu analizler MHP ile de paylaşılacak ve aday belirleme süreçlerinde bu verilerden de faydalanılarak, hangi ilde nasıl bir iş birliği yapılacağı netleştirilecek. Adayların Kasım ayı itibarıyla açıklanmaya başlanması ve Ocak ayı içinde de büyükşehir adaylarının açıklanarak seçim çalışmalarının resmen başlatılması hedefleniyor.

2019 Yerel Seçimleri’nde 30 büyükşehirden Adana, Mersin ve Manisa’da MHP; diğer 27 ilde de AKP aday göstermişti. AKP ve MHP toplamda 51 ilde iş birliği yaparak seçime girmişti. Büyükşehirlerde MHP adaylarının desteklendiği yerlerden sadece Manisa kazanılırken Adana ve Mersin ise kaybedilmişti. AKP içerisinde, Adana’da “MHP yerine AKP adayı gösterilseydi seçimlerin kaybedilmeyeceğine” dair görüş uzun süre tartışıldı. 2024 seçimlerinde Adana’da AKP’nin mi yoksa MHP’nin mi aday çıkaracağı konusu da yine yapılacak görüşmelerde netleştirilecek. Ancak şu anda AKP’deki görüş Manisa dışındaki büyükşehirlerin MHP’ye bırakılmaması yönünde.

Ana hedef İstanbul ve Ankara

Tüm bu yerel seçime dair çalışmalarda Cumhur İttifakı’nın birincil hedefi ise İstanbul ve Ankara’yı alabilmek. İki büyükşehirde de AKP adayını desteklemesine kesin gözüyle bakılan MHP’nin bir isim önermeyeceği ancak Erdoğan’ın isimlere dair Bahçeli’den fikir alacağı belirtiliyor. Ankara için Mansur Yavaş’ın karşısına ülkücü geçmişi olan bir ismin aday yapılması da konuşulanlar arasında.

AKP kurmayları, muhalefetin “dağınık” ve “karmaşık” görüntüsü içerisinde olduğunu belirtirken çalışmalara erken başlamanın seçmene bir güven vereceğini de düşünüyor. Bu nedenle sistematik çalışma yapılmasının önemine vurgu yapan kurmaylar, yeni yıl ile birlikte ekonomide olumlu bir tablonun da ortaya çıkacağını ve bu durumun seçimlere de etki edeceğini savunuyor.

Paylaşın

YRP’den AK Parti’ye Salvolar Devam Ediyor: Milletin Anasını Ağlattılar

Yeniden Refah Partisi (YRP) Samsun İl Hatibi Lütfi Şenocak, “Partimiz İttifaka 30 madde sundu. Ülke menfaati için bu maddeleri hayata geçirebilirlerse destekleriz, yok geçiremezlerse zaten bizim hedefimiz iktidar olup, bunları uygulayıp milletimizin refahını arttırmaktır. Ama görüyoruz ki, iktidar faizi yükseltmeyeceğini ifade etmesine rağmen, 3 ayda ortalığı mahvettiler, milletin anasını ağlattılar” dedi ve ekledi:

“Şimdi biz nasıl destek vereceğiz? Bizim ülkemizde para politikalarından anlayan bir tane adam yok muydu arkadaşım? Dışarıdan adam getiriyorsun? Yeniden Refah gizli görüşmeler yapıp Amerika ve İngiltere’den icazetle ülke yönetmeye talip değildir. Biz bu ülkenin ekonomisini de düzelteceğiz, eğitimini de, tarımını da düzelteceğiz. Hedefimiz milletimiz ve devletimiz için iktidar olmaktır. Bu amaçla ehliyetli ve liyakatli adaylarımızla mahalli seçimlerde tozu dumana katacağız, iktidara yürüyeceğiz.”

Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) Samsun’da, Derya Düğün Salonu’nda yapılan Ağustos Ayı İl Divan Kurulu Toplantısı’na, 14 Mayıs milletvekili seçimlerinde partinin İstanbul’dan aday olarak gösterdiği Lütfi Şenocak’ın konuşması damga vurdu.

Cumhuriyet’in aktardığına göre; Toplantıda partinin Samsun İl Başkan Yardımcılığı’na seçilen Şenocak, yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Partimiz İttifaka 30 madde sundu. Ülke menfaati için bu maddeleri hayata geçirebilirlerse destekleriz, yok geçiremezlerse zaten bizim hedefimiz iktidar olup, bunları uygulayıp milletimizin refahını arttırmaktır. Ama görüyoruz ki, iktidar faizi yükseltmeyeceğini ifade etmesine rağmen, 3 ayda ortalığı mahvettiler, milletin anasını ağlattılar.

Şimdi biz nasıl destek vereceğiz? Bizim ülkemizde para politikalarından anlayan bir tane adam yok muydu arkadaşım? Dışarıdan adam getiriyorsun? Yeniden Refah gizli görüşmeler yapıp Amerika ve İngiltere’den icazetle ülke yönetmeye talip değildir. Biz bu ülkenin ekonomisini de düzelteceğiz, eğitimini de, tarımını da düzelteceğiz. Hedefimiz milletimiz ve devletimiz için iktidar olmaktır. Bu amaçla ehliyetli ve liyakatli adaylarımızla mahalli seçimlerde tozu dumana katacağız, iktidara yürüyeceğiz.”

İl Başkanı İbrahim Yaşar ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Değişmeyen vizyonumuzu yeni arkadaşlarımızla sürdüreceğiz. Geçmiş dönemlerde elinden geleni yapan teşkilat mensuplarımıza şükranlarımızı sunuyor, her zaman katkılarını bekliyoruz. Bununla birlikte temel ilkemiz şudur: Baş başa, baş genel başkanımıza bağlıdır. Her türlü fikre açık olmakla birlikte istişare sonunda nihai karar verilmesinin ardından yorum yapmanın gereksizliğinin altını çizmek isterim.”

Paylaşın

CHP İçerisinde Yeni Hareket: Sol – Diyalog Kurulu

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimler sonrası “değişim” tartışmalarının yaşandığı Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP), partinin emekten ve sol bir anlayıştan yana tavır alması gerektiğini savunanlar, Sol – Diyalog Kurulu’nu oluşturdu.

Oluşuma ilişkin değerlendirmede bulunan eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız” dedi.

CHP’de bir taraftan değişim tartışmaları sürerken bir taraftan da önümüzdeki dönem yerel seçimlerine dair partinin ne yönde hareket edeceği tartışmaları başladı. Sancılı geçen tartışmaların arasında CHP içerisinde yeni bir hareketin oluştuğu öğrenildi.

BirGün’den Öncü Durmuş‘un haberine göre, Parti içerisinde sol siyasetten ve emek yanlısı politikalardan yana tavır alınmasını savunan, kendilerini gruplar-üstü tanımlayan bir Sol-Diyalog Kurulu oluşturuldu. Kurul içerisinde CHP’de bir dönem Ankara İl Başkanlığı yapan Prof.Dr. Tarık Şengül, CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı, CHP eski İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve CHP eski Ankara Milletvekili Necati Yılmaz bulunuyor.

Oluşturulan Sol-Diyalog kurulu hakkında Prof.Dr. Tarık Şengül ve CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı BirGün’e değerlendirmelerde bulundu.

Partisinde yaşanan tartışmalarda herkesin hemfikir olduğu bir noktaya değinen Prof.Dr. Tarık Şengül, “Yaşanan dramatik yenilgilerden sonra herkes CHP’de bir dönüşüm ihtiyacı olduğunu kabul ediyor. Ancak değişim her kesimin elinde başka bir gerçeklik kazanıyor. Kimi durumda değişim liderin değişmesi demek; bir başka kesim için kadroları yenileme halini alıyor. Gerçek bir değişim çok daha temel bazı tutumları değiştirmemizi gerektiriyor. Örneğin emekten, özgürlüklerden ve demokrasiden yana bir siyasal projeyi uzun süredir cesurca söylemiyoruz. Aydınlanmacı Cumhuriyet Projesi’ni 21 yüzyıla nasıl taşıyacağımız hiç tartışılmıyor.

Böylesi bir proje öne çıkarıldığı zaman o projeyi en iyi biçimde gerçekleştirecek liderlik ve kadroyu da bulursunuz. Benzer biçimde yerel seçime gidiyoruz. Ortada iyi uygulamalar var ama bir yerel yönetimler programı, belediyecilik modeli yok. Ne var ki Kurultay’a böyle giderse belediye başkanlarını kim belirleyecek kaygısı damgasını vuracak. Şunu söylüyoruz, yerel seçime güçlü bir belediyecilik programıyla gidelim. Dahası bu programları gerçekleştirecek kadroları da yerel düzeyde katılımcı mekanizmalar kurarak belirleyelim. Bunları yapmadığımız için kaybediyoruz. Yaparsak kazanacağız. Kısaca gerçek dönüşüm istiyoruz.” dedi.

Solun bir yanıtı olmalı

Şengül, CHP içerisinde kendileri gibi düşünen büyük bir kitlenin olduğu ve sol değerlerin ön plana çıkartılması gerektiğini dile getirdi ve şöyle konuştu: “Uzun süredir sistematik biçimde sol değerler ihmal ediliyor. Bunun büyük bir maliyeti var. CHP ne zaman emekten yana, soldan, aydınlanmadan yana olduysa o derece toplumda karşılık bulmuş, halkın desteğini almıştır. Bu noktadan çıktık ve çalışmalarımız devam ediyor. Biz bir grup değiliz; farklı kesimleri bir araya getirmeyi, ortaklaşmayı hedefleyen biçimde kendimizi gruplar üstü tanımlıyoruz.

Çeşitli grup ve kişilerle görüş alışverişlerimiz devam ediyor. Şu an için kamuoyuna duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığımız var. Sol değerleri savunan herkesle birlikte bir metin üzerinde çalışıyoruz. İl kongreleri aşamasına girdiğimizde metnin çağrısını gerçekleştirmeyi planlıyoruz. Kolektif bir oluşumun ürünü olarak CHP içerisinde gerçekten değişimden yana olan farklı bir alternatifin olduğunu göstermek istiyoruz.”

Sol-Diyalog Kurulu hakkında konuşan CHP eski Genel Başkan Yardımcısı Perihan Sarı bu durağanlık döneminin sol politikalarla aşılacağının altını çizdi. Sarı şu ifadelere yer verdi: “Tarihsel olarak CHP krizden hep kendi içerisinden çıkardığı dinamikle sorunlarını aşmış bir yapı. Şu an da bir kriz içerisindeyiz ve durağanlık dönemi ile karşı karşıyayız. Değişim kavramı etrafında oluşan beklenti gerçekte neyin değişmesini bir miktar geri plana atan bir yere doğru kaydı.

Gruplar parti içerisindeki iktidara dair hareket etmeye başladı. Oluşturduğumuz bu kurul ile esas değişimin ne olduğu tartışmasını yürütebilecek, herkesin enerjilerini tek bir alana yönlendirebileceği bir kanal açma gayretindeyiz. Örgütün somutlaşmış sol bir vicdanı olmayı ve ideolojisini, politikalarını güncelleyecek halkın ihtiyaçlarına göre yol alacak bir parti yapısının doğru olduğunu düşünüyoruz”

Katılımcı bir anlayışın önemini vurgulayan Sarı, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Başlayan ilçe kongre süreçleri biraz toparlanmamızı geciktirse bile diğer gruplarla etkileşim halinde olabildik. Şu an için geldiğimiz aşamada herkese duyuracağımız bir çağrı metni hazırlığındayız. Katılımcı bir anlayışla herkes kendi çevresi ya da grubundaki ile iletişim halinde ve geniş kapsamlı bir yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz.

Metnin ana vurgusunun partinin stratejisini ortaya çıkarması gerektiğini saptıyoruz. Kurultay sürecinin sağlıklı yürümesini, hesaplaşmaların yerine doğru politikalarla beraber yerel yönetim seçimlerinde de ittifak konularının nasıl olması gerektiğini konuşuyoruz. İl seçimlerinden önce örgüte çağrı yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz. Örgütün sol vicdanı, sol yanı olarak bu yanı görünür kılacağız.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: Erdoğan’dan “CHP’li Belediyelerin Kazanılması” Talimatı

AK Parti MKYK toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarına, “CHP yönetimindeki belediye başkanlıklarının AK Parti yönetimine geçmesi” için gerekli hazırlıkların başlatılması için talimatları verdiği belirtiliyor.

7 Ekim’deki kongre sonrasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “AK Parti’nin çekirdek yönetim kadrosu MYK’da, aynı milletvekillerinde olduğu gibi kapsamlı bir değişiklik yapacağı” dile getiriliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu‘nun edindiği bilgiye göre 7 Ekim’deki olağanüstü kongrenin ardından yerel seçimler için takvim de başlayacak. Partinin ön çalışmasına göre belediye başkanlıkları için aday olmak isteyenlerin başvuruları kasım ayı itibarıyla alınmaya başlanacak. Ocak ve şubat ayı başında da parti yönetiminin kesin aday listelerini açıklayacağı belirtiliyor.

Ancak AKP’nin “sahada elini güçlendirmek için aday listelerinin açıklanmasını şubat ayına bırakmayacağı ve adaylardan bir an önce sahada çalışmalarına başlamasını isteyeceği” de dillediriliyor. Ancak AKP MKYK’de de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kurmaylarına, “CHP yönetimindeki belediye başkanlıklarının AKP yönetimine geçmesi için gerekli hazırlıkların başlatılması için gerekli talimatları verdiği belirtiliyor.” Toplantıda Erdoğan’ın “bir kez daha Cumhur İttifakı vurgusunu yaptığı ve seçimlerde 2019 yılında olduğu gibi seçimlerde MHP ile işbirliği içinde çalışılacağını ifade ettiği” ileri sürülüyor.

7 Ekim’deki kongre sonrasında da Erdoğan’ın “AKP’nin çekirdek yönetim kadrosu MYK’de, aynı milletvekillerinde olduğu gibi kapsamlı bir değişiklik yapacağı” dile getiriliyor. Toplantıda ayrıca Erdoğan’ın, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, “Seçimlere ayrı ayrı girelim” çağrısına “doğrudan yanıt vermediği” de belirtiliyor. Ancak Erdoğan’ın, “MHP ile 2019 yılındaki gibi bazı büyükşehir, il, ilçe ve belde belediyelerindeki gibi Cumhur İttifakı’nın işbirliğinden söz etmesiyle “Akşener’in çağrısına kapıları kapattığı” değerlendirmeleri yapılıyor.

AKP’de 2024 seçimlerinde yalnızca İstanbul için Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu gibi pek çok isim konuşuluyordu. Ancak AKP teşkilatlarının başta İstanbul olmak üzere Ankara ve İzmir, Antalya, Adana ve Mersin gibi büyükşehirleri, “seçmen yapısı bakımından kritik gördüğü ve aday belirleme noktasında ince eleyip sık dokuyacağı” da iddia ediliyor.
Paylaşın

Yeşil Sol Parti: Akşener’in Söylediklerinin Bir Kıymeti Yok

Halkların Demokratik Partisi (HDP) – Yeşil Sol Parti (YSP) İYİ Parti Lideri Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor.

HDP – YSP’de “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in seçimden sonra “tefekkür sessizliğini bozuyorum” dediği Afyon Kocatepe konuşmasının yankıları sürüyor.

Millet İttifakı’nın tüm ortaklarına sert eleştiriler yönelten Akşener’in nasıl bir yerel seçim stratejisi oluşturacağı merak konusuydu. İYİ Parti olarak kendi kadrolarıyla milletin huzuruna çıkacaklarını söyleyen Akşener iş birliğine ise tamamen kapıları kapatmadı, “Yerel özellikler ve talepler doğrultusunda elbette iş birlikleri olabilir” dedi. İstanbul-Ankara için “Günü geldiğinde bakılır” diyen Akşener’in bir koşulu da “hür ve millî siyaset anlayışı” doğrultusunda HDP-Yeşil Sol’a koyduğu mesafeydi.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya‘nın haberine göre; Akşener’in yerel seçimlere yönelik açıklaması partide farklı yorumlara neden oldu. Millet İttifakı’nın 2019 Yerel Seçimleri’nde kazandığına dikkat çeken bazı partililer, önümüzdeki seçimlerde başta İstanbul, Ankara ve Antalya olmak üzere bazı illeri kaybetmemek için iş birliğinin şart olduğu görüşünü dile getirmeye devam etti.

Parti içinde bir başka kesimse 3. yol tartışmalarında da geçen “Hür ve milli İYİ Parti”nin inşası için yerel seçimlerin feda edilebileceği görüşünü savunmayı sürdürüyor. Bu görüşü savunanlar 2019 ve 2023 seçimlerinde kurulmak zorunda kalınan ittifaklar nedeniyle parti kimliğinin oturtulamadığını belirterek “Ayaklarımızın üzerinde durmalıyız. Asıl olan genel seçim, 2028’i kazanmak için gerekirse yerel seçim feda edilebilir” değerlendirmesini sürdürüyor.

Akşener’in açıklaması sonrası gözler CHP ve HDP-Yeşil Sol Parti’ye çevrildi. CHP, Akşener’in açıklamasına temkinli yaklaşırken kongre süreci tamamlanmadan somut bir adım atılmayacağı görüşünde.

Benzer şekilde kongre sürecinde olan HDP-Yeşil Sol Parti ise Akşener’e tepkili. 2019 seçimlerinde aday çıkarmayarak İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin muhalefet tarafından kazanılmasına katkı yapan partide seçimlerin kaybedilmesinde en büyük sorumluluğun Akşener’de olduğu söyleniyor, “Akşener’in gerekli özeleştiriyi vermeden söylediklerinin bir kıymeti yok” deniliyor. Hatta, Akşener’in yaptığı konuşma için, “Gelecek dönem muhalefetin ortaklaşması bu konuşmayla bombalanmıştır” sözleri de sarf ediliyor.

HDP’nin seçim değerlendirmesi sonrası başta eş başkanlar Pervin Buldan ve Mithat Sancar’ın görevini bıraktığına dikkat çekilen partide, “Biz ciddi bir seçim değerlendirmesi yaptık. Bunun bedelini de ödüyoruz. Eş başkanlarımız görevini bıraktı. Parti yönetiminde kapsamlı bir değişim olacak. CHP, İYİ Parti’de gördüğümüz ise koltuklarına yapışmış siyasetçiler” eleştirisi getiriliyor.

Kapatma davası nedeniyle seçimlere Yeşil Sol Parti çatısı altında giren HDP hafta sonu yapılan kongreyle tüm çalışmalarını Yeşil Sol Parti’ye devretti. Eylül ayı sonu ya da kasım ayı başında yapılacak Yeşil Sol Parti kongresinde de partinin eş başkanları yenilenecek, kadroları değişecek.

Yeşil Sol Parti’nin HDP fikriyatını devam ettireceği ama yeni dönemin stratejisi gereği daha yerel siyaset yapacağı kaydediliyor. Seçim sonrası partiye gelen en önemli eleştirinin “Ankara siyasetine sıkışmak” olduğunu kaydeden parti kurmaylarına göre Yeşil Sol Parti yeni dönemde “Ankara odaklı siyaset”ten çıkacak, çalışmalarında yerel siyaset belirleyici olacak.

Bu bakış yerel seçimlerde alınacak tutumun da işareti. Hem batı hem de doğuda yerel dinamiklerle karar verilip hareket edilecek. İstanbul ve Ankara gibi iki büyük şehir için de toptancı bir yaklaşım içinde olmayacaklarını söyleyen HDP-Yeşil Sol Partililerin net bir kırmızı çizgisi var, o da “Bizi görmeyen siyasetle hiçbir şekilde ittifak geliştirmeyiz” tutumu. Mayıs seçiminin önemli derslerinden birinin de bu olduğunu kaydeden partililer “Arka kapı tamamen kapalı. Ön kapı ise herkese açık. Kim gelirse dinleriz, konuşuruz” diyor.

İYİ Parti’de olduğu gibi HDP-Yeşil Sol Parti’de de yerel seçimlere kendi adayları ile katılma eğilimi yüksek. İstanbul, Ankara dahil tüm iller için baskı düzeyinde böyle bir talep geldiği ifade ediliyor ama seçim yaklaşırken ortaya çıkacak gelişmelere göre yeni tutumlara da kapı kapatılmıyor.

Ancak HDP-Yeşil Sol’un yerel seçimler açısından en önemli gündemi kayyım atanan belediyelerini geri almak. İktidarın HDP-Yeşil Sol Parti’nin büyükşehirlerdeki tutumuna göre kayyım yaklaşımını esnetebileceğini düşünenler var ama “Dolmabahçe mutabakatını imzalayıp sonra tanımayanlara nasıl güvenilir” deniliyor.

Parti içinde bazı isimlerse iktidarın “kayyım politikası”nı yeni dönem politikaları, uluslararası gelişmeler nedeniyle değiştireceği görüşünde. Bugünkü siyasi konjonktürde iktidarın kayyım atamaları için zemin bulamayacağını düşünen bazı partililer yeni vali ve emniyet müdürü atamalarını, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Barzani ile temaslarını da bunun işaretleri olarak okuyor.

Ancak bu analizlere karşın iktidara güvenmenin zor olduğunu kaydeden HDP-Yeşil Sol Partili siyasetçiler yerel seçim için, “Biz, bizim olanı tescil edelim. Mücadele bitmez. Bu memlekette ne darbeler ne çatışmalar ne gerilimler oldu ama mücadele hiç bırakılmadı” diyor.

Seçimlerin ardından iç muhasebe ile yerel seçim hazırlığını eş zamanlı yürütmeye çalışan muhalefet partilerinin tartışmaları ekim sonu kasım ayı başına kadar sürecek görünüyor.

Paylaşın

Erdoğan İle Putin Soçi’de Görüşecek

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Rusya’nın Karadeniz kıyısında bulunan Soçi kentinde görüşeceğini söyledi.

Görüşme tarihi konusunda bir bilgi vermeyen Ömer Çelik, Türkiye’nin görüşmeler yoluyla “yaklaşan bir gıda krizini” önlemeyi umduğunu söyledi. Kremlin sözcüsü Dimitri Peskov da gazetecilere yaptığı açıklamada iki lider arasında gerçekleşmesi planlanan görüşmenin tarihi konusunda bilgi vermezken, “hazırlık için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü” söyledi.

Haber kanalı Bloomberg ise Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Hindistan’daki G20 zirvesine giderken 9 Eylül’de Rusya’ya uğrayabileceğini duyurdu.

Geçen ay Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’nin Türkiye ziyareti sırasında Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ağustos’ta Türkiye’ye ziyaret gerçekleştireceğini açıklamıştı.

Bu ay ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eylül ayı içerisinde Hindistan’da G-20 toplantısı, ABD’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu var. Bu yoğunluk içerisinde fırsat bulursak Sayın Putin ile yüz yüze biraraya gelip konuşacağız” ifadelerini kullanarak Eylül ayını işaret etmişti.

Moskova, Temmuz ayı ortasında Ukrayna’nın Karadeniz üzerinden tahıl nakliyatına izin veren Tahıl Anlaşması’ndan çekildiğini duyurmuştu. Bunun üzerine Ukrayna, Rusya’nın tehditlerine rağmen Ağustos ayı başında Karadeniz’deki bazı limanlarını gelen ve giden ticari gemilere açtı.

Rusya ile Tahıl Anlaşması’nın sona ermesinden sonra ikinci gemi Pazartesi günü Ukrayna’nın güneyindeki Odessa limanından ayrılarak İstanbul’a geldi. Gemi takip portallarına göre Liberya bandıralı “Primus” adlı yük gemisi Pazartesi günü Türkiye’deki limanına ulaştı. Singapurlu bir nakliye şirketine ait olan gemi Pazar günü Odessa’dan ayrılmıştı.

Rusya’nın Tahıl Anlaşması’ndan çekilmesinden sonra Karadeniz’deki askeri gerilim arttı. Rusya, Ukrayna’nın kıyı ve Tuna’daki liman altyapısına saldırırken Kiev de Rus askeri gemilerini bombaladı. İki hafta önce Rus donanması Karadeniz’de bir Türk gemisine ateş açarak durmaya zorladı.

Türkiye anlaşmayı yeniden canlandırmaya çalışıyor. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Cuma günü Kiev’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında anlaşmanın “alternatifi olmadığını” söyledi. Fidan’ın önümüzdeki günlerde Kremlin’in taleplerini görüşmek üzere Moskova’ya gitmesi bekleniyor.

Bu arada Ukrayna, bazı Doğu Avrupa ülkelerinin AB anlaşmasının sona ermesinin ardından da Ukrayna tahılına yönelik ithalat kısıtlamalarını sürdüreceklerini açıklamalarını kınadı.

Prag’ı ziyaret eden Ukrayna Dışişleri Bakanı Dimitro Kuleba, “Bunu kategorik olarak reddediyoruz çünkü bu önlem ortak pazar kurallarını ihlal eder” dedi. Kuleba, kısıtlamaların uzatılmasının “sadece Kiev ile Brüksel arasındaki ortaklık anlaşmasını değil, öncelikle Avrupa Birliği’nin üzerine inşa edildiği dayanışma ilkesini ihlal edeceği” uyarısında bulundu.

Brüksel; Polonya, Bulgaristan, Macaristan, Slovakya ve Romanya tarafından imzalanan Ukrayna tahılına yönelik geçici ithalat kısıtlamalarının uzatılması yönünde görüş bildirdi. AB ile mevcut anlaşma 15 Eylül’de sona eriyor. Söz konusu ülkeler Ukrayna’dan yapılan ithalat nedeniyle fiyatların düşmesine karşı çiftçilerini korumak istiyor. Ukrayna ise ithalatın durdurulmasını sert bir dille eleştiriyor.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

IMF Heyeti, 4. Madde Kapsamında Türkiye’yi Ziyaret Edecek

Uluslararası Para Fonu (IMF), teknik bir ekibin, 4. madde kapsamında Türkiye’yi ziyaret edeceğini açıkladı. IMF açıklamasında, Türkiye’den mali yardıma ilişkin herhangi bir işaret alınmadığını da belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre, ziyarete ilişkin IMF’den yapılan açıklamada, şöyle denildi:

“Teknik bir ekip, 4. madde konsültasyonuna hazırlık amacıyla Türk yetkililerle görüşmelerde bulunmak üzere Eylül ayı sonunda Türkiye’ye rutin bir ziyaret gerçekleştirecektir. Bu ziyaret aynı zamanda son ekonomik gelişmeler, görünüm ve makro mali politikalar hakkında görüş alışverişinde bulunmak için bir fırsat olacaktır. IMF, Türk yetkililerden Fon’dan mali yardım talebinde bulunmayı düşündüklerine dair herhangi bir işaret almamıştır.”

4. madde ve Türkiye-IMF ilişkileri

IMF’nin anlaşma maddelerinin 4. maddesi, her yıl üyelerle ikili görüşmeler yapılmasını, bir ekibin üye ülkeyi ziyaret ederek, ekonomik ve mali bilgiler toplamasını ve yetkililerle ülkenin ekonomik gelişmelerini ve politikalarını görüşmesini düzenliyor.

Türkiye, 1944’te kurulan IMF’ye 1947 yılında üye oldu. Türkiye, ilk kez 1958’de dış borç alabilmek amacıyla IMF tarafından hazırlanan bir programı yürürlüğe koymak zorunda kaldı. Böylece IMF ile Türkiye arasındaki ilk stand-by anlaşması da 1 Ocak 1961 yılında yapılmıştır.

18 Haziran 1980’de IMF ile ilk kez daha uzun süren bir stand-by düzenlemesi yapıldı ve bu anlaşma, 17 Haziran 1983’e kadar sürdü. 18. stand-by anlaşmasını 4 Şubat 2002’de imzalayan Türkiye, bu anlaşma sona ermeden hemen önce, Ocak 2005’de yeni bir stand-by anlaşması yaptı.

Son kalan borç, Mayıs 2013’te yapılan son taksit ödenmesinin sonrasında tamamen kapatıldı. Türkiye 1961’den 2013’e kadarki süreçte, IMF’den toplam 50 milyar doların üzerinde kaynak kullandı.

Uluslararası Para Fonu nedir?

1944 yılında ABD’nin New Hampshire eyaletindeki Bretton Woods’ta kurulan ve 1947’de fiilen çalışmaya başlayan milletlerarası ekonomik meselelerle uğraşan bir teşkilat olan IMF “küresel para iş birliği, finansal istikrarı sağlamak, uluslararası ticareti kolaylaştırmak, yüksek istihdam ve sürdürülebilir ekonomik büyümeyi teşvik ve dünya çapında yoksulluğu azaltmayı teşvik etmek için çalışan, 189 ülkenin üye olduğu organizasyondur.

Kuruluşun belirtilen hedeflerinde, ödemeler dengesi ihtiyaçlarını karşılamak için üye ülkelerin mali kaynaklarını kullanılabilir hale getirmek de dahil olmak üzere uluslararası ekonomik iş birliği, uluslararası ticaret, istihdam ve döviz kuru istikrarını teşvik edilmesi olarak tanımlanmaktadır. IMF’nin merkezi ABD’de, Washington, DC’de bulunmaktadır.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarından sonra milletlerarası ekonomik problemler karmaşık hale gelmiş, I. Dünya Savaşı’ndan sonra düşülen ekonomik buhranla savaş sonrası ekonomik depresyonlar da ekonomik ilişkileri tehdit eder bir vaziyet almıştı. Avrupa devletlerinin II. Dünya Savaşı sonrası bozuk ve depresyon içindeki ekonomik durumlarının aksine Amerika Birleşik Devletleri’nin savaş boyunca ihracatının altın stoklarının artması, ekonomik bakımdan yardım yapacak tek ülke durumuna gelmesine sebep oldu.

ABD, Avrupa devletlerine doğrudan yardım yapmak yerine mali kurumlar kurarak yardım yapılması taraftarı oldu ve 1944 yılında Bretton Woods’ta 45 devletin katılımıyla birtakım kararlar alındı. Bretton Woods Antlaşması’nda; birisi, Milletlerarası Para Fonu, diğeri, Milletlerarası İmar ve Kalkınma Bankası (IBRD) yahut kısaca Dünya Bankası isimleriyle iki ekonomik kurumun kurulması kararlaştırılmıştır.

IMF, Avrupa devletlerinin ödeme bilançolarında ortaya çıkabilecek geçici (kısa vadeli) ödeme güçlüklerinde kredi vererek milletlerarası ticaretin bu yüzden daralmasını önlemek; Dünya Bankası da uzun vadeli yatırım kredileri vermek suretiyle, Avrupa devletlerinin yeniden imarını sağlamak, ödeme bilançolarındaki yapısal dengesizlikleri gidermek için kurulmuştur.

Her iki kurumun, sermaye ve kaynaklarının önemli bir kısmı ABD tarafından temin edilmiştir. Bu kurumlara üye olan ülkelerin prensip olarak, içeride enflasyonu önleyici para politikaları takip etmeleri, dış ticareti ise tek taraflı devalüasyonlar ve ithal sınırlamalar yüzünden daraltmamaları, aksine bu tehditleri olabildiğince kaldırmaları gerekecekti.

Paylaşın

İYİ Parti’den Dikkat Çeken Açıklama: Yerel Seçimde İttifak Olmaz

Yerel seçimlere ilişkin ittifak tartışmalarına değinen İYİ Partili Uğur Poyraz, “Yerel seçimde ittifak olmaz, seçmenin önüne iki isim koyuluyor, artık oy olmaz. Bunun tanımı adayda ortaklaşmadır” dedi ve ekledi:

“Genel Başkanı’mız 1 buçuk yıldır ‘Kazanacak aday’ vurgusu yapıyor. Böylesine kritik bir seçimde ‘Bana göre’, ‘Sana göre’ diye bir kavram olmaz. Saha deneyimlerimizde iki isim öne çıktı, anketlerde çok istikrarlı bir şekilde bu iki isim öne çıkıyor. Kazanabilecek aday tanımında hiçbir tanım yok. Burada bilimsel veriler üzerinden bir adayda ortaklaşmadan bahsediliyor.”

tv100 yayımlanan ‘Taksim Meydanı’ isimli programa bağlanan İYİ Parti Antalya Milletvekili Uğur Poyaz, yerel seçimde ittifak tartışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

“İttifak dediğiniz kavram, seçim bittiğinde biten bir kavram” diyen Poyraz “Yerel seçimde ittifak olmaz, seçmenin önüne iki isim koyuluyor, artık oy olmaz. Bunun tanımı adayda ortaklaşmadır. Genel Başkanı’mız 1 buçuk yıldır ‘Kazanacak aday’ vurgusu yapıyor. Böylesine kritik bir seçimde ‘Bana göre’, ‘Sana göre’ diye bir kavram olmaz. Saha deneyimlerimizde iki isim öne çıktı, anketlerde çok istikrarlı bir şekilde bu iki isim öne çıkıyor. Kazanabilecek aday tanımında hiçbir tanım yok. Burada bilimsel veriler üzerinden bir adayda ortaklaşmadan bahsediliyor” dedi.

Altılı masayla ilgili Poyraz “Toplumdaki heyecan ve medyanın ilgisiyle bu masa 28 Şubat’tan sonra tekrarlandı. Bu masanın temel bir kuralı var. Her Genel Başkan masaya oturduğunda, ellerinde ‘Evet’ veya ‘Hayır’ kartı var. Bir Genel Başkan, bir konuya ‘Hayır’ diyorsa ve diğerleri ikna edemiyorsa, o genel başkanın ‘Hayır’ dediği konu masanın gündeminden kalkar” diye konuştu.

Paylaşın

Meral Akşener’in Çıkışı Pazarlık İçin Yeni Bir Hamle Mi?

Uzmanlara göre, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in açıklamalarındaki “iş birliği” ifadesi Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) yeni bir pazarlık mesajı. Ancak bu pazarlık, 2019 ve 2023 seçimlerindekinden daha farklı olacak.

SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı, 2024 yerel seçimlerinin muhalefet açısından 2019 kadar kolay olmayacağını söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu metazori ile istediği şekilde kendisini dikte ettirdi. İYİ Parti de yerel seçim için; ‘masaya dört adam alıp bizi bazı şeylere mecbur ediyorsunuz, bu sefer bana istediğini empoze ettiremezsin’ mesajı veriyor. Akşener’in konuşmasını ben böyle okudum” değerlendirmesinde bulundu.

Metropoll Araştırma Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar’a göre İYİ Parti “iş birliği” yapmazsa 81 ilin hiçbirinde kazanma ihtimali yok. Ayrıca daha önce kazandığı bazı ilçeleri de İYİ Parti kaybedebilir. Sencar, bu nedenle Akşener’in pazarlık masasına oturacağını öngördüğünü ifade ederken, “Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir şeyler isteyip bir şeyler verecekler” tahminini dile getirdi.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in Cumartesi günü Afyonkarahisar’da yaptığı konuşmada verdiği ‘ittifak yok ama iş birliği olabilir’ mesajı ile 2024 yerel seçimlerinde 2019 benzeri bir ittifak süreci olmayacağı artık netleşti. Akşener’in işaret ettiği iş birliği İYİ Parti kurmaylarına göre “kolay bir süreç” değil ancak “olmayacak” bir adım da değil. Bu noktada İYİ Parti, CHP’den gelecek hamleyi bekliyor. İYİ Parti’de CHP’ye yönelik tüm eleştirilere karşın kapı tam olarak kapatılmadı. Resmi ittifak olmasa da il veya ilçe bazında iş birliği mümkün.

Akşener’in açıklamaları sonrası artık 2019 yerel seçimleri öncesinde olduğu gibi partilerin arasında görüşme trafiğinin izleneceği ve 50 il ile onlarca ilçede iş birliği için komisyonların kurulup çalışma yapılacağı bir süreç yaşanmayacak. Partilerin Yüksek Seçim Kurulu’na sunduğu, ortak hareket edildiğine dair bir protokol de imzalanmayacak.

İYİ Parti Kalkınma Politikalarından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özlale, DW Türkçe’ye, ittifak siyasetinin açmaza girdiğini ve parti tabanlarını bozduğunu anlatarak, “Tabanları bozmaya gerek yok. Sadece bizim değil tüm partilerin tabanı bozuldu. Parti kimliklerini güçlendirmeliyiz. İş birliği zemini oluşursa da iş birliğine gidilir” ifadelerini kullandı.

2019’da 23 büyükşehir ve 27 ilde CHP ve İYİ Parti seçimlere ortak girme kararı vermişti. Aralarında İstanbul, Ankara, Adana, Antalya’nın bulunduğu 13 büyükşehirde CHP; Balıkesir, Denizli, Manisa, Sakarya gibi 10 büyükşehirde ise İYİ Parti adayı desteklenmişti. CHP bu sayede İstanbul ve Ankara dahil birçok büyükşehir belediyesini kazanırken, İYİ Parti ise hiçbir büyükşehir belediyesini alamadı.

İYİ Parti’de bir kurmay, benzer bir protokol ve kamuoyu önünde ortak masa görüntüsünün 2024 seçimleri için verilmeyeceğini vurguladı. Kurmay, “Partiler bir araya gelip bir masa etrafında oturup, şu ilde siz bu ilde biz aday gösterelim çalışmasını görmeyeceğiz” dedi.

Siyasi partiler arasında iş birliğinden kast edilenin ise adayların netleşmesinin ardından “aday göstermeme” ya da “aday çekme” gibi bazı destekler olduğu belirtiliyor. Ancak bu il ve ilçelerde sınırlı düzeyde kalacak.

Bu noktada özellikle İstanbul ve Ankara’da ne yapılacağı merak edilirken, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın aday gösterilmesi durumunda, bunun parti kurullarında değerlendirileceği ifade ediliyor. İYİ Parti tabanında da sevilen bu isimlere destek açıklanabileceği kaydediliyor. Ancak İYİ Parti’de kurmaylar 2019’da olduğu gibi toplamda 50 ili bulan bir iş birliğine ihtimal vermiyor.

İstanbul ve Ankara dışında yine İYİ Parti desteği ile kazanılan yerlerden olan Adana, Mersin ve Antalya’nın CHP’den istenip istenmeyeceğine dair ise İYİ Parti’de şu aşamada yorum yapılmıyor. Bu illerden bir ya da ikisinde İYİ Parti’nin önceden aday açıklayıp CHP’yi desteğe zorlayabileceği de konuşuluyor.

İYİ Partili Erhan Usta, TV 100’de katıldığı bir programda, “Cumhurbaşkanı olarak önerilen isimler desteklenmezse bu bir çelişki değil mi?” sorusuna, “CHP bu isimleri aday gösterirse bakarız. O isimler CHP tasarrufundaki isimler. Elbette kapıları açık tutuyoruz. Biz istiyoruz ki tüm partiler ayrı girsin, demokratik bir yarış olsun. Ancak bu böyle olmazsa o zamanı gelince değerlendirilir” yanıtı verdi. Usta’nın “kapıları açık tutuyoruz” cümlesi dikkat çekerken, bir görüşme için CHP’den hamle beklendiği şeklinde yorumlandı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır da Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, “Daha seçimlere yedi ay var. Elbette görüşmelerimiz olacak” açıklaması yaptı. CHP’de de seçimlere ayrı ayrı girilmesinin “yanlış olacağı” değerlendiriliyor. Akşener’in de bu durumu bildiğini düşünen CHP kurmayları süreç içerisinde mutlaka temasların olacağını düşünüyor.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘e konuşan uzmanlara göre Akşener’in açıklamalarındaki “iş birliği” ifadesi CHP’ye yeni bir pazarlık mesajı. Ancak bu pazarlık, 2019 ve 2023 seçimlerindekinden daha farklı olacak.

SONAR Araştırma Başkanı Hakan Bayrakçı, 2024 yerel seçimlerinin muhalefet açısından 2019 kadar kolay olmayacağını söyleyerek, “Cumhurbaşkanlığı seçiminde Kılıçdaroğlu metazori ile istediği şekilde kendisini dikte ettirdi. İYİ Parti de yerel seçim için; ‘masaya dört adam alıp bizi bazı şeylere mecbur ediyorsunuz, bu sefer bana istediğini empoze ettiremezsin’ mesajı veriyor. Akşener’in konuşmasını ben böyle okudum” değerlendirmesinde bulundu.

Bayrakçı’ya göre, İYİ Parti’nin yerel seçimde kendi adayını çıkartması halinde 2019’da ittifak ile kazanılan ve şu an CHP’nin elinde olan İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya büyükşehir belediyelerini CHP kaybeder. Bu nedenle Hakan Bayrakçı, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun süreç içerisinde Akşener ile masaya oturacağını ve “ne istiyorsunuz?” diye soracağı görüşünde.

Metropoll Araştırma Kurucusu ve Yöneticisi Özer Sencar’a göre İYİ Parti “iş birliği” yapmazsa 81 ilin hiçbirinde kazanma ihtimali yok. Ayrıca daha önce kazandığı bazı ilçeleri de İYİ Parti kaybedebilir. Sencar, bu nedenle Akşener’in pazarlık masasına oturacağını öngördüğünü ifade ederken, “Kemal Kılıçdaroğlu’ndan bir şeyler isteyip bir şeyler verecekler” tahminini dile getirdi.

Kendi öngörüsünü aktaran Bayrakçı’ya göre ise Akşener; Antalya, Bursa ve Balıkesir’de tamamen kendi adaylarının desteklenmesini talep edebilir. Özer Sencar’a göre de İYİ Parti, CHP’den İzmir’i isteyebilir. Sencar, “CHP burada güçlü ancak Akşener, İstanbul, Ankara, Adana, Mersin ve Antalya’yı sana veriyorum, İzmir’i bana ver diyebilir. İYİ Parti’nin İzmir milletvekili de olan Ümit Özlale, İzmir’de çalışmalarını yürütüyor. Adana’da, Mersin’de bir çalışma yokken neden İzmir’de çalışmalar yapılıyor. Bu bir pazarlık konusu olabilir” yorumu yaptı. Özer Sencar’a göre CHP’nin İzmir’e direnmesi durumunda Antalya ve Mersin’in de İYİ Parti tarafından gündeme getirilebilir.

İYİ Parti’nin yüzde 10 oya sahip olmasına karşın CHP’den Gelecek, DEVA ve Demokrat Parti’nin aldığı kadar bir karşılık göremediğini söyleyen Hakan Bayrakçı, “Bu bir kez daha tekrarlanırsa İYİ Parti’nin tabanında büyük tepkiye neden olur, göze alamazlar” şeklinde konuştu.

Cumhur İttifakı ile iş birliğine açık mı?

İYİ Parti’de konuşulan bir başlık da “iş birliğinin” kimlerle olacağı yönünde. Sadece CHP ile iş birliği yapılacağı AKP ile aday kriterleri konusunda anlaşılması durumunda iş birliği yapılıp yapılmayacağı sorusuna şu an verilen net bir yanıt yok.

İYİ Partili Erhan Usta’nın TV100’de “Cumhur İttifakı ile iş birliğine açık mısınız?” sorusuna “yok o kadar da değil” yanıtı vermesine karşın parti içerisinde farklı yorumlar var. Özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde aday çıkarılmayarak, milliyetçi oy tabanının dolaylı olarak AKP’ye yönlendirilebileceği de konuşulan konulardan. “AKP’nin adayına oy verin” denilmese de aday çıkartılmamasının bölgede bu anlama geleceği değerlendiriliyor. İYİ Parti kurmayları aday isimleri görmeden bu konunun bugünden konuşulmasının da doğru olmadığını savunuyor.

Meral Akşener’in Afyon Kocatepe’de yaptığı konuşmada “Türk siyaseti için talep ettiğiniz, yeni anlayışın merkezi olmaya, İYİ Parti olarak talibiz” ifadeleri de dikkat çekmişti. İYİ Parti’nin milliyetçi oylar kadar merkezdeki AKP oylarına da talip olmaya yönelik söylem geliştirmeye çalıştığı bir süredir konuşuluyor.

Erhan Usta, TV100’de partilerinin merkezde ve “milliyetçi-demokrat-kalkınmacı” olarak tanımlandığını kaydetti. Usta, “rotamız merkezde milliyetçi hassasiyeti olan, kalkınmacı ve demokrat olarak kendimizi tanımlıyoruz. Liberal ekonomi politikaları içerisinde de tanımlıyoruz ama devletin de içeriğinde olduğu bir politika öneriyoruz” çıkışı yaptı.

İYİ Partili Prof. Ümit Özlale de merkez parti olmanın ideolojik parti olmaktan daha zor olduğunu söyledi. Özlale, “Tüm sorunları görür ve makul çözümler üretmeye çalışırsınız. Bu kolay değildir. Benim hayalim İYİ Parti’nin merkezde olması ve oraya doğru gitmesidir. Milliyetçi, demokrat ve kalkınmacı olarak politika belirlerken son iki tanesi merkez partilerden mirastır” şeklinde konuştu.

Paylaşın

Karamollaoğlu Ve Davutoğlu “Yerel Seçimleri” Görüştü

Temel Karamollaoğlu ve Ahmet Davutoğlu, görüşmesine ilişkin yapılan yazılı açıklamada, “Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir” denildi.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’nu parti genel merkezinde ziyaret etti. Gelecek Partisi tarafından görüşmeye ilişkin yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı görüşmenin içeriğine dair Gelecek Partisi ve Saadet Partisi kaynaklarından edinilen bilgiye göre iki liderin görüşmesinde TBMM grup çalışmaları ve yerel seçim hazırlıkları ele alınmış ve siyasi gelişmelerle ilgili görüş alışverişinde bulunulmuştur.

Bu bağlamda Genel Başkanlar 1 Ekim’de başlayacak TBMM çalışmalarında Saadet-Gelecek grubunun işleyiş ilkeleri ve öncelikli gündemleri konusunda mutabık kalmışlardır. Yerel seçim hazırlıkları bağlamında ise gerek yerel teşkilatlar arasında gerekse Genel Merkezlerin ilgili birimleri arasında istişarelerin başlamasına karar vermişlerdir.

Genel Başkanlar ayrıca siyasi gelişmeleri değerlendirmişler ve bu çerçevedeki istişarelerin daha düzenli yapılmasına verdikleri önemi teyit etmişlerdir. Son derece olumlu geçtiği bildirilen görüşmede iki partinin iş birliğinin genel seçimler sonrası toplumda oluşan karamsarlığı aşma ve yeni bir siyasi iklim oluşturma çabası olarak tabanda yaptığı olumlu etkiden duyulan memnuniyet ifade edilmiştir.”

Paylaşın