Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Allah’ın İzniyle Dize Getireceğiz

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayat pahalılığı ile mücadelemizin önünde en büyük nakısa tıpkı zehirli hava gibi her yere yayılmasıdır. Yıllık enflasyonun yükselmesi, hayat pahalılığı ile mücadelemizin daha sıkı yapmamızı gerektiriyor. Bu uzun ve sabır isteyen süreçtir. Allah’ın izniyle enflasyonu da dize getireceğimizi de tüm kalbimizle inanıyoruz” dedi ve ekledi:

“Ülkemizde hayat pahalılığın gerekçelerine baktığımızda hammadde, bakliyat, enerji, işçilik, kira gibi unsurların öne çıktığını görüyoruz. Döviz kurları ve enflasyon da fiyatları doğrudan etkiliyor. Çalışanların ücretlerine yapılan her artış daha para insanların cebine girmeden kat be kat fazlasıyla her ürüne, hizmete yansıtılıyor. Petrol fiyatlarında her artış etiketlere aktarılırken düşüşler görmezden geliniyor. Aynı ürün ve hizmetin farklı yerlerde makasın çok açıldığı durumlar var. Kur ve enflasyondaki artış oranların ötesinde bir fiyatlama güdüsüyle karşı karşıyayız.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaklaşık 4 saat süren Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Deprem bölgesi gündemimizin ilk sıralarındaydı. Kimi vicdan ve ahlak ukalaları hala depremzedelere hakaret etmekte, onların acıları üzerinde ısrar ederken biz yaraları sarmayı sürdürüyoruz. Yardımları sistemli bir şekilde ulaştırıyoruz. Şehirlerimizi hızla yeniden ayağa kaldırmak için bölgede ardı ardına temel atma törenleri gerçekleştiriyoruz. Adıyaman’da söz verdiğimiz 65 bine yakın konut ve köy evinin yarısından fazlasının inşasına başlamış olduk. Yerinde dönüşüm projemize Hatay’daki başvuru sayısı 86 bini geçti.

Bu şehrimizi de kısa sürede ayağa kaldırmanın gayreti içindeyiz. İnşallah yakında açılış törenleriyle yeni evlerine kavuşmanın sevincini depremzedelerimizle paylaşacağız. Ahlat ve Malazgirt’te Anadolu topraklarını bize ebedi vatan olarak bırakan ecdadımızı yâd ettik. Artık geleneksel hale gelen Ahlat programımızı zenginleştirdik. Malazgirt’te de gençlerimizin atalarının bin yıllık heyecanı, coşkusunu, azmini tüm canlılığıyla yaşattığının işareti olan etkinlikleri memnuniyetle izledik. 30 Ağustos’ta külliyemizde yapılan programı hep birlikte yaşadık. Cumhuriyetimizin 100. yılı anısına bestelenen marşı ilk defa dinleme imkanını bulduk.

Yeni Anayasa çağrısı

Adli yıl açılış töreninde ülkemizin adalet sisteminde bugüne kadar yaptığımız katkıları hatırlatırken yeni Anayasa çağrımızı tekrarladık. Yeni adli yılda tüm vatandaşlarımızın adalete erişimini kolaylaştırmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi darbe anayasasından kurtarıp, demokrasimize yakışır sivil anayasaya buluşturma çabasını ittifak ortaklarımızla istişare içinde başlatacağız. TEKNOFES’tin Ankara organizasyonuna katılarak gençlerimizle geçmişten bugüne ve geleceğe uzanan samimi bir hasbıhalde bulunduk. Başvuru ve ziyaretçi sayısı milyonlara ulaşan TEKNOFEST gençlerimizin zincirleri parçalayıp attığını gösteriyor. Her 1 Eylül’de olduğu gibi bu yıl da av sezonunun açılışı münasebetiyle balıkçılarımızı deryaya yolcu ettik.

Soçi’de sayın Putin’le oldukça kapsamlı ve verimli bir görüşme gerçekleştirdik. Tahıl koridoru başta olmak üzere pekçok insani gündemin masada olduğu dönemde bu görüşmenin kıymetini tüm dünya tarafından takdir edildiğine inanıyorum. Yarın ekonomide önümüzdeki dönemin yol haritasını teşkil eden orta vadeli programın tanıtımını yapacağız. Hafta sonu G-20 liderler zirvesi için Hindistan’da olacağız. Bir hafta sonra BM’de görüşmeler yapmak üzere Amerika’ya gideceğiz. Ülkemizin 2023 yılı ikinci çeyrek büyüme rakamları açıklandı.

Buna göre ilk çeyrekte yüzde 3,9 ikinci çeyreği yüzde 3,8 ile tamamladı. Böylece Türkiye ikinci çeyrekte OECD ülkeleri arasında Kosta Rika’nın ardından en yüksek oranda büyüyen ikinci devlet olmayı başardı. İkinci çeyrek ihracat rakamlarımızda da benzer tabloyu görüyoruz. Türkiye mal ve hizmet ihracatını artıran üç ülke arasında yüzde 2,3 oranı ile ikinci sırada yer alıyor. Orta yüksek ve yüksek teknoloji ürün ihracatımızın toplam ihracat içindeki payının yüzde 40’ı geçmesi bir diğer sevindirici haberdir.

Yaşadığımız deprem felaketi ve küresel ticarette yaşanılan küçülmeye rağmen elde ettiğimiz büyüme başarısı istihdam ve üretimin korumasını sağlamıştır. Pekçok uluslararası kuruluş ülkemizin 2023 büyümesiyle ilgili tahminleri yukarı yönlü revize etmeye başlamıştır. Esasen biz arkadan gelen düzeltme çabaları ile eskiden beri sıkça karşılaşıyoruz. Uluslararası kuruluşların bazısı art niyetli bazısı da potansiyelimizi kavrayamadığı için her alanda düşük rakamlar açıklıyor. Ülkemizde birileri yaydıkları yanlış malzemelerle destek verip, teşvik ediyor. Günün sonunda ortaya çıkan rakamlar elbette bu oyunu bozuyor. Buna rağmen ısrarla açıklama yapan kurumların kendi itibarlarına zarar verdiği açıktır.

Elbette meşakkatli yolda kimi zaman beklenmedik durumlarla karşılaştığımız, hatta küçük de olsa gerilemeler yaşadığımız oluyor. Ama her seferinde hızla toparlanıp eskisinden de iyi neticelerle yolumuza devam ediyoruz. Niyetler ve yaklaşımlar farklı olduğu için ekonomiden diplomasiye tüm alanlarda Türkiye’nin hayrına fikirler ortaya koyan, teklifler ortaya koyan az sayıda aydın görüyoruz. Türk siyasetinde kifayetsiz ve muhteris iklim maalesef bunları da zehirlemektedir. Ev, araba, hizmetine fahiş fiyatlar isteyerek enflasyonla mücadelemize zarar verenleri işte bu zehirli iklim yoldan çıkarmaktadır.

Enflasyon açıklaması

Sinsi operasyonların kol gezdiği sosyal medyadan etkilenerek bu furyaya katılanların sayısı az değildir. Hayat pahalılığı ile mücadelemizin önünde en büyük nakısa tıpkı zehirli hava gibi her yere yayılmasıdır. Yıllık enflasyonun yükselmesi, hayat pahalılığı ile mücadelemizin daha sıkı yapmamızı gerektiriyor. Bu uzun ve sabır isteyen süreçtir. Allah’ın izniyle enflasyonu da dize getireceğimizi de tüm kalbimizle inanıyoruz. Ülkemizde hayat pahalılığın gerekçelerine baktığımızda hammadde, bakliyat, enerji, işçilik, kira gibi unsurların öne çıktığını görüyoruz.

Döviz kurları ve enflasyon da fiyatları doğrudan etkiliyor. Çalışanların ücretlerine yapılan her artış daha para insanların cebine girmeden kat be kat fazlasıyla her ürüne, hizmete yansıtılıyor. Petrol fiyatlarında her artış etiketlere aktarılırken düşüşler görmezden geliniyor. Aynı ürün ve hizmetin farklı yerlerde makasın çok açıldığı durumlar var. Kur ve enflasyondaki artış oranların ötesinde bir fiyatlama güdüsüyle karşı karşıyayız.

Bu da karşımızdaki sorunun ekonomik değil psikolojik olduğuna işaret ediyor. Devlet olarak bir yandan hayat pahalılığını körükleyen psikolojik faktörler ve bu durumu fiyatlara yansıtanlarla mücadele ediyor bir yandan da enflasyonu düşürecek politikaları kararlılıkla yürütüyoruz. Vatandaşlarımızı bu zehirli iklimin yol açtığı zararlardan korumak için gereken adımları atıyoruz. Taşınmaz mallar, ikinci el araçların ticareti ile düzenleme yaptık. Sahte hesaplar üzerinden fiyat şişirenleri, bilgi kirliliğine yola açanları engellemek için para cezası müeyyidesi getirdik.

Otomobil bayisi ve galericilere 221 milyon lira idari para cezası kesildi. Fahiş fiyat ve stokçuluk yaptıkları tespit edilen perakendecilere 188,5 milyon lira ceza uygulandı. Yılbaşında tüketicilerin şikayetleri doğrultusunda hazırladığımız yeni düzenlemeler yürürlüğe girecek. Elektronik ticaret platformunun işleyişi yakından takip ettiğimiz hususlar arasındadır. Tüm denetim ve cezalar önemli olmakla birlikte bunun yanında kapatma ve men gibi cezaların daha caydırıcı hale gelmesi açıktır. İnşallah bu doğrultuda gereken adımları atacağız.

Mesele siyasi ve ekonomik manipülasyonları aşan insanlarımızın günlük hayattaki hak ve özgürlükleri hedef alan nobranlıklara varmıştır. Otobüslerde, yollarda, metrolarda insanlarımızı taciz noktasına varan küstahlıklarla karşılaşmaya başladık. Kültür, sanat ve spor gibi alanları bozgunculuk aracı haline getirmeye kalkanlar olduğunu görüyoruz. Bu ülkeyi bir avuç azınlığın malı gören müstekbirlerin devri çoktan kapanmıştır. Kibir kuleleri beyhude uğraş içindedir. Herkes tüm bireylerin var olma, yaşama, kendini ifade etme hakkına, oy tercihlerine saygı göstermek mecburiyetindedir. Sırf yabancı, başka dil konuşuyor diye, başını örtüyor, çarşaflı, başörtülü, sakallı, takkeli kişilere laf atmak asla kabul edeceğimiz davranış değildir.

İşine geldiği zaman başörtülüyü yanına al rozetini tak, öte yandan Marmaray’da başörtülü hanımlara hakaret et. Bu faşist zihniyet yargı önünde hesap vermeye mahkumdur. Bu tür azgın azınlık vakaların gerisinde mücadelemiz ilanihaye sürecektir. Açık konuşuyorum; kim olduğunuzu, niçin böyle yaptığınızı, neyi amaçladığınızı ve bunun için neleri kullandığınızı biliyoruz. Biz hala aynı yerde duruyoruz; başaramayacaksınız. Bu millet mandacı zihniyetinize, sapkın yöntemlerinize eyvallah etmedi etmeyecek. Bunu 14 Mayıs’ta 28 Mayıs’ta gördük. Milletin size attığı şamardan hala ders almadınız, akıllanmadınız ve hala akıllanmıyorsunuz.

Gerek bölgedeki aktörler gerek bölge dışındaki aktörler şu tarihi hakikatleri kabul etmek durumundadır. Irak ve Suriye’yi içine alan coğrafyanın demografik gerçeklerini dikkate almayan hiçbir tasarrufun başarı şansı yoktur. 1,5 asırdır bölgede hüküm süren kargaşanın, yaşanan acıların, zulümlerin sebepleri ortadadır. Bölge işbirlikçi küçük kesim dışında kimseye faydası olmayan emperyalist hesapların arenası haline getirilmiştir. Irak’ta 2 milyon Suriye’de 1 milyon insanın ölümüne yol açan işgallerin kanlı izleri hafızalarımızda hala canlıdır.

“Her kesimi kucaklayan, zor günlerinde yanında olan yaklaşım sergiliyoruz”

Mekke’deki Kabe ve Medine’deki Mescid-i Nebevi’den sonra üçüncü kutsal mabedimiz Mescid-i Aksa sık sık kirli postalların tacizine uğruyor. Herkesin huzursuz olduğu bir tek terör örgütlerinin memnuniyet duyduğu tabloyu kabul etmiyoruz. Her kesimi kucaklayan, zor günlerinde yanında olan yaklaşım sergiliyoruz. Aynı zamanda bölgenin dengelerini gözeten hareket tarzı izliyoruz. Kerkük merkezli olarak yaşanan tartışmalara bu zaviyeden bakıyoruz. Doğru, sağlıklı, sürdürülebilir çözümün Kerkük başta olmak üzere bölgenin demografik gerçeğinden bir çözüme inanıyoruz.

Son günlerde yaşanan gelişmeler endişelerimizin ve ikazlarımızın haklılığını açıkça gösteriyor. Rejimin çözümün değil sorunun parçası olma inadı bölgedeki sıkıntıları daha da derinleştiriyor. Suriye’nin toprak bütünlüğü demografik gerçeklerine dayalı çalışmayı sürdürmekte kararlıyız. Amerika, Rusya, İran ve rejim dahil tüm tarafları bu doğrultuda gayret sergilemeye davet ediyoruz. Rusya Ukrayna savaşının sürdüğü, Kafkaslar’da Ermenistan’ın kışkırtıcılığı, Balkanların yeniden çatışmaya sürüklenmeye istediği bir dönemde güney bölgemizin istikrar ve güvenliği ülkemizin öncelikli gündeminde yer almayı sürdürecektir.

Milletimize meydanlarda verdiğimiz sözleri, ülkemizin ve küresel ekonominin şartlarını da gözönünde bulundurarak hayata geçiriyoruz. Yüksek öğretimde olan öğrencilerimize taahhüdümüz olan konuyu değerlendirdik. Nihai çalışmaya göre bir sonraki toplantımızda her iki konuyla ilgili detayları gençlerimizle paylaşacağız. Evlenecek gençlerimize kredi meselesi yakın takibimizdedir. Aile yapısının korunması ve istikbalimiz adına önem verdiğimiz bu projemizi gerçekleştirmekte kararlıyız.

2024 yılında çiftçilere desteklerimizi verimliliği esas alan yaklaşımla sürdüreceğiz. Hububat için mazot ve gübre destekleri Kasım’dan itibaren çiftçilerimizin Ziraat Bankası hesaplarında tanımlanmıştır. Buradan bir müjdemizi çiftçilerimizle paylaşmak istiyorum. Mart ayında ödenecek olan buğday, arpa, yulaf, çavdar, çeltik üreticilerimizin mazot ve gübre desteklerini 2023 ekim ayından itibaren Ziraat Bankası hesaplarında tanımlayacağız. Ödemeyi öne çekerek üreticilerimizin yanında olacağız. Toplam 11,5 milyar lira desteği sunacağız.

Son 21 yıldır asla taviz vermediğimiz prensiplerin başında çalışanlarımızı enflasyona karşı koruma ilkesi vardır. Hakem kurulumuz memur maaşlarına dair kesin kararını geçtiğimiz günlerde verdi. Gerek maaş artış oranlarının gerekse ek kazanımların hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca 2023-2024 eğitim öğretim yılıyla ilgili hazırlıklarımızı gözden geçirdik. Daha önce ataması yapılan 49 bin öğretmenimiz görevine başladı. Bu sene ilk kez okulla tanışan evlatlarımızın uyum haftası ve öğretmenlerimizin seminer dönemi başlamış oldu. Eğitim ve öğretim yılında tüm öğretmen ve öğrencilerimize Rabbimden başarılar niyaz ediyorum. Bu duygularla sizleri sevgi ve saygıyla selamlıyorum kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Bakan Fidan’dan Ankara – Atina Arasında ‘Yeni Dönem’ Vurgusu

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan ile ilişkilerde “yeni ve olumlu bir döneme” girildiğini belirterek, “Komşumuz Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğu sürdürmeye ve ilişkilerimizi her alanda ortak menfaatler temelinde geliştirmeye hazırız. Sorunlarımızı karşılıklı hak ve çıkarlara saygılı ve uluslararası hukuk temelinde çözebiliriz” dedi.

Bakan Fidan, “Geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen NATO zirvesi esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı bir araya gelmişlerdi. O dönemde iki lider tekrar olumlu bir hava içerisinde iki ülke arasındaki ilişkilerin ele alınmasını, sorunların yeni bir perspektifle çözülmesi konusunda fikir birliğine varmışlardı. Dışişleri bakanlarına da bu konuda görev vermişlerdi” diye konuştu.

Ankara’ya bir çalışma ziyareti düzenleyen Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.

Bakanlar görüşmenin ardından yaptıkları açıklamalarda olumlu mesajlar verdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile görüşmesinin ardından, “Komşumuz Yunanistan ile ön koşulsuz olarak diyaloğu sürdürmeye ve ilişkilerimizi her alanda ortak menfaatler temelinde geliştirmeye hazırız. Sorunlarımızı karşılıklı hak ve çıkarlara saygılı ve uluslararası hukuk temelinde çözebiliriz” dedi.

Yunanistan ile ilişkilerde “yeni ve olumlu bir döneme” girildiğini belirten Fidan, “Geçtiğimiz temmuz ayında düzenlenen NATO zirvesi esnasında Sayın Cumhurbaşkanımız ile Yunanistan Başbakanı bir araya gelmişlerdi. O dönemde iki lider tekrar olumlu bir hava içerisinde iki ülke arasındaki ilişkilerin ele alınmasını, sorunların yeni bir perspektifle çözülmesi konusunda fikir birliğine varmışlardı. Dışişleri bakanlarına da bu konuda görev vermişlerdi” diye konuştu.

Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs

Sorunların iki komşu ve müttefik arasında yapıcı diyalog yoluyla çözüleceğine dair inancını yinelediğini ifade eden Fidan, görüşmede Ege ve Doğu Akdeniz’deki sorunların kapsamlı şekilde değerlendirildiğini belirtti. Fidan, “Ege’de görüş ayrılıklarımız var. Bunları geçmişte istişari görüşmelerde de ele alıyorduk. Sürecin önümüzdeki dönemde yeniden başlaması üzerinde durduk. Sorunların çözümüne yeni yaklaşımlar getirmek konusunda hemfikir olduk. Doğu Akdeniz bağlamında Türkiye olarak her zaman hakça paylaşım ilkesini savunduk. Kıbrıs meselesi konusunda da mevkidaşım ile görüş alışverişinde bulunduk. Kıbrıs meselesinin çözümüne ilişkin görüşlerimiz belli. İki garantör ülke olarak bu konuyu görüşmeye devam edeceğiz” diye konuştu.

Görüşmede yasa dışı göç  konusunun da ele alındığını ifade eden Fidan, “Yasa dışı göç konusu rekabet değil, iş birliği alanı olmalı” dedi.

“Türkiye’nin AB yönelimini destekliyoruz”

Yunan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis  ise görüşmede Kıbrıs, Türkiye’nin AB yönelimi, göçmen konusu gibi konuların gündeme geldiğini belirtti.

Yunan Bakan şöyle konuştu: “Kıbrıs konusu ile ilgili olarak bizim tezlerimiz, görüşlerimiz biliniyor. Burada asıl kritik olan adım görüşmelerin bir an önce başlaması. Türkiye’nin AB yönelimi ile ilgili olarak da şunu söyleyebilirim ki, Yunanistan uzun yıllardır Türkiye’nin AB yönelimini desteklemekte; tabii bunu yaparken de Türkiye’nin AB kriterlerini yerine getirmesi koşuluyla bu desteği sağlamakta… Üyelikle ilgili müzakerelerin elimizden gelen katkıyı sağlamaya hazır olduğumuz belirtmek istiyorum.”

Türkiye ve Yunanistan cumhurbaşkanlarının iki hafta sonra New York’taki BM Genel Kurulu marjında bir araya gelmesi bekleniyor. Görüşmelere ekim ayında Yunanistan’da bakan yardımcıları düzeyinde siyasi istişarelere ve ortak eylem planı toplantıları ile devam edilmesi planlanıyor.

Paylaşın

İBB’nin Resim Sergisine Soruşturma; İmamoğlu: Kepazelik

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) Feshane’deki resim sergisine yönelik soruşturma başlatılmasına tepki gösteren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Utanç verici, demokrasi adına bir kepazelik” dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Unkapanı Yağmursuyu Tüneli’nin Kazılmasını Tamamlayan Tünel Delme Makinesi Çıkış Töreni”nin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Birgün’ün aktardığına göre; İBB’nin resim sergisine başlatılan soruşturmaya tepki gösteren İmamoğlu, “Her gün çok şaşırmaya devam ediyoruz. Bir yanıyla şaşırtan, bir yanıyla da şaşırtmayan bir sürecin devamı bu” ifadelerini kullandı.

İmamoğlu, şunları söyledi: “Öyle devasa bir suçlama ki ‘halkı kin ve nefrete yönlendiren çalışmalar’ diye niteleyen bir savcılığın ifade çağrısı. Bakın bir ülkede ekonomik refahı ve huzuru demokrasideki gelişmişliği ile çok paraleldir. Şu atılan adımlara bakıyorum, Feshane’de açılan bir sergi üzerinden adalet adına bir savcının yazdığı çağrıya bakıyorum, utanç verici!”

İmamoğlu, şöyle devam etti: “Siz bütün dünyaya diyorsunuz ki ‘Arkadaş bizde demokrasi yok, hele sanata da bir saygı yok vs. Böyle bir ortamı yaratıyorsun ki kimse bu ülkeye gelmesin. Hükümetin içindeki aklı başında insanları göreve davet ediyorum. Ülkemize, milletimize bu denli kalıcı hasar vermeye hazır, tetikte bekleyen insanlara tedbir alsınlar.”

“Seçime gittikçe, zaman azaldıkça bu işler artıyor” diyen İmamoğlu, “Demokrasi adına bir kepazelik” tepkisini gösterdi.

Ne olmuştu?

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nin 23 Haziran’da açılışını yaptığı Art İstanbul Feshane’deki ‘Ortadan Başlamak’ isimli sergi hedef gösterilmişti.

Serginin yandaş basın organlarının yanı sıra sosyal medyada bazı kullanıcılar tarafından hedef gösterilmesi üzerine LGBTİ propagandası, cinsel içerikli tabloların bulunduğunu iddia eden bir grup gerici Feshane’de açıklama yapmıştı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İBB’nin Artİstanbul Feshane’de açtığı ‘Ortadan Başlamak’ adlı sergiye “halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçundan” soruşturma başlattı.

Yazıda, serginin organizasyon ve düzenlenmesinden sorumlu kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespit edilerek ivedilikle savcılığa bildirilmesi istendi. İBB’nin sorumluları bildirmesinin ardından savcılığın bu isimlerin ifadesine başvurulacağı belirtildi.

Paylaşın

Meclis’te HDP Milletvekili Kalmadı: Sancar Ve Buldan YSP’ye Geçti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan’ın Yeşil Sol Parti’ye (YSP) geçişiyle birlikte Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) HDP milletvekili kalmadı. Yeşil Sol Parti’nin milletvekili sayısı ise 57’ye yükseldi.

HDP’nin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden katılmışlardı.

Anayasa Mahkemesi’nde devam eden kapatma davasının yarattığı risk nedeniyle 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listeleriyle giren Halkların Demokratik Partisi (HDP), 27 Ağustos’ta gerçekleştirdiği kongresinin ardından çalışmalarının tümünü yeni partiye devretti.

Alınan bu kararla birlikte HDP, aktif siyasete bir nevi ara vermiş oldu. HDP’yi Meclis’te temsil eden iki milletvekili; partinin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan da bu kararın ardından Yeşil Sol Parti’ye geçti. Bu geçişle birlikte Meclis’te HDP milletvekili kalmadı.

HDP’nin hiç milletvekili kalmadı

HDP’nin eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan 14 Mayıs seçimlerine Yeşil Sol Parti listelerinden katıldı. Yeşil Sol Parti’den seçilen 57 milletvekili arasında bulunan iki eş genel başkan ittifak yasası doğrultusunda kayıtlarını HDP Milletvekili olarak yaptırdı.

HDP’nin Meclis’teki varlığını sürdürmek ve kapatma davası sonuçlanana kadar partinin Eş Genel Başkan düzeyinde temsiliyetini sağlamak adına alınan bu karar sonucu Meclis’te 55 Yeşil Sol Parti, 2 HDP milletvekili görev almış oldu.

Gazete Duvar’dan Ceran Bayar‘ın haberine göre; HDP’nin 27 Ağustos kongresinde aldığı ‘partinin çalışmalarının tümünü Yeşil Sol Parti’ye devretmesi’ kararıyla birlikte HDP’nin Eş Genel Başkanları Buldan ve Sancar da istifa ederek Yeşil Sol Parti’ye geçti.

Meclis kayıtlarındaki milletvekili sandalye dağılımı bu istifalarla birlikte değişmiş oldu. Yeşil Sol Parti’nin 55 olan milletvekili sayısı 57’ye çıkarken HDP’nin hiç milletvekili kalmadı.

Paylaşın

Özel’den “Aday Olacak Mısınız?” Sorusuna Yanıt: Kemal Bey İle Yarışabiliriz

“CHP Genel Başkanlığı’na aday olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Özgür Özel, “Yaşadığımız süreç beni adaylığa o günden daha fazla yaklaştırdı. Bu işin sonunda bir adaylık olursa da o özgüvenim, inancım, kararlılığım var. Adaylık noktasında kem küm ediyor değilim ama bir süreç var ve tamamlanması gerekiyor” dedi ve ekledi:

“Yenmek, yenilmek değil. Biz kurultayda Kemal bey ile yarışabiliriz. Bu hainlik değildir. Bazıları diyor ki “Kemal beye ihanet mi ediyorsun?”. Kemal beyin başarısı için bir şeyleri eksik yapmak ihanettir, ben yapmadım. Kemal beyin başarısı için, en yakını kimse en yakını kadar inandım.

Kemal bey ‘Bu kürsüde son kez sesleniyorum, bir yolculuğa çıkıyorum’ dedi. Babam gibi hissettiğim bir insana tutamadım kendimi ağladım. ‘Ağlıyordun, aday olamazsın’ diyorlar. Ben üç kez ağladım siyasette. İmamoğlu, İstanbul’u kazandı. 19 gün sandık üstünde yattık. Haber geldi mazbatayı veriyorlar, oradan İBB’ye. Balkona çıktım, bir gürültü başladı. İzmir Marşı çalıyor, İmamoğlu arabadan indi. O anı gördüm hüngür hüngür ağladım. Kemal bey adaylığını açıkladı tutamadım kendimi ağladım. Bir de Soma Davası bitti, büyük haksızlık yaptılar kapının önünde ağladım.”

Genel seçimlerin ardından CHP’de yaşanan “değişim” tartışmalarında ismi genel başkan adaylığı için geçen Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya ile Yeni Bir Sabah’ın konuğu oldu. “Aday olacak mısınız?” sorusuna yanıt veren Özel şunları söyledi:

Ben burada adayım desem hem partiye, hem kamuoyuna hem de birlikte yol yürüdüğümüz insanlara ve başta genel başkana karşı şu anda bunu buradan açıklamak doğru olmaz. Süreci tamamlayacağım, tutum belgesini açıklayacağız. Bir eş zamanlılıkla belki bir basın toplantısıyla, belki kadrolarımızla birlikte… Önce tutum belgemizi kamuoyu ile paylaşacağız. Daha sonra aday olacağımız sırada, önceden benim sözüm var. Önce aileme, sonra genel başkana haber vereceğim. Yani genel başkan televizyondan duymayacak. Ondan sonra da kurultayla ilgili gerekli süreci başlatacağız.

28’inde hiç niyetim yoktu. Haziran’ın ortasına geldiğimizde partinin hiçbir şey yokmuş gibi davranmasının seçmene büyük bir haksızlık olduğunu gördüm. Partimizin özeleştiri yapmamasını büyük bir haksızlık olarak gördüm. Partimizin bir yenilenme, değişim meselesine geçmemesinin seçmeni kaybettiğini gördüm. Partide de, ülkede de işlerin iyi gitmediğini gördüm. Orada sorumluluk üstlenebilirim dedim. Yaşadığımız süreç beni adaylığa o günden daha fazla yaklaştırdı. Bu işin sonunda bir adaylık olursa da o özgüvenim, inancım, kararlılığım var. Adaylık noktasında kem küm ediyor değilim ama bir süreç var ve tamamlanması gerekiyor.

Görüşmemiz gereken herkesle görüşüyoruz. Başta genel başkanımız, partimizin kadrolarını asla incitmemeye, üzmemeye çalışıyoruz. İnsan baba evini yakıp yıkmaz, bazıları benim yaptığım görevleri yapıp partiden gitti.

Yenmek, yenilmek değil. Biz kurultayda Kemal bey ile yarışabiliriz. Bu hainlik değildir. Bazıları diyor ki “Kemal beye ihanet mi ediyorsun?”. Kemal beyin başarısı için bir şeyleri eksik yapmak ihanettir, ben yapmadım. Kemal beyin başarısı için, en yakını kimse en yakını kadar inandım.

Kemal bey “Bu kürsüde son kez sesleniyorum, bir yolculuğa çıkıyorum” dedi. Babam gibi hissettiğim bir insana tutamadım kendimi ağladım. “Ağlıyordun, aday olamazsın” diyorlar. Ben üç kez ağladım siyasette. İmamoğlu, İstanbul’u kazandı. 19 gün sandık üstünde yattık. Haber geldi mazbatayı veriyorlar, oradan İBB’ye. Balkona çıktım, bir gürültü başladı. İzmir Marşı çalıyor, İmamoğlu arabadan indi. O anı gördüm hüngür hüngür ağladım. Kemal bey adaylığını açıkladı tutamadım kendimi ağladım. Bir de Soma Davası bitti, büyük haksızlık yaptılar kapının önünde ağladım.

“Erdoğan’ı yenebilir misiniz?”

Yeneriz. Erdoğan ve AK Parti’yi böyle putlaştırmaktan, gereğinden fazla önemsemekten başka bir yere geçmek lazım. AK Parti’nin siyasetinin ve onun sizi ayırdığı kısma razı olmayarak yeneriz. AK Parti bir ayrılık alanı buluyor onun üzerinde tepiniyor. Günü gününe sağcılar-solcular, Aleviler-Sünniler, Kürtler-Türkler…

Kendinden olmayanı şeytanlaştırıyor, kendi arkasını sağlamlaştırıyor. Arkasına aç, işsiz, yoksul, güvencesiz insanları bambaşka saiklerle korkutarak arkasına topluyor. Beşli çete, beşli çete, beşli çete evet ama Türkiye’nin dört bir yanında irili ufaklı binlerce çetenin yaptığı bütün talanlara hep birlikte direnen bir siyasete ihtiyaç var.

Paylaşın

Erdoğan’dan Kılıçdaroğlu’na Sert Sözler: Senden Bir Şey Olmaz

Kılıçdaroğlu’nun “Kitleler Sayın Erdoğan’a oy veriyorsa o kitlenin sorgulanması gerek. Toplumsal sorunumuz vardır” sözleri ile ilgili bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Sen kalkıyorsun 11, 12 yenilgi alıyorsun ve yenilgiden sonra hala faturayı millete kesiyorsun. Parlamentoda ne yazıyor? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna göre millet seni istemiyor, , sana ‘git’ diyor” dedi ve ekledi:

“‘Sen bu işten anlamazsın’ diyor. Ama sen hala kalkıyorsun. ‘Altılı masa’ diyorsun, ‘Gerekirse on altılı masa’ diyorsun. Sen kaç tane masa kurarsan kur, senden bir şey olmaz. Sen işi bitirmişsin. Şu anda sandalyeyi nasıl korurum ona bakıyorsun. Senin belediye başkanın geliyor, otobüsün üzerinden sana bir tane koltuk hediye ediyor, atıyor onu aşağıya. Sen hala o koltuğa tutunmaya çalışıyorsun. Bir defa demokrasi mücadelesini ve demokrasiyi de anlamış değil.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya ziyareti dönüşü uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı. Soçi’de Rsuya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmeyi değerlendiren Erdoğan, tahıl anlaşması konusunda kısa sürede neticeye varacaklarına inandığını söyledi.

Arap aşiretleri ve YPG arasındaki çatışmalar

Suriye Deyrizor’da Arap aşiretleri ve YPG arasında yaşanan çatışmaşlara ilişkin bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Suriye’deki bu gelişmelerde PKK’ya YPG’ye karşı artık Arap aşiretlerin bir bütün haline geldiğini, hatta şu anda katılımın artmasıyla Arap aşiretlerin güçlendiğini görüyoruz. Sayın Putin de bölgenin sahipleri olarak Arap aşiretlerinin bir araya gelerek, terör örgütüne karşı mücadele vermesinin önemli olduğunu söyledi” dedi.

Erdoğan şöyle devam etti: Şu anda yaşanan, Arap aşiretlerinin birlik, beraberlik içerisinde kendi topraklarına sahip çıkma hamlesidir, adımıdır. Arap aşiretler oraların gerçek sahipleridir. Oraların gerçek sahipleri bu terör örgütleri değildir. Ne PKK ne YPG buraların sahibi değil, bunlar sadece terörist. Aşiretlerin bir araya gelmek suretiyle PKK’ya, YPG’ye karşı koydukları tavır, haysiyetli bir onur mücadelesidir. Terör örgütünün bölge halkı için ne kadar büyük bir tehlike olduğu bir kez daha görülmüştür.

Suriye ile ilişkiler

Suriye ile ilişkileri normalleştirme konusu ile ilgili soruya yanıt veren Erdoğan, Devlet Başkanı Beşar Esad’ın yaklaşımını eleştirdi. Erdoğan, “Esed bizim normalleşme ile ilgili Türkiye-Rusya-İran-Suriye formatında atılan adımları maalesef uzaktan, tribünden seyrediyor” dedi.

“Yani işin içerisinde bir türlü yer almıyor” diyen Erdoğan, “Biz ise Suriye’nin bu işin içerinde yer alacağını ümit ederek bu çalışmalara kapımızı açtık, “Biz buna varız” dedik. Ancak hala Suriye tarafında olumlu bir tavır yok. Temenni ederiz ki sürecin devamında onlar da masada yerini alır” diye konuştu.

Erdoğan şöyle devam etti: Terörle mücadele, siyasi süreç, sığınmacıların güvenli, gönüllü ve onurlu dönüşleri kapsamlı şekilde dörtlü dışişleri bakanları toplantısında ele alınıyor. Bu başlıklarda ilerleme kaydedilirse Suriye rejimiyle de ilişkilerin normalleşmesi mümkündür.

BM’nin Rusya’ya önerisi

Tahıl koridoru konusunda Birleşmiş Milletler’in Rusya için hazırladığı teklifin içeriği ile ilgili soruya Erdoğan şu yanıtı verdi: Rusya’nın iki tane özel isteği var. Birisi Rusların tarım bankasının, Ziraat Bankasının SWIFT sistemine bağlanması. Şu anda yaptırımlardan dolayı Rus bankaları SWIFT sisteminden çıkmış durumda. Biliyorsunuz bu ülke, senede 120-130 milyon ton tahıl ihracatı yapıyor. Sayın Putin’de basın toplantısında söyledi, 62 yıldır satıyorlar. Satışın devamı için iki şeyin hayata geçmesi lazım. Birincisi satış sonucu parayı alması gerekiyor, ikincisi de taşımada kullanılan gemilerin sigortalanması gerekiyor.

Gemilerin Avrupa veya başka limanlara mal taşıyabilmesi için sigorta edilmesi şart. Yaptırımlardan dolayı İngiliz merkezli sigorta şirketi, gemilerin sigortasını yapmıyor. Rus bankalarının SWIFT sisteminden çıkartılması nedeniyle de para transferi olmuyor, bunun ikisinin mümkün olmasını Ruslar şart koşuyorlar. Şimdi Birleşmiş Milletler biraz geriden başlayan bir pozisyonla Türkiye’nin de sürekli katkısıyla süreci bir noktaya getirdi. En son 28 Ağustos’ta BM Genel Sekreteri Gutteres, gönderdiği mektupta, Rusların istediği gibi direkt SWIFT değil ama SWIFT işleminden kaynaklanacak bir aracılık mekanizması teklif etti. Sigorta meselesi için de çalışmaları olduğunu söylediler.

Sayın Putin’in Soçi’ye hareketinden önce Amerika Dışişleri Bakanlığı bir açıklama yaptı. “ABD ve Birleşmiş Milletler, hayat kurtaran tahıl girişimine aracılık çalışmaları nedeniyle Türkiye’ye minnettardır” diye bir açıklaması var. Ancak gerek SWIFT olayı gerekse sigorta konusunda, Batı, Rusya’ya çok değişik bir bakış sergiliyor.

Değişik bakış sergileyişi sebebiyle de şu anda Sayın Putin “bana karşı bunlar edimlerini yerine getirmiyor, getirmediği için de ben bu konuda bunlarla müşterek bir çalışmanın içine girmem” diyor. Bir de tahılın yüzde 44’ü Avrupa’ya gidiyor. Afrika’ya ise yüzde 14’ü gidiyor. Sayın Putin, “Avrupa zaten bana düşman. Avrupa verdiği sözleri yerine getirmeden bende bu konu da adım atmayacağım” diyor. Ama şimdilik 1 milyon ton tahılı 6 ülkeye göndermeyi düşündüğünü söyledi. “Katar ile beraber bunu bir görüşelim” dedi.

“Kerkük’ün yapısını bozacak faaliyetlerden uzak durulmalı”

Irak Kerkük’te yaşanan olaylarla ilgili de değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, konuyu yakından takip ettiklerini vurgulayarak, “Bölgenin barış ve huzuru için Kerkük’ün yapısını bozacak faaliyetlerden uzak durulmalı. Kerkük’ün yapısını bozacak her eylem, Irak’ın bütünlüğünün bozulması demektir. Türkmen yurdu Kerkük, yüzlerce yıldır farklı kültürlerin bir arada barış içinde yaşadığı coğrafya olmuştur. Bu coğrafyanın huzurunun, bütünlüğünün bozulmasına izin vermeyeceğiz” diye konuştu.

“Rus gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya aktarılmasıyla ilgili çalışmalar ne aşamada?” sorusuna yanıt veren Erdoğan şunları söyledi: Bu konuyla ilgili Türkiye olarak değişik bir plan sunuyoruz. İstanbul’daki Finans Merkezimiz gibi, Londra’da, Hamburg’da belli işler için kurulmuş merkezler örneğinde olduğu gibi doğalgazla ilgili de bir merkez kurma planımız var. Rusya ile bu planımızı görüşeceğiz. Trakya’daki hatların ötesinde ülkemizi böyle bir merkez haline getirelim istiyoruz. Bu merkezi de sadece doğalgaza hitap eden değil, enerjiye, madenciliğe hitap eden bir merkez olarak planlıyoruz. Geniş çaplı hedefleri olan bir merkez oluşturalım istiyoruz. Enerji, doğalgaz, madencilik gibi.

“Sen kaç tane masa kurarsan kur, senden bir şey olmaz”

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kitleler Sayın Erdoğan’a oy veriyorsa o kitlenin sorgulanması gerek. Toplumsal sorunumuz vardır” sözleri ile ilgili bir soruya yanıt veren Erdoğan, “Bu sorunun muhatabı aslında Kılıçdaroğlu’nun kendisidir. Bu açıklamaları anlamak mümkün değil. Burada gerçekten akli bir sıkıntı var” dedi.

Erdoğan Kılıçdaroğlu’na yönelik şu sözleri söyledi: Sen kalkıyorsun 11, 12 yenilgi alıyorsun ve yenilgiden sonra hala faturayı millete kesiyorsun. Parlamentoda ne yazıyor? ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyor. Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olduğuna göre millet seni istemiyor, , sana “git” diyor. “Sen bu işten anlamazsın” diyor. Ama sen hala kalkıyorsun. “Altılı masa” diyorsun, “Gerekirse on altılı masa” diyorsun. Sen kaç tane masa kurarsan kur, senden bir şey olmaz. Sen işi bitirmişsin. Şu anda sandalyeyi nasıl korurum ona bakıyorsun. Senin belediye başkanın geliyor, otobüsün üzerinden sana bir tane koltuk hediye ediyor, atıyor onu aşağıya. Sen hala o koltuğa tutunmaya çalışıyorsun. Bir defa demokrasi mücadelesini ve demokrasiyi de anlamış değil.

CHP Genel Başkanının demokrasi anlayışına bir kez daha üzülerek şahit oluyoruz. Milli iradeye saygısız bir kişilik olarak yaptığı açıklamalar nedeniyle CHP’ye gönül veren vatandaşlarımı incitiyor. Daha partisinde demokrasiyi işletmeyen bir şahsın, millet iradesine saygı duymasını beklememek lazım. Terör örgütlerine tek bir söz söylemeyen, kendisine oy isteyen teröristlerden rahatsızlık duymayan Kılıçdaroğlu, herkesten de kendisi gibi terörist sevici olmasını bekliyor. Kılıçdaroğlu’ndan seçim başarısı bekleyen vatandaşlarım da bunun artık bir hayal olduğunu anlamışlardır.

Çünkü başarısızlık karşısında tavrı sorgulanması gerekenin siyasiler değil, vatandaş olduğuna inanan bir genel başkanları var. Genel başkan sıfatıyla girdiği her seçim hezimetine farklı bahaneler bulan, kendinden başka herkesi suçlu ilan eden Kılıçdaroğlu, bu açıklamalarıyla siyaseti bilmediğini bir kez daha kanıtladı. Ancak millet iradesine saygı duymayan, demokrasiyi içselleştirmemiş, varlığını vesayet odaklarına endekslemiş bir muhalefeti de ne ülkemiz ne de vatandaşlarımız hak etmiyor. Değişimden söz edenler öncelikle millete tepeden bakan tavırlarını terk etmeli ve milletin beklediği asıl değişimi gerçekleştirmelidir.

Akşener’in “ittifaksız seçime girme” çağrısı

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in tüm partilere yaptığı yerel seçimlere ittifaksız girme çağrısı ile ilgili de yorumlarda bulunan Erdoğan şunları kaydetti: Bizim Cumhur İttifakı olarak oturmuş bir yapımız var. Bu oturmuş yapıyla biz yolumuza devam ediyoruz. Hedefimiz Türkiye genelinde 81 vilayetin 81’inde de en ideal adaylarımızı inşallah bulup, bunlarla beraber yola devam etmek. Her şeyden önce İstanbul, Ankara gibi büyükşehirlerimizi, deprem darbesi yemiş olan 11 vilayetimizi, hepsini masaya yatırıp buralarda güzel bir çıkış sağlamak ve bu çıkışla beraber de 31 Mart seçimlerinde hedeflerimize ulaşmayı Cumhur İttifakı olarak belirledik. Yolumuza da bu şekilde devam edeceğiz.

Yerel seçimlere dair Cumhur İttifakı olarak istişarelerle yol alıyoruz. Anladığım kadarıyla onların bir istişare zemini bile yok. Biri işbirliğinden diğeri ayrılıktan söz ediyor. Hanımefendinin bu yaklaşımı pazarlıkta el yükseltme gayretinden başka bir şey değil. Geride bıraktığımız seçimde masaya bir oturan bir kalkan siyaset anlayışından ne kadar tutarsız siyaset yaptıklarını gördük. Seçim yaklaştıkça aynı manzaraları göreceğimizden milletimizin şüphesi olmamalı. Kimlere ne sözler verildi, kiminle hangi pazarlıklar yapıldı bunların bir kısmı ortaya saçıldı, bir kısmı da ilerleyen günlerde ortaya dökülecektir. Yerel seçimde de kimlere neler verileceğini, hangi kavgaların çıkacağını yenilgilerinin sonunda öğreniriz.

“81 ilde MHP ile işbirliğinden söz edebilir miyiz? Yerel seçimlere Cumhur İttifakı olarak mı gireceksiniz?” sorusuna ise Erdoğan, “81 vilayeti masaya yatırıp nerede, nasıl, kimle kazanırız, bunların hepsini konuşacağız. Görevlendirdiğimiz arkadaşlarımız bunları beraberce görüşecekler, nihai kararları da biz vereceğiz ve o şekilde yola devam edeceğiz. Cumhur İttifakı’nda bizim bir sıkıntımız yok. Kimsenin şüphesi olmasın Cumhur İttifakı olarak bizler milletin çizdiği istikamette ilerlemeye devam ediyoruz ve devam edeceğiz.

Devlet Bey ile son görüşmemizde de bu işleri en güzel şekilde ele aldık. Devlet Bey’in de hitabıyla ‘koçbaşlarını belirleyip’ yola öyle devam edelim. Cumhur İttifakını en iyi temsil edecek, ilkelerimizi yerelde yaşatacak adaylarla milletimizin karşısına çıkacağız. Şehirlerimizi CHP’nin çöp, çamur, çukur siyasetinden kurtaracak en doğru adayları belirleyeceğiz. İnanıyorum ki Türkiye’nin yönetimini CHP ve şürekâsına teslim etmeyen vatandaşım, şehirlerinin idaresini de işin ehline yani Cumhur İttifakına teslim edecektir” yanıtını verdi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne Başvurular Artıyor, Kabul Oranı Düşüyor

2023’ün ilk altı ayında Türkiye’den başvurular, 34 bin 25 kişiyle AB’ye yapılan toplam başvuruların yüzde 7’sini oluşturdu. Türkiye’den başvurularda kabul oranı Mayıs 2022’de yüzde 41 iken bu oran 2023 Mayıs’ında yüzde 27’ye geriledi.

Mayıs ayında Türkiye’den başvurular 5 bin 400 kişiyle geçen yılın Mayıs ayına göre üçte iki oranında arttı.

Avrupa Birliği İltica Dairesi (EUAA), bu yılın ilk yarısına dair iltica rakamlarını açıkladı. 2023 Ocak ayından Haziran ayı sonuna kadar 27 AB ülkesi ile İsviçre ve Norveç’e yapılan iltica başvurularının sayısı 519 bin olurken başvurularda bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 28’lik artış kaydedildi.

2023’ün sonuna kadar toplam iltica başvuru sayısının 1 milyonu geçeceği tahmin ediliyor. Böylelikle Suriye’den sığınmacı akınının yaşandığı 2015-2016 döneminden sonraki en yüksek rakama ulaşılması bekleniyor. AB’ye iltica başvurularının sayısı 2015’te 1,35 milyon, 2016’da 1,25 milyon olarak kaydedilmişti.

Türkiye ile imzalanan mülteci mutabakatı sonrasında 2017’de rakamlar gerilemiş, 2020 ve 2021’de korona pandemisiyle gelen seyahat kısıtlamaları nedeniyle de gerileme eğilimi devam etmişti. Pandemi sonrasında yeniden tırmanışa geçen iltica başvurularında 2022’de yüzde 53’lük artış olmuştu.

Suriyeliler ve Afganlar başı çekiyor

Bu yılın ilk altı ayında yapılan iltica başvurularında Suriyeliler ve Afganlar yine başı çekti. Suriyeliler 66 bin 615 başvuruyla AB’ye toplam iltica başvurularının yüzde 13’ünü, Afganlar da 55 bin 21 başvuruyla yüzde 11’ini oluşturdu. Suriye ve Afganistan vatandaşlarını Venezuela, Türkiye, Kolombiya, Bangladeş ve Pakistan vatandaşları izledi.

Toplamda başvurucuların yüzde 41’ine ya mülteci statüsü tanındı ya da ülkede kalmalarına olanak sağlayacak koruma statüsü verildi. Ancak başvuruların kabulünde ülkeler arasında önemli farklar gözleniyor.

Ülkelerinde çatışma ve baskı tehdidi altındaki Suriyeliler ve Afganların kabul oranları yükselirken Türkiye’den başvuru sayısı artmasına rağmen kabul oranı düşüyor. 2023’ün ilk altı ayında Türkiye’den başvurular, 34 bin 25 kişiyle AB’ye yapılan toplam başvuruların yüzde 7’sini oluşturdu.

Türkiye’den başvurularda kabul oranı Mayıs 2022’de yüzde 41 iken bu oran 2023 Mayıs’ında yüzde 27’ye geriledi. Mayıs ayında Türkiye’den başvurular 5 bin 400 kişiyle geçen yılın Mayıs ayına göre üçte iki oranında arttı. Başvuruların yarısından çoğu Almanya’ya yapıldı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Erdoğan, ABD’ye Rusya’dan İstediğini Alamadan Mı Gidecek?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eylül ayındaki diplomasi trafiği kapsamında 9-10 Eylül’de G-20 Liderler Zirvesi için Hindistan’a, ardından da 17-21 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) için ABD’ye gidecek.

Tahıl anlaşmasının mimarlarından olan Türkiye, Rusya’nın ikna edilmesi için son dönemde Batı başkentlerinin baskısı altındaydı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da geçtiğimiz hafta önce Kiev ardından Moskova’ya gitmişti.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker‘e konuşan Dış Politika Analisti, eski diplomat Gülru Gezer, “İstediğimizi aldık mı? Belki tahıl anlaşması konusunda alamadık ama burada BM doğru düzgün bir rol oynayamazken Türkiye ne yapabilir?” derken Moskova’nın şartları ile ilgili Batı adım atmadığı sürece Ankara’nın ikna kabiliyetinin de sınırlı olacağını ve mucize yaratamayacağını söylüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Soçi görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Rusya’ya müzakereleri yeniden başlatma çağrısı yapılarak, “ABD ve Birleşmiş Milletler, Türkiye’ye minnettardır” denildi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 14 Mayıs seçimleri ve tahıl anlaşmasının askıya alınmasının ardından yaptıkları ilk yüz yüze görüşmede tahıl anlaşmasının yenilenmesi ile ilgili somut bir karar çıkmazken, uzmanlar ziyareti son dönemde mesafeli giden ikili ilişkiler açısından daha önemli görüyor.

Erdoğan ile Putin en son 2 Ağustos’ta telefonla görüşürken, bundan önceki son buluşma 13 Ekim 2022’de Astana’daki, Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı zirvesi sırasında olmuştu. Erdoğan ile Putin’in ikili temeldeki son görüşmesi ise Soçi’de 5 Ağustos 2022’de gerçekleşmişti.

Erdoğan bugünkü heyetler arası görüşmelerin öncesinde yaptığı açıklamada dünyanın ziyaretten tahıl koridoru meselesiyle ilgili ne çıkacağına baktığını belirterek, “İnanıyorum ki yapacağımız görüşmeden sonra verilecek mesaj dünyaya, özellikle az gelişmiş Afrika ülkelerine yönelik bir adım çok çok önemli olacak” dedi.

Görüşmenin ardından yapılan ortak basın toplantısında Putin tahıl anlaşması ile “Batı tarafından kandırıldıklarını” ve anlaşmaya ancak verilen taahhütler yerine getirilirse döneceklerini söylerken, Erdoğan Rusya’nın Afrika ülkelerine tahıl gönderme planına yeşil ışık yaktı.

Erdoğan ile Putin’in Soçi görüşmesinin ardından tahıl anlaşmasının yenilenmesine ilişkin somut bir sonuç çıkmamasının ardından uzmanlar uzlaşının geleceğini şu an için belirsiz görüyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından savaşın küresel gıda fiyatları üzerindeki etkisini azaltmak için Birleşmiş Milletler (BM) ve Türkiye’nin katkılarıyla 22 Temmuz 2022’de İstanbul’da imzalanan Karadeniz Tahıl Koridoru Anlaşması bir yıl yürürlükte kaldıktan sonra, 17 Temmuz’da Rusya tarafından askıya alınmıştı.

Dış Politika Analisti, eski diplomat Gülru Gezer, Moskova’nın 17 Temmuz’dan beri verdiği mesajın bugün Putin tarafından net bir şekilde tekrarlandığını söyleyerek, Erdoğan-Putin görüşmesinden kendinin yüksek bir beklentisi bulunmadığını, çünkü Batı’dan bir esneme görünmediğini belirtiyor.

Ukrayna Savaşı kapsamında gerek Belarus gibi bölge ülkelerindeki gelişmeler, gerek Afrika’da ardı ardına yaşanan darbeler gibi farklı alanlarda cepheler açıldığını söyleyen Gezer, “Ben tahıl anlaşmasından Rusya’nın çekilmesini de ayrı bir cephe hattı olarak, yani Rusya’nın Batı’ya yönelik uyguladığı bir kart olarak görüyorum” diyor.

Gezer, BM’nin tahıl anlaşması ile ilgili son planını geçen hafta sunduğunu ve Moskova’nın yanıtının beklendiğini hatırlatarak, “Benim bugünkü basın toplantısından anladığım BM’nin sunduğu o paket Rusya’nın hali hazırdaki hassasiyetlerini ya da ihtiyaçlarını karşılamıyor” yorumunu yapıyor.

Moskova anlaşmaya geri dönmek için kendine verildiğini belirttiği taahhütlerin yerine getirilmesini şart koşuyor.

Rusya uzmanı Aydın Sezer orijinal tahıl anlaşmasına dönmek için Rusya’nın toplam 6-7 şartı olduğunu ama aslında ilk ikisi yerine getirilse bile dönebileceğini belirterek, bu iki şartı Rosselkhozbank’ın SWIFT sistemine girmesi ve Rus tarım işletmelerinin varlıklarının serbest bırakılması olarak sıralıyor.

Sezer sözlerini şöyle sürdürüyor: “Ancak ikisinde de Batı hiç esnemedi. Putin’in muhatabı Batı aslında, Erdoğan değil. Bu arada bu şartların hiçbiri yeni şartlar değil, tahıl anlaşması ilk imzalanınca getirilen şartlar. Rusya bunların yerine gelmesi için sonsuza kadar da beklemeyeceğini söyledi. 90 günlük bir süresi var ve ilk 35 günü de geçti bu sürenin.”

Ukrayna’da savaşın başındaki kadar çok miktarda tahılın, kaybedilen topraklar ve çatışmaların devam etmesi gibi nedenlerle artık bulunmadığını söyleyen Sezer, Kiev’in bu anlaşmanın yenilenmesine olan ihtiyacının Moskova’dan az olduğunu ifade ediyor.

Alternatif tahıl girişimi

Soçi zirvesinden çıkan en somut sonuçlardan biri son haftalarda sıkça konuşulan ve bazı uzmanlarca tahıl koridoru anlaşmasına alternatif olarak görülen Rusya’nın Afrika’ya tahıl gönderme projesine Ankara’nın “evet” demesi oldu.

Erdoğan ortak basın toplantısında, “Sayın Putin, ‘Biz fakir ülkelere bu 1 milyon ton tahılı göndermeye varız’ dediler. Biz de kendilerine ‘burada üzerimize ne görev düşüyorsa Türkiye olarak biz de buna varız ve sizden gelecek olan bu tahılları biz fabrikasyon olarak değirmenlerimizde öğüterek un şeklinde fakir Afrika ülkelerine gönderebiliriz’ dedik ve bu konularda da mutabık kaldık” diye konuştu.

Sezer, bu projenin Türkiye tarafından iyi çalıştırılması durumunda süreklilik de arz edebileceğini ancak ana tahıl anlaşması gibi bütün dünya için sonuç doğurmasının beklenemeyeceğini söyleyerek, şunları ifade ediyor:

“Türkiye için önemli bir husus; sadece Rusya’dan değil Ukrayna’dan gelecek tahıla da ihtiyacımız var. Çünkü bizim yerli üretim ne kadar fazla olursa olsun Rus ve Ukrayna tahılının randımanı yüksek; daha beyaz, daha besleyici ve sanayiye daha uygun buğday.”

Tahıl anlaşması kapsamında Ukrayna’dan, sadece Karadeniz üzerinden en az 32-33 milyon ton tahılın dış piyasalara gönderildiği hesaplanıyor. Ancak Rusya bunun çok küçük bir bölümünün gerçekten ihtiyaç duyan Afrika ülkelerine gittiğini savunuyor.

Gezer’e göre Katar’ın da finansman ile dahil olduğu bu proje palyatif, yani geçici bir çözüm olabilir. Erdoğan’ın da asıl tahıl anlaşmasına verdikleri öneme işaret ettiğini söyleyen Gezer, geçen yıl imzalanan tahıl anlaşmasının Türkiye için önemini şöyle aktarıyor:

“Karadeniz’de sıcak çatışmanın yayılması halinde en fazla kim etkilenecek? Türkiye. Tahıl koridoru anlaşmasının en temel unsuru her iki tarafın da birbirine saldırmama sözü vermesiydi. Yoksa tahıl için alternatif yollar bulunur bir şekilde.”

Erdoğan Eylül ayındaki diplomasi trafiği kapsamında 9-10 Eylül’de G-20 Liderler Zirvesi için Hindistan’a, ardından da 17-21 Eylül’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (BMGK) için ABD’ye gidecek.

Tahıl anlaşmasının mimarlarından olan Türkiye, Rusya’nın ikna edilmesi için son dönemde Batı başkentlerinin baskısı altındaydı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da geçtiğimiz hafta önce Kiev ardından Moskova’ya gitmişti.

Gezer, “İstediğimizi aldık mı? Belki tahıl anlaşması konusunda alamadık ama burada BM doğru düzgün bir rol oynayamazken Türkiye ne yapabilir?” derken Moskova’nın şartları ile ilgili Batı adım atmadığı sürece Ankara’nın ikna kabiliyetinin de sınırlı olacağını ve mucize yaratamayacağını söylüyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Soçi görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada Rusya’ya müzakereleri yeniden başlatma çağrısı yapılarak, “ABD ve Birleşmiş Milletler, Türkiye’ye minnettardır” denildi.

Erdoğan – Putin görüşmesinin ikili ilişkiler açısından önemi

Erdoğan”ın Soçi ziyareti her ne kadar tahıl anlaşması ile ilgili olarak öne çıksa da Rusya ile eskisine göre daha mesafeli olduğu gözlenen ilişkiler açısından olumlu bir adım olarak değerlendiriliyor.

Gezer ziyaretin, ilişkilerin yeniden rayına oturtulması için önemli olduğunu belirterek, “Çünkü sanki ‘Erdoğan seçim öncesi Rusya’yı kullandı, seçimden sonra da mesafe koydu’ gibi bir algı vardı. O algı da bence belirli ölçüde giderilmiş oldu. Arada bir iniş çıkışlar olmasına rağmen ilişkilerin güçlü bir seyirde kararlılıkla ilerliyor olduğu mesajı çıktı” diyor.

İki ülke ilişkileri Ankara’nın, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesi, Ukrayna’nın da NATO üyesi olmasını destekler yöndeki tutumu ve Azov komutanlarının teslim edilmesi gibi gelişmeler nedeniyle son dönemde daha mesafeli olarak değerlendirilmeye başlanmıştı. Azov Taburu komutanlarının serbest bırakılması çoğunluğu hükümet kontrolünde olan Rus medyasında sert dille eleştirilmişti.

Sezer de tahıl anlaşması dışında bu ziyaretin ve görüşmelerin yapılmasının önemli olduğunu düşünüyor ve şöyle konuşuyor: “İki ülke arasında limoni bir hava vardı, bu havanın dağılması için bir adım oldu bence. Bundan sonra yapılacak görüşmelerden çıkacak sonuçlar da beklenmeli.”

Putin ile Erdoğan görüşmenin ardından düzenledikleri basın toplantısında, Sinop’ta nükleer santral kurulması, Türkiye’nin enerji merkezi olması ve yerli para birimine geçiş gibi projeleri de ele aldıklarını duyurmuştu.

Paylaşın

Erdoğan – Putin Görüşmesi Sona Erdi: Dikkat Çeken Mesajlar

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Soçi’de gerçekleştirdiği görüşme sona erdi. Yaklaşık 3 saat süren görüşme sonrası iki lider ortak basın açıklamasında dikkat çeken mesajlar verdi.

Haber Merkezi / “Bölgemizde kalıcı barış, istikrar ve refahın tesisine yönelik çalışmalarımızı sürdürme kararlılığındayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“Kıymetli dostum Putin’e nazik daveti için tekrar teşekkür ediyorum. Bu vesile ile deprem ve yangınlar sırasında gösterdikleri dayanışma için teşekkür ediyorum.

Kendisi ile son olarak Astana’da bir araya gelmiştik. Bugüne kadar Sayın Putin ile daime telefon diplomasisini sürdürdük. Bugün ise ikili ve heyetler arası görüşmelerde bir araya geldik.

İkili ticaret hacmimiz 69 milyar dolara ulaştı. 100 milyar dolar hedefine emin adımla ilerliyoruz. 5 milyon 230 bin Rus vatandaşını ülkemizde ağırlamıştık. Bu sayının kalan dönemde daha da artacağına inanıyoruz.

Üzerinde durduğumuz konulardan biri de tahıl girişiminin canlandırılması. Eksikler giderilerek girişim devam etmeli. Rusya’nın girişimin yeniden başlama konusundaki beklentileri tüm tarafların malumudur. Biz de bu talepleri ifade ettik, ediyoruz. Bu konudaki görüşlerimizi sevgili dostum ile de paylaştım. Yeni öneri paketinden sonuç alacağımıza inanıyoruz.

Devam eden çatışmaların bir an önce kalıcı ve adil bir barışla sona erdirilmesini arzu ediyoruz. Savaşın kazananı barışın kaybedeni olmaz. Taraflar arasında doğrudan müzakerelere ev sahipliği yaptık. Bu konuda üzerimize düşeni yine yapmaya hazırız.

Suriye Güney Kafkasya Libya ve Afrika’daki son gelişmeleri de değerlendirdik. Bu temel üzerine inşa edilen tüm Rus münasabetlerinin faydalarını çok geniş alanda gördük, görüyoruz. Sayın Putin’e şahsıma ve heyetime göstermiş olduğu hüsnükabul için teşekkür ediyorum.”

“Batı bizi aldatıyordu”

“Biz tahıl anlaşmasını canlandırmaya hazırız tabii eğer Rus tahıl ürünlerinin ihracatı ile ilgili yaptırımlar kaldırılırsa” diyen Putin’in konuşmasından öne çıkanlar ise şöyle;

Rusya’nın doğalgaz konusunda Türkiye’nin en büyük partneri olacağının altını çizmek istiyorum. Rusya her zaman olduğu gibi sevkiyatlar konusunda güvenli ve sorumlu bir ortak olacaktır. Türkiye’de doğalgaz merkezi projesinde Gazprom, BOTAŞ’a yol haritasını sundu, sırada ortak çalışma grubunun kurulması var.

Geçen sene ticareti hacmimiz bu sene ilk 6 ayda yüzde 19 arttı. Turizm alanındaki işbirliğimiz bu sene yılın ilk yarısında 2.2 milyon turistti. Umarız ilerleyen süreçte bu daha da artacak. Rus turistlerimizin güvenli ve huzurlu tatil yapması için elimizden geleni yapıyoruz aynı şekilde Türk tarafları da ellerinden geleni yapıyorlar.

Şubat ayındaki depremde Rusya ilk yardım eli uzatan ülkelerdendi. Yangınlar için de yangın söndürme uçakları gönderdik.

Karadeniz Tahıl Girişimi’nin sona ermesinden de bahsettik. Biz dedik ki, bizi bu karara zorladılar. Özellikle şunun altını çizmek istiyorum tahıl anlaşmasının sona ermesi küresel gıda pazarını çok fazla etkilemedi. Dağıtım kısmında sorun var. Bunun da Karadeniz Tahıl Girişimi ile bir alakası yoktu.

Batı bizi aldatıyordu. Yüzde 70’i gelişmiş ülkelere ulaştı ve fakir ülkelere çok azı ulaştı. Ben ilkesel tutumumu tekrar dile getirmek istiyorum. Biz tahıl anlaşmasını canlandırmaya hazırız tabii eğer Rus tahıl ürünlerinin ihracvatı ile ilgili yaptırımlar kaldırılırsa. Ben Sayın Erdoğan’a da bunu ilettim.

Suriye’de işbirliğimizi çok önem veriyoruz. Astana formatı da çok önemli. Suriye konusunda etkin bir mekanizma söz konusu. Libya’da kapsamlı bir işbirliği ve çözümden yanayız.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Tahıl Koridoru Açıklaması: Afrika’ya Yönelik Önemli Bir Adım Olacak

Putin’le Soçi’deki görüşme öncesi açıklamada bulunan Erdoğan, “Buradan Tahıl Koridoru ile ilgili bugün ne çıkacak diye bunu bekliyorlar. İnanıyorum ki yapacağımız görüşmeden sonra da basın toplantısı ile verilecek mesaj dünyaya, özellikle az gelişmiş Afrika ülkelerine yönelik bir adım çok çok önemli olacak” dedi.

Haber Merkezi / Türkiye ile Rusya arasındaki dış ticaret hacminin 62 milyar dolara ulaştığını ve 100 milyar dolar hedefine doğru yürüdüklerini belirten Erdoğan da, “Bugün burada Merkez Bankası başkanlarımızın bir araya gelmesi, birbirleri ile ayrıca görüşecek olmaları, aramızdaki ikili ilişkilerde yerli para birimine adım atma noktasında da önemli olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Akkuyu Nükleer Enerji Santrali’nde çalışmaların iyi bir şekilde devam ettiğini ve santral kapsamında 25 bine yakın istihdam gerçekleştiğini belirten Erdoğan, “Kaldı ki daha önce görüştüğümüz gibi Sinop Nükleer Enerji Santrali ile de bir adım atmamız söz konusu olacak diye düşünüyorum. Trakya’da bir HUB’ın olacak olması o da ayrı bir zenginlik ve bir canlılık unsuru” diye konuştu.

Rusya ile doğal gazda çok önemli bir ilişki içinde olduklarını ve bu ilişkinin daha da geliştirilerek devam edeceğine inandığını belirten Erdoğan, turizm konusunda da Rusya’nın önemli bir rol oynadığını ve Türkiye’de bir numara konumunda olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Putin’in Soçi’deki kritik görüşmesi başladı. İki lider görüşme öncesi açıklamalarda bulundu. Erdoğan özetle şunları söyledi:

“Akkuyu Nükleer enerji santralindeki gelişmeler gayet iyi bir şekilde şu anda devam ediyor. 25 bine yakın orada istihdamın olması önemli bir olay.

Sinop nükleer enerji santraliyle ilgili de bir adım atmamız söz konusu olacak diye düşünüyorum, tabii Trakya’da bir hubın olacak olması o da ayrı bir zenginlik ve bir canlılık unsuru.

Türkiye-Rusya arasındaki en önemli adımlardan bir tanesi turizm noktasındaki gelişmeler. Turizmde de şu anda Rusya bizde bir numara.

Herkes bugün Türkiye-Rusya ilişkilerinde, bu ziyaretimizde tahıl koridoru meselesine bakıyor. Buradan tahıl koridoru ile ilgili bugün ne çıkacak diye bunu bekliyorlar. İnanıyorum ki yapacağımız görüşmeden sonra da basın toplantısıyla verilecek mesaj dünyaya özellikle az gelişmiş Afrika ülkelerine yönelik bir adım çok çok önemli olacak.

Aramızdaki bir diğer en önemli konu savunma sanayine yönelik attığımız ve atacağımız adımlar

Şu anda Türkiye ile Rusya arasındaki dış ticaret hacmimiz 62 milyar dolar. 100 milyar hedefine yürüyor olmamız bizi çok mutlu ediyor. Yaz mevsimiyle ilgili orman yangınları, bu konuda bize gönderdiğimiz uçakla çok ciddi derdimize derman olduğnuuz. Bunu bir kat daha artırabilirsek daha isabetli olacak. Yaz mevsimi devamlı tehdit altındayız.”

Putin: Tahıl anlaşmasıyla ilgili konuları…

Putin’de “Ukrayna krizi bağlantılı konuların” görüşme gündeminde olacağını belirterek “Tahıl anlaşmasıyla ilgili konuları gündeme getirmek istediğinizi biliyorum. Bu konuda görüşmelere açığız” dedi. Türkiye ile çeşitli iş birliği alanları arasında Türkiye’de bir doğal gaz merkezi oluşturulmasına da vurgu yapan Putin, Erdoğan’a bu konuda görüşmeleri sonuçlandırmayı umduklarını söyledi.

Paylaşın