MGK Bildirisinde “Azerbaycan’ın Toprak Bütünlüğü” Vurgusu

Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında toplanan ve yaklaşık 3 saat süren Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı sonrası yayınlanan bildiride Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü vurgusu yapılarak şu ifadeler kullanıldı:

Haber Merkezi / “Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.”

Rusya – Ukrayna savaşındaki son duruma da değinilen bildiride, Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. Yaklaşık 3 saat süren toplantıya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu ilk kez katıldı.

Toplantı sonrası İletişim Bakanlığı tarafından yayınlanan yazılı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

“PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ terör örgütleri başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla icra edilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Suriye halkının PKK/KCK-PYD/YPG terör örgütüne karşı gösterdiği meşru direnişin; masum insanları katleden, çocukları zorla silahaltına alan ve ülkenin tabii kaynaklarını sömüren bu taşeron örgütün, barış ve huzurun önündeki en büyük engel olduğunu teyit ettiği belirtilmiştir. Bölücü terör örgütünün bölgemizden temizlenmesi yönündeki kararlılığımız vurgulanarak bu cinayet şebekesine destek vermeyi sürdüren aktörlere, uluslararası hukuk ve insan haklarından kaynaklanan yükümlülükleri ile müttefiklik mesuliyetleri hatırlatılmıştır.

Türkiye’nin, yaklaşık yarım asırdır önemli sınamalarla karşı karşıya kalan dost ve kardeş ırak halkına azami desteği sunmaya devam edeceğine işaret edilmiş; barış içinde bir arada yaşama kültürünün ülkedeki en müstesna örneklerinden birini teşkil eden Kerkük’teki huzurun muhafazasının ve ülkedeki terör örgütlerinin tamamen bertaraf edilmesinin, bölgeye yönelik siyasetimizin esasları arasında yer aldığının altı çizilmiştir.

Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) egemenliğine ve Kıbrıs Türklerinin en temel insani ihtiyaçlarına yönelik çifte standartlı tutum ve faaliyetlerinin tarafsızlık yükümlülüğüyle bağdaşmadığı ve itibarını zedelediği; bu çerçevede, barış gücünün KKTC’deki faaliyetlerinin KKTC makamlarıyla varacağı bir yazılı mutabakat yoluyla hukuki zemine oturtulması ihtiyacının bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilmiştir. Türkiye’nin, uluslararası hukuk ve antlaşmalardan kaynaklanan hakları çerçevesinde Kıbrıs Türklerinin güvenliği ve huzurunun teminatı olmaya devam edeceği vurgulanmıştır.

Güney Kafkasya’da kalıcı barışa giden yolun ancak Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin kayıtsız şartsız tesisi ve bölgemizdeki tüm ülkelerin refahına katkı sağlayacak ahdî yükümlülüklerin gereğinin yerine getirilmesiyle açılabileceği hususu, başta Ermenistan olmak üzere tüm taraflara hatırlatılmış; Türkiye’nin bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları desteklemeyi sürdüreceği belirtilmiştir.

Ukrayna’da sürmekte olan savaşa ilişkin son gelişmeler ile Karadeniz Tahıl Girişimi’nin canlandırılması başta olmak üzere atılabilecek adımlar ele alınmış; Türkiye’nin, savaşın adil ve kalıcı bir barışla gecikmeksizin sonlandırılması yönündeki gayretlerini sürdürme kararlılığı teyit edilmiştir.

Kosova’da meydana gelen hadiseler ve Balkanlar’daki son durum değerlendirilmiş; Türkiye’nin hem bölgede hem de NATO misyonunun komutasını üstleneceği Kosova’da, barışın ve huzurun muhafazası için azami gayreti sarf edeceği ifade edilmiştir.

Türkiye’nin, zor günler geçiren dost ve kardeş Libya halkına sağladığı yardım ve desteği tüm ülke sathında dengeli ve eşit bir şekilde sürdüreceği ve büyük afetin ardından oluşan dayanışmanın muhafazası ile ülkedeki birlik ve beraberliğin yeniden tesisine katkı sunmaya, tüm aktörlerle temas halinde devam edeceği belirtilmiştir.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: İYİ Parti’den CHP’ye “10 Büyükşehir” Teklifi

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girmeyi hedefleyen İYİ Parti’de genel başkan yardımcısı Türker Yörükçüoğlu, 31 Mart yerel seçimleri için CHP’ye ’10 büyükşehirde aday çıkarmama’ teklifinde bulundu.

Türker Yörükçüoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “İstanbul, Ankara, Antalya, Adana, Aydın, Eskişehir, Mersin, Muğla, Tekirdağ ve Hatay’ı AK Parti’ye kaptırmamak için CHP bu illerde aday çıkarmamalı” dedi.

“AK PARTİ~CHP ikili yarışlarında kazanan her zaman AK Parti oluyor. Bunu 2002’den itibaren her seçimde gördük” diyen Yörükçüoğlu, “Türkiye’yi AK Parti’den kurtarmanın yolu İYİ Parti’yi güçlendirmekten geçer. Biz hem 2019’da hem de 2023’de üzerimize düşen fedakarlığı yaptık. Sıra CHP’de” ifadelerini kullandı.

Yörükçüoğlu’nun teklifinde İzmir Büyükşehir Belediyesi yer almadı. İYİ Parti, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı için Ümit Özlale’yi aday göstermişti.

Ümit Özlale, daha önce, “İzmir CHP’nin kalesi değil. İzmir hiçbir siyasi partinin kalesi olamayacak kadar kadim bir kültüre sahip. O yüzden de ben İzmir profiline çok uygun bir aday olduğumu düşünüyorum. İzmir’i çok iyi yöneteceğimi düşünüyorum.

AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerden de oy alacağımı biliyorum. Çünkü ben orada makulü temsil edeceğim. Projelerimle ön plana çıkacağım. Siyaset üstü bir profil olarak İzmirli’nin karşısına çıkacağım. O bakımdan oyları bölmeyeceğim” açıklamasını yapmıştı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’de Ümit Özlale’yi açıkladığı toplantıda, “Biz ittifak sisteminden vazgeçtik. Türkiye için eğile büküle öldük. Bundan sonra yok. İttifak sistemiyle yol yürümeyeceğiz. Sadece bugün değil 2028’de de kendi başımıza gireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

2023’te Türkiye’de Bin 616 Kişi Silahlı Şiddet Olaylarında Öldü

01 Ocak 2023’ten 25 Eylül’e kadar geçen sürede Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi…

Umut Vakfı’nın her yıl 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü kapsamında düzenlediği “Sessiz Ayakkabılar Yürüyüşü” bugün Levent Meyda’nda yapıldı.

Bianet’tin aktardığına göre; Beşiktaş Belediyesi ile birlikte düzenlenen etkinlikte Umut Vakfı Başkanı Özben Önal şunları söyledi:

“Maalesef tüm uyarılarımıza rağmen ülkemizde; ulaşımının da kolay olması nedeniyle silahlanma artıyor ve her gün can almaya devam ediyor. Umut Vakfı olarak, 28 Eylül Bireysel Silahsızlanma Günü’nde silaha ulaşımın kolay olması nedeniyle bireysel silahlanmadaki artışa bir kez daha dikkat çekerken yetkilileri uyarıyoruz; bireysel silahlanmayı önleyin.

Umut Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ayhan Akcan da şu bilgileri verdi: “Bu yıl sizlere; ‘bireysel silahlanmada ciddi bir düşüş var’ demeyi o kadar çok isterdik ki; ama maalesef sizler de hemen her gün yaşanan olaylara tanık oluyorsunuz…

Aile içi şiddet; paylaşılamayan miraslar, kadın erkek anlaşmazlıkları, anne-baba ve çocuklar arasındaki sorunlar vs.’yle almış başını gidiyor. Keza arkadaşlar, alacak verecek husumetleri ve de en önemlisi son yıllarda artan akran zorbalıkları…

Bu yıl, 2023 yılının 25 Eylül’üne kadar Türkiye’de 2 bin 607 silahlı şiddet olayı basına yansıdı. Basına yansıyan 2 bin 607 silahlı şiddet olayında bin 616 kişi öldü, 2 bin 675 kişi de yaralandı.

Yaşanan olayların; çoğunluğu bıçakla olmak üzere 385’inde kesici aletler, 549’unda keleş, uzun namlulu olmak üzere her türlü tüfekler, bin 672’sinde (70’i beylik silahı) her türlü tabanca kullanılırken bir olayda da bomba kullanıldı.

Yani silahlı şiddet olaylarının yüzde 85’inden fazlasında ateşli silahlar kullanılırken ki; yüzde 85.23 oluyor, yaklaşık yüzde 15’inde de kesici aletlerle insan canına kast edildi… Basına yansımayan silahlı ve silahsız şiddet olayları, şiddet sonucu mağdur olan insan sayısı elbetteki bu rakamların kat be kat üstündedir.”

Beşiktaş Belediyesi Meclis Üyesi Esra Yenidünya ise “Talihsizce evlatlarını, kardeşlerini kaybeden ailelerimiz ile bir araya geldik acılarını derinden hissettik. “Bireysel silahlanmanın önlenmesi” için yapacağımız mücadele çocuklarımıza, gençlerimize ve tüm toplumumuza olan sorumluluğunuzun gereğidir” dedi.

Paylaşın

EKK Toplandı: İktidarın Umudu Yastık Altındaki Altınlar

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) toplantısı sonrası yapılan açıklamada, “Finansal piyasalarda Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalar değerlendirilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik mevcut sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan adımlar görüşülmüştür.

TCMB öncülüğünde çalışmaları yürütülen Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen aşama ve önümüzdeki döneme ilişkin yol haritası hakkında bilgilendirme yapılmıştır. Kurulumuz bu alanda yapılan hazırlıkların hızlandırılması hususunda anlayış birliği içinde bir değerlendirme yapmıştır” ifadeleri kullanıldı.

Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK), Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Başkanlığı’nda toplandı. Toplantı sonrası yapılan açıklamada şu ifadeler kullanıldı:

“Ekonomi politikalarının eşgüdüm içerisinde daha bütüncül bir yaklaşımla oluşturulmasını ve daha etkin uygulanmasını sağlamak, ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek üzere yılın dördüncü Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantımızı gerçekleştirdik. Ekonomik iyileşmeyi ve kalıcı istikrarı sağlamak hedefiyle, bugünkü EKK toplantımızın ana gündemi, ülkemiz finans piyasalarının gelişimini ve istikrarını destekleyecek politikalar ve tedbirler oluşturmuştur.

Sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyümenin sağlanması, stratejik yatırımların desteklenmesi, küresel ekonomide ortaya çıkabilecek risklere karşı finansal istikrarın güçlendirilmesi, yurt içi tasarrufların artırılması, kaynak dağılımında etkinliğin sağlanması ve finansmana erişimin artırılmasını hedefliyoruz.

Katma değeri yüksek ve ihracat odaklı yatırımların teşvik edilmesi, dışa bağımlılığın azaltılması ve sürdürülebilir büyümenin desteklenmesi amacıyla yeni stratejiler ve yol haritalarını istişare ederken Türk Lirası cinsinden enstrümanların çeşitlendirilmesi ve yatırımcılar için daha cazip hale getirilmesi kapsamında yürütülen çalışmalarımızı değerlendirdik.

“Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılması”

Yastık altındaki altınların ekonomiye kazandırılmasına yönelik sistemlerin geliştirilmesi amacıyla önümüzdeki dönemde atılması planlanan ilave adımlar ile dijital para uygulamaları ve dijital varlıkların geleneksel ödeme sistemlerine karşı oluşturabileceği riskler ve çözüm önerileri ile Dijital Türk Lirası Projesi’nde gelinen son aşamayı da ele aldık. Aile ve Gençlik Bankası’na ilişkin çalışmalar ve önümüzdeki günlerde TBMM’ye sunulması planlanan kanun teklifini de istişare ettik.

Öte yandan, Katılım finans ekosisteminin geliştirilmesine yönelik mekanizmaları görüşerek Katılım Finans Çerçeve Kanunu hazırlıklarını da değerlendirdik. Türkiye Yüzyılı vizyonu kapsamında güçlü ekonomi, güçlü toplum, güçlü Türkiye hedefine ulaşabilmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz. Toplantıya katılan ve katkı sunan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Paylaşın

AYM’den Ek MTV İptali Başvurusuna Ret: Hangi Araç Ne Kadar MTV Ödeyecek?

Anayasa Mahkemesi (AYM) ek Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) düzenlemesinin iptali talebiyle yapılan başvuruyu oy birliğiyle reddetti. Karar oy birliğiyle alınırken, kararın gerekçesi daha sonra yazılacak.

Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından TBMM’den geçirilen 1 trilyon 150 milyar 496 milyon 400 bin liralık ek bütçede, bu yıl ikinci kez MTV alınması da düzenlenmiş ve ek MTV’den 32 milyar 662 milyon 87 bin lira gelir hedeflenmişti.

Düzenleme ile 2023 yılında bir defaya mahsus olmak üzere getirilen bu vergi kapsamındaki ödemelerin Ağustos ve Kasım ayları olmak üzere iki taksit hâlinde ödenmesi kararlaştırılmıştı.

CHP, söz konusu düzenlemenin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştu. AYM’nin aldığı ret kararıyla ek MTV düzenlemesi yürürlükte kalmış oldu. CHP’nin başvurusunda, ek MTV düzenlemesinin Anayasa’nın “hukuk devleti”, “sosyal devlet”, “eşitlik”, “adalet”, “verginin genelliği ve adaleti”, “herkesin mali gücü oranında vergilendirmesi” ilkelerini ihlal edildiği öne sürülmüştü.

AYM 1999 yılında yapılmış benzer düzenlemeyi Anayasa’ya uygun görürken 2003 yılında ise benzer başvuruyu Anayasa’ya aykırı bulmuştu.

Hangi araç ne kadar MTV ödeyecek?

Sene başında MTV, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yetkisini kullanması üzerine yüzde 122,9’luk yeniden değerleme oranı yerine yüzde 61,5 baz alınarak hesaplanmıştı.

Ancak sene başında belli olan MTV, ocak ve temmuz olmak üzere iki taksitte ödeniyor.

2022’de 1.300 silindir hacminin altında 1-3 yaş aralığındaki bir otomobilin yıllık MTV ödemesi 1.313 TL iken 2023 itibarıyla 2 bin 120 TL’ye çıkarılmıştı. Yani ocak ayında 1060 TL MTV ödemesi yapar bir vatandaş, temmuzda 1060 TL daha ödeyecek.

Ek MTV de toplam 2 bin 120 TL olacak şekilde iki taksitte ödenecek.

Bu taksitlerin ise ilki ağustos sonuna kadar yapılacakken; ikinci taksitinin ise kasım ayı sonuna kadar ödenmesi istenecek. Böylece 2023 için tahsil edilen toplam MTV ödemesi belirtildiği üzere ‘bir defaya mahsus olmak üzere’ yüzde 100 zamlanmış olacak.

Diğer araç sahiplerinin yapmaları gereken MTV ödemeleri şu şekilde:

1.300 silindir hacminin altındaki araçlarda:

Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 739,5 TL. (Yıllık ödemesi 1479 TL idi.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL aralığında olan 1-3 yaş araçlar için 1,165 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 330 TL.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL aralığında olan 4-6 yaş araçlar için 813 TL. (Yıllık ödemesi 1,626 TL.)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 1272,5 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 545 TL.)

1301-1600 motor araçlarda:

Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 1-3 yaş araçlar için 1846,5 TL. (Yıllık ödemesi 3 bin 693 TL.)
Matrahı 114 bin TL’ye kadar olan 4-6 yaş araçlar için 1384,5 TL. (Yıllık ödemesi 2 bin 769 TL)

1301-1600 cc araçlarda:

Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL arasında olan 1-3 yaş araçlar için 2 bin 33 TL. (Yıllık ödemesi 4 bin 66 TL.)
Matrahı 114 bin-199 bin 700 TL arasında olan 4-6 yaş araçlar için 1524,5 TL. (Yıllık ödemesi 3 bin 49 TL)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü 1-3 yaş araçlar için 2 bin 217 TL. (Yıllık ödemesi 4 bin 434 TL.)
Matrahı 199 bin 700 TL ve üstü 4-6 yaş araçlar için 1662,5 TL (Yıllık ödemesi 3 bin 325 TL.)

1601-1800 cc araçlarda:

Matrahı 285 bin 800 TL’yi aşmayan 1-3 yaş araçlar için 3 bin 589 TL. (Yıllık ödemesi 7 bin 178 TL), 4-6 yaş araçlar için 2 bin 806,5 TL. (Yıllık ödemesi 5 bin 613 TL.)
Matrahı 285 bin 800 TL’yi aşan 1-3 yaş arası araçlar için 3 bin 917 TL (Yıllık ödemesi 7 bin 834 TL), 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 3 bin 60 TL (Yıllık ödemesi 6 bin 120 TL.)

1801-2000 cc araçlarda:

Matrahı 285 bin 800 TL olan 1-3 yaş araçlar için 4 bin 524 TL; 4-6 yaş aralığındaki araçlar için 3 bin 484 TL.
Matrahı 285 bin 800 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 5 bin 655,5 TL; 4-6 yaş araçlar için 4 bin 752,5 TL.

2001 – 2500 cc araçlarda:

Matrahı 356 bin 900 TL olan 1-3 yaş araçlar için 8 bin 483,5 TL; 4-6 yaş araçlar için 6 bin 159,5 TL.
Matrahı 356 bin 900 TL ve üstü olan 1-3 yaş araçlar için 9 bin 256 TL; 4-6 yaş araçlar için ise 6 bin 718 TL.

4001 cc ve yukarısı araçlarda:

Matrahı 1 milyon 357 bin 700 lirayı aşmayan 1-3 yaş araçlar için 46 bin 362,5 TL.
Matrahı 1 milyon 357 bin 700 lirayı aşan 1-3 yaş araçlar için ise 50 bin 576,5 TL.

MTV ödemesi nasıl yapılır?

gib.gov.tr’de yer alan “Borç Sorgulama ve Ödeme” bölümüne 02:00 – 22:00 saatleri arasında giriş yaparak kredi kartı ve banka kartı ile ödeme yapılabiliyor.

Anlaşmalı bankaların internet bankacılığını kullanarak veya banka şubelerine başvurarak ödeme yapılabilir.

MTV yönünden mükellefiyet kaydının bulunduğu veya MTV’yi tahsile yetkili diğer Vergi Dairesi müdürlüklerine başvurarak vergi ödenebilir.

MTV’yi e-Devlet üzerinden de ödemek mümkün.

Paylaşın

Erdoğan Ve Bahçeli’nin Beştepe’deki Sürpriz Görüşmesinde Ne Konuşuldu?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, MHP Lideri Bahçeli dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi. Yaklaşık 45 dakika süren görüşmede, Meclis’in açılmasıyla beraber İsveç’in NATO üyeliği ve İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere büyükşehirlerde nasıl adayların çıkarılması gerektiği konusunda liderler fikir alışverişinde bulundu.

Erdoğan ve Bahçeli’nin, Meclis’in yeni döneminde sivil anayasayı yapma konusunda Cumhur İttifakı’nın kararlı olduğu görüşmede bir kez daha vurguladı. Görüşmede yeni dönemde Meclis gündemine gelecek kanun tekliflerini de masaya yatıran Erdoğan ve Bahçeli ayrıca, enflasyonun düşmesi için alınan ve alınması planlanan tedbirler başta olmak üzere ekonomik gelişmelerle ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi dün, Beştepe’de sürpriz bir görüşme gerçekleştirdi.

Görüşmede, TBMM’nin 1 Ekim’de başlayacak yeni yasama yılı ile ilgili değerlendirmelerin yapıldığı ve “yerel seçimlerde AKP ile MHP arasında yürütülecek işbirliği” gibi başlıkların ele alındığı belirtilirken iki liderin “TBMM’nin yeni yasama yılında iki partinin en önemli başlıklarından birinin yeni anayasa olacağını değerlendirdiği” kaydedildi. Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili Cumhur İttifakı, tüm partilerin kapısını çalacak.

Cumhuriyet’te yer alan Selda Güneysu imzalı habere göre, yeni anayasayı “TBMM’den 400 milletvekilinin evet oyu ile geçirmeyi” hedefleyen Cumhur İttifakı kanadında, “Muhalefet çok parçalı yapıya büründü. CHP’nin yeni anayasaya destek vermemesi kamuoyunda ‘vesayetçi bir anayasayı savundukları’ algısını oluşturur. En baştan bu yana kapımız herkese açık diyoruz. Eğer masaya oturmazlarsa, bu durumu halka anlatamazlar.

Zaten kendi aralarında yaşadıkları bölünmüşlük ortada. Teklifin en kötü ihtimalle, 360 milletvekilinin evet oyuyla, referanduma gideceğini düşünüyoruz. Teklifin referanduma gitmesi halinde de halka ‘Biz kapıyı açtık, onlar ise açık olan kapıdan girmek istemediler, en çok şikâyet ettikleri 82 Anayasası’nı, yani darbe anayasasını savundular deriz” görüşü hakim.

Erdoğan ile MHP lideri Bahçeli’nin görüşmesinde İsveç’in NATO üyeliği konusunda atılacak adımların da gündeme geldiği ileri sürülüyor. Bahçeli, “terör örgütlerine destek verdiği” gerekçesiyle “İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili şerh düştüğü” biliniyor. MHP kanadı, İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili “teröre verilen destekten vazgeçilmesi” şartı bulunuyor. TBMM’nin yeni yasama yılında İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili sürecin de ana gündem maddelerinden biri olacağı değerlendiriliyor.

Görüşmenin bir diğer başlığı ise “yerel seçimlerdeki işbirliği” oldu. Heyetler, AKP’nin 7 Ekim’deki olağanüstü kurultayı sonrasında bir araya gelecek. İki liderin öncelikli hedefinin de CHP’li 11 büyükşehir belediye başkanlıklarını kazanmak olduğu biliniyor.

Paylaşın

ABD’den Türkiye’den İki Şirkete Yaptırım Kararı

ABD, Türkiye’den de iki şirketin bulunduğu, beş ülkeden beş şirket ve iki şahısa yaptırım uygulanacağını duyurdu. ABD, daha öncede, yine aralarında Türkiye’den şirketlerin de bulunduğu çok sayıda ülkeden 150’den fazla şahıs ve şirkete yaptırım uygulama kararı almıştı.

ABD, son yaptırım kararıyla alakalı olarak şu açıklamada bulundu: “İran yapımı İHA’lar Rusya’nın Ukrayna saldırılarının kilit araçlarından biri olmaya devam ediyor. Bu İHA’lar Ukrayna vatandaşlarını korkutan ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılarda kullanılıyor. ABD, müttefikleri ve ortaklarıyla istişare halinde, İran’ın Rusya’ya İHA tedarikini yaygınlaştırmasına katkı sağlayanları, bunların Ortadoğu’daki temsilcilerini ve istikrarsızlığa neden olan diğer paydaşları sorumlu tutmaya ısrarla devam edecektir.”

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Maliye Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkların Kontrolü Dairesi (OFAC), İran’ın insansız hava aracı (İHA) programına katkı sağladığı gerekçesiyle, aralarında Türkiye’den de iki şirketin bulunduğu, beş ülkeden beş şirket ve iki şahısa yaptırım uygulanacağını duyurdu. Türk şirketleri ile birlikte yaptırım kararına dahil edilen diğer şirket ve şahıslar İran, Çin, Hong Kong ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) menşeli.

Bakanlık, Türkiye’den Dal Enerji Madencilik Turizm Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile Anka Port İç ve Dış Ticaret İnşaat Lojistik Sanayi Limited Şirketi’nin dahil edildiği yaptırım kararıyla alakalı olarak şu açıklamada bulundu:

“İran yapımı İHA’lar Rusya’nın Ukrayna saldırılarının kilit araçlarından biri olmaya devam ediyor. Bu İHA’lar Ukrayna vatandaşlarını korkutan ve kritik altyapıyı hedef alan saldırılarda kullanılıyor. ABD, müttefikleri ve ortaklarıyla istişare halinde, İran’ın Rusya’ya İHA tedarikini yaygınlaştırmasına katkı sağlayanları, bunların Ortadoğu’daki temsilcilerini ve istikrarsızlığa neden olan diğer paydaşları sorumlu tutmaya ısrarla devam edecektir.”

İki hafta içinde ikinci yaptırım

Washington 14 Eylül’de aldığı bir başka yaptırım kararında, yine aralarında Türkiye’den şirketlerin de bulunduğu çok sayıda ülkeden 150’den fazla şahıs ve şirkete, Rusya’ya yönelik yaptırımları ihlal ettikleri gerekçesiyle yaptırım uygulama kararı almıştı.

Türkiye’den, Margiana İnşaat Dış Ticaret, Demirci Bilişim Ticaret Sanayi, Denkar Gemi İnşaat, CTL Limited ile tersane işletmesi ID Ship Agency ve bu şirketin sahibi İlker Doğruyol’un dahil edildiği yaptırımlarla ilgili olarak, ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler kullanılmıştı:

“ABD Dışişleri ve Ticaret Bakanlıkları, Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü savaşla ilgili olarak çok sayıda kişi ve kuruluşa karşı yaptırım kararı almıştır. Rusya’nın gayri hukuki bir biçimde Ukrayna işgaliyle ilişkisi olan, ABD’nin Rusya’ya işgal nedeniyle uyguladığı yaptırımların ihlaline ve Rusya’nın savaş kabiliyetini ilerletmesine katkı sağlayan, Rusya’nın enerji üretimini kuvvetlendirmesinden sorumlu olan 150’nin üzerinde kişi ve kuruluşa ek yaptırımlar uygulanacaktır.”

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

“İYİ Parti İstanbul İl Başkanı Görevden Alındı” İddiası

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimlere ittifaksız gireceğini açıklayan İYİ Parti’de, İstanbul İl Başkanı Coşkun Yıldırım’ın tabandan gelen bir talep üzerine görevden alındığı iddia edildi.

Haber Merkezi / İYİ Parti kaynaklarından edinilen bilgiye göre, yerel seçimlere giderken tabandan gelen talepler üzerine ve İstanbul teşkilatının daha da güçlendirilmesi amacıyla İl Başkanı Coşkun Yıldırım görevden alındı.

Coşkun Yıldırım, 25 Eylül’de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “Görevimizin başındayız” ifadesini kullanmıştı.

Coşkun Yıldırım kimdir?

1964 yılında, Erzincan’da doğdu. İstanbul Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun olduktan sonra, lisans eğitimini Yıldız Teknik Üniversitesi “Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisliği” bölümünde tamamladı.

İstanbul Üniversitesi’nde “Sosyal Yapı-Sosyal Değişim” üzerine yüksek lisans eğitimini tamamlayan Yıldırım’ın yönetim kurulu başkanlığı görevini yürütmekte olduğu şirketi, halen gayrimenkul ve inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor.

Paylaşın

Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye “Sığınmacı Desteği” 10 Milyar Euroyu Buldu

Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye, ağırladığı sığınmacılar ve ev sahibi topluluklarla ilgili verdiği desteğe ilişkin yapılan açıklamada, söz konusu desteklerin 2011 yılından bu yana 10 milyar euroyu bulduğu belirtildi.

Türkiye’nin “dünyadaki en büyük mülteci topluluğunu ağırlayan ülke olmaya ve onların ihtiyaçlarını karşılama konusunda önemli çabalar göstermeye devam ettiği” ifade edilen açıklamada, AB Komisyonunun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi’nin şu sözlerine yer verildi:

“AB, Türkiye’deki mültecilerin ve ev sahibi toplulukların yanında olmaya devam edecek. Komisyon, üye ülkelere, sahadaki mevcut gerçeklere uygun, istikrar ve güvenliğe büyük bir yatırım olarak 2023 sonrasında da destek seferber etmeyi sürdürmeleri yönünde bir teklifte bulundu. Umarım üye ülkeler arasında konuyla ilgili görüşmeler hızla sonuçlandırılır.”

Avrupa Birliği’nin (AB), 2011 yılından bu yana sığınmacıların gereksinimlerinin karşılanması amacıyla Türkiye’ye sağladığı maddi destek 10 milyar euroyu buldu.

Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı Yedinci Yıllık Raporunda söz konusu meblağın sığınmacıların temel ihtiyaçlarının karşılanması, eğitim, sağlık, sosyo-ekonomik alanlarda desteklenmesi, toplumsal altyapı ve sınır yönetiminin güçlendirilmesi gibi kilit alanlar için hazır edildiği belirtildi.

AB Komisyonu tarafından Çarşamba günü Brüksel’de yapılan açıklamada, 2021-2023 dönemi için ayrılan 3 milyar eurodan 30 milyon euroluk miktarın göç yönetimi ve sınır kontrolleri için öngörüldüğü, sadece geçen yıl Türkiye’nin doğu sınırlarına gelen sığınmacıların teknik ve eğitim gibi gereksinimlerinin karşılanabilmesi için 220 milyon euro ayrıldığı belirtildi.

AB Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu üyesi Oliver Varhelyi ödemeleri “istikrar ve güvenliğe yapılan önemli bir yatırım” olarak nitelendirdi. Komisyon bu nedenle üye ülkelere desteğin 2023’ten sonra da devam etmesi yönünde bir öneri hazırladı. Varhelyi istişarelerin hızlı bir şekilde sonuçlanmasını umduğunu söyledi.

AB, Türkiye üzerinden göçün sınırlandırılmasına yönelik 29 Kasım 2015 tarihli ortak eylem planı kapsamında sığınmacılar ve ev sahibi toplumlar için bir fon mekanizması oluşturmuştu. Bu bağlamda temel ihtiyaçların karşılanması, eğitim, sağlık ve belediye altyapılarının oluşturulması ve sınır yönetimi gibi konularda Türkiye’ye para desteği sağlanıyor.

2016 yılında mülteci mutabakatıyla genişletilen ortak eylem planı kapsamında 2016-2017 ile 2018-2019 dönemleri için 3’er milyar euroluk destek öngörülmüş, 2022 yılı sonuna kadar 5 milyar euroluk miktarın ödemesinin tamamlandığı bildirilmişti.

Türkiye’deki Mülteciler için Mali Yardım Programı kapsamında sığınmacılara şu yardımlar sağlanıyor:

Temel ihtiyaçlar: Banka kartlarıyla aylık nakit yardımı sağlayan bir program aracılığıyla 2,6 milyondan fazla mülteciye doğrudan yardım edildi. Ayrıca, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Türk sosyal güvenlik sistemine benzerlik gösteren bir program kapsamında çok güç durumda olan mültecilere aylık mali yardım sağlandı.

Eğitim: Mart 2022 itibarıyla 747 binden fazla Suriyeli çocuk örgün eğitim hizmetlerine katıldı. 811 bin 181 çocuğa, mülteci çocukların okula kayıtlarını ve devamlarını destekleyen bir AB programı kapsamında yardım edildi. Bugüne kadar 12 binden fazla eğitim kurumu iyileştirildi ve toplam 117 yeni okul inşa edildi.

Sağlık: Göçmenlere yönelik iki hastane ve 187 sağlık merkezi açıldı. AB destekli bu tesislerde yaklaşık 4 bin sağlık çalışanı istihdam ediliyor.

Belediye altyapısı: Mali Yardım Programı, 36 su temini ve sanitasyon tesisi ile atık yönetim tesisinin yanı sıra 26 gençlik ve spor tesisini finanse etti. Gaziantep’te mekanik-biyolojik atık arıtma tesisinin inşaatı Ekim 2021’de tamamlandı.

Mesleki eğitim: Suriyeli sığınmacı ve ev sahibi topluluklarda, yeni başlayanların yanı sıra yerleşik girişimciler de girişimcilik hibeleri ve eğitimleri yoluyla desteklendi. 26 binden fazla kadın kısa süreli mesleki eğitimi tamamladı ve yaklaşık 40 bin kadın istihdam danışmanlığı hizmetlerinden yararlandı. Ayrıca, yaklaşık 25 bin kadın Türkçe dil kurslarından mezun oldu.

Sınır yönetimi: Mali Yardım Programı, Türk Sahil Güvenliğinin arama ve kurtarma kapasitesini ve AB’den geri dönüşlerin yönetimini güçlendirmek için toplam 80 milyon euro tutarında iki proje finanse edildi. Her iki proje de tamamlandı.

Paylaşın

Öymen, Neden Aday Olduğunu Açıkladı: CHP’de Devrimci Bir Hareket Başlatmak

CHP’de genel başkanlığa aday olan Örsan K. Öymen, adaylığına dair, “Amacım hem parti içi demokrasi sorununu çözmek hem partinin ilkelerine sahip çıkmak, özüne dönmesini sağlamak. Ve bu ilkeler üzerinden Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri getirerek hem CHP’de hem de ülkede devrimci bir hareket başlatmak amacıyla Genel Başkan aday adayı oldum” dedi ve ekledi:

“Partide böyle bir boşluk olduğunu gördüğüm ve ne yazık ki başkaları böyle bir çıkış yapmadıkları için ahlaki ve siyasi bir sorumluluğun gereği olarak böyle bir karar aldım.”

Öymen, açıklamasının devamında, “Çünkü ben öyle makam mevki peşinde koşacak bir insan değilim. Benim umurumda da olmaz öyle şeyler. Ben felsefe profesörüyüm. Belli şeyleri aşmış bir insanız artık. İdealistiz, dava insanıyız. Olaylara ideolojik bakarız. Makam, mevki bunlar araç yani. Parti meclis üyeliği, milletvekili, genel başkanlık vs. Ancak şu anda CHP’de siyaset kariyer nesnesi haline dönüştürülmüş durumda” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) 4-5 Kasım tarihlerinde yapılması planlanan 38. Olağan Kurultay’da Genel Başkanlık için aday adaylığını açıklayan isimlerden Örsan Kunter Öymen, Bianet’ten Vecih Cuzdan’a açıklamalarda bulundu. Öymen’in açıklamaları şöyle:

“Cumhuriyet Halk Partisi’nde iki temel sorunun olduğunu düşünüyorum. Birincisi partinin ilkelerinden ve kendi özünden uzaklaşmış olması. Sağa kayması. Bu sağa kaymanın iki temel boyutu var. Birincisi; laiklik ilkesinin bir kenara atılmış olması ve Türkiye’deki laiklik sorunu konusunda yeterince duyarlı davranılmamış olması.

İkinci boyutu da ekonomi politikalarında halkçı, devletçi, sosyal demokrat, demokratik solcu ekonomi politikalarının yeterince ortaya konulmamış olması. Yani hem sol kimlik hem de laiklik konusundaki duyarlılığın erozyona uğramış olması.

Türkiye’de AKP hükümeti teokratik bir düzen kurmuş durumda. Teokrasi demek, din devleti demek. Yani gücünü halktan alan değil dinden veya Tanrı’dan alan bir yönetim biçimi. Teokratik bir düzen kurulmuş ama ana muhalefet partisi CHP’nin yönetimi bu konuda üzerine düşeni ne yazık ki yıllardır yapmıyor. Bu yeni bir şey de değil, uzun süredir devam ediyor.

Yine aynı şekilde işte kamucu ekonomi politikası deniyor. Fakat arkasını doldurma konusuna gelince ekonomik ve sosyal adalet sağlanması konusunda somut sol projelerin geliştirilemediğini görüyoruz.

Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi ne yazık ki bu partinin kendi kurultayı tarafından onaylanmış programındaki temel ilkeleri yerine getirmiyor. Bu ilkeler; cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, milliyetçilik, devrimcilik, sosyal demokrasi ve demokratik solculuktur. Sosyal demokrasi ve demokratik solculuk, halkçılığı ve devletçiliği tamamlayan ilkelerdir. CHP de bunları sentezlemiş bir siyasi partidir. Her üye de partinin kurumsal kimliğine uymakla yükümlüdür. Hiç kimsenin, “Ben bu ilkelerden birkaç tanesini seçerim, gerisini bir kenara atarım” demek gibi bir hakkı da yok. Genel Başkan da buna dâhil.

Türkiye’de genelde, belki sosyalist partilerde o kadar değil ama özellikle merkez sol partilerde ve CHP’de ideolojik temelde siyasetin yapılamıyor olması bir sorun. Son dönemlerde ilkeler ve ideoloji üzerinden hareket edilmediği için siyaset böyle makam, mevki, koltuk kapmaca oyununa dönüştü. Onun için bu ideoloji ve ilkeler çok önemli. Haziran ayında kurulmasına öncülük ettiğim CHP İlke ve Demokrasi Hareketi’nin internet sitesinde de “Amaç ve İdeoloji” bölümünde bunları anlatıyoruz somut bir şekilde.

Altı Ok, AKP’nin kurduğu düzenin panzehiri olduğu için buna sahip çıkmamız gerekiyor. Ancak Altı Ok’a sahip çıkmadığınızda veya birkaçına sahip çıkıp birkaçını elediğiniz zaman AKP’nin karşıdevrim sürecine hizmet etmiş oluyorsunuz. Benim temel çıkış noktam bu ve partide ‘değişim’ talep eden kesimlere ya da ‘değişim’ sözcüğünü kullanarak ortaya çıkan diğer hareketlere baktığımız zaman orada açıkçası bu sözünü ettiğim ilkelerle tutarlı ve etkili biçimde bir sahip çıkma gözlemleyemiyorum. Ve sanki mevcut yönetimin bir uzantısı olduklarına dair bir izlenim ortaya çıkıyor.

Bir başka mesele de tabii parti içi demokrasi meselesi. Amacımız hem parti içi demokrasi sorununu çözmek hem partinin ilkelerine sahip çıkmak, özüne dönmesini sağlamak. Ve bu ilkeler üzerinden Türkiye’nin sorunlarına yönelik çözüm önerileri getirerek hem CHP’de hem de ülkede devrimci bir hareket başlatmak amacıyla Genel Başkan aday adayı oldum.

Partide böyle bir boşluk olduğunu gördüğüm ve ne yazık ki başkaları böyle bir çıkış yapmadıkları için ahlaki ve siyasi bir sorumluluğun gereği olarak böyle bir karar aldım.

Çünkü ben öyle makam mevki peşinde koşacak bir insan değilim. Benim umurumda da olmaz öyle şeyler. Ben felsefe profesörüyüm. Belli şeyleri aşmış bir insanız artık. İdealistiz, dava insanıyız. Olaylara ideolojik bakarız. Makam, mevki bunlar araç yani. Parti meclis üyeliği, milletvekili, genel başkanlık vs. Ancak şu anda CHP’de siyaset kariyer nesnesi haline dönüştürülmüş durumda.

“Özgür Bey’in etkili bir eleştirisini hatırlamıyorum”

Partinin sağcılaşmasıyla ilgili bir statükoyu temsil ediyor bu yönetim, Genel Başkan dâhil. Bir de ‘değişim’ söyleminde bulunan bir ekip var. İşte Sayın Özgür Özel’in temsil ettiği. Şu an bu kesimin adayı o gibi görünüyor. Şimdi bu ikisinin arasına sıkışıp kalma meselesi şöyle: Mesela Özgür Bey’in açıklamalarına bakıyoruz, “CHP’yi sosyal demokrat bir parti yapacağız” diyor. Altı Ok’u reddetmiyor tabii. Atatürk’ü de reddetmiyor ama böyle aralarda değiniyor. Ön plana koyduğu kavram sosyal demokrasi.

Aslında daha önce Kemal Derviş’in yaptığı da buydu. Bir de sosyal demokrasiyi nasıl tanımladığını da çok somut bir biçimde ifade etmiyor. Yani savundukları sosyal demokrat bir model mi yoksa sosyal demokrasinin neoliberalleşmiş -ki ben onlara sahte sosyal demokrat diyorum- hali mi? Söylem ile eylem bütünlüğüne baktığınız zaman ortaya öyle bir şey çıkmıyor. Dolayısıyla bu ‘değişim’ adını kullananların ‘sosyal demokrasi’ dediklerinde neyi kastettiklerini ben henüz anlayabilmiş değilim. Öncelikle onun bir açıklığa kavuşturulması gerekiyor.

Bir ikincisi ‘değişim’ diyen kadrolara bakıyorum, birçoğu Kemal Bey’in [Kılıçdaroğlu] döneminde A takımda olan kişiler. Yani demin anlattığım sorunların, yanlışların, hataların altında imzası olan veya o hatalar yapıldığında sessiz kalan bir ekip. Özgür Bey de sonuçta yıllardır milletvekili, grup başkanvekili olarak görev yaptı. Ve ister ilkelerin bertaraf edilmesi olsun ister parti içi demokrasi olsun bu konularda böyle çok ciddi diyebileceğimiz, etkili ve yüksek tonda bir eleştirisinin olduğunu hatırlamıyorum. Dolayısıyla böyle olunca tabii ‘değişim’ söylemi samimi değil. Değişecek olan sadece kişiler mi yoksa ilkesel boyutta da ciddi bir değişim olacak mı?

Değişimcilerle ilgili üçüncü bir sorun daha var. CHP Genel Başkanlığı’na aday olacak birisinin bir kere bağımsız bir karaktere sahip olması lazım. Yani birtakım güç odaklarının güdümünde olmaması lazım. Hakkında “emanetçi”, “uydu” gibi söylemler olmaması lazım. Doğrudur, yanlıştır bilemem ama böyle bir algı ortaya çıktı. Kapalı kapılar ardında birtakım müzakereler yapıldığı gibi. Kemal Kılıçdaroğlu, Ekrem İmamoğlu, Özgür Özel ve birtakım milletvekillerinin kendi aralarında Genel Başkan tayin ettiği gibi bir izlenim var. Bunu yanlışlamak ve bu konuda seçmeni, delegeyi ikna etmek onlara düşen bir görev ama ne yazık ki böyle bir algı izlenimi oluştu.

Sonuç olarak kurultay delegesinin önüne bir seçenek koymamız gerekiyor. Aksi takdirde zaten iki tane seçenek var. Biz de bunlardan birini seçtik diyebilirler. Hem ahlaki hem siyasi bir sorumluluk gereği bu adımı attık.”

Örsan Kunter Öymen’in açıklamalarının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın