Özel’den ‘Meral Akşener’ Açıklaması: Abla Kardeş İlişkisi

“İYİ Parti ile ittifak yapacak mısınız?” şeklinde çok soru geldiğini dile getiren CHP Lideri Özgür Özel, Meral Akşener ile abla kardeş ilişkisi içerisinde olduklarını söyledi. İYİ Parti, 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ittifaksız girme kararı almıştı.

Akşener’in kendisini tebrik için aradığını belirten Özel, “Bence aramızda bundan sonra çok sağlıklı görüşmeler olabilir. Biz birbirine kaybettirmek değil, birbirine kazandırmak üzere bir ilişki kurarız. Ayrıca İYİ Parti de CHP de farklı siyasi partilerle farklı ilişkiler içinde olabilirler, görüşebilirler.

‘Biz istiyoruz’ diye bir ittifak yapılmak zorunda değildir. Öyle bir dayatma içinde olmayız. Ama son derece yapıcı yaklaşıyoruz meseleye ve ben bizden beklenen gibi Türkiye’ye kazandıracak, partilerimize kazandıracak ve iyi sonuçlar alacak bir müzakereyi yürütebileceğimizi, bunu da iyi ilişkiler üzerinde başlatabileceğimizi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

CHP’li belediyeleri bütünü itibarıyla başarılı bulup bulmadığına ilişkin ise Özel, “Birkaç örnek hariç, ki oralara da niye diye bakıyoruz. Halk başarılı buluyor. Ekrem Başkanı, Mansur Başkanı inanılmaz başarılı buluyorlar. Yani mesela Ankara’da Mansur Başkanın alacağı oy oranı belki Türkiye Cumhuriyeti tarihinde Ankara’dan aldığımız en yüksek oy oranına ulaşacak, büyük bir rekor bekliyorum. İstanbul’da nefes nefese seçildiğimiz 31 Mart’tan çok ilerideyiz” dedi.

Milletin gönlünde olanların listelerinde de olacağını belirten Özel, “Benim gönlümden geçen 2023 bitmeden belediyelerimizin önemli miktarını açıklamak istiyoruz yani 2024’te artık sahada çalışıyor olsunlar” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın programına konuk olarak gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Özel konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Ben bu işe girerken zor bir işe giriştiğimi biliyordum. Hem yerel seçimlerde bir felaket yaşayabiliriz ve muhalefet dağılabilir, Türkiye’deki tek adam rejimi iyice sertleşebilir diyorduk. Düşündüğümüz gibi oldu. Değişim bir umuda dönüştü. Kongre gerçekten çok olumlu bir havada geçti.

Muhalefet toparlandıktan sonra iki tane hamle yaptılar: Büyük bir anayasa tartışması hamlesi. ‘Anayasa kararlarına bile uymayız, Türkiye’de patron biziz. Tayyip Erdoğan ne diyorsa o olur. Onun atadığı hakimler ne diyorsa o olur’ dediler. Bu bize karşı bir hamle. Cumhurbaşkanı birkaç gün suskundu, sonra gördük ki Yargıtay’ın tavrını sahipleniyor, AYM’yi yok sayıyor. AYM ile ilgili madde Cumhurbaşkanı’nın gözünde yok, o sayfayı yırttı attı. O sayfayı sen yırtar atarsan, TBMM’yle ilgili 80. Madde’yi de yarın yırtıp atmayacağının garantisi yok. Bu bir darbe girişimi.

“Biz direnmek zorundayız”

ütün darbeler doğası gereğince iktidara yapılır. Herkes döner muhalefet ne diyor diye bakar. Ben o gece Meclis’i açalım dedim. Millet sandıkta yeni bir görev verene kadar ana muhalefet partisiyiz, hükümetin arkasında, darbenin karşısındayız dedim. Ben o gece de Yargıtay kararından sonra gelin bu darbeye direnelim dedim.

Numan Bey önce ‘olur’ dedi, sonra baktı ki AKP’de bir şey var, toplamadı. Çünkü birlikte olursak bir anlamı var o işin. Sonra Tayyip Erdoğan direnişin yanına geçmedi, darbenin başına geçti. O dedi ki ‘AYM’ye haksız’ ve Yargıtay’ı destekledi. Anayasanın o sayfasını yırttı attı. Bundan sonra biz direnmek zorundayız, sıra bize gelir.

Biz sembolik bir şey yapıyoruz ama ben Meclis’e sahip çıkıyorum. Ne zamana kadar, eylemlilikte ikinci bir karar alana kadar. Bu eylemlilik hem Türkiye hem dünya kamuoyunda bilinene kadar. Darbeye maruz kalan ülkeler uluslararası dayanışma isterler. Bu darbe girişiminin uluslararası olarak görülmesi Türkiye’yi şikâyet etmek değildir. Biz Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’nin anayasal düzenini askıya alma çabasını görünür kılıyoruz Meclis’te.

Derinlerde başka bir yapı var ve ‘biz günü gelir katilimize de sahip çıkarız’ diyorlar. Kimse korkmasın, ‘hepimiz Hrant’ız’ derken boşa söylenmiyordu. Biz öldürmekle bitmeyiz. Bundan sonra o derin yapı şunu bilsin, enselerindeyiz. Bundan sonra onlar bizimle değil, biz onlarla uğraşacağız. Bu devlette güvercin katillerine ve o katilin sırtını sıvazlayana, günü gelince serbest bırakana nefes aldırırsam namussuzum.

İlk MYK’da adaylarımızı görevlendirdik. Pazartesi günü bize bir taslak getirecekler. Müzakere edip kararlaştırıp ilan edeceğiz. Kamuoyu araştırmalarıyla vatandaşın gönlünde olan başkanları tekrar aday göstereceğiz. Kongredeki tutum bizim için bir ölçüt değil.

Kongrede karşımdaymış başarılıysa listede, kongrede yanımdaymış başarısızsa müsaade isteyeceğiz, başka yerde çalışırız. Seçimden önce kimseye verilmiş belediye başkanlığı sözüm yok. İlk düğmeyi yanlış iliklersen CHP’de genel başkanlık yapamazsın. Kim belediye başkanı olacak sizin gibi ben de bilmiyorum ama yöntemi biliyorum.

“Kemal Bey’e saygılı olmak hepimizin boynunun borcu”

Kemal Bey bu partiye inanılmaz emek verdi. Bu partiye nezaketi getirdi ve bu partide çok önemli bir değişimi de gerçekleştirdi. Biz Kemal Bey’den enkaz devralmadık. Bunu söylersem nankörlük etmiş olurum. Kemal Bey’in yaptığı doğruları sürdürüp, Kemal Bey’in döneminde hep birlikte yapamadıklarımızı veya hep birlikte yaptığımız yanlışları düzeltirsek iktidar namzeti bir parti devraldık.

Kemal Bey’e saygılı olmak hepimizin boynunun borcu. Özgür Bey çalışkan da Kemal Bey değil mi? İçimizdeki en çalışkanıydı. Ben bundan sonra kişisel olarak da ömür boyu kendisine hürmetimi sürdüreceğim. Türkiye siyasetine katkılar yapmaya devam etmesinin son derece değerli olduğunu düşünüyorum.”

Paylaşın

Kürt Böreği, Meclis’te “Asimilasyon Ve Irkçılık” Tartışmasına Neden Oldu

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Her şeyi asimile ettiniz, bir börek kalmıştı gerçekten. Kalbiniz küt küt attığı için mi küt böreği yaptınız? Meseleniz nedir? Gerçekten soruyorum. Dağda “kart kurt” sesinden Kürt çıkarma teoriniz tutmadı. Şimdi, kesilirken “küt küt” diye çıkan ses mi diyeceksiniz?” dedi ve ekledi:

“Peki, Boşnak böreği, Laz böreği, Gürcü mantısı, Çerkez tavuğu, Arap aşı için de önerileriniz var mı? Laz böreğine de “az böreği” Çerkez tavuğuna “erkez tavuğu” deyin, olsun bitsin. Bu coğrafyadaki halkların emeği, göz nuru yeme içme kültürlerine de el atmak kimsenin haddine olmamalı. Kürt böreği Kürt böreğidir, ırkçılık ve lezzet yan yana gelen şeyler değildir, elinizi çekin bu börekten. Madem bu kadar ırkçısınız yemeyin diyorum.”

Tescilli Kürt böreğinin bazı tanıtımlarda “küt” diye yazılması Meclis’te “asimilasyon”, “ırkçılık” tartışmasına neden oldu.

Meclis Genel Kurulu’nda konuşan HEDEP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Kürt böreğinin Rengo lakaplı Bileceli Mehmet Efendi tarafından yapılmış İstanbul’da adına festival düzenlenen tescilli bir börek olduğunu söyledi.

Yüz yıldan fazla tarihe sahip böreğin “kendini bilmez birileri tarafından” “küt” diye yazılıp tanıtıldığını söyleyen Beştaş şunları ifade etti:

“Her şeyi asimile ettiniz, bir börek kalmıştı gerçekten. Kalbiniz küt küt attığı için mi küt böreği yaptınız? Meseleniz nedir? Gerçekten soruyorum. Dağda “kart kurt” sesinden Kürt çıkarma teoriniz tutmadı. Şimdi, kesilirken “küt küt” diye çıkan ses mi diyeceksiniz?

Peki, Boşnak böreği, Laz böreği, Gürcü mantısı, Çerkez tavuğu, Arap aşı için de önerileriniz var mı? Laz böreğine de “az böreği” Çerkez tavuğuna “erkez tavuğu” deyin, olsun bitsin. Bu coğrafyadaki halkların emeği, göz nuru yeme içme kültürlerine de el atmak kimsenin haddine olmamalı. Kürt böreği Kürt böreğidir, ırkçılık ve lezzet yan yana gelen şeyler değildir, elinizi çekin bu börekten. Madem bu kadar ırkçısınız yemeyin diyorum.”

MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “Irkçılığı sen yapıyorsun. Ben daha ilk defa duyuyorum” diye tepki gösterdi. İYİ Parti Grup Başkanvekili Müsavat Dervişoğlu da “Efendim, o börekten istiyoruz yalnız” diye seslendi.

Yerinden konuşan MHP’li Akçay, “Kürt böreği de yeriz, Arnavut böreği de yeriz, Çerkez tavuğu da yeriz ama ben ilk defa duydum” derken HEDEP’li Beştaş, “Bir dahaki sefere börek getireceğim” yanıtı verdi.

Meclis Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder de “Belli bir yaşa kadar yediklerimiz, belli bir yaştan sonra yemediklerimiz yaşatır. Şöyle de denilebilirdi: “Sözde Kürt böreği” de diyebilirlerdi, yine Allah razı olsun “küt” demişler” dedi.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifa Furyası: Ülkenin Menfaati Açısından

İYİ Parti’de Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, “81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının alınmasının başta ittifakla iktidara karşı kazanılmış büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi olmak üzere, ülkenin menfaati açısından birçok olumsuz sonuçlar doğuracağı aşikardır” sözleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Gün içerisinde İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

İYİ Parti’de Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Dr. Aylin Anıl Arslan, görevinden ve partisinden istifa ettiğini açıkladı. Aylin Anıl Arslan, istifasına ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“20 yıldır kadın hastalıkları ve doğum hekimi olarak ülkeme hizmet verirken 2023 yılı genel seçimlerinde İYİ Parti Hatay Milletvekili Adayı olarak seçimlere katıldım. O dönemde yaşanan deprem felaketi, oradaki insanlara nasıl yardımcı olabiliriz fikri, bir hekim olarak benim ve hekim arkadaşlarımızın yaşadığı zorluklar, iktidarın yanlış sağlık politikaları sebebiyle vatandaşın doktora düşman edilmesi ve bunun sonucunda şiddet gören ve her geçen gün değersizleştirilen sağlık çalışanlarının ülkeyi terk etmesi gibi sayısız sebepler siyasete katılmamda etkili oldu.

Bu süreçte beni en çok heyecanlandıran ise; muhalif partilerin bir araya gelerek ittifak oluşturması ve mevcut iktidarı değiştirme çabası olmuştur. Seçim sonrası dönemde her muhalif aday ve ittifak partilerine gönül veren seçmenler gibi büyük bir üzüntü ve hayal kırıklığı yaşadım ama siyasi mücadeleye devam kararı aldım. Partinin önerisi ve oluru ile Sağlık Politikaları Başkan Yardımcılığı görevine atandım. Bugüne gelindiğinde; 81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının alınmasının başta ittifakla iktidara karşı kazanılmış büyükşehir belediyelerinin kaybedilmesi olmak üzere, ülkenin menfaati açısından birçok olumsuz sonuçlar doğuracağı aşikardır.

İYİ Parti tarafından alınan bu karar ve son dönemde yapılan açıklamaların belediye seçimlerinde de AK Parti ve Cumhur ittifakını destekler ve mevcut iktidarı güçlendirir nitelikte olması sebebiyle İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkan Yardımcılığı görevimden ve parti üyeliğimden istifa ediyorum.”

İYİ Parti’de istifalar devam ediyor

Gün içerisinde İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Adnan Beker’in istifasıyla birlikte İYİ Parti’nin TBMM’deki sandalye sayısı 42’ye düştü.

Yakın zamanda İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz da partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: “‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

Durmuş Yılmaz ise, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Yılmaz, “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti’de yakın zamanda çok sayıda isim istifa ettiğini açıklamıştı. İYİ Parti eski milletvekili Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu, Ahat Andican, Emine Küçükali ve İBB Meclis üyesi Taylan Yıldız da İYİ Parti’den istifa eden isimler arasındaydı.

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den ‘Anayasa’ Mesajı

TBMM Başkanı Kurtulmuş ile görüşmesinin ardından açıklama yapan CHP Lideri Özer, “Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” dedi.

Haber Merkezi / Özgür Özer açıklamasının devamında, “Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i Meclis’teki odasında ziyaret etti.

Ziyaret sonrası gazetecilere açıklama yapan Özgür Özel, “Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş, bugün planlı bir ziyarette bulundu. Hem geçirdiğimiz kongre süreciyle, üstlendiğimiz yeni görevle ilgili tebriklerini iletti. Daha önce kendisini CHP grubu olarak ziyaret etmiştik. Cumhuriyet Halk Partisi Grubuna iadei ziyarette bulundu. Samimi bir ortamda geçti görüşmemiz” dedi. Özel, soru üzerine, “Anayasa ve içtüzükle ilgili tartışmaları yerel seçimden sonraya bıraktık” diye konuştu.

CHP Lideri Özel, bir başka soru üzerine, “Sayın Kurtulmuş, konuya mümkün olduğu kadar yapıcı şekilde yaklaşmaya çalıştığını söyledi. Benim ve kendisinin ayrı ayrı değerlendirmeleri oldu. O konuda herhangi bir şey söylemem doğru olmaz. Anayasa tartışması, bizim yakın yere koyacağımız bir tartışma değil. Bahsedilen anayasa değişikliği ile ilgili konuda tutumumuz zaten çok belli. Bütün partilerin üzerinde görüş alışverişinde bulunacağı bir süreç olursa o da yerel seçimden sonra olabilir” ifadesini kullandı.

Özgür Özel, “Ülkenin anayasa tartışması gündemine dair, Anayasa Mahkemesi’ni zayıflatacak, aldığı kararların uygulanmamasına sebebiyet verecek, bu yargı darbesini meşrulaştıracak bir şeyin içinde olmamız zaten mümkün değil. Bu konuda bir teklifle gelinmiş de değil. Genel olarak anayasa ve içtüzük ile ilgili gruplar arası diplomasi yerel seçimlerden sonra olabilir” diye konuştu.

Özel, Can Atalay hakkındaki yargı kararının TBMM’de okutulup okutulmayacağına ilişkin bir soru üzerine, “Bugün benim Sayın Başkandan önümüzdeki birkaç hafta içinde ya da muhalefet partilerinin haberi olmaksızın böyle bir şeyin olmayacağına yönelik bir hissiyatım oluştu. Gelecek hafta böyle bir şey beklemiyoruz. Biz zaten bütün meclis başkanvekillerinin ve Meclis Başkanının, bu yargı darbesine karşı Meclisin ve milletvekillerinin arkasında durması gerektiğini düşünüyoruz. Yakın zamanda böyle bir şeyin yaşanma tehlikesine yönelik bir izlenim edinmedim” diye konuştu.

“Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır”

CHP Lideri Özel, Hrant Dink’in katili Ogün Samast’ın tahliyesine ilişkin bir soru üzerine, “Bir el, bu 4 aydaki kanaati değiştirmiş. Bir el, punduna getirmiş katilini serbest bırakmış. Bir el, Hrant Dink’in katilini korumuş, kollamış, günü gelince de hepimize şu mesajı vermiş: ‘Gerekirse buradaki derin yapı, katiline bile sahip çıkar.’ Bu, hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’ne açık bir meydan okumadır. Bu, Ermeni cemaati için inanılmaz incitici ve ürkütücüdür. Onların yaşadığı hissiyatı yüreğimizde hissediyoruz.

Bu, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bütün vatandaşlara, burada Anayasada yazmayan kurallar vardır, burada karanlık ve derin güçler, hepimizin gözünün önünde racon kesmektedir. Buna teslim olmayacağız. Bunu not ettik, bu Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasiye karşı günahlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek, demokrasiye karşı suçlar defterine kalın harflerle yazılıp altı çizilecek bir kara lekedir. Defter, Tayyip Erdoğan’ın defteridir. Ama kalemi hangi ittifak ortağı ya da hangi başka siyaset dışı derin yapı tutup yazmıştır. Onu tarih gösterecektir. Ama biz bu yapıya teslim olmayacağız” diye konuştu.

Paylaşın

Yerel Seçimler: HEDEP’ten ‘İttifak’ Açıklaması

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan HEDEP Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Az farkla kaybettiğimiz belediyeleri kazanacağız. Kazanılmış belediyeleri de kayyımın elinden söke söke alacağız” dedi.

Batı illerinde ittifaka açık olduklarını belirten Hatimoğulları, “Bütün yerellerimizde belediye eş başkanlarımızın ve Meclis üyelerimizi ön seçimle belirleyeceğiz. Bütün bunların detaylı çalışmasını seçim komisyonumuz şu an yürütüyor” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Adana’da yerel seçimlere ve olası ittifaklara ilişkin açıklama yaptı. Artı Gerçek’in aktardığına göre, Adana’da konuşan Hatimoğulları, “Birinci, ikinci olduğumuz bölgelerde kendin adaylarımız ile seçime gireceğiz. Batı illerinde ise ittifaka açığız” dedi.

Agos Gazetesi’nin eski Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i öldüren Ogün Samast’ın tahliye edilmesine tepki gösteren Hatimoğulları, “Hrant Dink şunu söylüyordu: ‘Bu ülkede güvercin ürkekliğiyle yaşıyorum ama biliyorum ki bu toplumda güvercinlere güvercinlere dokunmazlar’ demişti. Ama Hrant Dink’e dokundular.

Biz o güvercini, güvercin ürkekliğiyle yaşayan gazeteciyi koruyamadık. Bundan dolayı hepimiz vicdanen huzursuz ve rahatsızız. Ve Hrant Dink’ten, ailesinden, Ermeni toplumundan binlerce kez özür diliyoruz. Biz Hrant Dink’i koruyamadık” diye konuştu.

Samast’ın tahliyesini, Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasında devam eden yargı krizinin, yargı darbesinin ürünü olarak gördüklerini söyleyen Hatimoğulları, şöyle devam etti: “AYM’nin kararına karşı çıkarak Yargıtay, aslında yargıda büyük bir krizi bize göstermiş oldu, aslına bu kriz vardı. Ve sevgili Can Atalay Hatay halkı tarafından, deprem bölgesi olan Hatay bölgesinden seçilmiş bir milletvekili olarak hâlâ cezaevinde olmasını kabul etmemiz mümkün değil.

AİHM kararlarına rağmen sevgili Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı ve arkadaşlarını cezaevinde bırakan anlayış ne yazık ki Ogün Samast gibi katilleri salıvermiştir. İşte yargıda çürümüşlüğün, yargıda kokuşmuşluğun geldiği nokta .Yargı geçmişte çok mu bağımsızdı, elbette değildi. Ama yargı hiçbir zaman bu kadar kılıfına bile uydurma gereği duymadan, bu kadar açıktan anayasayı ihlal etmemişti.”

“Rejimle ilgili eleştirilerimiz noktasında kesinlikle aynı yerdeyiz”

Hatimoğlulları’nın seçimlere ilişkin kayyum ve ittifak açıklamaları ise şu şekilde: “Az farkla kaybettiğimiz belediyeleri kazanacağız. Kazanılmış belediyeleri de kayyımın elinden söke söke alacağız. Bütün yerellerimizde belediye eş başkanlarımızın ve Meclis üyelerimizi ön seçimle belirleyeceğiz. Bütün bunların detaylı çalışmasını seçim komisyonumuz şu an yürütüyor.

Batıda 2019 yılında belirlemiş olduğumuz seçim stratejisi büyükşehir belediyelerinin ana muha’lefet tarafından kazanılmasına katkı sağladı. Bütün büyük şehirler HDP’nin vermiş olduğu katkıyla kazanılmış oldu. Mayıs seçimlerinde aday çıkarmayarak Sayın Kılıçdaroğlu’nu destekledik. Çünkü mevcut olan iktidarın gitmesi gerektiğini düşündük. Biz mevcut iktidarın gitmesi gerektiği konusunda aynı yerdeyiz. Rejimle ilgili eleştirilerimiz noktasında kesinlikle aynı yerdeyiz.

Fakat bu dönem şurada bir farklılık sergileyeceğiz; bizler bu ülkede HDP’nin kriminalize edildiği bir dönemde, HDP hakkında kapatılma davası açıldığı bir dönemde eş başkanlarının, milletvekillerinin, belediye başkanlarının, meclis üyelerinin tutuklandığı bir dönemde HDP’nin yanında açıkça olmak gerekiyor. Bizler muhalefeti yeterince yanımızda olmamakla eleştiriyoruz.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği: TBMM’den Erteleme Kararı

Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından imzalanarak 23 Ekim’de TBMM’ye gönderilen İsveç’in NATO’ya üyeliği protokolü TBMM Dışişleri Komisyonu’nda görüşüldü. Komisyon, protokol görüşmelerinin iptali ve onay için beklemeye karar verdi.

İsveç, Rusya’nın 24 Şubat 2022’de Ukrayna’ya saldırması sonrasında askeri tarafsızlık ilkesinden vazgeçerek Finlandiya ile birlikte NATO’ya üye olmak için başvuruda bulunmuştu. Ancak Türkiye, “PKK gibi terör örgütleri ile yeterince mücadele etmediği” gerekçesiyle İsveç’in üyeliğini uzun süre bloke etmişti.

İsveç’in Türkiye’nin taleplerini karşılamaya yönelik adımları neticesinde Türkiye Temmuz ayında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta yapılan zirvede İsveç’in üyeliğine yönelik itirazını kaldırmıştı.

İsveç’in NATO’ya (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) katılım protokolü TBMM (Türkiye Büyük Millet Meclisi) Dışişleri Komisyonunda görüşüldü.

AK Parti Ankara Milletvekili Fuat Oktay başkanlığında toplanan komisyona Dışişleri, Adalet, Milli Savunma, İçişleri Bakanlıkları ile Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı yetkilileri de katıldı.

Fuat Oktay, toplantının başında yaptığı açıklamada İsveç’in NATO üyeliği süreci ile ilgili Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden geniş bilgi alacaklarını belirterek, “Bakanlık ve gerekirse diğer kurum temsilcileri olabilecek ek sorularımızı yanıtlayacaklar. Diğer anlaşmalarda olduğu gibi konuyu etraflıca tartışacak ve değerlendirmelerimiz sonucu nihai kararımızı vereceğiz” dedi.

Oktay, her bir uluslararası anlaşmanın ülke için önemli olduğunu söyleyerek, “Milli çıkarlarımız bizim için önceliktir. Gündemimizde sekiz antlaşma bulunuyor” hatırlatmasında bulundu.

İktidar ve muhalefet partilerinin milletvekillerinin yanı sıra Dışişleri ve Adalet Bakanlığı tavsiyelerinin yaptığı konuşmalar ve bilgilendirmeler sonrasında protokol için bekleme kararı alındı.

Komisyon Başkanı Fuat Oktay, çoğu AKP milletvekillerinden gelen görüşmelerin çok uzadığını ve ayrıca ilgili başka kesintilerin de katılmama taleplerine cevap vermesi durumunda herkesin hemfikir olması beklenebileceğini belirtti.

Oktay, “Bizim gösterdiğimiz hassasiyeti ne yazık ki ki muhataplarımız bize göstermiyor” diyerek, Türkiye’nin çıkarları çerçevesinde hareket edilmesinin kendileri için önemli olduğunu kaydetti.

Daha sonra AK Partili vekillerin toplantısının bitirilmesine yönelik teklifte bulunulması kabul edildi. Komisyonun bir daha ne zaman toplanacağı şu an için net değil.

Komisyon’da kabul edilmesi durumunda protokol için daha sonra Genel Kurul aşaması önem taşıyor. Genel Kurul’un gündemine ne zaman alınacağı ile ilgili net bir tarih bulunmayan protokolün onay sürecinin tamamlanmasının bütçe görüşmelerinin ardından olmasına yüksek ihtimal veriliyor.

İsveç’in NATO’ya Katılım Protokolü Meclis’in açılmasının beklenmesinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanarak 23 Ekim’de TBMM’ye sevk edilmişti. Protokol 25 Ekim’de de TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından ilgili komisyona yani Dışişleri Komisyonu’na gönderilmişti.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: TBMM’deki Sandalye Sayısı 42’ye Düştü

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere kendi adaylarıyla gireceğini açıklayan İYİ Parti’de istifalar devam ediyor. Son olarak İYİ Parti Ankara Milletvekili Adnan Beker, partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Adnan Beker istifasını, “İYİ Parti çatısı altında artık Ankaralı hemşehrilerim ve Yüce Türk Milleti’ne daha fazla katkı sağlayamayacağımı düşündüğümden, bugün itibariyle İYİ Parti’den istifa ediyorum” sözleriyle duyurdu.

Adnan Beker açıklamasında ayrıca, “Başta çok değerli Ankaralı hemşehrilerim olmak üzere, İYİ Parti İlçe Başkanlarımız, yöneticilerimiz, üyelerimiz, gönüllülerimiz ve İYİ Parti’ye oy vermiş tüm vatandaşlarımızla bugüne kadar nasıl hemhâl olduysak bugünden sonra da kapım ve telefonum her zaman açık olacaktır.” ifadelerini kullandı.

Adnan Beker’in istifasıyla birlikte İYİ Parti’nin TBMM’deki sandalye sayısı 42’ye düştü.

İYİ Parti’de peş peşe istifalar

Yakın zamanda İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem ve 27’nci dönemde İYİ Parti’den milletvekili seçilen Durmuş Yılmaz da partisinden istifa ettiğini duyurmuştu.

Bahadır Erdem, istifa açıklamasında şu ifadeleri kullanmıştı: “‘2024 yerel seçimlerinde’ aday çıkarma kapsamına tüm illerin alınması ısrarı maalesef İstanbul ve Ankara’nın muhalefette kalmasını riske atmakta ve son dönemde Anayasa hususunda bilinçli olarak yaratılan büyük devlet krizini de göz önüne bulundurduğumuzda hukuk tanımaz AKP rejimi için yeni fırsatlar doğurmaktadır.

Bu çerçevede, İYİ Parti’ye katıldığım günden bu yana hedefi yirmi bir yıldır devam eden bu iktidarı değiştirmek olan, ülkemizde yeniden demokrasi ve hukuk devletinin sağlanmasını amaçlayan bir siyasetçi, bir hoca ve bir hukukçu olarak mevcut kazanımların riske atılmasını kabul etmem mümkün değildir.

İfade etmek isterim ki bütün olanlara rağmen dürüstlüğün, şeffaflığın, vatan ve millet sevgisinin hala siyasette geçer akçe olduğuna ve olması gerektiğine inancımı sürdürmekteyim.”

Durmuş Yılmaz ise, geniş çaplı açıklama yapmak için bir süre bekleyeceğini ifade ederek Durmuş Yılmaz “Partide taşı elimin altına koymamı gerektiren bütün hayallerim yıkıldı” demişti.

Yılmaz, “İYİ Parti kurulurken varmak istediğimiz amaçlarla ilgili tüm beklentilerim sıfırlandı. Türkiye’de yeni bir sayfa açacaktık. Hesap verebilir, şeffaf olacaktık. Hukukun dışına çıkmayacaktık. Türkiye’deki herkesin, dağdaki çobanın da hakkını hukukunu koruyacaktık, olmadı. Tam tersi oldu, her şey çöktü” ifadelerini kullanmıştı.

İYİ Parti’de yakın zamanda çok sayıda isim istifa ettiğini açıklamıştı. İYİ Parti eski milletvekili Aytun Çıray, Yavuz Ağıralioğlu, Ahat Andican, Emine Küçükali ve İBB Meclis üyesi Taylan Yıldız da İYİ Parti’den istifa eden isimler arasındaydı.

Paylaşın

HEDEP Sözcüsü Doğan’dan CHP Lideri Özel’e: İyi Kürt, Kötü Kürt Oyunlarınız…

HEDEP Sözcüsü Ayşegül Doğan, CHP Lideri Özgür Özel’in Öcalan ile ilgili sözlerine tepki göstererek, “Öcalan hakkında bir şey söylemeden önce, onun temel hukuki hakları için kılınızı kıpırdattınız mı?” sorusunu yöneltti ve ekledi:

Haber Merkezi / “İyi Kürt, kötü Kürt oyunlarınız daha önce çok denendi. Karşılıklı düşmanlarınızı tartarken de Kürtleri kullanıyorsunuz. Buna izin vermeyiz!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP) Sözcüsü ve Şırnak Milletvekili Ayşegül Doğan, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’in Abdullah Öcalan ile ilgili ifadelerine sosyal medya hesabından cevap verdi. Ayşegül Doğan, şu ifadeleri kullandı:

“Bir yandan demokrat, insan haklarına saygılı görünmeye çalışan, öte yandan sorunları kördüğüme çevirmiş olan devlet ezberleriyle statükoya göz kırpan bir lider “değişim” iddiasında gerçekten kararlı mı? Yıllardır hiçbir hukuk normu gözetilmeden tecritte tutulan Sayın Öcalan hakkında bir şey söylemeden önce, onun temel hukuki hakları için kılınızı kıpırdattınız mı? İyi Kürt, kötü Kürt oyunlarınız daha önce çok denendi. Karşılıklı düşmanlarınızı tartarken de Kürtleri kullanıyorsunuz. Buna izin vermeyiz!”

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in KKTC’de yaptığı açıklamada Abdullah Öcalan ile ilgili konuşmuştu. CHP Lideri Özel açıklamasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik “Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma Selahattin Demirtaş’a yapılan hukuksuzluğu eleştirmek çok daha izah edilebilir bir şeydir.

Selahattin Demirtaş bir partinin genel başkanıyken alındı, cezaevine kondu ve birçok hak ihlal kararlarına rağmen hâlâ orada tutuluyor. Oysaki kendisi 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’la mektup arkadaşlığı yapmaktadır. Ondan mektup alıp, yerel seçimlerde mektup okutturmaktadır” demişti.

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a ‘Demirtaş’ Yanıtı: Öcalan’dan Medet Umacağıma…

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın grup toplantısındaki ifadelerine cevap veren CHP Lideri Özgür Özer, “Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma Selahattin Demirtaş’a yapılan hukuksuzluğu eleştirmek çok daha izah edilebilir bir şeydir. Selahattin Demirtaş bir partinin genel başkanıyken alındı, cezaevine kondu ve birçok hak ihlal kararlarına rağmen hâlâ orada tutuluyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Oysaki kendisi 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan’la mektup arkadaşlığı yapmaktadır. Ondan mektup alıp, yerel seçimlerde mektup okutturmaktadır. Binali Yıldırım’ı destekletmektedir. Yani esas kimin kimle ilişkili olduğunu vatandaşımız takdir etsin. Biz, hukuksuz yargılamalara itiraz etmeye devam edeceğiz. Tayyip Erdoğan’ın mırıldanmalarıyla geri adım atacak falan değiliz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, KKTC’nin 40. Kuruluş Yıl Dönümü törenlerine katılmak ve bir dizi temas için, tarifeli uçakla Ankara’dan Lefkoşa’ya gitti.

Resmi geçit töreninin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Özgür Özel, “Bugün 15 Kasım, KKTC’nin kuruluşunun 40’ıncı yıldönümündeyiz. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı olarak seçildikten sonra ilk ziyaretimi Kıbrıs’a yapacağımı söylemiştim. Sabah resmi törenlere katıldık, öğlen Sayın Başbakan’ın verdiği davete katıldık. Şimdi Meclis Başkanı’yla görüştük” dedi.

CHP Lideri Özel, “Bugün yavru vatanda değiliz, yavru vatan demek yerine kardeş vatan demeyi tercih ediyoruz. Her ne kadar nüfusumuz ve yüzölçümümüz daha büyük de olsa, Kıbrıs ile ilişkileri bir ağabey, kardeş formasyonuna ya da anne-yavru formasyonuna dökmek yerine eşitler arasında iyi diyalogla sürdürülen bir ilişkiyi tercih ediyoruz. Tabi, Kıbrıs Türklerinin burada yaşadığı çok sayıda sorun var, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu sorunları yakından takip ediyor olacağız. Kıbrıs ile hem diplomatik ilişkilerimizi, hem de gönül ilişkilerimizi çok daha yoğun bir şekilde yaşayacağımız bir döneme girdiğimizi ifade etmek isterim” ifadelerini kullandı.

Özgür Özel açıklamalarını, “Gelecek yıl Kıbrıs Barış Harekatının 50’nci yılı. 3’üncü Genel Başkanımız, Başbakan Bülent Ecevit zamanında yapıldı barış harekatı. Adaya barışı getirdi. Barış Harekatının 50’nci yılında hem Ecevit’i hem de bu cesur kararı alanları anmak için farklı etkinliklerde bulunacağız. Kıbrıs’ta çok iyi karşılandık, her şey çok iyi gidiyor. Kardeş KKTC ile çok daha yakın ilişkiler içinde olacağız” cümleleriyle sürdürdü.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamalarının sorulması üzerine Özel şu ifadeleri kullandı: “Ne demeli, 15 Temmuz akşamı darbe oldu, Meclis Başkanı’nı ilk Özgür Özel aradı. AK Parti Grup Başkanvekillerini Özgür Özel aradı. Ne dedi? Darbenin karşısındayız, kapalı Meclis’i açalım, birlikte direnelim, dedi. Bu lafı söylemiş kişiye utanmadan sıkılmadan utanmaz diyor. Bir utanmazlık varsa, darbe gecesi ilk desteği açıklayan, Meclisi açan, darbenin karşısında yer alan partiye, o gece o partinin sözcüsüne, bugünkü genel başkanına bunları söylemek, utanmazlığın daniskasıdır.

Bütün darbeler anayasaları askıya alırlar. Bunu topla tüfekle yaparsanız askeri darbe olur. Sizin gibi anayasayı hiçe sayarsanız sivil darbe olur. Yapılmaya çalışılan, anayasanın bir maddesini hiçe sayarak, Anayasa Mahkemesi denetiminden kurtulmak. İki yüksek yargı organı arasında anlaşmazlık olduğu doğru. Anayasa, Anayasa Mahkemesi kararları yargıyı da bağlar diyor. Siz, buna karşı ‘Ben Yargıtay’ın tarafındayım’ derseniz,, sizin tarafınız darbenin tarafıdır, galiba siz darbenin başısınız” ifadesini kullandı.

CHP Lideri Özel, “Biz değişim kurultayını yaptığımızdan beri, Tayyip Erdoğan bir cümlede 4 kere değişim diyor. Cumhuriyet Halk Partisi’ndeki değişimin, onun uykularını kaçırdığı çok belli. Bizimle meşgul, Ben bundan çok memnunum. Ona kötü bir haberim var. Parti içinde değişim yaşandı ama esas değişim iktidarda yaşanacak. İktidarı değiştireceğiz, Cumhurbaşkanını değiştireceğiz. Bunu da çok uzak bir zamanda yapmayacağız. Önce yerel seçimlerde büyük bir başarı elde edeceğiz. Ardından da bu sürdürülemez yönetim biçimine karşı, vatandaşımızdan genel seçimin sandığını talep edeceğiz. Biz Cumhurbaşkanı değiştireceğiz. O yüzden onun her an beyninin içinde değişim kelimesinin olduğunu bir cümlede 4 kere değişim demesinden anlıyoruz. Endişelenmekte haklı” diye konuştu.

“Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma…”

Özgür Özel, “Abdullah Öcalan’dan medet umacağıma, Selahattin Demirtaş’a yapılan hukuksuzluk eleştirmek çok daha izah edilebilir bir şeydir. Demirtaş, bir partinin genel başkanıyken alındı, cezaevine kondu, birçok hak ihlal kararlarına rağmen hala orada tutuluyor. Oysa ki kendisi 40 bin kişinin katili, Öcalan’la mektup arkadaşlığı yapmaktadır. Yerel seçimlerde mektup okutmaktadır. Hiç olmazsa oy vermeyin dedirtmektedir. Esas kimin kiminle ilişkili olduğunu vatandaşımız takdir etsin. Biz, hukuksuz yargılamalara itiraz etmeye devam edeceğiz. Tayyip Erdoğan’ın mırıldanmalarıyla geri adım atacak falan değiliz” ifadesini kullandı.

Özel, “Mustafa Kemal Atatürk’ün emanetçisiyim. Atatürk’ün emanet ettiği cumhuriyete sahip çıkıyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ne genel başkanlık yapıyorum. Atatürk’ün koltuğunda oturuyorum. Bir emanet daha var, Atatürk’ün bir emaneti de Cumhurbaşkanlığı koltuğu. O emaneti de kendisinden geri almak üzere gün sayıyoruz. Kendisi emaneti teslim edeceği günü belirlesin. Çok ileri bir tarih olmayacağını da kendisine müjdeliyorum. Onun dışında kullandığı hakaretler, duyduğu endişeden dolayı. Biz kendi yolumuzda yürümeye, Tayyip Erdoğan’ı da kendi çirkin üslubuyla baş başa bırakmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

CHP Lideri Özel, KKTC’de yaşanan protokol kazasına ilişkin bir soru üzerine, “Kötü niyetli olduğunu düşünmediğimiz bir şekilde, bizi Kıbrıs’ın muhalefet partileriyle bir yere koymuşlar. Oysaki, bugün burada Cumhurbaşkanı Yardımcısından sonra Türkiye protokolündeki en üst makam ana muhalefet partisi genel başkanlığıdır. Sorun çözüldükten sonra da yerimize geçtik, Meclis Başkanımızın hemen yanında oturdum. Krize dönüşecek bir şey yok. Biz bunları dert etmeyiz, iyi niyet önemli” ifadesini kullandı.

Paylaşın

Erdoğan: İsrail, İnsanlık Tarihinin En Kalleş Saldırılarını Düzenliyor

Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsrail yönetimi, Gazzeli çocuklara, kadınlara ve sivillere karşı, insanlık tarihinin en kalleş saldırılarını düzenliyor. Gazze’de 40 gündür şahit olduklarımızı anlatmak için ‘savaş’ dâhil, tüm kavramlar yetersiz kalmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Çünkü savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı ise çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hastalara dokunmamaktır. Kuvözdeki, kundaktaki bebekleri katledenler, evlerinden kovdukları masumların tepesine bomba yağdıranlar, insanların suyunu, gıdasını, yakıtını keserek ölüme mahkûm edenler, 2 milyonu aşkın sivili atom bombasıyla yok etmekten bahsedenler…”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Buradan şimdi Netanyahu’ya sesleniyorum; sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla ama açıklayamazsın. Ey İsrail sende atom bombası, nükleer bomba var ve bununla tehdit ediyorsun. Bunu da biz biliyoruz ve artık ecelin geliyor.  İster nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol ama gidicisin. Ezcümle ahlak, vicdan, onur namına ne varsa hepsini kaybedenler insan değil; ancak ‘belhüm adal’ olabilir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Sınırların güvenliği, terörle mücadele, insanların huzuru, ekonomideki sıkıntıların çözümü, 6 Şubat depremleriyle yıkılan şehirlerin inşasının gündemlerinin değişmez ve en öncelikli başlıkları olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze’ye yönelik İsrail vahşetinin de, 7 Ekim’den beri gündemlerinin en üst sırasında yer aldığını ifade etti.

Amerika’nın ve Batılı ülkelerin sınırsız desteğini alan İsrail hükûmetinin, katliamlarına tam 40 gündür aralıksız bir şekilde devam ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Okulları, camileri, kiliseleri, hastaneleri, pazar yerlerini, binaları, sokakları kasıtlı olarak hedef alan İsrail, bir şehri içindeki insanlarıyla topyekûn yok etme stratejisi uyguluyor” dedi.

İsrail yönetiminin evlerini terk etmeye zorladığı sivilleri yolda kasıtlı olarak bombalayan bir canilikle, kelimenin tam anlamıyla bir devlet terörü estirdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar İsrail tarafından katledilen 12 bine yakın Gazzeli’nin üçte ikisini çocuklar ve kadınların oluşturduğuna dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İsrail yönetimi, Gazzeli çocuklara, kadınlara ve sivillere karşı, insanlık tarihinin en kalleş saldırılarını düzenliyor. Gazze’de 40 gündür şahit olduklarımızı anlatmak için ‘savaş’ dâhil, tüm kavramlar yetersiz kalmaktadır.

“Savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır”

Çünkü savaşın da bir ahlakı vardır; adabı, hukuku ve sınırı vardır. Savaş hukukunun ilk kuralı ise çocuklara, kadınlara, yaşlılara ve hastalara dokunmamaktır. Kuvözdeki, kundaktaki bebekleri katledenler, evlerinden kovdukları masumların tepesine bomba yağdıranlar, insanların suyunu, gıdasını, yakıtını keserek ölüme mahkûm edenler, 2 milyonu aşkın sivili atom bombasıyla yok etmekten bahsedenler…

Buradan şimdi Netanyahu’ya sesleniyorum; sende atom bombası var mı yok mu? Sıkıysa açıkla ama açıklayamazsın. Ey İsrail sende atom bombası, nükleer bomba var ve bununla tehdit ediyorsun. Bunu da biz biliyoruz ve artık ecelin geliyor.  İster nükleer bombaya sahip ol neye sahip olursan ol ama gidicisin. Ezcümle ahlak, vicdan, onur namına ne varsa hepsini kaybedenler insan değil; ancak ‘belhüm adal’ olabilir.”

‘İnsanım’ diyen hiç kimsenin Gazze’de yaşananları onaylamayacağını, mazur ve meşru göremeyeceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail yönetimini lanetlerken; bu katliamlara aleni destek verenleri, meşrulaştırmak için kırk dereden su getirenleri de unutmadıklarını belirterek, “İsrail’in işlediği insanlık suçlarına ses çıkarmayanlar, en az failler kadar, bu suçlara ortaktır” değerlendirmesinde bulundu.

“Gazze’de öldürülen yavruların kanı, İsrail yönetimine silah, mühimmat ve istihbarat desteği sağlayanların alınlarına, utanç lekesi olarak yapışmıştır” sözleriyle devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti:

“Düşünebiliyor musunuz? Her gün yüzlerce çocuk bombaların altında can veriyor; Avrupa Birliği’nden Amerika’sına sürekli insan hak ve hürriyetlerinden dem vuranların hiçbiri çıkıp, tek kelime etmiyor, edemiyor. Gazze’deki vahşeti dünyaya duyuran gazetecileri, aileleriyle birlikte İsrail katlediyor; uluslararası basın kuruluşları tek bir açıklama dahi yapmıyor.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, bırakın Gazzeli sivillerin hayatını korumayı, Teşkilat’ın kendi çalışanlarına dahi sahip çıkamıyor. Birleşmiş Milletler üyesi ‘121’ ülkenin Genel Kurul’da sergilediği irade, Güvenlik Konseyi’ndeki bir-iki ülke tarafından resmen gasp ediliyor.”

Paylaşın