Yerel Seçimler: AK Parti, İstanbul İçin Nasıl Bir Aday Arıyor?

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesinde aday tercihinin en önemli faktör olduğu belirtilen AK Parti’de, İstanbul ve Ankara için belediyecilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması görüşü ağırlık kazanıyor.

AK Parti kulislerinde İstanbul’u yeniden almanın yollarından biri olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik hizmetlerinden memnun olmadığı belirtilen, yüzde 10 dolayındaki muhalif seçmenin en az yarısının oy verebileceği bir ismi aday göstermek olarak görülüyor. AK Parti kurmayları, İstanbul’u yeniden kazanmanın Ankara’ya göre daha kolay olacağı görüşünde.

31 Mart 2024’de yapılacak yerel seçimler için çalışmalarını hızlandıran Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile ittifak çalışmalarını sürdürürken, 2019 yerel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) kaybedilen büyükşehirleri yeniden kazanacak strateji üzerinde çalışıyor. İktidar partisinin birinci önceliği ise, İstanbul’u yeniden kazanmak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın aktardığına göre; AK Parti kulislerinde İstanbul’u yeniden almanın yollarından biri olarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun belediyecilik hizmetlerinden memnun olmadığı belirtilen, yüzde 10 dolayındaki muhalif seçmenin en az yarısının oy verebileceği bir ismi aday göstermek olarak görülüyor.

2019’daki yerel seçimlerde Ankara ve İstanbul’un kaybedilmesinde aday tercihinin en önemli faktör olduğu belirtilen AK Parti’de, İstanbul ve Ankara için belediyecilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması görüşü ağırlık kazanıyor. AKP kurmayları, İstanbul’u yeniden kazanmanın Ankara’ya göre daha kolay olacağı görüşünde.

2019’da Ekrem İmamoğlu üzerinde ittifak sağlayan muhalefetin, bu ittifakı 2024 yerel seçimlerine taşıyamaması avantaj olarak görülüyor. 31 Mart 2019’da yapılan yerel seçimlerde İstanbul’daki oy farkının sadece 13 bin 759 olduğuna dikkat çekilerek, tekrarlanan seçimlerdeki 800 bin dolayındaki farkın “tepki ve mağduriyet algısından” kaynaklandığına işaret ediliyor.

İktidar partisi kurmayları, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayının profilinin ilk tur seçim sonuçları dikkate alınarak şekilleneceğini ifade ediyorlar.

İktidar partisi kaynakları, gerek parti içinde gerekse bağımsız kuruluşlarca yapılan kamuoyu araştırmalarına göre yüzde 10 dolayında olduğu belirtilen ve 2019’de Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş, ancak şu anda belediye hizmetinden memnun olmayan seçmeni ikna edecek bir ismin adaylaştırılması halinde, İstanbul’un yeniden alınabileceğini savunuyor.

AK Parti kurmayları, bu veriye göre nasıl bir strateji izleneceğine ilişkin şu değerlendirmeleri yapıyorlar: “Şu anda gri alanda duran yüzde 10 dolayında bir seçmen kitlesi var. Bunlar daha önce CHP’ye veya başka bir muhalefet partisine oy vermiş, AK Parti’ye muhalif bir kesim.

Ancak iyi belediye hizmeti verilmesini önemsiyor. Ulaşımda kolaylık, çevre temizliği, şehir hayatının kolaylaştırılması bunların önceliği… Bu seçmen grubuyla ilgili bir üniversitenin yaptığı araştırma var: Yüzde 10’luk grup, 2019’da Ekrem İmamoğlu’na oy vermiş. Ama bunların yüzde 46’sı belediyecilik hizmetini beğenmediği için ‘yeniden oy vermem’ diyor.

AK Parti’nin İstanbul’da oyu zaten yüzde 44-45 bandında. Bu seçmen grubunun en az yarısının oy verebileceği bir isim bizim seçimi rahat kazanmamızı sağlar… Bu seçmen grubu, popüler adayları da sevmiyor. 2019’da yapılan hata da buydu. Siyasi kimliğiyle öne çıkan isimler adaylaştırıldı. O nedenle 2019’da İmamoğlu’na yöneldiler… Aynı aday tekrarlanmamalı, belediyecilik hizmeti beklentisini karşılayacak isimler adaylaştırılmalı.”

AK Parti’de, belediye ve şehircilik hizmetleriyle öne çıkan isimlerin adaylaştırılması konusunda büyük ölçüde uzlaşı olsa da adayın belediye başkanı kökenli mi, yoksa geçmişteki icraatlarıyla öne çıkan eski bakanlardan biri mi olacağı konusu tartışmalı.

Ancak son dönemde AK Parti kulislerinde, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) dönemindeki hizmetleri anımsatılan Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan ile Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen da ön plana çıkmaya başladı. Trabzonlu olan Ekrem İmamoğlu’na karşı Karadenizli aday formülünün de dile getirildiği AKP’de, her iki başkanın da Trabzonlu olmasının da avantaj olacağı düşünülüyor.

Ancak eski Çevre Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum ile eski Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu da AK Parti kulislerinde en çok aday olarak ismi dillendirilien isimler.

Bir önceki seçimde olduğu gibi 31 Mart seçimlerinde de ittifak yapma kararı alan AK Parti ve MHP kurmayları ittifak kriterlerini büyük ölçüde netleştirdi. Buna göre halen AK Parti’de olan belediyeler AK Parti’ye, MHP’de olan yerlerde de sadece bu parti aday çıkarması üzerinde uzlaşıldığı belirtiliyor.

Bu çerçevede MHP’li başkanın yönettiği Manisa Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yine MHP aday gösterecek. 2019’da CHP’ye karşı kaybedilen büyükşehir ve illerde ise başarısız olan belediye başkanları yeniden aday gösterilmeyecek ama kamuoyu araştırmaları da dikkate alınarak, bu illerde belediyeyi en son kazanan parti aday çıkaracak. Bu çerçevede 2019’da CHP’nin kazandığı Mersin ve Adana da bu çerçevede MHP’ye bırakıldı.

Kamuoyu yoklaması

2019 seçimlerinde iki partinin ayrı girmesi nedeniyle, az farkla kaybedilen yerler ile uzun süredir muhalefetin elinde olan yerler için ise farklı strateji uygulanacak. Kamuoyu yoklamaları, teşkilatların öneriler ve aday beklenti profili dikkate alınarak, az farkla kaybedilen yerlerde ortak aday çıkarılacak.

Bu yüzden, ittifak yapılacak il ve ilçe sayısının artacağına dikkat çekiliyor. Hangi partinin oyu yüksekse veya kazanacak aday profiline uygunsa, o partinin adayı desteklenecek. Aydın ve Muğla gibi, uzun süredir muhalefetin elinde olan illerde de kamuoyu yoklamaları yapılacak.

Bu illerde, ortak aday çıkarılması halinde seçimi kazanma ihtimali görülmesi halinde, ortak aday gösterilecek ve oyu önde görülen partinin adayı desteklenecek. Ancak, seçimi kazanma ihtimalinin düşük olduğu yerlerde, iki partinin ayrı adaylar çıkarması söz konusu olabilecek.

Paylaşın

İstanbul’da Her An Deprem Olma İhtimali Yüzde 47

Yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Mudanya açıklarında gerçekleşen depremin Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolunda gerçekleştiğini söylüyor. Büyük Marmara depremi ise aynı fay hattının kuzey kolunda bekleniyor.

Bu depreme ilişkin öngörülerin halen geçerli olduğunu vurgulayan Görür’e göre İstanbul’da her an deprem olma ihtimali yüzde 47’ye çıkmış durumda. Görür, “Bu inanılmaz bir oran. Neredeyse yazı tura atacaksın” diyor.

İBB’nin tespitlerine göre İstanbul’da bulunan 1 milyon 200 bin binadan 800 bini 2000 yılı öncesi yönetmeliklere göre yapılmış durumda. Bu binalardan yaklaşık 200 bininin depremde ağır hasar alması ya da yıkılması bekleniyor.

Prof. Dr. Naci Görür’e göre depreme ilişkin İstanbul’da planlı programlı, gönül birliği edilmiş, iş birliği edilmiş, hızlı, seferberlik havasında bir depreme hazırlık yok.

Bursa Mudanya merkezli depremleri ardından İstanbul’un büyük Marmara depremine ne kadar hazır sorusu yeniden gündemde. İstanbul’da çözüm bekleyen en temel sorunlardan biri depreme karşı dayanıklı olmayan riskli yapılar. Marmara Denizi’nde 7 ila 7,5 büyüklüğünde bir deprem beklenirken kentteki yüksek riskli konut sayısı yaklaşık 1,3 milyonu buluyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Deprem Risk Yönetimi ve Kentsel İyileştirme Dairesi Başkanı Murat Yün, olası depremde ağır hasar alması ya da yıkılması beklenen yapılarda 3 milyon nüfusun yaşadığına dikkat çekiyor.

4 Aralık Pazartesi günü Marmara Denizi, Gemlik Körfezi’nde Bursa Mudanya açıklarında 5,1, ardından 4,5 ve 3,5 büyüklüğünde depremlermeydana geldi. Depremler Bursa, İstanbul, İzmir ve Tekirdağ başta olmak üzere pek çok ilde hissedildi.

DW Türkçe’den Pelin Ünker’e konuşan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, Mudanya açıklarında gerçekleşen depremin Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın güney kolunda gerçekleştiğini söylüyor. Büyük Marmara depremi ise aynı fay hattının kuzey kolunda bekleniyor. Bu depreme ilişkin öngörülerin halen geçerli olduğunu vurgulayan Görür’e göre İstanbul’da her an deprem olma ihtimali yüzde 47’ye çıkmış durumda. Görür, “Bu inanılmaz bir oran. Neredeyse yazı tura atacaksın” diyor.

Kuzey Anadolu Fay Hattı 17 Ağustos 1999’daki Gölcük depreminde kırılmıştı. Aynı fay hattının devamı batıda İstanbul’dan geçiyor. İstanbul, o tarihten bu yana 7 ila 7,5 büyüklüğündeki bir deprem riski altında. Naci Görür, Marmara Bölgesi’nin Kumburgaz ve Adalar fayının deprem üreteceğini belirterek Adalar fayı kırılırsa en fazla 7, Kumburgaz fayı kırılırsa minimum 7,2, her iki fay aynı anda kırılırsa 7,5 büyüklüğünde deprem öngörüyor.

İstanbul’da her gün yüzde 47’lik deprem beklentisiyle yaşam devam ederken hükümet, riskli yapı sorununa çözüm getireceği iddiasıyla kentsel dönüşüm düzenlemelerini içeren “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun”u yürürlüğe koydu. Düzenleme, afet riskini öncelemediği, bütüncül bir planlama anlayışından uzak olduğu, koruma kapsamındaki alanları yapılaşmaya açacağı ve özel mülkiyetlerin el değiştirmesine neden olacağı dolayısıyla eleştiriliyor.

Peki İstanbul’da deprem riskine ilişkin yerelde yürütülen çalışmalar ne durumda?

21 kentsel dönüşüm projesi var

Murat Yün, İBB olarak “Depreme Dayanıklı İstanbul” başlığı altında yaklaşık 50 tane projede 18,8 milyar liralık yatırım yaptıklarını belirterek “Bu alandaki projeleri tamamladık. Devam eden 66, hâlâ fizibilite çalışmaları süren de yaklaşık 70 tane projemiz var. Onlara da yaklaşık olarak 33 milyar lira civarında bütçe ayırdık” diyor. Yün, bu çalışmalarda üst yapıların, yolların ve viyadüklerin güçlendirilmesinden konut alanlarının üretimi ve toplanma alanlarının alt yapısının hazırlanmasına kadar her türlü yatırımın bulunduğunu belirtiyor.

Deprem Daire Başkanlığı olarak yaklaşık 165 hektar büyüklüğünde alanda 21 tane kentsel dönüşüm projelerinin bulunduğu, bunların bir kısmının imalat ya da proje aşamasında, bir kısmının da uzlaşma aşamasında olduğu bilgisini veren Yün, yakın zamanda bin 250 konutu içeren bir kentsel dönüşüm projesinin temellerini atacaklarını söylüyor.

İBB’nin yaklaşık 157 kilometrekarelik mikro bölgeleme çalışması ise aralık sonu itibariyle tamamlanmış olacak. İBB’nin tespitlerine göre İstanbul’da bulunan 1 milyon 200 bin binadan 800 bini 2000 yılı öncesi yönetmeliklere göre yapılmış durumda. Bu binalardan yaklaşık 200 bininin depremde ağır hasar alması ya da yıkılması bekleniyor.

Murat Yün, bu binalarda 1 milyon 300 bin hane olduğunu ve yaklaşık üç milyon nüfusun yaşadığını söylüyor. Olası deprem senaryosunda öncelikle bu üç milyon nüfusun yaşamını idame ettirecek alanların hazırlanması gerektiğini düşünen Yün, özellikle sahil hatlarındaki eski yapılarda ciddi bir risk faktörü olduğuna işaret ediyor.

İstanbul’un devasa yapı stoku ve inşaat maliyetlerindeki altı kata varan artışlar düşünüldüğünde finansman sorununun merkezi yönetimle iş birliği içerisinde çözülmesi gerektiğini vurgulayan Yün, kentsel dönüşüm düzenlemelerini içeren yasal değişiklik öncesi, temmuz, ağustos ve eylül aylarında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yaptıkları toplantılarda iş birliği taleplerini dile getirdiklerini anlatıyor.

Ancak çıkarılan yasayla iş birliği odaklı bir çerçeve yerine Kentsel Dönüşüm Başkanlığı adı altında daha tekele dönüşen bir yapının oluşturulduğunu vurgulayan Yün, yerinden yönetimin yine ikinci plana atıldığını söylüyor.

Murat Yün, merkezi yapıların uygulamada sürecin uzamasına neden olduğunu bu nedenle İBB olarak yerinden yönetimi savunduklarını belirterek ekliyor: Biz görüşmelerde İBB’nin de olduğu, Bakanlığın da olduğu, ilçe belediyesinin de olduğu, hatta özel sektörün de olduğu İstanbul temelli bir kurul önermiştik. Çünkü bugün bizim İBB’den aldığımız herhangi bir kararı Bakanlığa onaylatmamız en iyi ihtimalle 4-5 ayı buluyor ki hiçbir sorunu olmayan bir karardan bahsediyorum.

35 bin bina tarandı

İBB, hızlı tarama tespiti için ise şubat ayındaki Kahramanmaraş merkezli depremlerinden bu yana 121 bin binadan başvuru aldı. Bu binaların yaklaşık 35 binini taradıklarını, bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini aktaran Yün, “Bu binaları öncelik sıralamasına göre aldığımızda bunun yapılması bile bir iş birliği gerektiriyor” diyor.

Taranan yapılar içerisinde bin 556 tane yapının taşıyıcı sistemi dahi bulunmadığını ve hızlıca müdahale edilmesi gerektiğini tespit ettiklerini aktaran Yün, bunlar içerisinde 318 yapıda çalışmaların devam ettiğini söylüyor. Kalan bin 238 bina için vatandaşlarla iletişime geçtiklerini belirten Yün, bunların da kısa zamanda tahliyelerini gerçekleştirmek istediklerini söylüyor.

Riskli yapıda oturmanın temelinde ekonomik sebeplerin yattığına işaret eden Yün, İBB Meclisi’nden alınan kararla Bakanlık tarafından verilen 3 bin 500 lira kira yardımı üzerine 4 bin 500 lira hibe verdiklerini belirterek ekliyor: Bizim vatandaşa kentsel dönüşüm veya riskli binaların tahliye edilmesine ilişkin finansman modelleri sunmamız lazım. Kira yardımı da bunlardan birisi.

Vatandaşın depreme karşı duyarlılığını artırmak ve kentsel dönüşüm süreçleriyle ilgili bilgi vermek için mobil ve sabit ofisleri aracılığıyla bugüne dek 40 bin kişiyle görüşme yaptıklarını söyleyen Yün, projelerin gerçekleşmesinde finansmanın yanı sıra uzlaşmanın da önemli olduğunu belirtiyor.

Yün, “Buradan vatandaşı da bu duyarlılığa davet etmek istiyorum. Her ne kadar yaşadığımız alanların metrekaresi olsa da gerisinde afet olan bir şey ve bizim bu konuda hızlanmamız lazım” diyor. Yün’e göre deprem toplanma alanları ve acil kaçış yollarının da şubat depremlerinden sonra yaşananlar gözetilerek yeniden gözden geçirilmesi gerekiyor.

Toplanma alanlarına Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’nın (AFAD) karar verdiğini, İBB olarak haritalandırma çalışması yaparak teknik destek sağladıklarını belirten Yün, İstanbul’da 5 bin 166 tane toplanma alanı olduğunu, büyük parkların tamamının toplanma alanı olarak belirlendiğini ancak daha küçük ölçekte düşünülerek yapılaşmanın yoğun olduğu yerlerde bu alanların yeniden değerlendirilmesine ihtiyaç olduğunu vurguluyor.

İBB Ulaştırma Dairesi’nin acil kaçış yollarıyla ilgili ise bir çalışma yürüttüğünü söyleyen Yün, “Bizim bu alanların açılmasından yana tavrımız sürüyor. Bu alanlarda gerekli plan değişikliği yapılacaksa plan değişikliği, kamulaştırma yapılacaksa kamulaştırma kararını alarak ilerleyeceğiz. Çünkü yolların kapanması demek deprem sonrasında müdahalenin de gecikmesi demek” diye konuşuyor.

“Seferberlik havasında bir depreme hazırlık yok”

Prof. Dr. Naci Görür’e göre depreme ilişkin İstanbul’da planlı programlı, gönül birliği edilmiş, iş birliği edilmiş, hızlı, seferberlik havasında bir depreme hazırlık yok. İstanbul’un depreme hazır hale getirilebileceğini ancak buna ilişkin siyasi iradenin olmadığını düşünen Görür, “Devlet istese belediye ile birleşir, kol kola el ele verir, vatandaşı da kucaklar, adil bir şekilde bu işi yapar” diyor.

Hükümetle belediye bir araya gelmiyorsa, birbirini desteklemiyorsa o kentin depreme hazırlanmasının mümkün olmadığını ifade eden Görür, “Bu nedenle bir an önce belediye ve hükümetin kol kola girip halkı da arasına alıp halkı teşvik edecek, cesaretlendirecek şeyleri yapıp adil, hızlı bir şekilde İstanbul’u depreme hazırlaması gerek” diye ekliyor.

“İBB güzel şeyler yapıyor, hükümet de yapıyor. Ama yapılanlar yapılması gerekenlerden çok az. İstanbul yeterince depreme hazır değil” diyen Görür, hükümetin İstanbul’u depreme hazırlamaya yönelik üzerinde durduğu tek konunun yapı stoku olduğu görüşünde.

Kente bütüncül olarak bakmak gerektiğini vurgulayan Görür, “Senin yolun yok, köprün yok, havaalanın yok, kanalizasyonun yok, hastanen yok, okulun yok evin sağlam. Mümkün mü?” diye soruyor.

Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’la vatandaşın kentsel dönüşümden daha da uzaklaştığını söyleyen Görür, ekliyor: Haklılar da. Bir ülkeyi ya da bir kenti depreme hazırlamada yapı stoku yapılması gereken altı temel işten biridir Nedir bu temel bileşenler? Yönetim, halk eğitimi, altyapı, yapı stoku, ekosistem-çevre ve ekonomi. Bunların her birini deprem dirençli yaparsan o kent deprem dirençli olur. Bunlar hiç öbürlerini düşünmeden yapı stokuna yapışıyorlar. Niye? Çünkü müteahhitlik işi. Para var, rant var.

Paylaşın

İYİ Parti’de Bir İstifa Daha: Kapalı Kapılar Arkasındaki Hesapları…

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” gireceğini açıklayan İYİ Parti’de Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun, görevinden istifa ettiğini açıkladı.

Haber Merkezi / İbrahim Uzun, istifasını duyurduğu açıklamasında, “Niğde il ve Merkez ilçe yönetimi, İl Divanı ve diğer birimleri ile bu haksızlığı ve kapalı kapılar arkasındaki hesapları asla ve kati şekilde kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Seçimlerin ardından İYİ Parti’de başlayan istifa dalgası CHP’nin işbirliği önerisinin reddedilmesiyle devam ediyor. Son olarak İYİ Parti Niğde İl Başkanlığı görevini yürüten İbrahim Uzun, basın açıklamasıyla istifa ettiğini duyurdu. Uzun, açıklamasında özetle şu ifadeleri kullandı:

“Bugüne kadar görevimde kıymetli yol arkadaşlarımla birlikte büyük bir mücadele verdik. Görevimizi onurumuzla ifa ettik ve onurumuzla inandığımız yolda ilerledik. Partimiz ve davamız uğruna verdiğimiz tüm emek ve mücadele helali hoştur.

Önümüzde bir mahalli idareler seçimi var bizler Niğde il ve ilçe teşkilatları olarak aday adayı arkadaşlarımızı değerlendirme sürecindeyken, bir arkadaşımız İl ve İlçe teşkilatlarımızı, yönetim kurulumuzu ve üyelerimizi hiçe sayarak verilen tüm emekleri görmezden gelip büyük bir saygısızlığa imza atarak bizi es geçerek Niğde Belediye Başkanlığına Aday Adaylığı başvurusunu Genel Merkeze yapmış.

Bu saygısızlığın yanı sıra kendisini davadan ve davaya emek ve gönül vermiş insanlardan büyük görerek mevcut yönetimin görevden alındığı taktirde olacağını söylemiş. ‘Mevcut yönetim ve üyelerle çalışmak istemiyorum bu işleri ben ve ekibim yapar’ şeklindeki söylemleri kabul edilemez. Bu hesaplar partimiz için derinden tertip edilmiş meselelerdir. Unutmayın ki sizlerin bir hesabı varsa Niğde’de İYİ Parti’ye gönül ve oy vermiş seçmeninde bir hesabı olacaktır.

Bu yapılan saygısızlığı ve gizli hesapları ben bir partili olarak, il başkanı olarak asla kabul etmiyorum. Niğde il ve Merkez ilçe yönetimi, İl Divanı ve diğer birimleri ile bu haksızlığı ve kapalı kapılar arkasındaki hesapları asla ve kati şekilde kabul etmiyoruz. 2018 yılından bugüne kadar sürdürdüğüm, İYİ Parti Niğde il başkanlığı görevimden bugün itibariyle İstifa ediyorum.”

İYİ Parti’de istifalar

Daha öncede, Ankara milletvekili Adnan Beker, Mesut Yılmaz, Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan, parti kurucularından Taylan Yıldız, eski Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz, İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem, İYİ Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, parti kurucularından Aydın Adnan Sezgin, eski Ankara İl Başkanı Faruk Köylüoğlu, İYİ Parti 27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da istifa eden isimlerdendi.

Dün de Kocaeli’nin Körfez Belediye Meclisi’nin İYİ Partili meclis üyeleri Fevzi Canbaz, Ender Oğuz, Arif Ersoy, eski Antalya İl Başkanı Ahmet Aydın ve İstanbul Milletvekili Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu partilerinden istifa ettiklerini duyurmuşlardı.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ümit Özdağ, İYİ Parti’ye İttifak Çağrısını Yineledi

İYİ Parti’ye ittifak çağrısını yineleyen Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “İYİ Parti, Zafer Partisi’nin önerisini kabul etmez ise Cumhur İttifakı bu seçimlerde ciddi bir sonuç alır. Onun için biz Sayın Akşener’e seçim iş birliği çağrısında bulunduk” dedi ve ekledi:

“Böyle bir iş birliğinin oy potansiyelinin minimum yüzde 20, belki de ötesinde olduğunu ifade ettik. Sokaklar, caddeler ve meydan anketleri bunu gösteriyor. Sayın Akşener’in deneyimli bir siyasetçi olarak bu konuda doğru adımı atarak Zafer Partisi’nin uzatmış olduğu eli geri çevirmeyeceğini düşünüyoruz.”

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 31 Mart Yerel Seçim çalışmaları kapsamında Kırşehir’de temaslarda bulundu. 31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’nin genel başkanı Meral Akşener’e ittifak çağrısında bulunan Ümit Özdağ, şunları söyledi:

“Cumhuriyet Halk Partisi’ne İYİ Parti’nin vermiş olduğu cevabı olumlu, geç kalmış doğru bir cevap olarak görüyoruz. Ancak şunun da altını çizmek istiyorum. Türk siyasetinde bir Cumhur İttifakı gerçeği varken ve bu Cumhur İttifakı en etkili, kendi içinde en fazla bütünleşmiş dönemini yaşarken İYİ Parti, Zafer Partisi’nin önerisini kabul etmez ise Cumhur İttifakı bu seçimlerde ciddi bir sonuç alır.

Onun için biz Sayın Akşener’e seçim iş birliği çağrısında bulunduk. Böyle bir iş birliğinin oy potansiyelinin minimum yüzde 20, belki de ötesinde olduğunu ifade ettik. Sokaklar, caddeler ve meydan anketleri bunu gösteriyor. Sayın Akşener’in deneyimli bir siyasetçi olarak bu konuda doğru adımı atarak Zafer Partisi’nin uzatmış olduğu eli geri çevirmeyeceğini düşünüyoruz.”

Paylaşın

HEDEP’li Oluç: Kapalı Kapılar Ardından Bir Şey Yapmayacağız

Yerel seçimlere ilişkin değerlendirmede bulunan HEDEP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, “Hangi parti bizimle görüşmek istiyorsa ön kapıdan gelecek. Görüşmeyi halkın gördüğü, bildiği şekilde yapmak istiyorlarsa yapılır. Çayımızı, kahvemizi içeceğiz ve görüşmemizi yapacağız” dedi ve ekledi:

“Kapalı kapılar ardından herhangi bir şey yapmayacağız. Dolasıyla hiçbir yere kapıyı kapamadık. Ama kendi çalışmalarımızı hiçbir ortaklaşma, hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz. PM de bu süreci göz önünde bulundurarak, kararını oluşturacaktır.”

İktidar çevrelerinin “pazarlıkla elini güçlendirme” eleştirilerini değerlendiren Oluç, böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti: Derdimiz bir pazarlık gücünü artırmak falan değil. Tam tersine işleyişimizi ve atacağımız adımları sistemli bir şekilde yerine getirerek, herhangi bir gecikmeye mahal vermeden süreci tamamlamaktır.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (HEDEP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, merak edilen “Kent Uzlaşısı” modeli, aday belirleme süreci ve batı kentlerinde nasıl bir yol izleneceğini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

Mayıs ayındaki genel seçimler sonrasında parti olarak bir değerlendirme ve özeleştiri sürecine girdiklerini belirten Oluç, bu kapsamda çok sayıda halk toplantısı düzenlediklerini aktardı. Oluç, toplantılarda partide ortaya çıkan eksikliklerin tartışmasının yürütüldüğüne işaret ederek, “Bunun sonucunda ise çeşitli noktalar öne çıktı. Bunlardan bir tanesi adayların ön seçim ile belirlenmesi oldu. Halkın talebi bu yöndeydi. Parti örgütlerimizden gelen talep de bu yöndeydi” dedi.

Oluç, sonrasında gerçekleşen parti kongresinde bu talebin kabul gördüğünü belirterek, “Bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Daha evvel de böyle, kimi yerlerde yaptığımız girişimler vardı. Fakat bu sefer daha sistemli hale getirdik. Her yerde sandık kuracağız. Mümkün olan en geniş çevrenin katılımıyla, ‘Kent Uzlaşısı’yla ön seçim yapacağız. Adaylarımız bu şekilde çıkartacağız” ifadelerini kullandı.

Ön seçimler için hazırlıklarının sürdüğünü söyleyen Oluç, “Komisyonlarımız çalışıyor. Başvurular ve gerekli çalışmalar tamamlanınca bu seçimleri gerçekleştireceğiz. Sandığı koyacağız, oy kullanma hakkına sahip olan herkes oyunu kullanacak. Sandıktan ne çıkarsa ona uygun davranacağız. Kongrede ön seçim kararı aldık. Bu herhangi bir kurulumuzun aldığı bir karar filan değil. Bu kongrede alınmış bir karar ve kongre partinin en yüksek organıdır. O karaları uygulayacağız. Aksi taktirde kongre kararı çiğnenmiş olur. Bu konudaki tartışmaların ya da kaygıların ben yersiz olduğunu düşünüyorum. Ayrıca şöyle bir şey de paylaştık il ve ilçe örgütlerimizle; ön seçime girmeyen aday olamayacak. Ön seçime girmemiş birisini aday yapmak gibi bir usulümüz de olmayacak” diye konuştu.

Oluç, halkın iradesini en iyi şekilde yansıtmak istediklerini söyledi: “Ortaya çıkacak sonuç, hepimizin uyacağı bir sonuç olacaktır” dedi. Oluç, ayrıca parti kriterlerini hatırlarak, bu kriterlere uyan tüm kişileri partide aday olmaya çağırdı. MYK toplantısında ortaya çıkan “her yerde aday gösterme eğilimi” kararına da değerlendiren Oluç, son kararın PM’de olacağını söyledi. Oluç, sözlerine şöyle devam etti: “PM en uygun kararı verecektir. Yerel seçimlerde yerel dinamikler önemlidir. Kent uzlaşısını oluşturacak olan sivil toplum örgütleri, kanaat önderleri önemlidir. Dolasıyla bütün bu dengeleri de gözeten bir şekilde PM bu konuyu gündemine alacaktır ve bir sonuca varacaktır. PM’nin en sağlıklı ve bize en fazla kazandıracak kararı alacağını düşünüyorum.

“Çalışmalarımızı hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz”

Biz daha önce de söylemiştik ve tekrar ediyoruz: kapımız herkese açık. Ama arka kapı diplomasisi yürütmeyeceğiz. Hangi parti bizimle görüşmek istiyorsa ön kapıdan gelecek. Görüşmeyi halkın gördüğü, bildiği şekilde yapmak istiyorlarsa yapılır. Çayımızı, kahvemizi içeceğiz ve görüşmemizi yapacağız. Kapalı kapılar ardından herhangi bir şey yapmayacağız. Dolasıyla hiçbir yere kapıyı kapamadık. Ama kendi çalışmalarımızı hiçbir ortaklaşma, hiçbir işbirliği olmayacak gibi sürdürüyoruz. PM de bu süreci göz önünde bulundurarak, kararını oluşturacaktır.”

Oluç, son olarak iktidar çevrelerinin “pazarlıkla elini güçlendirme” eleştirilerini değerlendirdi. Oluç, böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti. “Derdimiz bir pazarlık gücünü artırmak falan değil. Tam tersine işleyişimizi ve atacağımız adımları sistemli bir şekilde yerine getirerek, herhangi bir gecikmeye mahal vermeden süreci tamamladır. Çünkü bu seçimlerde hem Kurdistan coğrafyasında hem de batıda en yüksek kazancı elde etmek istiyoruz. Kazançtan kasıt; elbette yönetim imkanlarını elde etmektir. Bu kimi yerlerde güçlü belediye meclisleri olur, kimi yerde büyükşehir belediye başkanlıkları olur. Kimi yerlerde ise, ilçe veya belde başkanlıkları olur. Bunlar hepsi açık olan şeylerdir. En yüksek kazancı elde etmek istiyoruz. Hedefimiz bu. O yüzden herhangi bir çalışmanın eksik kalmaması gerekiyor. Biz bunun önlemlerini MYK’da aldık.”

Paylaşın

Yerel Seçimler: CHP’nin Hedefi İYİ Parti Tabanı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. CHP, örgütleri aracılığıyla, seçimlerde iş birliği teklifini kabul etmeyen İYİ Parti yönetimi yerine partinin tabanı ile temas etmeye hazırlanıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP), işbirliğine kapıları kapatmayan HEDEP ile de görüşmesi bekleniyor. HEDEP’in Türkiye’deki en politik parti olduğunu kaydeden CHP’liler, “Bu nedenle HEDEP yönetimi ile görüşmeyi önemsiyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

İYİ Parti’nin (İYİP) yerel seçimlerde işbirliğine kapıları kapatmasının ardından CHP, seçim çalışmalarına bugün itibarıyla başlayacak. İlk etapta 100 milletvekili, seçim bölgelerine dağılacak. CHP milletvekilleri, seçim bölgelerindeki aday adaylarıyla bir araya gelecek, seçmenin nabzını yoklayacak.

31 Mart 2024 tarihindeki yerel seçimler için kentlere dağılacak milletvekilleri, seçim bölgelerindeki aday adayları ile görüşerek aday belirlenme sürecini resmen başlatacak. Milletvekillerinin aday adayları ile görüşme süreci en geç 10 gün içerisinde tamamlanacak.

Birgün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; CHP’de örgütlere İYİ Parti’nin tabanı ile temasta olmaları talimatı verildi. Partisinin grup toplantısında, “İYİ Partililer iyi insanlardır” mesajı ile örgütüne seslenen CHP Lideri Özgür Özel’in mesajları da İYİ Parti tabanına anlatılacak.

Öte yandan CHP içinde, Özgür Özel’in CHP Genel Başkanlığı koltuğuna oturmasının ardından İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in hayırlı olsun ziyareti gerçekleştirmemesinin tabanda yarattığı rahatsızlık da konuşuluyor. Parti kaynakları, “Tabanımız, Meral Hanım Genel Başkanımıza hayırlı olsun ziyaretine gelmeden bizim oraya gitmemizi eleştiriyor” ifadelerini kullanıyor.

Örgütler aracılığıyla İYİ Parti’nin tabanı ile temas etmeye hazırlanan CHP’nin, işbirliğine kapıları kapatmayan HEDEP ile de görüşmesi bekleniyor. HEDEP’in Türkiye’deki en politik parti olduğunu kaydeden CHP’liler, “Bu nedenle HEDEP yönetimi ile görüşmeyi önemsiyoruz” değerlendirmesini yapıyor.

HEDEP cephesi ise CHP ile lokalde işbirliğine sıcak bakıyor. Olası ittifaka kapılarını kapatmayan ve “Herkesle görüşmeye hazırız” mesajını veren HEDEP’te, “Kürt sorunuyla ilgili en cesur açıklamaları CHP Genel Başkanı Özgür Özel veriyor” değerlendirmeleri yapılıyor.

Paylaşın

HEDEP’ten “2019’daki Pozisyonda Olmayacağız” Mesajı

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. Seçimlerde ne yapacağı en çok merak edilen partilerden biri olan HEDEP, 2019’daki pozisyonda olmayacakları mesajını verdi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (HEDEP)Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, “İktidarı, sağcı bir muhalefetle değiştirme gibi bir amacımız yok” diye konuştu.

İstanbul Kongre Merkezi’nde gazetecilerle bir araya gelen HEDEP Eş Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan daha çok yerel seçim odaklı soruları yanıtladı.

HEDEP’in ‘Kent Uzlaşışı’ olarak kavramlaştırdığı; yerellerde seçim işbirliği modelinin İstanbul özelinde nasıl işleyeceği, her yerde aday çıkarma eğiliminin CHP ile uzlaşıya olanak verip vermeyeceği konusu en çok merak edilen konuydu.

Gazete Pencere’den Candan Yıldız’ın aktardığına göre; Tuncer Bakırhan şu yanıtı verdi: “14 Mayıs seçim sonuçlarını başarısızlık olarak değerlendirdik. Binin üzerinde halk toplantısı yaptık. Halkımız varlık sebebimiz nedir diye sordu. 2015’ten beri muhalefeti destekleyen iktidara kaybettiren bir yöntem denendi. Bir siyasi partiyiz. Ağır sorunları çözme çabamız var ve bunun da bedelini ödüyoruz.

Yapacağımız her iş bu ağır sorunların çözümüne katkı sunmalı. 2015’te başarılı bir sonuç aldık. Artık kazan ve kaybettir siyaseti yerine batıda da kazanmayı hedefliyoruz. Bunun için aday başvurularını almaya başladık. Seçim işbirliklerini, ittifaklarını bir pazarlık ya da taktik olarak görülmesini kabul etmiyoruz. Böyle bir amacı asla gütmeyiz. 2015’ten beri destek verdiğimiz muhalefete sormak gerekiyor.

Ana muhalefet partisi, kayyumlara gerekli tepkiyi gösterdi mi? Maalesef bir şey duymadık. Yaptığımız her şey devlet kodlarını devam ettirdi. Bölgedeki uygulamalara bakalım; uyuşturucu baronları, çeteler, işsizlik ve yoksulluk, Kürtsüzleştirme, gençsizleştirme gibi ağır bir süreç var. Sadece Bingöl’de 12 bin genç yurt dışına gitmiş.

Bunu devlet organize ediyor. Sokağa çıkma yasakları, siyaset yasakları sadece bize… Bölgede olan bitenler hakkında muhalefet ne yaptı ne yapıyor? İktidarı sağcı bir muhalefeti destekleyerek değiştirme gibi bir amacımız yok. Kent uzlaşısı bizim için siyasi partileri aşan bir tutum. Demokratik şeffaf halkçı yerel yönetimleri iktidara getiren arayışımız olacak. Bu pazarlık değildir. Kenti birlikte yönetme siyaseti…”

Bakırhan’ın bu sözlerini, özellikle İstanbul özelinde, CHP ile işbirliğine kapıyı kapatmadıkları ancak açık şeffaf görüşmenin olmazsa olmaz olduğu, kent yönetimine müdahil olmayı ilkesel bir tutum olarak gördükleri şeklinde yorumluyorum.

Soru-cevap kısmının bütününden anladığım benzer bir hassasiyetin Ankara için gösterilmeyebileceği… Zira Mansur Yavaş’la ilgili soruya Tuncer Bakırhan ” Yavaş’a bile oy verdirttik. Bu Kürtlerle partinin kadar ne kadar güçlü bir bağı olduğunu gösteriyor. Akdeniz Belediyesi’ni hep biz kazanırdık. Ama son seçimde CHP’ye kazandırdık. Bu da bizim tutarlılığımız gösteriyor. Bütün bunları sineye çektik. CHP’ye mahkum bir parti değiliz.”

Yavaş’ın Kürtlerle ilgili yaptığı açıklamalar hafızada yer alıyor. Diğer yandan 14 Mayıs genel seçiminde Ümit Özdağ’ın Cumhurbaşkanı adayı olması durumunda Mansur Yavaş‘ı destekleyeceklerini açıklaması, karşı hamle olarak HDP’nin Yavaş’a oy vermeyeceklerini deklere etmesi CHP’nin yeniden Yavaş’ı aday göstermesi durumunda HEDEP’in tutumunun ne olacağına dair çok şey söylüyor.

AKP ile ‘kayyum atanmayacak’ pazarlığı yapılıp yapılmadığı iddialarına da her iki Eş Başkan, hasta tutuklular üzerinden yapılan görüşme dışında arka kapı görüşmesi yapılmadığını söyledi. İlkeler çerçevesinde her partiye görüşebileceklerini, kent uzlaşısında kapının herkese açık olduğunu dile getirdi. Ümit Özdağ ve Kemal Kılıçdaroğlu arasındaki gizli protokolün de utanç verici olduğunu ve unutulmayacağını vurguladı.

Tülay Hatimoğulları da ‘kent uzlaşısı’ nı daha da açarak “Kastımız sandalye istemek değil. Temsiliyeti sandalye ile ölçmüyoruz. Kent uzlaşısı toplumsal ve siyasal dinamiklerin belirli ilkeler çerçevesinde bir araya gelerek yönetimde olması demek. Nasıl yöneteceğiz, birlikte yönetecek miyiz sorusuna yanıt olacak. Demokrasi sadece HEDEP’in sorunu değil ki. Tek adam rejimine karşı olan herkesin sorunu” dedi.

Hatipoğlu, Selahattin Demirtaş‘ın seçim sürecine dahil olup olmayacağı ile ilgili soruya da “Demirtaş dahil bütün eş başkanlarımızın, tutuklu arkadaşlarımızın görüşlerini alacağız” yanıtı verdi.

Paylaşın

Kulis: AK Parti, İstanbul, Ankara Ve İzmir İçin Kazanacak Aday Arıyor

31 Mart 2024’te yapılması planlanan seçimler yaklaştıkça partilerde çalışmalarına hız verdi. AK Parti’de İstanbul için eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Parti kulislerinde, Ankara’da, Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getirilirken, İzmir için ise, “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmeleri yapılıyor.

Türkiye’nin gündemini meşgul etmeye başlayan yerel seçimler için partiler çalışmalarını hızlandırırken, kulislerde AK Parti’nin muhtemel adayları konuşulmaya devam ediyor.

Türkiye gazetesinde yer alan habere göre; AK Parti’de Ekrem İmamoğlu’na karşı Karadenizli aday arayışı sürerken, hem Kürt seçmenin hem muhalif seçmenin oyunu alabilecek profiller üzerinde de duruluyor. Karadenizli ve Kürt olmamasına rağmen bakanlığı döneminde gösterdiği performanstan dolayı eski Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanı Murat Kurum’un adı kulislerde en çok dillendirilen isimler arasında yer alıyor.

Bazı parti kurmayları İstanbul’da hem Kürt seçmene hem muhalif seçmene hitap edebilecek, ılımlı siyaset yürütebilecek bir ismin aday gösterilmesi gerektiğini savunuyor. Kulislerde bu özellikleri taşıyan isimlerden birinin de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca olduğu konuşuluyor. Ayrıca, Karadenizli olması ve bakanlık döneminde yaptığı büyük yatırımlarla kendini gösteren eski Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu da İstanbul için konuşulan isimler arasında bulunuyor.

Yine mevcut ilçe belediye başkanlarından birisinin de büyükşehir için aday gösterilebileceği belirtiliyor. Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen ve Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan’ın aday gösterilebileceği kaydediliyor.

Ankara ve İzmir

Ankara’da ise mevcut Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın karşısına milliyetçi bir profile sahip adayla çıkıldığı takdirde başkentin geri alınabileceği görüşü hâkim. Kulislerde bu profildeki Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok’un aday gösterilmesinin yüksek ihtimal olduğu dile getiriliyor. Öte yandan aday adaylığı için Tarım ve Orman Bakan Yardımcılığı görevinden istifa eden eski Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki’nin de aday olabileceği belirtiliyor.

İzmir’de de AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ, Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ve İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı’nın ismi öne çıkıyor. Parti kurmayları “İzmir’i almak istiyorsak bize 7 kuşak İzmirli bir aday lazım. Adayın muhalif seçmene hitap etmesi gerekir” değerlendirmesini yapıyor.

Paylaşın

İYİ Partili Kurmaylar: Parti, Seçimlerde Hedefleri Tutturulamazsa Dağılabilir

31 Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlere müstakil olarak girme kararı İYİ Parti’de huzursuzluğa neden olduğu öne sürüldü. Kulislere göre, iyi partili kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor.

İYİ Partili kurmaylar, partinin yerel seçimlerde oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor. Parti kulislerinde ise, İYİ Parti’nin yerel seçimlerdeki hedefinin belediye almak değil oy oranını yüzde 15’e çıkarmak olduğunun altı çiziliyor.

Cumhuriyet’ten Merve Kılıç’ın haberine göre, İYİ Parti’nin seçimlere tek başına girme kararı alma nedenlerinden birinin de “partiye kurumsallık kazandırmak” olduğu belirtiliyor. Parti eğer yerel seçimlerdeki oy oranını “yüzde 15’e yükseltirse”, 2028’deki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimleri sonrasında “parti için iktidar yolunun açılacağını” hesaplıyor.

Ancak işbirliğinin reddedilmesinin, il ve ilçe örgütü üyelerinde moral bozukluğuna neden olduğu belirtiliyor. Bazı kurmaylar, özellikle Akşener’le toplantı yapan ve iş birliğine sıcak bakan İstanbul ve Ankara’da teşkilatların çalışma yapmayacağı, bazı ilçe başkanlarının ise yakın zamanda istifa edebileceğinden endişeleniyor.

Yerel seçimlerde oy oranının artırılmasının ardından da “2028 genel seçimlerine güçlenmiş ve kurumsal kimlik kazanmış bir İYİ Parti olarak girip, tek başına iktidar olmanın” hedeflendiği ifade ediliyor. Eğer, amaçladıkları gibi olursa AKP tabanından oy koparabilecek tek parti olarak iktidar şanslarının yüksek olduğunu kaydeden kurmaylar, başarısızlık durumunda partinin hızla dağılabileceği riskinin de altını çiziyor. İYİ Parti’nin oy oranının yüzde 10’un altında kalması durumunda partinin, Meclis grubunu koruyamayacağına da dikkat çekiliyor.

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyonu Kontrol Altına Alıyoruz

Kabinesi Toplantısı’nın ardından konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz” dedi ve ekledi:

“Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz. Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Cezayir Filistin davasının önde gelen savunucuları arasında yer alıyor. Gazze ve Filistin davasında desteğimizi iki kardeş ülke olarak teyit ettik.

5 yıldır tam anlamıyla fetret devri yaşayan muhalefetin yönetimindeki belediyeleri inşallah merkezinde hizmet, eser ve yatırımın olduğu gerçek belediyecilik ile yeniden buluşturacağız.

Pençe harekatları ile teröristleri sınırdan uzaklaştırdık. Teröristlerin üzerindeki baskıyı sürekli artırıyoruz. Terör eliyle ülkemizi sıkıştırmaya çalışanlara seslenmek istiyorum. Türkiye’nin güneyinde ve Suriye’nin kuzeyinde kesinlikle bir yapılanmaya izin vermeyeceğiz.

Kimin kiminle iş tuttuğunu iyi biliyoruz. Bir gece ansızın gelerek bu senaryoları yırtıp atmasını iyi biliriz. Barış ve huzur kuyuları kazıyor, herkesin hizmetine sunuyoruz. Ülkemize kuyu kazanları da kendi hesaplarıyla başbaşa bırakıyoruz.

8 milyar insanın hayatını etkileyen iklim krizinin nedeni kontrolsüz büyüyen batılı ülkelerdir. İklim krizi, kontrolsüz büyümenin, aşırı tüketimin bir sonucudur. Bu zihniyette köklü bir değişim olmadan iklim krizinin önüne geçemeyiz. İklim değişikliğinin yeni bir sömürüye yol açmaması temennimizdir.

İnsanımızı günlük hayatta sıkıntıya sokan meseleleri bire birer çözüme kavuşturuyoruz. En zoru geride kaldı. İnşallah bundan sonra hep birlikte daha iyiye gideceğiz. Enflasyonu yavaş yavaş kontrol altına alıyoruz.

Salgın ve küresel krizlerle sarsılan makro finansal istikrarı güçlendirecek adımları kararlılıkla atıyoruz. Yılın üçüncü çeyreğinde yüzde 5,9 oranında büyüyerek OECD ülkeleri arasında en iyi performansı gösteren ülke olduk. Kaliteli ve sürdürebilir büyüme hedefimizden en küçük sapma yoktur.

“Hedeften en küçük bir sapma yoktur”

3. çeyrekte yüzde 5,9 büyüyerek OECD içinde en iyi performans sergileyen ülke olduk. Ekonomimiz yüzde 4,6’lık büyüme kaydetti. Hedeften en küçük bir sapma yoktur.

Çalışan emeklilerimizde serzenişe sebep olan konuya da el attık. Çalışan emeklilerimizin de hesabına 5’er bin TL’yi süratle yatıracağız. Üniversiteli gençlerimize seçim öncesi verdiğiğmiz ücretsiz internet ve teknoloji desteği sözümüzü tuttuk. Doğal gaz tüketim desteğini düzenli yardımlara dahil ettik

Asgari ücret tespit komisyonumuz çalışmalarını sürüdüryor. Komisyonda en güzel sonucun alınacağından şüphem yok. .Yılbaşında ekonomik dengeyi sarsmayacak, çalışanlarımızın kayıplarını giderecek bir asgari ücret belirleyeceğiz. İşçilerimizin onayını alacak, işverenlerimizi de yormayacak ve istihdama zarar vermeyecek bir asgari ücret seviyesi hedefi ile süreç yönetilecek.

Bizim safımız yalnızca bükülmez kolu ile hakkın yanı olabilir. Gazze’de öldürülen binlerce masumun yanında olmak için derin felsefi gerekçeleri aramaya da gerek yoktur.

İsrail elbette hesap verecek. İsrailli yöneticiler er ya da geç insanlık mahkemesinde yargılanacak, hak ettiği cezaları çekecek, tarihin çöplüğündeki yerlerini alacaklardır. Netanyahu yönetimine bu cüreti veren Batılı ülkeler de aynı akıbeti paylaşacaktır. Netanyahu nereye kaçar bilemiyorum.

2012 yılında çıkardığımız Kentsel Dönüşüm yasası ile 480 milyar liralık yatırımla 2 milyon 200 bin bağımsız bölümün dönüşüm sürecini tamamladık. Kentsel dönüşüm siyaset üstü bir konudur. Türkiye için tartışmasız bir beka meselesidir.

Hepsinden önemlisi bu, siyaset, siyasi partiler üstü bir konudur. TOKİ, bu sürecin öncüsü olarak kritik bir rol üstlendi. TOKİ ile şimdiye kadar 1,3 milyon konutu tamamladık ve hak sahiplerine teslim ettik.

Daha önce çok daha yüksek çoğunluk gerektiren, çok sayıda bağımsız binaların kentsel dönüşüme dahil edilmesi salt çoğunluğa bağlıdır. İmar planlarını askı ve itiraz süresi kısaltıldı. Tebligatların yapıların kapısına asılabilmesi, e-Devlet üzerinden bildirilmesiyle süreç hızlandırıldı.

Yeni kanunlarla birlikte gelen düzenlemelerle rant sağlanması veya hak sahiplerinin başka yere gönderilmesi söz konusu değildir. Kim bunu iddia ediyorsa yalancıdır.”

Paylaşın