ABD Başkanı Biden’dan Kritik ‘F-16’ Hamlesi

Türkiye’nin İsveç’in NATO’ya üyelik protokolünü Meclis’te kabul etmesinin ardından ABD Başkanı Joe Biden’dan kritik F-16 hamlesi geldi. Biden, ABD Kongresi’ne Türkiye’ye F-16 satışının onaylanmasını içeren mektup gönderdi.

Haber Merkezi / Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden’ın ABD Kongresi’ne Türkiye’ye 20 milyar dolarlık F-16 uçağı satışının onaylanmasını içeren bir mektup gönderdiği belirtildi.

Gün içerisinde ABD Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin F-16 savaş uçağı filosunun modernizasyonu hakkında açıklama yaptı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcü Yardımcısı Vedant Patel yaptığı açıklamada, İsveç’in NATO üyeliğine Türkiye tarafından onay verilmesinin ABD tarafından memnuniyetle karşıladığını belirterek, Macaristan’ın da bu süreçte adım atmasını sabırsızlıkla beklediğini aktardı.

ABD Başkanı Joe Biden yönetiminin Türkiye’nin F-16 savaş uçağı filosunun modernizasyonunu desteklediğini belirten Patel, ancak ABD Kongresi’nin bu konuda kilit bir rol oynadığının farkında olduklarını belirtti:

” Türkiye parlamentosunun İsveç onayını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak süreç henüz tamamlanmış değil. Macaristan’ın adım atmasını bekliyoruz. Biden yönetimi Türkiye’nin F-16 filosunu modernize etmesini destekliyor. Ancak Kongre’nin süreçte kilit rolü var.”

İsveç’in NATO’ya katılım protokolü, Türkiye adına TBMM Genel Kurulu’nda oy çokluğuyla kabul edildi. Protokol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzalamasının ardından Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girecek.

İsveç’in NATO üyeliğini henüz onaylamayan bir diğer ülke de Macaristan. Macaristan Başbakanı Viktor Orban İsveç Başbakanı’nı NATO’ya katılım konusunda görüşmeler yapmak üzere ülkesine davet etti.

Macaristan parlamentosu Şubat ayı ortasına kadar tatilde. NATO’ya katılma başvurusunda bulunan ülkelerin ittifaka resmi olarak üye olabilmesi için tüm NATO üyelerinin onayı gerekiyor.

Türkiye’nin 20 aydır devam eden uzun bir sürecin ardından İsveç’in NATO üyelik protokolüne onay vermesi, ABD tarafından memnuniyetle karşılandı. Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, “Bu Başkan Biden için önemli bir öncelikti” dedi.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, TBMM’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesini memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Sosyal medya platformundan paylaştığı mesajda Sullivan, “İsveç güçlü ve yetkin bir savunma ortağı ve NATO’ya üyeliği, ABD’yi ve ittifakı daha güvenli ve daha güçlü hale getirecek” ifadelerini kullandı.

TBMM’nin İsveç’in NATO’ya katılım protokolüne onay vermesinin ardından ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeff Flake de sosyal medya platformundan paylaştığı mesajda, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin İsveç’in NATO’ya girmesine onay verme kararını büyük bir takdirle karşıladığını yazdı.

Jeff Flake, “İsveç’in NATO’ya katılımı bugün her zamankinden daha önemli olan İttifak’ın güçlendirilmesi yönünde atılmış kiritk öneme sahip bir karardır. Türkiye’nin NATO ittifakına olan bağlılığı sarsılmaz ortaklığımızı açıkça ortaya koymaktadır. Türk halkına ve Türkiye Cumhuriyeti hükümetine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Süreç neden gecikti?

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuş; 2022 yılı Mayıs ayında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki ülkenin terörle mücadelede daha fazla adım atmasını talep ederek itirazını gündeme getirdi.

Türkiye 2023 yılı Nisan ayında Finlandiya’nın NATO’ya katılımına onay verdi; ancak İsveç’in protokolüne onay sürecini geciktirmeyi sürdürdü.

2022’de Madrid’de yapılan NATO toplantısında Türkiye, İsveç ve Finlandiya silah ambargosunun kaldırılması ve PKK üyelerine karşı daha sert adımların atılması konusunda anlaşmaya vardı.

Bu anlaşma sonucunda İsveç aynı yıl Türkiye’ye askeri teçhizat ihrac edilmesine yönelik yasağı kaldırmış ve geçen yıl da terör örgütüne üye olmayı suç haline getiren yeni bir terörle mücadele yasasını kabul etti.

İsveç’te, Kuran’ı Kerim yakma eylemleri de Stockholm ve Ankara arasında gerilime neden olmuş; İsveç bu tür eylemlerin engellenmesi amacıyla yasa değişikliği yapılıp yapılamayacağını gözden geçireceklerini belirtti.

Paylaşın

Erdoğan’dan “Hafize Gaye Erkan” Mesajı

Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan ve ailesi hakkındaki iddialarla gündeme gelmeye devam ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Merkez Bankası rezervleri artıyor harekete geçiyorlar” dedi ve ekledi:

“Akla ziyan dedikodularla ekonomide binbir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Merkez Bankası çalışanı Büşra Bozkurt, Başkan Gaye Erkan’ın babası Erol Erkan tarafından işten çıkarıldığı iddiasıyla CİMER’e şikayette bulundu. Erol Erkan’ın çalışanlara baskı uyguladığının belirtildiği bu şikayetin ardından Erkan ailesinin TCMB Sosyal Tesisi ve İzmir kampını mevcut ve emekli çalışanlar kapatıp kendilerine özel olarak kullandığı öne sürülmüştü.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Ankara’daki aday tanıtım toplantısında konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar şu şekilde:

Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Turgut Altınok ve diğer adaylarımız da yakında aynı adımları atacaklar. Keçiören’de yazdığı hizmet destanıyla tarihe geçen Turgut Altınok kardeşimizin büyükşehir projesiyle Ankara’nın altın çağına gireceğine yürekten inanıyorum.

AK Parti, kurulduğu günden beri genel yerel her seçimde milletimizin karşısına iddialı projelerle, hayırlı hizmet hazırlıklarıyla çıkmış bir partidir. Buradan milletime sesleniyorum; diyorumki AK Parti’nin yerel yönetim seçimlerine girdiği her yerde şunu unutmayın. Gerek merkezi yönetim, gerekse yerel yönetim el ele vermek suretiyle milletimize hizmette onların sağlayacağı başarıyı özellikle muhalefetin sağlaması mümkün değil.

Dikkat ederseniz, AK Parti ve Cumhur İttifakı dışında vizyoner programlara projelere önem başka siyasi partilerde yok. Çünkü onların milletimize hizmet etmek gibi dertleri yok. Kendi iç çekişmelerinden, rant paylaşım kavgalarından, ülke ve millet düşmanlarıyla işbirliği çabalarından herhalde programa, projeye vakit bulamıyorlar. Bırakınız yeni eser yapmayı, devam eden çalışmaların üstünü kapatan, verilen hizmetleri kesintiye uğratan, tüm oyun planlarını yalan ve algı üzerine kuran iş bilmezlerin elinde şehirlerimiz perişan oldu.

Dikkat ediniz söz verdiği şeylerden bazılarını çeşitli sebeplerle yapamayanlardan değil, yıllarca yönetimde kaldığı halde hiçbir şey yapmayanlardan bahsediyorum.

Gerçi hiçbir şey yapmadılar demek doğru değil, mesela bol bol şov yaptılar. Mesela bol bol tatil yaptılar. Mesela iç ve dış karanlık odaklarla ittifaklar yaptılar. Mesela belediye birimlerini siyasi paylaşım mezesi yaptılar. Kısacası, kendi şehirlerinin meselelerinin çözümü hariç her işi yaptılar. Daha buram buram kibir kokan edalarıyla sergiledikleri komiklikleri saymıyorum bile. Daha bölücü örgütün güdümündeki partileri şehirlerine ortak etme hesaplarını saymıyorum bile.

Ama ülkeye millete şehirlerine hizmet etme, eser kazandırma namına herhangi bir varlıklarını gören, duyan, şahit olan yok. Buna karşılık şehirlerimizin  ihmal edilmişliği, gerileyişi izaha muhtaç olmayacak kadar açıktır.

Biz sadece milletimizin derdini, beklentisini özellikle dile getiriyoruz. Üstelik bu muhasebeyi sadece muhalefet adayları için yapmıyoruz.

Temel atmama törenleriyle ve atılan temellerin üzerini kapatmakla vakit geçiren, yüzü kızarması gereken halde şehri için hiçbir büyük projesi olmamakla övünen, yıllardır hiçbir altyapı çalışması yapmayıp sadece tabela değiştiren, istismar ve korkıu siyasetiyle insanların iradesine ipotek koyan yıllardan söz ediyorum… Milletimiz bunun hesabını hiç şüphesiz 31 Mart’ta sandıkta soracaktır.

Ancak, bizim başka endişelerimiz de var. Seçim öncesi ne dedilerse, iş başına gelince tam tersini yapan bu zübük siyasetçi tiplemeleriyle gençlerimize kötü örnek teşkil etmemesini diliyoruz. AK Parti kurulduğu günden beri eser ve hizmet siyasetiyle milletimizin gönlünde yer etmiştir.

Biz işimizi düzgünce yapar, milletimizin gönlünü kazanırsak, şayet biz vaktimizi, enerjimizi milletimizin emrine amade kılarsak, şayet biz boş lafla, yalanla, şovla, reklamla değil gerçek hizmetlerle milletimizin huzuruna çıkarsak, şayet biz gösterişe, şatafata, kibre itibar etmeden, işimizi mütevazı bir şekilde yürütürsek yani biz doğru olursak emin olun eğri zaten belasını bulur.

Başkalarının ne dolaplar çevirdiğinin bizim açımızdan önemi yoktur. Varsın onlar siyaseti basit bir toplama çıkarma işlemine indirgesinler, varsın onlar siyaseti ikbal kapısı olarak görmeye devam etsinler. Biz işimize bakacağız. Öyleyse, gelin şimdi buradan, şu salondan öyle bir ses verelim ki 81 vilayetimizden duyulsun.

Ey muhalefet, ne yaparsanız yapın uzaya füzeler gitmeye devam edecek. Denizlere, fırkateynlerimiz sürekli olarak inecek. Çünkü biz karada, denizde, havada bütün her yerde inşallah savunma sanayimizde gövde gösterimizi devam ettireceğiz.

Deprem bölgesini ayağa kaldırmak için gece gündüz çalışırken de sınırlarımızı hedef alan terör örgütüyle mücadele ederken de aynı çelmelerle karşılaştık. Ülkemizin başına gelen her türlü felaketten sadistçe bir keyif alan, işler düzgün gittiğinde bundan rahatsızlık duyan bu hastalıklı güruhun gürültüsü çoğu sefer kendi cüsselerinden büyük oluyor.

Hafize Gaye Erkan açıklaması

Merkez Bankası rezervleri artıyor harekete geçiyorlar. Akla ziyan dedikodularla ekonomide binbir güçlükle temin ettiğimiz güven ve istikrar iklimini bozacak kampanyalar yürütüyorlar. Tüm umutlarını ülkemizin tökezlemesine bağlayanları, daha önce olduğu gibi yine hüsrana uğratmakta kararlıyız. Dedikodular üzerinden bir bardak suda fırtına koparmaya çalışan fitne tüccarlarını kesinlikle umursamıyoruz.”

Paylaşın

İYİ Parti’nin Ankara Adayı Belli Oldu!

31 Mart’ta yapılacak olan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de genel başkan Meral Akşener, partisinin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayının Cengiz Topel Yıldırım olduğunu açıkladı.

Cengiz Topel Yıldırım, 2016 yılından itibaren eski Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanlığını üstlenmişti.

Akşener, partisinin grup toplantısında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’nın Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı’nın da Balıkesir Milletvekilli Turhan Çömez olduğunu duyurmuştu.

İYİ Parti Lideri Akşener, aday tanıtım toplantısında, “ismiyle müsemma kardeşim” olarak tanıttığı Cengiz Topel Yıldırım’ın başkan adaylığı teklifini “Tabii ki, Ankara’ya hizmet etmek benim için bir şereftir” diyerek kabul ettiğini söyledi.

Akşener, “Aramıza hoş geldiniz” dediği Yıldırım’ı kürsüye davet etmeden önce şunları söyledi: Ankara’yı İYİ Parti’nin kazandığı, iyi belediyeciliğin uygulandığı, 2028’de iktidar olmamızda, cumhurbaşkanı adayının şudur dediğimizde onun seçildiği bir sistemin, bir iddianın oluşmasında yol başcısı ve başrolde olacağınıza duyduğum güven ve inançla sahneye davet ediyorum.

Cumhuriyetin 100. yılında Ankara’nın belediye başkan adaylığına layık görülmenin kendisi için “tarifsiz bir onur ve büyük bir mesuliyet” olduğunu belirten Yıldırım, “Modern dünyanın imkanlarına baktığımızda Ankara’nın ve Ankaralının sinesine düşen kocaman bir hayal kırıklığıdır. Ankara hak ettiği yerde değildir. Ankara adına, şanına ve mazisine yakışan bir konumdan fersah fersah uzaktır” dedi.

Yıldırım, 5 yıllık Mansur Yavaş yönetimini de eleştirerek şunları söyledi: Tam bir asırdır ülkemize başkentlik yapan Ankara, mevcut potansiyelini bir türlü harekete geçirememiştir. Ankara, durağanlığın kenti olmuştur. Ankara’ya memat gelmemiş, fakat hayat Ankara’dan gitmiştir.

Son 30 yıla baktığımızda Ankaramız ziyandadır. Yaklaşık 25 sene uçuk projelerle enerjisini tüketen Ankara, son 5 yılda ayağa kalkacağına tembellik ve ihmalkarlığın pençesine düşürülmüştür.”

Adaylığının Akşener tarafından İYİ Parti Meclis Grup Toplantısı’nda açıklanacağından haberi olmadığını belirten Kavuncu ise “Vazife, görev her şeyin üstündedir. Bir görev düştüğünde, bugün partimiz için, yarın da ülke için, en zoru sırtlanmak zorunda olduğumuzun şuuruyla yetiştik” dedi.

Cengiz Topel Yıldırım kimdir?

Cengiz Topel Yıldırım, lise yılları içerisinde Etlikspor’da amatör lisanslı futbol oynadı. Cengiz Topel Yıldırım, futbola ve Ankara’ya olan tutkusunu, Ankaragücü’nde birleştirmişti. 2008 yılında, Ankaragücü Yönetim Kurulu’nda bulundu.

Bir dönem Ankaragücü Spor Kulübü başkanlığı da yapan Yıldırım 2014’te büyükşehir belediye başkanlığı için aday adayı oldu, ancak o dönem parti tercihini Mansur Yavaş’tan yana kullandı.

Yavaş’ın adaylığı kesinleşmeden önce 2019 yerel seçimlerinde de siyasi kulislerde ismi adaylar arasında konuşuldu.
Yıldırım, 2016’dan itibaren eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başdanışmanlığını üstlenmişti.

Paylaşın

Akşener, Partisinin İstanbul Adayını Duyurdu: Buğra Kavuncu

Partisinin grup toplantısında konuşan İYİ Parti Lideri Meral Akşener, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye başkan adaylarının Buğra Kavuncu olduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu. Akşener’in konuşmasının satırbaşları şöyle:

“Sözlerimin başında; Dün, Gazi Meclisimizde gerçekleşen, çok önemli bir oylamaya, değinmek istiyorum. Biliyorsunuz; İsveç’in, NATO’ya katılım protokolü; İYİ Partimizin, “hayır” oyuna rağmen; Cumhur İttifakı ve CHP oylarıyla, maalesef kabul edildi.

Ve böylece; Milli güvenliğimiz için, talep ettiğimiz hususlar; henüz yerine getirilmemiş; muhataplarımız tarafından, kabul edilebilir adımlar, henüz atılmamış olduğu halde; ülkemizin elindeki, çok önemli bir koz; adeta bir muammayla, elimizden uçup, gitmiş oldu…

Ancak, öyle bir oylama yaşadık ki; Adeta, bir turnusol kağıdı niteliğindeydi… Bir tarafta; madde madde şartlar açıklayıp, bol keseden atanların; içerde efelenip, dışarda sus pus olanların; daha önce, nicesine şahit olduğumuz, tornistanlarını izledik.

Diğer taraftaysa; “İktidar ile hizalanmayacağız.” diyenlerin; “Ak Parti’yle, aynı bildiriye imza atmayız.” diyenlerin; iktidarla birlikte, aynı vahim yanlışa, şaşırtıcı bir uyum içerisinde, el kaldırışlarına şahit olduk.

TÜİK’in “hissedilen enflasyon” açıklaması

“Gerçeklerin, bir gün mutlaka, ortaya çıkmak gibi; çok güzel bir huyu vardır…” Nitekim; bunun yeni bir örneğine de, birkaç gün önce; milletimize yıllardır, utanmadan yalan söyleyen TÜİK’in; basına yansıyan, itiraf niteliğindeki, fevkalade çarpıcı bir tespitiyle, şahit olduk.  Neymiş? Vatandaş, açıklanan enflasyonun, 2 katını “hissediyormuş”… Yani; TÜİK’in, yüzde 64,7 olarak açıkladığı, 2023 yılı, tüketici enflasyonu; Yine TÜİK’in yaptığı, hesaplamalara göre; vatandaşlarımızca, yüzde 129,4 olarak “hissediliyormuş”… Güler misin, ağlar mısın?… İstatistik kurumu değil; meteoroloji enstitüsü mübarek…

Üstelik, aradaki farkın sebebi de; böyle ciddiyetsiz bir tespitten beklenenin aksine; balkanlardan gelen, yüksek enflasyon dalgası; veya, döviz kurlarındaki, yüksek nem oranı değil; Tüketim alışkanlıkları ve harcama kalıplarıymış…

Yani sorun, TÜİK’te değil; 85 milyon olarak, bizzat bizlerdeymiş… Sorun, TÜİK’in, uydurma rakamlarında değil; bizim, tüketim alışkanlıklarımızdaymış… Sorun, iktidarın, yanlış ekonomi politikalarında değil; bizim, harcama kalıplarımızdaymış…

Allah aşkına; siz bu milletle, dalga mı geçiyorsunuz?

Kardeşim; İnsanlarımız, demir mi yiyor? Çimento, tuğla mı yiyor?

Et, süt, yumurta yiyor. Ekmek yiyor, peynir yiyor, sebze yiyor. Tutup da, “Milletin tüketim alışkanlıkları yanlış.” demek; Millete, “Ekmek bulamazsan, git tuğla ye.” demekle aynı şeydir. Bir büyük ciddiyetsizliktir, bir büyük saygısızlıktır.

Tam 3 yıldır; iktidara bu soruyu soruyoruz! Tam 3 yıldır; bu garabete, bir an önce, son verilmesini istiyoruz! Tam 3 yıldır; “Emekli maaşlarını, asgari ücretle eşitleyin.” çağrısını yapıyoruz. Ama bu 3 yılın sonunda; Bırakın, iktidar tarafından bir adım atılmasını; emeklilerimiz için, her geçen gün, daha da kötüleşen bir tabloyla, karşı karşıyayız.

2002 yılında, en düşük emekli maaşı, asgari ücretin, 1.3 katıyken; bugün, yüzde 60’ına düştü…10 yıl önce, asgari ücret, 850 lirayken; en düşük emekli maaşı, 1050 liraydı. Bugün ise; asgari ücret, 17 bin liraya çıktı; ama en düşük emekli maaşı, 10 bin lirada kaldı.

Daha 10 yıl önce; asgari ücretin, yüzde 24 üzerinde maaş alan emeklilerimiz; bugün, asgari ücretlinin, neredeyse yarısı kadar maaş alıyor.

Memlekette açlık sınırı, 14 bin 431 lirayı bulmuş; Yoksulluk sınırı, 47 bin 9 lira olmuş;

İktidar ise; en düşük emekli maaşını, 10 bin lira yapmakla övünüyor… Gerçekten ibretlik…

Sayın Erdoğan; Emeklilerimizin üzerindeki ağır yükü, derhâl kaldırın. En düşük emekli maaşını, bir an önce, asgari ücret seviyesine çıkartın. En düşük emekli maaşında yapılan artışlardan, tüm emeklilerimizin, faydalanmasını sağlayın. Kök maaş işinden, derhal vazgeçin. Yüksek ücret üzerinden ve yüksek günle prim ödeyenleri, daha fazla cezalandırmayın.

İstanbul adayı Buğra Kavuncu

Meral Akşener İstanbul Büyükşehir adayını Buğra Kavuncu’yu Balıkesir’de Turhan Çömez’i ve Sincan’da da Fatih Koca’yı aday gösterdiklerini söyledi.

Bir cami imamının, hutbede; şehitlerimizle ilgili bölümü, okumaması rezaleti üzerinden; yine bir kavga çıktı. Üstelik, o kadar vahim bir kavga ki… Bir yanda imam, kendisine baskı yapıldığını söylüyor. Diğer yanda ise, imama görevini hatırlatan kaymakamla ilgili; sözde iddialar havada uçuşuyor. Kaymakamın bıyığının şekli bile; şehitlerimizin, aziz hatırasına yapılan saygısızlığın, önüne geçiyor.

Allah aşkına, böyle bir rezalet olabilir mi? Bu devletin imamına kim, neden ve nasıl baskı yapıyor? Hayırdır? Türkiye’de bölgelere göre, çok hukuklu bir düzene mi geçtik? Yerine göre, camisine göre, baskısına göre; farklı hutbeler okutmaya mı başladık? Devleti yönetenler, bunları neden açığa çıkarmıyor? Diyanet neden sessiz kalıyor?

Biliyorsunuz, 19 Ocak gecesi; Cumhuriyet tarihimizde, bir ilk yaşandı. Astronotumuz, Alper Gezeravcı; uzaya çıkan, ilk Türk oldu. Cumhuriyetimizin, 100’üncü yılında yaşanan, bu güzel gelişme; aslında her Türk’ün, mutlu olacağı bir gelişmeydi. Şanlı bayrağımızın, uluslararası uzay istasyonuna çıkması, her Türk’ün, gururlanacağı bir tabloydu. Ama maalesef; bu konuda bile, utanmazca ayrıştırıldık…

İlk başta; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni, iktidardan ibaret görenlerle, onları küçümseyenler arasında; bir garip tartışma başladı. Sonrasında ise, astronotumuzun, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü anarak; “İstikbal göklerdedir!” demesi üzerinden; bu sefer de, tersine bir meydan okuma alanı oluşturuldu. Atatürk’ümüze düşman olanlarla; kendi tapulu mülkü zannedenlerin; bol gürültülü, horoz dövüşünün ortasında; millet olarak, yine bir sevincimizde, bir gururumuzda, ortaklaşamadık.

Oysa; Bir yandan gururlanırken; Bir yandan da, tartışılması gereken şeyler yok muydu?Elbette vardı. Ama tartışmamız gereken şey; Atatürk değildi. Tartışmamız gereken şey; Astronotumuzun, siyasi tercihleri değildi. Tartışmamız gereken şey; milletimize verilen sözlerdi.

Hatırlayın; Daha 2021 yılında, Sayın Erdoğan, bir söz vermişti. Demişti ki; “İlk aşamada, 2023 yılı sonunda, yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz, kendi millî ve özgün, hibrit roketimizle, aya ulaşarak, sert iniş gerçekleştireceğiz.” 2023 bitti, ama aya sert iniş yapılamadı. Asıl sorgulanması, asıl tartışılması gereken, işte buydu.

Yıl oldu 2024… Ama biz, bir başka ülkenin, ticari bir şirketi aracılıyla; bir vatandaşımızı, uzaya gönderebildik. İşte bizim asıl tartışmamız gereken; Bunu, kendi imkân ve kabiliyetlerimizle; kendi teknolojimizle; neden hâlâ yapamadığımızdı!

Bizim asıl tartışmamız gereken; Küresel rekabetin, en önemli merkezlerinden birinde olup da; uluslararası rekabet gücümüzü, neden hâlâ artıramadığımızdı. Ve her şeyden önce, bizim asıl tartışmamız gereken şey; Tüm bunları yapabilecek güçte bir ekonomiye, neden hâlâ sahip olamadığımızdı.

“Millete tepeden bakan, bu kibirli siyaseti reddediyoruz!”

Ortada, Türkiye için, bir vizyon, bir proje, bir iddia yok! Sadece, “Ben gelmezsem o gelir.” diyerek, korku salıp; kendini milletimize dayatmak var! Ortada, memleket için, bir fikir, bir amaç, bir hedef yok! Her fikri, her ideolojiyi, her hedefi, kendi çıkarına göre, eğip bükmek; sonra da kullanıp atmak var!

İşte biz, İYİ Parti olarak; Millete tepeden bakan, bu kibirli siyaseti reddediyoruz! Memlekete hiçbir faydası olmayan, bu çıkarcı siyaseti reddediyoruz! Milletimizin iradesini, ipotek altına alan, bu mecburiyet siyasetini reddediyoruz!

Bu sebeple, buradan milletimizin her bir ferdine, tek tek seslenmek istiyorum. Her bir vatandaşımıza, bir şeyi hatırlatmak istiyorum: Ey Türk Milleti’nin asil evladı! Seni anlamayana, görmeyene, bilmeyene, artık mecbur değilsin. Hayat tarzın üzerinden yargılayana, artık mecbur değilsin. Sandıktaki keklik olmaya, cepteki seçmen kalmaya, içine sinmeden, oy kullanmaya; artık mecbur değilsin.

Şeyh Sait’i övenlere, katile selam duranlara, demokrasi diye, Türksüz Türkiye pazarlayanlara, artık mecbur değilsin.  Yani artık; cumhuriyete savaş açana da teröre alan açana da mecbur değilsin.”

Paylaşın

YRP’den Ankara, İstanbul Ve İzmir’de Cumhur İttifakı’nı Destekleme Kararı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerde konumlarını netleştiriyor. Son olarak YRP’nin büyükşehirler de aday çıkarmayarak Cumhur İttifakı’nın adaylarını destekleme kararı aldığı öne sürüldü.

Destek karşısında Yeniden Refah Partisi’ne (YRP) “belediye meclis üyeliği” ve birkaç yerde ilçe belediye başkanlığı teklif edildiği ileri sürüldü.

14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerine Cumhur İttifakı çatısı altında katılan Yeniden Refah Partisi’nin (YRP) yerel seçimlere ilişkin AK Parti ile yaptığı işbirliği görüşmeleri “tıkanmıştı.”

YRP’nin genel başkanvekili Prof. Dr. Doğan Aydal’ın, AK Parti ile yürütülen ittifak görüşmelerine ilişkin “Onların bizimle yaptığı toplantıların havanda su dövme toplantıları olduğunu fark ettik. Biz, AK Parti’yi kazandırmak için var olan bir parti değiliz” sözleri, AK Parti ile YRP arasında “krize” neden olmuştu.

YRP ile AK Parti’nin heyetleri, yaşanan kriz sonrasında önceki gün yeniden bir araya geldi. Edinilen bilgiye göre görüşmede “YRP’nin Ankara, İstanbul ve İzmir’de aday çıkarmayarak Cumhur İttifakı’nın adaylarını destekleme kararını aldığı” ifade edildi.

Cumhuriyet gazetesinden Selda Güneysu’yun haberine göre; AK Parti’nin, destek karşısında YRP’ye ise “belediye meclis üyeliği” ve birkaç yerde ilçe belediye başkanlığı teklif ettiği ileri sürüldü.

Paylaşın

Ahmet Davutoğlu’ndan Devlet Bahçeli’ye “Münafık” Yanıtı

Gelecek – Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Gelecek Partisi Lideri Ahmet Davutoğlu, “Bahçeli, MHP grubunda doğrudan benim ismimi vererek munafık suçlamasında bulundu. İslamı kavramları kullanırken insanın zihninden diline doğru giden süreç elli filtreden geçmesi lazım. Ben kimseye munafık demem kimseye kafir de demem. Kalpleri bilen Allah’tır” dedi ve ekledi:

“Sayın Bahçeli, biz de herkes şahit olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk. Böyle olduğumuz için siyasi ahlak dediğimiz ve davasına başımızı koyduğumuz değerler adına siyasi ahlak mücadelesi verdiğimizde olduğumuz gibi görünmemek ya da göründüğümüz gibi olmamak için sizin peşinde olduğunuz başbakanlık makamını terk ettik ama hep olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk.”

Davutoğlu, konuşmasının devamında, “Koalisyon görüşmeleri için gittiğimizde odanızda saat 17.25’e ayarlıydı ve önce masaya koyduğunuz 17-25 dosyaları açılsın, yolsuzluk meseleleri çözülsün ondan sonra hükümet kurarız dediniz, ne oldu o günden bugüne Sayın Bahçeli? Neden olduğunuz gibi görünüyorsanız 17-25 dosyalarını ve yüce divanı işletin. Göründüğünüz gibi olacaksanız bir daha ağzınızı açmayın lütfen, yolsuzluk demeyin teslim olduk deyin iktidara. Bir takım bürokratik makamlara yakınlarımızı veya bizim fikriyatımızdan insanları yerleştirmek için yolsuzlukları unuttuk deyin” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Gelecek-Saadet ortak grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Davutoğlu’nun açıklamalarından satırbaşları şu şekilde:

“Diyarbakır’da Kulp da bir olay yaşında Merkez Başkanı ile ilgili iddialar var TÜİK’in enflasyon rakamları var ve hemen hemen hangi konuya dokunursanız dokunun milletin değerleriyle devletin kurumsallaşması arasında bağ kurmayan bir iktidar var.

Diyarbakır Kulp’ta ne oldu bizim tutumumuz açıktı şu anda da son derece açık bazı olaylar vardır ki olup olmaması kadar duyulması dahi toplumu sarsar hutbe okuyan bir imama kaymakamın müdahalesinde bahsediyorum. Sadece müdahale değil darp iddiaları da ve bu iddialar da reddedilmiş değil.

Şimdi hepimiz Anadolu topraklarından geldik. Bir küçük köyde eğer bir boşanma olsa iki aile ihtilaf etse, o köy de bir felaket olsa, üç kanaat önderi bir araya gelir. Muhtar imam ve öğretmen. Muhtar halkı temsil eder, imam halkın değerlerini temsil eder, öğretmen irfanı öğretmeni temsil eder.

Şehitlerimiz bizim en yüce miraslarını başımızın tacı kıldığımız yetimlerini evladımız, eşlerini bacı bildiğimiz en yüce değerlerimizdir, kimse şehitlerimiz üzerinde bir istismara asla kalkışmasın. Şehitlerin ruhu ve maneviyatı o şehitler adına konuşan yüce milletimize, meclisimize aittir. Bundan hiçbir taviz vermeyiz.

Diyelim ki imam şehitlerimizle ilgili iki paragrafı unuttu, sehven veya bilerek okumadı. Bir kaymakamın yapması gereken bunu not alması ve daha sonra idari soruşturma ile gereğini yapması. Eğer sehven olmuşsa mesele hallolur, eğer bilinçli veya bir örgüt iltisatı varsa bunun gereğini yapıp adli makamlara teslim etmesidir.

Bir kaymakam suç ne olursa olsun ceza makamı değildir. Demokratik hukuk devletinde ceza makamı mahkemelerdir. Eğer herkes kendisi adaletin yerine geçip ceza uygulamaya başlarsa toplumda huzur kalmaz.

Kaymakamı destekleyen diğer kaymakamlar arkası arkasında açıklama yaptılar. Memur-Sen açıklama yaptı. Bir devlette olmaması gerek şey, devletin bürokratı kaymakamı sendika değildir. Ortada suç varsa yeri ve otoritesi bellidir. Kaymakamlar tek tek devleti temsil ederler. Toplumca bir refleks vermeye başladıklarında ortak beyanatlarda bulunan askeri yetkililerin vesayeti gibi bir tablo ortaya çıkar. Hatırlarsanız 28 Şubat’ta.

Devlet bürokratı kendi başına konuşmaz, devlet bürokratı devlet adına konuşur ve siyasi iktidar gerçekten iktidarsa önce o konuşur sonra bürokrat konuşur. Demokratik hukuk devletinde böyle şey yaşanmaz. Kaymakam MHP kökenliymiş, imam AK Partiliymiş. MHP ile AK Parti arasında bir güç mücadelesi varmış. Çok net ifade edeyim. İmamın siyasi kimliği olmaz, imamın tek kimliği vardır; islam islam islam.

Bir devlet adamı olarak ifade ediyorum; kaymakamın siyasi kimliği olmaz kaymakamın tek kimliği vardır devlet devlet devlet. Siyasi kimlikler üzerinden kaymakamları imamları karşı karşıya getirirsek olacak şey toplumsal kaostur. Biz bunları söyledik diye, şehitlerimize sahip çıktığınız gibi devlete ve camilerimize sahip çıkın dediğimizde itirazlarımıza sert eleştiriler yöneltenler oldu.

“Kimseye munafık, kafir demem”

Dün Sayın Bahçeli, MHP grubunda doğrudan benim ismimi vererek munafık suçlamasında bulundu. İslamı kavramları kullanırken insanın zihninden diline doğru giden süreç elli filtreden geçmesi lazım. Ben kimseye munafık demem kimseye kafir de demem. Kalpleri bilen Allah’tır.

Sayın Bahçeli, biz de herkes şahit olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk. Böyle olduğumuz için siyasi ahlak dediğimiz ve davasına başımızı koyduğumuz değerler adına siyasi ahlak mücadelesi verdiğimizde olduğumuz gibi görünmemek ya da göründüğümüz gibi olmamak için sizin peşinde olduğunuz başbakanlık makamını terk ettik ama hep olduğumuz gibi göründük göründüğümüz gibi olduk.

Koalisyon görüşmeleri için gittiğimizde odanızda saat 17.25’e ayarlıydı ve önce masaya koyduğunuz 17-25 dosyaları açılsın, yolsuzluk meseleleri çözülsün ondan sonra hükümet kurarız dediniz, ne oldu o günden bugüne Sayın Bahçeli? Neden olduğunuz gibi görünüyorsanız 17-25 dosyalarını ve yüce divanı işletin. Göründüğünüz gibi olacaksanız bir daha ağzınızı açmayın lütfen, yolsuzluk demeyin teslim olduk deyin iktidara. Bir takım bürokratik makamlara yakınlarımızı veya bizim fikriyatımızdan insanları yerleştirmek için yolsuzlukları unuttuk deyin.

Biz Doğu Türkistan diye bu salonları bu meydanları ve sayın grup başkanımız Japonya’da gür sesle Doğu Türkistan’ı haykırırken siz neredeydiniz? Olduğunuz gibi gerçekten ‘Kızıl Elma’ bir takım idealleriniz var idiyse niye Doğu Türkistan’dan bahsetmezseniz.

Hepimiz takdir ettik 24 saat süre verdiniz İsrail’e değil mi Sayın Bahçeli. Hala alkışlıyorum o sözü. Hala alkışlıyorum o sözü. Peki 24 saat üzerinde kaç 24 saat geçti. Anladık İsrail’e sözün geçmiyor ama bari iktidara sözünüz geçsin de İsrail ile olan şu ticareti durdurun diye bir sesinizi duyalım Sayın Bahçeli.

Serok Ahmet diyerek bana atıfta bulunmuş yine, bakın her dil azizdir Rabb’imin milletlere lütfettiği dil mukaddestir. Taaruf için milletlerin birbirini tanıması için yaratılmış her dil bizim için saygı dahil ve mukaddestir. Onun için bana her Serok Ahmet dendiğinde Kürtçe olarak, “sersera ser çava” derim; göz baş üzere derim. Ama bilirler ki hani Atatürk’ün gidin bakın ülke krizdeyse Toros dağlarında Yörük çadırlarında duman tütüyorsa ülke emniyettedir çünkü Yörükler ayaktadır dediği Yörük doğmuş Yörük Ahmet’im ben.

Gidemediniz ama Uygur’a bir gidin, sokağa çıkın Rumçi’ye Ahmet Davutoğlu deyin Uygur o derler, Cengiz Dağcı’nın Kırım’daki mezarına gidin Tatarlar, Tatar Ahmet derler. Biz bu milletin her rengini temsil etmeyi başımızın tacı biliriz. Milleti birleştiririz, bölmeyiz. dilleri kardeş kılarız düşman kılmayız. Bu topraklarda konuşulan hiçbir dili de yabancı dil kabul etmeyiz.

Biz Dicle ile Fırat’ı Meriç’e Sakarya’ya kardeş kılanlarız. Şimdi herkes iddiasıyla mesuldür. Şimdi gelelim daha net bir ifade ile söyleyeceğim. İmamlarımıza güveniyor muyuz, diyanet işlerimize güveniyor muyuz. Peki o zaman niye Ankara’dan merkezi hutbe gönderilir, niye Türkiye’nin her yerinde aynı hutbe milli güvenlik kurulu bildirisi gibi okunur. 70’li yıllarda İstanbul’da yaşayan bilir hepimiz Gönenli Mehmet Efendi’nin hutbesini dinlemeye giderdik Sultanahmet’e. Gönenli Mehmet Efendi, Ankara’dan gönderilmiş hutbeyi okumazdı.

Şimdi bizim Toros Dağları’ndaki Taşkent’teki hutbe ile Şişli’deki hutbe aynı hutbe. Edirne’deki hutbe ile Hakkari’deki hutbe aynı hutbe. Din adamı ve imam cemaatini bilir, cemaatine sahip çıkar, cemaatine ne söyleyeceğini de bilir. Ne zaman çıktı bu hutbelerin merkezileşmeleri biliyor musunuz? Hep darbe sonrasında. 1962’dedir ilk genelgelerden biri çünkü imamların çoğunun 27 Mayıs karşıtı ve Demokrat Partisi yanlısı olduğu düşünülmüştür. 12 Eylül’de başörtüsünü yasaklayanlar helikopterle Kur’an-ı Kerim bildirileri attılar. 28 Şubat’ta hutbelere ve ezanın mikrofonuna ayar getirmeye kalkıştılar.

Çekin elinizi dinimizin üstünden, bırakın gerçekten iyi yetişmişlerse imamlarımız, din adamlarımız hür özgürce konuşsunlar. Hutbelerin bu niteliği dolayısıyla gençler, siyasi bildiri gibi bir şey dinlememek için camilerden koptular, uzaklaştılar.

Biz olsaydık ne yapardık. Bu haber geldiği anda İçişleri Bakanı’na derhal soruşturma açmasını isterdim, bir mülkü amir nasıl bir din adamını caminin içinde rencide eder diye. Sonra da Diyanet İşleri Başkanlığı’na derhal bir soruşturma açın, gerçekten bu imam sehven mi unuttu yoksa bilinçli örgütsel bir yapımı var ve gözünün yaşına bakmadan ikisini de gerekli şekilde cezalandırırdım ta ki milletin, devletin kaymakamına ve dinin imamına karşı güveni kaybolmasın.

Biz bunları söyledik diye üstümüze gelenlere sesleniyorum. Devlete sahip çıkmak slogan atmakla olmaz, devletin valisinin kaymakamının halk tarafında itibar sahibi kılınmasıyla olmasıyla olur. Dine sahip çıkmak her ne suretle olursa olsun gidip Cuma namazında oturmak ve merkezi hutbe dinlemek değil, ahlaken dine sahip çıkmakla olur hal ile dine sahip çıkmakla olur. Ahlakçı olmakla değil ahlaklı olmak ile dine sahip çıkılır.

“Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar”

Bir aydır neredeyse daha önce söylenti halindeydi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan hakkında iddialar var. Daha 6 ay oldu ya, nasıl Amerika’dan Türkiye şartlarına bu kadar kolay intibar ettiler bilmiyorum ama dünyayı tanırız Amerika’da herhangi bir şirketin hanımefendinin başında bulunduğu bankanın CEO’su babasını bırak oda ayırmayı, benim kızım buradan çalışıyor diyerek resepsiyondan bile geçemez kimliğini göstermesi lazım veya ne yapacaksınız diye sorarlar çünkü bir dakikasını bile ayıramaz bir bürokrat görev yaparken bir dakika bile haramdır, işinizi yapacaksınız. Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar.

Amerika’da yapamadıklarını burada yapıyorlar. Özel odalar ayrılmış, memurlar onların çocuklarına bakıyor. Bir göreve bir kişi atandığında sülalesiyle atanıyor, cümbür cemaat geliyorlar.

Balık baştan kokar derler, siz damadınızı bakan yaparsanız, Varlık Fonu’nun başkanını kayınpeder, yardımcısı, vekili damat olursa demek usul Türkiye’de böyle der dışardan gelen de aynı usulü kendisi yerleştirir. Kimi eleştiriyorsunuz, nepotizm diye başbakanken ilk kullandığımda herkes sözlüklere bakmıştı. Tam da bu işte akraba kayırmacılığı, bir gece yarısı üst düzey bir bürokratı saat 1’de akrabalarını yanında çalıştırıyor diye görevden aldığım zaman bir hafta içinde bütün bakanlıklardan akrabalar temizlenmişti.

Nerede Merkez Bankası Başkanı’mız, 1 Ocak’tan itibaren Christmas’tan bu yana Amerika’dalar. Amerika’dan ayrılmak bu kadar zorsa gelmeyecektiniz Hanımefendi. Neredeyse yılda bir kere merkez bankası başkanı değişiyor, göreceksiniz yakında bu da değişir. Kurumsallaşma nerede.

Kulp olayında İçişleri Bakanlığı’nın teamülü, milletin teamülü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın teamülü sarsıldı, burada da Merkez Bankası gibi devlete çok ciddi bir bürokrat yetiştirmiş bir okul gibi olan bir kurum, su anda lime lime dökülüyor. Sayın Erdoğan’ın ne Kulp olayıyla ilgili ne Merkez Bankası olayıyla ilgili herhangi bir açıklamasını görmüyorsunuz, varsa yoksa muhalefete isim takma peşinde.

Nedir kanaatiniz Sayın Cumhurbaşkanı Kulp olayıyla ilgili, pozisyonunuz nedir, kim haklı kim haksız ya da ikisi de haksızsa ne yaptınız. Birisi haklıysa hangi soruşturmayı yaptınız. Devletin itibarını korumak Cumhurbaşkanlığı makamının görevidir. Aynı şekilde Merkez Bankası Başkanı ile ilgili iddialarda, kimi iddialar eski damat bakanın bir komplo kurduğu, kimi iddialar şu anki Maliye Bakanı ile Merkez Bankası Başkanı’nın arasının açık olduğu. Siyaset saray dedikoduları haline dönüşmüşse millet kendini güvende hissetmez.

TÜİK’in resmi açıklaması enflasyon yüzde 64,7, bir kaç gün önce yine bir açıklama yaptı; hissedilen enflasyon açıkladığımız enflasyonun iki mislidir yani yüzde 129,7’dir dedi. Bu bir itiraf, hissedilen enflasyon halkın hissettiği, TÜİK enflasyonu ne demek biliyor musunuz, memura işçiye düşük maaş vermek için devletin tayin ettiği enflasyon. TÜİK Başkanı’na da sesleniyorum, sizin hissedilen enflasyon dışında ürettiğiniz her enflasyon rakamı memurun, çiftçinin cebinden para çalmaktan farkı yoktur. Bunun adı memurun, çiftçinin dolandırılması, bunun adı hırsızlıktır.

Kamu özel işletme köylülere ödenirken hissedilen ödeme yok, orada ne yazılırsa o yazıyor. Halbuki her köprü geçişinde acı hissediyor millet, siz bu acının da hissedilenini bir düşünün bakalım. Emekliler kan ağlıyor. Yapmayın etmeyin 10 bin lirayla geçinemez bu emekli dedik ve rakam verdik. 2016’da emekli maaşı asgari ücretin 1.2 katıydı ve şimdiki rakama vurursak 20 bin lira olması gerekirdi emekli maaşı.

Şimdi 10 bin lirayla asgari ücretin yüzde 60’ına denk geldi, neredeyse yarı yarıya asgari ücretin. Ne istiyorsunuz emeklilerden, onurla yaşamak dışında yaşamak dışında hiçbir beklentisi kalmamış son nefeste kimseye muhtaç olmayayım diyen emekliden kefen parasını bile neredeyse esirgeyen bir yaklaşım içindesiniz.

Yandaş müteahhitlerden ucuz kredi verdiğiniz yandaş sermayeden hiçbir şey esirgemiyorsunuz. Gelir adaletinin sağlanması lazım. Biz geldiğimizde gelir adaletini sağlayacağız. Bunların döneminde kim haksız rant elde etmişse önce onları vergilendireceğiz sonra bu vergilerle milletin sosyal yardım fonlarını artıracağız.

Gazze’de dördüncü ayına yaklaşıyoruz savaşın, hala İsrail ile ticaret devam ediyor hala İsrail’e Türkiye yakıt, gıda ve bir çok malzeme göndermeye devam ediyor. Sayın Erdoğan bu konuda hiçbir izahat getirmiyor, Ticaret Bakanı bir takım teknik kendilerince izahat getiriyor. Ama vaka değişmiyor Türkiye İsrail’i lojistik olarak desteklemeye devam ediyor. Dökülen her kanda, ölen her çocuğun bedeninde sizin gönderdiğiniz malzemelerin izi varsa bunun hesabını millet de Allah’ta sorar ve soracak.”

Paylaşın

İsveç’in NATO Üyeliği TBMM’de Onaylandı: 287 Kabul, 55 Ret, 4 Çekimser

İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine onay veren protokolle ilgili kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi.

Haber Merkezi / Genel Kurul’daki oylamada 287 kabul, 55 ret ve 4 çekimser oy kullanılırken, bundan sonraki süreçte Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzası ve Resmî Gazete aşaması beklenecek.

İsveç ve Finlandiya, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından 2022 yılında NATO askeri ittifakına katılma talebinde bulunmuştu. Ancak NATO müttefiki Türkiye, iki ülkenin Ankara’nın terörist olarak gördüğü grupları koruduğunu kaydederek, üyeliklere karşı çıkmıştı.

Türkiye geçen Nisan ayında Finlandiya’nın katılım protokolünü onayladı; ancak İsveç’i, Avrupa Birliği ve ABD’nin de terörist olarak tanımladığı PKK’nın İsveç’teki yerel üyelerine karşı tutumunu sertleştirene kadar bekletti.

Bunun üzerine Stockholm, bir terör örgütüne üye olmayı yasadışı hale getiren yeni bir terörle mücadele yasası çıkardı. İsveç ve NATO üyeleri Finlandiya, Kanada ve Hollanda da Türkiye’ye silah ihracatı politikalarını gevşetmek için adımlar attı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan İsveç’in teklifini Ekim ayında TBMM’ye göndermiş; ancak onaylanmasını ABD’nin Türkiye’ye F-16 savaş uçağı satışını onaylamasına bağlamıştı.

Mart 2023’te Finlandiya’nın katılımı için yapılan oylamada hiçbir siyasi parti grubu ‘hayır’ oyu kullanmamıştı. AKP, CHP, İYİ Parti ve MHP üyeliğe onay verirken HDP, TİP, BBP, DEVA, DP ve ZP oylamaya katılmamıştı.

Türkiye’nin ardından Macaristan’ın da İsveç’in üyeliğine onay vermesi gerekiyor. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, İsveç’in NATO’ya üyeliğini görüşmek üzere Başbakan Ulf Kristersson’a davet mektubu gönderdiğini duyurdu.

Orban, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “İsveç’in NATO’ya katılımı konusunda müzakerelerde bulunmak üzere bugün Başbakan Ulf Kristersson’a Macaristan’a ziyaret gerçekleştirmesi için davet mektubu gönderdim.” ifadesini kullandı.

Viktor Orban’ın özel kalem müdürü Gergely Gulyas “İsveç onlara güvenimizi artırmak; kendilerini müttefikimiz ve dostumuz olarak görmemiz için hiçbir adım atmıyor. Sanki NATO üyeliği öncelikleri değil gibi” diye konuşmuştu.

Gulyas, “İsveç Başbakanı veya Dışişleri Bakanı bizi arayıp Macaristan Parlamentosu’nun çekincelerinin neler olduğunu sormalı” demişti.

İsveç’in NATO’ya üyeliğinin, Macar parlamentosunda 2023’ün sonbaharında görüşülmesi bekleniyordu ancak İsveç’te bazı milletvekillerinin Budapeşte yönetimine ilişkin ifadeleri, taraflar arasında gerginliğe yol açmış, bu nedenle de süreç uzamıştı.

Diğer NATO üyelerine kıyasla Rusya ile daha iyi ilişkilere sahip Macaristan, Finlandiya’nın üyeliğine de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Finlandiya NATO’ya üye olabilir” açıklamasından 10 gün sonra onay vermişti.

Paylaşın

İmamoğlu Duyurdu: İstanbul’da İlk’ler Ve En’ler Dönemi

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 5 yıldır görevde olduğu sürece imza attığı projeleri sıralayarak İstanbul’da ilkler ve enler dönemi olduğunu söyledi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, belediye başkan adayları da çalışmalarına hız verdi.

İstanbul’da Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum ile yarışacak olan mevcut İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden 5 yılda yaptığı icraatları sıraladı.

Açıklamasında, İstanbul’da ilkler ve enler dönemi olduğunu ifade eden İmamoğlu’nun sıraladığı icraatları şöyle:

İstanbul, tarihinin en çok metro yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok restorasyon yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok altyapı yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok yeşil alan yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok sosyal proje yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok çevre yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en şeffaf ve liyakatli dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en ciddi şehir planı yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok kentsel dönüşüm yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok kültür sanat etkinliği yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok meydan yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok sokak hayvanlarına bakım yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok deniz ulaşımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok halk ekmek üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok otopark yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok imar ve tapu çözümü üretilen dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok özel sektörde istihdam üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok tarım desteği olan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin ilk kreş ve yurt yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına Halk Süt dağıtılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin ilk kent lokantaları açılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok burs verilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok cadde düzenlemesi yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok spor etkinliği yapılan dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinin en çok spor yatırımı yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok kütüphane yapılan dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinin en çok dayanışma projesi üretilen dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez annelerin ücretsiz yolculuk yaptığı dönemini yaşıyor.

İstanbul, tarihinde en çok kadınlara ve gençlere özel projelerin geliştirildiği dönemini yaşıyor.
İstanbul, tarihinde ilk kez çöpten enerji üretilen dönemini yaşıyor.

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda ‘BBP’ Krizi

Katıldığı bir televizyon programında yerel seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulunan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Sivas’ta ve İstanbul’un ilçelerinden aday çıkaracağını duyurdu.

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı.

Yeniden Refah Partisi (YRP) kendi adaylarıyla seçimlere gireceğini daha önce ilan etmişti. Cumhur İttifakı’nın bir diğer bileşeni Büyük Birlik Partisi’nden (BBP) de benzer bir açıklama geldi.

Haber Global’de yayınlanan Buket Aydın ile Yüz Yüze programına katılan BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Sivas’ta ve İstanbul’un ilçelerinden aday çıkaracağını duyurdu.

Destici şu ifadeleri kullandı: “Pazar günü Sivas ve bölge illerimizin aday tanıtım toplantılarımızı gerçekleştireceğiz. 27 Ocak’ta da İstanbul’un ilçelerindeki belediye başkan adaylarımızı açıklayacağız.

Biz elbette ki Cumhur İttifakı’nı önemsiyoruz. Cumhur İttifakı 15 Temmuz hain FETÖ darbe gecesi sokakta kurulmuş bir ittifaktır. Ben de o gece sokakta olan siyasi liderlerdendim. Bu daha sonra bir ittifaka dönüştü. 2018, 2019 ve 2023 seçimlerinde.

Biz Sivas’ı istedik ama bir pazarlık olarak değil. BBP’nin tabanının motivasyonun arttırılması lazım. O yüzden Sivas’ın verilmesi ile taban motive olur. AKP Sivas adayını açıklayınca bunu kabul edilmediğini gördük, biz de kendi adayımızı açıkladık. Cumhur İttifakı ortağı ile yarışacağız, kim kazanırsa Cumhur İttifakı kazanmış olacak.”

Paylaşın

Yeniden Refah İle AK Parti’nin İttifak Görüşmelerinde İlerleme Yok

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerin de seçime yönelik çalışmaları hız kazandı. Bu kapsamda Yeniden Refah Partisi (YRP) ile Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) arasında yürütülen ittifak görüşmelerinde ilerleme sağlanamadı.

Yerel seçimlerde Milliyetçi Hareket Partisi’nin (MHP) yanı sıra, 14 Mayıs seçimlerindeki ittifak ortakları ile de seçim işbirliğini genişletmek isteyen AK Parti, YRP dışındaki partilerle uzlaşma sağladı.

AK Parti adaylarına destek için bazı büyükşehir ve ilçe şehirlerini istediği kulislere yayılan YRP ile görüşmeler bir süredir kesilmişti.

AK Parti’den genel başkan yardımcıları Efkan Ala, Ali İhsan Yavuz ve Yusuf Ziya Yılmaz, YRP’den genel başkan yardımcıları Doğan Bekin ve Nureddin Gül’den oluşan heyetler dün yeniden bir araya gelerek seçim işbirliği olanaklarını ele aldı. YRP İstanbul’un bazı ilçeleri ve Malatya’da ısrarlı oldu.

Edinilen bilgiye göre YRP, AK Parti’nin adayını açıkladığı Malatya’nın yanı sıra, İstanbul’da Arnavutköy, Sultangazi, Sultanbeyli’nin de aralarında bulunduğu partinin güçlü olduğu ilçeler ile Ankara’da da Çubuk’un kendilerine bırakılmasını istedi. AK Parti’nin ise YRP’nin Bursa’da kendilerine destek vermesini istediği öğrenildi.

Taraflar görüşmede ilerleme sağlayamazken, AK Parti heyeti, YRP’nin önerilerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ileteceklerini bildirdiler.

Kulislere yansıyan bilgilere göre görüşmede, özellikle İstanbul’da YRP’nin destek vermemesi halinde seçimin kaybedilme olasılığı da değerlendirildi. YRP heyeti, Ankara, İstanbul ve İzmir’in halen CHP tarafından yönetildiğine işaret ederek, “seçim işbirliği olmazsa bir kaybettiren olmayacaklarını, ama uzlaşma sağlanırsa, AKP’nin seçilmesini sağlayabilecekleri” görüşünü ilettiler.

Görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine Erdoğan’ın, bir kez daha YRP Genel Başkanı Fatih Erbakan’la görüşebileceği belirtilirken, YRP kaynakları, bundan sonra heyetler arası görüşme olmasını beklemediklerini söylediler.

YRP’den “sürpriz adaylar” açıklaması

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’a konuşan YRP’li bir parti yöneticisi, uzlaşma sağlanamaması halinde Şanlıurfa’nın yanı sıra Ankara, İstanbul ve İzmir’de “sürpriz adaylar” çıkaracaklarını söyledi.

YRP’nin ilk sürpriz adayı ise kısa süre önce AK Parti’den istifa eden MKYK üyesi ve eski Şanlıurfa Milletvekili Kasım Gülpınar oldu. AK Parti’nin yeniden mevcut başkan Beyazgül’ü Şanlıurfa Büyükşehir adayı olarak göstermesi nedeniyle Gülpınar, partiden istifa etmişti. Gülpınar’ın adaylığını Genel Başkan Fatih Erbakan sosyal medya hesabından da duyurdu.

Paylaşın