TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya Verilen Hapis Cezası Onandı

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya verilen 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamlayan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (istinaf), cezayı onayladı.

Yerel mahkemenin hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delilerde ve işlemlerde ise herhangi bir eksiklik olmadığına karar veren daire, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğuna dikkati çekti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi (istinaf), Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı’ya, İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesince “silahlı terör örgütü propagandası yapmak” suçundan verilen 2 yıl 8 ay 15 gün hapis cezası kararına yönelik temyiz incelemesini tamamladı.

Artı Gerçek’in haberine göre, yerel mahkemenin hükmünde usul ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık, delilerde ve işlemlerde ise herhangi bir eksiklik olmadığına karar veren daire, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğuna dikkati çekti.

Eylemin doğru olarak nitelendirildiğini ve sanığa verilen 2 yıl 8 ay 15 günlük hapis cezasının kanuni bağlamda uygulandığını belirten daire, sanık avukatları ve cumhuriyet savcısının ileri sürdüğü nedenleri yerinde görmeyerek temyiz başvurusunu esastan reddetti.

Ne olmuştu?

TTB Başkanı Şebnem Korur Fincancı hakkında, terör örgütü PKK ile bağlantılı bir televizyonda, Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatılmıştı. İstanbul’da evinde gözaltına alınan Fincancı, 27 Ekim 2022’de Ankara’da sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, TSK’nın meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleriyle terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştıran Fincancı’nın, “terör örgütü propagandası” suçundan 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Paylaşın

CHP İle DEM Parti Görüşmelerinde ‘Taban Hassasiyetleri’ Çıkmazı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde seçimlere yönelik çalışmaları hız kazandı. CHP ve DEM Parti heyetleri arasında seçimlerde güç birliği gündemli görüşmeler ise devam ediyor.

CHP ve DEM Parti kurmayları da güç birliği söz konusu olunca tarafların karşılıklı bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylüyor. Ancak CHP’li kurmaylar da DEM’li kurmaylar da bu fedakarlıklar gündeme geldiğinde tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nde (DEM Parti) liderlerin yaptığı karşılıklı ziyaretlerin ardından başlayan ‘yerelde güç birliği’ arayışlı heyetler arası görüşmeler devam ediyor. Bu görüşmeler devam ederken Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan önceki dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’tan gelen “İstanbul’da aday olabilirim” açıklaması pek çok soru işaretini beraberinde getirdi.

Partinin başta İstanbul olmak üzere pek çok kentte aday çıkarmaya dair alacağı tutumunun perşembe ve cuma günü gerçekleşen MYK toplantısında netleşebileceği ifade edilmişti. Ancak Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, başta İstanbul olmak üzere güç birliği yapabilecekleri pek çok yerde çalışmaların devam ettiğini şu sözlerle ifade etti: “Parti olarak alacağımız pozisyonun dengeleri ne oranda nasıl değiştirebileceğinin farkındayız. Dolayısıyla böyle bir ciddiyet ve böyle bir sorumlulukla çalışıyoruz. Her şey çok büyük bir titizlik ve hassasiyetle çalışılıyor.”

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın aktardığına göre; İki parti heyetleri arasında güç birliği gündemli görüşmeler, Başak Demirtaş’ın açıklamasından sonra da devam etti. İki partinin kurmayları da güç birliği söz konusu olunca tarafların karşılıklı bazı fedakarlıklar yapması gerektiğini söylüyor. Ancak CHP’li kurmaylar da DEM’li kurmaylar da bu fedakarlıklar gündeme geldiğinde tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor.

DEM Parti kurmayları, Başak Demirtaş’ın açıklamasından önce de tabanlarından çok yoğun bir aday çıkarma baskısı aldıklarını ifade ederken iki seçimdir CHP’ye destek vermelerinin tabanları tarafından sert bir biçimde eleştirildiğini belirtiyor ve “Bu seçimde DEM Parti’nin kazanmadığı bir senaryoyu ne biz kabul ederiz ne de seçmenimizi ikna edebiliriz” değerlendirmesini yapıyor.

DEM Parti’nin seçmeninin verdiği oyun karşılığı olarak kent yönetimlerinde temsilcilerini görme hakkı olduğunu anlatan DEM kurmayları, seçmenlerinin sürekli fedakarlık yapması, sürekli CHP’nin adaylarına oy vermesinin artık kabul edilemez olduğunu, seçmeni ikna etmek için ellerinde güçlü doneler olması gerektiğini anlatıyor. Öte yandan güç birliği sağlanması halinde destekleyecekleri adayların ve aynı zamanda parti yöneticilerinin özellikle Kürt sorunu, kayyımlar gibi konularda demokratik ilkeler çerçevesinde söylemler kurması gerektiğini kaydediyor.

CHP’li kurmaylar da güç birliği ve fedakarlıklar gündeme geldiğinde tıpkı DEM Partililer gibi kendi tabanlarının hassasiyetlerine dikkat çekiyor. CHP’nin Atatürkçü, devletçi bir seçmen kitlesi olduğunu ve bu seçmenin batıda bir kentte DEM Parti’de aktif siyaset yapan isimlere oy vermesinin çok zor olduğunu anlatan CHP yetkilileri, DEM’in İstanbul’da bir ilçede CHP tarafından desteklenmesinin kendilerini zorlayacağını ifade ediyor.

DEM Parti çalışmalarına devam ediyor

Karşılıklı bu kaygılara rağmen iki partinin heyetleri arasında görüşmeler sürüyor. Görüşmelerin bir güç birliğine evrilip evrilmeyeceğinin ilerleyen günlerde netleşeceği ifade edilirken DEM Parti’de aday çıkarma eğiliminin ağır bastığı, İstanbul’da bir aday çıkarılması halinde bu ismin Başak Demirtaş olmasına sıcak bakıldığı kaydediliyor. DEM Parti’nin ayrıca tüm batı illerinde aday olabilecek isimlere dair çalışmasını yürüttüğü de kaydedildi.

Paylaşın

ABD, Türkiye’ye 40 Adet F-16 Satışına Onay Verdi

Türkiye’nin İsveç’in NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü) üyeliğine onay vermesinin ardından, ABD hükümeti, Türkiye’ye 40 adet yeni F-16 ve 79 adet modernizasyon kitinin satılmasına onay verdi.

Türkiye’ye 40 yeni F-16 satışını ve 79’unun modernizasyonunu öngören anlaşmanın resmi olarak yürürlüğe girmesi için gönderildiği Kongre’de itiraza uğramaması gerekiyor.

Şimdiye kadar bazı Kongre üyeleri Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve komuşusu Yunanistan ile yaşadığı gerilimleri gerekçe göstererek söz konusu askeri savaş uçağı satışı konusunda endişesini dile getirmişti.

Türkiye, 40 adet F-16 ve yaklaşık 80 adet de mevcut filosu için modernizasyon kiti talebini ABD’ye 2021 yılı Ekim ayında iletti.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’ye 40 adet yeni F-16 ve 79 adet modernizasyon kitinin olası satışını onayladı ve Kongre’ye resmi bildirimde bulundu. Eş zamanlı olarak, Yunanistan’a da 40 adet olası F-35 satışı onaylandı ve bu olası satış da Kongre’ye bildirildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Cuma akşamı yapılan açıklamada, Türkiye’ye F-16 satışının, “Avrupa’da siyasi ve ekonomik istikrar gücü olan bir NATO müttefikinin hava kabiliyetini ve birlikte işlerliğini geliştirerek, ABD’nin dış politika hedefleri ve ulusal güvenliğini destekleyeceği” kaydedildi.

“Satış daha eski F-16’lar hizmet süresinin sonuna yaklaşırken Türkiye’nin F-16 filosunu genişletmesini ve modernize etmesini sağlayacak. Bu yeni uçaklar, NATO misyonlarına katkıda bulunması ve bölgesel güvenliğin korunması amacıyla Türkiye’ye modernize çok rollü muharip uçak filosu sağlayacak” ifadeleri kullanıldı.

Açıklamaya göre Türkiye’ye yapılacak olası satış toplam 23 milyar dolar; Yunanistan’a yapılacak satış da 8,6 milyar dolar değerinde. Yapılan açıklamada Türkiye ve Yunanistan’a yapılacak olası satışların bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyeceği belirtildi.

Hava kuvvetlerini yenilemek isteyen Ankara, İsveç’in NATO’ya katılımına onayı ABD’den F-16 savaş uçağı satışı ve mevcutların modernizasyonuna izin verilmesine bağlamıştı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da, terörü desteklemekle de suçladığı İsveç’in NATO’ya üyeliğinin Washington’un F-16 satışına bağlı olduğunu dile getirmişti.

İsveç’in NATO’ya üyeliği Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) geçen Salı günü onaylanmış, katılım protokolü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalandıktan sonra Resmi Gazete’de yayımlanarak Perşembe günü yürürlüğe girmişti.

Türkiye, onay prosedürünün resmi olarak tamamlanması için kabul bildirim mektubunu, 1949’da NATO’nun kuruluş antlaşmasına ev sahipliği yapan ve Washington Antlaşması olarak da anılan belgeyi elinde bulunduran ABD’ye iletilmiş, onay belgesinin Washington’a ulaşmasının ardından ABD yönetimi de F-16 satışı için yeşil ışık verildiğini duyurmuştu.

Türkiye’ye 40 yeni F-16 satışını ve 79’unun modernizasyonunu öngören anlaşmanın resmi olarak yürürlüğe girmesi için gönderildiği Kongre’de itiraza uğramaması gerekiyor. Şimdiye kadar bazı Kongre üyeleri Türkiye’deki insan hakları ihlalleri ve komuşusu Yunanistan ile yaşadığı gerilimleri gerekçe göstererek söz konusu askeri savaş uçağı satışı konusunda endişesini dile getirmişti.

Bu arada Türkiye’ye F-16 satışına onayla birlikte ABD yönetimi Cuma günü Yunanistan’a da F-35 satışına izin verildiğini de duyurdu. Kongre’nin gelen savaş uçağı onayına dair tebligatı değerlendirmek üzere 15 gün zamanı bulunuyor. Bu süre zarfında itiraz yapılmaması halinde Türkiye ile F-16 anlaşması resmiyet kazanmış olacak.

Rusya’nın Ukrayna’ya saldırmasıyla başlayan savaş üzerine Mayıs 2022’de o zamana kadar tarafsızlık ilkesi güden İsveç, komşusu Finlandiya ile birlikte NATO’ya üye olmak amacıyla resmi başvuruda bulunmuştu. Finlandiya Nisan 2023’te üyelik için onay alırken İsveç’in başvurusu Türkiye tarafından terör örgütlerine destek verdiği ve Ankara’ya askeri ihracatta ambargo uyguladığı suçlamasıyla sürüncemede bırakılmıştı.

Türkiye dışında İsveç’in üyeliğini onaylamayan tek ülke Macaristan. Avrupalı diplomatlar, Ankara gibi Macaristan’ın İsveç’in üyeliğinin onayını başka talepleri için pazarlık konusu yaptığıeleştirisini getiriyor ve Avrupa Birliği’nin (AB), Macaristan’daki hukuk devleti ihlallerineyönelik eleştirisine misilleme olarak görülüyor.

İsveç’in NATO’ya katılım protokülünün Ankara tarafından onaylanması üzerine Kanada’nın da Türk Bayraktar TB2 SİHA’larında kullanılan optik sistemlerin ihracatına 2020’de koyduğu ambargoyu kaldırmaya hazırlandığı haber veriliyor.

Reuters haber ajansının konuya yakın kaynaklara dayandırdığı bir habere göre, Türkiye ile Kanada arasında aylar süren görüşmelerin ardından Ocak ayında bir anlaşmaya varıldığı, anlaşmanın Türkiye’nin İsveç’in NATO üyeliğine onay sürecini tamamlaması sonrasında yürürlüğe girmesi konusunda mutabık kalındığı kaydedildi.

Paylaşın

DEM Parti’den İstanbul Açıklaması: Titizlikle Çalışıyoruz

Yerel seçimlere ilişkin açıklamalarda bulunan DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “2019 yerel seçimlerinden farklı olarak 2024 yerel seçimlerindeki mottomuz kazandırmak ya da kaybettirmek değil kazanmak olacak. Peki, bu kazanmak çerçevesinde neler yapıyoruz? En çok merak ettiğiniz yerden başlayacağım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “İstanbul, Adana, Muğla, Aydın, Kars, Mersin, Hatay, Dersim. Bunlar özellikle seçtiğimiz iller değil ama bunlar kamuoyunda en çok merak edilen iller, dolayısıyla bizim de özellikle telaffuz ettiğimiz iller. İstanbul’da DEM Parti ne yapacak, Adana’da ne yapacak, Muğla’da ne yapacak, Kars’ta ne yapacak, Mersin’de ne yapacak, Hatay’da ne yapacak, Dersim’de ne yapacak? Haklı olarak kamuoyu buralarda nasıl bir pozisyon alacağımızı merak ediyor.”

Doğan, açıklamasının devamında, “Biz parti olarak alacağımız pozisyonun dengeleri ne oranda nasıl değiştirebileceğinin farkındayız. Dolayısıyla böyle bir ciddiyet ve böyle bir sorumlulukla çalışıyoruz. O yüzden bu iller bizim için de özel yerler. Bugüne kadar açıkladığımız ve açıklamadığımız her seçim bölgesine ilişkin şunun bilinmesini açıklıkla isteriz ki her şey üzerinde çok büyük bir titizlik ve hassasiyetle çalışılıyor. Bu seçim bölgelerine ilişkin çalışmalar ve tartışmalar tüm hızıyla sürüyor ve tüm seçenekler değerlendiriliyor.

Ayrıca kent uzlaşısı kapsamında güç birliği çalışmalarımız da devam ediyor ki bu konuya ilişkin açıklamaları da netleştikçe aşama aşama sizlerle paylaşıyoruz. Şu ana kadar buralara ilişkin epeyce yol alındı. Fakat belirleyici güç olduğumuzun farkında olarak, ince eleyip sık dokuyarak, halkların kazanacağı seçenekleri gözeterek yol alıyoruz. Diğer yandan Ankara, Antalya, Bolu, Kocaeli, Samsun, Kayseri, Konya gibi ve daha önce açıkladığımız 27 ilçe de vardı. Eğilim yoklamasıyla aday belirleyeceğimiz yerlerde de çalışmalarımız sürüyor.” ifadelerini kullandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, partisinin dünden bu yana devam eden Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısına dair partinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Ayşegül Doğan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Merhabalar hepiniz hoş geldiniz, sevgili arkadaşlar tebessüm ederek başlamak istiyorum. Çünkü bugün “Kobanî düştü düşecek” diyenlere inat Kobanî’nin IŞİD karanlığından kurtuluşunun 9’uncu yıldönümü. Öncelikle DEM Parti olarak bunu hatırlatarak, bu aydınlığı bize müjdeleyenleri anarak ve onlara tekrar ne kadar minnettar olduğumuzu söyleyerek başlamak istiyorum. Kötülüğe karşı iyiliğin, karanlığa karşı aydınlığın, esarete karşı özgürlüğün mücadelesinin simgesine dönüşen Kobanî’deki bu cesur mücadeleyi ve direnişi şükran ve minnetle anmak istiyorum. Yıldönümü tüm halklara kutlu olsun.

Gelelim 2 gündür süren Merkez Yürütme Kurulumuzun gündemlerine. Bunlardan biri 13-14 Ocak tarihlerinde eş zamanlı olarak toplamda 90 seçim bölgesinde yaptığımız ön seçimler. Birinci parti olarak çıktığımız yerlerde, yani ağırlıklı olarak Kürt illerinde yaptık ön seçimleri. Eş zamanlı olarak yaptığımız ön seçimlere ilişkin sizleri bilgilendirmek istiyorum. Bu süreci tamamladık ve büyük bir başarıyla tamamladık. Çünkü bunca saldırıya rağmen, profesyonel hiçbir destek almadan ama tam bir profesyonel hazırlıkla yaptık. Profesyonel oy pusulaları, sayım döküm cetvelleri, sandık sonuç tutanakları, il-ilçe birleştirme tutanakları…

Bugüne kadar Türkiye’de eşi benzeri görülmemiş bir doğrudan demokrasi deneyimini hayata geçirdik DEM Parti olarak. Bunun için binlerce çalışanımız, gönüllümüz ve partilimiz, milletvekillerimiz, danışmanlarımız, Parti Meclisi üyelerimiz, Merkez Yürütme Kurulu üyelerimiz, il ve ilçe örgütlerimiz adeta gece gündüz çalışarak seferber oldu. Bu süreç tamamlandı ve bunca saldırıya rağmen bize şöyle bir gerçeği bir kez daha gösterdi. Hangi parti bunca saldırı, tutuklama, gözaltı, yargılama, sürgün ve hapisliğe rağmen bu kadar güçlü bir canlılık ve dirilikle bunu yapabilir? Bu sorunun yanıtını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.

Örgütsel diriliğimizi ve canlılığımızı ön seçimler/halk oylamaları aracılığıyla bir kez daha gördük ve bir kez daha kamuoyuna gösterdik. Kürt illerinde doğrudan bir demokrasi örneğiyle gerçekleşen bu ön seçimlerde yalnızca belediye eş başkan adaylarımızı seçmedik, il meclis üyelerimiz de oylandı ve karar tamamen yerele bırakıldı. Sandıktan çıkan sonuçlara saygılı olacağımızı, bu sonuçları kabul edeceğimizi, gelen itirazı değerlendireceğimizi, usulsüzlük tespit edildiğinde de gerekli yerlerde kurulu ilgili mekanizmaları devreye koyarak bu itirazları ve usulsüzlükleri dikkate alarak yine yerelin inisiyatifine kararı bırakacağımızı söylemiştik.

Kolaylaştırıcılık rolü üstlendiğimizi, koordinasyonu sağlayacağımızı söylemiştik. Biz üstümüze düşeni yaptık. Halklar da üstlerine düşeni yaptı ve ön seçim gerçekleştirdiğimiz bölgelerde ön seçimden çıkan sonuçları, yani adaylarımızı tanıtmak üzere hazırlıklara başladık. Bu tanıtım toplantısını 29 Ocak’ta Diyarbakır’da yapacağız. Hem ön seçimde çıkan adaylarımız hem de ön seçim koşullarının olmadığı ve eğilim yoklamasıyla belirlenen bazı yerlerdeki adaylar ayın 29’nda Diyarbakır’da tanıtılacak.

Kent uzlaşısı ile böyle bir halk oylamasını ilk defa yapıyoruz dedik. Ciddi bir yerel demokrasi deneyimi edindik bundan. Bu sonuca aylarca süren halk buluşmalarıyla ulaşmıştık, halktan gelen bir taleple böyle bir deneyim ve uygulama kararı çıkmıştı. Yani aslında yine halk istedi biz yaptık ve bu zemini oluşturmaya çalıştık. Elbette eksikler olabilir bu ilk deneyimden dolayı. Biz bu eksiklere dair de gerekenleri yapmaya çalışıyoruz, birlikte yol almaya çalışıyoruz. DEM Parti 31 Mart yerel seçimlerine giderken de bu böyle olacak ama bu ön seçim deneyimiyle şimdi bir kez daha ortaya koydu.

Bu ülkede tekçi ve merkeziyetçi sisteme karşı alternatif tek parti olduğu gerçeğini bu ön seçimlerle, halk oylamasıyla, doğrudan demokrasi deneyimiyle bir kez daha ortaya koydu. Hem tekçi merkeziyetçi hem de kayyım rejimine karşı bu kararın çok önemli olduğunun bir kez daha altını çizelim. Ön seçim kararını halkımızın nasıl desteklediğini ve nasıl sahiplendiğini de gördük. Halkımız çok büyük bir coşku ve heyecanla sandıklara yöneldi. Aynı zamanda sandıkları korudular. Kayyımlara şimdiden kendi iradelerinin öyle sanıldığı kadar kolay kolay teslim alınamayacağını ve onlardan zorla alınanı geri almak konusunda nasıl kararlı olduklarını gösterdiler.

Kent uzlaşısıyla böyle bir halk oylamasını ilk defa yapıyoruz ve o yüzden eksikliklerimiz olabilir dedik. Ciddi bir yerel demokrasi deneyiminden bahsettik. Eleştirileri, önerileri ve eksiklikleri, aksaklıkları duyan, buna değer veren bir siyasi parti geleneğinden gelen DEM Parti için tespitleriniz yol gösterici olacaktır. Bundan sonra da edindiğimiz tecrübelerin ışığında yeni yol ve yöntemleri birlikte bulacağız. Yerinden yönetimin ve doğrudan demokrasinin en iyi şekilde işlemesi için bütün bu eleştirileri dikkate alarak yol ve yöntemleri belirleme çalışmalarımız devam ediyor.

Yine birlikte karar vereceğimizden de hiç şüpheniz olmasın. Gece gündüz demeden bu ön seçimleri gerçekleştirmek için çalışan; bunu yalnızca bir görev olarak görmeyen, Türkiye demokrasisine kazandırmak, halkın iradesinin doğrudan öne çıkmasını sağlamak için çalışan; sahada, merkezde, il ve ilçe örgütlerinde, sokakta, sandık başında veya sandıkları korumak için dışarıda, salon kapılarında çalışan tüm emektarlarımıza ve halkımıza yürekten bir teşekkür etmek isterim.

Ön seçimlerle ilgili süreci tamamladık ama yerel seçimler gündemimiz MYK’mızın en sıcak gündemlerinden biri olarak devam ediyor. Kararlıyız, iddiamız büyük. En büyük iddiamız, kayyım rejimine karşı halkımızın vereceği yanıt ve kayyım rejimini sandığa gömmektir. Ne yaparlarsa yapsınlar fark etmez. Biliyoruz ki hile hurda yapıyorlar. Bunları tespit ediyoruz, takipçisiyiz. O kadar kolay hile yapamayacaksınız, bunu söyleyelim. Hayali, şaibeli seçmen, oy taşıma, seçmen kaydırma ve daha neler neleri şimdiden denemeye çalışıyorlar. Çünkü iddiamızın ve kararlılığımızın büyük olduğu ve kazanacağımız biliniyor. O yüzden böyle bir korku ve panik hali yaşanıyor. Biz de buradan bir kez daha söyleyelim; ön seçim deneyimimiz de göstermiştir ki halkımız kararlı, iddiamız büyüktür ve kayyımların bileti kesilmiştir. Ne yaparlarsa yapsınlar 31 Mart’ta kayyımları göndereceğiz.  

İstanbul’u da titizlikle çalışıyoruz

Daha önce de açıkladığımız üzere 2019 yerel seçimlerinden farklı olarak 2024 yerel seçimlerindeki mottomuz kazandırmak ya da kaybettirmek değil kazanmak olacak. Peki, bu kazanmak çerçevesinde neler yapıyoruz? En çok merak ettiğiniz yerden başlayacağım. İstanbul, Adana, Muğla, Aydın, Kars, Mersin, Hatay, Dersim. Bunlar özellikle seçtiğimiz iller değil ama bunlar kamuoyunda en çok merak edilen iller, dolayısıyla bizim de özellikle telaffuz ettiğimiz iller. İstanbul’da DEM Parti ne yapacak, Adana’da ne yapacak, Muğla’da ne yapacak, Kars’ta ne yapacak, Mersin’de ne yapacak, Hatay’da ne yapacak, Dersim’de ne yapacak? Haklı olarak kamuoyu buralarda nasıl bir pozisyon alacağımızı merak ediyor.

Biz parti olarak alacağımız pozisyonun dengeleri ne oranda nasıl değiştirebileceğinin farkındayız. Dolayısıyla böyle bir ciddiyet ve böyle bir sorumlulukla çalışıyoruz. O yüzden bu iller bizim için de özel yerler. Bugüne kadar açıkladığımız ve açıklamadığımız her seçim bölgesine ilişkin şunun bilinmesini açıklıkla isteriz ki her şey üzerinde çok büyük bir titizlik ve hassasiyetle çalışılıyor. Bu seçim bölgelerine ilişkin çalışmalar ve tartışmalar tüm hızıyla sürüyor ve tüm seçenekler değerlendiriliyor.

Ayrıca kent uzlaşısı kapsamında güç birliği çalışmalarımız da devam ediyor ki bu konuya ilişkin açıklamaları da netleştikçe aşama aşama sizlerle paylaşıyoruz. Şu ana kadar buralara ilişkin epeyce yol alındı. Fakat belirleyici güç olduğumuzun farkında olarak, ince eleyip sık dokuyarak, halkların kazanacağı seçenekleri gözeterek yol alıyoruz. Diğer yandan Ankara, Antalya, Bolu, Kocaeli, Samsun, Kayseri, Konya gibi ve daha önce açıkladığımız 27 ilçe de vardı. Eğilim yoklamasıyla aday belirleyeceğimiz yerlerde de çalışmalarımız sürüyor.

Dersim DEM’den, DEM Dersim’den koparılamaz

Yine merak edilen bir başka konu bu güç birliği meselelerine dair. DEM Parti olarak en başından beri hemen her yere yaklaşımımızın böyle olduğunu söyledik. En geniş güç birliğinden yanayız dedik, kent uzlaşısını tam da böyle tarif ettik. Bir ayağı ön seçim idi. Ön seçimlerde de delegasyon yani oylama yaparak, liste üzerinden kent mutabakatı yaparak kent uzlaşısını sağlamaktı. Kent hakkını kullanmak isteyen, “bu kent benimdir” diyen herkese kapı aralamak ve oy kullanmalarını sağlamaktı. Ön seçimlerde kent uzlaşısı stratejimiz bu şekilde ilerledi.

Ama ön seçim yapmayacağımız, eğilim yoklaması ya da başka yöntemlerle aday belirleyeceğimiz veya kent uzlaşısı çerçevesinde güç birlikleriyle ortaya çıkaracağımız adaylar için de yine bu mutabakatı arayacağımızı ifade etmiştik. Dolayısıyla en geniş güç birliğinden yana bir parti olarak çok yönlü görüşmelerimiz sürerken Dersim’e ilişkin bir açıklama geldi. En sonda söyleyeceğimi isterseniz en başta söyleyeyim: Şunu biliyoruz ki Dersim DEM’siz, DEM Dersim’siz olmaz. Dersim DEM’den, DEM Dersim’den koparılamaz.

O yüzden bunu en başta söyleyelim. Dersim’de EMEP, Sosyalist Meclisler Federasyonu SMF, Emek ve Özgürlük Cephesi ve Türkiye İşçi Partisi yerel seçimlerde ittifak kurmak için birlikte çalışma kararı aldıklarını açıkladılar. Bizim bu esnada görüşmelerimiz sürüyordu. Bunun tekrar altını çiziyorum.

Biz DEM Parti olarak her ile ilişkin kent uzlaşısı stratejisi temelinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yine tekrar ediyorum, en geniş güç birliğini oluşturmayı hedefleyerek bu çalışmaları sürdürüyoruz. Dersim de bu iller içerisinde bizim için özel bir öneme sahip. Çünkü Dersim hatırlayalım bir önceki dönem kayyımla elimizden alınmış illerimizden biridir. Hal böyleyken ortaya çıkan son fotoğraf yani “Dersim İttifakı” olarak açıklanan bu yan yana geliş kamuoyunda haklı bazı sorulara neden oldu.

Açıklamayı yapan siyasal yapılar bunun en demokratik ittifak olduğunu söyleyerek herkesi oraya davet ettiklerini de ifade ettiler. “Biz kurduk siz de gelin” şeklindeki bir yaklaşımın, DEM Parti’nin yürüttüğü müzakereler ve görüşmeler sürerken bu çalışmaları güçleştirdiğini, ortaklaşma halini de bir nevi bypass ettiğini ifade etmek gerekir. Sorun adayların kim ve hangi partiden olacağından ötedir. Bizim yaklaşımımız bu şekilde. Ön seçimler için de bunu söylemiştik, mesele kentin nasıl yönetileceğiyle ilgilidir. Yani halkın yönetime nasıl, hangi yol ve yöntemlerle, nasıl bir güç birliğiyle dahil edileceğiyle ilgilidir.

Toplumsal muhalefetin en geniş kesimlerinin o yan yana gelişe nasıl yansıyacağıyla ve kent uzlaşısının nasıl sağlanacağıyla ilgilidir. Bu sorulara biz birlikte ve ortaklaşarak bir cevap üretmeliyiz. İlkeli bir işbirliği ya da ittifak -ki biz daha çok güç birliği demeyi tercih ediyoruz- ne dersek diyelim anlayışımızın böyle olduğunu ve en basit tanımının bu olduğunun altını çiziyoruz.

Bu dost güçlerle kamuoyu ya da basın üzerinden görüş açıklayan, birbirine uzak ya da birbiriyle ilk defa görüşen siyasal yapılar değiliz, birbirine ulaşamayacak siyasetler değiliz. O yüzden Dersim DEM’siz olmaz, DEM Dersim’siz olmaz. Kimse Dersim’i DEM’den, DEM’i de Dersim’den koparamaz. Bizim güç birliği temelinde yatan anlayışımız budur. Güç birliğinin temelinde yerinden yönetim, doğrudan demokrasi ve yerel demokrasi anlayışı yatıyor. İşte yapacağımız tüm güç birliklerinde bu anlayış ve strateji kapsamında bir yaklaşımımız olacak. MYK’da bu tartışmalarımız devam ediyor.

Soru: İstanbul ile ilgili bir sonuca ulaştınız mı? Başak Demirtaş’ın aday olabilirim açıklaması vardı, bu konudaki tutumunuz netleşti mi?

İstanbul çok önemli bir şehir. Hem MYK’mız hem Merkezi Seçim Koordinasyonumuz bu şekilde tartışıyor. Eş Genel Başkanlarımızın da çeşitli vesilelerle daha önce ifade ettiği üzere; CHP’nin ve bizim seçim komisyonlarımız ayrı ayrı karşılıklı bir biçimde çalışıyor. Yalnızca buralara ilişkin değil genel olarak ince eleyip sık dokuyarak bir çalışmayı sürdürüyorlar. Ama bu çalışmaya ilişkin henüz netleşmiş bir şey yok. Bu nedenle böyle bir güç birliği burada şurada şöyle var diyemiyorum. Çünkü bu çalışmalar neticesinde netleşip veriye dönüşmüş bir bilgi henüz yok.

Var olan bir bilgiyi paylaşmıyor değiliz, bunu tekrar tekrar ifade ettim. Henüz bu aşamaya gelmiş bir bilgi olmadığı için bu muhtemel güç birliğine ilişkin bir şey paylaşamıyorum. Biz bu kent uzlaşısı stratejisinden bahsettiğimizde yalnızca bir siyasi partiyi işaret etmiyoruz. Siyasal, sosyal, toplumsal tüm dinamikleri işaret ettiğimizi ve bu çerçevede aday çıkarma eğilimimizin çıkacağını ifade etmiştik. Bir ay önce yaptığımız açıklamada Türkiye’nin her yerinde aday çıkarma eğiliminde olduğumuzu söyledik.

Başak Demirtaş kısmına gelelim. Sevgili Başak Demirtaş bizim arkadaşımız, yoldaşımız. 14-28 Mayıs seçimlerinde de çalıştı, sahadaydı, mitinglere katıldı. Dolayısıyla Başak Demirtaş bir gün bir yerden siyaset yapmak ve dahil olmak isterse orası burasıdır, Dem Parti’dir. Bu hiç şaşırtıcı bir şey değil, aksi şaşırtıcı olurdu. Bunun böyle tartışılmasını da garip karşıladığımızı belirtmek isterim. Orada Başak Demirtaş’ın kendisi de çok net ifade ediyor, “Partimizden bana böyle bir öneri gelmedi” diyor, “Bana bir görev düşerse bu konuda hazırım” diyor. “Barış ve demokrasinin önünü açacağına inanırsak ve bunun için bir sorumluluk düşerse hazırım” diyor. Sevgili Başak Demirtaş’ın aday olma ihtimaline ilişkin yaptığı açıklama şaşırtıcı bulunuyor ama biz buna şaşırmıyoruz. Bir gün aday olmak isterse olacağı yer ve adres DEM Parti’dir.

Soru: Bu seçimlerde kazanma kaybetme stratejisi yerine kazanma stratejisini benimsediğinizi belirtiyorsunuz ve bu konuda görüşmeleriniz sürüyor. Kazanmaya yakın mısınız?

Bu eğilimimizde herhangi bir değişiklik yok. Türkiye’nin her yerinde aday çıkarmaya ilişkin baskın eğilim, bundan birkaç MYK öncesi yaptığımız toplantıda ortaya çıktı. O gün o MYK’da ortaya çıkan eğilim bir öneri olarak Parti Meclisine gitti ve PM toplandı ve ardından bir yazılı açıklamayla kaybettirmek ya da kazandırmak yerine kazanmak ne demek kısmına ilişkin oldukça açık maddeler ve çerçeve konuldu ortaya. Sonra Eş Genel Başkanlarımız bu konuya ilişkin açıklama yaptı. Dolayısıyla burada değişen bir şey yok. Şu anda üzerinde çalışılan konular şunlar; nerelerde, kimlerle ve nasıl güç birlikleri yapılabilir, nasıl bir yan yana geliş olabilir.

Şimdi bunlar tahmin ve takdir edersiniz ki birkaç günde bitecek çalışmalar değil. Bu, diğer siyasi partilerde de öyle ilerliyor. Sözünü ettiğimiz iller kritik iller. Dolayısıyla bu yalnızca bir yerel seçim değil DEM Parti için. Burada Kürt sorununa yaklaşım, Türkiye’nin demokratikleşmesine yönelik yaklaşım ve kayyım gibi bir rejimle mücadele eden bir partiden bahsediyoruz. Bu fotoğraf ortadayken elbette yapacağımız güç birlikleri ve yan yana gelişlerin bu çerçeve üzerinden değerlendiriliyor olması son derece normal. Çünkü Türkiye olağanüstü koşullarda seçime hazırlanıyor.

Bir yandan partimiz için de çok yakıcı bir gündem olarak önümüzde duruyor, yüzlerce tutsak açlık grevinde. Dönüşümlü bir grev ama bir yandan süren adalet nöbeti var. Çünkü bu siyasi tutsakların aileleri son derece kaygılı, bunun sürekli açlık grevine dönüşmesinden kaygılı ve adalet nöbeti ile seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ne talep ediyor bu tutsaklar; Kürt sorununda demokratik çözüm, Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması ve diyalog yolunun açılması. Dolayısıyla bunları biraz böyle değerlendirmek gerekiyor.

DEM Parti’nin yerel seçimler gündemi ne bu başlıklardan azade bir şekilde ilerleyebilir, ne güç birliğine bakışı bu konulardan bağımsız ele alınabilir. Biz aşama aşama komisyonlarımızın tespit ettiği yerleri, aday çıkaracağımız ya da güç birliği yapacağımız il-ilçe, büyükşehir ya da başka bir seçim bölgelerini paylaştık, paylaşmaya devam edeceğiz. Son olarak 6 büyükşehir ve 27 ili açıkladık. Başka il ve ilçelere ilişkin çalışmalar sürüyor.

Soru: Başak Demirtaş ile ilgili tutumunuz tam olarak nedir biraz daha netleştirebilir misiniz?

Son derece net ifade ettim. Henüz bu illere ilişkin tutuma dair çalışmalar devam ediyor. Bir partinin çalışmaları devam ederken, o parti henüz bu tutumu açıklamamışken sizin sorunuza cevap vermek mümkün mü? Yalnızca İstanbul değil Dersim de önemli, Hatay da önemli, Adana da önemli, Aydın da önemli. Bütün bu seçim bölgelerinde nasıl bir tutum alacağımıza ilişkin zaten genel eğilimimizi açıklamıştık. Çalışmalar tamamlanmadan bu soruya yanıt vermek mümkün değil. Henüz tutumu belli olmayan bir ilin adayı kim olacak diye soruyorsunuz. Tutum belli olursa o aday, bu aday mı olacak diyorsunuz. Bu ilgili kurullarda tartışılması gereken bir konu. Yalnızca Başak Demirtaş nezdinde değil genel olarak söylüyorum.

Paylaşın

CHP’den Muharrem İnce’ye Sert Yanıt

Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’nin açıklamalarına yanıt veren CHP  Sözcüsü Deniz Yücel, “Partimiz ile Memleket Partisi arasında 4 Ocak’tan itibaren yerel seçimde işbirliği konusunda farklı kanallardan müzakereler yürütülmüştür” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu görüşmeler esnasında, “İlkesel duruş” konusunda tek bir cümle dahi kurmayan, bugün gerçekleştirdiği basın toplantısında dile getirdiği siyasi eleştirileri gündeme dahi getirmeyen Sn. Muharrem İnce’nin açıklamalarını üzülerek dinledik.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Sözcüsü Deniz Yücel, Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce’nin sözlerine yanıt verdi. Deniz Yücel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Partimiz ile Memleket Partisi arasında 4 Ocak’tan itibaren yerel seçimde işbirliği konusunda farklı kanallardan müzakereler yürütülmüştür” dedi.

Yücel, şöyle devam etti: Bu görüşmeler esnasında, ‘İlkesel duruş’ konusunda tek bir cümle dahi kurmayan, bugün gerçekleştirdiği basın toplantısında dile getirdiği siyasi eleştirileri gündeme dahi getirmeyen Sn. Muharrem İnce’nin açıklamalarını üzülerek dinledik.

“Yapılan görüşmelerde Sayın İnce, belli sayıda belediye meclis üyeliği ve İzmir’de bir metropol ilçe belediye başkanlığı talebinde bulunmuştu” diyen Yücel, şunları söyledi: Süreç, parti tabanımızın ve örgütümüzün kabul edemeyeceği bir noktaya taşınınca müzakerelerin tıkanması üzerine bugünkü açıklamayı yaptı. Bugün yaptığı açıklamaların ve eleştirilerin müzakereler olumlu sonuçlansa idi asla yapılmayacağını biliyoruz. Değerlendirmeyi kamuoyuna bırakıyoruz.

Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce ne demişti?

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin yerel seçim stratejisiyle ilgili, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde partisinin her ilde seçime gireceğini açıklamış, CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunmuştu.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İnce, CHP ile ittifak görüşmelerine dair soruya karşılık şunları kaydetmişti: İsveç’in NATO üyeliğine ‘Evet’ verince nasıl ittifak kuracağım? Her gün ‘DEM’lenirsen nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı. Kuvayımilliye’nin partisi bu. Değişmiş demiyorum, başkalaşmış. Değişmek başka bir şeydir, başkalaşmak başka bir şeydir. Bizim ruhen, gönül olarak, düşünsel olarak benim bulunduğum bir parti değil orası, gençliğimin geçtiği parti gitmiş, yerine başka bir şey gelmiş. Onun için öyle bir ittifak kurabilmek… Yarın bu şartlar değişir, başka bir yönetim gelir, o zaman tekrar konuşuruz.

1991 seçimlerini bu arkadaşlarım bilmiyor. Çünkü partinin hafızasını bilmiyorlar. 1991 seçimind enasıl rezil olduğumuzu bilmiyorlar. Özgür Bey de bilmiyor Ekrem Bey de bilmiyor. Çünkü siyasi hafızaları buna yetmez. Neden ayrı dünyaların insanlarıyız? Suriye’de Irak’ta çocuklarımız şehit oluyor. Asıl sorumlusu kim ya? Biz kiminle uğraşıyoruz? Asıl sorumlusu ABD’dir. Bunu söyleyecek başka bir siyasetçi var mı Türkiye’de?

İlkeli omurgalı siyasetten yanayız biz. Laikliği bizden başka hatırlayan kalmadı. Bizim Dersim diye bir vilayetimiz yoktur. Dertsim bir bölgenin adıdır. Oradaki vilayetin adu Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu. Tunceli diyordu. Şeyh Sait bir haindir. Nokta. Atatürk böyle demiştir. Herkes eşittir. Bu ülkede herkes ayaz yemiştir. 12 Eylül günlerinde Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtler ayaz yemiştir, Mamak’ta ülkücüler ayaz yemiştir. Metris’te solcular ayaz yemiştir.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Murat Kurum’a Vaatler Yanıtı: Bu Millet Bunlara Aldanmaz

Gazetecilere, AK Parti’nin İstanbul Adayı Murat Kurum’un vaatlerini yorumlayan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu millet buna aldanmaz. Seçim öncesi bu tür manevralarla girilen bu seçimde milletimiz gerçekten hizmet edeni, proje üreteni ayırt edecek ve ona göre tercih yapacak” dedi.

Haber Merkezi / Memleket Partisi Lideri Muharrem İnce’nin partisine yönelik eleştirilerine de yanıt veren Ekrem İmamoğlu, “Kendisi ile birkaç kez görüştüm. Söylemleri tam tersi bir durumdu. Niçin bu duruma geldi bilmiyorum” ifadelerini kullandı.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı. İmamoğlu, AK Parti’nin İstanbul Adayı Murat Kurum’un vaatlerine ilişkin şunları söyledi:

Kanal İstanbul’u ağzına bile almamış olması bugün baktığımızda yine halkı aldatmaya dönük bir yolculuğu tarifliyor ama bizim milletimiz aldanmaz. Bizim milletimiz ‘İktidardınız niye yapmadınız?’ der. Madem çağ atlatacaktı bizim İstanbul için ‘büyük bir tehdit’ dediğimiz Kanal İstanbul ismini niçin ağzınıza almıyorsunuz der? Bizim vatandaşımızı aldatamayacaklar. Sefaköy-Beylikdüzü-İncirli metro hattını projesini de açıklayan bir sunum gördük. Bir imza atılsa zaten ihaleye çıkacak. Bir imza, bir kalem, bir mürekkep. Ne para istiyoruz, ne kefalet istiyoruz.

Bu millet buna aldanmaz. Seçim öncesi bu tür manevralarla girilen bu seçimde milletimiz gerçekten hizmet edeni, proje üreteni ayırt edecek ve ona göre tercih yapacak. Bu siyasette tarihin görmediği çok büyük bir milletin oluşturduğu bir ittifakı İstanbul’umuza ve bütün ülkemize yayacak. Bu büyük bir uzlaşma olacak. Göreceksiniz 31 Mart’ta bu vaatleri açıklayanlar aslında hiçbir hazırlık yapmadıklarının karşılıklarını cevap olarak oyla alacaklar.

İmamoğlu Kurum’un taksicilerle ilgili vaatlerine ilişkin ise şunları söyledi: Benzer bir durum. Mesele gerçekten trajikomik. İnsan bugün ülkeyi 22 yıldır yöneten, İstanbul’da 25 yıl yerel yönetimin çözemediği sorunları uzun yıllardır gündeme dahi getirememiş ya da getirmemiş. Arkasında hangi hesap kitap varsa. 4 buçuk yıldır bizim mücadele ettiğimiz, çözdüğümüz ya da çözmek üzere projesini hazırladığımız.

Ya da başlamak üzere olduğumuz vaatlerden bir tanesi de taksi meselesi. Çünkü biz direkt hiç korkusuzca ‘böyle bir sorun var, çözümü de hazır, yapmak istiyoruz’ diyerek taşıdığımız konular. Bir kısmını ara bularak çözdük ama daha büyük sorunları var taksi meselesinin bunu da önümüzdeki dönem çözeriz. Bunlar verdikleri sözü unutanlar, verdikleri sözle uygulamaları farklı olanlar. Daha bir iki yıl önce ‘İstanbul’a çağ atlatacak’ dedikleri Kanal İstanbul’u söyleyemediler. Niye? Onu söylerlerse oy kaybedecekler.

“Muhatabı değilim”

Muharrem İnce’nin partisine yönelik eleştirilerine de yanıt veren İBB Başkanı İmamoğlu, “Kendisi ile birkaç kez görüştüm. Söylemleri tam tersi bir durumdu. Niçin bu duruma geldi bilmiyorum” dedi. Muharrem İnce’nin 1991 seçimlerine ilişkin sözlerine tepki gösteren Ekrem İmamoğlu, “1991’i bilmemek suç değil, 2019’u bilmek marifet. İnce’nin söylemleri tam tersiydi. Muhatabı değilim” ifadelerini kullandı.

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin yerel seçim stratejisiyle ilgili, bir otelde düzenlediği basın toplantısında, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde partisinin her ilde seçime gireceğini açıklamış, CHP’ye yönelik eleştirilerde bulunmuştu.

Basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan İnce, CHP ile ittifak görüşmelerine dair soruya karşılık şunları kaydetmişti: “İsveç’in NATO üyeliğine ‘Evet’ verince nasıl ittifak kuracağım? Her gün ‘DEM’lenirsen nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı. Kuvayı Milliye’nin partisi bu. Değişmiş demiyorum, başkalaşmış. Değişmek başka bir şeydir, başkalaşmak başka bir şeydir. Bizim ruhen, gönül olarak, düşünsel olarak benim bulunduğum bir parti değil orası, gençliğimin geçtiği parti gitmiş, yerine başka bir şey gelmiş. Onun için öyle bir ittifak kurabilmek… Yarın bu şartlar değişir, başka bir yönetim gelir, o zaman tekrar konuşuruz.

1991 seçimlerini bu arkadaşlarım bilmiyor. Çünkü partinin hafızasını bilmiyorlar. 1991 seçiminde nasıl rezil olduğumuzu bilmiyorlar. Özgür Bey de bilmiyor Ekrem Bey de bilmiyor. Çünkü siyasi hafızaları buna yetmez. Neden ayrı dünyaların insanlarıyız? Suriye’de Irak’ta çocuklarımız şehit oluyor. Asıl sorumlusu kim ya? Biz kiminle uğraşıyoruz? Asıl sorumlusu ABD’dir. Bunu söyleyecek başka bir siyasetçi var mı Türkiye’de?

İlkeli omurgalı siyasetten yanayız biz. Laikliği bizden başka hatırlayan kalmadı. Bizim Dersim diye bir vilayetimiz yoktur. Dertsim bir bölgenin adıdır. Oradaki vilayetin adı Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu. Tunceli diyordu. Şeyh Sait bir haindir. Nokta. Atatürk böyle demiştir. Herkes eşittir. Bu ülkede herkes ayaz yemiştir. 12 Eylül günlerinde Diyarbakır Cezaevi’nde Kürtler ayaz yemiştir, Mamak’ta ülkücüler ayaz yemiştir. Metris’te solcular ayaz yemiştir.

Paylaşın

GP Lideri Davutoğlu: Arap Ve İslam Ülkeleri Acz İçinde

‘Küresel Vicdan Bildirisi’ne imza atan aydınlarla 27 Ocak’ta Londra’da yapacakları toplantıyı ve bu girişimlerin arka planını anlatan GP Lideri Ahmet Davutoğlu, “Dünyanın sessiz kaldığı, Arap ve İslam ülkelerinin aciz bir şekilde seyrettiği, Türkiye’nin İsrail ile olan ticaretini dahi kesmediği bu tablo karşısında elimizden geleni tarihi ve vicdani bir görevdi” dedi.

Davutoğlu, Güney Afrika’nın yaptığı öncülüğü ve Türkiye’nin adının Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze konusunda müracatta ve arabuluculuk girişimlerinde bulunun ülkeler arasında neden olmadığına ilişkin ise; “Türkiye’nin Türkiye tabi ki hem Uluslararası Adalet Divanı hem de arabuluculuk konusunda ciddi bir liderlik ve öncülük üstlenebilirdi. Ancak böylesi öncülüklerin olmazsa olmaz üç şartı vardır: kapsamlı bir barış vizyonu, taraflar nezdinde etki edebilme gücü ve uluslararası toplumun genelinde sahip olunan itibar. Bugün Türkiye maalesef bu üç unsurdan da yoksun görünüyor. Bu zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor” ifadelerini kullandı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, dış borca olan bağımlılığın Türkiye’nin Gazze konusunda cesur adımlar atmasını engellediğini söyledi ve Uluslararası Adalet Divanı’nın bugün Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ‘İsrail’in Gazze’de soykırım yaptığı’ başvurusu üzerine vereceği kararı, öncülük ettiği Gazze için ‘Küresel Vicdan Bildirisi’ çağrısıyla 27 Ocak’ta İngiltere, Londra’da düzenleyeceği ilk konferans hakkında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.

GP Lideri Davutoğlu, Gazze konusundaki uluslararası girişimi nasıl başlattıklarını, ‘Küresel Vicdan Bildirisi’ne imza atan aydınlarla 27 Ocak’ta Londra’da yapacakları toplantıyı ve bu girişimlerin arka planını şöyle anlattı: “Her şeyden önce şunu ifade etmek isterim ki bugün dünyanın gözü önünde canlı olarak yayınlanan bir soykırım yaşanmaktadır. Hamas’ın 7 Ekim’de başlattığı saldırıyı bahane eden çevreler bu soykırımı meşrulaştırma çabası içindeler. Hiçbir şey boşlukta gelişmez. BM’in 1948’de aldığı Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme kararı 75 yıldır hayata geçirilemedi. 1967’da İsrail’in işgal ettiği topraklardan derhal çekilmesini öngören 242 sayılı BMGK kararı da 57 yıldır uygulanmadı ve bir halk sürgünlere, katliamlara maruz bırakıldı.

“Dünyanın sessiz kaldığı, Arap ve İslam ülkelerinin aciz bir şekilde seyrettiği, Türkiye’nin İsrail ile olan ticaretini dahi kesmediği bu tablo karşısında elimizden geleni tarihi ve vicdani bir görevdi. Önce 9 Ekim’de (Saadet Partisi lideri) Sayın Temel Karamollaoğlu ile Filistin Büyükelçiliğini ziyaret ederek atılması gereken adımları kamuoyu ile paylaştık. 11 Ekim’de yaptığım konuşmada Uluslararası Adalet Divanında İsrail’e soykırım davası açması için İslam İşbirliği Teşkilatına çağrı yapılmasını istedim. Daha sonra BM Güvenlik Konseyi üyesi ülkelerin büyükelçiliklerinden randevu talep ederek bu ülkelerin devlet başkanlarına birer mektup gönderdim. Bu çerçevede Brezilya Devlet Başkanı Lula da Silva’ya, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’e, Almanya Başbakanı Olaf Scholz’a, AB Konsey Başkanı, Komisyon Başkanı ve Dış Politika Yüksek Komiseri’ne, her ülkenin yapabilecekleri ile ilgili hususları da kapsayan bu mektuplarla uluslararası kamuoyu oluşturma çabalarına katkı vermeye çalıştım.

“Zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor”

Davutoğlu, Güney Afrika’nın yaptığı öncülüğü ve Türkiye’nin adının Uluslararası Adalet Divanı’nda Gazze konusunda müracatta ve arabuluculuk girişimlerinde bulunun ülkeler arasında neden olmadığı sorusuna ise; “Türkiye’nin Türkiye tabi ki hem Uluslararası Adalet Divanı hem de arabuluculuk konusunda ciddi bir liderlik ve öncülük üstlenebilirdi. Ancak böylesi öncülüklerin olmazsa olmaz üç şartı vardır: kapsamlı bir barış vizyonu, taraflar nezdinde etki edebilme gücü ve uluslararası toplumun genelinde sahip olunan itibar. Bugün Türkiye maalesef bu üç unsurdan da yoksun görünüyor. Bu zaaf yüksek dozlu bir hamaset ile örtülmeye çalışılıyor.

İç kamuoyunu tatmin için uluslararası topluma ve BM aleyhine artan şiddetli açıklamalar yapılıyor ama fincancı katırlarını ürkütmemek için hiçbir uluslararası girişimin içinde bulunulmuyor. Krizin daha ilk günlerinde ülke olarak Uluslararası Adalet Divanına, İslam İşbirliği Teşkilatından temsilen bazı ülkelerin Uluslararası Ceza Mahkemesine başvurmasını için çağrıda bulunduk. Ama hiçbir adım atılmadı, çünkü dış borca olan bağımlılık cesur adımlar atılmasını engelledi. Güney Afrika Cumhuriyeti cesur bir tavırla öne çıkınca da “Türkiye Uluslararası Adalet Divanına zaten başvuramazdı, çünkü taraf değildi” gibi bir argümanı yayarak bu acziyete kılıf bulmaya çalışıyorlar. Halbuki BM üyesi bütün ülkelere Uluslararası Adalet Divanına başvurabilir. Türkiye’nin taraf olmadığı mahkeme Uluslararası Adalet Divanı değil, Uluslararası Ceza Mahkemesidir.” şeklinde yanıt verdi.

Murat Yetkin’in, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı röportajın tamamını okumak için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan’dan F-16 Açıklaması: Bekliyoruz

Cuma namazının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bir gün önce Biden, o da yazılı bir adeta talimatla tüm gerek Temsilciler Meclisi’ne, gerek diğer meclislerin hepsine gönderdi” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Onların da bir an önce bunun meclislerinden çıkarması talebini ifade etti, söyledi. Orayı da bekliyoruz. Tabii bir an önce oradan gelecek olan netice bizler için F-16’ların Türkiye’ye gönderilmesi sürecini ve bunun yanında tüm tamir, bakım, bunlarla ilgili sürecin başlamasını inşallah sağlayacaktır. Bunu bekliyoruz.”

Erdoğan, yerel seçimlere ilişkin de yarın İzmir’e ertesi gün de Eskişehir’e gideceğini ve aday tanıtım toplantıları yapacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Eskişehir’i önemsiyoruz. İzmir’i önemsiyoruz. Buralarda yapacağımız toplantılarla da, nasıl ki İstanbul, Ankara’da çok çok güçlü sesler çıkardıysak buralarda da güçlü sesler çıkararak Cumhur İttifakı’nın nasıl 31 Mart’a hazırlandığını göstereceğiz” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un projelerine ilişkin ise Erdoğan, “İnanıyorum ki 31 Mart akşamı Murat Kurum’la yeniden İstanbul’u yaşayacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hz. Ali Camii’nde cuma namazının ardından açıklamalarda bulundu. Erdoğan, İsveç’in NATO üyeliğine ilişkin protokolün Meclis’ten geçtiğini, dün itibarıyla kendisine geldiğini ve imzalayıp akşam da Resmi Gazete’de yayımlandığını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda bir gün önce Biden, o da yazılı bir adeta talimatla tüm gerek Temsilciler Meclisi’ne, gerek diğer meclislerin hepsine gönderdi. Onların da bir an önce bunun meclislerinden çıkarması talebini ifade etti, söyledi. Orayı da bekliyoruz. Tabii bir an önce oradan gelecek olan netice bizler için F-16’ların Türkiye’ye gönderilmesi sürecini ve bunun yanında tüm tamir, bakım, bunlarla ilgili sürecin başlamasını inşallah sağlayacaktır. Bunu bekliyoruz” diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın konuyu yakından takip ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Antony Blinken’la bu süreci devam ettiriyor” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden, bu hafta Kongre’nin her iki kanadına yazdığı mektupta, İsveç’in NATO’ya katılımına onay süreci tamamlanır tamamlanmaz, Türkiye’ye F-16 satışı konusunda Kongre’ye resmi bildirimde bulunmak niyetinde olduklarını belirtmişti.

Beyaz Saray, Ankara’nın 20 milyar dolarlık yeni F-16 alımı ve 79 adet modernizasyon kiti talebi konusunda Kongre ile istişare içinde olduğunu kaydetmişti.

Ankara, 2021 yılında F-16 talebini ABD’ye iletti. Ancak hem NATO’nun genişlemesi konusunda Ankara ile yaşanan pürüzler hem de insan hakları konularındaki eleştiriler sebebiyle Kongre’de itirazlar dile getirildi.

Bir gazetecinin, Uluslararası Adalet Divanı’nda (ICJ), Güney Afrika Cumhuriyeti’nin İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında ilk kararın bugün açıklanacağını hatırlatması üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün kararın çıkmasını beklediklerini ve konuyu yakından takip ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerel seçimlere ilişkin de yarın İzmir’e ertesi gün de Eskişehir’e gideceğini ve aday tanıtım toplantıları yapacağını söyledi.

Erdoğan “Eskişehir’i önemsiyoruz. İzmir’i önemsiyoruz. Buralarda yapacağımız toplantılarla da, nasıl ki İstanbul, Ankara’da çok çok güçlü sesler çıkardıysak buralarda da güçlü sesler çıkararak Cumhur İttifakı’nın nasıl 31 Mart’a hazırlandığını göstereceğiz” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un projelerine ilişkin ise Erdoğan, “İnanıyorum ki 31 Mart akşamı Murat Kurum’la yeniden İstanbul’u yaşayacağız” dedi.

Paylaşın

Muharrem İnce, CHP’yle İttifaka Kapıları Kapattı

31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde CHP ile ittifaka kapıları kapatan Memleket Partisi’nde genel başkan Muharrem İnce, “Memleket Partisi, 3’üncü yoldur. İlkeli, omurgalı siyasetten yanayız” dedi.

Haber Merkezi / “Değişmek başka bir şeydir, başkalaşmak başka bir şeydir” diyen İnce “Benim bulunduğum bir parti değil orası. Böyle bir ittifak kurmak… Yarın şartlar değişir o zaman tekrar konuşuruz” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel’i ‘Dersim’ sözlerine eleştiri getiren Muharrem İnce, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Türkiye’de Dersim diye bir yer yoktur” açıklamasına da destek verdi.

Muharrem İnce, “Bizim ‘Dersim’ diye bir vilayetimiz yoktur, ‘Dersim’ bölgenin adıdır. Vilayetin adı Tunceli’dir. Kamer Genç bile Dersim demiyordu, Tunceli diyordu. Şeyh Sait bir haindir. Atatürk, Nutuk’ta böyle demiştir, haindir” sözlerini sarf etti.

Memleket Partisi lideri İnce, ayrıca CHP’ye İsveç’in NATO üyeliğine ‘evet’ dediği için yüklendi. “Orada olsaydım İsveç’in NATO’ya dönüşüne ‘evet’ oyu vermezdim. CHP sana ne oluyor, oradan İsveç’in NATO üyeliğine ‘evet’ diyorsun. Ayrı dünyaların insanıyız. Bana ‘bölücü’ diyen CHP seçmenine sesleniyorum; arkadaşlar siyahla beyaz kadar ayrıyız, nasıl beraber olalım?” diye konuştu.

Muharrem İnce, “CHP, İsveç’e evet deyince nasıl ittifak kuracağım, her gün DEM’lenirse nasıl kuracağım? Bizim bir duruşumuz olmalı” diye ekledi.

Memleket Partisi lideri İnce, ayrıca, 2023 Türkiye Genel Seçimi tam olarak anlaşılmadan, analiz edilmeden Türkiye’de siyaset düzeninin konuşulamayacağını söyleyip, “Bu iktidar, Türkiye’yi kötü yönetmiştir. Bu iktidarı mutlaka değiştirmeliyiz; ama bu iktidarı değiştirmek için önce bu muhalefeti değiştirmemiz lazım. Bu muhalefet, bu iktidarı değiştiremez” dedi.

Türkiye’nin siyasi çekişmelerden, boş laflardan, kutuplaşmalardan bıktığını ifade eden Muharrem İnce, “İnsanımız, huzur istemektedir. Milletimiz bu iktidardan bıkmıştır; ama bu muhalefete de güvenmemektedir. Kısıtlı imkanlarla girebileceğimiz her yerde seçime girip, alabildiğimiz kadar belediyeyi safımıza katacağız” diye konuştu.

“Müzakereler adaylıklar üzerinde uzlaşılamaması nedeniyle tıkandı”

Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) Muharrem İnce’ye yanıt geldi. CHP Sözcüsü Deniz Yücel, Memleket Partisi ile müzakerelerin adaylıklar üzerinde uzlaşılamaması nedeniyle tıkandığını bildirdi.

Sosyal medya hesabından açıklama yapan Yücel, İnce’nin açıklamalarını üzülerek dinledilerini belirterek, “Bugün yaptığı açıklamaların ve eleştirilerin müzakereler olumlu sonuçlansa idi asla yapılmayacağını biliyoruz. Değerlendirmeyi kamuoyuna bırakıyoruz” dedi.

Geçtiğimiz haftalarda önce İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ziyaret eden ve destek vermeye hazır olduğunu açıklayan İnce, daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel’i de ziyaret etmişti. Bu görüşmede iki partinin seçim iş birliği konusunda görüşmeler yürütmesi kararlaştırılmıştı.

İki genel başkan kamuoyu önünde bir daha bir araya gelmezken, İnce, “İş birliğine sıcak bakıyoruz ama zamanı tüketip işi öldürmeye çalışırlarsa ben de kısa sürede aday açıklamaya başlarım” demişti.

İnce, 22 Ocak’ta ise sosyal medya hesabından, “Aylardır konuşmuyorum, sabrettiniz. Cuma gününe kadar daha sabretmenizi rica ediyorum. Her şey Memleket için” açıklaması yapmıştı.

Paylaşın

Milli Güvenlik Kurulu’ndan Dokuz Maddelik Bildiri

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de gerçekleştirilen Milli Güvenlik Kurulu (MGK) Toplantısı sonrası dokuz maddelik bir bildiri yayınlandı.

Haber Merkezi / Bildiride, Türkiye ekseni çerçevesinde; milli güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askeri ve iktisadi gelişmelerin değerlendirildiğini belirtildi.

3 saat 45 dakika süren toplantı sonrası yayınlanan bildiride şu ifadelere yer verildi: Türkiye Yüzyılı’nda, Türkiye ekseni çerçevesinde; millî güvenliğimiz bakımından önem arz eden siyasi, askerî ve iktisadi gelişmeler değerlendirilmiş; 2024 yılında karşı karşıya kalınması muhtemel meseleler ile bu çerçevede yürütülecek faaliyetler ve alınacak tedbirler müzakere edilmiştir.

Terör örgütleri PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ VE DEAŞ başta olmak üzere millî birlik ve beraberliğimiz ile bekamıza yönelik her türlü tehdit ve tehlikeye karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla gerçekleştirilen operasyonlar hakkında kurula bilgi sunulmuştur.

Türkiye’nin kararlılıkla uyguladığı millî güvenlik siyasetinin, proje terör örgütleri üzerinden kurgulanan planlarla akamete uğratılamayacağının altı çizilmiştir. Ülkemiz için tehdit teşkil eden tüm terör örgütlerini ve uzantılarını, uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarımız çerçevesinde zaman ve mekân ayrımı gözetmeksizin hedef almaya devam edeceğimiz bir kez daha hatırlatılmıştır. Huzurumuzu bozmaya niyet edenleri sınırlarımıza dahi yaklaştırmayarak bertaraf eden Türk Silahlı Kuvvetleri, güvenlik güçleri ve istihbarat birimlerimizin bu mücadeledeki en büyük dayanağının, aziz milletimizden aldıkları sarsılmaz destek olduğu vurgulanmıştır.

Komşumuz Irak ile artan temaslarımızın, terör örgütleriyle mücadelede atılacak somut adımlar başta olmak üzere müşterek coğrafyamızda huzurun sağlanmasına yönelik gayretleri tahkim ettiği ifade edilmiş; bölgemizdeki tüm ülkelerin refahını teminat altına alacak olan kalıcı barış ve istikrarın ancak terörden arındırılmış bir güvenlik ortamının tesis edilmesiyle mümkün olabileceği değerlendirilmiştir.

İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği katliamları sürdürmesinin, bölgedeki barış ve güvenlik ortamıyla hassas dengelerin telafisi mümkün olmayacak şekilde bozulmasına ve çatışmaların yayılmasına sebep olacağı kaydedilmiştir. Bir kez daha müşahede edildiği üzere, Gazze’de işlenen insanlık suçlarına engel olamayan mevcut uluslararası sistemin başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm kurumları ve kurallarıyla hakkaniyeti esas alarak ıslah edilmesinin, küresel barış ve istikrarın sağlanması bakımından aciliyet arz ettiği belirtilmiştir. Türkiye’nin; Gazze’de akan kanın durdurulması, insani yardımların kesintisiz ve engelsiz ulaştırılması, 1967 sınırları temelinde adil ve kalıcı barışın sağlanması ve uluslararası sistemin reforme edilmesiyle ilgili ısrarlı ve kararlı tutumunu sürdüreceği ifade edilmiştir.

Kızıldeniz’deki son gelişmeler değerlendirilmiş; Filistin meselesinin yansımalarını da ihtiva eden ve küresel istikrara yönelik menfi tesirleri bulunan mevcut durumun bir an evvel çözüme kavuşturulmasının önemine dikkat çekilmiştir.

Libya, Somali ve Sudan’daki durum ile muhtemel gelişmeler ele alınmış; Türkiye’nin dost ve kardeş ülkelerin toprak bütünlüğünü destekleyerek mevcut meselelerin çözümüne yönelik çabalarını ilgili taraflarla temas hâlinde sürdüreceği belirtilmiştir.

Bölgesel ve küresel riskleri artıran Rusya-Ukrayna Savaşı’nın acil bir ateşkes ve kalıcı barışın tesisiyle sona ermesinin önemine işaret edilmiş; Türkiye’nin mevcut riskleri bertaraf etmeyi amaçlayan yaklaşım ve uygulamalarını Montrö rejimi çerçevesinde titizlikle sürdürerek Karadeniz’de barış ve istikrarın hâkim olmasına yönelik gayretlerini gerek gıda güvenliği bağlamındaki girişimler gerekse Karadeniz mayın karşı tedbir görev grubu gibi uygulamalarla muhafaza edeceği ifade edilmiştir.

Millî güvenliğimize temel teşkil eden hususlardan biri olan savunma sanayiindeki başarılarımızın yanı sıra uzayda attığımız adımlarla taçlandırılan bilim ve teknolojideki atılımlarımızın, yarınların teminatı olan çocuklarımızın hayalleri, gençlerimizin azmi ve ülkemizin yüksek potansiyelinden istifade edilerek kararlılıkla sürdürüleceği vurgulanmıştır.”

Paylaşın