Merkez Bankası Başkanı Görevden Affını Talep Etti

8 Haziran 2023’te Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görevine getirilen Hafize Gaye Erkan, sosyal medya hesabı üzerinden görevinden affını talep ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Son dönemde hakkında çıkan iddiaları “itibar suikastı” olarak nitelendiren Hafize Gaye Erkan, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Kamuoyunun malumu olduğu üzere 8 Haziran 2023 tarihinden bu yana Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanlığı görevini sürdürmekteyim. Her bir karış toprağı için bedel ödenmiş bu topraklarda doğmuş, büyümüş, eğitim görmüş bir vatan evladı olarak, bu kutsal görev şahsıma tevdi edildiğinde kişisel koşullarımı hiç önemsemeden ülkeme geldim ve görevimin başına geçtim.

O dönemde de daha yaşını doldurmamış bir evladın annesi olarak böyle yoğun bir görevi sürdürmenin zorluklarının elbette farkındaydım. Devletimize ve milletimize hizmet edebilmek adına bugüne kadar yorulmadan gece gündüz görevimin başında yer aldım. Gelinen noktada ekonomi programımız meyvelerini vermeye başlamıştır. Rezervlerimizdeki artış, ekonomik veriler ile enflasyonun ana eğilimine dair göstergeler bu başarının kanıtıdır.

Tüm bu olumlu gelişmelere karşın kamuoyunun malumu olduğu üzere son dönemde şahsıma yönelik büyük bir itibar suikasti kampanyası düzenlenmiştir. Bu süreçten ailem ve dahası henüz bir buçuk yaşına bile girmemiş günahsız evladımın daha fazla etkilenmemesi için, Sayın Cumhurbaşkanımızdan ilk günden beri şerefle yürüttüğüm görevimden affımı talep etmiş bulunuyorum.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın ilk kadın başkanı olma gururunu yaşamama vesile olan Sayın Hazine ve Maliye Bakanımıza ve yaklaşık 9 aydır bu görevi beraber sürdürdüğüm, gece gündüz demeden her biri büyük bir özveriyle çalışan mesai arkadaşlarıma teşekkürü bir borç biliyorum.

Hasseten Amerika’da özel sektörde geçen 22 yıllık yöneticilik ve bankacılık tecrübemden sonra, evladıma da bırakacağım en büyük miras olan ülkeme ve milletime hizmet etme imkanını bana sunan ve görev sürem boyunca desteklerini hiçbir zaman esirgemeyen Sayın Cumhurbaşkanımıza şükran ve minnetlerimi arz ediyorum.”

Mehmet Şimşek’ten açıklama

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın istifa kararı almasının ardından açıklama yaptı.

Yazılı açıklamasında ekonomi programının aynı şekilde devam edeceğini belirten Şimşek, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde yürütülen ekonomi programımız, kesintisiz ve kararlılıkla devam etmektedir. Sayın Cumhurbaşkanımızın ekonomi ekibimize ve uyguladığımız programımıza desteği ve güveni tamdır” dedi.

Erkan’a teşekkür eden Şimşek, “Merkez Bankası eski Başkanı Sayın Hafize Gaye Erkan’ın aldığı karar tamamen şahsidir ve kendi takdirleridir. Aldığı bu kararı saygı ile karşılıyor ve ülkemize sunduğu kıymetli hizmet ve katkılarından dolayı teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Yeni Merkez Bankası Başkanının önerisi doğrultusunda atanacağını belirten Mehmet Şimşek, açıklamasını şöyle sonlandırdı:

“Önerim doğrultusunda yeni atanacak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı ve ekibine başarılar diliyorum. Bu çerçevede ekip olarak güçlü işbirliği ve koordinasyon içinde fiyat istikrarı hedefimize emin adımlarla ilerlemeye devam edeceğiz.”

Paylaşın

Babacan: O Biri Geldi Ve Her Şeyi Bozdu

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, sosyal medya hesabı üzerinden paylaştığı video ile iktidarı, ekonomi, hukuk ve eğitim üzerinden hedef aldı.

Haber Merkezi / Paylaşımına “O biri geldi ve her şeyi bozdu” notunu düşen DEVA Lideri Babacan, videoda şu ifadeleri kullandı:

“Hukukun üstünlüğü ve tabi ki birinci sınıf bir demokrasi. Bunları eğer bugün sağlayamazsak, bu amaçla çalışmaya devam etmezsek, 2023 Türkiye’si ancak bir hayal olacak.

2023 hedeflerine ulaşmak için yargı reformlarının devamı belirleyici olacak. Hukuk ve eğitim, ekonomimizi bundan sonraki dönemde ya alıp götürecek, çekip daha da yükseltecek, ama aksi taktirde de ekonomimizin önüne büyük bir set çekecek.

Şimdi diyelim ki asgari ücreti yüzde 50 arttırdınız. Arkadan da enflasyon diyelim ki yüzde 65 oldu. Ne oldu? Bu 330 litre süt alırken, bugün o düşer 300 litreye. Ne anladık?

Tabi günün birinde birileri gelip de tamamen maaşlara zam, arkasından enflasyon hepsini alıp götürsün, öyle bir çizgi izlemezse inşallah.

O biri geldi arkadaşlar, geldi. ‘Günün birinde birileri gelip de bozmasa’ diyordum ya işte geldi birileri bozdu.

İlk günden itibaren hukuk ve eğitim reformunun şart olduğunu söyledim. Zamanında bu alanda çok önemli adımlar attık, ancak devamı gelmedi.

“Abuk subuk işler yapmaya başladılar”

Birileri hukuktan rahatsız oldu. Türkiye’nin güçlü kurumlarını kendisi için vesayet zannetmeye başladı. İktidarın yargıya müdahaleleri arttı. Yargı içindeki türlü türlü yapılanmalar abuk subuk işler yapmaya başladılar. Dikkat edin 2013, 2014, 2015.

Eğitim deyince zaten iktidarın aklına kendi ideolojisine uygun bireyler yetiştirmekten başka bir şey gelmiyor. Büyük ortak da küçük ortak da kendi dar ideolojilerini körpecik zihinlere işleme derdine düştü.

Eğitimmiş bilgiymiş, onlar için önemli değil. Tornadan çıkmış gençler istiyor. Onlar partili bireyler görmek istiyorlar. Ha o arada ülke batmış mı, vatandaş nefessiz mi kalmış, inanın hiç umurlarında değil.”

Paylaşın

YRP Lideri Erbakan, Seçimlerle İlgili Kararını Yarın Açıklayacak

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, partilerinde çalışmaları hız kazandı. Bu kapsamda Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, programında değişiklik yaptı.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın’ın haberine göre; YRP Lideri Fatih Erbakan, yerel seçimlerle ilgili kararını yarın parti genel merkezinde açıklama kararı aldı.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Efkan Ala başkanlığındaki görüşme heyeti dün YRP Genel Merkezi’ne giderek, ittifak için bir kez daha nabız yoklamıştı.

Edinilen bilgiye göre birçok yerde adaylarını ilan ettiğini ve geri çekmelerinin parti tabanında tepki yaratacağını belirten AK Parti heyeti, Malatya Büyükşehir ile Ankara ve İstanbul’da bazı ilçelerde adaylarının desteklenmesini isteyen YRP’den tutumunu esnetmesini istedi.

AK Parti heyetinin, belediye başkanlığı vermeye yanaşmadığı, daha çok belediye meclis üye sayısını artırabilecekleri mesajı verdiği öğrenildi.

YRP, MHP’yi emsal gösterdi

YRP heyeti ise Türkiye’deki oy oranlarının İstanbul ve Türkiye genelinde MHP düzeyinde olduğunu savunarak, “MHP’ye bir çok yeri verdiniz, ama aynı yaklaşımı bize göstermiyorsunuz” mesajıyla, taleplerinden vazgeçmeyeceklerini ilettiler.

Edinilen bilgiye göre YRP yönetimi, AK Parti’yle görüşmeden sonra Genel Başkan Fatih Erbakan’a bilgi verdi. Ancak şu anda ittifak noktasında olunmadığı, AK Parti’den yeni bir öneri gelmesi halinde, kapıların kapatılmaması görüşü benimsendi.

YRP AK Parti’den, Malatya Büyükşehir’in yanı sıra, İstanbul’da Sultanbeyli, Sultangazi, Arnavutköy, Ankara’da Çubuk ya da Pursaklar’da AK Parti’nin aday çıkarmayıp, kendi adaylarını desteklemesini istiyor.

Bu gelişmelerin ardından YRP’den, Genel Başkan Fatih Erbakan’ın, yerel seçimler öncesi partisinin ittifak kararını, Cumartesi günü saat 14.00’de parti genel merkezinde açıklayacağı duyurusu yapıldı.

AK Parti heyetinin Perşembe akşamı için görüşmek istemesi üzerine Erbakan, Cumartesi günü yeni adaylarını ve ittifak kararını açıklayacağı toplantısını, Pazartesi gününe ertelemişti.

Erbakan’ın, AK Parti’den yeni bir açıklama veya randevu talebi gelmemesi halinde, seçime tek başına girme kararı açıklayabileceğini belirten parti kaynakları, “Ama mesela Cumhurbaşkanı arar veya yeni bir görüşme talebi olursa, bizim kapımız açık. O nedenle şimdiden kendimizi ittifak oldu, olmadı diye bağlamıyoruz” değerlendirmesi yaptılar.

YRP, ittifak sağlanamaması halinde, Ankara ve İstanbul adaylarını en geç Pazartesi günü açıklamayı planlıyor.

Paylaşın

Erdoğan, CHP’yi Hedef Aldı: Halini Görüyorsunuz

Partisinin Bursa aday tanıtım toplantısında konuşan Erdoğan, CHP’nin halini görüyorsunuz. Herkes bir köşe başına yapışmanın derdinde. Düne kadar ittifak içinde oldukları partileri bile gözleri görmüyor” dedi ve ekledi:

“Şehirlerin hali umurlarında değil. Kendi arkadaşlarına bu derece hoyratça davrananların o şehirlerde yaşayanlara şefkatle yaklaşması mümkün mü?”

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Bursa İlçe Belediye Başkan Adayları Tanıtım Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Bursa her şeyden önce kuruluşun şehridir. Sanayinin, ticaretin lokomotif şehri Bursa’nın çalışkanlığını ülkemize ve milletimize anlatmaya gerek bile yoktur. Biz de son 21 yıldır Bursa’yı hak ettiği eser ve hizmetlere kavuşturmak için gece gündüz çalıştık ve bu yolda yürüyoruz.

Elbette hala eksiklerimiz var. Hep söylediğimiz gibi biz bugüne kadar şehrimize kazandırdığımız eser ve hizmetlerimizin asıl bundan sonra yapacaklarımızın bir girizgahı olarak kabul ediyoruz. İnşallah Bursamıza bir kez daha geldiğimizde bu çalışmalarımızı sizlerle paylaşacağız. Bursa altyapı ve üstyapısıyla Bursa, Türkiye Yüzyılı şehirlerimizin en başlarında yer alıyor.

Ülkemizin ve şehirlerimizin önüne koyacakları, hiçbir projeleri olmayanların sırf AK Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için gösterdikleri çabayı üzüntüyle izliyoruz. Biz rakiplerimizle eser, hizmet ve icraat noktasında yarışmak istiyoruz. Konu eser ve hizmet olduğunda üstümüze kimseyi tanımayız.

Her ki bu hususta bizden daha iyisini yapabileceğini iddia esiyorsa buyursun çıksın ortaya. Ama şehri için hiçbir hayali olmayanların sırf komşunun iki gözü çıksın mantığıyla yaptıkları cinlikleri de asla tasvip ediyoruz.

Biz Türkiye Yüzyılı peşinde koşarken kendi yıldızlarını parlatmaktan başka gayesi olmayanlara milletimizin gerekli cevabı vereceğinden şüphemiz yok. CHP’de herkes bir köşe kapma peşinde. CHP’nin gözü düne kadar ittifak olduğu partileri bile görmüyor. Çiğneyip geçiyor. Ne ülkenin hali ne şehirlerin durumu umurlarında değil. Kendi arkadaşlarına ve müttefiklerine bu şekilde hoyratça davrananların şehirlerimize şefkat göstermesi mümkün mü?

AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak biz sorumluluğumuzun sadece bugüne değil, asıl yeni nesillere olduğunun bilinciyle adımlarımızı atıyoruz. İnsanlarımızın her adımında hep yanında olacak isimlerle şehirlerimizin hizmetine talibiz. Belediye Başkanlarımızın gözü hep sizin, bizim gözümüz de hep onların üzerinde olacak. Bizim en büyük yoldaşımız hiç şüphesiz milletimizin bizati kendisidir.

“Milletimizin huzuruna çıkardığımız adayların her biri…”

Tabii bir de siyasi mücadelemizde birlikte ter döktüğümüz, kimi yarım asrı bulan, kimi yakın tarihlerde başlayan yol arkadaşlıklarımız var. Türkiye için ne yaptıysak milletimiz için neyi başardıysak hepsinin mücadelesini onlarla verdik, aldığımız neticelere onlarla ulaştık. Milletimizin huzuruna çıkardığımız adayların her biri de yol arkadaşımızdır. Bu uzun hizmet maratonunda yolda kalanlar, yolunu kaybedenler olmuştur, bundan sonra da olacaktır.

Milletimiz nasıl bizi vesayetle mücadelede, terörle mücadelede, darbecilerle mücadelede, ekonomik tetikçilerle mücadelede yalnız bırakmadıysa inşallah Türkiye Yüzyılı yürüyüşümüzde de yalnız bırakmayacaktır.

31 Mart’tan sonraki sandık buluşmamız 2028 Mayıs’ında olacak. Dolayısıyla önümüzde orta ve uzun vadeli programlarımızı hayata geçirebileceğimiz uzunca bir süre var. AK Parti olarak biz iç ve dış gelişmeler ne olursa olsun ülkemizi hedeflerinden koparmama azmi ile hareket ediyoruz.

Rüzgârın önünde savrulan kuru yapraklar misali kendi iradeleri dışında sürekli rota değiştirenlerin başlarına neler geldiğini bölgemizdeki çok sayıda örnekten biliyoruz, görüyoruz. Türkiye’yi de bu hale getirmek istiyorlar ama başaramadılar. Mayıs seçimlerinde bunun için çok uğraştılar. 31 Mart’ta istismar edebilecekleri bir sonuç almayı umuyorlar. Milletimiz seçimini gerçek belediyecilikten yaparak heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakacaklar.”

Paylaşın

İmamoğlu Mu Kurum Mu Önde? Araştırmacı Bekir Ağırdır Açıkladı

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimler yaklaştıkça, seçimlere ilişkin değerlendirmelerde gelmeye devam ediyor. Son olarak araştırmacı Bekir Ağırdır, İstanbul seçimleri için dikkat çeken bir yazı kaleme aldı.

Seçimlerde ilgi ve gerilimin odağının İstanbul olacağını belirten Bekir Ağırdır, Gazete Oksijen’deki yazısında, “Son iki aydır yayınlanan araştırmalar hâlâ iktidar yandaşı ve karşıtı bloklar arası seçmen geçişinin olmadığını, iktidar blokunun ülkede yüzde 42-44, İstanbul’da yüzde 40-42 aralığında olduğunu gösteriyor. Aynı araştırmalarda İmamoğlu önde ve CHP’nin 10-12 puan üstünde görünüyordu. Şimdi iki ay önceki avantajının kaybolduğunu ve yarışın başa baş başladığını söyleyebiliriz” ifadelerine yer verdi.

Ağırdır, yazısında, “İmamoğlu yarışa önde ve neredeyse CHP oyundan 10-12 puan daha yüksekten başlıyor gibi görünüyordu. Fakat şimdi İyi Parti adayı Buğra Kavuncu, Zafer Partisi adayı Azmi Karamahmutoğlu, Saadet Partisi adayı Birol Aydın’ın partilerinin oylarından İmamoğlu’na gidecek oyları en aza indireceği muhakkak. DEM Parti’nin de oldukça yüksek profilli bir aday çıkarması bekleniyor. CHP’nin adaylık sürecindeki umutsuzluk çoğaltan tutumu ve tercihleri de dikkate alındığında CHP oyunun artmasını beklemek gerçekçi değil” ifadelerini kullandı.

Bekir Ağırdır, yazısının devamında, “Muhalefetteki bu dağılmaya ve yıkıcı karşılıklı söylemlere bakılınca İmamoğlu’nun iki ay önceki kağıt üzerindeki avantajının kaybolduğunu ve İmamoğlu-Kurum yarışının baş başa yakın bir noktadan başladığını söyleyebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

Bekir Ağırdır, buna karşılık AK Parti kanadındaki durumu da şöyle değerlendirdi: Erdoğan ve iktidar blokunun oyun planı net. İktidarın, devletin, kamu bütçesinin, medyanın ve teknolojiyi kullanma maharetinin tüm gücüyle seçimlere ve özellikle de İstanbul seçimlerine yüklenecek. Bu uğurda yapabileceği her şeyi, hukuka uygun-değil, ahlaka uygun-değil bakmaksızın yapmaktan kaçınmayacak.

İktidar ülke genelindeki yüzde 52-48’lik dengeyi kendi lehine daha da açmak istiyor. Bunu başarırsa hem Can Atalay kararında görüldüğü gibi önündeki tüm kurumsal ve toplumsal barajları aşmak konusunda daha cüretkâr davranacak hem de arzuladığı büyük sağ koalisyonu-konsolidasyonu sağlamak için bugünün muhalefette görünen sağ partilerine karşı psikolojik baskı gücünü elde edecek.

Paylaşın

CHP’den Anayasa Mahkemesi’ne Can Atalay Başvurusu

CHP, milletvekilliği düşürülen Can Atalay için AYM’ye başvurdu: Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi yok hükmündedir. 15 gün içinde karar Meclis’e gönderilmeli.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesinin yok hükmünde olduğunun tespit edilmesi istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, başvuru sonrası basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Günaydın, şunları ifade etti:

“Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi yok hükmündedir. 15 gün içinde karar Meclis’e gönderilmeli. Kurtulmuş bugüne kadar neden bu kararı okumadı? Tek hakimli bir üst yazı ile üst derece kararı temyiz merciine yollamış ve Yargıtay 3. Dairesinin genel başkanı bir yazı ile kararı TBMM’ye iletmiş bu karar da okunmuştur. Bu durum açıkça Anayasa’nın başlangıç hükümleri ila 2. 6. Ve 153. Maddesine aykırıdır.

Bunun yanında meclis başkan vekilliği yapan Bekir Bozdağ’ın tarafsızlığını yitirdiği ortaya çıkmıştır. Danışma kurulunda parti grup başkanvekillerine saat 14.55te kararın okutulacağı ifade edilirken, AKP’nin grup başkanvekili öğleden önce bir televizyon kanalında kararı okutacaklarını ifade etmiştir. Dolayısıyla meclis AKP tarafından mı yoksa tarafsız olması gereken meclis başkanvekiliyle yönetilmektedir? Anayasanın 2,6, 153. Maddeleri uyarınca milletvekilliğinin düşürülmesi için tezkere okutması hükmünün yok sayılmasını ve bunun tespit edilmesini AYM’den talep ediyoruz.

Ayrıca Meclis iç tüzüğünün eylemli olarak ihlal edilmesi sonucu oluşan parlamento kararının da Anayasa’ya aykırı olduğu açıktır. Bu nedenle de parlamento kararının iptal edilmesini ve yürütmesinin durdurmasını da talep ediyoruz. Biz AYM’nin daha önceki kararlarına uyarlı olarak, hem yok hükmünde sayılma hem de iptal ve yürütmenin durdurmasına yönelik taleplerimizi olumlu karşılamasını ve kararı TBMM’ye göndermesini bekliyoruz.”

Ne olmuştu?

Gezi Davası’nda Osman Kavala ile birlikte yargılanan sekiz sanıktan biri olan Atalay, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, 26 Nisan 2022’de darbeye teşebbüse yardım suçundan 18 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 25 Nisan 2022’de verdiği karara ilişkin temyiz incelemesini 23 Eylül 2023’te tamamladı ve Atalay’ın yasama dokunulmazlığı bulunduğu gerekçesiyle yargılamada durma kararı verilmesi ve tahliye edilmesi talebini reddetti.

Karar üzerine dava, Atalay’ın bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi’ne taşındı. 12 Ekim’de bir üyenin dosyaya hazırlanamadığını beyan etmesi gerekçesiyle Atalay’ın bireysel başvurusunu erteleyen AYM, cezaevinde tutuklu bulunan Atalay’ın ‘seçilme hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği’ haklarının ihlal edildiğine hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin Atalay hakkında verdiği kararını reddetti. Davayı yeniden değerlendiren AYM, Atalay’a karşı ikinci kez hak ihlali yapıldığı yönünde karar aldı ve Atalay’a 100 bin TL manevi tazminat ödenmesi, mahkumiyet kararının infazının durdurulması ve tahliyesi için kararın İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine oybirliğiyle hükmetti.

Ancak Yargıtay 3. Ceza Dairesi, AYM’nin ikinci hak ihlali kararına uyulmaması yönünde hüküm verdi ve kararında, AYM kararının “hukuki değerinin olmadığı”nı belirtti. Yargıtay’ın AYM’nin kararını tanımayarak mahkeme üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunması hukuk tartışmalarını alevlendirmişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Murat Kurum’un Önceliği İstanbul Değil Erdoğan

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, AK Parti’nin İstanbul adayı Murat Kurum’un İBB Başkanı seçilmesi halinde İstanbul’u yönetme iradesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacağını söyledi.

11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat Depremi’nin birinci yılı yaklaşırken İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu İstanbul’daki deprem hazırlıkları kapsamında uluslararası basınla biraraya geldi.

VOA Türkçe’den Hilmi Hacaloğlu’nun aktardığına göre; Türkiye’nin en büyük kentinde 1 milyon 300 bin bağımsız bölümü bulunan yaklaşık 200 bin binanın riskli ve çok riskli yapılar olduğunu söyleyen İmamoğlu bu binalarda yaklaşık 3 milyon kişinin yaşadığını belirtti.

Art Feshane’de düzenlenen toplantıda konuşan İBB Başkanı, “Üzüntü verici bir durumu paylaşmak isterim. Kapısını çaldığımız ve hızlı tarama sistemi ile birlikte evlerini test etmek istediğimizi söylediğimiz yapıların sadece yüzde 35’i kapılarını bize açtı yani yüzde 65’i bizi yapılarına sokmadı. Durumla yüzleşme konusunda tereddütleri olan, ‘binamız riskli ise ben ne yapabilirim’ kaygısıyla bunu reddeden bir toplumla karşı karşıyayız. Hani derler ya ‘bir musibet bin nasihatten evladır‘ diye. 6 Şubat depreminden hemen sonra da büyük bir taleple karşılaştık” dedi.

İmamoğlu deprem hazırlıkları kapsamında 18,8 milyar bütçeyle 52 projenin tamamlandığını, bununla beraber 66 projenin sürdüğünü, 70 projenin de hazırlık aşamasında olduğunu dile getirdi.

Toplantının soru cevap kısmında ise yaklaşan yerel seçimler öne çıktı. Son dönemde Selahattin Demirtaş’ın eşi Başak Demirtaş’ın isminin DEM Parti adayı olarak öne çıkması hakkında doğrudan bir değerlendirme yapmayan İBB Başkanı, DEM Parti’nin “kent uzlaşısı” kavramına benzer “şehir uzlaşması” ile İstanbul İttifakı’nın seçimi kazanacağına inandığını söyledi.

İmamoğlu asıl rakibinin AK Parti adayı Murat Kurum değil Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğu ima ederek, kendisine karşı siyaset geliştirenlerin Erdoğan’a yol açacaklarını savundu.

“2019’da iki partili bir ittifakla seçime gittik biz. Bugün sadece ikiden bire düştük. Elbette ki biz şu anki süreçte kiminle yarıştığımızı biliyoruz hangi yapıyla yarıştığımızı biliyoruz. Ben de kiminle yarıştığımı biliyorum. O bakımdan bu mesele böyle yürürken kulvarlar böyle çizilmişken başka türlü yine bu kulvar mücadelesini veren adayların ya da temsil edildikleri ettikleri partilerin ya da partilerin liderlerinin de şu anda sadece Ekrem İmamoğlu üzerinden bir yerel yönetim süreci konuşmalarını ya da bu şekilde bir gündem yaratmalarını biraz ilgiyle biraz şaşkınlıkla takip ediyorum.” diyen İmamoğlu, “2019’da bir ‘şehir ittifakı’, bir ‘şehir uzlaşması’ndan bahsederek yola çıkmıştım. Bugün artık güçlü bir İstanbul ittifakı vardır ve bunun da duygusu bu şehrin korunmasıdır. İstanbul ittifakının bir seçimi daha İstanbul’da kazanacağına da yürekten inanıyorum” diye ekledi.

İBB Başkanı, Murat Kurum’la ilgili bir soruya “kendisi ile aramızda bir nezaket ve saygı ilişkisi var” cümlesiyle başladıktan sonra AK Parti İstanbul adayının Çevre ve Şehircilik Bakanı olduğu dönemde Kanal İstanbul konusunda çok kararlı sözler söylediğini dile getirdi.

İmamoğlu, “Biz İstanbul’da ortaya koyduğumuz tavırla en başta Kanal İstanbul gibi bir baş belası işi bu şehrin başından uzak tuttuk ve başlayamadılar. Bu kapsamda bugün Sayın Kurum’a ‘İstanbul’un gündeminde olmayan bir konu bizim de gündemimizde olmaz’ dedirtebiliyorsak ki sekiz on ay önce hararetle nasıl ağız dolusu cümleler kurduğunu görürseniz aslında bizim nerede durduğumuzu görürsünüz” dedi.

Murat Kurum en son 27 Ağustos 2022’de “Kanal İstanbul Projesi’ni tabi ki iptal etmedik. İmar planları yürürlükte. Gurur projemizi adım adım hayata geçiriyoruz” paylaşımında bulunmuştu.

İmamoğlu sonrasında arka arkaya verdiği örneklerle Murat Kurum’un İBB Başkanı seçilmesi halinde İstanbul’u yönetme iradesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’da olacağını iddia etti.

İBB Başkanı, “Sayın Bakan’la müsilaj meselesi ile ilgili işbirliği zemininde ortak toplantılar yaptık. Bu ortak toplantıların ilkinde muhtemelen benim konuşmamdan endişe etti ki, ‘Ya arkadaşlar müsilajla ilgili çözümü konuşacağız ne olur Kanal İstanbul gibi başka meseleleri bu sürecin içine katmayalım’ demiştir. Kanal İstanbul’un gerçekleşmesi halinde Marmara Denizi’nin öleceği nettir. Ona rağmen böyle bir talep açmıştır. İstanbul meselelerine duyarlılığının önünde Sayın Cumhurbaşkanı’nın ne istediği ne istemediği daha öncelikli meselesidir. İSKİ’de bizim yönetim kurulu üyelerimizin olurunu bakanlık verir. Bizim İSKİ’de yazdığımız yönetim kurulu taleplerinin hiçbirine onay yazısı gelmemiştir. Bir ismin atamasına bile siyasi onay alamadıkları için onay verememişlerdir” dedi.

İmamoğlu’ndan bir eleştiri de Erdoğan’a

İBB Başkanı’nın gazetecilerle paylaştığı bir başka ilginç olay ise İstanbul İtfaiyesi hakkında idi. İmamoğlu, İstanbul’un ihtiyaç duyduğu itfaiye eri kapasitesinden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onay vermemesi nedeniyle mahrum kaldığını söyledi.

İmamoğlu, “Depremi konuşuyoruz. Afetle ilgili mücadelede acilen yeni yetişen güçlü bir itfaiye ordusuna ihtiyacımız var. 3 bin 500 itfaiye talebimizi sunduk. Ancak bu talebimizin 750’si bize onaylandı gönderildi. Niye biliyor musunuz? İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Ekrem İmamoğlu döneminde itfaiye eri almasın. Bir itfaiye erinin eğitimlerini tamamlayıp işe başlatılması bir yıl sürüyor. O insanın gerçekten kudretli bir personele dönüşmesi en az beş yıl. Acil ihtiyacımız olduğunu önceki dönemki Valimiz şimdiki İçişleri Bakanımızla görüşmüştük. O da biliyor” dedikten sonra Kurum’a, “Bu onayları bile veremeyen kişinin iradesinden, yetkisinden ne kadar özgün davranabileceğine kadar 16 milyon İstanbullu’nun belediye başkanı olabileceğinin cevabını topluma vermesi lazım” diyerek meydan okudu.

Paylaşın

“‘Akşener, Alevi-Kürt Bir Cumhurbaşkanı Seçtirir Miyim?’ Demiş” İddiası

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, hakkında dikkat çeken bir iddia ortaya atıldı. İddiada, Akşener’in, “Sizce ben Alevi-Kürt bir Cumhurbaşkanı seçtirir miyim? Siyasi çizgim buna izin verir mi! Asla!” dediği ifade edildi.

halktv.com yazarı Ayşenur Arslan, “Sizce Ben Alevi-Kürt Bir Cumhurbaşkanı Seçtirir Miyim?” başlıklı yazısında, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, hakkında dikkat çeken iddialarda bulundu. Ayşenur Arslan’ın yazısının ilgili kısmı şöyle:

Son iki yazım, beklediğimin ötesinde yankı getirdi. İlkinde “Erdoğan’a kazandırma cephesi” ve oyun planlarını yazmıştım. Yazı üzerine arayanların anlattıklarıyla da “Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu’na kazandırmama kararı ve TAYYİP ABİSİ hakkında düşündüklerini” kaleme almıştım.
O yazı üzerine yine telefonlarım susmadı.

İçlerinden biri -yine adı bende saklı- öyle şeyler anlattı ki, onları yazmak da şart oldu.
Telefondaki kişi şahsen tanıdığım bir isim değil, önce onu belirteyim. Ama yakasında AKP rozetiyle Meclis’e giden önemli bir siyasetçi. Epeydir o cepheden uzak olsa da anlaşılan siyasetten kopmamış. Belki de bu nedenle 2023 seçimine 2 ay kadar kala Akşener’i ziyarete gitmiş.

O görüşmede Meral Akşener -not aldım- şöyle demiş:
“Sizce ben Alevi-Kürt bir Cumhurbaşkanı seçtirir miyim? Siyasi çizgim buna izin verir mi! Asla!”
Ziyaretçisi “Peki aklınızda başka bir isim var mı” diye sormuş. Akşener de güzel güzel anlatmış:
“İlhan (Kesici) Abi olabilir. Ama o da Abdullah Gül gibi yemeği önüne hazır ister. Bir de Hikmet (Çetin) Bey düşünülebilir. Her halükarda Kemal (Kılıçdaroğlu) Bey’in olmayacağı kesin.”

Neden yazdım bunu?
Uzun yıllardır sahnelenen oyunun sonuna geldik. Birazdan perde kapanacak.
Adı bende saklı olanların ya da bugüne kadar gölgelerden hiç çıkmayanların.. Tanıdıklarımın tanımadıklarımın artık öne çıkma zamanı geldi. KONUŞUN.. ANLATIN.. BU ÜLKE ELDEN GİDERKEN VE BUNA KARŞI ÇABALAMAKTAN BAŞKA SUÇU OLMAYANLAR HAPİSLERDE ÇÜRÜTÜLÜRKEN SUSMAYIN!

Akşener’in, -zaten bildiğimiz üzere- Bahçeli’nin, -tam aksini iddia ederken perde arkasında başka politikalar güden- Erdoğan’ın Alevi düşmanı olup olmadığını anlayalım. Kürtler’e aslında ne gözle baktıklarını bilelim.
Ve gelecekte bizi / ülkemizi nelerin beklediğini fark edelim.

Akit Gazetesi geçenlerde CHP’ye kin kusan manşetinde “Ülkenin asli unsuru dindarlar” diyordu. Kastedilen elbette “her dinin inananı” değil, biliyoruz. Akit ve “benzerleri için asli unsur “Sünni müslümanlar”.
Kutuplaşma, “siyasi tutumların merkezden uzaklaşıp aşırı uçlara doğru ayrışması” ise, bunun bu ülkede hangi fay hatları üzerinde yürüyeceğini biliyoruz, değil mi!

Akit, iktidar ve destekçilerinin bilinçaltını dışa vurmuş.
Eğer kendinizi sünni müslüman olarak tanımlamıyorsanız..
Dahası, o çizginin iktidar tarafından makbul görülen bir tarikat veya cemaatine mensup değilseniz..
Dolayısıyla muhtemelen oyunuzu Reis’e vermiyorsanız..
Ülkenin asli unsuru değilsiniz. ÖTEKİSİNİZ!

Erdoğan.. Bahçeli.. Erbakan’ı, Destici’si, Oğan’ı ile ortakları.. Ve artık fark ediyoruz ki Akşener.. GELECEĞİMİZ İÇİN PUSLU BİR PLANI UYGULAMAYA SOKTULAR. Bunu açığa çıkaracak, komploları ifşa edecek her ses çok değerli. O nedenle “KONUŞUN” diyorum.

Belli ki Akşener kapalı kapıların arkasında rahat rahat konuşmuş. Her ziyaretçisine Kılıçdaroğlu ve Aleviler-Kürtler hakkındaki düşüncelerini sakınmadan anlatmış.
Bunları, şimdi değilse ne zaman öğreneceğiz?

Yazının tamamı için TIKLAYIN

İYİ Parti Sözcüsü ve Medya İlişkileri Başkanı Kürşad Zorlu, Ayşenur Arslan’ın Meral Akşener hakkındaki iddialarına da yanıt verdi. Ayşenur Arslan, Akşener’in 2 ay önce bir siyasetçi ile görüşmesinde Kılıçdaroğlu’nu kastederek “Sizce ben Alevi-Kürt bir Cumhurbaşkanı seçtirir miyim? Siyasi çizgim buna izin verir mi! Asla!” dediğini, AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ise ‘abi’ diyerek bahsettiğini öne sürmüştü. Zorlu, iddialarla ilgili hukuki sürecin başlatıldığını vurgulayarak şöyle konuştu:

“Bu yazıyı yazan kişinin yanlış hatırlamıyorsam sözlerini çarpıtması neticesinde televizyon programı durdurulmuştu. Bir defa şunu söyleyeyim; çok çirkin. Bu iddiaları kesinlikle reddediyoruz. Bakın ben operasyon siyaseti demiştim. Operasyon siyasetinin yanında bir de yakın geçmişte, propagandist gazetecilik eklendi.

Bu şekilde kadro tamamlandı. Ancak biz bu konuda kararlıyız… Bütün bu tutarı adımları İYİ Parti atıyorken, üçüncü yolu açma irademizden dolayı bize acımasızca saldıran propagandist gazetecilik anlayışı milletimizce de dikkatle takip ediliyor. Ama biz bunlardan çekinmiyor ve korkmuyoruz.”

Paylaşın

Devlet Bahçeli’nin Başdanışmanı Görevden Alındı

Sosyal medya hesabından açıklama yapan MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, “Siyasi ve Yerel İşlerden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Sözlü, başdanışmanlık görevinden alınmış olup, tedbirli olarak merkez disiplin kuruluna sevk edilmiştir” dedi.

Haber Merkezi / Semih Yalçın, açıklamasında ayrıca, “Yerel seçim çalışmaları sırasında parti disiplini ve politikalarına aykırı davranışlar sergilemeleri nedeniyle Adana ilinin Karaisalı, Saimbeyli ve Yumurtalık ilçe başkanlıkları kapatılmıştır” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın, sosyal medya hesabından açıklamalarda bulundu. Semih Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Yerel seçim çalışmaları sırasında parti disiplini ve politikalarına aykırı davranışlar sergilemeleri nedeniyle Adana ilinin Karaisalı, Saimbeyli ve Yumurtalık ilçe başkanlıkları kapatılmıştır. Aynı gerekçeyle, Siyasi ve Yerel İşlerden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Hüseyin Sözlü, başdanışmanlık görevinden alınmış olup, tedbirli olarak merkez disiplin kuruluna sevk edilmiştir.”

Paylaşın

Kurtulmuş’tan “Can Atalay” Kararı Sonrası İlk Açıklama: Anayasa Değişikliği Vurgusu

TİP Milletvekili Can Atalay’ın vekilliğinin düşürülmesi sonrası konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Meclis’in üzerine düşen sorumluluk Anayasa’da var olan bu konudaki çelişkileri ortadan kaldırmaktır. Yüksek yargı birbirleriyle çelişen, kararları farklılaşan kurumlar olmanın ötesine geçmelidir” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik ilk kez konuştu. BBC Türkçe’nin aktardığına göre; Numan Kurtulmuş, yaptığı açıklamada, kendisinin Türkiye’de olması halinde de kararı Bekir Bozdağ’ın okuyacağını söyledi.

Siyasi tartışmaların ‘köpürtüldüğünü’ ve bunu doğru bulmadığını belirten Kurtulmuş, “Biz burada, milletimizin verdiği yetkiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi adına, milletimizi temsilen ülkeler arasında diplomatik ilişkileri arttırmak ve parlamenter diplomasinin imkanlarından istifade etmek için görüşmeler yaparken, böyle bir çalışmanın içerisindeyken benim şahsımı da işin içerisinde katan, hatta bu ziyaretle Atalay’ın kararının okutulmasını bir şekilde ilişkilendiren bazı açıklamaları kategorik olarak reddettiğimi ifade etmek isterim. Bunlar haksız ve doğru olmayan yorumlardır. Bu ziyaretler aylar öncesinden planlanmıştır” dedi.

“Meclis Başkanı’nın teamüller gereği Meclis’i ne zaman yöneteceği bellidir. Biz bu hafta Ankara’da olsaydık dahi kararı yine Sayın Bozdağ okutacaktı” diye konuşan Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü: Çünkü Meclis’in çalışmalarında Genel Kurul yönetimi nöbetçi başkanvekili tarafından deruhte edilmektedir. Dolayısıyla bu süreci, hele hele buradan doğacak siyasi tartışmaları sokakta halletmeye kalkmak doğru değildir.

Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’a atıfla, iki yargı kurumu arasındaki hukuki ihtilafın tarafının Meclis olmadığını söyleyen TBMM Başkanı Kurtulmuş, “Bu süreçte Meclis’in tavrı bellidir. Bizim yerel mahkeme adına karar verip Meclis olarak Atalay’ın tutukluluk halini kaldırmak gibi bir yetkimiz yok. Dolayısıyla fiili olarak tutukluluk süreci devam etti” dedi.

Kurtulmuş sözlerini şöyle sürdürdü: Bu anlamda esas itibarıyla Meclis’in üzerine düşen sorumluluk Anayasa’da var olan bu konudaki çelişkileri ortadan kaldırmaktır. Yüksek yargı birbirleriyle çelişen, kararları farklılaşan kurumlar olmanın ötesine geçmelidir. Her birisinin fonksiyonu bellidir. Her birisinin vazifesi bellidir. Hiçbir mahkeme devletin diğer kurumlarının üzerinde bir hak ve yetkiye sahip değildir.

“Dolayısıyla bütün bunların yeniden düzenlenmesi, örneğin; 153. Madde, 138. Maddelerin yeniden düzenlenmesi ve 14. Maddesi’nde devlete karşı işlenen suçları belirleyen faaliyetlerin daha sarih, daha açık bir hale getirilmesi için bazı değişikliklerin yapılması gerekir. Meseleyi şahsileştirmemek gerekir derken, bu ya da benzeri problemleri sistemik olarak çözmenin Meclis’in görevi olduğunu hatırlatmak isterim.”

Anayasa’nın 153. Maddesi’nde, “Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağladığı” vurgulanıyor. Anayasa’nın 138. Maddesi’nde ise “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz” deniliyor.

Anayasa’nın 14. Maddesi ise şöyle: Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.

Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.

Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir.

Can Atalay’ın avukatları Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusunda bulunacak

Gezi Parkı davasında 18 yıl hapis cezası alan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine yönelik Yargıtay kararı Salı günü TBMM Genel Kurulu’nda okunmuş, kararın okunmasıyla birlikte Atalay’ın vekilliği resmen düşürülmüş, TİP’in milletvekili sayısı 3’e inmişti.

Kararın okunmasının ardından TİP, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekilleri pankartlarla başkanlık kürsüsünü işgal etmiş, birleşimi yöneten Bekir Bozdağ’a Anayasa kitapçığı fırlatılmıştı.

Bozdağ, protestolar nedeniyle çalışmalara devam edilemeyeceği gerekçesiyle birleşimi kapatmıştı. Atalay’ın avukatları milletvekilliğinin düşürülmesi kararına itiraz ederek Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuracak. AYM daha önce Atalay hakkında iki kez “hak ihlali” kararı vermiş, Yargıtay bu kararlara uymamıştı.

Paylaşın