Tuncer Bakırhan, Ekonomi Üzerinden İktidara Yüklendi

Konya Cihanbeyli’de halka seslenen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü ‘AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor’ diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Konya’nın Kulu ve Cihanbeyli’de ilçelerindeki halk buluşmasına katıldı. Bakırhan, Cihanbeyli’deki halk buluşmasında şunları söyledi:

“Hepinizi partim adına saygıyla selamlıyorum. Hoş geldiniz. Buradan Nagihan arkadaşımızı ve rahmetli Genel Başkanımız Murat Bozlak’ı saygı ve minnetle anıyorum. Yine şu anda cezaevinde olan kardeşiniz, arkadaşınız, yoldaşınız Leyla Güven ve Mehmet Bozlak’a da buradan binlerce selam gönderiyorum. Cezaevindeki yoldaşlarımız emin olsunlar ki bugün hem Kulu’da hem de Cihanbeyli’de onların bayraklarını kadın arkadaşları onurlu bir şekilde taşıyor.

Değerli Cihanbeyliler; aslında bir ilden daha büyük bir yüz ölçüme sahip Cihanbeyli. Ama maalesef siz Kürtler burada yaşadığınız için, dilinden ve kültüründen vazgeçmeyen onurlu İç Anadolu Kürtleri bu topraklarda yaşadığı için Cihanbeyli gerekli olan değeri bir türlü bulmadı. Yani Cizre nasıl üvey evlatsa, Siirt nasıl üvey evlatsa, Cihanbeyli de öyle üvey evlat olarak görülüyor. Bin yıllardır bu topraklarda kardeşçe barış içinde yaşamak isteyen Kürtler, maalesef Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar ayrımcı bir politikaya tabi tutuluyorlar.

İşte o yüzden bu seçimler; irademizi cezaevine atanlardan, dilimizi “bilinmeyen dil” olarak ananlardan, Kürt gençlerini işsiz bırakanlardan, Kürt kadınları ya katleden ya da cezaevine koyan bu sistemden hesap sorma günüdür. 31 Mart’ta değerlerimiz için, dilimiz için, kültürümüz için; Selahattinler, Figenler, Leylalar için Cihanbeyli’yi alacak mıyız?

Cihanbeyli bir Kürt kentidir, ilçesidir. Hem 7 Haziran seçimlerinde hem de sonrasında yapılan seçimlerde birinci partiye yakın oy alıyoruz. Neden Cihanbeyli gibi bir ilçemizde DEM Parti belediyesi olmasın? Kaldı ki DEM Parti demek; adalet demek, hukuk demek, halk demek, eşitlik demek. DEM Parti olarak belediyeyi aldığımız zaman kimi kendini bilmez, ırkçı, faşist, şoven adaylar gibi kapılarımızı halklara kapatmayacağız. Bizim kapılarımız herkese açık olacak. Türk’e de Kürt’e de Alevi’ye de Sünni’ye de. Bu kentte yaşayan herkese açık olacak.

Seçimlere 24 gün kaldı. Cumhurbaşkanı ve küçük ortağını dinlediğimiz zaman sanki harbe gidiyoruz, sanki savaş var. Savaş gemileri, tank, top diyor başka bir şey demiyorlar. Tek dertleri Kürtler insanca yaşamasın. Zannedersiniz ki yerel seçim yok, savaşa giriyoruz. Türkiye’de yerel seçimler için öyle bir hava estiriyorlar. Bu savaştan beslenenlerden, bu Kürt inkarından beslenenlerden, bu Kürtleri yoksullaştıranlardan hesap soracak mıyız?

“Bu toprakları Kürtsüzleştirmek istiyorlar”

Cihanbeyli Türkiye’nin en verimli toprakları üzerindedir. Böylesine verimli topraklarda olan bir ilçe dışarıya niye göç veriyor? İnsanlarımız geçinemediği için, demokratik bir ortamda yaşamadığı için. İnsanlar bu bereketli toprakları niye bırakır? Gübre alamıyor, mazot alamıyor, tarlasını ekemiyor, emekli maaşıyla geçinemiyor. İş yok, fabrika yok, aş yok. Kürt’sen hiçbiri yok! Bu sistem bilinçli olarak Kürtlerin olduğu her yerde, onları ekonomiyle, yoksullukla ya da baskı ve zorla tehdit ederek o toprakları Kürtsüzleştirmek istiyor. Peki, siz değerli halkımız; dilimizi yok sayan, kentlerimizi Kürtsüzleştirmek isteyen bu sisteme 31 Mart’ta gerekli cevabı verecek misiniz?

Türkiye bir tarım ülkesi, tarımı bitirdiler. Belki burada birçok insanımız tarlasını ekemiyor. Hayvancılık bölgesi ama Arjantin’den angus getiriyorlar, et ithal ediyorlar. Erdoğan gittiği her yerde, “Bizden önce yağ kuyrukları, şeker kuyrukları vardı” diyor. Şimdi tarım ve hayvancılık bölgelerinde et kuyruğu var, ekmek kuyruğu var. Eskiden insanların cebinde parası vardı ama yağ yoktu, gaz yoktu. Şimdi kimsenin cebinde parası yok. Bunlar ülkeyi yoksullaştırdılar, ekonomiyi batırdılar. Emekliler 10 bin lira maaş alıyor. Erdoğan ne diyor biliyor musunuz? “İktidara geldiğim zaman emekliler 66 lira alıyorlardı, şimdi ben 10 bin lira veriyorum.

Daha ne yapayım?” Erdoğan matematiği Devlet Bahçeli’den öğrenmiş. Bahçeli’nin o yaptığı ama kimsenin anlamadığı matematik var ya. Şimdi Erdoğan’a Cihanbeyli’den cevap veriyoruz. Evet, 66 lira alıyorlardı ama o 66 lirayla emekliler 7 çeyrek altın alıyorlardı, 7 çeyrek! Şimdi on bin lira ile kaç çeyrek altın alıyorlar? 2 buçuk altın. Ne kadar kaybettiler? 4 buçuk altın. Al sana matematik. Bahçeli’den değil halktan, esnaftan matematiği öğren Sayın Erdoğan!

Meclis’te Kürtçe konuşuyoruz sesimizi kısıyorlar, “bilinmeyen dil” diyorlar ama Bingöl’de Kürtçe şarkılarla seçim propagandası yapıyorlar. Amed’de Kürtçe seçim şarkıları çalıyorlar. Bu ikiyüzlüler Kürdistan’a gittikleri zaman Kürt oluyorlar, Ankara’ya geldikleri zaman kurt oluyorlar. Bunlar Ankara’da “Seyid Rıza, Şeyh Said teröristtir” diyor ama Kürdistan’da Şeyh Said’i anıyorlar. Öylesine ikiyüzlüdürler. 3-5 oy almak için yapmayacakları hile, hurda, haram yok. Dolayısıyla bu çalıp çırpanlardan, Kürt’ü yok sayanlardan, haram yiyenlerden, çocuklarımızın hakkını yiyenlerden kesinlikle hesap sormalıyız.

Şimdi belediye başkanları çıkmış İstanbul’da diyor ki biz kazanırsak Gazze halkı sevinecek. Haydi oradan! Sanki Cihanbeyli halkı bilmiyor İsrail’le en büyük gıda ticaretini yapanı. Cihanbeyli için, Kulu için Konya Büyükşehir Belediyesi ne yapıyor? Kürt nerede yaşıyorsa orada alt yapı yok, yol yok. Kürt’ün olduğu yerde çocuk için oyun parkı yok. Hani hakkaniyetliydiler? Hani belediye imkanlarını herkese eşit hizmet vermek için harcayacaklardı? Bakın, genel başkanı öyle, belediye başkanı böyle.

“Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok”

Cihanbeyli’nin köylerinde doğru düzgün su ve elektrik yok, dünya kadar sorun var. Hızlı trenden sırf Cihanbeyli halkı yararlanmasın diye kenarından geçildi. Öyle mi değil mi? Peki, Türkiye’nin en büyük yüzölçümüne sahip bir ilçesinden neden hızlı tren geçmez? Cihanbeyli yararlanmasın diye, değil mi? Emin olun burası başka bir ilçe olsaydı, hattı tam merkezinde kurarlardı. Yine eğitim yok, sağlık yok. Vatandaş çok önemli bir hastalığa yakalandığı zaman Konya-Ankara yollarında yaşamını yitiriyor.

Hani sandıkta devrim yapmıştık? Hani sandıkta insanlar Avrupa standartları üzerindeydi? İl olacak bir ilçemizdir Cihanbeyli ama dikkat edin Cihanbeyli il olmuyor. Niye? Burada Kürtler yaşıyor, burada emekçiler yaşıyor, burada yoksullar yaşıyor. Dolayısıyla ekonomide bizi yoksullaştıran, dilimize “bilinmeyen dil” diyen, değerlerimizi kullanan, gençlerimizi Avrupa’ya, Amerika’ya, Kanada’ya göç yollarına bilerek koyan bu anlayış bizim dostumuz değildir.

Şimdi diğer siyasi partilerden kimi belediye başkanları çıkmış diyorlar ki biz de Kürt’üz. Yahu Kürt olan burada olur, Kürt halkının partisi DEM Parti’dir. Kürdistan halkının evi DEM Parti’dir. Afyon’da ırkçı, faşist bir belediye başkan adayının “Kürtler bu kapıdan giremez” sözünden sonra vicdanlı Kürt istifa eder, buraya yanımıza gelirdi? Öyle değil mi? Vicdanlı bir Kürt, “DEM Parti Meclis’te olmamalıdır” diyen iktidar partisinden aday olmaz.

Çünkü DEM Parti sizsiniz, Kürt’tür, emekçidir. Dolayısıyla Cihanbeyli halkımız kimseye kanmasın. Kürt’ün evi de burasıdır, kapısı da burasıdır, yeri de burasıdır. Kürt Leyla Güven’dir, Kürt Murat Bozlak’tır. Birileri Kürt kimliğini inkar edecek, reddedecek, belediyelerimize kayyım atayacak, belediye eş başkanlarımızı ve milletvekillerimizi cezaevine dolduracak; birileri de kendi çıkarları için gidip orada ben de Kürt’üm diyecek. Haydi oradan! Cihanbeyli halkı yemez bunları. Cihanbeyli halkı onurludur.

Bu sistemin bu topraklarda asimile etmediği, yok etmediği halk kalmadı ama İç Anadolu Kürtleri yüzyıllardır tüm baskılara rağmen dilini, kimliğini, kültürünü koruyarak onurlu bir duruş ortaya koymuştur. Bu onurlu halka onurlu belediye başkanları lazım. Bu onurlu halkı temsil edecek insanlar burada olun. Lütfen kimseye kanmayın, sizin eviniz burasıdır. Afyon’da “Kürtler belediyeden içeri giremez” diyen adayın partisi, burada hangi yüzle sizlerden oy isteyecek? İnsan biraz utanır.

Konya’da ırkçı saldırılardan dolayı Kürtler büyük baskı altındadır. Dedeoğulları ailesini biliyorsunuz. Kürt oldukları için 7 canlarını faşist, ırkçı bir zihniyet ellerinden aldı. Ne oldu davada? 1 kişiyi yakaladılar, üzerini örtmeye çalışıyorlar. Kürt’ü öldürmek bu sistem tarafından cezasızlıkla ödüllendiriliyor. Kürt’ü katletmek, göçertmek ödüllendiriliyor. Daha dün faili meçhul cinayetlerde yargılanan o dönemin yöneticileri istinaf mahkemesi tarafından beraat ettirildi. Yani ne diyor yargı bize? Kürt’ü öldürmek serbest, Kürt’ü öldürene ceza yok.

O zaman diğer siyasi partilerdekilere sesleniyorum. Kürt’ün katliamına bile ödül veriliyorsa, hangi vicdanla oradasınız? Hangi vicdanla oy istiyorsunuz? İstiyorlar ki Kürtler dilinden vazgeçsin, Kürtler kimliğinden vazgeçsin. Peki, biz bunların dediğini yapacak mıyız? Hayır, biz Şeyh Saidlerin torunlarıyız. Dar ağacına giderken diyor ki ben istiyorum ki torunlarım benden utanç duymasın. Biz de diyoruz ki biz sizden utanç değil onur duyuyoruz, onur!

“Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar”

Yakın zamanda bir anket yapıldı. Türkiye halklarının yüzde 73’ü “AKP iyi yönetmiyor, Türkiye’de işler kötüye gidiyor” diyor. Hükümete sorduğumuz zaman ise güllük gülistanlık bir Türkiye’de yaşadığımızı söylüyorlar. Emeklilere müjde, müjde, müjde dediler de ne yaptılar? Bin lira ikramiyenin üzerine koydular. Sonra da diyorlar ki emekli bu 3 bin lirayla bayram kutlasın. Yahu etin kilosunun 600 lira olduğu yerde, emekli kimi masasına oturtsun? Emekli hangi komşuyla otursun da yemek yesin, utanmaz herifler! Zannediyorlar ki herkes saraydaki gibi yaşıyor. Başlarını saraydan çıkarıp bir halka baksınlar, halka!

“Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz”

Bu zihniyetin belediye başkanı da aynı mantıkta. Bakın Cihanbeyli Belediye Başkanı da kendi genel başkanını taklit ediyor. Diyor ki oy vermezseniz hizmet yok. Böyle bir anlayış olabilir mi? Peki, sen hiç DEM Parti’nin belediyelerini gördün mü? Biz, bize oy verene de vermeyene de kardeşçe yaklaşırız. Ben Siirt’te belediye eş başkanlığı yaptım. Kapımız Araplara da Türklere de Kürtlere de açıktı. Biz belediyenin her kuruşunu Siirt halkının menfaatini gözeterek herkes için adil ve eşit bir şekilde harcadık. Biz adil insanlarız.

Biz Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların torunlarıyız. Biz kimsenin hakkını yemeyiz, haram yemeyiz. Bizim başımız seccadede, elimiz semada, aklımız haramda olmaz, ancak onlarınki olur. Bize oy verene de vermeyene de saygı gösteririz. Onun demokratik düşüncesi olarak sayarız. Ama bunlar, oy yoksa hizmet de yok diyor. Haydi oradan! 24 gün kaldı ve 24 gün sonra bu halk seni de AKP zihniyetini de buradan süpürerek demokratik, halkçı, toplumcu belediyeciliği iktidara taşıyacaktır.

Değerli halkımız, sizden rica ediyorum. Buranın ikinci büyük partisiyiz. Bilhassa kadın arkadaşlar sizden rica ediyorum, lütfen ev ev gezin. Genç arkadaşlarım, kahveye gitmek yok. Lütfen dükkanları dolaşın, anlatın ne kadar haklı olduğumuzu. Türkiye’de barış için, demokrasi için, özgürlükler için mücadele ettiğimizi anlatın. Melelerimiz, seydalarımız, camide komşusuna anlatsınlar. Hırsızlık yapanlara, bizi reddedenlere Cihanbeyli’den belediyeyi alarak büyük bir cevap verelim.

Bu haramcılar, Kürtlerin belediyeyi kazandığı yerlere kaçak seçmen taşıyorlar. Sizden ricam, Kürdistan’dan gelmiş ama orada seçmen arkadaşlar varsa, el birliğiyle kendi kentlerinde oy kullanmaları için onlara ulaşmanız. Parası olmayan arkadaşlarımız il ve ilçe örgütlerimize gitsinler, sıcak bir demli çay içsinler, yol biletlerini alıp oylarını kullanmak için gitsinler. Bunlar bir haram seçmen taşıyorsa, biz iki helal seçmeni sandık başına götürmek zorundayız.

“Her birimiz belediye başkan adayı gibi çalışalım”

Ana muhalefet partisi her yerde “DEM Parti neden aday çıkardı?” diyor. Biz onlara Cihanbeyli’den söylüyoruz; sizin oyunuz burada belediye almaya yetmez, buyurun siz Cihanbeyli’de oylarınızı ikinci büyük parti olan DEM Parti’ye, bize verin ve burayı AKP’den kurtaralım. Değerli Cihanbeyliler, sizlerle her zaman gurur duyduk. Her yerde, Avrupa dahil olmak üzere yönetimlerdesiniz, katkı sunuyorsunuz, destek veriyorsunuz. Em bi we serbilind in. Em li ku derê bibînin serê me bilind dibe. Varsa kendi içimizdeki sorunları bir kenara bırakma zamanıdır.

Birlik olma zamanıdır, beraber olma zamanıdır. Anadilinize “bilinmeyen dil” diyorlar, hiç mi vicdanınıza dokunmuyor? Selahattin Demirtaş, Gültan Kışanak, Leyla Güven, Sebahat Tuncel içeride; binlerce insanımız suçsuz bir şekilde cezaevinde. “Kürt’üm” diyenin vicdanına hiç mi dokunmuyor? Dolayısıyla, elinizi vicdanınıza koyun. Sadece adaylarımız değil, her birimiz bir belediye başkan adayı gibi çalışalım. Burada kazanma şansımız büyük.

AKP bu memleketi batırdı, bitirdi. Şimdi yetmiyor diyor ki operasyon yapacağım. Kime, Kürtlere. Kürtlerin yaşadığı her yere “teröristan” diyen bu anlayışı sandıkta mahkum etmek lazım. Kürtlere terörist demek yerine oturup insanca diyalogla bu meseleyi çözmek varken, tank top yığmak hangi aklın ürünüdür? Bunların kafalarında Kürtlere karşı büyük bir kin ve nefret var. Kürtler Malazgirt’ten beridir kardeş elini uzatmış, Kurtuluş Savaşında can ve kan vermiş. Ama ne yaptıysak karşımızdaki bu ırkçı anlayışı bir türlü yok edemedik.

Onun için bu seçimler önemlidir. Lütfen Avrupa’daki çocuklarınıza, kardeşlerinize sesleniyorum: Cihanbeyli’de seçim varsa, her biriniz birer ay izin alacaksınız, buraya gelip seçim çalışması yürüteceksiniz. Bugünden tezi yok, Avrupa’daki kızlarınıza, oğullarınıza, kardeşlerinize anlatın. Burada Cihanbeyli’de son 24 günü bizimle birlikte çalışarak geçirsinler. Var mısınız? Avrupa’dakiler bir sene de tatil yapmasın, gelip halkının şehrine, bayramına, mücadelesine katkı sunsun. Bugünden itibaren Cihanbeyli’de seferberlik ilan ediyoruz.

Köy köy, ev ev, gücü yeten kendi arabasıyla, yetmeyen arabasını alsın üç kişi mazotunu karşılasın. Ama lütfen çalmadığınız kapı, dokunmadığınız insan kalmasın. Bu haklı mücadele bir gün mutlaka ama mutlaka başta Cihanbeyli’de olmak üzere başarıya ulaşacaktır. Bir çağrı da diğer siyasi partilerde siyaset yapan Kürtlere: Biraz vicdan varsa, biraz onur varsa, onları da halkının yanında siyaset yapmaya davet ediyorum. Buyursunlar gelsinler.

Bu halk demokrasiye, özgürlüklere, anadilini özgürce konuştuğu bir Türkiye’ye sahip oluncaya kadar Selahattin olacağız, Leyla olacağız, Şeyh Said olacağız, Seyid Rıza olacağız. Ama asla pes etmeyeceğiz. Seyid Rıza’nın dediği gibi asla başımızı eğmeyeceğiz. Bunu herkes çok iyi bilsin. Cihanbeyli halkımızı bu coşkulu karşılamadan dolayı kutluyoruz. DEM dema we ye, DEM dema Cihanbeyli ye, DEM dema Kurdan e, DEM dema me hemûyan e. Büyükşehir Belediye Eş Başkan Adayımız Bülent Kılıç arkadaşımızı hepiniz tanıyorsunuz.

Gerçekten yıllardır emeği olan bir arkadaşımızdır. Bir oy belediye başkanı arkadaşımıza, bir oy büyükşehir belediyesine diyeceğiz. Gülbahar Gündüz arkadaşımız ne kadar donanımlı, nitelikli, birikimli. Kadın arkadaşların yoldaşı olduğunu biliyoruz. Yıllardır emek veriyor. Her iki aday arkadaşımız emanetinizdir. Ama en önemlisi Cihanbeyli’yi kesinlikle alacağız. Eylül arkadaşımız şu an bir çalışma için Avrupa’da, onu da size emanet ediyorum. Hasan arkadaşımız da “oy yoksa hizmet yok” diyenler, “DEM Partililer, Kürtler belediye kapısından geçemez diyen” diyenler karşısında en değerli, en bilinçli, en yetenekli, en davasına sahip çıkacak arkadaşlarımızdan biridir.

Arkadaşlarımız, Selahattin Demirtaş’ın, Figen Yüksekdağ’ın, Murat Bozlak’ın, Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, bugüne kadar bu mücadelede bedel ödemiş herkesin size emanetidir. Emanetinize sahip çıkacağınıza inanıyorum. Sağ olun, var olun. 31 Mart’ta müjdeli haberlerinizi bekliyorum. Selamlarımı ve saygılarımı iletiyorum.”

Paylaşın

Erdoğan, Muhalefeti Hedef Aldı: Hayalleri Sadece Kendi Siyasi Çıkarları

Mersin’de halka seslenen Erdoğan, “Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini” dedi ve ekledi:

“Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Mersin mitinginde açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

“Mersin ülkemize ve dünyaya kardeşlik dersi veriyor. Mersin Türkiye Yüzyılı’nın öncülerinden olacak. Mersin daima ülkemizin vitrin şehirlerinden biri oldu. Şu anda karşımdaki katılıma bakıyorum. Bugün Mersin’de 85 bin kişi burada. Maşallah, Mersin bir başkasın bugün. Mersin gümbür gümbür 31 Mart’a yürüyecek.

Mersin’e hiçbir yatırım yapmayanları siz çok iyi biliyorsunuz. Burada hangi belediye vardı. CHP belediyesi. CHP belediyesi Mersin’e ne verdi. Mersin’i bunlar geriletti.

Öyleyse bu güzel Mersin’imizi bunlara teslim edemeyiz. Bunların genel merkezleri ne ki Mersin’de teşkilatları ne olsun. Siz bakmayın arada bir atıp tuttuklarına. Emin olun hepsi yalan. Söyleyin verdikleri sözlerden hangisini hayata geçirdiklerini.

“31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim”

Şehrin yıllarını çalan bunlar değil mi? Geriye düşen Mersin’imizin hesabını artık sormayacak mısınız? Mersin lafa gelince mangalda kül bırakmayan bu zübük siyasetçi tipleri sırtında taşımak zorunda değil. Bunların hayalleri sadece kendi siyasi çıkarları. Gelin bunların devrini kapatalım. 31 Mart’ta Atatürk istismarcılarını gönderelim.

Mersin ülkemizin hem demografik olarak çok zengin hem de hala göç alan bir şehridir. Türkiye’nin cennet şehri Mersin’in değerlendirilmeyi bekleyen potansiyelini en iyi biz biliyoruz. Geçtiğimiz 21 yılda Mersin’e 210 milyar liranın üzerinde kamu yatırımı yaptık.

İkinci devlet üniversitesi olan Tarsus Üniversitesi’ni açtık. Sağlıkta 1440 yataklı şehir hastanemiz başta olmak üzere 49 sağlık tesisini inşa ettik. Kentsel dönüşümde şehrimizde 3475 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Halen inşası süren çok sayıda yol projemiz var.

Yılda 35 milyar kilovatsaat elektrik üretecek Akkuyu Nükleer Güç Santralimizin yapımı devam ediyor. Santralin tüm reaktörleri 2028’e kadar hizmete girecek.”

Paylaşın

En Uzun Oy Pusulası İstanbul’da, En Kısa Oy Pusulası Hakkari’de

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, oy pusulaları Ankara’da basılmaya başlandı. En uzun oy pusulası İstanbul’da olacak. En kısa oy pusulası ise Hakkari’de olacak.

31 Mart 2024 Pazar günü yapılacak Mahalli İdareler Genel Seçimleri’ne katılabilecek siyasi partilerin adayları ve bağımsız adaylara ilişkin kesin listeler, il ve ilçe seçim kurullarınca 3 Mart’ta ilan edildi.

TRT Haber’den Yiğit Can Karatepe’nin haberine göre; Oy pusulaları Ankara’da basılmaya başlandı. En uzun oy pusulası 97 santimetre ile İstanbul’da olurken, en kısa oy pusulası ise Hakkari’de oldu.

İstanbul Adalet Sarayı’nda bulunan İl Seçim Kurulu da kesin aday listesini askıya çıkardı. Buna göre, 22 partili, 27 bağımsız olmak üzere 49 aday İBB başkanlığı için yarışacak.

AK Parti’den Murat Kurum, İyi Partiden Buğra Kavuncu, Memleket Partisinden Emre Berk Hacıgüzeller, Anavatan Partisinden Umut Çınar, Demokratik Sol Partiden (DSP) Nesim Pakır, Yeniden Refah Partisinden Mehmet Altınöz, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisinden Meral Danış Beştaş, Türkiye Komünist Partisinden Orhan Gökdemir, Anadolu Birliği Partisinden Osman Tekin, Zafer Partisinden Azmi Karamahmutoğlu,

Türkiye Komünist Hareketinden Ziya İncedere, Bağımsız Türkiye Partisinden Cihan Erdoğanyılmaz, Yeni Türkiye Partisinden Burhanettin Aktürk, CHP’den Ekrem İmamoğlu, Hak ve Özgürlükler Partisinden Mustafa Aytaş, Ocak Partisinden Osman Çelik, Adalet Birlik Partisinden Muharrem Mutlu, Millet Partisinden Hasan Hüsnü Güler, Milli Yol Partisinden Hüseyin Işık, Demokrasi ve Atılım Partisinden İdris Şahin, Saadet Partisinden Birol Aydın, Vatan Partisinden İbrahim Okan Özkan partili başkan adayları olarak kesin aday listesinde yer alıyor.

Bağımsız adaylar listesinde ise Vedat Taylan Yıldız, Yüksel Özden, Adem Bayraktar, Memet Ali Aydoğmuş, Burak Emre Çetin, Mirhat Tekin Brusk, Ahmet Soytürk, Orhan Çebi, Merve Karataş, Güven Akıcı, Ahmet Birikmen, Yaşar Polat, Habip Aksu, İshak Akbay, Hülya Kavuzlu Karaman, Vedat Öztürk, Galip Menteşe, Cemal Tarancı, Polat Erdoğan, Fatma Ragibe Kanıkuru Loğoğlu, Hüseyin Durmaz, Sena Elest Akıncı, Uğur Etlik, Atakan Bozyayla, Bilen Akpınar, Ömer Karvan ve Abdullah Arli isimleri bulunuyor.

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanlığı için 26 kişi siyasi partilerden, 3 kişi de bağımsız olarak yarışacak. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanlığı için de 23’ü siyasi partilerden, 5’i bağımsız 28 aday pusulada yer alacak.

Antep’te 26’sı siyasi partilerden, 3’ü bağımsız 29 aday yarışacak. Malatya’da 23’ü siyasi partilerden, 5’i bağımsız 28 aday seçimlere girecek.

Başkent Ankara’da 19’u siyasi partilerden, 5’i bağımsız 24 aday seçime katılacak. İzmir’de 21’i siyasi partilerden, 6’sı bağımsız 27 aday yarışacak. Ankara’da 19’u siyasi partilerden, 5’i bağımsız 24 aday seçime girecek. İzmir’de 21’i siyasi partilerden, 6’sı bağımsız 27 aday pusulada yer alacak.

Erzurum, Manisa ve Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanlıkları için bağımsız aday yok. Şırnak’ın Uludere ilçesinin Hilal beldesinde ise sadece AK Parti’den Cevher Benek aday gösterildi.

Paylaşın

Gazze’de İsrail Saldırılarında Ölü Sayısı 30 Bin 800’e Yükseldi

Filistin – İsrail savaşının 153. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 83 artarak 30 bin 800’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 72 bin 298’e çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Öte yandan Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki insanların ciddi bir gıda yetersizliği ve açlıktan ölme tehdidi altında yaşadığını vurgulayan uluslararası insani yardım örgütleri, bir süredir acil bir şekilde harekete geçilmesi çağrısında bulunuyor.

Bölgeye giderek çocukların durumunu yerinde gören, Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü Jonathan Crickx, “Şu anda güvenlik eksikliği sebebiyle Gazze Şeridi’nin ortasına ve kuzeyine çok az gıda ulaşabiliyor. Bu bölgelerde hala 300 bin civarında insanın yaşadığını tahmin ediyoruz” dedi.

Gazze Sağlık Bakanlığı’nın bağımsız kuruluşlar tarafından denetlenemeyen verilerine göre şu ana dek Gazze’de 15 çocuk açlık ve susuzluktan hayatını kaybetti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) de, “Endişe verici düzeyde akut gıda güvensizliği”nden söz ederek, savaşın her iki tarafına, “Uygun miktarda insani yardımların,  hemen, hızlı, güvenli, sürekli ve engellenmeden ulaştırılmasına olanak sağlanması” çağrısında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris de Pazar günü yaptığı açıklamada, İsrail hükümetinin, şartsız ve koşulsuz bir biçimde insani yardımların artırılması için çaba göstermesi gerektiğini vurguladı.

İsrail iddiaları yalanlıyor

İsrail ise sivillere yönelik insani yardımlara sınırlama getirdiği iddialarına karşı çıkarak, söz konusu yardımlara Hamas tarafından el koyulduğunu öne sürdü. İsrail hükümeti sözcüsü Eylon Levy, X hesabından paylaştığı mesajında, “İsrail’in sivillere yönelik yardımları kısıtladığı fikri en basit anlatımla bir yalandır. Daha fazla yardım ulaştırmak için İsrail sınır kapılarında yeterince olanak mevcut” ifadelerini kullandı.

İsrail Savunma Bakanlığı’na bağlı Filistin Topraklarındaki Hükümet Aktivitelerini Koordinasyon Birimi (COGAT) de Birleşmiş Milletler (BM) örgütlerini, Gazze’ye giden yardımları yeterince hızlı bir biçimde dağıtmamakla suçluyor. Yardım örgütleri ise İsrail’in, Gazze’nin kuzeyinde yardımlar için bir sınır kapısı daha açmasını talep ediyor.

Bununla beraber zaten yolların çoğu da savaş neticesinde kullanılamayacak hale gelmiş durumda. Ayrıca devam eden ağır çatışmalar nedeniyle, Gazze Şeridi’nin tamamı yüksek risk altında. İsrail’in, Hamas’ın eline geçmesi halinde askeri amaçlarla kullanabileceğinden kuşkulandığı, el lambası, jeneratör ve hatta baston gibi malların Gazze Şeridi’ne girişine izin vermemesi ve bu sebepten dolayı yardımları çok hassas bir şekilde kontrolden geçirmesi de, yardımların seri bir şekilde yerlerine ulaştırılmasının önünde bir başka engel teşkil ediyor.

BM’nin bölgedeki görevlileri, yardım konvoylarının risk altında olmasının bir başka sebebinin de Hamas’a bağlı polislerin artık koruma sağlayamaması olduğunu dile getiriyor. Konvoylara saldıranların ise silahlı grupların yanı sıra çaresizlik içindeki siviller olduğu ifade ediliyor.

Bölgedeki 2,2 milyon kişinin sadece insani yardımlarla hayatta kalamayacağını belirten UNICEF Sözcüsü Jonathan Crickx, “Bir arkadaşım insanların bir kamyondan su şişelerini çaldığını ve hiç kaçmaya tenezzül etmeden, aşırı susuzluk çektikleri için orada hemen içmeye başladıklarını görmüş” diyor. Bölgedeki yerel gıda tedarik sistemi de çatışmalarda tüm mahsuller ve hayvancılık yok olduğu için tamamen çökmüş vaziyette.

Avrupa Birliği, Gazze’ye insani yardım için denizden koridor oluşturmaya çalışıyor

Ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in sözcüsü Eric Mamer, bloğun Gazze’deki halkı desteklemek için Kıbrıs üzerinden insani yardım koridorunun oluşturulmaya çalışıldığını söyledi. Leyen bu hafta Kıbrıs’a giderek konuyla ilgil temaslarda bulunacak.

Sözcü açıklamasında, “Çabalarımız Filistinlilere yardım sağlayabilmemize odaklanmış durumda. Hepimiz bu koridorun açılışının çok yakında gerçekleşeceğini umuyoruz.” dedi.

Lefkoşa’da hükümet sözcüsü Constantinos Letymbiotis, Leyen’in Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides’in cuma günü Larnaka limanındaki tesisleri denetlemek üzere Von der Leyen’e katılacağını belirtti.

Letymbiotis, Kıbrıs’ın 386 kilometre uzaklıktaki Filistin yerleşim bölgesine düzenli olarak büyük miktarlarda yardım gönderme girişiminin hem AB içinde hem de diğer ülkeler arasında ilgi gördüğünü söyledi.

Kıbrıs, bölgeye en yakın Avrupa Birliği üyesi ülke konumunda. Rum yönetimi, Gazze’ye doğrudan yardım ulaştıracak sürekli ve tek yönlü bir deniz rotası oluşturulması için kampanya yürütüyor.

AB Komisyonu sözcüsü Balazs Ujvari, deniz koridorunun bloğun Gazze’deki Filistinlilere daha fazla yardım ulaştırma çabalarını arttırabileceğini söyledi. Ujvari, AB’nin Gazze’ye yardım ulaştırmak için şu ana kadar başta Mısır üzerinden olmak üzere yaklaşık 40 uçuş gerçekleştirdiğini kaydetti.

Paylaşın

Reuters’tan Dikkat Çeken ‘İstanbul Seçimi’ Analizi

Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi alırsa ve bu seçim bir şekilde itirazlarla iptal edilmezse 2028 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimini alacağı kanaatine sahibim…Çünkü gidiş o istikamette” dedi.

Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Berk Esen muhalefetin 2023 seçimini kaybetmesinin ardından ortaya çıkan umutsuzluğun da seçmende etkilerinin görüldüğünü söyledi. Esen, dağılan ittifakın hatta aynı parti içinde farklı kanatların birbirlerini suçlaması nedeniyle seçmenin odağının dağıldığına işaret etti.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici ise, yerel seçimlerde İstanbul’da %44.1’i AKP ve MHP ortak adayı Murat Kurum’u, %43.5’inin CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini söyledi.

Birleşik Krallık merkezli haber ajansı Reuters, bu ay sonu yapılacak yerel seçimler öncesinde dikkat çeken bir analiz hazırladı. Sözcü’nün aktardığı analiz şöyle:

“Muhalefet seçmeninin hayal kırıklığı yaşadığı genel seçimlerin ardından ittifakın da dağılmasıyla gözler yerel seçimlere ve özellikle de muhalefet ve iktidarın bundan sonraki politik resmin neresinde olabileceğine dair ipucu verecek İstanbul’a çevrildi” ifadesiyle aktarılan haberde şu ifadelere yer verildi:

“Analist ve araştırma şirketi yöneticilerine göre, İstanbul seçimlerinde mevcut durumda Kürt seçmen ve İYİ Parti seçmeninin 2019 yılındaki desteğini göstermeyecek olması, CHP’de aday gösterilmeyenlerin sahadaki olumsuz etkisi zemini AKP’nin lehine çevirirken, AKP’nin elinden yıllar sonra İstanbul’u alan İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun yeniden seçilmesini zora sokuyor. Araştırma şirketlerinin genel sonuçlarına göre, İstanbul’da İmamoğlu birkaç puan farkla önde görünüyor. Ancak seçime günler kala bu sonuçların nasıl değişeceği net değil.”

CHP içerisinde belediye başkanlığına aday gösterilmeyenlerin yarattığı olumsuz etkinin muhalefet adaylarını etkileyebileceği öngörülürken Metropoll Araştırma Başkanı Özer Sencar, “İstanbul’da Ekrem İmamoğlu seçimi alırsa ve bu seçim bir şekilde itirazlarla iptal edilmezse 2028 yılında Cumhurbaşkanlığı seçimini alacağı kanaatine sahibim…Çünkü gidiş o istikamette” sözlerine de yer verildi.

Haberde görüş bildiren Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi siyaset bilimci Berk Esen muhalefetin 2023 seçimini kaybetmesinin ardından ortaya çıkan umutsuzluğun da seçmende etkilerinin görüldüğünü söyledi. Esen, dağılan ittifakın hatta aynı parti içinde farklı kanatların birbirlerini suçlaması nedeniyle seçmenin odağının dağıldığına işaret etti.

Gezici Araştırma Merkezi Başkanı Murat Gezici ise, yerel seçimlerde İstanbul’da %44.1’i AKP ve MHP ortak adayı Murat Kurum’u, %43.5’inin CHP adayı Ekrem İmamoğlu’nu desteklediğini söyledi.

İstanbul’da kentsel dönüşüm, ulaşım trafik ve su gibi kent yaşamını doğrudan etkileyen temel sorunların seçimde etkili olduğunu söyleyen Gezici, “Seçimin kaderini ideolojik tercihlerin değil, İstanbul’un karşı karşıya olduğu temel sorunların çözümüne odaklanacak bir belediye başkanı arayışının belirleyeceği gözlemlenmektedir” dedi.

MAK Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Kulat da İstanbul seçiminin Erdoğan için önemini vurgulayarak, “Eğer bir kere daha kaybederse bunun iki anlamı var. Önümüzdeki yıllarda Türkiye siyasetinde bir Ekrem İmamoğlu faktörü çok önemli bir aktör haline gelmiş olacak. İkincisi tabii AK Parti için de kaybedilen ama kaybedildiği tescillenen bir şehir haline gelmiş olacak… Bu seçimi eğer Ekrem İmamoğlu kaybetmiş olursa Ekrem İmamoğlu efsanesi büyük oranda sıkıntıya girer” dedi.

2019 yılı seçimi ile en önemli farkı ise Kulat, “Özellikle Ekrem İmamoğlu’nun bulunduğu Millet İttifakı, o zamanki var olan Millet İttifakı şu anda yok. Bunlar Ekrem İmamoğlu’na dün oy veren seçmenlerin olduğu partiler. Bunlar Ekrem İmamoğlu’ndan oy alacaklar doğal olarak. Ama çok alacaklar, az alacaklar. Sonuç itibariyle belli düzeyde bir oy almış olacaklar” dedi.

MAK Danışmanlık’ın son anketine göre Ekrem İmamoğlu %41.5, Murat Kurum ise %40 oy oranına sahip bulunuyor. Ankara’da Mansur Yavaş %44, AKP Adayı Turgut Altınok’un ise %38 oy oranı var.

“Murat Kurum beklenen performansı gösteremiyor”

AKP adayı Kurum’un ise şu ana kadar beklenen performansı gösteremediğini belirten Kulat, “Onun öyle bir dezavantajı var. Bir de Yeniden Refah Partisi, geçen seçimde olmayan bir parti olarak bu seçimde şu anda önemli partilerden birisi halinde. Ve ne kadar oy alırsa alacağı oyların hepsini AK Parti’den almış olacak” dedi.

Aksoy Araştırma Başkanı Ertan Aksoy da İstanbul’da muhalefet için en büyük riski “muhafeletin hiç olmadığı kadar parçalanmış gidiyor olması” olarak tanımladı ve İstanbul seçiminin mikro hedef kitlelerini kim ikna edebilirse onun kazanabileceği bir seçime dönüştüğünü söyledi.

Son anketlerini 40 gün önce yaptıklarını söyleyen Aksoy “Ankette İmamoğlu 3-4 puan öndeydi ve bunun devam ettiğini düşünüyoruz” dedi.

Paylaşın

“AK Parti İstanbul Teşkilatı Murat Kurum’dan Rahatsız” İddiası

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kala, Murat Kurum’un açıklandığı andan itibaren AK Parti teşkilatında ve kamuoyunda heyecanı oluşturamadığı, Kurum ile parti teşkilatı arasında da bir uyumsuzluk olduğu iddia edildi.

Murat Kurum ve ekibinde ise ‘teşkilatların ciddi bir zayıflık içerisinde olduğu, herkesin menfaatine göre hareket ettiği ve Erdoğan’ın sahaya inmesinin Kurum’un aleyhine olacağı’ düşüncesinin olduğu öne sürüldü.

Cumhuriyet’ten Nagihan Yılkın’ın haberine göre; her geçen gün gaflarına bir yenisini ekleyen Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) başkan adayı Murat Kurum, AK Parti İstanbul İl Teşkilatı’nda güvenini yitirdi.

AK Parti kulislerinde “Cumhurbaşkanı Erdoğan sahaya inip mitingler düzenlesin. AK Parti teşkilatlarını harekete geçirmesi gerek” diye konuşulduğu öğrenildi. Kurum ve ekibinde ise ‘teşkilatların ciddi bir zayıflık içerisinde olduğu, herkesin menfaatine göre hareket ettiği ve Erdoğan’ın sahaya inmesinin Kurum’un aleyhine olacağı’ düşüncesinin olduğu belirtildi.

Öte yandan AK Parti’li birçok siyasetçinin Murat Kurum’u yönlendirdiği bunun da kendi açısından olumsuz bir etkiye neden olduğu bildirildi.

İddiaya göre, AK Parti kulislerinde “Murat Kurum, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun projelerini seçim vaadi olarak sundu. İmamoğlu, çıkışları nedeniyle Kurum’u “acemi aday” olarak nitelendirdi. Sık sık gaflarıyla gündeme gelmesi onu psikolojik olarak da etkiledi. Kurum artık her mikrofonu eline aldığında ya da mikrofon uzatıldığında ‘yine bir gaf yapar mıyım’ tedirginliği içinde oluyor” yorumları yapılıyor.

Arka arkaya gaf yapıyor

Cumhur ittifakı’nın İBB adayı Murat Kurum’un son bir aydaki gaflarıyla isminden söz ettirdi. İstanbul’un Beykoz ilçesinin hangi yakada olduğunu karıştıran Kurum, Küçükçekmece mitinginde konuşurken ‘Büyükçekmece’ dedi.

İmamoğlu’nu eleştirmeye çalışan Kurum, “vaatlerinin yüzde 87’sini gerçekleştirdiler” ve “Deprem anında İstanbul 11 İle koştu” ifadelerini kullandı.

Kendisini protesto eden TOKİ mağdurlarının sloganlarını da destek sloganı sanan Kurum, “Biz kazanırsak Gazze’deki mazlumlar sevinecek” demişti.

İmamoğlu’nu eleştirmeye çalışırken ‘rakibi kendisi’ diyen Kurum, katıldığı bir açılışta neyi açtığını unuttu. Fatih ilçesinde yer alan Ordu Caddesi’nin adının Ordu ilinden geldiğini sanan Murat Kurum, baret gafında da bulunarak ‘Ayaklarımıza baretlerimizi… çat… Başımıza baretlerimizi giymişiz’ dedi.

Paylaşın

Erdoğan’dan Yeniden Refah’a Sert Sözler: Siyasi Şantajcı

Malatya’da halka seslenen Erdoğan, üstü kapalı olarak Yeniden Refah Partisi’ni hedef alarak, “Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı” dedi ve ekledi:

“Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.”

Erdoğan konuşmasının devamında, “Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yerel seçimler kapsamında partisinin Malatya mitinginde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Mayıs ayında yapılan seçimlerde Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 72, milletvekilliğinde yüzde 69 destek veren Malatya’ya şükranlarımı bildiriyorum. Biz de bunun karşılığını vermek için gece gündüz çalışacağız. 31 Mart’ta da büyükşehir ve ilçe belediyelerinde Cumhur İttifakı’nı rekor bir oya taşıyacağınıza inanıyorum.

Malatya bizi hiçbir mücadelemizde yalnız bırakmadı. Bu defa da Türkiye Yüzyılı’nın inşasında Malatya ile birlikte yol yürümekten şeref duyuyoruz. Malatyalı kardeşlerim kimi kendisine gönül verdiğini, kimin şahsi hesaplar peşinde koştuğunu çok iyi biliyor. Pusulasını şaşıranı, kandille demlenmeyi marifet sayanı Malatya affeder mi? Eser ve hizmet siyasetiyle, demokrasi ve kalkınma atılımlarıyla şehrini geliştireni Malatya unutur mu?

6 Şubat depremlerinde Malatya’da ve diğer şehirlerimizde hayatını kaybeden 53 bin vatandaşımızı bir kez daha rahmetle yad ediyorum. Şehrimizde 78 bine yakın konut, 25 bini aşkını köy evi zarar gördü. Barınma ihtiyaçlarına karşılamak için 85 bin çadır, 36 bin konteynır kurduk. 70 bin hak sahibi belirlendi. Geçtiğimiz ay 6 bin 181 konutu hak sahiplerine teslim ettik. 48 bin 837 konutun yapımı sürüyor. Dönüşüm için 32 bin 583 kardeşimiz başvurdu.

İmar ve inşa çalışmaları için şehrimize 6 milyar lira ilave destek sağladık. Önümüzdeki yılın ortasına kadar hak sahiplerini konutlarına ve ticari binalarına kavuşturmaktır. Depremzede şehirlerimizi geleceğe hazırlayacak farklı üretim tesislerini hayata geçiriyoruz. Savunma sanayi yatırımlarını deprem bölgesi şehirlerimizde yoğunlaştıracak iskan ve istihdam projesi başlattık. ASELSAN tesis kuruyor. Depremin şehrimizdeki tüm izlerini silmek için çalışacağız.

Depremin ağır bir maliyeti oldu. Ağır hasarın altından kalkmak kolay değil. Malatya başta olmak üzere tüm deprem şehirlerimizi daha güvenli, huzurlu, canlı hale getirmekte kararlıyız. Diğer sınamalar gibi depremin de bizi hedeflerimizden koparmasına izin vermeyeceğiz.

Türkiye diplomasisiyle, askeri gücüyle dünyanın en büyük ülkeleri arasındaki yerini alana kadar mücadelemizi sürdüreceğiz.

“Bunun adı siyasi şantajcılık”

Türkiye 31 Mart’ta yapılacak seçimlerde şehirlerini yönetecek belediye başkanlarını, meclis üyelerini, muhtarlarını seçecek. Cumhur İttifakı olarak bu seçimde işbirliği yapıyoruz. AK Parti’nin becerisini ve tecrübesini kimseyle tartışmayız. Her görev gibi belediye başkanlığı da hizmet yolunda bir bayrak yarışıdır.

Partimizin eski belediye başkanlarını, milletvekillerini, teşkilat mensuplarını aday göstererek bize kaybettirmek için çalışan partiler ortaya çıktı. Türkiye özgür ve demokratik bir ülkedir. İsteyen istediği yerde siyaset yapabilir. Biz kendi ittifakımızdan, partimizden mesulüz. Bize kaybettirmek için çalışıp, bizim gölgemizde yürümeye kalkanlara müsaade etmeyiz. Bunun adı siyasi şantajcılıktır.

Sadece öteki ne veriyorsa 5 fazlası benden diyerek ülkede güven ve istikrarı bozmaktan başka işi olmayanlara acıyarak bakıyoruz. Son dönemde bu habis siyaset tarzının yeniden hortlamaya başladığını görüyoruz. Milletimizin şantajcılara ve zübük siyasetçilere itibar etmeyeceğine inanıyorum.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a “Emekli Maaşı” Tepkisi: Kasayı Boşalttıysan…

Afyonkarahisar’da partisinin seçim mitinginde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, emekli maaşları üzerinden Erdoğan’a tepki göstererek, “Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok” dedi ve ekledi:

“Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin yerel seçimler kapsamında düzenlediği Afyonkarahisar mitinginde konuştu. Özel’in konuşmalarından öne çıkanlar şu şekilde;

“44 yaşında bir kadın. Atatürk’ün, Afyon’un kızı. Size bir sır vereyeyim, Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum. Ondan Afyon’daki rakipleri çekiniyor ama Meclis’teki AK Parti, ve MHP Milletvekilleri Burcu’yu destekliyorlar. Çünkü Burcu, Meclis kürsüsüne çıkınca o kürsüyü onlara dar ediyor.

Memleket büyük bir seçim heyecanı yaşıyor. Afyon’da değişimin 75 yıl sonra belediyeyi alacak olma heyecanını duyuyorsunuz. Afyon sokakları hareketli. Bu heyecan önemli ama bir yandan da sıkıntı büyük. Ciddi bir ekonomik krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz.

Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayacağız’. 1 Nisan oldu da AK Parti yine Afyon Belediyesi’ni aldıysa ne emekliyi ne işçiyi duyarlar. 1 Nisan olduysa yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan önce yapacak bir şey var 31 Mart’ta sandık önünde, mühür elinde.

Emeklilerin geçen sene 19 kilo sucuk alan maaşı, bu sene 11 kilo alıyor. Bu iktidar emeklilerin mutfağından 8 kilo sucuğu çalmış.  Sadece sucuk, kaymak almakla maaşın beşte biri gider mi? Tayyip Bey geldiğinde en düşük emekli maaşı bir buçuk asgari ücret değerindeydi. 8 tane çeyrek altın alınıyordu.

Bugün iki buçuk çeyrek altın zor alıyor. Tayyip bey geldiği günden bu yana emeklinin cebinden ayda beş buçuk altın çalmış. Emekliler ikramiye alıyorsa, kimin sayesinde alıyor? Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde alıyor

Her şeye para bulup emekliye ‘yok’ diyor. Sen emekliye para yok dersen 31 Mart’ta da sana oy yok. Tayyip Bey emekliye 7 bin dahi veremeyiz bizde böyle bir para yok diyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1.4 trilyon lira yoksa vay bizim halimize. Sen kasayı boşalttıysan ben bilmem.”

Paylaşın

Kürtlerin Yoğun Yaşadığı İllere On Binlerce Usulsüz Seçmen Kaydırıldı

DEM Parti Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Öztürk Türkdoğan, “Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli. Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.”

Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Sevda Çelik Özbingöl ve DEM Parti Ankara Büyükşehir Belediyesi Eş Başkan adayı Öztürk Türkdoğan seçim güvenliğine dair basın toplantısı düzenledi.

Türkdoğan, şunları söyledi: “Daha önce Eş Genel Başkanlarımız, Parti Sözcümüz, Eş Genel Başkan Yardımcılarımız defalarca açıklamalarda bulundu. Usulsüz seçmen kaydırmasıyla ilgili çok ciddi sorunlar varlığını sürdürüyor. Kürt kentlerine toplam 54 bin civarında seçmen kaydırılmış ve bunların çok büyük bir kısmı güvenlik personeli. Bazı rakamları tekrar vereceğim, bunlar çok önemli.

Ağrı Merkez’e 4607 seçmen kaydırılmış. Bitlis Tatvan’a 708, Diyarbakır Eğil’e 1213, Diyarbakır Kulp’a 1985, Hakkari Çukurca’ya 3602, Hakkari Derecik’e 2107, Hakkari Yüksekova Esendere’ye 2019, Şemdinli’ye 2260 seçmen kaydırılmış. Burası çok dikkat çekici. Iğdır Merkez’e 4598, Kars Merkez’e 4030, Siirt Eruh’a 1357, Siirt Kurtalan’a 1175, Siirt Merkez’e 6643, Şırnak Merkez’e 8287 ve sayamadığım diğer ilçelere 54 bine yakın, çoğunluğu güvenlik personeli seçmen kaydırılmış. Biz bütün bu 31 merkezin tamamını tespit ettik, itirazlarımızı yaptık. Yaptığımız itirazlar, ilgili il ve ilçe seçim kurulları tarafından reddedildi, daha sonra YSK tarafından da reddedildi.

Sadece Ağrı’dan 1-2 örnek vereyim. Ağrı’da tek bir adrese 1923 seçmen kaydedilmiş. Yine Ağrı’da tek bir adrese, ki burası güvenlik personellerinin olduğu bölge, 1221 seçmen kaydırılmış. İtiraz etmişiz buna ve bakın ne cevap verilmiş. “İtiraza konu kişilerin bir kısmının emniyet tedbirlerinin takviyesi için İl Jandarma Komutanlığı’nın emrinde, bir kısmının ise tatbikat ve operasyon faaliyetleri kapsamında 3. Komando Tugayı emrinde görevlendirildikleri…” Ayrıca verilen seçmen listesinin yeterli olmayacağını, itiraz edilen kişi bir adreste oturmuyorsa o kişinin nerede oturduğunun ispat edilmesi gerektiğini söyleyip reddetmişler.

Siz buraya güvenlik personellerini 1 Eylül 2023’ten önce yazmışsınız. Daha sonra biz itiraz etmişiz bu kişiler burada oturmuyor diye. İl Seçim Kurulu da diyor ki bunların nerede oturduğunu söyleyin de araştıralım. İyi de bu sizin göreviniz, kamu bu görevi size vermiş. Bu itirazların hepsi reddedildi. YSK da bunları reddetti. Retler kesinleştikten sonra biz bu işleri yapanlar hakkında suç duyurularında bulunduk. Sadece bu işleri yapanlar hakkında değil, buralara usulsüz bir şekilde adresini kaydıran güvenlik personelleri hakkında da suç duyurusunda bulunduk. Çünkü neden? Siz maaşlı güvenlik personelisiniz.

Sizin isteğiniz ve onayınız olmadan, ailenizi taşımadan, birileri nasıl oluyor da A ilinden B iline sizin naklinizi yapıyor ve 31 Mart 2024’te orada oy kullanacaksınız diyor? Böyle bir şey olabilir mi?  Bunları neden tekrar anlatıyoruz? Türkiye’nin muhalefet partilerine sesleniyoruz. Doğu ve Güneydoğuda, Kürt kentlerinde çok açık bir şekilde usulsüzlük yapılıyor. Bazı il merkezleri ve önemli ilçe merkezleri usulsüz seçmen kaydırmayla, belediye seçimlerinde partimizden alınmak ya da iktidar partisine yani AKP’ye geçirilmek isteniyor. Buna seyirci mi kalacak herkes? Elbette ki biz seyirci kalmayacağız.

Biz bu kaydırmalı seçmenlerin harita üzerindeki yerine baktık. Çok ilginç tespitler söz konusu. Tesadüf olamaz böyle bir şey. Türkiye’nin kurmak istediği ticaret yollarıyla bağlantısını tespit ettik. Çok ilginç. Biliyorsunuz ki Basra-Ovaköy-İstanbul tren hattı projesi var. Yine Basra-Ovaköy-İpekyolu üzerinden Çukurova’ya, İskenderun’a bağlantıyla ilgili çeşitli projeler var. Bir yandan da Iğdır ve Nahçivan’ın Ovaköy üzerinden anladığımız kadarıyla ticaret anlamında bağlantısını kuracak bir proje devreye konulmuş durumda.

Buraya bu kadar çok güvenlik personeli kaydırılmasının bir başka anlamı var. Seçimden sonra büyük askeri operasyonlar mı söz konusu? O zaman şu soruyu sormazlar mı; davulla zurnayla askeri operasyona mı gidilir? Burada gerçekten ilginç gariplikler var. Ben bunları Türkiye kamuoyunun dikkatine tekrar tekrar sunmak istiyorum. Dolayısıyla bu vesileyle de şunu ifade etmek istiyorum. Kamu personeline iktidar böyle yapıyor olabilir. İktidar sizi zorluyor olabilir ama siz kendi yaşamadığınız yerlerde kendinizi lütfen kullandırmayın. Biz bu işin hukuki olarak sonuna kadar takipçisi olacağız.

Bu kadar basit olmamalı. Hem çeşitli siyasi amaçlar için kullanılacaksınız hem çeşitli askeri operasyonlar için bölgeye nakil yapılacaksınız hem de arada hazır madem bunlar burada bir de belediyeyi alalım diyecekler. Yani inanılmaz bir şey! Yani burada bile siyasi bir rant elde etmenin aracı kılınmış. Bunu da özellikle vurgulamak istiyorum. Ama asıl korkutucu yan muhalefetin sessiz kalması. Muhalefet sessiz kalmamalı. Bu kadar güvenlik personeli 6 ay önceden seçmen kütüklerine yazılmışsa, kaydırılmışsa ileriye dair bizi kaygılandıran gelişmeler var.

Tam da burada şunu vurgulamak istiyorum. Bakın, Türkiye’nin siyasi iktidarına partimiz defalarca açıklamalarda bulundu, bir kez daha bulunuyoruz. Biz bir barış siyaseti yürütüyoruz. Bölge halklarıyla, Kürtlerle, Ortadoğu’da yaşayan halklarla ancak barış içerisinde ticaret yapılabilir. Ancak barış içerisinde ülkeler kalkınabilir, barış içerisinde refah yakalanabilir. Askeri operasyonlarla, çatışmalarla, savaşlarla ticaretin geliştiği görülmemiştir. Dolayısıyla iktidar burada yanlış bir hesap yapmaktadır. Buna gerek yok.

Yapılması gereken tek şey bir an önce tecridi kaldırmaktır, bir an önce “28 Şubat 2015’te nerede kalmıştık?” sorusunu sormaktır ve bir an önce yeni bir barış sürecini inşa edecek adımları atmaktır. Tersi seçenekler Türkiye’nin ekonomik krizini daha da ağırlaştıracaktır. Ticaret yapayım derken eldeki kaynaklardan da olunacaktır ve şu anda ekonomik kriz zaten giderek derinleşmektedir. Biz bu vesileyle bir kez daha iktidara barış sürecini hatırlatmak istiyoruz.

Sandık görevlilerimizin tamamının görevlendirmelerini özellikle bölgede yapmış durumdayız. İl-ilçe temsilcilerimizi, seçim kurullarındaki temsilcilerimizi belirlemiş durumdayız. Avukatlarla, hukukçularla süreci yakından takip edeceğiz. Her türlü hazırlık yapılmış durumda ve yapılmaya da devam edecek. Dolayısıyla sandık güvenliği başta olmak üzere, seçim boyunca seçim güvenliği konusunda gerekli önlemleri aldık ve almaya devam ediyoruz. Bu vesileyle diğer partileri de partimiz gibi daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.

Kayyımcı zihniyet seçim usulsüzlükleriyle devam ediyor”

Sevda Özçelik Bingöl ise şunları söyledi: Yerel seçimlere giderken açıkçası hiç de yabancısı olmadığımız pratiklerle karşı karşıyayız. Halkın iradesini gasp eden kayyımcı zihniyetin, sandıklara halkın iradesinin yansımaması için seçim mevzuatını, bütün yasal düzenlemeleri yok sayan gaspçı tutumuyla birçok usulsüzlüklerine tanıklık etmekteyiz. Hem seçmen kütük ve tutanaklarındaki usulsüzlüklere hem de kamu imkan ve olanaklarının ciddi bir şekilde iktidarın ve bir siyasi partinin seçim çalışmaları için aktif bir şekilde kullanılmasına dair ciddi gözlemlerimiz var.

Özellikle halkın iradesine yönelik bir saldırı olarak kabul ettiğimiz bu tutumların kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tespit ettiğimiz bütün usulsüzlüklere ve halkın imkanlarının bir rantçı grubun çıkarına hizmet edecek şekilde kullanılmasına karşı bütün yasal imkanları özellikle kamuoyunu bilgilendirecek şekilde yapmaya devam edeceğiz. Halen bütün kurullarımız, komisyonlarımız aracılığıyla bu itirazların ve tespitlerin de yapıldığını sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Şimdi önemli sorunlarımızdan bir tanesi; yerellerde kayyımların, valilerin, mülki ve idari amirlerin ve devlet memurlarının bu süreçte iktidarın çıkarına hizmet eden bir araca dönüştürülmesi. Belediye araçları seçim çalışmalarında bir siyasi partinin, iktidarın hizmetine sunuluyor. Valilerin ve kaymakamların aktif bir şekilde seçim çalışmalarına dahil olması; muhtarlar ile kaymakamlar aracılığıyla toplantıların düzenlenmesi; düzenlenen mitinglere öğrencilerinin ve kamu çalışanlarının zorunlu bir şekilde dahil ediliyor olması ve kamu araçlarının seçim çalışmalarında AKP’nin adayları için kullanmasına dair ciddi itirazlar tarafımıza yansıtılmakta.

Şırnak’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da ve daha birçok şehirde benzer şikayetler ve benzer usulsüzlükler tarafımıza yansıtılmış ve komisyonlarımız aracılığıyla da suç duyuruları şeklinde itirazlar yapılmıştır. Her itirazın, her usulsüzlüğün ve her seçim mevzuatına aykırı usulsüzlüğün de takipçisi olacağımızı sizler aracılığıyla hem halkımıza hem de kamuoyuna duyuruyoruz.

Önceliklerimizden biri de seçmenlerin sandık başına güvenli bir şekilde giderek iradesini sandığa yansıtmasını ve bütün seçim hilelerinden azade bir şekilde halkın iradesinin o sandıklardan çıkmasını sağlayacak bir çalışmaya aracılık etmektir. Komisyonlarımız, il-ilçe örgütlerimiz bu konularda çok yoğun çalışmalar yürütmekte. Ancak son birçok seçimde yaşadığımız üzere; kamu imkan ve olanaklarının iktidarın seçim çalışmalarına alet edilmesi süreçlerinin en önemli sorunlarından bir tanesi de yargı eliyle de bu sürecin bir seçim çalışmasına dönüştürülüyor olmasıdır.

Daha dün biz Kobanî Kumpas Davası yargılamasının duruşmasını yaşadık. Aynı şekilde hala gözaltılar, tutuklamalar ve yargı eliyle de bir seçim çalışmasının yürütüldüğüne de tanıklık etmekteyiz. Dün Ankara’da Gençlik Meclisi çalışanlarına yönelik gerçekleştirilen operasyon ile bugün Urfa Suruç’ta yöneticilerimiz, meclis üyelerimiz ve parti çalışanlarımıza yönelik yapılan gözaltı operasyonun da bu seçim çalışmalarından azade olmadığını biliyor ve bunun kamuoyu tarafından da bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Ancak bütün bu çabaya rağmen halkımızın iradesinin kayyımcı zihniyeti sandıklara gömeceğini, halkın iradesinin zaferle bu seçimden başarıyla çıkacağını biz biliyoruz. Halkımızın ve kamuoyunun bilgisine tekrar sunmak istiyoruz. Biz bu süreçteki hiçbir hukuksuzluğu, hiçbir kanuna aykırı tutumu ve halkın iradesini yok sayan hiçbir muameleyi takipsiz bırakmayacağız, sonuna kadar da takibimizi sürdüreceğiz. Halkımızın ve kamuoyunun bu konuda içi rahat olsun.”

Paylaşın

Anket: Ekrem İmamoğlu İle Murat Kurum Arasındaki Fark 1 Puan

Açıklanan son ankete göre Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’a yaklaşık 1 puan fark atıyor: Ekrem İmamoğlu yüzde 37.8, Murat Kurum yüzde 36.9, Meral Danış Beştaş yüzde 4.6.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere günler kalırken, seçimlere ilişkin anket sonuçları gelmeye devam ediyor.

Son olarak, ALF Araştırma şirketi, 21 Şubat 4 Mart tarihlerinde İstanbul’da yaptıkları anketin sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.

4 bin 400 kişiyle yapılan ankette katılımcılara, “31 Mart 2024 tarihinde gerçekleşecek yerel seçimlerde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı için hangi adaya oy vereceksiniz?” diye soruldu.

Anketin sonuçları şöyle:

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) adayı Ekrem İmamoğlu: Yüzde 37,8
Cumhur İttifakı’nın adayı Murat Kurum: Yüzde 36,9
Halkların Demokratik Eşitlik Partisi (DEM Parti) eşbaşkan adayı Meral Danış Beştaş: Yüzde 4,6

İYİ Parti’nin adayı Buğra Kavuncu: Yüzde 4,3
Zafer Partisi’nin adayı Azmi Karamahmutoğlu: Yüzde 4,1
Yeniden Refah Partisi adayı Mehmet Altınöz: Yüzde 4
Kararsızlar: Yüzde 5,2

Paylaşın