Ekrem İmamoğlu, “Eğer resmen adaylığım engellenirse, demokratik muhalefet yine birleşmelidir” dedi. İmamoğlu ayrıca, “Gerekirse başka bir isim öne çıkar” ifadelerini kullandı.
Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Bloomberg’e konuştu.
İmamoğlu, “demokratik meşruiyetin” tehlikede olduğunu ifade etti.
Muhalefet ittifakını temsil etmeyi hala umduğunu ancak ‘tereddüt etme zamanı olmadığını’ belirten İmamoğlu, “Ancak tabii ki gerçekçiyim. Eğer resmen adaylığım engellenirse, demokratik muhalefet yine birleşmelidir” ifadelerini kullandı.
İmamoğlu, şunları söyledi: “Gerekirse başka bir isim öne çıkar, ama o kişi adalet, refah ve barış vizyonumuzu aynı kararlılıkla sürdürür.”
Tutuklanması hakkında da değerlendirmelerde bulunan İmamoğlu, “İnsan hakları ve hukukun üstünlüğünü yüksek sesle savunan bazı ülkeler, bizim gerçeklerimizle karşılaştığında sessiz kaldı. Bu pragmatizm değil, miyopluktur ve tehlikelidir” ifadelerini kullandı.
2025 – 2026 eğitim – öğretim yılında organize sanayi bölgeleri içinde ve dışında bulunan özel mesleki ve teknik Anadolu lisesi patronlarına kamu bütçesinden öğrenci başına 77 bin 626 TL’ye varan para akıtılacak.
Devlet okullarına yeterli bütçe ayırmayarak okulların ihtiyaçları için velilerden para toplayan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), özel meslek lisesi patronlarına ve çocuk işçiliğine teşvik yağdırmaya devam ediyor. Resmi Gazete’de yayımlanan tebliğe göre, 2025-2026 eğitim-öğretim yılında organize sanayi bölgeleri içinde ve dışında bulunan özel mesleki ve teknik Anadolu lisesi patronlarına kamu bütçesinden öğrenci başına 77 bin 626 TL’ye varan para akıtılacak.
Tebliğde, organize sanayi bölgeleri içinde açılan okullarda öğrenim gören öğrenci başına yıllık eğitim desteği tutarları 48.948 TL’den başlayıp, 77.626 TL’ye kadar değişen oranlarda belirlendi. Organize sanayi bölgeleri dışında açılan okullara ise öğrenci başına 36.482 TL ile 48.894 TL arasında destek verilecek. 2024-2025 eğitim öğretim döneminde bu teşviğin üst limiti 57 bin TL idi. Yeni yılda patronlara verilecek teşviğe yüzde 35 zam yapılmış oldu.
Yeni zamla birlikte teşvik adı altında milyarlarca TL’lik kamu kaynağı da patronlara akacak. 2025-2026 eğitim-öğretim yılı için geçerli olacak tebliğ, yayımlandığı tarihten itibaren yürürlüğe girdi. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu kapsamında, bu okullarda okuyan öğrenciler için devlet tarafından belirlenen eğitim-öğretim desteği, resmi okullardaki öğrencinin devlete maliyetinin bir buçuk katını geçmeyecek şekilde sağlanacak.
Kamu okullarına yeterli ödenek ayırmayıp ‘kaynak yok’ yalanına sarılan MEB, patronlara ucuz iş gücü yetiştirmek için her biri birer ticari işletme olan özel meslek liselerine kesenin ağzını açmayı ihmal etmiyor. Birçok kamu okulunda yeterli temizlik ve güvenlik görevlisi istihdam edilmezken, her 4 çocuktan 1’i okula aç giderken bu ihtiyaçları karşılamayan MEB, özel okul patronlarının cebini dolduruyor.
MEB’in 2022-2023 istatistiklerine göre, mesleki ve teknik ortaöğretimde Türkiye genelinde toplam 337 özel okul var. Bu okullarda toplamda 151 bin 655 öğrenci bulunuyor. Bu sayı mesleki ve teknik ortaöğretimdeki öğrenci sayısının yaklaşık yüzde 10’nuna denk geliyor.
CHP Lideri Özgür Özel, iktidarın “Terörsüz Türkiye”, DEM Parti’nin ise “Barış ve Demokrasi” adını verdiği süreç için TBMM’de kurulan komisyona ilişkin yaptığı açıklamada, bu çerçevede çalıştığı taktirde bulunmaya devam edeceklerini söyledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Türkiye’nin ağırlaşan, belediyeler başta olmak üzere pek alana yayılan ve yoğunlaşan hukuki davalardan süratle kurtulması, sonuçta adaletin eksiksiz tecellisi sağlanmalıdır” açıklaması soruldu.
Özel, verdiği yanıtta, “Sayın Bahçeli’nin ve MHP’nin genel başkan yardımcılarının belli bir süredir sağduyuya davet eden ve olması gerekeni hatırlatan açıklamaları var. Bu konuda dünkü açıklamayı da kıymetli buluyoruz” dedi.
“Devlet Bey’in çağrısı kıymetlidir” diyen Özel, “Adli tatilin bitmesiyle iddianame verilmeli ve yargılama safhasına geçilmelidir. Çünkü bu Ak Toroslar çetesi, işi perişan etti Türkiye’deki hukuk sisteminin” ifadelerini kullandı.
‘Sahte diploma’ soruşturması hakkında AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamaya da yanıt veren Özel, “Olay dün ortaya çıksa, bugün konuşulsa bu kadar vahim olmaz. Olay geçen yıl olmuş. Yüzlerce sahte diploma ve bir sürü bu sahte diplomalılar, gerçek diplomalıların giremediği işleri girmiş, yükselemediği yerlere yükselmiş. Bunların da hemen hepsi AK Parti’ye yakın insanlar” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özel, “Şimdi diyor ki ‘kurullara saldırıyorlar.’ Devlete saldırmış FETÖ’yle birlikte bu devlete siz saldırdınız. 15 Temmuz günü Meclis’in üstünde uçan uçağı o pilotun altına veren de, Genelkurmay’ın önündeki insanları ezen tankı onlara veren de siz, FETÖ’ye ‘ne istedilerse verdik’ diyen sizsiniz. Sizin devlete saldırmak geleneğinizde var. Veriler çalınmış, elektronik imzalar toplanılmış, sahte diplomalar üretilmiş, bu devlete saldırmaktır… Devleti çaldırmış, bize ‘devlete saldırmayın’ diyor” ifadelerini kullandı.
“Türkiye Harp Malülleri, Gaziler ve Şehit Dul Yetimleri Derneği, Türkiye Muharip Gaziler Derneği ile Emniyet Teşkilatı Vazife Malulü ve Şehit Aileleri Vakfı Genel başkanları ve üyeleriyle bir araya geldi.
Özgür Özel, burada yaptığı konuşmada Meclis’te kurulan süreç komisyonu hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Her endişenin haklı olduğunu belirten Özel, “Herhangi bir gazimizin, şehit ailemizin endişesi kadar doğal bir şey yok. Karnında çocuğunu görmeden şehit vermiş bir annenin, babasını kaybetmiş kişilerin, evladını kaybetmiş annelerin-babaların endişesi ortadan kaldırılmadan bir süreç yürütülmez” ifadelerini kullandı.
Özel, şöyle devam etti: “Bu komisyonda ne konuşulacaksa gizli kapılar ardında değil, Meclis’te konuşulsun ve buraya şehit ailelerimiz, gazilerimiz, onların temsilcileri dahil edilsin. Biz her şeye varız ama onların gözünün içine bakamayacağımız hiçbir şeye yokuz dedik.”
CHP’nin tavrını açıklayan Özel, şunları ifade etti: “CHP, milletten gizli herhangi bir pazarlığın yapılmaması için, kimseden bir şey saklanmaması için, şehit aileleri ve gazilerin üzülmemesi için, meydanı milleti değil kendi çıkarlarını düşünenlere bırakmamak, bunu bir siyasi pazarlık haline getirmemek için o komisyonda yer alıyor. Bu komisyon, bu çerçevede çalıştığı taktirde o komisyonda bulunmaya devam edecek.”
Süreç komisyonunun geçen hafta kapalı toplantı yapmasına ilişkin konuşan Özel, şunları söyledi: “Komisyon geçen hafta bir kapalı toplantı yaptı. Bunu en iyi siz anlarsınız. Diyorlar ki ‘Hani şeffaf olacaktı, toplantı kapalı.’ Toplantıya MİT Müsteşarı, yanında uzmanlarıyla geldi sunum yaptı. Biz MİT mensubunu yabancı istihbarat örgütlerine deşifre mi edeceğiz orada. MİT, CHP’ye de gelince personeli özel tedbirlerle binaya giriyor, oda önceden ayrılıyor, temizleniyor riske karşı.
MİT mensupları saatler önce gelip, saatler sonra çıkıyor başkanlarından, bütün tedbirler alındıktan sonra. Toplantının gizliliği MİT mensuplarının can güvenlikleri açısından devletin talep ettiği bir tedbir. Ama bugün toplantı açık, bundan sonra da açık. Yarın bir gelişme olur, MİT ‘bir bilgi vereceğim’ der, yine kapalı olur. Onun dışında bütün toplantılar açık.”
2014 yılında 39 milyon kutu olan antidepresan kullanımının, 2024 yılında yüzde 67’lik bir artışla 65,5 milyon kutuya yükseldi. CHP’li Mustafa Sarıgül, “Derin yoksulluk derin yaralar açıyor” dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, 2025 yılının ilk yarısında gerçekleşen muayene sayıları ve TÜİK’in yoksulluk verilerini bir araya getirerek, Türkiye’deki sağlık sorunlarının temelinde ekonomik sıkıntıların yattığına dikkat çekti.
Sağlık Bakanlığı’na bağlı hastanelerde 2025’in ilk yarısında 239 milyon 166 bin muayene yapılması, Türkiye nüfusunun yaklaşık üç katına denk geliyor. Sarıgül, bu rakamın sorgulanması gerektiğini belirterek, TÜİK’in 2024 verilerine göre Türkiye’de yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olan 25 milyon kişiye ve 3,6 milyon aşırı yoksul haneye işaret etti.
T24’ün haberine göre Sarıgül, “172 bin çocuk yatağa aç giriyorsa, 4 milyon hane elektrik faturasını ödeyemiyorsa, 100 kişiden 40’ı et ve et ürünleri yiyemiyorsa o toplumun sağlıklı olmasını bekleyemezsiniz” diyerek, yetersiz beslenme ve stresin yol açtığı sağlık sorunlarının ciddiyetini vurguladı. “85 milyon vatandaşımız sadece 6 ayda üç defa hasta oldu” sözleriyle durumun vehametini özetledi.
Ekonomik krizin, işsizliğin ve geçim sıkıntısının halkın ruh sağlığını da olumsuz etkilediğini belirten Sarıgül, antidepresan kullanımındaki artışa dikkat çekti. 2014 yılında 39 milyon kutu olan antidepresan kullanımının, 2024’te %67’lik bir artışla 65,5 milyon kutuya yükseldiğini açıkladı. Sarıgül, “Derin yoksulluk derin yaralar açıyor” diyerek, vatandaşları sağlığından eden bu durumun ilk seçimde değişeceğini iddia etti.
Türkiye, OECD’ye üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı. 2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4 bin 38 dolar seviyesinde bulunuyor.
Türkiye’den yurtdışına yönelen nitelikli insan gücünün ardındaki nedenlerden biri, OECD’nin (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) son raporunda açıkça görülüyor.
Karar’dan Büşra Akdaş’ın haberine göre; OECD’nin 2024 “Education at a Glance” raporuna göre Türkiye, üye ülkeler arasında ilkokul düzeyinde öğrenci başına en az harcama yapan ülkeler arasında yer aldı.
2021 verilerine göre Türkiye’de öğrenci başına yapılan harcama 4.038 ABD doları seviyesinde bulunuyor. Bu rakam, OECD ortalaması olan 11.902 doların oldukça altında.
Listenin en üstünde yer alan Lüksemburg’da öğrenci başına harcama 25.584 dolar ile Türkiye’nin yaklaşık altı katı seviyesinde. Türkiye, Bulgaristan, Romanya ve Meksika ile birlikte listenin son sıralarında yer alıyor.
Uzmanlar, asıl “beka” meselesinin beşeri sermayenin güçlendirilmesi olduğunu belirtiyor. Nitelikli mezunların yurtdışına yönelmesi ise Türkiye’nin eğitimden elde ettiği potansiyel faydayı azaltan faktörlerden biri olarak öne çıkıyor.
OECD verileri, ülkeler arasında öğrenci başına harcama miktarının ciddi şekilde değiştiğini ortaya koyuyor. Norveç, İzlanda, Danimarka ve ABD gibi ülkeler listenin üst sıralarında yer alırken, Latin Amerika ve Doğu Avrupa ülkelerinin önemli bir kısmı listenin alt sıralarında bulunuyor.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde saat 19.53’te 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldiği duyuruldu. Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, 10’dan fazla binanın yıkıldığı bilgisini aldıklarını söyledi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya depremle ilgili, “AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri derhal saha taramalarına başlamıştır. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. An be an takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde şiddetli bir deprem meydana geldi. Avrupa-Akdeniz Sismoloji Merkezi (EMSC) 6.0, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ise 6.1 olarak bildirdi.
Sındırgı Belediye Başkanı Serkan Sak, 10’dan fazla binanın yıkıldığı bilgisini aldıklarını aktardı. Sak, çöken bir binada bulunduğu tespit edilen altı kişiden dördünün kurtarıldığını, ikisinin de kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya depremle ilgili sosyal medya hesabından bir açıklama yaptı. Yerlikaya “Balıkesir Sındırgı’da 6.1 büyüklüğünde bir deprem meydana gelmiştir. İstanbul ve çevre illerden de hissedilen depremle ilgili olarak, AFAD ve ilgili kurumlarımızın tüm ekipleri derhal saha taramalarına başlamıştır. An itibarıyla herhangi olumsuz bir durum bulunmamaktadır. An be an takip ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye, sismik aktivitenin çok yoğun olduğu bir ülke. Kuzey Anadolu Fayı ve Doğu Anadolu Fayında her yıl sık sık depremler meydana geliyor. Bunların son dönemde en yıkıcı örneği, 6 Şubat 2023 depremleri oldu.
Kahramanmaraş’ın Pazarcık ve Elbistan ilçelerinde, aynı gün içinde önce 7.8 sonra 7.5 şiddetinde gerçekleşen depremler, resmi rakamlara göre 58.537 kişinin ölümüne sebep oldu.
“Türkiyeli” kelimesinin kullanımına dair tarihsel bir değerlendirmede bulunan MHP’li Feti Yıldız, ifadenin ilk kez 1924’te yürürlüğe giren Muhâmat Kanunu’nda, ‘tebâ’ kelimesi yerine vatandaşlığı tanımlamak amacıyla yer aldığını söyledi.
Feti Yıldız, ancak 1938 yılında “Türk” ifadesiyle değiştirildiğini ve kullanımının sona erdiğini ifade etti.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Hukuk ve Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, “Türkiyeli” kelimesinin kullanımına dair tarihsel bir değerlendirmede bulundu. Yıldız sosyal medya paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
“’Türkiyeli’ kelimesi ilk kez ‘tebâ’ yerine, vatandaşlığa terfî amacıyla, 3 Nisan 1924 tarihli Muhâmat Kanunu’nda kullanılmış ve 1938’de ‘Türk’e dönüşerek tarihe karışmıştır. Muhâmat Kanunu ile bazı avukatlar tasfiyeye tabi tutulmuş, avukatlık kurumu yeniden düzenlenmiştir. Tasfiyeler, kanuni şartları avukatlık yapmaya uygun olmayanlar ile Mütareke Döneminde ülke aleyhine çalışanlara yöneliktir.”
“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” hakkında konuşan Erdoğan, “Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı, bir ön yargıyı daha kırdı. Demokratik zeminde meseleleri konuşarak çözme yolunda kıymetli bir adım daha attık” dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, DEİK 38. Olağan Mali Genel Kurulu ve Ustalara Saygı Ödül Töreni’nde konuştu. Erdoğan, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“DEİK 38. Genel Kurulu’nda sizlerle olmaktan, 40. yılınızı paylaşmaktan memnuniyet duyuyorum. Tüm iş adamlarımıza şükranlarımı sunuyorum. 8. Cumhurbaşkanımız Turgut Özal’ı burada özellikle yad ediyorum. Kendisi çok farklı bir cumhurbaşkanıydı. Onca engele rağmen Türkiye önünde yeni ufuklar açmış, devrinin ötesinde hizmetler yapmış bir siyaset ve devlet adamıydı. DEİK Türk iş dünyasının lokomotif kuruluşu olarak 40. yılını kutluyor. DEİK bugün devasa bir çınara dönüştü. DEİK ailesine başarılarla dolu nice 40 yıllar diliyorum. Özal’ın yadigârı olan DEİK’i güçlü biçimde destekledik.
Gazze’deki soykırımla başlayan, ardından İsrail’in Lübnan’a, Yemen’e, İran ve Suriye’ye saldırmasıyla artan jeopolitik riskleri çok net okuyoruz. Türkiye için, 86 milyonun tamamı için, yüzünü ülkemize çevirmiş mazlumlar için en doğrusu neyse onu kararlılıkla hayata geçiriyoruz. Ne zulme sessiz kalıyoruz ne de macera peşinde koşuyoruz. Ne pısırık davranıyoruz ne de muhalefetin kışkırtmalarına prim veriyoruz. Kendi ülkesini Batılı televizyon kanallarına şikâyet eden ezik siyasetçiler gibi değil, hadiselere Ankara merkezli bakarak politikalarımızı belirledik. Türkiye barış masalarının aranan aktörü haline geliyor. Türkiye kendisine güveniyor, inanıyor, özgüvenli bir şekilde hedeflerine sağlam adımlarla ilerliyor.
“Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı”
İç cephemizin tahkimatına yönelik çabalarımızda da güzel haberler alıyoruz. Terörsüz Türkiye sürecimizde bu hafta yeni bir evreye daha geçildi. Sürece siyasi desteği çağrılarımız olumlu yanıt buldu. TBMM’de bir komisyon kuruldu. Böylece Türk siyaseti psikolojik bir eşiği daha aştı, bir ön yargıyı daha kırdı. Demokratik zeminde meseleleri konuşarak çözme yolunda kıymetli bir adım daha attık. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun başlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz. Komisyona katılan siyasi partilerin temsilcilerinin ilk toplantıda verdikleri yapıcı mesajları takdirle karşılıyoruz. İlk güne hâkim olan müspet atmosferin ilerleyen günlerde daha da güçlenmesini ümit ediyoruz.
Bugün de Milli Savunma Bakanımız, İçişleri Bakanımız ve MİT Başkanımız davet üzerine komisyona bilgi verdiler. Bölgemizde yeni oyunlar oynanırken Türkiye’nin bu oyunları bozacak adımları kararlılıkla atması devlet aklının bir gereğidir. Etrafımızı saran bu ateş çemberinden mevzi kazanımlarla değil, ancak stratejik bir yaklaşımla birbirimize güvenerek, inanarak, güçlü bir irade koyarak çıkabiliriz. Hangi riske giriyorsak bunun için giriyoruz. Cumhur İttifakı olarak yalnızca elimizi değil, tüm gövdemizi taşın altına bunun için koyuyoruz. Türkiye’nin yarım asırlık terörle mücadelesinin yaklaşık faturası 2 trilyon dolardır. Terör, sivil siyaseti de yıllarca baskı altında tuttu. Ülkemizde ve bölgemizde yeni bir dönemin kapılarını açmak istiyoruz. Zarfımız birlik, mazrufumuz kardeşliktir.”
TİSVA’nın raporuna göre; Türkiye’de her yıl ortalama 23 milyon ton gıda israf ediliyor. İsraf en çok evlerde, hizmet sektöründe, perakendede ve dağıtım süreçlerinde görülüyor.
Haber Merkez / Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA), “2025 Yılı İsraf Raporu”nu yayınladı. TİSVA, raporunda israfa ilişkin dikkat çeken verilere yer verdi:
“Türkiye’de bir yılda kişi başına çöpe atılan yiyecek miktarının 102 kilogram olduğu ve her yıl ortalama 23 milyon ton gıdanın israf edildiği tahmin ediliyor.
İsraf en çok evlerde, hizmet sektöründe, perakendede ve dağıtım süreçlerinde görülüyor. Tedarik zinciri ile hasat ve depolama süreçlerindeki hatalar ve plansızlıklar da israfı artırıyor.
Türkiye’de her gün yaklaşık 12 milyon ekmek çöpe atılıyor, bu yılda 4 milyar 380 milyon ekmek demek…
Çöpe giden gıda miktarının yüzde 5 azaltılması halinde on milyarlarca liralık tasarruf edilebilir. 900 bin ailenin 1 yıllık geçim gideri karşılanabilir.
Küresel maliyeti 1 trilyon dolar
Dünyada üretilen gıdaların yaklaşık üçte biri ya kaybediliyor ya da israf ediliyor. Bunun küresel ekonomiye maliyeti 1 trilyon dolar.
2024 yılında 74 ülkede akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısı yüzde 10 artarak 343 milyon kişiye çıktı.
Her yıl 1.5 milyar ton gıda israf ediliyor. Beş tabaktan birisi çöpe gidiyor.
Dünyada her 11 kişiden birisi yatağa aç giriyor, 783 milyonu aşkın insan açlık çekiyor. Günde 25 binden fazla çocuk açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybediyor.”








































