Erdoğan’dan Ortadoğu Mesajı: Barış İçin Diplomasi Şart

Erdoğan, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ağır tahribata yol açtığını belirterek savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi ve Türkiye’nin diplomasi yoluyla kalıcı barış için girişimlerini sürdürdüğünü vurguladı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında hem bölgesel gelişmelere hem de iç politikaya değinen Erdoğan, özellikle İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının bölgede ciddi sonuçlar doğurduğunu söyledi.

Konuşmasına yarın kutlanacak olan İstiklal Marşı’nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy’u Anma Günü’nün 105. yıl dönümünü hatırlatarak başlayan Erdoğan, İstiklal Marşı’nın milletin özgürlük iradesinin manifestosu olduğunu ifade etti.

Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün İstiklal Marşı’na ilişkin sözlerini hatırlatarak marşın Türk milletinin bağımsızlık mücadelesinin ruhunu yansıttığını belirtti. İstiklal Marşı’nın yazarı Mehmet Akif Ersoy’u rahmetle andıklarını dile getiren Erdoğan, Kurtuluş Savaşı başta olmak üzere tüm şehitlere Allah’tan rahmet diledi.

Konuşmasının devamında bölgedeki gelişmelere değinen Erdoğan, Orta Doğu’da uzun süredir çatışmaların sürdüğünü vurguladı.

Erdoğan, “Kuzeyimizden güneyimize kadar mevcut çatışmalar sona ermeden her gün yeni bir kriz ortaya çıkıyor. En son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a başlatılan savaş bölgede ağır bir tahribat oluşturdu” dedi.

Savaşın ilk günlerinde çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini belirten Erdoğan, saldırılar sonucunda İran’da yaşamını yitirenlerin sayısının 2 bine yaklaştığını ifade etti.

“Savaşın küresel ekonomiye etkisi olacak”

Erdoğan, İran’a yönelik saldırıların yalnızca bölgesel değil küresel sonuçlar doğuracağını belirterek savaşın dünya ekonomisi üzerinde de ciddi baskı oluşturduğunu söyledi.

Türkiye’nin krizlere kayıtsız kalan bir ülke olmadığını vurgulayan Erdoğan, hem İran hem de ABD başta olmak üzere bölge ülkeleriyle temas halinde olduklarını dile getirdi. Bu kapsamda çok sayıda telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini belirten Erdoğan, savaşın büyümeden durdurulması gerektiğini söyledi.

Savaşın önlenmesi için diplomatik çabaların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak mümkündür” dedi.

Türkiye’nin gelişmeleri dikkatle takip ettiğini belirten Erdoğan, olası risklere karşı gerekli tedbirlerin alındığını da sözlerine ekledi.

Erdoğan konuşmasında mezhep temelli tartışmalara da değindi. Türkiye’nin hiçbir zaman bölge halklarına mezhep veya etnik kimlik üzerinden bakmadığını ifade eden Erdoğan, “Bizim için Arap, Kürt, Sünni ya da Şii değil, sadece insan vardır” dedi.

Türkiye’nin haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduğunu belirten Erdoğan, mezhepçilik üzerinden yürütülen tartışmaların bölgeye fayda sağlamayacağını dile getirdi.

Dijital dünyada çocuklara koruma

Konuşmasında dijitalleşmenin getirdiği risklere de değinen Erdoğan, internet kullanım sürelerinin ciddi boyutlara ulaştığını söyledi. Yetişkinlerin günde ortalama 6 saat 38 dakika internette zaman geçirdiğini belirten Erdoğan, çocukların ekran sürelerinin ise 9 saate kadar çıkabildiğini ifade etti.

Çocukların zararlı içeriklere erişimini engellemeyi amaçlayan bir yasa teklifinin geçen hafta Meclis’e sunulduğunu hatırlatan Erdoğan, düzenlemenin tüm partilerin desteğiyle yasalaşmasını beklediklerini söyledi.

Konuşmasının sonunda emeklilere yönelik bir müjde de veren Erdoğan, bayram ikramiyelerinin bayram öncesinde hesaplara yatırılacağını açıkladı. Emekli maaşlarının da öne çekileceğini belirten Erdoğan, ödemelerin 14 Mart’tan itibaren başlayacağını söyledi ve vatandaşların Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik etti.

Paylaşın

Bahçeli’den “Milli Birlik” Mesajı: Her Türlü Provokasyona Karşıyız

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, gündeme dair önemli değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasında milli birlik ve dış politika öncelikli temalara ağırlık veren Bahçeli, Türkiye’nin ve bölgede kardeş ülke Azerbaycan’ın güvenliğine gölge düşürebilecek her türlü provokasyona karşı olduklarını vurguladı.

Bahçeli, özellikle son dönemde Türkiye ile Azerbaycan hava sahasında yaşanan gerilimlere değinerek, bu tür provokasyonların bir daha tekrarlanmaması gerektiğini belirtti. “Türkiye, kimsenin istediği gibi hareket edebileceği bir ülke değildir” diyen Bahçeli, İran’a yönelik uyarıda bulunarak provokatif davranışlardan kaçınılması çağrısı yaptı.

Konuşmasının başında milli birliğe dikkat çeken Bahçeli, yaklaşan İstiklal Marşı’nın kabul yıldönümüne atıfla aziz şehitler ve Mehmet Akif Ersoy’a duyduğu saygıyı dile getirdi, milli şuurun önemine vurgu yaptı.

Dış politika gündeminde bölgedeki son gelişmeleri de değerlendiren Bahçeli, Orta Doğu’daki çatışmaların Türkiye ve bölge halkları için ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. ABD ve İsrail koalisyonunun İran’a yönelik askeri operasyonlarının bölgede “yangını daha da körüklediğini” söyleyen lider, sivillerin zarar görmesinin kabul edilemez olduğuna dikkat çekti.

Toplantıda Bahçeli’nin, “Kürt kardeşlerimizin başka SDG/YPG başkadır” gibi bölgesel terör örgütlerine ilişkin değerlendirmeleri de grup üyelerinin dikkatini çekti.

Bahçeli’nin konuşması, MHP’nin hem iç güvenlik hem de dış politika alanında net duruşunu bir kez daha ortaya koydu. Konuşmasında millî değerlere vurgu yaparken, Türkiye’nin egemenlik haklarını korumaya ve komşularla olan ilişkilerde istikrarı esas almaya devam edeceğini belirtti.

Paylaşın

“İmamoğlu Davası” Dünya Basınında Geniş Yankı Buldu

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında süren dava süreci, yalnızca Avrupa ve ABD’de değil, dünyanın farklı bölgelerindeki medya kuruluşlarında da geniş yankı uyandırdı.

Uluslararası basın kuruluşları, davayı Türkiye’de siyaset ve yargı ilişkisi bağlamında değerlendirirken gelişmeleri yakından izlemeyi sürdürüyor.

İngiliz gazetesi The Guardian, davanın Türkiye’de yaklaşan siyasi süreçler açısından önemli sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. Gazete, İmamoğlu’nun Türkiye’de muhalefetin öne çıkan figürlerinden biri olduğunu vurgulayarak, dava sürecinin siyasi dengeler üzerinde etkili olabileceğini yazdı.

ABD merkezli The New York Times ise haberinde davanın, Türkiye’de ifade özgürlüğü ve siyasi rekabet tartışmalarını yeniden gündeme taşıdığını belirtti. Gazete, muhalefet temsilcilerine yönelik yargı süreçlerinin uluslararası kamuoyu tarafından yakından takip edildiğini aktardı.

İngiltere merkezli BBC News de analizinde, İmamoğlu’nun 2019’da İstanbul’da kazandığı seçimlerin Türkiye siyasetinde önemli bir dönüm noktası olduğunu hatırlatarak, dava sürecinin hem iç politika hem de uluslararası ilişkiler açısından dikkatle izlendiğini yazdı.

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde ise davanın Türkiye’de muhalefetin geleceği açısından kritik bir gelişme olarak değerlendirildiğini ifade etti. Gazete, Avrupa’daki birçok siyasi çevrenin de süreci yakından izlediğini aktardı.

Uluslararası haber ajansı Reuters da gelişmeleri aktarırken, davanın Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlar tartışmasını yeniden gündeme getirdiğini belirtti.

Japonya merkezli The Japan Times, İmamoğlu’nun Türkiye siyasetinde yükselen bir lider olarak görüldüğünü ve davanın ülkenin siyasi rekabet ortamına ilişkin tartışmaları artırdığını yazdı. Çin’in uluslararası yayın yapan gazetelerinden Global Times ise gelişmeleri Türkiye’deki iç siyasi dengeler çerçevesinde ele alarak davanın bölgesel ve diplomatik yansımalarına dikkat çekti.

Brezilya’nın önde gelen gazetelerinden Folha de S.Paulo, davayı Türkiye’de muhalefet ve iktidar arasındaki siyasi rekabetin önemli bir başlığı olarak değerlendirdi. Arjantin merkezli Clarín ise haberinde, davanın uluslararası kamuoyunda Türkiye’deki demokratik süreçlere ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.

Uzmanlara göre İmamoğlu davası, yalnızca Türkiye iç siyasetini değil, aynı zamanda ülkenin demokrasi ve hukuk devleti algısını da etkileyebilecek bir gelişme olarak dünya basınının gündeminde kalmaya devam edecek.

Paylaşın

Erdoğan: Bölge Yeni Bir Savaşı Kaldıramaz

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan çatışmaya ilişkin yaptığı açıklamalarda Orta Doğu’da savaşın büyümesinin tüm bölge için ağır sonuçlar doğuracağı uyarısında bulundu.

Ankara’da düzenlenen Büyükelçiler İftar Programı’nda konuşan Erdoğan, çatışmaların hızla sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak Türkiye’nin diplomasi trafiğini yoğunlaştıracağını söyledi.

Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askeri operasyonlarının bölgesel istikrara ciddi zarar verdiğini belirterek, “Orta Doğu’nun yeniden dış müdahalelerin sahası haline getirilmesini kabul etmiyoruz” dedi.Erdoğan, devam eden çatışmaların kontrol altına alınmaması halinde bunun yalnızca bölgeyi değil, Avrupa ve Asya’yı da etkileyecek geniş çaplı sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.

Türkiye’nin temel önceliğinin savaşın daha fazla yayılmasını önlemek olduğunu vurgulayan Erdoğan, tarafların yeniden müzakere masasına dönmesi gerektiğini dile getirdi. Ankara’nın bu doğrultuda diplomatik temaslarını hızlandıracağını belirten Erdoğan, bölgede kalıcı istikrarın ancak diyalog ve diplomasi yoluyla sağlanabileceğini söyledi.

Öte yandan Erdoğan, İran’ın bazı bölge ülkelerine yönelik saldırılarını da kabul edilemez olarak nitelendirerek, çatışmanın tüm taraflarının itidalli davranması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin sınır güvenliği konusunda gerekli tüm tedbirleri aldığını belirten Erdoğan, bölgedeki gerilimin daha da tırmanmaması için uluslararası toplumun sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti.

Erdoğan, savaşın uzamasının Orta Doğu’da yeni bir istikrarsızlık dalgası yaratabileceğini belirterek, “Her sorunun onurlu bir çözümü vardır. Önemli olan silahların susması ve diplomasi kapısının yeniden açılmasıdır” mesajını verdi.

Paylaşın

Tuncer Bakırhan: Kürtler Hiçbir Gücün Silahlı Gücü Değildir

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, “Hemen yanı başımızda savaşlar, katliamlar, çatışmalar devam ediyor. Tam da çatışmanın göbeğinde Kürtler bulunuyor, Kürt coğrafyası bulunuyor” dedi ve ekledi:

“Dün Irak’ta çatışma olurken Kürtler gündemdi, Suriye’de çatışma olurken Kürtler gündemdi, bugün İran’da da Kürtler gündem. Ama bu sefer Kürtleri yalan yanlış tartışıyorlar. Kürtler hiçbir gücün silahlı gücü değildir. Kürtler bugüne kadar hakları, hukukları ret ve inkar edildiği için mücadele ediyor.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Diyarbakır’da düzenlenen 2026 Newroz Deklarasyonu açıklamasına katıldı. Burada konuşan Bakırhan, şu ifadeleri kullandı:

“Hemen yanı başımızda savaşlar, katliamlar, çatışmalar devam ediyor. Tam da çatışmanın göbeğinde Kürtler bulunuyor, Kürt coğrafyası bulunuyor. Dün Irak’ta çatışma olurken Kürtler gündemdi, Suriye’de çatışma olurken Kürtler gündemdi, bugün İran’da da Kürtler gündem. Ama bu sefer Kürtleri yalan yanlış tartışıyorlar. Kürtler hiçbir gücün silahlı gücü değildir. Kürtler bugüne kadar hakları, hukukları ret ve inkar edildiği için mücadele ediyor. Bugün sahada bulunan hegemonik ve emperyal güçler yokken de Kürtler sahadaydı.

İran’da Qasimlolardan günümüze kadar Kürtler dilinin, kültürünün ve statüsünün mücadelesini yürütüyordu. Bugün de Kürtler, özellikle Newroz günlerinde bulunduğumuz bu süreçte, kendi ulusal birliklerini sağlayarak bulundukları her ülkede demokratik hak ve özgürlüklerini almanın mücadelesini yürütüyorlar, yürütecekler de. Herkes çok iyi bilsin ki Kirmanşah neyse Hewler odur, Süleymaniye neyse Qamişlo ve Kobanî odur; Kobanî neyse Amed, Kars, Siirt odur.

Kürtler ve dostları olarak bizler hiçbir dönem olmadığımız kadar uyanık olmalıyız. Ortadoğu’daki gelişmeleri yakından takip etmeliyiz. Bugün Ortadoğu’da kaderimizin belirlendiği bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte ne masa başlarında kandırılacağız ne de hegemonik ve emperyal güçlerin kalkanı olup daha sonra bir kenara atılıp unutulacağız.

Bu sefer emekçisiyle, kadınıyla, “Jin, Jiyan, Azadî” diyen Kürtlerle, Beluçlarla, Azerilerle ve Molla Rejimi tarafından ezilen laik-seküler Farslarla birlikte İran’da halkların demokratik haklarını kazandıkları ve statülerine ulaştıkları bir zemini inşallah hep birlikte yaratacağız. Bu Newroz’un Ortadoğu’da yaşayan Kürtlerin barışına, demokrasisine, özgürlüğüne ve statüsüne kavuştuğu bir Newroz olmasını diliyorum. Newroz, ezilen bütün emekçilere, bütün halklara en başta da Kürtlere şimdiden hayırlı olsun.”

Daha sonra açıklanan Newruz Deklarasyonunda ise şu ifadeler kullanıldı:

“Sistemsel kaosun derinleştiği bir dönemde hegemonik güçler Ortadoğu’da yeni dizayn planları yapmakta ve halkımızın inkarına, ülkemizin parçalanmasına dayalı yüz yıllık ulus devletçi statükoyu devam ettirmek istemektedir. Kürt halkının büyük bedellerle edindiği kazanımlara karşı Rojava Kürdistan’ın da olduğu gibi yeni inkâr politika ve imha planlarını devreye konulmaktadır.

Bu politikalara karşı Kürt halkı Rojava ve Kürdistani kazanımları etrafında kenetlenmiş, dostlarıyla dünyanın dört bir yanında sürdürdüğü mücadeleyle direniş geleneğini küreselleştirmiş; tarihsel haklarını savunma iradesini ortaya koymuştur. Bu mücadelenin kalıcı başarıya ulaşması, kazanımların korunması ulusal birliğin güçlenmesiyle sağlamlaşmakta; ortak siyasal tutum, ortak savunma bilinci ve ortak gelecek perspektifi ulusal birliğin örgütlü ifadesi olarak gelişmektedir. Ulusal birlik güçlendikçe halkın demokratik kazanımları daha güçlü bir zemine yerleşmektedir.

Bölgesel ve küresel gelişmelerin yoğunlaştığı böylesi bir süreçte 2026 Newrozu’nu ‘Newroza Azadî û Yekîtiya Demokratîk’ şiarıyla karşılıyoruz. Newroz, Kürt halkı için zulme karşı tarihsel bir isyan, inkâra karşı varoluş iradesi, baskıya karşı direniş ve köleliğe karşı özgürlük ateşidir. Kimliği yok sayılan, dili yasaklanan ve iradesi gasp edilmek istenen Kürt halkı, kültürel ve toplumsal mirasıyla donandığı Newroz ateşi etrafında örgütlenerek tarihsel hafızasını korumuş, direnişini büyütmüş ve özgürlük yürüyüşünü daim kılmıştır. Newroz geçmişin direniş birikimini bugünün mücadelesiyle buluşturan ve geleceğin özgür yaşamını kurma iradesini büyüten siyasal bilinç haline gelmiştir. Newroz alanlarında yakılan her ateş direngen halkımızın iradesini büyütecek, birliğimizi güçlendirerek ortak geleceğimizi savunma kararlılığının nişanesi olacaktır.

Newroz alanları halkımızın özgürlük taleplerini yükselttiği, iradesini örgütlediği ve demokratik geleceğini inşa etmenin kararlılığına tekrar tanıklık edecektir. Newroz’un tarihsel mirası mücadelemizi aydınlatacak, yüzyıllar boyunca oluşan direniş kültürü halkımızın varlığını koruyan en temel güç olarak yeniden yaşam bulacaktır. Bu tarihsel yürüyüş ulusal birliğin güçlenmesiyle sağlamlaşacak; kazanımlar ulusal birliğin örgütlü iradesiyle korunarak geleceğe daha güçlü taşınacaktır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından 27 Şubat 2025 tarihinde başlatılan tarihi Barış ve Demokratik Toplum Süreci bir yılını geride bırakmıştır. Abdullah Öcalan ve hareketi, sürecin ilerlemesi için üzerine düşen siyasal adımları yerine getirmiştir.

Kürt halkı bu süreçte siyasi iradesinin arkasında durarak demokratik dönüşümün gelişmesine destek vermiştir. Sayın Öcalan’ın tarihsel çağrısı üzerine hareketinin attığı adımlar halkların eşit ve ortak yaşamını kurma iradesini güçlendirmiş ve halkın örgütlü gücüyle meydanlarda büyüyerek, siyasal sonuçlar üretme potansiyelini açığa çıkarmıştır. Bu süreçte devlet tarafından Meclis bünyesinde Komisyonun kurulması önemli olmakla birlikte; açıklanan nihai rapor Kürt halkı, ezilenlerin ve demokratik kamuoyunun beklentileri ve çözümün asgari şartlarını karşılamaktan uzak bir içerikte olmuştur.

Kürt sorununun isminin dahi konulmamış olması sorunların çözüm mercii olan Meclis ve siyasetin, Kürt sorunun çözümü için gerekli cesareti gösterememesi ve sorumluluk almaktan kaçınması talihsiz olmuştur. Tüm eksikliklerine rağmen Meclis Komisyonu raporunda demokratikleşmeye dair önerilerin bir an önce hayata geçirilmesi ve sürecin ikinci aşamasına uygun gerekli yasal ve anayasal düzenlemelerin ivedilikle yapılması elzem hale gelmiştir.

Demokratik çözümün gelişmesi ve barışın kalıcılaşması için baş müzakereci olan Sayın Öcalan’ın umut ilkesi kapsamında fiziki özgürlüğünün ve özgür çalışma koşullarının sağlanmasını tarihsel ve siyasal bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu temelde Newrozu karşılarken Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde özgürlük mücadelesini büyütme sorumluluğunu daha güçlü üstlenecek, demokratik toplum hedefini daha kararlı biçimde ileriye taşıyacağız.

Halkların, inançların, emekçilerin ve gençlerin eşit ve adil yaşam talebi örgütlü mücadeleyle büyümekte; bu yürüyüşün en ön safında kadınlar yer almaktadır. Rahşanların, Ronahilerin, Zekiyelerin ve Bêrivanların direnişinde vücut bulan kadın özgürlük iradesi bugün ‘jin, jiyan, azadî’ felsefesiyle dünya kadınlarının özgürlük şiarı olmakta; bir saç örgüsünde evrenselleşerek insanlığa yeni bir yaşamı müjdelemektedir. Erkek egemenliğine, savaş politikalarına ve kadın düşmanı düzene karşı yükselen bu mücadele, demokratik toplumun inşa ve kurucu gücünü büyütmektedir.

Demokratik ulus inşanın bir diğer öncü gücü olan özgür gençlik, direniş geleneğini omuzlayan, ‘genç kalma ruhunu’ kuşaktan kuşağa taşıyan ve özgürlük yürüyüşünün enerjisini büyüten tarihsel bir mücadele iradesi olarak sahnedeki yerini güçlendirmektedir. İnkâra, asimilasyona ve kimliksizleştirme politikalarına karşı mücadelenin dinamik gücü olan gençlik, düşüncede, örgütlenmede ve eylemde açtığı yeni hatlarla komünal yaşamın değerlerini savunmakta, özgür yaşam idealini geliştirmekte ve demokratik toplum inşasına öncülük etmektedir.

Böylesi bir dönemde 2026 Newrozu direnişin büyüdüğü, özgürlük talebinin genişlediği ve demokratik toplum mücadelesinin yeni bir aşamaya taşındığı tarihsel bir süreçte karşılanmaktadır. Newroz ateşi ulusal birlik iradesiyle, özgürlük kararlılığıyla ve örgütlü mücadele gücüyle daha da harlanmaktadır. Gençleri, kadınları, emekçileri ve özgürlüğe sevdalı tüm halkımızı Newroz alanlarında buluşmaya; birlik, özgürlük, demokrasi ve eşitlik mücadelesini büyütmeye çağırıyoruz.”

Paylaşın

İran’dan Ateşlenen Füze Türkiye Hava Sahasında İmha Edildi

İran’dan ateşlenen ve Türkiye hava sahasına giren bir balistik füze, Doğu Akdeniz’de konuşlu ATO  savunma unsurları tarafından Gaziantep semalarında etkisiz hale getirildi.

Füze parçaları boş arazilere düşerken olayda can kaybı yaşanmadı. Ankara, hava sahasına yönelik tehditlere karşı gerekli adımların kararlılıkla atılacağını vurguladı.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), İran’dan ateşlenen ve Türkiye’nin hava sahasına giren bir balistik füzenin, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO savunma unsurları tarafından imha edildiğini açıkladı.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, füzenin parçalarının Gaziantep’teki boş arazilere düştüğü ve olayda herhangi bir can kaybı ya da yaralanma yaşanmadığı bildirildi.

Açıklamada Türkiye’nin iyi komşuluk ilişkilerine ve bölgesel istikrara büyük önem verdiği vurgulanırken, “Ülkemizin topraklarına ve hava sahasına yönelen her türlü tehdide karşı gerekli tüm adımların kararlılıkla ve tereddütsüz atılacağı bir kez daha vurgulanmaktadır” denildi.

NATO da İran’dan ateşlenerek Türkiye yönüne gelen bir füzenin savunma sistemleri tarafından önlendiğini doğruladı. NATO Sözcüsü Allison Hart, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “NATO tüm müttefiklerini her türlü tehdide karşı savunmaya hazırdır” ifadelerini kullandı.

Yetkililer, 4 Mart’ta da İran’dan ateşlenen bir füzenin Türkiye hava sahasına girdiğini ve NATO sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini hatırlattı. NATO, ilk olayda füzenin Türkiye’ye kasıtlı olarak yönlendirilmiş olabileceğini değerlendirdiğini açıklamıştı.

İran Genelkurmay Başkanlığı ise bu iddiaları reddederek Türkiye’nin hedef alınmadığını savundu.

Öte yandan ABD merkezli The New York Times gazetesi, ABD’li askeri kaynaklara dayandırdığı haberinde söz konusu füzenin İncirlik Hava Üssü’nü hedef almış olabileceğini yazdı.

NATO, ilk füzenin Türkiye hava sahasına girmesinin ardından balistik füze savunma sistemlerinde alarm ve hazırlık seviyelerini yükseltti.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkanı Burhanettin Duran, füzenin Gaziantep Şahinbey semalarında NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında etkisiz hale getirildiğini açıkladı.

Duran, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma olmadığını belirterek, gerekli savunma ve güvenlik önlemlerinin hızla devreye alındığını ifade etti.

Duran ayrıca İran ve çatışmanın taraflarına çağrıda bulunarak, “Bölgedeki gerilimin daha da tırmanmaması ve çatışmaların daha geniş bir alana yayılmaması büyük önem taşımaktadır. İran başta olmak üzere tüm tarafları, bölgesel güvenliği riske atan ve sivilleri tehlikeye sokabilecek eylemlerden uzak durmaya davet ediyoruz” dedi.

Paylaşın

Silah Ticaretinde Rekor Artış

Küresel silah ticaret hacmi, bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 9,2 artış gösterdi. Silah ithalatında ise yüzde 210’luk artışla Avrupa ülkeleri öne çıktı.

Avrupa’nın küresel silah ithalatındaki payı yüzde 33’e yükselerek, 1960’lardan bu yana ilk kez dünyada en fazla silah ithal eden bölge konumuna geldi.

İsveç merkezli Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), 2021-2025 dönemine ilişkin küresel silah ticareti verilerini yayımladı.

Rapora göre söz konusu dönemde küresel silah ticaret hacmi, bir önceki beş yıllık döneme kıyasla yüzde 9,2 artış gösterdi. Silah ithalatında ise yüzde 210’luk artışla Avrupa ülkeleri öne çıktı. Avrupa’nın küresel silah ithalatındaki payı yüzde 33’e yükselerek, 1960’lardan bu yana ilk kez dünyada en fazla silah ithal eden bölge konumuna geldi.

Dönemin en büyük silah ithalatçısı Ukrayna oldu. Ülkenin küresel silah ithalatındaki payı, 2016-2020 dönemindeki yüzde 0,1’den yüzde 9,7’ye yükseldi.

Ukrayna’yı sırasıyla Hindistan, Suudi Arabistan, Katar ve Pakistan izledi. İlk beş ülke, dünya genelindeki silah alımlarının yüzde 35’ini gerçekleştirdi.

Rapora göre ABD, dünyanın en büyük silah ihracatçısı olmayı sürdürdü. Amerikan savunma sanayisinin dış satışları önceki beş yıllık döneme göre yüzde 27 artarken, küresel silah ihracatındaki payı yüzde 42’ye yükseldi. ABD’nin en büyük müşterisi ise Suudi Arabistan oldu.

ABD’nin ardından en büyük ihracatçılar Fransa, Rusya, Almanya ve Çin olarak sıralandı. Bu beş ülke, küresel silah ihracatının yüzde 70’ini gerçekleştirdi.

Türkiye’nin silah ihracatı yüzde 122 arttı

SIPRI raporunda Türkiye, küresel silah ihracatında yüzde 1,8 payla 11’inci sırada yer aldı. Türkiye’nin silah ihracatı 2016-2020 dönemine kıyasla yüzde 122 artış gösterdi.

Türkiye’nin en fazla silah sattığı ülke yüzde 16 payla Pakistan oldu. Bunu yüzde 12 ile Birleşik Arap Emirlikleri ve yüzde 8,4 ile Ukrayna izledi.

Türkiye ayrıca Sahraaltı Afrika bölgesine en fazla silah ihraç eden üçüncü ülke konumuna yükseldi. Bu bölgede Türkiye’nin toplam silah ithalatındaki payı yüzde 11 olarak kaydedildi.

Türkiye, en fazla silah ithal eden ülkeler sıralamasında 24’üncü sırada yer aldı. Bu dönemde Türkiye’nin küresel silah ithalatındaki payı yüzde 1,5’ten yüzde 1,2’ye geriledi.

Türkiye’nin silah aldığı ülkeler arasında yüzde 31 payla Almanya ilk sırada yer alırken, yüzde 29 ile İspanya ve yüzde 19 ile İtalya onu takip etti.

Dünyanın en büyük silah ihracatçıları arasında dördüncü sırada bulunan Almanya, küresel ihracatın yüzde 5,7’sini gerçekleştirdi. Almanya’nın silah ihracatı önceki döneme göre yüzde 15 arttı. Alman silahlarının en büyük alıcıları yüzde 41 ile Avrupa ve yüzde 33 ile Ortadoğu ülkeleri oldu. İhracatın yüzde 24’ü askerî yardım kapsamında Ukrayna’ya gönderildi.

Öte yandan Rusya’nın silah ihracatı yüzde 64 azaldı. Rusya’nın küresel silah ihracatındaki payı yüzde 21’den yüzde 6,8’e düştü. Bu gerilemede Cezayir, Çin ve Mısır’a yapılan satışların azalmasının etkili olduğu belirtildi.

Dünyanın en büyük beşinci silah ihracatçısı olan Çin, küresel ihracatın yüzde 5,6’sını gerçekleştirdi. Çin’in silah ihracatı önceki döneme göre yüzde 11 artarken, satışların yüzde 61’i Pakistan’a yapıldı.

İsrail ise yüzde 4,4 payla dünyanın en büyük silah ihracatçıları arasında 7’nci sırada yer aldı. İsrail’in silah ihracatı önceki beş yıllık döneme göre yüzde 56 arttı. İsrail’in en büyük müşterileri yüzde 29 ile Hindistan, yüzde 21 ile Almanya ve yüzde 7,8 ile ABD oldu.

Aynı dönemde İsrail’in silah ithalatı yüzde 12 artış gösterdi. Dünyanın en büyük silah ithalatçıları listesinde 14’üncü sırada bulunan İsrail, silahlarının yüzde 68’ini ABD’den, yüzde 31’ini ise Almanya’dan temin etti.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

TÜSİAD’ın İki Eski Başkanına Hapis Şoku

TÜSİAD’ın eski Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan 1 yıl 3 ay 18 gün hapis cezasına çarptırılırken hükmün açıklanması geri bırakıldı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği’nin (TÜSİAD) eski Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan ve Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Mehmet Ömer Arif Aras’ın yargılandığı davada karar çıktı.

İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanıklar Orhan Turan ve Mehmet Ömer Arif Aras ile avukatları katıldı.

Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı, bir önceki celsede verdiği mütalaasını tekrar etti.

Esasa ilişkin mütalaaya karşı savunma yapan Aras, konuşmasının ana temasının ekonomik kalkınma olduğu iddia etti. Konuşmalarının satır arasından suç üretilmeye çalışıldığını öne süren Aras, bu durumun hukuka olan güveni zedelediğini iddia etti.

Aras, konuşmasında gerçek dışı bilgiye yer vermediğini, bunun TÜSİAD’ın internet sitesine yüklenmesine dair özel talimatı olmadığını, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini kaydederek beraatini talep etti.

Sanık Orhan Turan da konuşmasında hukukun üstünlüğünün herkes için önemli olduğunu vurgulamaya çalıştığını anlattı. Suçlamaları kabul etmediğini ifade eden Turan, beraatine karar verilmesini istedi.

Sanıkların avukatları müvekkillerinin üzerine atılı suçlardan beraatine karar verilmesini talep etti.

Davayı karara bağlayan mahkeme, sanıkların üzerine atılı “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle ayrı ayrı beraatlerine karar verdi.

Aras ve Turan’ı, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan ise 1’er yıl 3’er ay 18’er gün hapisle cezalandıran mahkeme, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kararlaştırdı. Mahkeme ayrıca sanıkların 5 yıl süreyle denetime tabi tutulmasına da hükmetti.

Ne olmuştu?

TÜSİAD’ın 13 Şubat 2025’teki Genel Kurulu’nda, hükümetin ekonomi başta olmak üzere güncel politikalarını eleştiren konuşmalar yapılmıştı.

Konuşmalarda son dönemdeki gözaltı ve tutuklamalar, gazetecilere yönelik baskı, kayyım atamaları, teğmenlerin ihraç edilmesi, Kartalkaya’daki otel yangını, İliç’teki maden faciası gibi geniş yelpazede konulara değinilmişti.

İlk olarak kürsüye çıkan Orhan Turan şöyle demişti: “Tüm vatandaşlar kanun önünde eşittir. Devlet de hukukla bağlıdır. Her kademede yönetim keyfi değil, hukuk kurallarına göre yapılır. Burada sorun varsa her yerde sorun çıkar. Hukuka güven kalmazsa güvensizlik, istikrarsızlık ve belirsizlik her yere sirayet eder.”

Ardından söz alan Aras da “Ülke olarak moralimiz bozuk. Güven bunalımı yaşıyoruz. Bunun nedeni çöken sistem” demişti. Ayşe Barım ile Halk TV genel yayın yönetmeni Suat Toktaş’ın tutuklanmasını ve Ekrem İmamoğlu’na açılan davaları eleştirmişti.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç da “Sivil toplum kuruluşlarının görüş açıklaması elbette demokratik bir hak olmakla birlikte, yargıyı ve siyaseti yönlendirme çabaları, demokrasinin ruhuna ve hukukun üstünlüğü ilkesine aykırıdır” sözleriyle konuşmalara tepki göstermişti.

Hemen arından da Aras ve Turan gözaltına alınmıştı. Polis nezaretinde ifadeye götürülen iki isim yurt dışına çıkış yasağı kararıyla serbest kalmıştı.

 

Paylaşın

İmamoğlu’na AB’den “Pawel Adamowicz” Ödülü

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Avrupa Birliği tarafından verilen Pawel Adamowicz Ödülü’ne layık görüldü.

Ödül, Brüksel’de Avrupa Parlamentosu binasında düzenlenen törende takdim edildi.

Avrupa Bölgeler Komitesi tarafından verilen ödül, demokrasi, özgürlük, eşitlik ve dayanışma değerlerini savunan yerel yöneticilere veriliyor. Jüri, İmamoğlu’nun özellikle yerel demokrasi, hukukun üstünlüğü ve belediyelerin bağımsızlığı konusundaki tutumunu gerekçe gösterdi.

Tutuklu olduğu için törene katılamayan İmamoğlu adına ödülü İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Nuri Aslan teslim aldı. Aslan törende yaptığı konuşmada, İmamoğlu’nun kaleme aldığı mesajı okudu.

Mesajında İmamoğlu, “Bugün çok istememe rağmen aranızda değilim. Ancak demokrasiye inanan dostların gösterdiği dayanışma en az bu ödül kadar kıymetli” ifadelerini kullandı.

Seçilmiş yerel yöneticilere yönelik baskıların yalnızca belediyeleri değil, doğrudan seçmenin iradesini hedef aldığını söyleyen İmamoğlu, mücadelesinin yalnızca kendisine ait olmadığını vurguladı.

“Demokrasi ve insan hakları hepimizin hak ettiği değerlerdir” diyen İmamoğlu, Türkiye’nin demokratik Avrupa ailesinin bir parçası olması gerektiğini de belirtti.

“Adalet istiyoruz”

Törende Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek İmamoğlu’nun video mesajı da gösterildi. Dilek İmamoğlu, eşinin yokluğuna alışmayacaklarını belirterek “Bizler ülkemiz için adalet istiyoruz” dedi.

Bu ödülün yalnızca bir takdir değil, aynı zamanda uluslararası dayanışmanın güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.

Ödülün anlamı

Pawel Adamowicz Ödülü, 2019 yılında suikast sonucu hayatını kaybeden Polonya’nın Gdansk kentinin belediye başkanı Paweł Adamowicz anısına veriliyor. Ödül, demokrasi, özgürlük ve insan haklarını savunan yerel yöneticileri onurlandırmayı amaçlıyor.

İmamoğlu, 2019’dan bu yana İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olarak görev yapıyordu. Mart 2025’te tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılmıştı. Avrupa’daki birçok siyasetçi ve kurum, ödülün aynı zamanda demokratik değerlere destek mesajı taşıdığını belirtiyor.

Ödül, bir önceki yıl Kiev Belediye Başkanı Vitali Kliçko’ya verilmişti.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu: Bir Uçurumun Kıyısındayız

“Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine mesaj gönderen Ekrem İmamoğlu, “Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) Cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İstanbul Eyüpsultan’da düzenlenen “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine bir mesaj gönderdi.

İmamoğlu’nun mesajında şu ifadelere yer verdi: “”Son bir yıldır siyasetin yargı eliyle yaptığı en büyük operasyonlardan biriyle mücadele ediyoruz. Ailelerimiz dahi hedef alınıyor. Bizim ise 2019’dan beri tek amacımız var, İstanbul’un tüm ilçelerine aynı özenle, eşit hizmet etmeye çalışıyoruz.

Her iki ilçemizde yaşayan vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştıran T5 Haliç-Tramvay Hattı’nı hizmete sunduk. Avrupa Yakası’nın ilk tam otomatik sürücüsüz metro hattı olan Yıldız-Mecidiyeköy-Mahmutbey Metro Hattı’yla, Eyüpsultan’a ve Kağıthane’ye ulaşımı rahatlattık. İlçelerimizin altyapı sorunlarını çözdük. Haliç Su Sporları Merkezi’ni, Cendere Yaşam Vadisi’nin 1. etap 1. kısmı hizmete açtık.

Artİstanbul Feshane’yi, Biyometanizasyon tesisimizi, Türkiye’nin ilk, Avrupa’nın en büyük atık yakma tesisi olan Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi’ni hizmete açtık. Yurtlarımızla öğrencilerimizin, bölgesel istihdam ofislerimizle iş arayan vatandaşlarımızın, daha önce örneği görülmemiş desteklerle tüm dar gelirli hemşerilerimizin yanında olduk. Milletin parasını, yine milletin hayatını kolaylaştırmak ve güzelleştirmek için harcadık. Eyüpsultan’a da Kağıthane’ye de hak ettiği değeri verdik.

“Bir uçurumun kıyısındayız”

Bizler, hiçbir ayrım gözetmeden vatandaşımıza en iyi hizmeti sunmaya çalışırken, iktidar sahipleri ayrıştıran, kutuplaştıran politikalarıyla ülkemizi bir uçurumun kıyısına sürükledi. Ekonomide bir uçurumun kıyısındayız. Demokraside, adalette, eğitimde, sağlıkta, dış politikada bir uçurumun kıyısındayız. Ya milletçe birbirimize güvenerek kenetleneceğiz ve huzura, refaha kavuşacağız ya da bir kötü aklın, ayrıcalıklı, dar bir zümrenin hırslarına geleceğimizi kurban edeceğiz.

Hepimiz zorlu bir dönemde, ağır görev ve sorumluluklar altındayız. Fakat ne olursa olsun, milletin temsilcilerine diz çöktürmeye çalışanların, milli iradeyi baskı altına almaya gayret edenlerin önünde boyun eğmeyeceğiz. Mücadelemiz, çok partili demokratik rejime son verme niyetini açıkça ortaya koymuş bir avuç insana karşı 86 milyonun demokrasi, adalet ve hürriyet mücadelesidir. Mücadelemiz, herkesin hak ettiği yaşam standartlarına kavuştuğu, özgür, mutlu ve güvenli bir Türkiye kurma mücadelesidir.

Bu mücadelede duraklamaya, ayrışmaya yer yoktur. Bugünkü mücadele azim ve kararlılığımızı dalga dalga büyütmeye devam edeceğiz. Ülkemize adaleti, hürriyeti ve refahı getirene kadar asla durmayacağız. Baştan sona adaletle işleyen, herkesin daha iyi, daha rahat, daha özgür yaşamasını hedefleyen, üretim odaklı, bereketli bir düzen kuracağız.

Bu yeni düzenin hiçbir yerinde partizanlık olmayacak, liyakatsizlik olmayacak. Milletime inancım, güvenim sonsuzdur. Sizleri çok seviyorum. Değerinizi bilin, kendinize güvenin. Kim ne planlar ne kumpaslar kurarsa kursun, son sözü siz söyleyeceksiniz. Bu ülkenin geleceği sizinle aydınlanacak. Her şey çok güzel olacak. Ekrem İmamoğlu. Silivri Zindanı.”

Paylaşın