İslami Kesimin Önde Gelen İsimlerinden “Hüda Kaya için Adalet” Bildirisi

Aralarında Ahmet Faruk Ünsal, Ali Bulaç, Cihangir İslam, Hüseyin Hatemi, İhsan Eliaçık ve Mustafa Yeneroğlu’nun da bulunduğu İslami kesiminin önde gelen isimleri “Hüda Kaya” için adalet istedi:

“Bu yargılama siyasi ve keyfi gerekçelerle daha büyük haksızlıklara ve hukuksuzluklara yol açmadan, siyasi kimliği ve düşüncesi onaylansın ya da onaylanmasın, ağır suçlamalara maruz kalan Hüda Kaya’nın bir an evvel tahliye edilmesini adaletin ve hukukun bir gereği olarak görüyoruz.”

Yedi aydır Silivri Marmara Cezaevi’nde tutuklu olan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Hüda Kaya hakkındaki iddianame ortaya çıktı. Kaya için 38 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680 yıl hapis cezası istenen iddianame Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamenin ortaya çıkmasının ardından Hüda Kaya hakkındaki ağır suçlamalar ve istenen cezalar tepkilere neden oldu. İslami kesimden yazarlar ve düşünürler “Hüda Kaya İçin Adalet” başlıklı bir bildiriye imza attılar.

‘Hüda Kaya İçin Adalet’

İmzaya açılan metin ve imzacı isimler şöyle: “Bizler Hüda Kaya’nın ağırlaştırılmış müebbet ve yüzlerce yıl hapis cezası ile yargılandığı davada adil bir yargılama yapılmadığına, hukuki bir süreç işlemediğine ve siyasi saiklerle bu tutukluluğun devam ettirildiğine inanıyoruz.

Bu yargılama siyasi ve keyfi gerekçelerle daha büyük haksızlıklara ve hukuksuzluklara yol açmadan, siyasi kimliği ve düşüncesi onaylansın ya da onaylanmasın, ağır suçlamalara maruz kalan Hüda Kaya’nın bir an evvel tahliye edilmesini adaletin ve hukukun bir gereği olarak görüyoruz.

İmzacılar: Adnan Fırat, Ahmet Faruk Ünsal, Ahmet Kaya, Ahmet Örs, Ali Bulaç, Arif Özel, Atasoy Müftüoğlu, Berrin Sönmez, Burhan Kavuncu, Cihan Aktaş, Cihangir İslam, C. Kani Torun, Davut Güler, Dilaver Demirağ, Edip Yüksel, Erol Kekeç, Fatma Akdokur, Fatma Betül Kocaaslan, Fatma Bostan Ünsal, Faysal Mahmutoğlu, Gürkan Çakıroğlu, Hadiye Yolcu,

Halil İbrahim Yenigün, Hasan Postacı, Hüseyin Hatemi, Hüseyin Sarıgül, İbrahim Sediyani, İhsan Eliaçık, İslam Özkan, Mehmet Ali Başaran, Mehmet Alkış, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Efe, Menice Rümeysa Gülmez, Metin Karabaşoğlu, Muammer Bilgiç, Mustafa Emin Büyükcoşkun, Mustafa İslamoğlu, Mustafa Yeneroğlu, Müfit Yüksel, Rümeysa Çamdereli, Şakir Diclehan, Ümit Aktaş, Veysi Dündar, Yavuz Değirmenci, Zeki Kılıçaslan.”

Paylaşın

Erdoğan’dan Enflasyon Açıklaması: Tek Haneli Oranları Mutlaka Yakalayacağız

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi yapacağız. Türkiye orta vadeli program ve 12. kalkınma planı ile belirlediği hedeflere emin adımlarla ilerlemektedir” dedi ve ekledi:

“Son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri 142 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerdeki hariç son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren süreç olduğunu çok iyi farkındayız. Hükümet olarak hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük şüphemiz bulunmuyor. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılmarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, başkanlığındaki kabine toplantısı sona erdi. 2 saat 15 dakika süren toplantı sonrası Erdoğan, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“85 milyonun her bir ferdine şahsımıza, partimize ve ittifakımıza duydukları güven için yürekten teşekkür ediyorum. Kabine üyeleri olarak aziz milletimizin teveccühüne mazhar olabilmenin gayretindeyiz. 22 yıla yaklaşan iktidarlarımız döneminde 18 kez sandıkta millete hesap verdik ve hepsinde ibra olduk. Her yıl bütçe görüşmelerinde milli iradenin tecelligahı olan Meclis’e hesap verdik, veriyoruz. Türkiye’nin kaynaklarının nereye gittiğini, neye ne kadar harcandığını ayrıntılarıyla insanımıza anlattık.

Şeffaf, etkin, güven duyulan yönetim geleneğinin ülkemizde yerleşmesi için ne gerekiyorsa yaptık, yapacağız. Biz 85 milyonun tamamının hükümetiyiz. Emekçinin olduğu kadar işverenin, köylünün olduğu kadar şehirlinin, çiftçinin, kadınların, yaşlıların, çocukların da hükümetiyiz. Bize oy verenler kadar, tercihini farklı yönde kullananların hükümetiyiz. 783 bin kilometre kare vatan toprağının her karışına 85 milyon insanımızın her bir ferdine aynı nazarla yaklaşıyoruz.

Felaket tellallarına aldırmıyoruz, fitne tüccarlarına kulak asmıyoruz. Hükümetlerimizin ismini, milletimizin gönlü ile birlikte büyük bir başarı hikayesi olarak siyaset literatürüne yazdıran temel vasfımız işte budur. Bizim için esas olan zaten milletimizin takdiridir, duası ve kararıdır. Allah ömür verdikçe ülke için, halk için ne yaptık sorusunu sormaktan geri durmayacağız.

Son 1 yılda teşkilatımızın fiziki altyapısını güçlendirmek için 52 bin metrekare kapalı alana sahip 5 adalet sarayını işleme açtık. 2 yeni adli tıp binasının inşaatını tamamladık. İnşaatı ve proje çalışmaları devam eden adli tıp sayısı 5’tir. 14 ceza infaz kurumuyla 2 denetimli serbestlik binası faaliyete geçti. Hakim ve savcı sayısı 24 bin 829’a ulaştı. 2 bin 294 hakim ve savcı ataması yaptık.

Aynı dönemde atanan yardımcı personel sayısı 20 bin 779’dur. Yargılamanın hızlandırılması için 168 adli, 9 idari olmak üzere 177 mahkemenin yanısıra 21 istinaf dairesi faaliyete geçirildi. Duruşmalara uzaktan katılımı sağlayan 386 SEGBİS cihazının kurulumu yapılmıştır. Elektronik duruşma sistem sayısı 340’dır. 40 yeni noterlik ile toplam noterlik sayısı 2 bin 385’e yükseldi. 8. Yargı Paketi ile önemli değişikliklere imza attık.

9. Yargı Paketimiz halihazırda Meclisimizin gündemindedir. Son 1 yılda uzlaştırma kapsamında 324 bin 744 seri muhakeme usulü kapsamında 141 bin 243 basit yargılama usülü kapsamında 256 bin 826 dosya hızlı şekilde sonuçlandırılmıştır. Önümüzdeki dönemde adaletin tecellisini hızlandıracak, bazı şikayetlerin önüne geçilecek adımları atmaya devam edeceğiz. Yeni yargı reformu stratejisi ve insan hakları eylem planıyla inşallah bu alanda beklentileri karşılayacağız. Adaletin etkin, hızlı ve tarafsız şekilde işletilmesi için hiçbir fedakarlıktan çekinmeyeceğiz.

Aile müessesesi bir bütün olarak tarihinin en çetin sınavını veriyor. En ağır saldırılara maruz kalıyor. Küresel kültürün desteklediği, teşvik ettiği cinsiyetsizleştirme politikaları insan neslini tehdit eder boyutlara ulaştı. LBGT dayatması faşizmi aratır şekilde toplumu yozlaştırmaya dönüştü. Çok farklı alanlarda ailenin ciddi sıkıntılarla yüzleştiğini görüyoruz. Yakın zaman önce açıklanan 2023 yılı doğum istatistikleri bu tehditlerden ülkemizin de azade olmadığını göstermiştir. Aile meselesinin önemine her vesile ile dikkat çekiyorduk. Son veriler haklılığımızı bir kez daha ortaya koymuştur. Azalan doğum oranları dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de alarm veriyor.

Aile kurumunu güçlendirecek tehditler karşısında dirençli hale getirecek pekçok çalışma yaptık. 8. Aile Şurası’nı düzenledik. Evlenecek çiftlere faizsiz kredi desteğinin yanında eğitim ve danışmanlık hizmetlerini veriyoruz. Fonun ilk uygulamasını deprem bölgesindeki illerimizde başlattık. Başvurusu kabul edilenlere ödemeleri peyderpey gerçekleştiriliyor. Ailenin korunması ve güçlendirilmesi vizyon belgesi ve eylem planını hayata geçirdik. Aile enstitüsünün kuruluş hazırlıklarına başladık.

Dünyada bir başka örneği bulunmayan Darülaceze sosyal hizmet şehrini hizmete açtık. 145 bin 727 metrekareyi bulunan sosyal hizmet şehrimiz, idari binaları, poliklinik, rehabilitasyon ve ibadet haneleriyle örnek oldu. Kadının güçlendirilmesi ve eylem planını hayata geçirdik. 2023 yılı OECD değerlendirmesinde Türkiye kadın erkek eşitliğine duyarlı bütçeleme yapan 23 ülke arasında yer aldı. Kadına yönelik şiddette mücadeleyi temel politikamız haline getirdik. Savaş mağduru Filistinli kadın ve çocuklara sosyal yardım hizmeti sağlıyoruz.

6 Şubat depremlerinden etkilenen vatandaşlarımız dahil 1.7 milyon kişiye psikososyal destek verdik. Evde bakım yardımı kapsamında 36 milyar 360 milyon lira ödeme yaptık. 1033 çocuğumuzu koruyucu aile yanına yerleştirerek çocuk sayısın 10 bin 213’e çıkardık. Güçlü aile, güçlü Türkiye vizyonuyla bu alandaki faaliyetlerimizi genişleterek sürdüreceğiz.

Çalışma hayatının iyileştirilmesine yönelik tarihi nitelikte birçok adım attık. Dünyanın en kapsayıcı yaygın ve kuşatıcı sosyal güvenlik sistemine sahip ülkeyiz. Çalışanı, memuru, emekliyi, ücretli kesimi enflasyona ezdirmeme ilkemize bugüne kadar sadakatle bağlı kaldık. Asgari ücret net 17 bin 2 lira olarak belirlendi. Böylece bir önceki döneme göre net asgari ücret artış oranı yüzde 49, 2023 Ocak dönemine göre artış oranı yüzde 100 olarak gerçekleşti.

Memurlarımızın maaşlarını söz verdiğimiz üzere Temmuz 2023’te en düşük 22 bin liraya, Ocak itibariyle 33 bin liraya çıkardık. Toplu sözleşme görüşmelerinde 11 hizmet kolunun tamamında mutabakat sağlandı. En düşük emekli aylığında net yüzde 82 artışa gittik. Ekim ayında emeklilerimizin tamamına bir defaya mahsus olmak üzere 5’er bin lira ödedik. Kurban Bayramı ikramiyesini 10-14 Haziran tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırıyoruz. Tek kalemde 42 milyar tutarında ödeme yapmış olacağız.

İşsizlik oranımız yüzde 8,6 ile son 10 yılın en düşük seviyesine indi. Kadın istihdam oranını yüzde 32,5’a, istihdam sayımızı 12,3 milyon kişiye yükselttik. Kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi olanların istihdamına verdiğimiz teşviği 2025 sonuna kadar uzattık. Yılda 650 bin kişi için sosyal güvenlik primi işveren paylarını karşılıyor, reel sektöre yaklaşık 25 milyar destek oluyoruz. İŞKUR aracılığı ile 1,3 milyon kişiyi işe yerleştirdik. 6 Şubat depremleri nedeniyle mücbir sebep hali ilan edilen il ve ilçelerde işveren ve sigortalılarımızın SGK’ya ödenmesi ertelendi. İşverene asgari ücret desteği uygulamasında destek tutarını 700 liraya çıkardık. 2024 Mart ayın itibariyle işverene toplam 99,1 milyar lira asgari ücret desteği verildi.

Son 1 yılda geri ödeme listemiz genişletilerek 168 adedi kanser ilacı olmak üzere 570 adet ilaç geri ödeme kapsamına alındı. 858’i kanser olmak üzere geri ödeme listelerinde yer alan ilaç sayısı 8 bin 457’ye ulaştı. Sağlık raporu olan hastalarımızın sıra alıp beklemeksizin aile hekimlerine giderek ilaçlarını yazdırmalarını kolaylaştırdık.

Ülkemizin birinci gündemi deprem bölgesi ve afetlere hazırlıktır. 6 Şubat’ta millet olarak hem kendi hem de insanlık tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadık. 680 bini konut 170 bini ticari alan olmak üzere 850 bin bağımsız bölüm kullanılamaz hale geldi. 53 bin 614 vatandaşımız hayatını kaybetti. Vefat eden ve inşallah şehit olduklarına inandığımız tüm kardeşlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet diliyorum. Yeni kabinemizin de önceliği depremin yaralarının süratle sarılmasıydı. 2024 yılının bütçesinde deprem çalışmalarına 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Kira yardımı, taşınma yardımı, destek ödemesi, tahliye ödemesi gibi farklı kategorilerde vatandaşlarımıza doğrudan yaptığımız ödemelerin tutarı 126 milyar lirayı aşıyor.

Depremden etkilenen 11 şehrimizde 451 bin 297 bağımsız bölümün büyük kısmının ihale sürecini tamamlayarak inşasına başladık. 4 bin 333 köyde 50 bini çelikten toplamda 100 bin köy evi inşa ediyoruz. İnşası biten konutlarımızın hak sahipliğini belirliyoruz. 76 binden fazla konutumuzun hak sahiplerini belirleyip vatandaşlarımıza teslim ettik. Bu sayı başlangıç. İnşallah her ay 10-15 bin konut bitirerek, yıl sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz. 2025 yılının sonuna doğru konut ve işyerleri hak sahiplerine konutlarını teslim edeceğiz.

Depremde en çok hasar gören Adıyaman, Hatay, Kahramanmaraş ve Malatya’ya şehir meydanı projesi yapıyoruz. İçme suyu, atık su, kanalizasyon, arıtma tesisi gibi altyapı projeleri için İlbank aracılığıyla yerel yönetimlere 64 milyar lira hibe desteği veriyoruz. Yerinde dönüşüm projesini devreye aldık. Konutlar ile köy evleri için 1,5 milyon lira finansman sağlıyoruz. Projeye başvuruların sayısı 256 bine ulaştı. 28 binden fazla vatandaşımız işlemlere başladı. Kentsel dönüşüm çalışmanın önündeki hukuki engelleri yeni yasayla kaldırdık.

İstanbul’da hayata geçirdiğimiz yarısı bizden kampanyasıyla hak sahiplerine 1,5 milyon destek veriyoruz. Şu ana kadar 30 bin bağımsız bölüm için dönüşüm süreci başladı. 31 Mart seçimleri öncesinde İstanbul’un risklerini her fırsatta gündeme getirmiştik. Toplam 7,5 milyon bağımsız bölümün 600 bininin acilen dönüştürülmesi gerekiyor. Pazar günü Küçükçekmece’de çöken bina kentsel dönüşümün İstanbul için ne kadar hayati olduğunu hepimize tekrar hatırlatmıştır. İstanbul bu konuda adım atmakta geciktikçe riskler daha da artacaktır.

“Kapsamlı tedbirler alacağız”

Hangi parti olursa olsun bu milli görevdir. Bu meselenin yeterince idrak edilmediğini görüyoruz. Hükümetimizin hassasiyetinin yerel yöneticiler tarafından gösterilmesini özellikle bekliyoruz. Dirençli şehirler projesini başlattık. İzmir dahil 5 şehrimizde hak sahiplerine 180 ay vade yüzde 0,69 gibi düşük maliyetle 2,5 milyon liralık finansman sunuyoruz. Sıfır atık ile 2017’de yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı 2023’te yüzde 35’e çıkardık. 2035’de hedefimiz yüzde 60’dır. Vatandaşlarımızın denize ulaşmasına engel olan hukuk dışı yapıları yıkıyoruz. Türkiye deniz projesiyle halkımızın denizlere erişimini kolaylaştırarak deniz kıyılarında yaşam kalitesini artıracağız. Kirliliği önlemek için kapsamlı tedbirler alacağız.

Enerji son yıllarda gerçekten tarih yazdığımız bir başka alandır. Ülkemizin yeraltı ve yer üstü kaynaklarını ekonomimizin istifadesine sunma noktasında büyük mesafe aldık. Filyos’ta günlük doğalgaz üretimi 5,1 milyon metreküpü aştı. 2 milyon hanenin doğalgaz ihtiyacını buradan karşılayabiliyoruz. Karadeniz gazının sevincini milletimizle paylaşmak için başlattığımız ücretsiz doğalgaz desteğini 1 yıl boyunca devam ettirdik. Böylece insanımıza toplam 87 milyar liralık doğrudan destek sağlamış olduk.

Fatih sondaj gemisi Sakarya gaz sahasında yeni keşifler için Göktepe 1 ve Göktepe 2 kuyularına sondaj çalışmalarına başladı. Gabar’da yıl sonunda inşallah günlük 100 bin varile ulaşmayı hedefliyoruz. Hakkari ve Siirt başta olmak üzere bölgenin diğer yerlerinde arama, tarama ve sondaj faaliyetlerimiz devam ediyor. Türkiye on yıllar boyunca hain terör saldırıları sebebiyle kullanamadığı kaynaklarından faydalanmaya başlamıştır. Terörle mücadelemizi çok boyutlu şekilde terör bölgede zemin kaybettikçe sadece ekonomimiz büyümeyecek, aynı zamanda demokrasimiz de serpilecek, güçlenecek.

En temiz enerji olan nükleer konusunda da yoğun çaba harcıyoruz. Akkuyu santralinin birinci reaktörünün inşaatı yüzde 90 tamamlandı. Mekanik testler yapılmaya başlandı. Türkiye’nin 2030 stratejisinde uygulanacak ikinci ulusal enerji verimliliği eylem planını devreye aldık. 2030 yılına kadar tüketimimizi yüzde 16 azaltacağız. 100 milyon ton emisyon azaltımına katkıda bulunacak kamu ve özel sektörle birlikte 20 milyon dolarlık enerji verimliliği yatırımı gerçekleştireceğiz.

Cezayir, İran, Irak, Japonya, Venezuela, ABD, Azerbaycan, Gürcistan, Çin Halk Cumhuriyeti ile bu kapsamda işbirlikleri tesis ettik. BOTAŞ Bulgaristan, Macaristan ve Romanya’ya gaz ihracına başladı. İlk kez sınır komşumuz olmayan iki Avrupa ülkesine doğalgaz ihraç ediyoruz. Iğdır – Nahçıvan doğalgaz hattının temeli atıldı. Nahçıvan’ın yıllık doğalgaz ihtiyacının tamamı artık Türkiye üzerinden karşılanacak.

Bugün ancak 5 bakanlığımızın son 1 yıldaki karnesini ortaya koyabildik. Cuma günü Türkiye Yüzyılı Maarif Modelimizin tanıtımını yapacağız. Cumartesi günü de TİM’in olağan genel kuruluna iştirak edeceğiz. Orada da ekonomiyle ilgili son 1 yılda neler yaptığımızı kamuoyumuzun ve iş dünyamızın bilgisine sunacağız.

Dün açıklanan enflasyon ve dış ticaret rakamlarıyla ilgili kapsamlı bir değerlendirmeyi yapacağız. Türkiye orta vadeli program ve 12. kalkınma planı ile belirlediği hedeflere emin adımlarla ilerlemektedir. Son 1 yılda Merkez Bankamızın brüt rezervleri 142 milyar doların üzerine çıktı. Net rezervlerdeki hariç son 1 yılda 67 milyar dolara ulaştı. Tek haneli enflasyon oranlarını mutlaka yakalayacağız. Bunun sabır, irade ve şüphesiz kararlılık gerektiren süreç olduğunu çok iyi farkındayız. Hükümet olarak hedeflerimize ulaşacağımızdan en küçük şüphemiz bulunmuyor. Önümüzdeki günlerde farklı toplantılarda son 1 yıldaki icraatlarımızı milletimizle paylaşmayı sürdüreceğiz.

Bugün ilk yerli ve milli haberleşme uydumuz TÜRKSAT 6A’nın yolculuğu başlıyor. 8-15 Temmuz tarihleri arasında uydumuzu yörüngesine göndermeyi planlıyoruz. Uydularımızın ulaştığı nüfus 5 milyara çıkacak. Türkiye uydu ihracatçısı konumuna ulaşmış oldu. Kamu çalışanlarımız için 16 Haziran pazar günü başlayacak Kurban Bayramı sonrasındaki 2 günlük süreyi idari izin kapsamına aldık. Perşembe ve Cuma günlerini de bayram tatiline ekleyerek 9 günlük bayram tatilini sağlamış oluyoruz.

Paylaşın

DEM Partili Vekillerden Meclis’te “Kayyım” Nöbeti

DEM Parti Meclis Grubu, “Kayyım atamasının neden olduğu hak ihlallerinin araştırılması” başlıklı grup önerisinin okunmasının ardından Meclis kürsüsünde eylem yaptı.

Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın uyarısına rağmen DEM Partililer kürsüden inmeyince birleşime ara verildi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi DEM Partili vekiller, gece saatlerine kadar Meclis’te nöbet tutacak. DEM Parti Meclis Grubu, “Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz” yazılı pankart açtı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti),  Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda belediyeye kayyum atanmasının neden olduğu hak ihlallerinin araştırılması için verdiği Meclis araştırılmasının öne alınarak görüşülmesi talebiyle grup önerisi sundu.

Grup önerisinin gerekçesini açıklayan DEM Parti Hakkari Milletvekili Vezir Coşkun Parlak, “Siz kayyım ataması yaparak sadece DEM Parti’ye oy verenlerin iradesini gasp etmiyorsunuz. Seçme, seçilme hakkını ortadan kaldırdığınız için tüm partilere oy veren seçmenin de iradesini elinden alıyorsunuz” dedi.

Hükümetin kayyum kararını eleştiren Parlak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Partimizle olan derdiniz Kürt halkıyla olan derdinizdir. Siz Kürt’ün kimliğini, kültürünü seçme ve seçilme hakkı dahil hiçbir siyasi, sosyal, kültürel hakkını tanımıyorsunuz. Kürtlere düşmanlık hukuku uyguluyorsunuz.

Kayyım sisteminin basit bir idari işlem olmadığını dünya alem biliyor. Kayyım sistemi bir rejimdir, darbe sistemidir. Kürk halkına yeterince zulüm edersek boyun eğerler diye düşünüyorsunuz. Biz parmak ile sayılacak, vurarak tükenecek bir halk değiliz. Kendini galip sayıp böbürlenenler bilsin ki sizin parti militanınız olarak atadığınız kayyum halk iradesini çalan bir gaspçı olarak anılmaya mahkumdur.”

“Hakkari halkının özgür iradesiyle yaptığını siz siyasi yargıyla, polis copuyla, asker tüfeğiyle yıkamazsınız” diye konuşan DEM Partili Parlak, sözlerini, “Biz eş başkanlarımıza, belediyemize, halkımızın demokratik iradesine ne pahasına olursa olsun canımıza da mal olsa sahip çıkacağız. Biz seçimden önce şunu söyledik: ‘Müthiş kazandığımızı göreceksiniz’ dedik. Müthiş direndiğimizi de göreceksiniz. Hakkari’de asla sizlere boyun eğmeyecek ve kazanan bizler olacağız, kaybedecek olanlar da sizlersiniz” şeklinde sürdürdü.

Parlak’ın konuşmasının ardından DEM Partili milletvekilleri Hakkari Belediyesi’ne kayyım atanmasını protesto etmek için ellerinde ‘Belediyeler bizimdir, gaspa izin vermeyeceğiz’ yazılı dövizlerle kürsünün etrafında toplandı ve Genel Kurul’da nöbete başladı.

Oturumu yöneten TBMM Başkanvekili Gülizar Biçer Karaca’nın uyarısına rağmen DEM Partililer kürsüden inmeyince birleşime ara verildi.

Öte yandan birçok kentte kayyım protestoları devam ederken DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, DEM Parti milletvekilleri ve belediye eşbaşkanları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır, Emek ve Özgür İttifakı bileşenleri, CHP heyeti ve STK temsilcileri de Hakkari’de kayyım kararını protesto ediyor.

Ne olmuştu?

31 Mart yerel seçimlerinde DEM Parti’nin kazandığı Hakkari Belediyesi’ne polisler tarafından baskın yapılmış, Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış da Van’da gözaltına alınmıştı.

İçişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, seçilen Belediye Başkanı Akış’ın “PKK/KCK yapılanmasında üst düzey görev aldığı” iddia edilerek Hakkari Belediyesi’ne kayyum atandığı belirtilmişti. Açıklamada, Akış’ın “geçici tedbir olarak” görevden alındığı ifade edilmişti.

Paylaşın

Erdoğan’ın Merkez Bankası Başkanı’nı Değiştirme Yetkisi İptal Edildi

Anayasa Mahkemesi (AYM), AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı’nı atama yetkisini oybirliğiyle iptal etti.

Anayasa Mahkemesi (AYM), TBMM’den yetki alınmadan yapılan bu değişikliklerin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Oybirliğiyle alınan karar 12 ay sonra yürürlüğe girecek.

Anayasa Mahkemesi (AYM), Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerinin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle açtığı davayı 6 yıl sonra karara bağladı.

AYM, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) başkanını görev süresi dolmadan değiştirme yetkisini iptal etti ve TBMM’den yetki alınmadan yapılan bu değişikliklerin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti.

Kararla 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) 151. maddesinin (h) ve (j) bentlerinin anayasaya aykırı olduğuna hükmedildi.

AYM’nin kararında anayasaya aykırılık sorunu başlığı altında iptal edilen yetki hakkında şunlar ifade edildi: “1211 sayılı Kanun’un 25. maddesinin birinci fıkrasında Merkez Bankası Başkanının (Guvernör), Bakanlar Kurulu kararıyla beş yıllık bir dönem için atanacağı, bu sürenin sonunda yeniden atanabileceği hüküm altına alınmakta iken dava konusu kuralla anılan fıkra yürürlükten kaldırılmıştır.

Merkez Bankası başkanının görev süresini düzenleyen hükmün yürürlükten kaldırılmasını öngören kural, Anayasa’nın İkinci Kısmı’nın Dördüncü Bölümü’nde yer alan kamu hizmetlerine girme hakkına ilişkin düzenleme içerdiğinden Anayasa’nın mülga 91. maddesi uyarınca KHK ile düzenlenemeyecek yasak alanda kalmaktadır.”

Oybirliğiyle alınan karar 12 ay sonra yürürlüğe girecek.

İletişim Başkanlığı: AYM Erdoğan’ın yetkisini iptal etmedi

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’na bağlı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi (DMM), Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Merkez Bankası başkanı ve rektör atama yetkilerini iptal ettiğine dair iddiayı yalanladı.

DMM’nin sosyal medya hesabından, yapılan açıklamada, AYM’nin 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin (KHK) iptali talebiyle yapılan başvuruyu karara bağladığı anımsatıldı. Bu kararda, düzenlemenin tümünün iptal edilmesi talebinin reddedildiği, düzenlemede yer alan bazı hükümlerin ise iptaline karar verildiği belirtildi.

Bahse konu KHK ile 2 bin 375 hükümle ilgili düzenleme yapıldığı vurgulanan açıklamada, AYM’nin bu hükümlerin sadece bazılarında iptal kararı verdiğine işaret edildi.

Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: “Kamuoyunda da yankı bulan rektör ve Merkez Bankası başkanı atamaları konusundaki iptal kararları, ‘KHK ile değil kanunla düzenleme olması gerektiği’ gerekçesiyledir. Dolayısıyla esas bakımından bir iptal söz konusu değildir.

Mahkeme, kararların bugünden itibaren 12 ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir. Dolayısıyla mevcut uygulamalar açısından bir değişiklik bulunmamaktadır. Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yürürlüktedir. Rektör atamaları da Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 130’uncu ve 2547 sayılı Yüksek Öğretim Yasası’nın 13’üncü maddeleri uyarınca zaten Cumhurbaşkanı tarafından yapılmaktadır.”

Paylaşın

CHP Lideri Özgür Özel’den “Erken Seçim” Mesajı

Partisinin grup toplantısında konuşan CHP Lideri Özgür Özel, Ekonomi politikalarını ve krizin faturasının çalışanlar ve emeklilere çıkarılmasını da eleştirerek, “Biz yerel seçim sonuçları nedeniyle erken seçim istemeyiz. Ama böyle giderse millet erken seçimi ister, kimse de önünde duramaz” dedi.

Özgür Özel, Hakkari Belediyesi’ne atanan kayyumla ilişkili, ”Belediye başkanı olacağında temiz kağıdı ver. Bir günde kayyum ata. Kayyum atama Hakkari halkının iradesine saygısızlıktır. Belediye Başkanı tutuklanırsa yerine belediye meclisinden başkan seçilir. Kayseri bir belediye meclisi Hakkari bir belediye meclisi seçiyor. İçinizden seçemezsiniz ben atarım diyor. Valiyi atıyor. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz” ifadelerini kullandı.

Özel, Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 703 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) bazı maddelerini iptal eden kararına değinerek, ”Tayyip bey buradan söylüyorum yaptığınız herşeyi AYM iptal etti. 270 sayfa iptal var. Memleketin nasıl bir hukuksuzlukla yöneltildiği buradan belli oluyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen sistem kökten hukuksuzdur. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak, yetkiyi veren milletin aklıyla alay etmemek gerekir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunuyor. Özel’in konuşmasında öne çıkan bölümler şöyle:

Bizden adaylaşamayan bütün belediye başkanlarına listelerde yer verildi. Pek çoğunu YSK düşürdü. Biz Bilecik Belediye Başkanımızı ittifakla seçmiştik. Seçime 1,5 ay kala AK Parti ile birlikte Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığı düşürüldü, Bilecikliler 31 Mart’ta tam mutabakatla seçti. Seçim sonrası ilçe seçim kurullarında itirazlarımızla AK Parti ile MHP ile oylar kullanıldı, sustuk bekledik.

Bugün partimizin çağrısıyla arkadaşlarımızla görüşen birisi babaocağına dönüyor diye CHP ile kavga etmeye çalışanlara şunu söyleyim; ben iktidar dışında kimseye muhalefet etmem, siz istiyorsunuz diye de sizle kavga etmem. Pazar günü CHP’nin tekrarlanan seçimlerde adayları vardı. 3 yerde iddia koyduk, iki ilçeyi kazandık. Siz ne yaparsanız yapın, İstanbul’da Ekrem Başkan’ın kazandığı ilk seçimi kabul etmeyip yenilerseniz, Pınarbaşı’nda da aynı şey oldu. Pınarbaşı halkı, zorbalığa başkanımı yedirmem dedi.

MHP için kritik önemdeki bir yer. MHP’liler emin olsun, Alparslan Türkeş’in memleketini CHP kazandı diye MHP’lilere hürmetsizliğimiz olmaz. Herkes bilsin ki sizin hukukunuz önce bana sonra da Deniz Yağan’a emanettir. CHP gerilimden beslenen bir parti değildir. Siyasi rakipleri düşman bilmeyiz. Sayın Bahçeli’nin bugün kullandığı tüm ifadeleri, onları metne yazan, bütün MHP’lilerin yakından bildiği ve yaka silktiği iki ismin kusuru. Devlet Bey’in de canı sağolsun.

Çay mitingi: Rize’deydik. Çay üreticisinin sesi duyurmak için oradaydık. Eskiden zeytinin fiyatı çayın fiyatıyla aynıyken şimdi çayı 17 liradan alıyorlar. Rize sonuna kadar itiraz ediyor. Maliyeti sordum; 19 diyen de var 21 diyen de. 19 lira maliyetinin bile fiyatı değil. Çay kanunu verdik. Son kanun 14 Mayıs’ta oylandı ve reddedildi. Önerimiz satılan çaylar da dahil olmak üzere 8 lira fark en geç bir ay sonra ödenmeli, birinci sürgün 25 lira olarak ödenmeli. Taban fiyat uygulamasına geçilmeli, çayın taban fiyatı 25 lira olmalıdır.

Hakkari’ye kayyım atanması: İki ay önce yapılan seçimlerde bütün Türkiye karar verdi. 81 ilde seçimlere girdik, bunların 30 büyükşehirin 14’ünü kazandık, 21 il belediyesi kazandık. Her ili kazanamadık, kazanamadığımız yerlerde nasıl kazanırızın muhasebesini yaptık. Hakkari de kararını verdi. Hakkari’de her iki kişiden birinin oyunu alan Mehmet Sıddık Akış seçildi. Dün bir operasyonla Hakkari Valisi’nin göreve atandığını gördük.

İlgili iddianame 2011 yılında başlayan soruşturmaya ait. Dava 2014’te açılmış. 14 yıllık mesele. İddianameyi hazırlayan savcı FETÖ’den firarda. İddiaları ispat imkanı yok. Dün yeni bir soruşturma açılıp, belediye başkanı yeni soruşturmaya istinaden gözaltına alınıp, suçu varsa, kaydı varsa, delil varsa elbette cezalandırılabilir ama usul yöntem bellidir. Kayyum atamak Hakkari halkının kararına saygısızlıktır. Bir kanun hükmünde kararnameyle terörle ilişkiliyse kayyum atarım, içlerinden seçtirmem.

Bu anlayış AK Parti’yi, Cumhur İttifakı’nın 31 Mart günü seçimlerde aldığı hezimetin en önemli birkaç sebeplerinden birisidir. Milletin iradesine saygısı olmayanın milletin gönlünde yeri olmaz. Ahmet Türk ziyaretime geldi. Kendisi Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı. 2014’ten beri. Türkiye’de büyükşehir kanunu çıktığından beri Mardinliler Ahmet Türk’ü seçiyor. İrade bu kadar net. O günden bugüne 10 yıl 2 ay, bugünden sonra 5 yıl yapması lazım.

Ama 2 yıl 4 ay belediye başkanlığı yapmış. Sonra o valiler, Süleyman Soylu’ya 30 bin liralık tespihler verip faturayı belediyelere ödetiyorlar. Sadece iddiayla kayyum atamak, yerine valiyi atamak demokrasiye yakışır değildir. Hakkari’de atanan kayyumu da, Mardin’deki niyeti de CHP’nin belediyesine atanmasına nasıl tepki veriyorsak öyle veriyoruz. Sana göre bana göre demokrasi olmaz.

KHK’lar: Burası bir hukuk devletiyse anayasaya uyacağız. Anayasa’ya aykırı kanun, kanun hükmünde kararname varsa, görev CHP’nindir. Bu rejim 16 Nisan referandumunda başladı. İlk yapılacak seçimde yetki kanunu çıkarıldı. 60 gün içinde inceledik, tuğla gibi başvuru yaptık. Bizim 60 günde iddia ettiğimiz aykırılıkları AYM 6 yılda inceledi. AYM; belediyelerin cumhurbaşkanlığı kararıyla kurulmasından Adalet Bakanı’nın HSK’da görev almasına, TRT’ye taşınmazların devredilmesinden özel şirket kurmasına dek pek çok düzenlemeyi iptal etti.

Huzur hakkı, ek gösterge, Yargıtay’ın yapısı, Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın mülklerinin devri, TRT’ye arsa tahsisi, BTK’nın yapısı, bakan müşavirlerinin atanması, HSK’nın yapısına dayanak teşkil eden tüm düzenlemeler, ne kadar kurum varsa Ekonomik Sosyal Konsey dahil, RTÜK Genel Müdürü’nün maaşı dahil, RTÜK’ün şirket kurmasına kadar devlette yaptıkları her şeyi iptal etti. 1 yıl da zaman verdi.

Dün akşam itibariyle Türkiye Cumhuriyeti’nin kolonları kesiktir, temeli kumdandır, devleti sakatlamışlardır. AK Parti ile MHP’nin anayasa tanımazlığı sebeptir. Sayın Erdoğan yaptığınız her şeyi Anayasa Mahkemesi iptal etti. Meclis’te 1 sene içinde kanun olarak çıkmazsa devlet kolonsuz, kirişsiz kalacaktır. Anayasa istemek için önce mevcut anayasaya uymak gerekmektedir.

6 Şubat depremleri: Afet sırasında orduyu göreve davet edemedi. Depremden sonra bir yıl içinde 650 bin konutun teslim edileceğini söylediler. Ancak 79 bin konut verdiler. Yani yüzde 10’unu verdiler. Orta hasarlı konutlar var. ‘5 Nisan 2024’e kadar konut güçlendirme ruhsatı alın’ dediler. Paralarını verdiler, kredi aldılar. Şimdi ‘konutunu güçlendirmişsin ama biz burayı rezevr alanı ilan edeceğiz’ diyorlar. Hatay’da rezerv alana büyük bir isyan var. Bunun için rezerv alanı konusundaki mağduriyetin ortadan kalkması, sesinin duyulmasını istiyoruz.

İnsanlar devletten, adam kayırmacılık olmasın, adalet istiyoruz diyorlar. Adalet askıda diyor insanlar. Hata yapan kamu görevlileri yargılansın diyor deprem bölgesinde insanlar. Depremde yıkılan Ezgi Apartmanı’na adalet gelmezse bu hepimizin ayıbıdır. Antalya Kepez’de yaşanan teleferik kazasında 1 vatandaşımız hayatını kaybetmişti. Bu olayla ilgili bir kişi hayatını kaybetti ancak CHP’li olduğu için içerde tutuluyor. Ancak depremde Palmiye Sitesi yıkılıyor; 150 kişi hayatını kaybediyor. Bu olayla ilgili AK Partili olduğu için sorumlular dışarda gezebiliyor. Böyle düzene yazıklar olsun.

Ekonomik kriz: Bugün bir yıkımın da yıldönümü. Sayın Bakan Nebati’den kurtuluşun, Sayın Bakan Şimşek’e tutuluşun yıldönümü. Önceki gittiğinde dolar 20 TL’ydi, bu rasyonelin döneminde dolar 32 TL. Enflasyon ise yüzde 70’lere çıktı. Son 18 ayın en yüksek enflasyon oranıdır bu. Enflasyonun düşmesi demek fiyatların düşmesi demek değildir. Enflasyon ancak eksi olursa fiyatlar düşmeye başlar. Açlık sınırı 19 bin liradır.

Emeklilerin ortalama maaşı 12 bin 500 liradır. Emeklilerin maaşları, açlık sınırının altındadır. Türkiye, Avrupa’da enflasyon oranında en yüksek ülkedir. Devlet ilkokul öğretmenine 20 yıllık ne veriyorsa, özel sektördeki öğretmene de onu vermelidir. Öğretmenler asgari ücrete mahkum edildi ve ona isyan edildiler. Deprem bölgesinde çalışan öğretmenler, öğrencilerin göçmesiyle eksik kaldılar. Onların da ek atama talepleri var. Onların sesini duyurmak da CHP’lilerin boynunun borcudur.”

Paylaşın

Tuncer Bakırhan’dan Kayyım Tepkisi: Boyun Eğmeyeceğiz

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, Tüm il ve ilçe örgütlerimize, üyelerimize ve partimize gönül verenlere sesleniyorum. Nerede olursanız olun, bulunduğunuz her yerde bu zulme karşı sesinizi yükseltin” dedi ve ekledi:

“Bütün arkadaşlarımıza, dost çevrelerimize, barış ve demokrasi isteyenlere sesleniyoruz. Kimse yerinde bir dakika bile durmasın. Artık yeter diyoruz. Mücadele edeceğiz. Belediyelerimizi en güçlü bir biçimde koruyacağız… Seyit Rıza baş mı eğdi? Orhan Doğan boyun mu büktü? Ayşe Gökkan aman mı diledi? Alp Altınörs diz mi çöktü? Ant olsun, bu kirli yöntemlere boyun eğmeyeceğiz! Yaşattığınız zulümleri de asla unutmayacağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bakırhan’ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

“Dün yine Türkiye’nin değişmeyen gerçeğiyle uyandık. Hakkari Belediyesi alçakça gasp edildi. 31 Mart seçimlerinde çok yoğun bir mücadele verildi. Emin olun sistem bütün gücüyle Hakkari’ye yükleniyordu. Orayı da garnizon haline yapmışlar. Geçmişte de en hukuk dışı işlerin yürütüldüğü bir kentti. Neredeyse Soylu’nun düzenli ziyaret ettiği merkezlerden biri haline gelmişti.

Biz Hakkari’de siyasi partilerle yarışmadık. Korucularla, beşli çeteyle kirli sermayeyle, itirafçılarla, devletin bütün kurumlarıyla, JİTEM ittifakıyla orada yarıştık. Hakkari’nin gençleri, emekçileri kadınları bütün bu baskıya rağmen iradelerini ortaya koyarak belediye seçimlerinde Mehmet Sıddık Akış yoldaşımızı seçtiler.

Evet, ne yaptılar yine bir sabah kayyım darbesi atadılar. Zannediyorlar ki biz bu gaspa sessiz kalacağız, buna izin vereceğiz. Buna geçit vereceğiz. Yok öyle bir yağma. Biz Hakkari’de Van’da olduğu gibi Türkiye’deki gerçek demokratik muhalefetle birlikte Hakkari’nin iradesine savunacağız. Tekrar yerel yönetimleri alıncaya kadar da Hakkari’den ayrılmayacağımızı buradan belirtmek istiyorum. Edi bese, artık yeter! Bu haksızlığa, bu düşman hukukuna yeter diyoruz. Kayyum anlayışına asla izin vermeyeceğiz.

Neymiş, belediye başkanımız 50 bin lirayla İran’a kaçacakmış. Siz bizim kaçtığımızı nerede gördünüz? Belediye başkanımız YSK’ye başvurdu. YSK kimdir? Türkiye’de AKP’nin yetkin olduğu bir kurum değil mi? Sizin kurumunuz aday olabilir dedi mi, dedi. Bir anda ne oldu da ortada herhangi bir karar yokken, dosyada gizlilik kararı varken eşbaşkanımız suçlu gösteriliyor. Dosya 2014’te açılmış açan savcı FETÖ’den aranıyor. Hangi cürette mahkeme kararı olmadan, soruşturma bile değilken kendinizi mahkeme yerine koyup bu kararı veriyorsunuz?

İçişleri Bakanı’nı uyarıyorum. MHP’nin Ergenekon’un kayığına binerek gideceğiniz yer, Soylu gibi tarihe suç işleri bakanı geçmenizi sağlayacaktır. Bir karar veriniz. Biz biliyoruz ki kayyım kararı Kızılcahamam’da alındı. Orada üç günlük kampı toplarken ne demişti AKP Genel Merkezi? Yeni anayasa tartışacaklarmış, normalleşmeyi tartışacaklarmış. Üç gün toplandılar tartıştılar çıka çıka kayyım darbesi çıktı. Bunlar değişim dediği, normalleşme dediği işte bu kadardır.

Bunların normalleşme dediği Kobane kumpas davasında yüzlerce yıl ceza verilmesidir, 28 Şubat darbecilerinin serbest bırakılmasıdır, seferberlik yönetmeliğinin değişmesidir, etki ajanlığı yasasıdır. Normalleşme dediği Hakkari’de kayyım darbesidir. Bizlere mesaj veriyorlar. İstediğimiz zaman, beğenmediğimiz zaman, bizim gibi düşünmediği zaman herkese her yere kayyım atarız mesajı veriyorlar.

AKP – MHP ittifakının çimentosu Kürt düşmanlığıdır. Japonya’dan Ortadoğu’ya Avrupa’da dünyanın dört bir yanında nerede Kürt iradesi görüyorlarsa tehdit olarak görüyorlar. Japonya’da kendi anadilleriyle eğitim gören insanların eğitimine bile karışıyorlar. Japonya hükümeti ile büyük bir kriz çıkardılar. Bu Kürt düşmanlığı değil de nedir?

AKP – MHP ittifakının birleştiği en temel nokta Kürt düşmanlığıdır. Daha geçen gün Hilvan’da 31 Mart’ta hileyle iptal ettikleri seçimde Kürt halkı en güçlü cevabı verdi. 31 Mart’ta beş yüz oy farkla kazanmıştık. İptal ettiler. 2 Haziran seçimlerinde üç binden fazla oyla kazandık. İktidar Hilvan’dan gereken dersi almadı. Kürtlere dönük OHAL’de ısrarcı olduğunu Hakkari’de gösterdi. Bakın bu OHAL hukukudur. Bu darbe hukukudur. ‘Bu ülkede Türk olmayanın tek bir hakkı vardır. O da Türk’e hizmet etmektir’ diyenlere geçmişte geçit vermedik. Allah’ın izniyle size de boyun eğmeyeceğiz.

“Artık iki yüzlü davranmaktan vazgeçin. Şeffaf olun!”

AKP – MHP ittifakına sesleniyoruz, buyurun yeni anayasanızın ilk iki maddesini açıklıyorum. Madde 1: Kürtler Türkiye’de sömürge bir halktır. Sömürge usulleri ile idare edilir. Madde 2: Kürt halkının seçme ve seçilme hakkı yoktur. Yaşadıkları kentleri yönetme hakları yoktur. İşte sizin yeni anayasadan anladığınız bu iki maddedir. Bu iki maddeyi en başa yazın. Kürtlerin bulunduğu yerde yerel seçimler yapmıyoruz. Genel seçimlerde seçilenleri cezaevlerine atıyoruz yazın. Yazın ki artık iki yüzlü davranmaktan vazgeçin. Şeffaf olun!

Alın yeni anayasanızı başınıza çalın. Hedef Hakkari’de Kürdün iradesidir ama tuzak barış ve demokrasi isteyenleredir. Bu ülkenin hakları bu zulüm karşısında ortaklaşmadığı zaman daha bunları çok göreceğiz. Bir araya gelip bu zulme artık dur dememizin zamanı gelmedi mi? Van’ı nasıl savunduysak, Hakkâri’yi de öyle savunacağımızı söylemek istiyorum.

Tüm il ve ilçe örgütlerimize, üyelerimize ve partimize gönül verenlere sesleniyorum. Nerede olursanız olun, bulunduğunuz her yerde bu zulme karşı sesinizi yükseltin. Bütün arkadaşlarımıza, dost çevrelerimize, barış ve demokrasi isteyenlere sesleniyoruz. Kimse yerinde bir dakika bile durmasın. Artık yeter diyoruz. Mücadele edeceğiz. Belediyelerimizi en güçlü bir biçimde koruyacağız.

Seyit Rıza baş mı eğdi? Orhan Doğan boyun mu büktü? Ayşe Gökkan aman mı diledi? Alp Altınörs diz mi çöktü? Ant olsun, bu kirli yöntemlere boyun eğmeyeceğiz! Yaşattığınız zulümleri de asla unutmayacağız.”

Paylaşın

AK Parti’de Asgari Ücret Ve Emekli Kararı: Gündeme Alınmayacak

AK Parti’nin Kızılcahamam kampında, asgari ücret ve emekli maaşlarındaki iyileştirmelerle ilgili işçi, emekli ve muhalefetten gelen tepkilerin artık hiçbir şekilde gündeme alınmayacağı kararı alındı.

Böylece temmuz ayında ne asgari ücrette bir artış olacak ne de emekli aylıklarında, kök maaşlar dahil artı bir iyileştirmeye gidilmesi de planlanmıyor.

Yüksek enflasyon ve akıldışı politikalar sonucunda yoksullaşan milyonlarca sabit gelirli yurttaş, temmuz ayında asgari ücrete zam gelip gelmeyeceğini merak ediyor. Açlık sınırının altında aylık bağlanan emeklilerin gözü de kök maaş düzenlemesine çevrildi.

Ekonomim’de yer alan habere göre, AK Parti’nin Kızılcahamam kampında asgari ücretliyi ve emeklileri ilgilendiren kararlar çıktı. Buna göre, AK Parti yönetiminin geçmişte EYT başta olmak üzere seçim öncesinde muhalefetin de baskısıyla yapılan düzenlemelerden artık tamamıyla uzak duracağı aktarıldı.

Asgari ücret ve emekli maaşlarındaki iyileştirmelerle ilgili işçi, emekli ve muhalefetten gelen tepkilerin artık hiçbir şekilde AK Parti’nin gündeminde olmayacağı söylendi.

Böylece temmuz ayında ne asgari ücrette bir artış olacak ne de emekli aylıklarında, kök maaşlar dahil artı bir iyileştirmeye gidilmesi planlanmıyor.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli’den “Kayyım” Açıklaması: Bakanımızı Kutluyorum

MHP Lideri Devlet Bahçeli, Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın yerine kayyım atanmasına ilişkin, “İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde devreye girmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetini, egemenlik haklarını amasız, fakatsız muhafaza etmiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanımızı ve mesai arkadaşlarını yürekten kutluyorum” dedi ve ekledi:

“Bir teröristin 31 Mart seçimlerinde aday gösterilmesi evvelemirde demokrasiye kast etmek, hukuku işlevsiz hale sokmak niyetiyle arkasından dolanmak, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak suçlarından Hakkari 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren ve hakkındaki kararın açıklanması an meselesi olan bir PKK’lının seçimlere katılması başlı başına skandaldır.”

Devlet Bahçeli, açıklamasının devamında, “Halkın iradesine ket vuran, hukuka kara çalmak için teşebbüs içinde olan bayraksızlar bellidir. Demokrasi ve özgürlük istismarıyla Türk ve Türkiye düşmanlığında söz kesen hainler bellidir. “Kayyuma karşıyız” sözleriyle, bölücü terör örgütüne açık veya gizli hizmet eden, destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Ama hepsinden daha belli ve daha bilinir olan da Türk devletinin ve Türk milletinin muktedir gücü, yılanın başını ezen demir yumruğudur” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM grup toplantısında gündemin öne çıkan başlıklarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bahçeli’nin açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yüksek Seçim Kurulu’na yapılan itirazlar ve bunun sonucunda alınan karar doğrultusunda, 2 Haziran 2024 Pazar günü 3 ilçe ile 4 belde de yerel seçimler tekraren yapılmıştır. Bu kapsamda milli irade tecelli etmiş, resmi olmayan sonuçlar belli olmuştur. Milliyetçi Hareket Partisi, Aksaray’ın Sağlık Beldesi’nde seçimi kazanmış, demokratik yarış halinde olduğu diğer bazı seçim bölgelerinde de az farkla geride kalmıştır. Mesela Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinde olan budur.

Öncelikle belirtmeliyim ki, oy versin ya da vermesin aziz milletimizin her güzel insanına teşekkür ediyorum. Sağlık Beldesi Belediye Başkanımız başta olmak üzere, 2 Haziran’da seçilen her belediye başkanını tebrik ediyor, başarılar diliyorum. Milliyetçi Hareket Partisi’nin aday ve teşkilatları, yenilenen seçimlerin hazırlık döneminde azami feragat ve gayretle çalışmıştır. Gönül isterdi ki, daha iyi sonuç alalım, daha müessir olalım. Ancak milletimizin takdir ve tercihi neyse bağlılığımız ve saygımız tartışmasızdır.

CHP Genel Başkanı’nın, yenilenen Pınarbaşı Belediye Başkanlığı seçiminin hitamında Milliyetçi Hareket Partisi’ne ve Kayseri Milletvekilimize karşı sergilediği nezaketsiz ve sevimsiz tutum yakışıksız olduğu kadar mesnetsiz ve temelsizdir. Milliyetçi Hareket Partisi, 31 Mart 2024 tarihinde yapılan Pınarbaşı Belediye Başkanlığı seçimlerinde usulsüzlüklerin ve hukuksuzlukların olduğunu iddia etmiş, bu iddianın ispatıyla da seçimin tekrarı kararlaştırılmıştır.

Kayseri Milletvekilimizin terör estirdiğini, küfürler eşliğinde önüne geleni tehdit ettiğini söyleyen CHP Genel Başkanı müfteriliğine yeni bir halka eklemiştir. Bu şahsın ağzından çıkacak sözler bunlar mı olmalıydı? Bir parti genel başkanı değerlendirmesini bu çerçevede mi yapmalıydı?

Milliyetçi Hareket Partisi’nin herhangi bir milletvekili veya teşkilat mensubunu terörle ilişkilendirmek sadece ağır bir bühtan değil, aynı zamanda yumuşama pozları veren bir zatın edepsiz beyanatı ve eşik tanımayan hezeyanıdır. CHP Genel Başkanı, terör ve terörist görmek hususunda önüne geçemediği bir merak içindeyse bize değil, yanı başında vazo gibi tuttuğu, kol kola girdiği, emel ve hedef birlikteliği içinde olduğu DEM’li bölücülere bakması en doğru ve doğal tercih olacaktır.

Bize küstahça üslup hatırlatması yapan bu şahsın, önce kendi ağzını yıkaması, diline hakim olması, hırs bürümüş gözüne bizi kestirmekten derhal dönüş yapması ikazen tavsiyemdir. Parti yöneticilerimizi ve milletvekillerimizi doğrudan hedef alan, yalan ve yanlışlarla dolu iddialarda bulunan CHP Genel Başkanı’nın yolu yol değildir, sözleri itibarlı ve isabetli değildir.

31 Mart 2024 tarihinde seçilmiş bir belediye başkanı düşününüz; PKK/KCK terör yapılanmasının üst düzey yöneticisi olarak görev alsın, örrgüt nam ve hesabına sözde sorgulamalar yapıp, sözde vergiler toplasın, terörist cenazeleri ve benzeri eylemleri organize ederek halka katılımlarını sağlamak amacıyla baskı yapsın, kepenk kapatmaya karşı çıkan esnafı PKK terör örgütü adına tehdit etsin, küçük yaştaki çocukları kandırarak terörist sevk ve devşirme zincirinin tam göbeğinde yer alsın, mehmetlerimize, polislerimize, korucularımıza ve sivil vatandaşlarımıza eylem amacıyla dağdan şehre inmiş hainleri evinde barındırsın, kısaca özetlediğim bu belediye başkanı modeline bire bir uyan Hakkari Belediye Başkanı, hamd olsun görevden uzaklaştırılarak göz altına alınmış, Hakkari Valimiz Belediye Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir.

İçişleri Bakanlığımız hukuk sınırları dahilinde devreye girmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin hükmü şahsiyetini, egemenlik haklarını amasız, fakatsız muhafaza etmiştir. Bu kapsamda İçişleri Bakanımızı ve mesai arkadaşlarını yürekten kutluyorum.

Bir teröristin 31 Mart seçimlerinde aday gösterilmesi evvelemirde demokrasiye kast etmek, hukuku işlevsiz hale sokmak niyetiyle arkasından dolanmak, devlet ile yöre halkını karşı karşıya getirmenin hazırlığını yapmaktır. Silahlı terör örgütünü yönetmek, silahlı terör örgütüne üye olmak ve örgüt propagandası yapmak suçlarından Hakkari 1.Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılaması süren ve hakkındaki kararın açıklanması an meselesi olan bir PKK’lının seçimlere katılması başlı başına skandaldır.

Halkın iradesine ket vuran, hukuka kara çalmak için teşebbüs içinde olan bayraksızlar bellidir. Demokrasi ve özgürlük istismarıyla Türk ve Türkiye düşmanlığında söz kesen hainler bellidir. “Kayyuma karşıyız” sözleriyle, bölücü terör örgütüne açık veya gizli hizmet eden, destek veren kimlik ve kişilik yoksunları bellidir. Ama hepsinden daha belli ve daha bilinir olan da Türk devletinin ve Türk milletinin muktedir gücü, yılanın başını ezen demir yumruğudur.

“Türkiye, muz cumhuriyeti, kabile devleti değildir”

PKK’lı sözde Hakkâri Belediye Başkanı’nın kirli yakasından nasıl tutulmuşsa, inanıyorum ki, diğer kanun ve ahlak kaçkını sözde belediye başkanlarının ve milletvekillerinin de yakalarından öyle tutulacaktır. Türkiye, muz cumhuriyeti, kabile devleti, işgal ülkesi değildir. Yanılıp yenilip aksini düşünenlere bu vatanın suyu da, havası da, ekmeği de boğazlarına dizilecek, burunlarından fitil fitil getirilecektir.

Güney sınırlarımız boyunca terör devleti hayalini kuranların, hevesleri sadece kursaklarında bırakılmakla kalmayacak, Türk milletinin kudretini topu birden en ağır şekilde göreceklerdir. Türkiye’yi önce hırpalayıp, sonra yorup ve yıldırıp, ardından da bölgesel ve küresel dayatmalarla bölünmesini planlayanlar unutmasınlar ki, Türk milletinde kahraman bitmez, şehitler tepesi boş beklemez, gaziler kervanının arkası hiçbir zaman kesilmez. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tüm Türkiye’de terörist belediye başkanı, terörist milletvekili istemiyoruz.

Sözde kayyum edebiyatı yapanlar önce bölücü terör örgütü PKK’ya nasıl baktıklarını, onun siyasi aparatı DEM’e nasıl yaklaştıklarını netliğe kavuşturmakla mükelleftir. Bir PKK’lının adli ve idari manada tecziye edilmesine kim karşı çıkıyorsa, kimler halk iradesinin ve demokrasinin tanınmadığını ileri sürüyorsa, onları iyi tanıyınız, beşinci kol faaliyeti içinde nasıl zehir döktüklerini, ihanetin seyrüseferine nasıl çıktıklarını açıkça göreceksiniz.

Yargıya intikal etmiş bir cinayet davasında partimizin ve Ülkü Ocakları’nın suçlanması, hatta dahilde ve hariçte Ülkü Ocakları’na suç örgütü gölgesi düşürmek için kolları sıvayan ajan ve provokatörlerin sırtının sıvazlanması tesadüf değildir. Hepsini biliyoruz, hepsini takip ediyoruz, verilmeyecek bir hesabımızın olmadığını cümle alemle paylaşıyoruz. Ancak özellikle altını çizmek isterim ki, 55 yıllık mazimizin damıtılan şuuruyla, devleşmiş mücadele ruhuyla dostumuzu da, düşmanımızı da tefrik edecek karakter hamd olsun bizde vardır, tetiktedir, teyakkuzdadır ve buradadır.

Hesaplaşacağız, ama helalleşmeyeceğiz. Bugüne kadar sessiz kalışımız Ülkücü katillerini unuttuğumuz anlamına asla gelmemelidir. Dün kanımızı dökenlerin bugün sözde mahkeme kurup Ülkücü müdafaasına tevessül etmeleri utanmazlığın sınır tanımadığına acıklı bir örnektir. Ülkücüyü, Ülkü Ocaklarıyla ayrıştırmanın, dahası terörle ilişkilendirmenin zillet ve kabus dolu düşünü kuranlar eninde sonunda mahcup ve mağlup olacaklardır.

Bize hazırlanmış bir iddianameyle ilgili olmadık lafı edenler her şeyden önce ellerine ve vicdanlarına bulaşmış Ülkücü kanlarını temizleyecek edep ve onuru gösterebilmelidir. Bizim hiç kimseden öğrenecek veya duyacak bir şeyimiz yoktur. İlk silahı çekenlerin, ilk mermiyi atanların, Türkiye’yi Marksist-Leninist uçuruma itmek için her ilkelliği tatbik edenlerin binlerce dava arkadaşımızın kanına girdiğini yaşayarak biliyoruz ve onlarla, onların izinden yürüyenlerle her seviyede hesaplaşmaya hazır olduğumuzu üstüne basa basa açıklıyoruz.

Milliyetçi-Ülkücü Hareketi geçmişte haksız yere suçlayıp hunhar saldırılarla iradesinden, istikametinden, inancından ve davasından caydırmaya azmedenlerin, bugünkü siyasi ve ideolojik uzantılarının bir cinayet davası üzerinden MHP ve Ülkü Ocakları düşmanlığını güncelleme teşebbüsü aşağılık bir tertibin, alçak bir tezgahın, dış bağlantılı bir kumpasın varlığına işaret değilse acaba nedir?

12 Eylül öncesi yarım kalan mücadeleyi şayet tamamlamak için gün sayanlar varsa, ben de diyorum ki, sizden korkan sizin gibi olsun, yolundan dönen namert olsun, davasının onurunu savunmayan şerefinden mahrum olsun. Hesaplaşma teklifimizi yineliyorum. Hatta hodri meydan diyorum.”

Paylaşın

Kayyım Atamaları Devam Edebilir Mi, Muhalefetten Ne Bekleniyor?

Mehmet Sıddık Akış 1995 yılından bu yana DEM Parti geleneğinden gelen partilerde yöneticilik yaptı ve 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde de ön seçimden çıkarak belediye başkanlığına aday oldu. Ancak belediye başkanı seçilmesinden sonra hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı bilinmiyordu.

Parti kaynakları, bu yolla İçişleri Bakanlığı’nın istediği belediyeye kayyum atayabileceğine dikkat çekerek, “Zaten başka yerlerde de hazırlık yapıldığını biliyoruz” sözleriyle yeni atamaların olabileceğini dile getiriyor.

DEM Parti, önceki yıllardaki kayyum atama süreçlerinin tersine, toplumsal muhalefeti genişleterek, kayyum atamalarının önüne geçme hesabı yapıyor. Hakkari’ye kayyum atanmasının hemen ardından başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ile temasın altında da bu anlayış yatıyor.

31 Mart Yerel Seçimleri’nin ardından DEM Partili Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın görevden uzaklaştırılarak, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik’in kayyum olarak atanması gündeme damgasını vurdu.

DEM Parti, eylemlilik ve partili belediyeler önünde nöbet tutma kararı alırken, muhalefet partileri ile görüşme trafiği yürüterek, destek istedi. Edinilen bilgiye göre DEM Parti Eş Genel Başkanları CHP lideri Özgür Özel ile temasa geçti.

DEM Parti, Hakkari’ye kayyum atanmasının ardından, yenilerinin gelebileceği endişesini taşıyor ve bu konuda “siyasal ve toplumsal muhalefetin tepkisi”nin süreci belirleyeceğini düşünüyor. Parti yönetimi bu çerçevede yeni kayyum atamalarının önünü kesmek ve belediye meclisinde seçimi zorlamak için toplumsal ve siyasal muhalefeti harekete geçirme stratejisi izleme kararı aldı.

Hakkari Belediye Eş Başkanı Mehmet Sıddık Akış’ın gözaltına alınıp, görevden uzaklaştırılmasının ardından DEM Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) olağanüstü toplandı. Toplantı sürerken, Akış’ın yerine kayyum atandı. Toplantıda, Hakkari Belediyesine kayyum atamasına karşı yapılacak protesto eylemlerinin yanı sıra, yeni kayyum atamalarının önüne geçmek için izlenecek strateji ele alındı.

DEM Parti yönetimi, yeni kayyum atamalarının önünü kesmek için partili belediyelerin önünde “nöbet” eylemi başlatma, belediye olmayan yerlerde de il, ilçe örgütlerinin protesto eylemi yapmasını kararlaştırdı. DEM Parti, geçmişteki uygulamalarından farklı olarak muhalefet partileri ile de temasa geçti ve eylemlerine destek istedi.

Bu kapsamda DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Koçyiğit, sabah saatlerinde CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır ve Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya ile görüştü. Eş genel başkanlar aynı zamanda CHP lideri Özgür Özel ile de iletişime geçti.

Kayyum kararı bekleniyor muydu?

DEM Parti kaynakları, Hakkari’ye kayyum atamasına dönük işaretleri bir süredir gördüklerini ifade ediyorlar. Sıddık Akış, 2014 yılında hakkında açılan dava nedeniyle 5 Haziran Çarşamba günü hakim karşısına çıkacak.

BBC Türkçe’den Ayşe Sayın‘a konuşan bir DEM Parti yöneticisi, “En azından o zamana kadar beklenir diyorduk, ama onu bile beklemediler. Yaklaşık 10 gün önce mütaala verilmesi ve hemen duruşmaya çağrılması nedeniyle kayyum atanabileceğini öngörüyorduk” görüşünü dile getirdi.

DEM Parti yöneticileri İçişleri Bakanlığı’nın gözaltı gerekçesi olarak 10 yıl önce açılan davayla ilgili yargılama sürecinin bilindiğini, ancak ikinci maddede yer alan Hakkari Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “terör örgütüne üye olmak” suçlamasından yeni bir soruşturma başlatıldığını gözaltına alındığında öğrendiklerini belirtti.

Yöneticiler, bu soruşturmanın birkaç günlük olduğu ve kayyum atamaya gerekçe üretmek için başlatıldığı görüşünde. Akış’ın adaylığına Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) izin vermesi, hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmamasına karşın görevden uzaklaştırılması da “tuzak” olarak nitelendiriliyor.

Kayyum atamaları devam edebilir mi?

DEM Partililer’in verdiği bilgiye göre Mehmet Sıddık Akış 1995 yılından bu yana DEM Parti geleneğinden gelen partilerde yöneticilik yaptı ve 31 Mart’ta yapılan yerel seçimlerde de ön seçimden çıkarak belediye başkanlığına aday oldu. Ancak belediye başkanı seçilmesinden sonra hakkında yeni bir soruşturma başlatıldığı bilinmiyordu.

Parti kaynakları, bu yolla İçişleri Bakanlığı’nın istediği belediyeye kayyum atayabileceğine dikkat çekerek, “Zaten başka yerlerde de hazırlık yapıldığını biliyoruz” sözleriyle yeni atamaların olabileceğini dile getiriyor.

Bir parti yöneticisi muhalefetin, özellikle de CHP’nin bu konudaki tutumunun süreç için “belirleyici” olacağını belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Belediye başkanlarımız zaten aktif siyasette olduğu için yargılama dosyası olan çeşitli dosyalar var. Burada dikkat çeken nokta şu: Hakkari eş başkanımıza yönelik soruşturma, birkaç gün önce başlamış.

“Dolayısıyla öngöremezsiniz, gizli soruşturma yürütülmüş, o nedenle bütün belediyelere yaygınlaştırılabilir. Amaç, Hakkari’den başlayıp, toplumsal refleksi, muhalefetin tepkisini ölçüp genelleştirmek. Eğer tepki düşük olursa, Hakkari’de olan uygulama genele yaygınlaştırılabilir.”

Hakkari neden tercih edildi?

Kayyum atamalarını, “OHAL uygulamasının Kürtler için devamı” olarak nitelendiren DEM Partililer’e göre Hakkari özellikle tercih edildi. Şırnak’ın “taşıma seçmen” nedeniyle kazanıldığını savunan DEM Partililer, iktidar bloğunun bu hattaki ikinci hedefinin de Hakkari olduğunu savunuyorlar.

31 Mart’ta AKP’nin seçimi almak için “para dağıttığı” ve “taşıma seçmen yığdığını” iddia eden DEM Parti kurmayları, yine de seçimi “büyük farkla” aldıklarını anımsatıyorlar.

AKP adayı İsmet Ölmez’e seçim sonuçlarına itiraz baskısı yapıldığını, ancak Ölmez’in bunu kabul etmediğini belirten DEM Parti kurmayları, “İktidar, Şırnak – Hakkari hattını almak için çok uğraştı, Hakkari’yi seçimde alamadı o nedenle kayyum atandı” görüşünü dile getiriyorlar.

Muhalefetten ne bekleniyor?

DEM Parti, önceki yıllardaki kayyum atama süreçlerinin tersine, toplumsal muhalefeti genişleterek, kayyum atamalarının önüne geçme hesabı yapıyor. Hakkari’ye kayyum atanmasının hemen ardından başta CHP olmak üzere muhalefet partileri ile temasın altında da bu anlayış yatıyor.

31 Mart Yerel Seçimlerinde Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’ın “memnu (yasak) haklarının iadesi”ne yapılan itiraz gerekçe gösterilerek, mazbatasının verilmemesi üzerine AKP içinden ve muhalefetten yükselen tepkiler nedeniyle geri adım atıldığı anımsatılıyor.

DEM Parti, 31 Mart Yerel Seçimlerinde iktidara karşı “güçlü mevziler kazanan” CHP ve Yeniden Refah’ın yanı sıra diğer muhalefet partileri için kayyum atanması sonrasındaki süreci “demokrasi, adalet mücadelesi sınavı” olarak görüyor.

DEM Parti kurmayları, eğer ilk kayyum atamasına güçlü tepki gösterilmezse, bunun CHP’ye ve diğer muhalefet partilerine de uzanacağını düşünüyor. CHP’lileri İstanbul Şişhane’de kayyum atamalarına karşı yapılan eyleme de davet ettiklerini belirten DEM Parti yöneticilerine göre, güçlü muhalefet iktidara geri adım attırılabilir:

“Biz yeni kayyum atamalarına karşı, hem de Hakkari’de başkanın belediye meclisinden seçilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ama muhalefete de bu süreçte çağrımız olacak. Çünkü eğer bunun önü alınmazsa, Ekrem İmamoğlu hakkında da dava var.

“Bu İzmir’e de başka yerlere de uzanır. Türkiye’de muhalefete zaten yakıştırılan siyasi suç terör. Onun için siyasi nedenlerle terör yaftası yapıştırılan belediye başkanlarına partisi ne olursa olsun sahip çıkmak gerekiyor. Onun için CHP’nin bu sınavdan başarılı çıkması, gelecekte kurguladığı, hayal ettiği Türkiye’nin gereğidir. Onun için bu CHP’nin en önemli sınıvıdır.”

CHP’den Hakkari’ye heyet

Hakkari’ye kayyum atanması Genel Başkanı Özgür Özel’in başkanlığında toplanan CHP Merkez Yönetim Kurulu’nda (MYK) da değerlendirildi.

Özel, kayyum kararını “Hakkari halkının iradesini yok saymak” olarak nitelendirirken, MYK’da, Hakkari’ye heyet gönderilmesi kararlaştırıldı. MYK sürerken, açıklama yapan Parti Sözcüsü Deniz Yücel, görevden alınan Sıddık Akış’ın hakkında kesinleşmiş yargı kararı bulunmadığına dikkat çekerek şöyle konuştu:

“Kayyum atamak, masuniyet karinesini yok saymak, henüz hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı olmayan seçilmiş belediye başkanını doğrudan doğruya suçlu ilan etmektir. CHP Genel Başkan Yardımcısı Zeliha Aksaz Şahbaz, Antalya Milletvekilimiz Cavit Arı, Bursa Milletvekilimiz Kayıhan Pala bugün (4 Haziran) Hakkari’ye giderek incelemelerde bulunacak.”

‘Normalleşme, yumuşama’ süreci nasıl etkilenir?

AKP’nin ilk kez oy oranıyla ikinci sıraya gerilediği 31 Mart seçimlerinden sonra en çok merak edilen konu başlıklarından birisi kayyum atamalarının devam edip etmeyeceğiydi.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen “olağanüstü hal” sürecinde HDP’li belediyelere yönelik başlayan kayyum uygulaması, 2019’da yapılan yerel seçimlerden sonraki “olağan” dönemde de devam etmişti.

31 Mart seçimlerinin ardından muhalefet cephesinde, CHP lideri Özgür Özel’in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ziyareti ile başlayan “siyasette normalleşme, yumuşama” sürecinin en önemli göstergelerinden birisinin kayyum atamalarına son verilmesi olacağı konuşuluyordu.

Siyasette “yumuşama dönemi” beklentisi içinde olan kesimlerce Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan’a mazbatasının verilmemesi kararından toplumsal tepki üzerine geri adım atılması örnek gösterilerek, iktidarın kayyum politikalarından vazgeçebileceği beklentisi dile getiriliyordu.

DEM Parti yönetimi ise iktidarın kayyum ataması ile muhalefeti “bölme, DEM’i yalnızlaştırma, kriminalize etme” taktiği izlediği görüşünde.

İktidarın “Kürtsüz normalleşme” arayışında olduğunu savunan parti kurmayları, “Aslında seçimden sonra da iktidarda MHP politikaları galip geldi. Normalleşme dedikleri, seçimle zayıflayan iktidarın kendisine güç takviyesine dönük turlar. CHP’yi yanlarına çekme girişiminden öteye gitmez” yorumunu yapıyor.

Paylaşın

AK Parti Kampında Sert Eleştiriler: Geçin Bunları

AK Parti Milletvekili Vedat Bilgin’in partisinin istişare toplantısında, “Konuşmalardan çıkardığımız seçim sonuçlarında ekonomi yüzde 70 etkiliymiş. Geçin bunları. ‘Anket yaptık, bu çıktı’ diyorsunuz. Bütün sorumluluğu ekonomiye atıyorsunuz” dediği öğrenildi.

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) Kızılcahamam’daki üç günlük istişare toplantısına, eski milletvekillerinin ve kurucu isimlerin parti yöneticilerine yönelik sert eleştirileri damga vurdu.

İktidara yakın Türkiye gazetesinin aktardığına göre, daha çok partinin kurucuları ve bazı eski milletvekillerinin söz aldığı kampta, parti yönetiminin, seçim değerlendirmesini rakamlar üzerinden yapıp, herhangi bir özeleştiri yapmaması tepki çekti.

Söz alanlar, genel başkan yardımcılarına “Böyle seçim değerlendirmesi olmaz. Biz halkın arasından çıkıp geldik ama, şu anda halktan kopmuş durumdayız. Siz hiç öz eleştiri yapmadınız. Seçim yenilgisini rakamlarla geçiştiriyorsunuz. Bu sonuçta sizin hiç mi suçunuz yok? Üzerinize alınmıyorsunuz anlaşılan” dedi.

En sert eleştirilerden birini de AK Parti Ankara Milletvekili Vedat Bilgin’in yaptığı öğrenildi. Bilgin’in “Bizi rakamlara boğdunuz. Böyle istişare mi olur? Madem burası bir aile toplantısı, her şeyi konuşacağız. Neden gerçek anlamda bir analiz yapılamıyor? Sizin konuşmalarınızdan çıkardığımız seçim sonuçlarında ekonomi yüzde 70 etkiliymiş. Geçin bunları. ‘Anket yaptık, bu çıktı’ diyorsunuz. Bütün sorumluluğu ekonomiye atıyorsunuz” eleştirilerini yönelttiği belirtildi.

“Bayrak yarışı olarak görüyoruz”

Kamptaki eleştirilere, Genel Başkan Vekili Efkan Âlâ’nın cevap verdiği belirtildi. Âlâ “Seçimler için elimizden geleni yaptık. Biz burada sürekli oturmayacağız. Burada oluruz, olmayız. Bayrak yarışı olarak görüyoruz. Seçim sonuçlarında ekonomi de etkili oldu. Ama 5-6 alanda reform yapsaydık, daha farklı bir sonuç alırdık. Önümüzdeki süreçle ilgili 10 ayrı başlıkta reform yapacağız. Bunların her biri AK Parti’ye bir puan getirse 10 puan eder. Biz nasıl ki geçmişte bu adımları attık ve seçim kazandık, yine atarız, yine kazanırız” diye konuştu.

Paylaşın