Ekrem İmamoğlu: Türk Demokrasisi Ciddi Tehdit Altında

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu, The Guardian için “İstanbul Belediye Başkanı seçildim ama bunu cezaevinden yazıyorum: Türk demokrasisi ciddi tehdit altında” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Yazısında geçen yıl İstanbul’da ikinci kez seçim kazandığını anımsatan Ekrem İmamoğlu, muhalefetin üzerindeki baskının daha da ağırlaştığını belirtti.

İmamoğlu yazısında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye’nin dört bir yanında muhalefet belediye başkanları hapse atılıyor. İstanbul’da ilçelerin dörtte birinde seçilmiş başkanlar görevden alınarak susturuldu. Adana’dan Antalya’ya, İstanbul’daki belediye personeline kadar baskı her kademeye uzanıyor. Gazeteciler, akademisyenler, iş insanları, öğrenciler hapiste. Avrupa Konseyi gençlik delegesi Enes Hocaoğulları, sadece konuştuğu için tutuklandı. Onun serbest bırakılması, içerideki binlerce kişi için küçük ama anlamlı bir zafer.”

İktidarın CHP’yi hedef aldığını da belirterek, partinin yükselen liderliğini etkisizleştirme girişimleri olduğunu belirten İmamoğlu, “CHP’yi kapatamayan hükümet, bu kez parti kongresini hedef aldı. İstanbul il kongresi iptal edildi, il başkanı görevden alınarak yerine kayyum atandı. Bu, siyasi çoğulculuğun fiilen sona erdirilmesi demektir” diye ekledi.

Erdoğan’ın “CHP’yi silikleştirmek için muhalefeti yeniden dizayn etmeye çalıştığını” vurgulayan İmamoğlu, Türkiye’nin otoriterleşme yolunda Mısır ve Suriye örneklerini andırdığını belirtti.

“Demokratik değerleri de yeniden ayağa kaldıracağız”

İmamoğlu yazısına şu ifadelerle devam etti: “Halk artık aldanmıyor. Sokaklar protestolarla dolu. Benim tutuklandığım 19 Mart’tan bu yana, Erdoğan’ın kaleleri sayılan şehirlerde bile milyonlarca insan barışçıl gösteriler düzenliyor. Bu, Türkiye’nin 150 yıllık demokrasi geleneğinin yansımasıdır. Seçimleri kazanmak, ekonomiyi istikrara kavuşturmak, yargı bağımsızlığını sağlamak, yolsuzlukla mücadele, sosyal hakların genişletilmesi, kurumlara güvenin yeniden inşası ve ve değişen jeopolitik manzarada Türkiye’nin rolünü yeniden tanımlamak.”

Türkiye’nin demokrasi, özgürlük ve adalet mücadelesi sadece Türkiye’nin değil, dünyanın mücadelesidir. Halkın iradesi galip gelecek. Öfkemizi stratejiye dönüştürmek zorundayız. Bunu başarabilirsek, sadece kendi demokrasimizi değil, dünyadaki demokratik değerleri de yeniden ayağa kaldıracağız.”

Paylaşın

“Süreç Komisyonu” 12. Kez Toplandı: Türkiye Demokrasisi İçin Dönüm Noktası

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nda yaptığı konuşmada, “Eğer bu komisyon çalışmalarını başarıyla tamamlarsa, tarihi bir fonksiyon icra etmiş olacak. Türkiye demokrasisi ve siyaseti için çok önemli bir dönüm noktası aşılmış olacaktır” dedi.

PKK’nın (Kürdistan İşçi Partisi) fesih kararı ve silah bırakmasının ardından yürütülecek sürecin detayları için TBMM’de kurulan komisyon Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, başkanlığında toplandı.

Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Numan Kurtulmuş, komisyonun çalışmalarının Türkiye’nin demokrasi ve siyaset tarihi açısından kritik bir eşik oluşturabileceğini kaydetti. Kurtulmuş, “Eğer bu komisyon çalışmalarını başarıyla tamamlarsa, tarihi bir fonksiyon icra etmiş olacak. Türkiye demokrasisi ve siyaseti için çok önemli bir dönüm noktası aşılmış olacaktır” dedi.

Komisyonun, bugüne kadar 11 toplantıda 80 kişiyi dinlediğini, 50 saati aşan çalışmalar sonucunda 830 sayfalık tutanak tutulduğunu aktaran Kurtulmuş, dinleme sürecinin son aşamasına gelindiğini belirtti. Kurtulmuş, “Artık dinleme faslının sonuna yaklaşıyoruz. Ekim ayı içinde, sizlerden gelen tekliflerle belirlenen diğer sivil toplum kuruluşlarını da dinledikten sonra, Meclis Genel Kurulu’na sunulacak yasal düzenlemeler ve kapsamlı bir çalışma raporu hazırlığına geçeceğiz” ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, sürecin planlanandan daha disiplinli ve verimli ilerlediğini, herkesin fikirlerini özgürce ifade ettiğini ve hiçbir müdahalede bulunulmadan tüm görüşlerin kayda geçirildiğini söyledi.

“Yasal düzenleme hazırlıklarına odaklanacağız”

Komisyonun dinleme sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Ekim ayı içinde kalan sivil toplum kuruluşlarını dinledikten sonra, komisyonun asıl hedefi olan yasal düzenlemeler ve çalışma raporu hazırlıklarına odaklanacağız. Bu rapor, millet adına üstlendiğimiz bu görevin bir sonucu olarak Meclis’e sunulacak” diye belirtti. Kurtulmuş, komisyonun farklı görüşleri özgürce dinleyerek, Türkiye’nin demokrasi ve toplumsal barış hedeflerine katkı sağlamayı amaçladığını ifade etti.

Komisyon bugün toplantının ilk oturumunda Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA), Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), Rawest Araştırma, Kürt Çalışmaları Merkezi (KSC), Ekopolitik Kültür, Eğitim ve Araştırma Vakfı (EKEAV) temsilcilerini dinleyecek. Komisyon ikinci oturumunda; Ankara Enstitüsü, Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi (SAHAM), Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) temsilcilerini dinleyecek.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

YSK’dan CHP’nin İstanbul Olağanüstü İl Kongresi İçin Devam Kararı

YSK Başkanı Ahmet Yener, CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin Anayasa ve Seçim Kanunu uyarınca başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulmasının mümkün olmadığını söyledi.

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

CHP’nin İstanbul Olağanüstü Kongresi’ne ilişkin olağanüstü toplanan Yüksek Seçim Kurulu’ndan (YSK) açıklama geldi. YSK Başkanı Ahmet Yener konuyla ilgili açıklamasında şunu ifade etti:

“Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2025’e 350 sayılı ara kararı uyarınca durdurulduğuna ilişkin müzekkerenin bugün Sarıyer İlçe Seçim Kurulu’na tebliği üzerine Sarıyer İlçe Seçim Kurulunca başlamış olan kongre sürecinin devam edip etmeyeceği hususunda kurulumuzdan görüş sorulmuştur.

Kurulumuz saat 13:30’da yapmış olduğu toplantı sonucunda daha önce 2010 25’e 302, 315 ve 316 sayılı kararlarının da belirtildiği gibi başlamış olan bir kongre sürecinin durdurulması anayasanın 79 ve seçim hukukuna ilişkin yasa maddeleri uyarınca mümkün değildir.”

İstanbul 45’inci Asliye Ceza Mahkemesi, CHP’nin Olağanüstü İstanbul İl Kongresi hakkında “çalışmaların durdurulmasını” talep etmişti.

İstanbul Valiliği ve Sarıyer Birinci İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı’na bu sabah gönderilen yazıda “Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Kongresi Seçimlerinin yapılması mahkeme kararımıza aykırı olup çalışmaların durdurulması gerekmektedir” ifadeleri kullanılmıştı.

Hukuki süreç ne durumda?

İstanbul’daki mahkemenin kararının ardından Ankara Üçüncü Asliye Hukuk Mahkemesi, CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptal davasını esastan reddetmişti.

CHP bunun üzerine davanın düştüğünü ilan etmiş ve kayyum kararının kaldırılması için mahkemeye başvurmuştu. Ancak Gürsel Tekin görevine devam edeceğini duyurmuştu.

Bu arada İstanbul İl Başkanlığı davası ile CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleşen 38’inci Olağan Kurultayı ile 6 Nisan 2025’teki 21’inci Olağanüstü Kurultayı’nın iptaline ilişkin dava, dosyalar arasında “hukuki ve fiili irtibat” bulunduğu gerekçesiyle birleştirildi.

CHP’nin kurultay davasının bir sonraki duruşması 24 Ekim saat 10.00’da görülecek.

Ana muhalefet partisi, Özgür Özel ve yönetiminin görevden alınması riskine karşı 21 Eylül’de olağanüstü kurultay düzenledi. Özgür Özel, partisinin olağanüstü kurultayında geçerli 835 oyun tamamını alarak yeniden genel başkan seçildi.

CHP’liler böylece 24 Ekim’de görülecek olan davanın konusuz bırakıldığını savunuyor.

Paylaşın

Arıkan’dan Erdoğan’a “Trump” Göndermesi: Katile “Dostum” Demeyiz

Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’a “Dostum” diye hitap etmesine göndermede bulunan Saadet Partisi Lideri Mahmut Arıkan, “Bir şeyleri çözmek için en büyük katile, dünyanın en büyük baş belasına ‘Dostum’ diye hitap etmeyeceğiz” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Antalya İl Başkanlığı’nın düzenlediği “Kardeşlik Buluşması” programında açıklamalarda bulundu.

Mevcut sistemin toplumsal sorunları çözme kapasitesini yitirdiğini vurgulayan Mahmut Arıkan, “Ahlakı öncelemeyen hiçbir sistem, bu problemleri çözme kapasitesine sahip değildir. İnsanları kutuplaştıran, insanları birbirinden nefret ettiren hiçbir düzen, bu sistemi değiştiremez. Bu doğaya emanet gözüyle bakmayan, ranta çeviren hiçbir düzen, bu sıkıntıları giderme gücüne sahip değildir. Eğer bir toplumda adalete güven durumu en aşağı seviyelere gelmişse, o sistem bozuk bir sistemdir” dedi.

Mahmut Arıkan, hamaset ve hurafe üzerinden toplumu narkozlayan siyaset anlayışının çözüm değil, sorun ürettiğini kaydetti. “Peki ne yapacağız?” diye soran Arıkan, Milli Görüş’ün sorunları çözmeye yönelik temel ilkelerini şu şekilde sıraladı:

“Savaşı değil barışı, çatışmayı değil diyalogu önceleyeceğiz. Çifte standardı değil, adaleti önceleyeceğiz. Eşitlik üzerinden çalışmalarımızı yapacağız. Sömürü değil, iş birliği teklif edeceğiz. Baskıyı değil, insan haklarını, demokrasiyi ve özgürlüğü önceleyerek çalışma yapmaya gayret göstereceğiz.”

Gazze meselesinin siyaset üstü bir mesele olduğunu kaydeden Arıkan, Gazze hakkında konuşurken kullanılan cümlelerin, oradaki yaraya merhem olacak, akan kanı durduracak, katliamı sonlandıracak nitelikte olması gerektiğini belirtti.

Eğer Milli Görüş hareketi olmasaydı, bugün Türkiye’de Gazze meselesinin konuşulmayacağını dile getiren Arıkan, iktidarın tutumunu eleştirerek, “İktidar sadece konuşuyor. ‘Ey İsrai’le başlayan cümleler kuruyor. Ama her cümle kurduktan sonra Gazze’deki katliam artarak devam ediyor. Eğer Gazze için bir şey yapıyorsak, sonuç alacak adımlar atılmalı” dedi.

Siyonist İsrail’in ablukası altındaki Gazze’ye insani yardım ulaştırmak üzere Akdeniz’e inen Sumud Filosu gemilerine kendilerinin ön ayak olduğunu anlatan Arıkan, “Bu filonun kaldırılabilmesi imkansız gözüküyordu. Teşkilatlarımızın gayretiyle bu gemiler şu anda Akdeniz sularında; yakın bir zamanda Gazze’de ulaşacak inşallah” ifadelerini kullandı.

Saadet Partisi’nin kısıtlı imkanlara rağmen Gazze için gemi filosu yola çıkarttığını, iktidar milletvekillerinin ise özel uçaklarla Refah Sınır Kapısı’na giderek, İsrail’i kınayıp döndüğünü belirten Arıkan, “Allah’tan korkun demek gerekiyor! Bütün imkanlar elinizde. Daha neyi bekliyorsunuz? ‘Ey İsrail!’ cümlesinin arkasında bir şeyler yapın artık” diye konuştu.

İktidara geldiklerinde hayata geçirecekleri Türkiye Kalkınma Planı kapsamında 5 yılda, 2 buçuk milyon yeni istihdam, Gayrisafi Milli Hasılada 506 milyar dolarlık artışın sağlanacağını kaydeden Arıkan, Türkiye’yi ekonomik darboğazdan çıkarmaya hazır olduklarını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

“Bundan sonra hiç kimse Türkiye’ye hadsiz bir mektup yazma durumunda kalmayacak. Bir şeyleri çözmek için, birtakım sıkıntıları giderebilmek için, inanmamamıza rağmen, gerçek olmamasına rağmen en büyük katile, dünyanın en büyük baş belasına ‘Dostum’ diye hitap etmeyeceğiz. Bunu yapabilmemiz için Saadet Partisi’ni iktidara getirmek gerekiyor. Başka türlü bu işin olmayacağını görmüş olduk.”

Paylaşın

Üniversite Öğrencilerinin Yüzde 70’i Öğün Atlıyor

İPA Başkanı Buğra Gökce, İstanbul’da bir asgari ücretin bir öğrencinin temel giderlerini bile karşılamadığını belirtti. Gökce, öğrencilerin yüzde 70’inin öğün atladığını gösteren araştırmalara işaret etti.

2025-2026 akademik yılı başlarken, Türkiye’de üniversite öğrencilerinin ve ailelerinin temel gündemi ağırlaşan ekonomik koşullar oldu. Artan yurt ve kira fiyatları, sınırlı burs-kredi desteği ve yükselen yaşam maliyetleri, öğrencilerin eğitim sürecini zorlaştırıyor.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre; KYK yurt ücretleri 2025-2026 dönemi için 750 ila 1.250 TL arasında değişiyor. Ancak 7 milyonu aşan öğrenci sayısına karşın yurt kapasitesi 1 milyonun altında. Büyükşehirlerde merkezde üç öğrencinin birlikte yaşayabileceği bir dairenin kira bedeli en az 50 bin TL, çeper bölgelerde ise 30 bin TL. Özel yurtlarda ise paylaşımlı bir odada kalmanın bedeli aylık en az 10 bin TL seviyesinde.

2025 yılı için KYK burs ve kredi miktarı 3 bin TL olarak uygulanmıştı. 2026 yılına ilişkin açıklama henüz yapılmadı. Öğrenciler, geçimlerini sürdürebilmek için çalışmak zorunda kalıyor. Haftada ortalama 30 saatlik bir işten kazanılan ücret 11 bin 700 TL düzeyinde. Bu tutarın 2026’da ciddi biçimde artması beklenmiyor.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA), eylül ayında yıllık yaşam maliyeti artış oranını yüzde 43,2 olarak duyurdu. İPA Başkanı Buğra Gökce, kirada kalan bir üniversite öğrencisinin ortalama yaşam maliyetinin 26 bin 250 TL olduğunu belirtti.

YAYBİR Başkanı Hakan Tanıttıran, kitap fiyatlarının son üç yılda yüzde 290 arttığını söyledi. Bu artışın temel nedenleri arasında dövize bağlı kağıt ve baskı maliyetleri ile genel enflasyon gösterildi.

Eğitim-Sen Ankara 5 No’lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Özlem Ergüven Okay, öğrencilerin yaşam koşullarını şu sözlerle değerlendirdi:

“Öğrencilerimiz full-time işçilik, part-time öğrencilik yapıyor. Bu da mesleki, akademik ve entelektüel gelişim için ne zaman ne de kaynak bırakıyor. Kahve içmek bile lüks; entelektüel gelişim araçları seçkin bir azınlığın tekelinde.”

Okay, üniversitelerde kamu kaynaklarının etkili kullanılmadığını, laboratuvar malzemeleri, güncel kütüphane kaynakları ve internet altyapısının yetersiz olduğunu ifade etti. Bazı üniversitelerde en büyük harcama kaleminin ikram ve ağırlama giderleri olduğunu da ekledi.

“Öğrenciler pahalı ve niteliksiz yemeklere mecbur bırakılıyor”

Eğitim-Sen İstanbul 6 No’lu Üniversiteler Şube Başkanı Burak Çetiner, kamu desteği olmadan üniversite eğitiminin sürdürülemeyeceğini söyledi. İstanbul’daki birçok üniversitenin yurt imkanı sunamadığını, yemekhane hizmetlerinin özelleştirilmesiyle öğrencilerin pahalı ve niteliksiz yemeklere mecbur bırakıldığını belirtti.

Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan İPA Başkanı Buğra Gökce, yazılı yanıtında, İstanbul’da bir asgari ücretin bir öğrencinin temel giderlerini bile karşılamadığını belirtti. Gökce, öğrencilerin yüzde 70’inin öğün atladığını gösteren araştırmalara işaret ederek şunları kaydetti:

“Gençler eğitimlerini yarıda bırakıyor. Her öğrenciye aylık asgari ücret kadar burs verilse, yıllık maliyet 25 milyar dolar olur. 19 Mart sürecinde 60 milyar dolar rezerv kaybettik.”

Üniversiteye hazırlanan öğrenciler için de maliyetler artmış durumda. 2021’de 15-30 bin TL arasında olan TYT-AYT kurs ücretleri, 2025’te 100 ila 200 bin TL’ye çıktı. Özellikle merkezi semtlerdeki butik kurslar 200 bin TL’yi buluyor.

Veli-Der Genel Başkanı Ömer Yılmaz, özel kurs fiyatlarının denetimsiz olduğunu ve bazı işletmelerin yüksek kâr amacıyla fahiş fiyatlar talep ettiğini belirtti. Birçok ailenin borçlanarak bu ücretleri ödediğini ifade eden Yılmaz, devlet destekli ücretsiz hazırlık programlarının ve okullarda nitelikli kursların artırılması gerektiğini söyledi.

Paylaşın

MHP’de İstifa Depremi

MHP’li Sorgun İlçe Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, partisinden istifa ettiğini açıkladı. MHP ise Ekinci’nin parti ilkeleriyle bağdaşmayan davranışları nedeniyle listeden çıkarıldığını duyurdu.

Yozgat’ın Sorgun ilçesinin Milliyetçi Hareket Partili (MHP) Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, partisinden istifa ettiğini ve görevine bağımsız olarak devam edeceğini duyurdu.

Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, istifa kararını kamuoyuna yaptığı bir açıklama ile bildirdi. Ekinci, kararının gerekçesini, “Son günlerde yaşanan gelişmelerin partime, camiama ve yıllardır yol yürüdüğüm dava arkadaşlarıma zarar vermemesi adına önemli bir karar almış bulunuyorum” ifadeleriyle açıkladı. Ekinci, bu kararla birlikte bağımsız bir belediye başkanı olarak devam edeceğini belirtti.

Gazete Pencere’de yer alan habere göre; Ekinci’nin istifa açıklamasının ardından MHP Genel Merkezi’nden de konuya ilişkin bir bilgilendirme yapıldı. Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Sadir Durmaz tarafından yapılan açıklamada, “Sorgun Belediye Başkanı Mustafa Erkut Ekinci, parti ilke ve politikalarımızla bağdaşmayan davranışları nedeniyle belediye başkanları listemizden düşürülmüştür” ifadeleri kullandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Özel’in “Gizli Pazarlık” İddiasına Yanıt: Uyduruyor

CHP Lideri Özgür Özel’in açıklamalarına yanıt veren Erdoğan, “O da yanımızda mıydı? Siz inanmıyorsunuz bu tür şeylere değil mi? Arkadaşlar, sağıra hakaret etmek istemem de sağır duymaz uydurur. Bu adam da durmadan böyle uydurup duruyor” dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 80. Genel Kurulu’na katılmak üzere gideceği ABD’ye hareket etmeden önce, Atatürk Havalimanı’nda açıklamalarda bulundu.. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

Filistin’de soykırım sürerken Trump’ın oğlu ile yaptığı görüşmeyi ifşa edip “Boeing pazarlığı” iddiasını öne süren CHP lideri Özgür Özel’e yanıt veren Erdoğan, “Sağır duymaz uydurur. Bu adam da durmadan böyle uydurup duruyor” ifadelerini kullandı. “Bizler, uçak alımlarını falan Özgür Özel’e sorarak bugüne kadar yapmadık ve yapmayız. Biz Sayın Trump’la herhangi bir alışveriş, Türkiye-Amerika arasında yapacak olursak, bunu zaten oğluyla yapmamıza gerek yok, Trump’ın bizzat kendisiyle yaparız” dedi.

Erdoğan, 25 Eylül Perşembe günü Washington’a geçerek ABD Başkanı Donald Trump’la bir görüşme gerçekleştireceğini söyledi. Bu görüşmede ticaret, yatırım, savunma sanayisi başta olmak üzere ikili iş birliğini güçlendirecek konuları değerlendireceklerini belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bölgesel meseleler elbette gündemimizin ilk sırasında yer alacak. İki dost ve müttefik olarak yakın istişare ve koordinasyonumuzun önemi her geçen gün daha iyi anlaşılıyor. Sayın Trump’ın küresel barış vizyonuna ve bu uğurda ortaya koyduğu çabalara desteğimizi daha önce ifade etmiştik. Adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Bölgemizde barışın korunması, istikrarın güçlendirilmesi, çatışma ve gerilimlerin durdurulmasında biz liderlere büyük sorumluluk düşüyor. Ziyaretimizin ve yapacağımız görüşmelerin ülkemiz, milletimiz, bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diliyorum.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in açıklamalarının sorulması üzerine Erdoğan şunları söyledi: “O da yanımızda mıydı? Siz inanmıyorsunuz bu tür şeylere değil mi? Arkadaşlar, sağıra hakaret etmek istemem de sağır duymaz uydurur. Bu adam da durmadan böyle uydurup duruyor. Buna Partimizin Sözcüsü gereken cevabı en güzel şekliyle verdi. Ve bizler de ilk fırsatta çok daha geniş manada gereken cevabı vereceğiz. Bizler, uçak alımlarını filan Özgür Özel’e sorarak bugüne kadar yapmadık ve yapmayız. Zaten bu işlerden de anlamaz. Onun kıratı değil. Dolayısıyla biz Sayın Trump’la herhangi bir alışveriş, Türkiye-Amerika arasında yapacak olursak, bunu zaten oğluyla yapmamıza gerek yok. Trump’ın bizzat kendisiyle yaparız.

Özgür Özel ne demişti?

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalarda, Filistin’de soykırım devam ederken Tayyip Erdoğan’ın Trump’ın oğlu Trump Jr. ile 13 Eylül Cumartesi günü Dolmabahçe’deki çalışma ofisinde gizli bir görüşme gerçekleştirdiğini söylemiş ve “pazarlık yapıldığını” öne sürmüştü

ABD’nin doğruladığı ziyaret için Özel, şunları kaydetmişti: “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde 14’e 1’le İsrail’e karşı Filistin’i destekleyen karar alındı, o kararı Trump veto etti. Bu Trump’ın oğluyla gitmiş İstanbul’da gizli görüşme yapmış. Görüşmede, Amerika’daki seyahati sırasında Trump’tan randevu istemiş. Trump‘ın oğlu demiş ki, ‘O günlerde olmaz, ayın 30’unda olsun. Git bir hafta sonra gel’… O da ‘Bir hafta sonra olmaz, 8-9 Ekim’de olsun’ demiş. Ama karşılığında bir şey istiyorlar.

Trump’ın oğluna diyor ki, ‘Bana bir randevu ayarlarsanız, Trump’la canlı yayında bütün dünyanın gözünün önünde Amerika’dan 300 tane Boeing uçağı almanın siparişinin sözünü veriyorum’… Bu şartla görüşme ayarlamaya çalışıyorlar. Filistin’i yalnız bırakan, kendi iktidarı için Trump’la anlaşan, Trump’ın icazeti ile 19 Mart darbesini yapan Tayyip Erdoğan’ı kınıyorum ve bir an önce bu görüşmeye açıklık getirmeye davet ediyorum.”

Paylaşın

Gençler Aylık Dört Bin Lirayla Yaşamaya Çalışıyorlar

Ekonomik koşullar, gençlerin eğitim ve kariyer hedeflerinin önüne geçerken, iş arayan mezunların yüzde 50,8’i ayda 4 bin lira ve altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor.

Araştırma şirketi Youthall tarafından hazırlanan 2025 Gençlerin Beklenti ve Yönelimleri Araştırması gençlerin yaşam koşullarındaki ağır tabloyu ortaya koydu.

Araştırmaya göre, ailesiyle yaşayan öğrenci oranı 2024’te yüzde 40,5 iken bu yıl yüzde 44,2’ye yükseldi. Mezunlarda ise tablo çok daha çarpıcı. Geçen yıl yüzde 69,7 ailesiyle yaşarken bu oran, 2025’te yüzde 76,7’ye çıktı.

Çalışma, gençlerin büyük bölümünün aile desteği olmadan ayakta kalamadığını gösteriyor. Öğrencilerin yüzde 66’sı ailesinden düzenli maddi destek aldığını belirtirken, 5 öğrenciden 1’i haftalık bin TL ve altında bir gelirle geçimini sağlamak zorunda. Genel tabloya bakıldığında öğrenciler çoğunlukla aylık 4 ila 8 bin TL arasında bir bütçeyle yaşamını sürdürüyor.

Araştırmada mezunların koşullarının daha kötüleştiği dikkat çekiyor. İş arayan mezunların yüzde 50,8’i ayda 4 bin TL ve altında bir gelirle yaşamaya çalışıyor. Kirada kalabilenlerin oranı ise öğrencilerde yüzde 11,1, mezunlarda ise yüzde 11,8’de kaldı.

Raporda, ekonomik koşulların gençlerin hayallerinin önüne geçtiği, geçim kaygısının eğitim ve kariyer hedeflerinin önüne geçtiği vurgulandı.

Paylaşın

Ahmak Davası: İmamoğlu’nun Siyasi Yasak Cezası Onandı

Ekrem İmamoğlu hakkında açılan “Ahmak Davası”nda siyasi yasak da içeren 2 yıl 7 ay 15 günlük ceza onandı. İmamoğlu’nun avukatı Kemal Polat, kararı Yargıtay’da temyiz edeceklerini söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 13 bin oy farkla kazandığı 31 Mart 2019 yerel seçimlerinin iptal edilmesi üzerine yaptığı basın açıklamasında, “YSK Başkanı’na ve üyelerine hakaret ettiği” iddiasıyla açılan davada 2 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası verilip, siyaset yasağı kararı alınmıştı.

Dosyayı inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi, bugün kararını açıkladı.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi’nin kararında, Yapılan yargılama sonunda toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre verilen hükümde aşağıda belirtilen husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığının anlaşıldığı öne sürülerek, itiraz başvurusunun esastan reddedilmesine karar verildi.

İstinaf mahkemesi verdiği kararda itiraz yolunun açık olduğunu belirtti. Yargıtay da kararı onarsa İmamoğlu’nun siyasi yasağı kesinleşecek.

Ne olmuştu?

Ekrem İmamoğlu, 31 Mart 2019’da İBB Başkanı seçilmişti. Yapılan itirazlar nedeniyle mazbatasını 17 günde almış ve 17 Nisan’da göreve başlamıştı. İmamoğlu’nun görevinin 18. gününde Türkiye’de seçimleri organize eden Yüksek Seçim Kurulu (YSK), 6 Mayıs’ta seçimlerin tekrarlanmasına karar vermişti.

İstanbul’da 23 Haziran’da yapılan seçimde İmamoğlu çok daha büyük farkla yeniden İBB Başkanı seçilmişti. İmamoğlu Kasım 2019’da Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen Avrupa Yerel ve Bölgesel Yönetimler Kongresi’ne davetli olarak katılmış ve bir konuşma yapmıştı.

Dönemin İçişleri Bakanı Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, İmamoğlu için “Avrupa Parlamentosu’na gidip Türkiye’yi şikayet eden ahmağa söylüyorum. Bunun bedelini bu millet sana ödetecek” demişti.

İmamoğlu’nun Soylu’ya yanıtı, “31 Mart’ta seçimi iptal edenler ve dünyada, Avrupa’da, onların gözünde nereye düştüğümüz noktasında, o olan şeylere, biten şeylere baktığımızda, tam da işte 31 Mart’ta seçimi iptal edenler ahmaktır. Önce ona bir odaklansın” olmuştu.

Bunun üzerine YSK üyeleri, “hakarete uğradıklarını ve mağdur olduklarını” belirterek İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Başsavcılığın hazırladığı iddianamede “kurul halinde çalışan kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı alenen hakaret” suçundan İmamoğlu’nun dört yıl bir aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti.

İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada İmamoğlu’na iki yıl yedi ay 15 gün hapis ve siyasi yasak cezası verilmişti. Dava, son iki yıldır Türkiye’de temyiz mahkemesi olarak da kabul edilen Yargıtay’a bağlı İstinaf Mahkemesi’nde görülüyordu.

Paylaşın

DEM Parti’den Cumhur İttifakı’na “Umut Hakkı” Çağrısı

DEM Parti Hukuk Komisyonu Eşsözcüsü Öztürk Türkdoğan, “İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde acil düzenleme şart. Cumhur İttifakı’na da kamuoyu önünde verdikleri sözleri hatırlatıyoruz” dedi.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Hukuk Komisyonu, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AK BK) “umut hakkı” kararına ilişkin partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi.

Öztürk Türkdoğan, kararın önemine dikkat çekerek Meclis’te grubu bulunan partilere yasal düzenleme çağrısı yaptı ve “İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde infaz hukukunda düzenleme yapılması şarttır. ‘Umut hakkı’ rahatlıkla düzenlenebilir.” dedi. Türkdoğan, ayrıca Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması gerektiğini vurguladı.

Türkdoğan, AK BK’nın en kritik başlığının “umut hakkı” olduğunu belirterek şunları söyledi: “Umut hakkı, ömür boyu hapis cezası alan tutukluların belirli bir sürenin ardından cezalarının gözden geçirilmesi ve serbest kalma ihtimaline sahip olmalarıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), ömür boyu cezanın yaşam sona erinceye kadar infaz edilmesini kabul etmiyor; bunu Sözleşme’nin 3’üncü maddesindeki işkence, kötü muamele ve onur kırıcı davranış yasağına aykırı görüyor. Verdiği kararlarla Avrupa Konseyi üyesi ülkelerde bu uygulamayı reddediyor. Biz de bunu ‘umut hakkı’ olarak tanımlıyoruz.”

Türkdoğan, Türkiye’ye ilişkin süreçte Öcalan kararlarına atıf yaparak şu hatırlatmaları yaptı: “AİHM, Öcalan kararında, 25 yıl sonrasında şartlı salıverme imkânı tanıyacak bir mekanizma kurulması gerektiğini belirtti. AK BK, 2015’te Türkiye’den bu konuda bilgi istedi; ancak dosya uzun süre Komite gündemine gelmedi. 2021’de, avukatların ve insan hakları örgütlerinin başvuruları üzerine Komite, Gurban ve Diğerleri başlığıyla dört dava grubunu birleştirerek yeniden inceleme başlattı ve Türkiye’den özel/genel önlemler konusunda bilgi talep etti.”

Türkiye’nin 2021’de Komite tavsiyelerini yerine getirmediğini söyleyen Türkdoğan, 2024’te sivil toplum başvurularıyla dosyanın yeniden gündeme geldiğini anımsattı:

“Komite, Türkiye’ye tedbir alma zorunluluğunu bildirdi; Mart 2025’te bir ara karar alma niyetini açıkladı. Yine de ilerleme olmadı. Komite’nin ‘derin üzüntü’ ifade etmesini hukuken yetersiz buluyoruz. Sözleşme’nin 46/4. maddesi uyarınca ihlal prosedürü işletilip dosya yeniden AİHM’e gönderilerek uygulanmama kararı istenebilir; Kavala dosyasında bu yol izlendi.”

“Umut hakkını düzenleyin”

Bakanlar Komitesi’nin, İnsan Hakları Eylem Planı kapsamında yapılacak infaz düzenlemesine umut hakkının açıkça dâhil edilmesi yönünde Adalet Bakanlığı’na çağrı yaptığını aktaran Türkdoğan, şunları ekledi: “Bu, AİHS bağlamında bir yükümlülük. Komite, Türkiye’deki Barış ve Demokratik Toplum sürecine de atıf yapıyor; TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun deneyimlerinden yararlanılmasını öneriyor. Ayrıca milletvekillerinin verdiği yasa tekliflerinin kanunlaşmasını talep ediyor.”

Türkdoğan, DEM Parti’nin 24 Eylül 2024’te verdiği yasa tekliflerini anımsattı: “Bazı maddeler kaldırılırsa umut hakkının önündeki engeller kalkar. Komite de bunu işaret ediyor. Yasal hakların herkese eşit uygulanması şart; tecride başvurulmaması, avukat ve aile görüşlerinin rutin hâle gelmesi gerekiyor. AK BK, benzer iyi ülke örneklerinden yararlanılmasını istiyor ve Haziran 2026’ya kadar süre tanıyor.”

Türkdoğan, önümüzdeki aylarda umut hakkının hayata geçirilmemesi hâlinde Komite’nin 46/4 ihlal prosedürünü başlatması gerektiğini söyledi; TBMM’den ise somut adım beklediklerini ifade etti: “TBMM’de kurulan komisyonun Sayın Öcalan’la görüşmesi gerekir; yöntem Meclis Başkanlığı ve komisyonca belirlenebilir. Gerekirse İmralı’da görüşme ya da Meclis’te buluşturma sağlanmalı. Barış hukukuna, geçiş dönemi yasalarına dair Öcalan’ın görüşleri alınmalıdır.”

Türkdoğan, süreci başlatanın Öcalan olduğunu vurgulayarak, “Öcalan’ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşulları sağlanmadan barışın tesisi mümkün değil” dedi ve şu ifadeleri kullandı: “Siyasi iktidarın, uluslararası hukukun gereği olan meşruiyet zemini hazır. AİHM kararı var, Bakanlar Komitesi çağrısı var. Bugün hiçbir yetkili ‘Umut hakkını yapamayız’ diyemez. Mahkeme kararı var, siyasi organ kararı var.”

Türkdoğan, son olarak Meclis’te grubu bulunan partilere ve siyasal iktidara seslendi: “DEM Parti olarak yasal hazırlıklarımız tamam. Hangi kanunlarda ne tür değişiklikler gerektiğini açıkladık. Umut hakkı geciktirilmeden infaz hukukunda düzenlenebilir. İnfaz kanunu eşitsizlik ve ayrımcılıklarla dolu; İnsan Hakları Eylem Planı çerçevesinde acil düzenleme şart. Cumhur İttifakı’na da kamuoyu önünde verdikleri sözleri hatırlatıyoruz.”

Paylaşın