Türkiye’de Çocuk Sahibi Olmak Artık Lüks

Türkiye’de çocuk sahibi olmak, giderek ertelenen veya vazgeçilen bir lüks haline geliyor. TÜİK’in verilerine göre, 0-4 yaş grubundaki çocuk sayısı 2025 yılı itibarıyla 4 milyon 945 bin 831’e geriledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileriyle hazırlanan ve AK Parti’nin masasına gelen son araştırmaya göre, 0-4 yaş aralığındaki çocuk sayısı Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine düştü. Raporda, bu düşüşün arkasında ekonomik zorlukların yanı sıra değişen kültürel ve sosyal faktörlerin de yattığı belirtiliyor.

Ekonomim’in haberine göre, AK Parti tarafından Ağustos 2025’te yapılan saha araştırması, kamuoyunun en büyük endişesinin “hayat pahalılığı ve enflasyon” olduğunu ortaya koydu. Ancak bu temel ekonomik krizin gölgesinde, Türkiye’nin geleceğini derinden etkileyecek sessiz bir sorun daha dikkat çekiyor: nüfus yapısındaki kırılmalar.

Araştırmaya göre, Türkiye’de evlenme yaşı yükseliyor ve çocuk sahibi olmak, giderek ertelenen veya vazgeçilen bir lüks haline geliyor. TÜİK’in verilerine göre, 0-4 yaş grubundaki çocuk sayısı 2025 yılı itibarıyla 4 milyon 945 bin 831’e gerileyerek tarihi en düşük seviyeyi gördü.

Raporda, çocuk sayısındaki düşüşün tek başına ekonomik koşullarla açıklanamayacağı vurgulandı. Araştırma, çocuk sayısındaki azalmanın başlıca nedenlerini şöyle sıralıyor:

Ekonomik zorluklar
Değişen kültürel değerler
Aile kavramının önemini kaybetmeye başlaması
Gençlerin evlilikten uzaklaşması
Kadın istihdamının artışının çocuk sayısını etkilemesi

Raporda, bu soruna ilişkin siyasi görüş ayrılıklarına da yer verildi. CHP, İYİ Parti ve DEM Parti seçmenleri çocuk sayısındaki düşüşü ağırlıklı olarak ekonomik gerekçelerle açıklarken, AK Parti ve MHP seçmenleri ekonomik nedenlerin yanı sıra “aile değerlerinin zayıflaması” ve “gençlerin evlilikten uzaklaşması” gibi kültürel ve kimliksel faktörlerin de etkili olduğunu savunuyor.

Araştırma, Türkiye’nin son yıllarda ekonomik dalgalanmaların yanı sıra toplumsal değer sisteminde de önemli kırılmalar yaşadığına işaret ederek, toplumun bu sorunlarla yüzleşmesi gerektiğini belirtiyor.

Paylaşın

TCDD’nin Borcu 5,8 Milyar Liraya Dayandı

Bu yılın ilk ayını 4 milyar 790 milyon 272 bin lira borç ile kapatan Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın (TCDD) borcu, 1 Ağustos 2025 itibarıyla 5 milyar 762 milyon 707 bin liraya yükseldi.

1 Mayıs 2013’te çıkarılan, “6461 Sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleşmesi Kanunu”nun yasalaşmasından kısa bir süre sonra TCDD, ikiye bölündü. Kanun kapsamında 14 Haziran 2016’da, TCDD Taşımacılık Anonim Şirketi faaliyete başladı.

BirGün’de yer alan habere göre, 2016 yılında 1 milyar 600 milyon 773 bin TL olan TCDD’nin Hazine borcunun, 2024 yılının sonunda 4 milyar 733 milyon 197 bin TL’ye dayandığı tespit edildi.

Kurumun borcu 2025 yılında da katlanarak arttı. Bu yılın ilk ayını 4 milyar 790 milyon 272 bin TL borç ile kapatan kurumun toplam Hazine borcu, 1 Ağustos 2025 itibarıyla 5 milyar 762 milyon 707 bin TL olarak gerçekleşti.

Paylaşın

MHP’den “Süreç” İçin Dikkat Çeken Tanımlama: Bahçeli Modeli

Abdullah Öcalan’ın çağrısı sonrası başlayan sürece ilişkin değerlendirmede bulunan MHP’li Feti Yıldız, sürecin adının “Bahçeli modeli” olduğunu belirterek, tamamlandığında dünya çapında örnek teşkil edeceğini söyledi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, Cumhur İttifakı’nın “Terörsüz Türkiye” adını verdiği sürece ilişkin Halk TV’ye değerlendirmelerde bulundu. Yıldız, sürecin adının “Bahçeli modeli” olduğunu belirterek, tamamlandığında dünya çapında örnek teşkil edeceğini söyledi.

Süreç, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin 22 Ekim 2024’te başlattığı ve PKK’nın silah bırakması ile TBMM’de kurulan Milli Birlik, Dayanışma ve Demokrasi Komisyonu üzerinden yürütülen çalışmalarla devam ediyor. Komisyonda dün, benzer sorunları ile mücadele eden ülkelerdeki çözüm modelleri akademisyenler tarafından sunuldu.

Feti Yıldız, akademisyenlerin önerilerini değerlendirerek, “Kanada’dan Kolombiya’ya kadar sunulan tüm örnekler değerli; ancak bizim sürecimiz benzersiz. Bahçeli modeli, ilerleyen yıllarda çatışmalı bölgelerde barışın anahtarı olacak ve literatüre girecek” dedi.

Paylaşın

2024’te Erişim Engelli Uygulanan Site Sayısı 311 Bini Aştı

2024 yılında erişim engelli uygulanan site sayısı 311 bini aştı. Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Cumhuriyet yazarı Barış Pehlivan, İfade Özgürlüğü Derneği tarafından hazırlanan ve “EngelliWeb 2024 Raporu” olarak bilinen “Dijital Kafeste Kafkaesk Sansür: Yargı Eliyle Gerçeğin Susturulması” başlıklı çalışmanın ayrıntılarını köşesine taşıdı.

Hukuk profesörü Yaman Akdeniz ve araştırmacı Ozan Güven’in kaleme aldığı 260 sayfalık rapora göre, 2024 yılında 257 sulh ceza hâkimliği tarafından verilen 803 karar ile 5 bin 740 haber adresine yaptırım uygulandı.

Raporun öne çıkan bulguları şöyle:

Erişim engelleri: 2024 sonu itibarıyla toplam 1 milyon 264 bin 506 web sitesi ve alan adı, 852 farklı kurum ve hâkimlik kararıyla erişime engellendi.

Yerel seçimler öncesi: Kamu kaynaklarının kullanımı, siyasi yolsuzluk iddiaları, kamu görevlileri ve hükümete yakın şirketlerle ilgili haberlere yoğun sansür getirildi.

Cumhuriyet sansürü: Cumhuriyet gazetesinin internet sitesindeki 148 haber erişime engellendi.

Platformlar: 270 bin URL adresi, 17 bin Twitter/X hesabı, 75 bin tweet, 25 bin 500 YouTube videosu, 16 bin 700 Facebook ve 16 bin Instagram içeriği kapatıldı.

Kurumsal dağılım: 2024’te erişime kapatılan 311 bin sitenin 254 bini BTK Başkanı kararıyla engellendi. Türkiye Futbol Federasyonu 50 bin 120 alan adını, Milli Piyango İdaresi ise 2 bin 796 alan adını erişime kapattı.

2006-2024 karşılaştırması: 2006’da yalnızca 4 alan adı engellenirken, 2014’te bu sayı 38 bin 441’e çıktı. 2024’te engellenen site sayısı 311 bini aştı.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre ise 2024’te 198 bin 364 sosyal medya hesabı takibe alındı. Bunların 86 bin 170’inin kullanıcısı tespit edilerek adli makamlara bildirildi.

Bu süreçte 3 bin 317 kişi gözaltına alındı, 384 kişi tutuklandı, 879 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi, 2 bin 54 kişi ise serbest bırakıldı.

Paylaşın

Demirtaş’ın Kitapları Cezaevine Alınmadı: Sakıncalı

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın kitaplarının “sakıncalı” görülerek mahpuslara verilmediği açıklandı.

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mersin Milletvekili Av. Ali Bozan, Suluca 1 No.lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde Selahattin Demirtaş’ın “DAD” ve “Araf’ta Düet” kitaplarının mahpuslara verilmediğini açıkladı.

Evrensel’den Eylem Nazlıer’in haberine göre; Ali Bozan, cezaevi kurulunun gerekçesini şöyle aktardı: “Hüseyin Bağ adına gönderilen DAD ve Araf’ta Düet kitaplarının yazarı halen örgüt üyeliği suçlamasıyla cezaevinde bulunmaktadır. Bu nedenle eğer biz Hüseyin Bağ isimli mahpusa bu kitapları verirsek cezaevi güvenliğini tehlikeye düşürür.”

DEM Parti Milletvekili, sadece Demirtaş kitaplarıyla sınırlı kalmayan uygulamaya dikkat çekti: “Mehmet Uzun’un Kürtçe kitabı ‘Siya Evînê’ ise 8 ay sonrasında mahpuslara ulaştırıldı. Cezaevinde Kürtçe fiilen yasak. Toplatma veya yasaklama kararı olmamasına rağmen, kitap 8 ay boyunca kurulda Kürtçe bilen kimse olmadığı gerekçesiyle bekletildi.”

Ali Bozan, yetkililere seslenerek şunları ekledi: “Türkiye, hukuk devletidir deme bakanlığı; bu hukuksuzlukları ne zaman sonlandıracaksınız?​”

Paylaşın

AK Parti’den Boşanmaları Azaltmak İçin Yeni Adım

AK Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor.

Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), Türkiye’de artan boşanma oranlarına karşı yeni bir adım atmaya hazırlanıyor. Parti, evlenecek çiftlerin evlilik öncesi sağlık kontrolüne ek olarak psikolojik denetimden geçmesini sağlayacak bir danışmanlık mekanizması kurmayı planlıyor. Projenin temel amacı, evliliğin erken döneminde ortaya çıkabilecek sorunları tespit ederek, yanlış evliliklerin önüne geçmek.

Türkiye Gazetesi’nin haberine göre, parti kaynakları, birçok çiftin evlilik öncesinde psikolojik rahatsızlıklar, şiddet eğilimi, sosyoekonomik ve sosyokültürel farklılıklar gibi konuları gizleyebildiğini belirtiyor. Bu durumun, evliliğin ilerleyen dönemlerinde şiddetli geçimsizliklere ve boşanmalara yol açtığına dikkat çekiliyor. Yeni sistemle, çiftlerin birbirlerine karşı daha şeffaf olmaları ve dürüst bir ilişki kurmaları amaçlanıyor.

Planlanan danışmanlık hizmeti, sadece evlilik öncesiyle sınırlı kalmayacak. Evlilik sonrasında da devam edecek olan bu destekle, anlaşmazlık yaşayan çiftlere sorunlarını çözmeleri için rehberlik edilecek. Eğer boşanma kaçınılmaz hale gelirse, taraflara süreç boyunca doğru yönlendirmeler yapılacak.

Projenin hayata geçirilmesi için somut adımlar atılmaya başlandı. AK Parti Kadın Kolları Başkanlığı öncülüğünde, 20 Eylül’de Erzurum’da “Aile İçi Dijital Eğitim ve Psikososyal Destek Çalıştayı” düzenlenecek. Çalıştaya, Adalet, Sağlık ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarından uzman ve akademisyenler katılacak. Bu çalıştayda, güçlü aile yapısının oluşturulması için atılacak adımlar masaya yatırılacak.

Paylaşın

On Yılda 19 Milyondan Fazla Üniversiteli Okulu Bıraktı

2015 – 2025 arasında 19 milyon 49 bin 203 öğrenci üniversiteyi bıraktı. 19 milyon öğrenciden 16.9 milyonu devlet üniversitelerinden, 2.1 milyonu vakıf üniversitelerinden ve 57 bini ise vakıf meslek yüksekokullarından.

Paylaşın

Özgür Özel’den “Geri Adım Atmayacağız” Mesajı

Partisinin Ankara’da düzenlediği mitingde konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) yarın görülecek kurultay davası öncesi Tandoğan Meydanı’nda “Vesayete karşı, demokrasi için! Kayyıma ve darbeye karşı, halkın iradesi için!” sloganıyla “Büyük Ankara” mitingi düzenlendi.

Yoğun alkışlar eşliğinde yurttaşları selamlayan CHP Lideri Özgür Özel sözlerine, “Cumhuriyet’in kurulduğu topraklardayız. Çankaya Köşkü ile Anıtkabir’i ile Meclis ve meydanları ile Cumhuriyetimizin yaşayan müzesine hoş geldiniz” sözleriyle başladı. Tandoğan Meydanı’nın, haksızlığa direnenlerin meydanı olduğunu ifade eden Özel, “Vesayete ve darbeye hayır demek için buradayız. Bugün mitingde değil, eylemdeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Türkiye’nin dört bir yanında düzenledikleri eylemlere de selam gönderdi. Özel, Adnan Yücel tarafından yazılan, “Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek” şiirini okudu. Özel, zeytinliklerin talanına karşı 28 Eylül’de Muğla’da düzenlenecek mitinge çağırdı. CHP Lideri Özel, “Saray’da oturarak bu meydanı izleyerek korkanlar da var 12 metrelik hücresinden bu meydanı izleyerek coşanlar da var” diyerek tutuklu belediye başkanlarına selamlarını iletti. Özel, “Bu meydanda senden korkmayanlar, zulümden yılmayanlar var” sözleriyle ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslendi.

Konuşmasında, demokrasi ve Cumhuriyet’i savunanlarla ortak mücadele vurgusu da yapan Özel, “Hep birlikte başaracağız” sözleriyle başladığı konuşmasını, şu sözlerle sürdürdü:

“Türkiye’nin bütün demokratları, demokrasinin yanındayız. AKP zeytine saldırdığında bütün partiler birleştik, AYM’ye birlikte gideceğiz. Kayyuma karşı da sağdan sola hep birlikte direniyoruz. Tandoğan’dan ilan ediyoruz ki CHP, Türkiye’nin birinci partisidir ama ne muhalefetin patronudur ne her şeyin sahibidir. Bu mücadelede tüm kardeş partilerimizle birliktedir, omuz omuzadır, hepsine müteşekkirdir. Her zorluğu milletimizle birlikte yendik. Ancak demokrasiden sapmadık. 31 Mart 2024’te, Türkiye nüfusunun yüzde 65’ine hizmet şansını yakaladık. Bunun bir savaş olmadığını, yarış olduğunu ve seçim gecesini o yarışın bittiğini söyledik.

Belediye başkanlarımız halka iyi hizmet edince, karşımızdakiler bizim 47 yıl gösterdiğimiz sabrı 47 ay gösteremediler. Değil 47 ay, 47 gün hazmedemediler. Yenilgiyi kabullenemediler. Daha ilk yenilgilerinde demokrasi treninden indiler. Bir saldırıya giriştiler. Önce seçimli otoriterlik kuranlar şimdi seçimsiz bir diktatörlüğe geçme hevesi içindiler. Sandığa saldırıyorlar. Bu iktidar demokrasi istemiyor. Biliyorlar ki demokrasi olursa sandıktan çıkamayacaklar. Biliyorlar ki demokrasi olursa kendi suçlarını örtemeyecekler. Ama ant olsun ki demokrasiyi de adaleti de barışı da biz getireceğiz.

FETÖ ile ortak olarak Anayasa’yı değiştirdiler. Balyoz’u yaşattılar, kumpaslar kurdular. Şımarttıklarının darbesine maruz bıraktılar ülkeyi. Ellerini FETÖ sabunuyla yıkadılar, güya o günahtan kurtuldular. 17-25 Aralık, belgeli hırsızlıklarının üzerini örttüler. OHAL koşullarında, dünya kadar şaibe ile mühürsüz oylarla Anayasal sistemi değiştirdiler. Kendilerini vatansever, barış isteyenleri terörist ilan ettiler. İşlerine gelince müzakere ettiler, işlerine gelmeyince sivil siyaseti hedef gösterdiler. Gün geldi, akan kandan medet umdular, gün geldi kanı durduracağız diye siyasetten medet umdular.

Bu kumpasçılara karşı biz kazanacağız, bu meydan, Türkiye’nin demokratları kazanacak. Bir kişinin ve onun çevresinin varlığını sürdürmesi, servetini koruması için bir kara düzen kuruldu. Erdoğan kendi çıkarı için her şeyi yapacak durumdadır. Tam da bu nedenle millet, bu iktidardan desteğini çekmiştir. Millet, kendi dertleri ile dertlenen bir iktidar umuduna bel bağlamıştır. Millet, halkın, yoksulun, gençlerin, çocukların ve kadınların yanında olan, dezavantajlı kesimlere destek veren CHP’li belediyelerin yanında olmuştur. AKP, milletin kararına saygı duyması gerekirken en kötü yola tenezzül etmiştir. Millete umut vadedemeyen iktidar, milleti korkutarak ayakta kalmayı tercih etmiştir.

AKP, Cumhurbaşkanı adayımızı demir parmaklıklar ardına koymuştur. Buradan ilan ediyorum, bizim Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu’dur. Geçirdiği iki kansere rağmen Murat Çalık, maalesef tahliye edilmemiştir. Muhittin Böcek, günde 14 ilaç içerek hapishanede yaşam mücadelesi vermektedir. Erdoğan, ‘Göreceksiniz 1 aya kalmaz, birbirlerinin yüzüne bakamayacaklar’ demişti. Şimdi, buradan milyonların içinden, Türkiye’nin gözünün içine bakarak söylüyorum. Bu dava siyasidir, arkadaşlarımız masumdur, yapılan darbedir. Direneceğiz.

Ülkenin büyük bir bölümü bu davaların siyasi olduğunu biliyor. Büyük bir özgüvenle tekrarlıyoruz. Buyurunuz, 1 Ekim’de açılacak Meclis’te yasal düzenlemeyi yapalım. TRT’nin bir kanalını bu mahkemeye tahsis edelim. İftiralar da canlı yayında atılsın, cevaplar da canlı yayında verilsin. Partimizin belediye başkanlarını sürekli tehdit edenler, AKP ve MHP’li belediye başkanlarının belgeli yolsuzluklarına karşı hiçbir şey yapmıyorlar. Bize yönelik tehditlerine direnenler olduğu gibi, topuklarını yağlayıp kaçanlar da oldu. Hasan Mutlu’ya, ‘AKP’ye katılacaksın’ dediler. Mutlu, ‘Terzi Fikri gibi belediye başkanı olmaya geldim, haysiyetsizlik yapmam’ dedi, dün gelip Mutlu’yu aldılar. AKP’ye geçen haysiyetsizleri tarih yazacak. Erdoğan, kaybettiği belediyeleri almak için her türlü oyuna, hileye yol vermiştir. Erdoğan, GOP, Beykoz, Aydın, Türkiye seni istemiyor, düş yakamızdan.

“Hodri meydan”

Erdoğan’a sesleniyorum, kendine güveniyorsan 2 Kasım’da getir sandığı, millet versin kararı. Eğer cesaretin varsa, kaptı kaçtı siyasetçi değilsen siyasi yankesicilikten medet ummayacaksan Bayrampaşa’ya gel, Aydın’a gel, gel koyalım sandığı, millet versin kararını. Seni gidi siyasi yankesici seni. Milletin vermediğini hileyle almak, milletin vermediğini zorla almak darbecilerin işidir. Türkiye’ye demokrasiyi getiren parti sana meydan okuyor, hodri meydan.

AKP’nin tek umudu, Akın Gürlek’tir. AKP’nin adliye koridorlarında çalışan yargı kolları başkanı ve onun etrafındakiler marifetiyle Türkiye’de adaletin terazisi bozulmuştur. Bugün CHP’yi yutan, yarın diğer partileri yutacaktır, herkesi hedef alacaktır. Demokrasi gittiğinde onları durduracak hiçbir güç kalmayacaktır. Bu kara düzenin çarklarından olmayan ama AKP’den medet umanlara sesleniyorum. Diyelim ki sandık gitti, biz teslim olduk, bir daha senin hatırını sorar mı? Senin sesini kim dinleyecek, senin oyuna kim sahip çıkacak? Demokrasinin tarafında olunursa ülkeler büyür. Türkiye’nin kurtuluşu demokratik, güçlü parlamenter sistemdir.

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde birini buldular. Kim o? 5 yıl boyunca eşi, İBB AK Parti’deyken avukatıyken AK Parti rozeti taşırken sınava girdiler. Karı koca hakim yapıldılar! Talimatı almış ve İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atadılar

Buradan Erdoğan ve İçişleri Bakanı müsveddesine sesleniyorum, CHP’nin baba evine kimse el uzatamaz. CHP kolay lokma değildir. Ne bir adım geri atarız, ne bir santim eğiliriz. Size teslim olmayacağız. Biz Türkiye ittifakıyız.”

Özel’den Erdoğan’a: Hırsızın Partisi Olmaz

Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, CHP Genel Merkezi’nde gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından kameraların karşısına geçti. Ümit Özdağ, yaptığı açıklamada, “Demokrasinin ve hukuk devletinin idam sehpasına çıkartılmaya çalışıldığı bir süreçten geçiyor Türkiye ne yazık ki” dedi.

Özdağ, şunları söyledi: “CHP’nin düşman hukukuyla adeta parçalanmaya çalışıldığını, bölünmeye çalışıldığını görüyoruz. Erdoğan’a çağrımız; iktidarda kalmak için Türk halkının önüne bir gelecek vaat eden bir projeyle çıkmayı denesin. Muhalefeti hukuk dışı yöntemlerle engelleme çabalarıyla siyaset yapmanın hiç kimseye, özellikle de ülkemize hayrı yoktur.”

CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise konuşmasında, “Dün Bayrampaşa Belediye Başkanımız gözaltında… Belediye Başkanımızın eşi de yanında olduğu sırada geçen hafta ‘AK Parti’ye katılırsanız operasyonu’ engelleyebiliriz teklifi aldığını, ondan önce de toplam 3 kez AK Parti’ye davet edildiğini, daveti kabul etmediği noktada da gözaltına alındığını biliyoruz. Onunla birlikte kaç meclis üyesi gözaltına alınıyor? AK Parti-MHP toplamı 15, biz 20, 2 de bağımsız var. 8 belediye meclis üyemizi gözaltına aldılar” dedi.

“Manavgat’ta yolsuzluğun ortaya çıktığı anda gereğini yaptım. Dedim ki; hırsızın partisi olmaz” diyen Özel, “O baklava kutusunu önce altı oklarla servis ettiler. Baklavacı rüşvetçinin 1 ay önce gözaltın alınıp sonra mizansen yapmak üzere serbest bırakıldığını deşifre ettik. Bana diyor ki; ’32 saatlik görüntü vardı.’ Arkadaşlar, 32 saatlik görüntülerden, aslında gördüğümüz sahnenin orada başlamadığını, o kutunun oraya nasıl konulduğunu içeri giren polislerin bildiğini, baklavacının dışarıda polislerle temasını görüntülerden önce ispatladık” ifadelerini kullandı.

Özel, şunları kaydetti: “Sayın Erdoğan’a söylüyorum; hodri meydan! Ben, Manavgat iddianamesiyle birlikte görüntüleri yayınlayacağım. Şimdi yayınlarsam görüntülere göre iddianame yazacaksınız. Ama sen ‘Cuma günü yayınlayacağım’ dediğin Gezi olaylarından beri ‘Kabataş İskelesinin önünde başörtülü bacıma saldırdılar’ dediğin görüntüyü, o gün seninle izleyen herkes itiraf etti öyle bir görüntü olmadığını. ‘Haysiyetin varsa yayınla’ diyorsun. Benim haysiyetim var, iddianameyle birlikte yayınlayacağım görüntüleri. Senin haysiyetin varsa, Gezi’deki görüntüleri yayınla.”

Paylaşın

2026’da Saray’ın Bir Günlük Masrafı 58 Milyon Liraya Çıkacak

Saray’a gelecek yıl için tam 21 milyar 286 milyon 534 bin lira ayrıldı. Bu, 2026 yılında Saray’ın günlük harcamasının yaklaşık 58 milyon lira olacağı anlamına geliyor.

Orta Vadeli Program’da (OVP) 2026 yılı için teklif edilen bütçenin tavan ödeneği belli oldu. OVP’de yer alan tabloya göre, Saray’a gelecek yıl için tam 21 milyar 286 milyon 534 bin TL ayrıldı. Geçen yılın bütçesinde 16 milyar 928 milyon 146 bin lira olan Cumhurbaşkanlığı ödeneği 2026’da yüzde 26 artırılacak.

BirGün’den Havva Gümüşkaya’nın haberine göre; Saray’a ayrılan kaynak, OVP’de 2026 yılsonu için öngörülen yüzde 16’lık enflasyonun yaklaşık 10 puan üzerinde oldu. Saray’ın günlük harcamasının yaklaşık 58 milyon TL’ye çıkması bekleniyor.

Bütçenin detayları da dikkati çekti. Cumhurbaşkanlığı için öngörülen toplam ödeneğin yarısından fazlası mal ve hizmet alımlarına ayrıldı. Bu başlık altındaki harcamaya 11 milyar 721 milyon 931 bin TL ayrıldı. Saray’ın devasa bütçesinin esas yükünü mal ve hizmet harcamaları oluşturdu.

Cumhurbaşkanlığı’nın personel giderleri ise 4 milyar 502 milyon 933 bin TL olarak öngörüldü. Cari transferler kaleminin 1 milyar 885 milyon TL, sermaye giderlerinin ise 2 milyar 906 milyon TL olması bekleniyor.

2027 yılına ilişkin bütçe ödeneği tavan tekliflerinin de yer aldığı OVP’de Cumhurbaşkanlığı için 23 milyar 616 milyon 950 bin liralık ödenek öngörüldü.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Yeni Mesaj: Ne Boyun Eğeceğim Ne De…

Yeni bir mesaj yayınlayan Ekrem İmamoğlu, “Ne boyun eğeceğim ne de susturulacağım. Ve tüm kalbimle inanıyorum ki halkım bu karanlıktan daha güçlü, özgür ve geleceğini sahiplenmeye hazır şekilde çıkacaktır” dedi.

Silivri’deki Marmara Cezaevi’nde tutuklu bulunan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, uluslararası hesabından dikkat çeken bir mesaj yayınladı. İmamoğlu, mesajında şu ifadeleri kullandı:

“Beni Silivri’ye kapatmaya çalıştılar, halkın iradesini kırmak için. Dünya, bunun sadece bir kağıt parçası, bir dava, bir mahkeme olduğunu düşünmek istese de herkes gerçeği biliyor. Bu saldırılara karşı en büyük garantimiz şüphesiz ki halkımızın bilgelik ve vicdanıdır, demokrasiye olan inancıdır.

Ama herkes şunu bilmelidir: Ne boyun eğeceğim ne de susturulacağım. Ve tüm kalbimle inanıyorum ki halkım bu karanlıktan daha güçlü, özgür ve geleceğini sahiplenmeye hazır şekilde çıkacaktır.”

Paylaşın