Dervişoğlu’ndan MHP’ye “HÜDA-PAR” Tepkisi

İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, HÜDA PAR Lideri Zekeriya Yapıcıoğlu’nun Anayasa’nın 4. maddesinin kaldırılması gerektiği sözleri üzerinden MHP’ye tepki gösterdi:

Haber Merkezi / “Cumhuriyet’le, Türk’le, Türklükle ve Atatürk’le sorunlu terör sevici zihniyet, şimdi de Anayasamızın ilk 4 maddesini hedef aldı. İktidarda kalmak uğruna her türlü tavizi verirseniz olacağı budur. Malazgirt’te adamın elini kaldırırsanız o da gelir Ankara’da parmağını gözünüze sokar işte!”

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun Anayasanın 4. maddesinin kaldırılması gerektiği açıklamasına tepki gösterdi.

Dervişoğlu, Malazgirt Zaferi’nin 953’üncü yıl dönümü etkinlikleri kapsamında Bitlis’in Ahlat ilçesinde MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin HÜDA PAR Lideri Zekeriya Yapıcıoğlu’nun elini havaya kaldırmasını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Aziz Milletim; Cumhuriyet’le, Türk’le, Türklükle ve Atatürk’le sorunlu terör sevici zihniyet, şimdi de Anayasamızın ilk 4 maddesini hedef aldı. İktidarda kalmak uğruna her türlü tavizi verirseniz olacağı budur. Malazgirt’te adamın elini kaldırırsanız o da gelir Ankara’da parmağını gözünüze sokar işte! Milletimizi ahmaklık ile itham etme konusuna gelince asıl ahmaklık; beni, İYİ Parti’yi ve büyük Türk milletini hesaba katmamaktır.

‘Anayasa değişikliği’ diye fısıldayıp ‘yeni Anayasa’ diye yükselen, taşeronları eliyle de milletin tepki ve sabır sınırlarını ölçen kendini bilmezleri bu vesileyle ikaz ediyorum. İhtiyaç duyduğumuz yeni bir anayasa değil, yeni bir iktidardır. Ve o iktidarın parolası; tek millet değil Türk milleti, tek devlet değil Türk devleti, tek vatan değil Türk vatanı ve tek bayrak değil Türk bayrağı olacaktır. Ne mutlu Türk’üm diyene!”

Paylaşın

Kemal Kılıçdaroğlu Hakkında “Hapis Ve Siyasi Yasak” Talebi

CHP’nin 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Zincirleme şekilde Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçundan 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi.

Eski CHP Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu, durdurulan MİT tırları görüntülerini eski Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar’a verdiği iddiasıyla İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve “devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk maksadıyla açıklamak” suçundan 25 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Hapis cezasının ardından o dönem CHP Genel Başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu açıklama yaparak “Bu kararı verenler bu kararın altında kalacaklardır. Biz yıllarımızı demokrasi için harcadık, adalet istiyoruz, demokrasi istiyoruz, düşünce özgürlüğü istiyoruz bu ülkede. 20 Temmuz darbesini yapanlar adaleti yok ettikleri, demokrasiyi yok ettiler, hakim hakim olmaktan çıktı gözünü dikmiş saraya nasıl talimat gelecek ve ben öyle karar vereceğim diye, bunların hiçbirisi hakim değil, hiçbirisi yargı dağıtmıyor, sadece ve sadece sarayın sopası olma görevini yerine getiriyorlar” demişti.

Sabah gazetesinin haberine göre, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede “Kılıçdaroğlu’nun sözlerinin ifade özgürlüğü ya da eleştiri sınırlarını aştığı, şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda yeterli delil olduğu” belirtilerek dava açıldı. Şüpheli Kemal Kılıçdaroğlu hakkında “Zincirleme şekilde Kamu Görevlisine Görevinden Dolayı Alenen Hakaret” suçundan 1 yıl 5 ay 15 günden 4 yıl 1 aya kadar hapis ve siyasi yasak talep edildi. Kılıçdaroğlu, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak.

Paylaşın

AİHM, Can Atalay İçin Türkiye’den Savunma İstedi

Merkezi Fransa’nın Strasbourg kentinde bulunan AİHM, AYM’nin TİP Hatay Milletvekili Can Atalay’ın tahliye edilmesi kararına uyulmadığı için Türkiye’den savunma istedi.

Şerafettin Can Atalay’ın milletvekili seçilmesi sonrası serbest bırakılmaması ve de yargılamasının yenilenmemesi ayrıca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi (AYM) arasındaki sürtüşmeye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), müdahil oldu.

AİHM, biraz önce yayımladığı bildirisine göre Can Atalay’ın milletvekili seçilmesi sonrası serbest bırakılmaması ve de yargılamasının yenilenmemesi ayrıca milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin Türk Hükümetinden savunmasını sunmaya davet etti.

Ne olmuştu?

Atalay, 14 Mayıs 2023’te yapılan genel seçimde TİP’ten Hatay Milletvekili seçildi. Atalay’a verilen hapis cezası, 28 Eylül 2023’te Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nce onaylandı. AYM ise milletvekili seçilmesi nedeniyle 25 Ekim 2023’te Atalay hakkında hak ihlali kararı verdi.

Yüksek Mahkeme; yargılamanın durdurulmasına, vekilliğinin kabulüne ve Atalay’ın tahliyesine karar verilmesine hükmetti.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bu kararı uygulamadı ve Yargıtay 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. Daire, 8 Kasım 2023’te AYM’nin süper temyiz mahkemesi gibi davranarak böyle bir hüküm kuramayacağı gerekçesiyle karara uyulmayacağını açıklayarak AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulundu.

AYM bunun üzerine anayasal zorunlulukları anımsatarak 21 Aralık 2023’te ikinci kez hak ihlali kararı verdi. Yargıtay 3. Ceza Dairesi ise 3 Ocak’ta bu kararın yok hükmünde olduğu yönünde bir karar aldı.

Yargıtay’ın kararının 30 Ocak’ta TBMM Genel Kurulu’nda okunmasıyla Atalay’ın milletvekilliği düşürüldü. Atalay’ın avukatlarının yanı sıra TİP, CHP ve DEM Parti; bu kararın iptali için AYM’ye başvurdu.

AYM’nin 1 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçeli kararında, Atalay’ın milletvekilliğinden düşürülmesi kararının “yok hükmünde” olduğu ifade edildi. Bu kararın ardından, Atalay’ın milletvekilliği haklarının iade edilip edilmemesi konusunda gözler Meclis’e çevrildi.

CHP, bu gelişme üzerine Can Atalay’ın durumunu görüşmek Meclis’i olağanüstü toplantıya çağırdı. 16 Ağustos’taki olağanüstü toplantıda AK Parti İzmir Milletvekili ve İdare Amiri Alpay Özalan, TİP Milletvekili Ahmet Şık’a yumruklu saldırıda bulundu.

Saldırıyı engellemeye çalışan DEM Parti Grup Başkanvekili ve Kars Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de şiddete uğradı ve kaşı yarıldı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Can Atalay için Meclis’i  tekrar olağanüstü toplantıya çağırdı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un “Meclis Genel Kurulu’nun aynı konuda ikinci kez olağanüstü toplantıya çağrılmayacağı” gerekçesiyle CHP’nin Can Atalay başvurusunu reddettiği açıklandı.

Paylaşın

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Dikkat Çeken “Anayasa” Açıklaması

Partisinin MYK toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, yeni anayasa çalışmalarına ilişkin “Sivil anayasanın yapılması gelecek nesillere bir borçtur” dedi.

Ömer Çelik, HÜDA PAR’ın Anayasa’nın 4. maddesiyle ilgili açıklamalarına ilişkin ise, “Değişiklik teklifleri bizim açımızdan olumlu değildir. Herhangi bir tartışmamız yoktur” ifadelerini kullandı.

AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MYK toplantısının ardından kameraların karşısına geçerek gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Çelik’in açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Yeni Anayasa: Darbe anayasasından Türkiye’nin kurtulması gerekir. Bunun için de net bir şekilde ciddi bir anayasaya sivil anayasaya Türkiye’nin ihtiyacı vardır. 19 kez değiştirildi tabiri caizse yamalı bohçaya döndü. Darbenin izlerinin hem lafzına hem de ruhuna sindiği sonuçlar maalesef Türkiye’nin önünde engel olmaya devam etmektedir.

Gelinen nokta kendi içinde bütünlüğü olan, sivil gözle yapılmış, özgürlükleri korumak, Türkiye’yi Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak sadelikte ve dinamik anayasa ihtiyaçtan öte bir zorunluluktur. Demokrasi konusundaki samimiyetlerden bir tanesi de Anayasa sürecine destek vermekle ilgilidir. Sağdan, soldan, çeşitli kesimlerden herkes Anayasa’nın değişmesi gerektiğini ifade ediyor. Hayata geçirmek konusunda bir sürü engeller oluyor.

Sistemi kilitleyen birtakım tutumların stratejik düzeyde Anayasa değişimini engellemek üzere işlevselleştirildiğini gördük. Türkiye’nin bu Anayasa’dan kurtarmak gerektiği açıktır. Gelecek nesillere bir borçtur. Teşkilat başkanlığımızın Türkiye Buluşmaları adı altında bu hafta itibariyle başladı. MYK, MKYK; milletvekillerinden birçok arkadaşımız sahaya indiler.

Buradan bütün AK Parti teşkilatlarındaki kardeşlerimize, arkadaşlarımıza şükranlarımızı iletiyoruz. Teşkilatlarımız göz bebeğimizdir. Hepimiz teşkilatlarımızın üzerine titreriz. İnşa edilen siyasetin ana taşıyıcıdır. Teşkilatımızın yaptığı çalışmalar müreffeh geleceğe, demokrasiye en önemli katkıyı sağlamaktadır. Sivil siyasetin üstünlüğü teşkilat ve vatandaşlarımız arasında bağ ile mümkündür. Siyaset milletten devlete yapılan bir süreçtir.

Siyasi temsil toplumsal taleplerden koparsa demokratik siyaset kolonlarını kaybeder. Kolonları kestiğinizde siyaset demokratik olmaktan çıkar, profesyonel bir faaliyet olur, gerçek amacını, işlevini kaybeder. Siyasetin esası toplumsal hayatını maliyetini azaltmaktır. Toplumdaki fotoğrafı net bir şekilde görüp siyaseti buna göre yönetmektir.

Vatandaşın, milli iradenin taleplerinin, milli egemenliğin esası olan işlevlerin siyasete yansıtılması demokratik siyasetin ana mekanizmasıdır. Siyasetçinin yegane sicil amiri vatandaştır. Siyaset kendisine vatandaşın dışında birtakım dış etkileri amir olarak seçerse meşruiyetini kaybeder. Bu çerçevede Türkiye Buluşmaları yaz dönemi boyunca güçlü çalışmalar yapmış teşkilatımızın bunu hayata geçirmesi açısından önemli olmuştur.

Faaliyetlerimizi yürütürken esas olarak vatandaşımıza bakarız. Diğer çalışmalar, anketler, stratejik değerlendirmeler siyasetin orta hakemin karar verirken yan hakeme baktığı kadar bakması gerekir. Esas olan vatandaşımızdır. Bu açıdan bakıldığında Türkiye Buluşmaları’ndaki arkadaşlar raporlarını veriyorlar. Son derece verimli oluyor.

Bunun geldiği noktada son zamanlarda 31 Mart seçimlerinden sonra AK Parti’nin geride kaldığı CHP’nin öne geçtiği gibisinden birtakım spekülasyonlar yapılıyordu. Artık CHP açısından böyle bir durumun olmadığı. CHP’deki gelgit siyasetinin vatandaşımız tarafından elinin tersiyle itilip, siyasetin gerçek mecrasının AK Parti’de gerçekleştirdiğini göstermektedir.

Siyasette normalleşme: Kemal Bey zamanındaki helalleşme, Özgür Bey zamanındaki normalleşme en son geldi cumhura hakaret edenleri himaye etmeye dönüştü. Vatandaşımız bunun notunu vermektedir. Tutarlılık olmadığı zaman bundan netice alınması mümkün değildir. Sivil siyasetin en büyük adresi, demokrasinin taşıyıcısı AK Parti ve Cumhur İttifakı’nda yoğunlaşmaktadır.

Ezgi Eygi: Değerli kardeşimiz, şehidimiz Ayşenur Ezgi Eygi’yi dualarla uğurladık. Allah rahmet eylesin. İsrail güçleri bu kardeşimizi doğrudan hedef alarak öldürmüştür. Bir çifte standart da burada görüyoruz. Bazı basın kurumları Ayşenur kardeşimizden bahsederken, başka bir coğrafyada yaptığı kariyer çerçevesinde rahatça yer alacak iken, bu katliam karşısında Ayşenur’la haber yaparken militan diyorlar.

Bunlar barışı, adaleti savunan herkese militan derler. Bunların ruhları kirlenmiştir, akılları kirlenmiştir. Yegane amaçları insanlığı daha büyük kaosun içerisine sokmaktır. Kendileri ile ufacık iş sözkonusu olduğunda dünyanın en önemli meselesi haline getirirler. Bunun bir de alt payandaları ve destekçileri var. Onlar da Ayşenur kardeşimizi kimin öldürdüğünü belirtmeden öldürüldü diye geçiyorlar. Kim, niye öldürdü? Bütün bunları yazmıyorlar. Orada katliam makinasını savunmaya dönük şu var. Birtakım haberlerde maalesef Türkiye’de de yaptılar.

İsrail’deki katliam şebekesinin 40 binden fazla insanı katletmiş olan bu şebekenin istemeden ve doğrudan olmayan şekilde bu eyleme imza attığını neye göre söylüyorlar? ABD Başkanı önce bilgi sahibi olmadığını söyledi sonra istemeden, doğrudan olmayan sebeplerle dedi. Adaletin, hakkaniyetin nasıl hedefe konulduğunu bir kere daha görmüş olduk. Bu katliam şebekesine teslim olan yaptığı katliam şebekesinin suçu kadar ağırdır.

Bu sürece teslim olanlar kadar militan, öldürüldü, doğrudan olmayan sebeplerle eylem ortaya çıktı demek bunu örtmek isteyenler kadar alçakça bir eylem yoktur. Gazze meselesi insanlığın aklının temizlenmesinde, ruhunun temizlenmesinde, adalet fikrinin yüceltilmesinde, şehitlerinin bereketiyle yeni bir sayfa açılmasına vesile olmaktadır.

Meis adası: Yunanistan’daki gelişmeleri her zaman yakından takip ediyoruz Sayın Miçotakis’le Cumhurbaşkanımızın görüşmesinden sonra yeni bir diyalog kapısı açılmıştır. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘aynı denizi, aynı coğrafyayı paylaşan iki komşu ülkeyiz, aramızda sorun olması normaldir, bunları aramıza kimseyi karıştırmadan beraber çözelim’ demişti.

Ama Yunanistan içindeki kaos lobisi, radikal unsurlar bu diyaloğu sabote etmek için elinden geleni yapıyor. Burada bir provokatör savunma bakanı Dendias haddini aşan açıklamalar yaptı. Kıyılarımıza 2 kilometre mesafedeki Meis adasına giderek Türkiye’yi hedef aldı.

Herkesin bilmesi gereken şudur; biz buradaki hak ve menfaatlerimizi masada diyalog yoluya, müzakere yoluyla çözmek iradesindeyiz. İki komşu ülkeyiz, başkalarının kendi çıkarları temelinde bölgeyi istikrarsızlaştırmak için gelmek istediğini biliyoruz. Doğu Akdeniz’de bayrak gösterip sorunları daha yoğunlaştırdığını her zaman görüyoruz. Herkese kazandıracak olan herkes gider sonuçta biz kalırız.

Anayasa: Anayasa’nın 4 maddesiyle ilgili herhangi bir tartışmamız yoktur. Değişiklik teklifleri bizim açımızdan olumlu değildir. Burada daha önce de belli gündemler olduğunda sorulmuştu. Sivil bir anayasa istiyoruz, Türkiye’yi Türkiye Yüzyılı’na taşıyacak anayasa istiyoruz. Milli iradeyi esas teşkil eden yapı olacak Anayasa’yı istiyoruz. 4 madde ile ilgili herhangi bir tartışma sözkonusu değildir.

Ezgi Eygi’nin cenazesindeki gerginlik: Burası bir cenaze töreni, şehidimizi uğurluyoruz. Özgür Bey keşke bu şekildeki konuşmayı babasının yanında yapmasaydı. Cenaze adabına uygun bir şekilde davransaydı. O cenazeye katılan herkesin vermek istediği mesaj; Ayşenur’un şehadetini selamlamaktır. Bu süreçte Özgür Bey iki tane hata yaptı. Bir tanesi Ayşenur’un fedakarlığını ideolojiye indirdi. Bu doğru değildir. Gazze bir insanlık meselesidir.

Netanyahu ABD Temsilciler Meclisi’nde konuşmasını ideolojik çerçeveye büründürmüştü, ‘burada batı medeniyetini savunuyoruz’ demişti. Netanyahu’nun savunduğu şeyleri medeniyet düşmanlığı ve barbarlıkla bir araya gelebilr. Türkiye’de Özgür Bey, Ayşenur’un tavrını belli bir ideolojik geleneğin temsilcisi olarak ortaya koydu. Halbuki baktığınızda insanlık için bir şey…

İkincisi cenazeler cenazeler siyasi partilerin nutuk atacağı yer değildir. Devleti temsil eden en üst makam orada duygu ve düşüncelerini paylaşıyor. Orada en üst makam Meclis Başkanlığı makamı. Orada başkanımız herhangi bir siyasi indirgeme içine girmeden siyaseten de kimseyi hedef almadan Ayşenur’un insanlık vicdanının safında bir konuşma gerçekleşiyor. Siyasi konuşma yapılmıyor orada.

Numan Bey sağduyulu devlat adamıdır, nezaketli bir isimdir. Ne yapılmıştır? Özgür Bey diyor ki ‘siz tarafsız değilsiniz, parti adına konuşmuş kabul ediyoruz, o yüzden biz de parti adına konuşalım’ diyor. Devlet hayatında böyle bir standart olabilir mi? CHP’nin kendinden olmayan belli makama gelmiş hiç kimseyi o standartlar açısından yerli yerine oturtmadığını biliyoruz. Tarafgirliğin alasını yaparlar.

Orada devlet adına en üst makam kimse konuşmayı yapar. Özgür Bey siyasetçi olarak eleştiri yapmak istiyorsa yeri orası değildir. Daha sonra başka bir ortamda yaparsınız. Dolayısıyla yakışık almamıştır. Hangi siyasi partiden, kesimden olursa olsun o gün Ayşenur’un cenazesine katılmak da, bu çoğulculuğu göstermek de son derece kıymetlidir.

Erken seçim: Özgür Bey 31 Mart seçimlerinden çıktıktan sonra ‘benim erken seçim talebim olmayacak’ demişti. ‘Belediyelerde hizmetler yaparak ödünç oyları hak etmeye çalışacağız’ diye değerlendirmede bulunmuştu. Özgür Bey kendisini bağlayan bu açıklamayı niye değiştirdi? Kendilerine ödünç olarak verilen düşündüğü oyları belediyede yaptıkları hizmetlerle hak etmediklerinin arayışıdır.

Özgür Bey demişti ki ‘Bize verilen muhafazakâr, milliyetçi, Kürt demokratlardan ödünç oyu biliyoruz. Belediye hizmetleriyle buna layık olmaya çalışacağız’ dedi. Demek ki bu proje gerçekleşmemiş ki böyle bir talepte bulunuyor. Burada herhangi bir şekilde toplumda, CHP’nin herhangi bir meseleyi çözeceğine en ufak bir kanaat yoktur.

Sürekli olarak cümle kuruluyor, arkasında artçı depremler gibi telafi sözler gelmektedir. Seçim zamanında yapılacaktır, erken seçim gündemde yoktur. Seçim zamanında yapılacak, seçim zamanında yapılınca acaba CHP Genel Başkanı kim olacaktır?

Fransa bu konuda çifte standartlı siyaset izlemektedir. Yakın zamanda bu siyasetin neticesi olarak Paris’te veya başka yerlerde Fransa vatandaşlarına ve kamuya ait zarar veren eylemler gerçekleşti. Terörü himaye edenler bu yüzleşmeyle karşı karşıya kalırlar. Terörün himaye edilmemesi gerektiği prensibi ile çelişmektedir.

AB, PKK’yı terör örgütü ilan edilmiştir. Fransız bir firma Lafarj çimento firması, enteresandır hem PKK’ya ait sığınakları yaptığı aynı zamanda DAEŞ’e ait sığınıklar yaptığıyla ilgili Fransa’da yargı süreci var. İki terör örgütü ile bağlantılı olarak onların yapı ihtiyaçlarını karşılamak üzere faaliyet yürütülmüştü.

Fransa’daki iddianamede firma bütün bu faaliyetleri yürütürken Fransız iç, dış istihbaratının ve kamu yöneticilerinin bilgisi dahilinde bu işleri yapmıştır. Bütün bunları yaparken Fransız iç, dış istihbaratının, kamu yöneticilerin bilgisi dahilinde yapmış. Demokrasi için bundan daha büyük zarar verme süreci olabilir. Burada teröre karşı ilkesel tutum değil maalesef sömürgecilik geçmişinden kalma Suriye’ye dönük emelleri için terör örgütüne destek veren yaklaşımdır.”

Paylaşın

Erdoğan’dan “Sosyal Medya” Uyarısı

Adalet Akademisi’nde konuşan Erdoğan, “Hiçbir kuralın, değerin, ahlaki sınırın olmadığı sosyal medya mecraları giderek büyük bir operasyon aygıtına dönüşmeye başladı” dedi ve ekledi:

“Etkileşim odaklı yeni medya düzeninin en büyük kurbanı adaletin temel ilkeleri oluyor. Sanal alemde karşılıklı mevzilenmiş infaz mangaları her gün hedef tahtasına konacak bir şahıs olay ve kurum mutlaka buluyor. Pek çok hukuksuzluğa imza atılıyor.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde 1’inci Dönem Hakim ve Savcı Yardımcıları Eğitimi Açılış Töreni’nde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Adalet Akademimizi yeniledik, güçlendirdik. Yargı sistemimizin bel kemiğini oluşturan hakim ve savcılarımızın en iyi şekilde yetişmeleri noktasında hiçbir fedakarlıktan kaçınmadık.

Bugün ülkemizde hukuk eğitimi veren önemli sayı ve çeşitlilikte kurumlarımız var. Hakim ve savcı sayısı 3 kat arttı. Son 22 yılda avukat noter hukuk eğitimi görmüş personel hakim sayılarında artış sağladık.

Hakim-savcı sayımız bugün 25 bine yaklaştı. Mesleki bilgi beceri fakülte eğitimini aşan bir çabayı gerektirir. Değerler ile bilgi arasında bağ kurmayı sağlayan köprü ise tecrübedir. Hakim ve savcı yardımcılığı mekanizması ile bilgiyle tecrübeyi harmanlamayı amaçlıyoruz. Yardımcılıkta süreyi 3 yıla çıkardık. Akademideki eğitim süresini 7 aydan 10 aya yükselttik.

Yargı gücünü adalete bağlılıktan alır. Köklü adalet sisteminin yerleşmesine büyük önem verdik. Yeni mahkemeler kurarak milletimizin adalete erişimini kolaylaştırdık.

Yargıda nicelik ve nitelik artıyor. Adalete dair her başlıkta kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz. İnsanın olduğu her yerde çatışma ve çelişkiler de kaçınılmazdır. Arzu edilmese dahi suç işlenir.

Hukuk devleti bu çatışmalara hızlı cevaplar vermeyi gerektirir. Adil işleyen yargı sistemi bunun kurumsal çerçevesidir. Tarafsız işleyen yargı bu sistemin varlığı ekonomik kalkınmanın da güvencesidir.

Adliyenin kapsını adaletin kapısı haline getirmek sürekli çalışmayı toplumu takip etmeyi gerektirir. 1960’tan beri bu ülkede yargı siyasete istikamet çizmenin vesayetin bir vasıtası olarak kullanıldı. Yassıada mahkemelerinin 12 Eylül mahkemelerinin verdiği kararların utancı yıllarca adalet sistemimizin peşini bırakmadı.

Önce 17-25 Aralık emniyet-yargı girişiminde, ardından 15 Temmuz darbe girişimini çok iyi hatırlıyoruz. Bu ülkeye verdikleri zararın faturasını hala ödüyoruz. Devletimizi, vesayet aparatlarından ve FETÖ artıklarından ne kadar temizlemiş olursak olalım dikkati elden bırakmadan mücadeleyi sürdüreceğiz.

Suç işleyenin, milletin malına, canına kast edenin yeri sokaklar değil hapishanelerdir. Burada bir sıkıntı varsa gidermek boynumuzun borcudur.

Hiçbir kuralın, değerin, ahlaki sınırın olmadığı sosyal medya mecraları giderek büyük bir operasyon aygıtına dönüşmeye başladı.

Etkileşim odaklı yeni medya düzeninin en büyük kurbanı adaletin temel ilkeleri oluyor. Sanal alemde karşılıklı mevzilenmiş infaz mangaları her gün hedef tahtasına konacak bir şahıs olay ve kurum mutlaka buluyor. Pek çok hukuksuzluğa imza atılıyor.

Toplumun merakını gideren yayınlar yaparken, yürüyen soruşturmanın selametini de korumak, gözetmek herkesin mesuliyetidir. İnsanlık olarak toplum olarak nereye gidiyoruz? Masum çocukların naaşı üzerinden milletin inanç değerleri ile aile kurumu ile dini müesseselerle siyasi hesap görülmesine müsaade etmemeliyiz.”

Paylaşın

Türkiye’den Avrupa Birliği’ne 28 Bin İltica Başvurusu

2024 yılının ilk altı ayında 28 bin 224 Türk vatandaşı Avrupa Birliği’ne (AB) iltica başvurusu yaptı. Başvurularda ilk sırayı 16 bin 88 kişi Almanya ikinci sırayı 4 bin 382 kişi ile Fransa ve üçüncü sırayı 2 bin kişiyle Yunanistan aldı.

Bu yılın ilk altı ayında AB’ye üye 27 ülke ile Norveç ve İsviçre’yi kapsayan AB+ ülkelerine toplam 513 bin iltica başvurusu yapıldı. Avrupa İltica Ajansının bugün açıkladığı raporda, başvuru sayısının geçen yıla göre dengeli seyrettiği kaydedildi.

AB+ genelinde iltica başvuruları 2020’den itibaren yeniden yükselişe geçmiş ve 2023’ün ilk yarısında 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 18’lik artışla 1,3 milyona ulaşmıştı. Bu yılın ilk altı ayında iltica başvuruları geçen yıla göre 6 bin azalsa da yıl sonu itibarıyla iltica başvurularının yine 1 milyonun üzerine çıkması bekleniyor.

Bu yılın ilk altı ayındaki başvurularda Suriyeliler yüzde 14’lük oranla başı çekti. Suriyelilerin başvuru sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artarak 71 bin oldu.

Afganlar 2023’ün ilk yarısına göre 18’lik düşüşe rağmen ikinci sıradaki yerini korudu. Afganistan vatandaşları tarafından AB+ ülkelerine toplam 45 bin başvuru yapıldı.

Latin Amerika ülkeleriyle yapılan vize muafiyet anlaşmaları, bu ülkelerden iltica başvurularında patlamaya yol açtı. Venezuela’dan 37 bin, Kolombiya’dan 29 bin ve Peru’dan 14 bin iltica başvurusu yapıldı. Venezuelalıların yüzde 90’ı ve Kolombiyalıların yüzde 80’i başvurusunu İspanya’ya yaptı.

Türkiye’den iltica başvurularında geçen yıl yaşanan patlama ise durulmuş görünüyor. Türk vatandaşları, 2023 sonbaharında başvurulardaki daha önce eşi görülmemiş yükselmeyle kısa süreliğine ikinci sıraya yükselmişti. Raporda Almanya merkezli bu artışın kısa ömürlü olduğuna, iltica başvurularının sayısında sonraki aylarda düşüş kaydedildiğine işaret edildi.

Türk vatandaşları 2024’ün ilk altı ayında toplam 28 bin 224 başvuru yaptı. Başvuruların yüzde 57’si, yani 16 bin 88 kişi Almanya’ya iltica başvurusunda bulunurken Almanya’yı 4 bin 382 kişiyle Fransa ve 2 bin kişiyle Yunanistan izledi.

Türk vatandaşlarının başvurularındaki kabul oranlarında düşüş de sürüyor. 2019’da yüzde 54 olan kabul oranı, 2024’ün ilk yarısı itibarıyla yüzde 18’e geriledi. AB+ genelinde ise ilk iltica başvurularında kabul oranı yüzde 46 oldu.

Almanya, başvurularda 2023’ün ilk yarısına göre yüzde 20’lik azalmaya rağmen AB+ genelinde en fazla iltica başvurusu yapılan ülke olmayı sürdürdü. Toplam iltica başvurularının 124 bini Almanya’ya, 88 bini İspanya’ya, 85 bini İtalya’ya yapıldı. Kıbrıs Cumhuriyeti ise 4 bin 900 başvuruyla, nüfusuna oranla en yoğun göçün yaşandığı AB ülkesi konumunu sürdürdü.

Rusya’nın 2022 Şubat ayındaki saldırısıyla başlayan savaştan kaçan Ukraynalıların sayısı da 2024 Haziran sonu itibarıyla 4,5 milyon olarak kaydedildi. Ukraynalılara tanınan geçici koruma hakkı Mart 2026’ya kadar uzatılmıştı. Ukraynalıların 1,3 milyon kişiyle en çok tercih ettiği ülke Almanya olurken 1 milyon Ukraynalı Polonya, 62 bin Ukraynalı da Fransa’ya başvuru yaptı.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

DEM Partili Doğan: Demokratik Çözümü Savunuyoruz

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, “Kürt özgürlük hareketinin eşitlik ve özgürlük talebini Türkiye halklarıyla buluşturma mücadelesine karşı yürütülen ideolojik ve politik saldırıların bu özden korkulduğu için yapıldığını biliyoruz. DEM Parti Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyor, Türkiye’nin demokratikleşmesi eşit ve özgür bir toplum inşası için mücadele ediyor” dedi ve ekledi:

“Demokratik kurum ve yapılar ile eşit özgür ortaklaşma ilişkisi olan üçüncü yol stratejisini demokratik ittifak kararlılığının ve demokrasi mücadelesinde yan yana durmanın gerekliliğinin, radikal demokrasi anlayışla savunuyor. Konferansımızda üçüncü yol stratejisinin tam anlamıyla hayatıyla geçirilmemesi temel bir eksiklik olarak tespit edildi ve örgütlenme modelini buna göre yeniden düzenleyen kararlar aldı.

Bunları hayata geçirmenin kararlığının ifadesi olarak kabul etmek gerekiyor. Gelin bu çağrımıza kulak verin bu örgütlenme hamlemizde birlikte omuz omuza yürüyelim. Hiçbirimiz yalnız kalmasın. Tarihsel tecrübelerle deneyimledik ki; örgütlü bir halkı bir toplumu yenebilecek kuvvet yoktur. O yüzden birlikte yürüyüp birlikte kazanmayı ve başarmayı sağlamalıyız. Mutlaka başaracağız.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, Merkezi ve Kadın Örgütlenme Konferanslarının sonuç bildirgesine dair genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Doğan’ın açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yeni bir örgütlenme modeline geçiyoruz. Coğrafya üzerinden yeni yapılandırılan bir örgütlenme modeli. Detaylarını sizlere aktaracağım. yerelden başlayarak DEM Partinin örgütsel mekanizmalarının öncelikle konu başlığı ve stratejimiz çerçevesinde ele aldık. Çünkü yerelden başlayıp merkez doğru örgütlenmenin ne kadar önemli bir şey olduğunu yıllardır verdiğimiz mücadele ile anlatmaya, yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyoruz. İlmek ilmek ördük bu konferansı yerelden başlayarak. Bunu tekrar tekrar altını çizeceğim. İl ilçe ve belde örgütlerimize onlarca toplantı çalıştay yaptık.

Hem dünyaya, Türkiye’ye ve Kürdistan’a baktığımızda; tarihsel eşikten geçtiğimizi görüyoruz. Bu tarihsel eşik ve buna uygun bir örgütlenme gücüyle harekete geçmek önemlidir. Dünyadaki kapital sistem yeniden dizayn ediliyor. Enerji ve ticaret hatları üzerinden bir hegemonya savaşı sürüyor. Küresel ve bölgesel düzeyde kritik gelişmeler yaşanıyor.

Malumunuz Ortadoğu’da bir kez daha soykırım trajedisi İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarıyla sürüyor. İktidar savaş ve çözümsüzlük politikalarından vazgeçmiyor. Nerede olursa olsun Kürtlerin kazanımlarına saldırılar devam ediyor. Bir yandan Irak Kürdistan Bölgesi’nde saldırılarını yoğunlaştırıyor, diğer yandan Rojava’ya yönelik tehditlerini de sürdürüyor. İmralı’daki tecrit rejiminin mutlak iletişimsizliğe dönüştüğü bir tarihsel eşikte gerçekleştirildi.

Mutlak bir iletişimsizlik haline dönüştürülen tecrit rejimi bu sistem değiştirilebilir. Konferansımızın önemli başlıklarından biri de buydu. Yani dayatılan emperyal savaşa karşı halkların barışına dair çözüm önerileri olan, Ortadoğu ve dünyada tüm ezilenlerin mücadelesine sunduğu teorik katkılarla çatışma ve savaşların son bulmasındaki anahtar rolüyle Sayın Öcalan’ın muhataplığının hayati önemini bir daha vurguladık.

Eğer Kürt sorununda demokratik çözüm yolu tercih edilir ve buna göre adımlar atılırsa; mevcut krizlere olumlu etki yaptığı görülecektir. Konferansta bu nedenle Sayın Öcalan’ın; fiziki özgürlüğünü de kapsayacak biçimde sağlık, güvenlik ve özgür çalışma koşullarının sağlanması için mücadeleyi yükseltmenin altı çizildi. Bir tarihsel kavşakta daha güçlü bir örgütlenmeye ihtiyacımız olduğunu bazı ana başlıklarla anlatmaya birlikte anlatmaya çalıştık. Örgütlü bir toplumla bu krizi aşabileceğimizi söyledik.

“Coğrafi esaslara dayalı örgütlenme”

İşte bu çerçevede bir yeni düzenlemeye gidildi. Partimiz önümüzdeki dönem çalışma modeli coğrafi esaslı bölge modeli şeklinde olacak. DEM Parti önümüzdeki dönemde coğrafi esaslı bölge modeliyle örgütlenerek çalışacak. Toplumsal alanı örgütleyerek, güçlü dayanışma ağları örerek ve bunları genişleterek, mücadeleyi birleştiren, toplumu savunmayı hedefleyen DEM Parti; demokratik, konfederal, yerel, özerk ve özgürlükçü mekanizmaların inşa edilmesi amacıyla Türkiye’de coğrafi esaslara dayalı 12 bölge özelinde Parti Meclisi Üyeleri Bölge Koordinasyonu modeli ile örgütlenme kararı aldı.

Parti Meclisi Üyeleri Bölge Koordinasyonu modelimize ilişkin Merkezi Örgütlenme Komisyonumuz hazırlık içerisinde. Hazırlıklar tamamlandıktan sonra, PM’ye sunulacak. Örnek vermek gerekirse, Marmara Bölgesi 2 bölge olarak ele alınacak. Ege 2, Karadeniz 1 ve İç Anadolu 1. Parti meclisimiz bu şekilde çalışacak. 12 Bölge esaslı olarak. Konferansımızda, çoğulcu bir yapıyı benimseyen partimizin belde, ilçe ve il kongreleri ile büyük kongre hazırlık süreçlerinin partinin eşit temsiliyet ilkesi ile birey-bileşen yapısı dikkate alınarak yürütülmesi, kongre komisyonları ile mutabakat komisyonlarının radikal-demokratik ilkeler doğrultusunda çalışması karar altına alındı.

Bu yolda eksik bırakılanların giderilmesi için daha güçlü bir örgütlenme, Türkiye restorasyonla tadilatla sistem içi düzeltmelerle çözülemeyecek kadar derin yapısal sorunlarla boğuşuyor. Konferans delegasyonumuz, sistem kaynaklı bu sorunların çözümünün yine doğrudan ve ancak yeni bir sistem inşasına dayalı olarak çözülebileceğini düşünüyor. DEM Parti olarak sokakta, yerel yönetimlerde ve parlamentoda güçlü bir biçimde özneleştirilmek olduğunu ve bu ihtiyacın acil bir görev olarak önümüzde durduğunu bir daha vurguladı.

DEM Parti’nin farklı kesimlerle bir bir araya gelme ve bu mücadele alanını genişletme stratejisi hedef alınıyor. Niye? Türkiye halklarının tümünü temsil eden, onların direniş ve itirazlarını sahiplenen, Kürt siyasi hareketinin birikimini, sosyalist devrimci demokratik güçlerin mirasıyla birleştiren bir zemine dayanıyor. Tam da bu zemin aslında hedef alınmak isteniyor. İşte biz bu zeminden vazgeçmeyeceğimizi ve kararlığımızı bu konferansta bir kez daha yüzlerce delegasyonun katılımıyla şimdi sizlerin huzurunda ilan etmiş oluyoruz.

Kürt özgürlük hareketinin eşitlik ve özgürlük talebini Türkiye halklarıyla buluşturma mücadelesine karşı yürütülen ideolojik ve politik saldırıların bu özden korkulduğu için yapıldığını biliyoruz. DEM Parti Kürt sorununda demokratik çözümü savunuyor, Türkiye’nin demokratikleşmesi eşit ve özgür bir toplum inşası için mücadele ediyor. Demokratik kurum ve yapılar ile eşit özgür ortaklaşma ilişkisi olan üçüncü yol stratejisini demokratik ittifak kararlılığının ve demokrasi mücadelesinde yan yana durmanın gerekliliğinin, radikal demokrasi anlayışla savunuyor.

Konferansımızda üçüncü yol stratejisinin tam anlamıyla hayatıyla geçirilmemesi temel bir eksiklik olarak tespit edildi ve örgütlenme modelini buna göre yeniden düzenleyen kararlar aldı. Bunları hayata geçirmenin kararlığının ifadesi olarak kabul etmek gerekiyor. Gelin bu çağrımıza kulak verin bu örgütlenme hamlemizde birlikte omuz omuza yürüyelim. Hiçbirimiz yalnız kalmasın. Tarihsel tecrübelerle deneyimledik ki; örgütlü bir halkı bir toplumu yenebilecek kuvvet yoktur. O yüzden birlikte yürüyüp birlikte kazanmayı ve başarmayı sağlamalıyız. Mutlaka başaracağız.”

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)

Paylaşın

“Borsa İstanbul’da Vurgun” İddiası: SPK’ya Çağrı

Borsa İstanbul’da yaşanan son düşüşler ve organize vurgun iddialarıyla ilgili eleştirilerde bulunan CHP Milletvekili Özgür Karabat, Sermaye Piyasası Kurumu’na (SPK) seslendi:

“Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? SPK’nın asli görevi borsa yatırımcısını korumak, onların soyulmasına engel olmaktır!”

Borsa İstanbul’da son zamanlarda dikkat çekici bir düşüş yaşanırken, enflasyon karşısından küçük birikimlerini borsaya yönlendiren milyonlarca küçük yatırımcı da büyük zarara uğradı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, konuya ilişkin açıklamasında “AKP, vatandaşları ‘yerli ve milli’ söylemleri ile döviz ve altın yerine borsaya yönlendirdi” diyerek “Borsaya yatırım yapan 8 milyon civarındaki vatandaşımızın hemen hemen hepsi büyük zararda” ifadelerini kullandı.

Borsada yaşanan düşüşleri sosyal medyada dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yaşanan düşüşü “vurgun” olarak niteleyerek, “Son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar” dedi.

Borsada yaşanan düşüşleri sosyal medyada dile getiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, yaşanan düşüşü “vurgun” olarak niteleyerek, “Son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar” dedi.

Asli görevi borsa yatırımcısını korumak olan SPK’ya da seslenen CHP’li Karabat; “Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? Bu servet transferi ve soygununu asla meşrulaştıramazsınız.” diyerek sorumlulardan er geç hesap sorulacağını da sözlerine ekledi.

Karabat sosyal medyadaki paylaşımında şunları dile getirdi:

1-AKP, vatandaşları “yerli ve milli” sözleri ile döviz ve altın yerine borsaya yönlendirdi. Geldiğimiz noktada borsaya yatırım yapan 8 milyon civarındaki vatandaşımızın hemen hemen hepsi büyük zararda.

2-Çok büyük bir organize vurgun döndüğü iddiaları aldı yürüdü. Sadece son 3 ayda pay senedi değeri 14 trilyon TL’den 13 trilyon TL’ye geriledi. 1 trilyon liralık kayıp oluştu. Ucuza hisse toplayıp satan tahtacılar ve bazı portföy yönetim şirketleri on milyarlarca lirayı ceplerine attılar.

3-Eski Hazine Bakanı Nureddin Nebati, BIST şirketlerinin piyasa değerinin GSYH’ye oranının %60’a çıkması gerektiğini söylemişti. Mehmet Şimşek de finansman ihtiyacının %12’sinin sermaye piyasalarından karşılandığını, bunun ABD’deki gibi %60’a çıkması gerektiğini vurgulamıştı.

4-Moody’s ve diğer uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları Türkiye’nin notunu artırdılar. Bunu ballandıra ballandıra anlatıp, Türkiye’ye yatırım yağacağını, borsanın uçacağını söyleyerek vatandaşları kandırdınız.

5- Bu ülkede SPK ne iş yapar?

Siz sadece halka arz, AKP açıklamaları, sermaye artırımları gibi evrak işleriyle mi görevlisiniz? SPK’nın asli görevi borsa yatırımcısını korumak, onların soyulmasına engel olmaktır!

6-Bir taraftan vurgun yapılırken, diğer taraftan da borsa yatırımcısının hisseleri değersizleştirilerek enflasyonla mücadele ettiğinizi mi sanıyorsunuz!

Bu servet transferi ve soygununu asla meşrulaştıramazsınız!

7-Vatandaş 3 kuruş birikimi enflasyon karşısında erimesin diye AKP’ye güvenip borsaya girdi. Sonuçta tahtacıların ve bazı portföy şirketlerinin kölesi oldular.

Her şey kayıtlar altında, gün gelince bunların tek tek hesabını soracağız!”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

Özel’den Bahçeli’ye Zor Soru: HÜDA Par’a Ne Diyorsun?

Balıkesir Susurluk’ta halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Anayasanın 4’üncü maddesine karşıyız” diyerek ilk 3 maddeyi hedef alan HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nu hatırlattı.

CHP Lideri Özel, “3-5 oy uğruna olmadık işler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Onunla bununla ittifak. En güzel ittifak bizim ittifakımız, Türkiye İttifakı. Bir ittifak da HÜDA PAR. Kadının seçme seçilme hakkına karşı çıkan HÜDA PAR, çıkmış Anayasanın ilk 4 maddesine karşıyız diyor. Seçim zamanı susturdular. Şimdi Anayasanın 4. maddesine karşıyız diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti başkenti Ankara’ya karşılar. Bayrağa karşılar, İstiklal Marşı’na karşılar, Cumhuriyet’e karşılar” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye sorular yönelten Özgür Özel, “Mikroba sen niye hastalık yapıyorsun diye hesap soramazsın. Mikrop mikroptur. Ama milliyetçi muhafazakarım diyenler… Bahçeli’ye soruyorum. Sen bu HÜDA PAR’a ne diyorsun. Kimler kimlerle beraber?” dedi.

Zekeriya Yapıcıoğlu ne demişti?

Zekeriya Yapıcıoğlu, bir televizyon kanalında katıldığı canlı yayında, Anayasa’nın 4. maddesinin kaldırılmasını istediklerini söylemekten geri durmamıştı. Yapıcıoğlu, “Ahmağa anlatır gibi tek tek söyledim, buna rağmen anlamamakta ısrar ediyorlar. Biz, anayasanın 4’üncü maddesi olmasın diyoruz. Kameraya bakarak söyleyeyim bir daha. Anayasa’nın 4. maddesi olmasın diyoruz.

Anayasa’da değiştirilemez maddeler olması demek, bütün değiştirilemez dediğiniz maddelerin hepsini değiştirelim anlamında değildir. Anayasa’nın 4. maddesine karşıyız. Tamam mı anladınız mı? 4. madde gelecek nesillerin iradesine ipotek koymaktır. Diğer maddeleri oturalım beraber yazalım. İlk 4 madde değil, 4. madde” ifadelerini kullanmıştı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Balıkesir’in Susurluk ilçesinde halka seslendi. Cumhuriyet’in aktardığına göre; Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Eşim Bursalı Susurluk’ta belki 500 kere mola vermişizdir. Belediyeyi kaç dönem kazanamıyorduk. Örgüt ‘alacağız’ diye ant içti. Susurluk’taki bu inanca uzun süredir gönül vermiştim… ‘Çözelim’ dedik dinlemediler. Susurluk’u istediler. “Susurluk her türlü pazarlığın dışındadır” dedik. İyi ki de öyle demişiz. Şüphe yok, CHP’nin en büyük başarısı Ege’deki 9’da 9 bölgeyi almak oldu.

Maalesef şeker fabrikası kaderine terk edildi. Türkiye ekonomisine katkı sağlıyordu. Bu iktidar şeker fabrikalarının kar edenleri birilerine peşkeş çekip, kalanları kaderine terk ediyor. İktidar olacağız şeker fabrikalarını yeniden milletin yapacağız… Yollar yenileniyor. Her yerin en kaliteli asfalt olması için arkadaşlar çalışacaklar. Susurluk hak ettiği medeni seviyeye ulaşacak. Başkan 2 kişiden birinin oyunu almıştı, şimdi gelecek seçimlerde 4 kişinin 3’ünün oyunu istiyorum.

2023’te sayın Erdoğan’a vazife verildi. Bir karalama kampanyası yürüttüler. Seçmenin kafasını karıştırmak için çok çaba sarf ettiler. İnsanlara ‘tehlike büyük oyunu bize ver, bayrağı indirip vatanı böldürecekler’ dedi. İnsanlar kanarak oy verdi. Ezana dindirecekler dedikleri CHP bitmeyen camileri tamamlıyor.

Diyanet Sen sendikası gelip dosya veriyorlar. Derdimizi siz çözesiniz diyorlar. Müzzinin derdini çözmek de CHP’nin boynunun bordur. Ezanı Yunanlılar, Fransızlar susturmuştu. Bu partiyi kuranlar ezanı tekrar okuttular.

3-5 oy uğruna olmadık işler yapıldı, yapılmaya devam ediliyor. Onunla bununla ittifak. En güzel ittifak bizim ittifakımız, Türkiye İttifakı. Bir ittifak da HÜDA PAR. kadının seçme seçilme hakkına karşı çıkan HÜDA PAR çıkmış Anayasanın ilk 4 maddesine karşıyız diyor. Seçim zamanı susturdular. Şimdi Anayasanın 4. maddesine karşıyız diyor. Türkiye Cumhuriyeti devleti başkenti Ankara’ya karşılar. Bayrağa karşılar, İstiklal Marşı’na karşılar, Cumhuriyet’e karşılar.

Mikroba sen niye hastalık yapıyorsun diye hesap soramazsın. Mikrop mikroptur. Ama milliyetçi müfafazakarım diyenler… Bahçeli’ye soruyorum. Sen bu HÜDA Par’a ne diyorsun. Kimler kimlerle beraber?

İsrail ile ticarete halen devam ediyorlar. Geçtiğimiz günlerde katiller, Filistin’e destek veren Ayşenur’u ensesinden vurdu. Konuşma yapmak istediler. Bu beraberliği biz önemserken orada çıkıp siyaset yapmaya kalktılar. O siyasete izin vermediler, kürsüyü kurdurtmadılar.

Oyun biter mi onlarda. Dedim cenazede siyaset yapmayın. Çıktı konuştu. Meclis Başkanı tarafsız olsa Meclis’te tarafsız olur. Sonra çıktım ayıp ettiniz dedim. Omzumuzu sevdiler, Gittiler. Herkes yapılan işi ayıplıyor… Tayyip Bey, AK Parti ortada yok. Karşınıza çıkamıyorlar. buraya gelemiyorsan sandığa gideceksin Tayyip Bey. Fiyatları indiremiyorsanız, enflasyonu durduramıyorsanız seçime gideceksiniz.

Bilal Erdoğan sahaya indiyse AK Parti’de işler yolunda gitmiyordur ya da işler sandıklarından kötü gidecektir emin olun. Bilal Erdoğan’dan mümkünse mikrofonu eksik etmeyelim… Ne diyor “Suriyelilerin Türkiye’de suç işlediklerini kabul etmiyorum. Onlar bizim vatandaşımıza göre Türkiye ile daha uyumlular” diyor. Bilal Bey siz Suriyelileri burada tutun. Biz önce sizin iktidarınızı göndereceğiz, sonra onları memleketlerine yollayacağız.

CHP bütün anketlerde Türkiye’nin birinci partisi. Bu asgari ücretten, yoksulluktan sizleri kurtaracak olan CHP’dir. CHP Türkiye’nin birinci partisidir.”

Paylaşın

AK Parti’de “Konuşan Seçmen” Sevinci

Yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen AK Parti’de “Türkiye buluşmaları” başlattı. Sahaya inen bakanlar, parti yöneticileri, milletvekilleri çeşitli etkinliklerle seçmenle buluşuyor.

Parti yöneticilerine göre bu buluşmalar yerel seçimlerde kendilerini dinlemeyen, konuşmayan seçmenin “değişmeye başladığını” gösterdi.

“Ekonomik verilerdeki toparlanma işaretlerinin seçmende karşılık bulmaya başladığını” savunan yöneticilere göre, yerel seçim öncesi genelde tepkisini sessiz kalarak, konuşmayarak veren AK Parti seçmeni şimdi konuşmaya, eleştirisini dile getirmeye hatta önerilerde bulunmaya başladı.

Dinlemeyen, konuşmayan, sessiz seçmenden konuşup öneri getiren seçmen evresine geçilmiş olmasının çok olumlu olduğunu kaydeden partililer “Sahadayız, daha çok sahada olacağız, vatandaşa daha çok dokunacağız. Seçmenimizi yeniden kazanacağız” iddiasında…

Gazete Duvar’da yer alan habere göre; Son yerel seçimlerde aldığı oyla ilk kez birinci parti hüviyetini kaybeden AK Parti, 5 ay sonra değişim için düğmeye bastı.

Uzun bir değerlendirme sürecinin ardından açıklanan kongre takvimine göre bu ay delege seçimleri yapılacak, Ekim 2024 ile Ocak 2025 arasında ilçe kongreleri, Aralık 2024 ile Mart 2025 arasında il kongreleri tamamlanacak. AK Parti 2025 ilkbahar-yaz aylarında büyük kongreyi yapacak duruma gelecek. İl-ilçe kongreleri ile değişim sürecini başlatacak olan AK Parti bunun öncesinde ise “Türkiye buluşmaları” başlattı.

Sahaya inen bakanlar, parti yöneticileri, milletvekilleri çeşitli etkinliklerle seçmenle buluşuyor. Parti yöneticilerine göre bu buluşmalar yerel seçimlerde kendilerini dinlemeyen, konuşmayan seçmenin “değişmeye başladığını” gösterdi.

“Ekonomik verilerdeki toparlanma işaretlerinin seçmende karşılık bulmaya başladığını” savunan yöneticilere göre, yerel seçim öncesi genelde tepkisini sessiz kalarak, konuşmayarak veren AK Parti seçmeni şimdi konuşmaya, eleştirisini dile getirmeye hatta önerilerde bulunmaya başladı.

Dinlemeyen, konuşmayan, sessiz seçmenden konuşup öneri getiren seçmen evresine geçilmiş olmasının çok olumlu olduğunu kaydeden partililer “Sahadayız, daha çok sahada olacağız, vatandaşa daha çok dokunacağız. Seçmenimizi yeniden kazanacağız” iddiasında…

Paylaşın