Özgür Özel: CHP’de Kriz Yok

Parti içinde cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili gerginliğin olduğu iddiasına ilişkin konuşan CHP Lideri Özgür Özel, “Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Ben Türkiye’ye döndüğümde üçümüz bir araya geleceğiz. Ortada bir kriz yok. Günü geldiğinde karar merciinde hep birlikte en doğru kararı veririz. Bu konuda aramızda bir çelişki yok zaten” dedi ve ekledi:

“Herkes aynı şeyi söylüyor. Akşam televizyonlarda herkes başka şeyler söylüyor. Diyalog kanallarını açık tutup dosta güven, olmayana endişe verecek birliktelikleri daha çok sergileyip bir yol yürümenin zamanı çoktan gelmişti. CHP’deki mutabakat, iktidar olma yönündedir. CHP’deki mutabakat, iç tartışmaların hem partiye hem de ülkeye ihanet etme noktasındadır. Bundan sonra iç tartışmaları körükleyecek olanlarla siyaseten yürüyecek bir yolumuz yok.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Sosyalist Enternasyonel Başkanlık Kurulu toplantısına katılmak için ABD’ye gitti.

ABD’ye hareket öncesi İstanbul Havalimanı’nda gazetecilere açıklamalarda bulunan Özgür Özel, “Birazdan heyetimiz ile birlikte ABD’deki bir dizi toplantıya katılmak üzere Türkiye’den ayrılıyoruz. Ben Türkiye’de olmadığım için sayın Ensar Aytekin Genel Başkan Vekili olarak görevlendirilmiştir. Biraz önce kendisine resmi yazıyı da teslim ettik” ifadelerini kullandı.

27 Eylül’de ülkeye dönmeyi planladıklarını belirten Özel, “Ziyaretlerimizin en başında Birleşmiş Milletler toplantısına paralel olarak Sosyalist Enternasyonel’in toplantısını New York’ta yapıyoruz. Sosyalist Enternasyonel’de CHP’nin de içinde olduğu 77 üye ülke var ve bunlardan 36’sı Avrupa’daki ülkeler. Değişim Kurultayı’mızın son gününde Sosyalist Enternasyonel’in küresel ve yerel sorunlara ilerici çözümler üreten komitesiyle birlikte Ankara Deklarosyunu’nu hazırlamıştık. New York’taki toplantıda bizzat ben sunacağım” diye konuştu.

Özgür Özel, şöyle devam etti: “İsrail’in son günlerde artırdığı saldırgan tutumu birinci gündem maddemiz. Yine Türkiye Cumhuriyeti ve ABD vatandaşı olan Ayşenur kardeşimizin katledilmesi noktasında İsrail’e etkimizin yanı sıra ABD’nin kendi vatandaşına gereği gibi sahip çıkmasını noktasında da görüşlerimizi ifade edeceğiz.”

“Her ihtimali göz önüne alıyoruz”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’na siyasi yasak getirecek cezanın İstinaf’ta onaylanacağı iddiası ve bugünkü toplantı sorulan Özgür Özel, şunları kaydetti: “Beni yolcu eden İstanbul İl Başkanımız ve Genel Başkan Vekilimiz birlikte o toplantıya katılacaklar ve o toplantıyı yönetecekler. 6 Genel Başkan Yardımcımızı görevlendirdik ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanımız toplantının bir kısmına katılacak.

Ben dün akşam kendisiyle baş başa bir görüşme de yaptım. Kendimiz de bunu değerlendirdik. Her ihtimali göz önüne alıyoruz. Kimse bize olmadık bir davadan, olmadık bir suçlamadan bir cezayı normalleştirmeye ve bu olacakmış gibi kabul ettirmeye çalışmasın. Böyle bir gündemin yerleşmesine izin verilmemelidir. Süleyman Soylu, bir kamu görevlisi olan Ekrem İmamoğlu’na ‘ahmak’ dedi. Ekrem Bey hiç terbiyesini bozmadan ‘sensin o’ dedi. ‘İstanblu seçimini kim iptal ettirdiyse’ dediğinde ahmağın o olduğunu hatırlatınca ‘vay İstanbul seçimini YSK iptal etti, kamu görevlilerine hakaret ettiniz’ deyip işi YSK’ya çevirdiler.

Süleyman Soylu hepimizin gözünün içine baka baka Ekrem Bey’e ‘ahmak’ dedi mi, demedi mi? Ekrem Bey, İstanbul’un seçilmiş kamu görevlisi… Süleyman Soylu’ya verdiği cevabı, YSK’ya söylendi deyip ceza vermeye çalışıyorlar. Buradan bir cezanın olabilirliğini kimse normalleştirmeye çalışmasın. Bunu biz kabul etmiyoruz. Böyle bir saçmalık, böyle bir şuursuzluk yok. Ben Türkiye’ye böyle bir ayıbı yaşatacaklarını zannetmiyorum.”

Ekrem İmamoğlu’nun olası bir cumhurbaşkanı adaylığı ya da Ekrem İmamoğlu’na bir kısıt getirmek için kumpas kurmuşlar, kumpasın piyonu Süleyman Soylu. Bu dava yarın öbür gün görülecek, ceza çıkaracağız biz. Öyle bir şey yok. Bunu yaparsanız geçen seferki demokrasi tokadından ders almadıysanız millet çok daha şiddetlisinin uygular.

Bağımsız Milletvekili Yüksel Aslan’ın paylaşımı sorulan Özgür Özel, “Sayın Mansur Yavaş’ın bu meselede aldığı tutumu çok doğru buluyorum. Kendisiyle de görüştüğümde bunu söyledim. Kendisi de zaten bu tarz yaklaşımlardan rahatsız olduğunu söyledi” ifadelerini kullandı.

Parti içinde cumhurbaşkanı adaylığı ile ilgili gerginliğin olduğu iddiasına ilişkin Özel, şunları söyledi: “Sayın Ekrem İmamoğlu ile de tüm gündemi değerlendirdik. Ben Türkiye’ye döndüğümde üçümüz bir araya geleceğiz. Ortada bir kriz yok. Günü geldiğinde karar merciinde hep birlikte en doğru kararı veririz. Bu konuda aramızda bir çelişki yok zaten. Herkes aynı şeyi söylüyor.

Akşam televizyonlarda herkes başka şeyler söylüyor. Diyalog kanallarını açık tutup dosta güven, olmayana endişe verecek birliktelikleri daha çok sergileyip bir yol yürümenin zamanı çoktan gelmişti. CHP’deki mutabakat, iktidar olma yönündedir. CHP’deki mutabakat, iç tartışmaların hem partiye hem de ülkeye ihanet etme noktasındadır. Bundan sonra iç tartışmaları körükleyecek olanlarla siyaseten yürüyecek bir yolumuz yok.”

Paylaşın

Dervişoğlu, Erdoğan’ın Üçüncü Defa Aday Olmasına Karşı

Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan İYİ Parti Lideri Müsavat Dervişoğlu, Erdoğan’ın üçüncü defa aday olmasına karşı çıkacaklarını belirterek, “Gerekli mücadeleyi vereceğiz” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, NOW Haber’de gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Erken seçim tartışmalarını ilişkin değerlendirme yapan Müsavat Dervişoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:

“Benim bu konuda duruşum net. Ben Süleyman Demirel gibi cebimde Anayasa ile geziyorum. Bu Anayasa’nın 101’inci maddesi Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın bir daha aday olamayacağını söylüyor. Ama kamuoyu araştırmalarında başka adaylarla Erdoğan’ın yarıştırıldığına şahit oluyoruz.

Erdoğan burada ‘ben bir yolunu bulacağım, Anayasa buna mani olsa bile ben önümüzdeki seçime aday olarak gireceğim ve bunun için de bazı çevreler benim bu emelime hizmet etmeye tarafımdan mecbur ve mahkum bırakılacak’ dedirtmek istiyor. Bu aslında kurgulanmış bir senaryo.

Eğer birileri Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığını konuşulabilir hale getirmek için bu siyasi manevraları yapıyorlarsa bu Anayasa’ya benim baktığım pencereden bakmıyorlardır.

Bu Anayasa yürürlükte olan bir Anayasa ise siyasi tartışmaların odağından Recep Tayyip Erdoğan’ın çıkarılması lazımdır.

‘Biz Erdoğan’ı yenerek göndermek istyoruz’ gibi sırf Recep Tayyip Erdoğan’ı seçimde yenmek için olsa dahi Anayasa çiğnenmek isteniyorsa bu da yapılmaması gereken şeylerden biridir. Biz bu konuyla ilgili gerekli mücadeleyi vereceğiz.

Bunu Sayın Erdoğan gündeme getirmiyor. Kamuyoyu araştırmalarında diğer adaylarla Sayın Erdoğan’ı yarıştıranlar başkaları, Erdoğan’ın yeniden aday olmasını temin etmek üzere erken seçim kararını gündeme getirip tartışmayı açanlar başkaları.

Siz böyle yaparsanız bunlara bağlı olarak da Recep Tayyip Erdoğan’ın önünü açacak yeni anayasal düzenlemeleri gündeme getirme stratejisi getirilir.

Bu nedenle benim söylediğimi CHP Genel Başkanı Sayın Özgür Özel de söylerse Recep Tayyip Erdoğan bu tartışmanın dışına çıkar.

Cumhurbaşkanı adayı olmak için Erdoğan’ın Anayasa’yı çiğnemesiyle, yine bu Anayasa’yı tanımayarak onun aday olmasını temin etmeye yönelik adımlar atmanın birbirinden farkı yok.

İkisi de Anayasa’yı ve hükümlerini tanımamaktır. Dolayısıyla Erdoğan iki dönem seçilmesi gerekirken üç dönem seçilmiştir, muhalefet buna doğru bir biçimde geçmişte itiraz etmeyi becerememiştir. Çünkü zafer kazanma iştahıyla hareket etmiştir. Aynı durum şimdi de kapının önünde duruyor.”

Paylaşın

ABD’den Türkiye’ye Yeni F-35 Teklifi

ABD’nin Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde muhafaza edilmesi şartıyla Türkiye’nin F-35 programına dahil edileceğini bildirdi. Türkiye’nin teklife sıcak bakmadığı belirtildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.”

Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi, Türkiye’nin F-35 programına yeniden dahil edilmesi için ABD’den yeni bir teklif geldiğini yazdı. Habere göre Washington yönetimi, Rusya’dan satın alınan S-400’ler’in İncirlik Üssü’nde ABD kontrolünde muhafaza edilmesi şartıyla Ankara’nın F-35 programına dahil edileceğini bildirdi.

Haberde, şu ifadelere yer verildi: “Böylelikle Türkiye, Rusya ile olan sözleşmenin şartlarını veya bağlayıcı olabilecek herhangi bir maddeyi ihlal etmeden uluslararası arenada geri adım atmış gibi görünmekten kaçınmış olacak.”

Kathimerini’ye konuşan eski Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilisi Michael Rubin, Beyaz Saray ve Pentagon’un temmuz ayında teklifi üst düzey Türk yetkililere sunduğunu bildirdi. Rubin, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgedeki kaynaklarım, 1-2 Temmuz 2024’te Türkiye’ye yaptıkları ziyarette, Uluslararası Güvenlik İşlerinden Sorumlu Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Celeste Wallander ve Ulusal Güvenlik Konseyi Avrupa Kıdemli Direktörü Büyükelçi Michael Carpenter’ın yakın zamanda Türk mevkidaşlarıyla F-35 anlaşmasını yeniden canlandırmayı tartıştıklarını söylüyor. F-35 programına dahli karşılığında Türkiye’den S-400’leri ABD’ye teslim etmesi veya İncirlik Üssü’ndeki ABD kontrolündeki bölüme aktarması talep edildi.”

‘Her iki tarafın da söz konusu görüşmelerin olumlu sonuçlanmasını istediğini’ ancak Türkiye’nin bu teklife sıcak bakmadığını yazan Kathimerini, müzakerelerdeki son durumu Pentagon Sözcüsü Javan Rasnake’e sordu. ABD’li yetkili, “2019’dan bu yana Türkiye’ye S-400 sistemini satın alma konusundaki tutumumuzu ve bunu yapmanın sonuçlarını ve mevzuatta yer alan sonuçlarını aktardık. ABD’nin bu konudaki tutumunda veya mevzuatında herhangi bir değişiklik olmadı” yanıtını verdi.

Rubin ise, F-35 programına katılımın, New York’ta düzenlenen BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin gündeminde olacağını dile getirdi. Haberde, şu ifadeler ile devam edildi:

“Washington’daki hissiyat, Türkiye ile ilişkilerini sarsmaya devam eden ciddi sorunlara rağmen ABD’nin, S-400 sorunu çözüldükten sonra CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve Ankara’nın F-35 programına yeniden dahil edilmesi konusunda ilerlemeye istekli olduğu yönünde.”

Dışişleri Bakanı Fidan’dan CAATSA açıklaması

Geçtiğimiz günlerde Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’na konuk olan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD arasındaki F-35 ve S-400 konularına ilişkin, ABD’nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşılık Verme Yasası’nın (CAATSA) varlığına işaret etmiş ve şöyle konuşmuştu:

“F-35, CAATSA’dan dolayı takılmış durumda. Bu konuyu sadece F-35’ten dolayı değil, CAATSA’yla ilgili konudan dolayı çözmeye çalışıyoruz. Bu çözülürken yanında F-35’le de ilgili bir çözüm gelirse tabii ki tercihe şayan bir durum olur. Dediğim gibi o konudaki nihai teknik otorite makamı, değerlendirme makamı, Mili Savunma Bakanlığımız, Hava Kuvvetleri Komutanlığımız.

Ama biz olayın siyasi boyutunu yönetmede her türlü çabayı şu anda gösteriyoruz. Yaratıcı formüller, çözümler neler olabilir onlar üzerinde duruyoruz. Tabii Cumhurbaşkanımızın günün sonunda nihai yönlendirmesi, bakışı belirleyici olacak ama siyasi ayağını yakından takip ediyoruz. Bu konunun artık iki ülke ilişkilerinde bir ayak bağı olduğu konusunda en azından her iki taraf da hemfikir.”

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

CHP: Erken Seçim Kaçınılmaz

CHP Milletvekili Aşkın Genç, “İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir” dedi ve ekledi:

“İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın merkezi yönetim bütçe verileri, Türkiye’deki ekonomik krizin ulaştığı boyuta ayna tuttu. Bakanlığın verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi ağustos ayında 129 milyar 600 bin TL’lik açık verdi. CHP Milletvekili ve Ekonomist Aşkın Genç, merkezi yönetim bütçe verilerine yönelik BirGün’den Mustafa Bildircin‘e değerlendirmelerde bulundu.

CHP’li Genç, 2024 yılının ağustos ayına yönelik merkezi yönetim bütçe verilerinin, “İktidarın ekonomiyi yönetmedeki acizliğini ve Türkiye’nin ekonomik çöküşe hızla yaklaştığını” gözler önüne serdiğini ifade etti. Ağustos 2024’te 820,3 milyar TL harcama yapıldığını ve 690,7 milyar TL gelir elde edildiğini söyleyen Genç, “Bu da 129,6 milyar TL’lik korkunç bir bütçe açığına işaret ediyor” diye konuştu.

Faiz dışı giderlerin Ağustos 2024 itibarıyla Ağustos 2023’e göre yüzde 52,1 artış gösterdiğinin altını çizen Genç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu, hükümetin popülist harcamalarla bütçeyi şişirdiğini ve geleceğimizi ipotek altına aldığını ortaya koymaktadır. Devletin faiz borçlarıyla boğuştuğu bu ortamda, halkımız enflasyon ve hayat pahalılığı karşısında ezilmektedir.

Ancak, bu yük halkın sırtına bindirilirken iktidar, sanki ülkenin kaynakları sınırsızmış gibi umursamaz tavrını sürdürmeye devam ediyor. Devletin kasası hızla boşaltılıyor. Ağustos ayı bütçe giderleri geçen yıla oranla yüzde 45,8 oranında artarken gelirler bu harcamaları karşılamaktan çok uzak.

İktidarın izlediği ekonomi politikaları sürdürülemez bir noktaya geldi. Bu, yalnızca bir mali kriz değil, tam anlamıyla bir yönetim krizidir. İktidarın uyguladığı bu ekonomi politikalarıyla sürdürülebilir bir gelecek mümkün değildir. Bu tablo gösteriyor ki erken seçim kaçınılmazdır. Bu hükümet, halkı yoksulluğa mahkum eden politikalarıyla ülkeyi daha büyük bir çıkmazın içine sokmadan çekilmelidir.”

Paylaşın

Fatih Erbakan: Sağda Yeni Bir İttifak Olabilir

YRP Lideri Fatih Erbakan, “Sağ partilerin bir ittifak içinde cumhurbaşkanı adayı göstermesi, daha çok AK Parti’den oy alacak bir seçenek yaratmaktır. Öylesi bir ittifakın adayı CHP’nin adayından daha çok AK Parti’nin adayından oy kaydırır” dedi ve ekledi:

“CHP’ye bir şekilde eli gitmeyen o nedenle de sandığa gitmeyen kitle sandığa gider. Bazısı da CHP’nin adayına vermek istemese de “Mecburuz çünkü alternatif yok” diye oy verdi AK Parti’ye. Biraz önce anlattım. Sağ partilerden oluşacak bir ittifak, AK Parti’ye gönülsüz oy verenler için ciddi bir alternatif haline gelir. O yüzden de üçüncü bir ittifakın AK Parti’ye yarayacağını düşünmüyoruz.”

Yeniden Refah Partisi (YRP) Genel Başkanı Fatih Erbakan, T24’ten Cansu Çamlıbel‘in sorularını yanıtladı. AK Parti’yle bir daha buluşmalarının mümkün olmadığını söyleyen Erbakan; “bundan sonrası için bir birliktelik olması ihtimalini görmüyoruz” dedi.

14 Mayıs seçimlerine dair “2023 seçimlerinde bizim çevre ‘CHP’ye iktidarı teslim etmeyin’ dedi; hem kendileri hem millet kurtulsun diye bir zeytin dalı uzattık” diyen Erbakan, bunun AK Parti tarafından değerlendirilmediğini ileri sürdü ve şöyle konuştu:

“14 Mayıs’a gittiğimiz günlerde görüşüne değer verdiğimiz insanlardan ve halkımızdan bize “Sizin kritik bir oyunuz var. Sizin desteğinizle CHP iktidarının gerçekleşmesi durumunda, sizin elinizle yıllar sonra yeniden CHP’li bir Cumhurbaşkanı Türkiye’de iş başına gelecek. Bu insanlar sizin babanızın öğrencileri. Birçoğu Milli Gençlik Vakfı’nda yetişmiş. Erbakan Hoca ile belki sizden çok anısı olan insanlar.

Sonuçta 15-20 sene öncesine kadar hep beraberdik. Siz eleştirdiğiniz konularda taleplerinizi ortaya koysanız, bir mutabakat sağlanması halinde AK Parti yöneticileri de yanlışlardan kurtulmuş olsa hem de milletin faydasına bir iş yapılmış olsa. CHP’ye iktidarı teslim etmek yerine, babanızın eski dava arkadaşlarının yanlışlardan dönmelerine vesile olun.

Sizin iktidara gelmeniz çok zaman alabilir” dediler. Biz de yaptığımız istişarelerin sonunda ekonomi, dış politika, sosyal politikalar alanındaki kırmızı çizgilerimizle ilgili hususları bu mutabakat metnine yazdık. Tabiri caizse onlara bir zeytin dalı uzattık. Hem kendileri kurtulsunlar hem millet kurtulsun yanlışlardan diye son bir çıkış yolu gösterdik.”

Erbakan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yorulduğunu ve artık siyaseti bırakması gerektiğini de ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü: “Sayın Cumhurbaşkanı yaşlandı, yoruldu, yıprandı. Kadrosu yıprandı, yoruldu. Metal yorgunluğu konusunu yıllar önce söylemişti, şimdi artık metaller çok daha fazla yoruldu.

Artık aktörlerin değişmesi gerektiğine, iktidarın değişmesi gerektiğine inanıyoruz. Millete verebilecek herhangi bir şeyleri kalmadı. Son şanslarını da maalesef ellerinin tersiyle ittiler. Bizim yaptığımız fedakarlığı maalesef değerlendirmediler. Bundan sonra artık bir fedakârlık daha yapmamız, tekrardan aynı masada onlarla oturmamız bizden beklenmemelidir.

Perşembenin gelişi çarşambadan belli. Yaptıklarınız yapacaklarınızın teminatı. Dolayısıyla Türkiye’de artık mevcut iktidarla bir yere varılması mümkün değil. Bir değişim gerekiyor. Halk da artık aktörlerin de anlayışın da bu kadronun da değişmesi gerektiğini düşünüyor. 2028’e kadar ne milletin ne iktidarın dayanabileceğini düşünüyoruz.”

Erken seçim ihtimaline dair soruya ise Erbakan “2026 yılının ilkbaharında veya 2025’in sonbaharında bir erken seçim olabilir. Bir, bir buçuk sene içerisinde bir erken seçimde bir değişim olmasının Türkiye’nin faydasına olacaktır. Milletin de beklentisi bu yönde” diye yanıt verdi.

“Sağda yeni bir ittifak olabilir”

Önümüzdeki seçimlerde yeni bir sağ ittifaka da sıcak baktığını dile getiren Erbakan, böylesi bir ittifakın AK Parti’den oy alacağını belirterek şöyle konuştu: “Sağ partilerin bir ittifak içinde cumhurbaşkanı adayı göstermesi, daha çok AK Parti’den oy alacak bir seçenek yaratmaktır. Öylesi bir ittifakın adayı CHP’nin adayından daha çok AK Parti’nin adayından oy kaydırır.

CHP’ye bir şekilde eli gitmeyen o nedenle de sandığa gitmeyen kitle sandığa gider. Bazısı da CHP’nin adayına vermek istemese de “Mecburuz çünkü alternatif yok” diye oy verdi AK Parti’ye. Biraz önce anlattım. Sağ partilerden oluşacak bir ittifak, AK Parti’ye gönülsüz oy verenler için ciddi bir alternatif haline gelir. O yüzden de üçüncü bir ittifakın AK Parti’ye yarayacağını düşünmüyoruz.”

Fatih Erbakan, Narin Güran cinayetine dair de “Muhafazakâr yaşantıya sahip olduğu görülen bir ailede öyle bir şeyin yapılması ve bir cinayetin örtbas edilmeye çalışılması gerçekten de akıllara ziyan bir durum maalesef. Çok ibretlik bir olay” yorumunu yaparak, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Demek ki şekilden ibaret olarak bazı şeyleri almışız biz. “Başımızı örtersek, cuma namazına gidersek, muhafazakâr ve dindar oluruz” gibi bir düşünce. Ama kalbimize bu inmemiş. Kalbimize inmediğini de gösteren bu gibi olaylar maalesef. Onu kalplere indirecek şekilde bir eğitimin verilmesi, bir düzenin kurulması ve toplumun bu yönde dönüştürülmesi çok önemli.

Demek ki dindarlık dilimizde. Maalesef bugün iktidardaki kadrolar yolsuzluk ve rüşvet gibi birçok suiistimallerle, adaletsizlikle suçlanıyorlar. Oysa aynı insanlar senede üç kere umreye giden, nafile ibadetlerini bolca yapan, eşleri başörtülü, kendileri imam hatip mezunu kişiler. Demek ki orada olan şekilden ibaret bir İslam anlayışı, bir ahlak anlayışı. Bu olayda da maalesef bunu görüyoruz.”

Paylaşın

Cumhur İttifakı’nda Mehmet Şimşek’e İnanç Yüzde 50’nin Altında

Cumhur İttifakı’nda Şimşek’in uyguladığı ekonomi politikalarının başarılı olacağına dair inan yüzde 50’nin altında. AK Parti’ye oy verme eğilimindeki seçmenlerin yüzde 45’i, MHP seçmeninin yüzde 33’ü Şimşek’in başarılı olacağını düşünüyor.

Mehmet Şimşek tarafından uygulanan ekonomi politikalarının yurttaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inananların oranı yüzde 20’de kaldı. Şimşek programının başarılı olacağına inanmayanların oranı ise yüzde 68 seviyesinde kaydedildi. Cevap yok – bilmiyorum diyenlerin ise oranı 11,9 olarak ölçüldü.

Yöneylem Araştırma’nın 13-16 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirdiği araştırmada katılımcılara, ‘Şimşek programı olarak adlandırılan ekonomi politikalarının vatandaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inanıyor musunuz? Sorusu soruldu.

Türkiye Siyaset Araştırması’na göre Mehmet Şimşek tarafından uygulanan ekonomi politikalarının yurttaşların ekonomik sıkıntılarını gidereceğine inananların oranı yüzde 20’de kaldı. Şimşek programının başarılı olacağına inanmayanların oranı ise yüzde 68 seviyesinde kaydedildi. Cevap yok-Bilmiyorum diyenlerin ise oranı 11,9 olarak ölçüldü.

Cumhur İttifakı’nda Şimşek’in başarılı olacağına dair inan yüzde 50’nin altında. AK Parti’ye oy verme eğilimindeki seçmenlerin yüzde 45’i, MHP seçmeninin yüzde 33’ü Şimşek’in başarılı olacağını düşünüyor.

Paylaşın

AK Parti’de “A Takımı” Değişecek İddiası

Yerel seçimlerde ikinci parti konumuna gerileyen Adalet ve Kalkınma Partisi’nde (AK Parti) sekizinci olağan kongre süreci, belde ve ilçe kongrelerinin belirleneceği mahalle delege seçimleri ile başladı.

12 Ekim’de hem belde hem de ilçe kongrelerinin başlatılması planlanırken Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “A Takımı”nı yenileyeceği iddia ediliyor.

T24’te yer alan habere göre; kongre takvimi, Erdoğan başkanlığında toplanan AK Parti Merkez Karar ve Yönetim Kurulu tarafından belirlendi.

Takvim, önce belde sonra ilçe ve il, son olarak da büyük kongrenin gerçekleştirilmesini öngörüyor. Bu kapsamda kongreler öncesinde mahalle delege seçimleri yapılmaya başlandı.

Büyük kongre öncesindeki hazırlık sürecinin 90 gün sürmesi planlanıyor. 37 beldede kongre yapacak olan AK Parti’nin, 12 Ekim’de hem belde kongrelerini hem de ilçe kongrelerini başlatması bekleniyor. 28 Aralık’ta ise il kongreleri başlayacak.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere bazı büyükşehirlerin kongreleri en son yapılacak. Bu takvim çerçevesinde en geç mart sonuna kadar Sekizinci Büyük Olağan Kongre için hazırlık çalışmaları tamamlanmış olacak. Büyük kongreye mayısta gidilecek.

Partinin yönetim organı olan ve yedek üyelerle birlikte 110 kişiden oluşan Merkez Karar ve Yönetim Kurulu için inisiyatif Erdoğan’da olacak. AK Parti kurmayları kongre sürecini, 2028 seçimlerine hazırlık yapacak kadroların belirlenmesi olarak görüyor.

Paylaşın

Gündüz Kuşağı Programları RTÜK’ün Hedefinde: Kantarın Topuzu İyice Kaçtı

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Ebubekir Şahin, gündüz kuşağı programlarıyla ilgili sert adımlar atacaklarını dile getirerek, “Artık kantarın topuzu iyice kaçtı. Yapıcı ikazlarımız görmezden gelindi” dedi.

Şahin, “Artık son aşamaya geçiyoruz. ‘Yasakçı RTÜK’ eleştirilerine aldırmadan bu programlarla ilgili sert ilke kararları belirledik” ifadelerini kullandı. Mynet‘e verdiği mülakatta Ebubekir Şahin ayrıca, söz konusu programları yayınlayan kanalların üst düzey yöneticileriyle Ankara’da toplantı yaptıklarını ama sonuç alamadıklarını ifade etti.

Yeni tedbirlerin çok yakında Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’na (RTÜK) sunulması ve uygulamaya alınması bekleniyor.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ayrıca, medyanın Diyarbakır’da kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran cinayetine yaklaşımını da eleştirdi.

“Narin kızımızın vahşice katledilmesi olayında medyamız bizi üzdü. Ne mahkemenin getirdiği yayın yasağını taktılar ne de soruşturmanın veya yargılamanın gizliliği ilkesini dikkate aldılar” diyen Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: Minik bir kız çocuğunun cinayetinden reyting devşirmeye kalkan medyamız beni hayal kırıklığına uğrattı.

Narin cinayetinin yansıtılış biçimini “facia” olarak niteleyen RTÜK Başkanı, medyanın Güran ailesi üzerinden genel olarak aile kurumunu zedelediğini ileri sürdü. Şahin, “Herkesin psikolojisini olumsuz etkileyecek şekilde yapılan yayınlar olmamalıydı,” dedi ve ekledi: Söz konusu aile üzerinden genel olarak aile ve akrabalık ilişkileri zedelendi. İzleyicide travma oluştu.

‘YouTube’da rezaletin bini bir para’

Şahin’in hedefinde ayrıca bazı YouTube içerik üreticileri de vardı. “Bazı YouTube yayıncıları, çok özür dileyerek söylüyorum, hayat kadınlarını yayınlarına, yarı çıplak kıyafetlerle konuk alarak terbiye yoksunu sohbetler edebiliyor,” diyen RTÜK Başkanı, şöyle dedi:

“Konu sadece hükümet, muhalefet meselesi değil. Toplumun ahlaki temellerine kastediliyor. İnanç, toplumsal ve kültürel değerlerimize sahip çıkmak zorundayız. Aile kurumunu muhafaza etmek şart.”

Paylaşın

İYİ Parti’de “Arınma” İstifaları

31 Mart’ta yapılan yerel seçimlere “hür ve müstakil” giren ve seçimlerde büyük bir hezimet yaşayan İYİ Parti’de “Yaşanan istifaları arınma olarak görüyoruz” yorumları geliyor.

İYİ Parti 43 milletvekili ile Meclis’e girdi ancak geçen 16 ayda 13 milletvekili kaybetti. En son istifa eden milletvekilleri Dursun Ataş ve Ümit Özlale oldu. Kayseri Milletvekili Dursun Ataş istifasını yaptığı yazılı açıklama ile duyurdu ancak açıklamada “gerekli ve kaçınılmaz” olduğunu söylediği istifanın nedenini söylemedi.

İzmir Milletvekili Ümit Özlale de sadece “Bugün itibarıyla partimdeki görevlerimden ve partimden istifa ettiğimi kamuoyuna saygılarımla duyururum” demekle yetindi.

Her iki istifa da parti yöneticilerinde büyük şaşkınlık yarattı. Kurultay öncesi ve sonrası gelen istifaların belki anlaşılabileceğini ancak şu an gerçekleşen istifalara anlam veremediklerini söyleyen partililerden, “Bir gerekçe, açıklama yoksa burada sadece kişisel nedenler, kimi çıkar hesapları vardır. Bu durumda yaşanan istifaları arınma olarak görüyoruz” değerlendirmeleri geliyor.

İYİ Parti’nin Meclis’in yasama çalışmalarına başlayacağı 1 Ekim’in ardından daha yoğun bir saha çalışmasına başlayacağı, kuruluş yıldönümü olan 25 Ekim’de de büyük bir törenle yeni dönemin yol haritasının kamuoyuyla paylaşılacağı kaydediliyor.

Paylaşın

Sayıştay, MESEM Projesi’nin Makyajını Döktü

Sayıştay’ın MEB’e yönelik denetimleri, iş kazalarında yaşamını yitiren çocuklar nedeniyle tartışılan MESEM (Mesleki Eğitim Merkezi) Projesi’nin makyajını döktü.

Sayıştay denetçileri, MESEM Projesi kapsamına alınan bazı işletmelerin e-Okul sisteminde yer alan personel sayılarının gerçeği yansıtmadığını belirledi. Denetçiler, e-Okul sisteminde personel sayısı bir olarak görünen bir işletmeye 87 öğrenci için katkı ödemesi yapıldığını fark etti.

Proje kapsamındaki diğer bir işletmenin ise personel sayısını bir okulun sistemine sıfır, başka bir okul sistemine 450, bir başka okulun sistemine ise bin 250 olarak girdiği bildirildi. Denetçiler, personel sayısının devlet katkısı ödemelerini doğrudan etkilediğinin altını çizerek MEB’i uyardı.

Sayıştay’ın MEB’e yönelik denetimleri, MESEM Projesi’nin makyajını döktü. Sanayide çalışırken yaşamını yitiren öğrenciler ve örgüt eğitimden kopartan uygulamalar ile tartışılan projede çok sayıda usulsüzlük yaşandığı öğrenildi.

BirGün’den Mustafa Bildirci’nin haberine göre; Sayıştay denetçileri, MESEM Projesi kapsamına alınan bazı işletmelerin e-Okul sisteminde yer alan personel sayılarının gerçeği yansıtmadığını belirledi. Denetçiler, e-Okul sisteminde personel sayısı bir olarak görünen bir işletmeye 87 öğrenci için katkı ödemesi yapıldığını fark etti.

Proje kapsamındaki diğer bir işletmenin ise personel sayısını bir okulun sistemine sıfır, başka bir okul sistemine 450, bir başka okulun sistemine ise bin 250 olarak girdiği bildirildi. Denetçiler, personel sayısının devlet katkısı ödemelerini doğrudan etkilediğinin altını çizerek MEB’i uyardı.

Mesleki eğitim kapsamında stajını okulda yapan ortaöğretim öğrencileri için bazı özel okullara devlet katkısı ödendiği de denetimler ile açığa çıkarıldı. E-Okul sisteminde, “Beklemeli öğrenci” durumunda olan ve fiilen staj yapmayan bazı öğrenciler için de devlet katkısı ödendiği kaydedildi.

MESEM Projesi’ndeki usulsüzlükler bunlarla da sınırlı kalmadı. Organize Sanayi Bölgeleri’nde bulunan proje kapsamındaki bazı işletmelerin, MEB’den aldıkları eğitim ve öğretim desteği ödemelerine yönelik fatura düzenlemediği belirtildi. Öte yandan kesilen faturalarda da KDV farklılıkları bulunduğu Sayıştay’ın denetim raporunda vurgulandı.

Paylaşın