Cumhur İttifakı Kayyımlarla Neyi Amaçlıyor?

Esenyurt’un ardından Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atamaları Cumhur İttifakı’nın niyetini sorgulatıyor. Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, “Ortada bence iki ihtimal var” diyor ve ekliyor:

“Ya bir karar alınsın diye bu yolla baskı yapılıyor. Ya da istenen karar çıkmadığı için başka bir alternatife yöneliniyor. Ya Öcalan vermesini istedikleri kararı verdi ve örgüt buna uymuyor. Ya da Öcalan o kararı vermiyor ve süreç hızlansın diye yapıyorlar. Ama bunu tam olarak bilmemiz mümkün değil.”

Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert ise “Bunun birçok sebebi var. Bir önceki süreçte ekonomik ve jeopolitik parametreler, Türkiye’nin içindeki süreçler, örgütün beklentileri ve öncelikleri, HDP’li seçmenin beklentileri hepsi birbiriyle örtüşüyordu. Bugün ise böyle bir durum hiç olmadı” diyor.

Cumhur İttifakı içinde Bahçeli’nin hamlelerinin bazı ön hazırlıklarının belki konuşulmuş olabileceğini ancak bu kadar net bir şekilde üzerinde mutabık kalınmadığının bugün ortaya çıktığını kaydeden Sert, Erdoğan’ın da Bahçeli’nin DEM Partililerin elini sıktığı bir ay öncesinden geçen haftaya kadar sessiz kalmasına işaret ediyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iki hafta kadar önce PKK lideri Abdullah Öcalan’a yaptığı örgütü lağvetme ve TBMM’de konuşma çağrısı ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bahçeli’nin çağrısını “tarihi bir fırsat penceresi” olarak nitelendirmesi sonrası gelen kayyum atamaları iktidarın ilişkin zihinlerde soru işaretleri yarattı.

Yeni çözüm süreci beklentisinin oluştuğu bir dönemde İstanbul’da CHP’li Esenyurt belediyesinin ardından DEM Partili Mardin, Halfeti ve Batman belediyelerine kayyum atanmasıCumhur İttifakı’nın son bir ayda Kürt sorununun çözümü ile ilgili verdiği mesajları karmaşıklaştırdı. CHP içinde ise “normalleşme süreci” nedeniyle eleştiri okları Genel Başkan Özgür Özel’i hedef almış durumda.

İçişleri Bakanlığı sabah erken saatlerde yaptığı açıklama ile DEM Partili belediye başkanlarının görevde olduğu Mardin, Batman ve Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesinde belediyelere kayyum atandığını duyurdu. Esenyurt’ta 31 Mart yerel seçimlerinde kent uzlaşısı ile seçilen CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Özer de geçen hafta tutuklanarak yerine kayyum atanmıştı.

HDP eski eş genel başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş’la birlikte HDP’li vekillerin 2016’da gözaltına alınıp tutuklandığı operasyonun tarihi olan 4 Kasım’da gelen yeni kayyum dalgası Cumhur İttifakı’nın yol haritasının gerçekte ne olduğu ya da net bir strateji olup olmadığı gerek muhalefet gerekse siyaset kulislerinde sorgulanıyor.

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in haberine göre; Kürt Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, son kayyum atamalarının da ardından bir aydan beri devam eden adı konmamış süreç için net bir hüküm vermenin şu an için mümkün olmadığını söyleyerek öngörüsünü şöyle açıklıyor:

“Ortada bence iki ihtimal var. Ya bir karar alınsın diye bu yolla baskı yapılıyor. Ya da istenen karar çıkmadığı için başka bir alternatife yöneliniyor. Ya Öcalan vermesini istedikleri kararı verdi ve örgüt buna uymuyor. Ya da Öcalan o kararı vermiyor ve süreç hızlansın diye yapıyorlar. Ama bunu tam olarak bilmemiz mümkün değil.”

Yerine kayyum atanan Ahmet Türk de sabah saatlerinde Halk TV’ye açıklamasında iktidar için “Yaptıkları görüşmelerde beklenen sonucu alamadıkları için yaptıklarını düşünüyorum. Bunlar zaman içinde açığa çıkacak” demişti.

Panorama TR Araştırma Direktörü Osman Sert ise 2013-2015 arasındaki çözüm sürecine benzer bir sürecin hiç başlamadığını belirterek “Bunun birçok sebebi var. Bir önceki süreçte ekonomik ve jeopolitik parametreler, Türkiye’nin içindeki süreçler, örgütün beklentileri ve öncelikleri, HDP’li seçmenin beklentileri hepsi birbiriyle örtüşüyordu. Bugün ise böyle bir durum hiç olmadı” diyor.

Cumhur İttifakı içinde Bahçeli’nin hamlelerinin bazı ön hazırlıklarının belki konuşulmuş olabileceğini ancak bu kadar net bir şekilde üzerinde mutabık kalınmadığının bugün ortaya çıktığını kaydeden Sert, Erdoğan’ın da Bahçeli’nin DEM Partililerin elini sıktığı bir ay öncesinden geçen haftaya kadar sessiz kalmasına işaret ediyor.

Erdoğan’ın Bahçeli’ye sahip çıkarak iktidar koalisyonunu çatırdatmadığını söyleyen Sert, “Şu an tekrar başladığımız yere geri döndük. Hatta başladığımız yerden daha geriye döndük. Dolayısıyla ben bu süreci iyi koordine edilmemiş bir iktidar hamlesinin olumsuz şekilde nihayetlenmesi gibi okuyorum” yorumu yapıyor.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğluda sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İktidar kontrolü kaybetti. Tutarsız ve ciddiyetsiz, savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu” ifadelerini kullandı.

Ruhavioğlu, son sürecin “Türkiye’de siyasetçilerin barış arzu ettikleri için değil, çıkarları barışta olduğu için barış yapmaya çalıştıkları” gerçeğini gösterdiğini belirterek “Dolayısıyla çıkarlar karşılık bulmayacağı zaman barış yolundan hızlıca dönebiliyorlar” diyor.

Ruhavioğlu’na göre iktidarın masasında parça parça, farklı farklı işler var, bunlar birbiriyle çelişiyor ve bu nedenle zaman zaman “kendi ayağına sıkıyor.” Bu çerçevede Esenyurt’a kayyum atanmasının AKP’ye daha çok zarar vereceğini belirten Ruhavioğlu, kayyum olgusunun Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’ye de uzanmasının bu kavrama yüklenen negatif anlamı güçlendireceğine dikkat çekiyor.

Öte yandan önce Esenyurt belediyesine ardından DEM Partili üç belediyeye yapılan kayyum atamaları iki partiyi birbirine daha yakınlaştırırken iktidarın bunu 14 Mayıs seçimleri öncesindeki gibi kullanması ihtimali de dile getiriliyor.

DEM Parti Eş Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın Esenyurt’ta CHP kürsüsünden konuşması, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in bugün Mardin’e giderek Ahmet Türk’e destek çıkması gibi görüntülerin bir taraftan iktidarın doğu ve güneydoğuda kaybettiği seçmenlerden oy getirebileceği ama diğer taraftan Orta Anadolu gibi kesimlerde oy kaybına yol açabileceği yorumları yapılıyor.

Osman Sert, Erdoğan’ın arzu ettiği anayasa değişikliği için hâlâ DEM Parti ve CHP’ye ihtiyacı olduğunu hatırlatarak “Şimdi böyle bir ortamda bu nasıl yapılacak artık benim için çok büyük bir soru işareti oldu” diyor.

“İktidar CHP ve DEM Parti’yi aynı yere itti”

Son kayyumların ister istemez CHP ile DEM Parti’yi bir araya getireceğini söyleyen Sert, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Fakat iktidar açısından kötü olan daha önce CHP-DEM Parti ilişkisini şeytanlaştıracak done çok fazla bulunabilirdi. Fakat bu sefer CHP ve DEM Parti bu paranteze oturmak için kendileri bir şey yapmış değil. Bariz bir şekilde iktidar ikisini aynı yere itti. Bunu itilenler de biliyor, iten de biliyor, seyirciler de biliyor.”

Bu kapsamda bir sonraki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin muhtemel adaylarından Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Esenyurt’a gitmemesi, CHP yönetiminden daha farklı mesajlar vermesi de dikkat çekiyor.

Ruhavioğlu, iktidar için bu süreçle amaç eğer DEM Parti ile CHP’nin arasını açmak ise beklenen sonucu alamadığını, bu ilişkinin zayıflamayarak güçlendiğini belirterek “İmamoğlu’na gözdağı vermek gibi bir şey varsa, İmamoğlu’nun buna karşı aldığı tutumla adaylık ihtimalini 10 gün öncesine göre daha da güçlendirdiğini görüyoruz” diyor.

Bu arada pek çok ankete göre AKP’nin doğu ve güneydoğudaki kan kaybı sürüyor. Ruhavioğlu insanların genel bir siyasetten uzaklaşma hali olduğunu ve bunun da kararsız ile boykot kümesini büyüttüğünü söyleyerek “Seçimlere daha çok var. Bugünden kestirmek zor ama siyasete ilgi azaldı ve kararsız kümesine yönelme fazla. Tüm partiler oy kaybetti ama AKP bir tık daha fazla kaybetti” diyor.

DEM Parti, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasının ardından haftalık Meclis grup toplantısını Salı günü Mardin’de yapma ve bir hafta boyunca TBMM Genel Kurul ve komisyon toplantılarına katılmama kararı aldı. CHP’nin de benzer bir karar alabileceği belirtiliyor.

İmamoğlu ise Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) başkanı sıfatıyla liderlerden randevu istedi.

Son kayyum atamaları CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in yaz aylarında iktidar ile başlattığı normalleşme sürecini parti içinde yeniden tartışmaya açtı. Süreç, parti yönetiminin sert bir dille eleştirilmesine neden oluyor.

CHP, Esenyurt Belediyesi’ne kayyum atanmasının ardından Antalya kampını iptal ederek vekiller, parti yöneticileri ve bazı belediye başkanları ile İstanbul’da bir araya gelmişti. Milletvekilleri ve Parti Meclisi toplantılarında ana gündem normalleşme süreci olurken toplantıda söz alan 50’ye yakın milletvekilinden 30 kadarı normalleşme sürecine dair Özgür Özel’i eleştirdi.

Eleştirilerde kayyum atanması, Erdoğan’ın Özel ve İmamoğlu’na davalar açması sonrasında “normalleşmenin” artık gündemde kalamayacağı dile getirildi. Toplantıya katılan milletvekili ve partililerin çoğunluğu “normalleşme süreci artık bitmiştir” yorumunda bulunuyor.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “İktidarla müzakere edilmez, mücadele edilir” sözlerinin de hatırlatıldığı eleştirilerde söz alan milletvekilleri; Meclis’te Erdoğan gelince ayağa kalkılması, iktidarın uygulamalarına karşın sert eleştiri ile yanıt verilmemesini de gündeme taşıdı ve “normalleşme” öncesi CHP’nin birinci parti olduğunu bugün ise artık ikinci parti durumuna düştüğünü söyledi.

Özel’in ise bu eleştirilere karşılık “Bir taktik yaptık, samimi şekilde denedik. İktidar normalleşmedi, marjinalleşmeyi tercih etti” dediği öğrenildi. Özel’e göre CHP hala anketlerde birinci parti durumunda ve bir gerileme söz konusu değil.

Özgür Özel, normalleşme ile amacın seçmenle barışmak olduğuna da vurgu yaparken “Siyasiler eskiden birbirine selam bile vermiyordu, görüşmüyordu. Anormal olan durumu bitirdik” ifadelerini kullandı.

Toplantı sonrasında gazetecilere açıklama yapan Özel, “normalleşme” eleştirilerine de “Tayyip Bey bize kayyumu atayacak, biz de ‘normalleşeceğiz’, buna susacağız… Böyle bir şey yok. İşte o dediği yumuşamaydı, ‘yumuşak muhalefet.’ Biz orada yokuz. Hayatımda bir kere yumuşama demedim bu sürece dair. Normalini yapıyoruz. Ben ana muhalefet partisinin yapması gereken normalleri terk etmem, devam ederim” diye konuştu.

Paylaşın

AK Parti’den “Kayyım” Açıklaması: Devam Edecek

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan AK Partili Abdullah Güler, “Türkiye bir anayasal hukuk devleti. Dolayısıyla mevcut ilgili üç tane belediye başkanı yerine anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici bir süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı” dedi ve ekledi:

“Anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı. Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarifi böyle demiyor. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyeceği alanlar değil. Yasal düzlemde uygulamalar devam edecektir.”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Grup Başkanvekili Abdullah Güler, Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyum atanmasına ilişkin açıklama yaptı. Güler, hukuki süreçlerin devam ettiğini söylediği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Hukuk devleti uygulamaları içerisinde bu türden takdir edilecektir. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyebileceği bir özgürlük alanı değildir.

İlgili belediye başkanlarının, Mardin başkanına 10 yıl, Batman belediye başkanı için 6 yıl üzeri, Halfeti belediye başkanı için 6 yıl ve üzeri ceza verilmiş. Bunlar istinaf sürecine tabii. Belediye kanunu içinde durumlar değerlendirilmiş ve İçişleri Bakanlığı geçici bir dönem için bu görevlendirme yapılmış.

Gerekli istinaf sürecinde burada kesinleşebilir veya beraat edebilir. Geçmiş dönemde de bu uygulamalar vardı. Belediye başkanlıkları kimsenin suç işleyeceği özgürlük alanı değil. Soruşturmaya tabii durum ise gerekli uygulama yapılacaktır. Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarife böyle demiyor.

Türkiye bir anayasal hukuk devleti. Dolayısıyla mevcut ilgili üç tane belediye başkanı yerine anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici bir süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı. Anayasamızın 127. maddesi kapsamı içerisinde geçici süreyle yerine bir görevlendirme yapıldı.

Sizler ‘kayyum’ diyorsunuz ama hukuki tarifi böyle demiyor. Belediye başkanlıkları hiç kimsenin suç işleyeceği alanlar değil. Yasal düzlemde uygulamalar devam edecektir.”

Ne olmuştu?

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Açıklamada belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak atandı.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına, Kobani davasında 10 yıl hapis cezası alması ve hakkında devam eden dava ve soruşturmalar gerekçe gösterildi.

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün ve Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın görevden uzaklaştırılması konusunda da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aldıkları 6 yıl hapis cezaları ve haklarında “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan” yürütülen soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk, Sönük ve Karayılan’ın görevden alınmasıyla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yerine kayyım atanan belediye sayısı beşe çıktı. DEM Parti Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atanmıştı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı. Akış ve Özer, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

AYM’den Çarpıcı Rapor: 633 Bin Bireysel Başvuru

Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) 12 yılda 633 bin 488 bireysel başvuru yapıldı. AYM, bu dosyalardan 527 bin 803’ünü sonuçlandırırken, yüksek mahkemenin başvuruları karşılama oranı yüzde 83,3 oldu.

Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından 23 Eylül 2012 ile 30 Eylül 2024 tarihleri arasındaki bireysel başvuru istatistikleri kamuoyuyla paylaşıldı. AYM’nin resmi sosyal medya hesabından yapılan bu paylaşım, ülkede yargı sistemine olan güven ve adalet arayışı konusunda çarpıcı veriler sunuyor.

Karar Gazetesi’nin aktardığına göre; Bu dönemde toplam yapılan bireysel başvuru sayısı 633 bin 488 olarak kaydedildi. AYM, bu başvuruların 527 bin 803ünü sonuçlandırdı ve bu da yüzde 83,3’lük bir karşılama oranına işaret etti.

HAL Komisyonu’nun 2017’de kuruluşuyla birlikte başvuru yollarının tüketilmiş kabul edildiği ve kabul edilemezlik kararı ile sonuçlandırılan 72 bin 134 dosya dışında, özellikle OHAL kapsamında yapılan başvuruların 2016’da yüzde 85 oranında karşılandığı görüldü.

Verilere göre, AYM’nin en az bir hakkın ihlal edildiğine karar verdiği toplam başvuru sayısı 75 bin 089 olarak kayıtlara geçti. Bu kapsamda en dikkat çekici yıl, 2021 yılı oldu. AYM, bu yılda 35 bin 407 başvuruda hak ihlali kararı verdi ve toplam hak ihlali kararlarının yüzde 47,2’sini oluşturdu.

Sonuçlandırılan başvuruların yüzde 82,5’ini oluşturan 435 bin 437 başvuru, “kabul edilemezlik” karışında sonuçlandı. İdari ret kararları ise 13.712 dosyayı kapsayarak yüzde 2,6 kapsayarak yüzde 2,6\u201lık bir orana denk geldi. Diğer kararlar içinde, “hakkın ihlal edilmediği” kararlı başvuruların sayısı bin 425 oldu.

AYM’nin makul sürede yargılama hakkına ilişkin derdest bireysel başvuru istatistikleri de açıklandı. 2020’den 2024’e kadar toplam bin 333 dosya derdest durumda bulunurken, 2024 yılı bu alanda zirve yılı olarak öne çıktı. Yıl içinde bin 098 başvuru yapıldı ve bu sayı, makul sürede yargılama hakkının önemi üzerine önemli bir işaret oldu.

Paylaşın

DEM Parti’den “Kayyım” Açıklaması: Bunların İç Barış Gibi Bir Derdi Yok

Mardin, Batman ve Halfeti belediyelerine kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan DEM Parti Eşgenel Başkanları Tülay Hatimoğulları, “Bunların iç barış gibi bir derdi yok” dedi ve ekledi:

“Biz onurlu bir barışa hazır olduğumuz söyledik. Ama onlar ne yaptı, önce Esenyurt’a şimdi de Mardin’e, Batman’a, Halfeti’ye kayyım atadılar. Bu kayyım darbesine karşı sanmasınlar halkımız, DEM Parti boyun eğecek. Bizler demokratik zeminde halkımızla beraber belediyelerimize de, irademize de, mücadelemize de onurlu barışa da sahip çıkacağız.

Bize bu darbelerle boyun eğdireceğini zannedenler geçmiş kayyım deneyimlerinden de bilmeliler ki, bizler kayyım atanmış belediyeleri değil sadece, oy hırsızlığı yaptıkları belediyeleri de, kaçak seçmen getirdikleri belediyeleri de halkımızın sahiplenmesiyle kazandık.”

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) yönetimindeki Batman Belediyesi’ne kayyım ataması kararı protesto edildi. Yerine kayyım atanan Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük, DEM Parti Eşgenel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Batman İl Örgütü binasında bir araya geldi. Partililer, buradan belediyeye doğru yürüyüş gerçekleştirdi.

Burada açıklama yapan Hatimoğlulları şunları söyledi: “12 Eylül’de askerin postallarıyla darbe gerçekleştirdiler, şimdi de polislerin copuyla, gazıyla, TOMA’sıyla halkın iradesini çalıyorlar. Bu düpedüz bir darbedir. Ve bugün 4 Kasım. 4 Kasım HDP’ye vurulmuş darbelerden biriydi. Hatırlayın Eş Başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ve diğer arkadaşlarımızın gözaltına alındığı 4 Kasım darbesidir. Bu darbenin yıl dönünümde yeniden bir darbeyi gerçekleştirmeleri şüphesiz demokratik siyasete bir mesajdır. Biz bu mesajı aldık. Geldiler el sıktılar, ‘iç barış sağlayacağız’ dediler. Bunların iç barış gibi bir derdi yok. Biz onurlu bir barışa hazır olduğumuz söyledik.

Ama onlar ne yaptı, önce Esenyurt’a şimdi de Mardin’e, Batman’a, Halfeti’ye kayyım atadılar. Bu kayyım darbesine karşı sanmasınlar halkımız, DEM Parti boyun eğecek. Bizler demokratik zeminde halkımızla beraber belediyelerimize de, irademize de, mücadelemize de onurlu barışa da sahip çıkacağız. Bize bu darbelerle boyun eğdireceğini zannedenler geçmiş kayyım deneyimlerinden de bilmeliler ki, bizler kayyım atanmış belediyeleri değil sadece, oy hırsızlığı yaptıkları belediyeleri de, kaçak seçmen getirdikleri belediyeleri de halkımızın sahiplenmesiyle kazandık.”

Yerine kayyım atanan Batman Belediye Eşbaşkanı Gülistan Sönük, “Halfeti, Mardin ve Batman hukuksuz bir şekilde gasp edildi. Bu belediye halkın emeği, 40 senelik partimizin emeği, bu halkın çocukların emeği. Gasp edilmesi kabul edilemez” dedi. Sönük, “İşgalciler iyi bilsinler ki halkın ve kadınların iradesini gasp etmek kolay değil. Baş eğmeyeceğiz. 3 milyar TL borç vardı belediyeyi aldığımızda.

Kürt halkına, ‘Bir parça ekmek kalmış sofranda, onu da alacağım. Dilini, kültürünü yok edeceğim’ deniliyor. Kadınlara ‘Sizin kendinizi yönetmenize izin vermeyeceğiz’ diyorlar. Artık irademizi yok saymanıza izin vermeyeceğiz. Gençlerin, kadınların geleceğini peşkeş çekmenize izin vermeyeceğiz. Bu hukukuz karardan geri adım atılmadıkça, halkın hizmetine girmedikçe bu belediye geri adım atmayacağız. Ya direniş, ya direniş. Bu karar geri çekilmedikçe hiçbir arkadaşımız geri adım atmayacak” ifadelerini kullandı.

Ne olmuştu?

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Açıklamada belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak atandı.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına, Kobani davasında 10 yıl hapis cezası alması ve hakkında devam eden dava ve soruşturmalar gerekçe gösterildi.

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün ve Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın görevden uzaklaştırılması konusunda da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aldıkları 6 yıl hapis cezaları ve haklarında “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan” yürütülen soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk, Sönük ve Karayılan’ın görevden alınmasıyla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yerine kayyım atanan belediye sayısı beşe çıktı. DEM Parti Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atanmıştı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı. Akış ve Özer, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

Erdoğan’dan Tüm Ülkelere “Filistin Devletini Tanıma” Çağrısı

İSEDAK Toplantısı Açılış Programı’nda konuşan Erdoğan, “Gazze ve Lübnan’a yönelik siyonist saldırganlığa verilebilecek en güzel cevaplardan biri daha fazla devletin Filistin devletini tanıması olacaktır” dedi.

Haber Merkezi / Erdoğan, konuşmasının devamında, “Malum teşkilatımızın kuruluş felsefesinde ve temel amaçları arasında Filistin’in işgalden kurtarılması yer alıyor. Bu amaca hizmet edecek kalıcı çözümler üretmemiz için dayanışmamızı ve birlikteliğimizi her zamankinden daha güçlü bir şekilde göstermeliyiz. İslam dünyasının görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp Filistin ve Lübnan halkına haklı mücadelelerinde destek olması büyük önem arz ediyor” ifadelerini kullandı.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 40. Toplantısı Açılış Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Konuşmasında, “Gazze ve Lübnan’a yönelik siyonist saldırganlığa verilebilecek en güzel cevaplardan biri daha fazla devletin Filistin devletini tanıması olacaktır” ifadesini kullanan Erdoğan, tüm ülkelere Filistin devletini tanıma çağrısını yineledi.

Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: “Malum teşkilatımızın kuruluş felsefesinde ve temel amaçları arasında Filistin’in işgalden kurtarılması yer alıyor. Bu amaca hizmet edecek kalıcı çözümler üretmemiz için dayanışmamızı ve birlikteliğimizi her zamankinden daha güçlü bir şekilde göstermeliyiz. İslam dünyasının görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakıp Filistin ve Lübnan halkına haklı mücadelelerinde destek olması büyük önem arz ediyor.”

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı 27 artarak 43 bin 341’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise 86 artarak 102 bin 105’e çıktı.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından hazırlanan raporda yer alan tahminlere göre, olası bir ateşkes sonrası Gazze’nin ekonomik verilerini 2022 yılı değerlerine ulaştırması 350 yıl sürebilir.

Paylaşın

İmamoğlu’ndan “Kayyım” Tepkisi: İktidar Kontrolü Kaybetti

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin açıklama yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor” dedi.

Haber Merkezi / İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına tepki gösterdi. Ekrem İmamoğlu, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu.

Demokrasilerde seçmen iradesinin sürekliliği esastır. Seçilmiş görevden uzaklaştırılıyorsa yerine yine seçilmiş yani Meclis üyelerinden biri gelir. Seçme yetkisi sadece seçmene aittir ve devredilemez. BM Habitat toplantısı için geldiğim Kahire’den bu akşam dönüyor ve yarın Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’ni olağanüstü topluyoruz.”

“Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir”

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne bu sabah İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına tepki gösterdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, Söylenenlere hiç kulak asmadan, Seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, Islah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, Zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, Söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

Ne olmuştu?

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan görevden alındı. Açıklamada belediye başkanlarının “geçici bir tedbir olarak” İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırıldığı belirtildi.

Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak atandı.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün görevden alınmasına, Kobani davasında 10 yıl hapis cezası alması ve hakkında devam eden dava ve soruşturmalar gerekçe gösterildi.

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün ve Şanlıurfa Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın görevden uzaklaştırılması konusunda da “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan aldıkları 6 yıl hapis cezaları ve haklarında “silahlı terör örgütüne üye olma suçundan” yürütülen soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk, Sönük ve Karayılan’ın görevden alınmasıyla birlikte 31 Mart yerel seçimlerinden bu yana yerine kayyım atanan belediye sayısı beşe çıktı. DEM Parti Hakkari Belediye Başkanı Mehmet Sıddık Akış 3 Haziran’da görevden alınmış, yerine Hakkari Valisi Ali Çelik atanmıştı.

CHP’li Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer de 30 Ekim’de görevden alındı. Özer’in yerine İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy atandı. Akış ve Özer, “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklandı.

Paylaşın

Özel’den “Kayyım” Uyarısı: Söz Bitmek Üzere

DEM Partili belediyelere kayyım atanmasına ilişkin konuşan Özgür Özel, “Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, söylenenlere hiç kulak asmadan, seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, ıslah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir. bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklama ile, Mardin Büyükşehir Belediyesi, Batman Belediyesi ve Halfeti Belediyesi’ne bu sabah İçişleri Bakanlığı tarafından kayyım atanmasına tepki gösterdi. Özel, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, Söylenenlere hiç kulak asmadan, Seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, Islah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, Zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, Söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır.”

“Mardin’in iradesine üçüncü kez darbe vurdular”

Öte yandan Sözcü gazetesini ziyaret eden Özgür Özel, burada açıklamalarda bulundu. Özel’in açıklamaları şöyle: “Meclis Başkanı’nı kullanarak Anayasa’nın ilk dört maddesini tartışmaya açmayı göze aldılar. Biz Anayasa değişikliğinde yokuz. İsrail saldıracak gündemi yarattılar, kapalı oturumunda anlat dedik, iddiaların altını doldurmadıklarını ifşa ettik, o gündemden de aradıklarını bulamadılar.

Son yaptıkları son iş milletin yerel seçim iradesine darbe yapmak oldu. Önce Esenyurt’un iradesine darbe yaptılar, şimdi de Mardin, Batman ve Halfeti ile devam ediyorlar. Gerçekten sözün bittiği yerdeyiz. Demokrasilerde sözün bitmemesi lazım. Seçmenin kullandığı oyu ve siyasi muhatapları dikkate almayıp elindeki gücü asimetrik olarak, barbarca kullanan bu küstah anlayışa karşı mücadelemizi sürdüreceğiz.

İlk uçakla Mardin’e gideceğini belirten Özel, “Esenyurt gündemiyle ilgili 4 gündür İstanbul’daydık. İlk uçakla Mardin’e gideceğim. Diyarbakır’dan Mardin’e geçecekken TUSAŞ’a saldırı olmuştum, dönmüştüm. Ahmet Türk’ün yanında olacağım. Ahmet Türk barış güvercini, bilge kişidir. Mardin’in iradesine üçüncü kez darbe vurdular” dedi.

Paylaşın

DEM Partili Üç Belediyeye Kayyım: Mardin, Batman Ve Halfeti

DEM Partili Mardin Büyükşehir, Batman ve Şanlıurfa’nın Halfeti ilçe belediyesine kayyım atandı. Üç belediye başkanının görevden alınmasına, “silahlı terör örgütüne üye olma” suçunda aldığı cezalar ve süren davalar gerekçe gösterildi.

Haber Merkezi / Mardin Valisi Tuncay Akkoyun Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne, Batman Valisi Ekrem Canalp Batman Belediyesi’ne, Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu Halfeti Belediyesi’ne kayyım olarak görevlendirildi.

Kararlar, sabah saatlerinde İçişleri Bakanlığı tarafından sosyal medya hesabından duyuruldu. İçişleri Bakanlığı, üç belediye başkanının da “Anayasa’nın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’nci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak görevden uzaklaştırıldığını” belirtti.

Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk’ün yerine Vali Tuncay Akkoyun’un, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün yerine Batman Valisi Ekrem Canalp’in ve Halfeti Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ın yerine Halfeti Kaymakamı Hakan Başoğlu’nun kayyum atandığı belirtildi.

31 Mart seçimlerinde Mardin’de DEM Parti adayı Ahmet Türk oyların yüzde 57,4’ünü, Batman’da Gülistan Sönük yüzde 64,5’ini, Halfeti’de yenilenen seçimde ise Mehmet Karayılan oyların 39,4’ünü alarak başkan seçilmişti.

İçişleri Bakanlığı açıklamasında, Mardin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Türk’ün “geçici bir tedbir olarak” görevden uzaklaştırılmasına, Ankara’da görülen Kobani davasından aldığı ceza ile Mardin’de yürütülen bir soruşturma gerekçe gösterildi.

Türk’ün, “Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2021/6 esas sayılı Kobani davası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 10 yıl hapis cezası alması”; “Ankara 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2022/142 esas sayılı dosyası kapsamında terör örgütü propagandası yapmak suçundan davasının devam etmesi” ve “Mardin Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/7685 sayılı soruşturma dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma” gerekçe gösterildi.

“Anayasa’nın 127’inci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 47’inci maddesi gereğince geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır” denildi.

Bakanlık, Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük’ün görevden uzaklaştırılması için de, “Batman 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2023/70 esas sayılı dosya kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası alması”; Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2023/14816 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü propagandası yapmak suçundan yürüttüğü soruşturmanın devam etmesi” ve “Batman Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2024/7894 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam etmesi” gerekçe gösterildi.

Gülistan Sönük, 31 Mart yerel seçimlerinde yüzde 64,52 ile Türkiye’de il bazında en yüksek oy alan aday olmuştu. Kullanılan 203 bin 215 oyun 122 bin 143’ünü alan 31 yaşındaki Sönük, en yakın rakibi HÜDA-PAR adayının dört katından fazla oy almıştı.

İçişleri Bakanlığı, Şanlıurfa’nın Halfeti ilçesi Belediye Başkanı Mehmet Karayılan’ı da silahlı terör örgütüne üye olma suçundan daha önce ceza aldığı ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam ettiği gerekçeleriyle görevden uzaklaştırdı.

Murat Karayılan, 31 Mart’taki seçimlerin oyların çalındığı gerekçesiyle iptal edilmesinin ardından tekrarlanan seçimleri kazanmıştı.

İçişleri Bakanlığı, Murat Karayılan’ın görevden uzaklaştırılmasına gerekçe olarak, “Gaziantep 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/136 esas sayılı dosyası kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay 15 gün hapis cezası almasını” ve “Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcısının 2024/466 esas sayılı soruşturma kapsamında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturmanın devam etmesini” gösterdi.

DEM Parti’den kayyım kararına tepki

DEM Parti Merkez Yönetim Kurulu, kayyım atanmasına ilişkin yayınladığı yazılı açıklamada, “Kayyım darbesinde ısrar etmek siyasi tükenmişliğin göstergesidir. Bu gayrimeşru darbeci anlayışa karşı herkes en yüksek düzeyde sesini ve itirazını yükseltmelidir,” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “Asla boyun eğmeyeceğiz, asla mücadeleden geri durmayacağız. Eğer iktidar iflas etmiş bu yöntemlerle başarılı olacağını düşünüyorsa çok büyük yanılacaktır. Halkımız da her şart ve koşulda kendi iradesine sahip çıkacaktır,” denildi.

Mardin’de eylem yasağı

Mardin Valiliği Pazartesi günü resmi internet sitesi üzerinden yaptığı duyuruda, il genelinde açık ve kapalı yer toplantıları, yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi gibi etkinliklerin 10 gün süreyle yasaklandığını belirtti.

“Açık alanlarda yapılmak istenilen toplanma, her türlü açık hava toplantıları ve kapalı yer toplantıları, miting, yürüyüş, basın açıklaması, açlık grevi, oturma/nöbet eylemi stant açma, çadır kurma, drone çekim faaliyetleri, anket yapılması, bildiri/broşür dağıtma, afiş/pankart asma vb. her türlü eylemin,

2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 17. ve 19. Maddeleri ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu’nun 11. Maddesi hükümleri gereğince; Valilik ve Kaymakamlık makamlarının uygun göreceği etkinlikler hariç olmak üzere, Mardin il sınırları içerisinde (İl merkezi, İlçeler, Polis ve Jandarma sorumluluk bölgelerinin tamamı) 04.11.2024 Pazartesi günü saat 07:00’dan 14.11.2024 Perşembe günü saat 07:00’ a kadar 10 (on) gün süre ile Yasaklanmıştır,” ifadelerine yer verildi.

“Pes etmek yok”

Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, şunları kaydetti: “Asla pes etmek yok. Demokrasi, barış ve özgürlük mücadelesinden geri adım atmayacağız. Halk iradesinin gaspına geçit vermeyeceğiz. Bu böyle bilinsin!”

Batman Belediye Başkanı Gülistan Sönük de sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla kayyum atanmasına tepki gösterdi. Sönük mesajında, “31 Mart seçimlerinde Türkiye geneli en yüksek oy oranıyla kadınların gençlerin ve  halkımızın emeği ile aldığımız belediyemiz bize hiç bir tebligat yapılmadan bu sabah itibarıyla gasp edilmiştir. Bizler bu talan ve gaspçı rejimi kabul etmedik etmeyeceğiz. Belediyeler halkındır” ifadelerini kullandı.

CHP’den tepki

Kayyum kararına ana muhalefetten de tepki geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Bu sabah Türkiye’de barış denilince ilk akla gelen siyasette diyaloğun en önemli isimlerinden Ahmet Türk ile birlikte iki seçilmiş belediye başkanına daha kayyum atandı. Günlerdir yaşananlardan hiçbir ders almadan, söylenenlere hiç kulak asmadan, seçimde kazanamadığı belediyelere el koyan, ıslah edemediği siyasetçileri darbeyle görevden almaya cüret eden, zihni bozuk, kalbi kötü, eli kirli, utanmaz arlanmaz bir pişkinlikle muhatabız. Uyarıyorum, söz bitmek üzeredir. Bu kötülükle mücadele etmek için ne gerekiyorsa o yapılacaktır” ifadelerini kullandı.

CHP Parti Sözcüsü Deniz Yücel de, “Erdoğan ve AKP’nin düşüncesine göre, AKP’li olmayan, AKP’yi seçmeyen, AKP’yi desteklemeyen herkes teröristtir, vatan hainidir” diye konuştu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, DEM Partili belediyelere kayyum atanması üzerine sosyal medyadan yaptığı açıklamada, Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’nin yarın olağanüstü toplanacağını duyurdu.

İmamoğlu’nun mesajı şöyle: “İktidar kontrolü kaybetti, tutarsız ve ciddiyetsiz savrulmalar yaşıyor. Daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı Yardımcısıyla aileleri barıştıran Ahmet Türk bu hafta terörist oldu. Demokrasilerde seçmen iradesinin sürekliliği esastır. Seçilmiş görevden uzaklaştırılıyorsa yerine yine seçilmiş yani Meclis üyelerinden biri gelir. Seçme yetkisi sadece seçmene aittir ve devredilemez. BM Habitat toplantısı için geldiğim Kahire’den bu akşam dönüyor ve yarın Türkiye Belediyeler Birliği Encümeni’ni olağanüstü topluyoruz.”

DEM Partili üç belediyeye kayyım atanmasına tepki gösteren Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, yasa değişikliği yapılarak, görevden alınan belediye başkanlarının yerine bir belediye meclisi üyesinin getirilmesini önerdi.

Yavaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Hukukçu olarak görüşüm; TBMM’nin acilen ilk toplantıda yasa değişikliği yaparak görevden alınan başkanın yerine belediye meclisinden birinin seçilmesini sağlayıp seçmen iradesinin belediyeye yansımasını sağlamasıdır” dedi.

Yavaş’ın paylaşımı şöyle: “Bugün yine kayyum atamalarıyla güne başladık. Öncelikle burada savunulması gereken kişilerden bağımsız olarak hukuk ve demokrasidir. Demokrasilerde bazen seçim kazanılır, bazen seçim kaybedilir. Hiç istemediğiniz birisini halk seçebilir. Önemli olan bunun içe sindirilmesidir. Bir yandan hakkında hüküm olanlar kayyum atanacağını bile bile aday yapılırken (en azından geçmiş yılların öngörüsü ile) diğer yandan idare-seçim-YSK bu adayların adaylıklarına neden izin verdiği sorgulanmalıdır. Milletin iradesinin bu şekilde yok sayılması artık seçmenin sandıktan iyice uzaklaşması sonucunu doğuracaktır. Bırakın belediye başkanlarını halk yaptıklarını ve yapamadıkları hizmetlerle değerlendirsin. Partiler de adaylarını buna göre belirleyip adeta meydan okur gibi aday tespit etmesin.”

Paylaşın

Bülent Arınç’tan “Abdullah Öcalan” Yorumu: Meclis’e Gelecekse Genel Af Olması Lazım

Devlet Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’ın ‘umut hakkını’ kullanması ve Meclis’te konuşma yapması’ yönündeki çağrısını değerlendiren Bülent Arınç, Öcalan’ın Meclis’e gelip konuşma yapmasının hukuken ve Meclis gelenekleri açısından mümkün olmadığını söyledi:

“Meclis’e gelmesini ben katiyen mümkün görmüyorum. Bir genel af çıkacaksa bunu düşünebiliriz. Ve bu yerinde de olabilir. Ama devlet hayatımdan biliyorum, askerlikte erken terhis bu tarafta da genel af konuşulmamalı. Yapılacaksa yapılmalı ve iş bitmeli.”

Eski Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) kurucularından Bülent Arınç, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin DEM Partililerle el sıkışmasıyla başlayan ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ı Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) grubunda konuşmaya davet etmesine uzanan süreci değerlendirdi.

T24’ten Cansu Çamlıbel‘in sorularını yanıtlayan Bülent Arınç, Can Atalay davasındaki tutumu nedeniyle Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum’a da ‘kendini bilmez’ ifadesiyle seslendi. Arınç, “Maalesef hukuk politikalarına yön veren Uçum soyadlı bir zat, milli yargı, milli olmayan yargı ayrımını yaparak literatüre çok saçma sapan bir şey soktu. Bunun süratle düzeltilmesi lazım” dedi.

MHP lideri Bahçeli’nin Öcalan çağrısını değerlendiren Arınç, “Bahçeli’nin ‘Öcalan çıksın, tecrit kalksın, gelsin Meclis’te konuşma yapsın’ sözlerini duyunca önce inanamadım. ‘Bu sözler gerçekten Bahçeli’ye mi ait? Nerede konuştu?’ diye hemen danışmanlarımı aradım. Çünkü bu, ondan beklenecek bir şey değil. Her gün ‘o kapatılsın, bu kapatılsın, onu kapatmayanları biz kapatalım, asalım, keselim’ bu havalarda olan bir insanın hiç olmayacak bir iddiayla konuşuyor olmasına herkes tabii şaşırdı. O nedenle de ‘Heralde yeni bir süreç başlayacak ve bu süreçte Türkiye’nin kadim bir sorunu olan -bana göre de bir beka meselesi haline gelen- terörünün tamamen bitirilmesini gündeme getirecekler’ diye düşündüm. Arkadan gelişmeleri takip etmeye başladım. Sayın Cumhurbaşkanımız öncelikle bu konuların üzerine gitmedi. Hatta BRICS toplantısından dönerken uçakta böyle bir sorunun sorulmadığını düşündük” dedi.

Öcalan’ın meclis kürsüsünde konuşma yapmasının mümkün olmadığını belirten Arınç, şunları söyledi: “Bir defa baştan sonda söyleneceği söyleyeyim; bu haliyle Meclis’e gelip konuşma yapması mümkün değil. Hukuken de mümkün değil Meclis gelenekleri açısından da. Ben beş yıl Meclis iç tüzüğünü uygulamış bir insanım. Öcalan gibi bir insan nasıl gelecekmiş Meclis’e, özel izinle mi gelecek? Olmaz. Öcalan şu an, özel izinle sadece kendi birinci derece yakınlarının cenazesi için kolları kelepçeli, arkasında yüzlerce jandarma olan bir şekilde çıkartılabilir. Ben bunu daha önce 15 Temmuz’da tutuklanan bir akrabam üzerinden anlatmıştım. 15 Temmuz sonrası olağanüstü hal döneminde, eşimin amcasının oğlu, Manisa’da sağlık müdürüydü ve tutuklanmıştı.

Cenazede, diğer siyasilerin ve yetkililerin katılmadığı bir ortamda, Özgür Özel olaya müdahil oldu ve tutuklu yakınımızın kelepçelerinin çözülmesi için çaba gösterdi. Bu durumu ben ‘Özel benim kahramanımdır’ diye bir yerde anlatmıştım. Yani bir hükümlünün bugün özel izinle gelip mecliste konuşması mümkün değil. Bir defa, Meclis’in grup salonları Meclis faaliyetlerinden sayılır. Grup toplantısındaki konuşmalar da dokunulmazlık kapsamındadır. 125. maddeye göre mahkûm edilmiş bir insanın doğrudan gelip Meclis’te konuşmasına zaten hiç kimse izin vermez de diyelim ki bunu yaptılar…

Diyelim ki Öcalan’ı getirip Meclis’te DEM Parti grubunda konuşturdular, hiçbir şey olmasa Cumhuriyet Başsavcısı ertesi gün o parti hakkında Öcalan’ı konuşturduğu için doğrudan kapatma davası açar.”

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na açılan ‘Ahmak davasını’ değerlendiren Bülent Arınç, şunları söyledi: “Ahmak’ kelimesinden dolayı ceza da gelmez, yasak da gelmez. Dünya değişmedikçe, kıyamet kopmadıkça, hak, hukuk veya adalet varsa böyle bir şey olmaz. Bugün herkes bundan bin misli daha kötüsünü birbirine söylüyor. Cumhurbaşkanımızdan başlayarak herkesin sarf ettiği kelimeler de hala hafızalarda, belleklerde duruyor. Ekrem İmamoğlu sarf ettiği bu kelimenin muhatabının YSK değil, farklı olduğunu söylüyor. Ekrem İmamoğlu onu herhalde Sayın Süleyman Soylu’ya da hitaben söylemiş. Yüksek Seçim Kurulu’nun da bundan dolayı şikayetçi olmadığını söylüyor.

Bilirkişiye bile ihtiyaç olmadan beraat kararı verilebilecek bir konuda bilirkişi de böyle söylüyorsa, bilirkişi raporu bu meseleyi bitirmeye yeterli olurdu. İstinafa geldiğine göre orada da mutlaka tartışılıyordur. Bundan dolayı, iki yıl aşan bir mahkûmiyet kararının onanması mümkün değil. Olmaması gerekir. Bence bu konuyu her gün gündeme getirmeden yargıya güvenmek zorundayız. Çünkü yargı etki altında kalabilir. Yani her gün kendisini muhatap alan bir konuşmayla yargı olağandan farklı bir kararı da gidebilir. Bence orayı rahat bırakalım.”

“Cumhurbaşkanı Erdoğan bugüne kadar Bahçeli kadar ileri cümleler kurmadı. Siz de pek çoğumuz gibi kendisi yerine Bahçeli’yi konuşturarak zemin yokladığını düşünüyor musunuz?” sorusu üzerine Bülent Arınç, şöyle dedi:

“Ağızdan çıkan lafa bakarım. Kimsenin kalbini yarıp görme, dinleme imkânım yok. Böyle dışarıdan bakarak da yorum yapmak doğru değil. Şimdi burada aslında başladığımız yere dönmemiz lazım bizim. Biz Bahçeli’nin konuşması üzerine bir şeyler söylemeye çalışıyorduk. Nerelere girdik? Bu insan neden Meclis’e gelecek? Dışarıya çıkma imkânı varsa gitsin bir lüks otelde veya bir küçük toplantı yerinde yapsın bunu.

İçişleri Bakanlığı ona bir yer de tahsis edebilir. Orada ne söyleyecekse söylesin. Yani Meclis’e gelmesini ben katiyen mümkün görmüyorum. Bir genel af çıkacaksa bunu düşünebiliriz. Ve bu yerinde de olabilir. Ama devlet hayatımdan biliyorum, askerlikte erken terhis bu tarafta da genel af konuşulmamalı. Yapılacaksa yapılmalı ve iş bitmeli.”

“Selahattin Demirtaş’ın ismini ifade etmenizin ona zarar vereceğini mi düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine ise Arınç, “Ona zarar vereceğini düşünüyorum evet. Ben 2020’de Habertürk’te bir program yaptım. Haksız tutuklamaya karşı çıktım. Orada iki tane gazeteci vardı. Bu isimleri verdiler. ‘Onlar da olabilir’ dedim. Ondan sonra Bahçeli bir başladı, A’dan Z’ye kadar hakaret küfür. Arkasından bizim dostumuz, eski dostumuz Cumhurbaşkanımız, o da ondan aşağı kalmadı” dedi.

Röportajın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Siyasette Normalleşme Tartışmaları: Özel’den Dikkat Çeken Açıklama

Siyasette normalleşme tartışmalarına değinen CHP Lideri Özgür Özel, “Normalleşme, ihtiyaç duyulduğunda siyasi parti liderlerinin birbiriyle görüşmesi… Normali budur. O yüzden normalleşme. Eskiden görüşmüyorlardı, o anormaldi. Mesela o anormal durum bitti. Anomali bitti yani, normali bu” dedi ve ekledi:

“Anıtkabir’de, hatta şehit cenazesinde el sıkışmalar yoktu. ‘Ben bunu yapmayacağım, bunun parçası olmayacağım’ dedim. Normali bu, el sıkışıyoruz. Normalleşme sürecine dair birçok mesele konuşuluyor. Ama normalleşme sürecinin ana öznesi liderler veya liderlerle kavga etmek, barışmak, kavuşmak değil. Bizim liderleri de aşarak liderlerin oy aldığı seçmenlerle barışmak ve kavuşmak normalleşme. Bu asla terk etmeyeceğimiz bir durum.”

Özel, “Ama Tayyip Bey bize kayyumu atayacak, biz de ‘Normalleşeceğiz’, buna susacağız… Böyle bir şey yok. Ben demiştim ‘En sert muhalefeti yaparım.’ Sen, kayyum atamaya utanmayacaksın, ben hak aramayacağım. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey bekliyorsa işte o dediği yumuşamaydı, ‘yumuşak muhalefet.’ Biz orada yokuz. Hayatımda bir kere ‘yumuşama’ demedim bu sürece dair. Normalini yapıyoruz. Ana muhalefetin yapması gereken normallerin içinde, iktidarla el sıkışıp bayramlaşmak ya da iktidarla ihtiyaç duyduğunda görüşmek de vardır. Miting yapmak da vardır. Esenyurt’taki en sert tepkiyi göstermek de vardır. Normali bu. Ben ana muhalefet partisinin yapması gereken normalleri terk etmem, devam ederim” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin İstanbul’da düzenlenen TBMM Grubu yasama yılı kampının ikinci gününün sonunda basın mensuplarıyla bir araya gelerek soruları yanıtladı. ANKA’nın aktardığına göre Özgür Özel’in açıklamalarından öne çıkan bölümler şöyle:

“Esenyurt’ta MYK yaptık. Orada alınan bazı kararları uyguladık, bazı kararları da PM’nin kararına bıraktık. Grupta öneriler oldu. Esenyurt Belediye Başkanı’na ve Esenyurt’un iradesine sahip çıkma noktasında, bizim İstanbul İl Başkanlığı, Genel Merkez ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte çalıştığı süreçler var. Onlarla ilgili de çeşitli öneriler aldık gruplardan. Kendi çalışma toplantılarımız da oldu. Yarın hepsini birden ‘Milli İradeye Kayyum Darbesi’ ve ‘Demokrasi Mücadelesinde İktidara Yürüme’ başlıkları altında PM toplantımızı bu otelde gerçekleştireceğiz. Ardından da tahmin ediyorum, bir eylemlilikle ilgili, 15 günlük bir yol haritasını Parti Meclisi’nden çıkardıktan sonra, kamuoyuyla paylaşıyor oluruz.

Adalet Bakanlığı’ndan başvurumuzla ilgili henüz bir cevap gelmedi. Ret yanıtı da gelmedi, zaten gelemez. Ama gördüğüm kadarıyla birazcık bir gecikme var. Gerçi mesai saati kavramına göre bakarsanız 1 gün, 1,5 gün içinde en geç bildirilirken, henüz ulaşmadı. Adalet Bakanlığı’nın resmi prosedürü tamamlaması durumunda pazartesi günü, yoksa salı günü, çarşamba günü ne zamansa ziyarette bulacağız. Ama tabii pazartesi günü görüşmeyle ilgili gerekli işlemler tamamlanmamış olursa bu spekülatif olur.

Şöyle bir tartışmanın başlamasını sağlıklı bulmam: ‘Abdullah Öcalan’a tecriti kaldırıyorlar, Ahmet Özer’e tecrit uyguluyorlar.’ Bu tartışmanın içine Adalet Bakanlığı’nın kendisini çekmesini de sağlıklı bulmam. Onun için bekliyoruz. Pazartesi günü bir Silivri ziyareti olabilir, kesinleşirse arkadaşlarımız bunu sizinle paylaşırlar. Merkez Yönetim Kurulu (MYK) üyelerimiz burada, İstanbul İl Başkanlığı’nda bir MYK toplantısı daha yapabiliriz. O da kesinleştiğinde bunu sizinle de paylaşırız.”

Kampla ilgili çok beylik şeyler söylemeyeyim. 128 milletvekilimizden, 60’a yakın arkadaşımızın söz aldığı, değerlendirmelerde bulundukları, son derece faydalı ve grubun bu sürecin yönetimine çok önemli katkılar sunduğu, önerilerini aldığımız, kurultaydan sonra geçirdiğimiz bir yılı değerlendirdiğimiz, çok faydalı gördüğüm bir toplantıyı sona erdirdik. Bundan sonra önümüzdeki yasama yılında önümüze bazı hedefler koyduk.

Birincisi başlayacak olan bütçe maratonunda, CHP’nin yaklaşık bir yıldır Recep Tayyip Erdoğan’ın ya da Devlet Bahçeli’nin şahsıyla kavga etmek yerine, emekliler için, asgari ücretliler için verdiği kavganın, Türkiye’nin dört bir yanında yaptığı tematik tarım mitingleriyle çiftçiler için, hayvancılıkla uğraşanlar için, süt üreticisi için verdiği kavganın, esnaflarla ve emeklilerle ilgili verdiği kavganın bütçe maratonuna yansımasını istiyoruz. Bu mücadelenin orada sürdürülmesi, net şekilde sürdürülmesi önemli.

Enflasyon yüzde 50’lerde baz etkisiyle 40 küsürlerde bir gerçekleşme olacak gibi görünüyor. Ama yüzde 20, hedeflenen enflasyona göre zam vermek planındalar. Bu ne demek? Tayyip Bey, geçen sene ‘Asgari ücrete yılda dört kez zam yaparız’ diyordu. Bu sene iki diye başladılar. Temmuzda atlattılar,  yapmadılar. Hala 17 bin lira alıyor asgari ücretli. Şimdi de asgari ücrete normal enflasyon zammını yapsalar 25 bin lira olacak. Hissedilen enflasyonu yapsalar 35 bin lira olması lazım. Çünkü asgari ücretli pinpon topu veya bakır çubuk almıyor. Asgari ücretlinin aldıklarına bakarsan yüzde 70’in üzerinde hissedilen enflasyon var. 30-35 bin lira hak ediyor. ‘En az 30 bin lira olması lazım’ diyoruz. 20-22 bin lira asgari ücret niyetindeler. Bunun büyük bir mücadelesi verilecek.

Diğer perspektifimiz, Meclis’te etkin mücadele. Özellikle hep birlikte bir elimiz Esenyurt’ta, bir elimiz Hatay’da olmak üzere bütün Anadolu’da da milletvekillerimiz koşacak. Çok kararlılar, çok inançlılar. Birlik beraberliğe çok fazla vurgu duydum bu iki gün boyunca. Dışarıda ‘Milletvekili grubunda şu olacak, bu olacak.’ Tam tersine, beklentilerin tamamını boşa düşüren bir süreç gelişti.

Şöyle bir tespit oldu: 1 Nisan’dan bugüne partinin oylarında istikrarlı bir yükselme var. Tam bir yıllık bir analiz yapıldı. Geçen sene kurultaydan önce, kararsızlar dağıtılmadan önce yüzde 14-15, kararsızlar dağıtılmış haliyle yüzde 19’a kadar düşmüş oyların, seçim sürecinde, özellikle kurultaydaki değişimden sonra bir sıçrama yapıp, yeniden yüzde 25’lere doğru çıktığını, ardından da adayların belirlenmesi ve saha performansıyla artık 31 Mart’ta  gerçekleşmenin yüzde 38 olduğunu paylaşıldı. 31 Mart’tan bu yana yüzde 32-34 bandında dalgalanıyor.

Tek düşüş, yine altı büyük şirketin ortalamasında, eylül ayında yaşandı. Kurultay tartışmalarına, yani CHP’nin gerçek toplumsal sorunları konuştuğu süreçlerde, enflasyonu, işsizliği, asgari ücreti konuştuğu süreçlerde oyunun 34’lerde olup, en çok konuştuğu kelimeler ön seçim, kurultay, tüzük gibi kelimeler olup vatandaşın karnını doyurmayan ve bizim gibi birkaç bin CHP’li dışında kimseyi ilgilendirmeyen konuların CHP’nin ivmesini kırdığını gördük. CHP’nin oyunun ekim ayında yine 2,5 puan artarak yüzde 34,5 ile birinci parti olduğunu, kararsızlarda geçen ayki yükselmenin bir miktar düştüğünü arkadaşlarımız sunumlarda anlattılar, soruları cevapladılar.”

O PM’de kesinleşecek çünkü partinin esas karar olma organı kurultayın seçtiği PM. Biz PM’ye öneriler getireceğiz, kendi önerileriyle birlikte kesinleşecek. Şimdi ben burada ‘Şunu yapacağız’ derim. PM o kararı vermediği noktada bu sefer ‘CHP şundan vazgeçti’ye döner iş. O bizim açımızdan sağlıklı olmaz. Bunun için PM önemli. Akşamüstü 16.00 gibi, belki çıkışta ben, belki Parti Sözcümüzün yapacağı bir değerlendirmeyle onu netleştirmiş oluruz. Ama hem iletişim boyutuyla hem kitlesel eylemliliklerin şekli noktasında hem de milletvekili grubumuzun Esenyurt’taki etkinlikleri noktasındaki önerileri üç paket halinde PM’ye sunacağız. Onların zenginleştireceği ve son şeklini vereceği bir eylemlilik, daha doğrusu bir sürecin takibi ve Esenyurt’un iradesine sahip çıkma noktasında bir kararlılık göstereceğiz.”

Toplantının yapılması, hatta Sayın Vali Yardımcısı tarafından Belediye Meclisi’nin 10 gün içinde bu gündemle olağanüstü toplanması ve Belediye Başkan Vekilini seçmesi gerekiyor. Ancak kayyum atanan belediyelerde bir pratik var. İzmir Urla’da ve geçen dönem kayyum atanan çok sayıda belediyede, kayyumların belediye meclisini toplamak yerine, beş kişilik bir yürütme heyeti kurarak belediye meclisinin görevlerini orada yapmaları gibi durum var.

Bunu tabii doğru bulmuyoruz ve Esenyurt’ta bunun tekrar etmeyeceğini ümit ediyoruz çünkü bu her partiden Belediye Meclisi üyelerinin gözünün içine bakıp ‘Hepiniz teröristsiniz. Biz terör diye birini aldık, yeni bir terörist seçtirmeyiz’ yaklaşımı. Bunu DEM’in kazandığı, güneydoğuda kayyum atadıkları bütün belediyelere yaptılar. Bu geçmiş dönemde büyük bir ayıp. Bu ayıbı Esenyurt’ta yaparlarsa bu gerçekten çirkin ve savunulamayacak bir durum olur kendileri açısından. Bu yüzden bir an önce Belediye Başkan Vekili seçmek için toplanmalı.

Hiçbir kırgınlık olmaz. Mansur Bey’in açıklamaları da son derece sağlıklı, kayyuma karşı olduğunu bir hukukçu kimliğiyle son derece dile getirmiş. Mansur Bey bir kente neden küssün? Esenyurt haksızlığa uğramış, Mansur Bey de Esenyurt’un sorununa hukuki bir çerçeveden yaklaşıyor. Şu kadarını söyleyeyim: Biz, hiçbir belediye başkanına ‘Zorla geleceksiniz, mutlaka geleceksiniz, burada yoklama vereceksiniz’ demedik. Hazirun açmadık, imza toplamadık. Mansur Bey çok bilindik bir isim olduğu için o öne çıkıyor. Oysa birçok belediye başkanımız, bizim Manisa’dan benim için her şeyi yapabilecek belediye başkanlarımız kimi telefon açtı, ‘Bana şu heyet geliyor’, kimi ‘İller Bankası’nda şu toplantım var’, kimi ‘Yabancı konuğum var’ diye bilgi verdi.

Kimi açmadı ama Gökhan Bey’e bildirdi. Biz, ‘Gelebilenler gelsin’ dedik. Şu ifade önemliydi: Kamu görevini aksatmamak kaydıyla. Orada işi varsa, yurt dışından heyet gelmiş, Dünya Bankası’ndan bir şey gelmiş veya kendisinin planlanmış önemli işi varsa onu kimse aksatmayacak. Tabii burada çok kötü niyetli yaklaşımlar var: ‘Yarısı geldi, yarısı gelmedi’ diye açıklıyoruz, diyor ki ‘Yarısının boykot ettiğini Özgür Özel itiraf etti.’ Ne boykot edecek, öyle şey olur mu? Bugün gelmeyen yarın gelir, başka yere çağrılır, gelir. Bakarsanız, milletvekili grubundan da mazereti olup gelemeyenler vardı. Ama mesela o gün gelmemiş, bugün gelmiş, Esenyurt ilçeye uğramış, sonra buraya gelmiş.

Normalleşme, ihtiyaç duyulduğunda siyasi parti liderlerinin birbiriyle görüşmesi… Normali budur. O yüzden normalleşme. Eskiden görüşmüyorlardı, o anormaldi. Mesela o anormal durum bitti. Anomali bitti yani, normali bu. Anıtkabir’de, hatta şehit cenazesinde el sıkışmalar yoktu. ‘Ben bunu yapmayacağım, bunun parçası olmayacağım’ dedim. Normali bu, el sıkışıyoruz. Normalleşme sürecine dair birçok mesele konuşuluyor. Ama normalleşme sürecinin ana öznesi liderler veya liderlerle kavga etmek, barışmak, kavuşmak değil. Bizim liderleri de aşarak liderlerin oy aldığı seçmenlerle barışmak ve kavuşmak normalleşme. Bu asla terk etmeyeceğimiz bir durum.

Ama Tayyip Bey bize kayyumu atayacak, biz de ‘Normalleşeceğiz’, buna susacağız… Böyle bir şey yok. Ben demiştim ‘En sert muhalefeti yaparım.’ Sen, kayyum atamaya utanmayacaksın, ben hak aramayacağım. Böyle bir şey yok. Böyle bir şey bekliyorsa işte o dediği yumuşamaydı, ‘yumuşak muhalefet.’ Biz orada yokuz. Hayatımda bir kere ‘yumuşama’ demedim bu sürece dair. Normalini yapıyoruz. Ana muhalefetin yapması gereken normallerin içinde, iktidarla el sıkışıp bayramlaşmak ya da iktidarla ihtiyaç duyduğunda görüşmek de vardır. Miting yapmak da vardır. Esenyurt’taki en sert tepkiyi göstermek de vardır. Normali bu. Ben ana muhalefet partisinin yapması gereken normalleri terk etmem, devam ederim.

“Herkesin var gücüyle partiyi güçlendirmeye çalışması gerekir”

İçeride hep şu konuşuldu, herhangi bir aday tartışması partiye zarar veriyor. O yüzden ‘İsimler zikrederek aday tartışmak doğru değil.’ Ayrıca şunu da ben hatırlatmak isterim: Hem parti tüzüğümüzle bağlıyız, hem de Cumhurbaşkanlığı Seçimi Kanunu gereğince de cumhurbaşkanı adayını parti grubu belirleyecek. Ama parti grubuna da parti bir öneride bulunuyor. O öneriyi ben tek başıma ya da MYK ya da PM olarak yapma niyetinde değiliz. Çok daha kalabalık, mesela bütün CHP üyelerinin görüşüne başvurarak, onların oyuna sunarak belirleyebiliriz. Bu geniş katılımı partiye önerebiliriz, grubumuza öneririz. 4

Onlar da onu oylarlar ve adaylık resmiyet kazanır. İsim konuşmak partiye zarar veriyor. Ekrem Başkan’ın adaylık konuşmayı kendisinin de doğru bulmadığını ama bu iktidarı değiştirmek için yola çıktığını, hep birlikte yola çıktığımızı vurgulayan beyanları da kıymetli beyanlar. Ekrem Başkan da ben de, bütün CHP’liler bu iktidarı değiştirmek için yola çıktık. Bunun için ‘Sorumluluksa sorumluluk, fedakarlıksa fedakarlık’ dedik, daha bir buçuk yıl önce. Ekrem Başkan’ın da CHP’nin de mutabık olduğu konu, dönüp dolaşıp iki isim etrafındaki tartışmalar partiye ivme kazandırmıyor. O yüzden onu aday belirleme sürecine bırakmak lazım. Herkesin var gücüyle partiyi güçlendirmeye çalışması gerekir.

Herkes kırmızı çizgileri konuşursa, kimse kimseyle oturup bir şey konuşamaz. Ama CHP’nin net olarak ortaya koyduğu perspektif şudur: TBMM çatısı altında, hiçbir partinin dışlanmadığı şeffaf, demokratik, samimi, kimsenin kimseyi kandırmadığı, iyi niyetle oturulmuş, toplumsal mutabakat arayan bir iş. Bu olmadan söylenen büyük büyük laflar sorun. Toplumsal mutabakatın olmazsa olmaz bir tarafı da şehit ailelerinin ve gazilerin onay vermediği hiçbir iş yapmamak lazım. Yani onların rızasını aramak, almak lazım. Ben Abdullah Öcalan’ın Gazi Meclis’e gelme meselesinin, gazilerin ve şehit ailelerinin rıza gösterecekleri bir şey olduğunu düşünmüyorum.

Abdullah Öcalan’ı bu sebepten dolayı veya herhangi bir aktörü çözümün dışında tutmamak için, o aktörün sözü kıymetliyse örgüt üzerinde, silah bıraktırabiliyorsa bundan istifade etmenin yegane yolu Meclis kürsüsü değildir. ‘Meclis kürsüsüne getirelim’ demek, belki de ‘getirmeyelim’ demek. Bazen o kadar ileri bir şey söyleyince, çok geri bir şey söylemiş olabilirsiniz. Onun için biz bu bahiste Meclis’teki tam mutabakatı aradığımız noktada, ilk baştan bunun böyle ortaya konmasını doğru bulmuyoruz. Ama konuşması gerekiyorsa, onun söylediği sözün muhatabına ulaşmasının bin tane yolunu devlet bulur. Orada bir sıkıntı olmaz. Ama bir tane yol önerip Meclis kürsüsünde konuşturmak gibi bir yaklaşım sağlıklı değil.”

Paylaşın