Cahit Zarifoğlu Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Temmuz 1940 yılında Ankara’da dünyaya gelen Cahit Zarifoğlu, 7 Haziran 1987 yılında İstanbul’da hayatını kaybetti. Cahit Zarifoğlu’nun kabri Beylerbeyi’nde, Küplüce Mezarlığındadır. Cahit Zarifoğlu, aslen Kahramanmaraşlıdır.

Haber Merkezi / Babasının memuriyeti nedeniyle çocukluğu değişik il ve ilçelerde geçti. ilk ve orta öğrenimini Siverek, Ankara, Kızılcahamam ve Kahramanmaraş’ta tamamladı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi.

Öğrencilik yıllarında ilkokullarda vekil öğretmenlik, gazete ve haftalık dergilerde düzeltmenlik ve teknik sekreterlik, bazı şirketlerde çevirmenlik, muhasebecilik yaptı. Dil kurslarına katılmak için Almanya’ya gitti, birçok Avrupa ülkesini gezdi. Türkiye’ye dönüşünde özel bir lisede öğretmenlik, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu ve TRT’de çevirmenlik, TRT İstanbul Radyosu’nda denetçilik yaptı.

İlk şiir ve öyküleri K. Maraş’ta mahalli gazetelerde yayımladı. Şiir öykü ve yazıları Diriliş ve Edebiyat Papirüs, Türk Dili, Yeni Dergi, Mavera, İslam, Kadın ve Aile, Gülçocuk, Milli Gazete, Zaman gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Kendine özgü şiir dili ve farklı imge yapısı ile çizgi dışı zor anlaşılır ama son derece orjinal şiirler yazdı. Şiirden başka, öykü, roman, günlük, oyun ve çocuk edebiyatı alanlarında ürünler verdi.

Çocuklar için yazdığı ‘Yürekdede Ve Padişah’ adlı yapıtıyla 1984’te Türkiye Yazarlar Birliği’nce çocuk edebiyatı dalında yılın yazarı seçildi. Yazılarında Ahmet Sağlam, Vedat Can, Abdurrahman Cem imzalarını da kullandı. Maraş’ta ” Açı” adında bir dergi çıkardı. Mavera dergisi ve Akabe Yayınlarının kurucuları arasında yeraldı. Ailesi tarafından adına “Cahit Zarifoğlu Şiir Yarışması” düzenleniyor.

Eserleri;

Şiir;

İşaret Çocukları (1967)
Yedi Güzel Adam (1973)
Menziller (1977)
Korku ve Yakarış (1986)
Gülücük (1989)
Ağaç Okul (1990)

Öykü;

İns (1974)
Serçekuş (1983)

Günlük;

Yaşamak (1980)

Masal;

Ağaçkakanlar (1983)
Katıraslan (1983)
Yürek Dede ile Padişah (1984)
Motorlu Kuş (1987)

Roman; Savaş Ritimleri (1985)

Deneme; Bir Değirmendir Bu Dünya (ler, 1987)

Tiyatro; Sütçü İmam (1987)

Ödülleri; 1984 Türkiye Yazarlar Birliği Çocuk Edebiyatı Ödülü / Yürek Dede ile Padişah ile

(Kaynak: siirakademisi.com)

Paylaşın

Cahit Sıtkı Tarancı Kimdir? Hayatı, Eserleri

4 Ekim 1910 tarihinde Diyarbakır’da dünyaya gelen Cahit Sıtkı Tarancı, 1956 tarihinde tedavi için gittiği Viyana (Avusturya)’da öldü. Asıl adı Hüseyin Cahit’tir. İlkokulu Diyarbakır’da tamamladı.

Haber Merkezi / İstanbul’a Saint Joseph Lisesi’nin orta kısmını bitirdi ve lise öğrenimini Galatasaray Lisesi’nde tamamladı. İstanbul’da Mülkiye Mektebi’nde ve Yüksek Ticaret Okulu’nda okudu. Öğrenimini tamamlamak için Paris’te gitti. Paris Radyosu’nda Türkçe yayınlar spikerliği yaptı. 2. Paylaşım Savaşı sırasında yurda döndü. Anadolu Ajansı, Toprak Mahsulleri Ofisi ve Çalışma Bakanlığı’nda çevirmen olarak çalıştı. 1954 yılında felç geçirdi.

Fransız şairlerinden, özellikle Baudelaire ve Verlaine’den etkilenmiştir. Şiirlerinde ‘Sanat için sanat’ ilkesine bağlı kaldı. Vezin ve kafiyeden kopmadı, açık ve sade bir üslubu vardır. Hece ölçüsünün olanaklarını genişletti. Çoğu gerçeğe bağlı olan mecazları, derin, karışık ve şaşırtıcı değildir.

Uzak çağrışımlara ve hayal oyunlarına pek itibar etmemiştir. Zaman zaman bazı imaj ve sembollere başvurmuştur. İçtenlik, yalınlık ve akıcı bir söyleyişin egemen olduğu; aşk, doğa sevgisi, geçmiş, ölüm, özlem, yalnızlık, yaşama sevinci gibi izleklerin işlendiği şiirlerinde şairanelikten ve şiirsellikten vazgeçmedi.

Eserleri;

Ömrümde Sükût (1933)
Otuz Beş Yaş (1946)
Düşten Güzel (1952)
Sonrası (1957, ölümünden sonra)
Bütün Şiirleri (1983) Otuz Beş Yaş Şiirleri, 1983, Hazırlayan Asım Bezirci, “Bütün Şiirleri” adıyla önce Varlık Yayınlarından daha sonra Can Yayınlarından çıkarken adı “Otuz Beş Yaş Bütün Şiirleri” diye değiştirilmiştir.
Peyami Safa Hayatı ve Eserleri (1940)
Ziya’ya Mektuplar (1957, ölümünden sonra)

Düzyazı;

Ziya’ya Mektuplar (1957 – Z.O. Saba’ya yazdığı mektuplar).
Sairin gazetelerde kalmış 22 öyküsünü Selahattin Öner toplamıştır: C.S. Tarancı’nın Hikâyeciliği ve Hikâyeleri (1976).

Ödülleri;

1946 Cumhuriyet Halk Partisi Şiir Yarışması

“Memleket isterim”

Memleket isterim
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.

Memleket isterim
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.

Memleket isterim
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şikayet ölümden olsun.

“Esmer güzeli yarim”

Bu meltemli geceler,
Su sesi, ayışığı,
Uzayan türküleri
Cırcır böceklerinin,
Bu cümbüş, bu muhabbet
Bu tatlı uykusuzluk,
Hep senin şerefine,
Esmer güzeli yarim…

“Dalgın ölü”

Dün güzel bir kadın geçti
Kabrimin yakınından.
Doya doya seyrettim
Gün hazinesi bacaklarını,
Gecemi altüst eden.
Söylesem inanmazsınız,
Kalkıp verecek oldum
Düşürünce mendilini;
Öldüğümü unutmuşum.

Paylaşın

Cahit Ökmen Kimdir? Hayatı, Eserleri

1963 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Cahit Ökmen, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra uzun yıllar edebiyat öğretmenliği yaptı.

Haber Merkezi / Şiirleri çeşitli dergi ve seçkilerde yer alan Ökmen, 1990 Varlık Dergisi Gençlik Ödülleri Şiir Başarı Ödülü’ne, 1995 Behçet Aysan Şiir Ödülü’ne ve 1998 Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’ne değer görüldü. İlk şiir kitabı Melankolik Masal 1998 yılında yayımlandı. Ankara Radyosu’nda, “Çocuklarla Başbaşa” ve “Tatil Sabahı” adlı programlar için metin yazdı ve seslendirdi.

1999 yılında, TRT-1’de yayınlanan “Güneşi Araladık” adlı televizyon programında şiirle ilgili bölümler hazırladı. Çocuklar için yazdığı şiirlerden oluşan ve Günışığı Kitaplığı tarafından yayımlanan Portakal Yıldızı (2017) şairin ikinci şiir kitabı. ODTÜ Geliştirme Vakfı Okulları’nda Türkçe ve edebiyat dersleri koordinatörü görevini sürdüren Cahit Ökmen, Ankara’da yaşıyor ve bir kızı var.

Yapıtları;

Melankolik Masal
öteki

Ödülleri;

Varlık dergisinin Gençlik Ödülü (1990)
Behçet Aysan Şiir Ödülü (1995)

“O tenha arastada”

(iki)
hayatı hayra yorulan bir rüya
gibi hatırlarken… o tenha arastada…
tütsülenmiş kuşlar satardım… küçük ölüm çığlıkları…
kendi kanını alnına süren parmaklar satardım
uzun bir kış uykusunda doğurduğum ve boğduğum parsı
ki avuçlarımda hâlâ boynunun sıcaklığı
ikindi odalarına aynı rengiyle yağarken kar
içimize kırılan evcil yumurtalar satardım

loş arastanın tenhalarında… yağmur geçti
dolu geçti kar geçti hülyamızı satardım
ne gibiydik ölümün buruşuk kadehinde
sanırlar bir çocuğun ruhundaki su gibiydik
o mahur kadehi… o masum suyu satardım
yaralardan koparılmış kabukların kurutulduğu
“sırf unutmak için. unutmak ey kış!”
büyük yalnızlığın sarı sayfalarını satardım
mavi misketlerin cam odalarında bir kelebeği
sularken ölüm… çocuk kovalarındaki ıslak kuma
gömdüğüm gözlerimi satardım

o tenha arastada
camsız kapısız dükkânda

“Zaman çınlaması”

helvada
ölümün açıkmışlığı
susamışlığına
tuzlu gözyaşı

“siyah pelerin üşütüyor bu çocukları hocam”

bir tohumun canını
koklaya koklaya
izini kaybettirmek
kamaşan sularda

“badem ağızları kilitli dede korkut kadınlarının hocam”

ölünün
beşiği sallanıyor
uzun uzun yağıyor
yağmur kuşları

“şekersiz bir çay molası değil bu hocam”

vinçleri boşalan rüzgar
menekşeler dağıtıyor
bulut çarşısında

“ne sormuştunuz giderken hocam
ki yanıtlanmıyor hiç sınav kağıdında”

kulağınızda
güze batmış
körkütük bir
zaman çınlaması.

Paylaşın

Cahit Külebi Kimdir? Hayatı, Eserleri

20 Aralık 1917 yılında Tokat’ın Zile İlçesine bağlı Çeltek Köyü’nde dünyaya gelen Cahit Külebi, 20 Haziran 1997 yılında Ankara’da hayatını kaybetti. Gerçek adı Mahmut Cahit’tir. Soyadı yasası çıkınca ‘Külebi’ soyadını aldı. İlkokulu Niksar’da, liseyi Sivas’ta bitirdi.

Haber Merkezi / İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdi. Antalya Lisesi’nde, Ankara Devlet Konservatuvarı’nda, Ankara Gazi Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. Milli Eğitim Müfettişi oldu. İsviçre’ye kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi olarak atandı.

Yurda dönünce Milli Eğitim Bakanlığı Başmüfettişliği ve Kültür Müsteşar Yardımcılığı görevlerinde bulundu. 1972’de emekliye ayrıldı. 1983 yılına kadar Türk Dil Kurumu’nda çalıştı. 1976’dan sonraki dönemde Türk Dil Kurumu Genel Yazmanı’ydı, 12 Eylül’de görevinden istifa etti. SODEP kurucuları arasında yer aldı, ancak kurucu üyeliği veto edildi.

İlk şiirini Sivas Erkek Lisesi’nin ‘Toplantı’ adlı dergisinde yayımladı. Daha sonra Varlık Dergisi’nde yayınlanan şiirlerinde de aynı imzayı kullandı. 1950-1954 arasında Sokak, İnsan, Türk Dili, Yaratış, Kültür Dünyası gibi dergilerde çıkan şiirleriyle ünlendi. Bazı şiirlerinde Mahmut Cahit, Nazmi Cahit, Cahit Erencan imzalarını da kullandı.

Kendine özgü bir şiir dili, rahat anlatımı, içtenlik ve duyarlılığıyla dikkat çeken, titiz bir şiir işçisi olarak tanındı. Halk şiirinden, türkülerden yararlanarak çağdaş bir şiir oluşturmuş, konu olarak yurt sevgisini, insan ve doğa sevgisini işlemiştir. Şiirlerinde çocukluğunun ve gençlik yıllarının geçtiği yörelerden izlenimlerini yansıtmıştır. 1940 Edebiyat hareketi içinde etkin bir rol oynadı, hiçbir gruba ve eğilime katilmadı, buna rağmen şiirini kabul ettirdi.

Eserleri;

Şiirleri;

Atatürk Kurtuluş Savaşında (1952)
Yeşeren Otlar (1954), 1955 Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü
Süt (1965)
Şiirler (1969)
Türk Mavisi (1973)
Sıkıntı ve Umut (1977)
Yangın (1980), Yeditepe Şiir Armağanı
Bütün Şiirleri (1982)
Güz Türküleri (1991)
Bütün Şiirleri (1997)
Güzel Yurdum (1996)
Zerdali ağacı
Kamyonlar Kavun Taşır

Anı;

İçi Sevda Dolu Yolculuk (1986)

Düz Yazı;

Şiir Her Zaman (1985)
Ecenin Günlüğü

Ödülleri;

1955 Türk Dil Kurumu Edebiyat Ödülü / Yeşeren Otlar ile
1981 Yeditepe Şiir Armağanı / Yangın ile

Paylaşın

Cahit Koytak Kimdir? Hayatı, Eserleri

29 Ocak 1949 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Cahit Koytak, ilk, orta ve lise öğrenimini aynı şehirde gördü. Yüksek öğrenimini İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesinde tamamladı ve bu fakülteden 1974 yılında kimya yüksek mühendisi olarak mezun oldu.

Haber Merkezi / Kısa bir süre mühendislik, sonra uzun yıllar serbest ticaret yaptı. 1994 yılından itibaren 15 yıl bir özel TV kuruluşunda, sinema yayınını yönetti.

Yazı hayatı, yirmi iki yaşında Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle başladı. Sonraları şiirlerini Kelime, Yöneliş, Yedi İklim, Kayıtlar, Gergedan, Defter, Kaşgar, Hece, Yansıma, Le Poete Travaille, Kitaplık, Kırklar, Merdiven Şiir, Anlayış, BirNokta, Yeniyazı vb. dergilerde yayınladı.

1 Haziran 2009 gününden bu yana Taraf gazetesinde haftada bir (Pazartesi günleri) “Yoksullar ve Siviller İçin Tezler” başlığı altında şiir yayınlamaktadır.

2009 yılında, Pınar Yayınları’ndan “Gazze Risalesi” isimli şiir kitabı, 2010 yılında, Timaş Yayınları’ndan, 3 cilt halinde, toplam 1100 sayfayı aşan, “Yoksulların ve Şairlerin Kitabı” isimli şiir kitabı, Ocak 2011 de yine Timaş Yayınları’ndan ilk kitabı “İlk Atlas”ın genişletilmiş baskısı çıktı. 2011 yılı içinde yine Timaş Yayınları’nda, şairin, “Yeni Başlayanlar İçin Metafizik”, 2012 yılında “Cazın Irmakları” isimli şiir kitaplarını yayınlanmıştır.

Şairliğinin yanı sıra, Koytak aynı zamanda usta bir çevirmen olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Fransızca’dan önemli çevirileri bulunan Koytak, 1988’de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından yılın mütercimi seçildi. Frantz Fanon’un Siyah Deri Beyaz Maskesi adlı kitabını Cahit Koytak dilimize çevirmiştir. Fanon çevirisinden daha önemli bir çalışması ise Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladığı Muhammed Esed’in The Message Of The Qur’ân’ıdır. On yıla yakın sürmüştür bu kitabın çevirisi.

Cahit Koytak son derece mütevazi bir kişiliğe sahiptir. Hayatı boyunca böbürlenme, ego ve kibir Koytak’ta görülmeyen niteliklerdir. Koytak’ın bu mütevazi kişiliği eserlerine de yansımıştır. Yaşamı boyunca hep şiir yazmasına rağmen, şiirlerini yayınlamak için kimseden ricacı olmamış ve şiirlerini yayınlayacak kaliteli bir yayınevi bulana kadar yazmaktan vazgeçmemiştir.

Eserleri;

İlk Atlas (1990)
Gazze Risalesi (2009)
Yoksulların ve Şairlerin Kitabı (2010)
İlk Atlas (2011)

Çevirileri;

İslâm’ın Yayılış Tarihine Giriş (Ebu’l Fazl İzzeti’den,1980)
Mekke’ye Giden Yol (Muhammed Esed’den, 1981)
Siyah Deri Beyaz Maske (Frantz Fanon’dan, 1988)
Kur’an’a Göre Dört Terim / İlâh, Rab, Din, İbadet (Ebul Âla el-Mevdudî’den, 1995)
Kur’an Mesajı (Muhammed Esed’den, Ahmet Ertürk ile)

Paylaşın

Cahit Irgat Kimdir? Hayatı, Eserleri

21 Mart 1916 yılında Kırklareli’nin Lüleburgaz İlçesinde dünyaya gelen Cahit Irgat, 5 Haziran 1971 yılında İstanbul’da vefat etti. Şairin cenazesi Zincirlikuyu Mezarlığı’na defnedildi. Şairin tam adı Cahit Saffet Irgat’tır. Babasının görevi gereği bir süre Anadolu’da kaldıktan sonra, okul çağında geri geldiği Lüleburgaz’da ilkokulu bitirdi. Öğrenimine Vefa Ortaokulu, İstanbul Muallim Mektebi ve mezun olacağı Edirne Öğretmen Okulu’nda devam etti.

Haber Merkezi / Yükseköğrenim için kaydolduğu Ankara Devlet Konservatuarı’ndan ise son sınıfta ayrıldı. Daha öğrencilik yıllarındayken edebiyata yönelen ve okul temsillerinde rol alan Irgat, müfettiş olarak okula gelen Reşat Nuri Güntekin ve öğretmeni heykeltıraş Ratip Âşir’in teşviklerinin de etkisiyle oyunculuğu meslek olarak seçti. Oyunculuğa ilk olarak 1935’te Raşit Rıza Tiyatrosu’nda başladı. Bundan altı ay sonra ise İstanbul Şehir Tiyatrosu’na girdi. Yıllar içinde ödenekli ve özel çeşitli tiyatrolarda çalıştı.

Bir dönem hayat arkadaşlığı yaptığı Cahide Sonku ile kurdukları “Cahitler Tiyatrosu” gibi farklı tiyatroların kuruluşuna öncülük etti. Fransız hükûmetinden aldığı bursla 1948’de Paris’e gitti ve burada bulunduğu zaman zarfında oyunculuğunu geliştirecek çalışmalar yaptı. Kısa süreli bulunduğu Londra’da da meslekî deneyimi için tiyatro faaliyetlerini yakından takip etti. Kendisini esasen şair ve tiyatrocu olarak gören Irgat’ın 1940’tan itibaren sinema oyunculuğu ve dublajları da vardır.

Şair olarak adı ilk “Bu Akşam da” şiiriyle 1 Nisan 1935 tarihli Varlık’ta Cahid Saffet imzasıyla görüldü. Varlık dışında edebî çalışmaları ve yazıları Servet-i Fünun-Uyanış, Çığ, Görüş, Gündüz, Yücel, SES, Ant, Küllük, Yürüyüş, Dost, Yaprak, Yeryüzü, Yelken, Yeni Ufuklar, Yeni Edebiyat, Pınar, Beraber, Gün, Yığın, Yirminci Asır, Yeditepe, Tan, Akşam, Ulus, Milliyet vd. yayın organlarında yer aldı. İlk şiirleri arasından yaptığı seçki, Bu Şehrin Çocukları başlığıyla 1945’te kitaplaştırıldı. Bunu Rüzgârlarım Konuşuyor (1947) ve Ortalık (1952) adlı şiir kitapları takip etti.

Siyasi gerekçelerle şiirlerinden dolayı hakkında dava açılan şair, Rüzgârlarım Konuşuyor’a yönelik davadan mahkûmiyet alsa da cezanın infazından afla kurtuldu; Ortalık’a açılan davadan ise beraat etti. Bütün şiirlerini, yeni şiirlerle birlikte Irgatın Türküsü (1969) adını verdiği kitabında bir araya topladı. Bu kitabın şairin ölümünden sonraki baskısına, kitaplarında daha önceden yer almamış şiirleri de eklendi. Irgat’ın şiir kitapları dışında Geri Dönemezsin (1948) adlı bir romanı vardır. Ayrıca “İnsan Kafesi” (1971) başlıklı bir diğer romanı Milliyet gazetesinde tefrika olarak kalmıştır. Anılarını ise Akşam gazetesinde yayımlamış ve bu anılar, ölümünden sonra Çok Yaşasın Ölüler (2011) adıyla kitaplaştırılmıştır.

Irgat, ilk evliliğini 1949 yılında, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı hocalarından Mina Urgan ile yaptı. Bu evlilikten Mustafa ve Zeynep adını verdikleri iki çocukları dünyaya geldi. İkinci eşi Neriman Akad’la 1964’te evlendi.

Cahit Irgat’ın edebiyatla uğraşısı asıl olarak şiirle olmuştur. Edebiyat tarihimizde adı, Attilâ İlhan’ın ifadesiyle “gerçeklik savaşının fedailer mangasından” olarak 1940 Kuşağı şairleri arasında anılır. Şair olarak kendisini tanıtan asıl şiirleri onu, toplumcu (sosyalist) gerçekçi olarak adlandırılan bu kuşağa yaklaştırsa da özellikle ilk dönem şiirlerinde, arkadaşlık da kurduğu Cahit Sıtkı’nın, Orhan Veli’nin şiirlerinden esintiler vardır. Şiiri üzerine yapılan pek çok değerlendirmede bu poetik etkiler üzerinde durulmuş; şiirinin “Garipçilerin şiir anlayışı ile toplumcu gerçekçilerin dünya görüşünü birleştirme” doğrultusunda bir poetik yönelim gösterdiği belirtilmiştir.

Nihayetinde Irgat’ın kimi şiirleri Garip şiirinin humor, yaşama sevinci gibi bazı özelliklerini taşısa da genel olarak şiirini bireycilikten öte kavgacı bir toplumculuğa oturtmasıyla onlardan ayrılmaktadır ve şiirine zamanla her türlü etkinin uzağında özgün bir bireşim kazandırabilmiştir. Şiirlerinin hareket noktası ve odağı dış dünya, özellikle de sorunsallaştırdığı toplum ilişkilerdir. Öyle ki toplumdaki çelişkilerden kaynağını alan bir duyarlılık birçok şiirine egemendir. Bu duyarlılık, yalnız içinde yaşanılan toplumu gözeten bir sınırlılıkta değil, daha geniş coğrafyalardaki hayatlara uzanan bir kapsamda açığa vurulmuştur. Ayrıca Irgat’ın şiirleri bir nevi, topluma bakışını kuşatan ideolojisinin içinden seslenir.

Hakkında dava açılan ve toplatılan ikinci kitabı Rüzgârlarım Konuşuyor’daki şiirler, daha bütüncül ve baskın olarak bunu somutlamaktadır. İnsanoğlunun yaşantısında gözlemlediği mutsuzluğu ve kötülüğü sınıfsal temelde şekillenen toplumsal ilişkilere bağlamıştır. Hatta doğayı olumladığı şiirleri dahi soyut yaşama sevincini duyumsatmadan öte yeryüzündeki her türlü olumsuzluğu toplumsal ilişkilerdeki bozukluğa indirgemek, bu doğrultudaki farkındalığı güçlendirmek içindir. Emeğin övgüsü, ekonomik eşitsizlik, savaş acıları, adalet ve hürriyet yokluğu/mücadelesi gibi toplumcu gerçekçi şiire vergi izlekler Irgat’ın şiirinde önemli bir yer tutar.

İlk kitabı Bu Şehrin Çocukları’ndan son şiirlerine kadar bu izlekler, yoğunluğu değişmekle birlikte, şiirinin taşıyıcı ögelerinden olmuştur. Şiirlerine bütün olarak bakıldığında şairin, insanoğlunun sorunlarının çözümüne ilişkin iyimserlik-kötümserlik gelgiti yaşadığı gözlemlenmektedir. Ancak bu gelgitte geleceğe iyimser bakış ve mutlu gelecek için mücadelenin daha baskın bir yer tuttuğu açıktır. Bu da şiirini “toplumcu” söylemin “ilerici” sanat ilkesine bağlayan bir adımdır. Irgat’ın şairliğinin bir başka öne çıkan yanı şiirini, şehrin sesi olarak kurgulaması; şehri özellikle de çocuklar, emekçiler, yoksullar, ezilenler ile konuşturmasıdır.

Anlatım açısından yalın, doğrudan bir söyleyiş şiirlere egemendir. Yer yer imgesel, sembolik kullanımlarla dolaylı bir anlatıma başvurulan şiirlerde dahi karmaşık imge örgüsüne çok az rastlanır. Dilin uzlaşımsal anlamlarını çok zorlamayan bu şiir diline şair, halk söyleyişlerini de katmıştır. Kısa şiire ilgisi, bir başka dikkat çekici yanıdır. Genellikle bireysel konuları işlediği ilk zamanki şiirleri ölçülü, uyaklı olsa da kendisine asıl şairlik kimliği kazandıracak şiirleri serbest tarzdadır. Düzensiz ses tekrarları dışında sözcük ve mısra tekrarları şiirlerde, ahenk oluşturmaya yönelik sıkça başvurulan bir yol olmuştur.

Yayımlanmış tek romanı olan Geri Dönemezsin (1948) kısmen otobiyografik bir nitelikte olup şiirlerinde işlenen “toplumcu” temalara benzer bir içeriğe sahiptir. Bireysel olanın toplumsallık çıkarımı içinde eritilerek işlendiği romanda kötü aile yapısından başlayarak bozuk düzen, ezilmiş insanlar yazarın odağındaki konular olmuştur. Milliyet gazetesinde tefrika olarak yayımlanmış “İnsan Kafesi” (1971) romanı ise 1945’ler Türkiye’sinin siyasi ve sosyal açıdan sorgulandığı, yazarın hayatından izler de taşıyan bir içeriğe sahiptir. (Kaynak: teis.yesevi.edu.tr)

Paylaşın

Hüseyin Düz Kimdir? Hayatı, Eserleri

1 Mayıs 1966 yılında Kırklareli’nin Pınarhisar İlçesinde dünyaya gelen Hüseyin Düz, çocukluk ve gençlik yıllarını Kırklareli’nde geçirmiştir. 1983 yılında Pınarhisar Lisesini tamamlamıştır. Ardından 1999 yılında Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olmuştur.

Haber Merkezi / Hüseyin Düz’ün şiir ve denemeleri 1984’ten itibaren Oluşum, Varlık, Çıkın, Öküz, Düşçınarı gibi çeşitli dergi ve mecralarda yayımlanmaya başlamıştır. Hüseyin Düz ile beraber C. Hüseyin Düz imzasını da eserlerinde kullanmıştır.

Şiirlerinin bir bölümünü 2001 yılında Can Yayınları’ndan yayımlanan Issızlığı Ne Tanımlar adlı kitabında bir araya getirmiştir. Düz’ün şiirlerine bakıldığında genel olarak acı bir ironiyle örülmüş eserler olduğu göze çarpar. Şiirlerinde genel olarak sonbahar, Eylül, hüzün gibi konuları işlediği fark edilir. Şair, lirik bir şiir anlayışını benimsemiştir.

C. Hüseyin Düz’ün şiiri, varoluşçuluk eksenli olarak ideal bir şair portresi ve iyi bir şiir formatı çiziyor. Günlük konuşma dilini yücelterek uslubunu kurmaya çalışıyor. Bireysellikten yola çıkarak şiirini toplumsal sorunların göbeğinde inşa ediyor.

C. Hüseyin Düz’ün ‘ıssızlığı ne tanımlar’ı üzeri saydam ve acı bir ironiyle örtülmüş lirik şiirlerden oluşuyor. ‘Sonbahar’ın, yüreğinde ne kadar yer tuttuğunu’ sorgulayan, ‘gözleri hıncahınç eylül’ bir şair. Bir şey daha var: C. Hüseyin Düz, bu ülkenin, ‘yakılan şairlerin küllerine muhtaç’ olduğunu söylüyor ve, ‘burada bütün mısrâlar’ın ‘duvağına doyamadan’ öldüğünü de.

“Orman’daki ışığın balı”

arıların bal sınavı
ozanların bal sınavına
benzer biraz da…

(ölüme ve hüzne
bata çıka
kalbim kamaşıyor…
beni hayattan kovan
Kovan’da)

haydi acıya,
-davulsuz karnavala!

hem madem
küp gibi sağır koşuyorum
Orman’daki ışığın balına,

-unuttum işte
şiiri
ve herşeyi…

çağırın güvercinleri…

‘kurusun konduğum dallar…’

‘yaslandığım duvarlar
yıkılsın…’

güvercinler bağlasın
papatyalar ve gelincikler
şiire pabuç olmuş çenemi

ve künyemi bulutlara
bağırsın üç kere
Köy’ün Gül’ü, -hüseyin
yufka yürekli
şairdi!

ve neden sonra
acıkmayı hiç
unutmamış çocuklar
koşsun kırlara…

sıcak çörek ve helva
dağıtılsın…

ölüm hiç yoktan
ballı lokma şöleni
olsun kuşlara…

Paylaşın

Cengiz Hakkı Zariç Kimdir? Hayatı, Eserleri

5 Ocak 1972 yılında Kars’ın Susuz dünyaya gelen Cengiz Hakkı Zariç, 12 Eylül 1991’de Kars’ta yakalanarak gizli örgüt üyeliğinden 12,5 yıl hapse mahkûm edildi. Cezaevinde, Açık Öğretim Fakültesinin İşletme Önlisans Bölümünü bitirdi.

Haber Merkezi / Selçuk Yamen, Hasan Basri Ünlü, Ümit Şener, Reha Yünlüel ile birlikte Ağır Ol Bay Düzyazı adlı şiir dergisini yayınladılar. Şiirleri birçok dergide yayımlanan Zariç’in şiir ve yazıları Evrensel Kültür, İzlek, Öteki-siz, Kirpi, Erkekçe, Üç Nokta, Bireylikler ve Rüzgâr gibi dergilerde yer almaktadır.

Küçük yaşlardan itibaren şiire ilgi duyan Zariç’in şair olmasında en çok etkiyi halk âşıklarının kasabadaki kahvelere gelip sazlı sözlü atışmaları, radyodaki arkası yarın programları ya da uzun kış gecelerinde dinlediği masallar yaptı. Cengiz Hakkı Zariç, Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN Türkiye üyesidir. BUYAZ 2017 Şiir Onur Ödülüne lâyık görüldü.

Hakkı Zariç, şiirlerinde, özellikle son kitabı Sıfır’da (2014) bireyin; modern bireyin, uygarlığın huzursuz bireyinin dış ve iç çatışmalarını sorun edinen ve sorunu çatışmanın kaynağında görüp, tespit eden sıfır noktasında, “Sıfır” üzerinden tartışır Şairlere Mektuplar’da Cemal Süreya, Edip Cansever ve Turgut Uyar gibi şairleri kendi şair penceresinden anlatır. Ünlü şairlerin şiirleri ile onların yaşamlarındaki olaylar arasında bağlar kurar.

Zariç, Senli (2006) kitabında ise şairin değişik kentlerdeki özgürlük yolculuğunu; bir sonraki kentin, kendisini özgürlüğe bir adım daha yaklaştırdığını, bu kentlerle özdeşleşmiş güzellikleri sadece seyretmenin acısını yaşadığını anlatır.

Zariç, kadının ötekileştirildiği bir dönemde kadına övgü Toz Kadınları (2015) kitabında; Bahar, Rüya, Yaprak, Özlem, Nehir, Sedef, Ayla, Menekşe, İpek, Reyhan, Yağmur ve Hayat Hanım’ın hikâyelerini anlatır. C. Hakkı Zariç’in kurguyu, kurgunun dayandığı aklı ve form yapısını önceleyen yeni şiir kitabı Zona (2017) toplam 23 şiirden oluşmaktadır.

“Gözlerinde rehin kalsın gözlerim”

Bu haklı isyan sürdükçe
Ölenlere ağlamak usandırmaz insanı
Ama her gün aynı tonda
Gül-eme-mek bıktırır

Kalırsan
Muhasebecinin oğlundan çaldığım uçurtmayı
Uçuramadığım gökyüzünün masum rengini
Anlatırım sana

Gidersen
Şulesi mengeneye alınmış
Çoğul düşler diyarında
Kırık dal aryaları kucaklar seni

Şaşırırsın
Müphem bir karanlık cöker içine
Hiçbir (kapalı) mekanın yüzölçümü
Yeterince geniş değildir
(hayvanlar için bile)

Kalırsan ayakkabısının bağcıklarını
Sokakta bağlayarak eyleme koşan gencin
Hapishanede yazdığı şiirleri okurum sana

Gidersen
Yanağındaki elma şekeri sevinçlerin
Talan edilir haramilerce
Tavan arasındaki ilk patiğini bile
Anımsamaya firsatın olmaz

Yalnızlığın sana abanır
Sen halvet mekanlara abanırsın

“Sıfırın güneyi”

Kabustaki çığlıklardan geldim, sessizlikten
Buğulu aynalarda kanıyordu tükürdüğüm yüzüm
Gözlerim jiletin ağzında bir çift parıltıydı
Teşhisim: Arter kesesi

Sıfırın Güneyi

Rakı bu, başka bir şey değil
Onlara; Güney’in güney gülüşlü insanlarına
Kumral bir şelalenin döküldüğü boşluğun köpüğü
Gece; o gidiş gelişlerin seyrindeki sarhoş soluğum
Akdeniz’deyim, portakal kokulu sokakların uykusuzluğunda
Arayışla dalgınlık arası bir adam geziniyor adımlarımda

Oysaki kendi ucumu arıyorum çıldırasıya
Geri çeviriyorum mutlu olmanın kösnül anılarını
Kayaların ömründeki elması merak ediyorum
Dalgalarla sevişen kumsalın yetmezliğini aşka

Kaptırıp gidiyorum silik zamanın loş tünellerinde
Bir kadının aklımdaki adını, acılarını ve imzasını yırtıyorum
Beyazlara bürünmüş yörük kadını
Kilim gibi bakıyor alnıma vuran rüzgâra

Sesi düşünmeli ve iskele verilmeden atlamalıyım
Mükemmel olan hiçbir şey yok bu dünyada
Uzakları çağrıştırıyor nicedir deniz ve evler
Ahşap duvarlara çarpıp darmadağınık oluyorum!..

Paylaşın

Kabak Köfte, Malzemeleri, Hazırlanışı

Kabak Köfte, herkesin mutlaka tatması gereken bir lezzettir. Yapımı o kadar zor olmayan tarifimiz ellerinizle buluştuğunda daha da lezzetlenecektir. Öyleyse hemen verilen adımları takip edin ve bu kolay tarifi sevdikleriniz için yapın! 

Haber Merkezi / Ortalama 30 dakikada hazırlayacağınız bu tarifi denedikten sonra yorum bölümüne değerlendirebilirsiniz.

Malzemeleri;

  • 2 kabak, rendelenmiş
  • 1/2 taze soğan, dilimlenmiş (isteğe bağlı)
  • 2 yumurta
  • 1/4 fincan kepekli un
  • 1/2 çay kaşığı kabartma tozu
  • Tuz ve biber
  • 1 yemek kaşığı sıvı yağ

Hazırlanışı;

  • Rendelenmiş kabaktan mümkün olduğunca fazla sıvıyı sıkın ve kabağı geniş bir kaseye alın,
  • Rendelenmiş kabağı taze soğan, yumurta, un ve kabartma tozu ile karıştırın,
  • Yağı büyük bir tavada ısıtın ve her iki tarafı kızarana ve pişene kadar hamurdan bir çorba kaşığı kadar pişirin,
  • Afiyet olsun…
Paylaşın

Çiğdem Sezer Kimdir? Hayatı, Eserleri

6 Ağustos 1960 yılında Meliha Hanım ile şoför Tahsin Yurdagüven’in kızı olarak Trabzon’da dünyaya gelen Çiğdem Sezer, 1979’da mezun olduğu Trabzon Sağlık Koleji’nin ardından Ankara Gevher Nesibe Sağlık Eğitim Enstitüsü’nü (1986) bitirdi.

Haber Merkezi / 1979-1986 yılları arasında Yozgat’ta, Trabzon ve Ankara’da hemşirelik; 1986’dan sonra Sakarya’da Sağlık Meslek Lisesi öğretmenliği yaptı. 17 Ağustos 1999 depreminin ardından Ankara’ya yerleşti.

Evli ve iki çocuk annesi olan Sezer, ilk kitabı Kanadı Atlas Kuşlar’la 1993 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’nü, ikinci şiir kitabı Çılgın Su ile Dünya Kitap Şiir Ödülü’nü (1993) kazandı. Bir Şehrin Hatıra Fotoğraflarından ile 1998’de Orhan Murat Arıburnu Şiir Ödülü’nü alan Sezer, Dünya Tutulması’yla da 2006’da Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü’ne layık görüldü.

Çiğdem Sezer, araya romanlar ve başka çalışmalar girse de 1983’te Kıyı’da yayımlanan şiiri “Yıldız Kaydı”dan günümüze kadar şiire sadık kaldı. Şiiri, hep bir yenileşme, değişme ve gelişme halindedir; hem dil ve söyleyiş açısından hem de tematik açıdan zenginleşen bir seyirdedir. Fahrettin Demir’e göre; Sezer’in yaşama karşı duruşu edilgen değildir; yaşamı tanımaya ve dönüştürmeye dönük eylem önerisini şiirlerine yedirirken şiir poetikasının da ipuçlarını verir (2007, 104).

Kalbimin Kuzey Kapısı Trabzon (2007) ve Taş Beşiğim Hacıkasım (2011) adlı kitapları, doğup büyüdüğü kentle kurduğu ilişkiyi yansıtmaları yanında kent monografisi nitelikleriyle de dikkati çeker. Mavi Çayırın Kadınları (2013) romanı, göçle birlikte değişen kadın yaşantılarına eğilirken Trabzon’un sosyal dokusundaki değişimi de gözler önüne serer; roman, şiirlerinde kadınlık durumlarını da yansıtan Sezer’in eleştirel bakışının ürünüdür, denilebilir.

Halil Polat’la birlikte hazırladığı bir de ders kitabı (Epidemiyoloji) bulunan Çiğdem Sezer, 2011’den bu yana çocuklar ve gençler için de kitaplar yayımlamaktadır.

Paylaşın