Anayasa Mahkemesi, HDP İçin 20 Eylül’de Toplanacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) hakkındaki kapatma davasının 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi (AYM) heyeti, HDP’nin ek delillere yönelik olarak 26 Temmuz’da sunduğu savunma ve talepleri görüşmek üzere 20 Eylül’de bir araya gelecek.

Partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

HDP Hukuk Komisyonu’ndan avukatlar Kenan Maçoğlu, Maviş Aydın ve Sipan Cizreli’nin AYM’ye sundukları ek delillere karşı 13 sayfalık savunmada usule yönelik itirazlar, Yargıtay içtihatları ve ek delil olarak kabul edilen soruşturma ve fezlekelerin kapatma davasıyla hukuksal bağı konusundaki esasa ilişkin hukuksal değerlendirmelere yer verilmişti.

Behçet Yıldırım ve Semra Güzel’in yargılama süreçlerinin devam ettiği de vurgulanan savunmada, bir kez daha kapatma davasının reddi yönünde karar verilmesi talep edilmişti.

Arka plan 

Mezopotamya Ajansı’nın haberine göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yüksek mahkemeye gönderilen ve Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulunca 12 Mayıs’ta kabul edilen ek deliller 26 Mayıs’ta HDP Genel Merkezi’ne tebliğ edilmişti.

“Ek deliller” arasında HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel’in dokunulmazlığının kaldırılmasına gerekçe yapılan fezleke ile eski milletvekili Behçet Yıldırım hakkında açılan soruşturmaların yer aldığı öğrenildi.

AYM, ek delillere dair beyanda bulunması için HDP’ye 30 gün süre vermişti. HDP, CD’lerde yer alan bazı belgelerin açılmaması nedeniyle AYM’den bir kez daha talepte bulundu. 17 Haziran’da bir kez daha CD’de gönderilen belgelerin açılmaması üzerine yeniden talepte bulunulmuştu.

CD’ler içindeki Kürtçe ses kayıtlarının Türkçe çözümlerinin dosyaya dahil edilmesi için 21 Haziran’da alınan karar 22 Haziran’da HDP’ye tebliğ edildi. Söz konusu kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından ek deliller arasında yer alan Kürtçe metinler ile ses kayıtlarının davayla ilgilisi olup olmadığının, ilgili olduğu takdirde Türkçeye tercüme edilerek mahkemeye gönderilmesinin istenilmesine ve savunma için 27 Haziran 2022 tarihinden itibaren 30 günlük ek süre verilmesine karar verildi.

Kürtçe ses kayıtlarına dair çözümler verilen süre içerisinde HDP’ye tebliğ edilmedi.

HDP Hukuk Komisyonu üyesi avukatlar Kenan Maçoğlu, Maviş Aydın ve Sipan Cizreli tarafından AYM’ye verilen 13 sayfalık ek delil savunmasını 26 Temmuz’da AYM’ye teslim etti.

Süreç

Yazılı savunma süreçlerinin tamamlanması ardından AYM tarafından belirlenecek bir tarihte Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Bekir Şahin sözlü açıklama, HDP yetkilileri de sözlü savunma yapacak.

Bu sürecin ardından, davaya ilişkin bilgi, belgeleri toplayacak Anayasa Mahkemesi raportörü, esas hakkındaki raporunu hazırlayacak. Bu işlemler sürerken Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ve davalı HDP, ek delil veya yazılı ek savunma verebilecek.

Raporun, Yüksek Mahkeme üyelerine dağıtılmasının ardından Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, toplantı için gün belirleyecek, üyeler belirlenen günde bir araya gelerek kapatma istemini esastan görüşmeye başlayacak.

HDP hakkındaki kapatma davasını 15 kişiden oluşan Anayasa Mahkemesi heyeti karara bağlayacak. Anayasa’nın 69’uncu maddesinde sayılan hallerden ötürü partinin kapatılmasına veya dava konusu fiillerin ağırlığına göre devlet yardımından kısmen ya da tamamen yoksun bırakılmasına, toplantıya katılan üyelerin 3’te 2 oy çokluğuyla yani 15 üyenin 10’unun oyuyla karar verilebilecek.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Örtülü Ödenek 2.5 Milyar Liraya Dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı.

Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü, kamunun aylık harcama rakamlarını açıkladı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in aktardığına göre, yeni konut projeleriyle kazancı artırılacak müteahhitlere sekiz ayda 67,9 milyar TL’lik kamu kaynağı aktarıldı. Ocakta 686 milyon TL aktarılan müteahhitlere şubatta 1 milyar 618 milyon TL, martta 5 milyar 620 milyon TL, nisanda 11 milyar 534 milyon TL, mayısta 6 milyar 929 milyon TL, haziranda 13 milyar 370 milyon TL, temmuzda 13 milyar 229 milyon TL ödendi. Yılın en yüksek tutarı, geçen ay aktarılan 15 milyar TL oldu.

Örtülü ödenek 2.5 milyar liraya dayandı

Yalnızca AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kullanılabilen, hesabı sorulamayan ve “örtülü ödenek” olarak adlandırılan Gizli Hizmet Giderleri kaleminden sekiz ayda 2 milyar 478 milyon TL harcandı. Bu harcama kalemi için ocakta 57 milyon TL, şubatta 169 milyon TL, martta 788 milyon TL, nisanda 314 milyon TL, mayısta 434 milyon TL, haziranda 107 milyon TL, temmuzda 164 milyon TL, ağustosta ise 442 milyon TL ödendi.

Kiralama giderleri için ocakta 3 milyar 508 milyon TL, şubatta 399 milyon, martta 481 milyon TL, nisanda 4 milyar 205 milyon TL, mayısta 424 milyon TL, haziranda 649 milyon TL, temmuzda 4 milyar 15 milyon TL harcandı. Ağustos ayına gelindiğinde ise bu tutar, 1 milyar 655 milyon TL’ye yükseldi. Bu yıl kiralama işlemleri için harcanan toplam tutar 15 milyar 336 milyon TL oldu. En çok harcamalar bina, araç ve uçak kiralama işlemleri için yapıldı.

Kötü ekonomi yönetiminin sonuçlarından olan faiz giderleri de zirveyi gördü. 31 milyonu aşkın asgari ücret, sadece sekiz aylık faiz giderlerine harcandı. İç ve dış borç faiz giderlerinin toplamı, 173 milyar 994 milyon 479 bin TL’ye ulaştı. Yılın ilk ayında 14 milyar 231 milyon TL olan faiz gideri, şubatta 43 milyar 669 milyon TL oldu. Martta 26,9 milyar TL olarak hesaplanan faiz gideri, nisanda 19,1 milyar TL, mayısta 17,9 milyar TL, haziranda 12,7 milyar TL, temmuzda 16,6 milyar TL ve ağustosta 22 milyar 647 milyon TL oldu.

‘Kur koruma’  yükü büyüyor

Döviz kurunu sabit tutmak için uygulamaya konulan kur korumalı TL mevduat hesapları için merkezi yönetim bütçesinden bu aya kadar aktarılan toplam tutar, 75 milyar TL oldu. İlk olarak mart ayında 11 milyar TL’lik ödemenin ardından nisanda 4 milyar 555 milyon TL, mayısta 4 milyar 842 milyon TL, haziranda 16 milyar 136 milyon TL, temmuzda 23 milyar 361 milyon TL ve ağustosta 15 milyar TL ödeme yapıldı.

Paylaşın

Açlık Sınırı 7 Bin, Yoksulluk Sınırı 24 Bin Lirayı Aştı

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı ağustos ayında 7 bin 2 liraya, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan yoksulluk sınırı ise 24 bin 221 liraya yükseldi.

Haber Merkezi / Birleşik Metal İş Sendikası Araştırma Merkezi (BİSAM) Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ağustos 2022 Dönem Raporu’nu açıkladı.

Açıklanan verilere göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı ağustos ayı için 7 bin 2 liraya, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplamaya göre ise yoksulluk sınırı 24 bin 221 liraya yükseldi.

Günlük harcamalarda süt ve süt ürünleri grubu 80 liraya, et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 40.33 liraya, sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı 38.73 liraya, ekmek için yapılması gereken günlük harcama tutarı 23.41 liraya, katı yağ ve sıvı yağ ise 16.15 liraya yükseldi. Yumurta için günlük harcama tutarı 5.51, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 7,29 lira oldu.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermektedir. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 1.918 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için 1.803, 15-18 yaş bir genç için 1.983, 4-6 yaş arası bir çocuk için 1.298 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 2 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 24 bin 221 liraya ulaşmaktadır.

4 Kişilik ailenin sağlıklı beslenmek için yapması gereken minimum aylık gıda harcaması AÇLIK SINIRI olarak belirlenmektedir. Bu verinin Hanehalkı tüketim harcamasına dağıtılması ile elde edilen veri ise bize YOKSULLUK SINIRINI vermektedir. Tüketim Harcama Kalıbı dikkate alınırken, tüm içecekler, tütün ve gıda harcamaları bir kalem olarak belirlenmiştir.

Paylaşın

HDP’li Saruhan Oluç: Bizi Yok Sayanları Biz De Yok Sayarız

HDP’li Saruhan Oluç, partisinin Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın” ifadelerini kullandı.

Saruhan Oluç, konuşmasının devamında, “Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Muş’ta yaptıkları esnaf ziyareti sırasında şunları söyledi: “6’lı masa ile bir ittifakımız yok, yapmayı da düşünmüyoruz. Parlamento seçimlerinde bizim kendi ittifakımız var, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ise müzakereye açığız. Müzakere ederlerse konuşuruz, etmezlerse başımızın çaresine bakarız, kendi adayımızı çıkarırız.”

Oluç, HDP Muş İl Başkanlığında yaptığı konuşmada ise HDP olmadan hiçbir ittifakın yüzde 50+1’e ulaşmadığını hatırlatarak, “Kimse bizi çantada keklik sanmasın. Öyle bir şey yok. Kimse bizi yok saymaya kalkışmasın. Biz derken sadece HDP’yi kast etmiyoruz. HDP’nin seçmenlerini, Kürt halkını, Türkiye demokrasi güçlerini yok saymaya kalkarsanız bizde sizi görmezden geliriz diyoruz açıkça. Demokratik siyaset açısından sağlıklı olan şey diyalog ve müzakeredir, herkesin birbirine saygı duymasıdır” dedi. Önümüzdeki seçimlerin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Oluç, şöyle devam etti:

“Demokratik siyaseti tasfiye etmek için kumpas davalarına sarıldılar”

“Bizim önemimizin farkındalar. Her iki taraf da farkındadır ama bunu bir türü kabullenmek istemiyorlar. Cumhur İttifakı, AKP-MHP ittifakı bizi tasfiye etmek için, demokratik siyaseti tasfiye etmek için elinden geleni yapıyor. Kobanî Kumpas Davasını çıkardılar. Bu davada arkadaşlarımız için 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istiyorlar. Hukuken hiçbir şey yok, tamamen siyasi. Dert ne? Selahattin Demirtaş’ı, Figen Yüksekdağ’ı, Gültan Kışanak’ı, İdris Baluken’i ve diğer bütün arkadaşlarımızı demokratik siyasetten tasfiye etmek. Yetmedi, bir de kapatma davası açtılar. HDP’yi ve HDP’nin bütün kadrolarını demokratik siyasetten tasfiye etmek istiyorlar. Bunları yapan kim? Cumhur İttifakı.

Bu davalar varken dönüp ‘kardeşimsiniz’ dese inanır mısınız, inanmazsınız. Sırf bu değil. Bu iktidar ne yazık ki bu hale geldi. O yüzden ne yapacaklarını da tam bilmiyorlar. Bugüne kadar yaptıklarının kendilerine bir fayda sağlamadığını da görüyorlar. Biz de şunu yapalım: Kürdistan coğrafyasında AKP’ye oy verenler var. Oy verenler bizim düşmanız değil, kardeşlerimiz. Onları bu yanlış durumdan, yanlış politikadan uzaklaştırmak da bizim görevimizdir. Onları o yanlıştan vazgeçirmeliyiz. Bütün bu baskı ve tasfiye çalışmalarına rağmen HDP başarılı bir mücadeleyle, sizlerin desteğiyle bu dönemi başarıyla atlatacaktır.”

Paylaşın

Kanser Düşmanı Mor Domatesler Piyasaya Çıkmak Üzere Onay Aldı

Amerika Birleşik Devletleri Tarım Bakanlığı (USDA), 10 yılı aşkın bir sürenin ardından genetiği değiştirilmiş, besin değeri yüksek mor domateslerin yetiştirilmesini onayladı: Genetiği değiştirilmiş domatesleri yiyen farelerin ömrü yüzde 30 uzadı.

Doğal sebzelerden 10 kat fazla antisiyonin üretecek şekilde tasarlanan domatesler, bu onay sayesinde artık piyasaya çıkmaya hazır.

Bu domateslerin genetiğinin düzenlendiği ilk çalışma 2008’de hakemli bilimsel dergi Nature Biotechnology’de Birleşik Krallık’taki bilim insanları tarafından yayımlamıştı.

Makalede, bu domateslerde antosiyaninlerin yüksek miktarda üretildiği ifade edilmişti.

Antosiyaninler, yaban mersini ve kırmızı lahana gibi birçok gıdada doğal olarak var. Bu gıdalardaki mor renkten sorumlu olan madde, kalp hastalığı ve diyabet riskini azaltma gibi özelliklere sahip.

Doğada mor kabuklu bazı domates türleri mevcut. Ancak bunlar da düşük seviyelerde antosiyanin içeriyor. Bu nedenle araştırmacılar, söz konusu domateslerin genetiğiyle oynayarak bu maddenin üretimini artırıp artıramayacaklarını merak etmişti.

Çalışmada başka bir bitkiden (aslanağzı) iki gen alınmış ve bir mor domatese eklenmişti. Yeni genler, bitkinin antosiyanin üretme yeteneğini güçlendirmiş ve bütünüyle mor renkli, eşsiz bir domates ortaya çıkarmıştı.

Antosiyanin takviyeli domates, kansere yatkın olacak şekilde tasarlanmış laboratuvar fareleri üzerinde denenmişti. Mor domatesleri bolca tüketen farelerin, diğerlerinden yüzde 30 oranında daha uzun yaşadığı görülmüştü.

Öte yandan, gen düzenleme teknolojileri henüz pek çok açıdan tartışıldığı için bu yöntemlerle üretilen ürünlerin piyasaya çıkması için gereken testler çok uzun sürebiliyor.

Mor domatesler de 2008’den beri ABD’li gıda yetkililerinin onayını bekliyordu. USDA’nın Hayvan ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi’nden onay alan domatesler, artık market raflarına hiç olmadığı kadar yakın.

Bu onay, genetiği değiştirilmiş bitkinin nerede ve nasıl yetiştirilebileceğine dair herhangi bir sınırlama kalmadığı anlamına geliyor. Yani diğer birçok ürün gibi ABD’nin herhangi bir yerinde yetiştirilmeleri önünde engel kalmadı.

Hayvan ve Bitki Sağlığı Denetleme Servisi aslında bu domatesleri yalnızca 13 aydır aktif olarak inceliyor. Birimden gelen izin ise, genetiği değiştirilmiş bir ürünün ABD’de topraklarında yetiştirilmek üzere aldığı ilk onay.

Mor domateslerin ticari kullanıma açılması için yıllardır uğraşayan Jonathan Jones, “Yaklaşık 15 yıl önce Birleşik Krallık’ta icat edilen, sağlığı iyileştiren, genetik açıdan geliştirilmiş mor domatesleri piyasaya sürmek için Norwich Plant Sciences adlı bir tesis kurduk” diye konuştu:

Onu kurduğumuzda, düzenleyicilerden onay almanın bu kadar uzun süreceğini hiç düşünmemiştik.

Domatesle ilgili deneylerde yer alan bilim insanı ve Jones’un ortağı Cathie Martin de, “Domateslerin Birleşik Krallık’ta değil Amerika’da satışa sunulması ilginç olacak” ifadelerini kullandı.

Gen düzenleme teknolojisi geliştikçe yeni ve daha sağlıklı olduğu belirtilen sebzeler de ortaya çıkmaya başladı. Bunlar arasında domatesler önde geliyor.

Birleşik Krallık’taki araştırma merkezi The John Innes Center’daki bilim insanları da mayıs ayında domateslerin genetiğiyle oynamış ve bunları D vitamini deposuna çevirmişti.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Hava Kirliliği OECD’de Azaldı, Türkiye’de Arttı

Küçük partiküllerden kaynaklanan hava kirliliğine maruz kalanların oranı Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında önemli oranda düşerken Türkiye’de az da olsa artış gösterdi.

Türkiye, OECD üyeleri arasında 2.5PM olarak adlandırılan küçük partikül kaynaklı hava kirliliğine en fazla maruz kalan ikinci ülke. Türkiye’de halkın yüzde 27’si hava kirliliğine maruz kalırken bu oran OECD ülkelerinde yüzde 14.

OECD’nin 2019 yılı verilerine göre hava kirliliğine en fazla maruz kalan ülke yüzde 27 ile Güney Kore. Türkiye de aynı oranla ikinci durumda. Finlandiya, İsveç, Estonya, Yeni Zelanda ve İzlanda yüzde 6 ile en iyi durumda bulunan ülkeler.

2019 yılında “2.5PM” olarak adlandırılan küçük partikül kaynaklı hava kirliliğine maruz kalanların oranı diğer bazı ülkelerde şöyle: İsrail yüzde 19, İtalya yüzde 16, Yunanistan yüzde 14, Almanya yüzde 12. İngiltere yüzde 10 ve ABD yüzde 8.

38 ülkeden 4’ünde kirlilik arttı; birisi Türkiye

Hava kirliliğine maruz kalanların oranı nasıl değişiyor? Azalıyor mu yoksa artıyor mu? 1990 ile 2019 yılları arasındaki değişime bakıldığında OECD listesindeki 38 ülkeden 33 tanesinde hava kirliliği oranı düştü. Bu düşüş bazı ülkelerde yüzde 40’ları aştı. Türkiye’de ise yüzde 1’lik bir artış söz konusu. OECD ortalamasında hava kirliliğine maruz kalanların oranı bu 39 yılda yüzde 28 düşüş gösterdi.

En fazla azalma yüzde 45 ile İsviçre’de. Bu ülkede 1990 yılında hava kirliliğine maruz kalanların oranı yüzde 18,3 iken 2019’da yüzde 10’a geriledi. En fazla artış yüzde 9 ile Güney Kore’da yaşandı. OECD ortalaması 1990’da yüzde 19,4 iken 2019’da yüzde 13,9’a düştü. Aynı dönemde Türkiye’deki oran yüzde 26,7’den yüzde 26,9’a yükseldi.

Küçük partikül kaynaklı hava kirliliğine maruz kalanların oranı diğer ülkelerde 1990-2019 arası şu kadar düştü: Almanya yüzde 43, İngiltere yüzde 41, Fransa yüzde 37, Yunanistan yüzde 27 ve İsrail yüzde 8.

Türkiye’de ‘dalgalı seyir’

Son 39 yılda Türkiye’deki değişime yakından bakıldığında hava kirliliği oranının yükselip düştüğü gözlemleniyor. 2019 yılındaki oran 1990 yılından daha yüksek. 2005’te yüzde 26,7 olan hava kirliliğine maruz kalanların oranı 2010’da yüzde 30’a kadar tırmandı.

PM2.5 nedir, ne kadar zararlı?

Avrupa Çevre Ajansı’nın sitesine göre partikül madde, katı ve sıvı damlacıkların karışımından oluşuyor. Bazı partikül maddeler doğrudan yayılırken bazıları da çeşitli kaynaklardan yayılan kirleticilerin atmosferde reaksiyona girmesiyle meydana geliyor.

Partikül madde, kalp veya akciğer rahatsızlığından kaynaklanan hastalıklar ve ölümlerle ilişkilendirilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü, partikül madde kapsamında en zararlı maruz kalma durumunun ince partiküllere (PM2.5) uzun süreli maruz kalma olduğunu gösterebilecek yeterli bilimsel kanıt toplamıştır.

Sağlık Bakanlığı’na göre de havadaki partikül madde insan sağlığını etkileyen en önemli kirleticilerden biri. Partikül boyutu ile sağlık üzerindeki olumsuz etkisi doğrusal olarak bağlantılı.

Hava kirliliği bir yandan kalp ve akciğer hastalıklarına bağlı ölüm oranını artırırken, diğer yandan bu hastalıklara bağlı hastane başvurularını arttırıyor. Bunların yanında hava kirliliği özellikle çocukların akciğer gelişimini olumsuz etkilemekte ve kirliliğin yoğun olduğu bölgelerde astım ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) gibi kronik hava yolu hastalıkların prevalansını artırmakta.

(Kaynak: Euronews Türkçe)
Paylaşın

FT: ABD Ve AB, Rusya’ya Yaptırımlar Konusunda Türkiye’ye Baskıyı Artıracak

Birleşik Krallık merkezli Financial Times gazetesi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) Türkiye’ye, Rusya yaptırımları konusunda baskıyı artırmaya hazırlandığını bildirdi.

Moskova’nın Türkiye bankacılık sistemi aracılığıyla yaptırımları aşmaya çalıştığı kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı iki yetkili, ABD’nin Mir ödeme sistemi ile entegre olan Türk bankalarına yoğunlaştığını söyledi.

Brüksel’in endişeleri direkt iletmek için Ankara’ya bir heyet gönderme hazırlığında olduğu da yazılıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ağustos ayı içinde yaptığı açıklamada, beş Türk bankasının Rusya’nın Mir kartı konusunda çalışmalarını sürdürdüklerini söylemişti.

Erdoğan, “Bu Rusya’dan gelen turistleri çok çok rahatlatan bir süreç. Onlarla alışverişini, otel ödemelerini yapabiliyorlar. Bu da tabii hem onlar için hem bizim için çok çok rahatlatıcı bir sistem.” demişti.

Financial Times’taki haberde Batılı başkentlerin Rusya’ya yeni yaptırımlar getirmek yerine, mevcut yaptırımları sıkılaştırmaya yöneldikleri kaydediliyor.

Gazeteye konuşan Batılı yetkili, üçüncü ülkelerin finansal kurumlarının Rusya’nın Mir sistemi ile entegre olmamasına yönelik açık bir mesaj verileceğini aktarıyor.

İkinci bir yetkili de Financial Times’a Türkiye’yi direkt hedef alarak, “Açıkları kapatmalıyız” diyor.

Ukrayna Türkiye’ye Mir’i bloke çağrısı yapmıştı

Financial Times haberinde Mir ödeme sistemi işlem yapabilen beş bankanın Vakıfbank, Ziraat Bank, İş Bankası, DenizBank ve Halkbank olduğu aktarılıyor.

Gazeteye haberle ilgili açıklama yapan İş Bankası yönetimi, Mir sistemiyle bankacılık işlemlerin, yaptırımlar dikkatle göz önüne alınarak yapıldığını açıkladı.

Visa ve Mastercard, Rusya’daki operasyonlarını yaptırımlar sonrası askıya almıştı.

Ukrayna Merkez Bankası Başkanı Kirilo Şevçenko, Ermenistan, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Türkiye ve Vietnam’ın Rus ödeme sistemi Mir’i bloke etmesi istediğini dile getirmişti.

Paylaşın

“İnternet Faturasına Büyük Zam Geliyor” İddiası

Türk Telekom’un tüm tarifelerine 70 TL zam yapacağı ve yüzde 35 ila 55 oranları arasındaki zamlı fiyatların, 1 Ekim’den itibaren geçerli olacağı iddia edildi. Zamla birlikte, 24 MBPS internet 139 TL’den 209 TL’ye yükselecek.

Türkiye’nin en büyük internet sağlayıcılarından biri olan Türk Telekom’un internet tarifelerine zam yapmaya hazırlandığı öne sürüldü.

Gazete Duvar’da yer alan iddiaya göre , Türk Telekom tüm tarifelerine 70 TL zam yapacak. Yüzde 35 ila 55 oranları arasındaki zamlı fiyatlar, 1 Ekim’den itibaren geçerli olacak.

Zamla birlikte tarife fiyatlarının şöyle olacağı ifade edildi:

  • 24 MBPS internet 139 TL’den 209 TL’ye yükselecek.
  • 34 MBPS internet 154 TL’den 224 TL’ye yükselecek.
  • 50 MBPS internet 169 TL’den 239 TL’ye yükselecek.
  • 100 MBPS internet ise 194 TL’den 264 TL’ye yükselecek.

Ayrıca internet tarifeleriyle birlikte modem ücretlerine de zam yapılacak. Güncel fiyatı 20 TL olan modem ücreti 45 TL’ye yükselecek.

Paylaşın

Çocuklar Okulda Aç Kalıyor: Ayran, Tost, Su 36 TL

2022-2023 eğitim ve öğretim yılı 12 Eylül Pazartesi başladı, 19 milyon öğrenci ders başı yaptı. Öğrencilerin eğitime başlamasıyla birlikte yoksulluk koşullarında yaşayan çocukların eğitime erişimlerinin önündeki engeller de ortaya çıktı.  

Türkiye Özel Okullar Derneği’ne göre; özel okullarda okul, yemek, kırtasiye ve servis ücreti hesaba katıldığında ortalama tek bir öğrencinin yıllık masrafı 50-60 bin TL’den başlıyor, 180 bin TL’ye kadar çıkabiliyor.

Devlet okullarındaki masraflar illere göre değişse de okul başlarken bir öğrencinin sadece kırtasiye ve kıyafet masrafları en az 2500-3000 TL’yi buluyor.

“Çocuklar tüm gün okulda aç kalıyor”

Öğrenci Veli Derneği (Veli-Der) Başkanı Ömer Yılmaz, derin yoksulluğun öğrencilerine ve velillerin yaşamına etkisini bianet’ten Ruken Tuncel’e anlattı.

Yılmaz, okul masraflarının ilkokul, ortaokul ve lisede masraflar farklılık gösterdiğini, ilkokula giden bir öğrencinin masraflarının kırtasiye giyim masrafları ortalama 2500 -3000 TL harcandığını söyledi.

Liselerde okul masrafının daha da arttığını ifade eden Yılmaz, şöyle devam etti: “Lise öğrencilerinde okul açılırken masraflar 4000 TL’yi buluyor.

Okul sürecindeki masrafları ise; en az 2000 TL oluyor. Bu masrafın içinde servis ve yemek var ama çocukların büyük kısmı kantinden bir şey alamıyor. Gelişim çağındaki çocuklar okulda hiçbir şey yemiyor. Sabah evde kahvaltı yapıyorlar ve tüm gün aç kalıyorlar.”

“Ayran, tost, su 36 TL” 

Masrafların sadece okula başladığı dönemle kalmadığını belirten Yılmaz, masrafların öğrenim süreci içinde katlandığını söyledi ve ailelerin masrafları karşılamak da zorlandığını vurguladı:

“Çocuk okulda beslenecekse; günlük kantin masrafı 30-40 TL’yi buluyor. Kantinciler Odası’ndan aldığımız bilgiye göre; ayran, tost ve suyun toplam fiyatı 36 TL.

Özel okullardaki  durum çok daha vahim, elektrik ve doğalgaza zam yapıldığı için özel okullar yemek ücretlerine yansıtmışlar.

Velilerle yaptıkları görüşmede protokolde yer alan ücretlerle hizmet veremeyeceklerini ve yüzde 30-40 zam yapmak zorunda olduklarını söylemişler ve fiyatları güncellemişler. Devlet okullarında da durum aynı zam geldikçe bu kantinlere de yansıyor.

“Aileler masrafları karşılayamıyor”

Diğer taraftan yol ücretleri var. 600 TL ile 1600 TL arasında servis ücreti talep ediliyor. Özel okullarda 2500 TL- 3000 TL’ye kadar çıkıyor. Çoğu aile servise veremiyor, servis sayısı azaldığı için bazı öğrenciler de dışarda kaldı. Ailelerin büyük kısmı bu anlamda da çok mağdur.

Yani okul açılırken yapılan kırtasiye ve kıyafet masrafı dışında aylık bir çocuğun yol, beslenme ve okul dönemindeki masrafı en az 2500 TL. Bu durum özellikle açlık sınırı altındaki aileleri çok zorluyor. Bir an önce bir çalışma yapılmalı ve desteklenmeleri gerekiyor.”

“Okula gidemeyen 200 bin öğrenci sınıfta kaldı”

Okul masraflarındaki artan maliyetin lise çağındaki öğrencilerde okul terkine neden olduğuna dikkat çeken Yılmaz, “2021-2022 istatistiklerine göre; 1 milyon 738 bin 198 öğrenci okulu bıraktığı, örgün eğitim dışına çıktığını” vurguladı:

“Veliler, çocukların okul masraflarını karşılamak da güçlük çektiği için tercihleri meslek liseleri oluyor. Çocuklar haftanın bir günü okulda oluyor ve diğer günlerde staj yaptıkları işletmede çalıştırılıyorlar. Çocuk hem okula gitmiş oluyor hem de asgari ücretin üçte biri kadar para alıyor.

Ayrıca meslek liselerindeki bu durum nedeniyle çocuklar eğitimden kopuyor. Geçtiğimiz yıl 700 bine yakın öğrenciyi sisteme kattılar fakat bu öğrencilerin 200 bini sınıfta kaldı, bu öğrenciler işletmeye de gitmedi okula da gitmedi.”

“Çocuklar yoksulluk nedeniyle okulu bırakıyor”

Yılmaz, son olarak eğitim çağında birden fazla çocuğu olan ailelere değindi ve derin yoksulluk nedeniyle çocuğunu okula gönderemeyen ailelerin sayısının arttığını belirtti:

“Yine okul çağında dört çocuğu olan aileler, çocukları arasında tercih yapmak zorunda kalıyor hepsini gönderemiyorlar okula. İki çocuğunu okula gönderemiyor ikisini gönderiyor. Mesela eskiden çocuklar okul hayatında başarısız olursa okulu bırakıyordu fakat bugün çocuklar derin yoksulluk nedeniyle okulu terk etmek zorunda kalıyor.”

Paylaşın

İktidar Klasiği: En Fazla Ödenek Yine Müteahhitlere

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2023-2025 Dönemi Yatırım Programı Hazırlıklarıyla İlgili genelge Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlandı.

Önceliğin enflasyonun düşürülmesi ve fiyat istikrarında olacağının ifade edildiği genelgede, daha öncekilerde olduğu gibi uyulmayacağı kesin olan tasarruf vaatlerine de yer verildi. İktidarın her adımda çiğnediği tasarruf vaatlerinden olan taşıt alımına zorunlu haller dışında izin verilmeyeceği bildirildi.

Yatırımlarda esas alınacak 2023 yılı ortalama dolar kuru da 21,5 TL olarak belirlendi. En fazla ödenek müteahhitlere garanti ödemelerinin yapıldığı iki bakanlığa ayrıldı.

Hedef büyüme

Temel hedefin sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirmek olduğu bildirilen genelgede, bunun için temel öncelikler şöyle sıralandı:

“Kamu harcamalarında tasarruf yapmak, enflasyonu düşürerek fiyat istikrarını korumak, yurtiçi tasarrufları artırmak, cari işlemler açığını azaltmak, kamu mali dengelerini ve mali disiplini daha da güçlendirmek ve böylece makroekonomik ve finansal istikrarı korumak.”

Azami tasarruf

Bu çerçevede, kamu yatırımlarına ayrılan kaynakların hedeflere azami oranda katkı sağlayacak şekilde tahsisi ve verimli kullanımının temel ilke olacağı vurgulanan genelgede, şunlar yer aldı:

“Kamu yatırım harcamalarından azami düzeyde tasarruf edilirken, kalkınma potansiyelini destekleyici mahiyetteki iktisadi ve sosyal altyapı yatırımlarına öncelik verilmeye devam edilecektir. Kamu kesimi yatırımları bütüncül bir yaklaşımla özel kesim yatırımlarını tamamlayacak şekilde tasarımlanacak ve hayata geçirilecektir. Kamu yatırım öncelikleri özel sektörün yenilikçi ve üretken yatırımlarını ve ticareti destekleyecek mahiyette belirlenecek; iş, üretim, yatırım ve yaşam ortamını iyileştiren nitelikli altyapı yatırımlarına öncelik verilecektir.

Kamu yatırımlarına ayrılan kaynaklar bir taraftan öncelikli sosyal ihtiyaçları giderecek ve üretken faaliyetleri destekleyecek nitelikteki altyapı alanlarına yönlendirilirken, yatırımların maliyet etkin, verimli ve zamanında gerçekleştirilmesine, mevcut sermaye stokunun daha etkin kullanılmasına ve yatırım harcamalarının en kısa zamanda ekonomik ve sosyal faydaya dönüştürülmesine azami özen gösterilecektir.”

Süren öncelikli projelerden en kısa sürede tamamlanabilecek olanlara öncelik verileceğinin bildirildiği Cumhurbaşkanlığı genelgesinde, yeni projelerin ancak zorunluluk durumunda 2023 Yılı Yatırım Programı’na alınacağı bildirildi.

Bakım ve onarımlara önem verileceği, yurttaşların acil gereksinimlerini giderecek ve ekonomide katma değer artışına doğrudan hizmet edecek projeler dışındakilerin teklif edilemeyeceği belirtildi.

Taşıt alımları ile yeni hizmet binası yapımına ancak zorunlu hallerde izin verilecek. Kamu hizmet binalarından sadece inşaatı büyük ölçüde tamamlananlara ödenek ayrılacak.

Önceki hedeflerinin hiçbiri tutmayan, aldığı tüm önlemlere karşın kur artışını durduramayan iktidar, 2023 yılı yatırımlarında dikkate alınacak ortalama dolar kuru değerini de 21,5 TL olarak belirledi.

(Kaynak: Birgün)

Paylaşın