Suriye’de Rejim Karşıtı Örgütler Arasında Çatışma: 60 Ölü

Suriye’de Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) örgütünün, Türkiye’nin desteklediği gruplara karşı alan kazanması üzerine bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığı, çatışmalarda şu ana kadar 60 kişinin hayatını kaybettiği öne sürüldü.

Heyet Tahrir El Şam örgütünün Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı ve rejim güçleri ile Kürt grupları ayıran topraklardaki kontrol noktalarında militanlarını konuşlandırması için önce anlaşmaya vardığı, ancak kısa süren ateşkesten sonra yeniden çatışmaların başladığı da kaydedildi.

Suriye’de rejim karşıtı radikal örgütler ile Türkiye’nin desteklediği gruplar arasında son 10 gündür süren çatışmalarda yaklaşık 60 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Türk askerlerinin çatışmalara müdahale etmediği ve El Kaide’den ayrılan Heyet Tahrir El Şam’ın Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı kaydedildi.

Fransız Haber Ajansı (AFP), Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ve alandaki kendi muhabirine dayandırarak verdiği haberinde, Suriye’de Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) örgütünün, Türkiye’nin desteklediği gruplara karşı alan kazanması üzerine bölgede şiddetli çatışmaların yaşandığını bildirdi.

AFP, bu kaynaklara dayandırarak verdiği haberinde, çatışmalar sonucu Heyet Tahrir El Şam örgütünden 28, Türkiye’nin desteklediği gruplardan da 20 kişinin öldüğünü aktardı. Olaylarda yaklaşık 10 sivilin de hayatını kaybettiği belirtildi.

Çatışmaların 8 Ekim’de başladığı ve bölgede bulunan Türk birliklerinin buna müdahale etmediği bildirildi. ‘Terör örgütleri’ listesinde bulunan El Kaide’den ayrılan Heyet Tahrir El Şam çatışmalar sonrası bazı bölgeleri ele geçirdi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi Başkanı Rami Abdel Rahman, Heyet Tahrir El Şam’ın Türkiye’nin onayı olmadan ilerleyemeyeceğini öne sürdü.

Heyet Tahrir El Şam örgütünün Afrin bölgesinde kontrolü ele aldığı ve rejim güçleri ile Kürt grupları ayıran topraklardaki kontrol noktalarında militanlarını konuşlandırması için önce anlaşmaya vardığı, ancak kısa süren ateşkesten sonra pazartesi akşamı Azez yakınlarında yeniden çatışmaların başladığı kaydedildi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Diyarbakır Cezaevi Boşaltıldı: Dünyanın En Kötü Şöhretli 10 Cezaevi Arasındaydı

Diyarbakır Cezaevi, Diyarbakır Askeri Cezaevi  ya da Diyarbakır E Tipi Cezaevi, açıldıktan 42 yıl sonra boşaltıldı. Cezaevinde bulunan 270 tutuklu ve hükümlü çevredeki cezaevlerine nakledilirken, şimdi cezaevine akıbetinin ne olacağı tartışması başladı.

Haber Merkezi / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Diyarbakır’a 9 Temmuz 2021’de yaptığı ziyarette Bağlar ilçesindeki Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’ne yönelik, “Geçmişte uzunca bir dönem adı zulümle, işkenceyle, insanlık dışı muameleyle anılan Diyarbakır Cezaevi’ni yakında boşaltıyor, kültür merkezi olarak hizmete sunuyoruz. Adalet Bakanlığı, bu konuda gerekli hazırlığı yapıyor. Böylece Diyarbakır’ın hafızasındaki bir kötü anıyı ortadan kaldırmış oluyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözlerinin ardından başlatılan çalışmalarda, sona gelindi. Bu kapsamda tutuklu ve hükümlüler başka cezaevlerine nakledilirken, kalan bazı eşyaların taşınma işlemleri sürüyor.

Diyarbakır Cezaevi

1972’de yapımına başlanan Diyarbakır Cezaevi, 4 Temmuz 1980’de açıldı. 12 Eylül Darbesi’nden sonra yaşanan işkenceler ile ön plana çıktı. The Times gazetesine göre, “Dünyanın en kötü şöhretli 10 cezaevi” arasında yer aldı. 1981 ve 1984 yılları arasında cezaevinde 34 kişi öldü ve onlarca kişi sakat kaldı. Cezaevi hakkında belgeseller çekildi ve kitaplar yazıldı.

Cezaevi 12 Eylül sonrası askeri yönetime devredilerek Sıkıyönetim Askerî Cezaevi olarak kullanıldı. 9 Mayıs 1988 tarihinde Adalet Bakanlığına devredildi. E Tipi Cezaevi yaklaşık 600 kapasitelidir ancak doluluk oranı zaman zaman 900’e kadar da yükselebilmektedir. Politik tutuklu ve hükümlülerin kaldığı D Tipi Cezaevi’nde ise kapasite 700-750 arasıdır.

İşkence olayları

1981-1989 yılları arasında işkenceye maruz kalan 34 kişi öldü, yüzlerce kişi sakat kaldı. Bu kişilerden 25’i aldığı ağır darbeler sonucu, 5’i açlık grevi sonucu öldü. Tutuklulardan 5’inin kendini asarak, 4’ünün kendini yakarak intihar ettiği cezaevindeki işkenceci görevlilerden hiçbiri ceza almadı. PKK’nın kurucu militanlarından Kemal Pir de ölüm orucu sonucunda öldü. PKK Merkez Komite Üyesi Mazlum Doğan da intihar edenler arasındadır.

Esat Oktay Yıldıran’ın, Kıbrıs Harekatı sonrası Diyarbakır Cezaevi’ne bizzat Kenan Evren tarafından yollandığı ve iç güvenlik komutanı olarak görev süresi boyunca işkence yaptığı iddia edilir.

Hapishanede o yıllarda kalmış olan kadınlar şöyle demiştir:

  • Elektrik dahil bütün işkence yöntemlerini yaşadık ama en ağırı cinsel işkenceydi.
  • Tecavüz ettikleri kadınları kanlı etekleriyle koğuş koğuş dolaştırdılar.
  • Etekleri başlarımıza geçiriyor, altımızın çıplak olmasını sağlıyor, “gez” diyorlardı.
  • Banyodan çıkıp bornozla karşımıza gelip ve bize baka baka mastürbasyon yaptılar.
  • En büyük işkence başka kadınların çığlıklarını dinlemekti.
  • 11 yaşında ikiz oğulları olan arkadaşımızın, oğullarına işkence yapıp sesini ona dinletmişlerdi.
  • Lağım sularının içine zorla kadınları soktular.
  • Çocuğum görüşe geliyor ama bana yapılan davranışlardan dolayı benden korkuyor o hiç sevmediğimiz gardiyanlara sarılıyordu. Çıktıktan sonra da bir süre kızım bana anne demedi.
  • Serbest bırakıldım ve eve gittim. Beni yıllarca görmeyen annemin bana ilk dediği şey, ‘Bunca yıl neredeydin?’ olup, kızlık muayenesine götürmek istediğini söyledi.
Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu: 29. Maddeyi AYM’ye Götürüyoruz

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, muhalefetin ve basın meslek örgütlerinin ‘Sansür Yasası’ olarak nitelendirdiği ‘Dezenformasyonla Mücadele Yasası’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Haber Merkezi / Kılıçdaroğlu, açıklamasında, “Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz” dedi ve ekledi:

“Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) TBMM’deki grup toplantısı, Bartın’ın Amasra ilçesinde meydana gelen maden patlaması sonucu yaşamını yitiren 41 işçi için bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.

Saygı duruşunun ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“41 kardeşimizi toprağa verdik. 41 evde yangın var. Her birimizin yüreğinde derin acı var. Anne, eş, kardeşler tabutun başında. Hiç kimse bu ölümün ona yakıştığını söylemiyor. Tamamı genç. Yazıktır günahtır. Bir memleket böyle yönetilemez. 20 yıldır ya önlem alacağız diyorlar. 20 yıldır hala önlem mi alacaksın sen. Dünyada maden kazalarında bir numarayız ya. Ya bu ölüm niye bizim karşımıza çıkıyor. Dünyada herkes maden çıkarıyor neden en çok ölüm bizim ülkemizde oluyor.

Müfettiş raporu var görmüyorsun, Sayıştay raporu var görmüyorsun. Soma faciasından sonra komisyon kuruldu. TBMM araştırma komisyonunun 111 önerisi var birisini dahi yapmadılar. Şimdi ben TBMM Başkanlığına açık ve net herkesin önünde sesleniyorum. O araştırma komisyonu göstermelik mi? Değilse o 111 öneriden birisi neden yapılmadı? Sen o koltukta neden oturuyorsun? Senin o koltukta oturmanın temel nedeni TBMM’nin itibarını saygınlığını korumaktır.

Türkiye bir taraftan bu tür acılar yaşarken bir de Meclis’ten sansür yasası geçirdiler. Bu konuda altı aydır mücadele veriyoruz. Bazıları tv’lere çıkıp CHP ne yapıyor Meclis’te diye soruyorlar. CHP parlamentoda demokrasinin bir numaralı aktörüdür. Sansür düzenlemelerine de karşıdır.

Sansür yasası kabul edildi. 29. Maddeyi yürütmeyi durdurma talebiyle AYM’ye gideceğiz, ardından da yasanın tamamı ile ilgili AYM’ye gideceğiz. Bu kanun çıksa da çıkmasa da Türkiye bir otoriter yönetimle karşı karşıyadır. Ya Anayasa kararını uygulamıyorum diyor. Daha ne yapacaksınız. Geçmişte AKP ve MHP’ye oy veren kardeşlerime sesleniyorum, dur demeyecek misiniz, adalet istemeyecek misiniz?”

Paylaşın

ABD Büyükelçisi’nden Dikkat Çeken Türkiye Ve Yunanistan Açıklaması

ABD’nin Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake, “NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.”

Flake, açıklamasının devamında, “Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.” ifadelerini kullandı.

Türkiye ve Yunanistan arasında gerilim sürerken Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ankara Büyükelçisi Jeffry Flake’den dikkat çeken açıklamalar geldi. Flake’in açıklaması şu şekilde:

“Son dönemde bana ABD’nin Ege’de güvenliğe ilişkin pozisyonunda bir değişiklik olup olmadığı sorusu yöneltiliyor. Bu soruya cevabım “Hayır”. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile güvenlik alanında işbirliğimiz, ortaklardan biri lehine taraf tutmaya ya da denge bozmaya yönelik bir tutuma dayanmamaktadır. Şu anda ortak çabalarımız, Rusya’nın Ukrayna’daki acımasız ve nedensiz savaşını sonlandırmaya odaklanmaktadır.

“Türkiye, özellikle gıda güvenliğini ileri bir noktaya taşıyarak ve Ukrayna ile Rusya arasında diyaloğu gerçekleştirerek değerli bir destek sağlamayı sürdürmektedir. Yunanistan ile savunma alanındaki işbirliğimiz, Ukrayna’yı ve Orta ve Doğu Avrupa’daki NATO müttefiklerimizi destekleyerek NATO’nun doğu kanadını güçlendirmektedir. NATO müttefiklerimiz Türkiye ve Yunanistan ile paylaştığımız başlıca hedef, bölgenin tamamında barışın, güvenliğin ve istikrarın sağlanmasıdır.”

 

Paylaşın

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Bütçesi Altı Bakanlığı Geride Bıraktı!

2023 yılı için Diyanet İşleri Başkanlığı’na 35 milyar 910 milyon 653 bin TL’lik bütçe ayrıldı. Günlüğü ortalama 98 milyon TL’ye denk düşen bütçe, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çevre ve Şehircilik, Ticaret, Dışişleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesini geride bıraktı.

Cumhurbaşkanlığı’nın 2023 bütçesi ise, yüzde 72 artışla 6 milyar 637 milyon TL olarak belirlendi. TBMM’nin bütçesi ise 5 milyar 580 milyon TL oldu.

Cumhurbaşkanı Reeep Tayyip Erdoğan’ın imzasını taşıyan 2023 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. Teklife göre, 16,1 milyar TL’lik bütçe ile 2022’ye başlayan Diyanet İşleri Başkanlığı’na ise bu kez yüzde 117 artışla 35 milyar 910 milyon 653 bin TL’lik bütçe ayrıldı.

Cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan teklife göre gelecek yılın bütçe gider 4 trilyon 469 milyar TL, bütçe geliri ise 3 trilyon 810 milyar TL olarak hedeflendi. Orta Vadeli Program’da öngörülen merkezi yönetim bütçe hedefleri de hazırlanan bütçe kanunda yer aldı.

659 milyar TL’lik açığın beklendiği teklife göre, iktidarın Diyanet’e bütçeden ayırdığı pay bu sene de dikkat çekti. 16,1 milyar TL’lik bütçe ile 2022’ye başlayan Diyanet İşleri Başkanlığı’na bu kez yüzde 117 artışla 35 milyar 910 milyon 653 bin TL’lik bütçe ayrıldı. Günlüğü ortalama 98 milyon TL’ye denk düşen bütçe, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Çevre ve Şehircilik, Ticaret, Dışişleri ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütçesini geride bıraktı.

TBMM’ye 5,5 milyar TL ödenek

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in haberine göre, önceki yıl 3,8 milyar TL’lik bütçeye sahip olan Cumhurbaşkanlığı’nın 2023 bütçesi, yüzde 72 artışla 6 milyar 637 milyon TL olarak belirlendi. TBMM’nin bütçesi ise 5 milyar 580 milyon TL oldu.

Teklife göre, bakanlıkların 2023 yılı bütçeleri şu şekilde:

  • Hazine ve Maliye Bakanlığı: 2 trilyon 210 milyar TL
  • Milli Eğitim Bakanlığı: 435 milyar 351 milyon TL
  • Sağlık Bakanlığı: 293 milyar 368 milyon TL
  • Milli Savunma Bakanlığı: 182 milyar 770 milyon TL
  • Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı: 166 milyar 382 milyon TL
  • Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı: 160 milyar 348 milyon TL
  • Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: 149 milyar 868 milyon TL
  • Tarım ve Orman Bakanlığı: 133 milyar 682 milyon TL
  • Adalet Bakanlığı: 75 milyar 603 milyon TL
  • Gençlik ve Spor Bakanlığı: 66 milyar 544 milyon TL
  • Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı: 36 milyar 65 milyon TL
  • İçişleri Bakanlığı: 32 milyar 631 milyon TL
  • Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı: 24 milyar 321 milyon TL
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı: 18 milyar 861 milyon TL
  • Ticaret Bakanlığı: 17 milyar 124 milyon TL
  • Dışişleri Bakanlığı: 16 milyar 778 milyon TL
  • Kültür ve Turizm Bakanlığı: 16 milyar 505 milyon TL

Ekonomik sınıflandırmalara göre dağılım

Teklife göre, 2023 yılı bütçe ödeneklerinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımı şu şekilde olacak:

  • Personel giderleri için toplam 1 trilyon 102,7 milyar TL
  • Mal ve hizmet alım giderleri 318,7 milyar TL
  • Cari transferler 1 trilyon 682 milyar TL
  • Sermaye giderleri 315,8 milyar TL
  • Sermaye transferleri 37,3 milyar TL
  • Borç verme giderleri 359,2 milyar TL
  • Yedek ödenekler 88,2 milyar TL
  • Faiz giderleri 565,6 milyar TL
Paylaşın

Yeni Bir Koronavirüs Varyantı Geliştirildi; Bilim Dünyasından Tepki

Boston Üniversitesi’nden bilim insanları, öldürücülük oranı yüzde 80 olan yeni bir koronavirüs varyant elde ettiklerini öne sürdüler. ABD’li araştırmacıların açıkladığı bu gelişme bilim dünyasında kızgınlık yarattı.

Araştırmayı yürüten ekip bu yeni mutant varyantın insanlarda daha az öldürücü olmasının muhtemel olduğunun da altını çizdi ama aynı zamanda sonuçlar laboratuvar ortamında geliştirilmiş akciğer hücrelerinde beş kat fazla virüs parçacığı bulunduğunu da ortaya koydu. Makale henüz hakem denetiminden geçmedi.

Sputnik Türkçe’de yer alan habere göre, ABD’de Boston Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, koronavirüsün Çin’in Vuhan kentinde çıktığı sanılan ilk hali ile Omicron varyantını laboratuvar ortamında bir araya getirip öldürücülük oranı yüzde 80 olan yeni bir varyant elde ettiklerini öne sürdü.

Virüsün 2020’deki yayılışının arkasında da bu tarz deneyler yattığına inanıldığı için ABD’li araştırmacıların açıkladığı bu gelişme bilim dünyasında kızgınlık yarattı.

Sonuçları geçen hafta makale olarak yayınlanan deneylerde, ‘bağışıklık sistemini atlatan ve ciddi bir hastalığa yol açan’ bu yeni koronavirüs varyantının verildiği farelerin yüzde 80’i deneyler sırasında öldü.

Araştırmayı yürüten ekip bu yeni mutant varyantın insanlarda daha az öldürücü olmasının muhtemel olduğunun da altını çizdi ama aynı zamanda sonuçlar laboratuvar ortamında geliştirilmiş akciğer hücrelerinde beş kat fazla virüs parçacığı bulunduğunu da ortaya koydu.

Makale henüz hakem denetiminden geçmedi.

Boston’daki bu deneylerle ilgili konuşan eski İsrail Biyolojik Araştırma Enstitüsü Başkanı Shmuel Shapira, “Yasaklanmalı, ateşle oynuyorlar” dedi.

Şu ana kadar dünya genelinde 625 milyonu aşkın kişi Kovid 19 salgınından etkilendi, 6,5 milyondan fazla kişi de bu salgında hayatını kaybetti. Türkiye’de ise yaklaşık 17 milyon kişi bu salgından etkilenirken, 101 bini aşkın kişi de yaşamını yitirdi.

Koronavirüs hastalığı (Kovid 19), SARS-CoV-2 virüsünün neden olduğu bulaşıcı bir hastalıktır. Kovid 19’a yakalanan kişilerin çoğu, hafif ila orta düzeyde semptomlar göstermekte ve özel bir tedaviye ihtiyaç duymadan iyileşmektedir. Bazıları ise ciddi şekilde hastalanmakta ve tıbbi yardıma ihtiyaç duymaktadır. Bazıları ise hayatını kaybetmektedir.
Paylaşın

Rusya – Ukrayna Savaşı Dört Milyon Çocuğu Yoksulluğa İtti

Ukrayna savaşı üzerine UNICEF’in yayınladığı rapora göre, 22 ülke genelinde, savaş koşulları ve artan enflasyon nedeniyle yoksulluğa itilen çocuk sayısı 2021’e göre yüzde 19 artarak 4 milyona ulaştı. Rapora göre, yetişkinler dahil edildiğinde bölge ülkelerinde, 8 milyondan fazlası Rusya’da olmak üzere 10 milyonu aşkın kişi yoksulluğa sürüklendi.

Raporda, acil önlemler alınmazsa söz konusu ülkelerde 4 bin 500 çocuğun ilk doğum gününü görmeden ölebileceği ve 117 bin çocuğun eğitim sistemi dışında kalacağı uyarısı yapıldı.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF), Ukrayna savaşının Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki etkileriyle ilgili 16 Ekim’de yayımladığı rapora göre, sadece Rusya’da şubat ayından bu yana 2,8 milyon çocuk yoksulluk sınırının altında yaşamaya başladı.

Raporun kapsamındaki 22 ülke genelindeyse, savaş koşulları ve artan enflasyon nedeniyle yoksulluğa itilen çocuk sayısı 2021’e göre yüzde 19 artarak 4 milyona ulaştı.

Bazı bölgeleri işgal altındaki Ukrayna’da da yarım milyon civarında çocuğun yoksulluğa düştüğü tahmin edilirken, Türkiye ve Romanya için bu sayının 110 bin civarında olduğu belirtildi. Çeşitli ülkelerdeki Ukraynalı mültecilerin bu değerlendirmeye dahil edilmediği kaydedildi.

UNICEF Fransa Başkanı Adeline Hazan, raporla ilgili AFP’ye şöyle konuştu: Ukrayna’daki çatışmanın Rusya’daki etkileri son derece önemli çünkü savaş; belli başlı temel ürünlere, yakıta ve hatta enflasyon yüzünden normal bir alım gücüne erişimi engelliyor.

Hazan, UNICEF’in hükümetlere çocuklu ailelere nakit para desteği ve sosyal koruma programları sağlaması için çağrı yaptıklarını hatırlattı.

Raporda, acil önlemler alınmazsa söz konusu ülkelerde 4 bin 500 çocuğun ilk doğum gününü görmeden ölebileceği ve 117 bin çocuğun eğitim sistemi dışında kalacağı uyarısı yapıldı.

UNICEF Avrupa ve Orta Asya Bölge Direktörü Afshan Khan şu ifadeleri kullandı: Çocukların öldürülmesi, sakat kalması ve yerinden edilmesi gibi belli korkunçluklarının yanında, Ukrayna’daki savaşın ekonomik sonuçları Doğu Avrupa’da ve Orta Asya’da çocuklar üzerinde çok büyük yıkıcı etkide bulunuyor.

Rapora göre, yetişkinler dahil edildiğinde bölge ülkelerinde, 8 milyondan fazlası Rusya’da olmak üzere 10 milyonu aşkın kişi yoksulluğa sürüklendi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Açlık Sınırı 7 Bin 300, Yoksulluk Sınırı 25 Bin 252 TL’ye Yükseldi

Eylül ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı yani açlık sınırı 7 bin 300 liraya, açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı da 25 bin 252 lira olarak belirlendi.

Haber Merkezi / Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin bir lira olduğu belirtilirken; bu değerin yetişkin bir kadın için bin 888, 15- 18 yaş aralığındaki bir genç̧ için 2 bin 61, 4-6 yaş arası bir çocuk için bin 351 lira olduğu kaydedildi.

Birleşik Metal-İş Araştırma Merkezi (BİSAM) tarafından hazırlanan Eylül 2022 Açlık ve Yoksulluk Sınırı Dönem Raporu yayımlandı.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 7 bin 300 lira, açlık sınırı üzerinden hane halkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı da 25 bin 252 lira olarak belirlendi. Yoksulluk sınırının, eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı olduğu belirtildi.

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin bir lira olduğu belirtilirken; bu değerin yetişkin bir kadın için bin 888, 15- 18 yaş aralığındaki bir genç̧ için 2 bin 61, 4-6 yaş arası bir çocuk için bin 351 lira olduğu kaydedildi.

Ekmek için günde 23 TL

Günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu, 80,52 lirayla süt ve süt ürünleri oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 40,71 lira olarak belirlenirken, sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarının ise 45,70 liraya ulaştığı kaydedildi. Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 23,41 lira, katı ve sıvı yağ̆ 16,07 lira, yumurta 6,17, şeker, bal, reçel ve pekmez için 8,02 lira harcama yapılması gerektiği aktarıldı.

Harcama sepetinin yaklaşık üçte biri süt ve süt ürünleri

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda, süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 33,1 ile en yüksek paya sahip oldu. Et, yumurta ve kurubaklagiller grubunun payı yüzde 25,4 ile ikinci sırada olurken sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 18,8 olarak gerçekleşti. Ekmek, makarna vb. ürünler için pay yüzde 12,8, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 9,9 oldu.

Hesabın; Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 yıllı madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapıldığı belirtildi.

Paylaşın

Kısa Vadeli Dış Borçta Rekor Kırıldı: 185,9 Milyar Dolar

Ağustos ayı sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç stoku 185,9 milyar dolar oldu. Böylelikle kısa vadeli dış borç stokunda rekor kırıldı.

Haber Merkezi / Türkiye’de kısa vadeli dış borç stoku Ağustos sonu itibarıyla, 2021 yıl sonuna göre yüzde 13,6 oranında artışla 138,1 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 8,2 oranında artarak 55,6 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 15,4 artışla 50,9 milyar dolara çıktı.

Bütçe, Eylül’de 2022’nin en yüksek açığını verdi

Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, merkezi yönetim bütçesi eylül ayında 78.6 milyar TL açık verdi. Böylelikle 2022 yılının en yüksek aylık açığı kaydedildi.

Eylülde bütçe harcamaları 285.6 milyar TL olurken, genel bütçe giderleri de 206.9 milyar TL’de kaldı. Eylülde faiz dışı denge 45.5 milyar TL açık verdi.

Ağustos ayında bütçede 3.6 milyar TL’lik fazla kaydedilmişti. 2022 yılı Ocak-Eylül döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 2.02 trilyon TL, bütçe gelirleri 1.97 trilyon TL ve bütçe açığı 45.5 milyar TL olarak gerçekleşti.

Son 12 ayın tablosuna bakıldığında ise bütçe açığının 176.6 milyar TL’ye çıktığı görüldü.

Merkezi yönetim bütçesi 2021 yılı Eylül ayında 23 milyar 586 milyon TL açık vermiş iken 2022 yılı Eylül ayında 78 milyar 627 milyon TL açık vermişti. aynı yıl eylül ayında 9 milyar 478 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2022 yılı Eylül ayında 45 milyar 511 milyon TL faiz dışı açık verilmişti.

KKM’nin 7 aylık maliyeti 84,9 milyar TL’ye ulaştı

Ayrıca, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan Merkezi Yönetim Bütçe verilerine göre, eylül ayında dövizden dönüşümler hariç kur korumalı mevduatın bütçeye yükü 9 milyar 292,8 milyon TL olarak belirlendi.

Böylelikle Mart ayından bu yana toplam maliyet 84 milyar 899,4 milyon TL’ye yükseldi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından 7 Ekim tarihli en son verilerde kur korumalı TL mevduat ve katılma hesabı 1 trilyon 422,6 milyar TL olarak açıklandı.

Paylaşın

‘Kovid 19 Salgını’nda Haber İzlemeyenlerin Akıl Sağlığı Daha İyi

Yeni yayınlanan bir araştırma, yeni tip koronavirüs (Kovid 19) salgını sırasında, dengeli beslenen, güncel Kovid 19 haberlerini çok sık okumayan, fiziksel egzersiz yapanların, akıl sağlığının daha iyi olduğunu ortaya koydu.

Ekim 2021’de yayımlanan bir rapor, salgının ilk yılında dünya genelinde depresyon ve anksiyete prevalansının 4’te birden fazla arttığını ortaya koymuştu. Bilim insanları, majör depresyon vakalarında 53 milyonluk ve anksiyete vakalarındaysa 76 milyonluk artış görüldüğü sonucuna varmıştı.

Yeni bir araştırmaya göre, Kovid-19 pandemisi sırasında anksiyete ve depresyonun en büyük önleyicileri sağlıklı beslenmek ve haberlerden kaçınmaktı.

Bu iki yaşam tarzı değişikliği, akıl sağlığını dengeleme konusunda arkadaşlarla etkileşimden, bir rutini takip etmekten veya hobilerle uğraşmaktan daha etkiliydi.

Independent Türkçe‘de yer alan habere göre, Barselona’daki araştırmacılar tarafından gerçekleştirilen çalışmada bir yıl boyunca 942 yetişkin İspanyol gözlemlendi.

İki haftalık düzenli aralıklarla, katılımcılardan 10 farklı başa çıkma davranışını hangi sıklıkta kullandıklarını ve anksiyeteyle depresyon düzeylerini derecelendirmeleri istendi.

Daha iyi başa çıkmakla ilişkilendirilenler; dengeli beslenmek, güncel Kovid-19 haberlerini çok sık okumamak, fiziksel egzersiz yapmak, açık havada kalmak ve su içmek oldu.

Akraba ve arkadaşlarla konuşmak veya bir hobi edinmek gibi yararlı görülen bazı davranışların insanların akıl sağlığı üzerindeki etkisinin daha az olduğu tespit edildi.

Araştırmayı yönetenlerden Dr. Joaquim Radua, sonuçların “biraz şaşırtıcı” olduğunu söyledi. Radua, “Birçok kişi gibi, stresli zamanlarda kişisel iletişimin kaygı ve depresyondan kaçınmada daha büyük bir rol oynayacağını varsaymıştık” dedi ve ekledi:

“Bu sonuçlara dayanarak, herkese sağlıklı/dengeli bir diyet uygulamasını, stresli haberleri çok sık izlemekten kaçınmasını, dışarıda daha fazla zaman geçirmesini, rahatlatıcı aktiviteler gerçekleştirmesini ve fiziksel egzersiz yapmasını öneriyoruz.”

Bu çalışmanın insanların Kovid -19 sırasındaki akıl sağlığına odaklandığını belirten Radua, bu faktörlerin diğer stresli koşullara uygulanıp uygulanamayacağına daha fazla araştırmayla bakılabileceğini söyledi. Radua, “Bu basit davranışlar kaygı ve depresyonu önleyebilir ve önlemek, tedaviden daha iyidir” dedi.

Oxford Üniversitesi psikiyatri bölümünden Profesör Catherine Harmer, yer almadığı bu çalışmanın “önemli bilgiler” sağladığını ancak daha fazla teste ihtiyaç olduğunu söyledi:

Bu ilişkilendirmelerin nedensel olup olmadığını test etmek için gelecekte çalışma yapılmasına ihtiyaç var. Bu davranışlar mı ruh halinde iyileşme sağlıyor ya da tam tersi olabilir mi? Yani kendimizi daha iyi hissettikçe çevremizle daha olumlu etkileşime girmeye başlıyor olabilir miyiz?

Queensland Akıl Sağlığı Araştırma Merkezi’nin Ekim 2021’de yayımladığı bir rapor, pandeminin ilk yılında dünya genelinde depresyon ve anksiyete prevalansının 4’te birden fazla arttığını ortaya koymuştu. Bilim insanları, majör depresyon vakalarında 53 milyonluk ve anksiyete vakalarındaysa 76 milyonluk artış görüldüğü sonucuna varmıştı.

Paylaşın