Karamollaoğlu’ndan Dikkat Çeken ‘Aday’ Açıklaması

SP Lideri Karamollaoğlu, “Altılı Masa’nın adayını şubat ayında görür müyüz?” sorusuna, “Görürsünüz gibi. Adaylık ancak seçim kararı alındıktan sonra açıklanır. Haziran’ı kimse beklemiyor. Büyük ihtimalle mayıs ayında olabilir. Altılı Masa’da adayın ne zaman açıklanacağı detayına girmedik. Bunun zaruret olduğunu da düşünmüyorum. Konu son zamanlarda gündeme fazla getirildiği için belki de önümüzdeki sene başlarında açıklamak gerekebilir. Ama ille de bunu açıklayacağız, zamanı geldi gibi bir kanaatimiz yok” şeklinde cevap verdi.

Karamollaoğlu, “Aday belirleme usulünü, yöntemini görüştünüz mü?” sorusuna ise, “Hayır bu konuyu da görüşmedik. Siyasi partilerin kendi kanaatleri olabilir, bunu gündeme getirirler, bu teklifler üzerinde bir müzakere yapılır ve öyle zannediyorum ki neticede bir mutabakat sağlanır. Ben büyük problem olmayacağını düşünüyorum. İsimler üzerinde şimdiye kadar hiç konuşulmadı” şeklinde değerlendirmede bulundu.

Saadet Partisi (SP) Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Altılı Masa’nın yol haritası ve bir sonraki toplantı gündemine ilişkin bir grup gazetecinin sorularını yanıtladı.

Gazete Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın aktardığına göre Karamollaoğlu’nun değerlendirmeleri özetle şöyle oldu:

Altılı Masa dokuzuncu kez bir araya geldi. Çalışmalarda hangi aşamadasınız?

Biz bu sistemi değiştirmek istiyoruz. Seçimde istediğimiz neticeyi elde edersek hangi konuların üzerinde duracağız, bu değişikliği nasıl gerçekleştireceğiz, bununla ilgili çalışmaları yapıyoruz. Anayasa değişikliği önerisi kamuoyuyla paylaşıldı. Bunun arkasından yönetim nasıl olacak? Bugünkü sisteme göre cumhurbaşkanı layüsel, kanunların üstünde. Seçildikten sonra, “Ben bildiğimi yaparım, 5 sene içinde de değişiklikleri yaparız” derse ne olacak? Onun için biz bir yol haritası ortaya koyacağız. Yani seçimden sonra anayasa nasıl değişecek, cumhurbaşkanı bu süreçte nasıl çalışacak, istişareleri nasıl yapacak? Adeta parlamenter döneme geçmişiz gibi çalışılacağını ifade ediyoruz.

Ortak yönetim yapısı nasıl olacak? Bakanlar nasıl belirlenecek?

Burada en önemli konu istişare. Yani cumhurbaşkanı, bütün siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacak. Cumhurbaşkanı seçim neticesine göre parti genel başkanlarıyla görüşerek, onlardan bilgilerle bakanları belirleyecek. Ama o bakanlar da bir istişare mekanizmasının içinde karar alacaklar. Çünkü kararları cumhurbaşkanı tarafından benimsenirse bir mana ifade ediyor. Sonuçta imzayı cumhurbaşkanı atacak. Meclis’teki çalışmalara daha fazla önem vereceğiz. Süreci şimdiden tahmin edemiyoruz ama 400’ün üzerinde milletvekili çıkarılırsa, hemen anayasayı referanduma götürmeden değiştirebileceğiz. 360-400 arası olursa referanduma götürme mecburiyeti var. 360 yakalanamazsa belli bir süre, belki 5 sene böyle idare edeceğiz. Anayasa değişikliği yapılmadan, belki Türkiye’yi sanki bir koalisyon hükümeti varmış gibi yöneteceğiz.

Liderler, bu ortak yönetimde nerede olacak? Cumhurbaşkanı yardımcısı mı olacaklar, kabinede mi olacaklar, yoksa istişare kurulu mu oluşturulacak?

Bu konu önümüzdeki toplantıda netleşecek. Biz kararlıyız; birlikte yöneteceğiz. Ancak, birlikte yöneteceğiz de cumhurbaşkanı anayasa değişmediği için layüsel. Nasıl olacak? Cumhurbaşkanı seçiminden önce aday, siyasi parti genel başkanları ile birlikte, “Bundan sonra kararlarımı -bu değişiklik sağlanana kadar- siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek alıp Türkiye’yi yöneteceğim” taahhüdünde bulunacak. Burada bazen “parti genel başkanları cumhurbaşkanı yardımcısı olsun” deniliyor. Olamaz ki, milletvekiliyse milletvekilliği düşer.

Genel başkanlar milletvekili olmasın, direkt Cumhurbaşkanı Yardımcısı olsun önerisi olduğunu biliyoruz.
Bu koalisyon belli bir süre Türkiye’yi yönetecek diyelim, genel başkanların Meclis dışında kalması niye gerekli? Mühim olan bu istişare mekanizmasının adı nasıl konulacak. Siz buna cumhurbaşkanı yardımcılığı derseniz, milletvekillikleri otomatikman düşer. Ama cumhurbaşkanı kendiliğinden, “siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacağım” derse kimsenin yapacağı bir şey yok.

Eşgüdüm Kurulu

Yüksek İstişare Kurulu gibi bir kurul mu olacak?

Öyle bir kurul var, ama şu anda o kurulların hiçbir etkinliği yok. Bu da kanuni değil, ama cumhurbaşkanı taahhüt edecek, genel başkanlar da bunu benimseyecek. Cumhurbaşkanı, “anayasa değişikliği yapılana kadar siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar alacağım. Bu kadar.” Mesela buna “eşgüdüm” de denilebilir. Eşgüdüm kurulu…

Eşgüdüm Komisyonu diyebilir miyiz?

İster ‘kurum’, ister ‘kurul’, ‘ben siyasi parti genel başkanları ile istişare ederek karar vereceğim’ desin, yeter! Burada eşgüdüm olacak. Bir karar alınırken siyasi parti genel başkanlarının kanaatleri de mutlaka gündeme gelecek, onlarla istişare edilecek.

O adayın en önemli özelliği de bahsettiğiniz eşgüdümü sağlamak mı olacak?
Aynen. Tabii. O bunu kamuoyu nezdinde deklare edecek. Bunun hukuki yönü yok. Ama kamuoyu nezdinde böyle bir taahhütte bulunursa, herhalde cumhurbaşkanı olacak kişinin de bu taahhüdüne sadık kalması beklenir.

Ağırlıklı görüş, ortak görüş diyebilir miyiz?

Tabii, şimdi biz bunu önümüzdeki toplantıda, net bir şekilde ifade edeceğiz. Şu anda ben bunu böyle teklif ediyorum, ama diğer arkadaşların da görüşü şu anda bundan farklı değil. Üzerinde durduğumuz konu, biz buna cumhurbaşkanlığı yardımcılığı diyemeyiz. Bunu ortak açıklamada görürsünüz diye düşünüyorum. Benim yaptığım bu açıklama istikametinde bir açıklama olacak.

Saadet Partisi lideri olarak sizin de tercihiniz o zaman milletvekili olmak, Meclis’te olmak?

Tabii. Parti genel başkanlarının seçilmişse Meclis’te bulunmasının faydası var.

Peki gelecek toplantıda, bakanlıkların, kurumların nasıl paylaşılacağı gibi detaylar olacak mı?

Şu anda böyle bir şey gündeme gelmedi. Toplantıda da bunun kararının alınacağını düşünmüyorum şahsen. Ama seçimden sonra o konu gündeme getirilir.

Aday şubat ayında açıklanabilir

Adayınızı şubat ayında görür müyüz?

Görürsünüz gibi. Adaylık ancak seçim kararı alındıktan sonra açıklanır. Haziran’ı kimse beklemiyor. Büyük ihtimalle mayıs ayında olabilir. Altılı Masa’da adayın ne zaman açıklanacağı detayına girmedik. Bunun zaruret olduğunu da düşünmüyorum. Konu son zamanlarda gündeme fazla getirildiği için belki de önümüzdeki sene başlarında açıklamak gerekebilir. Ama ille de bunu açıklayacağız, zamanı geldi gibi bir kanaatimiz yok.

Aday belirleme usulünü, yöntemini görüştünüz mü?

Hayır bu konuyu da görüşmedik. Siyasi partilerin kendi kanaatleri olabilir, bunu gündeme getirirler, bu teklifler üzerinde bir müzakere yapılır ve öyle zannediyorum ki neticede bir mutabakat sağlanır. Ben büyük problem olmayacağını düşünüyorum. İsimler üzerinde şimdiye kadar hiç konuşulmadı.

Sadece adayı mı açıklayacaksınız? Liderlerin konumu, Merkez Bankası başkan adayları gibi kritik kurumların başkanı da birlikte açıklanır mı?

Ben bunun taraftarı değilim. -Millet iradesi daha tecelli etmemiş- O detaya girmek mantıkla bağdaşmaz.

Anayasa teklifinizde “Sembolik cumhurbaşkanı” diyorsunuz ama halk tarafından seçilmesi öngörülüyor. Bu biraz çelişkili değil mi?

Bizim derdimiz Cumhurbaşkanının aldığı kararların sorgulanabilmesi. Cumhurbaşkanının yetkileri müzakere edilebilir, yerine göre kısıtlanır ama ne olursa olsun, cumhurbaşkanı tek başına her türlü kararı alma ve uygulama makamında değildir artık. Kimin seçeceği, bu karar alındıktan sonra bana göre tali bir konudur.

Yanın tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

TTB Açıkladı: Hekimlerin Yurt Dışı İçin Belge Başvuruları İkiye Katladı

Yurt dışında çalışmak için “iyi hal belgesi” başvurusu yapan hekim sayısının kasım ayında 264 olduğu açıklandı. İyi hal başvuru belgesi başvuruları 2022’nin ilk 11 ayında 2 bin 417’ye ulaştı. Bu rakam, 2021 yılında 1405’di.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Doktorlar az para aldığı için ayrılıyorlar. Samimi konuşuyorum. Dost acı söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Doktorları okutan, yetiştiren devlet değil mi? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi. Az para veriyormuşuz. Sordum en az alan ne alıyordur 8-9 bin, en çok alan ne alıyordur 25 bin civarında. Buna rağmen özel sektör daha büyük paralar verdiği için kaçıp gidiyorlarmış. Açık konuşuyorum, varsın gidiyorlarsa gitsinler” demişti.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), sosyal medya hesabından, yurt dışında çalışmak için “iyi hal belgesi” başvurusu yapan hekim sayısının Kasım ayında 264 olduğunu açıkladı. TTB’nin yaptığı açıklamaya göre, iyi hal başvuru belgesi başvuruları 2022’nin ilk 11 ayında 2 bin 417’ye ulaştı. Bu rakam, 2021 yılında 1405’di.

TTB, “’Beyaz Reform’un ‘pembe tablo’larına rağmen hekimlerin ağır ve güvensiz çalışma şartları nedeniyle yurtdışına göçü artarak sürüyor. Sağlıklı bir gelecek için mücadeleye devam!” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘Gidiyorlarsa gitsinler’ demişti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 8 Mart’ta yaptığı açıklamada, “Doktorlar az para aldığı için ayrılıyorlar. Samimi konuşuyorum. Dost acı söyler. Bu hastaneleri inşa eden biziz. Doktorları okutan, yetiştiren devlet değil mi? Bu devlet sizi okuttu, yetiştirdi. Az para veriyormuşuz. Sordum en az alan ne alıyordur 8-9 bin, en çok alan ne alıyordur 25 bin civarında. Buna rağmen özel sektör daha büyük paralar verdiği için kaçıp gidiyorlarmış. Açık konuşuyorum, varsın gidiyorlarsa gitsinler” demiş ve eklemişti:

“Bizler de üniversiteleri yeni bitiren doktorlarımızı istihdam ederiz. Bunlarla yola devam ederiz. Daha da ileriye gidiyorum. Gerekirse yurt dışından ülkemize dönmek isteyenleri süratle buraya davet eder, istihdam ederiz. Buralar boş kalmaz merak etmeyin. Asistan doktorlarımızla yola devam ederiz. Doktorluk gibi aziz bir mesleği sadece paraya bina etmek, dayamak herhalde pek de insanı değildir.”

Erdoğan, bu açıklamasına gelen tepkiler üzerine 14 Mart’ta yaptığı açıklamada ise “Esasen ülkemizdeki hemen he bireyin hafızasında bilgisi ve davranışıyla üzerine unutulmaz etkiler bırakılmış daima şükranla yad ettiğimiz bir hekim mutlaka vardır. Rabbim tüm hekimlerimizden ve sağlık çalışanlarımızdan razı olsun, yokluklarını göstermesin. Çünkü bu ülkenin hekimlerine hem vefa borcu hem ihtiyacı vardır” ifadelerini kullanmıştı.

Paylaşın

Dikkat Çeken Araştırma: Gençlerde Sosyal Medya Bağımlılığı Yoksullukla İlişkili

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket üzerinden kullanıcıların maddi durumları analiz edildi. Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü. Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Bilim insanları gençlerde sosyal medya bağımlılığının yoksullukla ilişkili olduğunu ortaya koydu.

Information, Communication and Society adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan araştırma, düşük gelirli aileden gelen ergenlerin, sosyal medya bağımlılığını gösteren davranışları gösterme ihtimalinin daha fazla olduğunu gösterdi.

Uluslararası bir ekibin çalışmasında, aralarında Türkiye’nin de olduğu 43 ülkeden 179 bini aşkın öğrenci incelendi.

Facebook ve Instagram gibi sosyal medya platformlarını kullanmadığında kötü hissetme, daha az kullanmayı deneyip başaramama, olumsuz duygulardan kaçmak için kullanma gibi davranışlardan en az 6’sı olan çocukların sorunlu sosyal medya kullanımı sergilediği belirtildi.

Sosyal medya bağımlılığıyla ilgili bir anket dolduran çocukların maddi durumları da analiz edildi.

Bulgular, daha yoksul ergenlerde sorunlu sosyal medya kullanımı ihtimalinin daha yüksek olduğunu gösterdi. Uzmanlar sorunun, ekonomik eşitsizliğin daha fazla olduğu okullardaki gençlerde daha yaygın olduğunu bildirdi.

Sorunlu sosyal medya kullanımıyla gelir eşitliği arasındaki bağlantı, sadece ailesinin kendisine az destek verdiğini söyleyen gençlerde görüldü.

Araştırma ekibi bulguların arkasındaki nedenlerden biri olarak, yoksul gençlerin fotoğraf ve videoları statü ve güçle eş tutukları için paylaşmaya daha yatkın olmasını düşünüyor.

Uzmanlar “Adım atın” çağrısı yaptı

Michela Lenzi, Frank J. Elgar ve Claudia Marino gibi araştırmacıların imza attığı araştırmada hükümetlerin yeni stratejiler geliştirerek gençlere yardım etmesi gerektiği savunuldu.

Uzmanlar etkin politikalar geliştirerek, gençlerin zararlı davranışlarını bir nebze de olsa önlenebileceğini ifade etti.

Araştırmanın başyazarı Lenzi de yetkililere yaptığı çağrıda “Eşitsizlikleri azaltmak ve ergenlerin sağlıksız sosyal medya kullanım davranışlarını kısıtlamak için adım atılmalı” dedi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Asgari Ücret Görüşmeleri: İşveren 8 Bin, Sendikalar 13 Bin Lira

İşçi sendikaları asgari ücret müzakerelerine 10-13 bin TL ile başlamayı planlıyor. İşveren dünyası ise refah payını da kapsayan artışla asgari ücretin 8 bin -8 bin 500 TL arasında belirlenmesini istiyor.

Yüzde 40 oranında zam yapılması halinde asgari ücret 5 bin 500 TL’den 7 bin 700 TL’ye, yüzde 50 oranında artışla ise 8 bin 250 TL’ye çıkacak. Genel öngörü 8 bin TL’nin altında kalmayacağı yönünde.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun çalışma takvimini belirlemek üzere  Perşembe günü Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ve Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Başkanı Özgür Burak Akkol ile bir araya gelecek.

Bilgin Çarşamba günü habercilere yaptığı açıklamada Atalay ve Akkol ile komisyon toplantısıyla başlayacak sürecin şartlarını müzakere edeceklerini vurguladı. Bakan, asgari ücret başta olmak üzere çalışma yaşamını ilgilendiren konularda HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu ile de görüşeceğini söyledi.

Bakan Bilgin: İşçileri enflasyona ezdirmeyeceğiz

Bakanlık olarak asgari ücretle ilgili anket çalışması yaptırdıklarını anımsatan Bilgin, bu çalışmada küçük, orta ve büyük işletmelerde çalışan işçiler ile işverenlerin yanı sıra diğer vatandaşların asgari ücretle ilgili beklentilerini ortaya çıkarmaya çalışacaklarını kaydetti.

Asgari ücret müzakerelerinde “hayat pahalılığı, genel ekonomik durum, mevcut enflasyon ve enflasyon beklentisi, ve refah payı” ölçütleri belirleyici olacak.

Açlık sınırı 7 bin 785 Tl, yoksulluk sınırı 25 bin 365 TL 

Kasım 2022 açlık ve yoksulluk sınırı rakamları Çarşamba günü TÜRK-İŞ tarafından açıklandı. Buna göre gıda enflasyonu yüzde 137’nin üzerinde artarken Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı -açlık sınırı 7 bin 785 liraya dayandı. Yoksulluk sınırı 25 bin 365 liraya yükseldi. Evli olmayan ve çocuksuz bir kişinin yaşam maliyeti ise 10 bin 171,17 TL’ye vardı.

Asgari Ücret Komisyonu’nun ilk toplantısını gelecek hafta yapması bekleniyor. Sürecin sonunda, 2023 asgari ücret düzeyi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, ve işçi ve işveren sendikaları konfederasyonları temsilcilerince belirlenecek.

Bakan Bilgin habercilere yaptığı açıklamada “İşçileri […] enflasyona ezdirmeyeceğiz.” dedi. Geçen sene […] kümülatif olarak yüzde 94 küsur zam verdik ama enflasyonun tahribatı devam ediyor […] Bunu dikkate alan bir düzenleme yapacağız.” dedi.

Patronlar 8 bin TL, işçiler 13 bin TL diyor 

Sendikalar müzakerelere 10-13 bin TL ile başlamayı planlıyor. İşveren dünyasında ise refah payını da kapsayan artışla asgari ücretin 8 bin -8 bin 500 TL olarak belirlenmesi eğilimi var.

Türk-İş evli olmayan ve çocuksuz bir çalışanın hayat pahalılığına10 bin 171,17 TL’lik bir ücretle karşı koyabileceğini savunuyor. Tespit Komisyonu’nda olmayan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) ise, yoksulluk sınırının 26 bin 123 lira olduğundan hareketle, asgari ücretin en az 13 bin olmasını istiyor.

Yüzde 40 oranında zam yapılması halinde asgari ücret 5 bin 500 TL’den 7 bin 700 TL’ye, yüzde 50 oranında artışla ise 8 bin 250 TL’ye çıkacak. Genel öngörü 8 bin TL’nin altında kalmayacağı yönünde.

Asgari ücret nasıl artabilir?

Asgari Ücretin hangi süre için belirleneceğini tayin eden bir yasa ya da kural yok. Bakanlığın teklifiyle Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun her hangi bir zamanda bir araya gelip yeni asgari ücreti yıllık ya da aylık dilimler için belirlemesi mümkün. Asgari ücretin artışı ücretlinin kıdem ve ihbar tazminatı tutarlarının da artmasına temel oluşturuyor.

Asgari ücretin belirlenmesinde işverenin işçiye ödediği ek ücretler ve sosyal yardımlar dikkate alınmıyor. Ücret belirlenirken genel toplumsal ve ekonomik durum, ücretlilerin geçinme indeksleri, geçim şartlarını da göz önünde bulunduruluyor.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Rusya’dan Türkiye’nin Operasyon Planladığı Bölgeye Askeri Takviye

Rusya, Türkiye’nin kara harekatı düzenlemeyi planladığı Kürt güçler ve Suriye ordusunun kontrolündeki bölge askeri takviye yaptı. Rusya’nın ayrıca Suriye rejiminin elindeki Tel Rıfat’a yakın Menag askeri havaalanındaki varlığını sağlamlaştırdığı bildirildi.

Suriye’de Beşar Esad yönetimini destekleyen Rusya’nın Türkiye sınırına yaklaşık 15 kilometre mesafedeki Tel Rıfat bölgesine takviye gönderdiği belirtildi.

Bölge sakinleri ve Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin AFP haber ajansına verdiği bilgilere göre Rusya güçleri, Türkiye’nin kara harekatı düzenlemekle tehdit ettiği Kürt güçler ve Suriye ordusunun kontrolündeki bölgede varlığını arttırdı.

Tel Rıfat bölge sakinleri, Rusların takviyesinin kente ulaştığını bildirdi. Bölge sakinlerine göre Rus güçleri, bölgedeki Kürtler ve Türk yanlısı güçler tarafından kontrol edilen bölgeler arasına yeni barikatlar yerleştirdi. Kürt güçlerinin elindeki Tel Rıfat, bir yanda Suriye ordusu, diğer yanda ise Türkiye destekli muhalif güçlerle çevrili durumda.

Menag havaalanı ve Kobani

Suriye’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşu Suriye İnsan Hakları Gözlemevi ((SOHR) ise Rus güçlerinin Suriye rejiminin elindeki Tel Rıfat’a yakın Menag askeri havaalanındaki varlığını sağlamlaştırdığını ifade etti.

SOHR ayrıca Rusların Kobani yakınlarında da güçlerini takviye ettiğini kaydetti. AFP’ye konuşan SOHR güvenlik yetkilisi Rami Abdel Rahman, Rus güçlerinin helikopterlerle devriye gezdiğini belirterek “Bu takviyelerin amacı Türk askeri operasyonunu engellemek ya da geciktirmek olabilir” dedi.

Suriye’deki Kürt güçlerin oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri (SDG) salı günü Rusya’dan Türkiye üzerinde kara operasyonundan vazgeçirmek için baskı kurmasını istediğini belirtmişti.

Suriye’nin kuzeyine operasyon

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin zamanı geldiğinde “kendisini tehdit edenlere” karşı kara harekatı düzenleneceğine işaret ederek, güney sınırında 30 kilometrelik bir güvenli bölge oluşturmak amacıyla öncelikle Tel Rıfat ve ayrıca Münbiç ve Kobani’yi hedef alacaklarını ifade ediyor.

Ankara, 13 Kasım’da İstanbul’da meydana gelen ve altı kişinin ölümüne neden olan saldırılardan bölgedeki YPG’yi sorumlu tutarak Suriye’ye hava operasyonu düzenlemişti. Şimdi kara harekatına hazırlandığını belirten Ankara’ya karşı Rusya, ABD ve Almanya operasyondan vazgeçmesi çağrısında bulunuyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

IŞİD Lideri el-Kureyşi’nin Öldürüldüğü Duyuruldu

IŞİD, liderleri Iraklı Ebu Hasan el-Haşimi el-Kureyşi’nin “Allah’ın düşmanlarıyla savaşırken” öldürüldüğünü duyurdu. Sözcü, yayınladığı sesli mesajında liderlerinin nasıl öldüğüne dair detay paylaşmadı. 

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD), liderleri Iraklı Ebu Hasan el-Haşimi el-Kureyşi’nin “Allah’ın düşmanlarıyla savaşırken” öldürüldüğünü duyurdu.

IŞİD sözcüsü, yayınladığı sesli bir mesajda “Müslümanların yeni halifesi” olarak tanımladığı liderlik rolüne Ebu el-Hüseyin el-Hüseyni el-Kureyşi’nin atandığını duyurdu.

Grubun sözcüsü Ebu Ömer el-Muhacir, yayınladığı sesli mesajında ​​Iraklı liderlerinin nasıl öldüğüne dair detay paylaşmadı.

IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi’nin 2014’te Irak ve Suriye’de ‘halifelik’ ilan ettikten sonra Ekim 2019’da İdlib’deki bir ABD operasyonunda öldürülmesinin ardından örgütün lideri Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi olmuştu.

Bağdadi’nin yerine geçen Ebu İbrahim el-Haşimi el-Kureyşi ise şubat ayında ABD özel kuvvetlerinin Suriye’nin kuzeybatısında düzenlediği bir operasyonda öldürülmüştü. Yeni liderin Ebu Hasan el-Haşimi el Kureyşi olduğu açıklanmıştı.

Kureyşi’nin, geçtiğimiz mayıs ayında Türkiye’de yakalandığı öne sürülmüştü. Fransız haber ajansı AFP, haberi üst düzey bir Türk yetkiliye dayandırmıştı. Ancak iddia resmi kaynaklardan teyit edilmemişti.

Paylaşın

69 Fezleke TBMM’ye Ulaştı: Aralarında Parti Liderleri De Var

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Demokrat Parti ve Zafer Partisi’nden isimlere ait 69 fezleke TBMM’ye ulaştı. Fezlekeler arasında, CHP Lideri Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel Başkanları Sancar ve Buldan, DBP Genel Başkanı Salihe Aydeniz, ile Zafer Partisi Lideri Özdağ’da yer alıyor.

Haber Merkezi / Meclis’e gelen 69 dokunulmazlık dosyası, Anayasa ve Adalet Karma Komisyonu’na havale edildi. Gönderilen fezlekeler arasında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ten bir dosyası bulunuyor. CHP’den ayrıca, Genel Başkan Yardımcısı ve Ordu Milletvekili Seyit Torun, Mersin Milletvekili Ali Mahir Başarır, İstanbul Milletvekili Turan Aydoğan’a ait birer dosya bulunuyor.

Fezlekeler arasında, HDP’nin Eş Genel Başkanları Mithat Sancar ile Pervin Buldan’a ait ikişer, HDP Van Milletvekilleri Sezai Temelli ile Muazzez Orhan Işık hakkında dörder, HDP Van Milletvekili Tayip Temel ile HDP Batman Milletvekili Ayşe Acar Başaran hakkında üçer, HDP’den İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Hakkari Milletvekili Sait Dede, Mardin Milletvekili Pero Dundar, Ağrı Milletvekili Dilan Taşdemir, Muş Milletvekili Şevin Coşkun, Van Milletvekili Murat Sarısaç, Batman Milletvekili Feleknas Uca ve Ağrı Milletvekili Habip Eksik hakkında da ikişer dosya bulunuyor.

Yine HDP’den İstanbul Milletvekili Hüda Kaya, Mersin Milletvekili Rıdvan Turan, Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, Muş Milletvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, Van Milletvekili Abdulahat Arvas, Diyarbakır Milletvekili Remziye Tosun, İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, Mardin Milletvekili Ebrü Günay, Tunceli Milletvekili Alican Önlü, İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, Şanlıurfa Milletvekili Ayşe Sürücü, Şırnak Milletvekili Nuran İmir, Siirt Milletvekili Meral Danış Beştaş, Adana Milletvekili Kemal Peköz, Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, Ağrı Milletvekili Abdullah Koç, Gaziantep Milletvekili Mahmut Toğrul ve İzmir Milletvekili Murat Çepni hakkında 1birer dosya yer aldı.

DBP Eş Genel Başkanı ve Diyarbakır Milletvekili Saliha Aydeniz’in ise dört fezlekesi yer alıyor. Bağımsız Muş Milletvekili Mensur Işık ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık hakkında da birer dosya bulunuyor.

Ayrıca Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ile Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt hakkında hazırlanan bir fezleke de gönderilen dosyalar arasında yer alıyor. Enginyurt hakkındaki fezleke, bir TV programındaki ‘kasten yaralama’, ‘alenen hakaret’ ve ‘tehdit’ suçlamalarını kapsıyor.

Süreç nasıl işliyor?

Hakkında suç isnadı bulunan milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılıp kaldırılmamasına ilişkin talepler, Adalet Bakanlığına sunuluyor. Bakanlık, talebi gerekçeli bir yazıyla Cumhurbaşkanlığına, Cumhurbaşkanlığı ise TBMM Başkanlığına iletiyor.

Meclis Başkanlığına gelen fezlekelerin gündeme alınmasındaki süreç, İçtüzüğe göre işliyor. Milletvekili dokunulmazlığı, İçtüzüğün “Yasama Dokunulmazlığı ve Üyeliğin Düşmesi” başlıklı dokuzuncu kısmının “yasama dokunulmazlığı” alt başlıklı birinci bölümünde düzenleniyor.

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması hakkındaki istemler, TBMM Başkanlığınca “Gelen Kağıtlar” listesinde yayınlanarak Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale ediliyor.

Söz konusu fezleke ile Meclis’teki mevcut fezlekeler, sevk edildikleri Karma Komisyonda bekletilebiliyor ya da komisyonda gündeme alınabiliyor. Fezlekelerin gündeme alınması halinde süreç başlıyor. Karma Komisyon toplanıyor ve hangi fezlekeye ait dosyayı değerlendireceğine karar veriyor.

Hazırlık Komisyonu kuruluyor

Hazırlık Komisyonu, kurulduğu andan itibaren en geç 1 ay içinde dosyayı inceleyerek raporunu hazırlıyor. Bu komisyon bütün kağıtları inceleyip gerekirse o milletvekilini dinliyor ancak tanık dinleyemiyor.

Hazırlık Komisyonu, yasama dokunulmazlığının kaldırılması yönünde karar alırsa dosya Karma Komisyona havale ediliyor. Karma Komisyon da 1 ay içinde Hazırlık Komisyonu raporunu ve eklerini görüşerek sonuçlandırıyor.

Karma Komisyon, dokunulmazlığın kaldırılmasına veya kovuşturmanın milletvekilliği sıfatının sona ermesine kadar ertelenmesine karar veriyor.

Karma Komisyon kovuşturmanın ertelenmesini kararlaştırmışsa bu yöndeki raporu Genel Kurulda okunarak bilgiye sunuluyor. Bu rapora milletvekilleri tarafından 10 gün içinde itiraz edilmezse kesinleşiyor, itiraz edilmesi halinde ise rapor Genel Kurul gündemine alınıyor. İtiraz edilmeyen dosyalar Cumhurbaşkanlığına gönderiliyor.

Dokunulmazlığın kaldırılması yönündeki Karma Komisyon raporları, doğrudan Genel Kurul gündemine giriyor. Genel Kurul, raporu kabul ederek dokunulmazlığın kaldırılmasını kararlaştırabileceği gibi, raporu reddederek yargılamanın dönem sonuna ertelenmesine de karar verebiliyor.

Kovuşturma ertelenmiş ve bu karar Genel Kurulca kaldırılmamış ise dönem yenilenmiş olsa bile milletvekilliği sıfatı devam ettiği sürece ilgili hakkında kovuşturma yapılamıyor.

Genel Kurul aşaması

Milletvekillerine dağıtılan Karma Komisyon raporu, Genel Kurulda okunarak görüşülüyor. Biri lehte diğeri de aleyhte olmak üzere, iki milletvekili rapor üzerinde konuşma yapıyor.

Fezlekesi olan milletvekili isterse Hazırlık Komisyonunda, Karma Komisyonda veya Genel Kurulda kendi savunmasını yapabiliyor ya da başka bir milletvekili arkadaşına savunma yapması için bu hakkını verebiliyor.

Söz ve savunma talebi yoksa görüşmeler tamamlanıyor. Daha sonra Karma Komisyonun yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına dair raporu oylamaya sunuluyor. Genel uygulamaya göre açık oylama yapılıyor. Genel Kurulda dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı (151) yeterli oluyor.

Her dosya için ayrı oylama yapılıyor

Genel Kuruldaki oylamada, her milletvekili ve fezleke için ayrı oylama yapılıyor. Bir milletvekili hakkında iki dosya varsa iki dosya ayrı ayrı oylanıp karara bağlanıyor. Dokunulmazlık hangi dosya hakkında kaldırıldıysa yalnızca o fezleke hakkında yargılama yapılabiliyor. Milletvekilinin dönem sonuna bırakılan dosyası hakkındaki dokunulmazlığı devam ediyor.

Genel Kurul kararından sonra milletvekilinin dokunulmazlığı, söz konusu dosya için kaldırılmış oluyor.

Meclis Başkanlığı, dosyayı Cumhurbaşkanlığı aracılığıyla Adalet Bakanlığına gönderiyor. Bakanlık da dokunulmazlığı kaldırılan milletvekili hakkında gereğinin yapılması için dosyası ilgili savcılığa havale ediyor.

Savcılık da dosyanın ulaşmasının ardından soruşturmaya kaldığı yerden devam ediyor, söz konusu milletvekilini tutuklanması talebiyle mahkemeye de sevk edebiliyor ya da tutuksuz olarak yargılanmasına da devam edebiliyor.

Dokunulmazlık kalkıyor, vekillik devam ediyor

Bir milletvekilinin dokunulmazlığının kalkmasıyla milletvekilliği düşmüyor, devam ediyor. Milletvekili maaşını alıyor ve diğer sosyal haklarından yararlanıyor. Tutuklanmamışsa Meclise gelerek yasama çalışmalarına da katılabiliyor.

Ancak milletvekili hakkındaki ceza kesinleştikten sonra Genel Kurulda okunuyor ve o zaman milletvekilliği düşürülüyor.

Milletvekilinin yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına veya milletvekilliğinin düşmesine karar verilmesi halinde, Genel Kurul kararının alındığı tarihten itibaren 7 gün içinde ilgili milletvekili veya bir diğer milletvekili, kararın Anayasaya, kanuna veya İçtüzüğe aykırılığı iddiasıyla iptal için Anayasa Mahkemesine başvurabiliyor. Anayasa Mahkemesi, iptal istemini 15 gün içinde kesin karara bağlıyor.

Paylaşın

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Ekonomi Kadrosunu 3 Aralık’ta Açıklıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 3 Aralık’ta İstanbul’da Lütfü Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda, CHP’nin 37. Olağan Kurultayı’nın da temel sloganı olan “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlığı altında düzenlenecek toplantıda vizyon belgesini açıklayacak.

Toplantıda, parti yöneticileri, ekonomistler de alanlarına ilişkin birer konuşma yapacak. Toplantıya, TÜSİAD, TOBB, Türkiye İhracatçı Meclisi, TESK’in de aralarında bulunduğu ekonomiye ilişkin tüm meslek örgütlerinin temsilcilerinin de davet edildiği belirtiliyor.

CHP’li yetkililer, Cumartesi günü “İkinci Yüzyıla Çağrı” başlığıyla açıklanacak olan ekonomi yol haritasının Türkiye’nin beş önemli sorununa 13 çözüm maddesi öneren bir beyanname olduğunu ve üç yıldır üzerinde çalışıldığını belirtiyor.

Bu arada uzun süredir devam eden bu çalışma için sadece CHP’nin ekonomi kurmaylarının değil alanında uzman ekonomistlerin ve uzmanların da hazırlıkların içinde olduğu kaydediliyor.

Bu nedenle toplantıda Kılıçdaroğlu’nun açılış konuşmasının ardından bu isimlerin bazıları da sunumlar yapacak. CHP’nin ekonomi kurmayları Faik Öztrak ile Selin Sayek Böke’nin yapısal reformlar ve yeşil ekonomi ile ilgili sunuş yapmaları planlanıyor.

Ayrıca ABD’deki saygın üniversitelerden MIT’te akademisyenlik hayatını sürdüren ve dünyaca ünlü kitapları bulunan Daron Acemoğlu da video konferans yoluyla bir konuşma yapacak.

Dünyada en çok alıntı yapılan beş iktisatçıdan biri olan Acemoğlu’nun çalışma alanları arasında siyasal iktisat, ekonomik kalkınma, büyüme, teknolojik değişimler, gelir eşitsizliği ve çalışma ekonomisi bulunuyor. Acemoğlu, çalışmaları nedeniyle aralarında Global Economy Prize – Küresel Ekonomi Ödülü 2019’un da olduğu birçok ödüle layık görülmüştü.

Merkel’in danışmanı Rifkin de ekipte

Etkinliğe katılacak dikkat çeken isimlerden bir diğeri de ABD’li yazar, ekonomi ve toplum kuramcısı, aktivist, danışman olarak bilinen Jeremy Rifkin. Üçüncü Endüstriyel Devrim konseptinin fikir babası olarak kabul edilen Rifkin’in bilimsel-teknolojik değişimlerin toplum ve çevre üzerindeki etkileri hakkında çok sayıda kitabı bulunuyor.

Rifkin, Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel’in 3. Endüstri Devrimi politikası sırasındaki danışmanı idi.

Buna ek olarak Türkiye’de ekonomi dünyasındaki önemli isimlerden Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi, TCMB eski baş ekonomisti Hakan Kara ile Bilkent Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Refet Gürkaynak da bu çalışmayı hazırlayan ekibin içindeki isimlerden.

Etkinlikte söz alarak yoksulluk ile ilgili sunum yapacak olan isim ise CHP Yoksulluk Dayanışma Ofisi Koordinatörü Hacer Foggo olacak.

Ekonomide kadro hareketi

DW Türkçe’den Gülsen Solaker’in CHP’ye yakın kaynaklardan edindiği bilgilere göre Kılıçdaroğlu’nun ekonomi alanında bu isimleri etrafında toplaması gerek kendisinin gerekse altılı masanın iktidara gelmeye yönelik iddiasını da ortaya koyuyor.

CHP’nin yanı sıra altılı masanın diğer partilerinin de ekonomi politikalarını açıkladığına dikkat çeken kaynaklar, tüm bu ekonomi beyannamelerinin daha sonra bir havuzda toplanarak ortaklaştırılacağını ve altımı masanın Cumhurbaşkanı adayının seçim beyannamesi içine gireceğini belirtiyorlar.

Bu arada Ankara’da siyaset kulislerinde 3 Aralık toplantısı ekonomi ağırlıklı olmakla birlikte aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun adaylığa bir adım daha yaklaştığı yorumları yapılıyor ve bir çeşit siyasi manifesto olarak değerlendiriliyor.

Bu adımın ardından Aralık ayı sonuna kadar ya da en geç Ocak ayı başında altılı masanın ortak seçim beyannamesinin hazır olması beklenirken adayın gayri resmi şekilde kesinleşmesinin Ocak’ta olabileceği, resmen açıklanması için ise Şubat ayını bulabileceği konuşuluyor.

Paylaşın

Demirtaş, Abdullah Öcalan’la Görüşmek İçin Bakanlığa Başvurdu

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İmralı Cezaevi’nde bulunan Abdullah Öcalan ile SEGBİS ((Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi)) yoluyla görüşme başvurusunda bulunduğunu açıkladı.

Haber Merkezi / Öcalan’a uygulanan tecridin Türkiye’deki “kaotik ortamı” beslediğini ve “gerilimi giderek tırmandırdığını” belirten Demirtaş’ın Adalet Bakanlığı’nda Çarşamba günü verdiği dilekçede şu ifadeler yer aldı:

“Bilindiği üzere Abdullah Öcalan, Bakanlığınıza bağlı İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevinde yirmi üç yıla yakındır tek kişilik hücrede ve tecrit koşullarında tutulmaktadır. Kendisi, yirmi ayı aşkın süredir ailesi ve avukatları ile hukuka aykırı şekilde, görüş hakkından mahrum bırakılmıştır. Oysa geçmiş yıllarda, kendisinin dışarıyla temas kurabildiği dönemlerde Türkiye’de toplumsal barış ve demokratik çözüm umutları her seferinde büyümüş ve toplum nefes alabilmiştir.

Şu anda ülkede derin bir yoksulluk, ekonomik kriz ve sosyal bunalımlar yaşanırken hükümetin içeride ve dışarıda sürdürdüğü çatışma ve gerilim politikası büyük kayıplara, acılara yol açmaktadır. Halkın en büyük beklentisi bu hatalı politikalardan bir an önce vazgeçilmesi; yoksulluğun, işsizliğin son bulacağı bir barış ve huzur ortamının sağlanmasıdır.

Ancak birçok hatalı politikanın yanında İmralı Cezaevinde Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit de bu kaotik ortamı beslemekte, gerilimi giderek tırmandırmaktadır.

Bakanlığınızın zaten hukuka aykırı olan bu uygulamayı sonlandırmasının tüm Türkiye için daha hayırlı olacağına inanıyorum. Ülkenin her bir evladı paha biçilmez kıymetteyken göz göre göre feda edilmelerine sessiz veya izleyici kalmak, demokratik siyasete ve barışa inanan hiç kimse için ahlaklı bir tavır olmaz, olamaz.

İmralı Cezaevinde uygulanan politikalara kalıcı şekilde son verilmesi için avukat ve siyasetçi kimliğimle, bulunduğum Edirne F Tipi Cezaevinden, SEGBİS marifetiyle Abdullah Öcalan ile görüşmeyi, sonrasında da kendisinin, ailesi ve avukatları ile düzenli görüşebilmesinin sağlanmasını talep ediyorum.

Hukuka, adalete, toplumsal barışa ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğine inanan bir siyasetçi sorumluluğuyla yaptığım bu başvurunun olumlu karşılanmasını umuyor, diliyorum.”

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar ile Parti Sözcüsü Ebru Günay ve Abdullah Öcalan’ın HDP Şanlıurfa Milletvekili olan yeğeni Ömer Öcalan da geçen ay PKK lideriyle görüşmek için Adalet Bakanlığına başvuruda bulunmuştu. Ancak bu başvuruya henüz bir yanıt verilmediği öğrenildi.

HDP Sözcüsü Günay, Mezopotamya Ajansı’na verdiği röportajda Öcalan’ın dış dünya ile teması “önemli” olduğu için görüş başvurusunda bulunduklarını belirtirken “Tam bağımsız heyetlerin gitmesini, avukatların görüşmesini, siyasi heyetlerin gitmesini önemsiyoruz” dedi.

Öcalan’ın görüşlerinin kamuoyuna ulaşmaya başladığı andan itibaren “çok daha başka bir siyasetin konuşulacağını” savunan Günay, AKP’nin kendini savaş siyasetiyle ayakta tutmaya çalıştığını, bunun karşısında bir ortak barış hattı oluşturulması gerektiğini kaydetti. Bu nedenle “Öcalan’ın sesine ihtiyaç olduğunu” söyleyen Günay, “Çünkü bir çözüm siyasetinin, demokratik siyasetin, demokratik ulus felsefesinin dinamiklerinin tamamının yeniden toplumla buluşmasının zamanı” diye ekledi.

Paylaşın

Karamollaoğlu’ndan ‘Sistem’ Çıkışı: Değişmeden Hiç Bir Sorun Çözülmez

Haftalık basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan SP Lideri Karamollaoğlu, “Biz yeni bir anlayışla, hürriyeti esas alan, yeni bir Türkiye’yi inşa edeceğimizin arzusundayız. Yeni anayasa teklifimiz sadece 6 siyasi partinin değil, 85 milyonun hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır. Biz yeni bir anlayışla; her koşulda hürriyeti esas alan ve 85 milyonun insan onuruna yaraşır bir şekilde hayat süreceği Türkiye’yi inşa edeceğimizin altını çiziyoruz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hepimizin malumudur. Hem toplumsal hem de yapısal anlamda ülkemiz bir çıkmaza sokulmuştur. Devletin esas hedefi vatandaşa hizmet etmektir. Vatandaşı derinden etkileyen bir enflasyon gerçeği var. Halkın çoğunluğunu esir alan bir ekonomik sıkıntı var. Keyfi işleyen bir hukuk sistemi mevcut. Mevcut sitem değişmeden Türkiye’de hiç bir sorun çözülmez.”

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, partisinin genel merkezinde haftalık basın toplantısında gündemdeki konuları değerlendirdi. Karamollaoğlu’nun konuşmasından öne çıkanlar şöyle;

“İktidarın bütçede aslan payını rantiyeciye ayırdığını söyleyen Karamollaoğlu, bu duruma tepki gösterdi. Türkiye’de yaşanan sorunların ancak iktidar değişikliği ile mümkün olduğunu söyleyen Karamollaoğlu, “Mevcut sistem değişmeden, ekonominin düze çıkması da mümkün değildir. Gelin mış gibi yapmış bu iktidarı, hep beraber değiştirelim. Bu değişiklilik hem gereklilik hem de zorunluluk haline gelmiştir.

Biz yeni bir anlayışla, hürriyeti esas alan, yeni bir Türkiye’yi inşa edeceğimizin arzusundayız. Yeni anayasa teklifimiz sadece 6 siyasi partinin değil, 85 milyonun hassasiyet ve beklentileri dikkate alınarak hazırlanmıştır.

Biz yeni bir anlayışla; her koşulda hürriyeti esas alan ve 85 milyonun insan onuruna yaraşır bir şekilde hayat süreceği Türkiye’yi inşa edeceğimizin altını çiziyoruz.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Türkiye’yi getirdiği nokta hepimizin malumudur. Hem toplumsal hem de yapısal anlamda ülkemiz bir çıkmaza sokulmuştur. Devletin esas hedefi vatandaşa hizmet etmektir. Vatandaşı derinden etkileyen bir enflasyon gerçeği var. Halkın çoğunluğunu esir alan bir ekonomik sıkıntı var. Keyfi işleyen bir hukuk sistemi mevcut. Mevcut sitem değişmeden Türkiye’de hiç bir sorun çözülmez. Sisteme geçildiği zaman dolar 4 lira civarıydı, şu an 19 lira civarında.

Türkiye’de yoksulluk her geçen gün artıyor. Bırakın ev almayı, doğru, düzgün bir evi kiralamak dahi hayal oldu. Türkiye’de temel gıda maddelerini alamaz hale gelen milyonlarca insan var. Devlet hastanelerdeki muayene ve ilaç parasını dahi ödeyemeyecek binlerce insan var. Bütçe bir hükümetin kimliğidir, ekonomik anlayışın aynasıdır. Bu hükümetin bütçe ekonomisi hiç iç acıcı değildir. Faize ayrılan pay 550 milyar lira, aynı bütçede tarıma ayrılan bütçe ise 64 milyar lira. Bu nasıl bir yanlışlıktır.

Yanlışlığı savunmaya devam ediyorlar. Burada çiftçi nerede, tarım nerede, üretici nerede, en önemlisi Nass nerede. Cumhuriyet tarihinde faize en yüksek payı siz verdiniz. Bu bütçede çiftçi yok, asgari ücretli, memur, işçi, emekçi yoktur. Aslan payı bu yılda rantiyeciye, bir mutlu azınlığa ayrılacaktır. Yine en çok faiz lobisi kazanacaktır.”

Erbakan hocamız kim, siz kim?

Türkiye’de şuan devlet müteahhit haline geldi. Şuan ülkede en büyük inşaat devlet eliyle yapılıyor. Devletin sakat tutumundan dolayı ülkede hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Ülkemizde ekilmeyen yüzde 10 civarında arazi var. Devlet buraları ekeceğine gidip, yurtdışından tarım arazisi kiralıyor. Milli görüş anlayışı ile bugün ki iktidarın anlayışı arasında zerre benzerlik yoktur. Konya’ya gittikleri zaman, genelde de Saadet Partimize yönelik algı üretmek için hatırladıkları Erbakan Hocamız kim, siz kim? Bunlar zaman zaman Erbakan hocadan alıntılar yaptıkları için bunu söylüyorum. Merhum Erbakan hocamız ben bunları tanıyorum, ‘bunlar bir leblebi dükkanı dahi’ açamaz demişti. Hocamız haklı çıktı.

Ortadaki problemi dahi idrak etmek istemiyorlar. Bunlar teşhisini koyamadığı hastalıkları, tedavi etmeye çalışıyorlar. Bütçe, bir hükümetin kimliğidir, ekonomi anlayışının aynasıdır. Ne yazık ki, bu iktidarın ve bu sistemin bütçe karnesi de hiç iç açıcı değil. Mevcut sistem değişmeden, ekonominin düze çıkması da mümkün değildir. Gelin mış gibi yapmış bu iktidarı, hep beraber değiştirelim. Bu değişiklilik hem gereklilik hem de zorunluluk haline gelmiştir.”

Paylaşın