2021 Yılında Silah Şirketlerinin Satışları Yüzde 1,9 Arttı

Silah şirketleri, “tedarik zincirinde yaşanan aksamalara rağmen” satışlarını arttırmayı sürdürüyor. 2021 yılında silah şirketleri satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 1,9 oranında artırdı. Dünyadaki en büyük 100 silah şirketi arasında Türkiye merkezli iki şirkette yer aldı.

En büyük 100 silah şirketi arasında merkezi ABD’de olan 40 şirketin satışları 2021 yılında yüzde 0,9 azaldı. Buna göre, ABD merkezli silah şirketlerinin silah satışlarından elde ettiği toplam rakam 299 milyar dolara geriledi.

Öte yandan, listede yer alan Çin merkezli sekiz silah şirketinin silah satışları 2021 yılında 109 milyar dolara yükseldi. Bu, 2020 yılındaki rakamlar ile karşılaştırıldığında yüzde 6,3’lük bir artış demek.

Stockholm Uluslararası Barış Enstitüsü (SIPRI) 2021 yılında dünyanın en büyük silah şirketlerinin silah satışlarına ilişkin “2021 En Büyük 100 Silah Üreticisi ve Askeri Hizmet Şirketi” bilgi notunu yayınladı.

SIPRI’nin bugün (5 Aralık) yayınladığı bilgi notuna göre, 2021 yılında “tedarik zincirinde yaşanan aksama ve kesintilere rağmen” silah şirketlerinin satışları bir önceki yıla göre yüzde 1,9 oranında artış gösterdi.

Buna göre, SIPRI’nin en büyük 100 silah şirketi listesinde bulunan şirketler 2021’de toplam 592 milyar dolar değerinde silah sattı.

Söz konusu silah şirketlerinin silah satışları 2015 yılından bu yana artmaya devam ediyor. SIPRI’nin bilgi notu da silah satışlarındaki artışın 2015-2021 yılları arasında yüzde 19 olduğunu ortaya koydu.

ABD’nin satışları azaldı, Çin’in arttı

Kovid 19 pandemisinin tedarik zincirinde yol açtığı aksama ve kesintilerin sektörün faaliyetleri üzerinde etkisi olduğunu hatırlatan SIPRI’nin bilgi notuna göre, en büyük 100 silah şirketi arasında merkezi ABD’de olan 40 şirketin satışları 2021 yılında yüzde 0,9 azaldı.

Buna göre, ABD merkezli silah şirketlerinin silah satışlarından elde ettiği toplam rakam 299 milyar dolara geriledi.

Öte yandan, listede yer alan Çin merkezli sekiz silah şirketinin silah satışları 2021 yılında 109 milyar dolara yükseldi. Bu, 2020 yılındaki rakamlar ile karşılaştırıldığında yüzde 6,3’lük bir artış demek.

Rapora göre, Asya ve Okyanusya merkezli 21 silah şirketinin satışları da 2021’de yüzde 5,8’lik bir artışla 136 milyar dolar olarak kayıtlara geçti.

Bu ise Avrupa merkezli 27 şirketin satışlarından ciddi oranda daha yüksek bir rakama işaret ediyor. Buna göre, Avrupa’daki silah şirketleri geçtiğimiz yıl toplam 123 milyar dolar değerinde silah sattı.

Veri eksikliğine atıfta bulunarak bir önceki yıla kıyasla Rusya merkezli daha az şirket hakkında veri paylaşabildiğini belirten SIPRI, Rusya merkezli altı silah şirketinin satışlarının 2020’ye oranla yüzde 0,4 arttığını, bu şirketlerin 2021’de 17,8 milyar dolar değerinde silah sattığını kaydetti.

Türkiye’nin silah satışlarında da artış

SIPRI nin yayınladığı bilgi notuna göre, dünyadaki en büyük 100 silah şirketi arasında Türkiye merkezli iki şirket de yer alıyor.

Bilgi notu, ASELSAN ile Aerospace’in toplam silah satışlarının 2021 yılında 3,4 milyon dolara ulaştığını gösterdi. Listenin 56’ncı sırasında bulunan ASELSAN, bir önceki seneye kıyasla silah satışlarını yüzde 6 oranında artırarak toplam 2,2 milyon dolarlık ciro elde etti.

2020 yılında “Dünyanın en büyük 100 silah şirketi” listesinin dışında kalan Aerospace ise silah satışlarını yüzde 62 oranında artırarak yeniden listeye girdi. Rapora göre, listenin 84’üncü sırasında yer alan şirketin silah satışlarını bir yıl içerisinde bu denli artırabilmesinde Anka-S İnsansız Hava Aracı’nın (İHA) Türkiye ordusuna teslimatı etkili oldu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Enflasyon Yüzde 84,39

TÜİK, kasım ayında aylık enflasyonunu yüzde 2,88, yıllık enflasyonunu yüzde 84,39 olduğunu açıkladı. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise, kasım ayında aylık enflasyonun yüzde 4,24, yıllık enflasyonu ise yüzde 170,70 olduğunu duyurdu.

Haber Merkezi/ Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kasım ayı enflasyon verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, kasım ayında aylık enflasyonunu yüzde 2,88, yıllık enflasyonunu yüzde 84,39 oldu.

TÜİK Ekim’de yıllık enflasyonu yüzde 85,5 olarak vermişti. 7 Aralık’ta başlayacak asgari ücret görüşmeleri için açıklanan veri önemli.

TÜİK’in verilerine göre Kasım’da 2021’in aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 35,87 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, yıllık artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 107,03 ile ulaştırma oldu.

Aylık bazda en az artış yüzde -1,42 ile giyim ve ayakkabıda oldu. En yüksek artış ise yüzde 5,75 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

TÜİK, 4 Haziran’daki verilerle birlikte açıklamayı bıraktığı madde sepeti listesini bu ayda da yayımlamadı. Ancak Kasım’da endekste kapsanan 144 temel başlıktan 17 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleştiğini, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadığını, 119 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleştiğini belirtti.

ENAG: Enflasyon yüzde 170,70

TÜİK’e alternatif akademisyenlerin bağımsız hesaplama yaptığı Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise Kasım’da aylık enflasyonun yüzde 4,24, yıllık enflasyonu ise yüzde 170,70 olduğunu duyurdu.

ENAG’a göre de en az aylık artış yüzde 0,08 ile sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 15,40 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti. Giyim ve ayakkabıyı yüzde 14,26 ile ev eşyası izledi.

ENAG’ın paylaştığı verilere göre kalem bazında en fazla artış yüzde 18,05 ile pardösüde (kadın için) yaşandı. Bunu yüzde 16,87 ile bebek arabası, yüzde 15,17 ile ayakkabı (erkek için), yüzde 2,95 ile bulgur ve yüzde 12,33 ile elektrikli küçük ev aletleri (tost makinası) takip etti.

Kalem bazında cam ev eşyası (yüzde -4,25), sucuk (yüzde -1,38), bal (yüzde -1,25) ve suyun (yüzde -1,05) fiyatında düşüş oldu.

Dünyada enflasyon oranları nasıl?

Türkiye dünya genelinde en yüksek enflasyona sahip yedinci ülke. Türkiye’den yüksek enflasyona sahip Zimbabve’nin yıllık enflasyonu yüzde 255, Lübnan’ın yüzde 158, Venezuela’nın yüzde 156, Suriye’nin      yüzde 139, Sudan’ın 103 ve Arjantin’in yüzde 88.

Yedinci sıradaki Türkiye’nin (yüzde 84,39) ardından gelen Sri Lanka’nın yüzde 61, İran’ın yüzde 52,2, Surinam’ınsa yüzde 49,1. G20 ülkeleri arasında ise en yüksek enflasyon Arjantin’in. Türkiye ikinci sırada.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 170,70

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) kasım ayında aylık enflasyonun yüzde 4,24, yıllık enflasyonu ise yüzde 170,70 olduğunu duyurdu. TÜİK ise, yıllık enflasyonun yüzde 84,39 olduğunu duyurdu.

Haber Merkezi/ Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), kasım ayına ilişkin enflasyon verilerini açıkladı.

ENAG verilerine göre, kasım ayında aylık enflasyon yüzde 4,24, yıllık enflasyonu ise yüzde 170,70 oldu.

ENAG’a göre de en az aylık artış yüzde 0,08 ile sağlık, en fazla yükseliş ise yüzde 15,40 ile giyim ve ayakkabı grubunda gerçekleşti. Giyim ve ayakkabıyı yüzde 14,26 ile ev eşyası izledi.

ENAG’ın paylaştığı verilere göre kalem bazında en fazla artış yüzde 18,05 ile pardösüde (kadın için) yaşandı. Bunu yüzde 16,87 ile bebek arabası, yüzde 15,17 ile ayakkabı (erkek için), yüzde 2,95 ile bulgur ve yüzde 12,33 ile elektrikli küçük ev aletleri (tost makinası) takip etti.

Kalem bazında cam ev eşyası (yüzde -4,25), sucuk (yüzde -1,38), bal (yüzde -1,25) ve suyun (yüzde -1,05) fiyatında düşüş oldu.

TÜİK: Enflasyon yüzde 84,39

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise kasım ayında aylık enflasyonunu yüzde 2,88, yıllık enflasyonunu yüzde 84,39 olarak açıkladı. TÜİK Ekim’de yıllık enflasyonu yüzde 85,5 olarak vermişti. 7 Aralık’ta başlayacak asgari ücret görüşmeleri için açıklanan veri önemli.

TÜİK’in verilerine göre Kasım’da 2021’in aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 35,87 ile haberleşme oldu. Buna karşılık, yıllık artışın en yüksek olduğu ana grup ise yüzde 107,03 ile ulaştırma oldu.

Aylık bazda en az artış yüzde -1,42 ile giyim ve ayakkabıda oldu. En yüksek artış ise yüzde 5,75 ile gıda ve alkolsüz içecekler oldu.

TÜİK, 4 Haziran’daki verilerle birlikte açıklamayı bıraktığı madde sepeti listesini bu ayda da yayımlamadı. Ancak Kasım’da endekste kapsanan 144 temel başlıktan 17 temel başlığın endeksinde düşüş gerçekleştiğini, 8 temel başlığın endeksinde değişim olmadığını, 119 temel başlığın endeksinde ise artış gerçekleştiğini belirtti.

Dünyada enflasyon oranları nasıl?

Türkiye dünya genelinde en yüksek enflasyona sahip yedinci ülke. Türkiye’den yüksek enflasyona sahip Zimbabve’nin yıllık enflasyonu yüzde 255, Lübnan’ın yüzde 158, Venezuela’nın yüzde 156, Suriye’nin      yüzde 139, Sudan’ın 103 ve Arjantin’in yüzde 88.

Yedinci sıradaki Türkiye’nin (yüzde 84,39) ardından gelen Sri Lanka’nın yüzde 61, İran’ın yüzde 52,2, Surinam’ınsa yüzde 49,1. G20 ülkeleri arasında ise en yüksek enflasyon Arjantin’in. Türkiye ikinci sırada.

Paylaşın

Şebnem Korur Fincancı’ya Destek Veren TTB: Geri Adım Attıramayacaklar

Tutuklanan Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkında açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği (TTB), açıklamasında, “TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, demokratik hukuk devleti ilkeleri ve bilim insanlarının mesleki özerkliği ilkesi hiçe sayılarak iktidar çevreleri ve medyası tarafından hedef gösterilmiş ve ardından hukukla bağdaşmayacak bir kararla tutuklanmıştır” ifadelerine yer verdi.

“TTB ve sağlık hakkı mücadelemiz susmadı susmayacak” başlıklı açıklamada, “Başkanımızın tutukluğun üzerinden bir ayı aşkın zaman geçmişken iktidar çevrelerinin asıl amacı daha da belirginleşmiş ve bu süreci meslek örgütümüzün özerkliğine, hekimlerin mesleki bağımsızlığına yönelik topyekûn bir saldırıya dönüştürme çabası açıkça ortaya çıkmıştır. Toplumun her alanında eleştiren, sorgulayan aykırı ses istemediklerini; tüm meslek örgütlerini hedefe aldıkları bir yasa çalışması içinde olduklarını söyleyerek bir kez daha ortaya koymuşlardır” ifadeleri yer aldı.

Türk Tabipleri Birliği (TTB), tutuklanan Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı hakkındaki dava ve iktidarın TTB’ye yönelik tutumuyla ilgili basın açıklamasında bulundu.

Basın toplantısında konuşan TTB Merkez Konseyi üyesi Dr. Onur Naci Karahancı,Fincancı’nın tutuklanmasıyla birlikte iktidarın gerçek niyetinin açığa çıktığını, TTB’yi ve meslek örgütlerini hedefe koyan bir algı operasyonu yürütüldüğünü söyledi.

TTB Merkez Konseyi İkinci Başkanı Dr. Ali İhsan Ökten tarafından okunan açıklamada ise “TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Şebnem Korur Fincancı, demokratik hukuk devleti ilkeleri ve bilim insanlarının mesleki özerkliği ilkesi hiçe sayılarak iktidar çevreleri ve medyası tarafından hedef gösterilmiş ve ardından hukukla bağdaşmayacak bir kararla tutuklanmıştır” denildi.

“TTB ve sağlık hakkı mücadelemiz susmadı susmayacak” başlıklı açıklamada, “Başkanımızın tutukluğun üzerinden bir ayı aşkın zaman geçmişken iktidar çevrelerinin asıl amacı daha da belirginleşmiş ve bu süreci meslek örgütümüzün özerkliğine, hekimlerin mesleki bağımsızlığına yönelik topyekûn bir saldırıya dönüştürme çabası açıkça ortaya çıkmıştır. Toplumun her alanında eleştiren, sorgulayan aykırı ses istemediklerini; tüm meslek örgütlerini hedefe aldıkları bir yasa çalışması içinde olduklarını söyleyerek bir kez daha ortaya koymuşlardır” ifadeleri yer aldı.

“TTB susarsa sağlık da susar”

Başta TTB olmak üzere meslek örgütlerine yöneltilen “antidemokratik müdahalelerin” tüm topluma verilmiş bir gözdağı olarak tanımlandığı açıklamada, “İktidar çevreleri ülkemizde halkın sağlığının en önemli savunucusunun TTB olduğunu bilmektedir. TTB’yi etkisizleştirmeye, güçten düşürmeye, mümkünse tamamen susturmaya yeltenmeleri siyasal, sosyal ve sağlık alanı başta olmak üzere hayatın tüm alanında sürdürdükleri halkın sağlığına zararlı politikaları daha da arttırmaktan öteye gitmeyecektir. Unutmasınlar, toplum da çok iyi bilmektedir ki: TTB susarsa sağlık da susar” denildi.

“Dün olduğu gibi bugün de hem meslek örgütümüzün hem de Merkez Konseyi Başkanımız Dr. Şebnem Korur Fincancı’nın yanında olacağız” denilen TTB açıklamasında, “Biz topluma ve hekimlere onların sağlığını ve emeğini korumak için söz verdik ve dün olduğu gibi bugün de hiçbir iktidar bize geri adım attıramayacak. Türk Tabipleri Birliği, kimlerin iktidarda olduğuna bakmadan, tarihinin her döneminde olduğu gibi bugün de hekimler için hekimlerle birlikte mücadelesine devam edecektir” ifadesi kullanıldı.

Fincancı’nın tutukluluk süreci

TSK’nın PKK’ya karşı kimyasal silah kullandığı yönündeki iddiaların araştırılması için çağrıda bulunmasının ardından gözaltına alınan Fincancı,27 Ekim’de Ankara Adliyesi 3’üncü Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmıştı. Korur Fincancı o tarihten beri Sincan Kapalı Kadın Cezaevi’nde bulunuyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan iddianamede, TSK’nın meşru müdafaa kapsamındaki legal faaliyetleri ile terör örgütünün illegal faaliyetlerini bağdaştırma suretiyle “terör örgütü propagandası” yaptığı öne sürülen Fincancı’nın 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.

Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, Fincancı’nın ikamet yerinin İstanbul olması, soruşturmanın da burada yürütülmesi nedeniyle İstanbul’daki ağır ceza mahkemesinin yargılamaya yetkili olduğuna karar vererek dosyayı İstanbul 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne göndermişti.

Fincancı hakkında açılan davanın ilk duruşması, İstanbul 24’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 23 Aralık’ta yapılacak.

MHP’den TTB kanununda değişiklik talebi
Geçtiğimiz haftalarda da Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) TTB’nin isminden “Türk” ifadesinin çıkarılmasını öngören kanun teklifini TBMM’ye sunmuştu.

Türk Tabipleri Birliği kanununda değişiklik yapılmasını öngören yasa teklifinde, “Türk Tabipleri Birliği” ifadesinin “Tabipler Birliği” olarak değiştirilmesi talep edildi.Terör suçlarından mahkûm olanların ya da KHK ile kamu hizmetinden çıkarılanların üyeliklerinin sonlandırılması istenen teklifte, mesleğini serbest olarak icra eden hekimlerin tabip odasına üye olma zorunluluğunun kaldırılması da öngörüldü.

Paylaşın

HDP Cumhurbaşkanı Adayı Çıkaracak Mı? Sancar Açıkladı

HDP Eş Genel Başkanı Sancar, “Cumhurbaşkanlığı için ya Cumhur İttifakı ya da Altılı Masa sizin kapınıza dayanacak, gelecek. Hangi protokol sizin A’nın ya da B’nin adayını desteklemeye ikna etmeye yeter, şartlarınız neler?” sorusuna şu ifadelerle yanıt verdi:

“Cumhurbaşkanlığı seçimi için, sistemin özelliklerini de dikkate alarak -yüzde 50+1- bir yöntem önerdik. Kime önerdik? Altılı Masa’ya önerdiğimiz gibi bir yorum yapılıyor. Onlar da dahil olmak üzere bütün toplumsal muhalefet güçlerine önerdik. Dedik ki, bizim önerimiz doğrudan diyalog ve açık müzakere.

Belirttiğimiz 11 madde üzerinde bir mutabakat sağlanırsa ortak aday fikrini görüşürüz. Bunu bir buçuk yıla yakın bir süre önce söyledik. Bu kadar açık konuşan bir parti var mı? Peki karşılık bulmazsak ne yapacağız? Doğal olarak bizim yapacağımız iş kendi yolumuza bakmak ve stratejimizi güçlendirecek yeni adımlar atmaktır. Ama stratejimiz değişmemiştir.”

Sancar, “Yani siz bir aday mı çıkaracaksınız?” sorusuna ise, “Aday çıkarma çalışmalarına başladığımızı da ilan ettik. Ama onu da iki sütun üzerine kurduğumuzu söyledik. Son derece açık konuşuyoruz ve ne dediğimizi de iyi biliyoruz” şeklinde yanıt verdi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, Artı TV’de yayınlanan İrfan Aktan ile Gündem Özel programına konuk oldu.

Selahattin Demirtaş’ın açıklamasının hatırlatılması üzerine Sancar, konu hakkında yapılan açıklamaların yeterli olduğunu belirtti. Sancar, “Bununla ilgili açıklamalar yeterlidir, buna ekleyecek bir şey yok” dedi.

Aktan’ın, “O dönem için ne hedeflenmiş olabilir?” sorusu üzerine Sancar, “O zaman için neyin hedeflendiğini çok uzun konuşmamız gerekir. Sırrı Süreyya Önder’in açıklaması bu açıdan gerçekten çok berraktı. O dönemde yaşananlarla ilgili bir tartışma yapacak şartlar ve ortam yoktur. Söyleyeceğiniz her söz kendisi içinde olduğu için oradan söylüyor Halk TV’ye gönderdiği açıklamada, olsaydı daha fazlasını konuşurdum ama böyle bir ortam yok” yanıtını verdi.

“Dolayısıyla bir yerinden başladığınız zaman, konuşmanız gereken çok fazla şey var ve şu an bunların hepsini konuşabileceğiniz gerçekten şartlar yok, gerçekten ortam yok” diyen Sancar, “O nedenle ben hem Selahattin arkadaşımız hem Sırrı Süreyya Önder arkadaşımızın yaptıkları açıklamaları yeterli buluyorum. Bunların esas alınması şu an, şu şartlar için kafidir ama çözüm süreciyle ilgili muhasebeyi çok daha farklı zamanlarda çok daha geniş yapmakta bir ihtiyaçtır” ifadelerini kullandı.

Sancar’ın aday belirleme süreci ve başka bir adaya destek şartlarıyla ilgili sorulara yanıtları ise şöyle oldu:

Cumhurbaşkanlığı için ya Cumhur İttifakı ya da Altılı Masa sizin kapınıza dayanacak, gelecek. Hangi protokol sizin A’nın ya da B’nin adayını desteklemeye ikna etmeye yeter, şartlarınız neler?

Biz bunun yöntemini ve şartlarını 2021 Eylül’ündeki deklarasyonumuzda açıkladık. Biz parlamento seçimlerine kendi ittifaklarımızla gideceğiz. Bu ittifakın üst kavramı demokrasi ittifakıdır. En önemli sütunu, somut ürünü Emek ve Özgürlük İttifakı oldu. Bunu genişletmeyi hedefliyoruz.

Cumhurbaşkanlığı seçimi için, sistemin özelliklerini de dikkate alarak -yüzde 50+1- bir yöntem önerdik. Kime önerdik? Altılı Masa’ya önerdiğimiz gibi bir yorum yapılıyor. Onlar da dahil olmak üzere bütün toplumsal muhalefet güçlerine önerdik. Dedik ki, bizim önerimiz doğrudan diyalog ve açık müzakere. Belirttiğimiz 11 madde üzerinde bir mutabakat sağlanırsa ortak aday fikrini görüşürüz. Bunu bir buçuk yıla yakın bir süre önce söyledik. Bu kadar açık konuşan bir parti var mı?

Peki karşılık bulmazsak ne yapacağız? Doğal olarak bizim yapacağımız iş kendi yolumuza bakmak ve stratejimizi güçlendirecek yeni adımlar atmaktır. Ama stratejimiz değişmemiştir.

Yani siz bir aday mı çıkaracaksınız?

Aday çıkarma çalışmalarına başladığımızı da ilan ettik. Ama onu da iki sütun üzerine kurduğumuzu söyledik. Son derece açık konuşuyoruz ve ne dediğimizi de iyi biliyoruz.

Öne çıkan bir isim oldu mu?

Hayır isim değil, nitelikleri somutlaştırma çalışmasıyla ilgili bu tartışmalar kurulumuzda yürütüldü ama ittifak güçlerimiz de var. Şu anda demokrasi çevreleri dediğimiz geniş bir kesim var, onlarla da istişare ederek ana hatlarını dile getirdiğimiz adayın nitelikleri konusunu somutlaştırıyoruz. Bir yandan da bu somutlaşan niteliklere uygun isim arayışını da yürütecek bir çalışma grubu oluşturduk.

Sizin kendi adayınız haricinde mesela Kılıçdaroğlu profili bahsettiğiniz kriterlere uygun mu?

Bir defa isim konuşmuyoruz bu bir. Yöntem öneriyoruz. Altılı Masa kendi adayını belirler, bu Sayın Kılıçdaroğlu olur, başka biri olur, bunu bilmiyoruz. Doğrudan o tartışmanın bir parçası değiliz. Biz nitelikleri sayıyoruz, sürecin nasıl işlemesi gerektiğini belirtiyoruz. Ne demek bu? Belirlenen aday, bizim daha önce açıkladığımız deklarasyonumuzda tutum belgemizde temel ilkelere uygun bir şahsiyet mi, bunu taşıyabilecek bir şahsiyet mi? Bizimle doğrudan diyalog, açık müzakere ve mutabakat yöntemiyle görüşmeye gelecek mi? Mesele bu. Kim olursa olsun.

Mithat Sancar’ın gündeme dair yaptığı açıklamaların tamamı için TIKLATIN

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan: Enflasyon, Hırsızlığın Modern Bir Yöntemidir

Parti çalışmaları için gittiği Malatya’da halk buluşmasında konuşan DEVA Lideri Babacan, “Sabit ücretle geçinmeye çalışan herkes çok haklı. Enflasyon patladı gitti. ‘Yıl başında asgari ücrete zam vereceğiz, emekli maaşını artıracağız’ diyorlar. Kepçeyle aldıklarını kaşıkla verecekler.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Enflasyonun kazananı parası olandır. Kaybeden; sabit gelirle geçinmeye çalışan işçidir, memurdur, emeklidir. Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir.”

Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, parti çalışmaları için gittiği Malatya’da halk buluşmasında konuştu. Babacan şu ifadeleri kullandı:

“(DEVA Partisi’nin eylem planlarını göstererek) “Seçimlerden sonra kurulacak hükûmetin programını hazırlıyoruz. Bütün bakanların ev ödevlerini hazırlıyoruz. İktidara soruyorum. Böyle bir hazırlığınız var mı? Bu ülkenin sorunlarını nasıl çözeceksiniz? Bugüne kadar 16 tane eylem planı açıklamışız. Verdiğimiz her sözü yazılı veriyoruz. Ne yapacağımızı sıralayıp takvime bağlıyoruz.

‘Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir’

Sabit ücretle geçinmeye çalışan herkes çok haklı. Enflasyon patladı gitti. ‘Yıl başında asgari ücrete zam vereceğiz, emekli maaşını artıracağız’ diyorlar. Kepçeyle aldıklarını kaşıkla verecekler. Enflasyonun kazananı parası olandır. Kaybeden; sabit gelirle geçinmeye çalışan işçidir, memurdur, emeklidir. Enflasyon, hırsızlığın modern bir yöntemidir.

‘Maliyeti aşağı çek; fiyatlar nasıl düşüyor, gör’

‘Fiyatı niye yükselttin’ diye esnafı, marketçiyi, pazarcı esnafını suçluyorlar. Halbuki maliyeti düşürün. Enflasyon böyle düşer. Gübrenin, yemin parasının yarısını devlet olarak karşılayacaksın; elektriği, mazotu çiftçiye ucuza sağlayacaksın ki maliyet düşsün. Maliyeti aşağı çek, fiyatlar nasıl düşüyor, gör.

(200 lira göstererek) “200 lira 2009’da tedavüle çıktığında 134 dolar ediyordu. Bugün 11 dolar ediyor. 123 dolar kaybolmuş. Bu paranın içinden 123 doları kim aldı? Nereye gitti bu para? Bu paranın değeri niye düştü? Malatya cevabı biliyor: Kötü yönetim.

‘Bu mu ekonomi yönetimi?’

(Cep telefonunu göstererek) “Akıllı telefon temel ihtiyaç. Gençlere ‘Şikâyet etme, çıkart bakayım telefonunu’ diyorlar. Öyle diyen cevabını alıyor. Amerika’da asgari ücretle geçinen birisi 1 haftalık maaşıyla en iyisinden bir telefon alabiliyor. Türkiye’de bu süre 6 ay. Amerika’da 7 gün, Avrupa’da 8-9 gün, bizde 180 gün. Bu mu ekonomi yönetimi? ‘Ben ekonomistim, alanım ekonomi’ deyip ülkeyi içine düşürdüğü alanı görüyorsunuz.

Bir kişi her şeyi bilemez. Ülkeyi yönetiyorsanız bilenlerle çalışmak zorundasınız. Bir lider ancak sağlam kadroların üzerinde yükselir. ‘Her şeyi ben yaptım, ben yapıyorum’ demeye başlarsan ülke de kaybeder sen de kaybedersin.

Sayın Erdoğan, Sayın Bahçeli ‘yeni anayasa’ deyip duruyorlardı. İki yıldır ne koydular ortaya? Biz altı parti bir araya geldik, 84 maddelik anayasa değişiklik önerimizi masaya koyduk. Biz iş üretiyoruz. Bunların işi gücü laf üretmek.

‘Hükûmetin iyi yaptığı şeyleri devam ettireceğiz’

Hükûmetin yaptığı bir miktar bir şeyler var, doğru. Sayısı az. İyi yaptığı şeyleri devam ettireceğiz. Yarım yaptıklarını tamamlarız. Yanlışlarını da çöpe atarız, doğrularını yaparız. Siyaha siyah, beyaza beyaz.

Türkiye’de bir demokrasi mücadelesi veriyoruz. İnsan hak ve özgürlüklerinin doyasıya yaşandığı bir ülke hedefliyoruz. Eşit vatandaşlığın olduğu, her bir vatandaşın haklarını doyasıya yaşadığı bir ülke hedefliyoruz. Adaleti hep beraber sağlayacağız.

Bu ülkede bir Kürt sorunu var. Pek çok kesimin farklı sorunları var. Bu sorunları aşmakta eşit vatandaşlık diyoruz. İnsanın anasından doğduğu için sahip olduğu hakkı devlet aynen tanımalı. Temel haklar pazarlık konusu yapılmaz. Devlet bunun kefili olur. Onu da biz gerçekleştireceğiz.”

Paylaşın

ABD, Suriye’de DSG’yle Ortak Devriyelere Yeniden Başladı

Suriye’nin Hasake vilayetindeki ABD üssünden 4 Amerikan ve 1 Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) ait zırhlı aracın birlikte çıktığı görüldü. Devriye’nin Irak sınırı yakınlarındaki bir diğer Amerikan üssüne doğru hareket ettiği bildirildi.

AP’nin haberine göre, Amerikalı yetkililer yeniden başlayan devriyelerin IŞİD militanlarının tespiti için yapılmadığını IŞİD’li esirlerin tutulduğu hapishaneler ve bağlantılı ailelerin tutulduğu kampların etrafıyla sınırlı olduğunu duyurdu.

CENTCOM devriyelerin durduğunu açıklamıştı

Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile Suriye’deki ortak askeri devriyelerini durdurduğunu duyuran ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), devriyelerin ‘özellikle cezaevleri çevresinde’ kısıtlı bir şekilde devam ettiğini açıklamıştı.

Merkez Komutanlık sözcüsü Albay Joe Buccino, konuyla ilgili açıklamasında “DSG, el-Hol kampı, gözaltı tesisleri ve cezaevlerinde devriye gezmeye ve güvenliği sağlamaya devam ediyor. IŞİD, bölgesel güvenlik ve istikrar için bir tehdit olmaya devam ediyor. IŞİD’in kalıcı yenilgisine bağlı kalmaya devam ediyoruz ve gelecekte IŞİD’e karşı operasyonların yeniden başlamasını dört gözle bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Çatı yapısını Kürt YPG güçlerinin oluşturduğu SDG’nin sözcülerinden Aram Henna, Reuters’a “Koalisyonla tüm koordinasyon ve ortak terörle mücadele operasyonlarının yanı sıra düzenli olarak yürüttüğümüz tüm ortak özel operasyonlar durduruldu.” açıklamasında bulunmuştu.

ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Sözcüsü Tuğgeneral Patrick Ryder ise daha önce yaptığı bir açıklamada IŞİD’e yönelik operasyonların durmadığını söylemişti.

SDG askeri lideri Mazlum Abdi hafta başında Reuters’a verdiği demeçte, Türkiye’nin sınır boyunca daha önce görülmemiş bir şekilde asker konuşlandığını belirterek Washington’dan Ankara’nın durdurulmasına yönelik “daha güçlü” bir mesaj beklediklerini dile getirmişti.

Abdi konuşmasında, “Hala tedirginiz. Türkiye’yi durdurmak için daha güçlü, daha somut açıklamalara ihtiyaç var. Türkiye niyetini açıkladı ve şimdi nabız yokluyor. Bu bir işgalin başlangıcı, diğer ülkelerin pozisyonlarını nasıl analiz ettiğine bağlı olacak.” demişti.

Türkiye, İstanbul Beyoğlu’nda gerçekleşen ve 6 kişinin hayatını kaybettiği, 80’den fazla kişinin de yaralandığı bombalı saldırıdan PKK ve PYG’yi sorumlu tutmuş ve Suriye’ye yönelik kara harekatının başlatılacağı açıklamasında bulunmuştu. PKK ve YPG ise saldırının sorumluluğunu üstlenmemiş, IŞİD’i adres göstermişti.

Önce Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki PKK/YPG mevzilerini hava harekatıyla hedef alan Türkiye, “en uygun bir zamanda” kara operasyonunun başlayacağını belirtiyor. Ankara ayrıca, Kürt güçlerin, kontrol ettikleri bölgelerden çekilmesi ve yerine Suriye ordu güçlerinin konuşlanması gerektiğini kaydediyor.

Aralarında ABD, Rusya, Almanya ve Fransa’nın da bulunduğu ülkeler ise Türkiye’ye itidalli olması çağrısında bulunuyor. ABD, Kürt güçlerin IŞİD’le savaştığını belirterek, Ankara’nın olası operasyonu sonrası bu örgütle mücadelenin akim kalacağını iddia ediyor.

Şam yönetiminin en güçlü destekçisi konumundaki Moskova, Türkiye-Suriye sınırı boyunca gerilimin azaltılması çağrısında bulunmuştu.

Paylaşın

Mahsa Amini Protestoları: Sinema Oyuncusu Mitra Heccar Tutuklandı

İran’da ‘tesettüre uygun olmayan’ giyimi gerekçesiyle gözaltına alındıktan sonra hayatını kaybeden Mahsa Amini’nin ölümü sonrası başlayan protestolara destek veren İranlı oyuncu Mitra Heccar tutuklandı.

İran resmi haber ajansı IRNA’nın haberine göre, Sinema Evi’ne bağlı sanatçıların tutuklanmasından sorumlu takip komitesinin üyesi Mehdi Kuhiyan, ünlü sinema oyuncusu Heccar’ın tutuklandığını duyurdu. Haberde, Heccar’ın tutuklanma nedenine ilişkin bilgi verilmedi.

Çevre aktivisti kimliğiyle de bilinen ve ülkedeki gösterilere destek veren sanatçılar arasında yer alan Heccar geçen ay “sosyal medyada belgesiz ve provokatif içerik yayınlanmak” suçlamasıyla savcılıkta ifade vermişti.

İran’da bazı sinema oyuncuları, “ayaklanmaları teşvik etmek ve provokatif sosyal medya paylaşımları yapmak” gibi gerekçelerle tutuklanmıştı.

İran Sinema Evi’nden konuyla ilgili yapılan açıklamada, bazı sinemacılara yönelik gözaltı ve tutuklamaların devam etmesi halinde üyelerin greve giderek, ülkedeki sinema ve dizi projelerinden çekileceği belirtilmişti.

İran’da kadınlara nasıl muamele yapılıyor?

İran, Afganistan’daki Taliban rejimi dışında kamusal alanda başörtüsü takmayı zorlayan tek ülke.

İranlı kadınların eğitime tam erişimi var, ev dışında çalışıyor ve kamu görevlerinde bulunuyorlar. Ancak, başörtüsü takmanın yanı sıra uzun, bol elbiseler de dahil olmak üzere halka açık yerlerde “mütevazı” giyinmeleri gerekiyor. Evli olmayan erkek ve kadınların birbirine yakın durması ve teması yasak.

1979 İslam Devrimi’nden sonraki günlere dayanan kurallar, “devletin her kademesinde yolsuzluk ve rüşvet gibi durumların aleniyet kazandığı ülkede” ahlak polisi tarafından uygulanıyor.

Resmi olarak Rehberlik Devriyesi olarak bilinen bu birimler, halka açık alanlarda geziyor ve hem erkeklerden hem de kadınlardan oluşuyor.

Uygulama, bir noktada ahlak polisini aşırı saldırgan olmakla suçlayan ve nispeten ılımlı olan eski Cumhurbaşkanı Hassan Ruhani döneminde yumuşatıldı. 2017 yılında kadınların kıyafet kurallarını ihlal ettikleri için tutuklanmayacağı sadece uyarılacağı açıklandı.

Ancak geçen yıl seçilen sert görüşlü Reisi yönetiminde, ahlak polisinin ajanları farklı bir uygulamaya geçti.

BM insan hakları ofisi, son aylarda genç kadınların yüzlerine tokat atıldığını, coplarla dövüldüklerini ve polis araçlarına alındıklarını söylüyor.

Ne olmuştu?

İran’ın Sakız kentinden başkent Tahran’a akrabalarını ziyarete gelen Mahsa Amini erkek kardeşinin kullandığı aracı durduran ahlak polisince gözaltına alınmıştı. Kardeşine, nasihat edilip serbest bırakılacağı söylenerek götürülen genç kadının, gözaltına alındıktan iki saat sonra komaya girdiği ve kaldırıldığı hastanede öldüğü ortaya çıktı.

Devlet televizyonu Amini’nin dövüldüğü iddialarını yalanlayarak, polisin genç kadını “nasihat etmek ve eğitmek” üzere karakola götürdüğünü ve orada kalp krizi geçirdiğini söyledi. Akrabaları, kadının herhangi bir kalp rahatsızlığı olduğunu yalanladı.

Devlet televizyonu bir polis karakolunda Amini olduğu söylenen bir kadının oturduğu koltuktan bir yetkiliyle konuşmak üzere kalktıktan sonra yere düştüğünü gösteren güvenlik kamerası kayıtları yayınladı. Ancak görüntülerden kadının Amini olduğu doğrulanamadı.

Amini’nin dövülerek öldürüldüğü yolunda sosyal medyada yayılan iddialarını reddeden Tahran emniyeti açıklamasında, “Ayrıntılı araştırmalara göre, Amini’nin araca alınması sonrasında ve tutulduğu karakolda fiziksel bir temas olduğunu” reddetti.

Ancak, İran’ın yarı resmi Fars haber ajansı, Mahsa Amini’nin ahlak polisince dövülmesi nedeniyle komaya girdiğini duyurdu.

Şu ana kadar Tahran, Senendec, Kerec, Tebriz, Meşhed, Kiş, Kirman, Yezd, Reşt, Bender Abbas, Abadan, Kirmanşah, Erdebil, İsfahan, Urumiye, Kazvin, Zencan, İlam, Mazenderan, Hemedan başta olmak üzere birçok şehirde gösteriler düzenlendi. Birçok noktada eylemciler ile güvenlik güçleri arasında şiddetli arbede yaşandı.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu: Yönetim Anlayışını Kökten Değiştirmeliyiz

Partisinin “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşmasında” konuşan CHP Lideri Kılıçdaroğlu, “Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür. Bunun için yönetim anlayışımızı, yaklaşımımızı kökten değiştirmeliyiz” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak bunun çaresi, mevcut tek adam gitsin, başka bir tek adam gelsin değildir. Tek adam gitsin mi? Evet gitsin. Tek adam rejimi bitsin mi? Evet bitsin. Ancak yerine yeni bir sistem, çalışan yeni bir sistem gelsin. Yeni bir tek adam aramıyoruz. Bugün bizden bambaşka bir sistemin altyapısını dinleyeceksiniz”

CHP’nin “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması”, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Teşekkür ederim. O da olacak, o da olacak arkadaşlar, o da olacak. Sabırla olacak, her şey bu ülkede çok ama çok güzel olacak. Bundan emin olmanızı isterim.

Önce herkese merhaba! Heyecanlı mısınız? Sizin kadar en az ben de heyecanlıyım ve dolayısıyla heyecanla cümlelerime başlıyorum.

Size bugün bir çerçeve çizmek istiyorum. Asıl konuşmamı kapanışta yapacağım, bu giriş konuşması.

Sayın genel başkanlarım, değerli yol arkadaşlarım ve sevgili dostlarım; bugün sizleri Türkiye için uyanmanın ve ayağa kalkmanın ve büyümenin vizyonunu ortaya koymak için davet ettik.

Değerli yol arkadaşlarım, bugün burada, halkımızdan ne için oy isteyeceğimizi öğreneceksiniz. Bir kere şunu net olarak ifade edeyim: Sadece bir adaya, başka bir ‘Tek Adam’a, bir zümrenin çıkarına asla oy istemeyeceksiniz. Artık oyu halkımızdan; herkes için daha iyi bir yaşama, yeni bir düzene, yeni bir Türkiye hayaline, yeni bir siyaset kültürüne ve yeni bir siyaset üstü anlayışa oy isteyeceksiniz.

İşte bu yeni sistemi bugün açıklıyorum. Onun için, bugün dinleyeceğiniz sadece bir krizden çıkma programı olmayacak. Evelallah orası nispeten çok daha kolay olacak. Krizden alnımızın akıyla ve hep birlikte çıkacağız. Asıl zor olan, ülkenin yeniden yapısal bir krize girmesini kalıcı olarak engellemek. Çünkü bu ülke durmaksızın krizlere girdi, krizlerden çıktı, krizlere girdi, yine krizlerden çıktı. Şimdi de derin bir krizin içerisindeyiz. Sürekli aynı girdaba düşen halkımız, ekonomik ve sosyal olarak dayanılmaz acılar çekti.

Bugün ülkenin kaderini değiştirme günüdür! Bunun için yönetim anlayışımızı, yaklaşımımızı kökten değiştirmeliyiz. Ancak bunun çaresi, “Mevcut tek adam gitsin, başka bir tek adam gelsin” değildir. Tek adam gitsin mi, evet gitsin… Tek adam rejimi bitsin mi? Evet bitsin… Ancak yerine yeni bir sistem, çalışan yeni bir sistem gelsin. Yeni bir ‘Tek Adam’ aramıyoruz.

Bugün bizden, bambaşka bir sistemin altyapısını dinleyeceksiniz. Türkiye, Cumhuriyetin ikinci yüzyılında, bir daha artık böyle acımasız, adaletsiz ve kutuplaşmış dönemler yaşamayacak. Partimizin ‘ikinci yüzyıla çağrı beyannamesinde’ ilan ettiğimiz gibi, ülkemizin üzerine çöken kara bulutları dağıtıp, Türkiye’yi çağdaş̧ uygarlığa ulaştırma ve onu aşma kararlılığını bugün bir adım daha ileriye taşıyoruz. Türkiye’yi kurumları yeniden inşa edilmiş, sistemi yasal çerçeveye oturtulmuş, toplumsal güven ve huzurun hâkim olduğu, bölgesinde barışın ve refahın merkezi haline getireceğiz.

Dolayısıyla meselemiz sadece, hükümeti devralmak değildir. Mesele, Mustafa Kemal Atatürk’ün o büyük hayaline sahip çıkmaktır. Ve onun vizyonunu tam anlamıyla hayata geçirmek… İnşallah, bu bize nasip olacak.

Bugün yepyeni bir güç birliği ile tanışacaksınız. Bir siyaset üstü birlik. Oluşturduğumuz bu yeni siyaset üstü beyin takımından bazı isimleri burada göreceksiniz. Dünyadan ve Türkiye’den, konusunda uzman ve itibarlı 70 kişiden oluşan büyük bir güç birliğinden bahsediyorum.

Biliyorsunuz hem ülkemizi karış karış gezdim, hem de dünyanın önemli ülkelerine gittim. Bilim, teknoloji ve yatırımın iki büyük merkezi olan,

Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere’ye gittim ve ziyaretlerde bulundum.

Ne derlerse desinler, inandığım vizyon yolculuğundan asla bir geri adım atmayacağım ve vaz geçmeyeceğim. Çünkü ne istediğimi ve bu yolun nereye varacağını daha başlarken biliyordum. Hepiniz şuna inanın. Bay Kemal çıktığı yoldan asla geri adım atmaz!

Kısa bir süre sonra da Almanya’ya gideceğim. Orayı da yakından takip etmenizi diliyor ve rica ediyorum.

Seyahatlerimde ve sonrasında, bahsettiğim bu 70 değerli isimle tek tek görüştüm. Onları siyaset üstü bu güç birliğine katılmaları için davet ettim.

Dolayısıyla, elimizde üç büyük güç var. Birincisi, bize inanan halkımız.

İkincisi sizler yani siyasi gücümüz. Üçüncüsü ise dostlarımızla kurduğumuz siyaset üstü güç birliğimiz…

Unutmayın değerli arkadaşlar, bizler; siyasi ve siyaset üstü, rozetli ve rozetsiz hepimiz ülke için, vatan için birlikteyiz! Bir daha ifade edeyim; unutmayın değerli arkadaşlarım, değerli yol kardeşlerim, değerli vatandaşlarım, değerli dostlarım, bizler; siyasi ve siyaset üstü, rozetli ve rozetsiz hepimiz ülke için, vatan için birlikteyiz.

Bahsettiğim bu sistemi hangi mantıkla oluşturdum?

Bu değerli 70 kişi, Türkiye için 24 saat çalışan bir güç birliği olacak.

Bir kısmı günü bitirip uyumaya hazırlanırken, dünyanın diğer tarafındaki vatanseverlerimiz ve dostlarımız güne “merhaba” diyecekler. Devlet, 7 gün 24 saat çalışacak. Zamanın, mekânın, enlemlerin ve boylamların ötesinde,

kesintisiz üreten bir Türkiye’yi, şimdiden inşa etmeye başlıyorum.

Bakınız, bu 70 değerli isim, ne bir kişi için, ne bir parti için, ne de iktidar için çalışacaklar. Onlar vatanları için çalışacaklar, vatanları!

Çünkü Bay Kemal olmak böyle bir şeydir. Çünkü benim işim birleştirmektir.

Benim işim sistem kurmaktır. Benim işim sistemi çalıştırmaktır. Benim işim o sistemi ayrıca kalıcı kılmaktır.

Bugün, bizimle birlikte ülkeyi dönüştürmeye cesaret edenlerin bazılarını huzurlarınıza çağıracağım. Önce onlar anlatsınlar, sonra ben çıkıp, adım adım yapacaklarımızı özetleyeceğim.

Birazdan dinleyeceğiniz değerli konuşmacılar, tüm karanlığa rağmen ışığa çok yakın olduğumuzu size anlatacaklar.

Sn. Jeremy Rifkin ile tanışacaksınız. Kendisi Almanya’da Merkel’in endüstri ve sanayi teknolojileri danışmanıydı. Çin devlet başkanının da danışmanlığını yaptı. Benim de yeni “Endüstriyel Dönüşüm Başdanışmanım.”

Dünyanın ilk 10 ekonomisti arasında gösterilen Sn. Daron Acemoğlu bizimle birlikte olacak. Ben Sayın Acemoğlu’nun gelecek yıllarda Nobel Ödülü alacağından da yüzde yüz eminim.

Sayın Öztrak, ülkeye nefes aldıracak makroekonomik çözümleri;

Sayın Böke, dijital kalkınma ve yeşil dönüşümü;

Sayın Hakan Kara ve Sn. Refet Gürkaynak para politikalarını;

Sayın Ufuk Akçiğit istihdam politikalarını;

Sayın Hacer Foggo ise, sosyal politikalarımızı anlatacak.

Bu değerli isimlerle kurduğum sistem, Türkiye’yi hızlıca karanlıktan çekip aydınlığa çıkaracak. Cumhuriyet, kendi özünden güç alarak yeniden şahlanacak.

Haydi başlayalım…

Paylaşın

CHP’li Böke: Rantın, Sömürünün, Yolsuzluğun Dönemi Bitiyor

Partisinin “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşmasında” konuşan CHP’li Böke, “Her şeyden önce bugünün buhranında hiç karamsarlığa kapılmayacağız. Çünkü artık rantın artım sömürünün artık yolsuzluğun dönemi bitiyor. Artık halkın, üretimin, kalkınmanın zamanı başlıyor ve hepimizin içinde yer aldığı ortak bir geleceği kurmanın zamanı başlıyor. İşte biz bu büyük üretim dönüşümüyle Türkiye’yi ikinci yüzyıla taşıyacağız. Biz, buradayız ve biz, hazırız.” dedi.

Haber Merkezi / CHP’nin “İkinci Yüzyıla Çağrı Buluşması”, İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda yapıldı. CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“İşte biz, bilimle siyasetin köprüsünü kurmaya geliyoruz. Tüm bilim insanlarını, bilimle siyasetin köprüsünü kurma iradesinin gösteren tüm siyasi liderleri ve siyasetçileri ve burada coşkuyla bu yemeği var etmek için buluşmuş olan tüm halkımızı ve bizi izleyenleri, aynı coşku ve heyecanla selamlıyorum.

Büyük bir değişimin eşiğindeyiz. 85 milyon, ortak geleceğimizin ne olacağına dair keskin bir yol ayrımındayız. Halkı yoksullaştıran, ülkemizi dünyanın ucuz emek gücü deposuna çeviren; rantçı, bilimden uzak ekonomik anlayışla mı devam edeceğiz? Yoksa, hak temelli bir kalkınmayla, emeğe ve üretime değer veren yeni bir anlayışla, çağı yakalayan, bugün biz de varız diyen bir yeni kalkınma hikayesiyle mi?

Bizim tercihimiz belli. Bizim vizyonumuz belli. Türkiye’yi, cumhuriyetimizin ikinci yüz yılında kalkındıracağız. Ve toplumun tüm kesimleri hep birlikte zenginleşeceğiz. Ve bugün yaşanıyor olan bu ağır yıkımı, kalıcı bir şekilde hep birlikte ortadan kaldıracağız.

Nasıl derseniz? Üretimi dönüştüreceğiz. Bugün ekonomi ranta dayanıyor. Dönüştürdüğümüzde, üretken yatırımlara dayanacak. Bugün ekonomi, ağır bir sömürü düzeni içerisinde yürüyor. Yarın, kalkınma olacak. Bugün vergi yükü, halkın omzuna, sırtına bırakılmış vaziyette. Yarın, adaletli bir vergi reformu olacak. Daha çok kazananın daha çok vergi ödediği, adil bir düzen kurulacak.

Dönüşen üretimle, istihdam yaratacağız. Dönüşen üretimle, verimlilik yaratacağız. Dönüşen üretimle, gelirleri artıracağız. Dönüşen üretimle, hayat pahalılığına son vereceğiz. Dönüşen üretimle; sağlıklı, güvende ve kaliteli hayatları hep birlikte yaşayacağız. Bugün üç buçuk milyon insanımız, işsiz. İş arıyor ve bulamıyor. Yaklaşık üç milyon insanımız, arasa da iş bulamayacağını düşündüğü ve umudunu yitirdiği için iş aramayı bile bırakmış. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimi dönüştürdüğümüzde, herkesin için iş, herkes için istihdam olacak.

Bugün, çalışanların yüzde 65’i asgari ücret veya ona yakın ücret alıyorlar. Ama umutsuzluğa yer yok. Üretimde yapacağımız dönüşümle verimlilik artacak ve ücretler herkes için yükselecek. Bugün, dünyanın çalışanlar için en kötü çalışma koşullarına sahip 10 ülkesinden biri Türkiye. Ama üretimde yapacağımız dönüşümle, güvenceli istihdamla sosyal adaleti sağlayacağız.

“Dönüşüm, iktidar olduğumuz gün başlayacak”

Bugünün rantçı zihniyeti; doğayı katlederek, iklim krizinin en ağır koşullarıyla halkı baş başa bırakmış vaziyette. Ama üretimde yapacağımız yeşil ve mavi dönüşümle, yani temiz üretimle nefes alacağız. Her anlamda nefes alacağız. Bu dönüşüm, yarını beklemeyecek. Bu dönüşüm, iktidar olduğumuz gün başlayacak.

Yaşadığımız ağır yıkıma bugünden çare olacağız. Bugünden nefes aldıracağız. Ama en önemlisi bunu yaparken yarının kalkınmasının da güvencesini, bugünden atacağımız adımlarla sağlayacağız. Sadece bugünkü sorunları çözmeyeceğiz biz. Bugün dünyada büyük değişimler oluyor. Dinledik biraz önce. O değişimlerin ortaya çıkardığı riskleri ortadan kaldıracak, fırsatları bir Türkiye gerçeğine dönüştürüyor olacağız.

Dünya yeni bir üretim devriminin eşiğinde. Bu devrim, bilgiye, veriye, bilginin ürettiği yeni ve yeşil teknolojilere dayanıyor. Daha önceki üç büyük sanayi devrimini ıskaladık. Bu sefer ıskalamayacağız. Bir parçası olacağız. Hatta öncüsü olmaya geliyoruz. Dijitalleşme ve yeşil enerji dönüşümüne dayalı bir yeşil sanayi ile ve onun yaratacağı çokça yeşil istihdamla bu fırsatı kaçırmadığımız gibi herkesin hayatının gerçeği haline getireceğiz. Üretimimizin, üretip de ihraç ettiğimiz ürünlerin maalesef bugün niteliği çok düşük. Gelir yaratma ihtimali çok zayıf. İhracatımızın kilogram başına bize getirisi, 1,2 dolar. Almanya’da bu üç katı. Polonya’da iki katı.

İhracatımızın içinde yüksek teknolojili ürünlere baktığınızda sadece yüzde 2,9 oranında. Oysaki Brezilya’da bu oran yüzde 11, Güney Kore’de yüzde 36. Hedefimiz belli. Yeni bir bilim ve politika anlayışıyla üretimimizi dijital çağın gerçekleriyle buluşturacağız ve öncü bir şekilde bu değişimi gerçekleştireceğiz. Bilim insanlarımız bilim üretecek, girişimcilerimiz teknoloji üretecek. Kamu olarak biz, tüm toplum kesimlerinin bu teknolojiyle buluşmasını sağlayacağız. Biz, tüm toplum kesimlerinin teknolojiden kaynaklı yaratılacak yeni gelirde, eşit paydaş ve ortak olmasını sağlayacağız.

Küresel tedarik zincirleri değişiyor. Ticaret dünyamız değişiyor. Artık çevre ve dayanıklılık ticaret için aranan ön koşullar haline gelmiş vaziyette. En büyük ticaret ortağımız, en büyük ihracat pazarımız olan Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat ile işte bu dönüşüm öncülüğünde adım atıyor. Avrupa Birliği, çok yakında sınırından geçen ürünler, eğer yeşil ekonomi ile uyumlu değilse sınırda o üründen vergi almaya başlayacaklar.

Türkiye üretimini, yeşil üretimle dönüştürmezse her yıl, yaklaşık o sınırda 3 milyar euroyu Avrupalıya ödüyor olacak. Oysaki biz üretimimizi değiştirmeye geliyoruz. Yeşil üretimle üretimimizi dönüştürdüğümüz de Avrupa’nın sınırında Avrupalıya vergi ödemeyeceğiz. Her yıl o 3 milyar euro Türkiye’de kalacak. Türkiye’de üretim, yatırım ve istihdam yaratacak.

Bir yandan da dünyada finans imkanları değişiyor. Artık finans da sosyal kaygılar, sosyal riskler, sosyal adalet ve aynı zamanda çevre risklerini de gözetiyor. Bu riskleri gözetiyor olan ESG fonları, yıldan yıla büyüyorlar. Her yıl neredeyse 10 milyarlarca dolarlık büyümeyle karşı karşıyayız. Üretimimizi emek dostu, yeşil ve çağı yakalayan teknolojiyle dönüştürdüğümüzde yani adil bir dönüşümü gerçekleştirdiğimizde işte bu temiz fonlar, ülkemize gelecekler. Biz getireceğiz. Böylece temiz parayla ülkemizde yüksek gelirli, güvenceli ve nitelikli istihdam sağlayacak yeni yatırımların da önünü biz açmış olacağız.

“Kamucu anlayışla geliyoruz”

Üretimimizin bu dönüşümü gerçekleştirebilmesi için yeni bir yönetim anlayışına ihtiyacımız var. Biz, yeni bir kamucu anlayışla yönetmeye geliyoruz. Her şeyin önüne kamu yararını koyacağız. Bu esnada piyasa aksaklıkları varsa onları mutlaka gidereceğiz. Verimliliği hedefleyeceğiz. Güvenceli istihdamı hedefleyeceğiz. Yeşil dönüşümü hedefleyeceğiz. Yeteneklere, insanına, üreticisinin kapasitesine yatırım yapan yeni bir kamucu anlayışla geliyoruz. Ülkemizi girişimci ve dinamik bir devlet anlayışıyla yönetmeye geliyoruz.

Kamunun vereceği tüm destekler, değerlendirilecek, etkileri analiz edilecek, teşvikler öyle verilecek. Yani biz, bağımsız olarak tüm politikalarımızın öncesinde, uygulanmasında ve sonrasında etki analizi yapacak bir Etki Analiz Değerlendirme Kurulu kuracağız. Bilim insanları bize o kurullarda kamuda yaratacağımız kapasiteyle birlikte hangi politikaların etkin olduğunu en açık biçimiyle anlatacaklar. İşsizlik nasıl mı bitecek? İşte böyle bitecek. Böyle farklı işler yaptığımızda bitecek. Böylece kamuya vereceğimiz, teşvikler, vergi indirimleri, hibeler, Ar-Ge destekleri, kamu ihaleleri…

Yani kamunun kaynakları, güvenceli ve zenginleştirici istihdam yaratmak için kullanılacak. Biz geldiğimizde kamuda, temiz ihale dönemi başlıyor olacak. İşsizlik nasıl mı bitecek? Reçetesi elimizde var. Hazırız. Dünya değişiyor. Yeni işler, yeni iş yapma biçimleri var. Güvenceli, zenginleştirici ve kaliteli istihdam yaratan üretim politikamızda, geleneksel işlerde çalışanların da bu yeni işlerde çalışanların da sosyal haklarının ve güvencelerinin olmasının sağlanması, bizim en temel görevimiz olacak.

Genç girişimcilerin yeteneklerini kullanmalarını sağlayacağız. Risk almaktan çekinmeyecekler. Akıllarına gelen işi, deneme cesaretini gösterecekler. Çünkü, gençlerin iş fikirlerini hayata geçirebilmek için gereken ilk finansal desteği, biz veriyor olacağız. Gençler, Hayata Atılma Fonu’yla sadece teknolojiyi kullanan değil, girişimciliği yapan, teknolojiyi üreten dünya öncüsü olacaklar.

Kamu, yok olma tehdidi altındaki işleri belirleyecek. Bir planlama, bir dönüşüm stratejisi ortaya koyacak. Biz buna uygun eğitim programları açıyor olacağız. Tüm çalışanların kendi şahsına ait olacak Kişisel Eğitim Hesapları olacak. Yani, mesleği yok olma tehdidi altında olanlar veya mesleğini değiştirmek isteyenlerin hayallerinin güvencesi, bu kişisel eğitim hesapları olacak. Herkesin kendi hayali, gerçekleşebilecek bir ileri hedef olmuş olacak.

Kimi tanıdığımızla, hangi adreste doğduğumuzla değil, inşa edebildiğimiz öğrendiklerimizle var olacağız. Yani hiç kimse, okusam da ne olur demeyecek. İşte bunun için İş-Kur’un Milli Eğitim Bakanlığı ile koordinasyonlu yürüteceği ‘danışmanını ara’ uygulamasını biz başlatacağız. Böylece her genç, yetenekleri ve hayalleri doğrultusunda bir sosyal hizmet ve rehberlik danışmayla eşleşecek.

Bilim insanı meslektaşlarım, her şeyden önce ürettiğiniz bilimi destekleyecek, güçlü, dinamik ve çeşitlendirilmiş iş birliklerinden oluşan bir araştırma sistemi kuracağız. TÜBİTAK, temel ve uygulamalı araştırma faaliyetlerine odaklanmak üzere yeniden kimlik kazanacak. Kamu Ar-Ge enstitüleri kuracağız.

Tarım için model çiftlikler kuracağız. Bu çiftliklerde ziraat mühendisleri çalışacak. Bu çiftliklerde, teknolojik tarım uzmanları çalışacak. Danışmanlık yapacaklar. Çiftçimiz, o çiftliğe gidip yeni teknolojiyi öğrenecek. Öğrendiği teknolojiyi daha sonra kendi topraklarını ekmek için kullanır hale gelecek. Çiftçi, toprağını terk etmek zorunda kalmayacak.

Her şeyden önce bugünün buhranında hiç karamsarlığa kapılmayacağız. Çünkü artık rantın artım sömürünün artık yolsuzluğun dönemi bitiyor. Artık halkın, üretimin, kalkınmanın zamanı başlıyor ve hepimizin içinde yer aldığı ortak bir geleceği kurmanın zamanı başlıyor. İşte biz bu büyük üretim dönüşümüyle Türkiye’yi ikinci yüzyıla taşıyacağız. Biz, buradayız ve biz, hazırız.”

Paylaşın