Altılı Masa’da Milletvekili Seçim Listeleri Konusunda Çalışma Kararı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da milletvekili listeleri hazırlığı başlıyor…

Altılı Masa, Gelecek Partisi ev sahipliğindeki 10’uncu buluşmada, Cumhurbaşkanı adaylığı dışında milletvekili seçim listeleri konusunda da çalışma kararı aldı.

Birgün’den Hüseyin Şimşek’in muhalefet kulislerinden edindiği bilgiye göre, Altılı Masa’da yer alan partiler büyük oranda seçimlere kendi partileri logosu altında girecek.

Her parti, en az 41 ilde seçime girebilmek için yeterliliklerini tamamlayacak, daha sonra belirlenen aday listeleri ile seçime dahil olacak. Alınan karara göre, parti yöneticileri, ilçe ilçe aday listesi belirlenmesi için koordinasyon içerisinde çalışacak. Kurmaylar, ilçe ilçe çalışarak her partiye uygun adayları belirleyecek.

Adaylarda aynı zamanda “ayrım” izleniminin verilmemesi için taban tabana zıt isimler aynı ilçelerde rakip adaylar olarak karşı karşıya getirilmeyecek. Birbirlerine karşı yarışılacak ilçelerde de uyum aranacak.

Partiler ayrıca bazı ilçelerde ortak listelerle seçime girecek. Kazanacağına kesin gözüyle bakılan adaylar, Altılı Masa ortaklarının listelerinden seçimlere girebilecek. Bu konuda seçim takvimi açıklanmadan hemen önce çalışmaların tamamlanması planlanıyor.

Altı partinin hali hazırda sürdürdüğü sandık güvenliği, sandık görevlisi, her sandığa bir avukat çalışmaları, ortak çalışma grubu tarafından birleştirilecek ve kritik sandıklarda Altılı Masa’nın birden fazla görevlisinin bulunması sağlanacak.

Daha önceki seçimlerde ulaşılamayan sandıklarda da bu yolla en az bir görevli bulundurulacak. Altılı Masa’nın bu kapsamda birçok kentle ilgili özel çalışma yapacağı da aktarıldı.

Paylaşın

Ekonomik Kriz: Borç Batağı Yoksulu Yuttu

İktidar, ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, gerçekler, yaşanan ekonomik krizin boyutunu gözler önüne seriyor. 2022 yılında kredi kartı borçları bir önceki yıla göre yüzde 100 artarak 429 milyar TL’ye çıktı. 775 bin kişi ise bankaların takibine düştü.

Ekonomik kriz şartlarında gelir kaybı, halkın kredi kartı borçlarını tavana çıkardı. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine göre yurttaşların bankalara olan toplam borcu 1 trilyon 533 milyar TL’ye ulaştı. 2021 sonunda 215 milyar TL olan yurttaşın kredi kartı borcu, yüzde 100’lük artışla 2022’de 429 milyar TL’ye yükseldi.

Takibe düşen borçlu sayısı 1 milyona dayandı. CHP Manisa Milletvekilli Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine dayanarak yaptığı araştırmanın sonuçlarını paylaştı. Buna göre tüketici kredisi ve kredi kartı faiz oranları yükseldi, bankalara ödenen faizler de yüzde 56,6 oranında arttı.

Birgün’den Aycan Karadağ’ın aktardığına göre, kredi kartı borçlarının halkın nasıl yoksullaştığını ortaya koyduğunu savunan Bakırlıoğlu, “Geliri giderine yetmeyenler mecburen kredi kartı kullanıyor. En çok kullanıldığı alan ise market ve gıda. Yani zorunlu harcama” dedi.

Faiz altında eziliyorlar

Asgari ücrete yapılan yüzde 54’lük ve memur, emekliye yapılan yüzde 30’luk zammın hiç kimseyi memnun etmediğini aktaran Bakırlıoğlu, şu görüşleri paylaştı: “Çünkü herkes biliyor ki bu artışlar, iğneden ipliğe gelen zamlarla cebe girmeden uçup gitti. Cumhurbaşkanı 2021 Eylül’ünde faiz indirimi dedikten sonra kredi kartı borçlu sayısı patladı. Eylülde 47 bin olan kredi kartı borçlusu, ekimde 139 bin, kasımda 155 bine fırladı. AKP iktidarı ‘nas’ diyor, “Faize karşıyız” diyor ama vatandaş yüksek faiz altında inim inim inliyor.”

Günde 349 esnaf kepenk indirdi

Halk kredi kartı borçları nedeniyle takibe düşerken esnaf da farklı değil. Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu’nun (TESK) verilerine göre 2022’de iflas eden esnaf sayısı son dört yılın toplamını aşarak 125 bin 892’ye ulaştı. Bu, ayda 10 bin 491, günde 349 esnafın iflas ettiği anlamına geliyor. 2018-2022 yılları arasındaki iflas eden esnaf sayısı ise yarım milyonu aşarak 548 bin 374’e çıktı.

Paylaşın

HDP’li Pervin Buldan’dan ‘Aday’ Çıkarma Hakkında Yeni Açıklama

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararına ilişkin konuşan Pervin Buldan, “Dün Kars’ta bir açıklama yaptım, HDP kendi adayını açıklayacak ve kendi adayıyla seçimlere girecek dedim, dünden beri tartışılan tek mesele HDP’nin aday çıkarıp çıkarmayacağı meselesi” dedi ve ekledi:

“HDP niye aday çıkarmasın? HDP’nin sizden ne farkı var? HDP bu ülkede bir irade değil mi? HDP bir siyasi parti değil mi, seçimlere girme hakkı var mı yok mu? Bu ülkeyi değiştirme ve dönüştürme iradesine sahip mi değil mi? Bütün bunları göz önünde tutarak bir kez daha ifade etmek isterim ki HDP kendi ittifakları ile birlikte adayını çıkaracak.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, bugün Iğdır’da HDP İl Başkanlığı Olağan Kongresine katıldı.

Burada açıklamalarda bulunan Buldan, “Şimdi gözlerini HDP’ye diktiler. Geçmişte partilerimizi kapattılar ama o partilerin yerine yenileri açıldı, daha da büyüdü, daha da genişledi, siyasetine ve mücadelesine devam etti. Onlar zannediyorlar ki HDP’yi kapatırsak HDP çalışmayacak, HDP’ye oy veren milyonlar evlerinde oturacak, sadece seyirci olacak. Onlar hayal dünyasında yaşamaya devam etsinler, HDP’nin kapatılmayacağını, demokratik siyasetine devam edeceğini ve HDP’nin her anlamda ülke siyasetinde yer alacağını bu ülkeyi yönetenlere buradan bir kez daha iletmek istiyoruz. HDP sadece bir binadan ibaret değildir ki kapısına kilit vurduğunuzda kapatılacak bir parti haline gelsin” diye konuştu.

“Asla bizi demokratik siyasetten geri döndüremezsiniz”

“Şimdi gözlerini HDP’nin aldığı Hazine yardımına diktiler” diyen Buldan, “Halkımızın vergileriyle bize verilen Hazine yardımını bloke eden anlayışa bu kürsüden şunu ifade etmek isterim, siz halkımızın, milyonların iradesine asla bloke koyamazsınız, bu iradeyi asla engelleyemezsiniz, asla bizi demokratik siyasetten geri döndüremezsiniz” ifadelerini kullandı.

Buldan, şöyle devam etti: “Bütün bu haksızlık ve hukuksuzlukların siyasi kararlar olduğunu ve asla hukukla ilgisinin olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Onların amacı HDP’siz bir Türkiye, bir parlamento yaratmak ama bunu gerçekleştiremeyeceklerini, bizim HDP olarak her seçimde oylarımızın yükseldiğini ve daha güçlü bir şekilde seçimlerden çıktığımızı bilmelidirler.”

“HDP niye aday çıkarmasın?”

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarma kararına ilişkin konuşan Pervin Buldan, “Herkesin gözü HDP’de yani bizde, aday çıkaracak mı çıkarmayacak mı? Millet İttifakını destekleyecek mi, desteklemeyecek mi? HDP’nin stratejisi yerel seçimlerdeki gibi mi olacak yoksa yeni bir hedefi mi var, yeni bir strateji mi belirlenecek? Dün Kars’ta bir açıklama yaptım, HDP kendi adayını açıklayacak ve kendi adayıyla seçimlere girecek dedim, dünden beri tartışılan tek mesele HDP’nin aday çıkarıp çıkarmayacağı meselesi” dedi.

Buldan, şunları kaydetti: “HDP niye aday çıkarmasın? HDP’nin sizden ne farkı var? HDP bu ülkede bir irade değil mi? HDP bir siyasi parti değil mi, seçimlere girme hakkı var mı yok mu? Bu ülkeyi değiştirme ve dönüştürme iradesine sahip mi değil mi? Bütün bunları göz önünde tutarak bir kez daha ifade etmek isterim ki HDP kendi ittifakları ile birlikte adayını çıkaracak.”

Paylaşın

Selahattin Demirtaş: HDP Elinden Geleni Yaptı, Sorumluluk Muhalefette

HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ”HDP cumhurbaşkanı adayı çıkaracak” açıklamasını değerlendiren Demirtaş, “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır” dedi ve ekledi:

“Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz. Öyle bir durumda biz de tüm gücümüzle partimizin adayının arkasında durup başarısı için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Nihayetinde HDP bir siyasi partidir, kendisini dikkate almayacak bir adayı destekleme derneği değildir.

Ortak aday için HDP elinden geleni yapmıştır ve yine Sayın Buldan’ın açıklamasında belirttiği gibi kapıları tümden de kapatmamıştır. Bundan sonraki sorumluluk ve adım atma iradesi muhalefetin diğer blokundadır. Sonuç olarak HDP, doğru ve olması gerektiği gibi, kararlarını alarak ilerliyor.”

Partisinin Kars il kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” dedi ve ekledi:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir. Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.”

Buldan’ın açıklamasının ardından Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan da açıklama geldi.

Cumhuriyet’e konuşan Demirtaş, Buldan’ın HDP’nin kendi cumhurbaşkanı adayını göstereceği yönündeki açıklamasının sürpriz olarak karşılanmaması gerektiğini söyledi ve “HDP, ortak aday konusunda uzlaşmaya açık olduğunu, bununla birlikte kendi adayını çıkarma hazırlıklarını da aksatmadan sürdüreceğini defalarca açıkladı zaten” dedi.

Demirtaş, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Eğer muhalefetin diğer bloku ortak aday çıkarmak için veya çıkacak adayda ilkeler üzerinde ortaklaşmak için HDP’yi ziyaret edip açık bir diyalog ve müzakere yürütmeyi düşünmüyorsa elbette HDP seçmenin karşısına kendi adayıyla çıkacaktır. Bundan daha normal, bundan daha meşru bir tutum olamaz.

Öyle bir durumda biz de tüm gücümüzle partimizin adayının arkasında durup başarısı için elimizden gelen tüm çabayı göstereceğiz. Nihayetinde HDP bir siyasi partidir, kendisini dikkate almayacak bir adayı destekleme derneği değildir. Ortak aday için HDP elinden geleni yapmıştır ve yine Sayın Buldan’ın açıklamasında belirttiği gibi kapıları tümden de kapatmamıştır. Bundan sonraki sorumluluk ve adım atma iradesi muhalefetin diğer blokundadır. Sonuç olarak HDP, doğru ve olması gerektiği gibi, kararlarını alarak ilerliyor.”

Paylaşın

Doktorlar Eylemde: Sağlık Bakanlığı Hakkımızı Gasp Ediyor

Mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yapan hekimler adına açıklama yapan İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç, “Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor” dedi ve ekledi:

“Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir. Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.”

Kılıç, açıklamasının devamında, “Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.” ifadelerini kullandı.

İstanbul Tabip Odası ve Türk Tabipler Birliği (TTB), hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkını gasp eden yönetmelik değişikliğine karşı Kadıköy’de eylem yaptı.

66 uzmanlık derneğinin destek verdiği eylemde  “Muayeneme dokunma” dövizlerinin taşındı. Hekimler sık sık “Emek bizim söz bizim”, “Direne direne kazanacağız” sloganları attı.

Basın açıklamasını İstanbul Tabip Odası Özel Hekimlik Komisyonundan Güray Kılıç okudu.

“Yönetmelik değişti ama…”

Kılıç, yönetmeliğin sağlığa etkilerini anlattı ve hekimlerin mesleklerini yapamaz hale getirildiğini söyledi ve ekledi:

“Sağlık Bakanlığı’nın 6 Ekim 2022 tarihinde yaptığı yönetmelik değişiklikleri ile hekimlerin mesleki bağımsızlığına ve serbest meslek hakkına bir saldırı gerçekleştirdi. Bu düzenlemeye göre 7 Ocak 2023 tarihinden itibaren serbest meslek hakkını kullanan hekimler özel sağlık kuruluşlarıyla sözleşmeleri yoksa hastalarının tedavilerini kesmek zorunda kalacak ve bir daha da hastalarına bakamayacak.

“Bu kuruluşlarla ancak çok az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. Bu nedenle açtığımız davalar ve yapılan etkinlikler üzerine 7 Ocak 2023 tarihinde yönetmelikler yeniden değiştirildi.

Buna göre;

  • Tüm hekimler için sadece bir hastane ile yıllık sözleşme yapılması koşulu aynen korunmuş olup sadece belli koşullarda il sağlık müdürlüklerinin izni ile ameliyatların sözleşme diş hastanede yapılabilmesine izin verildi.
  • Halen muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimler için özel hastane ve tip merkezlerinin toplam kadro sayıları üzerinden getirilen kısıtlama kalkmış gibi gösterilmek istense de hali hazırda muayenehaneleri olanlara branş bazında kadrolu hekim sayısı üzerinden getirilen kısıtlamanın devam etmesi nedeniyle, yine az sayıda hekim sözleşme yapabilecek. 60 yaş üstü hekimleri için branş bazı kadro kısıtlaması koşulu söz konusu değildir.
  • Yeni muayenehane açacak olan 60 yaş altı hekimler için ise 6 Ekim Yönetmeliği’ndeki tüm kısıtlamalar aynen devam edecek.

“Sağlık Bakanlığı hakkımızı gasp ediyor”

“Sözleşme yapabilen azınlık hekim grubuna ise özel hastanelerce ağır koşullar dayatılıyor. Bu saldırı yalnız serbest meslek hakkını kullanan hekimlere yönelik değil, tüm hekimlere ve tıp mesleğini tercih eden-edecek olan öğrencilere de yöneliktir.

“Asırlardır hekimlik mesleğinin ve hekimlerin en doğal hakkı olan serbest meslek hakkı, sağlık sermayesinin isteği doğrultusunda Sağlık Bakanlığı eliyle gasbedilmektedir. 7 Ocak 2023 tarihli yönetmelikle yeni açılacak muayenehaneler yönünden daha da ağırlaşan düzenlemeler öngörmekle, bu durumu apaçık ortaya koyuyor.

“Bilinmesini isteriz ki dün yapılan düzenleme ile hali hazırda muayenehaneleri olan hekimler ve 60 yaş üstü hekimlerin sadece bir yerde kadro sınırlamasından muaf tutulması ve belli koşullarda bazı ameliyatların istenilen yerde yapılabilmesine sağlık müdürlüğünün vaka bazında izin verilebilecek olması, hak ihlallerini gidermiyor.”

“Öğrencilerin de hakkı gasp ediliyor”

TTB Merkez Konseyi 2. Başkanı Ali İhsan Ökten de  “Serbest hekimlik mesleği uygulama hakkını ortadan kaldıran ‘Medipol Yasası’nı kabul edilemez buluyoruz” dedi.

TTB Özel Hekimlik kolundan Nursen Şahin ise, şunları söyledi: “Bugün burada iktidarın çok uzun süredir kimlerle yan yana olduğunu, kimleri gözettiğini bir kez daha görüyoruz. Bu yönetmelik yalnızca hekimlerin değil tıp fakültelerinde okuyan gençlerin de hakkını gasbetmektedir.”

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Demirtaş’tan Buldan’ın ‘Aday’ Açıklamasına Destek: Yürü HDP!

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, HDP Eş Genel Başkanı Buldan’ın ”HDP cumhurbaşkanı adayı çıkaracak” açıklamasına destek vererek, “Vebal muhalefette, sorumluluk muhalefette. Çözüm de muhalefette. Yürü HDP! Yolun açık olsun” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Partisinin Kars il kongresinde konuşan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “Şimdi herkesin dört gözle beklediği cumhurbaşkanı adayının kim olacağı meselesi. Biz HDP olarak en kısa zamanda kendi cumhurbaşkanı adayımızı Türkiye halklarıyla paylaşacağız. HDP kendi adayını çıkaracak, kendi adayını gösterecek ve seçimlere kendi adayıyla gidecek” dedi ve ekledi:

“Bizim ne Cumhur İttifakıyla ne Millet İttifakıyla herhangi bir ortaklığımız yok. Ancak ilkesel yaklaşımlarımız var. Bunları zamanı geldiğinde oturup konuşabiliriz, müzakere edebiliriz, diyalog içinde olabiliriz. Ama HDP’nin şu anki kararı kendi adayıyla seçimlere girmektir. Hiç kimse HDP’yi a ya da b partisine bağlamasın. HDP, Türkiye’de bir iradedir, büyük bir güçtür. Ve seçimlerde büyük bir oy oranıyla çıkmayı hedefleyen bir siyasi partidir.”

Buldan’ın açıklamasının ardından Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’tan da açıklama geldi.

Demirtaş, açıklamasında, ”Yarım kilo ucuz kıyma alabilmek için sabahın karanlığında kuyruğa giren, bayat ekmek almak zorunda kalan on milyonlarca insanın, gelecekten umudunu kesmiş gençlerin umudu muhalefette. Vebal muhalefette, sorumluluk muhalefette. Çözüm de muhalefette. Yürü HDP! Yolun açık olsun” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

TİP Lideri Baş: Büyük Bir Hesaplaşma Dönemine Giriyoruz

Seçim sürecine giden siyasi atmosferi değerlendiren TİP Lideri Baş” Seçimler önemli ama bir şeye dikkatinizi çekeceğim. Seçimlere nasıl bir ortamda giriyoruz biz? Mesela bu seçime giderken ülkenin en büyük 3. siyasi partisi kapatma davasıyla karşı karşıya.” dedi ve ekledi:

“Bugün hazine yardımı gasp edilmiş durumda. Bu ülkenin yasaları diyor ki her parti aldığı oy oranında hazineden yardım alır. Çünkü zaten hazine yurttaşın vergilerinden oluşuyor, bunu paylaştırmak lazım. Ama AYM çıktı dedi ki ‘HDP’ye ben bunu vermiyorum.’ Aynı AYM HDP’yi kapatma davasına doğru götürüyor.”

Açıklamasının devamında, “Seçimlerin en önemli aday adaylarından birisi Ekrem İmamoğlu’nun siyasi yasak alıp almayacağını tartışıyoruz. Bugün biri CHP’li biri İyi Partili iki milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması komisyona havale edildi. Yarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir durumda. Medya ablukasını, yargıyı, devletin olanaklarının iktidar tarafından baskı aracı olarak kullanılmasını geçiyorum. Düşünsenize nasıl bir seçime gidiyoruz biz. Şu anlattıklarımla bir ülke seçime doğru gidiyor bu normal midir?” ifadelerini kullanan Baş, şöyle devam etti:

“Şimdi yarın İstanbul’a kayyum gelecek mi gelmeyecek mi bu tartışmaları yapıyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı cezaevinde. Niye cezaevinde? Oraya daha önce atanan kayyumun, altından yaptırdığı belediye binasındaki tuvaleti herkese gösterdiği için. Halkın parasının nasıl çarçur edildiğini gösterdiği için. Selçuk Mızraklı’yı bir bahaneyle aldılar tutukladılar. Diyarbakır’da olur böyle şeyler, İstanbul’da olmaz diye düşündü insanlar. Çoğu insan böyle düşündü. Ama yarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandı dense şaşıracak olan var mı içerisinde? Bunu yapar yapmaz ayrı ama bunun psikolojisini artık hazırlamış durumda.

İktidar kaybedeceğini görmüş durumda ve bütün tuşlara aynı anda basıyor. Kontrolsüz de basmıyor onu da söyleyeyim. Bayağı bilerek isteyerek istediği gibi çalmak, istediği gibi dizayn etmek üzere arka arkaya hamleler yapıyor.

Şimdi bunun karşısında çok açık söyleyeyim ‘Bekleyelim, görelim, sabredelim’ yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Yani zaten bunlar kaybedecekler, o yüzden tırnak içerisinde söylüyorum provokasyona gelmeyelim yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Provokasyona gelmemek lazım peki provokasyonlar nasıl boşa çıkarılır? Nasıl provokasyona gelmezsiniz? Bütün insanlık tarihi boyunca provokasyonları boşa çıkarmanın bir tane yolu vardır. Örgütlü hareket ederseniz provokasyonları boşa çıkarırsınız. Provokasyon örgütsüz kitleler üzerinde etkilidir ama eğer örgütlü hareket ederseniz o provokasyonları boşa çıkarma yeteneği geliştirirsiniz.”

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı Erkan Baş, partisinin Bolu İl Örgütü açılışında yurttaşlarla bir araya geldi.

Burada konuşan Baş, açılışta emeği geçen parti üyelerine teşekkür ederek, “Meclis’e girdikten sonra bize karşı çeşitli övgüler var. Aslında koca bir yapının görünen 4 kişisi orada. Bunun arkasında partinin merkez kurulları, bilim kurulları var, danışma organları var, bunun arkasında il örgütleri, ilçe örgütleri var ama insanlar sadece gördükleri üzerinden değerlendiriyorlar ve bu da insanı biraz mahcup ediyor” ifadelerini kullandı.

Siyaseti, ‘temsil siyaseti’nden çıkarmaya çalıştıklarının altını çizen Baş, “Biz yurttaşın temsilcisi değiliz, yurttaşın kendisiyiz. Bunu hissederek, buna uygun bir siyaset yapmaya çalışıyoruz” dedi. Konuşmasına, cumhuriyetin 2. yüzyılından bahsederek devam eden TİP Genel Başkanı Baş, şu sözleri kaydetti:

İçinden geçtiğimiz süreç çok önemli bir süreç. Hem yılın son günü yaptığımız açıklamalarda, hem yıl başından sonra yaptığımız açıklamalarda hep buna işaret etmeye çalıştık. 2023, cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümü. 2023, belki de Türkiye İşçi Partisi’ni var eden hareket olarak baktığımız Gezi Direnişi’nin de 10. yıl dönümü. Bu ikisi bize çok büyük bir tarihsel sorumluluk yüklüyor. Yani cumhuriyetin 2. yüzyılına yeniden ilk yüzyılda yaşadığımız arızalarla, eksiklerle, yanlışlarla, hatalarla mı gireceğiz, yoksa bu ikinci yüzyılda ilk yüzyılda yaptığımız hatalardan dersler çıkararak gerçekten halkın siyasete katılabildiği, sözünü söyleyebildiği yürekten ve gerçekten katılabildiği, memleketin sola doğru uç verdiği biçimde mi gireceğiz?

Yoksa sadece ki AKP’nin 20 yıldır yaptığı birtakım kötülüklerle, o kötülüklerden kopmak üzere sınırlı bir değişim mi yaşayacağız? Mesela bu son derece önemli bir sorun.

‘Geleceğiniz yer Tayyip Erdoğan olur’

Baş, sol düşüncenin tarih boyunca halkı temsil ettiği ve halkın çıkarlarını savunduğu için her zaman düşman görüldüğünü belirtirken, “Eğer bir ülkede siz solu, sosyalistleri, devrimcileri yok ederseniz ve sistematik olarak bunları imhaya dayalı bir siyaset anlayışı ülkeye egemen olursa sonunda geleceğiniz yer Tayyip Erdoğan olur. Sürekli solunu budayan, sürekli solunu yok eden, sürekli solunu kesen bir ülkede tarikatlar yükselir, cemaatler yükselir, ırkçılık yükselir, toplumda düşmanlık yükselir ve bunların üzerine de ırkçı, milliyetçi, dinci partiler yükselir. O yüzden bakın şu söylediğimiz tez bizim heyecanımızın coşkumuzun, enerjimizin temel kaynağıdır” dedi.

Türkiye’nin 2. yüzyılına AKP’yi yenerek gireceklerini dile getiren Baş, konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: Biz AKP’yi, Tayyip Erdoğan’ı, Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi’ni değiştireceğiz, yeneceğiz bunları. Ama kaygımız, korkumuz, telaşımız örneğin 5 yıl sonra aynı zihniyet devam ederse, yani Erdoğan’dan önceki zihniyet yeniden memlekette egemen olursa, 5 yıl sonra 10 yıl sonra Tayyip Erdoğan’ı bile aramak zorunda kalabilirsiniz.

Menderes’i hatırlayın, gitti Demirel geldi, gitti Kenan evren geldi, Turgut Özal geldi, Tansu Çiller geldi ve Tayyip Erdoğan bunların açtığı yolu aslında kullanarak iktidara geldi. Her seferinde daha gericisi, her seferinde daha sağcısı, her seferinde daha ırkçısı, her seferinde daha halk düşmanı olan iktidarların gelmesi tesadüf değil

Bunun kaynağında şu var. Bu ülke solcularını, sosyalistlerine, halkı siyasette temsil ettikleri için halkı siyasete katılım kanallarına zorladığı için siyaset yapma hakkı vermemiştir, hep solunu tasfiye etmiştir ve hep solunu tasfiye eden ülke de sağcılara teslim olmuştur ve her seferinde daha kötüsüyle karşı karşıya kalmıştır.

Büyük bir hesaplaşma dönemine girildiğine dikkat çeken Baş, seçim sürecine giden siyasi atmosferi şu sözlerle değerlendirdi: Seçimler önemli ama bir şeye dikkatinizi çekeceğim. Seçimlere nasıl bir ortamda giriyoruz biz? Mesela bu seçime giderken ülkenin en büyük 3. siyasi partisi kapatma davasıyla karşı karşıya. Bugün hazine yardımı gasp edilmiş durumda. Bu ülkenin yasaları diyor ki her parti aldığı oy oranında hazineden yardım alır. Çünkü zaten hazine yurttaşın vergilerinden oluşuyor, bunu paylaştırmak lazım.

Ama AYM çıktı dedi ki ‘HDP’ye ben bunu vermiyorum.’ Aynı AYM HDP’yi kapatma davasına doğru götürüyor.

Seçimlerin en önemli aday adaylarından birisi Ekrem İmamoğlu’nun siyasi yasak alıp almayacağını tartışıyoruz. Bugün biri CHP’li biri İyi Partili iki milletvekilinin dokunulmazlıklarının kaldırılması komisyona havale edildi. Yarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atanabilir durumda. Medya ablukasını, yargıyı, devletin olanaklarının iktidar tarafından baskı aracı olarak kullanılmasını geçiyorum. Düşünsenize nasıl bir seçime gidiyoruz biz. Şu anlattıklarımla bir ülke seçime doğru gidiyor bu normal midir?

Şimdi yarın İstanbul’a kayyum gelecek mi gelmeyecek mi bu tartışmaları yapıyoruz. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Selçuk Mızraklı cezaevinde. Niye cezaevinde? Oraya daha önce atanan kayyumun, altından yaptırdığı belediye binasındaki tuvaleti herkese gösterdiği için. Halkın parasının nasıl çarçur edildiğini gösterdiği için. Selçuk Mızraklı’yı bir bahaneyle aldılar tutukladılar. Diyarbakır’da olur böyle şeyler, İstanbul’da olmaz diye düşündü insanlar. Çoğu insan böyle düşündü. Ama yarın İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandı dense şaşıracak olan var mı içerisinde? Bunu yapar yapmaz ayrı ama bunun psikolojisini artık hazırlamış durumda.

‘İktidar bütün tuşlara aynı anda basıyor’

İktidar kaybedeceğini görmüş durumda ve bütün tuşlara aynı anda basıyor. Kontrolsüz de basmıyor onu da söyleyeyim. Bayağı bilerek isteyerek istediği gibi çalmak, istediği gibi dizayn etmek üzere arka arkaya hamleler yapıyor.

Şimdi bunun karşısında çok açık söyleyeyim ‘Bekleyelim, görelim, sabredelim’ yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Yani zaten bunlar kaybedecekler, o yüzden tırnak içerisinde söylüyorum provokasyona gelmeyelim yaklaşımı doğru bir yaklaşım değildir. Provokasyona gelmemek lazım peki provokasyonlar nasıl boşa çıkarılır? Nasıl provokasyona gelmezsiniz? Bütün insanlık tarihi boyunca provokasyonları boşa çıkarmanın bir tane yolu vardır. Örgütlü hareket ederseniz provokasyonları boşa çıkarırsınız. Provokasyon örgütsüz kitleler üzerinde etkilidir ama eğer örgütlü hareket ederseniz o provokasyonları boşa çıkarma yeteneği geliştirirsiniz.

Türkiye’nin Tayyip Erdoğan’dan ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nden kurtulması için üzerlerine düşen her türlü fedakarlığı yapmaya hazır olduklarını ifade eden Baş, Tayyip Erdoğan karşısında tek aday çıkarılması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Tek bir aday ile Tayyip Erdoğan karşısında yüzde 60’larla 70’lerle bu süreci kazanmak mümkündür. Ama bu şu anlama gelmesin. ‘Biz çıkacak adayın her şeyine kefil olacağız şudur, budur…’ Bu öyle bir şey değil. Bizim iddiamız şu. Biz örgütlü olursak, biz güçlü olursak, biz aktif olursak, biz hareket halinde olursak Türkiye’nin geleceğinde Tayyip Erdoğan’ın benzerlerinin ya da onlara özenenlerin Türkiye’yi şekillendirme şansları olmayacak. Buradaki güvendiğimiz şey o ortak adayın kim olduğu meselesi değil, güvendiğimiz şey o mücadele içerisinde etkin bir biçimde yer alan bizleriz.”

Paylaşın

İYİ Parti Lideri Akşener: Bu Seçimi Alacağız

Partisinin Muğla 3. Olağan İl Kongresi’nde konuşan İYİ Parti Lideri Akşener, “Ey bugünün şımarıkları, bugünün zorbaları, bugünün hırsızları, bugünün korkakları; bizi iyi tanıyın, bizi iyi bilin. Biz kan kusup, kızılcık şerbeti diyenleriz. 2023’te yapılacak o seçimi kazanmak zorunda olduğumuzu bilenleriz.” dedi ve ekledi:

“Onu kazanmak zorunda olduğumuzu bildiğimiz için, milletimizin geleceği için, bu iradeyi ortaya koymak zorunda olduğumuzu bildiğimiz için, buna inandığımız için, geçmişimiz bugüne kefil olduğu için biz bu işi başaracağız. Vallahi başaracağız, billahi başaracağız. Biz başaracağız! İddia ediyorum, bu seçimi alacağız.”

Akşener, konuşmasının devamında, “‘Başbakan Meral’ diyorsunuz ya, neden başbakanlığa aday olduğumu anladınız mı? İşte bu feragattır ama aynı zamanda bir iddiadır. Sizden istediğim şudur değerli arkadaşlarım; birinci parti çıkacağız, ben de başbakan olacağım. Onunla, bununla anlaşarak değil. Onunla, bununla kapı arkalarında ahbaplık ederek değil, ondan bundan bir şey isteyerek değil. Kendimiz, irademizle, gücümüzle milletimizi ikna ederek birinci parti çıkacağız inşallah. Size inanıyorum, size güveniyorum.” ifadelerini kullandı.

Altılı Masa’nın 10. toplantısının ardından kamuoyuna olumlu bir atmosfer yansıtılırken, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’den dikkat çekici açıklamalar geldi.

Partisinin Muğla 3. Olağan İl Kongresi’nde konuşan Akşener, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne yönelik eleştirilerde bulunarak, “Tek adamlığın, Türkiye’nin iyi-kötü geldiği demokrasi mücadelesinde, demokrasinin iyi-kötü getirildiği noktadan daha geriye gideceğini bildik. Onun için 2017’de cansiperane çalıştık. Bu ucube sisteme, bu ucube sistemin tezahür edeceği tek adamlık sistemine her birimiz irade koyduk” dedi.

“Benim hedefim İstanbul’du”

İYİ Parti’nin stratejik düşünmenin öne konduğu bir parti olduğunu kaydeden Akşener, şunları söyledi: “Onun için 31 Mart’a ittifak halinde gitmeyi sizlerin önerisiyle CHP’ye teklif eden bir aklın temsilcileriyiz. Benim özellikle hedefim İstanbul’du. Bu çarpma çırpma eylemlerinin odağında olan, kayırmacılığın dibine gelinmiş, sizin haklarınızın hoyratça yandaşlara dağıtıldığı bu harami düzenin, helal oylarınızla sandıkta yıkılabilmesi için özellikle büyükşehir belediyelerinin alınması sağlamaktı.

İYİ Parti kurulmasaydı, bu saygı değer kardeşlerim direnmemiş olsaydı, bugün 13. Cumhurbaşkanı altılı masanın olacağını diyebilir miydik? Biz rahat bozan bir partiyiz, biz yanlışlıkların üzerine giden bir partiyiz. Aynı zamanda çözüm üreten bir partiyiz. İYİ Parti olmasaydı, bu ittifak olmasaydı İstanbul alınabilir miydi? Bazılarının sinir sistemi bu derece bozulabilir miydi? İstanbul alındı, Ankara alındı. 11 büyükşehir alındı. Ama İstanbul ağabeyi kahretti. Çok fena oldu.”

12 Eylül göndermesi

Tekrarlanan İstanbul seçimlerinden İmamoğlu’nun 805 bin oy fark attığını hatırlatarak, “İşte bu, milletin ferasetinin, irfanının ve milli iradesine el uzatanın; elini, kolunu, bacağını sandıkta kırma eyleminin bir sonucudur” diyen Akşener, ancak ders alınmadığını söyledi.

Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’na verilen hapis cezasını hatırlattı. Akşener, 12 Eylül sürecine işaret ederek, “Ama o zaman belinde silahı olan insanların karşısında bile yargıçlar cübbelerine düğme dikmemişlerdi. Bugün yargı o günden daha vesayet altında. Daha fazla emir komuta zincirinin içinde” dedi.

“Onunla bununla anlaşarak değil”

İYİ Parti lideri Akşener, şöyle konuştu: “Ey bugünün şımarıkları, bugünün zorbaları, bugünün hırsızları, bugünün korkakları; bizi iyi tanıyın, bizi iyi bilin. Biz kan kusup, kızılcık şerbeti diyenleriz. 2023’te yapılacak o seçimi kazanmak zorunda olduğumuzu bilenleriz. Onu kazanmak zorunda olduğumuzu bildiğimiz için, milletimizin geleceği için, bu iradeyi ortaya koymak zorunda olduğumuzu bildiğimiz için, buna inandığımız için, geçmişimiz bugüne kefil olduğu için biz bu işi başaracağız.

Vallahi başaracağız, billahi başaracağız. Biz başaracağız! İddia ediyorum, bu seçimi alacağız. ‘Başbakan Meral’ diyorsunuz ya, neden başbakanlığa aday olduğumu anladınız mı? İşte bu feragattır ama aynı zamanda bir iddiadır. Sizden istediğim şudur değerli arkadaşlarım; birinci parti çıkacağız, ben de başbakan olacağım. Onunla, bununla anlaşarak değil. Onunla, bununla kapı arkalarında ahbaplık ederek değil, ondan bundan bir şey isteyerek değil. Kendimiz, irademizle, gücümüzle milletimizi ikna ederek birinci parti çıkacağız inşallah. Size inanıyorum, size güveniyorum.”

Paylaşın

Babacan’dan Dikkat Çeken “Ortak Aday” Açıklaması

Ortak adaya ilişkin açıklama yapan DEVA Lideri Babacan, “Bir kral gidecek yerine hangi kral gelecek arayışında değiliz. Yönetim sistemini değiştirme ve demokrasiyi bu ülkede tekrar hâkim kılma iddiasıyla yola çıktık. Ortak adayımız şu anki cumhurbaşkanının bir başka versiyonu olmayacak” dedi ve ekledi:

“Şu anki anayasa, cumhurbaşkanına olağanüstü yetkiler vermiş durumda. Ve Sayın Erdoğan da bu yetkileri pervasızca kullanıyor. Hatta yetkilerin sınırını zorlayarak kullanıyor. ‘Ben istedim oldu. Aklıma geleni yaparım, kimse de benden hesap soramaz’ diyor.”

Babacan, açıklamasının devamında, “Memleketin tümünü ilgilendiren kararlarda temsil gücünün yüksek bir şekilde iradeye yansıması kıymetli. Bu da nasıl olacak, çok önemli kararlarda önce altı partiyle istişare yapacak, altı partinin rızasını alacak, sonra kendi yetkisini kullanacak. Eğer altı parti güç birliği yapıp ortak aday belirlediğinde bu seçim kazanılacaksa altı partinin desteklediği adayın da seçimden sonra o altı parti ile istişare içinde olması işin tabiatında var.” ifadelerini kullandı.

T24’den Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtlayan DEVA Partisi lideri Babacan, partisinin Temel Haklar Eylem Planı’na, altılı masanın gündemine, Sinan Ateş cinayetine ve Anayasa Mahkemesi’nin HDP hesaplarına bloke koyma kararına ilişkin açıklamalarda bulundu.

DEVA’nın Temel Haklar Eylem Planı’nında özellikle Türklük önerisi tartışma yaratmıştı.

“Altılı masa hukukunun içinde hareket ederiz ama…”

Babacan, tartışmalara ilişkin “DEVA Partisi pozisyonu değişmeyecektir. Altılı masa hukukunun içinde hareket ederiz ama DEVA Partisi’nin kendi özgün iddialarından taviz vermesi mümkün değil” dedi ve şu ifadeleri kullandı:

“Anayasadaki maddeyi mutlaka daha kuşatıcı ve kapsayıcı bir hale getirmemiz lazım. 85 milyonun o maddede temsil edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Hiç kimseyi Anayasadan çıkartmıyoruz. 85 milyon insanın vatandaşlık tanımını okuduğunda ‘Evet, bu benim’ demesini sağlıyoruz.

“Asıl bölücü toplumu ayrıştıranlardır, kimlik empoze edenlerdir”

“Toplumu ayrıştıran, kimlik empoze eden, devletin insanları tanımlamasını iddia eden kim varsa asıl bölücü onlardır. Beka sorununu asıl ortaya çıkaranlardır.

“Şöyle bir kolaycılığa başvurabilirdik: ‘Ben Türk’üm, Müslüman’ım, Sünni’yim. Öyle bir parti kuralım. Sadece o tanıma uyan insanlara hitap edelim. Öbür kesimleri tamamen dışlayalım’ diyebilirdik. Asla böyle bir şey yok. Biz 85 milyon hepimiz biriz, beraberiz. Herkes bu ülkenin eşit ve onurlu vatandaşı.”

“Altılı masada yüzde 95 mutabakata varıldı”

Babacan, Altılı Masa’nın son toplantısına dair de “Altılı Masa’da yüzde 95 mutabakata varıldı” dedi. Babacan, ortak adaya ilişkin şu açıklamaları yaptı:

“Bir kral gidecek yerine hangi kral gelecek arayışında değiliz. Yönetim sistemini değiştirme ve demokrasiyi bu ülkede tekrar hâkim kılma iddiasıyla yola çıktık. Ortak adayımız şu anki cumhurbaşkanının bir başka versiyonu olmayacak.

“Şu anki anayasa, cumhurbaşkanına olağanüstü yetkiler vermiş durumda. Ve Sayın Erdoğan da bu yetkileri pervasızca kullanıyor. Hatta yetkilerin sınırını zorlayarak kullanıyor. ‘Ben istedim oldu. Aklıma geleni yaparım, kimse de benden hesap soramaz’ diyor.

“Altı partiyle istişare içinde olması işin tabiatında var”

“Memleketin tümünü ilgilendiren kararlarda temsil gücünün yüksek bir şekilde iradeye yansıması kıymetli. Bu da nasıl olacak, çok önemli kararlarda önce altı partiyle istişare yapacak, altı partinin rızasını alacak, sonra kendi yetkisini kullanacak. Eğer altı parti güç birliği yapıp ortak aday belirlediğinde bu seçim kazanılacaksa altı partinin desteklediği adayın da seçimden sonra o altı parti ile istişare içinde olması işin tabiatında var.”

Ortak adayın masadan çıkmasının işleri kolaylaştıracağının altını çizen Babacan, “Olmazsa masayı kilitleyecek halimiz de yok” ifadesini kullandı.

“Genel başkanların cumhurbaşkanı yardımcısı olma fikrine yakın bir mutabakat var”

DEVA lideri Babacan, parti liderlerinin Cumhurbaşkanı yardımcısı olması konusunda da açıklama yaptı. Babacan, “Bir eşgüdüm komisyonu gibi bir şey olsun, genel başkanlardan oluşan. Bir de genel başkanlar, fiilen icranın içinde olsun, cumhurbaşkanı yardımcısı olarak, böyle bir fikir vardı. İkisinin de artıları ve eksileri var. İkinci modele daha yakın bir mutabakat var” dedi.

Bahçeli’nin Sinan Ateş sessizliğini eleştirdi: “İnsanlıktan çıkmak olarak görüyorum”

Ankara’da 30 Aralık 2022 tarihinde silahla vurulan Sinan Ateş cinayetine ilişkin MHP lideri Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sessiz kalmasını eleştiren Babacan, “Ailesi için büyük acı. Ülkücü camia açısından da iç parçalayıcı bir tablo. Böyle bir tabloda ülkenin cumhurbaşkanı sessiz, direkt sorumlu İçişleri ve Adalet Bakanları sessiz. Ve Bahçeli sessiz. Bu ne demek? Bunu insanlıktan çıkmak olarak görüyorum. Vefa vardır, beraber çalışma hukuku vardır” dedi.

HDP’nin hesabına bloke açıklaması: Anayasa Mahkemesi’nin itibarını gölgeleyecek ifadelerden çekinirim
AYM’nin HDP’nin Hazine hesabına bloke koyma kararını da değerlendiren Babacan, şunları söyledi:

“Anayasa Mahkemesi’nin itibarını gölgeleyecek ifadeler kullanmaktan çekinirim. Yanılmıyorsam Başkan Zühtü (Arslan) Bey de aleyhte oy kullandı. Hükûmetin Anayasa Mahkemesi üzerinde atadığı üyeler yoluyla ağır bir tahakküm kurmaya çalıştığı bilinen bir gerçek. Bu çerçevede bu kararı değerlendirmek gerekiyor.”

Paylaşın

Demirtaş: Bu Dönemde Herkese Sorumluluk Düşüyor

Seçim güvenliği ve sosyal medya dezenformasyonu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Niyetinden bağımsız şekilde sırf dikkat çekmek, beğeni almak, takipçi artırmak veya egosunu tatmin etmek için sorumsuzca yazanlar var” dedi ve ekledi:

“Bunlar da dolaylı şekilde manipülasyona hizmet ediyorlar, bundan artık vazgeçmeliler. Bu dönemde herkese sorumluluk düşüyor. Ayrıca her kılığa girebilen, Saray merkezli profesyonel sosyal medya manipülatörleri var. Düşüncenize çok yakın gibi görünen bazı hesaplar, güveninizi sağlayarak seçime yakın bir zamanda açıktan manipülasyona başlayacaktır. Bunlara karşı çok dikkatli olmalısınız”

Cezaevinde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Selahattin Demirtaş, Twitter hesabından seçim güvenliği ve sosyal medya dezenformasyonu ile paylaşımlar yaptı.

Seçime 5 ay kaldığını hatırlatan Demirtaş, seçim çalışmalarında sosyal medya ve WhatsApp gruplarının çok önemli rol oynayacağını belirterek, “Bu nedenle sosyal medyaya yönelik yasaklama, sınırlama, cezalandırma girişimleri oldu, oluyor ve olacak. Seçim baskıları, hileleri gırla devam ediyor” dedi. Demirtaş şöyle devam etti:

Mesela 2007-2010 arasında nüfus 3 milyon artmış ama çok garip şekilde seçmen sayısı 10 milyon artmış. Bunu ciddiyete araştırmak lazım. Bir yandan sosyal medyanın kullanımını kısıtlayacaklar bir yandan da en büyük manipülasyonları sosyal medya üzerinden yapacaklar. Bu nedenle, tüm ciddi sosyal medya kullanıcılarını, bu konuda bir tartışma yürütmeye davet ediyorum.

“Siyasi partiler de bu başlıkta hemen çalışma başlatmalı”

Demirtaş paylaşımlarında siyasi partilere de çağrıda bulunarak, “Siyasi partiler de bu başlıkta hemen çalışma başlatmalı, iletişim uzmanlarıyla çalıştaylar düzenlemelidir. Teyit mekanizmaları geliştirilmelidir. Tüm muhalif ittifaklar ve sivil yapılar bunu seçim güvenliği başlığında acilen ele almalıdır” dedi ve ekledi:

“Sosyal medya ve iletişim uzmanlarının, kullanıcıları bilgilendirmeleri ve manipülasyonlara karşı yöntem önermeleri de çok yararlı olur. Bu konuda yazan, konuşan güvenilir uzman iletişimcilerin mesajlarını en etkili şekilde yaymalı ve önerilerini görünür hale getirmelisiniz. Belki uzman iletişimci arkadaşlar kısa bilgilendirme videoları çekerler, biz de yaygınlaştırırız.”

“Bir de niyetinden bağımsız şekilde sırf dikkat çekmek, beğeni almak, takipçi artırmak veya egosunu tatmin etmek için sorumsuzca yazanlar var” diyen Demirtaş şöyle devam etti:

“Bunlar da dolaylı şekilde manipülasyona hizmet ediyorlar, bundan artık vazgeçmeliler. Bu dönemde herkese sorumluluk düşüyor. Ayrıca her kılığa girebilen, Saray merkezli profesyonel sosyal medya manipülatörleri var. Düşüncenize çok yakın gibi görünen bazı hesaplar, güveninizi sağlayarak seçime yakın bir zamanda açıktan manipülasyona başlayacaktır. Bunlara karşı çok dikkatli olmalısınız

“Seçim olmayacak, yapmayacak, gitmeyecek” diyenlerden kesinlikle uzak durmalısınız. Moral bozma, dağıtma amacıyla sistematik bir şekilde muhalefete saldıran hesaplardan da uzak durmalısınız. Eleştiri ile manipülasyonu dikkatlice ayırt edebilmelisiniz.

Ancak tümden tedirgin olup eleştiri yapmaktan da imtina etmemelisiniz. Eleştiri yapmaktan çekinirseniz bu defa da muhalefetin hatalarını görmesini sağlayamazsınız. Çok iyi bir denge tutturmayı başarmalısınız yani Bir bilgiyi, haberi, videoyu yaymadan önce mutlaka kontrol etmeli, güvenilir kaynaklara bakmalısınız. Siyasi partiler başarır mı bilemiyorum ama siz sosyal medya kullanıcıları, bu mecralarda bir demokrasi ittifakı şeklinde hareket etmelisiniz.

Son olarak, sosyal medya önemlidir ama zamanınızın çoğunu yüz yüze temasla, sıcak bir dokunuşla sahada geçirmelisiniz. Halen en etkili çalışma yöntemi budur.”

Paylaşın