Akşener’den Erdoğan Göndermeli Üçüncü Seçim Videosu

İYİ Parti Lideri Akşener’in sosyal medya hesabından paylaşılan yeni seçim videosu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir çocuğun kafasına vurduğu, elindeki oyuncak kutusuyla korumasına çarptığı ve otobüsten çay fırlattığı anlarla başlıyor.

Haber Merkezi / Videonun devamında, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarf ettiği, “Ya bunlar öğrenci mi? Bunlar üniversitelerin içerisine sızmış teröristlerdir”, “Bunlar gazeteci falan değil”, ”Bunlar ateist, bunlar terörist, bunlar çürük, bunlar sürtük…” sözleri de yer aldı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, 2023 seçimleri öncesinde; “Adalet, Ciddiyet, Samimiyet, Merhamet, Cesaret, Millet, Başbakan” vurgularıyla işlenen lider iletişim kampanyasının üçüncü videosu yayınlandı.

Video, Akşener’in sosyal medya hesabından “Devletin dilini, adabını ve edebini zedelemeye çalışan bu samimiyetsiz tavrı milletimizle birlikte, sandıkta değiştireceğiz. Çünkü #DevleteSamimiyetYakışır!” notuyla paylaşıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir çocuğun kafasına vurduğu, elindeki oyuncak kutusuyla korumasına çarptığı ve otobüsten çay fırlattığı anlarla başlayan videoda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sarf ettiği, “Ya bunlar öğrenci mi? Bunlar üniversitelerin içerisine sızmış teröristlerdir”, “Bunlar gazeteci falan değil”, ”Bunlar ateist, bunlar terörist, bunlar çürük, bunlar sürtük…” sözleri de yer aldı.

Meral Akşener’in; “Derin bir nefes alarak huzura kavuşacağımız günlere çok az kaldı” sözleriyle devam eden videoda il ziyaretlerinden gençlere sarıldığı, çocukları öptüğü, seçmenle iç içe olduğu anlar hatırlatıldı.

Paylaşın

İYİ Parti Ve CHP’den ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’a Tepki

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ve Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Özgür Özel’den ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un Wall Street Journal’da yayınlanan makalesine tepki geldi.

İYİ Parti Lideri Akşener, John Bolton’un yazdığı makaleyle ilgili olarak “Millet irademizi hedef alan bu açıklamaların her biri; ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık dönemin devamlılığını sağlamaya, dış politikayı iç politikaya malzeme etmeyi alışkanlık hâline getirmiş sayın Erdoğan’ı desteklemeye yöneliktir” dedi.

CHP’li Özel’de, “John Bolton’un küstah bir dille kaleme aldığı ve NATO’yu müdahaleye çağıran hadsiz makalesini okudum. Ne NATO ne ABD ne başkaları ülkemize müdahale edemez, müdahaleyi aklından bile geçiremez” ifadelerini kullandı

“Açıklamalar Erdoğan’ı desteklemeye yönelik”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, John Bolton’un yazdığı makaleyle ilgili olarak “Millet irademizi hedef alan bu açıklamaların her biri; ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık dönemin devamlılığını sağlamaya, dış politikayı iç politikaya malzeme etmeyi alışkanlık hâline getirmiş sayın Erdoğan’ı desteklemeye yöneliktir” dedi.

Akşener, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Büyük Türk Milleti, her daim hür yaşamıştır ve hür yaşamaya devam edecektir. Tıpkı 100 yıl önce olduğu gibi Cumhuriyetimizin yeni asrında da; Bağımsızlığına sahip çıkacak, iradesini hiçbir ülkenin ve hiçbir yapının kirli siyaset oyunlarına alet etmeyecektir” ifadelerini kullandı.

“Türk Milleti, sandıkta her türlü vesayete ve güç odağına büyük bir demokrasi dersi verecektir!” diyen Akşener “Söz de, karar da milletimizindir! Yerli, yabancı hadsiz açıklamalar da bunları fırsat bilen hamaset simsarları da bu gerçeği değiştiremeyecektir!” dedi.

CHP’li Özgür Özel, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “John Bolton’un küstah bir dille kaleme aldığı ve NATO’yu müdahaleye çağıran hadsiz makalesini okudum. Ne NATO ne ABD ne başkaları ülkemize müdahale edemez, müdahaleyi aklından bile geçiremez” ifadelerini kullandı.

“Seçimler ülkemizin iç işidir” diye devam eden Özel, “Bizler milletimizin helal oylarıyla iktidara talibiz. Milletimizin vereceği karar başımızın üstündedir. Bugüne kadar milletimizin vermediği hiçbir yetkiye talip olmadık olmayacağız. Bu çağrıları yapanlar buna yeltenenler karşılarında bizi bulurlar” dedi.

Paylaşın

CHP’li Ağbaba: Adayımız Kılıçdaroğlu, Takdir Altılı Masa’nın

Malatya’da basın toplantısı düzenleyen CHP’li Veli Ağbaba, Cumhurbaşkanı adayına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Altılı Masa’nın gösterdiği aday, bizim adayımız olacak. Bizim adayımız Kemal Kılıçdaroğlu, takdir Altılı Masa’nın” dedi ve ekledi:

“Açıklanacak aday, Millet İttifakı’nın adayı olacak. Aday tarifi yapıyoruz; herkesle konuşabilen, geçmişte kirli, karanlık işleri olmayan, bürokrasi, devlet deneyimi olan birisi olsun istiyoruz. İçimizden geçen umarım Kemal Kılıçdaroğlu olur.”

Seçim güvenliğiyle ilgili de konuşan Ağbaba, “Öncelikle seçim güvenliğiyle ilgili her şeyimiz hazır. Genel Başkanı’mız başta olmak üzere çok ciddi çalışıyoruz,” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı Veli Ağbaba, Malatya’da basın toplantısı düzenledi.

Muhalefetin cumhurbaşkanı adayına ilişkin konuşan Ağbaba “Altılı Masa’nın adayına, altılı masa karar verecek ama bize sorarsanız CHP’nin adayı Kemal Kılıçdaroğlu” dedi.

6’lı Masa’nın önümüzdeki haftalarda yapacakları iki toplantının ardından adayın açıklanacağını belirten Ağbaba şöyle devam etti:

“Tekrar söylüyoruz, Altılı Masa’nın gösterdiği aday, bizim adayımız olacak. Bizim adayımız Kemal Kılıçdaroğlu, takdir Altılı Masa’nın.

Açıklanacak aday, Millet İttifakı’nın adayı olacak. Aday tarifi yapıyoruz; herkesle konuşabilen, geçmişte kirli, karanlık işleri olmayan, bürokrasi, devlet deneyimi olan birisi olsun istiyoruz. İçimizden geçen umarım Kemal Kılıçdaroğlu olur.”

Seçim güvenliğiyle ilgili soruyu da yanıtlayan Ağbaba, “Öncelikle seçim güvenliğiyle ilgili her şeyimiz hazır. Genel Başkanı’mız başta olmak üzere çok ciddi çalışıyoruz,” dedi ve ekledi:

“Ne yaparlarsa yapsınlar, atacakları her adıma karşı tedbirimiz var. Seçim güvenliğiyle ilgili yapılacak provokasyonlara karşı çok dikkatliyiz ve her şeye hazırlıklıyız. Bu milletin huzur ve kardeşlik içerisinde bir seçim yaşaması gerekiyor. Onu da sağlayacağımızı biliyoruz.”

Paylaşın

Kar Ne Zaman Yağacak? Prof Dr. Mikdat Kadıoğlu Açıkladı

Soğuk havaların hakim olacağı ve kar yağışının başlayacağı zamana ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, “İzobarik sırt nedeniyle Türkiye ve hatta uzun süre Avrupa mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklıkla karşı karşıya kaldı. İstanbul özelinde konuşacak olursak, hakim olan izobarik sırt nedeniyle yukarı seviyede hava çökerken ısınıp sıcaklık terselmesine neden oluyor. Bu aslında hava kirliliğini de beraberinde getiriyor.” dedi ve ekledi:

“Atmosferdeki sırt ve oluk bölgelerine göre değişiyor hava şartları. Şu anda Avrupa üzerinde bir oluk var ve Avrupa soğumuş durumda. Biz ise hâlâ sırtın etkisindeyiz. Bu oluk, Türkiye üzerine gelirse –ki ay sonuna doğru gelebilir– o zaman bizim de havamız soğuyacak ve yağışlarımız olacak. Bu yağışlar da kar şeklinde düşecek. Ama şu anda sırtın etkisiyle bir çeşit pastırma yazı yaşıyoruz.”

Hem İstanbul özelinde hem de Türkiye genelinde baharı andıran sıcak hava hakim. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) tahminlerine göre, bugün İstanbul’da hava 14 derece. Ocak sonuna dek de 10 derecenin altına düşmesi beklenmiyor.

18 Ocak 2022’de Türkiye’de en düşük hava sıcaklığının –eksi 34,4 derece– ölçüldüğü Van’da, termometreler dün (19 Ocak) 4,9 dereceyi gösteriyordu.

Bianet’te konuşan Meteoroloji ve Afet Yönetimi Profesörü Mikdat Kadıoğlu, Türkiye genelinde hakim olan sıcaklıkların nedenini “izobarik sırt” tanımı ile açıkladı.

Hava şartlarının atmosferdeki sırt ve oluk bölgelerine göre değiştiğini söyleyen Kadıoğlu, şu an Türkiye’yi etkisi altına sıcaklıklar nedeniyle bir çeşit “pastırma yazı” yaşandığını söyledi.

Pastırma yazı

Kadıoğlu, soğuk havaların hakim olacağı ve kar yağışının başlayacağı zamanı ise şöyle işaret etti:

“İzobarik sırt nedeniyle Türkiye ve hatta uzun süre Avrupa mevsim normallerinin üzerinde bir sıcaklıkla karşı karşıya kaldı. İstanbul özelinde konuşacak olursak, hakim olan izobarik sırt nedeniyle yukarı seviyede hava çökerken ısınıp sıcaklık terselmesine neden oluyor. Bu aslında hava kirliliğini de beraberinde getiriyor.

Atmosferdeki sırt ve oluk bölgelerine göre değişiyor hava şartları. Şu anda Avrupa üzerinde bir oluk var ve Avrupa soğumuş durumda. Biz ise hâlâ sırtın etkisindeyiz. Bu oluk, Türkiye üzerine gelirse –ki ay sonuna doğru gelebilir– o zaman bizim de havamız soğuyacak ve yağışlarımız olacak. Bu yağışlar da kar şeklinde düşecek. Ama şu anda sırtın etkisiyle bir çeşit pastırma yazı yaşıyoruz.”

Kuraklık tahminleri

Özellikle son bir haftadır süregelen sıcak havayı küresel iklim kriziyle ilişkilendiren görüşlere katılmadığını söyleyen Kadıoğlu, iklim krizinin sonuçlarından biri olan uzun vadeli kuraklık tahminlerine de değinerek şöyle dedi:

“Bu seneki kuraklıkla ilgili temmuzdan beri yazıyorum ve uzun vadeli tahminlerden de bahsediyorum. Bu sene Türkiye’nin Trakya, Ege ve Akdeniz bölgelerinde yüzde 40-50 oranından bir kuraklık yaşanacağı zaten tahmin ediliyordu. Ancak gelin görün ki çiftçi kuraklık tahminlerine göre iş yapmıyor veyahut enerji sektörü. Esasen Türkiye’de neredeyse kimse böyle uzun vadeli tahmin kullanmıyor. Oysa bugün ABD’de bütün sektörler; tarım, tekstil, turizm ve benzeri, uzun vadeli tahminlerden faydalanıyor.

Bizde ne yazık ki bu sistem yerel yönetimlerde dahi işlemiyor. Fakat bizim bir an evvel risklere, standart sapmaya, değişkenliğe bakarak risk yönetimi yapmamız gerekiyor. Ancak bizde işler ne yazık ki kriz yönetimi mantığıyla yürümüyor. Belirsizlik karşısında riski, tehlikeyi görüp ona göre pozisyon almıyoruz. Şu an Türkiye’de hiçbir büyükşehir belediyesi kuraklık izlemiyor örneğin. Su bütçesi yapmıyor. Hiçbirinin kuraklıkla mücadele planı yok.

Su, Türkiye’yi yönetiyor

Kuraklık var diyoruz ama hiçbir büyük belediye kuraklık varmış gibi tedbir almıyor. Kuraklık yokmuş gibi herkes su çekmeye, tüketmeye, harcamaya devam ediyor. Farklı yöntemler de denememiz gerekiyor artık. En son bir gazete haberi görmüştüm, 1886’da ‘İstanbul’un 15 günlük suyu kaldı,’ diye. Bu dili de değiştirmemiz gerekiyor. Bu söylemler çok klasik kalıyor artık.

Fakat o zamanki günah gecesi başkaydı, şimdi başka. Şimdi her şeyin sorumlusu iklim değişikliği! Koro halinde bunu söylüyoruz ve sonra hızlıca, bir anda iklimin değiştiğini unutuyoruz. Hayır efendim. Şimdi yerel yönetimlerin devreye girmesi gerekiyor. Ezberlerimizi bozmamız gerekiyor. Varolan su yönetimi mantığıyla Türkiye’nin suyunu yönetemiyoruz. Su bizi yönetiyor.”

Sırt nedir?

MGM Sözlüğü’nde “sırt”ın tanımı şöyle: “Kuvvetli antisiklonik sirkülasyonla karakterize edilen, yüksek basıncın dışarıya doğru olan keskin, rüzgâr kırılmalarının çok net olduğu çıkıntısı. Alçak basınç merkezlerinde gerçekleşen trofun tam tersi.

“Bir sırtın ekseni boyunca en yüksek düzeyde izobar eğriliği ve kırılması görülür. Eğrilik yani izobar kırılması sertse ‘keskin sırt’, izobar kırılması çok belirgin değilse ‘düz sırt’ ismi verilir.”

Paylaşın

TUSİAD Başkanı Orhan Turan’dan “Büyüme Modeli’ne Eleştiri

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan, “Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, refah ve istihdam yaratmakta zorlanan bir büyüme modeli, düşük teknolojili ürünlere sıkışmış, katma değeri düşük, ithalata bağımlılığı yüksek, bölgeler itibariyle dağılımı dengesiz bir üretim yapısı, kalite ve itibar sorunu yaşayan kurumsal yapılar ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü destekleyici mahiyette değildir.” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Üstelik, küresel gelişmeleri dikkate aldığımızda, bunlara ilaveten yeni alanlarda da dönüşümü sağlayacak bir dizi önlemi zaman kaybetmeden hayata geçirmeliyiz.”

Yaklaşan seçimler öncesi ekonomiye ilişkinde Turan, “Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, seçim sonrası ile öncesi arasındaki ekonomik koşulların ve politikaların farklılaşması olası. Seçimler öncesinde küresel ekonomi zayıfken ve özellikle birçok AB ülkesinde resesyon dinamikleri gündemde iken Türkiye ekonomisinde iç talebe bağlı büyüme sürecinin desteklendiği bir dönem yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD) Başkanı Orhan Turan, Koç Üniversitesi-TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu (EAF) tarafından bugün düzenlenen “2023 Yılında Türkiye Ekonomisi” başlıklı panelin açılışında konuştu. Turan’ın konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Yeni bir yıla başlarken tüm ekonomi dünyası o yılın ekonomik trendlerini ve öngörülerini merakla bekler. 2023 bu açıdan daha da dikkat çekici bir yıl. Küresel ekonomiye ilişkin riskler ve belirsizlikler çok yüksek; Türkiye ekonomisi açısından da 2023’e düşmekte olsa da hala çok yüksek olan bir enflasyon oranı, büyümede yavaşlama, dış açık ve kamu açığında artış ile giriyoruz.

2023’ün ilk yarısında sıkı para politikasının etkisiyle Avrupa ve birçok gelişmiş ülkede resesyon tahmin edilirken ABD’de de büyümenin çok zayıf olması bekleniyor. Yılın ikinci yarısından itibaren ise izlenen sıkı para politikasının enflasyonu düşürmekte etkili olmasına paralel olarak dünya ekonomisinde zayıf da olsa yeniden bir büyüme süreci başlayacak.

2023’ün birinci ve ikinci yarısında ekonomik koşulların ve politikanın farklı olması Türkiye için de olası. Her şeyden önce küresel dinamikler ülkemizde de etkisini gösterecek. Finansal koşullarda yıl boyunca bir gevşeme olmasa da yılın ikinci yarısında dünya ekonomisinde büyümenin bir miktar hızlanacak olması ihracat talebinde bir canlanmayı muhtemel kılıyor.

Ancak Türkiye ekonomisi açısından 2023’e iki alt dönemde bakma ihtiyacının bir nedeni de milletvekilliği ve cumhurbaşkanlığı seçimleri. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, seçim sonrası ile öncesi arasındaki ekonomik koşulların ve politikaların farklılaşması olası. Seçimler öncesinde küresel ekonomi zayıfken ve özellikle birçok AB ülkesinde resesyon dinamikleri gündemde iken Türkiye ekonomisinde iç talebe bağlı büyüme sürecinin desteklendiği bir dönem yaşayacağız.

Yılın ikinci yarısında ise küresel ekonomide görülecek nispi olumlu gelişme, Türkiye ekonomisinde  makroekonomik istikrarı ve yapısal reformu önceleyen politikaların uygulanması açısından nispeten olumlu bir ortam yaratacak.

2023’ün ikinci yarısında dünya gibi Türkiye’nin de normalleşme sürecine girmesi gerekecek. Bunun en önemli koşulu da enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik istikrarın tesis edilmesi. Enflasyonun çıkmış olduğu çok yüksek seviyelerden baz etkisiyle beraber düşme sürecine girmiş olmasını bir fırsat olarak değerlendirmek mümkün. Ancak enflasyonu düşürmede makro ihtiyati tedbirlerin para politikasının ikamesi olamayacağı noktasından hareketle para politikasını enflasyonla mücadele çerçevesinde formüle etmek, maliye politikasını enflasyonla mücadeleyi destekleyici mahiyette kurgulamak gerekiyor.

2023 yılını Türkiye açısından önemli kılan bir başka boyut da bu sene cumhuriyetimizin kuruluşunun yüzüncü yılı olması. Bu durum, neredeyse ilk yüzyılın geneline damga vurmuş olan bir dizi yapısal sorunumuzu, çözme iradesiyle ele almak için bir fırsat veriyor. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında, refah ve istihdam yaratmakta zorlanan bir büyüme modeli, düşük teknolojili ürünlere sıkışmış, katma değeri düşük, ithalata bağımlılığı yüksek, bölgeler itibariyle dağılımı dengesiz bir üretim yapısı, kalite ve itibar sorunu yaşayan kurumsal yapılar ülkemizin uluslararası arenada rekabet gücünü destekleyici mahiyette değildir. Üstelik, küresel  gelişmeleri dikkate aldığımızda, bunlara ilaveten yeni alanlarda da dönüşümü sağlayacak bir dizi önlemi zaman kaybetmeden hayata geçirmeliyiz.

Uyum sağlamamız gereken alanların başında iklim değişimi ile mücadele geliyor. Bu çerçevede sıfır karbon hedefi doğrultusunda bir dizi adımı atmak, döngüsel ekonomiden ve yeşil üretim tekniklerinden daha fazla yararlanmak, fosil enerji kaynaklarından yenilenebilir enerji kaynaklarına geçişi hızlandırmak ve enerji tasarrufu ve enerji verimliliğini artırmak önümüzdeki dönemin ekonomi politikası öncelikleri arasında yer almalı.

Ekonomik ve toplumsal hayatta dijital dönüşüme uyum sağlamak için de altyapıdan becerilere, bilim ve teknoloji politikalarından yatırım ortamına bir dizi alanda hızlı ve kapsamlı adımlar atmalıyız.

Kısacası çok konuştuğumuz ama şimdiye kadar ertelediğimiz yapısal reformları bir an önce tamamlamamız gerekiyor. Bu reformlar hem istikrarsızlığın adeta yeni normal haline geldiği küresel düzende rekabetçiliğimizi korumak açısından hem de özlemini çektiğimiz refah seviyesine ikinci yüzyılımızda ulaşmak açısından belirleyici önemde.”

Paylaşın

AK Partili Bülent Turan: Seçim Kararı 9-10 Mart’ta Açıklanabilir

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son grup toplantısında seçim için 14 Mayıs tarihini işaret ettiğini hatırlatan AK Partili Turan, “Resmi takvim hala 18 Haziran’dır. Bir erken seçim gündemimiz yok. 18 Haziran’da neden yapmayacağız.” dedi ve ekledi:

“Ramazan Bayramı, Hac dönemi, mevsimlik işçiler, Kurban Bayramı… Hem ilk turu hem ikinci turu planlamak zorundasınız. Bu hac meselesinin 2 turda da olmadığı 7 Mayıs ve 14 Mayıs var. Biz istiyoruz ki 18 Haziran’a en yakın tarih olan 14 Mayıs var. Seçim büyük ihtimalle 14 Mayıs’ta olacak.”

Turan, “Kararın Meclis’ten çıkmasını isterdik. İYİ Parti ve CHP yolu kapattı. Seçim tarihini Cumhurbaşkanının almasını bekliyoruz. Karar 9-10 Mart tarihlerinde açıklanabilir” ifadelerini kullandı.

AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, CNN Türk’te katıldığı bir programda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son grup toplantısında seçim için 14 Mayıs tarihini işaret ettiğini hatırlatan Turan, “Öncelikle ülkemiz için hayırlı olsun. Cumhurbaşkanımız son grup toplantısında 14 Mayıs’ı işaret etti. Resmi takvim hala 18 Haziran’dır.

Bir erken seçim gündemimiz yok. 18 Haziran’da neden yapmayacağız. Ramazan Bayramı, Hac dönemi, mevsimlik işçiler, Kurban Bayramı… Hem ilk turu hem ikinci turu planlamak zorundasınız. Bu hac meselesinin 2 turda da olmadığı 7 Mayıs ve 14 Mayıs var. Biz istiyoruz ki 18 Haziran’a en yakın tarih olan 14 Mayıs var” dedi.

“Seçim büyük ihtimalle 14 Mayıs’ta olacak” diyen Turan, “Kararın Meclis’ten çıkmasını isterdik. İYİ Parti ve CHP yolu kapattı. Seçim tarihini Cumhurbaşkanının almasını bekliyoruz. Karar 9-10 Mart tarihlerinde açıklanabilir” ifadelerini kullandı.

Erdoğan’ın yeniden adaylığı ile ilgili tartışmalara değinen Turan, “Sayın Erdoğan bugüne kadar birçok engelle karşılaşmış bunları aşmış bir lider. YSK sürece ilişkin itiraz konuları varsa bunlar değerlendirilir. Erdoğan, 2018’de yeni sisteme göre ilk kez Cumhurbaşkanı oldu. ‘Aday olamaz’ diyen hukuk cahilidir” iddiasında bulundu.

Seçim yasası

‘Seçim yasası’ ile ilgili de konuşan Turan, şunları söyledi: “Mecburum diye anlatmaya çalışıyorum. Dön dolaş aynı konuların tartışılması vahim. Bunlar üzücü şeyler. 2010 yılında YSK’nın bir kararı var. Seçim günü esastır diye bir kararı var, neyi tartışıyorsunuz. Seçimin tarihi hangi gün ise 1 yıl hesabı o zaman başlar.”

EYT ne zaman Meclis’e gelecek?

Emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) ile ilgili düzenlemenin ne zaman Meclis’e geleceğine yönelik soruya Turan, şu yanıtı verdi:

“AK Parti’nin kendisinden önceki sorunları çözmesinde iyi bir örnek bu. ‘Yapacağım’ dediği ne varsa hepsini yaptı AK Parti. Şimdiye kadar ocak sonu gibi Meclis’e gelir, şubatta görüşmelere başlanır. Önce komisyon ardından Genel Kurul görüşmeleri var. EYT meselesi 5 milyona yakın kişiyi ilgilendiriyor.

Çok büyük bir sayı. 5 milyon çalışan emekliden bahsediyorsunuz. Kalifiyeli elemanlarını gönderecek, yeni işçi bulacak, tazminatları aynı şekilde. Bakanlığımız bunları çalışıyor. Ocak sonu gelir, şubatta görüşürüz. Ümit ediyorum yakın zamanda Meclis’e gelir. Şubat ortasını geçmez diye ümit ediyorum. Yani şubat ayı içerisinde bu konu halledeceğiz diye düşünüyorum.”

Paylaşın

Fitch Ratings’ten Türkiye’ye “Rezerv” Uyarısı

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) rezerv yapısının zayıf kalmaya devam ettiğini ve net yabancı varlık pozisyonunun döviz swapları çıktıktan sonra eksi 57 milyar dolar olduğunun altını çizdi.

Fitch Ratings, kamu sektörü ve asgari ücret için önemli ücret artışları açıklayan hükümetin, öncelikli sektörlerde kredi büyümesine ve şirketler için devlet garantili kredi programlarına ve konut kredilerine odaklanmaya devam edeceğini belirtti.

Fitch, 2023 genel seçimleri öncesinde yüksek ekonomik büyümeyi ve istihdamı korumayı amaçlayan politikaların Türkiye’nin (B/Negatif) uluslararası rezervlerindeki sürekli iyileşmeyle tutarlı olmadığını açıkladı.

BloombergHT’nin aktardığına göre, 2023 ortası seçimleri öncesinde maaş artışları ve genişletici maliye ve kredi politikalarıyla birleşen derin negatif reel faizler, devam eden döviz talebi ve yüksek cari açık nedeniyle lira ve uluslararası rezervler üzerindeki baskıyı sürdürecek.

Kredi derecelendirme kuruluşu sermaye akışı yönetimi önlemleri ve düzenleyici değişikliklerle birleşen dış finansman, 2023’ün başlarında Türkiye’nin brüt rezervlerindeki toparlanmayı 126 milyar ABD dolarına yükselttiğini kaydetti.

Öte yandan Fitch, Merkez Bankası’nın rezerv yapısının zayıf kalmaya devam ettiğini ve net yabancı varlık pozisyonunun döviz swapları çıktıktan sonra eksi 57 milyar dolar olduğunun altını çizdi.

Fitch Ratings kamu sektörü ve asgari ücret için önemli ücret artışları açıklayan hükümetin, öncelikli sektörlerde kredi büyümesine ve şirketler için devlet garantili kredi programlarına ve konut kredilerine odaklanmaya devam edeceğini belirtti.

Bununla birlikte 2022’de merkezi yönetim bütçe açığı GSYİH’nın yüzde 1’ine gerilemiş olsa da (GSYİH tahminlerine göre) harcamaların 2023 yılının ilk yarısında hızlı bir tempoda kalmasını bekledikleri vurgulandı.

Raporda iyileşmeye rağmen, Türkiye’nin dış likiditesinin emsallerine ve yüksek dış finansman ihtiyacına (Kasımdan itibaren 12 ayda vadesi dolacak 189 milyar ABD doları dış borç) göre zayıf kalmaya devam edeceği öngörüldü.

Fitch uluslararası rezervler için ek risklerin, gelişmiş ekonomilerdeki daha fazla parasal sıkılaştırmadan ve yavaşlayan küresel büyümeden kaynaklandığını ve seçimle ilgili artan belirsizliğin yurtiçi döviz talebini artırabeceğine dikkat çekildi.

Paylaşın

2022 Yılında 24 Bin 303 Şirket Kapandı

 

2022 aralık ayında 4 bin 891 şirket daha kapanırken, yılın genelinde ise 24 bin 303 şirket kapanmış oldu. Aralık ayında bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı ise yüzde 177,3 artarken, yılın genelinde ise yüzde 20,1 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), aralık ayına ilişkin kurulan-kapanan şirket istatistiklerini açıkladı. Buna göre, 2022 yılında kurulan şirket sayısı, geçen yıla göre yüzde 27,8 arttı.

Aynı dönemde kurulan şirket sayısı yüzde 27,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 38,8 artmış olup kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 1,7 azaldı.

2022 yılında, bir önceki yıla göre kapanan şirket sayısında yüzde 42,8 kapanan kooperatif sayısında yüzde 17,8 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 9,3 artış oldu.

Aralık 2022’de, bir önceki yılın aynı dönemine göre kurulan şirket sayısı yüzde 53,8 kurulan kooperatif sayısı yüzde 75,6 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,7 arttı.

Aralık 2022’de, kapanan şirket sayısı ise 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 20,1 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 12,3 kapanan kooperatif sayısında yüzde 26,8 artış oldu.

Aralık ayında bir önceki aya göre kurulan şirket sayısı yüzde 14,2 kurulan gerçek kişi ticari işletme sayısı yüzde 50,2 kurulan kooperatif sayısı yüzde 12,8 arttı.

Aralık ayında bir önceki aya göre kapanan şirket sayısı ise yüzde 177,3 kapanan kooperatif sayısı yüzde 218,8 kapanan gerçek kişi ticari işletme sayısında yüzde 41,3 artış gerçekleşti.

Aralık 2022’de kurulan toplam 15.264 şirket ve kooperatifin yüzde 84,9’u limited şirket, yüzde 13,6’sı anonim şirket, yüzde 1,5’i ise kooperatif oldu. Şirket ve kooperatiflerin yüzde 35,9’u İstanbul, yüzde 9,9’u Ankara, yüzde 6,2’si Antalya’da kuruldu.

Aynı dönemde kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 36,0 oranında arttı.

2022 yılında toplam 142.214 şirket ve kooperatif kuruldu. Bu dönemde kurulan toplam 122.409 limited şirket, toplam sermayenin yüzde 70,9’unu, 17.798 anonim şirket ise yüzde 28,9’unu oluşturdu. Aralık ayında kurulan şirketlerin sermayelerinin toplamı, bir önceki aya göre yüzde 36,0 oranında arttı.

Aralık 2022’de şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe, 1.318 gerçek kişi ticari işletmesi ise ticaret sektöründe kuruldu.

Aynı dönemde şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe kuruldu. Aralık’ta kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 1.318’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 833’ü inşaat, 408’i imalat sektöründe oldu.

Aralık ayında kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.559’u toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 713’ü inşaat, 631’i imalat sektöründe gerçekleşti.

Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 1.381’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 518’i inşaat, 370’i imalat sektöründe oldu.

Aralık 2022’de şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe, 1.318 gerçek kişi ticari işletmesi ise ticaret sektöründe kuruldu.

Aynı dönemde şirket ve kooperatiflerin 4.990’ı ticaret, 2.286’sı imalat ve 2.014’ü inşaat sektöründe kurulurken, kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin; 1.318’i toptan ve perakende ticaret motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 833’ü inşaat, 408’i imalat sektöründe oldu.

Aralık’ta kapanan şirket ve kooperatiflerin; 1.559’u toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 713’ü inşaat, 631’i imalat sektöründe gerçekleşti.

Aynı dönemde kapanan gerçek kişi ticari işletmelerinin 1.381’i toptan ve perakende ticaret, motorlu taşıtların ve motosikletlerin onarımı, 518’i inşaat, 370’i imalat sektöründe oldu.

Paylaşın

Demirtaş’tan Muhalefete Eleştiri: HDP’ye Gelince Herkes Özel Harekatçı

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Siyasi partiler ve özellikle de muhalefet ‘terörle mücadele personeli’ değildir. ‘Terör’ olarak tanımlasa bile sorunlara siyasi, barışçıl çözüm bulmak siyasetin işidir. Ama Türkiye’de söz konusu Kürt sorunu ve HDP olunca herkes kendini özel harekatçı gibi konumlandırıyor” dedi ve ekledi:

“Devletin resmi ideolojisi ve yüz yıllık hatalı politikaları beyinleri öylesine zehirlemiş ve teslim almış ki, sivil düşünebilen, devlet aklıyla değil de kendi aklıyla meselelere yaklaşabilen muhalefet çok sınırlı ne yazık ki.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, İz Gazete’den Pınar Teke’ye konuştu. Demirtaş, HDP’nin aday çıkarma açıklaması ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın ortak aday kararını yorumladı.

Demşirtaş, altılı masanın adayı HDP’yi ve Emek ve Özgürlük İttifakı’nı ziyaret edip ülkenin geleceğine dair açık, şeffaf bir müzakere yürütürse ve oradan bir uzlaşma çıkarsa ortak adayla seçime gidilebileceğini tüm HDP sözcülerinin açıkladığını kaydetti.

HDP’li siyasetçi şöyle devam etti: “Böyle bir şey olmazsa da HDP mecburen kendi adayıyla ve iddialı şekilde seçim yarışına girecek. Yani ortak aday için HDP kapılarını tümden kapatmadan, kendi adayı için ciddiyetle hazırlık yapıyor. Durum şimdilik budur. Top da altılı masadadır.”

Demirtaş, Türkiye’nin birinci yüzyılını şu beş maddeyle değerlendirdi:

  • Birlikte verilen muhteşem Kurtuluş Savaşı.
  • Birlikte kurulan yeni cumhuriyet.
  • Elitlerin cumhuriyete el koyması.
  • Devletin halkları yok sayması, yok etmeye çalışması.
  • AKP ile yıkılış ve kapanış.

Demirtaş’ın ikinci yüzyıl beklentisi şöyle:

  • Birlikte verilen muhteşem bir mücadele ve seçim zaferi.
  • Birlikte yeniden inşa edilen cumhuriyet.
  • Halkın yerelden genele her yerde yönetimde söz sahibi olması.
  • Devletin herkesin ve her kesimin ortak devleti haline gelmesi ve demokrasi ile buluşup yoluna devam etmesi.
  • Yoksulluğun, işsizliğin, sömürünün, kadın soykırımının, doğa katliamların yaşanmadığı barış, refah ve huzur içinde bir yüzyıl.

‘HDP’ye gelince herkes özel harekatçı’

Demirtaş’ın açıklamasından öne çıkanlar şöyle:

Siyasi partiler ve özellikle de muhalefet ‘terörle mücadele personeli’ değildir. ‘Terör’ olarak tanımlasa bile sorunlara siyasi, barışçıl çözüm bulmak siyasetin işidir. Ama Türkiye’de söz konusu Kürt sorunu ve HDP olunca herkes kendini özel harekatçı gibi konumlandırıyor.

Devletin resmi ideolojisi ve yüz yıllık hatalı politikaları beyinleri öylesine zehirlemiş ve teslim almış ki, sivil düşünebilen, devlet aklıyla değil de kendi aklıyla meselelere yaklaşabilen muhalefet çok sınırlı ne yazık ki.

Düşünün ki ben bir Kürt olarak “Dilim” dediğimde “Terörörö” diye üstümüze bir dolu hakaret, tehdit boca ediliyor. “Kimliğim” dediğimde “Önce terörü kına” diye linç ediliyorum. “Barış” dediğimde “Savaş mı var barış olsun, terör var terör!” denip lafım ağzıma tıkılıyor.

E ben de o zaman dönüp diyorum ki “Buyurun o zaman terörle mücadele edin” Bu mücadelede 40 yıldır başarılı olamayınca bu defa yeniden bana dönüp bağırıyor, işkence ediyor, beni hapse atıyor, öldürüyor. “Niye böyle yapıyorsun” diye sorsak “Sen bize terörle mücadelede yardım etmiyorsun, o yüzden sen de teröristsin” diyor.

İyi de kardeşim, daha en başta sana demedim mi, ben terörle mücadele personeli değilim, siyasi çözüm arayan siyasetçiyim, sen de JÖH, PÖH gibi davranmak yerine siyasetçi gibi davransan oturup konuşacağız ve kimse ölmeden, öldürmeden, memleket bölünmeden sorunlarımızı çözeceğiz.

Ama yok. Maalesef muhalefetin bir kısmı bir türlü JÖH, PÖH üniformasını çıkarıp da siyaset yapamıyor halen. Biz de bu acı gerçeği değiştirebilmek için sabırla uğraşıp duruyoruz işte.

Altılı masadan ne bekliyor?

Sadece seçimi değil, büyük demokratik geleceği de kazanmaya odaklanmalılar. Bunun için de çok daha geniş siyasal, toplumsal kesimlerle iş birlikleri, diyalog ve uzlaşma zemini yaratmalılar. Altılı Masa diyalog için önemli ve kıymetli bir deneyimdir ama yetmez, kimsenin dışarıda bırakılmayacağı bir demokratik Cumhuriyet için daha cesur olmak gerek. ‘AKP-MHP’nin trolleri saldıracak, oy kaybedeceğiz’ diye korkmak büyük kaybettirir. Genişlemek oy da kazandırır, aydınlık yarınları da.

Edebiyatta halen çok iddialı değilim ama geliştiğimi fark edebiliyorum. Yazmaya devam edebilirsem bir gün edebi açıdan daha iddialı eserler de ortaya çıkarabileceğime inanıyorum. Ama tesis yok, alt yapı yok. Altı yıldır 12 metrekarelik hücrede yazıyorum sonuçta. Bu son derece kısıtlayıcı ve engelleyici bir olgu tabii.

Paylaşın

‘Altılı Masa’da Adaylık İçin Kılıçdaroğlu’nun İsmi Öne Çıkıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), İYİ Parti, Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi ve Gelecek Partisi’nden oluşan Atılı Masa’da Cumhurbaşkanlığı adaylığı için CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun ismi öne çıkıyor.

İYİ Parti Lideri Akşener’in İBB Başkanı İmamoğlu’nun aday gösterilmesinden yana olduğu konuşuluyor. Ancak İmamoğlu ile ilgili davalar ve siyasi yasak kararı adaylığı önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimler için 14 Mayıs tarihini işaret etmesiyle Türkiye erken seçim sürecine girdi. En çok merak edilen ise 6’lı masanın cumhurbaşkanı adayının kim olacağı ve “ortak aday”ın ne zaman açıklanacağı.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın aktardığı kulis haberine göre, 6’lı masanın adayı için farklı isimler dillendiriliyor. Edinilen bilgiyle göre, masada CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ismi öne çıkıyor.

Kılıçdaroğlu her açıklamasında “Belediye başkanlarımız görevinin başında” dese de İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener farklı görüşte.

Kulislerde, Akşener’in İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun aday gösterilmesinden yana olduğu konuşuluyor. Ancak İmamoğlu ile ilgili davalar ve siyasi yasak kararı adaylığı önündeki en büyük engel olarak gösteriliyor.

İYİ Parti teşkilatlarında konuşulan ismin ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş olduğu belirtiliyor. HDP’nin Mansur Yavaş’ın ismine karşı çıkan net açıklamaları Yavaş’ın adaylığı olaslığını zayıflatıyor.

HDP ise muhalefete “kapıyı kapatmadık” mesajı verirken; partide “Erdoğan çizgisinde aday çıkarsa neden müzakere edelim?” görüşü de öne çıkıyor.

Paylaşın