HDP’li Buldan: Üçüncü Kez Aday Olamazsın Erdoğan

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklamalarda bulunan HDP Eş Genel Başkanı Buldan, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı için “Üçüncü kez aday olamazsın Erdoğan. Bu çok açık ve nettir” dedi ve ekledi:

“AKP Genel Başkanı yeniden aday olabilmek için ‘Kronometre 2018’de sıfırlandı’ dedi. 2018 öncesi yaptığı cumhurbaşkanlığı görevini kendisi yok saydı. Bu çok açık bir şekilde ifade edildi. Bu sayılmaz diyor. Yani kendi kendisini sıfırlıyor. Sıfırlamada usta olduklarını da biliyoruz. Kendi cumhurbaşkanlığını kendisi tanımıyorsa halk sizi hiç tanımaz. Cumhurbaşkanı olamayacaksınız, halk size sandıkta izin vermeyecek.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Başkanı Pervin Buldan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Buldan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Türkiye’nin her yerinde halklarımızla bir araya geliyoruz, buluşmalar gerçekleştiriyoruz. Hafta sonu da Demokratik Cumhuriyet konferansımızda buluşacağız ve cumhuriyeti demokrasiyle buluşturacak olan süreci konuklarımızla ve misafirlerimizle tartışacağız.

Malum seçim süreci giderek hızlanmaktadır. Halkımızın, demokratik kamuoyunun, değişim isteyen milyonların HDP’den beklentisinin çok büyük olduğunun hepimiz farkındayız. Gözler HDP’nin üzerindedir. HDP’nin her biz sözü değişime giden yolu daha da büyütmekte, umutları her geçen gün arttırmaktadır. Çünkü HDP bu toprakların bereketidir, huzurudur, birlikte yaşamın harcıdır, özgürlüğün teminatıdır. HDP demokratik siyasetin onuru ve yüz akıdır.

“Yol haritamız nettir”

Karşımıza dev dalgalar çıksa da, bu gemi demokrasinin kıyısına mutlaka ama mutlaka ulaştıracaktır. Çünkü bizim rotamız bellidir. Yol haritamız nettir. Demokrasidir. Türkiye’yi içine sürüklendiği bu alaca karanlıktan kesinlikle kurtaracağımıza bir kez daha Türkiye halklarına, Türkiye toplumuna bu kürsüden söz vermek istiyoruz. HDP’nin duruşunu ve gündemini değiştirmeye, bir belirsizlik ortamı yaratarak, umutsuzluğu pompalamaya çalışanlar, kesinlikle başaramayacaklar.

Bizim siyasetimizin karşısına kumpaslarla çıkanlar, kendi komplolarıyla baş başa kalacaklardır. Geçen hafta biliyorsunuz AYM, kapatma davasının seçim sonrasına bırakılması yönündeki başvurumuzu reddetti. Ret gerekçesi; elbette ki ret ve inkâr politikasıdır. AYM’nin bu kararı Saray’ın baskısı altında aldığını de çok iyi biliyoruz. AKP-MHP kumpas ittifakı, AYM eliyle seçim sürecine siyasi müdahalede bulunma hazırlığı içerisindedir. O yüzden kapatma davasına hazine bulmuş gibi dört elle sarıldıklarını hep birlikte gördük ve tanıklık ettik.

Bunlar o kadar kirli ki, Hazine yardımının kesilmesi için emniyet aracılığıyla bir günde bir gizli tanık buldular, icat ettiler. Gizli tanık adına gerçekle uzaktan yakından alakası olmayan, tamamen komploya dayanan 100 sayfalık bir ifade kurguladılar. Bunu da ışık hızıyla AYM’ye servis yaptılar. Hukukun temel ilkelerine göre hareket etmesi gereken Anayasa Mahkemesi de gizli tanığın servis yapılan gerçek dışı ifadelerine dayanarak, HDP’nin Hazine yardımına bloke kararı koydu. Tam bir tezgâh. Tam bir organize işler. Tam bir kumpas!

“HDP daha da güçlenerek yoluna devam edecektir”

Savcıları, hâkimleri, kolluk güçlerini, valileri, imamları, bürokratları seçim kampanyasında ‘Truva atı’ gibi kullanan AKP-MHP, bunlarla yetinmemiş olacak ki, gizli tanıkları da seçim kampanyasına kattılar. İşleri gizli tanıklara kalmış durumdadır! İşte HDP hakkındaki kapatma davası Türkiye’nin tam bir özetidir. Bu kumpaslar sarkacı, iktidarın Türkiye’ye yerleştirmek istediği rejimin en net röntgenidir.

HDP’ye yönelik kumpaslardan beslenmek isteyenlere diyorum ki, size buradan bir ekmek asla çıkmayacaktır. AYM’nin kayyımı gibi hareket eden iktidarın küçük ortağı da şunu iyi bilsin, sizin siyasetiniz çökecek, HDP daha da güçlenerek yoluna devam edecektir. HDP öyle sizin sandığınız, sizin bildiğiniz gibi küçük bir lokma değildir. Boğazınızda kalacak lokma ile uğraşmaktan vazgeçin. Bizi kendinizle kesinlikle karıştırmayın!

HDP’nin mücadele geleneği ve Kürt halkı tarih boyunca öyle oyunlar ve öyle tuzaklar gördü ki, sizin bu kumpaslarınıza asla yabancı değildir. Seyit Rıza kendisine tuzak kuranlara “Sizin hilelerinizle baş edemedim” demişti. Ben de diyorum ki, Kürt halkı ve dostları sizin hilelerinizle de, faşizminizle de baş edecek, tuzaklarınızı bir bir bozacak örgütlü güce sahip iradeyle sizi kesinlikle yenecektir.

“Kesinlikle şah-mat olacaksınız!

HDP’siz bir seçim süreci tasarlayanlar bilsin ki, tasarılarınız çöp olacaktır. Biteceksiniz, tükeneceksiniz, siyasetten silinip gideceksiniz. Zaten oylarınız anketlerde de halkın nabzını yokladığımızda da günden güne eriyor. Bu erime sandıklarda mum gibi eriyecektir. Bundan hiç kimse şüphe duymasın. Bir gerçek daha var ki alınlarına yapışan Kürt düşmanlığıyla hep anılacaklar. Siz hileli zarlarla oynamaya devam edebilirsiniz! Ama bu satrançta HDP’nin yapacağı büyük hamleler karşısında da kesinlikle şah-mat olacaksınız! Bizden söylemesi. Milyonların demokrasi çıkışı karşısında tarihin en büyük bozgununa uğrayacaksınız!”

Paylaşın

Bahçeli’den Millet İttifakı’na ‘Mutabakat Metni’ Tepkisi: Yıkım Beyannamesi

Partisinin Meclis’teki grup toplantısında, Millet İttifakı’nın “mutabakat metni” ve aday belirleme süreciyle ilgili konuşan MHP Lideri Bahçeli, “13 Şubat’ta cumhurbaşkanı adayını belirleyeceklermiş. Eğer karar veremiyorlarsa noter huzuruna çıkıp kura ile adaylarını tespit etmeleri de bir seçecek olarak önlerinde durmaktadır” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Buna akılları yatmıyorsa kısa ve uzun çöp çekmek suretiyle adayını çıkarabilirler. ‘O piti piti karamela sepeti’ tekerlemesi ile de adaylarını bulabilirler. Dün açıklanan mutabakat metni göz boyayan bir siyaset kofluğudur, yıkım beyannamesidir, bölücülüğe verilmiş güvencedir. Ucube bir dayatmadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aday olup olamayacağı tartışmalarıyla ilgili de konuşan Bahçeli, “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına itiraz ve tepkilerini yoğunlaştırmaları, milletimizin umutlarını küllemektir. Bu beyhude çabaların sonucu elbette hüsrandır. Sayın Erdoğan’ın adaylığı bal gibi, buz gibi Anayasa’ya uygundur, ahlaken ve hukuken de meşrudur. 16 Nisan 2017 tarihli halk oylamasıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir.

Bu yeni yönetim modeli nevi şahsına münhasır bir başkanlık sistemidir. Bu sistem içinde 1 dönem yetkilerini kullanan cumhurbaşkanının tekrar aday olamayacağını iddia etmek siyaseten ağır kusurdur. Yeni sistemin doğasına ve işleyiş mantığına aykırıdır.” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) düzenlenen grup toplantısında açıklamalarda bulundu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

İftira salgınına inancımız şifasıyla karşılık veriyoruz, Merhameti de biliriz, mertliği de biliriz, hesap sormasını da biliriz. Biz bu vatan uğruna rahmetle andığımız kurt bakışlı üç bin şehit verdik. Siyasi şeceremiz, Türklüğe duyulan emsalsiz bir sevdanın potasında eriyerek hür oldu. Çelme taktılar, tökezledik ama düşmedik. Arkamızdan ittiler, sendeledik ama eğilmedik. Kuyuya attılar Yusuf olup çıktık. Mahkum ettiler “Vatan sağ olsun” dedik. Bulanık akan suların günü geldiğinde durulacağına inandık. 

‘Tarih bizden yanadır, talih bizden yanadır’

Hakkımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. Milli haysiyetimizi ve dava onurumuzu çiğnetmeyeceğiz. ‘Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır. İrade bizden yanadır, istikbal bizden yanadır, istiklal bizden yanadır. Yetmez, millet bizden yanadır. Tarih bizden yanadır, talih bizden yanadır. Elleri nasır tutmuş analar bizden yanadır. Babalar, dedeler, nineler, henüz bıyığı terlememiş sabiler bizden yanadır. Türklüğün varlığı bizden yanadır. Türkiye bizim yeryüzü cennetimizdir ve sonuna kadar bizden yanadır.

MHP’ye zincir vurmak, kelepçe takmak hiçbir alçağın, hiçbir ahlaksızın harcı ve haddi değildir. Sürekli körüklenen karalama kampanyalarının, zamanı gelince sürekli gündemde tutulan karanlık senaryoların müteahhitlerinin burnundan fitil fitil getireceğiz. Kötülükleri unutursak kanımız kurusun.

Etrafımızda dolaşanları görüyoruz, zehir ve zillet saçanları takip ediyoruz, fitne yayan siyasetçileri, sözde gazetecileri, ülkeden korkakça kaçmış şerefsizleri, FETÖ’cü hainleri, bölücü mihrakları, köksüzleri, kimliksizleri rezil rüsva etmek için uygun zamanı bekliyoruz. Bize kan sıçratmak isteyenlerin alayının elinde, yüzünde ve vicdanında şehitlerimizin kanı vardır. Şeytanın uşaklarına, milletin evlatları yenilmeyecektir. İçimize sızmış işbirlikçileri ayrıca ve dikkatle değerlendireceğiz. Onları unutmayacağız.

İyi günü herkes paylaşır, mühim olan zahmetli dönemlerde bir ve beraber olmaktır. Zorlu mücadele dönemlerinde masa altına saklanıp üç maymunu oynayanlarla işimiz olamaz, kalbimiz bir atamaz ve atmayacak.

Özellikle hatırlatmak isterim ki, Türkiye’ye ve Türk milletine kalkan elleri kırmak, saldırıları engellemek ve gerekirse canımızı feda etmek bizim için şereftir. Bize FETÖ’cüler saldırıyormuş, saldırsınlar. PKK’lılar saldırıyormuş, saldırsınlar. Zillet ittifakı ağız birliği etmiş, bize iftiralarını kusuyorlarmış, yapsınlar. Himaye edenimiz Allah, destekçimiz büyük Türk milletidir. Açık hesap 14 Mayıs 2023 tarihinde sandıkta görülecektir. Partimizin zor durumda olduğunu söyleyen çapulcular vardı.

PKK’ya mütareke çağrısı yapan, Türkiye’yi zalimlere teslim etmek için tertip yapan ne kadar siyasetçi varsa Cumhur İttifakı’nın kan kaybettiğini koro halinde söylüyorlardı. Bu cürüm grubuna gerçekten yuh olsun, yazıklar olsun. Sanıyorum bunların hepsi Amasya’yı görmüştür. Amasya’dan ders almışlardır. Amasya’daki heybetten küçük dillerini yutmuşlardır. Kiralık anket şirketleri, Amasya’ya baktınız mı? Sosyal medyadaki namussuzlar, Amasya’daki şahlanışı izlediniz mi? Yeni başlıyoruz, alayınızı birden çılgına döndüreceğiz. 14 Mayıs’a kadar konuşsunlar, sonra sıra Türk milletine gelecektir.

Bıyığını kesip ayrılanlar varmış. Aramızda manen olmayanların yokluğuyla ilgilenecek değiliz, hiç olmayanları da zaten umursayacak değiliz. Bayağı senaryoların hızımızı kesmesine göz yummayacağız. Her değerimizi muhafaza ve müdafaa edeceğiz.

Her insanımızı kucaklayacağız ve kardeş bileceğiz. Her değerimizi muhafaza edeceğiz. Hiç kimsenin etnik, mezhep, ideolojik ve fikri farklılığına kafa yormayacağız. Öz dururken kabukla ilgilenmeyeceğiz, ağaca bakarken ormanı gözden kaçırmayacağız. Sanal ayrımlarla meşgul olmayacağız. Büyük bir aile olduğumuzu hiç aklımızdan çıkarmayacağız. Ve diyeceğiz ki, ‘Aziz milletim, sıra sende.’ Damarımıza basanlarla, kurumsal kimliğimize organize şekilde saldıranlarla yerin 7 kat dibine inseler de hesaplaşacağız.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın adaylığına itiraz ve tepkilerini yoğunlaştırmaları, milletimizin umutlarını küllemektir. Bu beyhude çabaların sonucu elbette hüsrandır. Sayın Erdoğan’ın adaylığı bal gibi, buz gibi Anayasa’ya uygundur, ahlaken ve hukuken de meşrudur. 16 Nisan 2017 tarihli halk oylamasıyla cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmiştir. Bu yeni yönetim modeli nevi şahsına münhasır bir başkanlık sistemidir. Bu sistem içinde 1 dönem yetkilerini kullanan cumhurbaşkanının tekrar aday olamayacağını iddia etmek siyaseten ağır kusurdur. Yeni sistemin doğasına ve işleyiş mantığına aykırıdır.

“Zillet ittifakı da sıfırı çekecektir”

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ndeki yetki ve sorumluluklarıyla yalnızca bir defa seçilmiştir. İkinci kez adaylığı tartışmasızdır. Vesayetçilerin başını kaldırması boşunadır.

Sayın Cumhurbaşkanımızın tekrar seçilmesi için geceyi gündüze katacağız. İstiyorlar ki kukla gibi yönetilen bir cumhurbaşkanı olsun. Bekliyorlar ki boyun eğen, taviz veren bir cumhurbaşkanı göreve gelsin. Geçti o günler. Suyu tersinden akıtmak geldiğimiz bu aşamada imkansızdır. Millet kararlıdır, sevdalılarını yarı yolda bırakmayacaktır. Söz milletindir, sıra milletindir. Zillet ittifakı da sıfırı çekecektir.

Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayıyla uğraşmasın, FETÖ ve PKK’nın sırtını sıvazlayan İP Başkanı işine baksın. Bizim kararımız nettir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs’ta açık ara farkla seçilecektir. MHP de milletvekili sayısını beklentilerin üzerinde artıracaktır. Sabrımızı zorlamasınlar, ayranımızı kabartmasınlar. Konuşursak derinden, hiçbiri kalkamaz yerinden.

Bu gidişle seçimlere bir gün kala adaylarının kim olacağını tartışıyor olurlarsa şaşırmayacağız. Eğer karar veremiyorlarsa noter huzuruna çıkıp kurayla adaylığını tespit etmeleri de bir seçenek olarak önlerinde durmaktadır. Buna akılları yatmıyorsa kısa ve uzun çöp çekilişi yapmak suretiyle adaylarını çıkarabilirler. Bu da olmazsa ‘O piti piti, karamela sepeti’ tekerlemesiyle muhtemel adaylarını bularak ilan edebilirler. Buna yanaşamıyorlarsa Beyaz Saray’a ulak gönderip Biden’ın son talimatını alarak karşımıza çıkabilirler.

Paylaşın

DEVA Lideri Babacan’dan Adayın Belirleneceği Tarih Açıklaması

DEVA Lideri Babacan, ortak adayın 13 Şubat’ta açıklamayı öngördüklerini belirterek sürecin 10 gün uzayabileceğini söyledi. Babacan, “Altılı Masa adayınızın belirlenmesi ve adayın seçim bittikten sonra ülkeyi nasıl yöneteceği konusunda yüzde 95 oranında mutabık yüzde beşle tekrar değerlendirilmesi gereken hususlar” diyerek adayın Altılı Masa dışından da olabileceğini söyledi.

HDP’nin DEVA Partisi listesinde seçime gireceği iddialarına hakkında konuşan Babacan, “Böyle bir şey yok. Ama biz parti kapatmalarına karşıyız. Varsa bir suç varsa kanuna aykırı bir hareket. Bu suçun değişkenliği çerçevesinde ele alınması lazım. Şahıslarla ilgili eğer gerçekten bir suç varsa ortadaki çoğu zaman o da olmuyordedi ve ekledi:

“Çünkü dosyalara bakıyoruz boş yani şu anda tutuklu yargılanan insanlar, Demirtaş, Kavala dosyasında bir şey yok. Sivil toplum iş dünyası Ben birkaç kişiyi içeride tutarım ve bu birkaç kişi üzerinden bütün sivil topluma ve iş dünyasından korku yayabilirim, onları sindirebilirim. çok gerek yok birkaç gazeteciyi içeride tutarım, bir iki siyasetçiyi içerde tutarım diğer siyasetçileri attırırım.”

Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Halk TV’de İsmail Küçükkaya’nın Yeni Bir Sabah programına katılarak gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Babacan’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle oldu:

Kötü bir yönetimi sonucu ülkemizi kötü yönetiliyor. Gerçekten bu ülke kaliteli insanlar tarafından dürüst ve ehil insanlar tarafından yönetildiğinde, doğru kararlar alındığında her sorun çok çabuk bir şekilde çözecektir. Bu ülkenin çözülemeyecek hiçbir sorunu yoktur. Yani ben bu işleri hiç yapmamış olsam yani sadece dışarıdan izliyor olsam ya da ilk defa bu işleri yapmaya talip olsam diyebilirsiniz.

Türkiye’yi 2001 krizinden çıkaran ekibin başında olan kişiydim. Bütün dünyayı kavuran Yunanistan’ın, İtalya’nın, İspanya’nın, Portekiz’in, İrlanda’nın batmasına sebep olan 2008-2009 krizinden ülkeyi çekip çıkaran ekibin başında ben vardım. Ülkenin itibarının en yüksek olduğu dönemlerde Türkiye’deki dış politikanın başına ben vardım Dışişleri Bakanı olarak. Kararlarınızı istişare ile alın ondan sonra korkmayın. Bu ülke inanın şu anda 2023’te rahatlıkla 25 bin dolarlık milli gelirine ulaşırdı.

Çünkü biz o kadar kısa süre içerisinde ülkeyi zenginleştirdik ki, o kadar kısa süre içerisinde 3 bin 500 dolardan aldık. 12 bin 500 dolarların üzerine çıkarttık aynı performansı devam etseydi rahatlıkla bugün biz 25 bin doların üzerinde yüksek gelir sahibi ülke olabilirdik. Tek imza ile karar alan bir Cumhurbaşkanı döneminde yaşadık. Böyle bir ülke yönetimi kabul edilemez bakın. Biz iddialıyız.

“Altılı Masa dışından da olabilir”

Babacan, ortak adayın 13 Şubat’ta açıklamayı öngördüklerini belirterek sürecin 10 gün uzayabileceğini söyledi. Babacan, “Altılı Masa adayınızın belirlenmesi ve adayın seçim bittikten sonra ülkeyi nasıl yöneteceği konusunda yüzde 95 oranında mutabık yüzde beşle tekrar değerlendirilmesi gereken hususlar” diyerek adayın Altılı Masa dışından da olabileceğini söyledi.

Altı partinin üzerinde mutabık kalacağı isim ve bizim ortak Cumhurbaşkanı adayımız hem seçilecektir, Cumhurbaşkanlığı görevini gayet iyi bir şekilde yapacaktır. Bunlar hiç kimsenin kuşkusu olmasın ve biz ortak adayı tespit ettikten sonra hep altı parti olarak sapasağlam arkasında durmamız lazım. Ama sadece seçime kadar değil. Seçimden sonra da bu ülkeyi yönetmemiz lazım. Yoksa biz adayları izleyelim bakalım becerebilecek mi? Elimizi taşın altına koyması lazım.

“Adım adım ilerliyoruz”

Türkiye Cumhuriyeti ilk defa bu süreçlerden geçiyor. Biz dünya örneklerini çok iyi çalıştık, tarihi çok iyi çalıştık. Dolayısıyla biz kazanacağız. Adım adım ilerliyoruz ve sapa sağlam temelden başladık. Temelden ne yaptık temele sapasağlam bir anayasa metni koyduk. Şu anda ülkeyi yönetenler iftar gücünü elinde tutanlar, hukuk, adaleti çiğneme alışkanlığını elde ettiler ve bu gücü hukuku adaleti çiğnemede kullanıyorlar. Yasalar olmadan hukuk çalışmadan adalet olmadan bu ülkenin hiçbir alanda başarılı olması mümkün değildir.

En başa koyduk burada. Mesela neler var; hakimler ve savcılar konusunu biz ayrılacağız dedik. Savcılarla avukatları mahkemelerde silahlar eşitliği ilkesine göre eşit düzlemde olması lazım ancak öylesin adaleti sağlayabilirsiniz. Aynı kurul hem savcılara hem hakimlere bakıyorsa olmaz. İki ayrı kurulu olması lazım kurulun bir tanesi tamamen hakimlerden sorumlu diğer kuruluş savcılardan sorumlu olması lazım.

Güçler ayrılığını ayrıldı ancak öyle sağlayabilirsiniz. Bambaşka bir dönem başlayacak yani insanların yargıya güvendiği, ben Türkiye Cumhuriyeti’nin yargısına giderim kendime emanet ederim. Bunu yapmak için yargının insan kaynağı yapısına da yapmak gerekiyor.

Babacan, İstanbul Sözleşmesinin “mutabakat metninde” yer almasını “demokrasiyle” açıkladı. Babacan, “Mutabakat metni yani ne demek altı partinde yüzde 100 mutabık kaldığı hususlar. Eğer partilerden biri ikisi üçü neyse mutabık değilse o hususlar bu metne girmiyor. Dolayısıyla bu tam bir konsensus sözleşmesi ile ilgili. Farklı görüşü olan partiler var gayet doğal, demokrasi bunu gerektirir” dedi.

Mutabakat içinde çok önemli maddeler olduğunu vurgulayan Babacan, İstanbul Sözleşmesiyle ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesela cumartesi günü bir iki maddeye itiraz geldi. Oturduk konuştuk. Mutabakat metni basılanlar iptal edildi Yeniden bastırdık bunu yani Demokraside bunların hepsi var. Çoğu çoğulculuk var. Seçimlerden sonra biz Deva Partisi olarak karşılığı olarak bu iddiamızdan geri çekilecek halimiz yok. Biz 12 kişilik bir heyet kurduk. İçinde diplomatların olduğu, sosyal bilimcilerin olduğu, siyaset bilimcilerin olduğu ve hukukçuların olduğu. İstanbul Sözleşmesi üzerine arkadaşlarımız iki hafta çalıştı.

“Biz parti kapatmalarına karşıyız”

Böyle bir şey yok. Ama biz parti kapatmalarına karşıyız. Varsa bir suç varsa kanuna aykırı bir hareket. Bu suçun değişkenliği çerçevesinde ele alınması lazım. Şahıslarla ilgili eğer gerçekten bir suç varsa ortadaki çoğu zaman o da olmuyor.

Çünkü dosyalara bakıyoruz boş yani şu anda tutuklu yargılanan insanlar, Demirtaş, Kavala dosyasında bir şey yok. Sivil toplum iş dünyası Ben birkaç kişiyi içeride tutarım ve bu birkaç kişi üzerinden bütün sivil topluma ve iş dünyasından korku yayabilirim, onları sindirebilirim. çok gerek yok birkaç gazeteciyi içeride tutarım, bir iki siyasetçiyi içerde tutarım diğer siyasetçileri attırırım.”

Paylaşın

Dış Ticarette Rekor Açık: 109,5 Milyar Dolar

İhracat 2022 yılı ocak aralık döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9 artarak 254 milyar 172 milyon dolar, ithalat ise yüzde 34,0 artarak 363 milyar 711 milyon dolar oldu. 109 milyar 539 milyon dolar olan dış ticaret açığı rekor kırdı.

Haber Merkezi / Ayrıca, aralık ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 42 artarak 6 milyar 832 milyon dolardan, 9 milyar 701 milyon dolara yükseldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) 2022 Aralık’a ilişkin Dış Ticaret İstatistiklerini açıkladı. Buna göre, Genel Ticaret Sistemi (GTS) kapsamında ihracat, Aralık 2022’de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 3 artarak 22 milyar 910 milyon dolar, ithalat da yüzde 12,2 yükselerek 32 milyar 612 milyon dolar oldu.

Dış ticaret açığında yüzde 137 artış

Dış ticaret açığı, Aralık 2022’de yıllık bazda yüzde 42 artışla 9 milyar 701 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı Aralık 2021’de yüzde 76,5 iken geçen ay yüzde 70,3 olarak kayıtlara geçti.

İhracat, Ocak-Aralık 2022 döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12,9 artarak 254 milyar 172 milyon dolara, ithalat da yüzde 34 artışla 363 milyar 711 milyon dolara ulaştı.

Dış ticaret açığı geçen yıl yüzde 137 artarak 109 milyar 539 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021’de yüzde 83 iken geçen yıl yüzde 69,9’a geriledi.

Enerji ve altın hariç dış ticaret

Geçen ay enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat yüzde 2,7 artarak 21 milyar 437 milyon dolara, ithalat da yüzde 0,5 artışla 21 milyar 704 milyon dolara çıktı.

Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı Aralık 2022’de 267 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 1,6 artarak 43 milyar 142 milyon dolara ulaştı. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 98,8 oldu.

İmalat sanayisinin payı zirvede

Açıklanan verilere göre, ekonomik faaliyetler incelendiğinde ihracatta, geçen ay imalat sanayisinin payı yüzde 93,8, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,9, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 oldu.

Geçen yıl ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,6, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,1, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 olarak hesaplandı.

Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre ithalatta, Aralık 2022’de ara mallarının payı yüzde 75,8, sermaye mallarının payı yüzde 13,8 ve tüketim mallarının payı yüzde 10,3 olarak kayıtlara geçti.

2022’in tamamında ise ara mallarının payı yüzde 80,4, sermaye mallarının payı yüzde 11,1 ve tüketim mallarının payı yüzde 8,4 oldu.

İhracatta Almanya, ithalatta Rusya ilk sırada

Geçen yılın aralık ayında ihracat yapılan ülkeler arasında ilk sırayı 1 milyar 807 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyar 381 milyon dolarla ABD, 1 milyar 313 milyon dolarla Rusya, 1 milyar 149 milyon dolarla Irak, 1 milyar 66 milyon dolarla Bileşik Krallık takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,3’ünü oluşturdu.

2022 genelinde de ihracatta ilk sırayı Almanya aldı. Almanya’ya yapılan ihracat 21 milyar 145 milyon dolar olurken, bu ülkeyi, 16 milyar 882 milyon dolar ile ABD, 13 milyar 751 milyon dolar ile Irak, 13 milyar 11 milyon dolar ile Birleşik Krallık, 12 milyar 354 milyon dolar ile İtalya izledi. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30,4’üne karşılık geldi.

Geçen ay ithalatta Rusya ilk sırayı aldı. Rusya’dan yapılan ithalat 4 milyar 546 milyon dolar olurken, bu ülkeyi, 3 milyar 642 milyon dolar ile Çin, 2 milyar 469 milyon dolar ile Almanya, 2 milyar 462 milyon dolar ile İsviçre, 1 milyar 409 milyon dolar ile İtalya takip etti. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44,5’ini oluşturdu.

Ocak-Aralık döneminde de ithalatta ilk sırayı Rusya aldı. Rusya’dan yapılan ithalat 58 milyar 853 milyon dolar olurken, bu ülkeyi 41 milyar 354 milyon dolar ile Çin, 24 milyar 33 milyon dolar ile Almanya, 15 milyar 335 milyon dolar ile İsviçre, 15 milyar 229 milyon dolar ile ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 42,6’sını karşılık geldi.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, 2022’nin aralık ayında bir önceki aya göre ihracat yüzde 6, ithalat yüzde 4,3 yükseldi. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise geçen ay bir önceki yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 5,8, ithalat yüzde 15,1 arttı.

Öte yandan yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı 2022 Aralık’ta yüzde 4,3, Ocak-Aralık 2022 döneminde yüzde 3,1 olarak kayıtlara geçti.

Geçen ay imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 75,8 olarak kayıtlara geçti. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 10,5 oldu. Ocak-aralık döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 71,8, aynı dönemde yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 9,8 olarak belirlendi.

Özel Ticaret Sistemi verileri

Özel Ticaret Sistemi’ne (ÖTS) göre ihracat, Aralık 2022’de bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,6 azalarak 20 milyar 793 milyon dolar, ithalat yüzde 12,2 artarak 30 milyar 750 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Geçen ay dış ticaret açığı yüzde 58,3 artarak 9 milyar 956 milyon dolara yükseldi. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Aralık ayında yüzde 77,1 iken, 2022 Aralık ayında yüzde 67,6’ya geriledi.

ÖTS’ye göre ihracat, 2022’de, bir önceki yıla göre yüzde 10,1 artarak 235 milyar 236 milyon dolar, ithalat yüzde 31,3 artarak 342 milyar 213 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Geçen yıl dış ticaret açığı yüzde 127,2 artarak 106 milyar 977 milyon dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2021 Ocak-Aralık döneminde yüzde 81,9 iken, 2022 yılının aynı döneminde yüzde 68,7’ye geriledi.

Paylaşın

“Ortak Politikalar Mutabakat Metni” Millet İttifakı’na Seçim Kazandırır Mı?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı, Ortak Politikalar Mutabakat Metni’ni Ankara’da açıkladı.

Dokuz ana başlık altındaki 2 bin 300’ün üstündeki vaat, eylem ve projelerde altı parti tam olarak uzlaştı. Ankara’da kalabalık bir katılımcının yer aldığı toplantıda altı partiyi oluşturan partilerin genel başkanları ile birlikte açıklanan hükümet programı toplam 240 sayfadan oluşuyor.

Ortak politikalar metni hukuk, adalet ve yargı, kamu yönetimi, yolsuzlukla mücadele, şeffaflık ve denetim, ekonomi, finans ve istihdam, bilim, AR-GE, yenilikçilik, girişimcilik ve dijital dönüşüm, sektörel politikalar, eğitim ve öğretim, sosyal politikalar ve dış politika, savunma, güvenlik ve güç olmak üzere çok sayıda somut hedef, politika ve projeleri kapsıyor.

Siyaset bilimci ve araştırmacılara göre ortak metin son dönem muhalefette görünen “dağınık hali”, bir arada görüntüsüne çevirecek nitelikte. Vaatlerin seçmene çok iyi bir şekilde anlatılması gerektiğini belirten uzmanlar tek başına seçim beyannamelerinin seçim kazandırmadığı uyarısında da bulundu. Kürt sorunu ve İstanbul Sözleşmesi’ne açıkça metinde değinilmediği eleştirilerini de değerlendiren araştırmacılara göre Kürt meselesinin hakikatine temas edildi.

“Türkiye’yi dar koridordan çıkarabilecek bir beyannamedir”

Gazete Duvar’dan Serkan Alan’a konuşan Siyaset Bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun’a göre Altılı Masa’nın geçtiğimiz aylarda açıkladığı ‘Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem’ metni altı partinin iş birliğinde nasıl bir seçim bildirgesi ve hükümet programı açıklayabileceğinin işaretini vermişti.

Ortak Mutabakat metniyle Türkiye’nin mevcut sorunlarına siyasal ve yönetsel açıdan çok geniş kapsamlı bakıldığını ifade eden Tosun, “Bu program iktidara geldikleri takdirde uygulanırsa, kampanya sürecinde seçmenin karşısına çıktıklarında çok iyi anlatılırsa bence Türkiye’yi dar koridordan çıkarabilecek bir beyannamedir. Bu vaatler seçmene çok net anlatılmalı. Projelerin daha da çeşitlenmesi ve iktidara gelmeleri durumunda uygulamaları gerekiyor” diye konuştu.

İstanbul Sözleşmesi’nin Millet İttifakı’nın metninde açık şekilde yer almaması özellikle sosyal medyada tepkiyle karşılandı. Uluslararası sözleşmelerden çıkılması kararının Meclis yetkisinde olması vaadinin bu eleştiriyi karşıladığını belirten Tosun, “Altı parti arasında birazcık denge de gözetilmiş ve ihtiyatlı gidilmiş. O seçmen tabanı doğrudan ürkütülmesin diye bu yapılmış” dedi ve metne getirilen eleştirilere dair şunları kaydetti:

“İnsan hakları ve demokrasiyle ilgili bazı eleştiriler yapılıyor. Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem metni iyi okunduğunda özellikle burada görünmeyen hususlar orada mevcut. Ben eksiklik olarak değerlendirmiyorum.”

“Mesajların nasıl aktarılacağına dair yöntem belirlenmeli”

Siyaset Bilimci Tosun’a göre Millet İttifakı’nın seçim sürecinde ortaya koyduğu bu vaatleri seçmene iyi anlatması gerekiyor. Dünyadaki “seçim bildirgeleri seçim kazandırır mı” çalışmalarını hatırlatan Tosun, “Seçim beyannamelerinin tek başına seçim kazandırma etkisi yok” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyannameler, özellikle belirli siyasi partilere ilişkin bir kararsızlık varsa bu kararsızlığı giderecek bir kamusal imaj yaratabiliyor. Seçim bildirgeleri nötr algıyı tamamen, negatif algıyı ise kısmen değiştirme potansiyeline sahip. Tabii bunun kampanya sürecinde seçmene nasıl anlatılacağı, toplumun farklı kesimlerine yönelik öneri ve vaatleri kimin nasıl anlatacağı çok önemli. Bu bildirgenin mutlaka hedef kitleye, hem hissi hem de çıkar anlamında daha yakın aktörler tarafından anlatılması gerekir. Hedef kitlenin altı lider ve cumhurbaşkanı adayı tarafından paylaşılması gerekiyor. Bu mesajların nasıl aktarılacağına dair yöntem belirlenmeli. Bence bu beyannamede vaatler ve projeler bir arada. Bunun içerisinden projelerin çekilip buna yoğunlaşılması ve neden hayata geçirileceğinin iyi anlatılması gerekiyor.”

“En ufak detayına kadar çalışılmış bir mutabakat var”

Sosyal Demokrasi Vakfı (SODEV) Başkanı ve Aksoy Araştırma Kurucusu Ertan Aksoy’a göre Millet İttifakı’nın metni geride kalan süreyi verimli değerlendirdi. Altılı Masa’nın üzerinde “vaatlerinizi açıklayın” baskısı olduğunu ve bunu “iyi göğüslediklerini belirten Aksoy, “En ufak detayına kadar çalışılmış bir mutabakat var. Bundan sonrasının daha kolay olacağını düşünüyorum. Geri kalan süreçte salt bu mutabakatı anlatsalar daha hızlı yol alabilirler. Son dönem muhalefette görünen dağınık hal bu mutabakatla birlikte daha bir arada görüntüsü verecek. Hatta yakın gelecekteki dağınık görünme ihtimalini de ortadan kaldırdı ve muhalefet bu ortaklıkları anlatacaktır. Bu anlatımlar da sonuç aldıracaktır” diye konuştu.

“Altılı Masa’nın mevcut tüm sorunlarda anlaşmaları çok gerçekçi değildi”

Millet İttifakı’nın mutabakat metninde bazı konulara değinmediği eleştirilerini de değerlendiren Aksoy, “İlk andan itibaren asgari müştereklerde bir araya gelmişlerdi. Konuyu asgari müştereklerden ele alırsak çok fazla konu başlıklarında anlaştıklarını görüyoruz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Altılı Masa’nın mevcut tüm sorunlarda anlaşmaları çok gerçekçi değildi. İdeal olanda hem fikiriz ama gerçek olanı da önümüze almamız gerekiyor. İdeal olan, başta Kürt sorunu, İstanbul Sözleşmesi gibi büyük sorunlarda tamamen anlaşarak ve metne dökerek çıkmalarıydı. Ama birbirine benzemeyen çok partili hayata geçildiğinden bu yana rakip olan ideolojiler bugün bir araya gelerek demokrasi alt paydasında birleşmeye çalışıyor. Kendi gerçeğinden bakınca şu anki hal anlaşılır. Muhtemeldir ki bundan sonraki aşamada, bir iktidar değişikliğinde, göreve gelen cumhurbaşkanına ve iktidarın en büyük ortağı olan partinin inisiyatifine bu tür konular bırakılacaktır. Bu tür zor konuların adayın inisiyatifinde olması anlaşılır.”

 “3 bine yakın vaadi anlatmak gerçekçi değil”

Millet İttifakı’nın açıkladığı seçim beyannamesinin seçmenlere etkisi de merak edilen bir diğer başlık. İttifakın vaatlerinin seçmenleri doğrudan etkileme potansiyelinin çok yüksek olduğunu ifade eden Aksoy, “Ama bunun kadar belirleyici olan bir diğer şey daha var. Muhalefet buna bağlı kalacak mı? En çok öne çıkan başlıkları tespit edip onları gündemde tutabilecek mi? 3 bine yakın vaadi anlatmak gerçekçi değil. İyi seçilmiş vaatleri anlatıp iktidarı da savunmaya düşürebilirse rahatlıkla sonuç alacaktır.  Ama muhalefet bunu yapamazsa çok gerçekçi değil” ifadelerini kaydetti.

“Bütün siyasi partilerin farklı hassasiyetleri, farklı meselelerde farklı arzu ve istekleri var”

Rawest Araştırma Genel Müdürü Roj Girasun’a göre Altılı Masa’nın açıkladığı metinde “bazı konularda cesaretli olunmadığı” değerlendirmeleri doğru değil. Buna katılmadığını ifade eden Girasun, asgari müştereklerde buluşulmuş bir mutabakat metniyle karşı karşıya olunduğunu ifade ederek, “Bütün siyasi partilerin farklı hassasiyetleri, farklı meselelerde farklı arzu ve istekleri var. Böyle bir metinde uzlaşmış olmaları normal. Bence burada aslolan siyasi partilerin ‘kendilerinin öngördükleri yanlışa karşı’ mücadele etmeleri. Yarın her biri kendi cephelerinden en büyük iyi şeyi savunabilir” dedi.

Kürt sorununa ilişkin bir ifadenin “açıkça” metinde olmamasına ilişkin ise Girasun, “Hem kayyımlar meselesi hem yerel yönetimlerin yetkilerinin artırılacağına dair vaatler var. Bu vaatleri Kürt meselesinden çok bağımsız değerlendiremeyiz. Yargı alanındaki vaatleri de yine bağımsız düşünemeyiz. Kürt meselesinden bunları çok ayırt edemeyiz” diye konuştu.

“Kürt meselesine temas eden önemli noktalar var”

Kürt seçmenlerin metne olumsuz bir tavırla bakmayacağını belirten Girasun, “Kürt seçmenler realitenin farkında. Uzun vadeli taleplerinden vazgeçtikleri anlamına gelmiyor. Bugün açıklanan mutabakat metni burada ortaya konulan vaatler Kürt seçmenlerin temkinli bir iyimserlik haliyle yaklaşmasını sağlar” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ancak bu iyimser hava temkini elden bırakmamayı da gerektiriyor. Bu bir temkin hali. Aynı zamanda Kürt meselesine temas eden önemli noktalar var. Yerel yönetimlerin artırılması, belediyelerin bütçelerinin genişletilmesi, kayyım atamalarının sonlanması, parti kapatmalarının daha da zorlaştırılması, OHAL uygulamasına dair noktalar var. Bunların her birine dönüp bakınca Kürt meselesinin hakikatine bir şekilde temas ettiğini görüyorsunuz. Kürt meselesinin demokratik çözüm alanını genişleten durumlar. Çok esaslı şeyler olmayabilir ama Kürt meselesinin demokratik alanda çözümüne dair alan açıcı vaatler.”

Paylaşın

Ekonomistlerin Türkiye İçin Yıl Sonu Enflasyon Beklentisi Yüzde 41

Reuters anketine katılan 10 ekonomistin yıl sonu enflasyon tahminlerinin medyanı yüzde 41 olurken, tahminler yüzde 30 ile yüzde 48 arasında değişti. Merkez Bankası ise enflasyonun yıl sonuna kadar yüzde 22,3’e kadar düşeceğini öngörmüştü.

Türkiye İstatistik Kurumu ise ocak ayı enflasyon verilerini 3 Şubat Cuma günü açıklayacak.

Türkiye’de enflasyon, 2021 yılı sonunda yaşanan döviz krizi nedeniyle yükselmiş olsa da, ekim ayında son 24 yılın zirvesi olan yüzde 85,51’e ulaştı. Enflasyonda aralık ayında da baz etkisi nedeniyle keskin bir düşüş yaşanmış ve ocak ayı içinde benzer bir düşüş beklenmeye başlanmıştı.

Ancak ekonomistler, enflasyonun 2023’te Merkez Bankası’nın tahmin ettiği yüzde 22,3’lük oranın neredeyse iki katına çıkacağını ve bu yıl mayıs ayında yeniden seçime gidilmesi nedeniyle hayat pahalılığının artabileceğini bekliyor.

Ocak ayı enflasyon tahmini yüzde 51-54

Gazete DuvaR’da yer alan habere göre; Reuters anketine katılan 13 ekonomistin ocak ayı için yıllık enflasyon tahminlerinin medyanı yüzde 53,5 olurken, tahminler yüzde 51,2 ile yüzde 56,65 arasında değişti.

Aylık bazda medyan tahmini ise yüzde 2,30 ile yüzde 5,95 aralığında olurken, ortalama beklenti %3,8 artış gerçekleşmesi oldu. Aylık bazda beklenen keskin artış ise toplu taşıma, tütün ürünleri, hizmetler ve artan gıda fiyatlarını da içeren bir dizi yeni yıl zammından kaynaklandı.

Yükselen fiyatlara rağmen Merkez Bankası ise 2021 sonundan bu yana politika faizini %19’dan %9’a düşürerek alışılmışın dışında bir adım atmıştı. Banka bu hamlesiyle geçen yılın sonlarında yaptığı en son indirim serisinin ekonomik yavaşlamayı ele almayı amaçladığını söylemişti. Perşembe günü ise Merkez Bankası Başkanı Şahap Kavcıoğlu, Türkiye’de keskin fiyat artışlarının devam etmesi için hiçbir temel nedenin kalmadığını söyleyerek, enflasyonun yıl sonuna kadar %22,3’e düşeceği yönündeki tahminini korumuştu.

Ancak Reuters anketine katılan 10 ekonomistin yıl sonu enflasyon tahminlerinin medyanı %41 olurken, tahminler yüzde 30 ile yüzde 48 arasında değişti. Türkiye İstatistik Kurumu ise ocak ayı enflasyon verilerini 3 Şubat Cuma günü açıklayacak.

Paylaşın

Pakistan’da Camiye Düzenlenen Bombalı Saldırıda Can Kaybı 93’e Yükseldi

Pakistan’ın kuzeybatısındaki Peşaver kentinde yer alan bir camiye düzenlenen bombalı saldırıda can kaybı 93’e yükseldi. Bombalı saldırıyı şu ana kadar üstlenen olmazken, saldırıda sorumluluğu olduğu iddia edilen Pakistan Talibanı, iddiaları reddetti.

Haber Merkezi / Pakistan Devlet Televizyon Kurumu (PTV), saldırıda 150 kişinin yaralandığını belirterek. can kaybının artmasından endişe duyulduğunu açıkladı.

Hayber Pahtunhva hükümeti, eyalet genelinde bir günlük yas ilan edildiğini duyurdu. Hayber Pahtunhva Valisi Gulam Ali, teröristin bombayla camiye nasıl girdiğinin incelemeler sonucunda netlik kazanacağını söyledi. Ali, güvenlik zafiyeti olduğunu doğruladı.

Saldırı sonrası Peşaver’de incelemelerde bulunduktan sonra açıklama yapan Başbakan Şahbaz Şerif, “İnsani trajedinin boyutu hayal bile edilemez. Halkı derin bir keder duygusu sarmış durumda” dedi ve ekledi:

“Terörizmin en önde gelen ulusal güvenlik sorunumuz olduğuna hiç şüphem yok. Acılı ailelerin acısı kelimelerle tarif edilemezken, en içten taziyelerimi ve en içten duygularımı ifade ediyorum. Bu alçak olayın faillerine mesajım, halkımızın azmini küçümseyemezsiniz.”

Eski Pakistan Başbakanı İmran Han’da, sosyal medya hesabından, “Peşaver Camii’nde namaz sırasında düzenlenen terörist saldırıyı şiddetle kınıyoruz” açıklamasında bulunmuştu.

Afganistan sınırındaki Hayber-Pahtunhva eyaletinin başkenti olan Peşaver’de sık ​​sık bombalı saldırılar düzenleniyor.

Geçen Mart ayında, bir intihar bombacısının Peşaver’de bulunan bir camiye düzenlediği saldırıda 64 kişi ölmüştü. Saldırıyı IŞİD üstlenmişti.

Afganistan’da Taliban’ın yönetime geldiği son bir yılda Pakistan’daki kanlı saldırıların sayısı da arttı.

Pakistan’daki çatışmaları inceleyen Pak Institute for Peace Studies adlı düşünce kuruluşunun raporuna göre 2022’de ülkedeki terör saldırıları bir önceki yıla göre yüzde 27 arttı. Bu saldırılarda en büyük pay sahibi de Taliban’dı.

Diğer aktörlerse IŞİD-Horasan ve Belucistan Kurtuluş Ordusu (BLA) idi. Yıl içinde Pakistan’da kaydedilen toplam terör saldırıların yüzde 60’ından fazlası bu üç militan grup tarafından gerçekleştirildi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: 2022 Yılı Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 78,72

Hizmet üretici enflasyonu, 2022 yılı aralık ayında bir önceki aya göre yüzde 1,41, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 78,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,94 artış gösterdi.

Haber Merkezi / Hizmet üretici fiyatları bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 80,17, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,99, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 63,97, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 73,24, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 78,58, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,43 artış kaydetti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE), Aralık 2022 dönemi verilerini yayımladı.

Buna göre, 2022 yılı aralık ayında H-ÜFE bir önceki aya göre yüzde 1,41, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 78,72, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 78,72 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 89,94 artış gösterdi.

Bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 80,17, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 89,99, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 63,97, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 73,24, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 78,58, idari ve destek hizmetlerde yüzde 80,43 artış gerçekleşti.

Bir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,08 artış, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 3,27 artış, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 0,59 artış, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 0,85 azalış, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,84 artış, idari ve destek hizmetlerde yüzde 0,95 artış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden telekomünikasyon hizmetleri yüzde 41,13, depolama ve destek hizmetleri (taşımacılık için) yüzde 43,07, hukuk ve muhasebe hizmetleri yüzde 47,55 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 121,59, reklamcılık ve piyasa araştırması hizmetleri yüzde 119,97, veterinerlik hizmetleri yüzde 103,97 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

H-ÜFE sektörlerinden programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 12,59, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 1,86, su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 1,86 ile endekslerin en fazla azaldığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık diğer mesleki, bilimsel ve teknik hizmetleri yüzde 7,10, sinema filmi, video ve televizyon programı yapımcılık hizmetleri yüzde 5,57, yiyecek ve içecek sunum hizmetleri yüzde 4,25 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Yolsuzluk Algı Endeksi; Türkiye, 101. Sıraya Geriledi

Yolsuzluk Algı Endeksi’nde 2021 yılında 96. sırada yer alan Türkiye, 2022 yılında 101. sıraya geriledi. Türkiye, Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendirdi. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 Yolsuzluk Algı Endeksi açıklandı. Türkiye, 36 puanla endekste yer alan 180 ülke arasında 101. sırada yer aldı.

Türkiye geçen yıl açıklanan 2021 yılına ait endekste, 38 puanla 96. sırada yer almıştı. Buna göre Türkiye son bir yılda iki puan kaybederken ülke sıralamasında beş basamak daha geriledi. Tayland, Sri Lanka, Sırbistan, Peru, Panama, Kazakistan, Ekvador ve Arnavutluk ile aynı sıraya yerleşti.

Açıklanan endeksle birlikte Türkiye, son 10 yılın en düşük puanını da almış oldu.

2013 yılına ait endekste 50 puanla dünya genelinde 53′üncü sırada yer alan Türkiye, 10 yılda önemli ölçüde gerileyerek 48 basamak birden düştü. Bu aynı zamanda endeks açıklandığından bu yana Türkiye’nin aldığı en düşük puan oldu. Türkiye, endeksin ilk açıklandığı 2012’de 49 puanla 54. sırada yer alıyordu.

Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’nu DW Türkçe’den Pelin Ünker’e değerlendiren Uluslararası Şeffaflık Örgütü Türkiye Temsilcisi Oya Özarslan, son 10 yılı “Türkiye’nin yokuş aşağı gitme süreci” olarak nitelendiriyor. Türkiye’nin 10 yılda 14 puan kayıpla 48 ülkenin daha gerisine düştüğünü vurgulayan Özarslan’a göre bu tablo, Türkiye’de yolsuzlukla mücadele için herhangi bir adım atılmamasıyla ilişkili.

Lesoto Krallığı Türkiye’yi geçti

Geçen yıl Türkiye ile aynı puanı paylaşan Sahra-Altı Afrika’da küçük bir krallık olan Lesoto, son bir yılda Türkiye’nin bir basamak üzerine çıkarken Arjantin ve Brezilya Türkiye’den iki basamak yükseldi. Türkiye sahip olduğu 36 puanla ayrıca Kosova, Kolombiya, Etiyopya, Tanzanya gibi ülkelerin de gerisinde kaldı.

Türkiye 2020 Endeksi’nde ise yolsuzluk algısında 40 puanla 180 ülke arasında 86’ncı sırada yer alıyordu.

Yolsuzluk Algı Endeksi uzmanlar ve iş insanlarının görüşlerine dayanarak 180 ülkeyi kamu sektöründe algılanan yolsuzluk düzeylerine göre sıralıyor. Toplamda 13 bağımsız veri kaynağına dayanan endekste yolsuzluk, 0 ila 100 arasında derecelendiriliyor. Buna göre, 0 yolsuzluğun çok yoğun olduğu, 100 ise tamamıyla yolsuzluktan arınmış ülkelere işaret ediyor.

Endekste yer alan 180 ülkenin ortalaması ise 43. Türkiye, elde ettiği puanla genel ortalamanın altında kalırken yolsuzluğun çok yoğun olduğu ülkelere iki adım daha yaklaştı.

Yolsuzluk otoriterlikle bağlantılı

Geçen yıl Türkiye’nin de bulunduğu Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki ülkelerin ortalama puanı ise 35 oldu. Bölge, Sahra Altı Afrika’dan sonra en düşük ortalama puana sahip. Yolsuzluk Algı Endeksi 2022 Raporu’na göre bu durum yüksek düzeyde yolsuzluk, siyasi istikrarsızlık, zayıflamış kurumlar ve -en uç durumlarda- şiddetli çatışmalarla yakından bağlantılı. Bölgede yer alan birçok hükümet demokratik süreçleri baltaladığı, sivil alanı daralttığı ve medya özgürlüklerini kısıtladığı için yolsuzluk ve otoriterlik arasında kısır bir döngü var.

Rapora göre Türkiye’nin de demokrasisini ve hukukun üstünlüğünü ilerletmek için kuvvetler ayrılığındaki zayıflamayı ortadan kaldırması ve yolsuzluğun kovuşturulmasında nüfuzun kötüye kullanılmasını önlemek amacıyla daha güçlü bir yasal ve kurumsal yolsuzlukla mücadele çerçevesi oluşturması gerekiyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü Temsilcisi Oya Özarslan, Türkiye’nin OECD Mali Eylem Görev Gücü FATF tarafından gri listeye alındığını ve Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Grubu (GRECO) tarafından yerine getirmesi gereken hususlar açısından sürekli uyarıldığını söyleyerek “Taraf olduğumuz bütün sözleşmelere uyum konusunda problemlerimiz var. Yani sürekli uluslararası kurumlardan uyarılar geliyor. Düşüşler bundan kaynaklanıyor. Birincisi bu. İkinci olarak herhalde medyanın durumunu söyleyebiliriz. Türkiye medya özgürlüğünde 180 ülke arasında 149. sırada” diyor.

“Yargının siyasallaşması etkili”

Türkiye’de yolsuzlukla ilintili herhangi bir konuyu yazan herhangi bir gazetecinin tazminat, ceza gibi hususlarla karşılaşmasının çok olağan hale geldiğini vurgulayan Özarslan, yolsuzluk haberlerinin ayrıca yolsuzluğa karıştığı iddia edilen kişinin kişilik hakları dolayısıyla engellendiğine dikkat çekiyor.

Yargının siyasallaşmasının yanı sıra Kamu İhale Kanunu’ndaki açık ihale sayılarının gittikçe düşmesinin de Türkiye’nin puanının düşmesinde etkili olduğunu belirten Özarslan, “Ayrıca kamu özel iş birliğinde verilen yükümlülüklerin çok yüksek olması ve bunların kamuoyuna açık olmaması, iktidara çok yakın şirketlere verilmesi gibi süregelen, neredeyse kırık plak gibi söylediğimiz şeyler var. Bunların hepsi zaman içinde uluslararası endekslere yansıyor” ifadelerini kullanıyor.

“Mücadele vaatte kalmamalı”

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) yolsuzlukları engelleme savıyla iktidara geldiğine, ancak bu dönemde yolsuzluklarla ilgili çalışan meclis komisyonunun bile feshedildiğine dikkat çeken Özarslan, Millet İttifakı’nın dün açıkladığı mutabakat metninde yer alan yolsuzluk ve şeffaflıkla ilgili mücadele planını ise olumlu bulduğunu söylüyor.

Siyasi etik yasasının çıkarılması, Kamu İhale Kanunu’nun uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi, vergi cennetlerine giden paranın denetlenmesi, varlık barışı çıkarılmasına son verilmesi gibi vaatlerin yerine gelmesinin Türkiye’nin önünü açacağını ifade eden Özarslan, “Ancak şunu da bilmeleri gerekir ki sivil toplum iktidara gelen her partiyi, her grubu denetlemeye ve hesap verebilirliğini sağlamaya, bunu talep etmeye devam edecektir. Bunlar vaatte kalmamalı” ifadelerini kullanıyor.

Yolsuzluk devasa boyutta

2022 Yolsuzluk Algı Endeksi, yoğun çaba ve zorluklarla elde edilen pek çok kazanıma rağmen, dünyada yolsuzluğun boyutunun devasa olduğunu gösteriyor.

On birinci yılını geride bırakan endekste ülkelerin üçte ikisinden fazlası (yüzde 68) 50’nin altında puan aldı. Geçen beş yıl içinde sadece sekiz ülke önemli ölçüde puanlarını iyileştirirken, Avusturya, Lüksemburg ve Birleşik Krallık gibi üst sıralarda yer alan ülkeler de dahil olmak üzere 10 ülkenin puanı önemli ölçüde düştü.

En düşük puan Somali’ye

Uluslararası Şeffaflık Örgütü’ne göre güçlü kurumlara ve iyi işleyen demokrasilere sahip ülkeler genellikle endeksin en üst sıralarında kendilerine yer buluyor. Çatışmaların yaşandığı ya da temel kişisel ve siyasi özgürlüklerin son derece kısıtlı olduğu ülkeler ise en düşük notları alma eğilimini gösteriyor.

2022 yılına ait endekste Danimarka 90 puanla sıralamada başı çekerken, Finlandiya ve Yeni Zelanda 87 puanla onu takip ediyor. Norveç, Singapur, İsveç, İsviçre, Hollanda, Almanya, İrlanda ve Lüksemburg bu yılın ilk 10’unu tamamlıyor.

Somali 12 puanla endeksin en alt sırasında yer alırken Suriye ve Güney Sudan 13 puanla onu izliyor. Venezuela, Yemen, Libya, Kuzey Kore, Haiti, Ekvator Ginesi ve Burundi de son 10’da yer alıyor.

“Dünya daha tehlikeli bir yer oldu”

COVID-19 salgını, iklim krizi ve dünya genelinde artan güvenlik tehditlerinin yeni bir belirsizlik dalgasını körüklediğine işaret edilen raporda, yolsuzluk sorunlarını ele almayan ülkelerin bu etkileri daha da kötüleştirdiği, yolsuzluk ve çatışmanın birbirini besleyerek kalıcı barışı tehdit ettiği dile getiriliyor. Yolsuzluk Algı Endeksi’nin en alt sıralarında yer alan ülkelerin çoğunda ya şu anda ya da yakın zamanda silahlı çatışmaların yaşandığına dikkat çekilen raporda yolsuzluk seviyesinin yüksek olduğu ülkelerde örgütlü suçların ve güvenlik tehditlerinin de yüksek olmasının daha muhtemel olduğunun altı çiziliyor.

Raporda ifadelerine yer verilen Uluslararası Şeffaflık Örgütü Başkanı Delia Ferreira Rubio, yolsuzluğun dünyayı daha tehlikeli bir yer haline getirdiğini, hükümetler bu konuda ilerleme kaydetmediği için şiddet ve çatışmalardaki yükselişin körüklendiğini vurguluyor. Bu nedenle dünyanın her yerinde insan hayatının tehlike altında olduğuna vurgu yapan Rubio, “Bundan kurtulmanın tek yolu, her düzeydeki yolsuzluğun kökünün kazınması ve hükümetlerin sadece elit bir azınlık için değil tüm insanlar için çalışmasını sağlamaktır” diyor.

Uluslararası Şeffaflık Örgütü İcra Kurulu Başkanı Daniel Eriksson ise “Hükümetler, iş insanları ve aktivistlerden marjinal topluluklar ve gençlere kadar halkı karar alma süreçlerine dahil etmek için alan açmalı. Demokratik toplumlarda insanlar seslerini yükselterek yolsuzluğun kökünün kazınmasına yardımcı olabilir ve hepimiz için daha güvenli bir dünya talep edebilirler” ifadelerini kullanıyor.

Paylaşın

IMF, Küresel Ekonomik Büyüme Tahminini 2,9’a Yükseltti

Uluslararası Para Fonu (IMF), 2022 yılında yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Dünya Ekonomik Görünüm Raporu’nda, küresel ekonomik büyüme tahminini yükseltti ve enflasyonun gerilmeye başladığı tespitinde bulundu.

Raporda, ABD ve Avrupa’da talebin devam etmesi, enerji maliyetlerinin azalması ve Çin’in “Sıfır Covid” politikasından vazgeçmesinin beklenenden daha hızlı bir toparlanmanın yolunu açtığını söylüyor.

Geçen yılın sonlarında, IMF küresel ekonomi için en kötünün henüz gelmediği konusunda uyarıda bulunuyordu. Ancak yine de, savaşın henüz kazanılmadığını söyleyerek merkez bankalarını enflasyona karşı mücadelelerini sürdürme konusunda uyarıyor.

IMF, 2022’de yüzde 3,4 olan küresel ekonomik büyüme hızının bu yıl yüzde 2,9’a gerileyeceğini tahmin ediyor. Ancak bu, Ekim ayında yayımladığı rapordaki yüzde 2,7 tahmininde bir iyileşmeye işaret ediyor.

Dünya çapında ekonomik büyüme hızının 2024’te yüzde 3,1’e çıkması bekleniyor. IMF, Ekim ayında yayımladığı raporda, küresel ekonominin 2024’te yüzde 3,2 büyüyeceğini öngörmüştü.

IMF’nin güncellenmiş raporunda, Türkiye ekonomisinin bu yıla ilişkin büyüme tahmini yüzde 3 olarak korundu.

IMF Baş Ekonomisti Pierre-Olivier Gourinchas, resesyon riskinin azaldığını ve merkez bankalarının enflasyonu kontrol etmede ilerleme kaydettiğini ancak Ukrayna-Rusya savaşı ve Çin’in Covid-19’a karşı mücadelesinin yeni sorunlara yol açma ihtimali nedeniyle fiyatları düşürmek için daha fazla çabanın gerektiğini söylüyor.

Gourinchas, “Beklenmeyeni beklemeye hazırlıklı olmalıyız ancak büyümenin dibe vurması ve ardından enflasyonun düşmesi bir dönüm noktasını temsil edebilir” diyor.

IMF raporunda ülkelerin büyüme tahminlerini de güncelledi.

ABD ekonomisinin 2023 yılına ilişkin büyüme tahmini yüzde 1’den yüzde 1,4’e çıkarıldı. 2022’de ülke yüzde 2 büyümüştü.

IMF, Çin’in bu yıla ilişkin ekonomik büyüme beklentisini keskin bir şekilde yükselterek yüzde 4,4’ten yüzde 5,2’ye çıkardı.

Çin’in “Sıfır Covid” politikasının getirdiği sınırlar ekonomisinin 2022’de yüzde 3 büyümesine yol açmıştı. Böylece 40 yılı aşkın bir süredir büyüme hızı ilk kez küresel ortalamanın altında kalmıştı.

Hindistan ekonomisinin bu yıla dair büyüme beklentisi yüzde 6,1’de sabit tutuldu. 2024’te ise geçen yıl olduğu gibi yüzde 6,8 büyüyeceği tahmin edildi.

Gourinchas, Asya’nın iki ekonomik güç merkezinin 2023’te küresel büyümenin yüzde 50’sinden fazlasını sağlayacağını söyledi.

İngiltere ise 2023’te daralması beklenen tek büyük ekonomi oldu. Daha önce bu yıl yüzde 0,3 büyümesi öngörülen İngiltere ekonomisinin 2023’te yüzde 0,6 küçülmesinin beklendiği kaydedildi.

Paylaşın