Ocak Ayında Dış Ticaret Açığı Rekor Seviyeye Yükseldi

Yılın ilk ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıklayan Bakan Muş, “İhracatımız, geçtiğimiz yıl yakaladığı ivmeyi bu yılın ilk ayında da devam ettirmiş ve en yüksek ocak ayı ihracat rakamlarına ulaşmıştır. Ocak ayında ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre yüzde 10,4 artarak 19,4 milyar dolara ulaşmıştır” dedi.

Haber Merkezi / Bakan Muş, enerji ve emtia fiyatlarında yaşanan sert artışın etkisiyle ithalatın ocak ayında yıllık yüzde 21 artışla 33,7 milyar dolara yükseldiğini açıkladı.

Dış ticaret açığı ise 2023 Ocak’ta 14,3 milyar dolar ile rekor seviyeye yükseldi.

Paritenin dış ticaret rakamları üzerindeki olumsuz etkisinin sürdüğünü kaydeden Bakan Muş, “Ocak ayında parite etkisi nedeniyle yaklaşık 500 milyon dolar değerinde daha az ihracat gerçekleşmiştir” ifadelerini kullandı.

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Ticaret Bakanlığı Konferans Salonu’nda, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ile düzenlediği basın toplantısında, ocak ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı.

İhracat rakamlarının, dünyada bu kadar belirsizliğin olduğu bir iklimde ve Türkiye ile ilgili ihracat beklentilerinin düştüğü bir ortamda elde edilen başarının göstergesi olduğunu dile getiren Bakan Muş, Türkiye’nin, öngörülenin aksine, sanayi üretiminde ve ihracatta yoluna emin adımlarla devam ettiğini söyledi.

Mehmet Muş, elde edilen bu başarıların arkasında Türkiye’de yakalanan siyasi istikrarın öneminin büyük olduğuna işaret ederek, şu ifadeleri kullandı:

“Bu siyasi istikrar, ihracatın önünü açan politikalarla ihracatçımıza ufuk açmış ve ihracatçılarımız dünyanın geniş coğrafyalarına Türk mallarını ulaştırmıştır. Bu noktada ihracatımızın menzilini artırmak için büyük çaba harcıyoruz. Bu minvalde yeni pazarlar bulmak için ticari diplomasi faaliyetlerimize yoğun şekilde devam ediyoruz. Geçtiğimiz günlerde TİM heyetiyle birlikte Venezuela’ya oldukça faydalı bir ziyaret gerçekleştirdik. Burada gerek bizim muhataplarımızla yaptığımız toplantıların, gerekse iş insanlarının gerçekleştirdiği ikili iş görüşmelerinin son derece faydalı olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Bizler ihracatımızın önünü açacak bu etkinliklere önümüzdeki süreçte de devam edeceğiz. İhracatçımızın hangi ülkede ne sorunu varsa çözmek için azami gayret göstereceğiz. Birilerinin çizdiği felaket senaryolarının aksine bizler bu ülkenin gücüne ve potansiyeline inanıyoruz.”

“Altın ithalatı yüzde 733 arttı”

Türkiye’nin 2023 yılında da başarılar elde edeceğinden en ufak bir şüphesi olmadığını belirten Bakan Muş, şunları kaydetti:

“İhracatımız, geçtiğimiz yıl yakaladığı ivmeyi bu yılın ilk ayında da devam ettirmiş ve en yüksek ocak ayı ihracat değerine ulaşmıştır. Ocak ayında ihracatımız geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 10,4 artışla 19,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Enerji ve emtia fiyatlarında yaşanan sert artışın etkisi ile ithalatımız ocak ayında 33,7 milyar dolar olurken, bu rakamın dörtte birinden fazlası enerji ithalatı kaynaklıdır. Enerji fiyatlarındaki yüksek seyrin ithalatımıza etkisi, geçmiş yılların enerji ithalatı verilerine bakıldığında daha iyi anlaşılmaktadır. Nitekim, ocak ayı enerji ithalatı 2021 yılının aynı ayına göre yüzde 238 oranında artarak 8,8 milyar dolar düzeyine yükselmiştir.”

Mehmet Muş, son dönemde altın ithalatındaki yükselişin de ithalatta yaşanan artışta etkili olduğunu anlatarak, ocak ayında toplam altın ithalatının da geçen yılın aynı ayına göre yüzde 733 artarak 5,1 milyar dolara yükseldiğini söyledi.

“Küresel otomotiv piyasası canlanıyor”

Geçen yıl çeşitli sektörlerde yaşanan yarı iletken tedarikine ilişkin sıkıntıların hafiflemesiyle küresel otomotiv piyasasının canlanmaya başladığına işaret eden Muş, şöyle konuştu:

“Bu durumun otomotiv ithalatımıza yüzde 47 oranında artış olarak yansıdığı dikkati çekmektedir. Öte yandan, paritenin (avro/dolar) dış ticaret rakamlarımız üzerindeki olumsuz etkileri de devam etmektedir. Ocak ayında parite etkisi nedeni ile yaklaşık 500 milyon dolar değerinde daha az ihracat gerçekleşmiştir. Dış ticaret verilerimizi paylaşırken hizmet ihracatımıza da ayrı bir parantez açmak istiyorum. Hizmet gelirlerimiz 2022 Ocak-Kasım döneminde seyahat ve taşımacılık gelirlerinin yüksek katkısıyla artış göstermiş ve 83,6 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.”

Ticaret Bakanı Mehmet Muş, ihracatçıların alternatif pazarlara yönelmesinin önemli olduğunu belirterek, “Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin mal ve hizmet tedariki konusunda ilk tercihinin Türkiye olması için çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi.

Bakan Muş, Ticaret Bakanlığı Konferans Salonu’nda Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ile düzenlediği basın toplantısında, ocak ayı dış ticaret rakamlarını açıkladı.

İsveç’te Kur’an-ı Kerim yakılmasına yönelik alçak eylemi kınayan Muş, “Bu alçakça eylem, açık bir nefret suçudur. Bu eyleme ‘ifade özgürlüğü’ adı altında müsaade edenler de bu nefret suçunun ortaklarıdır. Türkiye olarak bu olayın sonuna kadar takipçisi olacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın.” diye konuştu.

Bakan Muş, geçen yıl ihracatta rekorlara imza atıldığına işaret ederek, “2023 yılında da küresel ekonomideki belirsiz görünümün devam etmesine rağmen bu başarıyı daha ileriye taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz. ” ifadesini kullandı.

Bu yıl da küresel ekonomide yüksek seyreden enflasyon, ticaret ve ekonomide yavaşlama, Rusya-Ukrayna Savaşı ve bunun tetiklediği jeopolitik riskler ile Çin ekonomisinin açılması gibi çok fazla etkenin neden olduğu ciddi bir belirsizlik ortamı bulunduğuna dikkati çeken Muş, mal ve hizmet ticaretinde de daralmanın devam ettiğinin görüldüğünü bildirdi.

Mehmet Muş, gelişmiş ülkelerden küresel ekonomiye yayılan yavaşlama ve büyüyen belirsizliğin, küresel yatırımları da zayıflattığını belirterek, “Teknolojiden finans ve üretime birçok alanda azalan talep ve durgunluk beklentileri nedeniyle küresel çapta işten çıkarmalar devam etmektedir.” dedi.

Küresel ekonominin içinden geçtiği bu zorlu dönemde Türkiye’nin, uyguladığı doğru politikaların karşılığını aldığını vurgulayan Muş “Birçok ülkede borcun sürdürülebilirliğine ilişkin endişelerin arttığı ve Avro Bölgesi’nde kamu borcunun milli gelirin yüzde 93’üne ulaştığı bir dönemde, ülkemizde bu oranın sadece yüzde 35 olarak gerçekleşmesi önemli bir başarıdır. Görüldüğü üzere Türkiye’nin borçluluk oranı birçok gelişmiş ülkeden daha iyi düzeydedir.” değerlendirmesinde bulundu.

“İhracatçıya bu yıl 10,1 milyar lira destek sağlanacak”

Gelecek dönemde küresel ekonomide zor bir dönemin beklendiğini ifade eden Bakan Muş, özellikle Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa ekonomilerinde görülen zayıf talebin, ihracat üzerinde risk yarattığını söyledi.

Muş, bu kapsamda ihracatçıların alternatif pazarlara yönelmesinin önemli olduğu belirterek, “Öncelikle artan enerji fiyatlarıyla gelirleri ve dolayısıyla talepleri yükselen Orta Doğu ve Körfez ülkelerinin mal ve hizmet tedariki konusunda ilk tercihinin Türkiye olması için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Orta Doğu ülkeleriyle ticari diplomasi faaliyetlerimizi hızlandırdık. Bakanlık olarak, Avrupa için ülkemizin üretim ve tedarik merkezi olması için gayret ederken, başta Uzak Ülkeler Stratejisi olmak üzere ihracatçılarımızı farklı pazarlara yönlendirme konusunda yanlarında olmayı sürdürüyoruz.” dedi.

Her yıl olduğu gibi bu yıl da devlet destekleriyle ihracatçıların arkasında olmaya devam ettiklerine vurgu yapan Muş, 2022’de 5,2 milyar lira olan desteğin bu yıl 10,1 milyar liraya çıkarıldığını bildirdi.

Mehmet Muş, geçen yıl martta faaliyete başlayan ve ağustos ayında sermaye yapısı güçlenen İhracatı Geliştirme Anonim Şirketinin (İGE AŞ) teminat sorunu yaşayan ihracatçılar için finansmana erişimi kolaylaştırdığını belirterek şunları kaydetti:

“İhracatın finansmanı noktasında devrim niteliğinde bir uygulama olan İGE AŞ, bugüne kadar 21 milyar liranın üzerinde krediye kefalet sağlayarak ihracatçılarımıza finansman konusunda nefes aldırmıştır. Kuruluşunun üzerinden çok az bir süre geçmesine rağmen İGE AŞ, güçlenen yapısıyla ihracatçılarımız için çok önemli bir kaynak haline gelmiştir. Ben inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda İGE AŞ çok daha güçlü olacak ve Türk ekonomisine daha büyük katkı sunacak devasa bir yapıya kavuşacaktır.”

Bakanlık ve ihracatçıların ülke ihracatını artırmak için çalışmalarına hız kesmeden devam ettiğini dile getiren Bakan Muş, “Üreten Türkiye vizyonumuz çerçevesinde sektör sektör istişarelerde bulunuyoruz. Önümüzdeki süreçte bu istişarelerimizin artarak devam edeceğini buradan özellikle vurgulamak istiyorum.” dedi.

Paylaşın

İYİ Parti Kurmayları: Akşener’in Mesajı Kılıçdaroğlu’na Yönelik Değil

İYİ Parti Akşener’in grup toplantısındaki “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” sözleri CHP Lideri Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı. İYİ Parti kurmayları,  “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizdi.

İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Bu mücadele kaprise, koltuk hesabına feda edilemez” dedi. Parti kurmayları, “Mesaj ne masaya ne de adaya yönelik. Genel siyasete ilişkin” yorumunu yaptı.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, dün TBMM’de partisinin grup toplantısında gündemi değerlendi. Millet İttifakı’nın “milletle beraber” yol yürüyeceğinin altını çizen “sosyal medya operasyonlarına, sözde kulis bilgileriyle yapılan yönlendirmelere, tenha köşelerden kurgulanan abluka girişimlerine” kulaklarını tıkadıklarını söyledi.

Meral Akşener, “Yürüttüğümüz mücadele pazarlık siyaseti peşinde koşanların değil milletin selameti için sabredenlerin mücadelesidir. Bu kutlu mücadele hiçbir kaprise, hiçbir inada kurban edilemez. Hiçbir şahsi hırsa, hiçbir koltuk hesabına feda edilemez. Millet İttifakı’nı ferasetle, feragatle, fedakârlıkla kurduk. Kimse merak etmesin. Kazanana kadar da buradayız. Hiçbir yere gitmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Akşener’in grup toplantısındaki bu sözleri kulisleri hareketlendirdi. Akşener’in sözleri CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “üstü kapalı” mesaj olarak yorumlandı.

“Önemli olan kazanacak aday çıkması”

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Akşener’in “Kemal Bey’e mesaj vermediğinin” altını çizen İYİ Parti kurmayları, “Hedef 6’lı masa da aday da değil. Bu mesaj genel siyasete yönelik” değerlendirmesini yaptı.

Kurmaylar, “Biz, masadan kazanacak aday çıksın diye uğraşıyoruz. Hiçbir şahsa karşı önyargımız yok. Masadaki genel başkanların aday olmak istemesine de itirazımız yok. İYİ Parti hiçbir adaya ‘Sen olma’ demez. Kazanacağını düşündüğümüz kendi adayımızı önerir, masanın gündemine getiririz. Kemal Bey ise Kemal Bey. Önemli olan kazanacak aday çıkması” açıklaması yaptı.

“Tek adayda” ısrarlı olduklarına vurgu yapan kurmaylar, “13 Şubat’ta seçim metodolojisinde bir mutabakat sağlanır. O gün aday gündeme gelebilir ancak açıklanmaz. Her parti konuşulan isimleri kendi yetkili kurumlarında mutlaka değerlendirecektir” dedi.

Paylaşın

Zühtü Arslan Üçüncü Kez Anayasa Mahkemesi Başkanı

1 başkan, 2 başkanvekili ve 12 üye olmak üzere toplam 15 Anayasa Mahkemesi (AYM) üyesinin salt çoğunluğunu alan Zühtü Arslan görev süresini 4 yıl daha sürdürecek. Arslan, 17 Nisan 2012’de Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmişti.

Zühtü Arslan’ın görev süresinin dolması üzerine Anayasa Mahkemesi (AYM) Başkanlığı için bugün seçim yapıldı. Yapılan gizli oylamada 15 üyenin 8’inin oyunu alan Zühtü Arslan, yeniden AYM başkanlığına seçildi.

1 başkan, 2 başkanvekili ve 12 üye olmak üzere toplam 15 AYM üyesinin salt çoğunluğunu alan Zühtü Arslan görev süresini 4 yıl daha sürdürecek.

Üçüncü kez başkan

Zühtü Arslan, Yükseköğretim Genel Kurulunca gösterilen 3 aday arasından Cumhurbaşkanı tarafından 17 Nisan 2012’de Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilmişti.

Yüksek Mahkemenin başkanlığına ise ilk kez 10 Şubat 2015’te seçilen Arslan, 4 yıllık görev süresinin dolmasının ardından başkanlık için yeniden aday oldu, 25 Ocak 2019’daki seçimde de oyların salt çoğunluğunu aldı. Arslan, ikinci kez seçildiği Anayasa Mahkemesi Başkanlığı görevine 13 Şubat 2019’da başladı.

Zühtü Arslan hakkında

1964 Yozgat Sorgun doğumlu. 1987’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümünden mezun oldu.

Yüksek lisansını İngiltere’de Leicester Üniversitesi Hukuk Fakültesinde insan hakları ve sivil özgürlükler alanında, doktorasını da aynı Fakültede anayasa hukuku alanında yaptı. 2002’de doçent, 2007’de ise profesör unvanını aldı.

2001’de bir süre Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde çalıştı. 2000-2003 arasında Bilkent Üniversitesinde “Turkish Public Law” dersini, 2003-2009 yılları arasında da Başkent Üniversitesinde “Hukuk ve Siyaset” dersini verdi.

2009’de Polis Akademisinin başkanlığına atandı. Burada lisans ve lisansüstü düzeyinde “Anayasa Hukuku”, “İnsan Hakları”, “Devlet Kuramları” gibi dersleri verdi. Aralık 2010’da Basın İlan Kurumu (BİK) Genel Kurul üyeliğine seçildi.

Anayasa Teorisi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde Din Özgürlüğü ve Türk Parlamento Tarihi 1957-1960 (üç cilt) kitapları var. Bunun yanında Constitutional Law in Turkey (Türkiye’de Anayasa Hukuku) başlıklı bir ortak kitabı ve ABD Yüksek Mahkemesi Kararlarında İfade Özgürlüğü adlı bir derleme eseri bulunuyor.

Ayrıca anayasa yargısı, insan hakları, özgürlük-güvenlik ilişkisi ve siyasi partiler hukuku gibi alanlarda Türkçe ve İngilizce yayımlanmış makaleleri ve bildirileri var.

Paylaşın

İsrail’den Abluka Altındaki Gazze Şeridi’ne Hava Saldırısı

Filistin, İsrail’in Gazze Şeridi’nde bulunan bazı noktalara hava saldırısı düzenlendiğini duyurdu. İsrail ise ‘Hamas’a ait bir silah üretim tesisini’ vurduğunu bildirdi. Can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Filistin resmi haber ajansı Wafa’nın aktardığına göre, İsrail’e ait savaş uçakları Gazze Şeridi’nin orta kesimlerinde bir bölgeye üç roketle saldırdı. Saldırıya hedef olan bölgede yangın çıktı, yakınlarındaki sivil yerleşimlerde maddi hasar meydana geldi.

Kentin güneybatı kesimindeki Şeyh Aclin bölgesine de iki roketle düzenlenen ikinci hava saldırısındaki hedeflerde maddi hasarlar oluştu.

İsrail savaş uçakları ayrıca Gazze’nin orta ve kuzey kesimlerindeki tarım alanlarını ve Beyt Lahye beldesinin kuzeyindeki bir noktayı da bombaladı. Saldırılar sonucu can kaybı ve yaralanmalara ilişkin bilgi paylaşılmadı.

İsrail Savunma Kuvvetleri, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bugün erken saatlerde Gazze’den İsrail’e roket fırlatılmasına yanıt olarak İsrail ordusu savaş uçakları, ham kimyasal madde üretimi yapılan bir tesis ile Hamas terör örgütüne ait bir silah üretim tesisini vurdu” ifadelerine yer verdi.

Açıklamada, “İsrail Savunma Kuvvetleri, Gazze kaynaklı tüm terör faaliyetlerinden Hamas’ı sorumlu tutuyor ve Hamas, İsrail’e yönelik güvenlik ihlallerinin sonuçlarına katlanacak” denildi.

Son dönemde yaşanan saldırılar

İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bulunan Cenin Mülteci Kampı’na İsrail ordusunun 26 Ocak’ta düzenlediği baskında 10 Filistinlinin öldürülmesini, Doğu Kudüs’teki bir yasadışı Yahudi yerleşim biriminde yedi İsraillinin hayatını kaybettiği saldırı izlemişti.

İşgal altındaki Doğu Kudüs’ün Silvan Mahallesi’nde de 28 Ocak Cumartesi günü 13 yaşında bir Filistinlinin düzenlediği silahlı saldırıda biri ağır, iki İsrailliyi yaralamasıyla bölgede şiddet tırmanmıştı.

İsrail ordusu ve Yahudi yerleşimcilerin açtığı ateş sonucu yılbaşından bu yana aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 Filistinli öldürüldü.

Uluslararası Af Örgütü’nün 1 Şubat 2023’te paylaştığı verilere göre, İsrail güçleri 31 Ocak 2022’den bu yana geçen bir sene içinde en az 220 Filistinliyi öldürdü.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın Anlaşamadığı İki Konu

T24 yazarı Murat Sabuncu, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın anlaşamadığı iki konu olduğunu aktardı.

Sabuncu’nun ifadesine göre bunlardan birisi ittifak adayının cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda partisinden ne zaman istifa edeceği, diğeri de genel başkanların durumunun ne olacağı.

Murat Sabuncu’nun bugünkü köşe yazısının ilgili kısmı şöyle:

Anlaşılamayan iki nokta var. Birincisi eğer ittifakın adayı cumhurbaşkanı seçilirse görevi ne zaman bırakacağı konusu.

Partilerden biri ‘seçilir seçilmez partisinden ayrılmalı’ görüşünü savunuyor. Diğerleri bu kişi eğer bir partinin genel başkanı olursa (Kılıçdaroğlu örneği veriliyor) seçildikten hemen sonra ayrılmasının, partinin yeni genel başkanının masaya dahil olması noktasını getireceğini, geçişteki kimi kararlarda yeni genel başkanın problem yaratma olasılığının olabileceğini, bunun mahsurlu olacağını düşünüyor. Cumhurbaşkanı adayının, parlamenter sistemi organize ettikten sonra partisinden ayrılmasının daha doğru olacağını savunuyor büyük grup.

Bir diğer konu parti genel başkanlarının durumunun ne olacağı. Ağırlıklı görüş her birinin cumhurbaşkanı yardımcılığı pozisyonunda olmaları idi. Ancak her ne kadar kendileri doğrulamasalar da İyi Parti’nin, ‘en azından komisyon üyelerinin’ diğer partilerin yöneticileriyle yaptıkları görüşmelerde kendi partilerinin genel başkanlarının üstleneceği rolün daha farklı olması gerektiği yönünde görüş belirtmeye devam ettiklerini ifade edenler var.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Demirtaş’tan “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” Yorumu: Pusulası Bozuk

Millet İttifakı’nın “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” hakkında açıklamalarda bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Her şeyden önce, çok sayıda kişinin yoğun emeğiyle ortaya çıkmış bir metin olduğu için eleştirmeden önce hakkını teslim etmem lazım” dedi ve ekledi:

“Altı değişik partinin yan yana gelerek bu çalışmayı ortaya koymuş olması önemlidir. Elbette metnin bütününde iyi ve doğru şeyler yapma çabası var, bunu görmek gerekir. Dolayısıyla tümden bir kenara fırlatılacak bir metin değil ama hem eksik hem de benim düşünceme göre metnin pusulası bozuk.”

Demirtaş, metne ilişkin açıklamalarının son kısmında ise, “Metin yetmezliklerine rağmen halkın bir kesiminde karşılık bulacaktır. Çünkü halka daha iyisinin olabileceği anlatılamadı, gösterilemedi. Bu da Türkiye’de solun eksiği ve sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakına düşen de bu eksiği tamamlamak, halka başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermektir.” ifadelerini kullandı.

Edirne F Tipi Cezaevinde 2016 yılından beri tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Millet İttifakı’nın 9 ana başlık 75 alt başlık ve 2 bin 300’den fazla maddenin yer aldığı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” hakkında gazeteci Cüneyt Özdemir’in sorularını yanıtladı.

Cüneyt Özdemir’in “Sayın Demirtaş, nasıl buldunuz? Metne yönelik eleştirileriniz var mı?” sorusuna Demirtaş’ın yanıtı şöyle oldu:

Her şeyden önce, çok sayıda kişinin yoğun emeğiyle ortaya çıkmış bir metin olduğu için eleştirmeden önce hakkını teslim etmem lazım. Altı değişik partinin yan yana gelerek bu çalışmayı ortaya koymuş olması önemlidir. Elbette metnin bütününde iyi ve doğru şeyler yapma çabası var, bunu görmek gerekir. Dolayısıyla tümden bir kenara fırlatılacak bir metin değil ama hem eksik hem de benim düşünceme göre metnin pusulası bozuk.

Neden derseniz çünkü hep devleti gösteriyor, halkı ve bireyi değil. Yani metin devletçi bakış açısıyla kaleme alınmış, devleti büyütmeyi, her alana müdahale eden yaygın bir devleti hedeflemiş.

Devletin güçlü olması ile büyük olması birbirine karıştırılmış. Devletin müdahale alanlarını azaltıp küçülterek de güçlendirebilirsiniz. Oysa demokrasilerde formül şudur: “Az devlet, çok toplum.” Metin bu pencereden bakmamış. Bu yönüyle ideolojik bir tercihi de ifade ediyor. Özgürlükçü devlet yerine güvenlikçi devlet, zaten ilk etapta bu şekilde inşa ediliyor. Cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşenmiş oluyor.

Devlet dediğimiz mekanizma, toplumun kılcal damarlarına kadar bir defa etki etti mi giderek otoriterleşmesi, kontrol manyağına dönüşmesi engellenemez. Metin bu yönüyle bize, yeni bir demokratik devlet mimarisi vaat etmiyor, var olan otoriter devleti düzenliyor, yeni kurumlar ekleyerek devleti daha da büyütüyor. Oysa yapılması gereken şey sivil alanı özgürleştirmek ve genişletmek olmalı. Devlet birçok alanda destekleyen, ön açan, yasaklamayan, teşvik eden pozisyonda kalarak demokratik toplumun güçlenmesine alan açmalı. Demokratik devlet dediğimiz şey esasında bu zaten.

Ancak bu metin, teknokrat bir bakışla devletin dökülen sıvalarını, patlayan borularını onarmayı hedeflemiş. Ekonomide neo liberal çözümlerin ötesine geçememiş, özgürlük alanlarında da radikal demokrasi yerine devletin liberal özgürlük penceresinden bakmış.

“Dünya’ya sağdan bakmanın sonucu”

Tabii ki tüm bunlar bilinçli bir tercih çünkü Millet İttifakı sağ bir ittifak. Dolayısıyla ortaya çıkan metin de dünyaya sağdan bakmanın sonucu. Durum böyle olunca kolektif haklar, grup hakları, sınıf hakları hiçbir şekilde metne yansımamış. Mesela metnin Kürtlerin halk olmaktan kaynaklı hakları, Alevilerin inanç ve eşit yurttaşlık talepleri, kadın bakış açısı da son derece sıkıntılı. Toplumsal cinsiyet kimliği penceresinden eşitlik ilişkisi kurmak yerine, erkek devletin kadına birtakım haklar lütfetmesi olarak ele alınmış. Zaten sunumun yapıldığı salon da erkek bir salondu.

Emekçilerin grev hakları, sendikal özgürlükler, eylem ve yürüyüş hakları, işçilerin sosyal güvence ve iş güvenliği hakları, LGBT+’ların ayrımcılığa uğramaktan kaynaklı beklentileri gibi temel konuların yanından bile geçmemiş. Demokratik ekonomi dediğimiz kooperatifleşme, vergi adaletinde emeğin gözetilmesi, bütçenin yapılması aşamasında emekçilerin katılımı, yatırım planlamalarına işçi sendikalarının katılımı gibi konular böylesi metinlerde olmaz. Neden? Yukarıda da belirttiğim gibi bu metin devletin çatısında oturup oradan aşağıya ve sağa doğru bakılarak yazılmış. Sokakta halkla birlikte ve sola dönerek yazılsaydı başka bir metin ortaya çıkardı.

Sonuç olarak bu metin yetmezliklerine rağmen halkın bir kesiminde karşılık bulacaktır. Çünkü halka daha iyisinin olabileceği anlatılamadı, gösterilemedi. Bu da Türkiye’de solun eksiği ve sorumluluğudur. Emek ve Özgürlük İttifakına düşen de bu eksiği tamamlamak, halka başka bir dünyanın mümkün olduğunu göstermektir.

 

Paylaşın

Millet İttifakı’nda Tüm Gözler Ortak Adayda; Süreç Nasıl İşleyecek?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Saadet Partisi, Demokrat Parti, Demokrasi ve Atılım (DEVA) Partisi, Gelecek Partisi, ve İYİ Parti’den oluşan Millet İttifakı’nın ortak hükümet programını da açıklamasının ardından artık gözler ortak adayda.

Ancak Millet İttifakı’nın en büyük oy potansiyeli olan iki partisi, CHP ve İYİ Parti arasında adaylığa dair farklı görüşler hâlâ ortadan kalkmadı. DW Türkçe’den Kıvanç El, ortak aday belirleme sürecine dair son bilgilere ulaştı.

CHP: Aday bizim için çok net

“Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”, “Anayasa” ve “Ortak Mutabakat Belgesi” olmak üzere üç ana belgeyi kamuoyuna açıklayan altılı masada artık altı liderin de kamuoyunun da AKP-MHP cephesinin de gözü adayın kim olacağında. Ancak aday belirleme süreci kolay olmayacak.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, katıldığı televizyon programında 13 Şubat’ta adayın açıklanacağını yine aynı programda bu sözlerin hemen ardından da 13 Şubat’ta aday açıklanmasa bile belirleneceğini söyledi. Bu sözlere İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, “Adaylık açıklamasına yönelik bilgi bizde mevcut değil” sözleriyle itiraz etti. Bu açıklama her iki parti arasındaki tartışmanın da dışa yansıması oldu.

CHP kaynakları, “Aday bizim için çok net. Kemal Kılıçdaroğlu CHP’nin masaya taşıyacağı adaydır. Ayrıca kazanacak aday da Kılıçdaroğlu’dur Altı lider bunu konuşacak ama masa dışından bir aday doğru olmayacaktır” değerlendirmesini yaptı. CHP’de bu konuda tartışmalar kapanırken partide Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair çalışmalar dahi başlamış durumda.

İYİ Parti ne diyor?

İYİ Parti’de ise tablo o kadar net değil. İYİ parti cephesinde ilk günden bu yana Kılıçdaroğlu’nun adaylığına açıktan itiraz olmasa da diğer seçenekler hâlâ gündemde tutuluyor.  İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 13 Şubat’taki toplantıda ismi masaya gelmesi halinde Kılıçdaroğlu’na itiraz etmemesi ancak anket yapılması önerisini bir kez daha gündeme taşıması bekleniyor. Ancak süre darlığı nedeniyle yeni anketler yerine geçmiş anketler de masaya gelebilir.

İYİ Parti yetkilisi, “CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu, henüz ‘Ben adayım’ demedi, ama şu ana kadar CHP’den yapılan tüm açıklamalarda ‘Kılıçdaroğlu aday’ denildi. Şu anki tabloda Kılıçdaroğlu ismi masaya zoraki kılınmış durumda. Başka isim gündeme getirilince hemen bir tepki atmosferi ortaya çıkıyor. O zaman neden ‘istişare’ deniyor” açıklaması yaptı.

İYİ Parti kurmayı, “Madem ‘istişare’ deniliyor, masa karar verecek’ deniyor. Kılıçdaroğlu adaylığını masaya söyler, masa değerlendirir. Elbette adaylık hakkıdır, biz adaylığına karşı değiliz ama ‘tartışalım’ diyoruz, bu kadar” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’de “Aday 13’ünde açıklanacak ya da açıklanmalı” ifadelerinin de masaya baskı olduğu yorumları yapılıyor.

13 Şubat’ta ne olacak?

13 Şubat’taki toplantısı öncesi ev sahibi olarak Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, altı partiyi belki bir, belki de iki kez ziyaret edecek. Karamollaoğlu, partilerin adaya dair görüşlerini alacak. Bu süreçte partiler arasında ikili görüşmelerin de olabileceği ifade ediliyor. 13 Şubat’taki toplantıda isimler konuşulduktan sonra bir karar çıkmasının çok zor olduğu ifade edildi. Çünkü, İYİ Parti masaya Kılıçdaroğlu’nun adaylığına dair görüş ve endişelerini taşıyacak. Buna göre sürecin Şubat ayını aşmadan tamamlanması ve en kısa sürede yeni toplantı yapılması kararı da alınabilecek.

Akşener’in Kılıçdaroğlu harcinde diğer alternatif isimleri de tartışmaya açıp açmayacağı konusunda ise henüz netlik yok. Bu konu 13 Şubat’ta masadaki görüşlere göre netleşecek.

13 Şubat’a kadar giden süreçte ise hem İYİ Parti’den hem de CHP’den adaylıklara dair açıklamalar gelebileceği ve bu sürecin gergin geçebileceği de değerlendiriliyor. Bu nedenle liderlerin yakın kurmaylarını açıklamaların içeriği konusunda uyarıda bulunduğu da ifade ediliyor.

İmamoğlu’nun Anadolu turu

CHP ve İYİ Parti cephesinde adaylık kulisleri hareketli iken İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun bir süre önce başlattığı Anadolu gezileri de sürüyor. O ziyaretlere dair İYİ Partili isimlerden sosyal medyada halkın ilgisine dair paylaşımlar da yapılması dikkat çekerken İmamoğlu’nun bu ziyaretlerini CHP’de azınlıkta da olsa bazı kurmaylar, “Aday belirleme süreci öncesi manidar” yorumu yaparken genel çoğunluk ise “Ciddi bir haksızlığa uğradı bu ziyaretler normal süreç” değerlendirmesi yapıyor.

CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun da DW Türkçe’ye yaptığı açıklamada “Ekrem İmamoğlu, Cumhuriyet tarihimize kara bir leke olarak geçen hukuksuz mahkeme kararları ve soruşturma süreçleriyle karşı karşıya kaldı. İstanbul halkının verdiği yetki, talimatlı mahkemeler eliyle gasp edilmeye çalışıldı. Bu adaletsiz süreçler hala bitmiş değil. Dolayısıyla, Ekrem İmamoğlu yaptığı ziyaretlerde yaşadığı bu mağduriyeti anlatıyor ve adalet talebini dile getiriyor” açıklaması yaptı.

İmamoğlu’nun gittiği yerlerde de İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği yatırımların temel atma törenlerini ya da açılışlarını yaptığını vurgulayan Torun, “Genel Başkanımızın bilgisi dahilinde, parti yönetiminden bir temsilci ve örgütümüzün eşliğinde bu ziyaretler gerçekleşiyor. CHP, Genel Başkanımızın liderliğinde bir bütündür, el birliği ile yaşanan tüm haksızlıkları, hukuksuzlukları milletimize anlatacağız. Hep beraber çalışarak ülkemizin geleceği için yeni bir sayfa açacağız. Bu bizim tarihi sorumluluğumuz” dedi.

Ekrem İmamoğlu, 3 Şubat Cuma Giresun’da olacak.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’ın “Bay Bay Kemal” Sözlerine Yanıt

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” sözlerine “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” şeklinde yanıt verdi.

Partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuşan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasının büyük bir kısmı, 6’lı Masanın önceki gün açıkladığı “Ortak Politikalar Mutabakat Metni” üzerineydi.

Erdoğan, metni eleştirdiği konuşmasında , “Madem ‘Bay Kemal’ bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse bundan sonra kendisine kullanacağı yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Erdoğan’a sosyal medya hesabından cevap verdi. Kılıçdaroğlu, yönetmen, oyuncu Yılmaz Erdoğan’ın “Organize İşler” filminden bir kesit paylaşarak, “Ey beşli çeteler, hani bir şarkı vardı…” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM’deki grup toplantısında konuştu.

6’lı Masa’nın Ortak Politikalar Mutabakat Metni’nin hedefine alan Erdoğan, “Bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti:

“Karşımızda henüz bir cumhurbaşkanı adayı bile belirlemekten aciz bir masa olduğu hakikatini unutmuyoruz. Bu masanın, bizim yaptıklarımızı, hedeflerimizi ve vizyonumuzu aşacak bir belge ortaya koyabilmesine de pek ihtimal vermiyoruz ama yine de ‘Ne yapmışlar, bir bakalım’ dedik. Keşke bakmaz olaydık. Kendimiz adına değil ama bu partilere umut bağlayanlar adına gerçekten çok üzüldük.

“İçimizden ‘buradan ülkenin ve milletin hayrına bir şey sadır olmaz ama gençlerimize güzel eğlence malzemesi çıkar’ dedik. Karşımızdaki kafadan, memleketin herhangi bir derdine derman olacak, sadra şifa bir şeyler beklemenin beyhudeliğini az çok tahmin etmemize rağmen yine de milletimiz adına üzüntü duyduk.”

Erdoğan, söz konusu metinde yer alan başlıkların ayrıntılarıyla ilgili değerlendirmeyi, partisinin Genel Merkezi ve bakanlıkların yeri geldikçe milletle paylaşacağını aktararak, “Burada sadece şu kadarını söyleyeyim ki bunlar bırakın yeni projeler için kafa yormayı, ülkede ne yapılıp edildiğine bile hiç bakmamışlar. Baksalar, ‘ortak politikalar’ diye açıkladıkları metindeki hususlardan çoğunun, vadettiklerinin daha fazlasıyla zaten yapılmış veya yapılmakta olduğunu herhalde görürlerdi. Gözleri var görmüyor; ağzı var konuşmuyor, çünkü kalpler tamamen mühürlenmiş” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, altılı masanın mutabakat metnine ilişkin, “Tamam adayı belirlemekte tembellik ediyorsunuz orasını anladık da bari vaatlerinizi oluştururken azıcık ders çalışsaydınız” dedi.

“Bay bay Kemal”

Muhataplarını tanıdıklarını belirten Erdoğan, “Adaylığını zor yetiştirecek. Slogandı, programdı, vizyondu onları hiç yetiştiremez. Memleketin her işi gibi, muhalefetin adayının sloganını bulmak da bize kaldı. Madem Bay Kemal bu ifadeyi o kadar sevdi, öyleyse kendisine bundan sonra kullanabileceği yeni sloganını da vereyim: Bay bay Kemal. Alsın tepe tepe kullansın. Telifini de istemeyiz. Bizden yana helali hoş olsun” ifadesini kullandı.

Paylaşın

İstanbul’un Enflasyonu 92,97’den Yüzde 79,68’e Geriledi

İstanbul’un enflasyonu ocak ayında yüzde 92,97’den yüzde 79,68’e geriledi. Ocak ayında İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 5,94, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları İndeksi ise yüzde 5,52 oranında arttı.

Haber Merkezi / İstanbul Ticaret Odası (İTO), ocak ayının İstanbul’un enflasyonu (Ücretliler Geçinme İndeksi) oranını açıkladı. İTO tarafından yapılan açıklama şöyle:

“Ocak 2023’de Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 23,94, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 15,92, Diğer Harcamalar grubunda yüzde 14,66, Gıda Harcamalarında yüzde 6,07, Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 4,17, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 3,62 ve Konut Harcamalarında yüzde 2,30 artış, Giyim Harcamalarında ise yüzde -0,83 azalış izlenmiştir.

Ocak 2023’ de Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 19,48, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 11,91, Madenler Grubunda yüzde 7,40, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde 2,70, Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 1,81, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 0,96, Mensucat Grubunda yüzde 0,40 artış izlenmiştir.”

İSO: Ocak ayı imalat göstergesi 10 ay sonra eşik değerin üzerine çıktı

Öte yandan İstanbul Sanayi Odası (İSO) Ocak ayına ilişkin imalat satınalma yöneticileri endeksini (PMI) açıkladı. Aralık ayında 48,1 olan manşet PMI, Ocak’ta yeniden eşik değerin üzerine çıktı ve 50,1’e yükseldi. PMI, böylece 10 aylık daralma döneminin sona erdiği sinyalini verdi.

Endekste 50’nin üstündeki seviyeler büyümeye, altındaki seviyeler ise daralmaya işaret ediyor. Endeks 2022 Şubat ayında eşik değeri aşmış, sonrasında endekste eşik altı seviyeler kaydedilmişti.

İSO’dan paylaşılan bültene göre hem üretim hem de yeni siparişlerde yavaşlama Aralık ayına kıyasla hız keserken bazı firmalar talepte iyileşme belirtileri olduğuna dikkat çekti. Üretimde düşüş son 14 ayın en ılımlı düzeyinde kaydedildi. Yeni siparişlerdeki azalma ise Ekim 2021’de başlayan yavaşlama döneminin en düşük oranında ölçüldü.

Paylaşın

İsveç Başbakanı’ndan “Kur’an Yakma Eylemleri” Açıklaması: Kullanışlı Aptallar

Ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulunan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson İsveç’teki parti liderleriyle basına kapalı yaptığı görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında ülkedeki Kur’an yakma eylemleri konusunda açıklamalarda bulundu.

“Yabancı aktörlerin, hatta devlet aktörlerinin bu yaşananları İsveç’in güvenliğine doğrudan zarar verecek şekilde kışkırtmaya çalıştığını gördük” diyen İsveç Başbakanı, “Mevcut güvenlik ortamında bu türden eylemleri düzenleyen grup ve kişiler İsveç’e zarar vermek isteyen güçler için kullanışlı aptallar oldu” dedi.

Kristersson, İsveç hükümetinin gerginliğin yatıştırılması için diplomatik girişimlerini sürdürdüğünü ve kendisinin bu doğrultuda BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile bir telefon görüşmesi yaptığını ifade etti.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan soruşturma

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye’nin İsveç Büyükelçiliği önünde Kur’an-ı Kerim yakan aşırı sağcı İsveçli siyasetçi Rasmus Paludan ve Hollanda Parlamentosu önünde Kur’an-ı Kerim yırtan Irkçı Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Vatansever Avrupalılar (PEGIDA) hareketi lideri Edwin Wagensveld hakkında “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlarından resen soruşturma başlattı.

Başsavcılık tarafından yapılan yazılı açıklamada, “söz konusu şüpheliler tarafından İslam Dininin kutsal değerleri olan Kur’an-ı Kerim ve İslam Peygamberi Hazreti Muhammed’e yönelik olarak halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama niteliğinde eylemler yapıldığı anlaşılmakla; Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından iddia konusu olaylara ilişkin olarak işin gerçeğinin araştırılması amacıyla şüpheliler hakkında müsnet eylemleri sebebiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri uyarınca halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme ve halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçlarından eylemlerine uyan 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 216/1 ve 216/3 maddeleri uyarınca 2023/27095 soruşturma numarasıyla resen soruşturmaya başlanılmıştır” ifadeleri yer aldı.

Ne olmuştu?

İsveç’te Danimarka’nın aşırı sağcı siyasi partisi Hard Line’ın lideri Rasmus Paludan tarafından düzenlenen eylemde Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an-Kerim’in yakılması, NATO’ya üyelik sürecinde Türkiye’nin vetosu ile karşı karşıya olan İsveç ile Türkiye arasında yeni bir gerginliğe neden olmuştu. Eylemlerin ardından İsveç ve Finlandiya’nın NATO’ya katılım sürecinde Türkiye’nin vetosunu kaldırması için oluşturulan üçlü mekanizma Ankara’nın talebi üzerine iptal edilmişti.

Paylaşın