Bağışçılar Konferansı; Türkiye Ve Suriye İçin 7 Milyar Euro Toplandı

Avrupa Komisyonu ve İsveç dönem başkanlığının düzenlediği uluslararası bağışçılar konferansına, depremlerde ağır yara alan Türkiye ve Suriye için 7 milyar euro toplandı. Bu paranın 6 milyar 50 milyonu Türkiye’ye, 950 milyonu ise Suriye’ye aktarılacak.

6 Şubat’ta meydana gelen depremler ve sonrasındaki artçı sarsıntılarda, her iki ülkede, resmi verilere göre 50 binden fazla insan hayatını kaybetti, yüz binlerce insan da evsiz kaldı.

Bağışçılar konferansına, AB ve üye ülkeler, BM Kalkınma Programı başta olmak üzere BM örgütleri, Dünya Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Avrupa Yeniden İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) gibi önemli finans ve yatırım kuruluşları ve birçok ülke katıldı.

Bağışçılar konferansına Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantı ile katılan Erdoğan, “Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız” dedi.

Deprem bölgesindeki 11 vilayette, ağır hasarlı ve yıkılması gereken bina sayısının 298 bin olduğunu belirten Erdoğan, “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor. Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, “Depremde yıkılan tüm şehirleri altyapısı, üstyapısı, iş yerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğini” dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü ülkelerin Suriye’deki depremzedeler için gönderdiği insani yardım malzemelerinin ulaştırılmasında da gerekli kolaylığı sağladıklarını ve bu tutumu sürdüreceklerini bildirdi.

AB Komisyonundan yapılan açıklamada, Türkiye için hibeler ve krediler dahil olmak üzere taahhüt edilen miktarın 6,05 milyar euro olduğu kaydedildi. Suriyeli depremzedeler için ise hibe olarak 950 milyon euro taahhüt edildiği bildirildi.

Açıklamada, “AB Komisyonu ve AB üyesi ülkelerin yanı sıra Avrupa Yatırım Bankası ve Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, 3,6 milyar euro ile toplam hibe taahhüdünün yüzde 50’sini temsil etmektedir.” ifadesi yer aldı.

Türkiye’ye yönelik fonların insani ihtiyaçların karşılanması ve depremden etkilenen bölgelerin yeniden imarında kullanılacağı belirtilen açıklamada, Türkiye’deki hasar tespit raporlarına göre depremin ekonomik etkisinin 100 milyar doların üzerinde olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, yeniden imar çabalarının deprem bölgelerinde yapılacak inşaatlarda uluslararası standartlara uyulmasını sağlayacağı, Suriye’ye yönelik fonların ise insani ihtiyaçların karşılanmasını ve ön toparlanmayı destekleyeceği ifade edildi.

AB yönetiminden “sizinleyiz” mesajı”

Konferansın kapanış konuşmasını yapan İsveç Başbakanı Kristersson, Türkiye ve Suriye için 7 milyar Euro deprem yardımı toplandığını açıkladı. Kristersson, “Ursula ve ben, depremlerin ertesi günü bu inisiyatifi ele alma konusunda konuştuk. Bugün burada bu hedefe ulaşılmış olmasından memnuniyet duyuyoruz. Önemli yeni destek göreceğimizi duyurmaktan gurur duyuyorum. Bugünkü toplam taahhütler 7 milyar Euro’yu buluyor” dedi.

Öncelik ve ilkeler

Konferansta deprem sonrası toparlanma ve yeniden inşa sürecine ilişkin ilkeler ve öncelikler de değerlendirildi.

Yerleşim alanlarının “yenisini daha iyi inşa et” ilkesine göre yapılacağını, böylece evlerin hastanelerin ve diğer yapıların daha sağlam olacağını belirleyen ilkeler arasında afet riskinin azaltılması, yeniden inşa sürecinde depremden etkilenen birey ve kuruluşların da katılımcı olarak yer alması gibi unsurlar bulunuyor.

Yeşil ve doğa dostu şehirlerin kurulması ve sürdürülebilir bir geleceğin kurulması da altı çizilen ilkeler arasında.

Leyen, kapanış toplantısında, “Bugün iyi bir gün oldu, Türkiye ve Suriye haklarına karşı dayanışmamızı gösterdi. Önümüzde yapmamız gereken daha çok iş var. Bu sadece bir başlangıç” ifadelerini kullandı.

AB yetkilileri, bu konferansta açıklanan bağışların ötesinde de deprem sonrası yaraların sarılması sürecinde yardımların devam edeceğini, başta üyelik öncesi fonlar (IPA) ve Suriyeli mültecilere için yapılan mali yardımların da yeniden düzenleneceğini ve yeniden inşa sürecinde kullanılabileceğini kaydettiler.

Türkiye’nin harekete geçirebileceği bir başka olanak da Avrupa Dayanışma Fonu.

Paylaşın

BM Genel Sekreteri Guterres: İklim Krizi Saatli Bomba Gibi

Bilim insanları iklim eyleminin çoğaltılması açısından fırsat penceresinin hızla kapandığı konusunda uyarırken BM Genel Sekreteri Guterres, zengin ülkeleri “iklim saatli bombasını durdurmak için” 2050’ye takvimlenmiş olan CO2 salım hedeflerini “2040’a çekmeleri” çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, “insanlık için bir hayatta kalma kılavuzu” olarak nitelediği, BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) uzmanlarının son raporunun yayımlanması vesilesiyle dolaşıma soktuğu videoda, “İnsanlık ince bir buz üzerinde yürüyor ve bu buz hızla eriyor” diye uyarıyor.

Dünyanın küresel ısınmayı sanayi öncesi döneme kıyasla hala 1,5 °C  ile sınırlayabileceğine inandığını belirten Guterres, bunun için “tüm ülkeler ve tüm sektörlerce  iklim eyleminde kararlı bir ilerleme kaydedilmesi” gerektiğini vurguladı.

Bu konuda tüm oyuncular “ileri sarma düğmesine basmalı” diyen BM Genel Sekreteri gelişmekte olan ülkelerin hem küresel ısınmadan daha az sorumlu olduğunu hem de geçiş sürecini hızlandırmak konusunda kapasitelerinin daha düşük olduğunu dile getirdi. Dolayısıyla gelişmiş ülkelere yönelmek gerektiğini ileri süren Guterres, tüm ülkelerin CO2 salım takvimlerini 2040’a çekmeyi taahhüt etmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

COsalımlarını sıfıra çekme konusunda Almanya 2045, Finlandiya 2035’i hedeflerken Çin 2060 Hindistan 2070’i hedefliyor.

Bu hedefe ulaşılabilmesinde en büyük rolün küresel sera gazı salımlarının yüzde 80’inden sorumlu olan G20 ülkelerine düştüğünü belirten Guterres, eylüldeki iklim zirvesinde bu ülkelerin”iddialı” ve “her şeyi kapsayan” yeni sera gazı azaltım taahhütleri sunmaları ve 2035 ve 2040 için bu salımlara ilişkin “mutlak azaltım” hedefleri koymalarını beklediğini dile getirdi.

Birleşmiş Milletler Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) “Sentez Raporu 6. Değerlendirmesi”ni hazırlayan bilim insanları iklim eyleminin çoğaltılması açısından fırsat penceresinin hızla kapandığı konusunda uyardı.

IPCC’den alarm çanları

IPCC, küresel sıcaklık artışının 1850-1900 dönemine göre 1,1 °C’ye ulaştığını ve artmaya devam eden salımların küresel sıcaklık artışını hızlandırdığına raporda vurgu yaptı.

Raporda dikkat çekilen diğer bir önemli konu da küresel sıcaklık artışının 1,5 °C ile sınırlandırılması için sera gazı salımlarının 2030’a kadar yarı yarıya azaltılması gerekliliği oldu.

Bilim insanları ayrıca 2022’de nüfusu 8 milyarı aşan dünyada yaklaşık 3,6 milyar insanın  iklim krizine karşısında aşırı kırılgan bölgelerde yaşadığını da vurguladı.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Bakan Özer Açıkladı: Depremden Etkilenen Dört İlde Eğitim Başlıyor

Malatya’da Arapgir, Arguvan, Kale, Pütürge, Yazıhan, Darende, Doğalyol ve Hekimhan ilçeleri, Adıyaman’da Kahta, Gerger, Sincik, Çelikhan ve Samsat ilçeleri, Kahramanmaraş’ta Andırın ve Ekinözü ilçeleri, Hatay’da Yayladağı, Altınözü, Erzin, Reyhanlı, Payas, Dörtyol ve Arsus ilçelerinde eğitim öğretim başlıyor.

Haber Merkezi / Bu 4 ildeki diğer ilçelerde ise eğitim öğretime başlama kararını o ilin valilikleri incelemeleri sonucu belirleyecek.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, “Malatya, Adıyaman, Kahramanmaraş ve Hatay’ın bazı ilçelerinde 27 Mart’tan itibaren kademeli şekilde eğitim öğretim başlayacak” dedi. Özer, eğitim öğretimin sadece Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın sağlam raporu verdiği okullarda başlayacağını belirtti.

Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Hatay’da 27 Mart’ta başlaması planlanan eğitim öğretim süreçleri kapsamında yürütülen hazırlık çalışmalarına ilişkin düzenlenen değerlendirme toplantısına katıldı.

Bakan Özer başkanlığında Hatay Afet Koordinasyon Merkezi’nde gerçekleştirilen toplantıya Hatay Vali Vekili Oğuzhan Bingöl, Hatay Koordinatör Valisi olan Kütahya Valisi Ali Çelik, Hatay Milletvekilleri Hüseyin Yayman ve Sabahat Özgürsoy Çelik, Bakan Yardımcıları Petek Aşkar ve Sadri Şensoy, Temel Eğitim Genel Müdürü Tuncay Morkoç, Ortaöğretim Genel Müdürü Halil İbrahim Topçu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Cihad Demirli, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Mustafa Gelen, İl Milli Eğitim Müdürü Mustafa Öztürk ile ilçe milli eğitim müdürleri katıldı.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Bakan Özer, afet bölgesinde çocukların eğitimlerini sürdürmesi için tüm imkanları seferber ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti: “Bildiğiniz gibi 6 Şubat depreminden sonra eğitim öğretimi 23 Şubat’a kadar 81 ilimizde ara vermiştik. 20 Şubat tarihinde Elazığ dahil 71 ilimizde eğitim öğretime başladık. Böylece yaklaşık 15 milyon 242 bin öğrencimizi eğitimle buluşturduk. Deprem bölgesindeki 10 ilimizde ise eğitim öğretimi başlatıp hayatı normalleştirmek için mevcut hasar durumlarını göz önüne alarak illerimizi üç kategoriye ayırdığımızı daha önce doyurmuştuk.

Birinci kategoride Kilis, Diyarbakır ve Şanlıurfa illerimiz bulunuyordu. Bu illerimizde eğitime 1 Mart tarihi itibarıyla başladık ve böylece bu illerimizde 1 milyon 236 bin 929 öğrencimiz ve öğretmenlerimiz eğitim öğretimle buluşmuş oldu. İkinci kategoride ise Gaziantep, Osmaniye ve Adana illerimiz bulunuyordu. Gaziantep, Osmaniye ve Adana illerimizde ikinci dönem için eğitim öğretimi 13 Mart tarihi itibarıyla başlattık. Burada yaklaşık 1 milyon 258 bin 719 öğrencimiz eğitime başladı. Dolayısıyla 71 ilimiz, birinci ve ikinci kategoride bulunan altı ilimiz ile toplam 77 ilimiz, eğitim öğretimine şu an itibarıyla devam ediyor. Bu illerimizde toplam 17 milyon 737 bin 648 öğrencimiz eğitim öğretimlerini sürdürüyor.”

Deprem bölgesindeki illerden diğer illere naklini aldıran yaklaşık 252 bin öğrencinin de akranlarıyla birlikte eğitime başladığını aktaran Bakan Özer, üçüncü ve son kategoride depremden en çok etkilenen Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’ın bulunduğuna işaret etti.

“Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız, İçişleri Bakanlığımız, valilerimiz, kaymakamlarımız, tüm milletvekillerimiz, il millî eğitim müdürlerimiz, ilçe millî eğitim müdürlerimizle kapsamlı bir şekilde istişarelerde bulunduktan sonra üçüncü kategoride yer alan dört  ilimizde eğitimi kademeli olarak başlatma kararı aldık.” diyen Özer; Kahramanmaraş, Adıyaman, Malatya ve Hatay’da diğer altı ilde olduğu gibi tüm okullarda değil sağlam ilçe ve okullarda tedrici ve suhuletli bir şekilde eğitim öğretime başlanacağını ifade etti.

27 Mart tarihi itibarıyla Malatya’nın Arapgir, Arguvan, Kale, Pütürge, Doğanyol, Yazıhan, Darende ve Hekimhan ilçeleri ile Adıyaman’ın Kahta, Gerger, Sincik, Samsat ve Çelikhan ilçelerinde eğitim öğretime başlanacağını belirten Bakan Özer, “Kahramanmaraş ilimizde sadece Andırın ve Ekinözü ilçelerimizde 27 Mart itibarıyla eğitim öğretimi başlatıyoruz.” dedi.

Özer, Hatay’a ilişkin de çok kapsamlı bir değerlendirme yapıldığını kaydederek, “Valilerimiz, milletvekillerimiz AFAD başkanlarımız, il, ilçe millî eğitim müdürlerimiz ve tüm ilçelerimizin kaymakamlarıyla birlikte yaptığımız kapsamlı değerlendirme sonucunda, Hatay’ın Yayladağı, Altınözü, Erzin, Reyhanlı, Payas, Dörtyol ve Arsuz ilçelerinde 27 Mart tarihi itibarıyla eğitim öğretime başlayacağız.” diye konuştu.

Eğitim öğretim, sağlam raporu verilen okullarda verilecek

Deprem bölgesindeki illerde eğitim öğretimin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından sağlam raporu verilen okullarda gerçekleştirileceğini altını çizen Bakan Özer, sağlam okul sayısına göre gerekli durumda ikili ve taşımalı eğitim ile sürecin yönetilebileceğini bildirdi.

Bu dört ilde adı belirtilmeyen ilçelerdeki eğitimin başlama sürecinin ilgili valiliklere bırakıldığını belirten Bakan Özer, “Valiliklerimiz, AFAD merkezlerindeki değerlendirmeler kapsamında, hangi ilçeler 27 Mart’tan sonraki haftalarda hazırsa, hem öğretmenlerimizin kalma yerleri, ihtiyaçları, hem öğrencilerimizin durumlarıyla ilgili gerekli her türlü önlemi alarak inşallah kamuoyuyla paylaşacaklar.” bilgisini paylaştı.

Millî Eğitim Bakanlığı olarak 6 Şubat tarihinden itibaren bölgedeki illerde 1 Mart, 13 Mart ve 27 Mart tarihlerinde kademeli bir şekilde okulların açıldığını anımsatan Bakan Özer, şöyle devam etti:

“Daha önceki tarihlerde çocuklarımızı yalnız bırakmamak ve bu travmayı hızlı bir şekilde atlatmalarına destek olmak üzere, çadırlarda konteynerlerde prefabrik okullarda öğrencilerimiz hiç yalnız bırakmadık. Şu an itibarıyla bölgemizde 1.793 çadır, konteyner ve prefabrik okulda eğitim öğretim kapalı olmasına rağmen çocuklarımız eğitim öğretime devam ediyor çünkü bölge için Bakanlık olarak yaklaşımımız şu:

Müfredata dayalı bir eğitimden ziyade çocuklarınızın hızlı bir şekilde bu travmayı atlatmaları ve normalleşmeleri ve özellikle psikolojik sağlamlıklarını desteklemek için çocuklarımızı hızlı bir şekilde çadırlarda, konteynerler ve prefabrik okullarda öğretmenleriyle buluşturmaya özen gösteriyoruz. Bu özenimizi devam ettireceğiz. Yani burada zikretmemiş olduğumuz ilçelerimizde de çadırlarla, konteynerlerle, prefabrik okullarla her ne kadar eğitim öğretim resmî olarak başlamamış olsa da öğrencilerimize eğitim desteği vermeyi sürdüreceğiz.”

YKS ve LGS destek noktası 734’ten 1.000’e çıkarılacak

YKS ve LGS’ye hazırlanan 8 ve 12. sınıf öğrencileri ile ilgili bir dizi karar aldıklarını hatırlatan Bakan Özer, her iki sınava da ikinci dönem konularının dâhil olmayacağını, ayrıca sınava hazırlık gruplarına destek vermek için afet bölgesinde 734 noktada destekleme ve yetiştirme kursu açtıklarını belirtti.

Özer, “Burada hem bölgedeki öğretmenlerimizle hem de Ölçme ve Değerlendirme Sınav Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün 81 ildeki merkezlerinde görev alan öğretmenlerimizle çocuklarımızın LGS ve YKS sınavlarına hazırlanmalarıyla ilgili her türlü desteği vermeye devam ediyoruz. Hiçbir çocuğumuzu mağdur etmeyeceğiz. Aileler de müsterih olsun. Çocuklarımıza bu kapsamdaki destek sayımızı da kapasiteyi de her geçen gün artıracağız. İnşallah, bu hafta sonuna kadar da 734 olan destek noktasını 1.000’e çıkaracağız. Yani çocuklarımıza sınav anına kadar sürekli destek olup aynı zamanda sadece akademik becerileriyle ilgili değil, aynı zamanda sağlamlıklarıyla ilgili de rehber öğretmenlerimiz, psikolojik danışmanlarımız başlangıçta olduğu gibi süreçte aktif olarak yer almaya devam edecekler.” dedi.

Bölgedeki büyük afetten dolayı yatırım programlarının da revize edildiğini kaydeden Özer, şunları söyledi: “Yaklaşık 40 milyar TL’lik bir yatırımı bölgeye ayırdık. İnşallah, hem mevcut yatırımlar hem de bu afetten dolayı revize edilmesi gereken yatırımları hızlı bir şekilde Bakanlığımız İnşaat Emlak Genel Müdürlüğü, valiliklerimiz ve il millî eğitim müdürlüklerimizle koordineli bir şekilde bir iki hafta içinde nihayetlendirmiş olacağız.”

Bölgeye çelik konstrüksiyonlu kalıcı 500 yeni prefabrik okul yapma kararı aldıklarını da hatırlatan Özer, bu okulların Nisan ayından başlayarak tedrici bir şekilde hizmete alınarak çocukların eğitim öğretim süreçlerinin destekleneceğini belirtti.

Bakanlığın bölgedeki çalışmalarına büyük katkı veren Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, AFAD, valiler, kaymakamlar, il ve ilçe millî eğitim müdürleri ile milletvekillerine teşekkür eden Bakan Özer, “İnşallah, el birliği yaparak bu süreci atlatacağız. Devletimiz her türlü imkânıyla sahada. Birlik beraberlikle bu zor günlerin üstesinden de inşallah geleceğiz.” dedi.

Paylaşın

AK Parti’ye Mehmet Şimşek’ten Ret: Aktif Siyasete Girmeyi Düşünmüyorum

AK Parti Genel Merkezi’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, görüşme sonrası yaptığı açıklamada, “Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ‘ekonominin başına geçeceği’ iddia edilen eski Maliye Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek’le AK Parti Genel Merkezi’nde görüştü.

Görüşme sonrası Mehmet Şimşek’ten açıklama geldi. Şimşek, sosyal medya hesabından görüşmeyi şöyle anlattı:

“Sn Cumhurbaşkanımız ile akşam saatlerinde Ak Parti Genel Merkezi’nde son derecede samimi bir ortamda görüşme fırsatım oldu. Kendisine bu kabulleri çok teşekkür ederim. Kendi alanıma giren her konuda istenen katkıları vermeye her zaman hazırım.

Ancak yurtdışında finans kuruluşlarındaki işlerim nedeni ile aktif siyasete girmeyi düşünmüyorum. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

“Aktif siyaseti düşünmüyor”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, görüşmeye dair yaptığı açıklamada, “Kendisi çok değerli arkadaşımız, geçmişte hükümetlerimizde görev yaptık. Aktif siyasetten ayrıldıktan sonra görüştüğümüz bir arkadaşımız.

Sizler şunu merak ediyorsunuz; aday olacak mı diye. Kendisi siyasetten ayrıldıktan sonra pek çok işle meşgul. Sivil toplum kuruluşlarında görevleri var. Aktif siyaseti düşünmüyor. Kendisi aktif siyasetten ayrılırken kararının bu olduğunu ifade etmişti.

Çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yapıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın parti ya da hükümet politikalarına dönük olarak her konuda katkıyı vereceğini, yardımcı olacağını, emek sarf edeceğini bir defa daha ifade etti” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Millet İttifakı Adayı Kılıçdaroğlu: Erdoğan’ı Göndereceğiz

CHP Genel Başkanı ve Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, “Erdoğan’ı göndereceğiz. Bunu hep söylüyorum zaten. Bu hedeflerimizin en kolayı ama bizim asıl ana hedefimiz çok daha büyük” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Biz rekabetçi bir Türkiye inşa edecek şartları oluşturacağız. Bugün sistemik bir teknolojik rekabet çağında yaşıyoruz. Bakmayın siz Türk’ün Türkiye propagandasına İletişim Başkanlığı’nın çöpe attığı milyarlara. Biz dünyayla rekabet etmiyoruz. Sevgili dostlar, rekabette iyi olup olmadığımızı tek bir kriter gösterir. Kazanıyor musun? Kaybediyor musun?”

Kılıçdaroğlu, açıklamasının devamında, “Bu da iki şekilde anlaşılır. Yeni bir refah seviyesi yaratabiliyor musun? Bu refaha tam bir barış nesli yaratarak ulaşabiliyor musun? Rekabette kazanıyorsanız. Milletinizin standardı alım gücü, huzuru, mutluluğu artar. Seninki artıyor mu sevgili milletim? Sevgili halkım. Mutlu musun sevgili vatandaşlarım? Sevgili yurttaşlarım” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, yine evinin mutfağında çektiği bir video yayınladı.

Videoyu sosyal medya hesabından “Birleşeceğiz ve kazanacağız. Ama kime karşı?” notuyla paylaşan Kılıçdaroğlu şunları söyledi:

“Bu akşam bir konuyu netleştirmek adına sizleri evime davet ettim. Asıl konuya geçmeden önce, seçim yaklaştıkça giderek artan tuhaf bir duruma dikkatinizi çekmek istiyorum. Saray İktidarı ve onunla yola çıkanlar kadınların en temel haklarını birkaç oy için pazarlık meselesi yapmaya hazır olduklarını gösterdiler. Kadınların en basit kazanımlarını çöpe atmaya kalkışıyorlar.

Bakın, açık konuşalım. Oradaki hedef başı kapalı genç muhafazakar kadınlardır. Bu genç kadınları ezmek istiyorlar. Onları kontrol altına almak istiyorlar. Evet, dehşetle izliyoruz onları ve evet bunların hepsi, üzülerek ifade edeyim, gerçek.

Şimdi gelelim asıl meseleye. Biliyorsunuz, birleştire birleştire ülkeyi, kazanan bir oyuncu haline getirmeye çalıştığımı. Uzun süredir anlatıyorum. Peki biz ne için birleşiyoruz, neyi kazanmanın peşindeyiz? Tayyip Erdoğan’a karşı mı birleşiyoruz? Bu kadar emeği, bu kadar küçük bir hedef için mi harcayacağız? Yok böyle bir şey.

Evet bizim demokrasimiz, ekonomimiz, adalet sistemimiz ve özgürlüklerimiz ağır bir Erdoğan tehdidi altında. Bu zaten uzun yıllardır böyle. Ancak herhalde bu yaşımda bu ülkeye bırakacağım miras, bu kadar küçük olmasa gerek. Erdoğan’ı göndereceğiz. Bunu hep söylüyorum zaten. Bu hedeflerimizin en kolayı ama bizim asıl ana hedefimiz çok daha büyük.

Biz rekabetçi bir Türkiye inşa edecek şartları oluşturacağız. Bugün sistemik bir teknolojik rekabet çağında yaşıyoruz. Bakmayın siz Türk’ün Türkiye propagandasına İletişim Başkanlığı’nın çöpe attığı milyarlara. Biz dünyayla rekabet etmiyoruz. Sevgili dostlar, rekabette iyi olup olmadığımızı tek bir kriter gösterir. Kazanıyor musun? Kaybediyor musun?

Bu da iki şekilde anlaşılır. Yeni bir refah seviyesi yaratabiliyor musun? Bu refaha tam bir barış nesli yaratarak ulaşabiliyor musun? Rekabette kazanıyorsanız. Milletinizin standardı alım gücü, huzuru, mutluluğu artar. Seninki artıyor mu sevgili milletim? Sevgili halkım. Mutlu musun sevgili vatandaşlarım? Sevgili yurttaşlarım.

Öyle boş propagandalarla algınızın manipüle edilmesine asla izin vermeyin. Biz maalesef rekabette zayıfız. Evet açık konuşalım. Bu problemler Erdoğan’la başlamadı. Ancak Erdoğan’la ayyuka çıktı. Çünkü Türkiye yıllardır enerjisini iç sorunlarına harcadı. Darbeler gördü. Ekonomik krizler gördü. Kutuplaşmalar gördü. Ayrımcılık gördü. Çeteler gördü. Terör gördü.

Birbirimize didişe didişe rekabetçi olmaktan çıktık. Dünyadan hak ettiğimiz payı alamadık. Yani, hepimizi birleştirmesi gereken asıl mesele şudur. Dünya ile rekabet etmek ve kazanmak ve hakkımız olanı almak. Türk’ü, Kürt’ü, Sünni’si, Alevi’si, başı açığı, başı kapalısı, solcusu, sağcısı bu müşterekte birleşmeli. Daha iyi bir yaşam müştereğinde hakkını alma müştereğinde buluşmalı. Ben bunun için Millet İttifakı’nın adayı seçildim.

“Finansal ve demokratik istikrarı getireceğiz”

Ben onarıcı, telafi edici, birleştirici, kucaklayıcı liderlik yapıp, asıl geleceğin yeni nesil liderlerine ortamı hazırlayacak kişiyim. Ben bundan sonra geleceklerin siyasi geleceği için taşları doğru döşeyecek kişiyim. Millet İttifakı olarak önce toplumu güçlendireceğiz. Devleti toparlayacağız. Açık yaraları kapatacağız. İnsanların yaşam sevincini geri vereceğiz. Dezavantajlı grupları, dezavantajlı olmaktan çıkaracağız. Doğru yerlere yatırım yapılmasını sağlayacağız. Finansal ve demokratik istikrarı getireceğiz.

Yani özetle ülkemizi rayına sokacağız. Ki bizden sonraki liderler ayaklarını yere sağlam basıp üzerinde güvenle yürüyebilecekleri sağlıklı bir zemine sahip olsunlar. Ve ben sonrasında da torunlarımla ilgilenmek üzere emekli olacağım. Bu kadar basit. Çünkü benim çözmem gereken çok önemli sorunlar var.

Bunu da ancak gelecekle ilgili bireysel siyasi emelleri olmayan bir lider yapabilir. Evet. Birleşe birleşe kazanacağız sevgili vatandaşlarım. Ama dünyaya karşı kazanacağız. Asıl elli yıldır rekabet etmemiz gerekenlere karşı kazanacağız. Ve sonunda ülkemizin yönü oraya dönecek. Herkes müsterih olsun. İyi akşamlar sevgili halkım.”

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Depremin Maliyeti 104 Milyar Doları Bulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 ilde büyük yıkıma neden olan Kahramanmaraş merkezli depremlere ilişkin “Depremin yol açtığı yıkım maliyetinin yaklaşık 104 milyar doları bulacağı anlaşılıyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bu çapta afetle hiçbir ülkenin tek başına mücadele etmesi mümkün değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, deprem nedeniyle hasar alan veya yıkılacak olan binalara ilişkin ise, “Deprem bölgesindeki 11 ilde yıkık, acil yıkılacak, ağır hasarlı, yani kullanılamaz hale gelmiş bina sayısı 298 bine, bağımsız bölüm sayısı 876 bine varıyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AB Komisyonu ile AB Konseyi Dönem Başkanı İsveç’in, Türkiye ve Suriye’de depremlerden etkilenen bölgelere destek için düzenleyeceği Uluslararası Bağışçılar Konferansı’na Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nden canlı bağlantıyla katılarak konuşma yaptı.

Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkan başlıklar şöyle:

Bu zor günlerde tüm dostlarımızın; kurumlarıyla, üye ve aday ülkeleriyle AB, BM ve diğer uluslararası örgütlerin sergilediği dayanışmayı asla unutmayacağız.

Depremde yıkılan tüm şehirlerimizi altyapısı, üstyapısı, işyerleri, tarihi ve kültürel değerleriyle yeniden inşa ve ihya edeceğiz.

Hedefimiz 1 yılda deprem bölgesinin ihtiyacını karşılayacak sayıda yapıyı inşa etmektir. İlk yıl 319 bin, toplam 650 bin konutu teslim etmeyi planlıyoruz.

Eş zamanlı olarak çadır kent, konteyner kent ve prefabrik kurulumuna devam ediyoruz. İki ayda 108 bin konteyner kurarak, yarım milyon insanı yerleştireceğiz.

Üçüncü ülkelerin, Suriye’deki depremzedelere yönelik insani yardım malzemesi intikallerinde gereken kolaylığı gösteriyoruz. Bu tutumu sürdüreceğiz”

“45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız”

Erdoğan, 45 bin yeni öğretmen ataması yapacaklarını, atanacak öğretmenlerin öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendirileceğini duyurdu.

Sosyal medya hesabından “bir müjdeyi paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Eğitim sistemimizin kalitesini artırmak, eğitim kadromuzu daha da güçlendirmek için 45 bin yeni öğretmen ataması yapacağız. Atanacak öğretmenlerimizi öncelikli olarak depremin yaralarını sarmak için afet bölgelerinde görevlendireceğiz. Tüm öğretmenlerimize, ailelerine, öğrencilerimize ve eğitim camiamıza hayırlı olsun” dedi.

Paylaşın

Emek Ve Özgürlük İttifakı Kemal Kılıçdaroğlu’na Destek Verecek Mi?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş genel başkanları Mithat Sancar ve Pervin Buldan ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) bir araya geldi.

Yaklaşık bir saat süren görüşme sonrası yapılan açıklamalarda “Kürt sorununun çözüm yeri Meclis’tir” vurgusu ön plana çıkan mesaj olurken hem Kılıçdaroğlu’nun hem de Sancar’ın “yeni bir başlangıç” mesajı da dikkat çekti. Edinilen bilgiye göre görüşme oldukça olumlu geçerken Emek ve Özgürlük İttifakı’nda eğilim Kılıçdaroğlu’na destek yönünde.

CHP ve HDP heyetlerinin TBMM’de gerçekleşen görüşmesinde Kılıçdaroğlu’na CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke ve CHP Genel Başkan Yardımcısı Oğuz Kaan Salıcı eşlik etti. HDP’de ise Eş Genel Başkanlar Buldan ve Sancar’a Parti Sözcüsü Ebru Günay ve Grup Başkanvekili Saruhan Oluç eşlik etti. 1 saat süren görüşmenin ardından Kılıçdaroğlu, buldan ve Sancar açıklamalarda bulundu.

“Görüşme olumlu ve sıcak bir atmosferde geçti”

DW Türkçe’den Kıvanç El’e bilgi veren CHP ve HDP kaynakları görüşmenin oldukça olumlu ve sıcak bir atmosferde geçtiğini ifade etti. Görüşmede Kılıçdaroğlu Millet İttifakı’nın hazırladığı “Güçlendirilmiş parlamenter sistem”, “Anayasa değişikliği” ve “İktidara gelinmesi halinde izlenecek ortak politikalar”a dair 3 belgeyi HDP’ye sundu. HDP tarafı ise daha önce hazırlanan 11 maddelik tutum belgesini Kılıçdaroğlu’na sundu.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun 14 dakikalık basın açıklamasında görüşmede ele alınan tüm başlıkları açıkladığını kaydeden HDP kaynakları, “Bizim tutum belgemizde de dile getirdiğimiz bazı başlıklara da Kılıçdaroğlu değindi. Açıkladığı başlıklar dışında bir konu gündeme gelmedi” dedi. Görüşmede “HDP’ye bakanlık” ve “Abdullah Öcalan’a tecritin kaldırılması” gibi başlıkların gündeme gelmediği belirtildi.

Kılıçdaroğlu’na desteğin açıklanması bekleniyor

HDP, Kılıçdaroğlu görüşmesindeki başlıkları önce kendi kurullarına ardından da Emek ve Özgürlük İttifakı paydaşlarına taşıyacak. HDP içerisinde yapılan ilk yorumlarda Kılıçdaroğlu tarafından verilen mesajların olumlu olduğu ve destek verilmesi kararının çıkmasının yüksek ihtimal olduğu değerlendirildi. TİP ve EMEP’in de Kılıçdaroğlu’na destek açıklamasına olumlu yaklaştığı belirtildi. İttifak paydaşları bu hafta içerisinde bir araya gelecek ve ardından bir basın toplantısı ile kamuoyuna kararlarını açıklayacak. Emek ve Özgürlük İttifakı’nın aday çıkarmayarak Kılıçdaroğlu’na desteğini açıklaması bekleniyor.

İYİ Parti cephesinde de Kılıçdaroğlu-HDP görüşmesi yakından takip edildi. Kılıçdaroğlu’nun “Millet İttifakı”nın belgelerine sahip çıkan” konuşması ve “Kürt sorununda çözüm yerinin Meclis olduğuna” dair mesajları olumlu karşılandı.

TBMM Başkanı Şentop’tan yanıt

Kılıçdaroğlu, HDP görüşmesi sonrasında TBMM Genel Kurulu’nda Kürtçe konuşmaların tutanaklarda “bilinmeyen bir dil” diye yazıldığınıı ifade ederek, “TBMM’de kürsüde konuşulur, ‘İngilizce’ yazar parantez içinde, bu söz İngilizcedir, Fransızca söz Fransızcadır vs. Her şey yazılır. Konuşma metninin içinde Kürtçe bir cümle geçtiği zaman ‘bilinmeyen bir dil’ deniyor. Ya Allah aşkına bu ülkenin insanlarının vicdanlarına sesleniyorum; TRT’nin TRT Kürdi diye bir kanalı var, yayın yapıyor. Nasıl olurda buraya ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz? Binlerce yıldır konuşulan bir dili neden ‘bilinmeyen bir dil’ diye yazıyorsunuz?” dedi.

Bu sözlere Meclis Başkanı Mustafa Şentop yanıt verdi. Şentop gazetecilerin soruları üzerine, “HDP’li milletvekili arkadaşların bazıları ısrarla ‘bilinmeyen bir dil’ iddiasını ortaya atıyorlardı. Son 1 senedir aşağı yukarı onlar da ikna oldular. Propaganda için başka bir yol, başka bir isim bulmuşlar gibi geldi bana. Kürtçe için özel bir uygulama yok. ‘Bilinmeyen dil’ diye bir ifade kullanılmıyor. Ne oluyor? Resmi dil Türkçe olduğu için tutanaklarda Türkçe kullanılıyor. Türkçe dışında bir kelime kullanıldığı zaman bu tutanağın metnine yazılmıyor, bir dipnot işareti kullanılarak dipnotta atıf ‘Türkçe olmayan kelime veya kelimeler kullanılmıştır’ diye yazılıyor” dedi.

MHP’li Semih Yalçın’dan görüşmeye tepki

Kılıçdaroğlu’nun HDP ziyaretine MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın sosyal medya hesabından tepki gösterdi. Yalçın, “Siyasi tarihimizdeki pazarlıkların en çirkini, en kirlisi, en utanmazcası gerçekleşti. Zillet ittifakının cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu; PKK’nın siyasi kanadının ayağına gitti, eşiğine yüz sürüp cephane ve militan desteği istedi” açıklaması yaptı. Semih Yalçın, “Kılıçdaroğlu tarafından PKK’nın mazbatalı temsilcilerine verilen demokratik özerklik sözleri tekrarlandı. Bununla da yetinilmedi, bölücübaşına özgürlük ve Kandil piyonlarına da bakanlık teklifinde bulunuldu” iddiasında da bulundu.

Paylaşın

Erdoğan, İktidarını Genişletmek İstiyor

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimleri yaklaştıkça liderlerin de seçim stratejileri netleşiyor. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da bu kapsamda yeni hamleler planlıyor.

“20 yılı aşkın bir süre önce iktidara gelen Erdoğan, 14 Mayıs’taki seçimlerde iktidarını genişletmek istiyor ve iddialı savunma projelerinin milliyetçi ve muhafazakar seçmenler arasında popülaritesini artıracağını umuyor.”

ABD merkezli medya kuruluşu Bloomberg’in internet sitesinde, Türkiye’deki seçimlere ilişkin bir analiz yayınlandı.

“Erdoğan, seçimlerde desteği artırmak için jetlere yöneldi” başlığı ile yayınlanan analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmaya değinildi. Ayrıca, geçtiğimiz günlerde yapılan Milli Muharip Uçak’ın tanıtımına yer verildi.

“Erdoğan’ın kendi geliştirdiği savunma kitleri konusundaki ısrarı, Ankara’yı sağlam olmayan yeni ittifaklara ve geleneksel NATO ortaklarıyla sarsıcı bağlara itti” denilen Selcan Hocaoğlu imzalı analizde, şu ifadelere yer verildi:

“20 yılı aşkın bir süre önce iktidara gelen Erdoğan, 14 Mayıs’taki seçimlerde iktidarını genişletmek istiyor ve iddialı savunma projelerinin milliyetçi ve muhafazakar seçmenler arasında popülaritesini artıracağını umuyor.”

Hacaoğlu’nun kaleme aldığı değerlendirmede, Washington-Ankara ilişkilerine dair ise şu ifadeler kullanıldı: “Washington, Ankara’nın ABD’den yeni F-16 savaş uçakları almayı umduğu bir dönemde, Türkiye’nin gelişmiş Rus füze savunma sistemine sahip olması konusunda tedbirli davranmayı sürdürüyor.”

Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü Bor Karbür Üretim Tesisi’nin açılış töreni için Balıkesir’in Bandırma ilçesinde konuşan Erdoğan, “Yatırım bedeli 80 milyon doları bulan Bandırma Bor Karbür Üretim Tesisi bu alanda ülkemizin ilk dünyanın sayılı tesislerinden olacaktır” demişti.

Muhalefeti halka şikayet eden Erdoğan, şu ifadeleri kullanmıştı: “Akkuyu Nükleer Santralini gezmek istiyorlar, geziyorlar, ‘Çok güzel’ diyorlar. Geldikten sonra ‘Yaptırmayacağız’ diyorlar. Bu nasıl kafadır?”

Ne olmuştu?

Türkiye 100’den fazla F-35 savaş uçağı sipariş etmiş, ancak Rus yapımı S-400 füzelerini satın almasının ardından programdaki pozisyonu askıya alınmıştı.

Bunun üzerine Türkiye, F-35’ler için harcanan 1,4 milyar dolarlık bütçeyi mevcut savaş uçakları için modernizasyon kiti ve yeni F-16’lar satın almak için kullanmayı talep etmişti. Bunun üzerine Türkiye’nin önerdiği F-16 paketinin yaklaşık 7 milyar dolar tuttuğu açıklanmıştı.

ABD’den başka ülkelere silah satılabilmesi için Kongre’nin de bu satışa yeşil ışık yakması gerekiyor ancak çoğu Kongre üyesi Türkiye’ye silah satışına karşı çıkıyor.

ABD Kongresi’nin alt kanadı Temsilciler Meclisi’nde, F-16’ların Türkiye’ye satışını sınırlamayı öngören bir değişiklik önergesini onaylamıştı. Geçtiğimiz günlerde Washington yönetimi, Türkiye’ye F-16 satışıyla ilgili kararını Kongre’ye iletmişti.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Döviz Kurlarına Müdahaleleri 128 Milyar Dolara Ulaştı

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB), Aralık 2021 yılından bu yana döviz kuru piyasalarına 128 milyar dolar büyüklüğünde müdahale edildiği, aylık ortalama müdahalelerin de 2023 yılında hız kazandığı öne sürüldü.

Bloomberg’in haberine göre Merkez Bankası, Aralık 2021’den bu yana döviz kuru piyasalarına 128 milyar dolar büyüklüğünde müdahale etti.

Bloomberg Türkiye ve İsveç Ekonomisti Selva Baziki, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “TCMB’nin Aralık 2021’den bu yana döviz piyasasına arka kapıdan yaptığı müdahalelerin 128 milyar dolara ulaşmış olabileceğini tahmin ediyoruz. Bir dejavu hissi yarattı. Bu tahmin, ana muhalefet partisinin 2021’de TCMB’nin 2019-2020 döviz piyasası müdahaleleri hakkında yaptığı iddialarla eşleşiyor” dedi.

Baziki, aylık ortalama müdahalelerin de 2023 yılında hız kazandığını belirtirken, Suudi Arabistan’ın Merkez Bankası’na 5 milyar dolarlık mevduat yatırmasını ise “daha fazla müdahale için ek alan yaratabilecek başka bir hamle” olarak değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’ın ekonomi koltuğunda oturduğu dönemden bu yana dolardaki yükselişi durdurmak için piyasaya müdahale ediliyor.

Albayrak döneminden sonra başta CHP olmak üzere muhalefet partileri, Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinden 128 milyar doların satıldığını ve bu miktarın nereye gittiğinin bilinmediğini iddia etmeye başlamıştı.

Devam eden satışlar, yine doları durdurmak için devreye sokulan kur korumalı mevduatla da sürdü.

Paylaşın

Kuzey Kore Lideri’nden Orduya Nükleer Saldırıya Her An Hazır Olma Talimatı

Ordunun her an yoğun bir nükleer karşı saldırı gerçekleştirmeye hazır olmasının önemini vurgulayan Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un, orduya, nükleer saldırı için “her an” hazır olma talimatı verdi.

Kim Jong-un, “Düşmanların Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne (KDHC) yönelik saldırı hamlelerini her gün daha fazla telaffuz ettiği mevcut durumda, KDHC’nin nükleer caydırıcılığını katlayarak artırmasını gerektiriyor” dedi.

Kim Jong-un, “KDHC’nin nükleer gücü yüksek savaş hazırlığıyla, düşmanın pervasız hamlelerini ve provokasyonlarını caydırarak kontrol edecek. İstenmeyen bir durumda, tereddüt etmeden önemli görevini yerine getirecek” ifadelerini kullandı.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, orduya ABD ve Güney Kore’ye yönelik bir nükleer saldırıya her an hazır olma talimatı verdi.

Devlet haber ajansı KCNA’nın haberine göre Kim’in talimatı, ABD ve Güney Kore ordularının nükleer silahların da bulunduğu tatbikatlarını genişletmesinin ardından verildi.

Kim’in açıklamaları, Kuzey Kore’nin haftasonu gerçekleştirdiği, “caydırıcılık ve karşı nükleer saldırı” kapasitesini geliştirmeyi hedefleyen tatbikatları takiben yapıldı.

Taktik nükleer saldırı senaryosunun işlendiği tatbikatta, nükleer savaş başlığı taşıyan güdümlü bir füze 800 kilometre uzaklıktaki bir hedefi yerden 800 metre yüksekteyken vurdu.

Tatbikatı denetleyen Kim Jong-un, ordunun her an yoğun bir nükleer karşı saldırı gerçekleştirmeye hazır olmasının önemini vurguladı.

Kuzey Kore lideri yaptığı açıklamada, “Düşmanların Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’ne (KDHC) yönelik saldırı hamlelerini her gün daha fazla telaffuz ettiği mevcut durumda, KDHC’nin nükleer caydırıcılığını katlayarak artırmasını gerektiriyor” dedi.

Kim, “KDHC’nin nükleer gücü yüksek savaş hazırlığıyla, düşmanın pervasız hamlelerini ve provokasyonlarını caydırarak kontrol edecek. İstenmeyen bir durumda, tereddüt etmeden önemli görevini yerine getirecek” diye konuştu.

ABD ve Güney Kore’de geniş çaplı tatbikatlar

Kuzey Kore yönetimi, ABD ve Güney Kore’nin ortak askeri tatbikatlarına sert tepki göstererek bunun Kuzey Kore’yi işgal etmek için bir prova olduğunu söylemişti.

İki ülke, martın ilk haftasında hava ve deniz kuvvetlerinin dahil olduğu geniş katılımlı bir tatbikata başlamıştı. Son olarak tatbikata ABD’ye ait B-1B stratejik bombardıman uçakları da dahil olmuştu.

İki ülkenin donanma ve deniz piyade birlikleri ise bugün, iki hafta sürmesi planlanan bir çıkarma tatbikatına başlayacak. Ssangyong (İkiz Ejder) ismi verilen tatbikatın 3 Nisan’a kadar devam etmesi bekleniyor. Benzer bir tatbikat son olarak 2018’de yapılmıştı.

İki ülke geçen ay da, Kuzey Kore’den gelecek olası bir nükleer saldırının simule edildiği masabaşı bir tatbikat gerçekleştirmişti.

Öte yandan Kuzey Kore medyası, ülkede Güney Kore ve ABD’ye karşı savaşmak için 1,4 milyon kişinin orduya katılmaya gönüllü olduğunu öne sürdü. Bu rakamın iki gün önce 800 bin dolaylarında olduğuna dikkat çekildi.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın