Demirtaş, “Erdoğan, İmralı’ya Heyet Gönderdi” İddiasının Arkasında

Eski HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, “Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla iki yıldan uzun süredir görüştürülmüyor. Demek ki Erdoğan, Öcalan’dan istediği şeyi alamadı ve bu nedenle onun dış dünyayla temasını engelliyor” dedi ve ekledi:

“Bu iddiayı dile getiren gazeteci Amed Dicle, emin olmasaydı söylemezdi. Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı. İmralı’da sonuç alamayınca sahada Kürtlere baskıyı artırıp HÜDA PAR’ı yedeklemeyi tercih ettiler.”

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Diyarbakır merkezli operasyonlara tepki gösterdi. Demirtaş, “Bu, Saray, Soylu, Bozdağ ortak yapımı kumpastır” dedi ve “Değişim kararlılığını kırmaya kimsenin gücü yetmez” mesajı verdi.

Cumhuriyet’e konuşan Demirtaş, operasyonun bir ‘seçim çalışması’ olduğunu belirterek “Son siyasi gözaltı operasyonu, tamamen bir seçim çalışmasıdır. Sandıklarda, seçim kampanyası organizasyonunda görev almış arkadaşlarımızdan en aktif olanlar isim isim seçilmiş ve muhtemelen kullanışlı bir itirafçının önüne bir isim listesi konulup düzmece bir ifadeyle kumpas kurulmuş” dedi.

Gözaltına alınanların birçoğuyla tanıştığını belirten Demirtaş, “Yıllardır partimizde siyaset yapan kişiler ya da partimizin gönüllüleri. Ne oldu da bu kişiler, seçime 19 gün kala aniden ‘azılı terörist’ oldular da dev bir prodüksiyonla, sınır ötesi operasyona gider gibi, sabaha karşı evleri basılıp da alındılar? Bu operasyonun Saray, Soylu, Bozdağ ortak yapımı bir kumpas olduğundan herkes emin olabilir. Soylu ile Bozdağ, kendileri de milletvekili adayı. Fakat bakanlık yetkilerini, rakiplerini tasfiye etmek için kullanacak kadar hukuk dışına çıkabiliyorlar!” ifadelerini kullandı.

Demirtaş, “Erdoğan, İmralı’ya heyet gönderdi” iddialarıyla ilgili de şunları söyledi:

“Öcalan, ailesi ve avukatlarıyla iki yıldan uzun süredir görüştürülmüyor. Demek ki Erdoğan, Öcalan’dan istediği şeyi alamadı ve bu nedenle onun dış dünyayla temasını engelliyor. Bu iddiayı dile getiren gazeteci Amed Dicle, emin olmasaydı söylemezdi. Aynı bilgi, benim kaynaklarım tarafından da doğrulandı. İmralı’da sonuç alamayınca sahada Kürtlere baskıyı artırıp HÜDA PAR’ı yedeklemeyi tercih ettiler.”

Paylaşın

ABD’de İki Askeri Helikopter Havada Çarpıştı: 3 Ölü, 1 Yaralı

ABD’de iki askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki askerin olay yerinde, bir askerin de yaralı kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiği, kazada yaralı kurtulan bir askerin ise hastanede tedavi altına alındığı açıklandı.

Mart ayında ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

ABD’nin 11’inci Hava İndirme Tümeni, eğitim uçuşundan dönen AH-64 tipi iki Apache askeri helikopterin Alaska eyaletinin Healy bölgesi yakınlarında çarpıştığını, üç askerin yaşamını yitirdiğini, bir askerin yaralandığını açıkladı.

Reuters’ın haberine göre, Fort Wainwright’tan havalanan helikopterlerin çarpışması ile ilgili açıklama yapan askeri yetkililer, “İlk yardım ekipleri olay yerinde. Olay soruşturuluyor” dedi.

Askeri helikopterlerin havada çarpışmasının ardından iki asker olay yerinde hayatını kaybederken, yaralı bir asker de Fairbanks’teki hastaneye sevk edilirken yaşamını yitirdi.

Kazadan yaralı kurtulan bir asker ise hastanede tedavi altına alındı. ABD Ordusu Alaska Sözcüsü John Pennel, her iki askeri helikopterde ikişer asker olduğunu aktardı.

Şubat ayında da bir Apache tipi helikopterin Talkeetna’dan havalandıktan sonra havada takla atması sonucu iki asker yaralanmıştı.

Mart ayında ise ABD Ordusu’na ait iki tıbbi tahliye helikopteri rutin bir gece eğitim uçuşu sırasında çarpışmış, Kentucky’de yaşanan olayda dokuz asker hayatını kaybetmişti.

Paylaşın

Hazır Giyim Ve Tekstil Sektöründe İstihdam Kaybı 100 Bini Buldu

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ramazan Kaya, “Ağustos 2022’de hazır giyimde toplam istihdam 738 bindi, Şubat sonunda 710 bine düştü. 6 ayda 28 bin olan istihdam kaybının EYT ile birlikte 50 binin üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Son 6 ayda tekstil ve hazır giyimde istihdam çıkışı 100 binin üzerinde. Göçü durduramazsak çarkları döndüremeyiz” dedi.

TGSD Başkanı Kaya, istihdam kaybının nedenlerini AB ve ABD’deki düşen talep, rakiplere kıyasla yüksek maliyetler ve baskılanan kur olarak sıraladı.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), 22 binin üzerinde kişiye istihdam sağlayan 265 firma ile hazır giyim sektörünün kalelerinden Adıyaman’da konteyner kent kurdu. Adıyaman OSB’nin yanında kurulan TGSD Konteyner Kent ve Yaşam Alanı’ndaki 308 konteynerde yaklaşık bin 200 kişinin yaşaması öngörülüyor. Konteyner kentte çocuk parkı, kreş ve çamaşırhane de var.

Adıyaman’daki hazır giyim firmalarının depremin ardından ancak yüzde 40 kapasiteye ulaşabildiğini söyleyen TGSD Başkanı Ramazan Kaya, “Kurduğumuz yaşam alanı ile çalışanlarımızın yeniden hayata tutunmalarını, işletmelerimizin ayağa kalkmalarını ve deprem öncesindeki yüzde 70’lik kapasiteye ulaşmalarını sağlamayı hedefliyoruz” dedi.

Ekonomi gazetesinden Yener Karadeniz’e Kaya, “Ağustos 2022’de hazır giyimde toplam istihdam 738 bindi, Şubat sonunda 710 bine düştü. 6 ayda 28 bin olan istihdam kaybının EYT ile birlikte 50 binin üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Son 6 ayda tekstil ve hazır giyimde istihdam çıkışı 100 binin üzerinde. Göçü durduramazsak çarkları döndüremeyiz” dedi. Kaya, istihdam kaybının nedenlerini AB ve ABD’deki düşen talep, rakiplere kıyasla yüksek maliyetler ve baskılanan kur olarak sıraladı.

Göçü önlemedeki en önemli unsurlardan birinin, temel barınmanın ötesinde iyi yaşam koşulları sağlamak olduğuna inandıklarını belirten TGSD Başkanı Sanem Dikmen de “Bölgeye hammadde tedarikinde sıkıntı yok ancak istihdamda ciddi zorluk yaşanıyor. En hızlı ve verimli çözüm konteyner kent kurmaktı. Biz de üyelerimiz ve paydaşlarımızın katkılarıyla yaşam alanımızı oluşturduk.

Ayrıca uluslararası markaların alım ofisi temsilcileri ile bir ay içinde düzenlediğimiz iki toplantıda, ülkemizin siparişleri karşılayacak kapasiteye sahip olduğunu, yeni iş birliklerine imza atılmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını ve bölgeye verilen siparişlerin devamlılığının önemini vurguladık” diye konuştu.

Paylaşın

HDP, Kemal Kılıçdaroğlu’na Oy Verme Çağrısı Yapacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş genel Başkanı Mithat Sancar’ın 14 Mayıs cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na oy verme çağrısı yapacağı öne sürüldü.

Sözcü TV yazarı İsmail Saymaz, Sözcü TV’de “Sokağın Sözü” programında Sancar ile yaptığı özel görüşmede kendisine şunları söylediğini aktardı:

“Biz bu seçimi Türkiye tarihinin en kritik seçimi görüyoruz. İki stratejik hedefimiz var: Birinci hedefimiz tek adam rejimine son vermek, ikinci hedef[imiz] demokratik dönüşüm konusunda en etkili güç haline gelmek. Tek adam rejimine son vermenin yolu Cumhurbaşkanlığı seçiminden geçiyor. Bir tarafta rejimi kalıcı hale getirmek isteyen Cumhur İttifakı’nın adayı var. Diğer tarafta rejimi değiştirme sözü veren Kılıçdaroğlu var. Tek adam rejimini sonlandırma noktasında Kılıçdaroğlu ile hedeflerimiz örtüşüyor. Bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu destekleme kararı verdik.”

Saymaz ayrıca Sancar’ın “seçimin ilk turda kazanılmasının daha doğru [olduğunu]”, “bunun amaçlanması gerektiğini, [seçimin] ikinci tura kalmaması gerektiğini söyl[ediğini]” ekledi. Sancar’ın, “Bunun Türkiye’nin dönüşümüne giden yolda önemli bir adım olacağını düşünüyoruz. O nedenle herkesi demokratik sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. Mevcut rejim ülkeyi felaketler girdabına sokmuş ve her alanda çöküşün eşiğine getirmiştir. Ülkeyi bu karanlıktan çıkarmak için tek adam rejiminden kurtulmak gerekir.” dediğini aktardı.

Arka plan

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bileşenleri Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Sosyalist Meclisler Federasyonu (SMF), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP) 22 Mart’ta cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin kararını açıklamıştı.

Ankara Dünya Ticaret Merkezi’nde yapılan toplantıda Tutum Belgesini açıklayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan “Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tek adam yönetimine karşı tarihsel sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Ülkede demokrasinin, temel hak ve özgürlüklerin, toplumsal adaletin gerçekleşmesi için yoksulluğa, yolsuzluğa, talana ve ranta dayalı bir yönetimi sürdürmüş olan bu iktidardan, büyük tahribatın sorumlularından hesap sorma konusunda oldukça kararlıyız. Bu nedenlerle Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday çıkarmayacağımızı kamuoyu ile buradan deklare ediyoruz, bu kararı paylaşıyoruz.” demişti.

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Millet İtifakı’nın adayı olarak ilan edilmesinin ardından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar “Sayın Kılıçdaroğlu’nun adaylığı hayırlı olsun, kendisiyle genel merkezimizde konuşmak için ziyaretini bekliyoruz” diyerek açık ve doğrudan görüşmeler beklediklerini kaydetmiş, “Cumhurbaşkanlığında muhalefetle ortak aday fikrine açık olduğumuzu söylemiştik. Aday HDP ile ittifakımızla açık şekilde görüşmeler yapmalı. Türkiye’nin demokratik değişim, adalet ihtiyacını karşılama yönünde ortaklık aramalı ve bunların hepsi kamuoyunun önünde açık şekilde yapılmalı”demişti.

Kılıçdaroğlu 20 Mart’ta berberindeki heyetle birlikte TBMM’de HDP Grup Salonunda HDP Eş Genel Başkanlarıyla görüşmesi sonrasında yaptığı değerlendirmede şunları söylemişti:

“Bağımsız ve tarafsız yargı, sosyal devlet olmalı. Temel ve hak ve hürriyetlerin korunması talep olarak verildi, bu konuda da uzlaştık, çevre ve iklim konusundaki hassasiyet karşılıklı olarak ifade edildi.”

“Kayyum uygulamasını doğru bulmadığımızı ifade ettik. Halkın iradesini ipotek altına alırsanız bu doğru bir uygulama değildir.” dedi.

“Kürt sorunu dahil bütün sorunların çözüm adresi TBMM’dir. Kuruluşundan bu yana Türkiye’nin en büyük sorunları TBMM’de çözülmüştür. 2. Yüzyıla Çağrı beyannamemizde Kürt sorununun çözüm adresinin TBMM olduğunu vurguladık ve bizim kurultayımızdan oy birliği ile çıktı bu karar. Biz demokrasiyi, insan haklarını, kimsenin ötekileştirilmemesi gerektiğini, kadın-erkek eşitliğini savunuyoruz.”

HDP Eş Başkanlarının da görüşmeye ilişkin olumlu değerlendirmelerinin ardından HDP’nin Kılıçdaroğlu’ya destek verme eğilimi HDP bileşenleri arasında kuvvetle telaffuz edilmeye başlanmış, Eş Genel Başkanlara verilen yetkinin bu doğrultuda kullanılacağına ilişkin yaygın bir beklenti oluşmuştu.

Paylaşın

Kuasarların Sırrı 60 Yıl Sonra Çözüldü

Kütlesi milyonlarca ila on milyarlarca güneş kütlesi arasında değişen, gaz diski ile çevrili süper kütleli bir kara delik tarafından desteklenen ve son derece parlak aktif galaksi çekirdeği olan kuasarların sırrı, 60 yıldan uzun süren araştırma ve tartışmaların sonucunda çözüldü.

Aşırı parlaklığa ve kütleye sahip, gizemini büyük ölçüde koruyan gök cisimleri olan kuasarlar, ilk kez 1950’lerde keşfedildi. Kuasarlar, evrendeki en parlak ve en güçlü nesneler diye bilinmekte.

Monthly Notices of the Royal Astronomical Society adlı hakemli bilimsel dergide yayımlanan yeni araştırmada, kuasarların muhtemelen galaksiler arasındaki çarpışmalar sonucu ortaya çıktığı ifade edildi.

Kuasarların yaydığı enerjinin bir galaksideki tüm yıldızların yaydığı enerjiden daha fazla olabileceği düşünülüyor.

Öte yandan keşfedilmelerinin üzerinden onlarca yıl geçmesine rağmen böyle bir enerji patlamasını neyin tetikleyebileceğine dair bir sonuca varılamamıştı.

Şimdiyse Birleşik Krallık’taki Sheffield ve Hertfordshire Üniversitelerinden araştırmacılar, gözlemlerden elde edilen veriler doğrultusunda, kuasar oluşumunun galaksi birleşmeleriyle tetiklendiği sonucuna vardı.

İspanya’nın La Palma bölgesindeki Isaac Newton Teleskobu’nu kullanan araştırmacılar, kuasara sahip 48 galaksi ve kuasarı olmayan 100 galaksinin üzerinde çalıştı

Bunun sonucunda kuasarlı galaksilerin diğer galaksilerle doğrudan etkileşime girme veya çarpışma olasılığının üç kat fazla olduğu saptandı.

Araştırmanın başyazarı Dr. Jonny Pierce, “Kuasarlar dünyanın dört bir yanındaki bilim insanlarının daha fazla bilgi edinmek istediği bir alan” diye konuştu.

NASA’nın James Webb Uzay Teleskobu gibi yeni güçlü cihazlar kuasarlara dair de önemli fikirler verebilir. Zira bu teleskop, yaklaşık 13 milyar yıl önce oluşmuş, evrendeki en uzak kuasarlardan gelen ışığı bile tespit edebiliyor.

Kuasarların daha ayrıntılı incelenmesi, Güneş Sistemi’ni ve dolayısıyla Dünya’yı da içeren Samanyolu Galaksisi’nin geleceğine dair de fikir veriyor.

Zira Samanyolu’nun, en yakın komşusu Andromeda Galaksisi’yle çarpışma rotasında olduğu uzun süredir biliniyor. Yeni çalışma, Samanyolu’nun tamamının bu süreçte bir kuasara dönüşebileceği anlamına geliyor.

Araştırmanın yazarlarından Prof. Dr. Clive Tadhunter, “Kuasarlar, evrendeki en aşırı fenomenlerden biri” diyor ve ekliyor:

Gördüklerimiz, muhtemelen kendi galaksimizin Andromeda’yla yaklaşık 5 milyar yıl sonra çarpışacağı geleceği temsil ediyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Avrupa Konseyi Ve AGİT Seçimler İçin Türkiye’ye Geliyor

Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Ofisi (ODIHR) 14 Mayıs Cumhurbaşkanı ve 28’inci Dönem Milletvekili Genel Seçimlerini Türkiye’nin davetlisi olarak yerinde gözlemleyecek.

Norveçli diplomat Jan Petersen başkanlığındaki ODIHR heyeti 14 kişilik çekirdek bir ekipten oluşuyor. Bu ekibe 7 Nisan’dan bu yana Ankara merkezli uluslararası uzmanlar ve 28 uzun dönem gözlemci eşlik ediyor. ODIHR’in bağlı olduğu AGİT de 10 Mayıs’tan itibaren 350 kişilik kısa süreli gözlemci heyetiyle Türkiye’de olacak.

AGİT heyetleri seçimlerin uluslararası taahhütlere, yükümlülüklere ve standartlara uygunluluğunu değerlendirecek. Bu kapsamda Türk yasal mevzuatının uygulanışı, aday kayıtları, sosyal ağlar, seçim kampanyasının yürütülmesi, seçim çalışmaları, seçim uyuşmazlıkları ve medya konuları mercek altına alınacak.

AKPM de geliyor

AGİT heyetleri gibi, AKPM de bu hafta Strasbourg’da düzenlediği Başkanlık Divanı toplantısında 14 Mayıs seçimlerini 42 kişilik bir kadroyla gözlemleme kararı aldı. Heyete aynı zamanda AKPM “Sosyalistler, Demokratlar ve Yeşiller Grubu”nun (SOC) liderliğini yürüten Alman sosyal demokrat parlamenter Frank Schwabe başkanlık edecek.

AKPM, Hristiyan Demokrat, Liberal, Sol ve Muhafazakâr gruplarından parlamenterlerin de yer alacağı heyette, AKPM Türkiye raportörleri İngiliz parlamenter John Howell ve Avusturyalı parlamenter Stefan Schennach da görev yapacak. AKPM heyetinde Almanya’dan 7, Fransa’dan 5, Ukrayna’dan 4, İtalya, Birleşik Krallık ve Romanya’dan 3’er, Polonya ve Portekiz’den 2’şer parlamenter bulunuyor.

Seçim gözlem misyonu hakkında DW Türkçe’den Kayhan Karaca’ya konuşan raportör Howell, Türkiye’de seçim gözlem misyonunun Türkiye’nin boyu itibarıyla diğer Avrupa ülkelerine kıyasla daha kapsamlı olduğunu söyledi. Son depremlerde çok sayıda insanın yerinden olduğuna işaret eden Howell, “Bu insanlar nasıl oy verecek bilmiyoruz. Kimileri başka yerlerde kayıt yaptırdı, kimileri ise yaptırmadı” şeklinde konuştu.

Depremle ilgili kaygı AKPM seçim gözlem heyeti başkanı Frank Schwabe tarafından da dile getiriliyor. Birçok depremzedenin başka yerlerde seçmen kütüklerine yazılamadığını belirten Schwabe, “Yerlerinden olmuş bu insanların geldikleri bölgelere seçim günü kitlesel dönüşü söz konusu. Nasıl olacak, bilemiyoruz. Ulaşımları nasıl sağlanacak?” diye soruyor.

Depremzedelerin kimlik sorununa da değinen Schwabe, “Çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Bu insanların kimlik kartları ne oldu? Çok sayıda insan hâlâ kayıp. Tam olarak kaç kişinin yaşamını yitirdiğinin bilinmediğini duyuyoruz. Bu kaygı verici bir durum, yakından takip edeceğiz” dedi.

Özgür ve adil seçimler

John Howell ise seçimlerin “özgür ve adil bir ortamda” yapılmasının önemine dikkat çekiyor. Uluslararası gözlemcileri Ankara’nın davet ettiğini anımsatan Howell, “Bağımsız gözlemcileri seçimleri düzenleyecek ülke ister. Amaç seçimlerin özgür ve adil yapıldığından emin olmaktır. Burada Türkiye için hedef seçimlerin sadece Türk halkı için özgür ve adil olması değil, aynı zamanda uluslararası toplumun gözünde özgür ve adil görünmektir” ifadelerini kullandı.

Avrupa Konseyi’nin önemi

Seçimlerin sonuçları Avrupa genelinde de merakla bekleniyor.  John Howell, 14 Mayıs seçimlerinin Türkiye için olduğu kadar Avrupa Konseyi için de önemli olduğu görüşünde: “Seçimler Avrupa Konseyi için de önemli zira Türkiye Avrupa Konseyi’nin kurucu üyesi. Bunu unutmamamız gerekir. Türkiye ayrıca yakın geçmişte Konsey bütçesine en fazla katkıda bulunan devletler arasındaydı. Burada önemli bir role sahip.”

AKPM raportörü olarak Türkiye’de insan haklarının gelişimini yakından takip ettiğini hatırlatan Howell, Türkiye’yle ilgili AKPM denetim sürecinin sonlanıp Ankara’nın Avrupa Konseyi’nde tamamen normalleşmiş bir ülke haline gelmesinin önemli olduğuna vurguda bulunuyor.

AGİT ve AKPM heyetleri, seçim gözlem misyonlarının ön bulgu ve sonuçlarıyla ilgili olarak 15 Mayıs Pazartesi günü, Ankara’da bir ön rapor yayımlayacak. Her iki kurumun tavsiyeler içieren kapsamlı seçim gözlem raporları ise yaz aylarında hazırlanacak.

Paylaşın

TRT’deki Propaganda Konuşmalarının Sıralaması Belli Oldu!

14 Mayıs’ta yapılacak olan cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine günler kaldı. Cumhurbaşkanı adaylarının ve partilerin TRT’de yapacakları propaganda konuşmalarının sıralaması belli oldu.

Cumhurbaşkanı adayları arasında ilk konuşmayı Kemal Kılıçdaroğlu, ikinci konuşmayı Sinan Oğan, üçüncü konuşmayı Muharrem İnce ve son konuşmayı Recep Tayyip Erdoğan yapacak.

Siyasi parti temsilcilerinin yapacakları propaganda konuşmaları ise şu sıraya göre yayınlanacak: İlk programda, sırasıyla, Yeniden Refah Partisi, Halkın Kurtuluşu Partisi, Adalet Partisi, Güç Birliği Partisi, Anavatan Partisi, Hak ve Özgürlük Partisi, Adalet Birlik Partisi, Memleket Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Vatan Partisi, Büyük Birlik Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Milli Yol Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Yenilik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Zafer Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Millet Partisi, Sol Parti ve Genç Parti temsilcileri konuşacak.

Yüksek Seçim Kurulu’nda (YSK) cumhurbaşkanı adayları ve siyasi partilerin TRT’de yapacağı propaganda konuşmalarının sırası için bugün kura çekimi yapıldı.

Cumhurbaşkanı adaylarının birinci konuşma sırası Kemal Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan, Muharrem İnce, Recep Tayyip Erdoğan, ikinci konuşmanın sırası ise Muharrem İnce, Kemal Kılıçdaroğlu, Sinan Oğan ve Recep Tayyip Erdoğan şeklinde olacak.

Cumhurbaşkanı adayları 7 Mayıs ile 13 Mayıs günü saat 18.00 arasında “Konuşma ve görüntülü propaganda” hakkını kullanacak.

Seçimin ikinci oylamaya kalması halinde 24 Mayıs Çarşamba günü başlayacak propaganda konuşmaları 27 Mayıs Cumartesi günü saat 18.00’e kadar devam edecek.

Adayların kendilerini ve seçim beyannamelerini tanıtacakları konuşmalarını yapmak için 10’ar dakikalık iki konuşma hakkı bulunacak.

Siyasi partilerin de propaganda sıralaması belli oldu

Seçime katılacak Adalet ve Birlik Partisi, Adalet Partisi, Adalet ve Kalkınma Partisi, Anavatan Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Genç Parti, Güç Birliği Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Halkın Kurtuluşu Partisi, İYİ Parti, Memleket Partisi, Millet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Yol Partisi, Sol Parti, Türkiye İşçi Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Vatan Partisi, Yeniden Refah Partisi, Yenilik Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi ve Zafer Partisi’nin 10’ar dakikalık iki konuşma hakkı bulunuyor.

Buna ek olarak Meclis’te grubu bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, İYİ Parti ve Milliyetçi Hareket Partisi’nin ilaveten 10’ar dakikalık propaganda hakkı; Adalet ve Kalkınma Partisi’nin TBMM’de en fazla üyesi olduğu için 20 dakikalık ilave propaganda hakkı; Cumhuriyet Halk Partisi’nin ise TBMM’de en fazla üyeye sahip ikinci parti olduğu için 10 dakikalık propaganda hakkı daha olacak.

Bugün YSK’de yapılan kura çekiminin sonuçlarına göre ilk gün yapılacak konuşma sıralaması şöyle:

Yeniden Refah Partisi, İYİ Parti, Halkın Kurtuluşu Partisi, Adalet Partisi, Güç Birliği Partisi, Anavatan Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi, Adalet Birlik Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Vatan Partisi, Büyük Birlik Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Milli Yol Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Yenilik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Zafer Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Millet Partisi, Sol Parti, Genç Parti.

İkinci gün yapılacak konuşma sıralaması ise şöyle:

Yenilik Partisi, İYİ Parti, Anavatan Partisi, Adalet Partisi, Genç Parti, Güç Birliği Partisi, Millet Partisi, Büyük Birlik Partisi, Halkın Kurtuluşu Partisi, Vatan Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Türkiye Komünist Hareketi, Memleket Partisi, Türkiye Komünist Partisi, Yeniden Refah Partisi, Milli Yol Partisi, Sol Parti, Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, Zafer Partisi, Türkiye İşçi Partisi, Adalet ve Birlik Partisi, Hak ve Özgürlükler Partisi.

Paylaşın

Kılıçdaroğlu Balıkesir’de Konuştu: Artık Değişim Zamanı

Balıkesir’de halka seslenen Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin karamsar bir dönemde olduğunu biliyorum, hayat pahalılığını, gençlerdeki umutsuzluğu biliyorum. 21 yıldır ülkeyi yönetiyorlar ama artık değişimin zamanı geldi. Yeni bir ruha, anlayışa ihtiyacımız var. Çok kutuplaştık, artık birleşelim” dedi ve ekled:

Haber Merkezi / “Bir çocuğumuz açsa aslında 85 milyon açız demektir. Bir çocuğumuzun evindeki doğalaz parası ödenmedi diye kışın ortasında doğalgazı kesiliyorsa aslında hepimiz soğuktayız demektir. Altı lider birlikteyiz, hepimiz bu ülkede huzur olmasını istiyoruz.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu, Balıkesir’de halka seslendi.

Kemal Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin karamsar bir dönemde olduğunu biliyorum, hayat pahalılığını, gençlerdeki umutsuzluğu biliyorum. 21 yıldır ülkeyi yönetiyorlar ama artık değişimin zamanı geldi. Yeni bir ruha, anlayışa ihtiyacımız var. Çok kutuplaştık, artık birleşelim” ifadelerini kullandı ve şöyle devam etti:

“Bir çocuğumuz açsa aslında 85 milyon açız demektir. Bir çocuğumuzun evindeki doğalaz parası ödenmedi diye kışın ortasında doğalgazı kesiliyorsa aslında hepimiz soğuktayız demektir. Altı lider birlikteyiz, hepimiz bu ülkede huzur olmasını istiyoruz.”

Yüz bin öğretmen atamasının Cumhuriyet’in 100. yılında yapılacağını söyleyen Kılıçdaroğlu,”Bütün köy okullarını açacağız. Köyde öğretmen de öğrenci de olacak” dedi.

İktidara gelmesi durumunda emekliye verilecek ikramiyeye ilişkin Kılıçdaroğlu, “Benim sözüm sözdür, emekliye ramazan ve kurban bayramında asgari ücret kadar bir ikramiye vereceğiz. Parayı nereden bulacaksın diyorlar. Parayı söke söke alacağım, emekliye, işçiye, üreticiye, alın teri dökene vereceğim” diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“418 milyarlık malı götürdüler. Son kuruşuna kadar nerede olduğunu biliyorum ve tamamını bu ülkeye getireceğim. O paralar çalındı, alacağım ve getireceğim, endişe etmeyin.”

“Türkiye’de 3 milyon 600 bin Suriyeli kardeşimiz var, en geç iki yıl içerisinde Suriye’ye uğuralayacağız” diyen Kılıçdaroğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Gönderemezsin diyorlar. Bay Kemal gönderecek. Onların Suriye’de can ve mal güvenliğini sağlayacağız. Bizim çocuklarımız asgari ücertin yarısıyla çalışıyor, onlara da yazık günah.”

Çiftçilere seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, “Dışarıdan petrol getiriyorsun dolar ödüyorsun, doğalgaz, kömür getiriyorsun dolar ödüyorsun. Ama güneş bedava, kimse bize güneş için fatura kesmeyecek. Söyledim, yine söylüyorum, Şanlıurfa’dan başlayıp bütün çiftçilere elektriği ücretsiz vereceğiz. Artan elektriği de satabileceksiniz.

Cumhurbaşkanlığına ait 16 uçağı satacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, “Yangın söndürme uçakları alacağım, yeni filolar oluşturacağız. Ormanlarımızı söndüreceğiz. Orman yangınlarında canlılarımız yanıyor” diye konuştu.

“Kızılay’ı da düzelteceğiz” diyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Beş, altı, yedi yerden bağış alma dönemini bitireceğiz” dedi.

Paylaşın

HDP Eş Genel Başkanı Buldan: Tıpış Tıpış Gideceksiniz

Muş’ta halka seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, “14 Mayıs’ta kullanacağımız oylar hepimizin kaderini değiştirecek. Türkiye’nin kaderinin değişeceği, Kürt halkının kaderinin değişeceği bir tarih ve seçim olacak” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Erdoğan’ın şu sözünü özellikle hatırlatmak isterim. “Seçimlerin kazası olmaz” diyor. Biz de buradan Muş’tan diyoruz ki; biz bu işi birinci turda bitireceğiz, kazaya bırakmayacağız. Bu işi birinci turda bitireceğimiz için kazasını, ikinci turu görmeyeceksiniz. Öyle bir gideceksiniz ki arkanıza bakamayacaksınız, tıpış tıpış gideceksiniz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Azadî Partisi temsilcisi ve milletvekili adayları seçim çalışmaları kapsamında Muş’ta mitinge katıldı. Burada konuşan Buldan, şunları söyledi:

Merhaba gelê me yê hêja ya Muş’ê, hun bi xêr hatin, serseran serçavan hatin. Sevgili halkımız, sevgili Muşlular, hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. Hepiniz hoş geldiniz, baş göz üstüne geldiniz. Sevgili kadın arkadaşlarımıza özellikle selam gönderiyorum. Annelerimizin ellerinden öpüyorum, sevgili gençler size ayrıca selam yolluyorum, hoş geldiniz. Muş bizim değerlerimizin, mücadelemizin, direnişimizin ve önümüzdeki dönemin belirleyici gücü olan en önemli yerlerden birisidir.

Muş’un her dönem büyük baskıların, zorlukların, adaletsizliklerin, hukuksuzlukların yaşandığı bir kent olduğunu hepimiz biliyoruz ama en fazla siz Muşlular bilirsiniz. Buradaki ayrımcılığın, kutuplaştırmanın, başta ekonomi olmak üzere Muş halkına reva görülen yaşam biçiminin hangi seviyede olduğunu Muş halkı çok iyi bilir. Muş’a herhangi bir yatırım yapan, Muş halkının nasıl geçindiğini, geçim sıkıntısının olup olmadığını soran sorgulayan bir zihniyet yok. İktidar Muş halkının nasıl geçindiğinin derdine düşmez, çünkü iktidar Muş halkını umursamaz. Ne yediğini ne içtiğini sorgulamaz. Tek geçim kaynağı olan şeker fabrikasının kapatılması da sizlere görülen yaşam biçiminden sadece bir tanesidir.

“14 Mayıs AKP-MHP iktidarını gönderdiğimiz tarih olacak”

Buradaki gençlerin, genç yoldaşlarımızın Muş kentinde bir iş sahibi olamamasının elbette ki bu ülkeyi yönetenlerin zihniyetiyle bire bir alakası vardır. Ama bu durum sadece Muş’ta yok. 21 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar ve bu ülkeyi düşürdükleri hali hepimiz biliyoruz, yaşıyoruz. Yoksulluğu, açlığı ve sefaleti bu ülkeye reva gördüler. Çünkü sadece ve sadece kendilerini, 5’li Çetelerini ve yandaşlarını düşünüyorlar. Tek dertleri var ki o da kendi gelecekleri. Muş halkının geleceğiyle ilgilenmezler; esnafın, işçinin, çiftinin, üreticinin sorunlarıyla ilgilenmezler. Muş’taki çiftçinin, üreticinin sorunlarıyla ilgilenmezler.

Yaklaşık bir aydır sahadayız ve gittiğimiz her yerde şununla karşılaşıyoruz: Ülkeyi çaldılar, çırptılar, soğana çevirdiler. Bu ülkeyi kalkındırmak için hiçbir şey yapmadılar. Ülkenin çok zengin kaynakları olmasına rağmen ülkenin kaynaklarını savaşa ve yandaşlarına aktardılar. Bu coğrafyada AKP-MHP iktidarının yönetim anlayışının artık sona ermesi gerektiği bir döneme girdik. Tarihi bir fırsatla karşı karşıyayız. Tarihi bir dönemdeyiz ve hepimizin tarihsel sorumlulukları var. 14 Mayıs tarihi bir dönüm noktasıdır ve AKP-MHP iktidarını gönderdiğimiz tarih olacaktır.

14 Mayıs’ta kullanacağımız oylar hepimizin kaderini değiştirecek. Türkiye’nin kaderinin değişeceği, Kürt halkının kaderinin değişeceği bir tarih ve seçim olacak. Erdoğan’ın şu sözünü özellikle hatırlatmak isterim. “Seçimlerin kazası olmaz” diyor. Biz de buradan Muş’tan diyoruz ki; biz bu işi birinci turda bitireceğiz, kazaya bırakmayacağız! Bu işi birinci turda bitireceğimiz için kazasını, ikinci turu görmeyeceksiniz. Öyle bir gideceksiniz ki arkanıza bakamayacaksınız, tıpış tıpış gideceksiniz.

İnsanlarda şöyle bir kaygı var, bunlar kolay kolay bırakmayacaklar deniliyor. Herkes bir kaygı ve korku içinde ama size sadece bir örnek vermek istiyorum. Herkes İstanbul seçimlerini bilir. Yerel seçimlerde belediyeyi AKP’den kim aldı? Bizler aldık! İstanbul’u AKP’den kim kurtardı? Demokrasi güçleri, Kürt halkı, yani bizler kurtardık. Öyle bir fark açalım ki arada hile yapmalarına müsaade etmeyelim. Öyle bir farkla kazanalım ki İstanbul seçimlerini örnek olarak onlara gösterelim. O yüzden hiç kimse herhangi bir kaygı duymasın, korkmasın. Kimi görürsek, temas edersek, elini tutarsak söyledikleri tek şey var; “Bizi AKP’den kurtarın” diyorlar.

“Yeşil Sol Parti sizi AKP’den kurtaracak, Muş’ta 3-0 yapacağız”

Söz veriyoruz; Yeşil Sol Parti sizi AKP’den kurtaracak. Muş’ta 3-0 yapacağız. Hem Sezai Temelli arkadaşımızı, hem Sümeyye arkadaşımızı, hem Sedat arkadaşımızı seçerek, sizlerin iradesi olarak Ankara’ya göndererek Yeşil Sol’a Muş’ta 3-0 yaptıracağız. Demokrasi 3 – Faşizm 0.

Bu Tayyip Erdoğan iktidara geldiği zaman, “Şu parmağımdaki yüzükten başka servetim yok” demişti. Şimdi Yüzüklerin Efendisi oldular, çünkü çaldılar, çünkü çırptılar. Kürt halkının iradesine kayyım atadılar, belediyelerimizi gasp ettiler. Kürt düşmanlığı yaptılar. Şimdi Kürt kardeşlerimizle bir sorunumuz yok diyorlar. Ama bizim sizinle sorunumuz var, bizim Tayyip’le de Saray’la da onların vekilleriyle de sorunumuz var. Kürt kardeşlerimizle sorunumuz yok diyenlere şunu hatırlatmak isterim. Cezaevleri Kürt halkının temsilcileriyle ve belediye eşbaşkanlarıyla dolu. Kürt halkının belediye eşbaşkanlarının yerine kayyımlar atadınız, hepsini tek tek görevden aldınız. Kürt kardeşlerinizin sanatçılarını, avukatlarını, yöneticilerini daha iki gün önce bir kumpas operasyonuyla gözaltına aldınız.

Ama şunu söyleyelim size; sizi gönderecek olan da Kürtler olacak, biz olacağız. Kürtler bu yaptıklarınızın hepsinin hesabını sizlere sandıklarda soracak. Evet, Kürtler hiçbir dönem boyun eğmedi, biat etmedi, diz çökmedi. AKP’yi gönderdikten sonra her kesimin huzurla ve barışla yaşayacağına emin olabiliriz. Kimse Yeşil Sol’u çok fazla tanımayabilir ama sizler Yeşil Sol’u herkese tanıtacaksınız. Herkesin Yeşil Sol’un ağacının altına mührü vurması için çalışma yapmalısınız.

Ekonomik kriz herkesin yakından ilgilendiği ve herkesi yakından etkileyen bir konu ve onlar çıkmış diyor ki, “Hiç kimsenin soğanla patatesle derdi yok.” Ya soğan olmadan patates olmadan tencere kaynar mı? Sen kendi sarayında manda yoğurdu ve tropikal ülkelerin meyvelerini yerken, insanları soğan ve patates bile alamayacak duruma getirdiğini bilmiyorsun. Sen o pencereden Muş halkının yaşadıklarını göremezsin. Sen Saray penceresinden Muş halkının geçim sıkıntısı olup olmadığını bilemezsin. Biz sana Muş’tan öyle bir ders vereceğiz ki bütün söylediklerini, yaptıklarını sandıktan alacağın sonuçla ödeyeceksin.

“Camileri bile siyasetin aracı haline getirmeye çalışıyorlar”

Bu kadar yüzsüzlük hiçbir dönemde olmadı. Şimdi insanların oylarını alabilmek için camilerin önünde miting yapmaya başladılar. Camileri bile siyasetin aracı haline getirmeye çalışıyorlar. Camiler sizin siyaset yapacağınız ve oradan insanlara parmak sallayacağınız yerler değildir. Camiler ibadet yerleridir ve öyle de kalacaktır.

Sevgili Muş halkı, bugün burada sizlere hitap etmekten büyük bir onur duyuyorum. Bugün Muş’ta olmaktan büyük bir gurur duyuyorum. Bugün daha kalabalık gelecektik, ancak her bir arkadaşımızı başka yerlerde seçim çalışması yapmak üzere göndermiş buluyoruz. Örneğin Sırrı Sakık burada olacaktı ama onu İzmir’e gönderdik, Gülistan Koçyiğit de burada olacaktı ama onu da Kars’a gönderdik.

Her arkadaşımızın gece gündüz çalışarak ve bu sorumluluğu hissederek Muş’ta büyük bir zafer kazanacağından ve Yeşil Sol’un parlamentoda temsiliyetine büyük bir katkı sağlayacağına yürekten inanıyorum. O yüzden hepimize kolay gelsin, hepimizin yolu açık olsun. Kazanacağımıza ve başaracağımıza olan inancımızı bir kez daha ifade ederek hepinizi sevgiyle ve saygıyla selamlıyorum. An serkeftin, an serkeftin. An azadî, an azadî.”

Paylaşın

Merkez Bankası, Politika Faizini Yüzde 8,5 Seviyesinde Tuttu

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), politika faizini yüzde 8,5 seviyesinde tuttu. Şubat ayında yapılan toplantıda politika faizini 50 baz puan düşüren TCMB, geçtiğimiz ay da faizi sabit tutmuştu.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 14 Mayıs Seçimleri öncesindeki son Para Politikası Kurulu (PPK), TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu başkanlığında toplandı. Toplantı sonrasında politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5 düzeyinde sabit tutulduğu açıklandı.

Karar metninde şu ifadeler yer aldı:

“Yakın dönemde iktisadi faaliyete ilişkin açıklanan veriler tahmin edilenden daha olumlu seviyelerde gerçekleşmesine rağmen, jeopolitik risklerin ve faiz artışlarının da etkisi ile gelişmiş ülke ekonomilerinde resesyon endişeleri sürmekte, birbirini takip eden banka iflaslarının tetiklediği finansal istikrarı tehdit eden koşulların oluştuğu gözlenmektedir.

Türkiye’nin geliştirdiği stratejik nitelikte çözüm araçları sayesinde temel gıda başta olmak üzere bazı sektörlerdeki arz kısıtlarının olumsuz etkileri azaltılmış olsa da uluslararası ölçekte üretici ve tüketici enflasyonu yüksek seviyelerini sürdürmektedir. Yüksek küresel enflasyonun, enflasyon beklentileri ve uluslararası finansal piyasalar üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir.

Ülkeler arasında farklılaşan iktisadi görünüme bağlı olarak gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikası adım ve iletişimlerindeki ayrışma devam etmekle birlikte, takas anlaşmaları ve yeni likidite imkânları ile finansal istikrarı öncelikleyen eşgüdümlü adımlar atılmaktadır. Finansal piyasalar, merkez bankalarının faiz artırım döngülerini yakında sonlandıracağını beklentilerine yansıtmaktadır.

Asrın felaketi öncesindeki öncü göstergeler 2023 yılının ilk çeyreğinde iç talebin dış talebe kıyasla daha canlı olduğuna ve büyüme eğiliminde artışa işaret etmekteydi. Depremin üretim, tüketim, istihdam ve beklentiler üzerindeki etkileri kapsamlı bir şekilde değerlendirilmektedir. Depremin yakın vadede ekonomik aktiviteyi etkilemesi beklenmekle birlikte, orta vadede Türkiye ekonomisinin performansı üzerinde kalıcı bir etkide bulunmayacağı öngörülmektedir.

Öncü göstergeler deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklenenden hızlı toparlandığını göstermektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı yüksek seyrederken, turizmin cari işlemler dengesine beklentileri aşan güçlü katkısı yılın tüm aylarına yayılarak devam etmektedir. Bunun yanında, iç tüketim talebi, enerji fiyatlarındaki yüksek seviye ve ana ihracat pazarlarındaki zayıf iktisadi faaliyet cari denge üzerindeki riskleri canlı tutmaktadır. Cari işlemler dengesinin sürdürülebilir seviyelerde kalıcı hale gelmesi, fiyat istikrarı için önem arz etmektedir.

Kredilerin büyüme hızı ve erişilen finansman kaynaklarının amacına uygun şekilde iktisadi faaliyet ile buluşması yakından takip edilmektedir. Kurul, 2023 Yılı Para Politikası ve Liralaşma Stratejisi metninde belirttiği üzere, parasal aktarım mekanizmasının etkinliğini destekleyecek araçlarını kararlılıkla kullanmaya devam edecek ve fonlama kanalları başta olmak üzere tüm politika araç setini liralaşma hedefleriyle uyumlu hale getirecektir. Kurul, yaşanan felaketin etkilerinin en düşük seviyelere indirilmesi ve gerekli dönüşümün desteklenmesi amacıyla uygun finansal koşulların oluşmasını önceliklendirecektir.

Uygulanan bütüncül politikaların desteğiyle enflasyonun seviyesinde ve eğiliminde iyileşmeler görülmeye başlanmakla birlikte, depremin yol açtığı arz-talep dengesizliklerinin enflasyon üzerindeki etkileri yakından izlenmektedir. Sanayi üretiminde yakalanan ivmenin ve istihdamdaki artış trendinin sürdürülmesi açısından finansal koşulların destekleyici olması deprem sonrasında daha da önemli hale gelmiştir.

Bu çerçevede Kurul, politika faizinin sabit tutulmasına karar vermiştir. Kurul, para politikası duruşunun fiyat istikrarı ve finansal istikrarı koruyarak deprem sonrası gerekli toparlanmayı desteklemek için yeterli olduğu görüşündedir. Depremin 2023 yılının ilk yarısındaki etkileri yakından takip edilecektir.

TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda enflasyonda kalıcı düşüşe işaret eden güçlü göstergeler oluşana ve orta vadeli yüzde 5 hedefine ulaşıncaya kadar elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir. TCMB, fiyat istikrarının kalıcı ve sürdürülebilir bir şekilde kurumsallaşması için Liralaşma Stratejisi’ni tüm unsurlarıyla uygulayacaktır.

Fiyatlar genel düzeyinde sağlanacak istikrar, ülke risk primlerindeki düşüş, ters para ikamesinin ve döviz rezervlerindeki artış eğiliminin sürmesi ve finansman maliyetlerinin kalıcı olarak gerilemesi yoluyla makroekonomik istikrarı ve finansal istikrarı olumlu etkileyecektir. Böylelikle, yatırım, üretim ve istihdam artışının sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde devamı için uygun zemin oluşacaktır.”

Paylaşın