Kahramanmaraş Merkezli Depremler: Türkiye’de 2,5 Milyon Çocuğun Yardıma İhtiyacı Var

11 ilde büyük yıkıma ve 50 binden fazla can kaybına neden olan Kahramanmaraş Pazarcık ve Elbistan merkezli 7,7 ve 7,6 şiddetindeki depremlerin üzerinden 100 gün geçerken, UNICEF’ten çocuklara ve ailelerine sürekli yardım sağlanması çağrısında bulundu.

Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu UNICEF, Türkiye’yi ve Suriye’yi vuran depremlerde, Türkiye’de 2,5 milyon, Suriye’de ise 3,7 milyon çocuğun kesintisiz yardıma ihtiyacı olduğunu açıkladı.

UNICEF Genel Direktörü Catherine Russell, “Depremlerin ardından her iki ülkedeki çocuklar, hayal dahi edilemeyecek bir kayıp ve üzüntü yaşadı. Depremler, halihazırda savunmasız durumdaki birçok ailenin yaşadığı bölgeleri vurdu. Çocuklar, ailelerini ve sevdiklerini kaybettiler. Evleri yıkılan, okulları ve yaşadıkları çevre zarar gören çocukların tüm yaşamları altüst oldu. Toparlanma yolu uzun ve aileler, sürekli desteğimize ihtiyaç duyuyorlar” dedi.

“Yoksulluk oranı artıyor”

Depremlerin etkilediği bölgelerin halihazırda, yoksulluk oranlarının yüksek olduğu yerler olduğuna dikkat çeken UNICEF, “Bölgedeki hanelerin yaklaşık yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşarken, ülke genelinde bu oran yüzde 32 civarındaydı. Nakit yardımlar ve eğitim hizmetleri de dahil olmak üzere yerel ve uluslararası düzeyde kesintisiz destek sağlanmadığı takdirde, bu rakamın yüzde 50’nin üzerine çıkma ihtimali bulunuyor” ifadelerine yer verdi.

Bu bölgedeki çocukların şiddet, zorla evlendirme, okulu bırakma veya zorla çalışma gibi risklerle de karşı karşıya olduğuna dikkat çeken UNICEF, deprem dolayısıyla Türkiye’de 350 binden fazla mülteci ve göçmen çocuk da dahil olmak üzere okula kayıtlı yaklaşık 4 milyon çocuğun eğitiminde kesintiler meydana geldiğini belirtti.

BM Çocuklara Yardım Fonu Suriye’de ise tahmini rakamlara göre 5 yaşın altındaki yaklaşık 51 bin çocuğun orta ve şiddetli derecede akut beslenme yetersizliği çektiğini belirterek, 76 bin hamile ve emziren kadının ise akut yetersiz beslenme tedavisine ihtiyacı olduğunu kaydetti.

Daha fazla maddi yardım çağrısı

UNICEF, Suriye’de depremden etkilenen yaklaşık 3 milyon çocuğun yardım ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla, depreme yönelik Acil Müdahale Planını uygulamak için 172,7 milyon dolar yardım çağrısında bulundu.

Bugüne kadar, 78,1 milyon doların toplandığı, dolayısıyla beslenme, sağlık ve eğitim gibi önemli alanlarda halen ciddi bir fon yetersizliğinin söz konusu olduğu kaydedildi.

UNICEF daha önce Türkiye’de ise yardıma ihtiyaç duyan çocuklara gerekli hizmetleri sağlamak için 196 milyon dolarlık bir fon çağrısında bulunduğunu anımsatarak, “Şu an gerekli yardımlar için halen 85,4 milyon dolardan fazla fona ihtiyaç bulunmakta. Tüm alanlarda ihtiyaçlar olsa da, acil nakit yardım programı şu ana kadar en az finanse edilen alan olmaya devam ediyor” açıklaması yaptı.

Paylaşın

HDP Ve YSP’den “Ders Çıkarma Ve Yeni Başlangıç” Mesajı

14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin sonuçları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda izlenecek yola dair ortak açıklama yapan Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşil Sol Parti (YSP), açıklamada, “Açığa çıkan sonuçların seçim sürecinin ötesinde de gerekçeleri vardır ve bu nedenle kapsamlı bir tartışma sürecine ihtiyaç bulunmaktadır” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Bu süreçte hatalarımızdan ders çıkarma ve bunun sonucunda yeni bir başlangıç yapma temelinde 28 Mayıs’tan sonra halkımızla, il ve ilçe örgütlerimizle birlikte toplantılar yapacak ve süreci tartışacağız. Hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan tespit edilen eksiklerin ve yetersizliklerin muhasebesi yapılacak ve gerekleri yerine getirilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır” denildi.

Açıklamada ayrıca, “Meclis’in üçüncü büyük partisi olarak, seçimlerin ilk turunda kazanmasına imkan vermediğimiz rejime, ikinci turda kaybettirme kararlılığımız sürmektedir. Önümüzdeki on bir günlük süreçte, bize nefes ve can veren halklarımızın mücadele azmi ile yolumuza devam edecek ve mutlaka kazanacağız” mesajı verildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve seçimlere adı altında girdiği Yeşil Sol Parti (YSP), 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve meclis seçimlerinin sonuçları ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda izlenecek yola dair ortak açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“1. Bütün baskılara ve kumpaslara rağmen Yeşil Sol Parti ile Meclis’te Türkiye’nin üçüncü büyük temsiliyetine ulaşma başarısını son derece önemli buluyoruz. Fakat genel olarak istediğimiz ve öngördüğümüz seçim sonuçlarını elde edemediğimiz de ortadadır. Şartlar ne olursa olsun daha güçlü örgütlenmek ve daha büyük kazanmak için mücadele etmeye devam edeceğiz.

2. Yaşanan yetersizliklerin giderilmesi için çalışmalara başladığımızı öncelikle ifade etmek isteriz. Unutulmamalı ki; biz bir eleştiri/özeleştiri geleneğiyiz. Açığa çıkan sonuçların seçim sürecinin ötesinde de gerekçeleri vardır ve bu nedenle kapsamlı bir tartışma sürecine ihtiyaç bulunmaktadır. Bu süreçte hatalarımızdan ders çıkarma ve bunun sonucunda yeni bir başlangıç yapma temelinde 28 Mayıs’tan sonra halkımızla, il ve ilçe örgütlerimizle birlikte toplantılar yapacak ve süreci tartışacağız. Hiçbir gerekçe ve mazerete sığınmadan tespit edilen eksiklerin ve yetersizliklerin muhasebesi yapılacak ve gerekleri yerine getirilecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmamalıdır.

3. Ancak seçim süreci henüz tamamlanmamıştır. Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu 28 Mayıs’ta yapılacaktır. Partilerimizin geldiği gelenek ve kültür, özgürlük ve demokrasi mücadelesine katkı sunan, zemin açan, olanak yaratan her türlü çalışmayı önemser. Kuşkusuz seçimler de bu çalışmalardan biridir. Tarihimizde şimdiye kadar girilen ve istenilen hedeflere ulaşılmayan her seçim süreci nasıl yeni bir ısrarın, inadın ve mücadeleyi büyütmenin gerekçesi yapılmışsa; bu süreç de örgütlülüğü, direnişi ve mücadeleyi büyütmenin zemini haline getirilecektir.

4. AKP-MHP iktidarı ve Cumhur İttifakı Kürtlere, kadınlara, gençlere, bütün ezilenlere, toplumsal ve siyasal muhalefete karşı aralıksız saldırılar içinde olmuştur. Toplumu baskı ve korku iklimi yaratarak kuşatan bu saldırı konseptinin birinci hedefi de hep partilerimiz olmuştur. Bugüne kadar tüm savaş konseptleri, çöktürme planları, ret ve inkâr politikaları kararlılıkla boşa çıkarılmış, kararlı bir mücadelenin ve yürüyüşün sahibi olan gerçekliğimizin temelleri bu halk iradesiyle inşa edilmiştir. Bizler yalan ve çaresizlikten ibaret bir iktidar siyasetine karşı yolunu, geleceğini toplumsal mücadele ile bulan ve geri adım atmayan bir direnişin özneleriyiz.

5. Bu sert mücadele döneminde de Kürt halkı başta olmak üzere toplumun tüm muhalif kesimleri önemli bir direniş göstermiştir. Bir kez daha belirtelim ki, buradayız ve güçlüyüz! Bu fikir, bu mücadele geleneği asla geri durmayacaktır. Umutlu ve güvenli bir şekilde faşizmi geriletmeye ve Türkiye’de en geniş demokrasi ittifakını inşa edecek olan mücadelemizde başarıya yürümeye devam edeceğiz.

6. Geçtiğimiz hafta sonunda yapılan 14 Mayıs seçimlerinin sonucunda Meclis çatısı altında kadın, emekçi ve Kürt düşmanı bir iktidar ittifakı oluşmuştur. Bu kompozisyonda kadın mücadelesini, emek mücadelesini, evrensel ve kolektif hakları, evrensel hukuk ilkelerini, özgürlükleri eşitlik ve adalet temelinde savunma sorumluluğu bir kez daha halk tarafından partimize verilmiştir. Kimsenin kuşkusu olmasın ki, Meclis’te, sokakta kısaca siyasetin her düzleminde ve alanında sonuna kadar toplumun çıkarlarını savunmaya devam edeceğiz.

7. Meclis’in üçüncü büyük partisi olarak, seçimlerin ilk turunda kazanmasına imkan vermediğimiz rejime, ikinci turda kaybettirme kararlılığımız sürmektedir. Önümüzdeki on bir günlük süreçte, bize nefes ve can veren halklarımızın mücadele azmi ile yolumuza devam edecek ve mutlaka kazanacağız. Önümüzdeki günlerde gerek örgütlü yapılarımızın, bileşenlerimizin ve ittifaklarımızın gerekse halkımızın adalet, barış ve özgürlük düşmanı bu rejime karşı geri adım atmadan, kararlı şekilde tepkisini sandıkta bir kez daha ortaya koyacağına olan inancımız tamdır.

8. Yeni bir mücadele döneminin şafağında; karanlığın en zifiri anında aydınlığa ulaşacak çıkışı yapma ve hedeflerimize ulaşma konusunda bir kez daha başarılı olacağız. İnsanlık mücadelemizin büyük değerlerine, zindanlarda, sürgünde ve mücadelenin her alanı ve aşamasında yer alan, bedel ödeyen, emek veren her arkadaşımıza, yoldaşımıza mutlaka kazanma sözümüzü yineliyoruz. Bunun en önemli aracı hiç şüphesiz ki halkların, inançların, kültürlerin, ezilenlerin, kadınların, gençlerin umudu olan siyasal duruşumuz ve stratejimizdir. Başarının, kazanmanın ve umudu büyütmenin ve zafere ulaşmanın yegâne yolu bu siyaseti daha fazla anlatmak ve halklarla buluşturmaktır.

9. Yıllardır halklarımızın büyük bedel ve fedakarlıklarla sürdürdüğü mücadele sonucunda faşizm durdurulmuştur. Şunu bilelim ki, çürümüş faşizmin devlet olanakları, baskı, şiddet ve sandık hileleriyle bir süre daha ayakta kalması halklarımıza yeni acılar yaşatacaktır. Buna izin vermemek ellerimizdedir. Bunun için hala tamamlanmamış seçim süreci büyük bir fırsattır. Karamsarlığa ve umutsuzluğa kapılmadan önümüzdeki on bir gün içinde bu karabasana son verebilir ve kötülüğü sonlandırabiliriz. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunu muhteşem bir son ve yeni bir başlangıç yapma fırsatı elimizdedir.

10. Ülke içinde ve dışında tüm halklarımızın, örgütlerimizin ve dostlarımızın faşizmle çetin mücadeleyi seçim sonrasına bırakmadan, ikinci turda eksiksiz sandığa gitmesi ve son fiskeyi vurması gereklidir. Halkımızdan gelen kıymetli eleştirilere en büyük özeleştirimiz tek adam rejimini yenilgiye uğratmak olacaktır. Önümüzdeki kritik süreci azimle örerek ve çalışarak geçireceğiz. Kazanma inancıyla, çalışmalarımıza bugünden itibaren daha güçlü başlama kararı almış bulunuyoruz.”

 

Paylaşın

Erdoğan’dan Gençlere “28 Mayıs” Mesajı

28 Mayıs’taki Cumhurbaşkanı seçiminin ikinci turu için gençlere seslenen Erdoğan, “Egoları tavan yapmış, geçmişi başarısızlıklar ve seçim yenilgileriyle dolu şahsiyetlerin sizi kendi dipsiz karanlıklarına sürüklemesine asla izin vermeyin” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, zorlukların üstesinden birlikte geleceğiz. Acılarımızı birlikte paylaşacak, başarılarımıza birlikte sevineceğiz. İnşallah çok daha güzel günleri yine sizlerle birlikte göreceğiz. 28 Mayıs’ta siz genç kardeşlerimin güçlü desteğine güveniyorum.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sosyal medya hesabından gençlere yönelik paylaşımda bulundu. Gençlerin 14 Mayıs’ta iradesine sahip çıktığını, tercihini sandıklara özgürce yansıttığını, demokrasiye omuz verdiğini belirten Erdoğan, her bir gence teşekkür etti.

“Tüm dünya gençlerine örnek olan bu tavrınızla, milletimizin size güvenmekte ne kadar haklı olduğunu bir kez daha gösterdiniz. Sizlerle gurur duyuyorum.” değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sizler bizim umudumuzsunuz, göz bebeğimizsiniz, aydınlık yarınlarımızın teminatısınız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu bu milleti, muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne inşallah sizler taşıyacaksınız. Lütfen kimsenin hayallerinizle aranıza girmesine, sizi yıldırmasına, sizi korkutmasına, kendi zehrini size de zerk etmesine müsaade etmeyin.

Egoları tavan yapmış, geçmişi başarısızlıklar ve seçim yenilgileriyle dolu şahsiyetlerin sizi kendi dipsiz karanlıklarına sürüklemesine asla izin vermeyin. Sorunlarımızı birlikte çözeceğiz, zorlukların üstesinden birlikte geleceğiz. Acılarımızı birlikte paylaşacak, başarılarımıza birlikte sevineceğiz. İnşallah çok daha güzel günleri yine sizlerle birlikte göreceğiz. 28 Mayıs’ta siz genç kardeşlerimin güçlü desteğine güveniyorum.”

Paylaşın

CHP’li Muharrem Erkek: Her Bir Oyu Takip Ediyoruz

CHP’li Muharrem Erkek, seçim sonuçlarıyla ilgili partisinin genel merkezinde düzenlediği basın açıklamasında, “Bütün sandıkların sonuçları hem bizim tutanakları hem YSK tutanakları karşılaştırılarak tek tek kontrol edildi ve gerekli tüm itirazlar yapıldı, süreç takip ediliyor” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte de olsa her bir oyu takip ediyoruz arkadaşlar. Milletvekilliğinde bazı yerlerde 100, 200 oyla farklılıklar olabilir. Onları da takip ediyoruz.”

Erkek, açıklamasında ayrıca, “Milletvekilliği için toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik, CHP ve İYİ parti aleyhine. Ve bunların da itirazları dün 15.00 itibariyle bitti. İlçe seçim kurullarında birleştirme tutanakları düzenlenirken, bazı maddi hatalar da ilçe seçim kurulları tarafından düzeltiliyor, itiraz olmadan da düzeltiliyor” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan yardımcısı Muharrem Erkek, seçim sonuçlarıyla ilgili partisinin genel merkezinde basın açıklaması yaptı. Muharrem Erkek, şu bilgileri verdi:

“14 Mayıs’taki seçimde yurt içinde 192 bin 214 sandığımız vardı, yurt dışında 9 bin 593 sandığımız vardı, toplam 201 bin 807 sandığımız vardı. Bu sandıkların tamamına yakınında, yani yüzde 99.9 oranında ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını sistemimize girdik. O küçücük oranı da kontrollerini yapıyoruz, sistemimize gireceğiz.

Öncelikle bizim sistemimiz nasıl çalışıyor bunu paylaşayım. Oylar kullanılıyor, sandıklar açılıyor, sayım döküm işlemleri yapılıyor, sandık sonuç tutanakları hazırlanıyor, imzalanıyor, bu sandık sonuç tutanağını bizim sandık kurulu üyemiz veya müşahitimiz okul sorumlumuza ulaştırıyor, o da ilçe başkanlığımıza, o da bunu sisteme girdiğinde otomatik olarak genel merkezimiz bunu görüyor. Ve bu sandık sonuç tutanağı sisteme girildiğinde aynı sandık sonuç tutanağı da YSK’nın sistemine girmişse ve arada bir farklılık varsa bizim sistemimizde kırmızı alarm veriyor.

Bizim kendi sandık sonuç tutanağımız ile YSK’nın arasında bir uyuşmazlık var ise bizim sistemimizde kırmızı alarm veriyor. Bunu hem genel merkez hem il hem ilçe görüyor. Yani son derece sağlıklı bir alt yapımız ve sistemimiz var. Çünkü bizim için seçmenin iradesi her şeyin üstündedir. Her bir oyu takip ediyoruz.

Size tam rakamları vereceğim. Cumhurbaşkanlığı için önce vereyim. Biliyorsunuz cumhurbaşkanlığı için ayrı milletvekilliği için ayrı tutanaklar düzenleniyor. Toplam 201 bin 807 sandık. Cumhurbaşkanlığı için 2 bin 269 sandık tutanağında farklılık tespit ettik.

Tabii 4 adayın da lehine, aleyhine olabilir. Ayrıca bizim adayımız aleyhine olanları da ayrıca tespit ediyoruz. Bunların itirazları pazartesi 17.00 itibariyle yapıldı. Biliyorsunuz 17.00’de itirazlar son buldu.

CHP ve İYİ parti aleyhine 4 bin 825 uyuşmazlık

Milletvekilliği için toplam 4 bin 825 sandıkta uyuşmazlık tespit ettik, CHP ve İYİ parti aleyhine. Ve bunların da itirazları dün 15.00 itibariyle bitti.

İlçe seçim kurullarında birleştirme tutanakları düzenlenirken, bazı maddi hatalar da ilçe seçim kurulları tarafından düzeltiliyor, itiraz olmadan da düzeltiliyor.

Örneğin, cumhurbaşkanlığı için, Sultangazi Nuri Pakdil anadolu Lisesi 1374 nolu sandık. Kılıçdaroğlu 260 oy almış YSK sistemine 76 yazılmış, Erdoğan 72 almış sisteme 248 olarak girmiş. İtirazlar yapılmış, YSK kararıyla itiraz haklı bulunmuş YSK sistemine de doğru olarak düzeltilmiş.

Ankara Keçiören Aşık Veysel Ortaokulu 4137 nolu sandık. Burada Kılıçdaroğlu 137 aldığı halde 121 sisteme girmiş, Erdoğan 177 aldığı halde 201 sisteme girmiş, sistem kırmızıyı vermiş, bu şekilde biliyorsunuz toplam 2 bin 269 tutanakta farklılık tespit edildi, hepsi tek tek incelendi.

Bir örnek daha Elazığ merkez ilçe 105 nolu sandık Kılıçdaroğlu’nun 95 oyu ama sistemde bu oy Muharrem İnce’ye yazılmış. İtiraz edilmiş ve düzeltilmiş.

Malatya Battalgazi birinci ilçe seçim kurulu, iki sandıktan örnek vereyim, çok var; 1050 nolu sandıkta Kılıçdaroğlu 228 oy almış ama bu oylar Muharrem İnce’ye yazılmış. İtiraz üzerine ilçe seçim kurulu kararıyla düzeltilmiş. Yine Battalgazi’de 1053 nolu sandık, Kılıçdaroğlu’nun 50 oyu Muharrem İnce’ye yazılmış. Bu da itiraz üzerine düzeltilmiş. Böyle yüzlerce örnek var.

“Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte”

Bütün sandıkların sonuçları hem bizim tutanakları hem YSK tutanakları karşılaştırılarak tek tek kontrol edildi ve gerekli tüm itirazlar yapıldı, süreç takip ediliyor. Genel sonuçları değiştirmeyecek nitelikte de olsa her bir oyu takip ediyoruz arkadaşlar. Milletvekilliğinde bazı yerlerde 100, 200 oyla farklılıklar olabilir. Onları da takip ediyoruz.”

Paylaşın

Bütçede Deprem Ve Seçim Açığı: Yeni Vergiler Yolda Mı?

Pandemi dönemi, ardından 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri ve 14 Mayıs seçim süreci nedeniyle tarihi büyüklüklere ulaşan bütçe açığında ortaya çıkan olumsuz tablonun seçim sürecinin tamamen sona ermesi beklenen 28 Mayıs tarihinden sonra, mal ve hizmetlerde yeni bir vergi dalgasına neden olması bekleniyor.

Dolayısıyla yeni vergilerin gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerden değil; KDV, ÖTV, Özel İletişim Vergisi gibi dolaylı vergiler üzerinden gerçekleşmesi öngörülüyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan “Aralık Ayı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşme Raporu”nda yer alan bilgilere göre, 2022 yılı vergi gelirleri 2 trilyon 353 milyar TL olarak gerçekleşirken, 754 milyar TL’lik KDV 2022 yılında toplanan vergi gelirlerinin neredeyse üçte birini oluşturdu.

KDV’den sonra en büyük dolaylı vergi kalemi ise Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oldu. 2022 yılında gerçekleşen vergi gelirlerinin 420 milyar TL’sini ÖTV oluştururken, bu verginin yaklaşık yarısı alkol ve tütün ürünlerinden geldi. Böylelikle dolaylı vergiler içerisinde sadece KDV ve ÖTV 2022 yılında toplanan tüm vergilerin yarısını oluşturdu.

Türkiye’de merkezi hükümetin bütçe harcamaları önce pandemi dönemi, ardından 6 Şubat Kahramanmaraş depremleri ve 14 Mayıs seçim süreci nedeniyle tarihi büyüklüklere ulaştı.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın nisan ayına ilişkin bütçe sonuçlarına göre, bütçe açığı yılın ilk dört ayında 382,5 milyar TL ile rekor kırdı. 2022’nin ilk 4 ayındaki açık ise 19,3 milyar TL seviyesindeydi.

Bütçede deprem ve seçim açığı

Resmi verilere göre, yalnızca Nisan 2023 dönemindeki açık 132,5 milyar lira oldu. Bütçe giderlerinin bu büyüklüğe ulaşmasında hem deprem hem de hükümetin seçim vaatlerine yönelik harcamaları etkili oldu. Yalnızca nisanda ayında bütçeden yapılan harcamalar 400 milyar TL’yi geçerken, özellikle faiz dışı giderlerin yüzde 87,5 artması dikkat çekti.

Öte yandan nisanda bütçe gelirleri yıllık yüzde 63,3 artarak 268 milyar TL’ye çıktı. Bu yükselişte vergi gelirlerinin 2022 yılının ayın ayına göre yüzde 70,8 artması etkili oldu. Dahilde alınan Katma Değer Vergisi (KDV) gelirleri yıllık yüzde 148,7 ile en yüksek artışı sağladı. Bu dönemde Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) gelirleri yüzde 78,6, ithalde alınan KDV yüzde 29,4 artış gösterdi.

Bütçe açığında ortaya çıkan olumsuz tablonun seçim sürecinin tamamen sona ermesi beklenen 28 Mayıs tarihinden sonra, mal ve hizmetlerde yeni bir vergi dalgasına neden olması bekleniyor. Dolayısıyla yeni vergilerin gelir ve kurumlar vergisi gibi dolaysız vergilerden değil; KDV, ÖTV, Özel İletişim Vergisi gibi dolaylı vergiler üzerinden gerçekleşmesi öngörülüyor.

“Türkiye’de vergi sistemi yok”

Peki Türkiye’de hükümet bir yandan bütçe gelirlerini katbekat aşan harcamalar yaparken, diğer yandan vergi sistemi doğru işliyor mu?

DW Türkçe’den Aram Ekin Duran’a konuşan Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hakan Üzeltürk, Türkiye’de bir vergi adaletinden bahsedilemeyeceğini söylüyor.

Prof. Üzeltürk, “Türkiye’de en ciddi sorun bir vergi sisteminin olmamasıdır. Evet Türkiye’de vergi kanunları, mevzuatları var ama bir vergi politikası yok” diyor.

Türkiye’deki vergi kanunları içerisinde hala ‘mükellef hakları’nın yer almadığına işaret eden Prof. Üzeltürk, “Son 20 yıldır pek çok vergi reformu konuşuluyor ama gerçek anlamda bir düzenleme yapılmıyor. Temelde vergi ödeyen mükellefleri cezalandırıp, ödemeyenleri vergi afları ile ödüllendiriyoruz. Böyle bir sistem olmaz” diye konuşuyor.

Seçim sürecinde bol keseden verilen vaatlerin iktidara kim gelirse gelsin, bütçe üzerinde büyük bir yük daha oluşturacağını ifade eden Prof. Üzeltürk’e göre bütçe dengesinin daha fazla bozulmaması için yeni vergilerin gündeme gelmesinin kaçınılmaz olacak.

Dolaylı vergilerin payı çok yüksek

Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü (OECD) verilerine göre, 2021 yılında Türkiye’de GSMH’nin yalnızca yüzde 3,03’ü gelir vergisi olarak toplandı. Bu oran Almanya’da yüzde 10,52, ABD’de ise yüzde 11,20 oldu.

Resmi rakamlara göre, 2022 yılında Türkiye’de toplanan vergi gelirlerinin yüzde 13,6’sı gelir vergisine, yüzde19,3’ü kurumlar vergisine ve yaklaşık yüzde 3,2’si servet vergisine ait bulunuyor. Geriye kalan yüzde 64’lük vergi geliri ise dolaylı vergilerden, yani KDV, ÖTV, damga vergisi ve harçlardan oluştu.

“Türkiye’de vergi toplanmıyor”

İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar, OECD’nin 2021 yılı verilerine göre, Türkiye’de GSMH’nin yalnızca yüzde 22,8’inin vergi geliri olarak toplandığına işaret ediyor.

Bu oranın Almanya’da yüzde 39,5, Fransa’da yüzde 45, Norveç’te yüzde 42,2 ve ABD’de yüzde 27 olduğu bilgisini veren Prof. Başaran, “Türkiye’de vergi toplanmıyor. Bunun da en büyük nedeni, kanaatimce yüzde 40’lara varan kayıt dışı ekonomi” diyor.

Bununla birlikte Türkiye’de vergi affı düzenlemelerinin sıklığının 1,5 yıla kadar düştüğünü ifade eden Prof. Başaran, şu görüşleri dile getiriyor:

“Ücretli kesim, kural olarak bu afların dışında kalıyor. Silinen ya da önemli ölçüde azaltılan gecikme faiz ve zamları ile vergi cezaları da dikkate alındığında, sermaye kesimi ödemesi gereken verginin sadece yüzde 35-40’ını ödüyor. Kısaca, Türkiye’de vergi mükellefi olan kimse mutlu değildir. Sistem adaletsizdir. Yük de esas itibariyle ücretli kesim üzerindedir.”

“Siyasi partilerin vaatleri yetersiz”

Peki 14 Mayıs seçim sürecinde ittifak partilerinin seçim beyannamelerinde vergi konusuna yeterince yer verildi mi?

Prof. Dr. Funda Başaran Yavaşlar’a göre, vergi sisteminde reform yapılması ve daha adil bir vergi sistemi kurulması konusunda siyasi partilerin vaatleri yetersiz kaldı.

Özellikle 2 yıllık iktidar deneyimi olan AKP’nin son seçim beyannamesinde hala bugüne kadar çözülebilecek sorunlara işaret ettiğini belirten Başaran, toplumun vergi ahlakı konusunda iyi bir sınav vermediğine de dikkat çekiyor.

Türkiye’de ‘vergi ahlakı’ konusunda bir erozyon olduğunu vurgulayan Prof. Başaran, “Beyana dayalı vergilerin tahsil edilmesinde büyük sıkıntılar var. Bugün Türkiye’de vergiyi artık sadece vergi kaçıramayanlar ile dürüst mükellefler ödüyor. Vergi kaçırmak, ödememek normalleşmiş, toplumda vergiye karşı hassasiyet kaybolmuştur” diyor.

“100 mükelleften 1’i bile tam incelenmiyor”

Türkiye’de etkin bir vergi denetimi yapılmamasının ciddi bir sorun olduğunu kaydeden Başaran, şöyle konuşuyor:

“Etkin yoklama yapılmıyor; inceleme oranı ise, 2022 bakımından yüzde 2,26. Bu oranın büyük kısmı sınırlı incelemelere ilişkin ve aynı mükellefin farklı vergi türünden incelenmesi de rakama dahil. Bunun anlamı, Türkiye’de her yüz mükelleften birinin dahi tam olarak incelenmediğidir. Bu tablonun değişmesi için, af yasalarına derhal son verilmesi, kamuoyundaki sürekli af beklentisinin kalıcı şekilde ortadan kaldırılması ve denetimler yoluyla kayıt dışılığın üzerine agresif şekilde gidilmesi gerekir.”

“Siyaset dünyası daha adil bir sistem kurmalı”

14 Mayıs seçimlerinden sonra Meclis’te yeniden çoğunluğu elde eden AKP’nin, iktidarda olduğu son 20 yılın ardından yeni dönemde de vergi politikaları açısından köklü bir reform başlatması beklenmiyor.

Uluslararası Vergi Araştırmaları Derneği (IFA Türkiye) Genel Sekreteri ve eski Vergi Konseyi Başkanı Erdal Çalıkoğlu, “Her Türk asker doğar diyoruz ama her Türk vergi mükellefi doğar diyen bir anlayışa da ihtiyacımız var” diyor.

Gerek siyasi hesaplar gerekse yerleşmiş alışkanlıklar ve dolaylı vergilerin sağladığı konfor nedeniyle her vatandaşın beyanname vermesi gerekliliği üzerinde durulmadığını kaydeden Çalıkoğlu, şunları söylüyor:

“Siyaset dünyası daha adil ve tabana yayılan bir vergi sistemi kurmak zorunda. Bu sistem öngörülebilir ve şeffaf bir sistem olmalı. Ama bakıyoruz bazı şirketler hiç incelenmezken, bazıları her gün incelemeye alınıyor. Oysa vergi gelirlerini gerçekten artırmak istiyorsak, hukuki temelleri olan ve adil bir sisteme ihtiyacımız var.”

Tüm vergi gelirlerinin yarısı KDV ve ÖTV’den

Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklanan “Aralık Ayı Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşme Raporu”nda yer alan bilgilere göre, 2022 yılı vergi gelirleri 2 trilyon 353 milyar TL olarak gerçekleşirken, 754 milyar TL’lik KDV 2022 yılında toplanan vergi gelirlerinin neredeyse üçte birini oluşturdu.

KDV’den sonra en büyük dolaylı vergi kalemi ise Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) oldu. 2022 yılında gerçekleşen vergi gelirlerinin 420 milyar TL’sini ÖTV oluştururken, bu verginin yaklaşık yarısı alkol ve tütün ürünlerinden geldi. Böylelikle dolaylı vergiler içerisinde sadece KDV ve ÖTV 2022 yılında toplanan tüm vergilerin yarısını oluşturdu.

Paylaşın

Yeşil Sol Parti’de “Kılıçdaroğlu” Kararı: Desteklenecek

Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile Yeşil Sol Parti (YSP) Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı ve Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci turda da tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı verdi.

Mevcut seçim sonuçlarını, partinin oylarındaki düşüşü ve gelen eleştirileri de kapsamlı bir şekilde değerlendiren HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri, bu konudaki tartışmaları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun tamamlanmasından sonra derinleştirerek sürdürmeye karar verdi

Yeşil Sol Parti ve HDP seçim sonrası ilk MYK toplantısını gerçekleştirdi. Seçim sonuçlarının muhasebesinin kapsamlı bir şekilde yapıldığı toplantıda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci tur yarışında tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı çıktı.

Yeşil Sol Parti ve HDP seçim sonrası ilk MYK toplantısını gerçekleştirdi. Seçim sonuçlarının muhasebesinin kapsamlı bir şekilde yapıldığı toplantıda Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na ikinci tur yarışında tıpkı ilk turda olduğu gibi destek verme kararı çıktı.

Gazete Duvar’dan Ceren Bayar’ın haberine göre kararın gerekçelerini bugün yayımlanacak sonuç bildirgesinde kapsamlı bir şekilde değerlendiren Yeşil Sol Parti ve HDP yönetimi, 28 Mayıs seçimlerine giden süreçte önceliğin bu seçim olduğu konusunda fikir birliğine vardı.

Tüm enerjinin 28 Mayıs’ta yapılacak ikinci tura aktarılması gerektiği ve seçimi muhalefetin kazanması için çalışılması gerektiği konusunda fikir birliğine varılan toplantıda parti örgüt ve yöneticilerinin tüm gücüyle sahada olacağı ve seçmeni ikinci turda da sandığa gitmesi için motive etme odaklı çalışmalar yürüteceği belirtildi.

Yeşil Sol Parti’nin ikinci tura giden süreçteki tavrının birinci turdan farklı olmayacağı kaydedilirken sadece yöntemsel olarak bir farklılaşma olacağı ve kalabalık mitinglerden ziyade hedef odaklı toplantı ve buluşmalar organize edileceği ifade edildi.

Öncelik 28 Mayıs

Mevcut seçim sonuçlarını, partinin oylarındaki düşüşü ve gelen eleştirileri de kapsamlı bir şekilde değerlendiren HDP ve Yeşil Sol Parti yöneticileri, bu konudaki tartışmaları cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunun tamamlanmasından sonra derinleştirerek sürdürmeye karar verdi.

Paylaşın

HDP Neden Bu Kadar Oy Kaybetti?

“HDP neden bu kadar oy kaybetti?” sorusunu yanıtlayan Doç. Dr. Vahap Coşkun, bunun birkaç nedeni var. Bu nedenlerden birinin TİP’le yaşanan tartışmalar olduğuna dikkat çekti.

Vahap Coşkun, konuya ilişkin açıklamasının devamında, “HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde izlediği stratejinin yanlışlığı HDP’ye pahalıya patlamış olabilir. HDP’nin muhalefete fazla angaje bir politika yürütmesi HDP seçmenlerinin bir kısmını muhalefete gitmesine sebebiyet vermiş olabilir.

Özellikle metropol kentlerinde HDP’nin iyi bir ittifak modeli oluşturmaması, TİP’le arasında yaşanan çekişmeler sandığa olumsuz bir şekilde yansımış olabilir. Bir de barajın düşmüş olması HDP’de bir motivasyon bozukluğuna ve stratejik oy gelişinin durmasına sebebiyet vermiş olabilir.” ifadelerini kullandı.

Seçim sürecinde tartışmaların odağında bulunan Kürt seçmenlerin oyları seçim sonuçlarında da etkisini gösterdi. Cumhurbaşkanı adaylarından Kemal Kılıçdaroğlu, Kürtler’in yoğun yaşadığı illerde yüzde 70’leri aşan oy aldı. Ancak Kürt seçmenin bu desteği ‘kendi’ partileri olarak tanımladıkları Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) yerine seçime giren Yeşil Sol Parti’de 3 puana yakın düştü.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde HDP’nin aday çıkarmayarak, Millet İttifakı’nın ortak adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na verdiği destek sandığa yansıdı. Kılıçdaroğlu, Türkiye genelinde en fazla oyu Kürtler’in yoğun yaşadığı illerden aldı. Kılıçdaroğlu, Şırnak’ta Yüzde 75,75, Hakkari’de 72,32, Tunceli’de 80,26, Diyarbakır’da da yüzde 71,95 oranında oy aldı.

Ancak Kürt seçmenin HDP’nin yerine seçime giren Yeşil Sol Parti’ye desteği önceki seçimlere göre düştü. HDP, 2018 seçimlerinde yüzde 11,7 oy alırken, Yeşil Sol Parti’ye destek 8,81’de kaldı.

Önceki seçimlerde Kürt partilerinin en fazla destek aldığı kentlerden olan Diyarbakır’da oy oranı 67,03’ten 60,79’a düştü. Oy oranı Hakkari’de yüzde 71,80’den 62,47’ye geriledi. HDP’nin en güçlü olduğu illerden olan Van’da 2018’de yüzde 60,62 olan oy oranı 52,97’ye düştü.

Seçim sonuçlarını VOA Türkçe’den Mahmut Bozarslan’a değerlendiren Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Sedat Yurtdaş, Kılıçdaroğlu’na verilen desteğin sadece HDP’nin çağrısıyla olmadığını savundu.

Desteğin Kürtler’in siyasi ihtiyacına da denk düştüğüne dikkat çeken Yurtdaş, “Kürtler genel olarak bir dönem Erdoğan’ın özellikle çözüm sürecinde Kürt meselesini çözmek için ciddi adımlar atacağına inandılar. Ancak son 6-7 yıldır Erdoğan ve mevcut iktidar Kürtler konusunda tarihte görülmemiş bir baskı oluşturdular bütün bunlardan kurtulmak için aslında seçmenin gösterdiği bir davranış şekli diyebiliriz” dedi.

“HDP çok ciddi oy kaybetti”

Yurtdaş, aynı desteğin ikinci turda desteğin sürüp sürmeyeceğinin henüz belli olmadığını vurgulayarak, seçmenlerin tekrar motive edilmesi gerektiğini söyledi. HDP’nin yerine seçime giren Yeşil Sol Parti’nin çok ciddi oy kaybettiğine dikkat çeken Yurtdaş, bölgede taşların yerinden oynadığı görüşünde.

Kürt seçmenin 14 Mayıs seçimlerinde rahat davrandığını savunan Yurtdaş, ilk kez oy kullanacak seçmenleri de dikkate alınmasıyla seçmen sayısının artması gerektiğini ancak bunun yerine azaldığını söyledi. Yurtdaş, oyların düşmesinin nedeninin aday listeleri ve Türkiye İşçi Partisi’yle yaşanan tartışmalar olduğu görüşünde.

Kampanyalarda çok net bir atmosfer yaratılmadığını ifade eden Yurtdaş, “Sayın Demirtaş’ın yürüttüğü kampanyalarda çok net bir atmosfer yaratılmaması, siyaseten belirsizliğin olması bu oy oranını batıda da düşürdü. Çok ciddi başka bir sebebi genel olarak sola ve özel olarak da Türkiye İşçi Partisi’yle girmiş olduğu yanlış seçim ilişkisi ve orada ortaya çıkan bazı demeçler, tartışmalar, konuşmaların Kürt seçmende yarattığı çok büyük olumsuz etki. Bu etkilere bakınca aslında bütün Türkiye’de çok ciddi bir Kürt seçmenin belki sandığa gitmeme ve başka partilere kayma gibi bir sonuç doğurduğunu gördüğümü söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

“Kılıçdaroğlu Kürtler Sayesinde Yüzde 45 Oy Aldı”

Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun ise seçim sonuçlarını “İktidar partisi için büyük bir zafer muhalefet için ise ciddi bir hezimet” olarak nitelendirdi.

AKP’nin 20 yıllık iktidarlar dönemine ve bütün yıpranmasına rağmen hala toplumun yüzde 50’sini desteğini arkasında tuttuğunu hatırlatan Coşkun, Kılıçdaroğlu’nun Kürt seçmen sayesinde yüzde 45 oy aldığını savundu.

Coşkun da HDP’nin çok ciddi oy kaybettiğine dikkat çekti. Coşkun, HDP’nin kaybı ve CHP’nin yıllar sonra bölgeden milletvekili çıkarmasını bölge siyasetinde yeni aktörlerin ortaya çıkardığını söyledi.

Coşkun, AKP’nin izlediği siyasetin CHP’ye alan açtığını ifade ederek, “İnsanlar AK Parti’ye yönelik ciddi bir karşıtlık içerisindeler, HDP’ye de gitmeyecekler kendilerine oy verecek başka bir parti arıyorlar ve burada CHP bir adres olarak belirliyor. CHP’nin değişme niyetini göstermesi, özellikle Kürt meselesi konusunda bir değişme niyeti göstermesi AK Parti’nin söylemi sertleşirken CHP’nin söyleminin yumuşaması CHP’ye alan açtı ve bu alan içerisinde CHP siyaset yapma imkânı buldu” dedi.

HDP neden kan kaybediyor?

Peki HDP neden bu kadar oy kaybetti? Coşkun’a göre bunun birkaç nedeni var. Bu nedenlerden birinin TİP’le yaşanan tartışmalar olduğuna dikkat çeken Coşkun şunları söyledi:

“HDP’nin Cumhurbaşkanlığı seçiminde izlediği stratejinin yanlışlığı HDP’ye pahalıya patlamış olabilir. HDP’nin muhalefete fazla angaje bir politika yürütmesi HDP seçmenlerinin bir kısmını muhalefete gitmesine sebebiyet vermiş olabilir. Özellikle metropol kentlerinde HDP’nin iyi bir ittifak modeli oluşturmaması, TİP’le arasında yaşanan çekişmeler sandığa olumsuz bir şekilde yansımış olabilir. Bir de barajın düşmüş olması HDP’de bir motivasyon bozukluğuna ve stratejik oy gelişinin durmasına sebebiyet vermiş olabilir.”

Halk da sonuçlardan çok memnun değil. YSP’nin yeterince tanınmadığını düşünen vatandaşlar, CHP’nin yeniden bölgeden milletvekili çıkarmasına sevindiklerini söyledi.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Atıl İşgücü Oranı Yüzde 22,4

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 1,6 puanlık artış ile yüzde 22,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,5 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,3 olarak tahmin edildi.

Haber Merkezi / Öte yandan istihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,7 saat artarak 44,7 saat olarak gerçekleşti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), İşgücü İstatistikleri I. Çeyrek: Ocak-Mart 2023  verilerini açıkladı.

Buna göre, Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre; 15 ve daha yukarı yaştaki kişilerde işsiz sayısı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 62 bin kişi azalarak 3 milyon 483 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 0,3 puanlık azalış ile yüzde 9,9 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı erkeklerde yüzde 8,2, kadınlarda yüzde 13,4 olarak tahmin edildi.

İstihdam edilenlerin sayısı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 195 bin kişi artarak 31 milyon 558 bin kişi, istihdam oranı ise 0,2 puanlık artış ile yüzde 48,4 oldu. Bu oran erkeklerde yüzde 66,0 iken kadınlarda yüzde 31,2 olarak gerçekleşti.

İşgücü 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 132 bin kişi artarak 35 milyon 40 bin kişi, işgücüne katılma oranı ise değişim göstermeyerek yüzde 53,7 olarak gerçekleşti. İşgücüne katılma oranı erkeklerde yüzde 71,8, kadınlarda ise yüzde 36,0 oldu.

15-24 yaş grubunu kapsayan genç nüfusta işsizlik oranı bir önceki çeyreğe göre 0,9 puanlık artış ile yüzde 19,9 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı; erkeklerde yüzde 15,6, kadınlarda ise yüzde 27,6 olarak tahmin edildi.

Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam edilenlerin sayısı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre tarım sektöründe 115 bin kişi azalırken, sanayi sektöründe 51 bin kişi, inşaat sektöründe 60 bin kişi, hizmet sektöründe 198 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 14,9’u tarım, yüzde 21,5’i sanayi, yüzde 6,3’ü inşaat, yüzde 57,4’ü ise hizmet sektöründe yer aldı.

İstihdam edilenlerden referans döneminde işbaşında olanların, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış haftalık ortalama fiili çalışma süresi 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 0,7 saat artarak 44,7 saat olarak gerçekleşti.

Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel işgücü ve işsizlerden oluşan atıl işgücü oranı 2023 yılı I. çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre 1,6 puanlık artış ile yüzde 22,4 oldu. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 15,5 iken potansiyel işgücü ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 17,3 olarak tahmin edildi.

Paylaşın

Millet İttifakı’nın “İkinci Tur” Stratejisi Ne?

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Merkezi’nde 14 Mayıs’ın birinci turda bitirilememesi ile TBMM seçiminde neden Millet İttifakı’nın 301 sandalye çoğunluğunu sağlayamaması gündemde. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin 28 Mayıs’taki ikinci turuna odaklanılmaya başlandı.

İkinci tur kampanyası stratejisinde “terörle mücadele” vurgusu ön plana alınarak, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK kadrolarını Kılıçdaroğlu aleyhine kullandığı görüntüler ve söylemlere karşı “dezenformasyon yapılıyor” eleştirisi ötesinde sert yanıt verilmesine karar verildi.

Deprem bölgesinde neden CHP’nin, Millet İttifakı’nın ve Kılıçdaroğlu’nun depremzedelerce desteklenmediği meselesi de masaya yatırılmaya başlandı. Deprem bölgesine özel nasıl yaklaşılması gerektiği ve orada nasıl kampanya yürütülmesi gerektiği meselesi üzerinde kararlar alınması gerektiği ifade edildi.

Türkiye’de 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Seçimi’nin ikinci tura kalmasıyla birlikte CHP Genel Merkezi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ilişkin kampanyasını nasıl yürüteceği ve Millet İttifakı’nın süreçteki rolü değerlendiriliyor.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) açıklaması itibariyle Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 49,51 ile önde tamamladığı ama seçilemek için yeterli oy oranına ulaşamadığı tabloda Kılıçdaroğlu yüzde 44,88, Sinan Oğan 5,47 oy aldı. 14 Mayıs günü eş zamanlı TBMM 28. Dönem Genel Seçimi’nde Cumhur İttifakı’nın parlamentoda çoğunluğu yakalaması tartışma konusu.

Seçmenler, sosyal medyada TBMM seçimi sonuçlarıyla birlikte sandıklarda sıkıntı yaşandığı görüşünden hareketle Kemal Kılıçdaroğlu’na YSK’ya gitme çağrısı yaparken, CHP içerisinde ise 28 Mayıs’taki ikinci tur Cumhurbaşkanı Seçimi’ne yönelik hazırlık masaya yatırıldı.

CHP, 14 Mayıs seçim sürecini yürüten reklam ve iletişim ajansı ile yollarını ayırırken; CHP’nin kendi iç potansiyelini kullanması ve kampanya stratejisini tümüyle yenilemesi gerektiği görüşü ön plana çıktı. Bu kapsamda Millet İttifakı ve Kılıçdaroğlu, terör ile ilgili mesajları başta olmak üzere mesajlarını sertleştirecek ve mitingler yerine medya ile sahada hedef grup çalışmalarına ağırlık verecek.

Cumhurbaşkanı adayı Kılıçdaroğlu, gün boyu parti merkezinde başta İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş olmak üzere tüm kurmaylarıyla değerlendirmelerde bulundu. Kılıçdaroğlu, gün boyu farklı parti yöneticileri ve isimler ile bir araya geldi, Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) ardından hangi adımlar atılacağına ilişkin kararlar almaya başladı. Kılıçdaroğlu’nun parti yönetimine “Her şey bitmedi. Biz kaybetmedik, Erdoğan kaybetti. Kazanacağız. Moralinizi bozmayın. Yeni bir kampanya sürecine giriyoruz” dediği aktarıldı.

Kılıçdaroğlu’nun Medya ve Kurumsal İletişimden Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Tuncay Özkan, 14 Mayıs için “başarısız” kampanya yürütüldüğü görüşünü tümüyle reddetti ve birinci tur sonunda zaten söz konusu reklam ve iletişim ajansı şirketleriyle yol ayrılığı olmasını öngördüklerini ifade etti.

Özkan, CHP Bilgi ve İletişim Teknolojilerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Onursal Adıgüzel’in kamuoyuna istifasını açıklamasına ilişkin “Arkadaşımız sorumluluk duygusuyla istifa kararı almıştır. Ancak hiçbir şekilde suçlanması doğru değildir. Seçim sonuçları takip edilmiştir” yönünde değerlendirmede bulundu. Kendisiyle ilgili medya kuruluşları sahipliği ve maddi çıkar sağladığı gibi sosyal medyaya yansıyan tüm iddiaları reddeden Özkan, görevden alınacağı iddiası içinse “Görevimin başındayım” yanıtını verdi.

CHP Genel Merkezi’nde 14 Mayıs’ın birinci turda bitirilememesi ile TBMM seçiminde neden Millet İttifakı’nın 301 sandalye çoğunluğunu sağlayamaması gündemdey. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nin 28 Mayıs’taki ikinci turuna odaklanılmaya başlandı.

28 Mayıs’a kadar ki süreçte etkin şekilde kampanyadaki konumlarını korumasıyla birlikte CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun sahadaki temaslar ve seçim güvenliğinde söz sahibi olması kesinleşti. Bu karar ardından CHP’de Genel Başkan Başdanışmanlığı’na İstanbul teşkilatından Mehmet Ali Yüksel atandı.

Yüksel, VOA Türkçe’den Yıldız Yazıcıoğlu’na yaptığı açıklamada, “Kampanyamızda nefer olarak çalışacağım. Şimdi Ankara’dan İstanbul’a geçeceğim, seçim koordinasyon merkezinde değerlendirmede bulanacağız. İkinci tur için en önemli hedefimiz sandığa gitmeyenleri de sandığa götürmek olacaktır” dedi.

Kampanya stratejisi üzerine hızlıca değerlendirmelerde bulunmaya devam edileceğini belirten Yüksel, “Kampanyamızı yürütecek asli kişi genel başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu. Dolayısıyla kampanyadan sorumlu kişi olmaktan öte çalışmak için atandım. Cumhurbaşkanı seçilmesini sağlayacağımız Kılıçdaroğlu gerekli tüm açıklamaları yapacaktır” ifadesini kullandı.

Terör, deprem bölgesi ve sandığa gidilmemesi…

İkinci tur kampanyası stratejisinde “terörle mücadele” vurgusu ön plana alınarak, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın PKK kadrolarını Kılıçdaroğlu aleyhine kullandığı görüntüler ve söylemlere karşı “dezenformasyon yapılıyor” eleştirisi ötesinde sert yanıt verilmesine karar verildi.

Deprem bölgesinde neden CHP’nin, Millet İttifakı’nın ve Kılıçdaroğlu’nun depremzedelerce desteklenmediği meselesi de masaya yatırılmaya başlandı. Deprem bölgesine özel nasıl yaklaşılması gerektiği ve orada nasıl kampanya yürütülmesi gerektiği meselesi üzerinde kararlar alınması gerektiği ifade edildi.

Terör ve deprem bölgesi başlıkları yanı sıra sandığa gitmeyen seçmenler acaba 28 Mayıs’ta sandığa getirilebilir mi sorusu da gündemdeydi. YSK’nın verisi itibariyle kayıtlı 64 milyon 190 bin 651 seçmenden 14 Mayıs’ta 54 milyon 919 bin 932’sinin oy kullanılması dolayısıyla sandık başına gelmeyen 9 milyon 270bin 719 seçmene nasıl seslenilmesi gerektiği meselesi de var.

CHP, bu seçmenlere mutlaka 28 Mayıs’ın kişiler/adaylar arasında bir seçim değil Türkiye’nin geleceği ve nasıl yöneticiliğine ilişkin sistem seçimi olduğunu anlatmak gerektiği görüşünü ele aldı.

Bahar atmosferindeki kampanya Anadolu’ya hitap etmedi mi?

Kampanyadaki iletişim stratejisi bakımından 14 Mayıs için “Sana Söz” ve “Haydi” ifadeleriyle kurgulanmış demokrasi ve parlamenter sistem hedefiyle Türkiye’ye bahar mevsimi getirilmesi mesajları yerine sert söylemlere geçiş yapılması ele alandı. İlk tur kampanyasında büyükşehirlerdeki seçmenlere ulaşılabilmesine rağmen Anadolu kentlerine ve kırsalına ulaşılamadığını görüşü ön plana çıktı.

Erdoğan ve AKP’yle birlikte Cumhur İttifakı’nın ortakları MHP, BBP, Yeniden Refah Parti ile HÜDA PAR tarafından Kılıçdaroğlu’nu, CHP’yi ve Millet İttifakı’nı terör söylemleriyle hedef almasıyla başarıyı sağladığını da gündemdeydi. Bunun yanı sıra “Erdoğan’ın savunma sanayii atılımlarını tümüyle kendi varlığıyla anlamlandırması ve devlet değil AKP iktidarı politikası olarak sunduğu” görüşü de konuşuldu.

Savunma sanayii konusunda, Kılıçdaroğlu cephesince 14 Mayıs öncesinde yayımladığı videolu mesajıyla ve Bayraktar yönetimiyle polemik ile kampanyada doğru hamle yapılmadığı da tartışıldı.

CHP’nin “altı ok” logosundaki “milliyetçilik” ilkesini anımsatarak, Anadolu seçmenine yönelik yeni söylemler kullanacağı ve Cumhuriyet’in savunucusu, Kurtuluş’un partisi olduğunu öne çıkaracağı kaydedildi.

Tuncay Özkan da, CHP’nin özellikle AKP’nin kendi listelerinden TBMM’ye taşıdığı HÜDA-PAR’ın Hizbullah ile ilişkisini artık hep hatırlatacağını belirterek, geçmişteki AKP – Fethullah Gülen cemaati ilişkisini de anımsattı. Özkan, “Terör örgütleriyle yaratılan algıyı değiştireceğiz. AKP yemin etmeyecek milletvekili soktu meclise. Siz teröristlerle mücadele etmeyeceksiniz diyenler, parlamentoya teröristleri soktular. Bundan sonra güvenlik kaygısı taşıyan seçmenlerle buluşacağız” diye konuştu.

Millet İttifakı’nın rolüne ilişkin tartışma derinleşecek mi?

Millet İttifakı’nın ayrıca liderler düzeyinde yarın saat 15.00’te CHP’de buluşacağı da ilerleyen saatlerde aktarıldı. Millet İttifakı’nın liderleri tarafından ikinci tur seçime nasıl yaklaşılacağı yanı sıra TBMM’de neden 301 sandalye çoğunluğuna ulaşılamadığına ilişkin detaylı değerlendirme yapılması bekleniyor. Liderler, yarın kendi parti içlerindeki tartışma ve eleştirileri yarın masaya getirecek görünüyor.

İYİ Parti cephesi, oy sayım süreçlerine ilişkin açıklamalar dışında sonuçlar konusunda sessizliğini korudu. İYİ Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu’nun ise yarın saat 14.00’te kameralar karşısına geçeceği bilgisi paylaşıldı.

CHP içerisinde ise İYİ Parti’nin ve Lideri Meral Akşener’in Kılıçdaroğlu’nun adaylığına karşı çıkması ve kısa süreli de olsa masadan kalkmasıyla ittifak enerjisi ve oylarında gerileme olduğu görüşü var. CHP yönetimi ve teşkilatları, İYİ Parti’nin Kılıçdaroğlu’na ikinci turda koşulsuz destek vermesi gerektiğiyle ile CHP listesinden TBMM’ye taşınmakta olan Saadet Partisi, DEVA Partisi, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi’nin 14 Mayıs sürecinde ne derece rol oynadığını da tartışıyor.

İYİ Parti’de ise, Kılıçdaroğlu’nun adaylığıyla ilgili tartışma yeniden kulislerde alevlenmeye başlamış gibi.

Demokrat Parti’de ise Genel Sekreter Serhan Yücel’in istifa kararı söz konusu ancak bu istifa seçim sonuçlarıyla ilgili değil partide sürece yaklaşım, CHP’yle yapılan vekil listesi ortaklığı ve “Millet İttifakı’ndaki iktidar olacağız” iddiasıyla yapılan bakanlık dağılımı konuşmalarına tepki olarak yorumlandı.

Paylaşın

WSJ: Yatırımcılar Seçimler Sonrası Sorunların Artacağını Tahmin Ediyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Wall Street Journal gazetesinin Türkiye’deki seçimlerin Türk ekonomisine olan yansımalarını ele alan haberine göre de yatırımcılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomiye “geçici mali tamiratlarla yaptığı yamaların etkisini yitireceğini” ve ekonomideki sorunların seçim sonrası artmaya başlayacağını düşünüyor.

Gazetenin görüş aldığı yatırım yönetimi firması FIM Partners uzmanı Francesc Balcells, “Şartlar şu anda çok kötü, daha önce olduğundan da kötü. Türkiye’de oyun hep delikleri tıkamak üzerine kuruldu. Ancak şapkadan bir yere kadar tavşan çıkarabilirsiniz. Önünde sonunda elinizdeki numaralar tükenir” dedi.

Düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi’nden Brad Setser da “Türkiye’nin şu anda gerçek bir krizi tetikleyebilecek iki zafiyeti var: Birincisi, rezervlerini tüketme olasılığı, elindeki para bitebilir. Diğeri de ciddi miktardaki banka mevduatlarının Türkiye dışına kayması” şeklinde konuştu.

Brad Setser, Körfez Arap ülkelerinin Türkiye’deki mevduatları hakkında da, “Bir noktada özellikle Türkiye’de mevduatı bulunan Körfez ülkelerinin, paralarını sahiden de geri alıp alamayacakları konusunda telaşlanmaya başlamalarını beklerim. Sadece mali temelden bakıldığında Türkiye’ye para yatırmaya devam etmek kesinlikle riskli olabilir” dedi.

Reuters seçimler sonrası Türk piyasalarındaki gerilemeyi değerlendirdi

Reuters haber ajansı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidarını ve olağandışı ekonomi politikalarını üçüncü bir on yıla uzatacağı beklentilerinin yatırımcılar arasında artması üzerine, devlet tahvilleri ve şirket tahvilleri ile bankacılık hisselerinde seçim sonrası ikinci günde de yoğun satışlar gerçekleştiğini bildirdi.

Erdoğan’ın Pazar günü yapılan seçimde beklenenden daha iyi bir sonuç alması sonrasında Türkiye’nin kredi risk primi de yükseldi.

Özel bankacılık şirketi TS Lombard’dan gelişmekte olan piyasalar makro strateji sorumlusu Jon Harrison, “Batılı fon yöneticilerinin gördüğü kadarıyla piyasalar şimdi eski hükümetin geri geleceği ve Türkiye’yi neredeyse yatırım yapılamaz hale getiren politikaların devam edeceği olasılığının artmasına tepki gösteriyor” dedi.

Seçimden önce kamuoyu yoklamaları, Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun seçimin galibi olacağını öngörmüş, yatırımcılar da Kılıçdaroğlu’nun, lirayı sabit tutmak için yüksek maliyetli müdahalelerde bulunmak dahil Erdoğan’ın ekonomi politikalarını kaldıracağı beklentilerini yükseltmişti.

Uzmanlar, liranın son bir yıldır Türk yetkililer tarafından giderek daha fazla kontrol edildiğine işaret ediyor. Bugün dolar, lira karşısında 19,7175’ten işlem görse de yılın en düşük seviyesi olan 19,80’a yaklaştı.

Uzun vadeli dolar cinsinden devlet tahvilleriyse sabit gelir piyasalarındaki en büyük düşüşü gördü. Kilit şirket ve bankacılık sektörü bonoları da düşüş eğilimi gösterdi.

Hükümetin 2045 yılı vadeli tahvili 1,5 sent gerileyerek 73 sentin hemen altından işlem gördü. Elektronik işlem platformu Tradeweb verilerine göre bu, Şubat sonunda bu yana görülen en düşük seviye oldu. Dün de aynı tahvillerde 7 sentten fazla gerileme olmuştu.

Beş yıllık kredi risk primi (CDS) ise 652 baz puana yükseldi. Bu da dün piyasaların kapanışına kıyasla 18 baz puanlık, seçim öncesi Cuma gününe kıyaslaysa 160 baz puanlık artışa işaret ediyor.

Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, “Türkiye’nin sonuçlanmayan cumhurbaşkanlığı seçimi siyasi ve ekonomik belirsizliği en az ikinci tura kadar taşıyacak” dedi.

Fitch, “Türkiye’nin B-negatif kredi notu üzerindeki baskı açısından bakıldığında seçim sonrasında politikanın daha güvenilir ve istikrarlı hale gelip gelmeyeceğine odaklanacağız” ifadelerini kullandı.

Seçimlerden önceki hafta iktidar değişikliği umuduyla yükselen bankacılık hisseleri yüzde 8 daha değer kaybetti. Böylelikle bankacılık hisselerinin seçimden bu yana uğradığı kayıp yüzde 20’ye yaklaştı.

Dün, Şubat ayı başından bu yana en büyük günlük kaybı yaşayan ve yüzde 6,1’lik düşüş kaydeden BİST, bugün çoğunlukla sabit seyirdeydi. Ancak yine de kimileri, BİST’te düşüş baskısı olabileceği uyarısında bulundu.

Yapı Kredi ve Akbank hisseleri, yüzde 9’dan fazla değer kaybederken Koç Holding, BİM ve Coca Cola İçecek de kayba uğradı.

Koza Madencilik, ticari ve askeri araç imalatçısı Otokar ve çelik üreticisi Kardemir, yüzde 1,51 ila yüzde 4,16’lık yükseliş oranlarıyla BİST-100 endeksinin en çok kazananları arasında yer aldı.

Mali hizmetler firması SEB’nin gelişmekte olan piyasalar baş stratejisti Erik Meyersson, “Devam eden sermaye kontrolları ve etkili döviz müdahaleleri sürdürülebilir olmasa da Türk varlıklarının fiyatları açısından daha az çalkantı anlamına gelebilir” dedi.

Meyersson, “Bununla beraber döviz politikasının sürdürülemez olması son derece olumsuz ve hükümetin en azından ciddi bir kısmi politika değişikliği olmaması durumunda Türk varlıklarının fiyatlarında bir yıl içinde keskin bir ayarlama olasılığını göz ardı edemeyiz” ifadesini kullandı.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın