Eski İYİ Partili Çıray’dan Meral Akşener’e Sert Sözler

İYİ Parti’den istifa eden Aytun Çıray, Meral Akşener’in kurultaydaki sözlerine ilişkin, “Çocukken torunlarından biri çok bağırıp çağırdığında anneannem ‘Suç bastırıyor’ derdi. İçinde vizyon ve misyon olmayan Kurultay konuşması ciddiye alınmaz. Zaten delege de ona, yakın çevresinin üzerini çizerek cevap verdi. Düşünebiliyor musunuz; grubunda alevi olmayan, vali büyükelçi ve sürekli anayasa tartışılacak bir ülkede yetkin anayasacı olmayan parti Türkiye’yi yönetmeye tali olabilir mi? Meral Hanım siyasi canlı bomba gibi davrandı” ifadelerini kullandı.

Akşener’in 15 milletvekili için ‘Hayatımın en büyük pişmanlığı’ sözlerini de eleştiren Çıray, “Aslında hayatımın en büyük mutluluğu demeliydi; çünkü ’15 milletvekili olayı’ gerek kendisinin liderliği gerekse İYİ Parti için siyasi partiler tarihimizde benzeri görülmemiş bir imkan kapısı açmıştı. Ama Sevgili Balbay’ın deyişiyle siyasi tarihimizin ‘en büyük insan öğütücüsü’ olunca olağanüstü fırsatlar bozuk para gibi harcanıyor” dedi ve ekledi:

“ize de eşine rastlanmamış bu başarısızlığı perdelemek ve örtmek için bir dramayı abartılı mimikler ve vücut dili eşliğinde, esasen ‘kuyruk siyaseti’ gibi liderlik kapasitenizin sorgulanmasına yol açacak ibarelerle acıklı bir liderlik parodisi sahnelemek kalıyor… Hem yıllar öncesine dayalı var olduğunu zannettiğim dostluğumuz nedeni ile kendisi adına, hem de herkesin emeği olan İYİ Parti adına çok üzüldüm.”

Cumhuriyet’ten İklim Öngel’e konuşan Aytun Çıray, CHP’den ayrılarak İYİ Parti’nin kuruluşu sürecinde yer almasını anlattı. 7 Haziran-1 Kasım seçimlerini hatırlatan Çıray, “İşte bu süreçte AKP’nin boşalttığı yerde yeni bir merkez parti ihtiyacı iyice belirginleşti. Siyasi yelpazedeki boşluk Sayın Kılıçdaroğlu’nun da dikkatinden kaçmıyordu. Bu düşüncemi Sayın Akşener ile 7 Haziran-1 Kasım seçimleri arasındaki dönemde paylaştım” dedi. Çıray, şöyle devam etti:

“Biliyorsunuz o arada bir de kalkışma oldu. Ardından Sayın Akşener ve bir grup arkadaşı MHP’de olağanüstü kurultayı toplamak istediler, başaramadılar. Öyle olunca yeni bir parti kurmanın şartları oluştu. Hatta kendini dayattı. Çünkü; MHP’nin de AKP’nin yanında yer alması ile birlikte CHP adeta kuşatılmıştı. Bunu 16 Nisan 2017 anayasa referandumunda herkes gözlemledi. Artık tarihsel ve dayatılan konjonktür gibi nedenlerle CHP’nin tek başına bu kurguyu bozması adeta imkânsızdı. “O halde efendim” dedim Sayın Kılıçdaroğlu’na “Demirel’in dediği gibi ‘halin icabını’ yapmama, Sayın Akşener öncülüğünde yeni kurulacak partiye destek vererek onu MHP küskünleri partisi görüntüsünden çıkarmaya katkı vermeme izin verir misiniz?” Verdi. Bu her babayiğidin yapabileceği bir şey değildir. Eleştiriye açıktır ve cesaret ister.”

Kılıçdaroğlu’nun “hayır” demesi durumunda “asla gidemezdim” diyen Çıray, “Öylesi kendi ahlâk anlayışıma ve CHP’ye ihanet olurdu. İzni için kendisine Türkiye adına minnettarım. Sonuç itibarı ile İYİ Parti bir fonksiyon icra etti. Büyük şehirlerin alınmasında en büyük faktör olan psikolojik bariyeri kırdı. Detaylar bir kitap çalışmasının konusudur. Sorunuza cevap vermeden önce bunları niye anlattım? Birincisi; son zamanlarda Kemal Bey’e eleştiri dozunu aşan yorumlar nedeniyle, ikincisi ülkesi yerine kendi çıkarlarını düşünen bir siyasinin yeni kurulacak ve ne olacağı belli olmayan bir partiye gitmek yerine idare-i maslahatçı bir tutum ile davranabileceğini anlatmak için. Çünkü o sırada ne CHP’nin Sayın Genel Başkanı ile ne de saygıdeğer CHP tabanı ile en ufak bir sorunum yokken ülke çıkarı için bir yola çıktım” diye konuştu.

“O kurultay bir tasfiye operasyonuydu”

Yİ Parti’de kırılma noktasının 2020 Eylül’ünde yapılan Kurultay olduğunu söyleyen Çıray, şunları söyledi: “Sayın Akşener, kendi önerisi olan bir GİK listesine sözde destek istedi. Ardından pusulalar yayılarak Sayın Akşener’in listesinden oy verilmemesi gerekenler telkin edildi. Oylama başlamadan bu konuda kendisini uyarmama rağmen müdahale etmedi. Özellikle ben ve Ümit Özdağ hedeflenmiştik. Niye? Bu sorunun cevabı sadece bizim için değil bence Türk siyasetinin yönü için de önemli. Niye? Ertesi günü bu konuda kendisi ile görüştüm. ‘Haberim yok’ dedi. Ama o Kurultay İYİ Parti’ye çok zarar verdi. Evet o Kurultay bir tasfiye operasyonuydu. Ama niye? Bir lider partiyi birlikte kurduğu ana ekibini niye sürekli tasfiye eder.”

“Seçim arifesindeki istifanızın ardından size ‘adaylık sıranızı beğenmediğiniz’ yönündeki eleştiriler yönetildi” sorusuna ise Çıray, “Böyle derdi olan bir siyasetçi niye CHP gibi kurumsal bir partiyi bırakıp, ne olacağı belli olmayan bir maceraya girsin? Ayrıca Sayın Akşener beni kendisine başdanışman olarak atarken, ‘Sana 1999’dan bir borcumuz var, bu defa seçilme garantin benim’ demişti. Ayrıca neden Gaziantep, Kocaeli, Sakarya ve Muğla gibi illerde temayül yapılmadı? Yahu İdris Naim Şahin gibi yargılanması gereken biri veya sosyal medyadaki küfürlerini okurken utanılan diğeri bu partinin hangi kurucusundan, neferinden daha önde gelebilir? Niye?” diye yanıt verdi.

Çıray, istifa kararını ise şöyle anlattı: “FETÖ’yü yıllarca devlet adına takip etmiş olan bir ilahiyatçıdan aldığım mesaj ve ömrünü devletin istihbaratına adamış bir Polis Müdürü de etkili oldu. FETÖ’den yargılanması gerekenlere ve birtakım tufeylilere listelerde yer verileceğini öğrenmem kararımı kesinleştirdi. Başka çok güçlü siyasi gerekçeler de var tabii… İlahiyatçı bana gönderdiği haberde ‘Siz listelerde olmayacaksınız, FETÖ öyle istiyor’ dedi.

Polis müdürü ise bilinen biri. Bir tweet attı ve ‘Ben siyasi mesaj atmıyorum ama ilk kez yazıyorum, bu kişiler aday gösteriliyor’ dedi. Ben FETÖ komisyon üyesiyken söz ettiğim eski emniyet genel müdür muavini komisyona geldi ve kendisini dinledik. ‘İdris Naim Şahin’in atadığı emniyet müdürlerinin 74’ü FETÖ’cü çıktı’ diye anlattı. Düşünebiliyor musunuz? Bunun üzerine soruyorum, ‘Nasıl olur da yargılanmaz bu adam’. Kendisi siyasete karışmak istemediği için isim söylemiyorum.”

Yeni bir parti kurma düşüncesi olmadığını ancak merkezde boşluğun doldurulamadığını söyleyen Çıray, “Mahalli seçimler turnusol kâğıdı olacak” dedi.

“Siyasi canlı bomba gibi davrandı”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, kurultaydaki konuşmasında “hesaplaşacağız” demişti. Akşener’in bu sözlerini yorumlayan Çıray, “Çocukken torunlarından biri çok bağırıp çağırdığında anneannem ‘Suç bastırıyor’ derdi. İçinde vizyon ve misyon olmayan Kurultay konuşması ciddiye alınmaz. Zaten delege de ona, yakın çevresinin üzerini çizerek cevap verdi. Düşünebiliyor musunuz; grubunda alevi olmayan, vali büyükelçi ve sürekli anayasa tartışılacak bir ülkede yetkin anayasacı olmayan parti Türkiye’yi yönetmeye tali olabilir mi? Meral Hanım siyasi canlı bomba gibi davrandı” dedi.

Akşener’in 15 milletvekili için ‘Hayatımın en büyük pişmanlığı’ sözlerini de eleştiren Çıray, “Aslında hayatımın en büyük mutluluğu demeliydi; çünkü ’15 milletvekili olayı’ gerek kendisinin liderliği gerekse İYİ Parti için siyasi partiler tarihimizde benzeri görülmemiş bir imkan kapısı açmıştı. Ama Sevgili Balbay’ın deyişiyle siyasi tarihimizin ‘en büyük insan öğütücüsü’ olunca olağanüstü fırsatlar bozuk para gibi harcanıyor.

Size de eşine rastlanmamış bu başarısızlığı perdelemek ve örtmek için bir dramayı abartılı mimikler ve vücut dili eşliğinde, esasen ‘kuyruk siyaseti’ gibi liderlik kapasitenizin sorgulanmasına yol açacak ibarelerle acıklı bir liderlik parodisi sahnelemek kalıyor… Hem yıllar öncesine dayalı var olduğunu zannettiğim dostluğumuz nedeni ile kendisi adına, hem de herkesin emeği olan İYİ Parti adına çok üzüldüm” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Son Altı Ayda Dış Ticaret Açığı 61,5 Milyar Dolar

2023 yılı Ocak – Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 1,8 oranında azalarak 123 milyar 377 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 4,3 oranında artarak 184 milyar 795 milyon dolar oldu. 6 Aylık dış ticaret açığı 61 milyar 418 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.

Haber Merkezi / Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 10,5 oranında azalarak 20 milyar 901 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 16,8 oranında azalarak 26 milyar 297 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 14,1 oranında azalarak 47 milyar 198 milyon dolar oldu.

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülke Almanya olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülke Çin olarak kayıtlara geçti.

Ticaret Bakanlığı, Haziran 2023 Dış Ticaret verilerini açıkladı. Buna göre, haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracat, yüzde 10,5 oranında azalarak 20 milyar 901 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 16,8 oranında azalarak 26 milyar 297 milyon dolar, dış ticaret hacmi, yüzde 14,1 oranında azalarak 47 milyar 198 milyon dolar olarak kaydedildi.

2023 yılı Ocak-Haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre; İhracat, yüzde 1,8 oranında azalarak 123 milyar 377 milyon dolar, ithalat ise, yüzde 4,3 oranında artarak 184 milyar 795 milyon dolar, dış ticaret hacmi ise, yüzde 1,7 oranında artarak 308 milyar 172 milyon dolar oldu.

Haziran ayında geçen yılın aynı ayına göre; İhracatın ithalatı karşılama oranı 5,6 puan artarak yüzde 79,5 oldu. Enerji verileri hariç tutulduğunda, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2,5 puan azalarak yüzde 90,6 olarak gerçekleşirken, enerji ve altın verileri hariç tutulduğunda ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı 0,5 puan artarak yüzde 98,4 olarak kayıtlara geçti.

İhracatta Almanya, ithalatta Çin zirvede

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Almanya (1 milyar 780 milyon dolar), ABD (1 milyar 330 milyon dolar) ve İngiltere (1 milyar 12 milyon dolar) olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülkeler sırasıyla; Çin (3 milyar 818 milyon dolar), Rusya Federasyonu (2 milyar 981 milyon dolar) ve Almanya (2 milyar 12 milyon dolar) oldu.

Haziran ayında en fazla ihracat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (8 milyar 765 milyon dolar), Yakın ve Ortadoğu Ülkeleri (3 milyar 567 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (3 milyar 285 milyon dolar) olurken, en fazla ithalat yaptığımız ülke grupları sırasıyla; Avrupa Birliği (AB-27) (7 milyar 856 milyon dolar), Asya Ülkeleri (7 milyar 212 milyon dolar) ve Diğer Avrupa Ülkeleri (5 milyar 153 milyon dolar) oldu.

Haziran ayında sektörlere göre ihracatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 95,2 (19 milyar 896 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 2,8 (583 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 1,5 (318 milyon dolar) olurken, sektörlere göre ithalatın payı sırasıyla; İmalat Sanayi yüzde 82,1 (21 milyar 588 milyon dolar), Madencilik ve Taş Ocakçılığı sektörü yüzde 10,6 (2 milyar 789 milyon dolar), Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık sektörü yüzde 4,8 (1 milyar 259 milyon dolar) oldu.

Paylaşın

ENAG Duyurdu: Enflasyon Yüzde 108,58

ENAG’a göre, enflasyon haziran ayında bir önceki aya göre yüzde 8,54, geçen yılın aynı dönemine göre 108,58 arttı. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 50,53 olarak kaydedildi.

Haber Merkezi / Akademisyen ve ekonomistlerden oluşan bağımsız Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), Haziran ayına ilişkin enflasyon rakamlarını açıkladı.

ENAG verilerine göre, Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Haziran ayında yüzde 8,54 oldu. E-TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 108,58 olarak gerçekleşti. Ocak-Haziran dönemi enflasyon oranı ise yüzde 50,53 oldu.

ENAG, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) alt grupları gösterge olarak alındığına aylık bazda az artışın yüzde 0 ile sağlık kaleminde gerçekleştiğini bildirdi. ENAG’a göre Haziran ayında enflasyonun en yüksek olduğu kalem ise yüzde 19,03 ile lokanta ve oteller oldu.

Lokanta ve otelleri, yüzde 15,96 ile ulaştırma ve yüzde 10,82 ile ev eşyası takip etti. Gıda ve alkolsüz içecekler fiyatlarındaki aylık artış ise yüzde 5,10 olarak kaydedildi.

ENAG, mayıs ayına dair yıllık ve Ocak-Mayıs dönemi enflasyon oranlarını doğal gaz fiyatının sabit kaldığı ve sıfır olarak alındığı varsayımlarına göre açıklamıştı.

Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında değişmediği varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 7.35 artmıştı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 109.01 olarak gerçekleşmişti.

Doğal gaz fiyatının Mayıs ayında 0 lira olduğu varsayımına göre, tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Mayıs ayında yüzde 5.68 arttı. TÜFE’nin son 12 aylık artışı yüzde 105.45 olarak gerçekleşmişti.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ise mayıs ayında tüketici fiyat endeksindeki değişimin bir önceki aya göre yüzde 0,04, bir önceki yılın aynı ayına göre ise yüzde 39,59 olduğunu açıklamıştı.

İstanbul Ticaret Odası da (İTO) , İstanbul’daki 12 aylık enflasyonu yüzde 55,19 olarak açıklamıştı.

Paylaşın

Erkan: Merkez Bankası’nın Birinci Önceliği Fiyat İstikrarı Ve Enflasyon

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan, faiz artışı kararının ardından bankacılarla görüşmüştü. Erkan’ın gelecekte izlenecek politikalara ilişkin altını çizdiği başlıklar bankacıları umutlandırmış.

Hafize Gaye Erkan, TCMB’nin birinci ve temel önceliğinin fiyat istikrarı ve enflasyon olacağını vurgulamış. Bankaları bunaltan ihtiyati tedbirlerin aşama aşama sadeleştirileceğini duymak da bankacıları sevindirmiş. Erkan’ın kurların aşağıda tutulmasını sağlamaya yönelik rezerv satışının son bulduğunu kesin bir dille ifade etmesi de dikkati çekmiş.

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kamuoyuna açık ilk sunumunu 27 Temmuz’da İstanbul’da yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklarken yapacak. Enflasyonla mücadele ve para politikası yaklaşımı merak edilen Erkan da önceki enflasyon raporu toplantılarında olduğu gibi ekonomistlerin ve ekonomi gazetecilerinin sorularını yanıtlayacak.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Hafize Gaye Erkan, faiz artışı kararının ardından bankacılarla gerçekleştirdiği toplantıda, para politikasında radikal değişikliklere gidileceğine ilişkin mesajlar verdi.

Ekonomim gazetesinin edindiği bilgiye göre, birinci önceliğin enflasyonla mücadele olduğuna işaret eden Erkan’ın, toplantıda güçlü TL’ye vurgu yapan tutumu dikkat çekti.

Önümüzdeki günlerde para politikası kapsamında atılacak adımlara ilişkin açıklamalarda bulunan Gaye Erkan’ın, döviz kurunu baskılama amaçlı “makro ihtiyati önlemler”in de kademeli olarak kaldırılacağını söylediği öğrenildi.

Öte yandan, Bakan Şimşek’in geçen haftaki açıklamasında işaret ettiği TCMB rezervlerindeki artışın, döviz satışının sonlandırılmasını teyit ettiği belirtiliyor.

“Testi keşke TL’ye yönelerek yapsaydınız”

Kaynakların verdiği bilgiye göre TCMB Başkanı Erkan, faiz artışı kararının hemen ardından bazı özel bankaların döviz alımına yönelmelerine de sitemde bulundu.

Erkan bankacıların “Gelen talepleri kullanarak test etmek istedik” sözlerine, “Keşke testi TL’ye yönelerek yapsaydınız; döviz alım taleplerini faiz kararından birkaç dakika sonra değil, zamana yayarak karşılasaydınız” karşılığını verdi.

Toplantıda, TCMB Başkanı Erkan’ın gelecekte izlenecek politikalara ilişkin altını çizdiği başlıklar bankacıları umutlandırmış. Erkan, TCMB’nin birinci ve temel önceliğinin fiyat istikrarı ve enflasyon olacağını vurgulamış. Bankaları bunaltan ihtiyati tedbirlerin aşama aşama sadeleştirileceğini duymak da bankacıları sevindirmiş. Erkan’ın kurların aşağıda tutulmasını sağlamaya yönelik rezerv satışının son bulduğunu kesin bir dille ifade etmesi de dikkati çekmiş.

Son dönemde yürürlüğe konulan 200’ün üzerinde bankacılık düzenlemesinin karlılıklarını düşürdüğünden yakınan bankacılar, reel sektör kredileri konusunda özeleştiri de yapmışlar. Erkan’ın reel sektörün finansman sorununun çözümü yaklaşımı üzerine bankacılar, “Evet, reel sektöre kredi veremedik. Krediler, KKM karşılığı verilenlerle sınırlı kaldı” demişler. Özel bankalar, “Kamu bankaları vergi topluyor, biz toplayamıyoruz” yakınmalarını da Başkan Erkan’a iletmişler.

Enflasyon raporu sunumu 27 Temmuz’da

Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan kamuoyuna açık ilk sunumunu 27 Temmuz’da İstanbul’da yılın üçüncü enflasyon raporunu açıklarken yapacak. enflasyonla mücadele ve para politikası yaklaşımı merak edilen Erkan da önceki enflasyon raporu toplantılarında olduğu gibi ekonomistlerin ve ekonomi gazetecilerinin sorularını yanıtlayacak.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Zafer Partisi’nden CHP’ye Yeşil Işık

31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde nasıl şekilleneceği siyaset kulislerinde konuşulmaya başlandı. 28 Mayıs’ta yapılan cumhurbaşkanlığı seçiminde Millet İttifakı adayı Kılıçdaroğlu’nu destekleyen Zafer Partisi, yerel seçimlerde de ‘CHP ile işbirliğine’ yeşil ışık yaktı.

Zafer Partili yetkililer, yerel seçimler sürecinde salt CHP ile değil diğer partiler ile olası bir işbirliği için partinin taviz vermeyeceği ilkeleri şöyle sıralıyor:

“Her şey olabilir ancak burada önemli olan şey, ilkeleri korumak ve o ilkelerden taviz vermemek. Biz, bazı ilkelerden asla taviz vermeyiz. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Atatürk çizgisindeki milliyetçilikten taviz vermeyiz. Vatanın bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyiz.

Tarikat ve cemaatlere karşı olduğumuzu zaten defalarca kamuoyu ile de paylaştık. Anayasanın ilk 4 maddesini kesinlikle tartışmaya açtırmayız. Bu ilkeler çerçevesinde, bu ilkelerden taviz vermeden bizimle işbirliği içinde olmak istenirse, tabii ki olabilir. Şu an bunları söylemek için erken ama ilkeler ön koşulumuz.”

Zafer Partisi, 14 Mayıs’taki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde ATA İttifakı’nın ortak cumhurbaşkanı adayı Sinan Oğan’ı destekleme kararı almıştı. Ancak seçimlerin ikinci tura kalmasının ardından ittifakın ortak adayı Oğan, 28 Mayıs’taki seçimlerde ise Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısında Cumhur İttifakı’nın ortak adayı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıklamıştı. Zafer Partisi ise ikinci turda Kılıçdaroğlu’na destek vereceklerini duyurmuştu.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turundan itibaren CHP ile Zafer Partisi arasında gelişen diyaloğun, 31 Mart 2024’te yapılacak yerel seçimlerde nasıl şekilleneceği siyaset kulislerinde konuşulmaya başlandı.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun haberine göre, HDP’nin de her ilde kendi adayı ile yerel seçimlere katılacağını açıklamasının ardından Zafer Partisi’nin “CHP ile bir işbirliği yapıp yapmayacağı” tartışılmaya başlandı.

Zafer Partisi yetkilileri, Cumhurbaşkanlığı seçimleri döneminde gelişen sürecin “CHP ile yerel seçimlerde olası bir işbirliğine dönüşme evresine yeşil ışık yaktı.” Ancak Zafer Partisi, CHP ile olası bir işbirliği için kırmızı çizgilere işaret ediyor.

‘Cemaatlere karşıyız’

Zafer Partili yetkililer, yerel seçimler sürecinde salt CHP ile değil diğer partiler ile olası bir işbirliği için partinin taviz vermeyeceği ilkeleri şöyle sıralıyor:

“Her şey olabilir ancak burada önemli olan şey, ilkeleri korumak ve o ilkelerden taviz vermemek. Biz, bazı ilkelerden asla taviz vermeyiz. Atatürk’ten taviz vermeyiz. Atatürk çizgisindeki milliyetçilikten taviz vermeyiz. Vatanın bölünmez bütünlüğünden taviz vermeyiz.

Tarikat ve cemaatlere karşı olduğumuzu zaten defalarca kamuoyu ile de paylaştık. Anayasanın ilk 4 maddesini kesinlikle tartışmaya açtırmayız. Bu ilkeler çerçevesinde, bu ilkelerden taviz vermeden bizimle işbirliği içinde olmak istenirse, tabii ki olabilir. Şu an bunları söylemek için erken ama ilkeler ön koşulumuz.”

Paylaşın

HDP’de “Yerel seçimler” İçin Kritik Tarih Ekim

Meclis çalışmalarını Yeşil Sol Parti (YSP) atında yapan Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) 2024’te yapılacak yerel seçimlere ilişkin alacağı karar, siyasetin önemli gündem başlıkları arasındaki yerini koruyor.

HDP Eş Genel Başkan Pervin Buldan, yerel seçimlerde, “büyükşehirler başta olmak üzere bütün illerde aday çıkaracaklarını” açıklaması da, siyaset kulisleri hareketlendirmiş durumda.

Partide, yerel seçimlere yönelik özel gündemli görüşmelerin yapılmadığı, “her ilde aday çıkarılması yönünde bir parti kararı bulunmadığı” öğrenilirken, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçim sürecinin noktalanmasının ardından hedefine ulaşamadığını açıklayan, ardından özeleştiri sürecine giren HDP’de kongre takvimi işletiliyor.

Başta eş genel başkanlar olmak üzere parti yönetiminin büyük oranda değişeceği HDP’de daha sonra yerel seçimler için aday belirleme çalışmaları hız kazanacak.

Birgün’de yer alan habere göre; Partinin kongreden sonra 81 ildeki adaylarını belirleyeceği ancak bazı büyükşehirler için son kararın kongre sonrası verebileceği iddia edildi. Ancak parti yönetimi, bu durumu düşük bir ihtimal olarak değerlendiriyor.

Seçimlerdeki başarısızlığı kabul eden isimler arasında yer alan ve tabanın sesinin yeterince dinlenmediğini kaydeden HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, yerel seçimler hakkında yaptığı açıklamada, “İktidar bir kez daha devletin bütün imkanlarını kullanmaya çalışacak.

Biz de, bütün illerimizde büyükşehirler başta olmak üzere her yerde adaylarımızı çıkararak bu mücadelenin içerisinde varlığımızı ve mücadelemizi bir kez daha ispat etmek üzere, bu seçimlerde iyi bir çalışma temposuyla büyük bir başarı elde etmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Pervin Buldan’ın bu açıklaması, özellikle Millet İttifakı tarafından yönetilen belediyelerin iktidar tarafından kazanılabileceği yorumlarına neden oldu.

Büyük kongre için çalışmalarını yürüten HDP ise “tabanın sesine kulak verecek.” Edinilen bilgiye göre özellikle cumhurbaşkanı adayı belirlemeyen ve bu nedenle oy kaybına uğradığı öne sürülen partide, bu kez adaylar kesin olarak belirlenecek. Bu kararda özellikle son yerel seçimden sonra HDP’li belediyelere atanan kayyumlara sessiz kalan Millet İttifakı’nın rolü olduğu da bildirildi.

Kapatma davası

HDP’nin bir diğer önemli gündem maddesi, yeni parti. Seçimlere Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi çatısı altında giren parti yönetimi, kongre sürecine kadar HDP ile mi yola devam edeceklerini yoksa ismini değiştirerek Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’ne mi geçiş yapacaklarını belirleyecek. Kapatma davası nedeniyle HDP’nin geri planda kalabileceği ifade edildi.

Paylaşın

Gıda Enflasyonu: Türkiye, Dünyada 10. Sırada

Türkiye, gıda enflasyonunda dünya genelinde 10. sırada yer aldı. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Venezuela, Lübnan, Zimbabve, Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Türkiye’de tarımsal girdi enflasyonu nisan ayında bir önceki aya göre yüzde 0,63, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 9,74, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 40,20 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 97,43 artmıştı.

Aynı dönemde tarım üretici enflasyonu bir önceki aya göre yüzde 2,14 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 20,24 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 50,79 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 120,64 olmuştu.

Dünya Bankası’nın en son 20 Haziran tarihinde güncellenen “Gıda Güvenliği” raporuna göre en yüksek gıda enflasyonu yıllık bazda yüzde 471 artış ile Venezuela’da gerçekleşti.

Mayıs ayında en yüksek ikinci gıda enflasyonu yüzde 350 ile Lübnan’da görülürken, Zimbabve yüzde 117 ile üçüncü sırada yer aldı.

T24’ün aktardığına göre TÜİK verilerine göre mayıs ayında gıda fiyatlarının bir önceki yıla göre yüzde 52 arttığı Türkiye ise kendine 10. sırada yer buldu. İlk 10’u oluşturan diğer ülkeler Arjantin, İran, Surinam, Mısır, Lao ve Sierra Leone oldu.

Endeksler yükseldi

Rapora göre son 2 haftada; tarım ve tahıl endeksi yüzde 4, buğday endeksi yüzde 7, mısır endeksi yüzde 3, pirinç endeksi ise yüzde 2 yükseldi.

Yıllık bazda bakıldığında ise mısır endeksi yüzde 20, buğday endeksi yüzde 3 geriledi. Ancak, son 1 yılda pirinç endeksi yüzde 10 yükseldi.

Dünya Bankası’na göre 5 Haziran itibarıyla 20 ülke 27 gıda ürününün ihracatı yasaklayan kararlar alırken, 10 ülke ise 14 ürünün ihracatını kısıtlayan kararları uygulamaya koydu.

Paylaşın

Türkiye Genelinde Ekmeğe Zam Yolda!

Ekmeğe zam tartışmalarına ilişkin konuşan Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, “Azami kilogram fiyatı 25 lira olan ekmeğin 35,5 lirayı geçmemesi yönünde öngörümüz var. Azami olarak 35,5 liranın üzerinde olmayacağını düşünüyorum.” dedi.

Halil İbrahim Balcı, açıklamasının devamında, temmuz ayı içinde peyderpey illerde bu fiyatın uygulanmaya başlayacağını belirterek, “Bazı vilayetlerde bu 200 gram 7 lira olarak uygulanır, bazı vilayetlerde 210 gram 7,5 lira olarak uygulanır. İle göre farklılık arz edebilir; ama 200-220 gram bandında değişiklik arz edebilir. Esnafımız bu fiyat farkını minimum seviyede tutmaya çalışırken sektörün aksayan yanlarını gidermeye çalışıyoruz.

200 gram ekmek 7 lira olduğunda 35 lira oluyor kilosu. Eğer 210 gram 7,5 lira olursa bu da 35,5 lira oluyor. 220 gram olursa o da 34,5 denk gelir. Azami 35,5 üzerinde olmaması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Benim bir fiyat söylemem doğru olmaz; ancak 35 liranın üzerinde olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim” ifadelerini kullandı.

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı Türkiye genelinde ekmek fiyatlarının Temmuz ayı başından itibaren 7 ile 7,5 lira arasında olacağını açıkladı.

Milli Gazete’nin haberine göre Ankara’daki Federasyon genel merkezinde açıklama yapan Balcı, “2022 yılında ekmek fiyatlarının 10 lira olacağı söylendi. Ancak biz tüm olumsuzluklara rağmen ekmeği 5 liradan sattık” dedi ve şunları söyledi:

“Hiç fırıncılık yapmayan, dernek adı altında olan kişiler, ‘ekmek 10 lira olacak’ söylemlerini tekrar gündeme getirmeye başladılar. Bunun yanında uncular da ekmek fiyatlarını konuşmaya başladı. Bu mesleği icra etmeyen, açıklama yapma yetkisi olmayan insanların, halkımızın temel gıda maddesi olan ekmek konusunda bilgilendirme yapmasını doğru bulmuyoruz.

Un Sanayicileri Başkanı’nın da ekmek fiyatları konusunda açıklama yapması son derece yanlış. Onların yapacağı açıklamanın un fiyatları üzerinden olması gerekir. Yaptığımız çalışmalar neticesinde ekmek fiyatının 10 lira olması söz konusu değildir. Azami kilogram fiyatı 25 lira olan ekmeğin 35,5 lirayı geçmemesi yönünde öngörümüz var. Azami olarak 35,5 liranın üzerinde olmayacağını düşünüyorum.”

Balcı, temmuz ayı içinde peyderpey illerde bu fiyatın uygulanmaya başlayacağını belirterek, “Bazı vilayetlerde bu 200 gram 7 lira olarak uygulanır, bazı vilayetlerde 210 gram 7,5 lira olarak uygulanır. İle göre farklılık arz edebilir; ama 200-220 gram bandında değişiklik arz edebilir.

Esnafımız bu fiyat farkını minimum seviyede tutmaya çalışırken sektörün aksayan yanlarını gidermeye çalışıyoruz. 200 gram ekmek 7 lira olduğunda 35 lira oluyor kilosu. Eğer 210 gram 7,5 lira olursa bu da 35,5 lira oluyor. 220 gram olursa o da 34,5 denk gelir. Azami 35,5 üzerinde olmaması için çalışmalarımızı yapıyoruz. Benim bir fiyat söylemem doğru olmaz; ancak 35 liranın üzerinde olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim” dedi.

Paylaşın

Buldan’ın “Yerel Seçimler” Açıklaması Siyaset Kulislerini Hareketlendirdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkan Pervin Buldan, 2024’te yapılacak yerel seçimlerde, “büyükşehirler başta olmak üzere bütün illerde aday çıkaracaklarını” açıklamasının ardından, siyaset kulisleri hareketlendi.

Partide, yerel seçimlere yönelik özel gündemli görüşmelerin yapılmadığı, “her ilde aday çıkarılması yönünde bir parti kararı bulunmadığı” öğrenilirken, parti kaynakları, tutumun kurultayın tamamlanmasının ardından netleşeceğini, partinin birinci gündeminin yerel seçimler olmadığını kaydediyor.

2019’daki durumun ise istisna olduğunu kaydeden parti yöneticileri, “Yerel yönetimlerde AKP’nin kaybetmesi ve kayyum siyasetine son verilmesi gibi ikili bir politika izledik. Bazı büyükşehirlerde aday göstermedik” yorumunu yaparken parti yönetimi ve örgütleriyle yapılan toplantılarda bir eğilimin oluştuğu ancak tartışma sürecinin henüz bitmediği aktarılıyor.

Meclis çalışmalarını Yeşil Sol’da yapacak HDP’den yerel seçimlere ilişkin gelen açıklamalar siyaset kulislerini hareketlendirdi.

Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş’ın, özellikle 2019’da aday çıkarılmayan büyükşehirlerde aday çıkarılabileceği yönündeki açıklamasının ardından kurultayda görevi bırakacak olan Eş Genel Başkan Pervin Buldan, “büyükşehirler başta olmak üzere bütün illerde aday çıkaracaklarını” duyurdu. 2019’daki seçimlerde muhalefetin kazanmasında kritik rol oynayan partilerden olan HDP’den gelen bu açıklamalar da tartışma yarattı.

Cumhuriyet’ten Sefa Uyar’ın aktardığına göre, partide, yerel seçimlere yönelik özel gündemli görüşmelerin yapılmadığı, “her ilde aday çıkarılması yönünde bir parti kararı bulunmadığı” öğrenildi. Parti kaynakları, tutumun kurultayın tamamlanmasının ardından netleşeceğini, partinin birinci gündeminin yerel seçimler olmadığını kaydediyor. Bu konuda halihazırda yorum yapmanın “erken olacağı” belirtiliyor.

Buldan’ın açıklamasına yönelik de “Her siyasi partinin aday göstermesi, olağan olanıdır, beklenenidir. Genel başkanın da söylediği şey bu. Alınan karar, bir görüşme yok. Bunun değişmesi istisnai durum, değişmemesi olağandır. Şu an için gündemimizde başka bir seçenek yok” değerlendirmesi yapılıyor.

“Tartışma süreci henüz bitmedi”

2019’daki durumun ise istisna olduğunu kaydeden parti yöneticileri, “Yerel yönetimlerde AKP’nin kaybetmesi ve kayyum siyasetine son verilmesi gibi ikili bir politika izledik. Bazı büyükşehirlerde aday göstermedik” yorumunu yaparken parti yönetimi ve örgütleriyle yapılan toplantılarda bir eğilimin oluştuğu ancak tartışma sürecinin henüz bitmediği aktarılıyor. Partinin görüşünün konferanslar ve büyük kurultayda şekillenmesi, kurultay sürecinin ardından yeni politikalarının ve kadrolarının şekillenmesiyle birlikte önceliğin yerel seçimlere verilmesi bekleniyor.

Paylaşın

Saadet, Gelecek ve DEVA Partisi’nden Erdoğan’ın “Yerel Seçimler” Planına Karşı Hamle

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti, 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde, başta Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor.

Erdoğan’ın yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söylemi AK Partinin büyükşehirleri geri almak için “muhalefeti bölme” stratejisi olarak yorumlanırken, DEVA Partisi, Gelecek ve Saadet Partisi, Erdoğan’ın yerel seçimler planına yanıt verdi.

1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Üç parti de yerel seçimlerde 14 ve 28 Mayıs genel seçimlerinde olduğu gibi “bir ittifakın oluşmayabileceğini” belirtirken büyükşehirler, iller, ilçeler ve beldeler özelinde muhalefet cephesinin “işbirliği ve dirsek teması modelinin devreye girebileceğini” vurguluyor. Aksi takdirde, Erdoğan’ın söz ettiği 1994 seçimlerinin bir benzerinin 2024’teki seçimlerde de yaşanabileceğine dikkat çekiliyor.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu; DEVA, Gelecek ve SP temsilcilerine “partilerinin yerel seçimlere ilişkin yaklaşımlarını” sordu. Açıklamalar şöyle:

Gelecek Partisi Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanı Selçuk Özdağ: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde 6 siyasi parti, yüzde 50+1 koşulu olduğu için bir araya geldi. Yerel seçimlerde ise en çok oyu alan kişi, belediye başkanı seçilecek. Bazı il, ilçe ve beldelerde partiler, bazılarında şahıslar, bazılarında ise hem parti hem de şahıslar güçlüdür. Muhalefet, ilçe ilçe, il il, belde belde şimdiden hazırlığını yapmalı. Bloklar doğru kurulmalı. Erdoğan, şunu söylüyor; ‘Muhalefet parçalansın, yerel seçimlerde blokları doğru kurmasın.

Ben buradan çıkarım; bunların iç kavgalarından yararlanırım.’ Muhalefet partileri özeleştirilerini hızlıca yapmalı, hesaplaşmasını ise seçim sonrasına bırakmalı. ‘Erdoğan’ın oyununa’ gelinmemeli. Biz bölünmeyeceğiz, kavga etmeyeceğiz. Gelecek Partisi olarak muhalefetin işbirliğinden yanayız. Muhalefet eğer 2019’da kazandığı belediyelere yenilerini ekleyemezse Türkiye’de bir daha muhalefet diye bir şey kalmaz. Konya, Balıkesir, Amasya, Samsun, Zonguldak gibi illeri de almalıyız.

“Anlayış birliği sürüyor”

Saadet Partisi Sözcüsü Birol Aydın: Bir bütün olmasa bile muhalefet çeşitli yerlerde, çeşitli büyükşehir, il, ilçe ya da beldelerde seçim işbirliği ve teması halinde seçime girecektir. Her ne kadar Millet İttifakı’nın ittifak hali 28 Mayıs itibarıyla bitmiş olsa da Türkiye’nin ortak sorunlarına ilişkin anlayış birliği devam etmektedir. Bu durumun yerel seçimlerde nereye evrileceğini söylemek şimdiden mümkün değil ama anlayış birliği devam ediyor.

“Ayrı hareket zarar”

DEVA Partisi Seçim İşleri Başkanı İdris Şahin: Erdoğan’ın 1994 seçimleri hususu doğru. Muhalefetteki dağınık görüntü devam eder ve her parti yerel seçimlerde, özellikle büyükşehirlerde ayrı ayrı seçimlere girmeye karar verirse büyük ihtimalle büyükşehirlerin, 2019’da CHP’nin kazandığı yerlerin çoğunluğunun kaybedilmesi tehlikesi ile karşı karşıya kalınır.

Her il, ilçe, büyükşehir, belde seçimleri ayrı ayrı değerlendirilmeli, ayrı birliktelikler kurulmalı. Birlik ve beraberlik olmaz ise Erdoğan’ın dediğinin çıkma ihtimali kuvvetle muhtemel. Biz, yerel seçimlerde yetkili kurullarımızdan çıkacak kararlar doğrultusunda hareket edeceğiz. Muhalefetin ayrı ayrı hareket etmesinin Türkiye demokrasisine son derece zarar verebileceğini düşünüyoruz.

Paylaşın