İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 55,19

Haziran’da İstanbul’un aylık enflasyonu yüzde 3.46, yıllık enflasyon ise yüzde 55,19 oldu. Enflasyon aylık bazda en fazla “kültür eğitim ve eğlence” kategorisinde ararken, bunu ulaştırma – haberleşme ve konut harcamaları takip etti.

Haber Merkezi / Mayıs ayında ise aylık enflasyon yüzde 1.66, yıllık enflasyon ise yüzde 56.05 olarak kayıtlara geçmişti. Enflasyon mayıs ayında en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde artmıştı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2023 Haziran Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 Haziran’da İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 3,46, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 4,32 oranında arttı.

2022 Haziran ayına göre 2023 Haziran ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 55,19, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 64,27 olarak gerçekleşti.

Haziran 2023’te Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 6,99, Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 5,11, Konut Harcamalarında yüzde 3,75, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 3,39, Gıda Harcamalarında yüzde 3,37, Giyim Harcamalarında yüzde 3,20, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 0,08 artış, Diğer Harcamalar grubunda yüzde -0,85 azalış izlendi.

Haziran 2023’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 8,36, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 5,71, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 4,21, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 3,93, Mensucat Grubunda yüzde 3,30, Madenler Grubunda yüzde 2,21 artış, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde -1,36 azalış izlendi.

Paylaşın

Türkiye’nin Borçları Katlanarak Artıyor: 4 Trilyon 9 Milyar TL

2023 yılının ilk çeyreği (ocak-mart) sonu itibarıyla “kamunun brüt toplam borç stoku” 4 trilyon 974 milyar liraya ulaştı. Bu rakam 2018 yılının aynı çeyreğinde 986 milyar liraydı. Başka bir deyişle, aradan geçen beş yılda borç stoku yaklaşık beş kat arttı.

Bu kapsamda, kamunun iç borç stoku geçen 5 yılda yüzde 325.8 artışla 605 milyar liradan 2 trilyon 574 milyar lira, dış borç stoku ise yüzde 528.6 artışla 382 milyar liradan 2 trilyon 399 milyar liraya ulaştı. Ayrıca ilgi çeyreklerin ortalama dolar kuru dikkate alındığında kamunun brüt toplam borç stoku 258.3 milyar dolardan 263.4 milyar dolara yükseldi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yeni yayımladığı güncel borç verilerinin detayları da Türkiye’nin özellikle resmi olarak “tek adam rejimi”ne geçilen 2018 yılından bu yana her alanda hızla borçlandığını gösteriyor. İşte verilerde öne çıkan ayrıntılar:

2023 yılının ilk çeyreği (ocak-mart) sonu itibarıyla “kamunun brüt toplam borç stoku” 4 trilyon 974 milyar liraya ulaştı. Bu rakam 2018 yılının aynı çeyreğinde 986 milyar liraydı. Artış yüzde 404.3 oldu.

Bu kapsamda, kamunun iç borç stoku geçen 5 yılda yüzde 325.8 artışla 605 milyar liradan 2 trilyon 574 milyar lira, dış borç stoku ise yüzde 528.6 artışla 382 milyar liradan 2 trilyon 399 milyar liraya ulaştı. Ayrıca ilgi çeyreklerin ortalama dolar kuru dikkate alındığında kamunun brüt toplam borç stoku 258.3 milyar dolardan 263.4 milyar dolara yükseldi.

“Merkezi yönetim”, “yerel yönetim”, “sosyal güvenlik kurumları”nı kapsayan Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku ise ulaşılan rakamın daha yüksek bir noktada olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre toplam stok son beş yılda 920.3 milyar liradan 5 trilyon 336 milyar liraya yükseldi.

Bu kapsamda merkezi yönetim borç stoku 979.9 milyar liradan 5 trilyon 307 milyar liraya ulaştı. Yerel yönetimlerin borç stoku da 59.3 milyar liradan 141.6 milyar liraya çıktı. Bu tür borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı da yüzde 28.1’den 31.2’ye yükseldi.

Öte yandan yine Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yeni yayımlanan “Türkiye’nin Brüt Dış Borç Stoku” verileri, özel sektörün borçluluk durumunu da ortaya koyuyor. Ocak-Mart 2018’de 313.7 milyar dolar olan bu stok, Ocak-Mart 2023’te 238.3 milyar dolara indi. Bu kapsamda kısa vadeli stok 86.1 milyar dolardan 88.3 milyar dolara yükselirken uzun vadeli stok 227.6 milyar dolardan 149.9 milyar dolara geriledi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Temmuz-Eylül 2023 dönemiyle ilgili borçlanma stratejisini açıkladı. Buna göre temmuz ayında 141.7 milyar TL, ağustosta 141 milyar TL ve eylülde 72.1 milyar TL iç borç servisi yapılması bekleniyor. Ayrıca 59.3 milyar lira dış borç servisi yapılacak. Buna karşın temmuzda 94 milyar lira, ağustosta 96 milyar lira ve eylül ayında 80 milyar lira iç borçlanma yapılması programlandı.

Paylaşın

CHP’de “Değişim” Tartışmaları: İlk Gündem Tüzük Düzenlemesi

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, bayram tatilinin sona ermesinin ardından, partide yeni bir tüzük için taslak oluşturacağı bildirildi.

CHP Tüzük Komisyonu’nun önündeki ilk madde, aday belirleme süreci hakkında olacak. Milletvekili ve belediye başkanı seçim sürecinden önce adayların ön seçimle belirlenmesi, Tüzük’te kesin hükme bağlanacak. Genel Başkana her adaylık için sınırlı bir kontenjan ayrılması da gündemde.

Milletvekillerinin yedi döneme kadar üst üste Meclis’te yer almasına tepki gösteren partililerin bir diğer talebinin “dönem sınırı” olduğu öğrenildi. Bu talebin kabul edilmesi durumunda kişiler yalnızca belirlenen dönem kadar milletvekilliği yapabilecekler. Milletvekilliğine devam etmek isteyenler yeniden aday olmak için “bağımsız” ya da başka parti adayı olması gerekecek.

Kongreler sürecini başlatan ve değişim için ilk olarak tüzük düzenlemesine gitme kararı alan CHP, bayram sonrası üyelerden gelen önerileri ele alacak. CHP Tüzük Komisyonu’nun ön seçim, adaylıklarda dönem sınırı ve Parti Meclisi’nin yapısı, sayısı ve seçim yöntemine ilişkin değişiklikleri ele alacağı bildiriliyor.

BirGün‘de yer alan habere göre, CHP’de bayram tatilinin sona ermesinin ardından kurultaya yönelik çalışmalar hız kazanacak. Kongreler sürecini başlatan, ardından büyük kurultayda yeni Tüzük ile yola devam etme kararı alan, bu kapsamda bir de heyet oluşturan CHP yönetimi, taslak çalışmayı kısa sürede istiyor.

CHP Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Zeynel Emre başkanlığındaki Tüzük Komisyonu, bayram sona erene kadar partililerden önerileri almaya devam ediyor. Komisyonun bir süre daha bu önerileri alacağı, daha sonra iç çalışma ile yeni Tüzük için taslak oluşturacağı da bildirildi.

Habere göre, CHP Tüzük Komisyonu’nun önündeki ilk madde, aday belirleme süreci hakkında olacak. Milletvekili ve belediye başkanı seçim sürecinden önce adayların ön seçimle belirlenmesi, Tüzük’te kesin hükme bağlanacak. Genel Başkana her adaylık için sınırlı bir kontenjan ayrılması da gündemde.

Milletvekillerinin yedi döneme kadar üst üste Meclis’te yer almasına tepki gösteren partililerin bir diğer talebinin “dönem sınırı” olduğu öğrenildi. Bu talebin kabul edilmesi durumunda kişiler yalnızca belirlenen dönem kadar milletvekilliği yapabilecekler. Milletvekilliğine devam etmek isteyenler yeniden aday olmak için “bağımsız” ya da başka parti adayı olması gerekecek.

PM’nin yapısı

Parti Meclisi ise üyelerin hedefindeki bir diğer birim. Parti üyelerinin önemli bir bölümünün PM’nin yapısı, üye sayısı ve seçim yöntemine tepkili oldukları öğrenildi. Özellikle kurultayda seçim günü dolaşan listelere tepki gösteren üyelerin, daha demokratik ve müdahaleye kapalı sistem talebinde bulunduğu, PM üyelerinin sayısının artırılabileceği dile getirildi. Liste savaşlarının yasaklanması gibi hususlar da gündemde.

CHP’de Merkez Yönetim Kurulu Üyesi olmanın tek yolunun PM’ye girmek olduğunu anımsatan partililerin, genel başkan yardımcılarının belirlendiği PM’nin sadece genel başkanın talep ettiği isimlerden oluşmaması gerektiğini vurguladığı aktarıldı. Bazı üyelerin bu nedenle özellikle kurultay günü dolaşıma sokulan “genel başkanın listesi” uygulamasının son bulması görüşünde oldukları öğrenildi.

Paylaşın

İşsiz Sayısı 11 Milyon 533 Bine Yükseldi

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da veriler yaşanan ekonomik krizi gözler önüne seriyor. 2018 yılının ilk 3 aylık döneminde resmi işsiz sayısı 3 milyon 312 bin, atıl iş gücü grubunda yer alanların sayısı 4 milyon 727 bin, işsizlerin toplamı da 8 milyon 39 bin düzeyinde bulunuyordu.

2023 yılının ilk 3 aylık dönemine gelindiğinde ise resmi işsiz sayısı 3 milyon 599 bine, atıl işgücünde görünen işsizlerin sayısı 7 milyon 934 bine, toplam işsizlerin sayısı da 11 milyon 533 bine yükseldi. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiği günden bu yana işsizler 287 bin, atıl işgücünde kalan işsizler 3 milyon 207 bin, toplam işsizler ordusu da 3 milyon 494 bin kişi birden arttı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın işgücü piyasasındaki gelişmeleri analiz eden çalışma raporu, Türkiye’deki gerçek işsiz sayısının 3,6 milyon değil, 11,5 milyon civarında seyrettiğini onayladı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da onayıyla yayımlanan ‘İş Gücü Piyasasındaki Gelişmelerin Makro Analizi’ isimli raporda 2014 yılından Mart 2023’e kadar uzanan dönem incelendi.

Sözcü’den Erdoğan Süzer’in haberine göre, analizde, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)’in açıkladığı normal işsizlik oranının yanı sıra herhangi bir işte çalışmayanların izlendiği ‘atıl işgücü’ verileri de yer aldı. Atıl işgücü içerisinde; iş arayan ancak kısa sürede işbaşı yapabilecek durumda olmayanlarla iş aramadığı halde çalışmak isteyen ve kısa sürede işbaşı yapabilecek durumda olan çalışma çağındaki kişiler yer alıyor. Ayrıca, istihdamda görünen ancak normal mesaiyle çalışmak istediği halde aradığı işi bulamadığı için geçici işlerde haftada 40 saatten az çalışmak durumunda kalan kişiler de bu grupta bulunuyor.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmeden önce 2018’in ilk 3 aylık döneminde resmi işsiz sayısı 3 milyon 312 bin, atıl iş gücü grubunda yer alanların sayısı 4 milyon 727 bin, işsizlerin toplamı da 8 milyon 39 bin düzeyinde bulunuyordu. 2023’ün ilk 3 aylık dönemine gelindiğinde ise resmi işsiz sayısı 3 milyon 599 bine, atıl işgücünde görünen işsizlerin sayısı 7 milyon 934 bine, toplam işsizlerin sayısı da 11 milyon 533 bine yükseldi. Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiği günden bu yana işsizler 287 bin, atıl işgücünde kalan işsizler 3 milyon 207 bin, toplam işsizler ordusu da 3 milyon 494 bin kişi birden arttı.

Raporda, pandemi döneminde zirve yapan işsizliği pandemi sonrasında hızla düşüren ülke örneklerine yer verildi. Raporda, ABD’nin pandemi döneminde yüzde 13’le zirveye çıkan işsizlik oranını 2023’ün ilk çeyreğinde yüzde 3,5’e kadar düşürdüğüne işaret edilirken aynı şekilde işsizliğin pandemi sonrasında AB-27 bölgesinde yüzde 6’ya, Almanya’da yüzde 2,9’a gerilediğine dikkat çekildi. Raporda Türkiye’nin de pandemi döneminde yüzde 14’lere yaklaşan işsizlik oranının en son yüzde 10,1’e gerileyerek pandemi öncesi döneme geldiği belirtildi.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Erdoğan’ın Seçim Planı Belli Oldu

AK Parti, 2024’te yapılacak olan yerel seçimlerde, başta Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor. Erdoğan’ın yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söylemi AK Partinin büyükşehirleri geri almak için “muhalefeti bölme” stratejisi olarak yorumlandı.

1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Partinin önceki günkü İstanbul il teşkilatının bayramlaşma törenine canlı yayınla katıldı. Erdoğan burada yaptığı konuşmada Mart 2024’te yapılması planlanan yerel seçimlerin “1994 yılındaki yerel seçimler gibi milat olacağını” söyledi. Erdoğan, “1994 ruhunu tekrar dirilterek şehirlerimizin üzerine karabasan misali çöken Fetret Devri’ne hep birlikte son vereceğiz. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, başta olmak üzere hizmetsizlik girdabında sürüklenen tüm şehirlerimizi gerçek belediyecilikle tanıştıracağız” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyet’te yer alan habere göre, Erdoğan’ın bu sözleri 2024’teki yerel seçimlerde “Cumhur İttifakı’nın uygulayacağı” strateji olarak yorumlandı. Buna göre AK Parti Ankara, İstanbul, Adana, Mersin gibi büyükşehirlerde “muhalefetin bölünmüş yapısından faydalanmayı” hedefliyor. Cumhur İttifakı kanadı, 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimleri sonrasında başta CHP’deki “değişim” tartışmaları olmak üzere İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, partisinin olağan kurultayında CHP’ye yönelik söylemlerinin “yerel seçimler sürecinde muhalefetteki bölünmenin derinleşeceğinin sinyallerini verdiğini” düşünüyor.

Bu süreçte 6’lı masada yer alan muhalefetin “yerel seçimlere az bir süre kala genel seçimlerdeki gibi tam bir bütünlük halinde yeniden bir araya gelemeyeceği” kaydediliyor. 6’lı masayı oluşturan her bir partinin “yerel seçimlerde en az birkaç belediye başkanlığı alabilmek için kendi içlerinde kıyasıya bir yarışa gireceği” kaydediliyor.

Özellikle Akşener’in kurultaydaki sözleri sonrasında “CHP ile ittifak yoluna gitse bile bu kez kendi partisinin belirleyeceği adayları CHP’ye dayatmak isteyeceği, CHP’nin de pek çok il için buna karşı çıkacağı” hesaplanıyor. Öte yandan genel seçimler sonrasında HDP’nin de 2024 seçimlerine “bu kez kendi adaylarıyla katılacağı” değerlendirmeleri yapılıyor. Bu durumdan kaynaklı olarak Erdoğan’ın “1994 yılındaki yerel seçimlere göndermede bulunduğuna” dikkat çekiliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, İBB başkanı seçildiği 1994 yerel seçimlerinde hem merkez sağ blok hem de sol partiler ayrı adaylarla seçime gitmişti. Anavatan Partisi’nin İlhan Kesici’yi, SHP Zülfü Livaneli’yi, DYP’nin Bedrettin Dalan’ı, DSP’nin Necdet Özkan’ı, MHP’nin Ahmet Vefik Alp’i ve CHP’nin Ertuğrul Günay’ı aday gösterdiği seçimlerde, Refah Partisi’nin adayı olan Erdoğan, “aradan sıyrılarak” İBB’nin başkanı seçilmişti. RP, 1994’teki seçimlerde yüzde 25.19, ANAP yüzde 22.14, SHP ise yüzde 20.3 oy almıştı.

Paylaşın

İsveç’te Kur’an Yakan Salvan Momika: Yeniden Yakacağım

İsveç’in başkenti Stockholm’de polisin Kur’an yakma eylemine izin vermesinin ardından bir caminin önünde Kur’an’ı yakan Iraklı sığınmacı Salvan Momika, önümüzdeki günlerde yeniden benzer bir eylem düzenlemeyi planladığını açıkladı.

Expressen gazetesine konuşan Salvan Momika, düzenlediği eylemin tepkilere yol açacağını bildiğini, buna rağmen önümüzdeki on gün zarfında yeniden Kur’an ve Irak bayrağı yakmayı planladığını, bu sefer de eylemi Stockholm’deki Irak Büyükelçiliği binası önünde yapacağını belirtti.

Momika, Kurban Bayramı’nın ilk gününde Stockholm’deki bir cami önünde, resmi makamların yapılmasına müsaade ettiği bir eylem çerçevesinde, yüz kadar izleyicinin gözleri önünde Müslümanların kutsal kitabı olan Kur’an’ı çiğnemiş, İsveç bayrağı sallamış, daha sonra elindeki Kur’an’ın sayfaları arasına domuz pastırması dilimleri koymuş, akabinde de elindeki Kur’an’dan birkaç sayfayı tutuşturarak yakmıştı. Momika, eylemi öncesinde İsveç makamlarından, yaptığı protestonun düşünce özgürlüğü kapsamına girdiği talebiyle müsaade almayı başarmıştı.

Hem İsveç hem de uluslararası toplumda büyük tepkiye neden olan eylem sonrasında İsveç polisi de “etnik bir gruba yönelik kışkırtma” suçuyla soruşturma başlatıldığını açıkladı. 37 yaşındaki eylemci ise yaptığının nefret suçu veya bir gruba yönelik kışkırtma olmadığını savunuyor.

İsveç polisi, mevcut yasalara göre, Kur’an yakmanın doğuracağı güvenlik risklerinin, “bu talebi reddetme kararını meşru gösterebilecek” bir durum teşkil etmediğini belirtmişti. Polis, bölgede alınan güvenlik önlemleri kapsamında ülkenin diğer kentlerinden de takviye güç istediğini duyurmuştu.

İsveç polisi, Müslümanların kutsal kitabı Kuranı Kerim-i yakmayı planladığını söyleyen kişilere güvenlik gerekçesiyle daha önce izin vermemişti.

İsveç’te temyiz mahkemesi geçtiğimiz haftalarda, polisin Stockholm’de benzer iki eyleme izin vermeyi reddetme kararını haksız bulmuştu. Polis, geçen Ocak ayında Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kur’an yakılmasının ardından yükselen gerilim sonrası verdiği yasak kararında güvenlik endişelerini gerekçe göstermişti.

Aşırı sağcı Stram Kurs partisi lideri Rasmus Paludan’ın 21 Ocak’ta Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde Kuran yakarak gerçekleştirdiği eylem Türkiye ve İsveç arasında da gerilime neden olmuştu.

Aralarında Suudi Arabistan, Ürdün ve Kuveyt’in de bulunduğu çok sayıda Arap ülkesi de Ocak ayındaki Kur’an yakma eylemini kınamış, protesto gösterileri düzenlenmişti.

Büyükelçilik önündeki eylem, haftalarca süren protestolara ve İsveç ürünlerine yönelik boykot çağrılarına neden olurken Stockholum’ün NATO üyelik sürecini de sekteye uğratmıştı.

Türkiye, imzalanan üçlü muhtıra uyarınca kurulan Türkiye-İsveç-Finlandiya Daimi Ortak Mekanizma kapsamındaki müzakereleri bir süreliğine durdurduktan sonra başta ABD olmak üzere diğer NATO üyelerinin baskısı üzerine yeniden başlatmıştı. İlerleyen aylarda Finlandiya’nın NATO’ya katılmasına yeşil ışık yakan Türkiye, İsveç’in üyeliğine isehâlen meclis onayı vermedi.

Kristersson: İsveç NATO’ya üye olacak

Diğer yandan İsveç Başbakanı Ulf Kristersson Çarşamba günü kamu yayıncısı STV’ye verdiği demeçte, İsveç’in NATO’ya Temmuz ortasında Litvanya’nın başkenti Vilnius’ta düzenlenecek olan NATO zirvesinde ya da öncesinde üye olmak istediğini belirtti.

Reuters haber ajansına göre Kristersson, “İsveç NATO’ya üye olacak. Başından beri amacımız bu olsa bile kimse bunun Vilnius’ta mı yoksa bunun hemen öncesinde mi olacağını bilemez. Bu diğer NATO ülkeleriyle de paylaştığımız bir istek” dedi ve ekledi:

“Aynı zamanda Türkiye’ye kararlarına saygı duyduğumuzu da söyledik ve bir başka toplantımızın olması da olumlu bir gelişme… ve belki böyle bir diyalogla kalan tek tük soru işaretlerini de Vilnius zirvesinden önce ele alabiliriz”.

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg bu hafta başında, NATO’nun 11-12 Temmuz’da düzenlenecek zirvesi öncesinde, İsveç ve Türkiye’nin Brüksel’de üst düzey toplantı yapacağını açıklamıştı.

İsveç Dışişleri Bakanı Tobias Billström de dün Stockholm’de İngiliz mevkidaşı James Cleverly ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, ülkesinin NATO’ya katılabilmek için Türkiye’nin tüm taleplerini karşıladığını yineledi.

İsveç’te yürürlüğe giren yeni terörle mücadele yasasına atıfta bulunarak bu kanunun “herhangi bir yolla bir terör örgütüne katılımı” yasa dışı kıldığını söyleyen Billström, “Böylece anlaşmamızın son kısmını da yerine getiriyoruz” dedi.

Türkiye, Finlandiya, İsveç ve NATO heyetlerinin yer aldığı üçlü mutabakat uyarınca oluşturulan Daimi Ortak Mekanizma’nın dördüncü toplantısı, 14 Haziran’da Ankara’da yapılmıştı. Bu toplantıdan somut bir sonuç çıkmaması ve Ankara’nın yükümlülüklerin tam olarak yerine gelmediğini kaydetmesi Vilnius Zirvesi öncesi onay beklentisinin azalmasına neden olmuştu.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından İsveç ve Finlandiya NATO’ya üyelik başvurusunda bulunmuştu.

Nisan ayı başında üyeliği tüm ülkelerce onaylanan Finlandiya askeri ittifakın 31. üyesi oldu. İsveç ise Türkiye ve Macaristan dışındaki tüm üye ülkelerden onay aldı. Türkiye İsveç’in “terörle mücadele” konusunda yeterince adım atmadığı gerekçesiyle başvuruya şimdiye kadar onay vermedi.

Paylaşın

DP’li Enginyurt’tan Dikkat Çeken Yorum: İttifak Olmasa Da CHP Aynı Oyu Alırdı

CHP’ni oy oranına ilişkin tartışmalarla ilgili konuşan DP Milletvekili Enginyurt, “CHP 2018’de yüzde 22 almış, o günden bu güne 4,5 milyon genç seçmen gelmiş. Buna rağmen CHP’nin aldığı yüzde 25 oyda benim oyum yüzde 7-8 demek abeste iştigaldir” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “CHP, ittifak yapsa da yapmasa da yüzde 25 alırdı. CHP, kendi oyunu almıştır. Herkes aklını başına alıp teşekkür etmeli, şükran duymalı.”

Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya üzerinden yayınlanan CHP’ni oy oranına ilişkin tartışmalarla ilgili konuştu. Yüzde 25’in CHP’nin kendi oyu olduğunu belirten Enginyurt, “39 milletvekilinin CHP’ye borcu var” dedi.

İsim vermeden CHP’nin oylarının yüzde 7-8’lik kısmının diğer partilerden geldiğini savunan Temel Karamollaoğlu’nu ve “Kimseye borcumuz yok” diyen Ali Babacan’ı isim vermeden eleştiren Cemal Enginyurt şunları söyledi:

“CHP 2018’de yüzde 22 almış, o günden bu güne 4,5 milyon genç seçmen gelmiş. Buna rağmen CHP’nin aldığı yüzde 25 oyda benim oyum yüzde 7-8 demek abeste iştigaldir. CHP, ittifak yapsa da yapmasa da yüzde 25 alırdı. CHP, kendi oyunu almıştır. Herkes aklını başına alıp teşekkür etmeli, şükran duymalı.”

Cemal Enginyurt kimdi?

9 Nisan 1965 yılında Kırşehir’de dünyaya gelen Cemal Enginyurt, ilk, orta ve lise öğrenimini Ordu’da tamamlamış, lisans öğrenimini Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin İktisat Bölümü’nde bitirmiştir.

Enginyurt, henüz lise 1 öğrencisi iken 12 Eylül 1980 darbesiyle 3 yıl hapiste kaldı. 1986 yılında Ordu Bizim Ocak temsilciliğini kurarak, 12 Eylül sonrası İlk Ülkü Ocakları faaliyetini başlattı.

1994 yılında MHP’den Ordu il başkanı seçildi. 1999 yılında MHP’nin Ordu ilinde seçilen ilk milletvekili oldu. 2012 yılında MHP Ordu İl Başkanlığı görevine tekrar seçildi ve bu görevi 2014 yılına kadar sürdürdü.

Haziran 2015 genel seçimlerinde MHP’den Ordu 1. sıra milletvekili adayı oldu ancak seçilemedi. 2018 genel seçimlerinde yeniden TBMM’ye girdi.

19 Temmuz 2020’de Cemal Enginyurt, Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’nin fındık fiyatı açıklaması üzerinden AKP’yi eleştirmiş, AKP tarafının MHP’yi yok saydığını savunmuştu.

Cemal Enginyurt yaptığı açıklamalarda “Biz her söze başladığımızda ‘Sayın Cumhurbaşkanı’ diye başlıyoruz. Ama bu arkadaşlar bizi yok sayıyorlar. Her yerde yok sayıyorlar. Belediyelerde, sokakta, siyasette yok sayıyorlar. En son bugün tarım bakanı… Biz anlatamıyor muyuz projeleri? Muhalefet mi ettik size?” açıklamalarında bulunmuştu.

Cemal Enginyurt’un bu açıklamalarından sonra 21 Temmuz 2020’de MHP üyeliğinden kesin çıkarma talebi ile tedbirli olarak disiplin kuruluna sevk edilmiştir. 30 Temmuz 2020’de ise Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Disiplin Kurulu toplantı yapmıştır.

Toplantı sonrasında kurul başkanı MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk’ün Cemal Enginyurt hakkında yaptığı açıklamada parti üyeliğinden kesin olarak çıkarılmasına karar verilmiştir.

18 Aralık 2020 tarihinde Gültekin Uysal’ın daveti üzerine Ankara’da düzenlenen törenle Demokrat Parti’ye katıldı rozetini Gültekin Uysal’dan aldı. Aynı partide teşkilatlardan sorumlu genel başkan yardımcılığı görevine getirildi.

Paylaşın

Türkiye Kara Parayla Mücadelede Sınıfta Kaldı: Gri Listenden Çıkamadı

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Kara Paranın Aklanmasında Uluslararası Mali Eylem Görev Grubu’nun Türkiye hakkında belirlediği 7 eksikliğin ikiye indirildiğini, kara ve para ve terörün finansmanıyla mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü söylüyor ve şu taahhütte bulunuyor:

“En kısa sürede bu eksiklikleri de tamamlayarak Türkiye’nin gri listeden çıkarılması sağlanacaktır.”

T24 yazarı Çiğdem Toker, Türkiye’nin taahhüt ettiği ödevlerini tamamlanmadığı için gri listeden çıkamadığını belirterek, Mehmet Şimşek’in konuya ilişkin açıklamalarını değerlendirdi, Toker konuya ilişkin şunları yazdı:

“Şimşek, FATF’in, Türkiye hakkında belirlediği 7 eksikliğin ikiye indirildiğini, kara ve para ve terörün finansmanıyla mücadelesinin kararlılıkla sürdüğünü söylüyor ve şu taahhütte bulunuyor: ‘En kısa sürede bu eksiklikleri de tamamlayarak Türkiye’nin gri listeden çıkarılması sağlanacaktır.’

Bir bakanın, ülkesi için zor bir duruma ilişkin gelişmede öncelikle olumlu yönü görüp kamuoyuna göstermesi normaldir… Şimşek’in açıklamasına göre FATF yakında bir rapor yayımlayacak ve bu raporda Türkiye’nin standartlara uyum konusunda en başarılı ülkeler arasına girdiği ortaya koyulacakmış. Bu kısım biraz ilginç tabii. Hayır, Şimşek henüz yayımlanmamış bir raporda ne yazacağını önceden bildiği için değil! Konumu gereği bu mümkün olabiliyor demek ki.

Bu bilgide ilginç olan FATF’in geçen hafta güncel halini duyurduğu “gri liste”de Türkiye’ye atfen açıklanan iki eksikliğin epeyce önemli olması. Yani bu iki önemli eksikliğe rağmen Türkiye çok başarılı bulunacaksa ne mutlu bize…”

Toker, Türkiye’nin taahhüt ettiği ve tamamlaması gereken iki eksikliğin ise şunlar olduğunu yazdı: Türkiye’nin kara para aklanmasıyla ilgili daha karmaşık soruşturma ve kovuşturmaları üstlenmesi gerekiyor.

Türkiye’nin terörizm davalarında daha fazla mali soruşturma yürütmesi gerekiyor. Bu kapsamda Birleşmiş Milletler’in belirlediği gruplarla ilgili terörün finansmanı soruşturmalarına ve kovuşturmalarına öncelik vermesi gerekiyor.

Paylaşın

“CHP’nin Hedefi Batı Tipi Sosyal Demokrat Çizgi” İddiası

Sözcü yazarı Aytunç Erkin, “CHP Genel Merkezi, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını inceliyor ve Batı tipi “sosyal demokrat” çizgiyi yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istiyor” iddiasında bulundu.

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları sürüyor. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tartışmanın ‘kişiler üzerinden yürümemesi gerektiğini’ dile getirirken, partinin yeni dönemde izleyeceği ideoloji, ilke ve söylem de masaya yatırıldı.

Kılıçdaroğlu’nun ‘değişim’ yorumunu köşesine taşıyan Sözcü yazarı Aytunç Erkin, CHP’nin Almanya’daki Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını incelediğini ve ”Batı tipi ‘sosyal demokrat’ çizgiyi” yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istediğini aktardı.

Türkiye Komünist Partisi (TKP) Genel Sekreteri Kemal Okuyan’ın Temmuz 2022’de, CHP’deki tarihsel kopuşu değerlendirdiği açıklamalarını hatırlatan Erkin, yazısında şu ifadelere yer verdi:

”Şimdi gelelim Kılıçdaroğlu’nun röportajında kurduğu “Çünkü kimi değişimler vardır ki kurumları daha iyiye götürmeyebilir; kimi değişimler kurumları eskisinden daha geriye düşürebilir” cümlenin şifrelerine. Haftalardır CHP Genel Merkezi’ni de “değişim” isteyen kadroları da dinliyorum, konuşuyorum ve anlamaya çalışıyorum.

Öğrendiklerimi de sizlerle paylaşıyorum. CHP liderinin “eskisinden daha geriye düşmek” tespitinin arkasında yatan şu (Bu da yorum değil, bilgi): “Şimdi İmamoğlu lider olursa nasıl bir Kürt politikası izleyecek? Bugüne kadar kurduğumuz ilişkiler ne olacak? Ya da diğer kesimlerle olan ilişkileri nereye götürecekler?”

Kılıçdaroğlu’nun Serbestiyet röportajını bu bilgiler ışığında okudum: “CHP, farklı sosyal, siyasal, kültürel vb. kesimlerle önyargısız bir araya gelebilmenin hem adresi hem de öncüsü olmuştur. Bu bir değişim sürecinin sonucudur ve sadece CHP değil, CHP’nin uzattığı eli havada bırakmayan herkes, tüm kesimler, kurumlar değişmiştir. Güzel olan budur. Üstelik bu karşılıklı değişim süreci sadece siyaset alanında da yaşanmadı. Özetle, CHP önümüzdeki dönemin değişimini, bu temel felsefenin üzerinden sürdürecektir.”

Uzatmaya gerek yok! Bir bilgi daha verelim: CHP Genel Merkezi, Alman Sosyal Demokrat Parti’nin çalışmalarını inceliyor ve Batı tipi “sosyal demokrat” çizgiyi yeni dönemde kitlelerle buluşturmak istiyor.

Bu durumu da en önce gören isimlerden biri TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan oldu: “Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihsel referansları bugün tamamen ortadan kalkmış durumda. Ülkenin en eski siyasi oluşumlarından birinden söz ediyoruz. Bu oluşum, temsil ettiği sınıfın çıkarları ve tarihsel evrimi doğrultusunda, kuruluşuna yol açan 1919-1923 uğrağıyla bağını büyük ölçüde kesti.

İlginç olan CHP’nin aynı sınıfın çıkarlarını daha muhafazakar bir çizgide temsil eden siyasi hareketlerin baskısıyla kendi geçmişinin daha yakın kesitlerinden de kopması. Örnek olsun, bugün AKP, Menderes ve Özal geleneğini hiç sıkılmaksızın sahiplenirken, CHP sonu gelmeyen bir helalleşme süreci yaşamakta, İsmet İnönü ve 27 Mayıs gibi kendi tarihinin demirbaşlarını gözden çıkarmaktadır. CHP’nin dünü kalmamıştır. Bugünüyse Millet İttifakı’dır!

Paylaşın

Beş Ayda 101 Kadın Öldürüldü: İntihar Süsü Verilerek Cinayetler Gizleniyor

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Son yıllarda bizim verilerimize göre kadın cinayetleri belli bir seyirde devam ederken ve İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın geri çekilmesinin ardından artarken şüpheli kadın ölümleri ise kadın cinayetlerinden çok daha fazla artıyor durumda” dedi ve ekledi:

“Burada gördüğümüz şey kadın cinayetlerinin büyük bir kısmı şüpheli kadın ölümü verilerinde gizli olabilir. Yüksekten düşüp ölü bulunan kadınların yanlarında mutlaka bir erkek oluyor. Bu tip ölümlere intihar süsü vererek kaza süsü vererek cinayet olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar. Her bir şüphenin üzerine gidilmesi gerekir. Hiçbir kimsenin aklında soru işareti kalmayacak şekilde gerçekler açığa çıksın.”

2021 yılının ilk beş ayında 79 kadın şüpheli şekilde ölü bulunurken bu sayı 2023’te 101’e yükseldi.

Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin’in haberine göre, Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim “intihar süsü verilerek cinayet gizleniyor” dedi. Ataselim sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Son yıllarda bizim verilerimize göre kadın cinayetleri belli bir seyirde devam ederken ve İstanbul Sözleşmesi’nden imzanın geri çekilmesinin ardından artarken şüpheli kadın ölümleri ise kadın cinayetlerinden çok daha fazla artıyor durumda. Burada gördüğümüz şey kadın cinayetlerinin büyük bir kısmı şüpheli kadın ölümü verilerinde gizli olabilir.

Yüksekten düşüp ölü bulunan kadınların yanlarında mutlaka bir erkek oluyor. Bu tip ölümlere intihar süsü vererek kaza süsü vererek cinayet olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar. Her bir şüphenin üzerine gidilmesi gerekir. Hiçbir kimsenin aklında soru işareti kalmayacak şekilde gerçekler açığa çıksın.”

Paylaşın