İYİ Parti’de Yeni Yönetim: Dikkat Çeken İsimler

İYİ Parti’de yeni Başkanlık Divanı belli oldu. Siyasi İşler Başkanı Oktay Vural, Genel Sekreter Ayfer Yılmaz, Teşkilat Başkanı Buğra Kavuncu, Ekonomi Politikaları Başkanı Bilge Yılmaz ve Kalkınma Politikaları Başkanı Ümit Özlale oldu.

Haber Merkezi / Partinin eski Siyasi İşler Başkanı Koray Aydın’ın Yeni Başkanlık Divanı’nda yer almaması ve Uğur Poyraz, Bahadır Erdem ve Ümit Dikbayır gibi isimlerin de yeni listede olmaması dikkat çekti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, 3. Olağan Kurultayın ardından yeni Genel İdare Kurulu (GİK) üyeleriyle bir araya geldi.

Meral Akşener başkanlığında, İYİ Parti Genel Merkezi’nde bulunan ek binadaki toplantıda, 18 üyeden oluşan yeni Başkanlık Divanı belirlendi.

Akşener, 30 Mart 2022’de Başkanlık Divanı’ında yaptığı değişiklikle, Aydın’ı Siyasi İşler Başkanlığı’na kaydırmış, teşkilatı da kendisine bağlamıştı.

İYİ Parti’nin Başkanlık Divanı’nda yer alan isimlerin tamamı şunlar:

Siyasi İşler Başkanı: Oktay Vural
Genel Sekreter: Ayfer Yılmaz
Teşkilat Başkanı: M. Satuk Buğra Kavuncu
Mali İşler Başkanı: M. Cem Özdemir
Kurumsal İlişkiler Başkanı: Şükrü Kuleyin

Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı: Ahmet Zeki Üçok
Seçim İşleri Başkanı: Sedat Aksakallı
Uluslararası İlişkiler Başkanı: M. Naci Cınıslı
Türk Dünyası ve Yurtdışı Türkler Başkanı: Ayyüce Türkeş
Göç ve Sığınmacı Politikaları Başkanı: M. Tolga Akalın

Yerel Yönetimler Başkanı: Burak Akburak
Medya İlişkileri Başkanı ve Parti Sözcüsü: Kürşat Zorlu
Ekonomi Politikaları Başkanı: Bilge Yılmaz
Kalkınma Politikaları Başkanı: Ümit Özlale
Araştırma ve Veri Yönetimi Başkanı: Birol Aydemir

Milli Güvenlik Politikaları Başkanı: Ali Demir
Eğitim Politikaları Başkanı: Sevinç Atabay
Toplumsal Politikalar Başkanı: Ece Güner
Kadın Politikaları Başkanı: Ünzile Yüksel
Şehircilik Politikaları ve Afet Yönetimi Başkanı: Türker Yörükçüoğlu
Parti İçi Eğitim Başkanı: Ayşe Sucu

Paylaşın

Aziz Yıldırım Uyardı: FETÖ Bütün Partilerin İçinde

“Sanmayın ki FETÖ bitti” diyen eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım “Yargıda başka kurumlarda başka tarikatların içindeler be uykudalar. Devleti be herkesi uyarıyorum bunlarla mücadele bitmedi. Bütün partilerin içinde FETÖ var. ByLock çıkıyor, ‘Bu bizden affettik’ deniliyor. Fakir bir adamın telefonunda varsa atın içeri gitsin. Bunun acısını ileride daha çok yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Yıldırım “Şike davası diye bu davayı görürseniz, yanılırsınız. Bu dava yine söylüyorum şike davası değil. Teşvik davası değil. Bu dava, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek, onun yerine yeni bir cumhuriyet kurma, Atatürk’ün kurmuş olduğu bu Cumhuriyet’i ortadan kaldırma davası… Hesap kitap bu” dedi.

Fenerbahçe Gönülleri Derneği’nin düzenlediği ‘3 Temmuz’un Dünü Bugünü Yarını’ etkinliğinde konuşan Fenerbahçe eski başkanı Aziz Yıldırım, uyarılarda bulundu.

Sözcü’den Aytunç Erkin’in haberine göre “Sanmayın ki FETÖ bitti” diyen Aziz Yıldırım “Yargıda başka kurumlarda başka tarikatların içindeler be uykudalar. Devleti be herkesi uyarıyorum bunlarla mücadele bitmedi. Bütün partilerin içinde FETÖ var. ByLock çıkıyor, ‘Bu bizden affettik’ deniliyor. Fakir bir adamın telefonunda varsa atın içeri gitsin. Bunun acısını ileride daha çok yaşayacağız” ifadelerini kullandı.

Aziz Yıldırım, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Yok edilmeye çalışan bir kurum, askerlik kurumu… Türkiye’nin anayasasında bekçisi olan kurumun yok edilmesi. Nasıl yok edecekler, vesayet anlatımıyla birlikte kamuoyunda basını, yazılı, sözlü, ben sen… Hepimiz inandırıldık, ‘Asker ihtilal yapar’ diye. Ama sonunda geldik, gördük ki asker ihtilal yapmıyor. Sivil insanlar da ihtilal yapıyor. Kim bu, örgüt, FETÖ örgütü…

Bu örgütü, komünizmle mücadele edeceğim diye devlet kurdu. Komünizmle mücadele altında dernek kurdular. Sonra ne oldu, o dernek evrim gösterdi, FETÖ örgütüne döndü. 40-50 sene önce kurulan bu yapı, ileride Türkiye Cumhuriyeti’ni başka yollardan ele geçirmek üzere icraata başladı. Nereye geldik, bu askerleri yok ettik. Bütün yargıyı ele geçirdi. Emniyetteki bütün operasyonları, kendilerine bağlı yetişmiş çocuklara verdi.”

“Bu dava şike davası değil”

3 Temmuz süreci ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Aziz Yıldırım “Şike davası diye bu davayı görürseniz, yanılırsınız. Bu dava yine söylüyorum şike davası değil. Teşvik davası değil. Bu dava, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmek, onun yerine yeni bir cumhuriyet kurma, Atatürk’ün kurmuş olduğu bu Cumhuriyet’i ortadan kaldırma davası… Hesap kitap bu” dedi.

Paylaşın

Ekrem İmamoğlu Manifestosunu Açıklayacak: Nasıl Bir Değişim?

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen CHP’de ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, İmamoğlu, “Nasıl bir değişim?” sorusuna yanıt vereceği açıklamasında görüşlerini ortaya koyacak.

Ayrıca CHP’liler ve toplumun görüşlerinin alınması için bir süreç başlatılacak. Açıklamayla ‘birlikte ve ortak akıl ile değişim’ teması öne çıkarılacak.

Partililerin ve yurttaşların görüşlerinin toplanması, açıklanan manifestonun yayınlanması için de bir internet sitesi hazırlandı. Sitenin ‘değişime davet’ vurgusuyla yayınlanacağı belirtildi.

Diken’den Altan Sancar’ın haberine göre 28 Mayıs’ın hemen ardından değişim tartışmasını başlatan Ekrem İmamoğlu ve ekibi, bir süredir üzerinde çalışılan ‘değişim manifestosu’nu kamuoyuna açıklayacak.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Nasıl bir değişim?” sorusuna yanıt vereceği açıklamasında görüşlerini ortaya koyacak. Ayrıca CHP’liler ve toplumun görüşlerinin alınması için bir süreç başlatılacak. Açıklamayla ‘birlikte ve ortak akıl ile değişim’ teması öne çıkarılacak.

Partililerin ve yurttaşların görüşlerinin toplanması, açıklanan manifestonun yayınlanması için de bir internet sitesi hazırlandı. Sitenin ‘değişime davet’ vurgusuyla yayınlanacağı belirtildi.

Kılıçdaroğlu’nun kurmaylarından Erdoğan Toprak, “Değişimde yüzde 50+1’e nasıl ulaşılacağının somut bir yol haritasını ortaya koyduğunuz zaman ben buna saygı duyarım” demişti.

Veli Ağbaba da değişim diyecek

Öte yandan ‘değişim’ diyenlere yeni bir ismin daha katılması bekleniyor. CHP’nin eski genel başkan yardımcısı, parti meclisi üyesi ve Malatya milletvekili Veli Ağbaba’nın da ‘değişim’ isteyeceği öğrenildi.

CHP Grup Başkanı Özgür Özel, Burhanettin Bulut gibi daha önce ‘değişim’ diyen isimlere yakınlığıyla bilinen Ağbaba’yla birlikte son dönemde CHP’de yönetim katında görev alan bazı isimlerin de bu çıkışa destek vermesi bekleniyor.

Parti kulislerinde Özel ile İmamoğlu’nun yakınlaşmaya başladığı ve süreç içinde fikir birliği sağlanması halinde ortak hareket edebilecekleri de konuşuluyor.

Paylaşın

AK Parti’de Gündem “Kadro Değişimi”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) koltuk sayısı 28 azalan AK Parti’de gündem; kadro değişimi. Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladı.

İl ve ilçelerde çok büyük bir değişim geliyor. Başarılı olanlar kalacak oy düşüren il ve ilçe başkanları değişecek. Halktan kopan, kibir abidesi tipler gidecek. Halka ve Hakk’a hizmet etmeyi görev edinmiş isimler gelecek.

Gazeteci Sinan Burhan, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladığını belirterek partinin en üst karar organı Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’ndan (MKYK) il ve ilçe başkanlıklarına kadar önemli değişiklikler yapılacağını savundu.

2018’deki seçim sonuçlarıyla kıyaslandığında oylarında belirgin bir düşüş yaşandığı görülen ve bunun sonucu olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) koltuk sayısı 28 azalan iktidar partisinde gündem; ‘kadro değişimi.’

Parti sayısal olarak en çok oyu, İstanbul, Ankara, İzmir, Kocaeli ve Antalya gibi Türkiye’de en yoğun nüfusa sahip büyükşehirlerde kaybetmişti. Siyaset bilimciler bu durumda genel olarak ‘işsizlik’, ‘geçim sıkıntısı’ ve ‘barınma sorunları’ gibi ekonomik koşulların etkili olduğu görüşünde.

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Yeni Akit yazarı Sinan Burhan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın radikal kararlar almaya başladığını söyledi. İlk olarak seçimlere giden süreçte önce üç dönem vekillik yapan isimlerin listeye konmadığını dile getiren gazeteci, kabinede de Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy hariç bakanların tamamının değiştiğine dikkati çekti.

Burhan, yeni bilgi olarak okurlarıyla şunları paylaştı:

“Asıl büyük değişim MKYK’da yaşanacak. Cumhurbaşkanımız MKYK’nın yüzde 80’ini değiştirecek. Yeni döneme yeni yüzlerle gidecek. Türkiye yüzyılına genç ve dinamik isimlerle yürüyecek. Kendi alanlarında başarılı olan genç isimlere yer verecek. Başkanlık divanı yenilenecek. Burada da yeni isimler olacak.

“Ciddi bir çalışma var”

Büyük kongre yapıldıktan sonra il ve ilçe kongreleri yapılacak. Bu karar da çok isabetlidir. 14 Mayıs ve  28 Mayıs seçimlerinde başarılı olamayan il ve ilçe başkanları değişecek. Gerek seçim işleri başkanlığında gerekse teşkilat başkanlığında ciddi bir çalışma yapılıyor. Rakamlar ortaya dökülüyor. Bırakın il ve ilçeleri mahalleler bile masaya yatırıldı. Nerede az oy alındı. Nerede başarısız olundu bu konuda ciddi bir çalışma var.

İl ve ilçelerde çok büyük bir değişim geliyor. Başarılı olanlar kalacak oy düşüren il ve ilçe başkanları değişecek. Halktan kopan, kibir abidesi tipler gidecek. Halka ve Hakk’a hizmet etmeyi görev edinmiş isimler gelecek.”

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’da Araç Fiyatlarının En Pahalı Olduğu Ülke

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Avrupa Birliği (AB) İstatistik Ofisi Eurostat’ın açıkladığı fiyat düzeyi endeksine göre Avrupa’da araç fiyatlarının en pahalı olduğu ülke Türkiye.

2003 – 2022 arasındaki son 20 yılda Türkiye’de araç fiyatları 2009 yılı haricinde hep Avrupa Birliği (AB) genelinden pahalı oldu. 2022 yılında 27 AB ülkesi genelinde 100 euro karşılığı satın alınan bir aracın Türkiye fiyatı 144 euro oldu.

Euronews’in haberine göre kişisel ulaşım araçları fiyat düzey endeksine göre 2022’de en pahalı ülke 144 puan ile Türkiye oldu. Ardından 132 ile Danimarka, 120 ile İzlanda ve 114 puan ile Hollanda geliyor.
Avrupa’da en ucuz araçlar hangi ülkelerde?

27 AB ülkesinin ortalaması 100 olduğunda en ucuz araç fiyatı 87 puan ile Polonya’da. Slovakya ve Kuzey Makedonya’da bu değer 89 oldu. Kişisel ulaşım araçları fiyat düzey endeksi diğer bazı ülkelerde şöyle: Norveç 110, Fransa 102, İtalya 100, Almanya 99, İspanya 98 ve Yunanistan 93.

Maaşlar ve milli gelir hesaplamaya dahil değil

Öte yandan bu hesaplama ülkelerdeki ortalama maaş, asgari ücret veya kişi başına düşen milli gelir gibi değerleri yansıtmıyor. Türkiye’de 144 euroya satın alınan bir araç Almanya’da 99 euroya alınıyor. Ancak Almanya’daki bir kişinin aylık kazancı veya bu ülkedeki kişi başına düşen milli gelir Türkiye’ye oranla daha yüksek.

Son 20 yılda sadece bir kez AB’den ucuz oldu

2003-2022 arasındaki son 20 yılda Türkiye’de araç fiyatları 2009 yılı haricinde hep AB genelinden pahalı oldu. 2009’da AB’de bir aracın fiyatı 100 euro iken Türkiye fiyatı 97 euro olmuştu.

Türkiye 2022’de zirveye çıktı

Son 20 yılda Avrupa ülkelerindeki araç fiyatları incelendiğinde Türkiye 2022’de ilk kez zirveye çıktı. 2000’li yılların başında Türkiye üst sıralarda yer almasına rağmen sonradan daha aşağılara gerilemişti.

Son bir yılda yüzde 43 artış

Öte yandan 2022’deki rekor artış dikkat çekiyor. 2021’de AB genelinde 100 euro olan aracın fiyatı Türkiye’de 100,6 euro iken 2022’de 143,9 euro oldu. Bu da son bir yılda yüzde 43 artış demek.

ÖTV geliri rekor kırıyor, yıl bitmeden hedef aşılacak

2023’ün ilk beş ayı itibarıyla motorlu taşıt araçları ÖTV geliri 125,1 milyar TL oldu. Bu tahsil edilen miktar. Tahakkuk eden ise 128,7 milyar. Hükümetin bütçe planına göre yıl sonundaki hedef 203,6 milyar TL gelir. Mayıs ayı itibarıyla bütçe hedefinin yüzde 61,5’i gerçekleşti. Gelirlerin böyle devam etmesi durumunda yaz ayları bitmeden bütçe hedefi gerçekleşecek.

Dolar bazında ÖTV geliri

Son yıllardaki rekor enflasyon sebebiyle yıllar arasında TL bazında kıyas çok gerçekçi değil. Dolar bazında araçlardan toplanan ÖTV gelirine bakıldığında 2023 rekora gebe gibi görünüyor.

Hükümet motorlu taşıtlardan 2022 yılında 10,1 milyar dolar ÖTV geliri elde etmişti. Bu sene ilk beş ayda 6,3 milyar dolar toplandı. 2023 şimdiden son 10 yıldaki birçok yılın toplamını geçmiş durumda.

TÜİK’e göre Ocak-Mayıs 2023 döneminde 224 bin aracın trafiğe kaydı yapıldı.

Paylaşın

Memur Ve Emekli Zamları; Erdoğan, 5 Temmuz’u İşret Etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, net asgari ücreti yüzde 34 zamla 11 bin 402 liraya çıkardıklarını hatırlattı ve 5 Temmuz Çarşamba günü 6 aylık enflasyon oranlarının netleşmesiyle memur ve emeklilere verilen sözlerin de yerine getirileceğini söyledi.

Haber Merkezi / Stockhom’de Kuran yakılması olayına da değinen ve bu eylemi “nefret suçu” olarak nitelendiren Erdoğan, insanın kutsalına yapılan saldırıların düşünce özgürlüğü olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti. Batıyı bu konuda adım atmamakla eleştiren Erdoğan, “Failler ya yakalanmıyor ya da ön kapıdan girdikleri mahkemenin arka kapısından elini kolunu sallayarak çıkıyor” dedi.

Erdoğan, Fransa’da altı gündür devam eden protestolarla ilgili olarak “Tarih boyunca olduğu gibi rüzgar ekenler fırtına biçmektedir” dedi ve “Sosyal patlamalardan otoritelerin ders çıkarması gerekir” diye konuştu. “Terör örgütleri ve İslam düşmanlığıyla mücadeleyi kırmızı çizgimiz olarak açıkça ifade ettik” diyen Erdoğan, “oyalama taktiklerini” eleştirdi ve “Aba altından sopa göstermeye teslim olmayacağımızı tüm dünya bilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından kameraların karşısına geçti. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Kestikleri kurbanla Allah’a yakınlaşmayı murad eden, bayram günlerini bir yardımlaşma seferberliğine dönüştüren tüm kardeşlerimin ibadetlerinin kabul edilmesini diliyorum. Gariplerin, yetim ve öksüzlerin elinden tuttuk. Büyüklerimizi, dost ve akrabalarımızı ziyaret ederek gönüllerini aldık. İhtiyaç sahiplerinin kapısını çalarak bayram sevincini onların da yaşamasını sağladık.

Başta depremde en çok yıkıma uğrayan Hatay, Adıyaman, Maraş olmak üzere 11 vilayetimizin tamamında imar ve inşa çalışmaları şu anda devam ediyor. TOKİ’miz bölgenin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde öncü rol oynuyor. Ekim-Kasım ayından itibaren deprem konutlarının teslimatına başlıyoruz. Amacımız 1 sene içerisinde 319 bin deprem konutunu teslim etmektir. Bölgede 143 bini köy evi olmak üzere toplam 650 bin konutu inşa edeceğiz. Şimdiye kadar inşası başlayan konut, köyevi ve ahır sayısı 180 bini buldu.

Giden canlarımızı geri getiremeyiz, ama maddi kayıplarımızı telafi edecek imkana ve kudrete sahibiz. Altyapısı ve üstyapısıyla şehirlerimizi eskisinden daha güvenli hale getirene kadar durmadan, dinlenmeden çalışacağız. Sandıkta milletten yediği tokadın acısını afetzedelerden çıkan faşist zihniyete rağmen, oylarının tercihine bakmadan deprem bölgesinde yaşayan tüm vatandaşlarımızı kucaklamaya devam edeceğiz.

Daha önce trafikten, bozuk yollardan dolayı eziyete dönüşen seyahatler yatırımlarımızla birlikte artık keyifle yapılıyor. Osmangazi Köprüsü 24 Haziran Cumartesi günü 11 bin 770 araç geçişiyle bir rekora daha imza attı. 1915 Çanakkale Köprüsü’nde araç geçiş sayısında yüzde 55 oranında artış sağlandı. Yavuz Sultan Selim Köprüsü günde ortalama 100 bin araç geçti. Boğaz geçiş trafiği rahat nefes aldı.

Ankara-Niğde karayolu rekora koşan bir başka projemizdir. İstanbul Havalimanı’na bayram boyunca günde ortalama 1517 uçak iniş kalkış yaptı. 25 Haziran’da 1593 iniş kalkış ile tüm zamanların en yüksek rakamına ulaştı. Dünya çapında birinciliklere doğmayan İstanbul Havalimanı Avrupa’nın en yoğun ve en iyi havalimanı seçildi. Takoz siyasetinin nelere malolabileceğini yıllar geçtikçe daha iyi anlıyoruz. Seçimlerde bu zihniyeti sandığa gömen insanımızın 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde bunlara geçiş vermeyeceğine inanıyorum.

Bayram sürecinde 21 ülkenin lideriyle görüşerek hem tebrikleri kabul ettik hem de ikili konuları ele aldık. Rusya-Ukrayna savaşından Sudan’daki kardeş kavgasının sona erdirilmesine kadar Türkiye’nin katkısını ortaya koyuyor. Ülkemiz krizlerin çözümünde denge, adalet ve güven veren tavrıyla belirleyici rol oynuyor.

İstanbul süreci değerlendirebilseydi bugüne kadar yaşanan yıkım ve gözyaşı olmayacaktı. Tahıl mutabakatı ve esir takaslarıyla devam eden diplomatik gayretler maalesef savaş lobisi tarafından engellendi, yıpratıldı. Bunun bedelini de asker sivil onbinlerce insan ödedi. Hatta bir dönem Türkiye olarak bu savaş lobisinin hedefi olduk. Muhalefetin adayının asılsız ithamları bu senaryonun bir parçasıdır. Türk demokrasisine de zarar veren iddialarla ilgili ortaya tek bir somut delil ortaya konulmadı.

Seçim atmosferinde niçin böyle bir provokasyona girişildiğine dair kamuoyunu tatmin edecek hiçbir açıklama da gelmedi. Son 1,5 yılda bunun gibi sayısız örnek, kışkırtma ile Türkiye’yi zorda bırakmayı hedefleyen ardniyetli teşebüsle karşı karşıya kaldık. Savaşa odun taşımak yerine barışın tesisi için gayret safrettik. Halen Rusya ve Ukrayna ile aynı anda görüşen, diyalog kanallarını işleten, çözüm önerileri geliştiren tek ülke biziz.

“Kur’an-ı Kerim mushafı yakma diye bir özgürlük olamaz”

Türkiye’nin çevresinde huzuru hakim kılana kadar diplomatik çabalarımızı sürdüreceğiz. İslam dünyası olarak kurban bayramına ulaşmanın heyecanını yaşarken, İsveç’in başkentinde Kur’an-ı Kerim’e yönelik alçakça saldırı hepimizi öfkelendirmiştir Bunun insani temellerle bağdaşması mümkün değildir. Bunlar İslam düşmanlığıyla beslenen nefret suçudur. Bunun polis korumasıyla işlenmesi çok daha vahimdir. Nasıl kiliseyi, havrayı veya bir başka inancı mabedini ateşe vermek özgürlük değilse Kur’an-ı Kerim mushafı yakma diye bir özgürlük olamaz.

Sözkonusu kendi güvenlikleri olunca hiçbir hak, hukuk, ilke tanımayanlar sıra müslümanların kutsallarına gelince birden fikir özgürlüğünü hatırlıyorlar. Stockholm’de Kurban Bayramı’nın ilk günü, cami önünde gerçekleştirilen menfur eyleme münferit bir hadise gözüyle bakamayız. Bu saldırıları batıda habis bir ur misali yayılan müslüman ve islam düşmanlığı hastalığının yeni bir tezahürü olarak görüyoruz. Batı dünyası bu konuda hiçbir adım atmıyor. 4 yıl önce Yeni Zelanda’da 51 müslümanın şehit edildiği terör eyleminden hala ders alınmıyor.

Önceki hafta Mora yarımadası açıklarında batan gemi faciasında buna bir kez daha şahit olduk. Yüzlerce kişinin ölümü Titanik gemisini görmeye giden 5 zengin kadar gündem olmadı. Bu mazlumlar her yıl Akdeniz’in sularında kaybolan binlerce can gibi kısa sürede unutulup gitti.

Beyaz adamın üstünlüğüne dayanan sömürgeci, kibirli, gayriinsani zihniyetin varlığının halen devam ettirdiğinin işaretidir. Özellikle sömürgeci geçmişi ile bilinen ülkelerde kültürel ırkçılık, kurumsal ırkçılığa dönüşmüştür. Fransa’da başlayan olayların kökünde işte bu zihniyetin inşa ettiği sosyal mimari vardır. Sistematik baskı gören varoş, gettolarda yaşamaya mahkum edilen göçmenlerin çoğu müslümanlardır. Şiddet maalesef şiddeti doğurmuş ve bugünkü hadiseleri tetiklemiştir. Kamu malına zarar verilmesini, sokakların yakılıp, yıkılmasını, mağazaların yağmalanmasını elbette tasvip etmiyoruz.

Sokak olayları meşhur hak arama metodu olamaz. Ancak sosyal patlamadan otoritelerin de ders çıkarması gerektiği açıktır. Benzer vakalar bizde yaşanırken hak ve demokrasi mücadelesi verenlerin bugün derin sessizliğe bürünmesi ayrıca manidardır. Büyükelçilik ve konsoloslarımız her zaman vatandaşlarımızın yanındadır. Endişe ile karşıladığımız son hadiselerin şiddet sarmalı daha fazla büyümeden bir an önce sona ermesini diliyoruz.

Solingen’de vahşice katledilen vatandaşlarımızın acısı halen tazedir. Dönerci cinayetleri denerek üstü kapatılmak isteyenler katliamlarda yüreği yanan yine bizim insanlarımızdır. Terör örgütlerinin önü açılırken, polis şiddetne maruz bırakılan bizim sivil toplum kuruluşlarımızdır.

Türk ve müslüman düşmanlığı bir milli güvenlik sorunudur. Fransa’daki olayları tüm boyutlarıyla titizlikle incelenirken, Stockholm’daki olaylara tepkimizi net bir şekilde gösterdik. İslam İşbirliği Teşkilatı hemen harekete geçti. Teröre destek vererek teröristlere alan açarak, sokakları, caddeleri, şehrin en merkezi meydanları teröristlere tahsis ederek Türkiye’nin dostluğunun kazanılmayacağını artık herkesin kabullenmesi gerekiyor. Ülkemizin duruşu, beklentileri bizlere verilen taahhütler bellidir.

Geçen seni neyi savunuyorsak bugün de aynı ilkeleri savunuyoruz. Oyalama taktikleri yerine verilen sözlerinin tutulması devlet ciddiyetine yakışır olacağına inanıyoruz. Bu tarz belaltı vuruşlarla mesafe alacaklarını düşünenlerin ne bizi, ne Türkiye’yi ne de Türk milletini tanımadıkları aşikardır. Buradan kendilerine ince eleyip sık dokumalarını, ev ödemelerini iyi yapmalarını tavsiye ediyorum. Binlerce vatandaşımızın canına kast eden bölücü örgüt mensuplarını, FETÖ’cü alçakları himaye etmemelerini temenni ediyoruz.

Türkiye olarak bunlar sağlanana kadar geri adım atmayacağımızı bilinmesini istiyoruz. Milletimize meydanlarda verdiğimiz sözleri de asla ihmal etmiyoruz. 2023 yılının ikinci yarısında asgari ücretin net olarak 11 bin 402 liraya yükselttik. Asgari ücrete yüzde 34 gibi enflasyonun üzerinde refah payını da içeren zam yapmış olduk. Son 21 yıldır kararlılıkla sürdürdüğümüz halkımızı enflasyona ezdirmeme prensibimize bugün de sahip çıkıyor. Fahiş kira artışlarına karşı geçen sene devreye aldığımız üst sınır uygulaması bu tedbirlerden biriydi.

Konut kira sözleşmelerinde oranı yüzde 25 ile sınırlanmıştık. Temmuz ayında yenilenecek kira sözleşmeleri için de aynı sınır uygulamaya devam edeceğiz. Sıfır ve ikinci el araç fiyatlarında oluşan balonu yakından takip ediyoruz. Tamahkarlıktan ve aç gözlülükten kaynaklanan bu meselenin üstüne gideceğiz. Ticaret Bakanlığımız denetimleri daha da sıklaştıracak. Stokçuluk ve fırsatçılık yapanlara asla müsaade edilmeyecektir. Milletin canını yakanlardan muhakkak hesap soracağız. Yeni ekonomi kadromuz enflasyonla mücadelenin yanısıra uluslararası yatırımlara hız verdti.

11-12 Temmuz’da NATO liderler zirvesini müteakiben yurt dışı ziyaret ve kabul trafiğimizi yoğunlaştıracağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat cari fazla yoluyla ülkemizi büyütme hedefimize sıkı sıkıya bağlıyız. Dış ticaret rakamlarında güzel haberler gelmeye devam ediyor. Yıl sonu hedefimiz 265 milyar dolara ulaşacağımız kanaatindeyim. 21 yıllık kazanımlarımızdan aldığımız güçle Türkiye ekonomisini istikrar, güven, sürdürebilirlik sütunları üstünde yükselteceğiz. Suriye krizinin olumsuz etkilerini en fazla hisseden ülkelerden biriyiz. Sadece depremin ekonomimize maliyeti 104 milyar doları buluyor. Seçim gündeminin iş dünyamızın tüm kesimlerini yorduğunu biliyorum. 31 Mart 2024 mahalli idarelerinin seçimini suhuletle atlattıktan sonra Türkiye Yüzyılı’na koşar adımlarla gideceğiz.

Memur ve emekli zammı

Yangınlara müdahale süremizi 10 dakikaya kadar düşürdük. Orma teşkilatımız 89 hava aracı, 4 bin 799 araçtan oluşan, 22 bin orman kahramanı işçisiyle göreve her zaman hazırdır. Bir kez daha tüm vatandaşlarımızı yeşil vatanımıza sahip çıkmaya davet ediyoruz. Kur Korumalı Mevduat uygulamasını devam ettiriyoruz. Vergi istisna süresini uzatıyoruz. Tasarruf sahiplerine olumsuzluk oluşturmayacak şekilde süreci yürütüyoruz. Memur maaşlarına yapılacak zam sürecini yürütüyoruz.

Enflasyon oranlarının belli olmasıyla birlikte memur ve emeklilerimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Türkiye Aile Destek Programını bu sene de devam ettirme kararı aldık. Avrupa oyunlarındaki başarılarıyla bizlere ikinci bayramı yaşatan tüm sporcularımızı tebrik ediyorum. Farklı kategorilerde 38 madalya kazanan sporcularımız, özellikle kadın sporcularımız bizleri gerçekten gururlandırmıştır. Balkan Matematik Olimpiyatları’nda Türkiye’ye 3 altın, 3 gümüş madalya getiren gençlerimizin tek tek gözlerinden öpüyorum. Sizleri bir kez daha saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan “Enflasyon” Mesajı: Yüzde 5 Hedefi Gerçekleştirilmekten Çok Uzak

27 ay sonra ilk kez faiz artırımına gittiği 22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özetini yayımlayan Merkez Bankası, açıklamasında, “Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Kurul, mevcut para politikası çerçevesinin enflasyon görünümü ve yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında yüzde 5 enflasyon hedefini gerçekleştirmekten çok uzak olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur” ifadelerine yer verdi.

Haber Merkezi / Açıklamanın devamında, “Enflasyonun 2023 yılında bir miktar yükseldikten sonra parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle gerileyerek önce tarihsel ortalamalara, sonra da orta vadeli hedefe kademeli olarak yakınsayacağı öngörülmektedir. Kredi genişlemesi, maliyet baskıları ve döviz kuru gelişmeleri enflasyon üzerindeki baskıların artabileceğine işaret etmektedir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seyir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.” denildi.

Açıklamada ayrıca Kurul’un “adımları gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilen bir parasal sıkılaştırma sürecinin uygulanmasına” karar verdiği bilgisi yer aldı. Parasal sıkılaştırma sürecinin enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar devam edeceği kaydedildi.

22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizinin yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltildiği hatırlatılan metinde, Kurul alınan bu kararı, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin ilk adımı olarak öngörmektedir” denildi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) 22 Haziran tarihli Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısının özet metnini yayımladı. Metinde şu ifadelere yer verildi:

Küresel ekonomi

“Küresel enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının üzerinde seyretmektedir. Son 10 yıllık dönemde ortalama enflasyon gelişmiş ekonomilerde yüzde 2,2 ve gelişmekte olan ekonomilerde yüzde 5,6 seviyesinde gerçekleşmiştir. 2023 yılında enflasyonun gelişmiş ekonomilerde yüzde 3,3 ve gelişmekte olan ekonomilerde ise yüzde 8,1 seviyesinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Emtia fiyatlarında geçen yıl ortasından itibaren başlayan gerileme eğilimi sürmekle birlikte, Emtia Fiyat Endeksinin mevcut seviyesi son on yılın ortalamasının yüzde 23,2 üzerindedir. Endeks geçen yıl haziran ayında ulaştığı en yüksek seviyeye göre yüzde 29,4 gerilemiştir. Benzer şekilde geçen yıl nisan ayında ulaştığı tepe noktasına göre yüzde 22,0 gerileme kaydeden Tarımsal Emtia Fiyat Endeksi son on yılın ortalamasının yüzde 14,3 üzerindedir. Bu durum, gıdanın tüketici sepeti içerisindeki yüksek payı nedeniyle enflasyon üzerinde halen etkili olmaktadır. 2023 yılında ABD ve Euro Bölgesinde yıl sonu enflasyon beklentisi sırasıyla yüzde 3,0 ve yüzde 3,8 iken; çekirdek enflasyon beklentisi sırasıyla yüzde 4,3 ve yüzde 5,1 seviyesindedir.

Çekirdek enflasyonun ve enflasyon beklentilerinin yüksek seviyeleri küresel enflasyonun bir süre daha merkez bankalarının hedeflerinin üzerinde seyretmeye devam edeceğini ima etmektedir. Bu nedenle, bütün dünyada merkez bankaları enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirler almaktadır. Takip edilen 12 gelişmiş ülke merkez bankası son 16 ayda toplamda 123 toplantı yapmış, bu toplantıların 89 tanesinde politika faizleri artırılmıştır. Aynı dönemde takip edilen 15 gelişmekte olan ülke merkez bankası toplamda 182 toplantı yapmış, bu toplantıların 97 tanesinde politika faizleri artırılmıştır. Uygulanan para politikasının sonuçları finansal koşullara da yansımaya başlamış ve merkez bankalarının finansman ve kredi koşullarındaki sıkılaşmaya yönelik vurguları güçlenmiştir.

Küresel büyüme görünümündeki yatay seyre rağmen, görece güçlü talep ve işgücü piyasalarındaki sıkılık devam etmektedir. Türkiye’nin dış ticaret ortaklarının ihracat paylarıyla ağırlıklandırılan küresel büyüme endeksi bir önceki PPK toplantısı dönemine kıyasla yatay görünümünü sürdürmüştür. Endeksin 2023 yılı için tahmin edilen büyüme oranı ocak ayındaki dip seviyenin yaklaşık 0,3 puan üzerinde yüzde 1,6 düzeyindedir. Bununla birlikte, 2022 yılında söz konusu endeksin yüzde 3,5 büyüme oranı ile kıyaslandığında dış talep görünümünde yıllık bazda kayda değer bir yavaşlama gözlenmektedir. Küresel PMI endeksleri hizmet sektöründe faaliyetin gücünü koruduğuna, imalat sanayinde ise eşik değerin hemen altındaki yatay seyrin devam ettiğine işaret etmektedir. Mayıs ayı itibarıyla yılın ikinci çeyreğinde küresel hizmetler PMI endeksi ilk çeyreğe göre 3,1 puan artarak 55,4 düzeyine erişmiş, imalat sanayi PMI endeksi 0,1 puan artarak 49,6 olmuştur. Bileşik PMI göstergelerine bakıldığında, mayıs ayında endeksin küresel düzeyde nisan ayındaki seviyeye kıyasla 0,2 puan artışla 54,4 olduğu, gelişmiş ülkelerde 53,7 seviyesinde yatay seyrettiği, gelişmekte olan ülkelerde ise 0,7 puan artışla 55,6’ya yükseldiği gözlenmiştir. Çin’de bileşik PMI göstergesi nisan ayına göre 2 puan artışla 55,6 düzeyinde gerçekleşirken mayıs ayında endeks gerek imalat gerek hizmetler sektöründe 50 eşik değerinin üzerinde bulunmaktadır. Bununla birlikte, salgın önlemlerinin gevşetilmesi sonrası hizmetlerdeki toparlanmanın daha belirgin olduğu gözlenmiştir. Diğer taraftan, gelişmiş ülke ekonomilerinde finansal koşulların etkisiyle iktisadi faaliyetin yavaşlayacağına yönelik beklentiler sürmektedir. Türkiye’nin önemli ticaret ortaklarından Euro Bölgesinde imalat PMI endeksi mayıs ayında 44,8 ile pandemiden bu yana en düşük düzeyine gerilemiştir.

Gelişmekte olan ülkelere yönelen portföy akımları haziran ayında, iyileşen risk algısına bağlı olarak devam etmiştir. Yılbaşından mayıs sonuna kadar hisse senedi piyasalarına yaklaşık 46,4 milyar dolar fon girişi olurken, borç senetleri piyasalarından yaklaşık 4,3 milyar dolar fon çıkışı olmuştur. Haziran ayında ise 8,3 milyar doları hisse senedi piyasalarına olmak üzere toplam 9,2 milyar dolar fon girişi olmuştur.

Enflasyon gelişmeleri

Ülkemizde enflasyon 2022 yılının ekim ayında ulaştığı zirveye kısayla 45,92 puan düşmüş olmakla birlikte halen yüksek seviyesini korumaktadır. Tüketici fiyatları mayıs ayında yüzde 0,04 oranında artmış ve yıllık enflasyon yüzde 43,68’den 4,09 puan düşerek yüzde 39,59 seviyesinde gerçekleşmiştir. Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurt içi talepteki güçlü seyir, kur gelişmeleri ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur.

Alt grupların yıllık enflasyona katkıları hizmet grubunda 14,62 puandan 15,17’ye yükselmiş (0,55 puan artış); temel mal grubunda 9,80 puandan 10,17’ye yükselmiş (0,37 puan artış); alkol, tütün ve altın grupları toplamında 1,81 puandan 1,50’ye gerilemiş (0,31 puan azalış); gıda ve alkolsüz içecekler grubunda 14,22 puandan 13,64’e gerilemiş (0,58 puan azalış); enerji grubunda 3,24 puandan -0,88’e gerilemiştir (4,12 puan azalış).

Gıda fiyatları mayıs ayında yüzde 0,71 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yüzde 53,92’den 1,40 puan düşüşle yüzde 52,52 olmuştur. Gıda fiyatlarının mevsimsellikten arındırılmış aylık artış oranı bir önceki aya kıyasla gerilemiştir. Bu dönemde kırmızı et fiyatlarındaki yükseliş yavaşlarken, mevsimsellikten arındırılmış veriler, sebze fiyatlarında daha belirgin olmak üzere taze meyve ve sebze fiyatlarının mayıs ayında arttığına işaret etmiştir. Taze meyve sebze fiyatlarındaki oynaklıklar yurt içi gıda fiyatları kaynaklı riskleri canlı tutmaktadır. İşlenmiş gıda fiyatları aylık bazda yüzde 1,08 ile sınırlı bir artış kaydetmiştir. İşlenmiş et ürünleri haricinde grup genelinde ılımlı fiyat hareketleri izlenmiş, ekmek ve tahıl ürünleri fiyat artışındaki yavaşlama mayıs ayında da sürmüştür.

Enerji fiyatları mayıs ayında yüzde 21,00 ile yüksek bir oranda gerilemiş, grup yıllık enflasyonu yüzde 21,19’dan 28,16 puan azalışla yüzde -6,97 olmuştur. Bedelsiz doğal gaz kullanımı grup fiyatları üzerinde temel belirleyici olmuştur. Uluslararası enerji fiyatlarındaki olumlu görünümü takiben fiyatlar grup genelinde gerilerken, akaryakıt fiyatları belirgin düşüşle öne çıkan bir diğer kalem olmuştur.

Hizmet fiyatları mayıs ayında yüzde 4,60 oranında artmış, grup yıllık enflasyonu yüzde 58,62’den 1,33 puan yükselişle yüzde 59,95 olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde yıllık enflasyon ulaştırma grubunda gerilerken diğer gruplarda yükselmiştir. Bu grubun aylık fiyat artışında, lokanta-oteller yüzde 7,10 ve kira yüzde 5,15 ile öne çıkan alt gruplar olmuştur. Diğer hizmetler alt grubu fiyatlarındaki artışta kur gelişmelerine duyarlı olan ulaştırma araçlarının bakım onarımı kaleminin yanı sıra eğitim ve sağlık hizmetleri gibi geçmiş enflasyona endeksleme eğilimi güçlü olan kalemlerin etkisi öne çıkmıştır.

Temel mal fiyatları mayıs ayında yüzde 3,90 oranında yükselmiş, yıllık enflasyon yüzde 34,16’dan 0,91 puan artarak yüzde 35,07 olmuştur. Mayıs ayında yıllık enflasyon dayanıklı mal ile giyim ve ayakkabı alt gruplarında artış kaydetmiş, diğer temel mallarda ise gerilemiştir. Dayanıklı mal fiyatları (altın hariç) aylık yüzde 3,48 oranında yükselirken, yüzde 6,37 oranındaki fiyat artışıyla otomobil öne çıkan alt kalem olmuştur. Türk lirasındaki görünüm ve iç satışlardaki canlı seyirle birlikte otomobil fiyatlarında güçlü bir artış eğilimi yaşanmıştır. Giyim ve ayakkabı alt grubunda fiyatlar yüzde 9,96 oranıyla tarihsel mayıs ayı ortalamasının üzerinde artarken, bu gelişmede yöntem değişikliğine bağlı olarak yeni sezon ürünlerinin endekse girişinin nisandan mayıs ayına kaymasının etkisi hissedilmiştir.

Enflasyonun ana eğilimi 2022 yılı sonrası dönemde yavaşlasa da yüksek seyrini sürdürmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış verilerle aylık artışlar B ve C göstergelerinde bir önceki aya kıyasla yükselirken, bu görünüm alternatif çekirdek enflasyon göstergeleri tarafından da teyit edilmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış B ve C endekslerinin üç aylık ortalama artışları 2022 yılının şubat ayında sırasıyla yüzde 8,8 ve yüzde 8,4 ile en yüksek noktasına çıkarken, mayıs ayı itibarıyla yüzde 2,5 ve yüzde 2,8 seviyelerine gerilemiştir. Mayıs ayı itibarıyla B ve C endeksinin mevsimsellikten arındırılmış artış oranları sırasıyla yüzde 2,9 ve yüzde 3,6 olarak gerçekleşmiştir (önceki ay yüzde 2,3 ve yüzde 2,6). Medyan enflasyon ve SATRIM gibi alternatif çekirdek göstergelerde de önceki aya göre artışlar gözlenmiştir.

Talep ve üretim

Yılın ikinci çeyreğine ilişkin veriler, iktisadi faaliyetin özellikle iç talep kaynaklı güçlü seyrini sürdürdüğünü teyit etmektedir. Perakende satış hacim endeksi deprem kaynaklı etkilere rağmen yılın ilk çeyreğinde yıllık bazda yüzde 28,7 oranında artmıştır. Nisan ayında endeks yıllık bazda yüzde 23,7 oranında yükselerek artış eğilimini sürdürmüştür. Nisan ayı itibarıyla çeyreklik bazda artış oranı ise yüzde 3,3 oranında gerçekleşmiştir. Kartla yapılan harcamalardaki artış eğilimi ikinci çeyrekte devam etmiştir. İmalat sanayi firmalarının ikinci çeyrekteki kayıtlı siparişlerine bakıldığında iç piyasa siparişlerinin yıllık bazda 2,6 puan ile kuvvetli artış kaydettiği görülmektedir.

Güncel veriler deprem bölgesinde ekonomik faaliyetin beklenenden hızlı toparlanmasını sürdürmesiyle afet kaynaklı daralmanın büyük ölçüde telafi edildiğini göstermektedir. İlk çeyrekte ülke genelinde istihdam artışı afetin etkisiyle yavaşlarken nisan ayı itibarıyla mevsimsellikten arındırılmış istihdam 31,6 milyon seviyesinde gerçekleşerek afet öncesinde ocak ayındaki 31,7 milyon seviyesine oldukça yaklaşmıştır. Mevsimsellikten arındırılmış işgücüne katılım oranı ise yüzde 53,9 düzeyinde gerçekleşerek afet öncesi seviyesine ulaşmıştır.

Nisan ayında yıllıklandırılmış cari işlemler açığı enerji fiyatlarına bağlı olarak gerileyen enerji ithalatındaki düşüşe rağmen 2022 yılının nisan ayındaki 19,7 milyar dolar seviyesine kıyasla 38,1 milyar dolar artarak 57,8 milyar dolara yükselmiştir. Bu artış hizmetler dengesindeki güçlü seyre rağmen dış ticaret açığındaki yükselişin etkisiyle gerçekleşmiştir. Nisan ayı itibarıyla yıllıklandırılmış olarak ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı önceki yılın aynı dönemindeki seviyesine göre 54,0 milyar dolar artarak 100,2 milyar dolara yükselmiştir. Aynı dönemde yıllıklandırılmış hizmetler fazlası 14,9 milyar dolar artarak 51,6 milyar dolara çıkmıştır. Parasal koşulların ve beklentilerin etkisiyle altın ithalatı cari açıktaki artışta önemli rol oynamaktadır. Yılın ilk dört ayında toplam altın ithalatı bir önceki yılın aynı dönemindeki seviyesine kıyasla 9,2 milyar dolar artışla 11,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir. Mayıs ayı geçici dış ticaret verileri altın ithalatının artış ivmesini sürdürdüğüne işaret etmiştir. Yurt içi talepteki güçlü seyir tüketim malları ithalatı kanalıyla cari işlemler açığını artırıcı etkide bulunmaktadır. Mayıs ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri ve haziran ayı için yüksek frekanslı veriler mevsimsellikten arındırılmış olarak ihracattaki nispeten yatay seyre karşın ithalatın, söz konusu grupların katkısıyla artış eğilimi sergilediğine işaret etmektedir.

Turizm gelirlerinin beklentilerin üzerinde ve yıl geneline yayılmış seyri ile yılın ikinci yarısında cari dengeye güçlü bir katkı sunacağı tahmin edilmektedir. Seyahat gelirleri yılın ilk dört ayında bir önceki yılın ilk dört ay toplamına göre 2,1 milyar dolar artarak 10,3 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Yabancı ziyaretçi sayıları da benzer şekilde yılın ilk dört ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 29,2 artarak 9,5 milyon kişi seviyesinde gerçekleşmiştir. Turizm gelirlerinin artan katkısıyla cari işlemler hesabının yılın ikinci yarısında daha dengeli bir seyir izleyeceği tahmin edilmektedir. Turizm gelirlerindeki güçlü seyir ile enerji ithalatındaki normalleşmenin döviz piyasasında arz kaynaklı olarak sağlıklı fiyat oluşumu ve istikrara katkı sağlayacağı öngörülmektedir. Diğer taraftan, artan turizm faaliyeti kısa vadede talebi artırarak tüketici enflasyonu üzerinde risk oluşturmaktadır.

Gayri Safi Yurt İçi Hâsıla yıllık büyümesi, deprem kaynaklı etkilere karşın, bir önceki çeyrekteki yüzde 3,5’e kıyasla artış göstererek yüzde 4 olmuştur. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak ise çeyreklik bazda büyüme yüzde 0,3 oranında gerçekleşmiştir. Yıllık büyümeye net ihracatın katkısı -2,8 puan, yatırımların katkısı 1,2 puan, geri kalan tüketim sektörünün katkısı ise 5,6 puan olmuştur. Yıllık büyümeye en yüksek katkı yurt içi talepten gelirken zayıf seyrini sürdüren dış talep ve deprem kaynaklı geçici üretim kaybı sanayi sektörünün büyümeye katkısını sınırlamıştır. Özel tüketim yıllık büyümesi yüzde 16,2 olurken, özel ve kamu kesimi tüketim ve yatırım harcamalarını içeren nihai yurt içi talep büyümesi yüzde 12,1 olmuştur. Bu dönemde, makine-teçhizat yatırımları yıllık bazda yüzde 8 büyüyerek artış eğilimini on dördüncü çeyreğe taşımıştır.

Nisan ayında sanayi üretim endeksi, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış olarak aylık bazda yüzde 0,9 oranında azalmış, çeyreklik bazda ise yüzde 0,8 oranında artarak deprem sonrası toparlanma eğiliminin devamına işaret etmiştir.

Maliyet koşulları

2022 yılının ikinci yarısından itibaren gerileyen küresel emtia fiyatları girdi fiyatı kanalıyla tüketici enflasyonundaki düşüşü desteklemiştir. Diğer taraftan, döviz kurları ve işgücü maliyetindeki artışlar nedeniyle üretici fiyatları üzerindeki baskı artmaktadır.

Yurt içi üretici fiyat endeksi mayıs ayında enerji imalatı grubundaki gerilemenin etkisiyle yüzde 0,65 ile ılımlı bir artış kaydetmiş, yıllık üretici enflasyonu yüzde 52,11’den 11,35 puan düşerek yüzde 40,76 olarak gerçekleşmiştir. Uluslararası emtia fiyatları mayıs ayında genele yayılan düşüşler sergiledikten sonra haziran ayında yataya yakın bir seyir kaydetmektedir. Küresel arz zincirindeki baskılara dair göstergeler ve uluslararası taşımacılık maliyetleri düşük seyretmektedir. Küresel emtia fiyatlarındaki gerilemeyle birlikte mevcut küresel arz koşulları enflasyon açısından olumlu görünümünü sürdürmektedir. Diğer taraftan, döviz kuru gelişmelerinin önümüzdeki dönemde enerji ve ithal edilen diğer girdi fiyatları üzerinde baskı unsuru oluşturacağı beklenmektedir.

Hanelere sağlanan doğal gazın mayıs ayında tamamının, sonraki 11 ay süresince de 25 metreküpünün bedelsiz sunulması mayıs ayında tüketici fiyatları artışında belirgin bir yavaşlamaya yol açarak enflasyon üzerinde 2,4 puan düşürücü etki oluşturmuştur. Söz konusu düşürücü etki, ilave destekler söz konusu olmazsa, havaların soğuması ve ısınma amaçlı enerji tüketiminin devreye girmesiyle birlikte yılın son çeyreğinde tersine dönerek enflasyonu artırıcı yönde olacaktır.

Enerji fiyatlarındaki olumlu seyre karşın, sermaye malları, dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları alt endekslerinde manşet üretici fiyatlarından ayrışan bir görünüm izlenmiştir. Bu görünüme ek olarak, Türk lirasındaki değer kayıpları, artan kur oynaklığı ve ücretlerde genele yayılan artışın yakın dönemde enflasyon üzerinde maliyet yönlü ilave baskı oluşturacağı öngörülmektedir. Söz konusu etmenlerden tüketici fiyatlarına geçişkenliğin, özellikle talep koşullarının güçlü olduğu dönemlerde hızlı gerçekleştiği görülmektedir. Öncü göstergelere göre, başta dayanıklı tüketim malları olmak üzere enflasyon sepetindeki birçok kalemde kur artışları tüketici enflasyonuna yansımaya başlamıştır.

Hizmet enflasyonunda katılık

Hizmet sektöründe fiyat artışları yüksek seviyelerini sürdürmekte, grup enflasyonu mallara kıyasla katılık arz etmektedir. Yurt içi talep etkisinin daha belirgin olduğu hizmet sektöründe aylık artışlar 2022’ye kıyasla halen yüksek seyretmektedir. Mevsimsellikten arındırılmış tüketici fiyat artışlarının son üç aylık ortalaması B göstergesinde yüzde 2,5 iken, hizmetlerde yüzde 3,7’dir. Buna ek olarak hizmet sektörüne ait yayılım endeksi tarihsel ortalamasının üzerinde seyrederek artışların sektör geneline yayıldığını göstermektedir.

Yükselen konut fiyatları ve geçmiş enflasyona endeksleme davranışına ek olarak gayrimenkul piyasasındaki arz-talep uyumsuzlukları, kira artışlarını yukarıya çekerek tüketici enflasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir.

Gıda, ücret ve turizm kaynaklı gelişmelerden önemli ölçüde etkilenen lokanta ve otel alt grubunda aylık artışlar süreklilik gösteren bir görünüm arz etmektedir.

Kira, eğitim, sağlık, eğlence-kültür başta olmak üzere belirli hizmet kalemleri geçmiş tüketici enflasyonuna dönük fiyatlama davranışı sergileyerek, enflasyonist etkilerin uzun bir zamana yayılmasına neden olmaktadır.

Enflasyon beklentileri

Enflasyonun 2023 yılında bir miktar yükseldikten sonra parasal sıkılaştırmanın birikimli etkilerinin devreye girmesiyle gerileyerek önce tarihsel ortalamalara, sonra da orta vadeli hedefe kademeli olarak yakınsayacağı öngörülmektedir. Kredi genişlemesi, maliyet baskıları ve döviz kuru gelişmeleri enflasyon üzerindeki baskıların artabileceğine işaret etmektedir. Enflasyon beklentilerindeki mevcut seyir ve fiyatlama davranışlarındaki bozulma, enflasyon görünümüne dair yukarı yönlü riskleri canlı tutmaktadır.

Haziran ayı Piyasa Katılımcıları Anketi sonuçlarına göre: On iki ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 29,84’ten 0,81 puan artışla yüzde 30,65; gelecek yirmi dört ay sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 17,74’ten 0,38 puan yükselişle yüzde 18,12; beş yıl sonrasına ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 8,22’den 0,15 puan aşağı güncellenerek 8,07 olmuştur.

Parasal ve finansal koşullar

Kurul, para politikası kararıyla birlikte kredi büyümesi ile kredi ve mevduat faizlerine ilişkin tespitlerde bulunmuştur. Finansal istikrar perspektifiyle, duyarlılık analizleri yapılarak bankacılık sisteminin politika faiz oranlarındaki artışlara karşı güçlü ve dayanıklı olduğu değerlendirilmiştir.

Kredi büyümesi iç talebi artırarak enflasyon üzerinde risk oluşturmaktadır. 16 Haziran 2023 itibarıyla, 2022 yılı sonuna kıyasla bireysel kredi bakiyesi kredi kartlarında yüzde 65,7, taşıt kredilerinde yüzde 63,1, ihtiyaç kredilerinde yüzde 27, konut kredilerinde yüzde 21,3 olmak üzere toplamda yüzde 38,1 oranında artmıştır. Diğer taraftan, son PPK döneminden bu yana ihtiyaç kredi büyümesi yavaşlamıştır. Bu gelişmede kredi büyümesine dayalı menkul kıymet tesisi uygulamasının kapsamının genişletilmesi ve var olan düzenlemeler nedeniyle mevduat faizlerindeki artış etkili olmuştur.

Kredi ve mevduat faizleri ile politika faizi arasındaki fark bir önceki PPK döneminde artmıştır. 16 Haziran 2023 haftası itibarıyla sektördeki ortalama ihtiyaç kredisi (KMH hariç) faizleri düzenleme öncesi döneme göre 749 baz puan artarak yüzde 41,7 seviyesine yükselmiştir. Türk lirası ticari kredi faizleri yatay bir seyir ile yüzde 14,7 olarak gerçekleşmiştir. Mevduat faizi önceki PPK döneminden bu yana 674 baz puan artışla yüzde 30,3’e yükselmiştir. Kur Korumalı Mevduat hesaplarında faiz üst tavanının kaldırılmasının yukarı yönlü etkisi devam etmektedir.

Bu çerçevede Kurul, parasal sıkılaştırma ile birlikte mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesi süreciyle piyasa mekanizmalarının işlevselliğinin artırılması gerekliliğini değerlendirmiştir.

Para politikası

Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Kurul, mevcut para politikası çerçevesinin enflasyon görünümü ve yukarı yönlü riskler göz önüne alındığında yüzde 5 enflasyon hedefini gerçekleştirmekten çok uzak olduğu değerlendirmesinde bulunmuştur. Fiyat istikrarındaki bozulmanın makroekonomik istikrarı ve özellikle finansal istikrarı tehdit ettiğine dikkat çekilmiştir. Bu doğrultuda Kurul, adımları gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilen bir parasal sıkılaştırma sürecinin uygulanmasına karar vermiştir. Parasal sıkılaştırma sürecinin enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar devam etmesi öngörülmüştür.

Politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmiştir. Kurul alınan bu kararı, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için başlatılan parasal sıkılaştırma sürecinin ilk adımı olarak öngörmektedir.

Kurul, parasal sıkılaştırma sürecinin makroekonomik ve finansal koşullar üzerindeki etkilerine dair analizleri incelemiştir. Faiz artırım senaryolarının enflasyon, kredi büyümesi, kredi ve piyasa faizleri, ekonomik aktivite, beklentiler gibi anahtar makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri ile bankacılık stres testleri değerlendirilmiştir. Enflasyon görünümü bu doğrultuda yeni adımların atılmasını gerekli kılmaktadır.

Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Kurul, hedeften oldukça uzaklaşan enflasyonun para politikasının etkin kullanımını gerektirdiği tespitinde bulunmuştur. Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır.

Buna ek olarak Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin makro finansal istikrarı destekleme konusunda zayıf kaldığı ve piyasa mekanizmalarının işlevselliğini olumsuz etkilediği tespitlerini yapmıştır. Bu doğrultuda söz konusu çerçevede sadeleşme politikası benimsenmiştir. Mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeve, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirilecektir. Yumuşak bir geçiş süreci için sadeleşme politikasının kademeli olmasına karar verilmiştir. Sadeleşme sürecinde dönüşümün hızı ve sıralaması etki analizleri ile belirlenecektir. TCMB tarafından yapılan düzenlemelere ilişkin etki analizleri söz konusu çerçevenin tüm bileşenleri için enflasyon, faizler, döviz kurları, rezervler, beklentiler, menkul kıymetler ve finansal istikrar üzerindeki yansımalarıyla birlikte bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilerek yapılacaktır.

Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.”

Paylaşın

“İstanbul’da 18 İlçe Başkanı Kaftancıoğlu’ndan Habersiz İmamoğlu İle Görüştü” İddiası

14 ve 28 Mayıs seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, Seyhan Avşar, CHP İstanbul teşkilatına ilişkin dikkat çeken iddialarda bulundu.

Seyhan Avşar, 18 ilçe başkanının CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun bilgisi dışında İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile toplantı yaptığını öne sürdü. Avşar, bu toplantı sonrasında Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün’ün görevden alındığını belirtti.

Halk TV yazarı Seyhan Avşar, “CHP İstanbul’da sular ısınıyor” başlıklı yazısında, CHP kulislerinden de yeni bilgiler aktardı:

“Değişim için kollarını sıvayan Ekrem İmamoğlu 15 Haziran’da ilçe başkanlarıyla Emirgan’da bir araya gelmiş. Kaftancıoğlu’nun bilgisi dışında yapılan bu toplantıya 18 ilçe başkanı katılmış.

Partililerin iddiasına göre buluşma talebi ilçe başkanlarından gelmiş. Bu görüşmeye katılan ilçe başkanlarıyla konuştum. Başkanlar görüşmenin ana konusunun değişim olmadığını belirterek, ‘İlçemizin sorunlarını anlattık’ diyorlar.

İlçe örgütünün sorunlarını neden Kaftancıoğlu yerine İmamoğlu ile paylaştıkları ise yoruma oldukça açık bir konu. Ancak kendisine haber verilmeden yapılan bu görüşmenin Kaftancıoğlu’nu oldukça rahatsız ettiği belirtiliyor. Bu görüşmeden iki gün sonra Kaftancıoğlu da ilçe başkanlarını Kadıköy’de bir araya topluyor.

Ancak bu görüşmeye CHP Beykoz İlçe Başkanı Aydın Düzgün katılmıyor. İmamoğlu’nun toplantısına katılıp Kaftancıoğlu’nun toplantısına katılmayan Düzgün, bu toplantıdan günler sonra ilçe başkanlığı görevinden alınıyor.

Kaftancıoğlu’na yakın bir isim, ‘Düzgün hakkında 3 yıldır devam eden şikayetler vardı. İki ilçe başkan yardımcısının şikayeti var. Toplantı yapıldı ve görevden alınmasına karar verildi’ diyor. Düzgün’ün başarısız bir ilçe başkanı olduğunu da sözlerine ekliyor.

Düzgün’ün iddiası ise oldukça vahim. Düzgün, ‘ Beni sopalayarak diğer ilçe başkanlarını dizayn etmek istiyorlar’ diye konuşuyor.

Kaftancıoğlu cephesinde ise o ilçe başkanı başarısızlıkla suçlanırken hakkında 3 yıldır şikayetler olduğu aktarılıyor.”

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Hekim Göçü Durdurulamıyor: “İyi Hal Belgesi” İsteyen Hekim Sayısı 1361

“İyi Hal Belgesi” isteyen hekim sayısı 2023’ün ilk altı ayında 1361’i buldu. Yurt dışına göç etmek isteyen hekimlerin talep ettiği “İyi Hal Belgesi” hekimlerin sicil kaydını, daha önce mesleki sicillerinde bir suç olup olmadığını gösteriyor.

Haber Merkezi / İyi Hal Belgesi, Türk Tabipler Birliği (TTB) Merkez Konseyi tarafından oluşturuluyor.

Türk Tabipleri Birliği’nin (TTB) bugün yayımladığı verilere göre TTB’ye İyi Hal Belgesi” için haziran ayında 242 hekim başvurdu. Böylece belge için başvuran hekimlerin sayısı 2023’ün ilk altı ayında 1361’i bulmuş oldu.

TTB’ye 2022 yılında yapılan İyi Hal Belgesi başvurusu talebi, 2012’deki başvuru talebinin neredeyse 40 katıydı.

TTB, verileri paylaştığı açıklamada şöyle dedi: “Deprem bölgesindekiler başta olmak üzere tüm meslektaşlarımızın çalışma koşullarının iyileştirilmesi için mücadeleye devam!”

İyi Hal Belgesi nedir?

Yurt dışına göç etmek isteyen hekimlerin talep ettiği “İyi Hal Belgesi” hekimlerin sicil kaydını, daha önce mesleki sicillerinde bir suç olup olmadığını gösteriyor.

Kayıtlar incelenerek kesinleşen uyarı, para ve meslekten men cezaları ve itiraz edilmediği için tabip odalarında kesinleşen uyarı ve para cezalarına ilişkin tutulan arşiv kaydı taranıyor.

İyi Hal Belgesi, Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi tarafından oluşturuluyor.

Erdoğan: Gidiyorlarsa gitsinler

Türk Tabipleri Birliği (TTB), seçimler sonrası sağlık çalışanlarının yurtdışına gidebilmek için aldığı ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısının ortalamanın üstünde arttığını açıklamıştı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2022 yılında ağır çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen doktorlara “Efendim işte doktorlar az para aldıkları için ayrılıyorlar. Varsın gidiyorlarsa gitsinler. Buralar boş kalmayacak” demişti.

Paylaşın

CHP’de Kurultay Takvimi Başladı: Genel Merkez Çoğunluğu Kaybetmek İstemiyor

14 ve 28 Mayıs’ta yapılan seçimlerinde beklenen sonucu elde edemeyen Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) ‘değişim’ tartışmaları devam ederken, olağan kurultay süreci de mahalle delegeleri seçimleri ile bugün başlıyor.

İlçe, İl ve Genel Merkez delegelerinin belirlenmesi için ilk adım olan mahalle delegelerinin belirlenmesi sürecini parti içi muhalefet sıkı takıp ediyor. Parti içi muhalefetin önemli oranda desteğini alan Ekrem İmamoğlu ekibin mahalle delegelerinin belirlenme sürecini yakından takip ettiği biliniyor.

Muhalefet ilk adımda üstünlüğü ele geçirip sonraki süreçlerde belirleyici olmak istiyor. Muhalefet kadar CHP Genel Merkez yönetimi de mahalle delegeliğinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor. Bunun için Genel Merkez’i destekleyen il başkanlarından da sürecin sıkı takip edilmesi ve fire verilememesi istediği öğrenildi.

CHP’de seçim yenilgisi sonrasında yenilenen MYK’sı ilk toplantısında olağan kurultay süreci için takvim oluşturmuştu. Hazırlanan takvime göre ilk olarak CHP üyelerinin listeleri adres kayıt sistemine göre yeniden düzenlendi.

Listeler muhtarlık esasına göre tanzim edildi. Üye listeleri daha sonra ilçe başkanlıklarında askıya çıktı ve listelere itiraz süreci sona erdi. İtirazların arıdan CHP üyeleri bugünden itibaren mahalle delegelerini belirlemek için sandık başına gitmeye başlıyor.

Mahalle delegeleri kurultay yarışının ilk ayağı

Seçimlerden sonra CHP içerisinde başlayan yenilenme söylemi sonrasında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığına karşı çıkan parti içi muhalefet olağanüstü kurultay için hazırlık yapmış ama tüzük gereği olağan kurultay sürecinin başlatılması ile bu ihtimal rafa kaldırılmıştır.

Sputnik’ten Osman Nuri Cerit’in haberine göre; Şimdi kurultayda muhalefet delege üstünlüğünü ele geçirmek istiyor. Mahalle delegelerinin belirlenmesi için bugünden itibaren mahallelerde sandıklar kurulacak. CHP üyeleri mahalle delegelerini belirlemek için oy verecek.

Mahalle delegeliği için yakın markaj

İlçe, İl ve Genel Merkez delegelerinin belirlenmesi için ilk adım olan mahalle delegelerinin belirlenmesi sürecini parti içi muhalefet sıkı takıp ediyor. Parti içi muhalefetin önemli oranda desteğini alan Ekrem İmamoğlu ekibin mahalle delegelerinin belirlenme sürecini yakından takip ettiği biliniyor. Muhalefet ilk adımda üstünlüğü ele geçirip sonraki süreçlerde belirleyici olmak istiyor.

Genel Merkez’de çoğunluğu kaybetmek istemiyor

Muhalefet kadar CHP Genel Merkez yönetimi de mahalle delegeliğinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor. Bunun için Genel Merkez’i destekleyen il başkanlarından da sürecin sıkı takip edilmesi ve fire verilememesi istediği öğrenildi.

En büyük mücadele İstanbul’da

Delege yarışının en yoğun yaşanacağı illerin başında İstanbul geliyor. Genel Merkez’e karşı muhalefet bayrağı açan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu kendi şehrinde üstünlüğü kaybetmek istemiyor.

İmamoğlu ile arası açık olan CHP’nin İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu da yine delege üstünlüğünü elde etmek istiyor. CHP Genel Kurultayı’nda İstanbul örgütünün 196 delegesi bulunuyor. Bu sayı genel başkanlık yarışında da büyük etkisi sağlıyor.

Belediye Başkanları da devrede

CHP Genel Merkezi ve parti içi muhalefet kadar CHP’li belediye başkanları da kurultay sürecinde kendilerine yakın isimlerin delege listelerine girmelerini için uğraşıyor. Belediye Başkanları delege listelerinde kendileri yakın isimleri yazdırarak, yerel seçimde yeniden adaylık süreçlerini garantiye almak istiyor.

Paylaşın