Avrupa Birliği, Filistin’e Yaptığı Yardımları Durdurdu

Avrupa Birliği (AB), Filistinlilere yönelik kalkınma yardımlarını askıya aldığını duyurdu. Avrupa Komisyonu’nun Genişleme ve Komşuluk Politikasından Sorumlu Üyesi Olivér Várhelyi, Avrupa Komisyonu’nun AB ortak bütçesi kapsamında Filistinli yetkililere yapılan tüm ödemeleri “derhal” askıya aldığını açıkladı.

2023 yılı da dâhil olmak üzere tüm yeni bütçe tahsislerinin “bir sonraki duyuruya kadar” erteleneceğini belirten Várhelyi, “Filistinlilerin en büyük bağışçısı olarak Avrupa Komisyonu, toplam 691 milyon avro değerindeki tüm kalkınma portföyünü gözden geçiriyor” dedi.

Harekete geçmeleri ve buna şimdi ihtiyaçları olduğunu söyleyen Várhelyi, “Barış, hoşgörü ve birlikte yaşamanın temelleri artık ele alınmalıdır. Nefretin, şiddetin kışkırtılması ve terörün yüceltilmesi çok sayıda kişinin zihnini zehirlemiştir” diye yazdı.

BM’den Gazze’ye insani yardım çağrısı

Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres sivillere yönelik saldırıları ve rehin alma eylemlerini kınadı ve İsrail’e kuşatma altındaki Gazze’ye insani yardım ulaştırılmasına izin vermesi çağrısında bulundu.

Guterres, sivillere yönelik tüm saldırıların durdurulması ve Gazze’de tutulan rehinelerin serbest bırakılması çağrısı yaptı. İsrail’i askeri operasyonlarını yürütürken sivilleri ve sivil altyapıyı korumaya çağıran Guterres, İsrail’in Gazze’yi tamamen kuşatmasından, gıda, yakıt ve elektrik tedarikini kesmesinden “derin üzüntü” duyduğunu söyledi.

Gazze’deki “son derece vahim” insani durumun “katlanarak kötüleşeceği” uyarısında bulunan Guterres, tüm taraflara Gazze’de mahsur kalan sivillere acil insani yardım ulaştırılması için BM’ye izin vermeleri çağrısında bulundu.

Ayrıca, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) Başkanı Filippo Grandi, Gazze’deki çatışmanın bölgenin dışına yayılma potansiyeli olduğunu söyledi. Geçtiğimiz saatlerde konuşan Grandi, savaşın kaçınılmaz olarak hem İsrailli hem de Filistinli sivillerin daha fazla acı çekmesine neden olacağını söyledi.

Bu durumun, “zaten gerilimlerle boğuşan bir bölgeye ciddi istikrarsızlık getirme” riski taşıdığını söyleyen Grandi, yaşananların “büyüyen küresel krizler mozaiğinin çok tehlikeli bir parçasını” temsil ettiğini de sözlerine ekledi. Grandi, bu krizlerin cesaretle ele alınamaması durumunda bunun “dünya barışı için felaket anlamına geleceğini” söyledi.

Ne olmuştu?

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları’nın 7 Ekim’de başlattığı, kısa süre içinde diğer Filistinli direniş gruplarının da dahil olduğu “Aksa Tufanı” operasyonu kapsamında abluka altındaki Gazze Şeridi’nden İsrail’e saldırılar düzenlendi.

Gazze’den İsrail yönüne binlerce roket atılırken, Filistinli direniş grupları bölgedeki yerleşim birimlerine ve askeri noktalara baskınlar düzenleyerek birçok İsrailliyi esir aldı.

İsrail ordusu da “Demir Kılıçlar Operasyonu” adıyla Gazze’ye yönelik hava saldırılarına başladı. İsrail güçleri ile Filistinli direniş grupları arasında çatışmalar sürerken, Batı Şeria’daki Filistinli gruplar, İsrail ordusuna karşı ayaklanma ve intifada çağrısında bulundu.

Filistin resmi haber ajansı WAFA’ya göre, Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail saldırılarında en az 560 kişi hayatını kaybetti, 2 bin 900 kişi yaralandı. Batı Şeria’da ise 16 Filistinli İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu hayatını kaybederken, yaklaşık 80 kişi de yaralandı.

İsrail medyasına göre, Gazze Şeridi’nden düzenlenen saldırılarda en az 700 İsrailli hayatını kaybetti, 365’i ağır olmak üzere 2 bin 382 kişi yaralandı.

Paylaşın

İYİ Parti’de İstifalar Devam Ediyor: Eski Antalya Milletvekili Partisinden İstifa Etti

27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, “Bir dönem önemli bir misyon üstlenmiş olan ve bu uğurda birlikte yol yürüdüğümüz, özveriyle hizmet veren arkadaşlarıma şükranlarımı sunar kamuoyunun bilgisine arz ederim” ifadeleriyle partisinden istifa ettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / 29 Ocak 2023 İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevine başlayan Faruk Köylüoğlu, il başkanlığından istifa ettiğini duyurmuştu.

27. Dönem Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, sosyal medya hesabı üzerinden, İYİ Parti üyeliğinden istifa ettiğini açıkladı. Subaşı, açıklamasında, “27. Dönem MV yaptığım ve tekrar adaylık talebinde bulunmadığım İYİ Parti üyeliğimden istifa etmiş bulunuyorum. Bir dönem önemli bir misyon üstlenmiş olan ve bu uğurda birlikte yol yürüdüğümüz, özveriyle hizmet veren arkadaşlarıma şükranlarımı sunar kamuoyunun bilgisine arz ederim” ifadelerini kullandı.

Hasan Subaşı kimdir?

Hasan Subaşı, 16 Şubat 1950 tarihinde Antalya’nın Elmalı ilçesinde doğdu. Hasan Subaşı, Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1989 yılında Antalya Belediye Başkanı seçildi. Döneminde, Antalya’da 3030 Sayılı Kanuna göre Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı alt belediyeleri oluşturularak “Büyükşehir Belediyesi” kuruldu.

Büyükşehir belediyesi statüsü ile 1994 yılında yapılan ilk seçimde yeniden seçildi ve 1999 yılına kadar görev yaptı. 28 Mart 2004 Türkiye yerel seçimleri’nde DYP’den aday oldu ancak seçilemedi. Evli ve iki çocuk babasıdır. 2018 genel seçimlerinde İYİ Parti’den Antalya milletvekili olarak meclise girdi.

Faruk Köylüoğlu istifa etmişti

29 Ocak 2023 yılında İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevine başlayan Faruk Köylüoğlu, il başkanlığından istifa ettiğini sosyal medya hesabından duyurmuştu. Köylüoğlu, istifasını şu sözlerle açıklamıştı:

“Partimiz Genel İdare Kurulunda alınan, 81 ilde iş birliği olmaksızın yerel seçimlere girilmesi kararının ardından, Ankara açısından çekincemizi dile getirmiş bulunduğumuzdan işbirliği yapmamız gerekliliği konusundaki görüşümüz parti yönetimimizle çeliştiği için görevimizden istifamız kaçınılmazdır. 29 Ocak 2023’te devraldığım İYİ Parti Ankara İl Başkanlığı görevimden bugün itibarıyla istifa ettiğimi kamuoyuna saygılarımla duyururum.”

Faruk Köylüoğlu’na gün içinde açıklama yaparak yanıt veren parti sözcüsü Kürşad Zorlu, “Hür ve müstakil olarak, bu seçimlerde yarışma kararımızı Genel İdare Kurulu’muzda, partimizin en yüksek organında aldık. Orada bu karara itiraz eden bazı arkadaşlarımız oldu. Sayıları 5 kişiydi, bunları biz açıkladık. Ancak onlar görevlerine devam ediyor. Partimizin bu ortak kararının arkasında duracaklarını da beyan ettiler” demişti.

Paylaşın

İsrail’in En Eski Gazetesi Haaretz: Savaşın Tek Sorumlusu Netanyahu

Hamas’ın başlattığı operasyon sonrası İsrail – Filistin hattında tansiyon bir kez daha yükselirken, İsrail’in en eski günlük gazetesi Haaretz, dikkat çeken bir yazıya yer verdi.

Yaşananların tek sorumlusunun İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu olduğu vurgulanan yazıda, Netanyahu’nun sorumluluktan kaçmaya ve suçu, ordunun askeri istihbaratın ve Şin Bet güvenlik servisinin yönetimine atmaya çalışacağı belirtildi.

Yazıda ayrıca, Hakkında üç yolsuzluk davası açılmış bir başbakan, devlet işleriyle ilgilenemez; zira ulusal çıkarlar, kendisini olası bir mahkumiyet ve hapis cezasından kurtarmanın yanında kaçınılmaz olarak ikinci planda kalacaktır.” ifadelerine yer verildi.

Sol Haber’in Haaretz’den aktardığı yazı şöyle: Simchat Tora bayramında İsrail’in başına gelen felaketin sorumluluğu açık bir şekilde bir kişinindir: Binyamin Netanyahu.

Engin siyasi deneyimi ve güvenlik konularındaki yeri doldurulamaz bilgeliğiyle övünen başbakan, bir ilhak ve mülksüzleştirme hükümeti kurarken, Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir’i kilit pozisyonlara getirirken, Filistinlilerin varlığını ve haklarını açıkça göz ardı eden bir dış politika benimserken İsrail’i bilinçli olarak içine sürüklediği tehlikeleri tespit etmekte tamamen başarısız oldu.

Netanyahu kesinlikle sorumluluğundan kaçmaya çalışacak ve suçu, ordunun askeri istihbaratın ve Şin Bet güvenlik servisinin yönetimine atmaya çalışacak. Ordu, askeri istihbarat ve Şin Bet, tıpkı Yom Kippur Savaşı’nın arifesinde olduğu gibi, savaş olasılığını düşük görüyordu ve Hamas saldırısı, hazırlıklarının eksikli olduğunu ortaya koydu.

Düşmanı ve onun askeri saldırı yeteneklerini küçümsediler. Önümüzdeki günler ve haftalarda, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin ve istihbaratın başarısızlıklarının derinliği gün yüzüne çıktıkça, bunların değiştirilmesi ve durumun değerlendirilmesi yönünde haklı bir talep mutlaka ortaya çıkacaktır.

Ancak askeriye ve istihbaratın başarısızlığı Netanyahu’yu krizin genel sorumluluğundan kurtarmıyor çünkü kendisi İsrail’in dış ve güvenlik meselelerinde nihai karar verici konumunda. Netanyahu, Ehud Olmert’in İkinci Lübnan Savaşı’nda olduğu gibi bu rolde acemi değil. Golda Meir’in 1973’te ve Menachem Begin’in 1982’de iddia ettiği gibi askeri konularda da cahil değil.

Netanyahu aynı zamanda Naftali Bennett ve Yair Lapid liderliğindeki kısa ömürlü “değişim hükümeti”nin benimsediği politikayı da şekillendirdi: İsrail halkının ödemeyi göze alabileceği bir bedel uğruna Filistin ulusal hareketini Gazze ve Batı Şeria’daki her iki kanadında da ezmeye yönelik çok boyutlu bir çaba.

Geçmişte Netanyahu kendisini savaşlardan ve İsrail’in çok sayıda kayıp vermesinden kaçınan, temkinli bir lider olarak pazarlıyordu. Son seçimdeki zaferinin ardından, bu temkinliliğin yerine, Batı Şeria’yı ilhak etme ve El Halil Tepeleri’yle Ürdün Vadisi dahil Oslo tarafından tanımlanan C Bölgesi’nin bazı kısımlarında etnik temizlik gerçekleştirme yönünde açık adımlar atarak, “tamamen sağcı bir hükümet” politikasını benimsedi.

Bu aynı zamanda yerleşimlerin büyük çapta genişletilmesini, Mescid-i Aksa yakınındaki Tapınak Tepesi’nde Yahudi varlığının desteklenmesini ve ayrıca Suudilerle, Filistinlilerin hiçbir şey alamayacağı bir barış anlaşmasının açık bir şekilde konuşulması ile övünmeyi, hatta “ikinci bir Nakba”dan söz etmeyi de içeriyordu. Beklendiği gibi, Filistinlilerin İsrail işgalcisinin yumruğunu daha ağır hissetmeye başladığı Batı Şeria’da düşmanlıkların patlak vereceğine dair işaretler başladı. Hamas Cumartesi günü sürpriz saldırısını başlatmak için bu fırsatı değerlendirdi.

Her şeyden önce İsrail’in son yıllarda üzerinde dolanan tehlike tümüyle gerçekleşmiş durumda. Hakkında üç yolsuzluk davası açılmış bir başbakan, devlet işleriyle ilgilenemez; zira ulusal çıkarlar, kendisini olası bir mahkumiyet ve hapis cezasından kurtarmanın yanında kaçınılmaz olarak ikinci planda kalacaktır.

Bu korkunç koalisyonun kurulmasının ve Netanyahu’nun başlattığı yargı darbesinin, siyasi muhalif olarak algılanan üst düzey ordu ve istihbarat görevlilerinin zayıflatılmasının nedeni buydu. Bunun bedelini Batı Necev’deki saldırının kurbanları ödedi.

Paylaşın

Afganistan’daki Depremde Bilanço Ağırlaşıyor: Can Kaybı 2 Bin 400’ü Geçti

Afganistan’da meydana gelen 6,3 büyüklüğündeki depremde bilanço ağırlaşıyor. Afganistan Afet Bakanlığı sözcüsü Canan Sayik, depremde 2 bin 445 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu.

Haber Merkezi / Sözcü Saik açıklamasında, yaralı sayısının ise 2 bin 440 olduğunu belirtti.

ABD Jeolojik Araştırma Kurumu (USGS), cumartesi günü ülkenin batısındaki Herat şehrinin 35 km kuzeybatısında meydana gelen depremlerin en şiddetlisinin 6,3 büyüklüğünde olduğunu duyurmuştu. Depremde ilk etapta, 2 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini 9 binden fazla kişinin de yaralandığını açıklanmıştı.

Yetkililer bu depremin, Afganistan’ın son 20 yılda yaşadığı en yıkıcı deprem olduğunu kaydetmişti. Ülkede geçen yıl Paktika vilayetinde meydana gelen 5,9 büyüklüğündeki depremde de yaklaşık bin 200 kişi yaşamını yitirmişti.

Taliban’ın yönetimi ele geçirmesinden bu yana ekonominin omurgasını oluşturan uluslararası yardımların çoğu durduruldu ve neredeyse tamamen dış yardıma bağımlı olan Afganistan’ın sağlık sistemi geçen iki yılda ciddi kesintilerle karşı karşıya kalmıştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Pazar günü yayınladığı raporda, Herat ilinde toplam 202 kamu sağlık tesisinin bulunduğu ve bunlardan birinin hayatını kaybeden 500 kişinin getirildiği büyük bölgesel hastane olduğu belirtilmişti.

DSÖ, tesislerin büyük çoğunluğunun daha küçük temel sağlık merkezlerinden oluştuğunu ve lojistik zorlukların özellikle uzak bölgelerdeki operasyonları engellediğini söylemişti. Açıklamada, “Arama kurtarma çalışmaları devam ederken, bu bölgelerdeki kayıplar henüz tam olarak tespit edilemedi” denilmişti.

Paylaşın

İsrail, Gazze’yi Tamamen Ablukaya Aldı: Yiyecek, Elektrik Ve Yakıt Verilmeyecek

İsrail – Filistin geriliminin üçüncü gününde İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant, Hamas tarafından kontrol edilen Gazze Şeridi’ne yönelik tedbirlerini, giriş yasağını da içeren “tam bir abluka” seviyesine yükselttiğini söyledi. Galant, “Elektrik yok, yiyecek yok, yakıt yok” dedi.

Haber Merkezi / İsrail, Gazze üzerindeki hava sahasını ve kıyı şeridini kontrol ediyor. Sınır kapılarından kimlerin geçeceğine ve hangi malların giriş-çıkışına izin verileceğini belirliyor. Benzer şekilde Mısır da Gazze sınırından kimlerin girip çıkacağını kontrol ediyor.

İsrail’den yapılan açıklamaya göre, üçüncü gününde devam eden çatılmalarda 700 İsrailli hayatını kaybetti. İsrail’in Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda ise ölü sayısı 500’e yaklaştı. Bölgedeki can kayıpları hakkında yazılı bir açıklama yapan Gazze’deki Sağlık Bakanlığı, İsrail’in düzenlediği saldırılarda en az 493 Filistinlinin hayatını kaybettiğini ve 2 bin 751 Filistinlinin yaralandığını duyurdu.

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğündeki Filistinli direniş grupları Gazze Şeridi’nden İsrail’e karşı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunu başlatırken, İsrail’de buna karşılık “Demir Kılıçlar” operasyonunu başlattı. Çatışmalar üçüncü gününde devam ediyor.

Reuters’ın aktardığına göre, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant bir açıklama yaparak Hamas’ın kontrolündeki Gazze Şeridi’ne ‘topyekûn abluka’ uygulayacaklarını, ablukanın Gazze’ye gıda ve akaryakıt girişlerine yasak getirilmesini de kapsayacağını bildirdi.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Daniel Hagari de basına yaptığı açıklamada, İsrail içinde IDF birlikleri ile Hamas arasında devam eden bir çatışma olmadığını, IDF’nin Gazze Şeridi etrafındaki tüm bölgelerde kontrolü yeniden sağladığını söyledi.

Hamas’ın silahlı kanadı Kassam Tugayları da Telegram’dan yaptığı yazılı açıklamada, İsrail’in, Gazze’de sivillere yönelik saldırılarının devam etmesine cevap olarak, Ben Gurion Havalimanı’na roket saldırısı düzenlendiğini duyurdu.

Açıklamada ayrıca ‘Aksa Tufanı’ kapsamında Askalan kentine de 100 roket atıldığı ifade edildi. Öte yandan, İsrail’in Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine yönelik hava saldırıları da gece boyunca devam etti. Hava saldırılarında 24 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

İsrail Havalimanları Kurumu ise pazartesi günü yaptığı açıklamada Ben Gurion Havalimanı’na yönelik saldırının havalimanında herhangi bir etkiye yol açmadığını söyledi.

Hamas, Gazze’yi hedef alan İsrail’in hava saldırılarında 4 rehine ile birlikte bazı militanların öldüğünü duyurdu. Hamas Sözcüsü Ebu Ubeyde, “Gazze Şeridi’nde gece boyunca ve bugün yapılan bombalama, düşman esirlerinden dördü ile birlikte onları kaçıranların da ölümüne yol açtı” dedi.

İsrail ordusundan iki üst düzey yetkili, Hamas’ın Cumartesi günü İsrail’e yönelik saldırısını 11 Eylül saldırılarına benzetti. Binbaşı Nir Dinar, “Bu bizim 11 Eylül’ümüz. Bizi yakaladılar” dedi.

Yarbay Jonathan Conricus da Hamas’ın saldırılarını Amerika’daki saldırılarla karşılaştırdı ve “Bu, 11 Eylül ve Pearl Harbor saldırılarının birleşimi olabilir” dedi. Conricus, “Bu, İsrail tarihinin açık ara en kötü günü. Daha önce hiç bu kadar çok İsrailli, bırakın bir günlük düşman faaliyetini, tek bir olayda bile öldürülmemişti” ifadelerini kullandı.

İsrail, Hamas’ın temel altyapısını hedef alan çok sayıda hava saldırısı düzenlediğini açıkladı. Bunlar arasında grubun “operasyonel” olarak kullandığının iddia edildiği Cebaliye bölgesindeki bir cami de yer alıyor.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın

“İran, Hamas’a Yardım Etti” İddiası

Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin el-Kassam Tugayları öncülüğünde direniş gruplarının başlattığı ‘Aksa Tufanı’ operasyonu İsrail – Filistin hattında bir kez daha tansiyon yükselirken, ABD merkezli Wall Street Journal, dikkat çeken bir habere yer verdi.

Wall Street Journal (WSJ), Hamas ve Lübnan merkezli Şii Hizbullah örgütünün üst düzey yetkililerine dayandırdığı haberinde, Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları subaylarının Hamas ve Hizbullah dahil İran destekli dört militan grubun temsilcileriyle bir araya geldiği toplantılar sırasında belirlendiği öne sürdü.

Habere göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu, Hamas saldırısının planlanması ve hayata geçirilmesine önemli rol oynadı. Keza, İran Devrim Muhafızları Ordusu yetkilileri ağustos ayından bu yana Hamas’la iş birliği içerisinde hava, kara ve deniz saldırılarını da kapsayan kompleks bir operasyon tasarladı.

Çatışmada son 50 yılın en sert tırmanışı yaşanırken İsrail tarafında 700’den fazla kişi öldü. Gazze’deki yetkililer de İsrail hava saldırılarında şu ana kadar en az 400 kişinin öldüğünü duyurdu.

WSJ’ın haberinde, operasyonun ayrıntıları, Beyrut’ta İran Devrim Muhafızları subaylarının Hamas ve Hizbullah dahil İran destekli dört militan grubun temsilcileriyle bir araya geldiği toplantılar sırasında belirlendiği öne sürüldü.

Ancak söz konusu iddia, ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken tarafından çürütüldü. Blinken, pazar günü yaptığı açıklamada, Tahran’ın saldırıyı yönettiğine ya da arkasında olduğuna dair somut bir kanıt bulunmadığını söyledi.

Blinken, bununla birlikte İran’ın bu gruplarla uzun süredir var olan ilişkisini de kabul etti. Medyada çıkan ABD-İran esir takası karşılığında Tahran’ın aldığı dondurulan 6 milyar dolar parasının saldırılarda etkili olduğu yönündeki iddiaları da değerlendiren Blinken, “İran’ın hesabına geçen 6 milyar dolar paradan henüz tek bir dolar bile harcayamadığını” ifade etti.

WSJ’nin görüşmelerle ilgili sorularını yanıtlayan üst düzey Hamas yetkilisi Mahmud Mirdawi de, saldırıyı grubun bağımsız olarak planladığını söyledi. Hamas yetkilisi, saldırıları “Filistin (halkının) ve Hamas’ın kararı” olarak nitelendirdi.

Haberde adı geçen İranlı yetkiliye göre ise, İran Devrim Muhafızları’nın geniş kapsamlı stratejisi, İsrail’i çeşitli yönlerden kuşatmayı amaçlayan çok cepheli tehdit yaratmayı içeriyor. Aynı isme göre bu kuşatma, kuzeyde Hizbullah ve Filistin Halk Kurtuluş Cephesi ile Gazze ve Batı Şeria’da, İslami Cihad ve Hamas’ı kapsıyor.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, yaptığı açıklamada “Tahran’ın, Filistinlilerin meşru müdafaa hakkını desteklediğini” belirterek İsrail’i bölge için bir tehlike olmakla suçladı. Devlet televizyonunun haberine göre Reisi, “İran, Filistin ulusunun meşru savunmasını desteklemektedir” dedi.

Bu arada İran’ın Birleşmiş Milletler Misyonu, Hamas tarafından gerçekleştirilen saldırılarda Tahran’ın herhangi bir dahli olmadığını bildirdi. Yapılan açıklamada, “Filistin tarafından alınan kararlı tedbirler, gayrimeşru Siyonist rejimin yetmiş yıllık baskıcı işgaline ve işlediği iğrenç suçlara karşı tamamen meşru bir savunma teşkil etmektedir” denildi.

İran’ın BM Misyonu’nun açıklamasında “Filistin’in yanında olduğumuzu vurgulamak isteriz; ancak Filistin’in tepkisine müdahil değiliz, bu tepki sadece Filistin tarafından verilecektir” denildi.

Hamas operasyonunun “başarısının” sürpriz olmasından kaynaklandığını ve bunun da İsrail güvenlik örgütlerinin “en büyük başarısızlığı” olduğu değerlendirmesinde bulunan İran’ın BM Misyonu, “Başarısızlıklarını haklı göstermeye ve bunu İran’ın istihbarat gücüne ve operasyonel planlamasına bağlamaya çalışıyorlar” ifadelerine yer verdi.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Türkiye’de Turistik Tesislerin Tadını Yabancılar Çıkarıyor!

Türkiye’de otel ve benzeri turistik tesislerin tadını büyük ölçüde yabancı turistler çıkarıyor. Öte yandan, Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde.

2014 yılında turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu. 2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

Türkiye’de 2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranı yüzde 61,3 oldu.

Kovid 19 salgınıyla büyük bir darbe yiyen turizm sektörü toparlandı. AB ülkelerinde 2022 yılında otel ve pansiyon gibi turistik tesislerde geçirilen gece sayısı salgın öncesindeki seviyeye yaklaştı. Türkiye’de ise bu sayı salgın öncesi dönemin de üzerine çıkarak 242,5 milyona ulaştı.

2022 yılı verilerine göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısının en yüksek olduğu ülkeler İspanya (451,6 milyon) ve Fransa (449,8 milyon). Hemen ardından İtalya (412 milyon) ve Almanya (400,4 milyon) geliyor. Türkiye ise 242,5 milyon ile beşinci sırada bulunuyor.

100 milyonun üstünde konaklanan gece sayısına sahip diğer ülkeler Yunanistan (132,7 milyon), Hollanda (128,8 milyon) ve Avusturya (115,1 milyon) oldu.

Peki, turistik tesislerde kimler kalıyor? Bu oran ülkeden ülkeye büyük değişiklik gösteriyor. Turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en yüksek olduğu ülkeler Malta (yüzde 91,9), Hırvatistan (yüzde 91,4) ve Kıbrıs (yüzde 90,8) oldu.

Bu oran Akdeniz ve Ege’de deniz tatili sunan ülkelerde yüksek. Yunanistan’da yabancı oranı yüzde 84 iken Portekiz (yüzde 64,4) ve Türkiye’de yüzde 61,3. İspanya ise yüzde 60,1 ile hemen Türkiye’nin ardından geliyor.

Bazı ülkelerin 2022 verileri bulunmuyor. Sağlıklı bir kıyas için bu ülkelerin 2019 verileri grafikte yer alıyor. Buna göre turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı oranın en düşük olduğu ülke yüzde 16,9 ile Almanya. Avrupa’da turizmin önemli ülkelerinden Fransa’da ise bu oran yüzde 27,9. Yabancı turist oranı İskandinav ülkelerinde de düşük.

Türkiye çıkışta

Turistik konaklama tesislerinde geçirilen toplam gece sayısında Türkiye büyük bir çıkış içinde. 2014-2022 yılları arasında 2022 rekorun kırıldığı ülke oldu. 2014’te 130 milyon olan konaklanan gece sayısı 2022’de 242,5 milyon oldu.

Türkiye’de turistik konaklama tesislerinde geçirilen gece sayısında yabancı turistlerin oranı son 10 yılda düşüş eğiliminde. 2014 yılında yabancı oranı yüzde 75 iken salgın öncesinde 2019 yılında yüzde 62,9 oldu.

2020 yılında salgının etkisiyle bu oran yüzde 42,1’e kadar gerilirken 2022 yılında yüzde 61,3 oldu. Bu değişim için yabancı turist sayısı ve konaklama imkanlarının da incelenmesi gerekiyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı Üçüncü Gününde: Can Kaybı Bin 100’ü Aştı

Hamas’ın öncülüğündeki Filistinli direniş grupları İsrail’e karşı ‘Aksa Tufanı’ operasyonunu başlatırken, İsrail’de bu operasyona “Demir Kılıçlar” operasyonu ile karşılık verdi. Operasyonlar üçüncü gününe girerken en az bin 100 kişinin hayatını kaybettiği bildirildi.

Haber Merkezi / İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF), Hamas’ın Cumartesi günü başlattığı saldırılarla tırmanan çatışmalarda şimdiye kadar 700 İsrailli sivilin ve askerin hayatını kaybettiğini açıkladı. 2 bin 300 kişinin de yaralandığı bildirildi.

Yaralılar arasında durumu ciddi olanların bulunduğu, bu nedenle can kaybının artmasından endişe edildiği de açıklandı. Bu sayılarla İsrail’in kayıpları 1973’teki Yom Kippur Savaşı’ndan bu yana kaydedilen en büyük kayıp oldu.

Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı’nın Pazar günü itibariyle yaptığı açıklamada ise İsrail’in saldırılarında can kaybının 413 olduğu bildirildi.

Hamas’ın İsrail içlerine doğru başlattığı operasyonun üzerinden 48 saat geçmesine karşın Tel Aviv yönetimi halen kontrolü sağlayamadı. Ayrıca, Hamas’ın İsrail’e düzenlediği roket saldırıları da devam ediyor.

Çatışmalara ilişkin gazetecilere bilgi veren Yarbay Richard Hecht, İsrail topraklarına sızan Filistinli savaşçılarla çatışmaların devam ettiğini söyledi. Askeri sözcü, pazartesi sabahı itibarıyla Gazze Şeridi çevresinde ‘yedi veya sekiz’ noktada Hamas militanlarıyla mücadelenin sürdüğünü aktardı.

Birleşmiş Milletler, İsrail ile Hamas arasında şiddetlenerek devam eden savaşta 123 binden fazla kişinin yerlerinden edildiğini açıkladı. BM’nin insani yardım kuruluşu OCHA, pazartesi günü bir açıklama yaparak çatışmanın başlamasından bu yana Gazze Şeridi’nde 123 binden fazla insanın yerinden edildiğini duyurdu.

73 binden fazla kişinin okullarda barındığını belirten OCHA, “Gazze’de 123 bin 538’den fazla kişi, çoğunlukla korku, korunma endişeleri ve evlerinin yıkılması nedeniyle ülke içinde yerinden edildi.” dedi.

Pazar günü acil olarak toplanan Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin, İsrail’e düzenlediği saldırılar nedeniyle Hamas’ı kınayan ortak bir karar alamadı. ABD’nin Birleşmiş Milletler Daimi Temsilcisi Yardımcısı Büyükelçi Robert Wood bir dizi ülkenin Hamas’ın saldırılarını kınadığını söyledi.

Wood üyelerin tamamının kınama kararına katılmadığını ifade etti. Bu ülkeler arasında BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinden biri olan Rusya’nın da yer aldığı tahmin ediliyor. Rusya’nın BM Daimi Temsilcisi Vassily Nebenzia ise ülkesinin saldırıları kınamadığının “doğru olmadığını” söyledi.

“Sivillere yönelik tüm saldırıları kınıyoruz” diyen Nebenzia Rusya’nın mesajının “çatışmalarının derhal sonlandırılması, ateşkese varılması ve on yıllardır durmuş olan anlamlı müzakerelere başlanması” olduğunu söyledi.

İsrail’in en çok satan üçüncü gazetesi olan ve kendini merkez sola konumlandıran Haaretz, Hamas’ın başlattığı saldırıdan Başbakan Binyamin Netanyahu’yu sorumlu tuttu. Editoryal yazıda, “İsrail’in başına Simhat Tora Bayramı’nda gelen felaketin sorumluluğu açıkça tek bir kişinindir: Binyamin Netanyahu” denildi.

Makalede şu ifadeler kullanıldı: Geniş siyasi deneyimi ve güvenlik konularındaki yeri doldurulamaz bilgeliğiyle övünen Başbakan, Filistinlilerin varlığını ve haklarını açıkça göz ardı eden bir dış politika benimseyerek, anahtar pozisyonlara Bezalel Smotrich ve Itamar Ben-Gvir’i atayarak ilhak ve mülksüzleştirme hükümetini kurarken İsrail’i bilinçli olarak içine sürüklediği tehlikeleri tespit etmekte tamamen başarısız oldu.

Haaretz, kendisini merkez sol ilerici bir gazete olarak pazarlıyor, İsrail’de üçüncü en büyük tiraja sahip ve yurt dışında da geniş çapta okunuyor.

Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların yakın tarihçesi

İsrail’in 2005 yılında 2,3 milyon insana ev sahipliği yapan Gazze Şeridi’nden çekilmesinden bu yana bölgeyi kontrol eden Hamas ve İsrail arasında çok sayıda çatışma yaşandı. İşte bu çatışmaların öne çıkanlarının kronolojisi:

Ağustos 2005 İsrail güçleri, 1967’deki Orta Doğu savaşında kıyı şeridini Mısır’dan ele geçirdikten 38 yıl sonra tek taraflı olarak Gazze’den çekildi, yerleşim yerlerini terk etti ve bölgeyi Filistin Yönetimi’nin kontrolüne bıraktı.

25 Ocak 2006: Hamas, Filistin parlamento seçimlerinde sandalyelerin çoğunluğunu kazandı. İsrail ve ABD, Hamas’ın şiddetten vazgeçmeyi ve İsrail’i tanımayı reddetmesi nedeniyle Filistinlilere yardımı kesti.

25 Haziran 2006: Hamas militanları, sınır ötesi bir baskında İsrail askeri Gilad Şalit’i esir aldı. Bu da İsrail’in hava saldırılarına yol açtı. Şalit, beş yıldan uzun bir süre sonra bir mahkum değişimiyle serbest bırakıldı.

14 Haziran 2007: Hamas, kısa bir iç savaşla Gazze’yi ele geçirdi ve Batı Şeria’da bulunan Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a sadık El Fetih güçlerini devirdi.

27 Aralık 2008: İsrail, Filistinlilerin İsrail’in güneyindeki Sderot kasabasına roket atmasının ardından Gazze’ye 22 günlük bir askeri saldırı başlattı. Ateşkes sağlanmadan önce yaklaşık bin 400 Filistinli ve 13 İsraillinin öldürüldüğü bildirildi.

14 Kasım 2012: İsrail, Hamas’ın Genelkurmay Başkanı Ahmed Cebari’yi öldürdü. Hemen ardından sekiz gün boyunca Filistinli militanlar roket fırlatırken, İsrail de hava saldırılarını sürdürdü.
Temmuz-Ağustos 2014 – Üç İsrailli gencin Hamas tarafından kaçırılması ve öldürülmesi, Gazze’de 2 bin 100’den fazla Filistinli’nin ve 67’si askeri olmak üzere 73 İsraillinin öldüğü bildirilen yedi haftalık bir savaşa yol açtı.

Mart 2018: Gazze’nin İsrail ile çitlerle çevrili sınırında Filistinli protestolar başladı. İsrail askerleri protestocuları uzaklaştırmak için ateş açtı. Birkaç ay devam eden protestolarda 170’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü bildirildi. Protestolar ve İsrailli askerlerin müdahalesi aynı zamanda Hamas ile İsrail güçleri arasında çatışmalara yol açtı.

Mayıs 2021: Ramazan ayında haftalarca süren gerilimin ardından, Kudüs’teki El Aksa yerleşkesinde İsrail güvenlik güçleriyle çıkan çatışmalarda yüzlerce Filistinli yaralandı. İsrail’in güvenlik güçlerini yerleşkeden çekmesini talep ettikten sonra Hamas, Gazze’den İsrail’e bir roket yağmuru başlattı. İsrail de Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi. 11 gün süren çatışmalarda Gazze’de en az 250, İsrail’de ise 13 kişi hayatını kaybetti.

Ağustos 2022: İsrail’in hava saldırısıyla üst düzey bir İslami Cihad komutanını vurmasıyla başlayan ve üç gün süren şiddet olaylarında 15’i çocuk en az 44 kişi öldürüldü. İsrail, hava saldırılarının İran destekli militan hareketin İsrailli komutanları ve silah depolarını hedef alacak bir saldırı planına karşı önleyici bir operasyon olduğunu söyledi. Buna karşılık İslami Cihad, İsrail’e binden fazla roket fırlattı. İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemi, herhangi bir ciddi hasar veya can kaybının önüne geçti.

Ocak 2023: Gazze’deki İslami Cihad, İsrail birliklerinin bir mülteci kampına baskın yapıp yedi Filistinli silahlı militanı ve iki sivili öldürmesinin ardından İsrail’e iki roket fırlattı. Roketler sınıra yakın yerleşim yerlerinde alarmların çalmasına neden oldu ancak herhangi bir can kaybına yol açmadı. İsrail Gazze’ye hava saldırılarıyla karşılık verdi.

Mayıs 2023: İsrail’in Filistin İslami Cihad örgütünün üç üyesini hedef alarak öldürmesiyle başladı. İki taraf arasında beş gün süren çatışmalarda Filistinli siviller de hayatını kaybetti. Daha sonra iki taraf arasında ateş anlaşması yapıldı.

Ekim 2023: Hamas, roket yağmurunun yanı sıra sınırı geçen silahlı kişilerle sürpriz bir saldırı düzenleyerek Gazze Şeridi’nden İsrail’e son yılların en büyük saldırısını başlattı. İslami Cihad, savaşçılarının saldırıya katıldığını duyurdu. İsrail ordusu, savaş durumunda olduğunu belirterek, Gazze’de Hamas’ı hedef alan saldırılar düzenlediğini ve yedek birlikleri göreve çağırdığını açıkladı.

Paylaşın

“2032 Avrupa Futbol Şampiyonası Türkiye – İtalya Ortaklığıyla Yapılacak” İddiası

Türkiye ve İtalya’nın 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2032) düzenleyeceği öne sürüldü. UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) ise, resmi açıklamayı 10 Ekim’de yapacak.

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan daha önce konuya ilişkin yapılan açıklamada, “TFF ile İtalya Futbol Federasyonu, yapılan görüşme ve değerlendirmelerin ardından EURO 2032’yi beraber düzenlemek için UEFA’ya ortak başvuru yapma kararı almıştır” ifadelerine yer verilmişti.

TFF Başkanı Büyükekşi’de, “Bu başvurunun Avrupa ve Türk futbolu için çok önemli olacağına inanıyorum. Türkiye için bir milat olacak. 2028 adaylık sürecinden vazgeçme gibi bir düşüncemiz yok. UEFA, EURO 2032 ortak adaylık başvurumuzu kabul ederse EURO 2028’den çekileceğiz.” demişti.

İtalyan gazeteci Nicolo Schira, Türkiye ve İtalya ortaklığının 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı (EURO 2032) düzenleyeceğini öne sürdü.

Ajansspor’un haberine göre, 10 Ekim Salı günü açıklanacak olan ev sahipliği öncesi Türkiye – İtalya ve Rusya’nın teklifleri bulunuyordu. Rus futbolu, Ukrayna savaşı nedeniyle UEFA’dan belirsiz bir süre ihraç edildiği için bu teklif geçersiz olmuştu.

Güncel tekliflerin sahipleri Türkiye ve İtalya da ortak düzenlemeye karar verince tek ihtimal bu olarak kaldı. Türkiye ve İtalya’nın teklifleri de geçerlilik kazanınca ev sahipliği kesin noktasına gelmişti. UEFA, resmi açıklamayı 10 Ekim (yarın) yapacak.

UEFA’dan yapılan açıklamaya göre, UEFA EURO 2032’yi İtalya ile ortaklaşa düzenlemek için geçtiğimiz yaz başvuru yapan Türkiye, EURO 2028 için yaptığı başvuruyu geri çekti. Türkiye’nin başvurusunu geri çekmesi sonrası EURO 2028’i İngiltere ile İrlanda’nın birlikte düzenlemesi kesinleşmiş oldu.

TFF Başkanı Büyükekşi: Türkiye için bir milat olacak

Türkiye Futbol Federasyonu’ndan (TFF) daha önce yapılan açıklamada, “TFF ile İtalya Futbol Federasyonu, yapılan görüşme ve değerlendirmelerin ardından EURO 2032’yi beraber düzenlemek için UEFA’ya ortak başvuru yapma kararı almıştır” ifadeleri yer almıştı.

TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi ise yaptığı açıklamada şunları söylemişti: “Bu adaylık başvurusu 10 Ekim’de neticelenecek. 2028 adaylığı için karşımızda Birleşik Krallık, 2032 için ise İtalya var. İtalya Futbol Federasyonu ile müzakere yaptık ve ayrı ayrı adaylık başvurusu yapmak yerine UEFA’ya birlikte başvuru yapma kararı aldık.

UEFA bu çalışmamızı kabul ederse başka bir rakibimiz yok. Bu başvurunun Avrupa ve Türk futbolu için çok önemli olacağına inanıyorum. Türkiye için bir milat olacak. 2028 adaylık sürecinden vazgeçme gibi bir düşüncemiz yok. UEFA, EURO 2032 ortak adaylık başvurumuzu kabul ederse EURO 2028’den çekileceğiz.”

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Türkiye Arabulucu Olabilir Mi?

Hamas’ın sürpriz ve koordineli saldırılarında en az 700 İsrailli hayatını kaybetti. Filistinli yetkililere göre İsrail’in karşı saldırılarında ise en az 313 Gazzeli yaşamını yitirdi. İsrail Sağlık Bakanlığı’na göre 2 binden fazla yaralı İsrailli hastanelere kaldırıldı.

Filistin Sağlık Bakanlığı ise, İsrail’in kuşatma altındaki kıyı bölgesine yönelik devam eden saldırıları sonucunda yaklaşık 2,200 kişinin de yaralandığını açıkladı.

İsrail-Hamas savaşı, Türkiye’nin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’yu resmi bir ziyaret için beklediği bir dönemde çıktı. Taraflara itidal çağrısında bulunan ve şiddetin sona ermesi için diplomatik çabalarına başlayan Ankara, bu süreçte dengeli ve aktif bir politika izleyip bölgesel etkinliğini kullanmayı hedefliyor.

Ankara, İsrail – Filistin savaşına nasıl bakıyor, arabuluculuk yapabilir mi?

İsrail’in Ankara Büyükelçisi Irit Lillian, İsrail ile Hamas arasında arabuluculuk tekliflerinden söz etmek için henüz erken olduğunu belirtti. Hamas’ın Türkiye’de ya da başka bir yerde varlık göstermemesi gerektiğini ifade eden Lillian, son saldırıların bunu açıkça gösterdiğini dile getirdi.

Lillian, Hamas’ın İsrail’e karşı düzenlediği son yılların en büyük saldırısıyla ilgili videokonferans yoluyla gazetecilerin sorularını yanıtladı. Ankara’nın şiddeti sonlandırmak için, “Elimizden gelen katkıyı sağlamaya daima hazırız. Bu doğrultuda, ilgili taraflarla temaslarımızı yoğun şekilde sürdürüyoruz” şeklindeki açıklamasını değerlendiren Lillian, İsrail’in önceliğinin saldırıya karşılık vermek olduğunu vurguladı.

Büyükelçi, “Arabuluculuk farklı bir zaman diliminde gündeme gelir. Şu anda maalesef ölüleri sayıyoruz, yaraları sarmaya çalışıyoruz. Kaçırılan vatandaşlarımızın sayısının ne olduğunu bile bilmiyoruz” dedi.

“Kaçırılan tüm insanların evlerine döndüğünü görmek istiyoruz ve bölgeye sessizlik ve sükunetin geri gelmesini istiyoruz” diyen Lillian, “Bundan sonra arabuluculuk ve bu arabuluculukta kimlerin rol alacağı hakkında konuşabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

İsrail’e yönelik saldırı, yıllardır Filistin ve Hamas yanlısı bir pozisyonda olan, bazı Hamas üyelerinin Türkiye’de barınmasına izin veren AKP hükümetinin İsrail ile bağlarını onarmaya çalıştığı bir döneme denk geliyor. Ankara Hamas’ı, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği’nin (AB) aksine terör örgütü olarak tanımlamıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçen Temmuz’da Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniye ile görüşmüştü.

Hamas üyelerinin Türkiye’deki varlığına ilişkin bir soru üzerine Lillian, İslamcı grubun üst düzey bir üyesi olan Salih El Aruri’nin Türkiye’de görüldüğünü ve insanlığa karşı suç işlemekten yargılanması gerektiğini belirtti.

Lillian, gazetecilere yaptığı açıklamada “Bence bu durum Hamas’ın ne Türkiye’de ne de dünyanın başka bir yerinde ofisi ya da herhangi bir faaliyeti olmaması gerektiği yönündeki görüşümüzü güçlendiriyor. Teröristlerin dünyanın herhangi bir ülkesinden eylemleri yönetmesine ya da komuta etmesine yer yoktur” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise, Reuters’ın Hamas yetkililerinin Türkiye’deki varlığıyla ilgili değerlendirme talebine henüz yanıt vermedi.

On yıllardır “militan saldırılardan” muzdarip olan Türkiye’den daha fazla empati beklediklerini belirten İsrail Büyükelçisi, saldırıların ardından iki ülke arasındaki “faydalı yapıcı” diyaloğun Türkiye ile İsrail arasındaki yakınlaşmanın kaderine ışık tutacağını söyledi.

Hamas’ın saldırısının iki ülke ilişkilerini etkileyip etkilemeyeceğine yönelik soruya “Bence bunu söylemek biraz zor. Isınma sürecine giren İsrail ve Türkiye ilişkilerinin dünkü saldırıdan ve terörizme karşı devam eden savaştan etkilenmemesi gerektiğini düşünüyorum” yanıtını veren Lillian, İsrail Büyükelçiliği’nin “tehdit, gösteri ve şiddet çağrıları” konusunda Türk yetkililerle temas halinde olduğunu söyledi.

Ankara, Hamas’ı meşru bir siyasi aktör olarak görüyor

Türkiye, birçok Batı ülkesinin aksine Hamas’ı meşru bir siyasi aktör olarak görüyor ve Filistin’deki diğer güçlü örgüt olan El Fetih ile ortak bir hükümet kurma konusunda arabuluculuk yapıyor.

Bu kapsamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, 26 Temmuz 2023’te Filistin Özerk Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Hamas lideri İsmail Haniye’yi Ankara’da ağırlamış ve ortak yönetim konusundaki çağrılarını yinelemişti.

Türkiye ile Hamas arasındaki resmi bağlar ilk kez 2006’da üst düzey bir Hamas heyetinin Ankara’yı ziyaretiyle başladı. Türkiye-İsrail ilişkileri, 2010’da yaşanan Mavi Marmara bunalımıyla gerilemesi sürecinde, Ankara’nın Hamas’la temasları yoğunlaştı. Bazı üst düzey yetkililerin İsrail karşıtı faaliyetlerini Türkiye’den yönlendirdiği iddiası, İsrail tarafından sıkça dile getirildi.

İsrail, Türkiye ile normalleşme sürecinde Hamas’ın faaliyetlerinin sona erdirilmesini şartlardan biri olarak masaya sürdü. Ankara’nın, tam olmasa da, bu koşulu yerine getirdiğine yönelik haberler uluslararası basında yer aldı.

Türkiye – İsrail normalleşme süreci nasıl etkilenir?

Bölgedeki son gerilimin, Türkiye-İsrail normalleşme süreci açısından büyük önem verilen bir dönemde yaşanması dikkat çekici. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Eylül ayında New York’ta bir araya geldiği İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, ertelenen Türkiye ziyaretini Ekim ya da Kasım ayında yapmasının planlandığı kaydedilmişti.

Netanyahu’nun ziyareti öncesi özellikle enerji alanındaki işbirliği olasılıklarını görüşmek üzere Türkiye-İsrail arasında bakan düzeyinde temasların gerçekleştirilmesi de öngörülüyordu.

Ancak yaşanan son gelişmelerin bu temasların ertelenmesine neden olabileceği değerlendirmeleri yapılıyor. Türkiye-İsrail normalleşmesinin geleceğinin ise çatışma ortamının nasıl evrileceğine göre şekilleneceği yorumları öne çıkıyor.

Dünya liderleri ne dedi?

Öte yandan geçtiğimiz 24 saatte çok sayıda diplomatik temas gerçekleşti, dünya liderleri açıklamalar yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan AKP’nin 4. Olağanüstü Büyük Kongresi’nde yaptığı konuşmada, Hamas’ın Aksa Tufanı Operasyonu’na ilişkin, itidal çağrısı yaptı.

Erdoğan, “Türkiye olarak İsrail’deki hadiseler ışığında tarafları itidalle hareket etmeye, gerilimi tırmandıracak fevri adımlardan uzak durmaya çağırıyoruz” dedi.

İlerleyen saatlerde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki’nin yanı sıra Katar, Suudi Arabistan, Mısır ve İran dışişleri bakanları ile telefon görüşmeleri gerçekleştirdiği kaydedildi.

Erdoğan, Pazar günü yaptığı bir konuşmada da bölgedeki sorunların kökeninde Filistin meselesi olduğunu ve bunun “hakkaniyete uygun” bir şekilde çözülmesi gerektiğini vurguladı. “İki devletli çözüm” perspektifinin önemli olduğunu belirten Erdoğan, “1967 sınırları temelinde bağımsız ve coğrafi bütünlüğü haiz, başkenti Kudüs olan bir Filistin Devleti’nin hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır” dedi.

Geçtiğimiz saatlerde birçok dünya lideri İsrail’in “kendisini savunma hakkına sahip olduğu” yönünde açıklamalar yaptı. İsrail Başbakanı Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Almanya, Ukrayna, İtalya ve İngiltere liderlerinin İsrail’in kendisini “ne kadar gerekiyorsa” savunma hakkına destek verdikleri belirtildi.

Cumartesi akşamı Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada ABD Başkanı Joe Biden da İsrail’in “kendisini ve halkını savunma hakkına sahip olduğunu” ve ABD’nin İsrail’e desteğinin “sağlam ve tereddütsüz” olduğunu ifade etti.

“İsrail’e düşman olan herhangi bir taraf açısından bu saldırıları kullanma zamanı değildir” diyen Biden, “Dünyanın gözü üzerinizde” diye devam etti. Biden, İsrail’in ihtiyacı olan her şeye sahip olması ve kendisini savunmaya devam edebilmesi için müttefiklerle görüşülmekte olduğunu kaydetti.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Hamas teröristlerinin İsrail halkına karşı gerçekleştirdiği saldırılar karşısında şoka uğradım” dedi. İsrail’in kesinlikle kendini savunma hakkına sahip olduğunu belirten Sunak, “İsrailli yetkililerle irtibat halindeyiz” dedi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda Hamas saldırılarını kınadı. Von der Leyen, “Hamas teröristlerinin İsrail’e yönelik gerçekleştirdiği saldırıyı kesin surette kınıyorum. Bu, terörizmin bir en aşağılık örneğidir. İsrail, böyle çirkni saldırılara karşı kendini savunma hakkına sahiptir” dedi.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy ise sosyal medyada yaptığı açıklamada, “Teröre başvuran herkes dünyaya karşı suç işliyor. Terörün hiçbir yerde ve hiçbir zaman hayatı yok etmeye veya kontrol etmeye kalkışmaması için dünyanın birlik ve beraberlik içerisinde durması gerekiyor. İsrail’in meşru müdafaa hakkı tartışılmaz” dedi.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da İsrail’e yönelik “terör saldırılarını” kınadı. Sosyal medyadan paylaşım yapan Macron, “Kurbanlarla, onların aileleriyle ve onlara yakın olanlarla tam dayanışma içinde olduğumu ifade ediyorum” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise Pazar günü yaptığı açıklamada, İsrailliler ve Filistinliler arasında tırmanan gerilim ve şiddet olaylarından “derin endişe” duyduğunu belirtti. Açıklamada, “İlgili tarafları sakin olmaya, itidalli davranmaya ve sivilleri korumak ve durumun daha da kötüleşmesini önlemek için düşmanlıkları derhal sona erdirmeye çağırıyoruz” denildi.

Bakanlık, “Çatışmanın tekrarlanması, barış sürecinin uzun süre duraklamasının devam edemeyeceğini bir kez daha gösteriyor” dedi. Bakanlık, uluslararası toplumu “kalıcı barışı sağlamanın bir yolunu bulmak” için “daha büyük bir aciliyetle hareket etmeye” çağırdı.

Arap Birliği Genel Sekreteri Ahmed Aboul Gheit, “Gazze’deki askeri operasyonların derhal durdurulması” ve “iki taraf arasındaki silahlı çatışma döngüsünün” sonlandırılması çağrısında bulundu ve şöyle devam etti: “İsrail’in şiddet içeren ve aşırılıkçı politikaları uygulamaya devam etmesi, bölgeyi öngörülebilir gelecekte istikrara yönelik ciddi fırsatlardan mahrum bırakan bir saatli bombadır.”

Devlet haber ajansına göre ise Mısır Dışişleri Bakanlığı, İsrail ile Filistinliler arasındaki gerilimin tırmanmasının “ciddi sonuçları” konusunda uyarıda bulundu. Bakanlığın yaptığı açıklamada, “Maksimum itidal uygulanması ve sivillerin daha fazla tehlikeye maruz bırakılmasından kaçınılması” çağrısında bulunuldu.

Mısır Dışişleri Bakanı Sami Şükrü’nün gelişmeleri görüşmek üzere AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Josep Borrell ile bir görüşme gerçekleştireceği aktarıldı.

İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney’in danışmanı Rahim Safavi, Filistinlilerin İsrail’e yönelik saldırısını destekledi. ISNA haber ajansında yer alan haberde Safavi’nin “Filistinli savaşçıları kutlarız” ifadelerine yer verildi. Safavi, “Filistin ve Kudüs’ün özgürleşene kadar Filistin savaşçılarının yanında olacağız” dedi.

Interfax haber ajansının Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’a dayandırdığı haberine göre ise Rusya, İsrail-Filistin çatışmasının tırmanmasıyla bağlantılı olarak İsrail, Filistinliler ve Arap ülkeleriyle temas halinde olduğunu söyledi.

Rusya tarafından yapılan açıklamada, “Her zaman itidal çağrısında bulunduğumuzu söylemeye gerek yok” denildi.

(Kaynak: DW Türkçe, BBC Türkçe)

Paylaşın