Cumhur İttifakı’nda İsveç’in NATO’ya Üyeliği Çatlağı: Destici’den Hayır Çağrısı

“Türkiye, İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili NATO’nun İsrail konusundaki tavrını dikkate alarak adım atmalıdır” diyen BBP Lideri Mustafa Destici, “İsveç’in, İslam’ın ve Müslümanların kutsallarını yapılan saldırılar durmadan ve bunları önleyici yasal tedbirler alınmadan, özellikle terör örgütleri ile ilgili Türkiye’ye verdiği sözler ve iadeler eksiksiz yerine getirilmeden, NATO’ya üyeliği asla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanmamalıdır” ifadelerini kullandı.

Mustafa Destici ayrıca, “NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in, Ortadoğu’da, sivilleri hedef alan, sadece bölgeyi değil, dünya barışını da tehdit eden bir katliam yaşanırken sessiz kalıp, Türkiye’ye İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda akıl vermesi hadsizliktir, utanmazlıktır. Avrupa’nın ortasında devam eden, yeni bir dünya savaşının tetikleyicisi olabilecek savaşı sona erdirmeye gayret göstermek yerine Ukrayna’ya silah yardımının artırılması çağrısı yapması, NATO’nun varlık gerekçesini inkâr etmektir” dedi.

Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin genel merkez binasında basın toplantısı düzenledi. Gazete Duvar’ın aktardığına göre, Destici, Gazze’de yaşananları savaş olarak adlandırmanın gerçeklere, tarihe ve insanlığa bir ihanet olduğunu söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Savaşın da kuralları vardır. Soykırıma dönüşen cinayetlere, katliamlara sessiz ve tepkisiz kalmadık, kalmayacağız. Uluslararası kuruluşların İsrail’e verdiği doğrudan ve dolaylı desteği kınıyorum, lanetliyorum. 2,5 milyona yakın sivilin, bir aya yaklaşan süredir ateş altında olmasına rağmen, Avrupa Birliği’nin, NATO’nun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin, ateşkesi sağlama gayreti göstermek, işlenen insanlık suçlarına karşı tavır almak bir yana, soykırımın devamını sağlayan tavırları ayrıca bir insanlık suçudur.”

Destici, cinayetlere, katliamlara, soykırıma karşı Filistin’e destek için Pazar günü Sivas’ta ‘Hür ve Bağımsız Filistin Mitingi’ yapacaklarını açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onaylayarak Meclis’e gönderdiği İsveç’in NATO’ya üyeliği protokolü için TBMM’te çağrı yapan Destici şöyle konuştu:

“NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in, Ortadoğu’da, sivilleri hedef alan, sadece bölgeyi değil, dünya barışını da tehdit eden bir katliam yaşanırken sessiz kalıp, Türkiye’ye İsveç’in NATO’ya üyeliği konusunda akıl vermesi hadsizliktir, utanmazlıktır. Avrupa’nın ortasında devam eden, yeni bir dünya savaşının tetikleyicisi olabilecek savaşı sona erdirmeye gayret göstermek yerine Ukrayna’ya silah yardımının artırılması çağrısı yapması, NATO’nun varlık gerekçesini inkâr etmektir. NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in, ‘İsrail-Filistin çatışmasında aktif bir rol üstlenmemeliyiz’ açıklaması, bir uluslararası güvenlik kuruluşunun, iflasını itiraf etmesidir.

İsveç’in NATO üyeliği ile ilgili, Türkiye, NATO’nun İsrail konusundaki tavrını dikkate alarak adım atmalıdır. Ayrıca İsveç’in, İslam’ın ve Müslümanların kutsallarını yapılan saldırılar durmadan ve bunları önleyici yasal tedbirler alınmadan, özellikle terör örgütleri ile ilgili Türkiye’ye verdiği sözler ve iadeler eksiksiz yerine getirilmeden, NATO’ya üyeliği asla Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından onaylanmamalıdır.”

Paylaşın

CHP’li 95 Vekilden Kılıçdaroğlu’na Destek: Kavga Edecek Zamanımız Yok

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) hafta sonu yapılacak kurultay öncesi dikkat çeken gelişmeler yaşanıyor. CHP’li 95 milletvekili kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini açıkladı. CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da kurultayda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu.

95 milletvekili konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, “Önümüzdeki birinci hedef, 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdürerek, halkçı belediyeciliği temsil eden yerel yönetimlerdeki hizmetlerimizi pekiştirmektir. Odak noktamız, yurdumuzun tüm il ve ilçelerinde partilerimize yeni belediyeler kazandırmaktır” ifadelerine yer verdi.

CHP’nin önceki dönem milletvekillerinin konuya ilişkin yaptıkları açıklamada ise, “Kemal Kılıçdaroğlu 36. ve 37. Kurultaylarımızda Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandırma hedefini önümüze koymuştur. Bu hedef kurultaylarımızda oy birliğiyle karar altına alınmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde gemiyi güvenli limana yanaştırmak ve 31 Mart Yerel Seçimleri kazanmak hepimizin sorumluluğundadır” denildi.

CHP’li 95 milletvekili bugün Meclis’te; kurultayda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu. Milletvekilleri adına açıklamayı CHP Burdur Milletvekili İzzet Akbulut yaptı.

Sol Haber’in aktardığına göre; Akbulut, “CHP Türkiye Büyük Millet Meclisi Grubu’nun 130 milletvekilinden 95’i olarak hafta sonu yapılacak olan 38. Olağan Kurultay’ımızda Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu’nu destekleme yönünde imzalarımızı verdik. Gerekçelerimizi kamuoyunun huzurunda paylaşıyoruz” diyerek şunları söyledi:

“Unutulmamalıdır ki tarihimiz boyunca askeri darbeler görmüş, kapatılmaya, susturulmaya, sindirilmeye çalışılmış ama her defasında ayakta kalmayı başarmış bir parti tarihine, parti hafızasına, parti geleneğine ve azmine sahibiz. Bugün geldiğimiz noktada CHP, yenilenen örgütleriyle yenilenme sürecini başlatmıştır. Yenilenmenin örgütümüzü güçlendirecek, güven bağımızı pekiştirecek ve sosyal demokratların birliğini koruyacak bir rotada ilerlemesi kaçınılmazdır.

CHP; altı okuyla, programıyla, sosyal demokrasinin evrensel ilkeleriyle mücadelesini sürdüren bir çizgidedir. Biz seçim sonuçlarını lider merkezli bir fırsat penceresi olarak görmüyoruz. Seçim sonuçlarının faturasını sadece Cumhuriyet Halk Partimizin Genel Başkanı’na kesmenin adalet terazisinin şaşması ve seçim sonuçlarının sağlıklı analiz edilememesi olduğunu düşünüyoruz. Genel Başkanımız sayın Kemal Kılıçdaroğlu, yenilenme hamlesinin tüzük kurultayıyla sürdürüleceğinin işaretini vermiştir.

Önümüzdeki birinci hedef, 2019’da olduğu gibi Genel Başkanımızın önderliğinde görevlerini başarıyla sürdürerek, halkçı belediyeciliği temsil eden yerel yönetimlerdeki hizmetlerimizi pekiştirmektir. Odak noktamız, yurdumuzun tüm il ve ilçelerinde partilerimize yeni belediyeler kazandırmaktır.

Birbirimizle kavga edecek zamanımız yok ama fikirlerimizin zenginliğiyle güçlenecek bir partimiz var bizim. Yenilenme süreci, ayrışarak değil birleşerek gerçekleşecektir. Bizler 95 milletvekili olarak tarihten gelen gücümüzle Ulu Önder, Ebedi Liderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize miras bıraktığı partimizin yenilenme sürecinin Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde gerçekleşebileceğini görüyor, bilgisi, birikimi ve tecrübesiyle Sayın Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki yenilenme sürecini sonuna kadar destekliyoruz.”

Önceki dönem bazı CHP’li vekiller de destek açıkladı

CHP’nin önceki dönem milletvekillerinden bir grup da yazılı bir açıklama yaparak kurultayda Kılıçdaroğlu’nu destekleyeceklerini duyurdu. Seçimlerin kaybedilmesinde Kılıçdaroğlu’nun tek sorumlu ilan edilmesine ise karşı çıkıldı.

Yapılan açıklamanın bir bölümü şöyle: “Şimdi herkes değişim istiyor. Bir kesim de değişimden sadece ‘Genel Başkan değişimini’ kastediyor. Hatta uzun yıllar karar alma mekanizmalarının en üstlerinde yer alanlar, sorumluluklarını yok sayıp, kendilerini ‘değişim’ neferi ilan ediyor. Bu kabul edilemez; hakkaniyetli de değildir.

CHP, parti içi demokrasiyi tüm eksikliklerine rağmen hayata geçirebilen tek partidir. Partimizde yazılı olmayan, herkesin özümsediği demokratik kurallar hepimizi bağlar. Bu kurallar ‘bir defalığına’ da olsa yok sayılamaz. Bu nedenle, Genel Başkanlığa adaylığını açıklayanların sadece ‘fiili’ değil, ‘resmen’ de bu kurala uymaları doğru ve demokratik olandır.

CHP, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu partisidir. Kurucu iradeyi köklerinde taşır. Cumhuriyetçilik, laiklik, milliyetçilik, devletçilik, halkçılık ve inkılapçılık ilkeleriyle bu topraklara kök salmıştır. CHP; yenilenmeyi, dönüşümü, değişimi sağlayacak iradeye ve kadrolara sahiptir.

Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu 36. ve 37. Kurultaylarımızda Cumhuriyeti ikinci yüzyılında demokrasiyle taçlandırma hedefini önümüze koymuştur. Bu hedef kurultaylarımızda oy birliğiyle karar altına alınmıştır. Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu önderliğinde gemiyi güvenli limana yanaştırmak ve 31 Mart Yerel Seçimleri kazanmak hepimizin sorumluluğundadır.”

Paylaşın

Osman Kavala’dan Tutukluluğunun Altıncı Yıl Dönümünde Mesaj: Umudumu Kaybetmedim

Tutukluluğunun altıncı yıl dönümü vesilesiyle sosyal medya platformu zerinden bir açıklama yayınlayan Osman Kavala, “Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim” ifadelerini kullandı.

Haber Merkezi / Açıklamasında, Filistin’de devam eden insani krize değinen Osman Kavala, bu sebeple Vaclav Havel ödülüne layık görüldüğü için de sevinemediğini söyledi. Kavala, açıklamasında şu ifadeleri kullandı.

“6 yıl boyunca suç işlediğime dair hiçbir delil olmadan cezaevinde tutuldum. Bunun sona ermesini beklerken, Yargıtay kararıyla hukuksuzluğun onanması ile infaz koşullarım ağırlaştı.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinin, kendisi de hapis deneyimi yaşamış olan Vaclav Havel adına verdiği ödüle layık görülmem bana onur verdi. Ancak, Hamas’ın sivillere saldırı eylemi ve İsrail bombardımanının Gazze’de yarattığı felaket sevinmeme fırsat vermedi. Filistin’de büyük acılara sebep olan terör ve şiddet ortamını besleyen adaletsizliklere karşı tüm uluslararası kuruluşların daha fazla duyarlılık göstereceklerini ve uluslararası hukuk normlarına uygun biçimde barışın sağlanması için güçlü bir inisiyatif alacaklarını umuyorum.

Havel’in dediği gibi, ‘en önemlisi umudu kaybetmemek’. Ülkemde hukukun egemen olacağına dair umudumu kaybetmedim.”

Gezi davasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan iş insanı Osman Kavala, 2023 Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü’ne layık görülmüştü. Ödülü Ekim ayında Kavala adına eşi Ayşe Buğra almıştı. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, ödülün Kavala’ya verilmesine yazılı bir açıklama ile tepki göstererek, “Ülkemizde hakkında yargı tarafından hükmedilen kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunan bir kişiye verilmiş olması kabul edilemez” ifadesini kullanmıştı.

Osman Kavala’nın cezası onandı

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 25 Nisan 2022’de Osman Kavala, Can Atalay, Mine Özerden, Tayfun Kahraman ve Çiğdem Mater hakkında verdiği mahkumiyet kararını Eylül ayında onamış, Ali Hakan Altınay, Yiğit Ali Ekmekçi ve Mücella Yapıcı hakkındaki hükümleri ise bozmuştu.

Gezi Parkı davasında, Türk Ceza Kanunu’nun 312/1 maddesi gereğince, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse çarptırılan Osman Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis ile Türkiye İşçi Partisi (TİP) milletvekili Can Atalay, Tayfun Kahraman, Mine Özerden ve Çiğdem Mater’e “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan verilen 18’er yıl hapis cezalarını onamıştı.

Avrupa Konseyi ihlal süreci

AİHM 10 Aralık 2019’da Kavala’ya ilişkin olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) 18. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti. Dosya, üye devletlerin kararlara uymasını denetleyen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin, mahkemenin 10 Aralık 2019 kararının uygulanmamasıyla ilgili ihlal prosedürü başlatmasının ardından Büyük Daire’ye taşındı.

Büyük Daire, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin “kararların bağlayıcılığı”nın düzenlendiği 46/1 maddesine dayanarak, Türkiye’nin AİHM kararına uymamasıyla ilgili 11 Temmuz’da kararını açıkladı. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 2 Şubat 2022 tarihinde başlattığı ihlal prosedürü kapsamında açıklanan kararda, Türkiye’nin, AİHM kararlarına ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucu yer aldı.

AİHM, bu konuyu içeren Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 46/1. maddesini ihlal ettiği hükmüne vardı. Karar, 1’e karşı 16 oyla alındı. Tek karşı oy, mahkemenin tek Türkiyeli yargıcı Saadet Yüksel’den geldi. Yüksel karara yazdığı şerhte, çoğunluğun görüşüne katılmadığını ifade etti.

AKPM 12 Ekim’de “Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması” kararını, katılanların 2/3 çoğunluğuyla kabul etti. 62 üyenin oy kullandığı oturumda 44 üye karardan yana 18 üye karara karşı oy kullandı. Karara göre, Türkiye Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Osman Kavala’nın “tutukluluğu kaldırılarak derhal serbest bırakılması” kararını yerine getirmediği takdirde, bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalacak.

Bu yaptırımlar arasında en önemlileri Kavala’nın hukuksuzca hapiste kalmasına şahsi sorumlulukları nedeniyle yol açan kamu görevlileriyle ilgili “Magnitsky Mevzuatı”nın uygulanması ve “Osman Kavala’nın 1 Ocak 2024 tarihine kadar cezaevinden tahliye edilmemesi halinde, Meclis’in 2024’ün ilk Oturumunda Türk delegasyonunun yeterlik belgelerine itiraz etme yetkisinin devreye girmesi.”

Bu karardan sonra Kavala’nın serbest bırakılması sağlanamadığı takdirde “Osman Kavala ve diğer siyasi mahkumların Türkiye’de yasadışı ve keyfi olarak özgürlüklerinden mahrum bırakılmasına polis memuru, savcı, hakim, cezaevi görevlisi yada başka görevlerde bulunanlar olarak katkıda bulunan herkes” Avrupa ülkelerinde bu eylemleri nedeniyle kovuşturmayla karşı karşıya kalabilir.

Ayrıca Osman Kavala 1 Ocak 2024’e kadar tahliye edilmediği takdirde 2024 Kış Oturumu’nda Türkiye delegasyonu AKPM’de oy kullanma haklarından yoksun kalabilir.

Paylaşın

Şimşek Duyurdu: HES’ler, Limanlar, Otoyollar Ve Köprüler Özelleştirilecek

14 ve 28 Mayıs’ta gerçekleştirilen seçimler sonrası ekonomiden tam yetkili bakan olarak atanan Mehmet Şimşek, ekonomik krizden çıkışın formülü olarak özelleştirmelere işaret etti.

Gazete Pencere’de yer alan habere göre; Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, önümüzdeki dönemde Elektrik Üretim A.Ş’ye (EÜAŞ) ait hidroelektrik santralleri (HES), limanlar, otoyollar, köprüler ile arsa ve arazilerin özelleştirileceğini açıkladı.

Şimşek, yüksek enflasyon nedeniyle enflasyon muhasebesi sistemine geçileceği bildirirken bankalar ve finans kurumlarını ayrı tutacaklarını bu kurumlara enflasyon muhasebesi uygulanmayacağını söyledi.

Bakan Şimşek, bakanlığının 2024 yılı bütçesini sunduğu TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda soruları yanıtladı. Programdakiler dışında yeni bir kamu kurumunu özelleştirmeye almayacaklarını belirten Şimşek’e muhalefet milletvekilleri, “Zaten satmadığınız ne kaldı ki, elde avuçta ne varsa hepsini sattınız” karşılığını verdi.

Şimşek’in özelleştirileceğini söylediği köprü ve otoyollar geçmişte kamu kaynaklarıyla yapılan başta İstanbul-Ankara otoyolu ile İstanbul Boğaz Köprüsü olmak üzere özel sektörün işlettiklerine göre çok daha ucuz tarifelerin uygulandığı ulaşım ağlarını kapsıyor. Özelleştirmeleri halinde bu yol ve köprülerin fiyatının da olağanüstü artması bekleniyor.

Bakan Şimşek, muhalefet milletvekillerinin “Kapı kapı dolaşıp Arap ülkelerinden para dileniyorsunuz” şeklindeki eleştirilerine de yanıt verdi. Bugüne kadar Suudi Arabistan, Katar, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi birçok ülkeye ziyaretleri olduğunu, ancak buralarda sadece uyguladıkları ekonomi programını anlattığını söyledi.

Hiç kimseden kapı kapı dolaşıp para istemediğini ifade eden Şimşek, bu görüşmelerin çoğuna konuşmacı olarak davet edildiğini belirtti. Şimşek, enflasyonu düşürme konusunda kararlı olduklarını belirtirken, bugün aldıkları önlemlerin 18 ay sonra sonuç verdiğini, aylık enflasyonda düşme olsa da yıllık enflasyondaki düşüşün gelecek yılın ortalarını bulacağını bildirdi.

Paylaşın

Filistin – İsrail Savaşı: Hamas Rehinelerin Bir Kısmını Serbest Bırakacağını Açıkladı

Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugaylarının Aksa Tufanı operasyonu ile başlayan Filistin – İsrail savaşı 25. gününde de devam ederken, Hamas, yabancı rehinelerin bir kısmının önümüzdeki günlerde serbest bırakılacağını bildirdi.

Haber Merkezi / İzzettin El Kassam Tugayları Sözcüsü Ebu Ubeyde, katıldığı bir televizyon yayınında “Aracılara önümüzdeki birkaç gün içinde belirli sayıda yabancıyı serbest bırakacağımızı bildirdik” açıklamasını yaptı.

Ebu Ubeyde televizyonda yaptığı konuşmada İsrail’e yönelik tehditlerini de sürdürdü. Sözcü, “Gazze düşmanlar, onların askerleri ile siyasi ve askeri liderleri için bir mezarlık ve bataklık olacak” ifadesini kullandı.

İsrail Gazze’ye yönelik hava saldırılarını aralıksız sürdürürken Gazze’deki Filistin Sağlık Bakanlığı, şimdiye kadar 3 bin 500’den fazlası çocuk olmak üzere 8 bin 525 kişinin saldırılarda öldürüldüğünü açıkladı.

Bakanlık’tan yapılan son açıklamada Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki bir mülteci kampına düzenlenen hava saldırısı sonucu en az 50 kişinin öldüğü kaydedildi.

“Gazze’de halk sağlığı felaketi an meselesi”

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yaptığı açıklamada, aşırı kalabalık, kitlesel yerinden edilme ve altyapının zarar görmesi nedeniyle Gazze’de bir “halk sağlığı felaketinin” an meslesi olduğunu bildirdi.

DSÖ sözcüsü Christian Lindmeier, gazetecilere verdiği demeçte, “Kitlesel yerinden edilme, aşırı kalabalık, su ve sanitasyon altyapısının zarar görmesi ile ortaya çıkan halk sağlığı felaketi an meselesi” ifadesini kullandı.

BM Çocuklara Yardım Fonu da (UNICEF), Gazze’de normal seviyenin yüzde 5’i oranında su tüketimi nedeniyle dehidrasyona bağlı bebek ölümleri riski uyarısında bulundu.

UNICEF Sözcüsü James Elder, Gazzeli çocukların temiz su olmadığı için tuzlu su içtiklerini ve bu nedenle hastalandıklarını dile getirdi.

Kentteki çocuk ölümlerinden endişe duyduklarını ve “Gazze’nin çocuklar için mezarlığa dönüştüğünü” belirten Elder ayrıca, Gazze’de 940 çocuğun kayıp olduğunun bildirildiğini ve bazılarının enkaz altında kaldığının düşünüldüğünü kaydetti.

“Sivillerin korunması esasına saygı gösterilmeli”

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres, Hamas ve İsrail arasındaki çatışmaların arasında kalan sivillerin korunması için çağrıda bulunarak tarafları “ölçülü ve ihtiyatlı” olmaya çağırdı. Sivillerin korunmasının önemini vurgulayan Guterres, bu esasa iki tarafın da saygı göstermesi gerektiğini söyledi.

BM Genel Sekreteri, “Uluslararası insancıl hukuk, görmezden gelinemeyecek net kurallar ortaya koyuyor. Bu, bir alakart menü değil ve seçmece bir biçimde uygulanamaz” ifadelerini kullandı.

Hamas’ın 7 Ekim’de düzenlediği terör eylemlerini şiddetle kınadığının bir kez daha altını çizen Gutaress, “Sivillerin öldürülmesi, yaralanması ve kaçırılmasının hiçbir bir meşruiyeti olamaz. Hamas tarafından tutsak olarak tutulan rehinelerin derhal ve koşulsuz salıverilmesi çağrısında bulunuyorum” diye konuştu.

BM Genel Sekreteri Gazze’de sivillerin öldürülmesini de kınadığını belirterek, “Öldürülenlerin üçte ikisinin kadın ve çocuklar olduğu yönündeki haberlerden dehşete düştüğünü” söyledi. Guterres, gerilimin Gazze’yi de aşmasından duyduğu endişeyi de dile getirdi.

Paylaşın

12. Kalkınma Planı TBMM Genel Kurulu’nda Kabul Edildi

12. Kalkınma Planı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, Adalet Ve Kalkınma Partisi (AK Parti) ve Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) oyları ile bu gece kabul edildi.

ANKA’nın aktardığına göre; 12. Kalkınma Planı’na göre iktidarın 2023 hedefi olan Türkiye’nin ilk 10 ekonomi arasına girmesi, 2053 yılına kalacak. Planda, Türkiye’nin 2053 yılında ilk 10 ekonomi arasına gireceği belirtilirken, yine 2053 yılında Türkiye’nin insanı gelişmişlik endeksinde de ilk 20 ülke arasında yer alacağı savunuldu.

Planda, 2028 yılında dijital Türk lirasının tedavüle gireceği kaydedilerek, “2028 yılında fiziksel parayla birlikte kullanıma sunulacak olan dijital Türk lirası tüm ekonomik, sosyal ve toplumsal boyutlarıyla geliştirilerek tedavüldeki tek para haline gelecek, finans sektörü, 2053’e giden süreçte teknoloji ihraç eder konumda olacaktır” denildi.

Planda yargı alanında yapılacaklar da açıklandı. “Adalet Hizmetleri” alanında hedeflenen politika ve tedbirler şöyle sıralandı: “Çağın gereklerine uygun, daha özgürlükçü, kapsayıcı ve demokratik bir Anayasa hazırlanacaktır. Anayasada güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler güçlendirilecektir. Katılımcı bir hazırlık süreciyle yeni bir ‘Yargı Reformu Stratejisi’ ve ‘İnsan Hakları Eylem Planı’ hazırlanacaktır. İfade özgürlüğünün güçlendirilmesi amacıyla uygulamadaki eksiklerin tespitine yönelik çalışmalar yapılacaktır. Ülkemizde insan hakları alanında çalışan kurumların kurumsal kapasiteleri geliştirilecektir.

BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecektir.”

On Birinci Kalkınma Planı’nda “BM, Avrupa Konseyi, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı nezdindeki insan hakları mekanizmaları ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile yapıcı işbirliği sürdürülecek ve alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” ifadeleri yer almıştı. AİHM kararları ile ilgili olarak yeni planda, “alınan kararlarda söz sahibi olmak üzere aktif rol üstlenilecektir” hedefine yer verilmedi.

“Adalet Hizmetleri” alanında belirlenen diğer bazı politika ve tedbirler ise şöyle: “Uluslararası insan hakları mekanizmalarının gündeminde bulunan veya gündeme getirilmesinde yarar görülen konularda kabul edilecek kararlara ortak sunucu olma yönünde faaliyetler yürütülecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele güçlendirilecektir. Ayrımcılık ve nefretle mücadele alanında izleme ve denetim mekanizmaları güçlendirilecektir. Yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı ve şeffaflığı güçlendirilecektir.

“Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı”

Yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından sorun oluşturan unsurların tespiti için durum analizi yapılacak, bu husustaki iyi uygulama örnekleri ile uluslararası standartlar incelenerek rapor hazırlanacaktır. Hâkim ve savcılara ilişkin disiplin süreci hukuki öngörülebilirlik, hâkimlik teminatı ve hak arama hürriyeti çerçevesinde gözden geçirilecektir. Lekelenmeme hakkının daha etkin korunması için Cumhuriyet savcılarının takdir yetkilerinin genişletilmesine yönelik çalışma yapılacaktır.”

Plana göre tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sigortası yaygınlaştırılacak. Planda, sosyal güvenlik alanında yapılması hedeflenen bazı uygulamalar şöyle: “Nüfusun yaşlanmasının sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkilerinin azaltılması için bakım sigortası ve mesleki rehabilitasyon uygulamaları hayata geçirilecektir. Yaşlı bakım hizmetlerinin finansmanı için bakım sigortası kurulacaktır.

Sosyal güvenlik sistemi, emekli refahının artırılması ve kişilere ilave sağlık güvencesi sağlanması amacıyla tamamlayıcı emeklilik ve sağlık sistemleriyle desteklenecektir. Genel Sağlık Sigortası sisteminin sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi, kişilere alternatif bir sağlık güvencesi sağlanması ve sağlık hizmet sunumundaki kapasitenin etkin kullanımı için tamamlayıcı sağlık sigortacılığı teşvik edilecektir.”

Planda öncelikli gelişme alanları arasında gösterilen enerji konusunda yapılacaklar da sıralandı. Planda Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin devreye alınacağı belirtilirken şu ifadelere yer verildi:

“Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) bütün üniteleri ile elektrik üretimine başlayacaktır. Nükleer santral kurulu gücünün artırılmasına yönelik çalışmalara devam edilecektir. Küçük modüler reaktörler, füzyon teknolojileri ve ileri nesil reaktörler gibi yeni teknolojilere yönelik çalışmalar yapılacaktır. Nükleer atıkların güvenli bir şekilde bertarafı için atık tesisi kurulmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir.”

Planda eğitim konusunda hayırseverlerin teşvik edilmesi hedefi de yer aldı. Planda bu hedef; “Hayırseverlerden ve özel sektörden gelen desteklerin öncelikle okul öncesi eğitim alanına yönlendirilmesi teşvik edilecektir. Fiziki mekan ihtiyacı olmayan bölgelerde hayırseverlerin yaptıkları finansal katkıların eğitim destekleri, öğretim materyalleri gibi cari harcamalara yönlendirilmesi sağlanacaktır. Üniversitelere yapılacak yardım ve bağışlar teşvik edilecektir” denildi.

Ayrıca planda, öğretim programlarında “milli, manevi, ahlaki” değerlerinin esas alınacağı da “Öğretim programları milli, manevi, ahlaki ve evrensel değerler esas alınarak küresel gelişmelere ve ihtiyaçlara uygun olarak güncellenecek, dijital içeriklerin niteliği ve niceliği geliştirilecektir” diye ifade edildi.

Planda çocuklar için yapılacaklar da sıralanırken, “Yoksulluğun nesiller arası aktarımını azaltmak ve fırsat eşitliğini artırmak üzere çocukların bireysel ihtiyaçlarına yönelik uygulamalar hayata geçirilecektir” denildi. Planda sosyal yardımlara ilişkin yapılacaklar arasında şunlar da yer aldı:

“Sosyal yardım sistemi gözden geçirilecek, iş gücüne katılıma mani olmayacak şekilde bütünleşik bir yapıda, aile odaklı ve fert başına asgari bir geliri garanti edecek şekilde yeniden kurgulanacaktır. Sosyal yardımlar fırsat eşitliği gözetilerek yürütülecektir.”

Planda taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacağı da belirtildi. Planda, “Gayrimenkul değerlemesi için taşınmazların güncel değerlerini ilgili kurumlarla koordinasyon ile kayıt altına alan bir veri tabanı oluşturulacak ve bilgisayar destekli toplu değerleme yöntemlerinin uygulanmasına yönelik çalışmalar yürütülecektir” denildi.

Marmara Bölgesi’nde olası depreme karşı yapıların güçlendirileceğine de planda yer verildi. Planda, İstanbul’a ilişkin “İstanbul başta olmak üzere riskli yapı stokunun dönüşümünün hızlandırılması amacıyla mevzuat düzenlemesi gerçekleştirilecektir” denildi.

Planda, dar ve orta gelirlilere yönelik TOKİ’nin ürettiği konut sayısının 2022 yılında 60 bin 440 olduğu ve bu sayının 2028 yılında 500 bine çıkarılacağı hedefine de yer verildi. Planda, ülkedeki konut sorununa ilişkin yapılacaklardan bazıları ise şöyle ifade edildi

“Özellikle kentlerdeki barınma sorununa sağlıklı çözümler üretilebilmesi için dar gelirlilere, kadınlara, engellilere ve gençlere yönelik toplu konut uygulamaları yürütülecektir. Afetler sonrasında acil barınma ihtiyacını ivedilikle karşılamak için gerçekleştirilen ve imar mevzuatını değiştiren düzenlemeler, sürdürülebilir konut çevresi, uygulamada etkinlik, afetlere karşı risk azaltma ve dirençlilik, eskisinden daha sağlam inşa prensipleri doğrultusunda yeniden gözden geçirilecektir. Kaçak yapı stoku ortaya konulacak ve kaçak yapılaşmayı önleyici tedbirler alınacaktır. Afet konutlarının yapımında afetzedelerin barınma ihtiyacını en kısa zamanda karşılayacak şekilde hak sahipliği, geri ödeme ve finansman yöntemleri ile ilgili mevzuat yeniden ele alınacaktır.”

Planda kamuda işe alımlarda yapılacak uygulamalar da şöyle ifade edildi: “Kamu görevlerine ilk defa atanacaklar için mevcut sınav sistemi mevzuat ve uygulama boyutlarıyla birlikte gözden geçirilerek, sözlü sınavların atamaya konu olan görevin niteliğinin gerekli kıldığı hallerle sınırlı olarak yapılması sağlanacak, sınav kurullarının tarafsızlığının korunması, şeffaflık, adalet ve hakkaniyet ilkelerini güçlendirecek düzenlemeler hayata geçirilecektir.”

Paylaşın

Erdoğan: Enflasyonu Tek Haneye İndireceğiz

Kabine toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Farklı kampanyalarla enflasyonla mücadelemizi iş dünyamızı da dahil ediyoruz. Tedarik zincirinde yaşayan aksamalardan kaynaklı enflasyon oranını asgari orana düşürmek için yapmış olduğumuz birliktelik çağrımızdır. Otomobil gibi fahiş fiyat balonunun oluştuğu kimi sektörlerde dengelenme başladı” dedi ve ekledi:

“Konut sektöründe de benzer tablonun ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Enflasyon sorununu daha önce başardığımız gibi yeniden tek haneye indireceğiz. Bölgemizde patlak veren yeni kriz ve çatışmalar işimizi zorlaştırsa da Allah’ın izniyle bunları aşacak iradeye sahibiz. Milletimizin bize ve ekonomi yönetimimize güvenine devam etmesini istiyoruz.”

Cumhurbaşkanlığı kabine toplantısının ardından kameraların karşısına çıkan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan açıklamalarda bulundu. Erdoğan’ın açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere aziz şehitlerimizi, vatan topraklarını kanlarıyla sulayan yiğit gazilerimizi rahmetle yad ediyorum. Gerek telefonla arayarak gerekse mesaj göndererek 100. yıl heyecanımızı paylaşan dost ülke liderlerine şükranlarımı sunuyorum. Cumhuriyetimizin 100. yıldönümünü manasına ve önemine yakışır bir şekilde büyük bir gururla kutladık. İstanbul Boğazı’nda yapılan geçit töreninde ülkemizin sanayi alanında eriştiği seviyeyi yeniden görme fırsatını bulduk. TCG Anadolu’nun öncülüğünde 100 savaş gemimiz tarafından yapılan geçit türeni hem duygulandırdı hem de kıvanç kaynağımız oldu.

Türkiye hayatta kalabilmek için başta savunma sanayi olmak üzere her alanda güçlü olmak zorundadır. Mevcut vatan topraklarını bize çok göreceklerini gayet iyi duyuyoruz. Kimseye husumet beslemeden ordumuzu güçlendirmeye devam edeceğiz. 100. yıl vesilesiyle yaptığımız hitabımızda Türkiye’nin son 1 asırda kat ettiği mesafeyi somut rakamlarla karşılaştırmalı olarak ortaya koyduk. Rakamlar kimin Cumhuriyete hakkıyla sahip çıktığını kimin de istismarını yaptığını açıkça göstermiştir. Cumhuriyeti salonlara ve balolara hapsedenlere, millete mal etmek yerine kendi ideolojilerin aparatı haline getirenlere, bu ülkede yıllarca Cumhur karşıtlığı yapanlara bu tarihi yıldönümünün nasıl idrak edilmesi gerektiğini gösterdik.

Milleti dışlayan, milletin olmadığı soğuk törenler yerine Cumhuriyetimizin ruhuna uygun şekilde halkımızla omuz omuza kutladık. Davetimize icap ederek evlerini, araçlarını, işyerlerini bayraklarımızla süsleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum. Pazar günkü tablo Gazi Mustafa Kemal’in de muradını yansıtmıştır. Gazi’nin mirasını gerçek anlamda yaşatanlar millete efendilik taslayanlar değil 85 milyonun tamamına hizmetkârlık yapanlardır. Biz işte bunu sağladık, bunu başardık. Bizim dönemimize kadar Türkiye’nin en büyük sorunu milletin kurduğu Cumhuriyet’i, milletin değerleri, inancı, kültürüyle hesaplaşma aracına dönüştüren istismarcılar olmuştur. Gardrop Atatürkçüleri yıllarca bu ülkeyi ikinci sınıf ekonomiye mahkum etmiştir. Gazi’nin vefatından sonra milleti yıllarca inim inim inletenler işte bunlardır.

1960’tan itibaren her 10 yılda bir milli iradeye kast edenler bunlardır. Anadolu insanını takunyalı, örümcek kafalı, makarnacı, yobaz diye aşağılayan bunlar. Kızlarımızı kılık kıyafetlerinden dolayı üniversite kapılarında ağlatanlar bunlardır. Cumhuriyet mitingleri adı altında darbe çığırtkanlığı yapanlar bunlardır. Oy tercihleri sebebiyle depremzedelerimize hakaret edenler yine bunlardır. Bu faşist zihniyetin mensuplarıdır. Bu çevreler bugün de farklı yöntemlerle içlerindeki nefreti kusmaya devam ediyor. Cumhuriyet kutlamalarında bile nefret söylemi bulaştıran bu güruha asla prim vermeyeceğiz.

Demokrasiden ve milli iradenin rehberliğinden asla sapmadık. Hizmet ve eser siyasetini dünya görüşümüzün merkezine yerleştirdik. Milleti kutuplaştıranlardan değil toplumu kucaklaştıranlardan olduk. Kimseyi dışlamadan, farklılıkları tehdit olarak görmeden herkesi aynı hedef, kader etrafında toplayarak milli birliğimizi tahkim ettik. Gazi’nin ‘en büyük eserim’ dediği Türkiye Cumhuriyeti’ne yatırımları kazandırdık. Demokrasimizi tüm kurum ve kuralları ile tesis etmek için Cumhur ile Cumhuriyet arasına çekilen tel örgüleri kaldırmak için gece gündüz çalıştık, çabaladık mücadele verdik. Eksiklerimiz, kusurlarımız, tüm gayretlerimize rağmen yapamadıklarımız şüphesiz olmuştur. Elini vicdanına koyan herkesin kabul edeceği gerçek şudur: Türkiye Cumhuriyeti 100. yılını kutlarken daha önce olmadığı kadar güçlüdür, güvendedir, itibardadır.

Biz birlikte Türkiyeyiz. Tarihi şanlı zaferlerle dolu kahraman ecdadın torunlarıyız. Bize yakışan birlik, beraberliktir. Bir duvarın tuğlaları gibi kenetlenmektir. Bunu başardığımızda Allah’ın izniyle önümüze çıkacak hiçbir engel yoktur. Elele gönül gönüle vererek Türkiye Yüzyılını barışın yüzyılı yapacağımıza yürekten inanıyorum. Cumhuriyetimizin 100. yaşını Gazze’de ve Filistin’de kardeşlerimizin katliama uğradığı hüzünlü bir dönemde karşıladık. 7 Ekim’den bu yana Gazzeli kardeşlerimiz çok büyük zulme ve vahşete maruz bırakılıyor. Avrupa ve Amerika’nın koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail yönetimi tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işliyor.

Dün Gazzeti kardeşlerimize hediyemiz olan Dostluk Hastanesi İsrail güçleri tarafından hedef alındı. Bu kritik sağlık kuruluşu İsrail barbarlığının en son kurbanı oldu. Kanser hastaları ilaca erişim imkanlarını yitirdi. Oysa savaşta bile hastanelere dokunulmaz, hasta taşıyan ambulans vurulmaz. Devlet savaş hukukuna uymakla mükelleftir. Sadece bu saldırı bile tek başına İsrail’in hak, hukuk, insani değer tanımadığını ispata yeterlidir. İsrail’in saldırıları sonucunda çoğu bebek, çocuk ve kadın olmak üzere 8 bin 500 Filistinli şehit edildi. 21 binden fazla Filistinli kardeşimiz yaralandı. BM’ye göre 1000’den fazla cenaze halen yıkıntıların altında.

Gazze’deki binaların çok önemli kısmı yıkıldı veya tahrip oldu. Elektrik, su, yakıt, gıdası üç hafta önce kesilen Gazzeliler açlıkla ve ağır bombardımanla adeta kıyıma uğruyor. Demokrasi ve insan haklarının beşiği olma iddiasındaki ülkeler ise ne yazık ki bu kıyıma aleni destek veriyor. Türkiye olarak sergilediğimiz insani, adaletli, onurlu tavrı bugün de sürdürüyoruz. Sivillere yönelik eylemleri kabul etmediğimizin altını her fırsatta çiziyoruz. Gazze’ye daha fazla bomba yağdırarak güvenliğin sağlanamayacağını ifade ediyoruz. Devlet hakkını tamamen yitirdiği görülen ve örgüt gibi davranan İsrail’in bir an önce durdurulması gerektiğine inanıyoruz. Gazze’de masumların hakkını her platformda sonuna kadar savunacağız.

Filistin mitingimiz başta İsrail olmak üzere tüm dünya tarafından çok yakından takip edildi. Gazze için kıyama kalkan siyasi parti genel başkanlarına, sanatçılara, yabancı misafirlerimize 1,5 milyonu aşkın yürekli insana buradan teşekkür ediyorum. 25. gününü geride bırakan bu katliamın önüne geçilmesi en öncelikli meselemizdir. Bunun için evvel emirde ateşkesin sağlanması, kalıcı barışa giden yolun açılması gerekiyor. Filistin-İsrail’in Uluslararası Barış Konferansı bunun için en uygun platform olacağı kanaatindeyiz. Yeni bir güvenlik mekanizmasının tesisini gerekli görüyoruz. Böyle bir adım atılması halinde Türkiye olarak sorumluluk almaya hazırız.

Savaşı diplomatik yollarla sona erdirmek için çalışırken, Gazze’li kardeşlerimize tüm imkanlarımızla sahip çıkmaya devam ediyoruz. Bugüne kadar 10 uçak yardım malzemesini sevk ettik. 54 görevlimizin bölgeye intikalini sağladık. Ülkemizin gönderdiği bir kısmı Gazzeli kardeşlerimize ulaşan yardım malzemelerinin toplamı 213 tonu buldu. Daha fazla insani yardım TIR’ının Refah kapısından girişine izin verildikçe yardımlarımızı artıracağız. Türkiye dün olduğu gibi bugün de Filistinli kardeşlerinin yanındadır. Başta Avrupalı ülkeler olmak üzere Batı dünyası Gazze’deki insanlık sınavında bir kez daha sınıfta kalmıştır.

25 gündür çocuklar, kadınlar ölüyor. Hastaneler bombalanıyor. 360 kilometre karede 2,3 milyon mazlum hayatta kalma mücadelesi veriyor. Gazze’de insanlığa ait ne kadar haslet varsa hepsi tek tek yok ediliyor. AB bırakın kınamayı çıkıp ateşkes çağrısı bile yapamıyor. Bunu yapmadıkları gibi hepsi bir ağızdan İsrail mezalimine kılıf uydurmaya çalışıyorlar. BM Güvenlik Konseyi, Gazze’deki BM kuruluşlarının ve personelinin hedef alınmasını sadece seyrediyor. İnsan hakları kuruluşları 25 gündür işlenen insanlık suçları karşısında hiçbir tepki göstermiyor.

Çok açık ve net söylüyorum; bugün binlerce Gazze’li çocuğun ölümüne seyirci kalanların yarın herhangi bir konuda söyleyecekleri hiçbir sözün kıymeti harbiyesi olmaz. Aslolan zor zamanda konuşmaktır. Hakkı bu gün haykırmaktır. İsrail’in katliamlarına ses çıkarmayan tatlısu hak savunucularından insanlığa da dünyaya da hiçbir hayır gelmez. İnşallah bundan sonra da dik ve kararlı duruşumuzu muhafaza edeceğiz.

Uluslararası alanda etki sahibi bir ülke olmanın yolu tüm unsurlarıyla ekonomisi güçlü bir üke olmaktan çıkar. Türk ekonomisini güçlendirmeye, büyütmeye, karşılaştığı zorlukların üstesinden başarıyla gelmeye çalışıyoruz. 12. Kalkınma Planını Meclisimize sunduk. Katılımcı bir anlayışla tüm taraflarla istişare edilerek hazırlanan planın en önemli özelliği 2053 vizyonumuza ışık tutmasıdır. Birileri parti içi kavgalarla, Güneş Motel utancını aratmayan siyasi kavgalarla günlerini geçirirken biz 30 yıl sonrasının hedeflerini belirliyoruz.

Türkiye ekonomisi için 2053 hedefimiz 7,7trilyon dolar milli gelir düzeyine ulaşmaktır. Türkiye bugün birileri için hayal gibi görünen seviyeyi yakalayacak potansiyel ve imkana sahip olan ülkedir. Biz gözümüzü ufuktan ayırmamaya hassasiyet gösteriyoruz. Vatandaşımıza verdiğimiz sözleri tutmaya devam ediyoruz. Üniversiteli gençlerimize cep telefonu, bilgisayar desteği ve ücretsiz internet sözümüzü geçen hafta yerine getirdik. Göreve geldiğimizde yükseköğrenim öğrencilerimizin kredi burs miktarı neydi? 45 liracıktı. Biz bu rakamı 27 kat artışla lisansta 1250 liraya yüksek lisansta 2500 liraya, doktorada 3700 liraya çıkardık. Kredilerde yalnızca an aparanın ödemesini temin ettik. 3,3 milyon öğrencimizin toplam 27 milyar liralık borcunu silmiş olduk.

Tek bir öğrencimizi dahi açıkta bırakmamak için yurtlarımızın sayısını ve yatak kapasitesini artırdık. Bu sene 950 bini aşkın gencimize yurtlarımızda barınma imkanı sunuyoruz. Şimdi de kredi veya burs alan 1 milyon 600 bin öğrencimize önümüzdeki yıl ödeyeceğimiz rakamları açıklıyorum. 2024 yılında lisans öğrencilerine 2000 lira, yüksek lisans öğrencileri için 4000 lira, doktora öğrencileri için 6000 liraya çıkartıyoruz.

Emeklilerimize yapacağımız 5 bin lira tutarındaki bir defaya mahsus ödemeyle ilgili süreç tamamlanmak üzere. Meclisimizin onayını aldık. Emeklilerimize ödemelerini önümüzdeki haftalarda gerçekleştireceğiz. İster emekli, ister kamu görevlisi, işçi olsun, ücretli çalışanların hiçbirini enflasyona ezdirmeyeceğimizi bilmenizi istiyorum. Depremzedelerimizi ihmal etmiyoruz. 11 ilimizde 200 bin konutun inşası hızla devam ediyoruz. Yapımı biten konutları yakına etap etap teslim ediyoruz Sene sonuna kadar 41 konut ve 5 bin köy evinin teslimini planlıyoruz. Yerinde dönüşüm projemizle ilgili kredi ve hibe tutarlarını güncellemiştik. 235 bin kardeşimizin başvurduğu bu projemizi süratle hayata geçiriyoruz.

“Fırsatçılara kesinlikle göz açtırmayacağız”

KOSGEB vasıtasıyla yeni bir kredi paketine devreye alıyoruz. İşletme başına 200 bin ile 700 bin lira arasında faizsiz kredi sağlıyoruz. Milletin aşına ve ekmeğine kan doğrayan fırsatçılara kesinlikle göz açtırmayacağız. Farklı kampanyalarla enflasyonla mücadelemizi iş dünyamızı da dahil ediyoruz. Tedarik zincirinde yaşayan aksamalardan kaynaklı enflasyon oranını asgari orana düşürmek için yapmış olduğumuz birliktelik çağrımızdır. Otomobil gibi fahiş fiyat balonunun oluştuğu kimi sektörlerde dengelenme başladı. Konut sektöründe de benzer tablonun ortaya çıktığına şahit oluyoruz. Enflasyon sorununu daha önce başardığımız gibi yeniden tek haneye indireceğiz.

Bölgemizde patlak veren yeni kriz ve çatışmalar işimizi zorlaştırsa da Allah’ın izniyle bunları aşacak iradeye sahibiz. Milletimizin bize ve ekonomi yönetimimize güvenine devam etmesini istiyoruz. Gurur kaynağımız olan karateci ve grekoromen güreşçilerimizi tüm sporcularımızı cani gönülden tebrik ediyorum. Sizleri sevgi, saygıyla selamlıyorum. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diliyor, sağlık ve esenlikle hayırlı akşamlar diliyorum.

Paylaşın

Yerel Seçimler: Ekrem İmamoğlu: Rakibimi Biliyorum

31 Mart 204’te yapılması planlanan yerel seçimlere ilişkin açıklamada bulunan İBB Başkanı İmamoğlu, “Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım. Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Büyükçekmece Çevre Projesi Tanıtım’ ve ‘Silivri Selimpaşa Alt Geçit Açılış’ törenlerinde konuştu.

İmamoğlu konuşmasında, iktidar tarafından iptal edilen 2019 İstanbul belediye başkanlığı seçimini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı:

“Üç ayımızı çaldılar. Bu, ‘çaldılar’ lafını kullanıyorum, çünkü tescilli. Niye tescilli? Vallahi çaldılar. Yani hakkımız olan seçimi elimizden aldılar. Sanırım bu demokrasi tokadını yedikten sonra, hukuka müdahale edip, böyle saçma sapan davalarla, ‘Ekrem’in önüne nasıl taş koyarız, set koyarız’ akıl tutulmalarını yaşamazlar.

Yaşattıklarında nasıl fark yediklerini bir kez gördüler. Eğer bir kez daha görmek istiyorlarsa, ‘Hadi yapın bakalım’ diyorum, hadi bakalım tenezzül edin, bakın ne oluyor? Tavsiyem şu; biz, milletin bileğiyiz. Bilek güreşine hazırız. Mertçe güreşimizi yapalım.

Mertçe siyasi mücadelemizi yapalım. Yarışımızı yapalım. Mertçe yarışın kazananı kaybedeni fark etmez. Bu sahayı sağlayın. Bakalım ne olacak? Ben ne olacağını biliyorum. Size de göstermekten zevk duyarım. Ben bu arada rakibimi de biliyorum. Tekrar altını çizeyim. Siz de anlamışsınızdır.”

Paylaşın

Merkez Bankası, KKM Hedefini Tutturamayan Bankalara Yüzde 8 Komisyon Uygulayacak

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB), Kur Korumalı Mevduat (KKM) hedeflerini tutturamayan bankalara yüzde 8 komisyon uygulayacak. Merkez Bankası, KKM’de hedeflerin üzerine çıkan bankalar için ise komisyon oranı yüzde 0’a kadar indirilebilecek.

Merkez Bankası geçen hafta yaptığı sadeleşme adımlarının zorunlu karşılık üzerinden komisyon alımı çerçevesini çizen uygulama talimatını bankalara gönderdi.

Yazıda, yabancı para yükümlülükleri için tesis edilen zorunlu karşılıklar üzerinden komisyon alınacağının belirtildiği hatırlatıldı. Talimatta komisyon uygulamasında kur korumalı mevduat (KKM) hesapların yenilenmesi ve TL’ye geçişi ile TL’nin payının artırılmasına dönük önlemler alınacağı uyarısına vurgu yapıldı.

Bloomberg HTnin gördüğü talimata göre, “Kur/fiyat koruma desteği sağlanan hesaplar için Merkez Bankasınca belirlenen koşullara göre farklılaştırılmak üzere yıllık yüzde 8, belirlenen Türk lirası payına göre farklılaştırılmak üzere yıllık yüzde 3 oranında komisyon uygulamasına geçilmiştir” ifadelerine yer verildi.

Yenileme ve TL payından alınacak komisyon oranına temel teşkil edecek oranlar ise yüzde 100’ün üstü ve altı olarak belirlendi.

Buna göre yenileme ve TL’ye geçiş oranında yüzde 100’ün altında olan bankalar ve yüzde 85’in altında kalan katılım bankaları yüzde 6’nın üzerinde komisyon ödemiş olacak.

Bu hedeflerin üzerinde olan bankalar için ise oranı yüzde 0’a kadar indirmek mümkün olacak. TL payına göre komisyon da en yüksek yüzde 3 olacak, hedefin üzerine çıkılması halinde 0’a kadar indirilebilecek.

İstisna tutulan bankalar

Bunun dışında talimatta zorunlu karşılık komisyon uygulamasının TL payına geçiş oranında nasıl hesaplanacağına dair detaylar da yer aldı.

Buna göre gerçek kişiler için 4 hafta önceki TL payı oran değişimi yüzde 3,5’in altında kalan geçişlerde bankaya yüzde 2, tüzel kişiler için ise 18 Ağustos 2023’te hesaplanan payın altında kalan bankalardan yüzde 1 komisyon kesintisi yapılacak.

Yenileme ve TL’ye geçiş konusunda uygulanacak komisyondan, vadesi gelen mevduat tutarı 500 milyon liranın altında kalan bankalar istisna tutuldu.

Bunun dışında, gerçek kişiler için Türk lirası pay hesaplamasında payda kısmı 15 milyar Türk lirasının altında olan bankalar ve tüzel kişiler için Türk lirası pay hesaplamasında payda kısmı 10 milyar Türk lirasının altında olan bankalar da uygulamada istisna tutuldu.

Ayrıca talimatta katılım bankaları için gerçek kişi Türk lirası payı artış hedefi 3,5 yüzde puan yerine 1,75 yüzde puan olarak uygulanacağı da karara bağlandı. Ancak istisnadan faydalanabilecek banka sayısının çok sınırlı olduğu belirtiliyor.

Paylaşın

MHP Lideri Bahçeli’den Küfür Eden Celal Adan’a Destek

Partisinin grup toplantısında konuşan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, HEDEP Ağrı Milletvekili Sırrı Sakık’ın konuşmasının ardından “p.venkler” dediği duyulan MHP’li Meclis Başkanvekili Celal Adan’a destek verdi:

Haber Merkezi / MHP Lideri Bahçeli, “İsabetli sözleri bizim sözümüzdür. Sayın Adan sahipsiz değildir yalnız değildir, saldırılar istifa çağrıları ve hakaretler ayaklarımızın altındadır ve hükümsüzdür. Meclis kürsüsüne gelip arkasına aldığı birtakım zırvalarla bize cesaret temsili olanlar aklını başına alsın, akıllarını alırım onların!” ifadelerini kullandı.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli’nin konuşmasından öne çıkan bölümler şöyle:

“Bugün Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının ilk grup toplantısını gerçekleştirme bahtiyarlığı içerisindeyiz. 3 yıl 2 ay 22 gün süren milli mücadelenin nihai sonucu tam bağımsız Türkiye devletidir. 29 Ekim 1923’e kolay gelinmemiştir. İlk Meclis binasında mekteplerden sıralar getirilmiş odun sobası kurulmuştu.

Dönemin mebusları 25 kişilik odalarla kalıyordu. Meclis tutanakları dilekçe kağıtlarının arkasına yazılıyordu. Türk tarihinin yeni bir eşiğindeyiz. Türk milleti Cumhuriyet’le bütünleşmiştir. Türk ve Türkiye Yüzyılı başlamıştır. Yeni yüzyılda zaman ve mekanda üstünlük Türkiye’ye geçecektir. Türk milleti yeni yüzyıla mührünü vuracaktır.

Demokrasinin en iyi uygulanabileceği sistem Cumhuriyet’tir. Muhalefet cenahında aynı anda demokrasi sorgulaması işitilmiştir. Eğer bu zevata alayına kulak verirseniz buram buram sahte Cumhuriyet sevdası duyarsınız. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hafta sonu yaptığı bir konuşmasında, yine çürük tahtaya çivi çakmanın gayretkeşliğine sürüklenerek demiş ki ‘Görevimiz Cumhuriyet’i, demokrasiyle taçlandırmaktır. İddiasını ispat edecek bir siyaset ve hayat gerçeğinden bahsetmek mümkün değildir.

Cumhuriyet, demokrasi olmadan nasıl ayakta duracaktır? Kılıçdaroğlu söylesin de öğrenelim. Halk egemenliğine dayanan Cumhuriyet’in demokrasiden mahrumiyeti hangi akla ve mantığa sığabilecek bir ifade sefaletidir? Kılıçdaroğlu açıklamalarıyla çelişkiler içinde bocalamıştır. İYİ Parti Genel Başkanı da ülkemizin demokrasi krizinde olduğunu söylemiştir. Kriz Cumhuriyet’te değil, kimlik kaybına uğramış partilerdedir.

Geçtiğimiz hafta TBMM’de haince konuşma yapan tescilli bir bölücüye yüreklice yanıt veren TBMM Başkanvekili Sayın Adan sahipsiz değildir, yalnız değildir. Saldırılar, istifa çağrıları ve hakaretler ayaklarımızın altındadır ve hükümsüzdür. Meclis kürsüsüne gelip arkasına aldığı zırvalarla bize cesaret temsili olan aklını başına alsın, onların aklını alırım. Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları içinde Kürdistan diye bir yer yoktur. Var diyen alçakların doğrudan karşılarında bulacakları kudret büyük Türk milletidir ve onun sevdalısı olan Milliyetçi Hareket Partisi’dir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 100’üncü yılında bölücülük ve terör sorunundan çok çektik. Bu kanlı ve hain emperyalist kurgunun badirelerine defalarca katlandık. Artık yeni yüzyıl bölücülüğün kökünü kurutma yüzyılıdır. Terörle mücadele devletin meşru güçlerinin bütün imkanları ile etkili ve amansız bir biçimde yürütülecektir. Başarı ise kesinlikle alınacaktır.”

Paylaşın