Ahmet Türk: Hiçbir Partinin Arka Bahçesi Değiliz

DEM Parti Mardin Büyükşehir Belediye Eş Başkan adayı Ahmet Türk, “Şunu ifade etmem gerekir ki biz hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Kendimize güveniyoruz, seçmenimize güveniyoruz, gerçekten demokratik bir geleceği oluşturmak için çaba gösteren bir parti olarak Türkiye tarihinde yer alan bir partiyiz” dedi ve ekledi:

“Bizim amacımız bu ülkede demokrasiyi kalıcı hale getirmek ve onurlu bir barışı sağlamak ve gelecekte Kürt halkının kimlik ve özgürlükleri ile ilgili atılacak adımlara katkı sunmaktır veya başarmaya çalışmaktır. Elbette ki siyasette zaman zaman dedikodular olur, tartışmalar olur, ama sonuç olarak bizler demokrasiyi savunduğumuza göre bizim için de sorumlulukları yerine getirme durumu ile karşı karşıyayız.”

Medyascope’tan Ferit Aslan’a konuşan, Türk, “Kürt meselesini Kılıçdaroğlu çözemez, Erdoğan çözer” sözlerine açıklık getirdi. Sadece bir tespit yaptığını, Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) devlet içinde Kürt sorununu çözecek bir altyapısı olmadığını söyleyen Türk, “Şimdi devletin bütün kurumlarını ele geçirmiş bir lider var. O bir şey dile getirdiği zaman herkes yapıyor, ama CHP bugün böyle bir şeye kalkışırsa bu projeyi paramparça ederler. Bunu anlatmaya çalıştım, yani ‘Devlet içinde bir gücü var, isterse çözebilir’ dedim. Erdoğan, bugün Kürtlere en fazla acı çektiren liderdir, bunu da ifade ettim, öyle kendisini öven bir şey değil” dedi.

Erdoğan’ın bir güce sahip olduğunu, devletin kontrolünün elinde olduğunu, istediği her şeyi yapabileceğini ifade eden Türk, şöyle devam etti:

“Şimdi başka bir lider geçmişte Kürt sorununun çözümü ile ilgili bir adım atmış olsaydı kıyametler kopardı, ama biliyorsunuz o dönemde (Çözüm Süreci) hiçbir itiraz olmadı. Yani arkasında bir güç ve destek var, onu ifade etmeye çalıştım. Yoksa ne Kılıçdaroğlu ne de Özgür Özel’in şahsı ile ilgiliydi söylediğim şeyler. Burada bir tespit yaptım, tespitimi hâlâ savunuyorum, bu noktadayım. Dünyadaki güçlü liderler önemli sorunları çözebilir, arkasında gücü olmayan liderlerin bu sorunları çözme kabiliyeti olamaz. Çünkü onu durdurmaya çalışırlar, engellemeye çalışırlar. Bunu ifade etmeye çalıştım.”

Ahmet Türk, “Yerel seçimden sonra yeni bir çözüm süreci olabilir mi?” şeklindeki soruya da cevap verdi.

Kısa zamanda yeni bir çözüm süreci beklemediğini, bunun altyapısının doğru bir şekilde hazırlanması gerektiğini söyleyen Türk, “Tabii ki bu kolay değil. İnanıyorum ki bu işin böyle gitmeyeceğini görmeye başlayacaklar. Türkiye’deki akil insanlar, Türkiye’yi yönetecek mantık, bazı şeyleri görmeye başladı diye düşünüyorum. Artık Kürt’ü Türk yapmak, Alevi’yi Sünni yapmak, politikalarının bir şey getirmediğini görmeye başladılar. Ama kısa zamanda böyle bir şey olacağını düşünmüyorum. Bunun altyapısının doğru bir şekilde hazırlanması, halka doğru mesajlar vererek, ortamı hazırlamak gerekiyor. İşte birden bire yeniden başlıyorum dediğiniz zaman yine akamete uğrar” dedi.

Ahmet Türk, “Asla böyle bir pazarlık yapılmadı. Siyasi partiler kendi adaylarıyla seçime katılmak ve iktidar olmak için mücadele eder, amacı budur. Bizler de farklı ve demokrasiyle özgürlükleri savunan bir partiyiz. Sonuçta kendi adaylarımızla seçimlere girme kararı aldık” diyerek, AKP ile DEM Parti’nin pazarlık yaptığı iddialarını yalanladı.

“Hiçbir partinin arka bahçesi değiliz”

Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şunu ifade etmem gerekir ki biz hiçbir partinin arka bahçesi değiliz. Kendimize güveniyoruz, seçmenimize güveniyoruz, gerçekten demokratik bir geleceği oluşturmak için çaba gösteren bir parti olarak Türkiye tarihinde yer alan bir partiyiz. Bizim amacımız bu ülkede demokrasiyi kalıcı hale getirmek ve onurlu bir barışı sağlamak ve gelecekte Kürt halkının kimlik ve özgürlükleri ile ilgili atılacak adımlara katkı sunmaktır veya başarmaya çalışmaktır. Elbette ki siyasette zaman zaman dedikodular olur, tartışmalar olur, ama sonuç olarak bizler demokrasiyi savunduğumuza göre bizim için de sorumlulukları yerine getirme durumu ile karşı karşıyayız.”

Ahmet Türk, iktidar ve muhalefetten elbette bazı beklentileri olduğunu vurguladı. Kürt siyasetçilerin tutuklu olduğunu, PKK lideri Abdullah Öcalan’a tecrit uygulandığını belirten Türk, “Bütün dünya ve hukukçular bunun hukuksuz bir durum olduğunu söylüyor. Avukatları ve ailesi ile görüştürülmeme durumu söz konusu. Bu tamamen hukuksuz. İster hükümlü, ister tutuklu olsun herkesin bazı hakları var, şimdi bunlar gasp edilmiş durumda. Elbette bunları dile getiriyoruz, bu konuda adım atılması konusunda çağrılarımızı yapıyoruz. Bu konuda uyarılarımızı yapıyoruz. Bunları pazarlık konusu yapmadık. Yapılması gerekenleri ifade ediyoruz, bir pazarlık konusu değil” diye konuştu.

“Kılıçdaroğlu’nu destekledik, oyumuz 13’lerden 8’e düştü”

Ahmet Türk, 14-28 Mayıs Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde Kemal Kılıçdaroğlu’na çok açık destek verdiklerini ancak oylarının yüzde 13 ve 11’lerden yüzde 8’lere düştüğünü söyledi. Seçimlere kendi başlarına girmedikleri için oylarının düşmesi tehlikesiyle karşı karşıya kaldıklarını aktaran Türk, “Bu konuda tabanımızda zaman zaman tepkiler oluştu. Halkımızdan gelen talepler doğrultusunda partimiz bu seçimde kendi adaylarıyla girme kararı aldı. Asla bir pazarlık söz konusu değil, asla bir kimseye verilmiş taviz olarak da kararımız değerlendirilmemelidir” dedi.

Kimin seçimi kazanmasının DEM Parti’yi ilgilendirmediğini, demokrasi özlemleri olduğunu, ve demokrasiyi içselleştiren kesimlerle zaten yan yana durduklarını da vurgulayan Ahmet Türk, “Bugün demokrasi isteyen ve Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünü isteyen kesimlerle zaten beraberiz. Bu cepheyi elbette ki büyütmek isteriz, herkesi bu noktaya getirmek isteriz. Sonuçta siyasetimizle, fikirlerimiz ve düşüncelerimizle, halka verdiğimiz mesajlarla bunu götürüyoruz” diye konuştu.

Paylaşın

Trafiğe Kayıtlı Taşıt Sayısı 29 Milyona Dayandı

Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı toplam taşıt sayısı 28 milyon 951 bin 792 oldu. taşıtların yüzde 53,0’ını otomobil, yüzde 17,8’ini motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,6’sını traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı araçlar oluşturdu.

Haber Merkezi / Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı minibüste yüzde 71,5, otobüste yüzde 62,1, motosiklette yüzde 48,4, özel amaçlı taşıtta yüzde 42,4, otomobilde yüzde 39,2, kamyonette yüzde 8,4 ve kamyonda yüzde 0,6 artarken traktörde yüzde 26,4 azaldı.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Motorlu Kara Taşıtları Ocak 2024 verilerini açıkladı. Buna göre, Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıtların yüzde 53,1’ini otomobil, yüzde 28,2’sini motosiklet, yüzde 12,6’sını kamyonet, yüzde 2,4’ünü kamyon, yüzde 2,1’ini traktör, yüzde 1,0’ını minibüs, yüzde 0,4’ünü otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı bir önceki aya göre kamyonda yüzde 111,7, minibüste yüzde 109,9, özel amaçlı taşıtta yüzde 70,8, otobüste yüzde 47,2, kamyonette yüzde 39,9, otomobilde yüzde 25,6 artarken traktörde yüzde 50,5 ve motosiklette yüzde 21,1 azaldı.

Ocak ayında geçen yılın aynı ayına göre trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı minibüste yüzde 71,5, otobüste yüzde 62,1, motosiklette yüzde 48,4, özel amaçlı taşıtta yüzde 42,4, otomobilde yüzde 39,2, kamyonette yüzde 8,4 ve kamyonda yüzde 0,6 artarken traktörde yüzde 26,4 azaldı.

Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı taşıtların yüzde 53,0’ını otomobil, yüzde 17,8’ini motosiklet, yüzde 15,6’sını kamyonet, yüzde 7,6’sını traktör, yüzde 3,3’ünü kamyon, yüzde 1,7’sini minibüs, yüzde 0,7’sini otobüs ve yüzde 0,3’ünü özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ocak ayında devri yapılan taşıtların yüzde 67,8’ini otomobil, yüzde 16,2’sini kamyonet, yüzde 7,6’sını motosiklet, yüzde 3,3’ünü traktör, yüzde 2,4’ünü kamyon, yüzde 1,9’unu minibüs, yüzde 0,6’sını otobüs ve yüzde 0,2’sini özel amaçlı taşıtlar oluşturdu.

Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan otomobillerin yüzde 16,4’ü Renault, yüzde 9,0’ı Fiat, yüzde 6,2’si Chery, yüzde 6,1’i Volkswagen, yüzde 6,1’i Toyota, yüzde 5,6’sı Hyundai, yüzde 5,2’si Opel, yüzde 5,1’i Citroen, yüzde 5,1’i Peugeot, yüzde 4,7’si Ford, yüzde 3,5’i Dacia, yüzde 3,4’ü Skoda, yüzde 3,0’ı Nissan, yüzde 2,3’ü Audi, yüzde 2,2’si Honda, yüzde 2,1’i Mercedes-Benz, yüzde 1,6’sı Kia, yüzde 1,6’sı MG, yüzde 1,4’ü Volvo, yüzde 1,3’ü BMW ve yüzde 8,2’si diğer markalardan oluştu.

Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 113 bin 269 adet otomobilin yüzde 66,5’i benzin, yüzde 13,8’i dizel, yüzde 11,4’ü hibrit, yüzde 7,0’ı elektrikli ve yüzde 1,3’ü LPG yakıtlıdır. Ocak ayı sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı 15 milyon 333 bin 952 adet otomobilin ise yüzde 35,5’i dizel, yüzde 33,3’ü LPG, yüzde 28,9’u benzin, yüzde 1,5’i hibrit ve yüzde 0,6’sı elektriklidir. Yakıt türü bilinmeyen otomobillerin oranı ise yüzde 0,2’dir.

Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 113 bin 269 adet otomobilin yüzde 30,9’u 1300 ve altı, yüzde 24,0’ı 1401-1500, yüzde 19,5’i 1301-1400, yüzde 12,2’si 1501-1600, yüzde 5,8’i 1601-2000, yüzde 0,7’si 2001 ve üstü motor silindir hacmine sahiptir.

Ocak ayında trafiğe kaydı yapılan 113 bin 269 adet otomobilin yüzde 38,4’ü gri, yüzde 26,1’i beyaz, yüzde 12,4’ü mavi, yüzde 11,7’si siyah, yüzde 6,5’i kırmızı, yüzde 2,3’ü yeşil, yüzde 1,3’ü turuncu, yüzde 0,5’i mor ve yüzde 0,4’ü kahverengi renklidir.

Paylaşın

ABD’den Dikkat Çeken “Gazze” Hamlesi

Filistin – İsrail savaşının 137. günü geride kalırken ABD’nin, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne (BMGK), teşkilatın “Gazze’de mümkün olan en kısa sürede geçici bir ateşkese destek verdiğini” vurgulayan yeni bir karar taslağı sunduğu bildirildi.

Gazze Şeridi’nde İsrail Saldırılarında can kaybı 29 bin 92’ye yükseldi. Yaralıların sayısı ise 69 bin 28’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Washington, İsrail-Hamas savaşıyla ilgili herhangi bir BM eyleminde ateşkes kelimesinin kullanılmasına karşı çıkıyordu ancak ABD’nin taslak metni, Başkan Joe Biden’ın geçen hafta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ile yaptığı görüşmelerde kullandığını söylediği dili yansıtıyor.

Reuters tarafından Pazartesi günü görülen taslak metinde “mevcut koşullar altında Refah’a yönelik büyük bir kara harekatının sivillere daha fazla zarar vereceği ve potansiyel olarak komşu ülkeler de dahil olmak üzere daha fazla yer değiştirmelerine neden olacağı” tespiti yer alıyor.

İsrail’in 1 milyondan fazla Filistinli’nin sığındığı Gazze’nin güneyindeki Refah’a saldırmayı planlaması, böyle bir hamlenin Gazze’deki insani krizi daha da kötüleştireceği yönünde uluslararası endişelerin artmasına yol açtı.

Metinde, böyle bir adımın “bölgesel barış ve güvenlik üzerinde ciddi etkileri olacağı ve bu nedenle mevcut koşullar altında böyle büyük bir kara harekatının devam etmemesi gerektiğinin altını çizdiği” belirtildi. Karar taslağının ne zaman oylamaya sunulacağı ya da sunulup sunulmayacağı henüz belli değil.

Cezayir’in Salı günü 15 üyeli konseyden İsrail-Hamas savaşında derhal insani ateşkes talep eden karar tasarısının oylanmasını talep etmesinin ardından ABD bu metni gündeme getirdi. ABD, Cezayir’in hazırladığı ve ateşkes çağrısı içeren karar tasarısını BM’de veto edeceğini açıklamıştı.

ABD’nin BM Daimi Temsilcisi Linda Thomas-Greenfield, Cezayir’in BM Güvenlik Konseyi üyelerinin görüşüne sunduğu, ancak oylamaya sunulmayan karar taslağının asıl amaca hizmet etmeyeceğini düşündüklerini ifade etmişti.

Thomas-Greenfield, “Amaca hizmet etmenin tam tersine, Cezayir’in hazırladığı bu karar taslağı, yürütülen hassas müzakereleri de tehlikeye atabilir. Rehinelerin serbest bırakılmasını, Filistinli sivillerin ve yardım çalışanlarının ihtiyaç duyduğu uzun bir duraklamayı güvence altına almaya yönelik devam eden diplomatik çabaları da raydan çıkarabilir. Güvenlik Konseyi’nin yapması gereken, daha önceden benimsediğimiz iki insani kararın arkasında durmaktır” demişti.

Washington geleneksel olarak müttefiki İsrail’i BM eylemlerinden koruyor ve 7 Ekim’den bu yana konsey kararlarını iki kez veto etti. Ancak iki kez de çekimser kalarak konseyin Gazze’ye insani yardımı arttırmayı amaçlayan ve çatışmalara acil ve uzun süreli insani ara verilmesi çağrısında bulunan kararları kabul etmesine izin verdi.

ABD, Mısır, İsrail ve Katar savaşa ara verilmesi ve Hamas’ın elindeki rehinelerin serbest bırakılması için müzakerelerde bulunmaya çalışıyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Yurt Dışı Üretici Enflasyonu Yüzde 59,27

Yurt dışı üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 59,27 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,72 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt Dışı Üretici Fiyat Endeksi (YD-ÜFE) Ocak 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; yurt dışı üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 4,57, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 59,27 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 51,72 arttı.

Sanayinin iki sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 60,76, imalatta yüzde 59,24 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 51,36, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 65,98, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 65,37, enerjide yüzde 47,22, sermaye mallarında yüzde 69,03 arttı.

Sanayinin iki sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 3,07, imalatta yüzde 4,60 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 3,32, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 6,03, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 4,63, enerjide 4,52, sermaye mallarında yüzde 5,84 arttı.

Paylaşın

İYİ Parti’de Sular Durulmuyor: Bir İstifa Daha

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere “hür ve müstakil” girme kararı alan İYİ Parti’de sular durulmuyor. İYİ Parti İBB Grup Başkanvekili Suat Sarı, partisinden ve grup başkanvekilliği görevinden istifa ettiği açıkladı.

Haber Merkezi / Suat Sarı, istifa kararını ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “2017 yılında Genel Başkan Sn. Meral AKŞENER’in önderliğinde “cesur yürekli” arkadaşlarımla büyük hedeflerle yola çıktık. Kurucu İstanbul İl Bşk. Yrd. olarak çıktığım bu yolda amacımız; Türk yurdunu, Türk milliyetçilerinin yönetim kabiliyeti ile üreten, adil, özgür, bağımsız bir kurumsal sisteme dönüştürmekti…

Bu hedefimize ulaşmak için bugüne kadar gerek parti yönetiminde bulunan, gerekse Kağıthane Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi meclis üyesi olan yol arkadaşlarım ile çok çalıştık. Parti disiplinine bağlı kalarak, ülkemize ve milletimize katkı sağlayan büyük başarılara imza attık.

10 yıl İBB’de yönetici bürokrat, 25 yıl özel sektör üst düzey yöneticilik tecrübelerimin yanısıra, İBB’de Meclis üyesi olarak Partimin grup sözcülüğü ve grup başkan vekilliği görevlerinde bulundum. Meclis üyeliğim sürecinde sürekli üreterek, onlarca kez önergeler vererek, komisyonlarda oluşturduğum raporları İBB kürsülerinden ve yazılı, görsel medyada partim adına paylaşmaya çalıştım.

Çalışmalarımda en büyük desteğim, kamu ve özel sektördeki tecrübelerim ile liyakatım olmuştur. Bundan, bir Türk milliyetçisi, Türk vatandaşı ve her şeyden önce büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir evladı olarak son derece mutlu ve gururluyum…

Ancak; gelinen noktada eğitim, liyakat gibi kamuoyunda sürekli dile getirilen çok değerli kavramların partimizde pek de geçerli olmadığını gördüm. Gerek milletvekilliği temayül yoklamalarında ve gerekse 31 Mart 2024 tarihinde yapılacak yerel yönetim seçimlerinde gösterilecek adayların belirleme yönteminin, İyi Parti değerleri, ilkeleri ve politikalarına aykırı olduğuna tanık oldum. Sonuçta, dar bir çevrenin uyguladığı bu yanlış politikalar ve sonrasında alınan kararlar ile binlerce “Cesur Yüreğin” istifası ile karşı karşıya kaldık.

İşte tam da burada “Cesurlar Hareketi” sekteye uğramıştır. Bu nedenle bu çatı altında ülkeme ve milletime faydalı olamayacağımı anladığım için İyi Parti üyeliği ve İyi Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekiliğinden istifa ediyorum. Büyük Türk milletine her zamanki azim ve inanmışlıkla hizmet etmeye devam edeceğim. İYİ Parti’nin iyi insanlarına çok teşekkür ederim. Ne mutlu Türküm diyene…”

İYİ Parti’nin milletvekili sayısı 38’e düştü

Öte yandan 14 Mayıs Genel Seçimlerinde İYİ Parti’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren 44 milletvekilinden 1’i ihraç edilirken 5’i istifa etti. Buna göre, İYİ Parti’nin Meclis’te bulunan milletvekili sayısı 38’e düştü.

İYİ Parti’de ilk milletvekili istifası Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu’nun istifa ile başladı. Hatipoğlu, 2 Kasım 2023’te partisinden istifa ederek AK Parti’ye geçti. Hatipoğlu, AK Parti’de Eskişehir Belediye Başkan Adayı olarak gösterildi.

İYİ Parti’de ikinci istifa Ankara Milletvekili Adnan Beker’den geldi. Beker, 16 Kasım’da partisinden istifa ettiğini duyurdu. Parti’de üçüncü istifa İYİ Parti 28. Dönem İstanbul Milletvekili ve Kurucular Kurulu Üyesi Ayşe Sibel Yanıkömeroğlu’ndan geldi. Yanıkömeroğlu, partisinin kuruluş amaç ve ilkelerinden bir süredir uzaklaştığını belirterek istifa ettiğini 6 Aralık’ta duyurdu.

15 Aralık’ta ise İYİ Parti İstanbul Milletvekili Salim Ensarioğlu, partisinden istifa ettiğini duyurdu. Son milletvekili istifası ise İYİ Parti Ankara Milletvekili Yüksel Arslan’dan geldi. Arslan, 21 Aralık’ta partisinden istifa ettiğini duyurdu. 5 Aralık 2023’te ise İYİ Parti Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır partisinden ihraç edildi. Böylelikle İYİ Parti’nin Meclis’teki vekil sayısı 38’e indi.

Son dönemde İYİ Parti’de istifa eden ve görevden alınan diğer önemli isimler ise şöyle:

“İYİ Parti Ankara İl Başkanı Yener Yıldırım (Görevden alındı),
İYİ Parti Küçükçekmece İlçe Başkanı Fatma Çolak,
İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Hakkı Alkan,
İYİ Parti Adıyaman Kurucular Kurulu üyesi olan Mithat Solgun,
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok (Görevden alındı),
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ece Güner,
İYİ Parti Niğde İl Başkanı İbrahim Uzun,

İYİ Parti İstanbul İl Teşkilatı Kurucu Yönetim Kurulu Üyesi Ali Kıdık,
İYİ Parti Sağlık Politikaları Başkan Yardımcısı Aylin Anıl Arslan,
İYİ Parti Genel İdare Kurulu Üyesi Bahadır Erdem,
27’nci dönem İYİ Parti Milletvekili Durmuş Yılmaz
İYİ Parti Adana İl Başkanı Azime Kocacık
İYİ Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Grup Başkanvekili İbrahim Özkan ve beraberindeki 6 Meclis üyesi,
2023 Genel seçimlerde İYİ Parti’den Hatay 2. sıra milletvekili adayı olan eski futbolcu Gökhan Zan.

Ayrıca, partide il yönetimlerdeki istifalar ise hala devam ediyor.

Paylaşın

“Dört Büyükler” Avrupa’nın En Kötü 10 Takımı Arasında

Süper Lig’de “Dört Büyükler” olarak adlandırılan Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un, 2023 yılında Avrupa’da net öz sermayede en fazla zarar eden takımlar arasında yer aldı.

Beşiktaş 151 milyon avro ile dördüncü, Trabzonspor 110 milyon avro ile 5’inci, Galatasaray 109 milyon avro ile 6’ncı ve Fenerbahçe 82 milyon avro zararla 7’nci sırada yer aldı.

UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) tarafından yayımlanan Avrupa Kulüp Finansmanı ve Yatırım Raporu’na göre Süper Lig takımları, finansal performanslarıyla Avrupa’da net öz sermayede en fazla zarar veren ligini oluşturdu.

Süper Lig’de “Dört Büyükler” olarak adlandırılan Beşiktaş, Trabzonspor, Galatasaray ve Fenerbahçe’nin, 2023 yılında Avrupa’da net öz sermayede en fazla zarar eden takımlar arasında yer aldığı açıklandı.

UEFA’dan yapılan uyarıda, takımların gelecekte kulüp lisansı alabilmek için bilançolarını güçlendirmek zorunda olduğu vurgulandı. İlk 10’da 4 Süper Lig takımı dışında, İtalya’dan 3, Portekiz, İsrail ve İspanya’dan birer ekip bulunuyor.

Avrupa’da 2023 yılında net öz sermaye zararı veren ilk 10 kulüp şu şekilde:

1- Roma – İtalya – 436 milyon Euro
2- Porto – Portekiz – 176 milyon Euro
3- Inter – İtalya – 162 milyon Euro
4- Beşiktaş – Türkiye – 151 milyon Euro
5- Trabzonspor – Türkiye – 110 milyon Euro

6- Galatasaray – Türkiye – 109 milyon Euro
7- Fenerbahçe – Türkiye – 82 milyon Euro
8- Real Betis – İspanya – 72 milyon Euro
9- M. Haifa – İsrail – 63 milyon Euro
10- Lazio – İtalya – 38 milyon Euro

Trabzonspor, 2023 yılında 35 milyon euro faaliyet zararıyla da Avrupa’da ilk 5’te yer aldı.

En fazla faaliyet zararı açıklayan 5 ekip şöyle:

1- Barcelona – İspanya – 179 milyon Euro
2- Roma – İtalya – 53 milyon Euro
3- Monaco – Monaco – 41 milyon Euro
4- Aston Villa – İngiltere – 39 milyon Euro
5- Trabzonspor – Türkiye – 35 milyon Euro

Süper Lig, UEFA’ya üye 55 ülke arasında net öz sermayede en fazla zarar veren kulüp sayısına (18) sayısına sahip.

Raporda paylaşılan son verilere göre, Süper Lig’den 18 kulüp, toplam 814 milyon Euro net öz sermaye zararına ulaştı.

Süper Lig, en fazlı takımın (18) net öz kaynak zararı verdiği birinci seviye futbol organizasyonu olarak gösterildi.

Ayrıca, raporda açıklanan verilere göre Süper Lig, takımlarının 1 milyar Euro’luk brüt banka borcuyla Avrupa’da 55 ülke arasında 4. sırada yer aldığı belirtildi.

Süper Lig ekipleri, 157 milyon Euro’luk kadro maliyetiyle ise 11. sırada yer aldı.

(Kaynak: Gazete Duvar)

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kendisini Hedef Alan Akşener’e Sert Yanıt

Kendisini hedef alan İYİ Parti Lideri Meral Akşener’e yanıt veren İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Siyasi, muğlak, geçerliliği olmayan bir takım tariflerle asla muhatap olmayacağım” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Benim işim şu anda İstanbul seçimine dair 16 milyon insanımıza geçtiğimiz 5 yılın hesabını vermek ve önümüzdeki 5 yılla ilgili tasarruflarımızı ve tasarımlarımızı aktararak en güçlü bir şekilde demokratik bir zeminde tarihi oy rekoru kırarak inşallah tekrar seçilebilmek.”

Partisinin İstanbul büyükşehir ve ilçe belediye başkan adayları tanıtım ve proje lansman programında konuşan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu hedef alarak şu ifadeleri kullandı:

İstanbul bugün yolsuzlukla boğuşan bir şehir. İstanbul bugün ranta boğulan bir şehir. Siyasetin geldiği noktada İstanbul’a hep paranın şehri olarak bakıldı. İstanbul’a hep şahsi hırs ve intikam aracı olarak bakıldı. İstanbul’a hep kariyer basamağı olarak bakıldı.

Doğu ile batının birleştiği bu şehri iki ayağı yere sağlam basanların yönetmesi gerekiyor. Bu şehri sadece aklı İstanbul’da olanların İlgisi ve odağı sadece İstanbul’da olanların Amacı sadece İstanbul’un derdine derman olmak olanları yönetmesi gerekiyor. Eli genel merkezlerinde gözü başka mevkilerde boş zamanlarında da İstanbul’da olanlar bu şehri yönetemez.

Mesela gölgesine sığındıklarının emriyle hareket edenler de kendi gölgesinden cesaret alıp kibirle hareket edenler de bu vasatlık da son bulsun. Gelin artık İstanbul’u kendi kariyerleri için zıplama tahtası haline getirenlerin çıkardığı gürültü İstanbullunun sesini daha fazla bastırmasın. Gelin artık “İstanbul’u kim kazanır?” sorusu İstanbul’un gerçek sorunlarına gölge düşürmesin.

Ve asla unutmayın, makam cahilleri alim ederken, çığırdan çıkartıp zalim ederken, İstanbullu yoklukta talim ederken, utanmadan sefa sürenlere mecbur değilsiniz. İstanbul’a ihanet edenlere de İstanbul’u ihmal edenlere de mecbur değilsiniz. Ez cümle zoraki adaya da emanet adaya da mecbur değilsiniz.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in kendisi hakkında sözlerine yanıt verdi. İmamoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Ben açıkçası bu seçim döneminde çoklu bir rakiple karşı karşıyayım. İstanbul’da rakibimiz olan birçok arkadaşımıza birçok hemşehrimize ya da siyasi parti temsilcisine ya da onların temsilen yapılan birtakım siyasi müzakerelerde, şahsıma dönük tutarlı tutarsız yalan yanlış eksik fazla adı her neyse yorumlar yapılacaktır.

Bu yapılan yorumları ben hiç muhatap almayacağım ama İstanbul’da dair bir proje ya da İstanbul’da yaptığımız bir işe dönük bir tarif olursa bu kapsamda elbette cevabını veririm ama bu söylenen siyasi, muğlak, geçerliliği olmayan bir takım tariflerle asla muhatap olmayacağım.

Benim işim şu anda İstanbul seçimine dair 16 milyon insanımıza geçtiğimiz 5 yılın hesabını vermek ve önümüzdeki 5 yılla ilgili tasarruflarımızı ve tasarımlarımızı aktararak en güçlü bir şekilde demokratik bir zeminde tarihi oy rekoru kırarak inşallah tekrar seçilebilmek.”

Paylaşın

Kaynana Vergisine Hazır Mısınız? Hazine Ve Maliye Bakanlığı Harekete Geçti

Hazine ve Maliye Bakanlığı, sahibi oldukları konutta kira almadan kaynanalarını oturtan gelin ve damatların emsal kira bedeli üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ile ilgili harekete geçti.

Şu an yürürlükte olan vergiler arasında resmi olarak “Kaynana Vergisi” diye bir vergi bulunmuyor. Uzmanların koyduğu bu terim, özellikle vergi uzmanı, akademisyen ve gazeteci olan Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un yazdığı kitaptan geliyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ev sahibi ve kiracı arasındaki sözleşmelerin büyüteç altına alındığını, kira gelirini eksik gösterenlerin tespit edileceğini açıklamıştı. Söz konusu incelemede içinde kaynanaların da oturduğu 2 milyon konut tespit edildi.

‘Kaynana vergisi’, sahibi oldukları konutta kira almadan kaynanalarını oturtan gelin ve damatların emsal kira bedeli üzerinden ödeyecekleri gelir vergisi ile ilgili. Üstelik bu düzenleme yeni değil, yıllardır yürürlükte ama adı sadece ‘kaynana vergisi’ olarak geçmiyor.

Uzmanların koyduğu bu terim, özellikle vergi uzmanı, akademisyen ve gazeteci olan Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un yazdığı kitaptan geliyor. Tekrar gündeme gelen Kaynana vergisinin ayrıntılarını, Ekonomim yazarı Abdullah Tolu anlattı:

“Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü’nden elde edilen veriler karşılaştırılarak, kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip yaklaşık 4,5 milyon konut, kiracı ve ev sahipliği yönünden analiz edildi. Daha sonra,

Konutlarla mal sahiplerinin Mernis (ikametgah) adresleri karşılaştırılarak, konut adresi ile Mernis adresi aynı olanlar,

Daha sonra konutlarda oturanlar ile bu konutların mal sahipleri karşılaştırılarak, mal sahiplerinin anne ve babası, çocukları ile kardeşlerinin oturdukları konutlar,

Kira gelirleri nedeniyle yıllık gelir vergisi beyannamesi verilen konutlar düşülerek, yaklaşık 2 milyon konutun kira geliri elde edebilme potansiyeline sahip olduğu tespit edildi.”

“Bu konutlar içerisinde, kaynanaların kirasız olarak oturdukları konutlarda var. Maliye bu konuda oldukça hassas davranıyor. İlgili kurumlardan elde edilen verilerle kendisinde bulunan verileri analiz ederek, kira geliri elde edildiği halde gelir vergisi beyannamesi vermeyen mükelleflere bu yolla ulaşmaya çalışıyor.”

Maliye tespit edecek

“”Maliye, yaklaşık bu 2 milyon konuta tek tek giderek, kiralık olanları ve kimlerin oturduğunu tespit edecek. Bu konutlarda oturanlara ilk yazılar gelmeye başladı, telaş etmeye gerek yok. Kiracılardan kira sözleşmesi, hangi tarihten itibaren kiraladıkları, kira bedeli ve ödemeyi nasıl yaptıklarına dair bilgiler isteniliyor.”

Konut, kira alınmadan kaynananın kullanımına bakılamaz mı?

“”Evet, sahip olunan konutun kira alınmadan (kirasız) kaynanaların kullanımına tahsis edilmesi mümkün. Bu aslında akraba olmanın da bir gereği. Ancak, kira alınmasa dahi, kaynananın kullanımına bırakılan konutlar için gelir vergisi ödenmesi gerekiyor. Hemen şaşırmayın, bu yeni bir düzenleme değil, yıllardır yürürlükte. İşin enteresan yanı, bu husus, uygulamada en çok atlanılan veya gözardı edilen konuların başında geliyor.”

Yasa ne diyor?

“Vergi Hukukunda ‘ev kirasız, para faizsiz olmaz’ kuralı geçerli. Bu kurala göre, sahip olunan konutlar kira alınmaksızın başkalarının kullanımına bırakılamıyor. Bunu önlemek için Gelir Vergisi Kanunu’nda ’emsal kira bedeli’ düzenlemesi yapılmış bulunuyor.

Gelir Vergisi Kanunu’nun ’emsal kira bedeli’ başlıklı 73. maddesine göre; bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan gayrimenkullerin emsal kira bedeli, bu gayrimenkullerin kirası sayılıyor. Konutlarda emsal kira bedeli, konutun emlak vergisi değerinin yüzde 5’i olarak hesaplanıyor. Bu düzenlemeye göre, örneğin, bedelsiz olarak başkalarının kullanımına bırakılan konutun emsal kira bedeli, bu konutun kirası sayılıyor. Bu emsal kira bedeli üzerinden de vergilendirme yapılıyor.

Tabi, her düzenlemenin olduğu gibi, emsal kira bedeli düzenlemesinin de istisnaları bulunuyor. Söz konusu düzenlemeye göre, mal sahiplerinin usul (anne-baba, büyükanne-büyükbaba), füruğ (çocuk, torun) veya kardeşlerinin ikametine bedelsiz olarak tahsis edilen konutlar için emsal kira bedeli beyan edilmiyor ve gelir vergisi ödenmiyor.

Geçen yıllarda Maliye tarafından yapılan kira denetimleri sırasında kaynana Maliyeci’ye; “Ev damadımın evi, iki yıldır, kira ödemeden ben oturuyorum” diyor. Tutanak tutuluyor ve damat vergi dairesine çağrılıyor. Damada, “Kendi annen olsa, kira almadan oturtabilirdin. Ancak, kayınvalide, ilgili kanun maddesinde, kira ödemeden oturabilecek akrabalar arasında yer almıyor. Bu nedenle, iki yıllık kira vergisi ödeyeceksin” deniliyor. Daha sonra da, damattan iki yıllık tarh ve tahakkuk ettirilen gelir vergisi, 1 kat vergi ziyaı cezalı olarak isteniyor. Gecikme faizi de cabası!

Bu şekilde sahibi oldukları konutlarda kira almadan kaynanalarını, amca, dayı, hala, teyze, yeğenlerini oturtanların, emsal kira bedeli üzerinden gelir vergisi ödemek zorunda olduklarını bilmelerinde fayda var. Bu atlanılacak bir şey değil, çünkü ciddi yaptırımları var!”

Paylaşın

Yerinden Edilen Çocukların Sayısı 50 Milyonu Aştı

2023 yılında dünya genelinde 10 milyondan fazla çocuk evini terk etmek zorunda kalırken, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010 yılından bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı.

Çocukların yaşamsal malzemelerin yanı sıra güvenlik, eğitim, barınma, sağlık, oyun oynayacakları, gülecekleri ve öğrenecekleri bir yere ihtiyaç duydukları belirtildi.

Euronews Türkçe’de yer alan habere göre; Save the Children, geçen yıl dünya genelinde krizlerin yaşandığı bölgelerde 10 milyondan fazla çocuğun evini terk etmek zorunda kaldığını açıkladı.

Örgüt tarafından yapılan yeni bir analize göre, dünya genelinde yerinden edilmiş çocukların sayısı 2010’dan bu yana iki kattan fazla artarak 50 milyonun üzerine çıktı ve şu ana kadarki en yüksek seviyesine ulaştı.

Kuruluş, geçen yıl günde 29 bin çocuğun daha kendi ülkelerinde yerlerinden edildiğini ya da başka bir ülkeye kaçmak zorunda kaldığını tespit etti. Sudan ve Somali’deki 18 yaş altı çocuklar en çok etkilenenler oldu.

“Yerinden edilen bir çocuk, bildiği her şeyi geride bırakmak zorunda kalmadan önce, büyük olasılıkla hiçbir çocuğun görmemesi gereken türden bir şiddet veya yıkıma tanık oluyor” diyen örgüt yetkilileri, “Çocuklar evlerini kaybettiklerinde neredeyse her şeylerini kaybederler: sağlık hizmetlerine, eğitime, gıdaya ve güvenliğe erişimlerini” ifadelerini kullandı.

Çocukların aile ortamında veya aile ortamına en yakın koşullarda büyümeleri için çalışmalarda bulunan Better Care Network de, çocukların evlerinden ve ait oldukları toplumlardan koparıldıklarında, cinsel ve fiziksel şiddete maruz kalma risklerinin arttığını duyurdu.

2023 yılının sonunda, Gazze’de sadece 10 hafta içinde yerinden edilenlerin genel nüfusa oranı, dünya genelinde kaydedilen en yüksek oranlardan biriydi.

Nüfusun yaklaşık yarısının 18 yaşın altında olduğu Gazze’deki çocuklar, yerinden edilmenin hızı nedeniyle özellikle savunmasız durumda kaldı.

Paylaşın

İsrail, Refah Kentine Saldırı İçin Tarih Verdi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 136. günü geride kalırken, İsrail, 10 Mart’a kadar Gazze’de tutulan rehineler serbest bırakmaması halinde Refah’a saldırı başlatılacağını açıkladı.

Haber Merkezi / Gazze’de halen 130 civarında İsrailli rehine bulunuyor ve bunların dörtte birinin -bazılarının İsrail ateşi nedeniyle- öldüğüne inanılıyor. Diğerlerinin çoğu kasım ayında bir hafta süren ateşkes sırasında serbest bırakıldı.

Mısır sınırına yakın Refah’ta İsrail saldırılarından kaçan yaklaşık 1,5 milyon kişi bulunuyor. Bu insanların pek çoğu önce kuzeyden merkeze, daha sonra da güneye doğru kaçmak zorunda bırakıldı.

Gazze’de, İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı 27 bin 985’e yükselirken, yaralıların sayısı ise 68 bin 883’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İsrail Savaş Kabinesi bakanlarından Benny Gantz, Gazze’deki savaş nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan yaklaşık 1 milyon sivil için son sığınak konumundaki Refah kentine yönelik olası kara operasyonuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Tüm dünya ve Hamas liderleri artık şunu bilmeli ki, eğer Ramazan’a kadar tüm rehineler evlerinde olmazsa, savaş Refah bölgesi dâhil her yerde devam edecek” dedi.

Kudüs’teki bir konferansta konuşan eski İsrail Genelkurmay Başkanı Gantz, söz konusu kara operasyonunun, “sivil can kaybının mümkün mertebe azaltılabilmesi için Amerikalı ve Mısırlı ortaklarla diyalog ve koordinasyon içinde” gerçekleştirileceğini ifade etti.

Ancak sivillerin olası bir kara operasyonundan önce Gazze içinde yerleştirilebilecekleri güvenli bir yer bulunmamasından ötürü yaşanan endişeler nedeniyle olası bir tahliye planına dair belirsizlikler sürüyor.

Gazze’nin Refah kentini havadan vuran İsrail, daha önce bu bölgeye yönelik olası kara operasyonuyla ilgili belli bir tarih vermemişti. Birçok ülke ve uluslararası yardım kuruluşu, Gazze’de İsrail askerlerin girmediği son büyük kent olan Refah’a yönelik bir kara operasyonunun insani açıdan yeni bir felaket yaşanmasına neden olacağı uyarısında bulunmuştu.

Ancak ABD Başkanı Joe Biden dâhil birçok liderin böyle bir harekâta girişilmemesi için yaptığı çağrıyla birlikte giderek artan uluslararası baskıya rağmen geri adım atmayan İsrail’de Başbakan Benyamin Netanyahu, savaşın Refah’a yönelik kara operasyonu olmadan tamamlanamayacağını savunuyor.

Kudüs’teki konferansta konuşan Netanyahu, rehine anlaşması olsun ya da olmasın, Hamas’a karşı “mutlak bir zafer kazanabilmek için bu işi bitirme” sözü verdi.

Gazze’deki rehinelerin serbest bırakılması için haftalardır yürütülen diplomatik girişimlerde hâlen sonuca ulaşılamadı. İsrail ile Hamas arasında ateşkes sağlanabilmesi için gerçekleştirilen müzakerelerde arabuluculuk yapan Katar, olası bir anlaşmaya yönelik umutların giderek azaldığını duyurdu.

“İsrail’in Filistin işgalinin hukuki sonuçlarına” ilişkin duruşmalar başlıyor

Öte yandan Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) bugün, ”İsrail’i işgal ettiği Filistin topraklarındaki uygulamalarının hukuki sonuçlarının” ele alınacağı duruşmalar başlıyor. Birleşmiş Milletler’in en üst mahkemesi olan UAD’de Hollanda’nın Lahey şehrinde görülecek duruşmaların ilkinde, Filistin Dışişleri Bakanı Riyad el-Maliki konuşacak.

BM Genel Kurulu 2022 yılında, mahkemeden işgal konusunda tavsiye niteliğinde ya da bağlayıcı olmayan bir görüş istemişti.

BM Genel Kurulu, “Dünya Mahkemesi” olarak da bilinen UAD’den ikinci kez işgal altındaki Filistin topraklarıyla ilgili görüş talep ediyor. Temmuz 2004’te mahkeme, İsrail’in Batı Şeria’da inşa ettiği duvarın uluslararası hukuku ihlal ettiğine ve yıkılması gerektiğine karar vermişti.

Duruşmaların 26 Şubat’a kadar sürmesi ve bu tarihten sonra yargıçların birkaç ay içerisinde tavsiye niteliğinde bir görüş bildirmeleri bekleniyor. ABD, Çin, Rusya, Güney Afrika ve Mısır’ın da katılması beklenen duruşmaların son günü olan 26 Şubat’ta ise Türkiye bir sunum yapacak. İsrail ise, yazılı gözlemlerini göndermesine rağmen Lahey’de bulunmayacak.

İsrail geçmişte benzer tavsiye kararlarını görmezden gelmiş olsa da, devam eden İsrail-Hamas çatışmaları ve Gazze’den yaşanan sivil ölümler nedeniyle açıklanacak görüşün İsrail üzerindeki baskıya arttırabileceği yorumları yapılıyor.

Paylaşın