“CHP’de İstanbul Seçimlerinin Kaybedilmesini İsteyenler Var” İddiası

31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, herkesin sonucunu merak ettiği İstanbul seçimlerine ilişkin dikkat çeken bir iddia öne sürüldü: CHP’de bazı önemli isimler, İstanbul’da seçimlerin kaybedilmesini istiyor.

Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan, bugünkü köşe yazısında CHP’deki bazı önemli isimlerin İstanbul’da seçimi kaybedilmesini istediğini belirterek, “CHP koridorlarını uzun yıllardır soluyan bir isimden duydum bunu. Ne üzücü bir iddiaydı. Ülkenin kurucu partisinde sırf istediği koltuğa oturmak için, İstanbul’u yeniden yağma düzenine sokmayı arzulayanlar vardı.

Kırgınlıkların, suçlamaların ve istifaların vaatlerden daha çok konuşulduğu bir seçim süreci yaşıyor CHP. Parti içinde hangi cepheden biriyle konuşsam, en büyük ortak noktaları memnuniyetsizlik. İşin daha acı yanı, yaşanan mutsuzluğun kaynağı memleketle değil parti içindeki güç dengesiyle ilgili” diye yazdı.

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır‘a yerel seçim sonrası olağanüstü kurultay iddialarını yönelten Pehlivan, “Bu partide 13 sene boyunca kaç seçim kaybedildi? Kim kaybettiği için kurultayı topladı? Bakın, İstanbul’dan Ankara’ya kadar tüm illeri yine alacağız. Ona rağmen kurultaya gitmek isteyenler olacaktır. İşte tüzük orada” yanıtını köşesine taşıdı.

Yazının tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Erdoğan Açıkladı: Bayram İkramiyesi 3 Bin Lira Oldu

Ordu’da halka seslenen Erdoğan, “Emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin TL ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin TL’ye çıkarmamız, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır” dedi ve ekledi:

“Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz eskiden emeklilerin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Önümüzdeki bayramda 3000 liraya çıkaracağız.”

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ordu’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkanlar bölümler şu şekilde:

“Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük. Bundan sonra da onlarla beraber yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır. Hepsinden ötesi kifayetsiz bir muhteristir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var. Türkiye yüzyılına hazırlanmaya ihtiyacı var.

Elbette, bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın bizim onlarla işimiz yok. Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakımız var AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Öyle mi?

Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir… 31 Mart akşamı Ordu Hilmi Güleri ve tüm ilçeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu. Siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabbimizden, desteği de milletimizden istiyoruz.

Dün Samsun’daydık, bugün Ordu’dayız, buradan Giresun’a… Yarın Trabzon, oradan da Rize. Durmak yok, yola devam. Bu kadar.

Milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi birinci çıkarmıyor değil mi? Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes zaten görüyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkelerine ve şehirlerine katkıda bulunmayı, kendilerine bile hayrı yok.

Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz, ya burada Cumhurbaşkanı AK Partili Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman Ordu’nun kılına zarar gelmez.

“Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok”

Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi kusura bakmayın açık konuşuyorum doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var biz yoksak doğal gaz yok.

İnsanımızı mağdur edecek acı reçeteler yerine dengeli politikaları yeğledik. Bilhassa hayat pahalılığıyla mücadele hepimiz için oldukça zorlu geçiyor. Bu mücadelenin bedelini beraberce ödüyoruz. Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedefledik. Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri de ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz.

Mesela sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin TL ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin TL’ye çıkarmamız, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır.

Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz eskiden emeklilerin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Önümüzdeki bayramda 3000 liraya çıkaracağız.”

Paylaşın

CPJ: Gazeteci Cinayetlerinde ‘Cezasızlık’ Devam Ediyor

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) İcra Kurulu Başkanı Jodie Ginsberg, “Gazeteci katillerinin sorumlu tutulmaması ile gazeteci cinayetlerinin devam ettiği ortam arasında açık bir bağlantı var” dedi.

Ginsberg, “Bir gazetecinin öldürülmesi sadece o gazeteciyi etkilemiyor. Aynı zamanda bu bir dalga etkisi de yaratıyor” ifadelerini kullandı. Ginsberg, gazetecilerin hapse atılmasının yanısıra gazetecilere yönelik sanal taciz ve fiziksel saldırıların da yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.

Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) Perşembe günü yayınlanan yeni raporuna göre, 2023 yılında dünya genelinde öldürülen gazetecilerin yüzde 70’inden fazlası İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarında hayatını kaybeden Filistinli gazetecilerdi.

Gazetecileri Koruma Komitesi tarafından geçen yıl tespit edilen 99 gazeteci ve medya çalışanı cinayetinden 77’si İsrail-Hamas savaşında işlendi. Gazetecileri Koruma Komitesi’nin yıllık raporuna göre İsrail saldırılarında öldürülenlerden 72’si Filistinli haberci, 3’ü Lübnanlı ve 2’si İsrailli gazeteciydi.

CPJ İcra Kurulu Başkanı Jodie Ginsberg yaptığı açıklamada, “Bu eşi benzeri görülmemiş bir durum. Tamamen bize Gazze’den haber ve bilgi getirmek için sadece savaşı haberleştiren değil, aynı zamanda savaşı yaşayan Filistinli gazetecilere bağımlıyız” dedi.

İsrail-Hamas savaşında gazeteci cinayetleri 2024 yılında da devam etti. CPJ’ye göre 14 Şubat itibariyle 2024’te savaşta 11 Filistinli gazeteci daha öldürüldü.

Geçtiğimiz yıl, 2015’ten bu yana dünya genelinde öldürülen en yüksek gazeteci sayısına tanıklık edildi. 2023’teki gazeteci cinayetleri 2022’ye göre yaklaşık yüzde 44 arttı. Ginsberg, “Gazetecilerin öldürülmesinin bir nedeni var. Bunun nedeni de yaptığımız işin önemli olması” dedi.

Sorunun büyük bir kısmı “cezasızlık”. CPJ araştırması, 1992’den bu yana basın özgürlüğü grubu tarafından belgelenen yaklaşık 1000 gazeteci cinayetinin yaklaşık yüzde 80’inin tamamen takipsiz kaldığını gösteriyor.

Ginsberg, “Gazeteci katillerinin sorumlu tutulmaması ile gazeteci cinayetlerinin devam ettiği ortam arasında açık bir bağlantı var” dedi.

Geçen yılın en korkunç gazeteci cinayetlerinden biri olan Kamerun’daki Martinez Zogo cinayetinin failleri hala cezasız. CPJ, Zogo’nun cesedinin Ocak 2023’te başkent Yaounde’nin dış mahallelerinde çıplak ve ciddi şekilde parçalanmış olarak bulunduğunu söyledi.

Ginsberg’e göre bu vahşi cinayet ülkedeki bazı muhabirlerin güvenlik için sürgüne kaçmasına yol açtı. Ginsberg, “Bir gazetecinin öldürülmesi sadece o gazeteciyi etkilemiyor. Aynı zamanda bu bir dalga etkisi de yaratıyor” diye ekledi.

Ginsberg’e göre İsrail de “cezasızlık” sorununun bir parçası. CPJ’nin Mayıs 2023 raporuna göre İsrail askerleri son 22 yılda 18’i Filistinli olmak üzere en az 20 gazeteciyi öldürdü. Bu cinayetlerden hiç kimse sorumlu tutulmadı. İsrail Dışişleri Bakanlığı yorum talebine yanıt vermedi.

Gazze’de öldürülen gazeteci sayısının şoke edici olmasına rağmen, dünyanın diğer bölgelerinde gazeteci cinayetleri azaldı ve geçen yıl 18 ülkede toplam 22 gazeteci öldürüldü. Buna karşılık CPJ 2022 yılında dünya genelinde 69 gazetecinin öldürüldüğünü belgeledi.

Meksika’da 2022 yılında 13 gazeteci öldürülürken, 2023 yılında iki gazeteci öldürüldü. Aynı şekilde Ukrayna’da da 2022’de 13 gazeteci öldürülürken, 2023’te iki gazeteci öldürüldü. Ginsberg yine de basın özgürlüğünün küresel ölçekte hala tehdit altında olduğunu belirtiyor.

“Başka yerlerde cinayetler azalmış olsa da, gazeteci güvenliği kesinlikle iyileşmedi” diyen Ginsberg, gazetecilerin hapse atılmasının yanısıra gazetecilere yönelik sanal taciz ve fiziksel saldırıların da yüksek seviyelerde olduğunu belirtti.

VOA Türkçe’nin aktardığına göre; Raporda öldürülenler arasında Türk gazeteci bulunmuyor ancak İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne yönelik bombardımanını takip eden Anadolu Ajansı’nın yerel kameramanı Muntasır es-Savvaf hayatını kaybeden Filistinli gazeteciler arasında yer alıyor.

Paylaşın

Merkez Bankası Yıl Sonu Dolar Tahminini 40,02 Liraya Yükseltti

Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu dolar kuru tahminin 40,00 liradan 40,02 liraya yükseltti. Banka, yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 39,09’dan yüzde 37,78’e çekti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası (TCMB), yıl sonu büyüme beklentisini de yüzde 3,4’ten yüzde 3,3’e çekti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Şubat ayı Piyasa Katılımcıları Anketini yayımladı.

Buna göre; Katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 42,04 iken, bu anket döneminde yüzde 42,96 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 39,09 iken, bu anket döneminde yüzde 37,78 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 23,69 ve yüzde 23,05 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi ile TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 45,00 olarak gerçekleşti.

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bir önceki anket döneminde 40,00 TL iken, bu anket döneminde 40,02 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 40,64 TL iken, bu anket döneminde 41,15 TL olarak gerçekleşti.

Katılımcıların GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 3,4 iken, bu anket döneminde yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. GSYH 2025 yılı büyüme beklentisi ise bir önceki anket döneminde yüzde 3,9 iken, bu anket döneminde yüzde 3,8 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

CHP Lideri Özel’den Yerel Seçimler Mesajı: Kentleri Tek Adamdan Koruyun

İzmir’in Dikili ilçesinde halka seslenen CHP Lideri Özgür Özel, “Bütün demokratlar, birleşin kentlerini tek adamdan koruyun, cumhuriyeti koruyun. Birleşiyoruz ve hep birlikte kazanıyoruz” dedi.

Haber Merkezi / 31 Mart’ta yapılması planlanan yerel seçimlere sayılı günler kalırken, partiler de seçim çalışmalarına hız verdi. Bu kapsamda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir’in Dikili ilçesinde halka seslendi.

Özel’in konuşmasından öne çıkan bölümler şu şekilde; “Dünden bugüne Dikili ‘ye hizmet eden hangi partiden olursa olsun hizmet eden belediye başkanlarına, şimdiki duygusu ne olursa olsun Dikili’nin efsane başkanı Osman Özgüven’e yürekten teşekkür ediyorum.

Bir siyasi partiyiz ve belediye başkanı tercihte bulunacağız. 11 belediye başkan aday adayı başvuruda bulundu. Hepsi bu göreve layıklar, yarın hepsinin bu kente faydaları olacak. Biz bir tercih yapmak zorundayız ve genel kural memnuniyet anketi. İzmir’de memnuniyet anketi belediye başkanları açısından güç… Çünkü seçmenin beklentisi yüksek ve notu kıt.

Ancak Dikili’de baktığımızda anketlerde ilk 3’de yer alan bir performans gösterdi. Ankete baktık konuşacak tartışacak bir şey yok dedik. Üstünde en kısa konuştuğumuz ilçe Dikili’ydi. Adil Kırgöz, 5 yılda boyunca mali tabloyu düzeltmiş, yeni projelere başlamış bitirmiş, bunu sizlere iyi anlatmış, sizlerden de seçildiğinde çok yüksek seviyede destek almış durumdaydı. Ben kendisinin ve ekibini kutluyorum.

CHP profil anketlerinde ortaya çıkan işi gücü İzmir olacak, Konak, Karşıyaka, Balçova, Dikili olacak, sorunları doğru tespit edecek, sakin, kararlı, büyük projeleri kararlılıkla iyi planlayarak yapacak, en üst düzeyde hizmet vermesi istenen, geçmişi başarılı birini belirlemek için Cemil Tugay karşınızda. Bundan sonra daha önce olduğu gibi Kırgöz’ün işi gücü Dikili, Tugay’ın işi gücü İzmir olacak. Çalışacak, başaracak, yüzleri güldürtecekler.

Artık İstanbul’da halkçı belediyecilik yapan, arsaları Katarlılara vermek yerine alanları yeşil alana çeviren, halkın istediği gibi işleri yapıp çıkar çevrelerinin elini boş bırakan bir anlayış geldi… Ankara’yı parsel parsel satan, Melih Gökçek belediyeciliği gitmiş önceliğinin 4 katı sosyal yardım yapan, veresiye defterindeki borçları kapatan bir sosyal belediyecilik anlayışı gelmişti.

“Bir anlaşma yapamadık”

Tayyip Erdoğan, ‘büyük kentleri ve belediyeleri alırım bundan sonra beni kimse durdurmaz’ diyordu. 12 yaşımda çadır kurduğum kentten, ilk şehir dışı mitingi yapmaya geldiğim Dikili’de, gör bakalım Recep Tayyip Erdoğan, millet teslim oluyor mu olmuyor mu?

İttifak, Ankara’da yok. Bir anlaşma yapamadık. Bu seçimlere kendi adaylarımız ile giriyoruz ancak geçen seçimleri kazandığımız seçmen yerli yerinde duruyor. O seçmen yüreğinde vatan, millet sevgisi olan, saraya itirazı olan, tek adam rejimine itirazı olan seçmen. O seçmen hala Dikili, İzmir, Ankara, İstanbul ve 81 ilde.

Bütün demokratlar, birleşin kentlerini tek adamdan koruyun, cumhuriyeti koruyun. Birleşiyoruz ve hep birlikte kazanıyoruz. İzmir, Dikili gençlerin kadınların her saatte kadınların ve gençlerin duyabildiği kimsenin kimseye kötü gözle bakmadığı güvenli kentler olmaya devam edecek. Bunun teminatı sizlersiniz. Biz iyi insanlara güveniyoruz. Geçtiğimiz seçimlerde bizimle olan Dikili, İzmir ittifakını kuranlara güveniyoruz. Türkiye ittifakına güveniyoruz.

Cemil Tugay, tanıyan herkesin hem sevdiği hem güvendiği, tanıdıkça da bu kadar iş bitirici, iyi planlayan ve tuttuğunu koparan biri olduğunu her tanıyanın göerdüğü benim yol arkadaşım. Sevgili Cemöil Tugay’ı size emanet ediyorum.”

Paylaşın

Türkiye, Demokrasi Endeksi’nde 102. Sırada

Türkiye, The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde yer alan 167 ülke arasında 102. sırada, “hibrit (karma) rejimler” arasında gösterildi. Türkiye, geçen yıl 103. sırada yer almıştı.

Türkiye Avrupa Konseyi ve aday üyesi olduğu Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamının gerisinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortalama düzeyde görünüyor.

Birleşik Krallık merkezli haftalık uluslararası ilişkiler ve ekonomi dergisi The Economist’in İstihbarat Birimi’nin her yıl yayınladığı “Küresel Demokrasi Raporu”nun 2024 baskısında Türkiye’nin durumunda bir önceki yıla göre kayda değer bir değişiklik gözlemlenmedi.

Bianet’in aktardığına göre; Türkiye raporda 10 üzerinden 4,33 puanla 102. sırada,”hibrit (karma) rejimler” arasında gösterildi. Geçtiğimiz yıl 103. sırada yer alan Türkiye bir sıra yükselmiş görünse de puanları geçtiğimiz yıldan daha düşük. Türkiye’nin dünya demokrasi sıralamasındaki puanları şöyle:

Toplam: 4,33
Seçim süreci: 3, 50
İşleyen bir hükümet: 5
Siyasal katılım: 6,11
Siyasal kültür: 5
Sivil özgürlükler: 2,06

The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde yer alan 167 ülke arasında 24 ülke “tam demokrasi”, 50 ülke “kusurlu demokrasi”, 34 ülke “hibrit rejim” ve 59 ülke de “baskıcı rejim” kategorisinde sıralanıyor.

Raporun editörü Joan Hoey 2023 değerlendirmesini şöyle özetledi: “Dünya çapında özgürlüklerin gerilemesine yol açan Covid-19 pandemisinden üç yıl sonra 2023’teki gözlem sonuçları demokrasinin artan sıkıntılarına ve ileri atılım eksikliğine işaret ediyor. 2023’te sadece 32 ülke endeks puanını iyileştirdi, 68 ülkeyse düşüş gösterdi. 67 ülkenin puanları aynı kaldı. Bu da küresel olarak bir durgunluk ve gerileme tablosuna tekabül ediyor. Küresel ölçekte gerileme büyük ölçüde demokrasiler dışında yaşandı, “otoriter rejimler” daha da pekişirken “hibrid rejimler” olarak sınıflandırılan ülkeler demokratikleşmekte bocaladı.”

Demokrasi Endeksi’nin birincisi Norveç, toplam 9,81 puana ulaştı. Seçim sürecinden 10, işleyen bir hükümetten 9, 64 puan, siyasal katılımdan 10, siyasal kültürden 10 ve sivil özgürlüklerden 9,41 puan aldı.

Türkiye, Bangladeş, Malavi, Peru, Zambiya, Liberya, Fiji, Butan, Tunus, Senegal, Ermenistan, Ekvador, Tanzanya, Madagaskar gibi ülkelerin oldukça gerisinde yer alırken, daimi rekabet halinde olduğu Yunanistan, Türkiye’den iki lig yukarıda, “kusurlu demokrasi” ülkelerinin de üzerinde bir “tam demokrasi” ülkesi olarak sıralandı.

Türkiye geçtiğimiz yıla oranla bir sıra yükselmesine karşın toplam puanı daha düşük gerçekleşti. Türkiye hibrit rejimler arasında Nijerya, Angola, Fildişi Sahilleri gibi ülkelerin önünde yer alabildi.

Türkiye geride bıraktığı ülkelerden daha rekabetçi bir seçim rejimine sahip olmakla ayırt edilirken, seçim adaleti, muhalefet partilerine sağlanan eşit koşullar bakımından kendi üzerindeki ülkelerden daha düşük bir karneye sahip olduğu saptanıyor. Aynı şekilde, seçimlere nispeten yüksek katılımla gerisindeki ülkelerin önüne geçerken siyasal ifade özgürlüğü ve toplantı ve gösteri haklarındaki kısıtlamalarla 101 ülkeden daha geride kalıyor.

Türkiye’nin eksileri

Raporda Türkiye değerlendirilirken olumsuz etkide bulunan ögelerin başında sansür, otosansür ve gazetecilere baskı gibi medya özgürlüğünü daraltan tedbirler geliyor. Tutuklu yargılanma, adil yargılanma hakkının olmayışı ve muhalefete yönelik seçici kovuşturmalar, hukukun üstünlüğünü çelen sınırlılıklar olarak Türkiye’yi aşağı çekiyor.

Kutuplaşmanın derinleşmesi, muhalefete hoşgörüsüzlüğünün yükselişi ve sivil toplum örgütlerine yönelik kısıtlamalar gibi sorunlar aşınmış bir siyasal kültür göstergesi olarak belirleniyor.

Şeffaflık, hesap verebilirlik, denetim ve denge mekanizmalarındaki olumsuzluklar, işleyen bir hükümetin mevcudiyeti bakımından geriletici etmenler olarak belirleniyor.

Türkiye Avrupa Konseyi ve aday üyesi olduğu Avrupa Birliği ülkelerinin hemen hemen tamamının gerisinde, Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesindeki diğer ülkelerle karşılaştırıldığında ortalama düzeyde görünüyor. The Economist’in Küresel Demokrasi Endeksi’nde ürkiye’nin puanları 2010’ların başından bu yana sürekli düşüş halinde.

Paylaşın

Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 57,85

Tarım ürünleri üretici enflasyonu ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,85 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 3,85 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,85 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 61,85 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Ocak 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım-ÜFE ocak ayında bir önceki aya göre yüzde 3,85 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 3,85 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 57,85 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 61,85 arttı

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 3,45 artış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 9,26 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünleri; su ürünleri; balıkçılık için destekleyici hizmetlerde yüzde 11,54 arttı.

Ana gruplarda bir önceki aya göre, tek yıllık (uzun ömürlü olmayan) bitkisel ürünlerde yüzde 0,69 artış, çok yıllık (uzun ömürlü) bitkisel ürünlerde yüzde 8,51 artış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 4,06 arttı.

Yıllık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 154,68 ile yağlı meyveler oldu. Aylık değişimin en yüksek olduğu alt grup yüzde 26,11 ile tropikal ve subtropikal meyveler oldu.

Paylaşın

Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu 164,4 Milyar Dolara Yükseldi

Özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu, aralık sonu itibariyle 164,4 milyar dolara yükseldi. Vadeye göre incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcunun 155,1 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise  9,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Haber Merkezi / Sektör dağılımı incelendiğinde, aralık sonu itibarıyla, 155,1 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,0’ını finansal kuruluşların, yüzde 63,0’ını ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Aynı dönemde, 9,3 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 69,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 30,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Özel Sektörün Yurt Dışından Sağladığı Kredi Borcu Gelişmeleri Aralık 2023 verilerini açıkladı:

Buna göre; Aralık sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2022 yıl sonuna göre 6,5 milyar dolar artarak 164,4 milyar dolar oldu. Vadeye göre incelendiğinde, 2022 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 5,1 milyar dolar artarak 155,1 milyar dolar; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,4 milyar dolar artarak 9,3 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 3,4 milyar dolar arttığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 975 milyon dolar artışla 14,8 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 573 milyon dolar artmış, tahvil stoku ise 1,2 milyar dolar azalarak 1,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 209 milyon dolar azaldığı, tahvil stokunun ise 630 milyon dolar artarak 10,1 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2022 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 519 milyon dolar azalışla 4,5 milyar dolar; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 807 milyon dolar artışla 1,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Aralık sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 4,9 milyar dolar artarak 107,8 milyar dolar olarak gerçekleşti. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 725 milyon dolar artarak 8,0 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiği gözlemlendi.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 155,1 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 58,1’inin dolar, yüzde 36,1’inin euro, yüzde 2,2’sinin Türk Lirası ve yüzde 3,6’sının ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 9,3 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 39,0’ının dolar, yüzde 29,9’unun euro, yüzde 25,0’ının Türk Lirası ve yüzde 6,1’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görüldü.

Sektör dağılımı incelendiğinde, aralık sonu itibarıyla, 155,1 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 37,0’ını finansal kuruluşların, yüzde 63,0’ını ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu. Aynı dönemde, 9,3 milyar dolar tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 69,8’ini finansal kuruluşların, yüzde 30,2’sini ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturdu.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, aralık sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 49,3 milyar dolar tutarında olduğu gözlemlendi.

Paylaşın

Yoksulluk Sınırı 52 Bin Liraya Dayandı

Ocak ayında dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı 15 bin 33 lira olurken, açlık sınırı üzerinden hanehalkı temel tüketim harcamalarını esas alan yoksulluk sınırı ise 51 bin 998 lira oldu.

Haber Merkezi / Ocak ayında yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 4.127 lira, bu değer yetişkin bir kadın için 3.979, 15-18 yaş bir genç için 4.200, 4-6 yaş arası bir çocuk için 2.727 lira olarak kayıtlara geçti.

Birleşik Metal-İş Sınıf Araştırma Merkezi’nin (BİSAM), ‘Açlık ve Yoksulluk Sınırı Ocak 2024 Dönem Raporu’nu açıkladı.

Buna göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı ocak için 15 bin 033 lira olurken, açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 51 bin 998 lira oldu.

Sağlıklı beslenmek için her aile ferdinin alması gereken kalori miktarı farklılık göstermekte. Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 4.127 lira, bu değer yetişkin bir kadın için 3.979, 15-18 yaş bir genç için 4.200, 4-6 yaş arası bir çocuk için 2.727 lira oldu.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 15 bin 33 lira olarak tespit edildi. Bu tutar söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutar. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 51 bin 998 liraya ulaştı.

Tek başına yaşayan bir kişinin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için yapması gereken mutfak harcamaları ile yaşamını idame ettirmek için yapması gereken barınma, ulaşım, eğitim, sağlık vb. harcamalarının toplam tutarı ise en az 23.914 lira oldu. Buna göre tek başına yaşayan bir kişi için yoksulluk sınırı 23.914 lira olarak tespit edildi.

Günlük harcamalarda ocak ayında en yüksek maliyet grubunu süt ve süt ürünleri grubu 153,37 liralık harcama gereksinimi ile oluştururken, et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı ise 99.93 lira. Sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 121.21 liraya ulaştı.

Ekmek için yapılması gereken harcama tutarı günlük 33.38 lira, katı yağ ve sıvı yağ ise 27.89 lira, yumurta için 11.45, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 12.66 lira harcama yapılması gerekmekte.

Daha dar bir gruplandırmaya göre harcamalarda süt ve süt ürünlerinin payı yüzde 30.6 ile en yüksek paya sahip olurken, et, yumurta ve kurubaklagil grubunun payı yüzde 27.9 ile ikinci sırada. Sebze ve meyvenin harcamalar içindeki payı yüzde 24.2, ekmek, makarna vb. için ise pay yüzde 9.2, diğer gıda harcamalarının toplam içindeki payı ise yüzde 8.1 oldu.

Paylaşın

Türkiye, Avrupa’nın Ortak Hava Savunma Girişimine Katıldı

Türkiye ve Yunanistan, Almanya’nın öncülüğündeki Avrupa Gökyüzü Kalkanı Girişimi’ne (ESSI) katıldı. Türkiye ve Yunanistan’ın katılımı ile ESSI üye sayısı 21’e çıktı. Fransa, İtalya ve Polonya girişimde yer almıyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, imza töreninde şunları kaydetti: “Almanya’nın liderliğindeki bu girişim, müttefiklerin birlikte çalışabilirlik ve entegrasyonunu sağlarken, NATO’nun gerekliliklerinin yerine getirilmesi yolunda da önemli bir adımdır.

Türkiye olarak geniş bir yelpazedeki millî imkânlarımızla bu girişime katkıda bulunmaya hazırız. Bu önemli girişimdeki koordinatör rolü için Almanya’ya teşekkürlerimi sunmak isterim. Kolektif savunma anlayışına hizmet eden bu girişimde sizlerle çalışmaktan memnuniyet duyacağız.”

DW Türkçe’nin aktardığına göre; Milli Savunma Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda da Güler’in imza töreni sonrası Dendias ile kısa bir görüşme gerçekleştirdiği kaydedildi.

2023 yılında Almanya, Estonya, Letonya ve Slovenya ortak Iris-T hava savunma sistemleri üretimi için el ele vermişti. Ortaklığın ilk ürünlerinin önümüzdeki yıl teslim edilmesi planlanırken, üretimin yanı sıra eğitim ve işletmede de ortak çalışılması hedefleniyor.

Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorious’un Brüksel’de yaptığı açıklama ile girişimi bir “başarı hikayesi” olarak nitelendir ve ekledi: Ortak tedarik tedbirlerinin kabiliyetlerimizi hızla artırmanın anahtarı olduğuna inanıyoruz.

Avrupa Gökyüzü Kalkanı ne hedefliyor, girişimde hangi ülkeler yer alıyor?

ESSI ile birlikte Avrupa’da, anti-balistik füze yetkinliğine sahip, ortak bir hava savunma sistemi inşa edilmesi hedefleniyor. Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı, Avrupa’nın hava savunma yetkinliklerinin yetersiz kalabileceği endişesine yol açmıştı.

Bunun üzerine Almanya Başbakanı Olaf Scholz, 2022 yılının Ağustos ayında bu girişimi önermişti. Aynı yılın Ekim ayında 15 Avrupa ülkesi bir bildiri imzalayarak projeyi hayata geçirdi.

Almanya Savunma Bakanlığı’nın internet sayfasında aktarıldığına göre ESSI’nin amacı “NATO’nun ortak hava savunmasının Avrupa ayağını güçlendirmek”.

Girişime üye ülkelerin füze, roket veya uçak saldırılarına karşı kendilerini daha iyi silahlandırmak istediklerine dikkat çekiliyor. Ayrıca bu ülkelerin hava savunması için gerekli sistemleri ortaklaşa tedarik etmek, kullanmak ve bakımını yapmak istedikleri de aktarılıyor.

ESSI farklı menzilli füzelere karşı çok katmanlı savunma sistemleri kullanacak şekilde tasarlanmış ve orta menzilli (35 km) Alman IRIS-T SLM, uzun menzilli (100 km) ABD yapımı Patriot ve çok uzun menzilli (100+ km / atmosfer dışı) ABD-İsrail yapımı Arrow-3 gibi sistemleri içeriyor.

ESSI’ye üye ülkelerin sayısı şu anda 19. Türkiye ve Yunanistan’ın katılımı ile üye sayısı 21’e çıkacak. Ekim 2022’de Belçika, Bulgaristan, Çekya, Estonya, Finlandiya, Almanya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Hollanda, Norveç, Slovakya, Slovenya, Romanya ve İngiltere bir bildiri imzalayarak girişimi kurdular.

Şubat 2023’te Danimarka ve İsveç, aynı yıl Temmuz ayında da Avusturya ve İsviçre girişime katıldı. Fransa ise Avrupa dışında geliştirilen sistemlere ağırlık verilmesi ve İtalya ile ortak geliştirdiği SAMP-T füze savunma sisteminin girişime dahil edilmemesi konusunda itirazlarını dile getirerek yer almadı.

Paylaşın