Gazze’de İsrail Saldırılarında Can Kaybı 30 Bin 534’e Yükseldi

Hamas’ın başlattığı Filistin – İsrail savaşının 148. günü geride kalırken Gazze’de İsrail saldırılarında yaşamını yitirenlerin sayısı son 24 saatte 124 artarak 30 bin 534’e yükseldi. Yaralananların sayısı ise 71 bin 920’ye çıktı.

Haber Merkezi / Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

Üst düzey bir BM yardım yetkilisi, geçtiğimiz Salı günü BM Güvenlik Konseyi’ne yaptığı uyarıda, Gazze’de en az 576 bin kişinin “kıtlıktan bir adım uzakta” olduğunu ve harekete geçilmezse kıtlığın yaygın bir şekilde görülmesinin “kaçınılmaz” olabileceğini söylemişti.

BM’ye göre Gazze’nin kuzeyinde 300 binden fazla kişi gıda ve temiz içme suyu sıkıntısı yaşıyor, nüfusun dörtte biri de “kıtlığın eşiğinde.”

Öte yandan Paris’te Amerika, Mısır, Katar ve İsrailli heyetlerin ateşkese dair ilerleme sağlamalarının ardından müzakerelerin Kahire’de devam edeceği açıklanmıştı ancak Hamas heyetinin Kahire’ye gitmesine rağmen İsrail heyetinin Kahire’ye gitmediği belirtiliyor.

Nedeni ise İsrail’in hayatta olan rehinelerle ilgili daha fazla bilgi istemesi, Hamas’ın buna yanaşmaması. İsrail medyasına göre Hamas hangi rehinelerin hayatta olduğuna dair ayrıntı vermeye yanaşmıyor. İsrail de bu nedenle Kahire’ye heyet göndermiş değil. Arabulucu ülkelerin heyetlerinin de Kahire’ye gittiği belirtiliyor. Mısırlı güvenlik yetkilileri müzakerelerin Kahire’de devam edeceğini Cumartesi günü açıklamıştı.

Tarafların Gazze’de ateşkes, rehinelerin ve tutukluların serbest bırakılması konusunda uzlaştıkları ancak İsrail askerlerinin bölgeden çekilmesi konusunda hala bir anlaşma olmadığı belirtiliyordu.

ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris, dün yaptığı açıklamada İsrail-Hamas müzakerelerinde halihazırda masada olan altı haftalık ateşkes anlaşmasının “elzem olduğunu” söyledi. Harris, “Gazze’de yaşanan acıların boyutu göz önüne alındığında en az önümüzdeki altı hafta için derhal ateşkes sağlanmalı, ki bu şu anda masada” ifadelerini kullandı.

İsrail’i Gazze’ye ulaştırılan yetersiz yardımlar konusunda eleştiren Harris, bu anlaşmanın “Gazze’de tutulan İsrailli rehinelerin salıverilmesini ve kayda değer bir yardımın bölgeye ulaşmasını sağlayacağını” belirtti.

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken de Gazze’deki insani krizin boyutlarını hafifletebilmek adına bölgeye yardım akışının boyutunun genişletilmesinin şart olduğunu ifade etti. Blinken, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “İnsanların acilen gıda, su ve diğer yardıma ihtiyacı var. Bu yüzden ABD havadan yardımlar da dahil olmak üzere mevcut her türlü kanaldan yardım ulaştırmaya çalışıyor” diye yazdı.

Cinsiyet eşitliği konusunda küresel çapta mücadele veren Birleşmiş Milletler Kadın Kuruluşu (UN Women), Gazze’deki savaşın yıkıcı etkilerini en çok yaşayan kadınlara karşı açılmış bir savaş olduğunu belirtti. BM Kadın Kuruluşu Gazze’deki savaş beşinci ayına girilirken günde ortalama 37’si anne 63 kadının öldüğünü bildirdi.

BM Kadın, ellerindeki son verilere göre, Gazze’deki savaşın şimdiye kadar yaşanan tüm savaş ve çatışmalarda kadınların benzeri görülmemiş şekilde öldüğünü ve yaraladığını gösterdiğini kaydetti. BM Kadın, şimdiye kadar en az 9 bin kadının yaşamını yitirdiğini, enkaz altında çok daha fazla kadının öldüğü bildirildiğinden, savaşta ölen ya da yaralanan kadınların sayısının açıklanan sayılardan çok daha fazla olduğunu belirtti.

BM Kadın, her 5 kadından dördünün (yüzde 84) savaş öncesinde ailecek tükettikleri yiyeceğin yarısına bile ulaşamadığını, ailelerde annelerin ve yetişkin kadınların, çocukların beslenmesi için yiyecek bulmakta çok büyük zorluklar yaşadığı kaydedildi. Bu aile bireylerinin yüzde 95’inin, her gün bir öğünlerini yeterince yiyecek bulamadıkları için atlamak zorunda kaldıkları, yemedikleri öğünlerle çocuklarını doyurmaya çalıştıkları kaydedildi.

BM Kadın, Gazze’nin 2,3 milyonluk nüfusunun tamamının birkaç hafta içinde akut düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kalacağını belirterek, “Her 10 kadından 9’u (yüzde 87) gıdaya erişmenin erkeklere göre daha zor olduğunu belirtiyor. Kadınlardan bazıları, enkazlardaki moloz altında kalmış ya da çöp konteynırlarında yiyecek aradıklarını söylüyor’’ dedi.

BM Kadın, 2023’te başlatılan acil yardım çağrılarıyla toplanan finansmanın yüzde birinden az bir miktarının bazı ulusal veya yerel kadın hakları örgütlerine gittiğini belirterek, “Acilen insani ateşkes ilen edilmezse nümüzdeki günlerde ve haftalarda çok daha fazla kişi ölecek. Gazze’deki ölümler durmalı. İnsani yardımın derhal Gazze’ye ulaşmalı” dedi.

Paylaşın

ENAG: Yıllık Enflasyon Yüzde 121,98

ENAG verilerine göre, şubat ayında enflasyon aylık bazda yüzde 4,32, yıllık bazda artış ise yüzde 121,98 oldu. TÜİK’e göre şubat ayı enflasyonu yüzde 4,53 oldu, yıllık enflasyon ise yüzde 67,07’ye yükseldi.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyonda trend programla uyumlu bir şekilde. Ocak ayında enflasyon bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta onun devamı olabilir. Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacaktır. Ama yıllık enflasyon yüksek kalacak” dedi.

Akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), şubat ayı enflasyon verilerini açıkladı.

Buna göre, günlük fiyat değişimlerinden elde edilen ENAG Fiyat Endeksi (E-TÜFE) aylık aylık bazda yüzde  4,32 arttı. ENAG, yıllık enflasyonu yüzde 121,98 olarak hesapladı.

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre enflasyon, Şubat ayında bir önceki aya göre yüzde 4,53 geçen aralık ayına göre yüzde 11,54 bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 67,07 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 55,91 olarak gerçekleşti.

TÜİK’e göre TÜFE’de bir önceki yılın aynı ayına göre en az artış gösteren ana grup yüzde 43,44 ile giyim ve ayakkabı, en fazla artış gösteren ana grup ise yüzde 94,78 ile lokanta ve oteller oldu.

Ana harcama grupları itibarıyla şubat ayında bir önceki aya göre en az artış gösteren ana grup yüzde 0,20 ile giyim ve ayakkabı, en fazla artış gösteren ana grup ise yüzde 12,76 ile eğitim.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) geçen ay 2023’te yıllık enflasyonu yüzde 64,77 olarak açıklamıştı. ENAG’a göre ise Türkiye’de 2023’te yıllık enflasyon yüzde 127,21 olarak gerçekleşmişti.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Habertürk TV ve Bloomberg HT ortak yayınında ekonomi gündemine dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonda trend programla uyumlu bir şekilde. Ocak ayında enflasyon bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta onun devamı olabilir. Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacaktır. Ama yıllık enflasyon yüksek kalacak.”

Paylaşın

İmamoğlu: İkinci Erdoğan Derken Neyi Kast Ediyorlar Bilmiyorum, Anlamış Değilim

“İkinci Erdoğan olma potansiyeline sahip olduğu” iddiasına ilişkin değerlendirme yapan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Bu Erdoğan potansiyeli nedir? Anlamış değilim. Ben hayatım boyunca demokrat olma, 2019’da bile gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim” dedi ve ekledi:

“Şeffaflığı vurgulayan biriyim. CHP’de siyaset yapan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. Hayatımda hiçbir zaman mış gibi yapmadım. Kabul ettiğimi, ettim derim. Çok uyumlu olduğumuzu düşünmüyorum. İkinci Erdoğan derken neyi kast ediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim.”

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, bir grup gazeteci ile bir araya gelerek, yerel seçime ve CHP’deki tartışmalara dair soruları yanıtladı.

DW Türkçe’den Kıvanç El‘in aktardığına göre; İmamoğlu, Özgür Özel’in değişim ekibindeki rolü nedeniyle bugünkü parti içi tartışmalarda ana aktörlerden birisi ancak bu tartışmalardan rahatsızlığını ortaya koydu.

Seçimlerde İstanbul’daki hedeflerinin belediye meclisinde de çoğunluğu elde etmek olduğunu vurgulayan İmamoğlu, “İlk kez CHP’nin, İstanbul’da elindeki 14 belediyenin hiçbirinde sıkıntı yaşamayacağını düşünüyorum. Bu 14’ün üzerine artı 14 ilçe belediyesinde de sıkı bir yarış içinde olduğunu görüyorum. 14+14 gibi bir parametreyi görüyorum. Diğer kalan ilçelerde ihtimal yoktur da demiyorum” dedi. İstanbul 39 ilçesinin 14’ü şu an CHP yönetiminde bulunuyor.

“İmamoğlu yenilirse yeni parti kuracak,” “Seçimlerde başarısız olacak” iddialarının CHP içerisinden isimlerin dillendirildiğinin hatırlatılması üzerine İmamoğlu, “Bunu söyleyen kişi belki kendi ruh halini tarif ediyordur. Ben öyle biri değilim. Başarısızlık üzerine bir kariyer planı yapacak bir siyasetçi olmadım, olmam da. Başarısızlık üzerinden bir siyaset kariyeri planlaması yapıp onu kendime bir başlangıç trampleni olarak görmedim, görmem. Hiçbir zaman B planı yapmadım. Elbette ki öyle bir durumda bunun parti içi müzakereleri, kişisel dünyamızda müzakereleri olacaktır, olur da ama bunu bugünden konuşmanın çok anlamlı olmadığını düşünüyorum” açıklaması yaptı.

“Seçimi kaybetmek üzerine bir strateji yapacak kadar sürece kişisel bakan bir insan olmadım. Seçimi kazanmak üzerine de bir kişisel kariyer kurmam. Ama tahmin edemeyeceğiniz derecede yüksek hayallerim var, İstanbul adına” diyen İmamoğlu, “Öyle büyük başarılara imza atabileceğimi görüyorum. İstanbul’da çok özel bir başarı süreci yaşatacağımı görüyorum. En büyük hayalim o. açıklaması yaptı.

CHP içerisinde aday belirleme sürecinde yaşanan tartışmaların sorulması üzerine İmamoğlu, parti içi konularda hiçbir zaman değerlendirme yapmadığını ve yapmayacağını vurguladı.

“Siyasal süreçlerde elbette kırgınlıklar, üzgün haller olabilir. İnsanların farklı bakışları olabilir” ifadelerini kullanan İmamoğlu, sorunların zamanla çözüleceğini kaydetti. İmamoğlu, “Hiçbir yaşımda hiç kimseyle bir küslük yaşamadım. İster 5 yaşında ister 55 yaşında fark etmez. Öyle bir dünyam yok. Birinin benimle küs olduğunu bildiğimde ve benim için değerli bir insan ise mutlaka onunla diyalog kurmaya niçin küs olduğunu anlamaya çalışmaya, tedavi etmeye de gayret içerisinde olmuşumdur” dedi.

Aday belirleme sürecinde İstanbul dışında hiçbir yere müdahale etmediğini söyleyen İmamoğlu, “Tek bir konuda isim dahi zikretmedim, etmem de. Haddim de değil. Hayatı böyle geçmiş olanlar bu yorumu yapıyor” dedi. Sadece İstanbul’a dair çalışma yaptıklarını belirten İmamoğlu, “CHP İstanbul il başkanı Özgür Çelik ile genel başkana sunmak üzere tarihin en derin araştırmalarını yaptık. Bir ilçede 16, 17 araştırma yaptığımız yer var. CHP’nin 22 puan önde olduğu yerlerde bile derinlemesine araştırma yaptık. Çok detaylı hazırlık yaptık” ifadelerini kullandı.

“İstanbul’u almak mı başarının ölçütü, yoksa büyükşehir belediye sayısı artırmak mı başarı ölçütü?” sorusuna “Yani her şey diyebiliriz. Buna mutlaka büyükşehir eklemek ve hiçbir büyükşehri kaybetmek istemiyoruz” yanıtı verdi.

“İkinci Erdoğan derken neyi kastediyorlar, bilmiyorum”

İmamoğlu “Parti içinde ve dışında ‘Erdoğan olma potansiyeli var, Erdoğan’a benziyor, Erdoğan gibi yönetim modeli var söylemlerine ne diyorsunuz?” şeklindeki soru üzerine, bu söylemlere katılmadığını söyledi. İmamoğlu, “Gelmiş geçmiş en demokrat belediye başkanı olacağım iddiasını ortaya koyan ve vurgulayan birisiyim. Çok taban tabana zıt bir durum. ‘İkinci Erdoğan’ derken neyi kastediyorlar bilmiyorum, anlamış değilim” değerlendirmesi yaptı.

İstanbul’da tek adam rejiminin sonlandığını söyleyen İmamoğlu, “Bizim dönemde İstanbul tek adam rejiminden kurtuldu. İstanbul bu umudu büyütüyor. Muhtemeldir ki bu umut daha da büyüyecek. Bir dahaki genel seçimde, 2028’de inşallah bu rejimden kurtuluşun adımını, muhalefet bloğu olarak, başta CHP olarak, ülkemizin demokrasiye inancı yüksek olan kitlenin ortaya koyacağı performansla bu mümkün olur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her konuşmasında kendisine laf söylediğini kaydeden İmamoğlu, Erdoğan’ın bunları değil enflasyonu, emeklileri ve ekonomiyi konuşması gerektiğini söyledi.

İstanbul’daki reklam billboardlarında Özgür Özel ile birlikte fotoğrafının yer almadığına dair haberlere ilişkin de İmamoğlu, bazı yerlerde ikili bazı yerlerde tek reklamların olduğunu söyledi. İmamoğlu, “İstanbul’da sizin görmediğiniz bir kısım yerlerde vardır, azdır, çok belli değildir. Ama yerel seçim aday odaklıdır. Genel başkanımızla aramızda bir mevzu olmaz. Genel başkanımızla bugüne kadar hiç kimsenin tatmadığı, görmediği seviyede samimi, içten, yeni nesil, 21’inci yüzyılı temsil eden bir diyalog zenginliği içinde gitmektedir.

Ben de bundan çok memnunum. Belki alıştığınız genel başkan, belediye başkanı ilişkileri üzerinden değerlendirdiğiniz için ilişkimizi boyutlandıramıyor olabilirsiniz. Ama gerçekten çok çağdaş, medeni, sevgi saygı çerçevesinde çok özel bir ilişkiye sahibiz. İnşallah da hiç bozulmayacak ve hep böyle devam edecek. İyi bir yol arkadaşıyız. Birbirimizi çok iyi anlıyoruz” açıklaması yaptı.

Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun sahaya inip inmemesine dair bir soru üzerine de İmamoğlu, “Sahada istenmesi kadar doğal bir şey olamaz yani. Partimizin önceki genel başkanı. Sahada olmasını elbette ben isterim. ‘Onu gören sandığa gitmez’ diyenlerden değilim” diye konuştu.

“Akşener’in bıraktığı yerde duruyor”

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ile ilişkisinin ne durumda olduğunun sorulması üzerine de İmamoğlu, “Sayın Akşener ile ilişkimiz, Akşener’in bıraktığı yerde duruyor. Benim için farklı bir durum yok. Onun bıraktığı yerde duruyor, ben de o noktada duruyorum, izliyorum sadece” yanıtı verdi.

İmamoğlu, İBB’deki 5 yıllık dönemine dair bazı rakamlar da paylaştı. İmamoğlu’nun verdiği bilgilere göre; 2019 Haziran’dan 2023 Aralık’a kadar kur artışının yüzde 498, TÜİK enflasyonunun artışı ise yüzde 224. İBB’nin bu süreçteki kur zararı 69,9 milyar TL. Bu tutar İBB’nin üç yıllık gelirinin toplamına eşit. İBB 5 yıllık dönemde 31 milyar liralık kredi borcu kapattı. Metro başta olmak üzere sermaye yatırımları 101,7 milyar lira. 2023 sonu itibariyle İBB hesabında ise 27,2 milyar lira bulunuyor. 30 Haziran 2019’da ise bu para 6 milyon TL idi. İmamoğlu, “Kasayı boş aldık, maaşları ödeyecek para bile bırakmamışlardı” dedi.

İmamoğlu, belediye meclisinde borçlanma taleplerinin kabul edilememesine karşın bu rakamlara ulaştıklarını kaydetti. İBB Başkanı, dört projelerinin ise hâlâ Hazine ve Maliye Bakanlığından onay beklediğini belirtti.

Paylaşın

Şubat’ta Otomotiv Satışları Yüzde 30,6 Arttı

Otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, ocak – şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40,6 oranında artarak 185.691 adet oldu. Otomobil satışları, ocak – şubat döneminde geçen yıla göre yüzde 52,11 oranında artarak 146.318 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 9,8 artarak 39.373 adet oldu.

Haber Merkezi / Şubat ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın şubat ayına göre yüzde 30,6 artarak 105.990 adet oldu. Şubat ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,67 artarak 82.277 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 6,6 artarak 23.713 adet oldu.

Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) Otomobil ve Hafif Ticari Araç Pazarı (Şubat, Ocak-Şubat 2024) verilerini açıkladı.

Buna göre; Otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarı, ocak – şubat döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40,6 oranında artarak 185.691 adet oldu. Otomobil satışları, ocak – şubat döneminde geçen yıla göre yüzde 52,11 oranında artarak 146.318 adet, hafif ticari araç pazarı yüzde 9,8 artarak 39.373 adet oldu.

Şubat ayı otomobil ve hafif ticari araç pazarı geçen yılın şubat ayına göre yüzde 30,6 artarak 105.990 adet oldu. Şubat ayında otomobil satışları bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 39,67 artarak 82.277 adet olurken, hafif ticari araç pazarı yüzde 6,6 artarak 23.713 adet oldu.

Otomobil ve hafif ticari araç pazarı 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 112,6 arttı. Otomobil pazarı, 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 118,0 artış gösterdi. Hafif ticari araç pazarı, 10 yıllık şubat ayı ortalama satışlara göre yüzde 95,8 arttı.

Otomobil pazarı segmentlere göre; Pazarın yüzde 88,9’unu vergi oranları düşük olan A, B ve C segmentlerindeki araçlar oluşturdu. C segmenti otomobiller 85.263 adetle yüzde 58,3 pay, B segmenti otomobiller 44.198 adetle yüzde 30,2 pay aldı.

Otomobil pazarı gövde tiplerine göre; Gövde tiplerine göre değerlendirildiğinde ise en çok tercih edilen gövde tipi SUV otomobiller (yüzde 50,7 pay, 74.143 adet) oldu. SUV otomobilleri, yüzde 29,7 pay ve 43.509 adet satış ile Sedan, yüzde 17,8 pay ve 26.051 adet satış ile H/B otomobiller takip etti

Otomobil pazarı motor tipine göre; Benzinli otomobil satışları 97.861 adetle yüzde 66,9 pay, Hibrit otomobil satışları 21.594 adetle yüzde 14,8 pay, Dizel otomobil satışları 15.910 adetle yüzde 10,9pay, Elektrikli otomobil satışları 9.772 adetle yüzde 6,7 pay ve Otogazlı otomobil satışları 1.181 adetle yüzde 0,8 pay aldı.

Elektrikli otomobil pazarı elektrik motor gücüne göre; 160 kW altındaki elektrikli otomobil satışları yüzde 440,6 artarak yüzde 86,3 pay, 160 kW üstü elektrikli otomobil satışları yüzde 45,6 artarak yüzde 13,7 pay aldı.

Otomobil pazarı motor hacmine göre; 1600cc altındaki otomobil satışları yüzde 37,3 artarak yüzde 77,8 pay, 1600-2000cc aralığındaki otomobil satışları yüzde 46,4 artarak yüzde 0,6 pay, 2000cc üstü otomobil satışları yüzde 92,7 artarak yüzde 0,2 pay aldı.

Otomobil pazarı emisyon seviyelerine göre; 100-120 gr/km arasındaki otomobiller 45.378 adetle yüzde 31 pay, 120-140 gr/km arasındaki otomobiller 38.113 adetle yüzde 26 pay aldı.

Otomatik şanzımanlı otomobiller; 130.391 adetle yüzde 89,1 pay alırken, manuel şanzımanlı otomobiller 15.927 adetle yüzde 10,9 pay aldı.

Hafif ticari araç pazarı gövde tipine göre; Van gövde tipi yüzde 73,1 pay ve 28.767 adet ile en çok tercih edilen gövde tipi olurken; Kamyonet gövde tipi yüzde 12,7 pay ve 5.009 adetle 2. sırada yer aldı.

Paylaşın

TÜİK Duyurdu: Üretici Enflasyonu Yüzde 47,29

Üretici enflasyonu şubat bir önceki aya göre yüzde 3,74 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,29 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 45,71 arttı.

Haber Merkezi / Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Enflasyonda trend programla uyumlu bir şekilde. Ocak ayında enflasyon bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta onun devamı olabilir. Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacaktır. Ama yıllık enflasyon yüksek kalacak” dedi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) Şubat 2024 verilerini açıkladı.

Buna göre; Üretici enflasyonu şubat bir önceki aya göre yüzde 3,74 artış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 8,03 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 47,29 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 45,71 arttı.

Sanayinin dört sektörünün yıllık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 68,10 artış, imalatta yüzde 56,71 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 30,68 azalış ve su temininde yüzde 66,20 arttı.

Ana sanayi gruplarının yıllık değişimleri; ara mallarında yüzde 51,47 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 61,51 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 64,34 artış, enerjide yüzde 0,45 artış ve sermaye mallarında yüzde 64,70 artış oldu.

Sanayinin dört sektörünün aylık değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 4,29 artış, imalatta yüzde 4,56 artış, elektrik, gaz üretimi ve dağıtımında yüzde 4,96 azalış ve su temininde yüzde 0,81 arttı.

Ana sanayi gruplarının aylık değişimleri; ara mallarında yüzde 3,93 artış, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 5,07 artış, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 5,41 artış, enerjide yüzde 0,02 artış ve sermaye mallarında yüzde 3,23 artış oldu.

“Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacak”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Habertürk TV ve Bloomberg HT ortak yayınında ekonomi gündemine dair yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Enflasyonda trend programla uyumlu bir şekilde. Ocak ayında enflasyon bir miktar yüksek çıktı. Şubat’ta onun devamı olabilir. Mart’tan itibaren enflasyon trende oturacaktır. Ama yıllık enflasyon yüksek kalacak.”

Paylaşın

Özel’den Erdoğan’a : Senin Önceliğin Beşli Çeteler, Benim Emekliler

CHP Lideri Özgür Özel, Erdoğan’a emekli maaşları üzerinden tepki göstererek, “Siyaset öncelik belirleme işidir. Senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler” dedi.

Haber Merkezi / Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Özgür Özel, Tekirdağ Çorlu’da vatandaşlara seslendi. Özel, şunları söyledi: “3 Mart Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu takibinden 5 ay sonra, yani tam 100 yıl önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün laikliğin temellerini atan 3 büyük düzenlemeyi yaptığı ve bu ülkeyi çağdaşlaşma yolunda, ileriye gitme, zenginleşme yolunda en önemli adımları attığı, Cumhuriyet devrimlerinin tam 100’üncü yılı. Atatürk hilafeti kaldırdı. Atatürk çoklu eğitimi kaldırdı, eğitim birliği yasasını getirdi.

Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin en önemli devrim yasalarını bugün çıkardı. Benim bugün burada olmam büyük onur. Çünkü o Gazi Mustafa Kemal Atatürk kara tahtanın önüne geçip, bugün kullandığımız alfabeyi de ilk kez Tekirdağ’da tanıtmıştı. Devrim yasalarının 100’üncü yılı kutlu olsun. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşasın.

Türkiye’nin hiç şüphe yok sanayisinin hızla geliştiği bir kenttesiniz. Kent geliştikçe demokrasinin de onunla birlikte gelişmesi gerekir. Öyle bir yerdeyim ki içim o kadar rahat ki 1989’dan beri belediyeyi sosyal demokratlara emanet eden halkçı belediyeciliğin kıymetini bilen bir kentteyim. 2018 yılından beri, öncesinde belediye başkan yardımcılığı, belediyede diğer görevler, o günden bugüne kadar 6 yıldır sürdürdüğü görevi ile sizlerin çok sevdiği belediye başkanının anketini yaptırdık.

Dedim ki, bizdeki belediyelerde başkanın oyu partinin oyunu geçiyorsa, seçildiğinden ilerideyse, partisini yukarılara taşıyorsa, sen bana emanetsin. Sonra da Çorlululara emanetsin. Başkan görevi süresince bir, iki kere, genel merkeze gelmiş, görevi boyunca hiç Ankara’ya gelmemiş. Diyor ki eksik mi bıraktım acaba? Dedim ki sen Ankara’da değilken Çorlu’da olduğuna göre orada çalıştığına göre, Çorlulular senden razı olacağına göre endişelenme, ben bakacağım dedim. Anket geldi. Şöyle bir baktım, helal olsun Ahmet Başkana dedim.

Genç başkanımız, mesleği inşaat mühendisliği, belediyeciliği biliyor. Siyaseti biliyor. Yaptıklarına baktığımda ilk işe hem kentin tarihi kimliğini ön plana çıkarmak, hem yerli ve yabancı turist sayısını artırmak üzere çok önemli planlama yapmış. Tarihi yapıları ortaya çıkarmış. Buraya turist çekebilecek her türlü tedbiri almış. Gitmiş, Yılmaz Büyükerşen gibi birisini, onun balmumu heykelleri var ya evlatları kadar kıymetlidir, onu ikna etmiş, Türkiye’de ikinci balmumu heykel müzesini de almış, buraya getirmiş.

“Partizanlık yapıyorlar”

Baktım Çorlu’ya gelen turist, ziyaretçi sayısı muhteşem rakamlar. Atatürk Evinin yapılmış olması harikulade iş. Ama bazısı sırf bunları yapar, öbür işlere bakmaz. Sosyal belediyecilik diye bir şey var acaba o nasıl? Baktığımda Dost Kartı gördüm. Yani birileri yoksulluğu yönetmek istiyorlar. Alıyorlar panelvanı yoksul mahallere gidiyorlar. Kapıyı çalıyorlar. Yanında partisinin mahalle başkanı. Burayı geç diyor, bu CHP’li. Bu diyor üyemiz. Açıyor, kapıyı çalıyorlar. Nasıl Tayyip Bey, çocukların kafasına oyuncak atıyor, çay atıyor ya.

Bunlar da ver oradan makarna, ver oradan pirinç, herkesin gözünün önünde fotoğraf çektirerek filan insanların yoksulluğunu yüzlerine vurarak, oy karşılığı bu işi yaptığını belli ederek, mahalle başkanına sorduğu için partizanlık yaparak bu işleri yapıyor. Ahmet Başkan ne yapmış, Dost Kart diye bir kart çıkarmış. İhtiyaç sahibine ulaştırmış. İçine nakdi yardım yapıyor, nasıl biliyor musunuz? Güya bunlar o AKP için bu işi yapanlar çok inançlı ya. Ne demiş Peygamber Efendimiz, sağ elin verdiğini sol el görmeyecek demiş. Aynen öyle sosyal yardım yapıyor. Helal olsun başkana. Bir tarafta insanların yoksulluğunu siyaseten yönetenler, bir tarafta yoksulluğu yok etmeye yemin edenler var. Partimizle gurur duyuyoruz, belediye başkanlarımızın hepsiyle gurur duyuyoruz.

Tabi önce Çorlululardan 31 Mart günü sandığa gitmelerini bekliyoruz. Karşılarında dört zarf var. Birincisi çok mühim, muhtara atılacak. Muhtar dediğini küçük görmeyin. Muhtarın burasında rozet yok. Bütçe yok, parti yok. Her şeyi kendi bastırıyor filan. Çıkıyor, sonra mahallenizin hakkını, menfaatini koruyor, başkana gidiyor, valiliğe koşturuyor. Ben hangi siyasi görüşten olursa olsun mahallesi için hizmet etmek için yola çıkan bütün muhtarlarımıza başarılar diliyorum.

31 Mart’tan sonra CHP’nin bütün belediyelerinin, bütün başkanların kapısı hem vatandaşlarımıza, hem muhtarlarımıza bundan önce olduğu gibi ardına kadar açıktır. İkinci oy sizin için atılacak. Kime, Ahmet Başkana, Ahmet Sarıkurt’a. Çorlu için. Üçüncü oy, belediye meclisi üyeleri için. Birçoğu burada. Hepsi partimizin geleceğe hazırladığı siyasetçiler. Deneyimlerinden yararlandığı siyasetçiler. O listelerde ne kadar güçlü olursak, belediye meclisinde o kadar rahatız. Çorlu’da zaten rahatız.

Ancak Tekirdağ’da büyükşehir belediye meclis üyeleri gidecek, onun için belediye meclis listemize herkesin sahip çıkmasını bekliyorum. Sonuncusu, dört dönemdir milletvekili. Hangi seçime girse, girdiği sandıktan çıkan, demokraside kadının gücünü gösteren birisi, evladınız, hemşeriniz, Çorlu’da oturan, tüm Çorlu’ya, tüm Tekirdağ’a hiç kimseyi partisinden dolayı ayırmayacak olan, doktor olduğu için sağlıkçı, Çorlu’nun da Tekirdağ’ın da yüzünü güldürecek olan, sağlığa iyi gelecek olan, Ergene’yi temizleyecek olan, hava kirliliğini azaltacak olan, yeşili artıracak olan kimdir? Sizin Candan.

Sevgili Çorlulular, ben Candan kadar tuttuğunu koparan, gayretli, şehri için bu kadar emek harcayan az sayıda milletvekili gördüm. Candan Yüceer’in Tekirdağ için projelerini bugün dinledik. Dünyayı gören, Tekirdağ’ın bundan önce yapılan iyi işlerine duyduğu minneti okuyan, üzerine koymayı hedef olarak koyan ama vizyon sahibi projeleri ile beraber Tekirdağ’ı hak ettiği gibi, Çorlu’yu hak ettiği gibi bir dünya kenti yapacak olan projeleri var, biz kendisine inanıyoruz, güveniyoruz, onu size emanet ediyoruz. 31 Mart seçimlerinde CHP’nin adaylarının Tekirdağ’da yaş ortalaması 48, en gençleri 39 yaşında. Gencecik bir ekibimiz var.

Elbette gençlik vurgusunun önemi hem yarınları düşündüğümüzden, hem bir vasiyeti yerine getirdiğimizden. Yoksa tecrübe, deneyim önemli, bunlardan yararlanmayı sürdürüyoruz ama gençlik şundan önemli. Atatürk, Cumhuriyeti gözlerini yumarken CHP Genel Başkanlarına emanet etmedi, belediye başkanlarına, milletvekillerine emanet etmedi, Atatürk Cumhuriyeti, gençlere emanet etti. Onun için yükünüz ağır. Hep beraber çalışmak, hep beraber önemli işler yapmak durumundayız.

“Siyaset öncelik belirleme işidir”

Gençlere vurgu önemli ama bu memlekette en büyük sıkıntıyı çeken de emekliler. Bir emeklilerin durumunu görmek, emeklileri konuşmak lazım. Şöyle ki bu Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı, 1,5 asgari ücretti, bugünkü para ile 25 bin lira olması gerekiyordu ama bugün 10 bin lira. Yani 0,6 asgari ücret. Tayyip Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşıyla ki o zaman emeklilerin yüzde 20’si en düşük emekli maaşını alıyordu. Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şu anda 2,5 çeyrek altın.

Yani Tayyip Erdoğan, görev süresi boyunca emeklilerin cebinden ayda 5,5 çeyrek altını almış. Bunun hesabını soracak mıyız? Geçen gün emeklilere zam yap dedim. Hiç olmazsa 1,5 asgari ücret ama bizim CHP olarak ilk teklifimiz, hiç olmazsa 1 asgari ücret. 10 bin liralık emeklilere kart verelim, maaşlarını 17 bin liraya çıkaralım. Devletin hizmetlerinden, devletin yaptığı hizmetlerden ücretsiz yararlanmalarını sağlayalım, elektrik, su, doğalgazda yüzde 25-40 arasında indirim sağlayalım diye kanun teklifi verdik, bizi dinlemedi, Meclis’i kapattı ve kaçtı.

Emekliye zam yapalım deyince emekliye para yok diyor. Emekliye para verirsem, çalışanlara maaş ödeyemem diyor. Yani çalışanlarla emeklileri karşı karşıya getirmeye çalışıyor. Oysa çalışanlarla emekliler karşı karşıya değildir, yan yanadır. Kol koladır. Bütün emekliler yıllarca çalıştı da öyle emekli oldu. Bugün çalışanlar da ama birkaç sene sonra, ama çok daha sonra eninde, sonunda emekli olacaklar. Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir ama emekli ile beşli çeteler karşı karşıyadır. Çünkü siyaset öncelik belirleme işidir.

Eğer sen parayı beşli çeteye verirsen, sen parayı saray müteahhitlerine verirsen, sen parayı yandaş müteahhitlere verirsen, sen dünyanın en pahalı makam arabasından 10 tane var dünyada, limuzin, Mercedes, ikisini alır, birine kendin biner, birini yedekte tutar ve boş gezdirirsen, senin emekliye verecek paran yok ama yazlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, kışlık saraya verecek paran varsa, emekliye verecek paran yok, uçan saraylara, 14 tane lüks uçağa verecek paran varsa senin önceliğin kendin, ailen ve yandaşların, senin önceliğin beşli çeteler, benim önceliğim emekliler. Bunu bu şekilde bileceksin.

31 Mart’ta, emekliye para bulamayanların sandıklara bakınca oy görememeleri lazım. Emekliler dün Manisa’da bağırıyordu, madem ki para yok, sana da oy moy yok diye. Emekli astsubaylar pankart açmışlar, sorunlarımızı dile getirin diyorlar. Gerçekten onların çok sorunu var. Bütün emeklilerin çok sorunu var. Arkadaşlarımız bunları her fırsatta dile getiriyorlar. 1 Nisan’dan sonra yine emekli astsubaylar derneğini de bütün emekli derneklerini de Meclis’e de bekliyoruz ama emeklilerin hepsini 1 Nisan’dan sonra meydanlara bekliyorum, meydanlara.

1 Nisan bu iktidara bir sarı kart gösterme günüdür. 1 Nisan, 10 bin liraya geçinilir diyenlere kırmızı ışığı yakma günüdür. 1 Nisan, açlık sınırı 16 bin lirayken emekliyi unutanlara, boş file ile pazardan yollayanlara, emekliye olgun sebze ve meyve diye ezilmiş, büzülmüş, çürümüş meyveleri sattıranlara, emekliyi buna muhtaç bıraktıranlara, emeklilerin yarının emeklisi bugünün emekçilerinin yoksulların hesap sorma günüdür.

31 Mart’ta bu iktidara bu yaptıklarının hesabını sormaya var mıyız? 31 Mart’a kadar hangi siyasi görüşten olursa olsun, emeklisini, emekçisini, esnafını, çiftçisini, yaşlısını, gencini iktidarın karşısında kim güçlüyse onları sandıkta kim yenecekse, AKP’li, MHP’li belediye başkanını kim indirecekse yani gücünüzü iktidara göstermenin yolu neyse orada, meydanlarda, sandıkta buluşmaya, milletin vicdanını sandığa ve sandıkta bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum, hesap sormaya. 1 Nisan’dan sonra hakkını alamayan kim varsa, bakın söylüyorum. Demokrasi tepki ve protesto rejimidir.

Ben istediğimi yapacağım, sen evinde oturup susacaksın, ben seni ihmal edeceğim, görmeyeceğim, sen bana oy vereceksin, 5 sene oturacaksın. Öyle yağma yok. Bugün ABD’de Beyaz Saray’ın önünde protesto gösterisi serbest. Almanya’da parlamentonun önünde protesto serbest. İngiltere’de 10 numaranın önünde serbest, senin geldiğin Türkiye’de Ecevit’in önüne yazar kasa atmak serbest çünkü demokrasi tepki ve protesto rejimidir ama saraya doğru mendil sallasan, kolunu koparırlar.

Seçimlerden sonra kim hakkını alamıyorsa, öyle yakmak, yıkmak için değil kamu malına zarar vermek için değil, kanunlara saygılı şekilde hakkımızı söke söke almak için sokaklardayız. Meydanlardayız. Bugün Ahmet Başkanıma destek için geldim, Candan Başkanımın tanıtımına geldim, belediye başkanlarımla birlikte olmaya geldim. Mehmet Şimşek de İstanbul’a gitmiş, Kurum’a destek olmaya. İşi zor, orada demişler ki evsiziz, kiralar yüksek, ev alamıyoruz, kiraya dahi çıkamıyoruz.

O da demiş ki, enflasyonu tek haneye indirdiğimizde ev alabileceksin çünkü kredi çekebileceksin. Enflasyon tek haneye bunların hesabı ile 2 sene, 2,5 sene sonra gelecek ama aslında biliyoruz ki bunlar iktidardaysa bu hiçbir zaman gerçekleşmeyecek. Ama kendisi söylerken doğru bir şey söylemiş. Bugün Merkez Bankası’nın faizi yüzde 45 ama bankaların vatandaşa uyguladığı faiz ortalamada yüzde 65. Konut kredisi almak istediğinde 3 milyon liralık konut kredisi alıyorsun, 10 yıl ödemeli. 12 milyon olarak ödüyorsun.

4 katı. 3 milyon krediye ayda kaç para taksit ödenecek, yalan gibi inanılmaz. 95 bin lira aylık ödemesi var. 100 bin lira. Yahu adam 100 bin lira taksit ödeyebilecek olsa, kredi çekecek durumda mı olur gariban adam. O yüzden artık ev alınamaz. Şu an evi ve arabası olmayanların milli piyango çıkmazsa, uzaktan bir akrabadan miras kalmazsa ev alma şansı kalmadı, araba alma şansı kalmadı. Gençler ev almak ister, araba sahibi olmak ister doğru mu? Onun için böyle bir şey istemekle yetmiyor. Gençler araba istiyorsa, Tayyip Beyi göndermek ister, başka çaresi kalmadı.

Şimdi geçerken Trakya Birlik’i gördük, ayçiçeğini biliyoruz. Buğdayı, tarımı biliyoruz. Bir yanı sanayi, bir yanı tarım bir kentte yaşıyoruz. Mayıs ayının 27’sinde verin oyu kardeşinize faizler nasıl düşecek, enflasyonun beli nasıl bükülecek, döviz nasıl durdurulacak, hayat nasıl ucuzlayacak diyen kişi, o gün mazotun litresi 19 lirayken, bugün 40 lira 70 kuruş. Mazot Cumhurbaşkanı seçildiği mayıs ayından 8 ay sonra yüzde 106 zamlanmış.

Benzin yüzde 97 zamlanmış. Neredeyse yüzde 100. Bu şu demek. Hayat pahalılığı kartopu gibi büyüyecek. Mazota ve benzine zam varsa, bundan sonra iğneden ipliğe her şeye zam var demek. Eğer 31 Mart günü bu acımasız, bu beceriksiz, bu sadece kendini düşünen iktidarın karşısına bir güç dengelenmezse, 1 Nisan’dan sonra acı reçeteye hazır olun. Söylüyorlar. Acı reçete içirecekler. Kemer sıkmaya, sıkı para politikalarına hazır olun. Siz ezilirken 4 yıl daha sandık yok. Onun rahatlığında olacaklar.

“Hep birlikte kazanabiliriz”

Ama siz geçen seçimleri hatırlayın. 2018’de tek adam rejimi hayata geçtikten 10 ay sonra yerel seçimlerle, yerel seçimlerin gücü ile İstanbul, Ankara’dan başlayarak, Adana, Mersin’iyle, Antalya’sıyla ve 11 büyükşehir ile CHP’ye, Millet İttifakına önemli bir güç verildi ve bu seçimlere kadar o denge ile gelindi. Bakın küçük bir farkla seçimleri kaybetsek de iktidar tek başına olmayınca karşısında başka bir güç olunca herkesin ama herkesin çıkarlarının korunabileceği, sesinin duyulabileceği, yapılacak seçimlerden endişe duyulacak bir ortam oluşabilir. Bunun olması için Cumhur İttifakının karşısına bir güçlü ittifak koymak gerekmektedir. O ittifakın adı bu seçimde Millet İttifakı değildir, Türkiye ittifakıdır.

Türkiye ittifakının renkleri, ay yıldızlı al bayrağın renkleridir. Bu güzel şanlı bayrağın renkleridir Türkiye ittifakının renkleri. Eğer seçimleri Türkiye ittifakı kazanırsa, yani Laz’ı, Çerkez’i, Türk’ü, Kürt’ü herkes Türkiye ittifakında birleşirse, nasıl milli takım gol atınca hep beraber seviniyorsak, nasıl Filenin Sultanları şampiyon olunca hep beraber ağlıyorsak, bu ülkedeki tüm yoksullar, tüm emekliler, tüm emekçiler, geleceğinden kaygılı gençler, evladım yurtdışına gidecek diye korkan anneler, babalar, yoksullar, hep birlikte birleşirseniz, hep birlikte kazanabiliriz.

Bu birlikteliğimizin adı Türkiye ittifakıdır. Renklerini birlikte söyleyelim, Çorlu duysun, Tekirdağ duysun, Türkiye duysun. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Bundan sonraki süreçte 1 aydan kısa bir zaman kaldı, Çorlu’yu nasılsa kazanıyoruz demeyeceğiz, sanki gerideymişiz gibi çalışacağız. Her 1 oy Çorlu için önemli, Candan Yüceer için önemli. Büyükşehir belediye meclisindeki çoğunluğu erişilmez bir noktada olması için, partimiz için önemli. Geleceğimiz için önemli, her birimiz için önemli.

Bu seçimleri hep birlikte kazanıp, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının ilk seçimlerinde umudu yükseltmeye var mısınız? Yükselen umutla Cumhuriyetin ikinci yüzyılının birinci yüzyılındaki gibi önce Cumhuriyeti yeniden kurtaracak, sonra demokrasiyi yeniden kuracak kadrolar olarak 100 yıl öncekiler gibi siz de bir büyük mücadeleye var mısınız? Ben partinin Genel Başkanı olarak her birinize güveniyor, inanıyorum, her birinizi bu ülkeyi bir kez daha kurtaracak güçte, kudrette görüyorum. Kendinize güvenin, inanın, beni ve adayları değil, şöyle bir yürekle kendinizi alkışlayın. Size güveniyorum. Elbette Ahmet Başkana, Candan Başkana, Çorlu’ya, Tekirdağ’a güveniyorum. Onları size, sizi de Allah’a emanet ediyorum.”

Paylaşın

Erdoğan’dan ‘Enflasyon’ Açıklaması: Çözeceğiz

Marmaris’te Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız” dedi ve ekledi:

Haber Merkezi / “Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

AK Parti Genel Başkanı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Muğla programı kapsamında Marmaris’te bir otelde düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları ve Kanaat Önderleri Buluşması’nda katıldı.

Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyütme stratejisini kararlılıkla uyguladıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaşanılan deprem felaketine ve bölgede patlak veren çatışmalara rağmen hedeflerinden kopmadıklarını vurguladı. Turizmde 2023’ü rekor ziyaretçi sayısı ve turizm geliriyle kapattıklarını bildiren Erdoğan, bu sene hedefin 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar turizm geliri olduğunu ifade etti.

İhracatta yakalanan ivmenin hız kesmeden devam ettiğinin altını çizen Erdoğan, “Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak, 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat rakamımız ise yüzde 1,6 artışla 259 milyar doları buldu” bilgisini paylaştı.

Erdoğan, büyüme tarafında da olumlu tablonun devam ettiğini dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Millî gelirimiz, 1 trilyon dolar sınırını geçerek, tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik eşiği daha aşmayı başardık. Bölgemizde çatışmalar durulup istikrar arttıkça, inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum.

Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli husustur. Kovid-19 salgınıyla başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkârlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz.

Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden, büyüme odaklı ekonomik programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların olumlu etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan, ekonomiye katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceklerini vurgulayarak, Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının kurulması olduğuna dikkati çekti.

Geri bırakılan 21 yıl içerisinde terör saldırılarından, darbe girişimine, sokak olaylarından tabii afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşandığını anımsatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınamayla nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık.

Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin, ülkemize güya, barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vadedenlerin, ‘Halil İbrahim Sofrası kurduk’ diyerek, milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hâllere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar, esen ilk rüzgârda darmadağın oldular. Dün bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin, çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Ne diyelim, demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin 14- 28 Mayıs’taki tercihiyle Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıktığını belirterek, “Ülkemiz altın değerinde bir beş yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.

“Kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor”

Türkiye Yüzyılı’nın inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele vererek, uyum içinde çalışarak gerçekleştirebileceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun en çarpıcı örneğinin depreme hazırlık çalışmaları olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hâle getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor.

Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken, mahallî idareler istismar siyasetiyle hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır, Ankara ve İstanbul’da son beş senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz.”

Erdoğan, Marmaris ve Fethiye Körfezi’nin balçıktan temizlenmesi için gönderdikleri iki tarama ve dip temizleme gemisinin dün Marmaris Limanı’na ulaştığını belirterek, gemilerin bu hafta tarama çalışmalarına başlayacağını söyledi.

Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrin ve ilçenin yanında olmayı sürdüreceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Asıl umudumuz yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir belediyesinde Aydın Hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum. Şimdiden her birinize destekleriniz için teşekkürlerimi iletiyorum.”

Paylaşın

İmamoğlu’ndan Kurum’a ‘Ordu’ Göndermesi: Onu Bile Bilmiyor

Ekrem İmamoğlu, Murat Kurum’un İstanbul ilçelerini karıştırması ve Ordu Caddesi gafına göndermede bulunarak, “Bir adayları var, 2019’da Binali Bey belediyeciliği veya İstanbul’u bilen aday şeklinde tarif edilmişti. Şimdiki sayın aday aslında her konuda biraz dezavantajı var. Bazı konuları bilmiyor olabilirsiniz, acemi de olabilirsiniz” dedi ve ekledi:

“Öğrenmeye talipseniz sorun yok ama acemilik nasıl hiç bitmek biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilseniz, çalışmaya gönlünüz yoksa o zaman işiniz zor. Bir kısım çalışmaların sonuçlarında yapılan şehir planlamalarıyla iki tane cadde açılıyor. Vatan Caddesi, Millet Caddesi varı, o dönemde bir üçleme yapılmıştı, vatan, millet, ordu yani silahlı kuvvetlerimiz. Yani burası bir şehrin ya da yörenin adı değil. Öğrenmeye niyetli değilseniz birine sorup anlamaya çalışmıyorsanız vallahi işiniz zor.”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ordu Caddesi ve Yakın Çevresi Düzenleme Açılışı’nda konuştu. İmamoğlu’nun açıklamasından satırbaşları şöyle:

“Biz bu şehri 16 milyon İstanbulluya veriyoruz. Kendimizi bu şehrin muhafızı olarak görüyoruz. Sizden aldığımız güçle İstanbul’da ihmali ihanet ve israf devrini tarihe gömdük. Başka bir dönem başladı, hizmet icraat ve yatırım dönemini başlattı. İstanbul’un dört bir yanında bütün toplum kesimlerinin hayatlarını kolaylaştıran çok güzel şeyler yaptık. Şimdi bir avuç insan o eski şatafatlı günlerine dönmek istiyorlar, İstanbul’un kaynakları size değil kendilerine aksın istiyorlar. Ama siz buna müsaade etmeyeceksiniz.

Her seçimde bir aday çıkar. 2019’da Binali Bey. Şimdiki adayın her konuda dezavantajı var. Bazı konuları bilmeyebilirsiniz. Öğrenmeye talipseniz sorun yok ama acemilik nasıl hiç bitmek biliyor musunuz? Öğrenmeye meyilli değilseniz, çalışmaya gönlünüz yoksa o zaman işiniz zor. İstanbul’un göbeği olan Fatih’in bu caddesinin adı Ordu Caddesi. Aslında burada bir üçleme yapılmıştır. Vatan, Millet, Ordu… Buranın ismi bir şehirden gelmemiştir.

Acemi aday derken farklı bir kavram anlaşılıyor. Sadece acemi olduğunu söylüyorum. Çok acemilik yaşattı bize. İstanbul’la bir alakası var mı yok mu? İstanbul’la ilgili bilgisi var mı? İlçelerini biliyor mu? Büyükçekmece neresi Küçükçekmece neresi? Hangi ilçe hangi yakada bakmak lazım. İstanbul dünyanın gözbebeği.

Sayın Erdoğan böyle bir adayın arkasında. Şöyle düşünsün Cumhur İttifakı’na oy verenler, özne olarak kendisi aday olduğunda bu adaya oy verirler mi vermezler mi önce buna bir baksınlar. Bugüne kadar ortaya koyduğu performanslarda bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Cumhur İttifakı’na oy vermiş insanların bile bu yaptıklarından sonra oy vermeyeceklerini düşünüyorum. Sayın Cumhurbaşkanının bu adayı İstanbul’a göndermesinin irdelemesi lazım vatandaşlarımızın.

Bütün bunları niye yapıyor biliyor musunuz, Sayın cumhurbaşkanı şunu istiyor benim iradem geçecek kardeşim ben ne istiyorsam o olacak. Halkın iradesini istemiyor. Halkın seçtiğini bir belediye başkanının bir irade sahibi olmasını, İstanbul’u korumasını, İstanbullunun sesi soluğu olmasını istemiyor. Nokta. Onun için dediğine imza atacak her dediğini kabul edecek bir aday istiyor. Ceketimi koysam kazanırım anlayışıyla hareket ediyor.

Sayın Topbaş’ı rahmetle andım. Sayın Erdoğan Topbaş’ı görevden aldı. Neden? Topbaş’ın bir iradesi vardı. İstanbullu olarak şehre bakıyordu. Erdoğan’ın her dediğine evet demiyordu. Beş tane imar dosyasına imza atmadı diye metal yorgun deyip görevden aldılar.”

Paylaşın

Ramazan Pidesi Fiyatlarına 3 Yılda Yüzde 445 Zam

İstanbul’da 2023 yılında ramazan pidesinin kilogram fiyatı 33,3 TL; 2022 yılında 18,2 TL ve 2021 yılında da 11 liradan satılıyordu. Buna göre son üç yılda ramazan pidesinin kilogram fiyatına yüzde 445 zam gelmiş oldu.

2012 yılında 400 gram pidenin fiyatı 1,5 TL’den satılıyordu. 2013 yılında pide fiyatı değişmedi ancak pideler 300 grama düştü. 2018 yılında da pideye zam gelmedi ancak 300 gramdan 275 grama düştü.

2022 yılında 330 gram olan pide 2023’te 300 gram oldu. 2024’te ise fiyatlar 250 gram pide üzerinden açıklandı. 50 gram pide açıklanan en düşük gramaj oldu.

Türkiye’de yaşanan yüksek enflasyon emeklilerin alım gücüne doğrudan yansıyor. Emekliler için ekonomik açıdan son 20 senede en kötü yıl 2023 oldu. 2024’ün emekliler için daha zor geçmesi bekleniyor.

Ramazan ayı yaklaşırken, en düşük emekli maaşı ile 2023’te 5 pide satın alabilen emekliler bu yıl 4 pide alabilecek. En düşük emekli maaşı ile satın alınabilen pide sayısı geçtiğimiz ramazan ayına göre yüzde 21 azaldı.

Asgari ücretliler içinse, ‘Ramazan pidesi endeksi’ne göre, 2024 en yüksek alım gücünün gerçekleştiği yıl. 2012-2024 arasında asgari ücretlilerin maaşlarıyla en çok pide alabildiği yıl 2024 oldu.

Peki, ramazan pidesinin fiyatı nasıl değişti?

Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, ramazan pidesinin kilogram fiyatının 60 lira olacağını açıklayarak İstanbul, Ankara ve Antalya’da 250 gram ramazan pidesinin 15 liradan satılacağını duyurdu.

İstanbul’da 2023 yılında ramazan pidesinin kilogram fiyatı 33,3 TL; 2022 yılında 18,2 TL ve 2021 yılında da 11 liradan satılıyordu. Buna göre son üç yılda ramazan pidesinin kilogram fiyatına yüzde 445 zam gelmiş oldu.

Son iki yıldaki fiyat artışı yüzde 230; son bir yıldaki artış ise yüzde 80 gerçekleşti.

2012 yılında 400 gram pidenin fiyatı 1,5 TL’den satılıyordu. 2013 yılında pide fiyatı değişmedi ancak pideler 300 grama düştü. 2018 yılında da pideye zam gelmedi ancak 300 gramdan 275 grama düştü.

2022 yılında 330 gram olan pide 2023’te 300 gram oldu. 2024’te ise fiyatlar 250 gram pide üzerinden açıklandı. 250 gram pide açıklanan en düşük gramaj oldu.

Pidenin gramajı yıllara göre değiştiğinden daha gerçekçi bir kıyas için kilogram fiyatı üzerinden karşılaştırmak yapmak gerekiyor. 2021 yılında pidenin kilogramı 11 TL iken 2022’de 18,2 TL oldu. 2023’te pidenin kilosu 33,3 lira iken 2024 yılında 60 liraya ulaştı.

En düşük emekli maaşı (4b Bağkur) ile satın alınabilen pide miktarı 2024 yılında geçtiğimiz yıla göre yüzde 21 düştü. Bu ne demek? Emekliler 2023’te en düşük emekli maaşı ile 5 pide alırken 2024’te 4 pide alabilecek.

Bu hesap 4b Bağkur emeklisinin durumunu yansıtıyor. Pide fiyatı 250 gram üzerinden hesaplandığında 2023’te 841 pide alabilen bir emekli 2024’te 667 pide alabilecek. 4a işçi emeklilerinin en düşük maaşla alabildiği pide miktarı da son bir yılda yüzde 18 azaldı.

2023’te en düşük emekli maaşı ile 852 pide alabilen işçi emeklileri 2024’te 696 pide satın alabilecek. 2012-2024 arasında en düşük emekli maaşı (4a) ile alınabilen pide miktarının en düşük olduğu yıllar 2022 ve 2024 oldu. İki yılda da emeklilerin maaşı 696 pideye karşılık geldi.

Asgari ücretliler için ise durum oldukça farklı. 2023 yılında bin 22 pide alabilen asgari ücretliler 2024’te bin 133 pide alabilecek. 2012-2024 arasında asgari ücretlilerin maaşlarıyla en çok pide alabildiği yıl 2024 oldu.

Haberdeki hesaplamalar için ilgili ramazan ayında geçerli emekli maaşı ve asgari ücret kullanıldı. 2015 yılı tam senenin ortasına geldiği için haziran ve temmuz aylarının ortalaması esas alındı.

2023 yılı başında en düşük emekli maaşı Hazine desteğiyle 5 bin 500 lira iken nisan ayında bu miktar 7 bin 500 liraya çıkarıldı. Bundan dolayı 2023 emekli maaşı hesaplamasında mart ayının yüzde 25’i, nisan ayının ise yüzde 75’i kullanıldı. Çünkü ramazan ayı 23 Mart 2023’te başlamıştı.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın

ABB Başkanı Mansur Yavaş: Son Dönemim

Keçiören Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında açıklamalarda bulunan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, “Bir dönem daha yapıp Türkiye’ye Mansur Yavaş belediyeciliğini öğretip bırakacağım” dedi.

Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, Sincan ve Keçiören Seçim Koordinasyon Merkezi açılışında açıklamalarda bulundu.

Sincan’da CHP Sincan Belediye Başkan Adayı Veysel Alkan için oy isteyen Mansur Yavaş, Sincanlılara şu sözlerle seslendi: Hizmet yaparken hiç kimseyi ayırmadık, rozetimizi çıkardık. Ankara halkının tümü vergiler veriyor, biz de onlardan dolayı maaşımız alıyoruz, personelimiz de bu maaşı sizden aldığı parayla alıyor ve hizmetlerini o parayla alıyor. O zaman hiç kimseyi ayırmadan hizmet etmemiz gerekiyordu. Şuradan şu oy çıkmış, buradan bu oy çıkmış…

Bunu yapmak için vicdansız olmak lazım, seçime kadar rekabet yaparsınız, seçimden sonra herkesin başkanı oluyorsunuz. Bütün ihalelerimizi canlı yayınladık. Siz de bundan sonra bütün belediye başkanlarına şunu söyleyeceksiniz, ‘Yaptığınız ihalede vereceğiniz para bizim paramız, siz de canlı yapın’ diyeceksiniz. 5 yıldır defalarca Sincan’a geldim, hiçbirisinde çakarlı araçlarla konvoylarla gelmedim. Bir minibüs, bir şoför, bir koruma çünkü hiçbir Sincanlıya, Ankara’nın hiçbir yerinden kimseye kötülük yapmadım ki kimden kötülük göreyim…

Zaman zaman toplantılara gittiğimiz zaman ne aldık, ne harcadık bunların hepsinin vatandaşına hesabını veriyorum. Bazıları hesap sorulduğu zaman, ‘Ben kimseye hesap veremem, benden kimse hesap soramaz, öbür tarafta Allah’a hesap veririm’ deyip geçiştirirler. Bu dünyada parasını kullandığı, parasını emanet aldığı insanlara hesap veremeyen öbür dünyada bilin ki asla veremez.

Asıl belediyecilik nedir biliyor musunuz? Bir dürüst olacak, iki şeffaf olacak, üç hesap verecek. Buradan başlar. Benim anlayışıma göre belediye başkanı bir kentin hem annesidir hem babasıdır hem kardeşidir hem oğludur. Pandemi gibi büyük bir afet yaşadık, Allah’ın izniyle herkese ulaştık, esnafımızın ayakta kalması için uğraştık.

Bizden kimin ne talebi varsa hepsine ulaştık. Türkiye’de başka bir örneği yok, madem kentin annesisin, babasısın bu kentte ihtiyacı olan insanların evinden ne pişiyor? Bu insanlar evlerinde nasıl duruyor soğukta, titriyor mu üşüyor mu? Bunlardan haberi olmayan bir belediye başkanı olur mu? Türkiye’de benden başka yok hatta ve hatta hükümet de yapmıyor bunu; 200 bin aileye doğal gaz veriyorum, onları evinde üşütmüyorum. Bu ailelerin çocuklarını okutmak için uğraşıyoruz.

50-60 bin civarındaki ortaokul, lise öğrencisine 50 bin kişilik kartlar veriyoruz kendilerine, okula ücretsiz geliyor, gidiyor. Birçok küçük çocuğun servisini ödüyoruz. Daha bugün yatırdık, 13 bin küsur öğrencinin kantinden alışveriş yapmasını sağlıyoruz. Teneffüste yaşıtları gidip kantinden alışveriş yaparken bu çocuklar mahzun kalıyordu. Günlük 25 lira kantinden alışveriş yapma hakları var.

“Çin’den dinozor mu getirmeliydim”

Hani ne yaptı diye soranlar var ya…İstasyon Caddesi’ni yaptık beyler İstasyon Caddesi’ni, 25 yıldır yapamadınız. 25 yıldır yapamadığınız İstasyon Caddesi’ni yaptık. Oranın altyapısını da yaptık. Devrimler Caddesi Başer kesişimi katlı kavşağı yaptık, Sincan Organize Sanayi köprülü kavşağını yaptık, bizden önce başlamıştı biz tamamladık.

Polatlı içme suyunu yapıyoruz ki aynı zamanda hem Sincan’da hem Yenikent’te hemen Etimesgut’ta hem de bu organize sanayilerinin kullanacağı şekilde 1,5 milyon nüfusa hitap edecek maliyeti 2,5 milyar lira… Şimdi Polatlı susuzken, Sincan, Yenikent susuzken gidip Çin’den dinozor mu getirmeliydim.

“Ben siyaset yapmıyorum, seçildikten sonra herkesi kucaklıyorum”

Keçiören Seçim Koordinasyon Merkezi’nin açılışında da açıklamalarda bulunan Yavaş, “Ben Ankara halkının menfaati için Sayın Cumhurbaşkanını havaalanında karşılıyorum, zaman zaman ondan taleplerde bulunuyorum. Külliyeye gidiyorum, sizler için, Ankara halkı için bir şeyler istiyorum. Hiçbir yerim eksilmiyor.

Çünkü seçilmiş Cumhurbaşkanıdır. Kardeşim ben de seçilmiş belediye başkanıyım. Bir türlü hazmedemediler. İlçe belediye başkanlarının çoğu ne ‘Hayırlı olsun’ dedi ne de daha makamımı gördü. Talimat vermişler, ‘Görüşmeyeceksiniz, başarısız olsun, ondan bir şey istemeyeceksiniz’ demişler. Kim kaybetti? İstemeyen belediye başkanları kaybetti. Ben siyaset yapmıyorum, seçildikten sonra herkesi kucaklıyorum” dedi.

5 yıldır kendi afişlerinin sokaklarda olmadığını hatırlatan Yavaş, “Yerel seçim geldi, benim fotoğraflarımı görüyorsunuz. İl başkanlığı ödüyor hepsini. Belediyenin bir kuruşunu kendi işlerimize katmıyoruz. Belediyede benim fotoğrafımı asmak yasak. Eğer fotoğraf asacaksanız, Atatürk’ün ve kendi çocuklarınızın fotoğrafını asın dedim hepsine” ifadesini kullandı.

Paylaşın