İktidar, Kamu Mallarını Yok Pahasına Satmaya Devam Ediyor

Kamu varlıkları yok pahasına elden çıkarılıyor. AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin liralık kamu taşınmazı satıldı.

AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin liralık geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

BirGün’den Mustafa Bildircin’in haberine göre; AK Parti iktidarında, Cumhuriyet’in ilk yıllarında büyük emeklerle elde edilenler de dahil olmak üzere çok sayıda kamu varlığı yok pahasına elden çıkarıldı. Çok sayıda kamu kurumu, özelleştirmeye kurban edilirken kamu kurumları kiracı durumuna düşürüldü.

Kamu taşınmazları satışından elde edilen gelirin yıllara göre dağılımı da iktidarın kamu varlıklarına yönelik hoyrat tutumunu gözler önüne serdi. AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından Haziran 2024’e kadar gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, 20 milyar TL’yi aştı.

AK Parti iktidarı ile geçilen 2002-2024 döneminde toplam 21 milyar 827 milyon 534 bin TL’lik kamu taşınmazı satıldı. AK Parti döneminde kamu taşınmazları satışından elde edilen toplam gelir, 1986-2001 döneminde elde edilen 43 milyon 304 bin TL’lik geliri 504’e katladı. 1986-2024 döneminde elde edilen kamu taşınmazı satışı gelirinin yüzde 99,7’sini AK Parti döneminde elde edilen gelir oluşturdu.

Kamu taşınmazı satışından elde edilen gelir, yıllara göre şöyle sıralandı:

2004: 41 milyon 122 bin TL
2008: 8 milyon 139 bin TL
2012: 564 milyon 645 bin TL
2016: 615 milyon 324 bin TL
2020: 144 milyon 592 bin TL

İktidar, kamu varlıklarını satmayı bu yıl da sürdürdü. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın verilerine göre, 2024 yılının ocak-mayıs döneminde gerçekleştirilen kamu taşınmazı satışından 596 milyon 175 bin TL para toplandı.

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın 2024-2028 dönemine yönelik yol haritası, saldırgan özelleştirme politikasının hız kesmeden devam edeceğini ortaya koyuyor. 2024 yılı içinde 10 kamu kuruluşunu daha özelleştirme kapsamına almaya hazırlanan AK Parti, özelleştirmelerden 25 milyar TL’lik satış elde etmeyi planlıyor.

2025 yılında 205, 2026 yılında ise 210 özelleştirme ihalesi yapılması hedefleniyor. 2025 için özelleştirme gelir tutarı 30 milyar TL, 2026 yılı için ise 35 milyar TL olarak tahmin ediliyor.

Paylaşın

Birleşmiş Milletler Raporu: Türkiye, Majör Sorunlarla Karşı Karşıya

Birleşmiş Milletler (BM) kalkınma raporunda, Türkiye’nin 17 kalkınma hedefinin hiçbirinde başarı sağlayamadığı, 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi.

Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdiği vurgulandı.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre; Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti.

BirGün’den Deniz Güngör’ün haberine göre, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yayımlanan Sürdürülebilir Kalkınma 2024 Raporu, ülkede eğitimden, cinsiyet eşitliğine, açlık ve yoksulluğa ilişkin çarpıcı sonuçlara ortaya koydu.

Rapora göre Türkiye, ‘nitelikli eğitim, sağlıklı ve kaliteli yaşam, cinsiyet eşitliği, açlığa son, yoksulluğa son ve eşitliğin azalması hedeflerinde’ sınıfta kaldı. Raporda, Sürdürülebilir Kalkınma Amacı’ndan (SKA) hiçbirinin 2030 yılına kadar gerçekleştirilemeyeceğini ve hedeflerin yalnızca yüzde 16’sının ilerleme kaydettiği aktarıldı.

Geri kalan yüzde 84’lük kısımda ise ilerlemenin sınırlı olduğu veya tersine döndüğü ortaya konuldu. Türkiye ise SKA sıralamasında 167 ülkeden 72. sırada 70.5 puanla yer aldı. Söz konusu raporda Türkiye’yi sırasıyla 70.4 ile Hint Okyanusu’nda bulunan ada ülkesi Mauritius, 70.3 puanla Kolombiya, 70.1 puanla Ekvador, 70 puanla Surinam, 69.5 puanla ise Jamaika takip etti.

Raporda, Türkiye’nin Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı’nın (SDSN) 17 SKA hedefinden hiçbirinde başarı sağlanamazken 7 hedefte majör zorluklar, 8 hedefte ciddi zorlukların sürdüğüne dikkat çekildi. Rapora göre, SDSN’nin “Yoksulluğa Son” hedefinde ülkede ciddi zorluklar yaşanırken söz konusu hedefte ivme yalnızca orta düzeyde artış gösterdi.

“Açlığa son” hedefinde ise yine ciddi zorlukların yaşandığı ve ivmenin durgun devam ettiğine dikkat çekilen raporda, Türkiye’de “Nitelikli Eğitim” hedefinde majör sorunların yaşandığı, ivmenin ise orta düzeyde artış gösterdiği aktarıldı.

Rapora göre Türkiye’nin sınıfta kaldığı bir başka hedef ise cinsiyet eşitliğinde yaşandı. Rapora göre ülkede toplumsal cinsiyet eşitliğinde tıpkı eğitimde olduğu gibi majör sorunlar boy gösterirken ivme ise bu yıl durgun devam etti. “İklim Krizi Eylemi” hedefinde herhangi bir gelişme yaşanmadığına dikkat çekilen raporda ülkenin iklim krizine yönelik eylem planlarında majör sorunların olduğu ve ivme de düşüş olduğu aktarıldı.

Rapora göre majör sorunların yaşandığı diğer hedefler ise “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” ile “Eşitsizliklerin Azalması” hedefleri oldu. “Barış, Adalet ve Güçlü Kurumlar” hedefinde ivmenin durgun olduğuna dikkat çekilen raporda, “Eşitsizliklerin Azalması” hedefinde ise ivme orta düzeyde artış gösterdi.

Ciddi sorunların yaşandığı bir diğer hedefin ise “Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam” olduğu aktarılan raporda, Türkiye’nin bu hedefte de ivmesinin orta düzeyde artış gösterdiği belirtildi.

Öte yandan SDSN Başkanı ve raporun başyazarlarından Prof. Dr. Jeffrey D. Sachs ise raporda şunları aktardı: “1945 yılındaki BM’nin kuruluşu ile 2100 yılı arasındaki yolun ortasında, işlerin olağan akışında seyretmesine güvenemeyiz. Dünya, korkunç ekolojik krizler, artan eşitsizlikler, yıkıcı ve potansiyel olarak tehlikeli teknolojiler ve ölümcül çatışmalar dahil olmak üzere büyük küresel zorluklarla karşı karşıya; bir dönüm noktasındayız.”

Basın özgürlüğündeki düşüşe dikkat çekildi

Dünya genelinde basın özgürlüğünün düşüşte olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye ise 100 üzerinden 31.6 aldı. Basın özgürlüğünde de majör sorunların olduğuna dikkat çekilen ivmede ciddi oranda düşüş yaşandığı ifade edildi.

Öte yandan benzer bir durum ise aynı zamanda Meclis’teki kadın milletvekili oranında yaşandı. TBMM’deki kadın milletvekili oranının yüzde 19,9 olduğu belirtilen raporda, majör sorunların sürdüğü ve ivmenin durağan olduğuna dikkat çekildi.

Paylaşın

Beş Aylık Bütçe Açığı 472 Milyar Lira

2024 yılının ilk beş aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 712,1 milyar lira, bütçe gelirleri ise 3 trilyon 240,1 milyar lira oldu. Başka bir ifadeyle 2024 yılının ilk beş aylık döneminde bütçe açığı 471,9 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Öte yandan merkezi yönetim bütçesi mayıs ayında 219,4 milyarlira fazla verdi. Mayıs ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 787,7 milyar lira, bütçe gelirleri 1 trilyon 7,1 milyar lira olarak kaydedildi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “2024 Mayıs Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri Raporu”nu yayınladı.

Rapora göre; 2024 yılı Mayıs ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 787,7 milyar TL, bütçe gelirleri 1 trilyon 7,1 milyar TL ve bütçe fazlası 219,4 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 677,1 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 330,1 milyar TL oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Mayıs ayında 118 milyar 906 milyon TL fazla vermiş iken 2024 yılı Mayıs ayında 219 milyar 409 milyon TL fazla verdi. 2023 yılı Mayıs ayında 221 milyar 620 milyon TL faiz dışı fazla verilmiş iken 2024 yılı Mayıs ayında 330 milyar 52 milyon TL faiz dışı fazla verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Mayıs ayı itibarıyla 787 milyar 728 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 110 milyar 643 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 677 milyar 84 milyon TL olarak gerçekleşti.

2024 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 11 trilyon 89 milyar 37 milyon TL ödenekten Mayıs ayında 787 milyar 728 milyon TL gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 430 milyar 518 milyon TL harcama yapılmıştı.

Mayıs ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 83 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 7,7 iken 2024 yılında yüzde 7,1 oldu. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 106,6 oranında artarak 677 milyar 84 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 6,6 iken 2024 yılında yüzde 6,9 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Mayıs ayı itibarıyla 1 trilyon 7 milyar 136 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 898 milyar 424 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 91 milyar 815 milyon TL oldu.

2023 yılı Mayıs ayında bütçe gelirleri 549 milyar 424 milyon TL iken 2024 yılının aynı ayında yüzde 83,3 oranında artarak 1 trilyon 7 milyar 136 milyon TL olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin Mayıs ayı gerçekleşme oranı 2023 yılında yüzde 11,1 iken 2024 yılında yüzde 11,9 oldu.

2024 yılı Mayıs ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 77,1 oranında artarak 898 milyar 424 milyon TL oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2023 yılında yüzde 11,9 iken 2024 yılında yüzde 12,1 oldu.

2024 yılı Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 3 trilyon 712,1 milyar TL, bütçe gelirleri 3 trilyon 240,1 milyar TL ve bütçe açığı 471,9 milyar TL olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 3 trilyon 236,9 milyar TL ve faiz dışı fazla ise 3,2 milyar TL olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçesi 2023 yılı Ocak-Mayıs döneminde 263 milyar 590 milyon TL açık vermiş iken 2024 yılı Ocak-Mayıs döneminde 471 milyar 903 milyon TL açık verdi. 2023 yılı Ocak-Mayıs döneminde 25 milyar 722 milyon TL faiz dışı açık verilmiş iken 2024 yılı Ocak-Mayıs döneminde 3 milyar 244 milyon TL faiz dışı fazla verildi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Mayıs dönemi itibarıyla 3 trilyon 712 milyar 50 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 475 milyar 147 milyon TL, faiz hariç harcamalar ise 3 trilyon 236 milyar 904 milyon TL olarak gerçekleşti.

2024 yılı Ocak-Mayıs döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 97,9 oranında artarak 3 trilyon 712 milyar 50 milyon TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 97,6 oranında artarak 3 trilyon 236 milyar 904 milyon TL oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Mayıs dönemi itibarıyla 3 trilyon 240 milyar 147 milyon TL olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 2 trilyon 730 milyar 239 milyon TL, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 420 milyar 466 milyon TL oldu.

2023 yılı Ocak-Mayıs döneminde bütçe gelirleri 1 trilyon 612 milyar 124 milyon TL iken 2024 yılının aynı döneminde yüzde 101 oranında artarak 3 trilyon 240 milyar 147 milyon TL olarak gerçekleşti. 2024 yılı Ocak-Mayıs dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 99,1 oranında artarak 2 trilyon 730 milyar 239 milyon TL oldu.

Paylaşın

CHP Lideri Özel: AK Parti’nin 22 Yıllık Yükünü Üstlenmem

CHP Lideri Özgür Özel, siyasette normalleşme tartışmalarına ilişkin, “Ben AK Parti’nin 22 yıllık yükünü üstlenecek bir işin içine girmem. Devlet Bey kenara çekilemez. Hep birlikte muhalefete gidecekler. Biz 31 Mart seçimlerinde iktidara ortak olduk” dedi ve ekledi:

“Merkezi yönetim ve mahalli idareler olarak anayasa iktidarı ikiye böler. Mahalli idarelerde toplam yüzde 87 CHP’nin idaresinde. Bugüne kadar olan her şeyden Cumhur İttifakı sorumludur. Biz partilerle ittifak yapmadık. Biz milletle ittifak yaptık. Devlet Bey eğer Cumhur İttifakı’ndan ayrılacaksa Türkiye ittifakına gelebilir, sorun yok. Devlet Bey de milli takım gol atınca sevinecekse gelsin.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel Ekol TV’de Hepsi Bu Hafta Oldu’da Armağan Çağlayan’ın sorularını yanıtladı. Özgür Özel’in konuşmasından satır başları:

“Stratejik hedefler belirlemedim. Ben ne iş yapıyorsam onu iyi yapmaya çalışırım. Hatta diğer işlerim aksar. Partide belli bir noktaya geldikten sonra da partinin iktidar olması lazım. Ona kilitleniyorsunuz. Gönül isterdi ki cumhuriyetin 100. yılında partimiz iktidar olsun. İnsanlar rahat nefes alsın. Kutuplaşmadan da korksaydım CHP lideri olarak dışarı çıkmamam gerekirdi. Her gün tehdit, gerginlik…

Dünyanın hiçbir yerinde parti lideri seçimle değişmedi. Var gücümüzle Cumhurbaşkanlığı seçimi için çalıştık ama olmadı. Arkadaşlarım, ailemin ve benim travmam oldu. Sokakta gençlerin feri de söndü, heyecanı gitti. “CHP’nin iktidarını görmezsem gözüm arkada gider” diyen bir kitle de var. 50 yıldır ıstırap çeken insanlar var.

“Seçmen değişmeyen herkesi cezalandırdı”

İnanılmaz duygusal travma vardı. Adım atmak gerekiyordu. Bu duygumla hareket ettim. Bunu en erken dile getiren de Ekrem İmamoğlu’ydu. Partide değişim olması gerektiği konusunda konuştuk. İnsanlara “Ders aldık, değiştik, gençleştik ve lütfen umudunuzu kesmeyin” dememiz gerekirdi. Dünyadaki popülist liderler insanların sandığa küsmesinden yararlanır. Burada da o yaşanıyordu. İnsanlar fatura kesecek yer arıyordu.

Biz sahadaki duyguyu doğru okuyan tek parti olduk. Biz genç, seçmene hesap sormayan, sorumluluğu üstlenen, fazla kadın adaylı tek parti olduk. Seçmen değişmeyen herkesi AK Parti MHP ve İYİ Parti dahil herkesi cezalandırdı.

Siyaset nedir diye sorulduğunda, sokağın sesini duyma sanatı olarak tanımlarım. Sokaktan, evden duyguyu almıyorsan sen standart siyasetçilik oynuyorsundur. Biz koca bir ekip olarak değişimciydik. Herkes risk aldı. Olmayacak şeyi oldurdular.

Orada iki grup var. Türkiye’nin geçmiş pratiklerine bakıyorlar. “Adalet ve Kalkınma Partisi ne zaman zora düşse birisi ile ayağa kalkıyor ve biz buna yardım eden olmayalım” diyen grup var. Ben bunu haklı buluyor ve saygı duyuyorum. Biz MYK ile karar veriyoruz. Kolayca aldatılabilecek ve paldır küldür karar verilen bir parti değiliz. Endişeler haklı ve dikkat etmek lazım.

Bir de bu kutuplaşma ortamından beslenenler var. Normal siyasi düzlemde kendisine yer olmadığını düşünenler var. “Bunca yıl bize bunu yapanlarla el mi sıkışılır?” diyenlere de lafım yok. Ama tuzu kuru olup da kutuplaşmadan beslenenlerin temizlenmesi lazım.

Biz 10 bin TL ile geçinen emekli, asgari ücretli, çay ve buğday üreticileri ve borçlarını ödeyemeyen dünya kadar insan var. Sayın Erdoğan’a anlattım. Vergilerin yüzde 68’i dolaylı verdi. Fabrikatör ile işçisi aynı vergiyi ödüyor. Yüzde 21 ise gelir vergisi yani maaş alanlardan. Yalnızca geri kalan yüzde 11’i sanayicilerin, gemi sahiplerinin ödediği vergi. Tam tersi olması lazım. Vergi reformu için Erdoğan, Şimşek ile görüşmemizi istedi.

Şimşek zenginlere rasyonel

Şimşek şu an rasyonel değil. Zenginlere rasyonel, fakirlere alabildiğine irrasyonel. Şimşek ile bayramdan sonra görüşeceğiz. Bizim IMF politikalarına destek verme durumumuz söz konusu olamaz. Kayıt dışı ekonomiyi ekonomiye katmak ve zenginden daha fazla vergi alınmasını istiyoruz.

Ben AK Parti’nin 22 yıllık yükünü üstlenecek bir işin içine girmem. Devlet Bey kenara çekilemez. Hep birlikte muhalefete gidecekler. Biz 31 Mart seçimlerinde iktidara ortak olduk. Merkezi yönetim ve mahalli idareler olarak anayasa iktidarı ikiye böler. Mahalli idarelerde toplam yüzde 87 CHP’nin idaresinde. Bugüne kadar olan her şeyden Cumhur İttifakı sorumludur. Biz partilerle ittifak yapmadık. Biz milletle ittifak yaptık. Devlet Bey eğer Cumhur İttifakı’ndan ayrılacaksa Türkiye ittifakına gelebilir, sorun yok. Devlet Bey de milli takım gol atınca sevinecekse gelsin.

Balıkesir’de böyle bir durum olunca aradım ve başkanın ağabeyinin gönüllü olmasını söyledim. Kırşehir’deki soyadı benzerliği idi. Esenyurt’taki mesele için de aradım ve 2 saatte hallettik. CHP, kir gösteriyor. AK Parti yıllardır kir kaldırıyor. Her belediyede yüzlerce atamaları var. CHP’nin haklı şekilde eleştirilen atamaları da hemen görülüyor. Hepsine karşıyım ve hemen sonlandırdım.

Gezi meselesi 3 alana ayrılıyor. AİHM uyarsanız Kavala’yı, AYM kararlarına uyarsanız da Can Atalay’ı bırakmanız lazım. MHP, “AYM kapatılsın” diyor, Erdoğan “Gezi kişisel meselem” diyor. Biz ise sadece AİHM ve AYM kararlarına uyulması gerektiğini söylüyorsunuz. Biz “Affedin” gibi bir talepte bulunmadık.”

Paylaşın

Mars’ta Daha Önce Hiç Görülmemiş ‘Kaya’ Keşfedildi

NASA’nın Perseverance Mars keşif aracı, gezegendeki Jezero Kraterini gezerken benzeri görülmemiş bir keşif yaptı; Keşif, bilim insanlarına, bir zamanlar gezegende var olduğu düşünülen hayata dair öngörüler sağlayabilir.

Perseverance, bir zamanlar Jezero kraterini besleyen eski bir nehir kanalı olan Neretva Vallis’i geçerken, koyu renkli kayaların arasında göze çarpan, açık renkli çarpıcı bir kaya keşfetti.

Perseverance görevinin eş lideri Brad Garczynski yaptığı açıklamada, “Washburn Dağı’ndaki doku ve yapı çeşitliliği ekip için heyecan verici bir keşifti, çünkü bu kayalar krater kenarından ve muhtemelen ötesinden getirilen jeolojik hediye torbasını temsil ediyor” dedi ve ekledi: Ancak tüm bu farklı kayalar arasında bir tanesi gerçekten dikkatimizi çekti.

NASA’nın Perseverance Mars keşif aracı, koyu renk kayalardan oluşan bir alanda daha önce hiç görülmemiş açık tonlu bir kaya keşfetti. Bu, Kızıl Gezegen’in jeolojisine yeni bir ışık tutan bir bulgu. Keşif aracı, milyarlarca yıl önce var olan eski bir nehrin kanıtlarını içerdiği düşünülen Neretva Vallis’i geçerken bu kayayla karşılaştı.

Perseverance, engebeli araziden kaçınmak için rotasını değiştirmişti ve Washburn Dağı adı verilen bir tepeye ulaşmak için bir kumul alanından geçiyordu. Keşif aracının yeni rotasında çektiği fotoğraflar tepenin, NASA’nın bazılarını “Mars’ta daha önce hiç gözlemlenmemiş bir tür” diye tanımladığı kayalarla kaplı olduğunu gösteriyor.

Yaklaşık 45 cm eninde ve 35 cm boyundaki kayalardan biri, daha koyu renkli kayalardan oluşan bir alanda tuhaf bir şekilde açık tonluydu. Araştırmacılar kayanın Mars kayaları arasında “eşsiz” olduğunu söyledi. Keşif aracı yeni konumun tabanında, muhtemelen nehir erozyonuyla açığa çıkan eski kayaları ya da kanalı dolduran tortuları temsil eden kayalık açık tonlu çıkıntıları da tespit etti.

Perseverance görevinin eş lideri Brad Garczynski yaptığı açıklamada, “Washburn Dağı’ndaki doku ve yapı çeşitliliği ekip için heyecan verici bir keşifti, çünkü bu kayalar krater kenarından ve muhtemelen ötesinden getirilen jeolojik hediye torbasını temsil ediyor” dedi ve ekledi: Ancak tüm bu farklı kayalar arasında bir tanesi gerçekten dikkatimizi çekti.

Keşif aracındaki aletler, Atoko Noktası diye adlandırılan tuhaf kayanın piroksen ve feldispat minerallerinden oluştuğunu tespit etti. Bazı bilim insanları bu minerallerin muhtemelen Mars yüzeyinin altındaki magmadan geldiğinden şüpheleniyor.

Diğerleriyse Mars’ın farklı bir bölgesinde oluşmuş ve eski nehir kanalı boyunca bugünkü konumuna gelmiş olabileceğini söylüyor. NASA, “Her iki durumda da, ekip Atoko’nun türünün gördükleri ilk örneği olmasına rağmen, sonuncusu olmayacağına inanıyor” dedi.

Son keşif, Perseverance keşif aracı Mars’ta “Marjin Birimi” diye adlandırılan bir bölgede karbonat ve olivin mineral yatakları ararken yapıldı.

Geçmişin kalıntılarını uzun süreler boyunca sakladığı bilindiğinden, yani bu birikintilerde Mars’taki eski uzaylı yaşamının izlerini bulma şansı çok daha yüksek olduğundan bu mineraller araştırmacıların ilgisini çekiyor. NASA’ya göre keşif aracı halihazırda bu bölgede bir kaya çekirdeği örneği toplanıp toplanmayacağını değerlendiriyor.

(Kaynak: Independent Türkçe)

Paylaşın

Her Gün 2 Bin Çocuk ‘Hava Kirliliği’ Nedeniyle Ölüyor

2021 yılında 700 binden fazla çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi.

Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor. Son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğu dile getirildi.

ABD merkezli Sağlık Etkileri Enstitüsü (HEI) ve UNICEF ortaklığında hazırlanan bir rapor, hava kirliliğinin, tansiyon hastalıklarından sonra dünya genelinde en fazla erken ölüme neden olduğunu ortaya koydu. Buna göre her gün ortalama 2 bin çocuk, hava kirliliğine bağlı rahatsızlıklardan dolayı yaşamını yitiriyor.

HEI ve UNICEF’in ortak raporuna göre 2021 yılında, dünya çapında 8,1 milyon insan hava kirliliğine bağlı sebeplerden dolayı hayatını kaybetti. Bu da, tüm ölümlerin yüzde 12’sine tekabül ediyor. Söz konusu veriler, hava kirliliğinin, tütün kullanımı ve yetersiz beslenmeyi geçerek en fazla ölüme yol açan sebepler içinde ikinci sıraya yükseldiğini gösteriyor.

Özellikle küçük çocukların hava kirliliğine karşı savunmasız olduğu vurgulanan raporda, 2021’de 700 binden fazla küçük çocuğun kirli hava soluduğu için hayatını kaybettiği; bunlardan 500 bininin ise yemek pişirirken kullanılan kötü malzemeden kaynaklandığı ifade edildi. Özellikle Afrika ve Asya’da kapalı mekanda yemek pişirirken kullanılan kömür, odun ve tezek gibi yakıtlar ölümcül hastalıkları tetikliyor.

HEI’nın küresel sağlık programı başkanı Pallavi Pant son yıllarda Çin’in bu alanda ilerleme kaydettiğine işaret ederek, ev içi yemek pişirme kaynaklı ölümlerin engellenebilir olduğunu dile getirdi. Nitekim daha temiz alternatiflerin yaygınlaşmasıyla 2000 yılından bu yana yemek pişirme sırasında açığa çıkan zehirli partikülleri solumaktan kaynaklanan çocuk ölümleri dünya genelinde yüzde 50 azaldı.

Ancak hâlâ dünya çapında 2 milyardan fazla insanın iç mekanda kurdukları basit ocaklarda, açık ateş kullanarak yemek pişirdiği belirtiliyor. Mayıs ayında Uluslararası Enerji Ajansı (IEA), hükümetler ve şirketlerin daha güvenli pişirme metotlarını yaygınlaştırmak için 2.2 milyar dolarlık kaynak taahhüt ettiğini açıklamıştı.

Rapora göre dünyanın neresinde olursa olsun neredeyse herkes sağlıksız hava soluyor. Çapı 2,5 mikrondan daha küçük olan partikül maddeyi tanımlayan PM2.5 değerinin sağlıklı aralığın üzerine çıkması akciğer kanseri, kalp hastalıkları, felç ve diabet riskini artırırken; raporda bu hastalıklarla hava kirliliği seviyesi arasındaki bağlantıya işaret ediliyor.

Ancak ortaya konan güçlü verilere rağmen raporun hâlâ hava kirliliğinin etkilerini tam olarak yansıtmıyor olabileceğini ifade eden Pant, hava kirliliğinin beyin sağlığı ve nörolojik etkilerinin hesaba katılmadığını belirtti.

200 ülke ve bölgeden toplanan veriler ışığında hazırlanan rapor ayrıca, insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlı olarak daha da kötüleşmesi beklenen ozon kirliliğinin, 500 bin ölüm vakası ile ilişkili olduğunu ortaya koydu. Pallavi Pant, “Giderek artan şekilde dünyanın bazı bölgelerinde çok kısa ama yoğun kirlilik görülmeye başlandı” diyerek, yangınlar, kum fırtınaları ve aşırı sıcakların bu kirliliği tetiklediğini aktardı.

Uzmanlara göre hem iklim değişikliği hem hava kirliliği için alınacak önlem aynı: Sera gazı emisyonlarını azaltmak.

(Kaynak: DW Türkçe)

Paylaşın

Demirtaş, İngiltere Seçimlerinde Jeremy Corbyn’e Başarı Diledi

Yaklaşık dokuz yıldır Edirne F Tipi Cezaevi’nde bulunan eski Halkların Demokratik Partisi (HDP) eş başkanı Selahattin Demirtaş, İngiltere’de 4 Temmuz’da yapılacak seçimlerde bağımsız aday olan İşçi Partisi’nin (Labour) eski lideri Jeremy Corbyn’e başarı diledi.

Jeremy Corbyn, Selahattin Demirtaş’ın kendisine gönderdiği destek mesajına sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla teşekkür etti.

Jeremy Corbyn, Selahattin Demirtaş’ın Edirne Cezaevi’nden gönderdiği destek mektubunun Türkçe ve İngilizce versiyonlarının fotoğrafıyla birlikte paylaştığı mesajında, şu ifadeleri kullandı: “Haksız bir şekilde tutukluğunun devam ettiği Türk hapishanesinden yazdığı destek mektubu için Selahattin Demirtaş’a teşekkürler. Türkiye’de – ve dünya çapında – özgürlük, barış ve adalet için yürütülen mücadele galebe çalmalı.”

Demirtaş, Corbyn’e mesajında şöyle demişti: “Sevgili Jeremy; 4 Temmuz’da yapılacak seçimlerde hepinize başarılar diliyor, İngiltere’deki dostlarımızın da sizi tüm güçleriyle destekleyeceklerine inanıyorum. Özgür zamanlarda görüşmek dileğiyle, selam sevgilerimle…”

Demirtaş, HDP Merkez Yürütme Kurulu’nun 6 Ekim 2014’te sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı sokağa çıkma çağrısıyla yoğunluğu artan ve kamuoyunda “Kobani olayları” olarak bilinen protesto eylemlerini ve silahlı çatışmaları azmettirmekle suçlanıyor.

Dönemin diğer HDP eş başkanı Figen Yüksekdağ ve Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyelerinin de yargılandığı ve sıkça “Kobani davası” olarak anılan davada geçtiğimiz Mayıs ayında alınan bir kararda, Demirtaş’a “devletin birliği ve bütünlüğünü bozmaya yardım” suçundan 20 yıl, “suç işlemeye tahrik” suçundan da 4 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine hükmedilmişti. Toplamda 42 yıl hapis cezası alan Demirtaş’ın tutukluluk halinin devamına karar verilmişti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Demirtaş’ın ve diğer eski eş başkan Yüksekdağ’ın “hak ihlaline” uğradığına hükmetmiş ve Türkiye’yi, eş başkanları serbest bırakmaya çağırmıştı.

Paylaşın

Rusya İle Kuzey Kore Arasında ‘Stratejik Ortaklık’ Adımı

Kuzey Kore olarak bilinen Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ile Rusya stratejik ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşma, Moskova ve Pyongyang arasında Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana kurulan en güçlü bağlantıya işaret ediyor.

Haber Merkezi / Moskova ile ilişkilerin Sovyet döneminden bile daha yakın olduğunu ifade eden Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un “Özel askeri operasyonunda Rus devleti, halkı ve ordusunu desteklediklerini” dedi. Moskova 2022 Şubat’ında başlattığı Ukrayna’yı işgal girişimini “özel askeri operasyon” olarak adlandırıyor.

İki ülke ilişkilerinin 2023’te zaten oldukça geliştiğini söyleyen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Pyongyang’da imza attıkları metnin “ilişkilerin temelini oluşturacağını” söyledi. Hem Moskova hem Pyongyang silah ve diğer kritik teknolojilerin ticaretini engelleyen ağır yaptırımlar altında.

Kuzey Kore’yi ziyaret eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, başkent Pyongyang’da Kuzey Kore Devlet Başkanı Kim Jong Un ve tezahürat yapan kalabalıklar tarafından gösterişli bir törenle karşılandı.

Vladimir Putin ve Kim Jong Un, iki ülkeden birinin saldırıyla karşı karşıya gelmesi halinde karşılıklı yardım öngören stratejik bir anlaşma imzaladı. Her iki lider anlaşmayı, güvenlik, ticaret, yatırım ve kültürel anlamda iki ülke arasındaki ilişkilerin önemli düzeyde gelişmesi olarak tanımladı.

Kuzey Kore ve eski Sovyetler Birliği 1961’de uzmanların Kuzey Kore’nin saldırıya uğraması halinde Moskova’nın askeri müdahalesini zorunlu kıldığını söylediği bir anlaşma imzalamıştı.

Bu anlaşma Sovyetler Birliği’nin çöküşünden sonra iptal edildi ve bunun yerini 2000 yılında daha zayıf güvenlik güvencelerini kapsayan bir anlaşma aldı. Yeni imzalanan anlaşmanın 1961’deki anlaşmayla benzer düzeyde bir koruma sağlayıp sağlamadığı ise henüz belirsiz.

Rusya’nın Ukrayna’daki savaşına “tam destek” verdiğini açıklayan Kim Jong Un, Moskova ile daha güçlü stratejik bağlar kurmak istediğini belirtiyor.

Karşılamaya ilişkin Rus medyası tarafından yayınlanan videoda, başkentten geçen Taedong Nehri kıyısındaki Kim Il Sung Meydanı’nda, aralarında atlı askerlerin de bulunduğu bir şeref kıtası ve sivillerden oluşan büyük bir kalabalığın toplandığı görüldü. Ellerinde balonlar tutan çocuklar, meydandaki ana binayı süsleyen Rus ve Kuzey Kore bayrakları ve iki liderin dev portreleri dikkat çekti.

Ziyaret sırasında liderler birbirlerine pahalı hediyeler de sundu. Putin’in danışmanı Yuri Ushakov, Rus liderin ev sahibine, Aurus marka bir limuzin ve çay takımı hediye ettiğini söyledi. Rus yapımı Aurus limuzinler Putin tarafından başkanlık aracı olarak kullanılıyor.

Putin, otomobil tutkusuyla bilinen Kim’e Şubat ayındaki Rusya ziyareti sırasında yine Aurus limuzin hediye etmişti. Kim’in bir Maybach limuzinin yanı sıra; Mercedes, Rolls-Royce ve Lexus marka lüks otomobillerden oluşan pahalı bir koleksiyonu var.

Kuzey Kore liderinin ise konuğuna, Putin’in kendisinin resmedildiği bir tablo dahil çeşitli sanat eserleri hediye ettiği belirtildi.

İki liderin zirvesi Batı için ne anlama geliyor?

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken Salı günü Washington’da NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ile yaptığı görüşmenin ardından gazetecilere açıklamalarda bulundu. Blinken, Putin’in Kuzey Kore ziyaretinin Rusya’nın “çaresizlik içinde, Ukrayna’ya karşı başlattığı saldırganlık savaşını sürdürmek için ihtiyaç duyduğu şeyleri kendisine sağlayabilecek ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye ve güçlendirmeye” çalıştığını söyledi.

Blinken, “Kuzey Kore Rusya’ya önemli miktarda mühimmat ve Ukrayna’da kullanılmak üzere başka silahlar sağlıyor” dedi. ABD ve müttefikleri Güney Kore ve Japonya, Kuzey Kore’nin son uydu ve balistik füze fırlatmaları ve kuzeydoğu Asya’da gerilimi tırmandıran nükleer silah kullanma tehditleri nedeniyle tepkili.

Kuzey Kore’nin 27 Mayıs’ta başarısız bir askeri keşif uydusu fırlatması ve BM yaptırımlarını ihlal ederek balistik füze teknolojisini kullandığı diğer fırlatmaların ardından BM Güvenlik Konseyi acil olarak toplanmıştı.

Kuzey Kore, 2022 yılının başından bu yana nükleer silah programını geliştirirken bu yasaklı teknolojiyi kullanarak 100’den fazla füze fırlattı. Buna karşılık ABD ve müttefikleri giderek artan sayıda askeri tatbikat gerçekleştirdi.

BM Genel Sekreter Yardımcısı Khaled Khiari konsey toplantısında yaptığı açıklamada, egemen devletlerin barışçı uzay faaliyetlerinden yararlanma hakkına sahip olduğunu, ancak Kuzey Kore’nin balistik füze teknolojisini kullanarak fırlatma yapmasının açıkça yasak olduğunu kaydetti. Khiari, devam eden ihlallerinin küresel nükleer silahsızlanma ve nükleer silahların yayılmasını önleme anlaşmalarına zarar verdiğini söyledi.

Paylaşın

Kulis: Erdoğan, Muhalefete ‘Kapıları Kapatmayacak’

Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

AKP’nin ilk kez ikinci parti konumuna gerilemesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhalefet ile başlattığı “normalleşme” adımları “erken seçim” tartışmalarını beraberinde getirirken, Erdoğan’ın “AKP’de ve hükümette revizyon sürecini başlatmadan ve belli bir düzene oturtmadan” olası bir erken seçime asla sıcak bakmayacağı kaydediliyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP teşkilatları ile bayramlaşmasında bir kez daha dört yıllık seçimsiz döneme işaret ederek, “erken seçim” tartışmalarının önüne set çekti.

Cumhuriyet’ten Selda Güneysu’nun edindiği bilgiye göre, Erdoğan’ın, “ekonomide ve yurttaşların alım gücünde iyileşme olmadan herhangi bir erken seçim kararına sıcak bakmayacağına” vurgu yapılıyor. Erdoğan’ın seçimsiz dört yılda hükümet olarak daha çok revizyona ağırlık vereceği ve kalkınma politikalarına öncelik vereceği de ifade ediliyor. Bakanlara yeni yatırımlar ve projeler için talimat vereceği de konuşuluyor.

Erdoğan’ın, dört yıl içinde hem ekonomide iyileşme hedeflerken, hem de partiye yeni siyaset ve söylem üretebilen, kamuoyunun seveceği ve güveneceği yeni isimleri kazandırmak istediğine işaret ediliyor.

Yerel seçimler sonrasında Erdoğan “partide değişim” mesajı vermiş ancak beklenen “değişimin” 2025 yılında olması planlanan olağan kurultayda gerçekleşeceği kamuoyuna yansımıştı. Partide “vizyoner yeni isimler” için çalışmaların başladığı konuşulurken Erdoğan’ın, 2028 yılı seçim sürecinde de Türkiye üzerindeki iç ve dış tehditlere dikkat çekeceği belirtiliyor.

Erdoğan’ın, “Türkiye’ye yeni bir anayasa kazandırmadan ülkeyi seçime götürmek istemeyeceği” de ifade ediliyor. Ancak Erdoğan’ın yeni anayasa çalışmasıyla birlikte siyasetteki “normalleşme” sürecinin de devamını sağlayacağı ve böylece “toplumun her kesimine ulaşmak ve AKP’nin kurulduğu ilk yıllarda olduğu gibi partiyi tüm kesimlere hitap eden bir konuma yükseltmek istediği” belirtiliyor.

Bu nedenle Erdoğan’ın bundan sonraki süreçte de muhalefet cephesine “kapıları kapatmayacağı” söyleniyor. AKP’nin, 2028 stratejilerinden birinin de “toplumsal uzlaşı ve siyasetteki gerginliğin azaltılması, gerginliğin azalmasıyla birlikte yeniden AKP’ye güveni artırmak” olduğuna da vurgu yapılıyor.

Paylaşın

Avrupa Konseyi, Demirtaş Ve Kavala İçin ‘Tahliye’ Çağrısını Yineledi

Avrupa Konseyi, Halkların Demokrasi Partisi’nin (HDP) eski eş genel başkanı Selahattin Demirtaş ve iş insanı Osman Kavala için ‘serbest bırakma’ çağrısını yineledi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de geçen hafta yaptığı toplantılarda Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini kayda geçirdi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun işleme alınmadığını belirterek, bu sürecin daha fazla geciktirilmeden bir an önce başlatılması gerektiği çağrısında da bulundu.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi (AKPM) Türkiye Raportörü Stefan Schennach, 11-14 Haziran tarihlerinde Ankara ve İstanbul’daki temaslarında Türkiye’ye, Demirtaş ve Kavala başta olmak üzere AİHM kararlarına uyulması gerektiği uyarısını yineledi.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi de geçen hafta yaptığı toplantılarda Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması gerektiğini kayda geçirdi.

AKPM Türkiye Raportörü Avusturyalı siyasetçi Stefan Schennach geçen hafta Türk yetkililerle, AİHM kararlarının uygulanması ve Avrupa Konseyi ile yüksek düzeyli diyaloğun devam etmesi konusunda görüşmeler yaptı.

BBC Türkçe’nin aktardığına göre, temaslarına ilişkin 18 Haziran Salı günü bir açıklama yapan Stefan Schennah, Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş ile cezaevinde görüşme olanağı bulduğunu söyledi. Schennah, bunun için de Türkiye’nin AKPM heyeti başkanlığını yürüten AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş’e teşekkür ettiğini kaydetti.

Avusturyalı raportör, Türkiye’de Dışişleri ve Adalet Bakanlığı yetkililerinin yanı sıra Anayasa Mahkemesi (AYM) üyeleriyle de görüştüğünü açıkladı.

AKPM Türkiye Raportörü Schennach açıklamasında “Türk yetkililerle yaptığım görüşmelerde, Strasbourg’da bulunan mahkemenin (AİHM) kararlarının infazının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde (AİHS) yer alan hukuki bir yükümlülük olduğunu hatırlattım. Yetkililere, Sayın Kavala ve Sayın Demirtaş hakkındaki kararların uygulanması için gerekli tüm tedbirleri gecikmeksizin almaları yönünde güçlü bir çağrıda bulundum” dedi.

Osman Kavala’nın Ekim 2017’den bu yana hapiste olduğunu, AİHM’in Kavala’nın serbest bırakılması için iki karar aldığını anımsatan raportör, Demirtaş’ın da Kobanê davasında 42 yıl hapis cezasına çarptırılmasını güçlü bir şekilde kınadığını söyledi.

Raportör, Kavala ve Demirtaş davalarında çözümün Türk yargısında olduğunu, Bakanlar Komitesi’nin gündeminde olan bu iki davaya yasal çözüm bulunabileceğini kaydetti.

Ziyareti sırasında görüşme olanağı bulduğu sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinden ceza infaz kurumlarının aşırı kalabalık olması ile hapis ve tutukluluk sürelerinin çok uzun olması konusundaki kaygılarını dinlediğini aktaran Schennach, “Ziyaretimin, Avrupa Konseyi ile örgütün en eski üyelerinden biri olan Türkiye’nin yetkilileri arasındaki diyalog açısından önemli bir adım olduğuna inanıyorum“ dedi. Schennach, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayrıca ülkenin insan haklarını koruma sisteminin ve ortak Avrupa değerlerimizin güçlendirilmesine yönelik iyi işbirliğimizi sürdüreceğimizi umuyorum.”

Bakanlar Komitesi ‘tahliye’ çağrısını yineledi

Avrupa Konseyi, Türkiye’nin Kavala’nın serbest bırakılmasını içeren AİHM kararlarını uygulamaması nedeniyle 2022 yılı başında ihlal prosedürü başlatmış ve konunun takibatını yürütme organı olarak görev yapan Bakanlar Komitesi’ne iletmişti.

Konsey, Türkiye’nin AİHS’in 46. maddesinde yer alan yükümlülüklerini yerine getirmediği hükmüne varmış ve Kavala’ya ilişkin kararın uygulanmaması durumunda yaptırım uygulamak durumunda kalacağını kaydetmişti.

Komite, 2 yılı aşan süreçte Türkiye ile diyaloğa öncelik vermiş ve yaptırım sürecini ötelemişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bu konudaki son açıklamasını İspanya ziyareti sırasında basın toplantısında bir soru üzerine yapmış ve ‘terörist’ olarak tanımladığı Kavala ve Demirtaş hakkındaki kararların yargı tarafından verildiğini söylemişti. Bakanlar Komitesi ‘serbest bırakma’ çağrısını yineledi.

Kavala ve Demirtaş davaları, Bakanlar Komitesi’nin 11-13 Haziran günleri arasında yaptığı toplantılarda da bir daha ele alındı ve Türkiye’ye aynı çağrılar yinelendi.

AİHM’nin 2019 ve 2022’de Kavala’nın derhal serbest bırakılmasına ilişkin kararlarının halen uygulanmadığını, davalının Gezi olayları ve darbe girişimine katıldığına ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını anımsatan Bakanlar Komitesi, Türkiye’nin AİHS’ten kaynaklanan yükümlülüklerini ciddi şekilde ihlal ettiğini vurguladı.

Komite, AYM yargılamalarının Kavala’nın serbest bırakılması için önemli bir fırsat oluşturabileceğini ancak Kavala’nın 2 yıl önce yaptığı başvurunun hala işleme alınmamış olmasının kaygı verici olduğunu da kaydetti ve AYM’nin bu konuyu bir an önce ele alması uyarısında bulundu.

Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın davalarını da görüşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türk makamlarından eski HDP eş başkanları hakkında verilen hükümler konusunda ayrıntılı bilgi istedi. Komite, Demirtaş ve Yüksekdağ’ın Anayasa Mahkemesi’ne yaptıkları başvurunun işleme alınmadığını belirterek, bu sürecin daha fazla geciktirilmeden bir an önce başlatılması gerektiği çağrısında da bulundu.

Paylaşın