AK Parti’den ‘Vergi Paketi’ Açıklaması: Son Kararı Siyasi İrade Verir

‘Vergi paketi’ tartışmalarına ilişkin açıklamada bulunan AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Son kararı siyasi irade verir. Herhangi şekilde resmi olarak açıklanmamış bu tür spekülasyonlara itibar edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim” dedi.

Ömer Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Bakan Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin bakanlıktaki görüşmesine ilişkin şunları kaydetti: “Biz özgüvenli bir hükümete sahibiz. Dolayısıyla ekonomi konusunda uyguladığımız Orta Vadeli Programda bu çerçevede Türkiye’nin doğru kazanımlar ve dünyaya doğru mesajlar verilmesi için gereken sonuçları üretiyor. Bununla ilgili bilgi almak isteyenler olursa tabii ki bakanlarımız bilgiyi verirler.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, partisinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sonrasında açıklamalarda bulundu.

Çelik açıklamasında ‘vergi paketi’ tartışmalarına ilişkin “Bugün iki genel başkan yardımcılarımızı sunumu var. Biri ekonomi diğeri insan hakları konusunda. Orta vadeli program kapsamında vergi adaletinin sağlanması için çeşitli konular görüşülüyor. Sosyal medya ya da başka yerlere sızan ‘şuraya, buraya vergi gelecek’ açıklamalar spekülatiftir. Çalışmalar vergi adaletin sağlanması için yapılmaktadır. Son kararı siyasi irade verir. Herhangi şekilde resmi olarak açıklanmamış bu tür spekülasyonlara itibar edilmemesi gerektiğini belirtmek isterim.

Vergide adalet hedeflenirken enflasyonist sonucun ortaya çıkmaması, üretim, istihdam, ihracat süreçlerinin etkilenmemesi büyük bir hassasiyetle değerlendirilecektir. Ekonomi yönetimimiz son derece net, şeffaf, Türkiye’deki sıkıntıları giderecek dünya tarafından kabul gören program uygulanıyor. Sayın Cumhurbaşkanımızın desteği yüksek seviyededir” ifadelerini kullandı.

Ömer Çelik, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Bakan Mehmet Şimşek ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Yalçın Karatepe’nin bakanlıktaki görüşmesine ilişkin şunları kaydetti: “Biz özgüvenli bir hükümete sahibiz. Dolayısıyla ekonomi konusunda uyguladığımız Orta Vadeli Programda bu çerçevede Türkiye’nin doğru kazanımlar ve dünyaya doğru mesajlar verilmesi için gereken sonuçları üretiyor. Bununla ilgili bilgi almak isteyenler olursa tabii ki bakanlarımız bilgiyi verirler.

Bunlar hükümetin bildiği, bakanlığın zaten bildiği, üzerinde çalıştığı konular. Bir şey gündeme getiriliyor muhalefet tarafından. Gündemde olup yapılırsa ‘biz gündeme getirdik de yapıldı’ deniyor. Yapılmamışsa ‘biz söyledik yapılmadı’ deniyor. Bugünkü görüşmede değerli bakanımız Mehmet Şimşek, hükümet olarak hangi adımları attığımızı hangi sonuçlar ürettiğimizi, mukayeseli bir biçimde paylaşmış oldu. Onlar bir açıklama yapmışlar ‘Öneri getirdik kabul görmedi’ diye.”

Yurt dışı çıkış harcı

Ömer Çelik, yurt dışı çıkış harcının 3 bin TL’ye yükseltileceği iddialarına ilişkin bir soru üzerine şunları söyledi: “Konuşulan her şey taslak düzeyinde yazılır. Ama son karar verilinceye kadar bunların hiçbiri geçerli değil. Bazen şöyle de oluyor; bir sunum yapılır, taslak vardır. 10 tane alternatif vardır. Onlardan bir tanesi sızar, spekülasyon konusu olur. Burada esas amaç gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek düzenlemeler ve vergi adaleti. O toplantılar yapılıp, netice açıklanana kadar bunların hepsi spekülasyondan ibaret olduğunu ifade etmiş olayım.”

Paylaşın

Türkiye’de Üç Günde 8 Kadın Katledildi

Kadınlar ve erkekler arasında ataerkil toplum yapısından kaynaklanan ve iktidarın cezasızlık politikaları sonucu daha da artan erkek şiddeti, son 3 günde 8 kadının hayatının hayatını kaybetmesine neden oldu.

2024 yılının ilk dört ayında 147 kadın erkekler tarafından öldürüldü. Öldürülen kadınların 71’inin evli, 35’nin bekar, 12’sinin boşanmış, 5’inin dini nikahlı, 24’ünün ise ‘medeni halinin bilinmediği’ belirtildi. Kadınların 83’ü ateşli silahla, 32’si kesici aletle, 7’si yüksekten düşerek, 4’ü boğularak, 20 kadının ise ölüm şekli belirlenemedi.

Mayıs ayında ise 40 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 40 kadının 15’i evli olduğu erkek, 6’sı babası, 4’ü birlikte olduğu erkek, 4’ü tanıdığı biri, 3’ü akrabası, 2’si eskiden evli olduğu erkek, 2’si eskiden birlikte olduğu erkek, 1’si kardeşi, 1’i oğlu, 1’i tanımadığı biri tarafından öldürüldü.

İzmir: İzmir’in Konak ilçesinde 22 Haziran Cumartesi günü Rıdvan Kahraman (32), saat 23.00 sıralarında eşi Fatma Kahraman’ı ateşli silahla ağır yaraladı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Fatma Kahraman yaşamını yitirdi.  Fail ise, Denizli Otobüs Terminali’nde polis tarafından yakalandı.

Aynı gece saat 01.30 sıralarında Sedat Mertoğlu (38), boşanma aşamasında olduğu Gülsüm Mertoğlu’nu (33) kesici aletle yaraladı. Olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından hastaneye kaldırılan Gülsüm Mertoğlu, yaşamını yitirdi. Hırsızlık suçundan çok sayıda kaydı bulunan Sedat Mertoğlu’nun yakalanması için çalışmalar sürüyor.

Adana: Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı Gülbahçesi Mahallesi’nde 22 Haziran Cumartesi günü Hakim Eba (23), boşanma aşamasında olduğu Şükran Eba’yı (19) kayınbiraderi Muhammet Erat’ı, kayınvalidesi Leyla Erat’ı ve kayınpederi Turgut Erat’ı katletti. Fail, daha sonra yeni doğan çocuğunu alıp olay yerinden kaçtı.

Balıkesir: Balıkesir’in Gönen ilçesinde 22 Haziran Cumartesi günü Cevri Gökyıldız (62), eşi Maizer Gökyıldız’ı (55)  ateşli silahla katletti. Ardından aynı silahla kendini vuran Cevri Gökyıldız ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldı. Durumu kritik olan fail entübe edildi.

Diyarbakır: Diyarbakır’da 23 Haziran Pazar günü saat 10.15 sıralarında Hilal Kar, imam nikahlı olduğu M.D. tarafından ateşli silahla katledildi. Olay yerinden kaçan failin yakalanması için çalışmalar sürüyor.

Antalya: Antalya’da 23 Haziran Pazar günü Abdülkadir Kocaoğlu, boşandığı Ayten Çağıran’ı kesici aletle katletti. Fail olay yerine gelen polis tarafından gözaltına alınırken, Ayten Çağıran yaşamını yitirdi.

Gaziantep: Gaziantep’in Araban ilçesinde 23 Haziran Pazar günü Mehmet Emin Mercandağı, eşi Fatma Mercandağı’nı ateşli silahla katletti. Fail, olay yerine gelen jandarma tarafından gözaltına alındı

Hakkari: Hakkari’de dünden bu yana kendisinden haber alınamayan Kübra Gültekin’in cenazesi Zap Suyu’nda bulundu.

(Kaynak: MA)

Paylaşın

AB, Türkiye’ye Kapıları Kapatıyor: Vize Ret Oranları Rekor Seviyede

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu’nun resmi verilerine göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023 yılında yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi.

2024 yılında bu oranın daha da artması beklenirken, Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türk vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Avrupa Birliği (AB), Türk vatandaşlarının vize başvurularını reddetme oranını artırarak vize uygulamasını sertleştirmeye devam ediyor. 2023 yılında 200 bin Türk vatandaşının vize başvurusu reddedilirken, bu sayının 2024 yılında daha da artması bekleniyor.

Karar Gazetesi‘nin AB Komisyonu’nun resmi verilerinden aktardığına göre, Türkiye, vize başvurularının reddedilme oranında İran’dan sonra ikinci sırada yer alıyor. 2023’te yapılan 1 milyon 55 bin 885 vize başvurusundan yaklaşık yüzde 16’sı reddedildi. Bu durum, Türkiye’nin AB ile olan Ortaklık Anlaşmaları’na rağmen vize konusunda zorluklar yaşadığını gösteriyor.

Almanya gibi bazı AB ülkelerinde vize randevuları 7 aya kadar uzayabiliyor. Randevu sonrası işlemler de birkaç ay sürebildiğinden, vize başvurularının sonuçlanması bir yılı bulabiliyor. Bu durum, özellikle aile birleşimi ve iş dünyası ziyaretleri gibi durumlarda büyük mağduriyetlere yol açıyor.

Vize ret oranlarının artmasında birçok faktör etkili oluyor. Koronavirüs pandemisi sonrası yaşanan yoğunluk, ekonomik kriz, Avrupa’ya kaçak girişler ve vizelerin daha sıkı incelenmesi bu faktörler arasında sayılabilir.

Türkiye, AB ile olan ilişkilerini gözden geçirerek ve vize sorununu gündeme getirerek bu duruma çözüm bulmaya çalışıyor. Ancak AB’nin vize politikasındaki sıkılaşma, Türkiye vatandaşlarının Avrupa’ya seyahat etmelerini zorlaştırmaya devam ediyor.

Paylaşın

Ekonomik Kriz: Vatandaş Borçlanarak ‘Yaşamaya’ Çalışıyor

Artan fiyatlar karşısında geliri yetersiz kalan vatandaş kredi kartlarına sarılmaya devam ederken, gıda-market ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar kart harcamalarını katladı.

Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) verilerine göre ocak-nisan döneminde kredi kartı ile market ve alışveriş merkezi harcamalarının tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 114,28 artış gösterdi. Kartlarla yapılan yemek harcamalarının tutarı ise yüzde 146,36 oranında arttı.

Milyonlarca yurttaş yılın ikinci yarısını korkuyla bekliyor. Temmuz itibarıyla başta enerji olmak üzere birçok üründe zam bekleniyor.

Ücretlere “enflasyonu artırır” gerekçesiyle ara zam yapılmasını istemeyen Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetimi, dolaylı vergi ve harçlara yüksek oranlı zam yapmaktan vazgeçmiyor. Benzin ve motorin fiyatlarına temmuz ayı başında otomatik ÖTV zammı gelecek.

Buna rağmen iktidar, ara zam beklentilerine kulak tıkarken borçlar yurttaşın yakasına yapıştı. Faiz oranlarının yüksek seyretmesine ve ekonomi yönetiminin iç talebi baskılayarak enflasyonu düşürme çabalarına rağmen yurttaşlar borçlanarak harcamaya devam ediyor.

Birgün’den Havva Gümüşkaya‘nın haberine göre; Tüketicilerin bankalara olan borçları 2024 yılı başından bu yana yüzde 17,7 oranında arttı. Bu dönemde bireysel kredilerin bakiyesi 185 milyar lira, kredi kartı borç bakiyesi ise 298 milyar lira artış kaydetti.

Risk Merkezi’nin verilerine göre bankalara bireysel kredi borcu bulunanların sayısı son bir yılda 1 milyon 969 bin kişi artarak nisan sonu itibariyle 40 milyon 447 bine yükseldi. Aynı dönemde 2 milyon 627 bin kişi artan kredi kartı borcu bulunanların sayısı; 37 milyon 328 bin kişiye, kredili mevduat hesabı bulunanların sayısı da 1 milyon 483 bin kişi artarak 29 milyon 230 bin kişiye çıktı.

Artan fiyatlar karşısında geliri yetersiz kalan vatandaş kredi kartlarına sarılmaya devam ederken, gıda-market ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar kart harcamalarını katladı. Bankalararası Kart Merkezi’nin (BKM) verilerine göre ocak-nisan döneminde kredi kartı ile market ve alışveriş merkezi harcamalarının tutarı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 114,28 artış gösterdi. Kartlarla yapılan yemek harcamalarının tutarı ise yüzde 146,36 oranında arttı.

Yüksek faiz politikası batık kredi miktarının artmasına neden oldu. Bankalar ve finans kuruluşlarının tüketicilerden zamanında tahsil edilemediği için icra takibine aldıkları bireysel kredi ve kredi kartı alacakları ise 31 Mayıs – 7 Haziran haftasında 1,3 milyar lira daha artarak 66,5 milyar lira oldu.

Batık kredi kartı borçlarında yüzde 86,1, batık bireysel kredi borçlarında ise yüzde 26,55 oranında artış yaşandı. Risk Merkezi’nin verilerine göre ocak-nisan döneminde bireysel kredi borcu nedeniyle icra takibine alınanların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 87 bin 15 kişi, kredi kartı borcu nedeniyle takibe alınanlar ise 176 bin 693 kişi arttı.

Paylaşın

Doğu Ve Güneydoğu’da Bin Kişiye Bir Hekim

Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, ‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı” dedi ve ekledi:

Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli.’’

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurguladı.

Ülkede sağlık kurumlarına başvuran hasta sayısı artarken, hekim dağılımındaki bölgesel eşitsizlik dikkat çekiyor.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine de yansıyan rakamlarda Urfa, Bingöl, Bitlis, Muş, Siirt, Hakkari, Şırnak, Ağrı, Iğdır, Mardin, Batman’da bin kişiye düşen hekim sayısının 1 olarak yer aldığı, hatta bazı illerde uzman hekimlerin 1 bile olmadığı görülüyor. Hastane sayıları ve yatak sayılarındaki eşitsizlik de yine bu bölgelerde fazla. Sağlık emekçileri ‘‘En önemli neden çalışma şartları. Bu tablo bize sağlıktaki eşitsizliği de belirgin şekilde gösteriyor’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı İstatistik Yıllığı’nın ardından TÜİK verileri de hekim, yatak ve hastane sayılarının bölgesel dağılımındaki eşitsizliği bir kez daha gözler önüne serdi. Bin kişiye düşen hekim sayısının en yüksek olduğu il 4 hekim ile Ankara. Bu ili İstanbul, İzmir, Eskişehir, Isparta, Trabzon, Edirne izliyor. Ege, Akdeniz, Marmara ve Karadeniz’in pek çok kentinde bin kişiye 2 hekim düşüyor.

Ancak bu oran Doğu ve Güneydoğu’da 1 olarak haritada yer alıyor. Benzer tablo hastane sayısında da kendini gösteriyor. İstanbul, çoğunluğu özel olmak üzere 234 hastane ile hastanenin en çok olduğu il olarak geliyor. Bunu 84 ile Ankara, 63 ile İzmir izliyor. Hastane sayısının en az olduğu iller ise Kilis, Ardahan, Iğdır.

Birgün’den Sibel Bahçetepe‘ye konuşan Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Dr. Veysi Ülgen, bu durumun pek çok nedeni olduğunu söyledi.

Özellikle hekim göçüne dikkat çeken Ülgen ‘‘Hekimler, bölgede çalışmak istemiyor. Özellikle KHK’lerle ihraçlar ve ihraç riski nedeniyle pek çok hekimin burada çalışma şevki kırıldı. Mezun olan hekimler 4. ve 5’inci sınıftan itibaren yurtdışına gitmenin hazırlığını yapıyor. Bu durum çalışma şartlarının ağırlığından kaynaklanıyor. Hekimler kendini güvende hissetmeyince mesleğini başka yerlerde icra etmek istiyorlar. Hekimlerin çalışma ortamı düzeltilmeli’’ dedi.

Bölgede hekim sayısının giderek düştüğünü anlatan Ülgen, ayrıca hekime şiddetin de önemli bir faktör olduğunu kaydetti. Uzman hekim sorununun arttığını vurgulayan Ülgen, şöyle devam etti: ‘‘Bin kişiye 1 hekim deniyor ama bunların büyük çoğunluğu yeni mezun ya da mecburu hizmet için gelen hekimler. Hastane ve yatak dağılımında da eşitsizlik var. Kamuda yatırımlar yetersiz. Özellikle Diyarbakır merkeze bakınca 7 özel ve 4 tane de kamu hastanesi var. Kamu hastanelerinde özellikle kardiyoloji, nöroloji gibi dallarda uzman hekim bulmak çok zor. Türkiye’nin diğer yerlerinden mecburi hizmete gelmiş o gidiyor ama buralı olan da gidiyor. Ülkeyi yönetenler önlem almak yerine ‘Giderlese gitsinler’ diyorlar. Bazı yerlerde bazı branşlarda uzman hekim bile yok.’’

Nevşehir, Niğde, Aksaray ve Bayburt’ta da bin kişiye bir hekim düşüyor. Dr. Ülgen’e göre bu durumun nedeni de hastane idarecilerin baskısı, ekonomik sorunlar ve sağlıkta şiddet.

“Eşitsizlik giderek derinleşti”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası’ndan (SES) Kubilay Yalçınkaya da sağlıktaki bölgesel eşitsizliğin giderek derinleştiğini söyledi.

Yalçınkaya ‘‘Ülke, Sağlık Bakanlığı tarafından hizmetin dengeli dağılımı için 30 bölgeye ayrılmış. Temel amaç, her bölgenin kendi sağlık hizmet ihtiyacını kendi içinde yeterliliğini sağlamak. Ancak hekim eksikliği, ülke içinde ve ülke dışına hekim göçü bunu engelledi. Özellikle şehir hastaneleri yatak ve hekim dağılımını olumsuz etkiledi. Büyükşehirlerdeki özel hastane dağılımı eşitsizliği daha da derinleştirmiş durumda. Sağlık emek göçü arttıkça hastaların sağlık hizmeti almak için göçü de artıyor’’ dedi.

Yalçınkaya, özetle şu değerlendirmeleri yaptı: ‘‘2022’de Türkiye geneli kişi başına hekime başvuru 10. En yüksek hekime başvuru olan il 12,7 ile Isparta. En düşük olan il ise 6,8 ile Hakkari.  Hakkari’de bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 0,7. Isparta’da bin kişiye düşen uzman hekim sayısı 1,4. Hakkari’de Isparta’nın yarısı kadar uzman hekim sayısı var dolayısı ile kişi başına başvuruda Ispartanın yarısı kadar.’’

TÜİK’e göre, 2023 yılında enfeksiyon ve parazit kaynaklı ölüm sayısı, son 5 yılın en yüksek seviyesine ulaştı. 2018’de 10 bin 854 kişi bu hastalıklardan yaşamını yitirirken, 2023’te ise bu sayı 19 bin 591’e yükseldi.

Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ceyhan, özetle ‘‘Bu artışın iki nedeni var; birinci neden; 3 yıl boyunca insanları izole ederek solunum yolu enfeksiyonlarının insanlar arasında yayılmasını engelledik. İkinci neden ise özellikle pandemi döneminde aşı karşıtı grupların yaydığı yanlış bilgilerin son derece rahat bir ortamda yayılması ve buna müdahale edilmemesi sonucunda insanlar daha az aşı yaptırmaya başlaması’’ dedi.

Paylaşın

ABD Ve Avrupa Birliği’nden İsrail’e “Hizbullah” Uyarısı

ABD ve Avrupa Birliği (AB), Hizbullah’a saldırı başlatması ihtimaline karşı İsrail’e uyarılarda bulunuyor. İsrail, Lübnan sınırı boyunca Hizbullah’la günlük çatışmalara giriyor.

Gazze Şeridi’nde İsrail saldırılarında hayatını kaybedenlerin sayısı ise son 24 saatte 47 artarak 37 bin 598’e yükseldi. Gazze’de İsrail saldırılarında yaralananların sayısı ise son 24 saatte 121 artarak 86 bin 32’e yükseldi.

Gazze’de İsrail saldırılarında ölenlerin yüzde 70’ini çocuklar ve kadınların oluşturduğu aktarılırken, saldırılar sonucu oluşan yıkımdan dolayı çok sayıda kişinin hala enkaz altında olduğu vurgulandı. Sivil savunma ve acil sağlık ekiplerinin bu kişilere ulaşmakta zorluk yaşadığı kaydedildi.

İşgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te İsrail askerleriyle Filistin topraklarını gasp eden yerleşimcilerin saldırılarında 7 Ekim’den beri 553 Filistinli hayatını kaybetti.

ABD’li Avrupalı yetkililer, Gazze’deki savaşın genişlemesi ve İsrail’in İran destekli Hizbullah militan grubuna karşı Lübnan’da bir saldırı başlatması ihtimali konusunda uyarıda bulunuyor.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell bugün Lüksemburg’da gazetecilere, savaşın yayılma riskinin her geçen gün arttığını söyledi. Borrell, “Maalesef savaşın genişlemesinin arifesinde olduğumuzu düşünüyorum” dedi.

Borrell ayrıca insani yardım akışını kolaylaştırmak için Gazze’de ateşkese ihtiyaç olduğunu belirterek, “Gazze’ye insani yardım ulaştırmak imkânsız hale geldi” ifadesini kullandı.

Borrell’in açıklamaları, ABD’nin en üst düzey askeri yetkilisinin İsrail’in Lübnan’a saldırmasının, Hizbullah’a yardım için İran’ı da içine çekecek daha geniş bir çatışma riskini arttıracağı uyarısında bulunmasından saatler sonra geldi.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Charles Q. Brown gazetecilere yaptığı açıklamada, “İran’ın Hizbullah’a daha fazla destek vermeye meyilli olacağını” söyledi.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu dün Gazze’de Hamas’a karşı yürütülen savaşın “yoğun aşamasının çok yakında sona ereceğini” söyledi. Ancak İsrail’in muhtemelen Lübnan sınırına asker kaydıracağını da ekledi.

İsrail’in Kanal 14 televizyonuna verdiği mülakatta Netanyahu, birliklerin kuzeye kaymasının ülkenin Hizbullah’a karşı savunma pozisyonunu güçlendireceğini ve Lübnan-İsrail sınırı yakınlarındaki çatışmalardan kaçan İsrailliler’in evlerine dönmelerine olanak sağlayacağını söyledi.

Netanyahu, Hizbullah’la çatışmaya diplomatik bir çözüm bulunmasını ümit ettiğini ancak İsrail’in “birkaç cephede birden savaşabileceğini ve bunun için de hazırlandıklarını” sözlerine ekledi.

Gazze’deki savaş ve daha geniş bir çatışma riski, İsrail Savunma Bakanı Yoav Gallant’ın ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken ve Savunma Bakanı Lloyd Austin ile bugün Washington’da yapacağı görüşmelerin odak noktası olacak.

Gallant dün Washington’a hareket etmeden önce “Gazze’de, Lübnan’da ve daha fazla bölgede gerekli olabilecek her türlü eyleme hazırız” demişti.

Netanyahu, İsrail güçlerinin Refah’taki saldırılarını tamamlamasıyla birlikte Gazze’deki çatışmaların azalmasını beklerken, İsrail’in öngörülebilir bir gelecekte orada askeri bir varlığa sahip olmayı beklediğini vurguladı.

“Ayrıca mümkünse yerel Filistinliler’le ve belki de bölge ülkelerinin dış desteğiyle, Gazze Şeridi’nde insani yardımları ve daha sonra da sivil işleri yönetecek sivil bir yönetim oluşturmak istiyoruz” dedi.

Netanyahu, Hamas’ın ya da Batı Şeria merkezli Filistin Yönetimi’nin Gazze’nin yönetiminde rol almasına karşı olduğunu yineledi. ABD daha önce İsrail’i bölgedeki askeri işgalin uzun sürmemesi yönünde uyarmıştı.

İsrail Başbakanı ayrıca, Gazze’de Hamas’la savaşan İsrail güçlerine silah sevkiyatının hızı konusunda ABD ile yaşanan anlaşmazlığın yakında çözüleceğine inandığını söyledi.

Netanyahu, “Yaklaşık dört ay önce, ABD’den İsrail’e gelen silah tedarikinde dramatik bir düşüş yaşandı. Her türlü açıklamayı aldık ama temel durum değişmedi. Son günlerde duyduklarım ışığında, bu sorunun yakın gelecekte çözüleceğini umuyor ve buna inanıyorum” diye konuştu.

ABD’li üst düzey yetkililer geçen hafta Netanyahu’nun iddiası karşısında şaşkınlıklarını dile getirmişlerdi. İsrailli yetkililer silah teslimatının hızlandırılması için Amerikalı muhataplarıyla “en üst düzeyde ve her seviyede” lobi yaptıklarını söylemiş, Netanyahu da “Aylardır bu durumda bir değişiklik olmayınca bunu kamuoyuna açıklamaya karar verdim” diyerek Washington’u kızdırmıştı.

ABD’li yetkililer ise Netanyahu’nun neyi kastettiğinden haberdar olmadıklarını söylediler. ABD, İsrail’in Hamas’a karşı yürüttüğü ve dokuzuncu ayına giren savaşta İsrail’in başlıca silah tedarikçisi konumunda.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Ekonomi Yönetiminde ‘Huzur Hakkı’ Alan Alana

14 Mayıs 2023’te yapılan seçimler sonrası Hazine ve Maliye Bakanı olarak atanan Mehmet Şimşek’in ekibinde yer alan bürokratlardan tek maaş alan yok denecek kadar az.

Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor. Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün dahi çift maaşlı olduğu gündeme taşınmıştı.

BirGün’den İsmail Arı’nın haberine göre geçen sene ekonomi yönetiminin başına getirilen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in neredeyse “tek koltuğu” olan bürokratı yok. Şimşek’in yardımcıları ve genel müdürleri iki, hatta üç koltukta birden oturuyor.

İktidar, kamuda tasarruf paketi kapsamında kamuoyunda ‘ballı’ veya birden çok yerden maaş olarak bilinen kamu işletme ve idarelerinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerine üst sınır getirileceğini açıklamıştı.

Ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, kamu çalışanlarına çift maaş verilmeye devam edileceğini belirterek, “Bu maaşları vermeyelim dersek kamuyu zarara sokuyoruz” demişti. Yandaş çift maaşları ile sefa sürerken halk ise ekonomik krizinin pençesinde ezilip geçim mücadelesi veriyor. Asgari ücrete zam yapılmadığı gibi vergiler de peş peşe artırılıyor.

Yurttaşın her geçen gün ezildiği bu ekonomik tablonun sorumlusu olan Bakan Şimşek’in bürokratlarının sahip olduğu koltuklar ise şöyle:

Abdullah Erdem Cantimur: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Ziraat Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
İsmail İlhan Hatipoğlu: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Telekom Yönetim Kurulu Başkanı
Osman Çelik: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı
Zekeriya Kaya: Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı, TÜPRAŞ Yönetim Kurulu Üyesi

Selçuk Sevinç: Vergi Denetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Devlet Malzeme Ofisi (DMO) Yönetim Kurulu Üyesi
Mustafa Koç: Hazine ve Maliye Bakanlığı Strateji Geliştirme Başkanı, Devlet Malzeme Ofisi Yönetim Kurulu Üyesi
Mert Özarar: Hazine ve Maliye Bakanlığı Bilgi Teknolojileri Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Üyesi
Fatih Altınkayık: Hazine ve Maliye Bakanlığı Personel Genel Müdürü, Türkşeker Yönetim Kurulu Üyesi

Didem Bahar Özgün Yılmaz: Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ekonomik Programlar ve Araştırmalar Genel Müdürü, Türk Eximbank Yönetim Kurul Üyesi
Serdar Ülker: Hazine ve Maliye Bakanlığı Finansal Piyasalar ve Kambiyo Genel Müdür Yardımcısı, Kredi Garanti Fonu Yönetim Kurulu Üyesi,
Kerem Dönmez: Hazine ve Maliye Bakanlığı Dış Ekonomik İlişkiler Genel Müdürü, Katılım Finans Kefalet A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi, Türkiye Kalkınma ve Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyesi
Muhammet Faruk Aykut: Hazine ve Maliye Bakanlığı Kamu Sermayeli Kuruluş ve İşletmeler Genel Müdürü, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Yönetim Kurulu Üyesi

Ömer Karademir: Maliye Bakanlığı Kamu Finansmanı Genel Müdürü, Türkiye Kalkınma Bankası Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Nazmi Zarifi Gürkan: Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürü, Türkiye Denizcilik İşletmeleri Yönetim Kurulu Başkanı
Bekir Bayrakdar: Gelir İdaresi’nin Başkanı, Merkez Bankası Denetleme Kurulu Üyesi, ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi
Bekir Emre Haykır: Özelleştirme İdaresi’nin Başkanı, PETKİM Yönetim Kurulu Üyesi, Ereğli Demir Ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi

Basın danışmanı bile çift maaşlıydı

Mehmet Şimşek’in Basın Danışmanı Sibel Tokgöz’ün çift maaşlı olduğunu da BirGün gazetesi gündeme taşımıştı. Tokgöz basın danışmanlığı görevinin yanında bir de “Borsa İstanbul, Takas İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği” tarafından kurulan Merkezi Kayıt Kuruluşu A.Ş.’nin (MKK) Yönetim Kurulu Üyesi idi. 3 Ağustos’ta bu göreve atanan Gazetecilik Bölümü mezunu Tokgöz’ün ekonomi eğitimi de bulunmadığı da öğrenilmişti.

Tokgöz ise çift maaş aldığı kabul ederek, “Bu (çift maaş) sadece benim şahsıma özel değil” demişti. Haberin ardından MKK’nin resmi internet sitesindeki “Yönetim Kurulu” bölümünde Sibel Tokgöz’ün ismi çıkarılmıştı.

Paylaşın

Çok Kritik Maddeler “Vergi Paketi” Taslağından Çıkarıldı

Farklı kesimlerden tepkilerin yükseldiği ve bu hafta Meclis’e sunulması beklenen vergi paketi taslağında kritik maddeler üzerinde değişiklik yapıldı. Servet vergisi ve borsada kazanç vergisi gibi maddeler geri çekildi.

Ekonomim‘de yer alan ve 5 kez tadil edilen paketten çıkarılan maddeler ve detayları şöyle:

Servet vergisi: Gelirler İdaresi Başkanlığı, beyana tabi geliri ile yapılan harcamalar arasında yüzde 20’nin üzerinde uyumsuzluk olan mükelleflerden özel gider bildirimi istenmesini, izah edilemeyen fark tutarlarından ise servet vergisi alınmasını talep etti. Bu madde taslaktan çıkarıldı.

Borsada kazanç vergisi: Borsa İstanbul’da (BIST) işlem gören ve 3 yıldan kısa süreyle elde tutulan hisse senetlerinin alım satımından elde edilen kazançlardan vergi alınmak üzere hazırlanan maddeye göre; borsa kazancından kesilecek vergi, hisse senetlerinin elde tutulma süresine göre, 3 aya kadar yüzde 10, 6 aya kadar yüzde 7.5, 1 yıla kadar yüzde 5, 3 yıla kadar yüzde 2.5, 3 yıl üstü için yüzde 0 olması planlandı. Ancak taslaktaki bu madde geri çekildi.

Yeme yüzde 10 gübreye yüzde 20 KDV: Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye’de daha önce uygulandığı gibi yem satışında yüzde 10, gübre satışında ise yüzde 20 KDV alınmasını önerdi. Her iki üründe de hâlen yüzde 1 KDV uygulanıyor. KDV’nin artırılması halinde çiftçilere Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinden doğrudan destek ödemesi yapılması önerildi. Bu kapsamda 2023 yılı satışlarına göre, yemde 15 milyar lira, gübrede ise yaklaşık 19 milyar lira yıllık gelir etkisi bekleniyordu. Ayrıca yatırım teşvik belgesi kapsamında olmayan Ar-Ge, yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunanlara uygulanan KDV istisnasının kaldırılması da talep edildi. Bu kritik madde de taslaktan çıkarıldı.

Tapuda gerçek bedelle satış: Taslağa eklenen maddelerden biri de emlak vergileri ve tapu harçlarının gayrimenkullerin emlak vergisine esas değeri (belediye rayici) değil bölgesel rayiç bedeli üzerinden tahsil edilmesiydi. Ekspertizler aracılığıyla belirlenen bölgesel rayiç bedeli fiyatları üzerinden tapu harcı ödemeleri ve emlak vergisi ödemelerini tahsil edilmesi üzerinde çalışılırken, söz konusu maddenin taslaktan çıkarılmasına karar verildi.

Kiraya yüzde 20 stopaj ve birden fazla eve vergi: Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın önerdiği maddeye göre; kiracı kirasını her ay bankaya yatıracak. Banka, hesaba düşen kira parasının yüzde 20’sini vergi olarak kesip Maliye’ye gönderecek, geriye kalanı ev sahibinin hesabında bırakacak. Kirada stopaj uygulamasına geçilmesiyle devletin ev sahiplerinden 40 milyar liralık kira vergisi tahsil edeceği hesaplandı. Ayrıca 1’den fazla evi olanlardan da yine fazladan vergi alınması talep edildi. Ancak her iki madde de taslaktan çıkarıldı. Öte yandan kira kontratlarının e-devlet üzerinden yapılması konusunda görüşbirliğine varılsa da taslakta bu konuda herhangi bir adım atılmadı.

Kitapta vergi istisnasının kaldırılması: 3065 sayılı Kanun uyarınca basılı kitap ve süreli yayınların teslimi KDV’den istisna tutuluyor. Uygulamada, istisna kapsamında olmayan yayınlar ve kırtasiye ürünlerine de istisna uygulandığının tespit edildiği, mükelleflerin istisna nedeniyle genel giderleri ve ATİK yüklenimlerini de iade alabildiklerinin belirlendiği gerekçeleriyle bu istisnanın yürürlükten kaldırılması önerildi. Söz konusu istisnanın kaldırılmasıyla toplam 2,3 milyar TL gelir hedeflendi. Bu madde de kabul edilmedi.

Basit usul esnaf ve vergisi muafının kaldırılması: Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın talep ettiği en kritik maddelerden biri de yaklaşık 850 bin esnafı ilgilendiren basit usul vergi muafiyetinin büyükşehirlerde kaldırılarak, söz konusu esnaf için gerçek vergilendirmeye geçilmesiydi. Taksici, berber, marangoz, tesisatçı, tuhafiyeci, terzi gibi işlerle uğraşanları doğrudan etkileyecek olan madde, taslağa eklenmedi.

Yurt dışı çıkış harcı 1500 TL olarak taslakta: Yurt dışı çıkış harcıyla ilgili artış oranı 10 kat olarak belirlenerek, 150 TL’den 1500 TL’ye yükseltilmek üzere taslaktaki yerini aldı. Maddenin kritik ayrıntısı ise yurt dışı çıkış harcının her yıl değerleme oranında artırılacak olması. Bu da harcın yıllar içinde katlanarak artacağı anlamını taşıyor.

Engellilere ÖTV istisnası yerine nakit destek verilmesi: Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı engellilere uygulanan ÖTV istisnalarının kaldırılarak nakit destekte bulunulması konusunda öneride bulundu. Ancak söz konusu öneri taslağa girmedi. Engellilerle ilgili ÖTV istisnası araçlar için devam edecek olsa da mevcut durumda beş yılda bir yararlanılan bu sürenin 10 yıla çıkarılması öngörülüyor. Madde taslağa bu şekilde geçirildi.

İdari para cezalarına gecikme zammı: Kabahatler Kanunu’nda düzenleme yapılarak İcra ve İflas Kanunu’na göre takip edilen idari para cezalarını kapsayacak şekilde tüm idari para cezalarına gecikme zammı uygulanması talep edildi. Ancak söz konusu madde taslağa eklenmedi.

BAĞ-KUR ve SSK PRİM gün sayısı eşitlenmesi: EYT düzenlemesinin ardından Bağ-Kur’lu küçük esnafın prim gün sayısının, SSK’lı çalışanlarla eşitlenmesine yönelik herhangi bir madde vergi paketinde yer almadı. EYT’den gelen maddi yükü taşımakta zorlanan hükümet, yaklaşık 1 milyon Bağ-Kur’lunun 5 yıl erken emekli olmasının yolunu açacak olan düzenlemeye sıcak bakmıyor.

Paylaşın

AK Parti’de “Vergi Paketi” Kavgası: Mehmet Şimşek’i Zora Sokup…

Radikal düzenlemelerinin yer aldığı 104 sayfalık son vergi paketinin, AK Parti içindeki gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olabileceği ifade ediliyor.

Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor.

Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor

10haber yazarı ve ekonomi gazetecisi Erdal Sağlam, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a mayıs ayında yapılan 104 sayfalık vergi paketini basına sızdıranların Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten memnun olmayan ve yıpratmaya çalışan AKP’li isimler olduğunu yazdı.

Sağlam, bugünkü “Vergi paketinin tamamı sızdı, sebebi AKP içindeki kavga” başlıklı yazısında, “Radikal vergi düzenlemelerinin yer aldığı son vergi paketinin, AKP içinde gruplar arasında kızışan kavga nedeniyle sızdırılmış olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor” ifadelerini kullandı.

Erdal Sağlam “Sızmanın doğrudan bu AKP’liler tarafından, ya da onların 104 sayfalık sunumu gönderdiği bazı iş insanlarının kanalıyla olma ihtimali bir hayli yüksek görünüyor. Bunun nedeni olarak da özellikle koltuklarından olmak istemeyen, yerel seçimindeki başarısızlığın faturasını tümüyle Bakan Şimşek’in ısrarıyla seçim öncesi popülist kararların alınamamasına bağlayan mevcut parti yöneticileri gösteriliyor” ifadelerine yer verdi.

“Bakan Şimşek’i zora sokup”

Erdal Sağlam, “Bir süredir bu yöndeki tavırlarını sürdüren mevcut yöneticilerin, özellikle iş dünyası tarafından tepki çekmesi muhtemel vergi düzenlemeleri nedeniyle, Bakan Şimşek’i zora sokup, maddelerin uygulanmasını önlemek için bunu yapmış olabilecekleri belirtiliyor” diye yazdı.

Taslakta bazı maddelerin değiştirilmesine kesin gözüyle bakıldığını belirten Sağlam, “Öğrendiğimiz kadarıyla taslakta yurt dışına çıkış harcı olarak 3 bin TL alınmasının önerildiği, ancak tartışmalar sonucunda bunun 1500 liraya inmesinin kararlaştırıldığını biliyoruz. Bunun gibi başka tartışmalı maddeler de taslakta yer alıyor. Bunun içinde bahşişlerden vergi alınması, kuryelerin vergi kapsamına alınması gibi maddeler bulunuyor” ifadelerini kullandı.

Paylaşın

Milyarder Aileye İşçi Sömürüsünden Hapis Cezası

İngiltere’nin en zenginlerinden Prakash Hinduja ile eşi, oğlu ve gelini, Cenevre’deki göl kenarındaki lüks villalarında çalıştırdıkları ve çoğunluğu okuma yazma bilmeyen işçileri sömürdükleri gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı.

2007’de benzer suçlamalarla hakim karşısına çıkan Hinduja ailesinin endişe duyduğu diğer konulardan birinin de ayrı bir vergi davası olduğu biliniyor.

Kararını resmi sosyal medya hesabında yaptığı bir paylaşımla yorumlayan Hintli milletvekili Sagarika Ghose, “Hindistan’da sahip olmadığımız ama çaresizce ihtiyaç duyduğumuz şey: Kanun önünde eşitlik” ifadelerini kullandı.

İsviçre Ceza Mahkemesi, göç ederek geldikleri İsviçre’de yaşayan ve İngiltere’nin en zenginlerinden olan Hinduja ailesinin dört mensubunu işçi istismarından mahkum etti. Kamal Hinduja, eşi, oğlu ve gelini; işçilerin pasaportlarına el koymayı, dışarı çıkmalarını yasaklamayı ve günde 18 saate kadar çalıştırmayı da içeren bir dizi istismardan ötürü hüküm giydi.

Savcılar, evde çalıştırılan Hint asıllı işçilerin çok az, ya da hiç tatil yapmadığını, Hinduja ailesinin verdiği davetler sırasında geç saatlere kadar çalıştığını, işçilerin bodrum katında, bazen yerdeki bir şilte üzerinde uyuduğunu ve Kamal Hinduja’nın evde bir tür “korku iklimi” tesis ettiğini ifade ettiler.

Mahkeme, 79 yaşındaki Prakash Hinduja’ya, eşi Kamal’a, oğlu Ajay’a, gelini Namrata’ya dört ila dört buçuk yıl arasında hapis cezası verdi. Diğer taraftan aileye yöneltilen insan kaçakçılığı suçlamaları mahkeme tarafından reddedildi.

İşçilerin çoğunlukla okuma yazma bilmeyen Hintlilerden oluştuğu ve ücretlerini İsviçre frangı olarak değil, Hint Rupisi olarak aldıkları ve bu paraların İsviçre’den erişimlerinin olmadığı Hint bankalarına yatırıldığı da dava dosyasına girdi. Çalışanların aylık kazancı 220 ila 400 İsviçre Frangı (8.080 ila 14.694 Türk Lirası) aralığındaydı.

Hinduja ailesini temsil eden avukatlar ise davayı temyize taşıyacaklarını açıkladılar. Kamal Hinduja’nın avukatı Robert Assael, insan kaçakçılığı suçlamalarına yönelik mahkemenin sanıkların lehine aldığı karardan ötürü memnuniyet duyduğunu, ancak aynı memnuniyetin hapis cezasında geçerli olmadığını söyledi.

“Müvekkillerimizin sağlığı çok kötü, onlar yaşlı insanlar,” diyerek ailenin neden mahkemeye gelmediğini açıklayan avukat, anne Kamal Hinduja’nın yoğun bakımda olduğunu, ailesinin de ona refakat ettiğini belirtti.

Davada beşinci sanık olarak tanınan işletmenin sorumlusu Najib Ziazi ise 18 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı.

Bununla beraber, İsviçre Ceza Mahkemesi’nin kararını resmi sosyal medya hesabında yaptığı bir paylaşımla yorumlayan Hintli milletvekili Sagarika Ghose, “Hindistan’da sahip olmadığımız ama çaresizce ihtiyaç duyduğumuz şey: Kanun önünde eşitlik” ifadelerini kullandı.

Prakash Hinduja, üç kardeşiyle birlikte bilgi teknolojileri, medya, enerji, gayrimenkul ve sağlık hizmetleri gibi sektörlerde faaliyet gösteren bir holdinge liderlik ediyor. Forbes dergisine göre Hinduja ailesinin net serveti 18.6 milyar euro civarında.

2007’de benzer suçlamalarla hakim karşısına çıkan Hinduja ailesinin endişe duyduğu diğer konulardan birinin de ayrı bir vergi davası olduğu biliniyor.

(Kaynak: Euronews Türkçe)

Paylaşın