Gıda Enflasyonu: Türkiye, OECD Ülkeleri Arasında Zirvede

OECD’ye üye ülkelerde gıda enflasyonu üst üste 10. ayda da gerilerken, ortalama gıda enflasyonu ise yüzde 8,1 oldu. 9 OECD ülkesinde gıda enflasyonu hala yüzde 10’un üzerinde seyrediyor. Türkiye yüzde 75 gıda enflasyonuyla zirvede yer aldı.

ZMO Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez, gıda fiyatlarının yükselmesinin sebebi olarak tarımsal fiyat endeksindeki artışı gösterdi. Dr. Fatih Özden ise bu durumun yeni olmadığına dikkat çekti.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), geçen hafta üye ülkelerin eylül ayı gıda enflasyonunu yayımladı. Buna göre OECD ülkelerinin genelinde gıda enflasyonunda düşüş sürerken Türkiye yüzde 75’le zirvede yer aldı. Türkiye 2’nci sıradaki Macaristan’ın dahi 62 puan üstünde yer aldı.

OECD’nin raporuna göre üye ülkelerin gıda ortalaması üst üste 10’uncu ayda da geriledi. Ortalama gıda enflasyonu ise yüzde 8,1 oldu. Ancak gıda enflasyonu 9 OECD ülkesinde hâlâ yüzde 10’un üzerinde seyrediyor.

Öte yandan yıllık enflasyon oranı ise ağustos ayındaki yüzde 6,4 seviyesinden eylül ayında yüzde 6,2’ye düştüğünü açıklandı. OECD tarafından yapılan açıklamaya göre enflasyon oranı eylül ayında ağustos ayına göre 27 OECD ülkesinde düşerken diğer sekiz ülkede arttı. Eylül ayında Türkiye, Macaristan ve Kolombiya’da çift haneli enflasyon kaydedildi.

Rapora göre gıda enflasyonunun en düşük olduğu 5 ülke şöyle:

Çekya: -%3
ABD: %2,4
İsviçre: %3,8
Finlandiya: %4,6
Avustralya: %4,7

Rapora göre gıda enflasyonunun en yüksek olduğu 5 ülke ise şöyle:

Türkiye: %75
Macaristan: %13,2
İzlanda: %12,4
Birleşik Krallık: %12,2
Kolombiya: %11,5

Birgün’den Aycan Karadağ’a tabloyu değerlendiren Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Yönetim Kurulu Başkanı Baki Remzi Suiçmez gıda fiyatlarının yükselmesinin sebebi olarak tarımsal fiyat endeksindeki artışı gösterdi. Gıda enflasyonundaki yükselişin sadece bir sonuç olduğunu ifade eden Suiçmez şöyle devam etti:

“Tarımsal üretim planlaması ile arz talep dengesi sağlanamazsa, girdi maliyetleri düşürülmezse, yeterli destek verilmezse, tarımsal kredi ortamı iyileştirilmezse, aracılık sistemi tekelleşen zincir marketler denetlenmezse gıda fiyatları düşmez. Güçlü, demokratik üretici ve tüketici kooperatiflerinin yetersizliği nedeniyle üretici geliri azalırken tüketiciler fahiş fiyatla gıdaya erişebiliyor. Kamu yönetimindeki düzenleme ve denetim yetersizliği sonucu fiyat spekülasyonu önlenemiyor. Yerli üretimi ve üreticiyi koruyacak kamucu tarım politikaları yerine dışa bağımlı, özelleştirmeci, destekleri azaltıcı neoliberal tarım politikaları durumu bu hale getirdi.”

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Dr. Fatih Özden ise bu durumun yeni olmadığına dikkat çekti. Özden şunları söyledi:

“Daha önce döviz fiyatları, girdi fiyatları deniyordu ama bu sefer beklentiler de devreye girmeye başladı. Bu fiyat artışını da beklentiler tetiklemeye başladı. Bu koşullarda insanlar da nerede daha uygun bir şey bulursa onu almaya çalışıyor. Bu da talebi öne çekiyor. Ekonomiyi yönetenlerin de bütün çabası bu talebi baskılamak üzerine. Ancak talep baskılanamadığı için de gıda enflasyonunda artış yaşanmaya devam ediyor.”

Paylaşın

10 Aylık Bütçe Açığı 608,1 Milyar Lira

2023 yılının ilk on aylık döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 4 trilyon 521,8 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 913,7 milyar lira ve bütçe açığı ise 608,1 milyar lira oldu.

Haber Merkezi / Ekim ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 569,2 milyar lira, bütçe gelirleri 473,8 milyar lira ve
bütçe açığı 95,5 milyar lira olarak gerçekleşti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, “Ekim 2023 Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri” raporunu yayınladı.

Buna göre; Ekim ayında merkezi yönetim bütçe giderleri 569,2 milyar lira, bütçe gelirleri 473,8 milyar lira ve bütçe açığı 95,5 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 502,4 milyar lira ve faiz dışı açık ise 28,7 milyar lira olarak gerçekleşti

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı ekim ayında 83 milyar 254 milyon lira açık vermiş iken 2023 yılı ekim ayında 95 milyar 461 milyon lira açık verdi. 2022 yılı ekim ayında 22 milyar 110 milyon lira faiz dışı açık verilmiş iken 2023 yılı ekim ayında 28 milyar 651 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri ekim ayı itibarıyla 569 milyar 211 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 66 milyar 810 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 502 milyar 401 milyon lira oldu.

2023 yılında merkezi yönetim bütçe giderleri için öngörülen 5 trilyon 589 milyar 85 milyon lira ödenekten ekim ayında 569 milyar 211 milyon lira gider gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayında ise 307 milyar 416 milyon lira harcama yapıldı.

Ekim ayı bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 85,2 oranında arttı. Giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 10,9 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı ayına göre yüzde 104 oranında artarak 502 milyar 401 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz hariç giderlerin bütçe ödeneklerine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 9,8 iken 2023 yılında yüzde 10,2 oldu.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri ekim ayı itibarıyla 473 milyar 750 milyon lira olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 409 milyar 427 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 54 milyar 293 milyon lira oldu.

2022 yılı ekim ayında bütçe gelirleri 224 milyar 162 milyon lira iken 2023 yılının aynı ayında yüzde 111,3 oranında artarak 473 milyar 750 milyon lira olarak gerçekleşti. Bütçe tahminine göre bütçe gelirlerinin ekim ayı gerçekleşme oranı 2022 yılında yüzde 8,8 iken 2023 yılında yüzde 9,6 oldu.

2023 yılı ekim ayı vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 125,2 oranında artarak 409 milyar 427 milyon lira oldu. Vergi gelirlerinin bütçe tahminine göre gerçekleşme oranı ise 2022 yılında yüzde 8,3 iken 2023 yılında yüzde 9,6 oldu.

2023 yılı Ocak-Ekim döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri 4 trilyon 521,8 milyar lira, bütçe gelirleri 3 trilyon 913,7 milyar lira ve bütçe açığı 608,1 milyar lira olarak gerçekleşti. Ayrıca, faiz dışı bütçe giderleri 3 trilyon 984,1 milyar lira ve faiz dışı açık ise 70,4 milyar lira oldu.

Merkezi yönetim bütçesi 2022 yılı Ocak-Ekim döneminde 128 milyar 754 milyon lira açık vermiş iken 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde 608 milyar 63 milyon lira açık verdi.

2022 yılı Ocak-Ekim döneminde 139 milyar 501 milyon lira faiz dışı fazla verilmiş iken 2023 yılı Ocak-Ekim döneminde 70 milyar 389 milyon lira faiz dışı açık verdi.

Merkezi yönetim bütçe giderleri Ocak-Ekim dönemi itibarıyla 4 trilyon 521 milyar 796 milyon lira olarak gerçekleşti. Faiz harcamaları 537 milyar 674 milyon lira, faiz hariç harcamalar ise 3 trilyon 984 milyar 122 milyon lira olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ocak-Ekim döneminde merkezi yönetim bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 94,2 oranında artarak 4 trilyon 521 milyar 796 milyon lira olarak gerçekleşti.

Faiz hariç bütçe giderleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 93,4 oranında artarak 3 trilyon 984 milyar 122 milyon lira olarak gerçekleşti.

Merkezi yönetim bütçe gelirleri Ocak-Ekim dönemi itibarıyla 3 trilyon 913 milyar 733 milyon lira olarak gerçekleşti. Vergi gelirleri 3 trilyon 391 milyar 461 milyon lira, genel bütçe vergi dışı gelirleri ise 437 milyar 410 milyon lira oldu.

2022 yılı Ocak-Ekim döneminde bütçe gelirleri 2 trilyon 199 milyar 422 milyon lira iken 2023 yılının aynı döneminde yüzde 77,9 oranında artarak 3 trilyon 913 milyar 733 milyon lira olarak gerçekleşti.

2023 yılı Ocak-Ekim dönemi vergi gelirleri tahsilatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 85,3 oranında artarak 3 trilyon 391 milyar 461 milyon lira oldu.

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Tarım Üretici Enflasyonu Yüzde 62,56

Tarım üretici enflasyonu ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,13 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 44,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,56 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,35 arttı.

Haber Merkezi / Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi (Tarım-ÜFE) Ekim 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre; Tarım üretici enflasyonu ekim ayında bir önceki aya göre yüzde 1,13 azalış, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 44,93 artış, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 62,56 artış ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 85,35 arttı.

Sektörlerde bir önceki aya göre, tarım ve avcılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,31 azalış, ormancılık ürünleri ve ilgili hizmetlerde yüzde 1,56 artış ve balık ve diğer balıkçılık ürünlerinde yüzde 3,64 artış gerçekleşti.

Ana gruplarda bir önceki aya göre tek yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 4,32 azalış, çok yıllık bitkisel ürünlerde yüzde 1,62 azalış ve canlı hayvanlar ve hayvansal ürünlerde yüzde 3,11 arttı.

Yıllık artışın düşük olduğu alt gruplar sırasıyla, yüzde 13,71 ile lifli bitkiler ve yüzde 21,20 ile tahıllar (pirinç hariç), baklagiller ve yağlı tohumlar oldu.

Buna karşılık, yıllık artışın yüksek olduğu alt gruplar ise sırasıyla, yüzde 168,05 ile yağlı meyveler ve yüzde 164,52 ile üzüm oldu. Bir önceki yılın aynı ayına göre azalış gösteren tek alt grup ise yüzde 19,08 ile turunçgiller oldu.

Bir önceki aya göre azalışın yüksek olduğu alt gruplar yüzde 8,04 ile sebze ve kavun-karpuz, kök ve yumrular ve yüzde 6,66 ile yumuşak çekirdekli meyveler ve sert çekirdekli meyveler oldu.

Bir önceki aya göre artışın yüksek olduğu alt gruplar, yüzde 65,28 ile diğer ağaç ve çalı meyveleri ile sert kabuklu meyveler ve yüzde 35,65 ile yağlı meyveler oldu.

Ekim 2023’te, endekste kapsanan 92 maddeden, 35 maddenin ortalama fiyatında azalış, 44 maddenin ortalama fiyatında ise arttı.

Paylaşın

Goldman Sachs, Türkiye İçin 2023 Yılı Cari Açık Beklentisini Düşürdü

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, Türkiye için 2023 cari açık/GSYH tahminini yüzde 4,8’den yüzde 4,1’e çekti. 2024 yılı için ise banka piyasa beklentisinin altında olan yüzde 1,8’lik beklenti içinde olduğunu belirtti.

Goldman Sachs, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan veriler cari dengede iyileşmeye işaret etmişti.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Türkiye ekonomisinde iki yılın en yüksek aylık cari fazlası kaydedilirken, Goldman Sachs da cari açığa ilişkin beklentilerini değiştirdi.

Türkiye’de cari açığın artık risk oluşturmadığını belirten Goldman Sachs, açığın daha sürdürülebilir seviyelere doğru ilerlediğine işaret etti.

Banka 2023 cari açık/GSYH tahminini yüzde 4,8’den yüzde 4,1’e çekti. 2024 yılı için ise banka piyasa beklentisinin altında olan yüzde 1,8’lik beklenti içinde olduğunu belirtti.

Goldman Sachs değerlendirmesinde söz konusu öngörülerin önemli ölçüde yükselen faiz oranlarının bir sonucu olarak daha büyük faiz oranı ödemelerini yansıtan” birincil gelir açığının genişlemesini içerdiğini de ifade etti.

Banka tahvillere önümüzdeki dönemde girişler yaşanmasını öngörüyor.

Banka değerlendirmesinde “Cari işlemler hesabının artık bir risk oluşturmayacağını düşünüyoruz çünkü hem ileriye dönük olarak iyileşmeye devam etmesini bekliyoruz hem de faizlerdeki artışın bunu karşılamak için yeterli fonlamayı çekeceğine inanıyoruz” ifadelerini kullandı.

Pazartesi günü Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan veriler cari dengede iyileşmeye işaret etmişti.

Türkiye’de cari denge Eylül ayında dış ticaret açığındaki daralmanın desteğiyle 2021’den bu yana ikinci kez fazla verdi.

Cari denge Eylül’de 1,4 milyar dolarlık Bloomberg anketi beklentisinin üzerinde, 1,88 milyar dolar fazla verdi. Ağustos ayında açıklanan 619 milyon dolarlık açık 357 milyon dolar açık olarak revize edildi. Yıllıklandırılmış cari açık Eylül ayında 51,7 milyar dolar oldu. Ağustos’ta yıllıklandırılmış açık 57 milyar dolar seviyesinde açıklanmıştı.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı Eylülde 3,66 milyar dolar ile Ağustos’ta kaydedilen 7,1 milyar dolarlık açığa göre önemli ölçüde geriledi.

Paylaşın

Deutche Bank: 2024’ün En İyi Yatırımı TL Cinsi Tahviller Olabilir

Dünyanın en büyük bankaları arasında yer alan Deutche Bank, 2023 yılında en kötü performansı gösteren gelişen ülke tahvili olan TL tahvillerinin, 2024 yılında en iyi performans gösteren tahviller arasında olacağını öngördü.

Banka ayrıca, “Yüksek enflasyon TL’de nominal değer kaybının kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor ancak gelecek sene ve sonrasında bu değer kaybının daha kademeli olmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

BloombergHT’de yer alan habere göre; Deutche Bank analistlerine göre lira cinsi tahviller 2024 yılının en iyi yatırımı olabilir.

Christian Wietoska öncülüğündeki analistler “Yapısal olarak boğa tutumuna dönmek için hâlâ birkaç ay daha var. TL tahvillerde 200-400 baz puanlık daha fiyatlama aralığı olacaktır. Bundan sonra ise bu tahviller yapısal perspektif dolayısıyla değer sunacaktır” ifadesini kullandı.

Deutsche Bank, son yıllarda para politikasına müdahale gibi nedenlerle milyarlarca TL’lik çıkış olduğu varlık sınıfında dönüş bekleyen diğer kurumlara katıldı. Geçen ay da JPMorgan stratejistleri, 10 yıllık lira cinsi tahvillerin getirisi için adil değeri yüzde 35,7 civarında gördüklerini ve bu seviyeye ulaşana kadar “beklemede kalacaklarını” açıklamıştı.

Geçen ay Merkez Bankası 5. toplantıda da faiz artırarak politika faizini yüzde 35’e yükseltirken bankaların devlet tahvili alma zorunluluğu kaldırılmıştı.

Deutsche analistleri enflasyonist baskılar, yüksek hacimi tahvil ihraçları ve en az 500 baz puanlık daha faiz artışının yıl sonuna dek tahvillerde daha fazla değer kaybına yol açacağını belirtti.

Analistler ayrıca “Yüksek enflasyon TL’de nominal değer kaybının kaçınılmaz olduğu anlamına geliyor ancak gelecek sene ve sonrasında bu değer kaybının daha kademeli olmasını bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Paylaşın

Bakan Şimşek’ten İyileşme Mesajı

Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin açıklama yapan Bakan Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz” dedi.

Haber Merkezi / Hazne ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, sosyal medya hesabından Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan eylül ayı ödemeler dengesi verilerine ilişkin paylaşım yaptı.

Cari dengedeki olumlu seyre işaret eden Şimşek, “Yıllık cari dengede son iki ayda 7,3 milyar dolar iyileşme sağlandı. Program öngörülerimiz doğrultusunda bu iyileşmenin devamını bekliyoruz.” değerlendirmesini yaptı.

Ekonomi bu yıl ikinci kez cari fazla verdi

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) yayımladığı verilere göre cari denge 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Haziran ayında Türkiye ekonomisinde 693 milyon dolarlık cari fazla verilmişti. Bundan önce 2021 yılında dört aylık bir cari fazla serisi kaydedilmiş, 2021 yılının Ekim ayında 4,1 milyar dolarlık cari fazla görülmüştü.

TCMB verilerine göre 12 aylık cari açık 51,7 milyar dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre 2023 yılında cari açığın 42,5 milyar dolar olması bekleniyor.

Çekirdek denge olarak bilinen altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı Eylül ayında 7,1 milyar dolar fazla verdi. Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3,7 milyar dolar olarak gerçekleşti.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6,3 milyar dolar olurken bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5,03 milyar dolar oldu.

Eylül’de doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi. Portföy yatırımları ise 1,02 milyar dolar tutarında net giriş gösterdi.

Resmi rezervlerde bu ay 7,7 milyar dolarlık artış olurken net hata noksan girişi 208 milyon dolar olarak kaydedildi.

Paylaşın

Goldman Sachs, Merkez Bankası’nın Faiz İndirimine Başlayacağı Tarihi Verdi

ABD merkezli çokuluslu yatırım bankası Goldman Sachs, 2024 görünüm raporunda Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’na (TCMB) ilişkin tahminlerini paylaştı. Raporda, TCMB’nin bu yıl faiz artırımlarına devam edeceği ve politika faizinin yüzde 40’a kadar yükseleceği öngörüldü.

Goldman Sachs, 2024 yılının 3. çeyreğinde faiz indirimlerinin başlayacağı, yıl sonunda faizin yüzde 40’tan yüzde 25’e gerileyeceği tahminine yer verdi. Yıl sonunda enflasyonun da yüzde 35’e gerileyeceği öngörüldü.

Merkez Bankası (TCMB) son toplantısında politika faizini 500 baz puanlık artışla yüzde 30’dan yüzde 35’e yükseltmiş ve faiz artırım döngüsünün süreceği mesajını vermişti.

Bankacılık sistemindeki likidite fazlası ortadan kaldırıldı

Öte yandan Merkez Bankası’nın (TCMB) zorunlu karşılıklarla ilgili uygulamasının devreye girmesinin ardından sistemdeki likidite fazlası çekildi. TCMB verilerine göre 10 Kasım itibariyle net fonlama 75,6 milyar TL ile pozitife döndü. Verilere göre Ekim sonu itibariyle sistemdeki likidite fazlası 228,6 milyar TL seviyesindeydi.

Kasım başında açıklanan önlemlerle TCMB kur korumalı mevduatlarda zorunlu karşılık oranlarını artırırken, yabancı para mevduatta TL cinsi ilave karşılık uygulaması getirmişti. Söz konusu önlemlerle sistemden 350 milyar TL çekilmesi öngörülüyordu.

Bankacılık sisteminde likidite çekilirken TCMB taraflı Döviz karşılığı TL swap piyasasında yabancı para swap stoku 55,7 milyar dolar oldu. Altın karşılığı TL swap piyasasında ise swap stoku 3,2 milyar dolar olarak kaydedildi.

Döviz depo stoku ise 290 milyon dolar oldu. Gün sonu toplam swap pozisyonu ise döviz depolar dahil 58,9 milyar dolar olarak gerçekleşerek yeni tarihi zirveye işaret etti.

Paylaşın

12 Aylık Cari Açık 51,7 Milyar Dolara Geriledi

12 aylık cari açık 51 milyar 7 milyon dolara geriledi. Orta Vadeli Program’daki (OVP) öngörülere göre, 2023 yılında cari açığın 42 milyar 5 milyon dolar olması bekleniyor.

Haber Merkezi / Öte yandan cari denge eylül ayında 1,88 milyar dolar fazla verdi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Eylül 2023 verileri açıkladı. Buna göre, eylül ayında cari işlemler hesabı 1.876 milyon dolar fazla kaydedildi. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 7.118 milyon dolar fazla verdi.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 3.657 milyon dolar olarak gerçekleşti. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 6.253 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 5.033 milyon dolar oldu.

Birincil gelir dengesi kalemi 851 milyon dolar net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 131 milyon dolar net giriş kaydedildi. Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net çıkışlar 337 milyon dolar olarak kaydedildi.

Portföy yatırımları 1.018 milyon dolar tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 263 milyon dolar net satış, devlet iç borçlanma senetleri piyasasında ise 90 milyon dolar net alış yaptığı görüldü.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, bankalar 1.429 milyon dolar ve diğer sektör 400 milyon dolar net borçlanma gerçekleştirdi. Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 3.258 milyon dolar net azalış kaydetti.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 162 milyon dolar ve Türk lirası cinsinden 252 milyon dolar net artış olmak üzere toplam 414 milyon dolar net artış kaydedildi.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, bankalar, diğer sektörler ve Genel hükümet sırasıyla 1.632 milyon dolar, 354 milyon dolar ve 152 milyon dolar net kullanım gerçekleştirdi. Resmi rezervlerde bu ay 7.663 milyon dolar net artış oldu.

Paylaşın

Bakan Şimşek: Enflasyonu 2026 Yılında Tek Haneye İndireceğiz

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Geçiş sürecinin ardından 2024 yılı ortasından itibaren dezenflasyon süreci başlayacak ve 2026 yılında enflasyonu tek haneye indireceğiz. Türkiye, geçmişten bu yana uyguladığı disiplinli maliye politikaları ile bütçe açığını ve kamu borç stokunu azaltmada önemli bir başarı sağlamıştır” dedi.

Bakan Şimşek ayrıca, “Uyguladığımız sağlıklı politikalara cevaben Türkiye’ye yatırımcı güveninin geri gelmeye başladığını görüyoruz. Türkiye’nin kredi risk primi (CDS), mayıs ayındaki 700 baz puan seviyelerinden 400 baz puanın altına indi. Türkiye’nin risk primi neredeyse yarıya inmiş durumda yani yatırımcı güveni geri geliyor, bu da sermaye girişine yol açacak” ifadelerini kullandı.

Uluslararası İşbirliği Platformu ile Körfez Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen “Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK)-Türkiye Ekonomik Forumu 2023” İstanbul’da gerçekleştirildi.

BloombergHT’nin aktardığına göre; Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek, etkinliğin açılışında, Türkiye-KİK işbirliği alanları, Türkiye ekonomisinin görünümü ve Türkiye’deki yatırım fırsatlarını içeren sunum yaptı. Sunumunda karşılıklı işbirliğinin artırılması çerçevesinde Körfez ülkeleri ile Türkiye arasında ekonomik açıdan karşılıklı bir tamamlayıcılığın bulunduğunu belirten Şimşek, şunları kaydetti:

“Türkiye, zengin üretim çeşitliliği sayesinde imalat sanayisinde ileri kabiliyetlere sahip olup Avrupa ve Orta Asya pazarlarına erişim için kritik bir noktadadır. Körfez ülkeleri ise cari fazlalarına ve güçlü altyapı olanaklarına rağmen sanayi sektöründe sınırlı bir üretim çeşitliliğine sahiptir. Taraflar arasında serbest ticaret anlaşmaları gibi işbirliğini artıracak yeni modeller, Körfez ülkelerinin üretimini çeşitlendirmesine, karşılıklı ticaret ve yatırımların ivme kazanmasına, turizm ve inşaat başta olmak üzere sektörel potansiyelin artmasına katkı sağlayacaktır.”

Şimşek, sunumunda Türkiye ekonomisinde uygulanan makroekonomik politikalar ve yapısal reform gündemi hakkında da bilgi verdi.

Türkiye’deki yatırım fırsatlarına dikkati çeken Şimşek, şunları söyledi: “Orta Vadeli Program (OVP), makrofinansal istikrarı sağlamak için hazırlandı ve son birkaç ayda çok ciddi ilerleme kaydettik. Güçlü bir makroekonomik politika çerçevemiz ve yapısal reform gündemimiz var. Uyguladığımız sağlıklı politikalara cevaben Türkiye’ye yatırımcı güveninin geri gelmeye başladığını görüyoruz.

Türkiye’nin kredi risk primi (CDS), mayıs ayındaki 700 baz puan seviyelerinden 400 baz puanın altına indi. Türkiye’nin risk primi neredeyse yarıya inmiş durumda yani yatırımcı güveni geri geliyor, bu da sermaye girişine yol açacak. Reformlarımızı kararlı bir şekilde uyguladıkça ülkemize daha fazla yatırımcıyı çekecek ve böylece kalıcı makrofinansal istikrara ulaşacağız. Birincil önceliğimiz, fiyat istikrarını sağlayıp enflasyonu tek haneli rakamlara indirgemek.”

Enflasyonla mücadelenin önceliklendirildiği yeni politika çerçevesinde para politikasındaki normalleşme sürecinin, seçici kredi ve miktarsal sıkılaştırma adımlarıyla desteklendiğine işaret eden Şimşek, “Geçiş sürecinin ardından 2024 yılı ortasından itibaren dezenflasyon süreci başlayacak ve 2026 yılında enflasyonu tek haneye indireceğiz. Türkiye, geçmişten bu yana uyguladığı disiplinli maliye politikaları ile bütçe açığını ve kamu borç stokunu azaltmada önemli bir başarı sağlamıştır.” ifadelerini kullandı.

Bakan Şimşek, şubatta yaşanan deprem felaketine atıfta bulunarak, “Diğer yandan yaşanan deprem felaketinin vatandaşlarımıza olan etkisini hafifletmeye yönelik alınan tedbirler, bütçe açığında geçici artışa yol açmıştır. Depreme yönelik yapılan harcamalar hariç tutularak bütçe giderlerinde tasarruf ve önceliklendirme çalışmaları yapılmaktadır. Bu sayede Orta Vadeli Program dönemi sonunda bütçe açığının milli gelire oranının, Maastricht Kriteri olan yüzde 3’ün altına gerilemesi hedeflenmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Para, maliye ve gelirler politikasının eş güdüm içinde uygulanacağı gelecek dönemde iç ve dış talebin büyümeye pozitif katkı verdiği, dengeli ve sürdürülebilir bir büyüme patikasının sağlanacağını vurgulayan Şimşek, şunları dile getirdi:

“Ekonomide yeniden dengelenmeye yönelik atılan adımlar, altın ithalatındaki normalleşme ile doğal gaz ve ham petrol üretimi faaliyetleri sonucunda cari işlemler açığında gerileme beklenmektedir. Güçlü turizm gelirlerinin devamı bu sürece katkı sağlayacaktır.

2023 yılında yüzde 4 seviyesine gerilemesi beklenen cari işlemler açığının milli gelire oranının program dönemi sonunda yüzde 2,3 olması hedeflenmektedir. Ülkemize yönelik artan güvenle birlikte, dış finansman imkanlarındaki iyileşmenin yansımasını güçlenen rezervlerde görüyoruz. Küresel zorlukların arttığı son dönemde ülkemizin şoklara karşı dayanıklılığını artırmak için yapısal reformların hayata geçirilmesi önem arz etmektedir.”

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Türkiye’nin güçlü sanayi altyapısı, genç nüfusu, gelişmiş ulaşım ağı, büyük pazarlara yakın jeopolitik konumu ve büyüme potansiyeliyle yatırımcılara cazip fırsatlar sunan bir merkez olduğunu vurgulayarak, bu bağlamda ekonomilerini çeşitlendirmeye çalışan KİK üyesi ülkelerin, Türkiye ile işbirliğini güçlendirmelerinin faydalı olacağına dikkati çekti.

Paylaşın

OSD Açıkladı: Otomotiv Üretimi 10 Ayda Yüzde 12 Arttı

Otomobil üretimi, 2023 yılının ilk on ayında, geçen yılın aynı dönemine göre, yüzde 12 artarak 1 milyon 210 bin 342 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 7 artarken, otomobil ihracatındaki artış yüzde 21 olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde, toplam ihracat 832 bin 80, otomobil ihracatı ise 540 bin 304 düzeyinde gerçekleşti.

Otomotiv Sanayii Derneği (OSD), 2023 yılının 10 aylık dönemine ilişkin verileri açıkladı. Buna göre; 2023 yılı Ocak – Eylül döneminde toplam üretim yüzde 12, otomobil üretimi bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21 arttı. Bu dönemde, toplam üretim 1 milyon 74 bin 155 adet, otomobil üretimi ise 687 bin 817 adet düzeyinde gerçekleşti.

2023 yılının ilk on ayında toplam pazar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 63 artarak 894 bin 663 adet düzeyinde gerçekleşti. Bu dönemde otomobil pazarı ise yüzde 67 oranında arttı ve 666 bin 890 adet olarak gerçekleşti.

Aynı dönemde ticari araç grubunda üretim yüzde 1, hafif ticari araç grubunda yüzde 4 azalırken, ağır ticari araç grubunda yüzde 26 arttı. Ocak – Eylül dönemine göre ticari araç pazarı yüzde 51, ağır ticari araç pazarı yüzde 28 ve hafif ticari araç pazarı yüzde 57 arttı.

2023 yılı Ocak – Eylül döneminde bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı adet bazında yüzde 7 oranında, otomobil ihracatı ise yüzde 20 oranında arttı. Bu dönemde, toplam otomotiv ihracatı 733 bin 956 adet, otomobil ihracatı ise 473 bin 850 adet düzeyinde gerçekleşti.

2023 yılının ilk on ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre, toplam otomotiv ihracatı dolar bazında yüzde 16, euro bazında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 arttı. Bu dönemde toplam otomotiv ihracatı 26,2 milyar dolar olarak gerçekleşirken, otomobil ihracatı yüzde 24 artarak 7,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Euro bazında otomobil ihracatı ise yüzde 21 artarak 7,3 milyar euro seviyesinde gerçekleşti.

2023 yılı Ocak – Eylül döneminde, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 12 oranında artarak toplam 1 milyon 74 bin 155 adet taşıt aracı üretildi.

2023 yılının ilk on ayında döneminde traktör üretimi ile birlikte toplam üretim 1 milyon 117 bin 620 adet olarak gerçekleşti. 2022 yılına göre, yük ve yolcu taşıyan ticari araçlar üretimi, 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde yüzde
1 seviyesinde azaldı.

2023 yılı Ocak – Eylül döneminde otomobil üretimi, 2022 yılına göre yüzde 21 artarak 687 bin 817 adet düzeyinde gerçekleşti. Aynı dönemde traktör üretimi yüzde 25 oranında artarak 43 bin 465 adet oldu.

Ocak – Eylül döneminde kapasite kullanım oranları, hafif araçlarda (otomobil + hafif ticari araçlar) yüzde 72, kamyon grubunda yüzde 91, otobüs-midibüs grubunda yüzde 51 ve traktörde yüzde 76 olarak gerçekleşti. Ocak-Eylül döneminde Otomotiv Sanayiinin toplam kapasite kullanım oranı yüzde 72 oldu.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde toplam satışlar 2022 yılı aynı dönemine yüzde 63 oranında artarak 894 bin 663 adet seviyesinde gerçekleşti. 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde toplam satışlar 2022 yılı aynı dönemine yüzde 63 oranında artarak 894 bin 663 adet seviyesinde gerçekleşti.

2023 yılının ilk on ayında otomobil satışları, 2022 yılı aynı dönemine göre yüzde 67 oranında arttı ve 666 bin 890 adet oldu.

Ocak – Eylül döneminde otomobil pazarında ithalatın payı yüzde 69 olarak gerçekleşti. 2023 yılı Ocak-Eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre toplam otomobil satışları yüzde 67, ithal otomobil satışları yüzde 87 ve yerli otomobil satışları yüzde 36 oranlarında arttı.

2023 yılı Ocak-Eylül döneminde hafif ticari araç (minibüs + kamyonet) pazarında ithalatın payı yüzde 52 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde geçen yılın aynı dönemine göre toplam hafif ticari araç satışları yüzde 57, yerli hafif ticari araç yüzde 28 ve ithal hafif ticari araç satışları yüzde 99 oranında arttı.

2023 yılının ilk on ayında, bir önceki yılın aynı dönemine göre ağır ticari araç pazarı yüzde 25 artarak 37 bin 88 adet, kamyon pazarı yüzde 28 artarak 33 bin 619 adet, otobüs pazarı yüzde 21 oranında artarak bin 542 adet düzeyinde ve midibüs pazarı yüzde 23 oranında artarak bin 927 adet düzeyinde gerçekleşti.

Son 10 yıllık ortalamalara göre Ocak-Eylül döneminde toplam pazar yüzde 62, otomobil pazarı yüzde 63, hafif ticari araç pazarı yüzde 58 ve ağır ticari araç pazarı yüzde 61 seviyesinde arttı.

2023 yılının ilk on ayında 473 bin 850 adedi otomobil olmak üzere, toplam üretimin yüzde 68’ini oluşturan 733 bin 956 adet taşıt ihraç edildi. Ocak-Eylül döneminde gerçekleşen taşıt aracı ihracatı, 2022 yılı aynı dönemine göre yüzde 7 arttı.

Bu dönemde otomobil ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20 artarken, ticari araç ihracatı ise yüzde 11 oranında azaldı. Traktör ihracatı ise 2022 yılına göre yüzde 9 artarak 14 bin 462 adet olarak gerçekleşti.

Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) verilerine göre, Ocak – Eylül döneminde toplam otomotiv ihracatı, 2022 yılına göre yüzde 16 oranında artarak 26,2 milyar dolar oldu. Euro bazında ise yüzde 14 artarak 24,2 milyar euro olarak gerçekleşti.

Bu dönemde, dolar bazında ana sanayi ihracatı yüzde 19 oranında, tedarik sanayi ihracatı da yüzde 11 oranında arttı.

Türkiye İhracatçılar Meclisi verilerine göre, toplam otomotiv sanayi ihracatı, 2023 yılı Ocak – Eylül döneminde yüzde 16 pay ile sektörel ihracat sıralamasında birinci sırada yer aldı.

Paylaşın