2022 Yılında İstanbul’un Gündeminde Ekonomik Sorunlar Vardı

İstanbul Planlama Ajansı’nın yayınladığı rapora göre, 2022 yılında İstanbul’un gündeminde de ilk sırada ekonomik sorunlar yer aldı. Ocak ve Şubat ayları dışında ekonomik sorunlar gündemi yıl boyunca değişmedi.

İstanbul’un gündeminde ikinci sırada ise Covid-19, kent yoksulluğu, akaryakıt zamları, İstanbul’daki konut satış ve kira fiyatlarındaki artış, sığınmacılara yönelik tartışmalar ve İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen patlama yer aldı. Konut satış ve kiralama fiyatlarındaki artış ile sığınmacılara yönelik tartışmalar öne çıkan gündemler olarak görüldü.

İstanbul Planlama Ajansı (İPA) tarafından aylık olarak gerçekleştirilen İstanbul Barometresi araştırmasının yıllık raporu yayımlandı.

Raporda yıl boyunca İstanbulluların evdeki gündemi, İstanbul gündemi, ekonomik durumlarına ilişkin değerlendirmeleri ve duygu durumlarına dair veriler paylaşıldı. Rapora göre İstanbulluların 2022’de evdeki gündemi ekonomik sorunlar oldu. İstanbulluların yaklaşık %80’i ya hiç geçinemediğini ya da ancak kıt kanaat geçindiğini söyledi. Maddi yetersizliklerden dolayı tercih ettiği gıdaları alamayanların oranı ise yıl boyunca %60’ın altına inmedi.

İstanbullular 2022 yılında evde en çok ekonomik sorunları konuştu

İstanbullulara her ay evde en çok ne konuştukları soruldu. Katılımcıların cevapları aylara göre incelendiğinde, ekonomik sorunların tüm aylarda ilk sırada yer aldığı görüldü. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında, 2021’de Covid-19 pandemisi öne çıkarken, 2022 yılında öne çıkan konu ekonomik sorunlar oldu.

Evde konuşulan konularda ikinci sıraya elektrik ve doğalgaz zamları yerleşti, diğer konular ise Covid-19, Ukrayna-Rusya savaşı, Ramazan Bayramı, konut ve kira fiyatlarındaki artış, ailevi sorunlar, okulların açılması ve terör saldırısı gibi konuların yer aldığı görüldü. Konut ve kira fiyatlarındaki artış, ikinci sırada yer alan gündemlerin üçte birini oluşturdu.

Ocak 2022’de ekonomik sorunlar, her iki İstanbulludan birinin gündemiyken faturalara gelen zamlar ve yüksek enflasyonun etkisiyle Nisan ayında evdeki gündemlerinin ekonomik sorunlar olduğunu belirtenlerin oranı %80,4’e çıktı.

2022 yılında İstanbul’un gündeminde ekonomik sorunlar vardı 

İstanbullulara göre ev içi gündemde olduğu gibi İstanbul’un gündeminde de ilk sırada ekonomik sorunlar yer aldı. Ocak ve Şubat ayları dışında ekonomik sorunlar gündemi yıl boyunca değişmedi.

İstanbul’un gündeminde ikinci sırada ise Covid-19, kent yoksulluğu, akaryakıt zamları, İstanbul’daki konut satış ve kira fiyatlarındaki artış, sığınmacılara yönelik tartışmalar ve İstiklal Caddesi’nde gerçekleşen patlama yer aldı. Konut satış ve kiralama fiyatlarındaki artış ile sığınmacılara yönelik tartışmalar öne çıkan gündemler olarak görüldü.

2022 yılında Türkiye’nin gündeminde faturalar, zamlar ve yüksek enflasyon vardı

2022 yılı elektrik ve doğalgaz faturalarına yapılan zamlarla başladı, yüksek enflasyon ve akaryakıt zamları ile devam etti. Ağustos ayına kadar Türkiye gündeminde ilk sırada fatura ve gıda ürünlerine yapılan zamlar yer aldı. Bu gündemlerin yanı sıra KPSS sorularının sızdırılması iddiası ve KPSS’nin iptal edilmesi, TOKİ’nin yürüttüğü sosyal konut projesi, Bartın’da meydana gelen maden kazası, İzmir ve Düzce merkezli iki farklı depremin yaşanması ve Asgari ücret tartışmaları da Türkiye gündeminde birinci sırada yer alan konular arasında oldu.

İstanbullular 2022 yılında ya hiç geçinemedi ya da kıt kanat geçindi

Yıl boyunca İstanbulluların geçinme durumu, araştırma içerisinde periyodik sorularla incelendi. Katılımcıların neredeyse yarısı yıl boyunca geçinemediğini belirtti. Türkiye’nin gündemiyle paralel bir şekilde Nisan ve Mayıs ayları geçimin en zor olduğunun belirtildiği aylar oldu. Şubat ve Ekim ayında diğer aylardan farklı olarak kıt kanaat geçinebildiğini belirten katılımcıların oranı, geçinemediğini belirten katılımcılardan daha yüksek oldu. Kenara ek para koyduğunu belirten katılımcıların Ocak ayındaki oranlara en çok yaklaştığı ayın Ağustos olduğu görüldü.

Katılımcıların maddi yetersizlikten dolayı tercih ettiği gıdaları alamadığını belirten katılımcıların seviyesi sorunun sorulduğu sekiz ay boyunca %60’ın üzerinde seyretti. Bu oranın en yüksek olduğu ayların Mayıs ve Kasım ayları olduğu görüldü. Her beş katılımcıdan üçü yeterli gıdaya ulaşamadığı için porsiyonlarını küçülttüğünü belirtti. Bu oranın en yüksek olduğu ayın Kasım ayı olduğu görüldü.

Katılımcılara on iki ay boyunca İstanbul’un en önemli üç sorunu soruldu. Sığınmacılara yönelik tartışmalar yılın on ayında en önemli sorun olarak gösterildi. İkinci sorun olarak ekonomik sorunlar gösterildi. Ocak ve Mart aylarında ekonomik sorunların ilk sırada geldiği görüldü.

İstanbulluların stres seviyesi yıl boyunca 10 üzerinden 7’nin altına düşmedi

İstanbullulardan her ay stres, mutluluk ve yaşam memnuniyetleri için 0 ve 10 arasında bir puan vermeleri istendi. Stres puanının yıl boyunca 7’nin altına düşmediği görüldü. Kadınların stres seviyesi yıllık ortalama 7,9 iken erkeklerde bu seviye 7,1 olarak hesaplandı.

Katılımcıların kaygı durumları incelendiğinde genel ortalamanın 7,4 olduğu görüldü. Çalışmayan katılımcıların ortalama kaygı puanı 7,9 olarak ölçüldü. İş arayan katılımcıların kaygı seviyesinin ise 8,2 olduğu görüldü. Ev kadınlarının kaygısı ise 8,0 oldu.

İstanbullular 2022 yılında bir önceki yıla göre daha çok tartıştı. Katılımcıların en çok Temmuz ayında tartıştığı görüldü. Yaş gruplarına göre incelendiğinde, en çok tartışma yaşayanların 18-34 yaş grubu arasında olduğu görüldü. Tartışmalar en çok aile ortamında gerçekleşti.

Kadınların daha çok aile ortamında erkeklerin ise iş ortamında tartışmaya girdiği görüldü. Sosyoekonomik statüye göre değerlendirildiğinde, sosyoekonomik seviye düştükçe aile ortamındaki tartışmaların arttığı görüldü.

Raporun tamamı için TIKLAYIN

Paylaşın

2022 Yılında Yabancılara 67 Bin 490 Konut Satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,2 artarak 67 bin 490 oldu. 2022 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,5 oldu.

Haber Merkezi / 2022 yılında yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 24 bin 953 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 21 bin 860 konut satışı ile Antalya, 4 bin 316 konut satışı ile Mersin izledi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), Konut Satış İstatistikleri Aralık 2022 verilerini açıkladı. Buna göre, konut satışları 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 0,4 azalarak 1 milyon 485 bin 622 olarak gerçekleşti. Konut satışlarında İstanbul 259 bin 654 konut satışı ve yüzde 17,5 ile en yüksek paya sahip oldu.

Satış sayılarına göre İstanbul’u 126 bin 166 konut satışı ve yüzde 8,5 pay ile Ankara, 83 bin 502 konut satışı ve yüzde 5,6 pay ile İzmir izledi. Konut satış sayısının en az olduğu iller sırasıyla 468 konut ile Ardahan, 910 konut ile Hakkari ve 956 konut ile Bayburt oldu.

Türkiye genelinde konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,2 azalarak 207 bin 963 oldu. Konut satışlarında İstanbul 36 bin 744 konut satışı ve yüzde 17,7 ile en yüksek paya sahip oldu. Satış sayılarına göre İstanbul’u 16 bin 365 konut satışı ve yüzde 7,9 pay ile Ankara, 11 bin 168 konut satışı ve yüzde 5,4 pay ile Antalya izledi. Konut satışlarının en az olduğu il 58 konut ile Ardahan oldu.

Türkiye genelinde ipotekli konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 51,8 azalış göstererek 21 bin 796 oldu. 2022 yılında gerçekleşen ipotekli konut satışları ise bir önceki yıla göre yüzde 4,8 azalışla 280 bin 320 oldu. Toplam konut satışları içinde ipotekli satışların payı Aralık ayında yüzde 10,5, 2022 yılında yüzde 18,9 olarak gerçekleşti.

Aralık ayındaki ipotekli satışların, 6 bin 971’i; 2022 yılındaki ipotekli satışların ise 77 bin 141’i ilk el satış olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde diğer konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 2,7 artarak 186 bin 167 oldu. 2022 yılında gerçekleşen diğer konut satışları ise bir önceki yıla göre yüzde 0,7 artışla 1 milyon 205 bin 302 oldu. Toplam konut satışları içinde diğer satışların payı Aralık ayında yüzde 89,5, 2022 yılında yüzde 81,1 olarak gerçekleşti.

Türkiye genelinde ilk el konut satış sayısı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 1,5 artarak 77 bin 889 oldu. İlk el konut satışları 2022 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,3 azalışla 460 bin 79 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ilk el satışların payı Aralık ayında yüzde 37,5, 2022 yılında yüzde 31,0 oldu.

Türkiye genelinde ikinci el konut satışları Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,1 azalış göstererek 130 bin 74 oldu. İkinci el konut satışları 2022 yılında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 0,5 azalışla 1 milyon 25 bin 543 olarak gerçekleşti. Toplam konut satışları içinde ikinci el satışların payı Aralık ayında yüzde 62,5, 2022 yılında yüzde 69,0 oldu.

Yabancılara 67 bin 490 konut satıldı

Yabancılara yapılan konut satışları 2022 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,2 artarak 67 bin 490 oldu. 2022 yılında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 4,5 oldu. 2022 yılında yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 24 bin 953 konut satışı ile İstanbul aldı. İstanbul’u sırasıyla 21 bin 860 konut satışı ile Antalya, 4 bin 316 konut satışı ile Mersin izledi.

Yabancılara yapılan konut satışları 2022 yılı Aralık ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 18,6 azalarak 6 bin 386 oldu. Aralık ayında toplam konut satışları içinde yabancılara yapılan konut satışının payı yüzde 3,1 oldu. Aralık ayında yabancılara yapılan konut satışlarında ilk sırayı 2 bin 465 konut satışı ile Antalya aldı. Antalya’yı sırasıyla bin 968 konut satışı ile İstanbul, 663 konut satışı ile Mersin izledi.

Rusya Federasyonu vatandaşları 2022 yılında Türkiye’den 16 bin 312 konut satın aldı. Rusya Federasyonu’nu 8 bin 223 konut ile İran vatandaşları ve 6 bin 241 konut ile Irak vatandaşları izledi. Aralık ayında ise Rusya Federasyonu vatandaşları Türkiye’den 2 bin 403 konut satın aldı. Rusya Federasyonu vatandaşlarını sırasıyla 675 konut ile İran, 345 konut ile Irak vatandaşları izledi.

Türkiye genelinde 2022 yılında, kadınlar yüzde 32,6 pay ile 484 bin 654, erkekler yüzde 55,3 pay ile 821 bin 132 konut sahibi olurken yüzde 1,6 pay ile 24 bin 193 konut kadın ve erkek tarafından ortaklaşa alındı.

Paylaşın

Ekonomistler: 2023 Yılında Küresel Resesyon Bekleniyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başladı. WEF tarafından düzenlenen ankete katılan özel ve kamu sektörü baş ekonomistlerinin üçte ikisi, 2023 yılında küresel resesyon beklediklerini kaydetti.

Ankete katılanların yüzde 18’i küresel resesyon olasılığını “son derece yüksek” görürken sadece üçte birlik kesim, resesyonun bu yıl olması olasılığını düşük gördüklerini söyledi.

Dünya Ekonomik Forumu Müdürü Saadia Zahidi, anket sonuçlarına eşlik eden açıklamasında, “Mevcut yüksek enflasyon, yavaş büyüme, yüksek borç ve parçalanmanın fazla olduğu bu ortam, büyümeyi rayına oturtmak ve dünyanın en savunmasız nüfuslarının yaşam standartlarını yükseltmek için gereken yatırımlara yönelik teşviki azaltıyor” dedi.

Ankete Uluslararası Para Fonu (IMF), yatırım bankaları, çok uluslu şirketler ve sigorta grupları gibi uluslararası kurumlardan kıdemli ekonomistler katıldı.

Dünya Ekonomik Forumu anketinin sonuçları, merkez bankalarının faiz oranlarını yükseltmesinin, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının sürmesinin ve dünyanın ana ekonomi motorlarının tökezlemesini etkisiyle Dünya Bankası’nın geçen hafta 2023 yılına ilişkin büyüme tahminlerini birçok ülke için resesyon seviyelerine kadar çekmesinden sonra geldi.

Anket, enflasyona ilişkin geniş çaplı bölgesel farklılıkları ortaya koydu. 2023 yılında enflasyon Çin’de yüzde 5, geçen yılki enerji fiyatları krizinin etkilerinin ekonominin farklı alanlarına yayıldığı Avrupa’daysa yüzde 57 olarak öngörülüyor.

Ekonomistlerin büyük çoğunluğu, Avrupa ve Amerika’da para politikasının daha da sıkılaştırılacağı tahmini yürütüyor.

Küresel ekonomik yavaşlama; eğitimden sağlığa, yoksullukla mücadeleden iklime birçok alanda yatırımların darbe alması riskini beraberinde getirmesine rağmen kimileri, bu yavaşlamanın enflasyonu aşağıya çekeceği ve ABD Merkez Bankası (FED) ve diğer merkez bankalarının gelecekteki faiz artışlarından kaçınacağı anlamına gelebileceği görüşünde.

Kimilerine göre varlıklı kişiler ekonomik resesyonun en ağır etkilerinden büyük olasılıkla kaçınacak, ancak orta gelir düzeyindeki gruplar resesyonun etkisini şiddetli şekilde hissedecek.

Dünya Ekonomik Forumu anketine katılan her 10 kişiden 9’u zayıf talep ve yüksek borçlanma maliyetlerinin firmaları olumsuz yönde etkileyeceğini bildirdi. Katılımcıların yüzde 60’ına göreyse girdi maliyetleri artacak.

Bu zorlukların çok uluslu şirketlerin maliyetleri azaltma yoluna girmesine bekleniyor. Bu şirketler işletme giderlerini azaltmaktan eleman çıkarmaya kadar çeşitli yollara başvurabilir.

Öte yandan 2023 yılında tedarik zincirinde yaşanabilecek aksaklıkların iş faaliyetleri üzerinde ciddi bir külfet oluşturması beklenmiyor. Ankete göre hayat pahalılığı krizi ise zirve noktasına yaklaşıyor olabilir. Katılımcıların yüzde 68’i, bu krizin 2023 yılı sonunda azalmasını bekledikleri yönünde görüş bildirdi.

Davos’ta Avrupa ve NATO’dan Ukrayna’da birlik adımı

Ukrayna’da Rusya’nın Belarus üzerinden olası yeni bir saldırı dalgasına ilişkin korkular artarken Kiev’in Batılı müttefikleri, İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen ve siyasetle iş dünyasının liderlerini biraraya getiren Dünya Ekonomik Forumu’nda Ukrayna için daha geniş kapsamlı bir birlik oluşturmayı amaçlıyor. Bu yılki Dünya Ekonomik Forumu toplantılarında Rusya’nın eksikliğiyse gözlerden kaçmıyor.

İsviçre’nin kayak merkezlerinden Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu toplantıları bir zamanlar Moskova’nın güçlü isimlerinin anlaşmalar yaptığı bir mekandı. Ancak Rusya’nın Ukrayna işgalinden bu yana gösterişli partiler, Rus siyasetçileri, şirket yöneticileri ve akademisyenleriyle yapılan yatırım toplantıları geçmişte kaldı.

Ukrayna’nın Baltık, Kuzey ve Doğu Avrupa ülkelerinden en yakın müttefikleri, Avrupa Birliği ve NATO liderleriyle bu Cuma Amerika’nın Almanya’daki Ramstein Hava Üssü’nde Ukrayna’ya gelişmiş silah sağlama konusunu ele alacak.

Öte yandan Rusya ve Belarus’un bugün ortak hava tatbikatlarına başlaması, Kiev ve Batılı ülkelerin Moskova’nın yakın müttefiki Belarus’u Ukrayna’ya düzenlenecek yeni bir kara harekatı için kullanabileceği korkularını arttırdı.

Litvanya Dışişleri Bakanı Gabrielius Landsbergis, Twitter mesajında, “Litvanya’dan konuşmak için davet edildiğim Davos’a gidiyorum. Litvanta Ukrayna’nın çok iyi bir dostu, o nedenle ne söyleyeceğimi biliyorsunuz” dedi ve #ArmUkraineNow (Şimdi Ukrayna’yı silahlandırın) hashtag’ini paylaştı.

G7 ülkeleri içinde sadece Almanya Başbakanı Olaf Scholz katılımcılara hitap edecek. Almanya, gelişmiş Leopard muharebe tanklarının Ukrayna’ya tedarik edilmesi için giderek daha büyük baskı altına alınıyor.

Avrupalı bir diplomat, “Dünya Ekonomik Forumu’nda büyük güçlerin olmaması, meydanın, Rusya’nın saldırganlık sergilediği bu ortamda seslerini çıkarıp kendilerine kulak verilmesini isteyen orta büyüklükte ve küçük ülkelere kalması anlamına geliyor” dedi.

Dünya Ekonomik Forumu’nun Mayıs ayındaki son büyük toplantısına damgasını vuran Ukrayna, Davos’a bu sefer de yüksek seviyeli yetkililerden oluşan bir heyet gönderdi. Bu heyetin ülkenin ilerideki yeniden yapılanma sürecinin yapı taşlarını yerine oturtmaya odaklanması bekleniyor.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski, geçen yılın sonlarına doğru dünyanın en büyük yatırım fonu BlackRock’ın CEO’su Larry Fink’le yaptığı görüşmeden sonra, şirketlerin Ukrayna’nın toparlanma sürecine yatırım yapmaya hazır olduklarını ve bunun temellerinin Davos’ta atılacağını dile getirmişti.

Zelenski, Aralık ayında, “Ukrayna’nın duruşu ve beklentileri orada sunulacak” demişti.

Davos’un ana caddesinde kurulan Ukrayna Evi, Ukraynalı kuvvetlerin Rus işgalinden kurtardığı Herson kentinin yaşadığı tahribatı gösteren bir sergiye evsahipliği yapıyor.

Barış ve ekonomik entegrasyonu teşvik etmek için tasarlanan bir forum olan Dünya Ekonomik Forumu için bu amaca ulaşmak ve tarafsız kalmak, zor bir hedef olabilir. Forum kapsamında Rusya’nın izlediği yola ilişkin bir panelde Rus katılımcı bulunmaması dikkat çekiyor.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Özel Sektörün Yurt Dışı Kredi Borcu Azaldı

Kasım ayında özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu 2021 sonuna kıyasla 7.2 milyar dolar azalarak 161.2 milyar dolara geriledi. Aynı dönemde, özel sektörün yurt dışından sağladığı uzun vadeli kredi borcu 8.3 milyar dolar düşüşle 152.6 milyar dolar oldu.

Haber Merkezi / Yine aynı dönemde, özel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi borcu (ticari krediler hariç) ise 1.1 milyar dolar artarak 8.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından Kasım 2022 dönemine ait özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu gelişmeleri yayımlandı. Merkez Bankası tarafından yayınlanan raporda şu ifadeler yer aldı:

“Kasım sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, 2021 yıl sonuna göre 7,2 milyar ABD doları azalarak 161,2 milyar ABD doları olmuştur. Vadeye göre incelendiğinde, 2021 yıl sonuna göre, uzun vadeli kredi borcunun 8,3 milyar ABD doları azalarak 152,6 milyar ABD doları; kısa vadeli kredi borcunun (ticari krediler hariç) ise 1,1 milyar ABD doları artarak 8,5 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleştiği gözlenmektedir.

Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 5,0 milyar ABD doları azaldığı, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 5,1 milyar ABD doları azalışla 14,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 55 milyon ABD doları artmış, tahvil stoku ise 44 milyon ABD doları artarak 1,9 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir.

Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmalarının 2,2 milyar ABD doları arttığı, tahvil stokunun ise 18 milyon ABD doları artarak 10,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2021 yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmaları 460 milyon ABD doları artışla 5,2 milyar ABD doları; finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları ise 687 milyon ABD doları artışla 1,6 milyar ABD doları düzeyinde gerçekleşmiştir.

Alacaklıya göre dağılım incelendiğinde, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin olarak, Kasım sonu itibarıyla tahvil hariç özel alacaklılara olan borç, bir önceki yıl sonuna göre 1,5 milyar ABD doları azalarak 105,5 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir. Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, tahvil hariç özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 1,0 milyar ABD doları artarak 8,1 milyar ABD doları seviyesinde gerçekleştiği gözlenmektedir.

Döviz kompozisyonuna bakıldığında, 152,6 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli kredi borcunun yüzde 63,7’sinin ABD doları, yüzde 32,7’sinin Euro, yüzde 1,8’inin Türk lirası ve yüzde 1,8’inin ise diğer döviz cinslerinden oluştuğu ve 8,5 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli kredi borcunun ise yüzde 39,2’sinin ABD doları, yüzde 36,5’inin Euro, yüzde 20,8’inin Türk lirası ve yüzde 3,5’inin diğer döviz cinslerinden oluştuğu görülmektedir.

Sektör dağılımı incelendiğinde, Kasım sonu itibarıyla, 152,6 milyar ABD doları tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun yüzde 35,6’sını finansal kuruluşların, yüzde 64,4’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur. Aynı dönemde, 8,5 milyar ABD doları tutarındaki kısa vadeli toplam kredi borcunun yüzde 76,6’sını finansal kuruluşların, yüzde 23,4’ünü ise finansal olmayan kuruluşların borcu oluşturmuştur.

Özel sektörün yurt dışından sağladığı toplam kredi borcu, Kasım sonu itibarıyla kalan vadeye göre incelendiğinde, 1 yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemelerinin toplam 40,9 milyar ABD doları tutarında olduğu gözlenmektedir.”

Paylaşın

Dikkat Çeken Rapor: Krizler Zenginlere Yaradı

Birleşik Krallık merkezli uluslararası yardım kuruluşu Oxfam, iki yılda dünyada yaratılan 26 trilyon dolarlık yeni zenginliğin yüzde 63’ünün dünyanın “süper zengin” yüzde 1’lik kesimine gittiğini açıkladı.

Oxfam, dünyadaki milyarderlerin servetinin her gün ortalama 2,7 milyar dolar arttığını ortaya koydu. Oxfam, bu bağlamda dünyadaki en zenginlere yönelik yeni vergiler getirilmesi çağrısında bulundu.

Oxfam, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başlayacak zirvesi öncesinde, “En Zenginlerin Hayatta Kalması” başlıklı bir politika belgesi yayınladı.

Oxfam’ın politika belgesi, dünyanın en zengin yüzde birinin 2 sene içinde dünyada yaratılan tüm yeni zenginliğin üçte ikisine sahip olduğunu gösterdi.

Buna göre, COVID-19’un pandemi ilan edildiği 2020’den 2021 yılının sonuna kadar dünyada 26 trilyon ABD doları değerinde yeni zenginlik yaratıldı. Bu zenginliğin yüzde 63’ü dünyanın en zengin yüzde birine gitti.

Oxfam verileri ayrıca dünyadaki milyarderlerin servetinin her gün ortalama 2,7 milyar dolar arttığını ortaya koydu.

Oxfam’ın politika belgesine göre, dünyanın en az kazanan yüzde 90’ına mensup bir kişinin küresel yeni servetten elde ettiği her 1 ABD dolarına karşılık her bir milyarder yaklaşık 1,7 milyon dolar servet elde etti.

“Zenginlerden daha çok vergi alın” çağrısı

Politika belgesinde dünyadaki durumla ilgili değerlendirmelerini de paylaşan Oxfam, ilk defa bir çeyrek yüzyılda hem aşırı servette hem de aşırı yoksullukta dünya çapında bir artış yaşandığı uyarısını yaptı.

Oxfam, bu bağlamda dünyadaki en zenginlere yönelik yeni vergiler getirilmesi çağrısında bulundu.

The Guardian’ın aktardığına göre, Oxfam Büyük Britanya Genel Müdürü Danny Sriskandarajah, “Mevcut ekonomik gerçeklik, temel insan hakları değerlerine bir hakaret. Aşırı yoksulluk, 25 yılda ilk defa artıyor ve bir milyara yakın kişi açlık çekiyor. Ancak, milyarderler için her gün bir bolluk” dedi:

“Çoklu krizler, milyonlarca insanı uçurumun kenarına iterken liderlerimiz problemlere çözüm bulmakta başarısız oluyor. Hükümetler, azınlığın kazanılmış hakları için hareket etmeyi bırakmalı.

“Pek çok ülkede en fakir insanların süper zenginlerden çok daha fazla vergi verdiği bir sistemi nasıl kabul edebiliriz? Hükümetlerin süper zenginlerden artık daha fazla vergi alması gerekiyor.”

Davos zirvesi öncesi iklim protestoları

Öte yandan, Davos’ta bugün başlayacak zirve öncesinde dün (15 Ocak) Dünya Ekonomik Forumu (WEF) ve iklim krizi protestoları vardı.

Davos’taki Postane Meydanı’nda düzenlenen protestolarda ellerinde WEF ve iklim krizine yönelik farklı dillerde eleştirel pankart ve dövizler taşıyan aktivistler, bu konuda adım atmayan hükümetleri eleştirdi.

Davos zirvesini eleştiren “Strike WEF” isimli oluşumun üyesi Gianna Catrina, Anadolu Ajansı (AA) muhabirine yaptığı açıklamada, WEF’i son iki yıldır olduğu gibi bu yıl da protesto ettiklerini anlattı:

“Biz, küresel ekonominin elitlerini protesto etmek için buradayız. Çünkü şu anda bir ekolojik kriz yaşanıyor ve bu da mevcut ekonomik sistem tarafından körükleniyor.”

Strike WEF oluşumunun bir diğer üyesi Claudio Bernard da dünkü protestoyu WEF ile ilgili sorunları ortaya koymak ve bu organizasyona neden karşı olduklarını göstermek için düzenlediklerini aktardı.

Bernard, “WEF, güçlü ve zengin insanlarca oluşturulmuş bir yapı. Geri kalan insanlar dışarıda kalıyor” dedi.

“Parçalanmış Bir Dünyada İşbirliği”

Bu yıl “Parçalanmış Bir Dünyada İşbirliği” temasıyla 53.’sü düzenlenecek WEF’te liderlere “dünyanın karşı karşıya olduğu krizleri birlikte ele alma ve koordineli eylem planı geliştirme” çağrısı yapılacak.

İsviçre’nin Davos kasabasında bugün başlayıp 20 Ocak’a kadar sürecek olan, birçok ülkenin ve uluslararası organizasyonun lideri ile iş dünyası temsilcilerinin yer alacağı forum, 130 ülkeden 50’si devlet/hükümet başkanı olmak üzere 2 bin 700’den fazla katılımcıyı bir araya getirecek.

Forum kapsamında ekonomi başta olmak üzere Rusya-Ukrayna Savaşı, COVID-19 salgını, teknoloji, enerji, iklim değişikliği, sağlık, göç ve uluslararası kriz konuları oturumlarda öne çıkacak başlıklar olacak.

(Kaynak: Bianet)

Paylaşın

Açlık Sınırı 8 Bin, Yoksulluk Sınırı 28 Bin Lirayı Aştı

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Birleşik Metal-İş Araştırma Merkezi (BİSAM), aralık ayında açlık sınırının 8 bin 167 liraya, yoksulluk sınırının ise 28 bin 249 liraya yükseldiğini duyurdu.

Sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin 270 lirayı aştığı, sadece süt ve süt ürünleri için ise günlük 100 lira harcama yapılması gerektiği belirtilen BİSAM raporunda şunlar kaydedildi:

“TÜİK, Aralık 2022 harcama gruplarına göre endeks rakamları, 2003 madde fiyatları ile İstanbul Halk Ekmek, zincir market internet fiyatları ve BİSAM Beslenme Kalıbı üzerinden yapılan hesaplamaya göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için aylık yapması gereken harcama tutarı Aralık 2022 için 8 bin 167 liradır.

Bu harcama tutarı sadece gıda için yapılması gereken minimum tutardır. Açlık sınırı üzerinden hanehalkı tüketim harcamaları esas alınarak yapılan hesaplama sonuçlarına göre ise yoksulluk sınırı 28 bin 249 lira olarak gerçekleşmiştir.

‘Sağlıklı beslenmenin aile bütçesine maliyeti 7 bin 552 lira’

Yetişkin bir erkeğin sağlıklı ve dengeli beslenmesi için tüketmesi gereken gıdaların aylık karşılığı 2 bin 66 liradır. Bu değer yetişkin bir kadın için bin 953, 15-18 yaş bir genç için 2 bin 129, 4-6 yaş arası bir çocuk için bin 405 liradır.

Sağlıklı bir biçimde beslenmenin toplam aile bütçesine maliyeti ise 7 bin 552 lira olarak tespit edilmiştir. Bu tutar, söz konusu ailenin sadece gıda için yapması gereken zorunlu harcama tutardır. Eğitim, sağlık, barınma, eğlence, ısınma, ulaşım gibi giderler ile birlikte bir ailenin yapması gereken harcama tutarı 26 bin 123 liraya ulaşmaktadır.”

‘En yüksek maliyet grubu süt ve süt ürünleri’

BİSAM raporuna göre, Aralık 2022’de günlük harcamalarda en yüksek maliyet grubunu, 99,91 liralık harcama gereksinimi ile süt ve süt ürünleri grubu oluşturdu. Et, tavuk ve balık grubu için yapılması gereken minimum harcama tutarı 41,76 lira olarak kaydedilirken, sebze ve meyve için yapılması gereken günlük harcama tutarı ise 47,26 liraya ulaştı.

Raporda, ekmek için yapılması gereken harcama tutarının günlük 23,41 lira olarak tespit edildiği, katı yağ ve sıvı yağ için 18,37 lira, yumurta için 6,92 lira, şeker, bal, reçel ve pekmez için ise 8,51 lira harcama yapılması gerektiği belirtildi.

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Yıl Sonu Enflasyon Ve Dolar Kuru Beklentisi Belli Oldu!

Merkez Bankası’nın yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 32,46 olurken, döviz kuru beklentisi 23,12 lira oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 22,77 lira iken, bu anket döneminde 23,43 lira olarak gerçekleşti.

Haber Merkezi / Merkez Bankası’nın yıl sonu büyüme beklentisi bir önceki dönemde olduğu gibi bu dönemde de yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. 2024 yılı büyüme beklentisi ise yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2023 yılı Ocak ayı piyasa katılımcıları anketini açıkladı.

Ocak ayı piyasa katılımcıları anketi, reel sektör ve finansal sektör temsilcileri ile profesyonellerden oluşan 41 katılımcı tarafından yanıtlanmış ve sonuçlar katılımcıların yanıtları toplulaştırılarak değerlendirildi.

Yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 32,46

Buna göre, katılımcıların cari yıl sonu tüketici enflasyonu (TÜFE) beklentisi bu anket döneminde yüzde 32,46 oldu. 12 ay sonrası TÜFE beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 34,92 iken, bu anket döneminde yüzde 30,44 oldu. 24 ay sonrası TÜFE beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 20,56 ve yüzde 17,18 olarak gerçekleşti.

12 ay sonra enflasyon beklentisi

2023 yılı Ocak ayı anket döneminde, katılımcıların 12 ay sonrasına ilişkin ihtimal tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 40,74 ihtimalle yüzde 20,00 – 29,99 aralığında, yüzde 30,72 ihtimalle yüzde 30,00 – 39,99 aralığında, yüzde 17,33 ihtimalle ise yüzde 40,00 – 40,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre ise, katılımcıların yüzde 40,54’ünün beklentilerinin yüzde 20,00 – 29,99 aralığında, yüzde 29,73’ünün beklentilerinin yüzde 30,00 – 39,99 aralığında, yüzde 16,22’sinin beklentilerinin yüzde 40,00 – 49,99 aralığında olduğu gözlendi.

24 ay sonra enflasyon beklentisi

2023 yılı Ocak ayı anket döneminde, katılımcıların 24 ay sonrasına ilişkin ihtimal tahminleri değerlendirildiğinde, TÜFE’nin ortalama olarak yüzde 22,26 ihtimalle yüzde 10,00 – 14,99 aralığında, yüzde 55,50 ihtimalle yüzde 15,00 – 19,99 aralığında, yüzde 13,12 ihtimalle ise yüzde 20,00 – 24,99 aralığında artış göstereceği öngörüldü.

Aynı anket döneminde nokta tahminler esas alınarak yapılan değerlendirmeye göre,24 ay sonrası TÜFE enflasyonu beklentileri değerlendirildiğinde, katılımcıların yüzde 18,75‘inin beklentilerinin yüzde 10,00 – 14,99 aralığında, yüzde 46,88‘inin beklentilerinin yüzde 15,00 – 19,99 aralığında, yüzde 21,88’inin beklentilerinin yüzde 20,00 – 24,99 aralığında olduğu gözlendi.

Dolar kuru beklentisi

Katılımcıların cari yıl sonu döviz kuru (ABD Doları/TL) beklentisi bu anket döneminde 23,12 TL oldu. 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi ise bir önceki anket döneminde 22,77 TL iken, bu anket döneminde 23,43 TL olarak gerçekleşti.

Faiz beklentileri

Katılımcıların BİST Repo ve Ters-Repo Pazarı’nda oluşan cari ay sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde 9,18 iken, bu anket döneminde yüzde 9,08 oldu. TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı cari ay sonu beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 9,00 olarak gerçekleşti.

Büyüme beklentileri

Katılımcıların GSYH 2023 yılı büyüme beklentisi bir önceki anket döneminde olduğu gibi bu anket döneminde de yüzde 4,1 olarak gerçekleşti. GSYH 2024 yılı büyüme beklentisi ise bu anket döneminde yüzde 4,3 olarak gerçekleşti.

Paylaşın

IMF, 2023 Yılı Küresel Büyüme Tahminini Değiştirmedi

IMF Başkanı Georgieva, 2023 yılı için belirledikleri yüzde 2,7’lik küresel büyüme tahminini değiştirmedi. IMF Başkanı Georgieva, Çin’in küresel ekonomik büyümeye katkısına da dikkat çekti.

Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, 2023 yılı için belirledikleri yüzde 2,7’lik küresel büyüme tahminini değiştirmediklerini, korkulan petrol fiyat artışının gerçekleşmediğini ve işgücü piyasasının gücünü koruduğunu söyledi.

Georgieva, 2023 yılının küresel ekonomi için zor bir yıl olacağı görüşünü tekrarladı ancak beklenmedik gelişmeler olmadıkça geçen yılki gibi art arda not indirimlerinin yaşanacağı bir yıl daha beklemediklerini kaydetti.

Georgieva IMF’nin Washington’daki merkezinde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Büyüme 2023’te yavaşlamaya devam ediyor. Resmin daha olumlu olan kısmı işgücü piyasalarının dayanıklılığı. İnsanlar istihdam edildiği sürece, fiyatlar yüksek olsa bile, insanlar harcama yapıyor ve bu da performansa yardımcı oluyor” diye konuştu.

Çin’in olumlu katkısı bekleniyor

IMF Başkanı açıklamalarında, Çin’in küresel ekonomik büyümeye katkısına da dikkat çekti.

Daha önce küresel büyümenin yaklaşık yüzde 35 ile yüzde 40’ına katkıda bulunan Çin’in, “sıfır COVID” politikasını değiştirmesiyle, bu yılın ortalarından itibaren küresel büyümeye yeniden olumlu katkısının olacağını tahmin ettiklerini dile getirdi.

“Artık şoklara daha açık bir dünyadayız”

Georgieva, dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’de 2023 yılında durgunluk beklediklerini ancak resesyonun önlenebileceğini ifade etti. Ancak Georgieva, olası bir iklim olayı, büyük bir siber saldırı veya Rusya’nın Ukrayna savaşında nükleer silahlar kullanması gibi risklerin bulunduğuna da dikkat çekti.

IMF Başkanı, “Artık şoklara daha açık bir dünyadayız ve düşünmediğimiz bir risk dönüşü olabileceği konusunda açık fikirli olmalıyız. Akla hayale gelmeyecek şeyler iki kez oldu” dedi.

Toplumsal huzursuzluk riski

Brezilya, Peru ve diğer ülkelerde artan toplumsal huzursuzluklarla ilgili endişelere ve sıkılaşan mali koşulların etkisinin belirsizliğine vurgu yapan Georgieva, enflasyonun “inatçı” olmaya devam ettiğini ve merkez bankalarının fiyat istikrarı için baskı yapmaya devam etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Küresel ekonomik büyüme 2021’de yüzde 6 olmuş, bu oran 2022’de yüzde 3,2’e düşmüştü.

Paylaşın

İcra Dosya Sayısı 23 Milyon 204 Bini Aştı

Mahkemelerdeki icra dosyası 10 Ocak itibarıyla 23 milyon 204 bini aştı. Son 5 yılda icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin artarken, 2022 yılında artış 658 bin 294’e ulaştı. Ekonomi yönetiminin, icra dosyalarının kabarmasını önlemek amacıyla geçen yıl kasımda çıkardığı torba kanun ile 2 bin 500 liranın altındaki icra takipleri kaldırılacak.

Bu işlemin gerçekleşmesiyle mevcut icra dosyası sayısı yarıya yakın azalacak. Kanun, 15 Ağustos 2022 itibarıyla 2 bin 500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngörüyor. Kanunun öngördüğü tarih olan 15 Ağustos 2022 itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 85 bin 623 seviyesindeydi.

Ekonomim gazetesinden Hüseyin Gökçe’nin haberine göre, ekonomik kriz kaynaklı mahkemelerdeki icra dosyası sayısı giderek kabardı ve 10 Ocak itibarıyla 23 milyon 204 bini aştı. Son 5 yılda( 2017 sonundan itibaren) icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin 831 artarken, 2022 yılında artış 658 bin 94 oldu.

Ekonomi yönetiminin, icra dosyalarının kabarmasını önlemek amacıyla geçen yıl kasım ayında çıkardığı torba kanun ile 2500 liranın altındaki icra takipleri kaldırılacak. Bu işlemin gerçekleşmesiyle mevcut icra dosyası sayısı yarıya yakın azalacak.

Ekonomik sıkıntıların dar ve sabit gelirlilerin ödeme kabiliyetini azaltması, özellikle son 5 yılda icra dairelerindeki icra iflas dosyalarının sayısında ciddi artışa yol açtı. 2017 yılı sonundan bu yana geçen zaman diliminde toplam icra dosyası sayısı 7 milyon 365 bin 831 artarak 11 Ocak itibarıyla 23 milyon 212 bin 239’a ulaştı.

Pandemide icra işlemleri durdurulmuştu

Dosya sayısı 2019’da 20 milyon 312 bine yükselirken, 2020 yılı sonu itibarıyla 1 milyon 833 bin artarak 22 milyon 196 bine yükseldi. COVID-19 virüsünün pandemi olarak ilan edildiği 2020 yılında, Cumhurbaşkanı Kararı ile bir süre icra iflas dairelerinin çalışması durdurulmuştu.

2021 yılında ise dosya sayısı 375 bin artarak 22 milyon 571 bin oldu. Geride bıraktığımız 2022 yılında ise icra dosyası sayısı aylar itibarıyla çok hızlı artış gösterdi. Ocak sonunda 22 milyon 890 bin olan dosya sayısı, Şubat’ta 23 milyon 327 bine, Mart’ta 23 milyon 568 bine çıktı. Nisan’da küçük bir gerileme olsa da Ağustos ayı itibarıyla 24 milyonu aştı.

Milat 15 Ağustos 2022

2500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngören 7420 sayılı yasa 15 Ağustos 2022’yi milat olarak kabul ediyor. Yani bu tarih itibarıyla tutarı 2500 liranın altında olan veya kısmi ödeme ile bakiyesi bunun altında olan icra dosyalarına ilişkin takipler durdurulacak.

Bu tarihten itibaren icra dosyası sayısı önemli bir gerileme trendine girdi. Eylül’de 23 milyon 782 bine, Ekim’de 23 milyon 521 bine, yıl sonunda ise 23 milyon 229 bine geriledi. 11 Ocak itibarıyla ise icra dairelerindeki icra iflas dosya sayısı 23 milyon 212 bin 239 oldu.

İcra dosyası sayısı yüzde 41 azalacak

Kanun, 15 Ağustos 2022 itibarıyla 2 bin 500 liranın altındaki icra dosyalarının silinmesini öngörüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu düzenleme ile birlikte 5 milyon kişiye ait 10 milyon civarında icra dosyasının kapatılacağını söylemişti.

Kanunun öngördüğü tarih olan 15 Ağustos 2022 tarihi itibarıyla icra dairelerindeki icra ve iflas dosyası sayısı 24 milyon 85 bin 623 seviyesindeydi. Buna göre kanun kapsamındaki tüm dosyalara ilişkin takibin durması halinde, icra dairelerindeki dosya sayısı yaklaşık yüzde 41 oranında azalmış olacak.

Haberin tatmamı için TIKLAYIN

Paylaşın

Merkez Bankası Açıkladı: Cari Açık 45 Milyar Doları Aştı

Kasım ayıyla cari açık 3,67 milyar dolar oldu. 12 aylık cari açık ise 45 milyar dolarla Ağustos 2018’den bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. Ekonomistlerin beklentisi kasım ayında cari açığın 4 milyar dolar açık vermesi yönündeydi.

Haber Merkezi / Kasım ayında altın ve enerji hariç cari denge 5,3 milyar dolar fazla verdi. Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3,68 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2,65 milyar dolar oldu.

Finans hesabına bakıldığında doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişlerin 775 milyon dolar olarak kaydedildiği görüldü. Portföy yatırımları 538 milyon dolar tutarında net giriş kaydetti. Resmi rezervlerde Kasım’da 3,62 milyar dolar net artış oldu.

Kasım ayında net hata noksan girişinin de devam ettiği izlendi. Kasım ayında 899 milyon dolarlık net hata noksan girişi yaşandı. Böylelikle 11 ayda Türkiye ekonomisinde net hata noksan girişi 22,3 milyar dolar oldu.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Ödemeler Dengesi Gelişmeleri Kasım 2022 verilerini açıkladı. TCMB’den yapılan açıklama şöyle:

“Kasım ayında cari işlemler hesabı 3.666 milyon ABD doları açık kaydetmiştir. Altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı ise 5.265 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Ödemeler dengesi tanımlı dış ticaret açığı 7.122 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

Hizmetler dengesi kaynaklı girişler 3.683 milyon ABD doları seviyesinde gerçekleşmiştir. Bu kalem altında seyahat kaleminden kaynaklanan net gelirler 2.648 milyon ABD doları olmuştur.

Birincil gelir dengesi kalemi 240 milyon ABD doları net çıkış, ikincil gelir dengesi kalemi ise 13 milyon ABD doları net giriş kaydetmiştir.

Bunun sonucunda, Ocak-Kasım dönemi cari işlemler açığı 41.814 milyon ABD doları olurken, aynı dönemde altın ve enerji hariç cari işlemler hesabı 48.311 milyon ABD doları fazla vermiştir.

Doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişler 775 milyon ABD doları olarak kaydedilmiştir.

Portföy yatırımları 538 milyon ABD doları tutarında net giriş kaydetmiştir. Alt kalemler itibarıyla incelendiğinde, yurt dışı yerleşiklerin hisse senedi piyasasında 300 milyon ABD doları net alış ve devlet iç borçlanma senetleri piyasasında 65 milyon ABD doları net satış yaptığı görülmektedir.

Yurt dışındaki tahvil ihraçlarıyla ilgili olarak, Genel Hükümet 1.500 milyon ABD doları net kullanım, bankalar ve diğer sektörler ise sırasıyla 679 milyon ABD doları ve 180 milyon ABD doları net geri ödeme yapmışlardır.

Diğer yatırımlar altında, yurt içi bankaların yurt dışı muhabirlerindeki efektif ve mevduat varlıkları 4.791 milyon ABD doları net azalış kaydetmiştir.

Yurt dışı bankaların yurt içindeki mevduatları, yabancı para cinsinden 569 milyon ABD doları ve Türk lirası cinsinden 26 milyon ABD doları net artış olmak üzere toplam 595 milyon ABD doları net artış kaydetmiştir.

Yurt dışından sağlanan kredilerle ilgili olarak, Genel Hükümet ve bankalar sırasıyla 103 milyon ABD doları ve 1.531 milyon ABD doları net geri ödeme, diğer sektörler ise 82 milyon ABD doları net kullanım gerçekleştirmiştir.

Resmi rezervlerde bu ay 3.613 milyon ABD doları net artış olmuştur.”

Paylaşın