İTO Açıkladı: İstanbul’un Enflasyonu Yüzde 55,19

Haziran’da İstanbul’un aylık enflasyonu yüzde 3.46, yıllık enflasyon ise yüzde 55,19 oldu. Enflasyon aylık bazda en fazla “kültür eğitim ve eğlence” kategorisinde ararken, bunu ulaştırma – haberleşme ve konut harcamaları takip etti.

Haber Merkezi / Mayıs ayında ise aylık enflasyon yüzde 1.66, yıllık enflasyon ise yüzde 56.05 olarak kayıtlara geçmişti. Enflasyon mayıs ayında en fazla “giyim harcamaları” kategorisinde artmıştı.

İstanbul Ticaret Odası (İTO), 2023 Haziran Ücretliler Geçinme İndeksi ve Toptan Eşya Fiyatları İndeksi verilerini açıkladı.

Buna göre, 2023 Haziran’da İstanbul’da; perakende fiyat hareketlerinin göstergesi olan İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi bir önceki aya göre yüzde 3,46, toptan fiyat hareketlerini yansıtan Toptan Eşya Fiyatları indeksi ise yüzde 4,32 oranında arttı.

2022 Haziran ayına göre 2023 Haziran ayında yaşanan fiyat değişimlerini gösteren bir önceki yılın aynı ayına göre değişim oranı İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) 1995 bazlı Ücretliler Geçinme İndeksinde yüzde 55,19, Toptan Eşya Fiyatları İndeksinde ise yüzde 64,27 olarak gerçekleşti.

Haziran 2023’te Perakende fiyatlarda bir önceki aya göre; Kültür Eğitim ve Eğlence Harcamalarında yüzde 6,99, Ulaştırma ve Haberleşme Harcamalarında yüzde 5,11, Konut Harcamalarında yüzde 3,75, Ev Eşyası Harcamalarında yüzde 3,39, Gıda Harcamalarında yüzde 3,37, Giyim Harcamalarında yüzde 3,20, Sağlık ve Kişisel Bakım Harcamalarında yüzde 0,08 artış, Diğer Harcamalar grubunda yüzde -0,85 azalış izlendi.

Haziran 2023’te Toptan fiyatlarda bir önceki aya göre; Yakacak ve Enerji Maddeleri Grubunda yüzde 8,36, İnşaat Malzemeleri Grubunda yüzde 5,71, İşlenmemiş Maddeler Grubunda yüzde 4,21, Gıda Maddeleri Grubunda yüzde 3,93, Mensucat Grubunda yüzde 3,30, Madenler Grubunda yüzde 2,21 artış, Kimyevi Maddeler Grubunda yüzde -1,36 azalış izlendi.

Paylaşın

Türkiye’nin Borçları Katlanarak Artıyor: 4 Trilyon 9 Milyar TL

2023 yılının ilk çeyreği (ocak-mart) sonu itibarıyla “kamunun brüt toplam borç stoku” 4 trilyon 974 milyar liraya ulaştı. Bu rakam 2018 yılının aynı çeyreğinde 986 milyar liraydı. Başka bir deyişle, aradan geçen beş yılda borç stoku yaklaşık beş kat arttı.

Bu kapsamda, kamunun iç borç stoku geçen 5 yılda yüzde 325.8 artışla 605 milyar liradan 2 trilyon 574 milyar lira, dış borç stoku ise yüzde 528.6 artışla 382 milyar liradan 2 trilyon 399 milyar liraya ulaştı. Ayrıca ilgi çeyreklerin ortalama dolar kuru dikkate alındığında kamunun brüt toplam borç stoku 258.3 milyar dolardan 263.4 milyar dolara yükseldi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın yeni yayımladığı güncel borç verilerinin detayları da Türkiye’nin özellikle resmi olarak “tek adam rejimi”ne geçilen 2018 yılından bu yana her alanda hızla borçlandığını gösteriyor. İşte verilerde öne çıkan ayrıntılar:

2023 yılının ilk çeyreği (ocak-mart) sonu itibarıyla “kamunun brüt toplam borç stoku” 4 trilyon 974 milyar liraya ulaştı. Bu rakam 2018 yılının aynı çeyreğinde 986 milyar liraydı. Artış yüzde 404.3 oldu.

Bu kapsamda, kamunun iç borç stoku geçen 5 yılda yüzde 325.8 artışla 605 milyar liradan 2 trilyon 574 milyar lira, dış borç stoku ise yüzde 528.6 artışla 382 milyar liradan 2 trilyon 399 milyar liraya ulaştı. Ayrıca ilgi çeyreklerin ortalama dolar kuru dikkate alındığında kamunun brüt toplam borç stoku 258.3 milyar dolardan 263.4 milyar dolara yükseldi.

“Merkezi yönetim”, “yerel yönetim”, “sosyal güvenlik kurumları”nı kapsayan Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku ise ulaşılan rakamın daha yüksek bir noktada olduğunu ortaya koyuyor. Buna göre toplam stok son beş yılda 920.3 milyar liradan 5 trilyon 336 milyar liraya yükseldi.

Bu kapsamda merkezi yönetim borç stoku 979.9 milyar liradan 5 trilyon 307 milyar liraya ulaştı. Yerel yönetimlerin borç stoku da 59.3 milyar liradan 141.6 milyar liraya çıktı. Bu tür borç stokunun gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYİH) oranı da yüzde 28.1’den 31.2’ye yükseldi.

Öte yandan yine Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yeni yayımlanan “Türkiye’nin Brüt Dış Borç Stoku” verileri, özel sektörün borçluluk durumunu da ortaya koyuyor. Ocak-Mart 2018’de 313.7 milyar dolar olan bu stok, Ocak-Mart 2023’te 238.3 milyar dolara indi. Bu kapsamda kısa vadeli stok 86.1 milyar dolardan 88.3 milyar dolara yükselirken uzun vadeli stok 227.6 milyar dolardan 149.9 milyar dolara geriledi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Temmuz-Eylül 2023 dönemiyle ilgili borçlanma stratejisini açıkladı. Buna göre temmuz ayında 141.7 milyar TL, ağustosta 141 milyar TL ve eylülde 72.1 milyar TL iç borç servisi yapılması bekleniyor. Ayrıca 59.3 milyar lira dış borç servisi yapılacak. Buna karşın temmuzda 94 milyar lira, ağustosta 96 milyar lira ve eylül ayında 80 milyar lira iç borçlanma yapılması programlandı.

Paylaşın

4 Milyondan Fazla Aile İhtiyaçlarını Sosyal Yardımlarla Karşıladı

Ekonomik krizin altında ezilen 4 milyondan fazla hane sosyal yardımlardan yararlandı. 2018 yılında 3 milyon 494 bin 932 hane sosyal yardım alırken, 2022 yılında bu sayı 4 milyon 419 bin 286 haneye ulaştı.

İktidar ekonomide pembe tablolar çizmeye çalışsa da, bu veri, Türkiye’deki yoksullaşmayı ve giderek derinleşen ekonomik krizi net bir şekilde ortaya koyuyor.

Türkiye’de 2018 yılında referandum ile Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Yoksullukla mücadele etmek, ülkenin refah seviyesi yükseltmek iddiasıyla gelen sistemin ardından ülke gün geçtikçe daha da derinleşen bir krize sürüklendi.

Döviz kurlarındaki yükselişin önüne geçmek adına devreye alınan Yeni Ekonomi Modeli ile de enflasyonun yükselişi devam etti. Vatandaşların geçim sıkıntısı ise giderek büyüdü. Sosyal yardımlardaki artışlar da vatandaşların yardım almadan hayatını sürdürmekte zorlandığını bir kez daha gözler önüne serdi.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçilen 2018’de 3 milyon 494 bin 932 hane sosyal yardım alırken, 2022’de bu sayı 4 milyon 419 bin 286 haneye yükseldi. Şartlı eğitim ve sağlık yardımları kapsamında da 3 milyon 279 bin 253 kişiye yardımda bulunuldu.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre; Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2022 faaliyet raporunda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yardımları sıralandı. Eşi vefat eden 89 bin 300 kadına 631 milyon TL, asker ailelerine 166 milyon TL, öksüz ve yetim 47 bin 362 kişiye 178 milyon TL yardım yapıldı.

Aile Destek Programı ile de 2022’de 3 milyon haneye 13 milyar TL yardım verildi. 2022’de engel oranı yüzde 70 ve üzeri olan vatandaşlara 4.63 milyar TL ödendi. Engelli yakınlarına da 1.04 milyar TL ödeme yapıldı.

Yaşlı aylıkları kapsamında 2022’de 12 milyar TL ödeme sağlandı. Genel sağlık sigortası primi devlet tarafından ödenen kişi sayısı 9 milyon 488 bin 411 oldu ve 33.55 milyar TL prim desteği sağlandı.

Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2022 faaliyet raporundaki bilgilere göre 2019’da 1 milyon 343 bin 109 hane elektrik yardımından faydalandı. Bu sayı 2020’de ise 1 milyon 659 bin 448 haneye çıktı.

2021’de ise elektrik yardımından faydalanan hane sayısı 1 milyon 792 bin 200 oldu. 2022’de elektrik yardımı alan hane, 3 milyon 690 bin 582’ye yükseldi ve 4 milyar 72 milyon TL destek sağlandı.

Paylaşın

Bitcoin 30 Bin 700 Doların Üzerinde; Solana Ve Litecoin Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 30 bin 700 doların üzerinde, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. Solana ve Litecoin ise yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın son işlem günü yönünü yukarı doğru çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 1,42 artışla 30 bin 657 dolara yükseldi, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 2,13 artışla bin 881 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Öte yandan Solana ve Litecoin yüzde 14’e varan yükselişle yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 28,5 artarak yaklaşık 17,3 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 595 milyar dolar milyar dolar civarında.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 1,82 artarak yaklaşık 1,19 dolar civarında işlem görüyor.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 30.657 dolar, değer kazancı yüzde 1,42
Ethereum 1.881 dolar, değer kazancı yüzde 2,13
Tether 1,00 dolar, değer kaybı yüzde 0,02
BNB 237 dolar, değer kazancı yüzde 1,81
XRP 0,4756 dolar, değer kazancı yüzde 2,22

Cardano 0,2826 dolar, değer kazancı yüzde 3,57
Dogecoin 0,06511 dolar, değer kazancı yüzde 3,71
Polygon 0,6442 dolar, değer kazancı yüzde 1,79
Solana 18,64 dolar, değer kazancı yüzde 14,49

Litecoin 95,78 dolar, değer kazancı yüzde 14,4
Polkadot 5,06 dolar, değer kazancı yüzde 2,62
Tron 0,07581 dolar, değer kazancı yüzde 2,27
Shiba Inu 0,000007516 dolar, değer kazancı yüzde 3,31

Paylaşın

2022 Yılında Belediyeler 41 Milyar 623 Milyon Lira Açık Verdi

2022 yılında belediyelerin harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 116,2 arttı. Bütçe gelirlerindeki artış ise 93,8’de kaldı. Gelirdeki artış giderdeki artışın altında oldu ve tüm belediyeler 2022 yılında toplam 41 milyar 623 milyon TL açık verdi.

Türkiye’de 30’u büyükşehir, 51’i il, 922’si ilçe ve 388’i de belde olmak üzere bin 391 belediye bulunuyor. Türkiye’de yaklaşık 86 milyonluk toplam nüfusun yüzde 78,15’i büyükşehir belediyesi sınırlarında, yüzde 16,6’sı diğer belediye sınırlarında, yüzde 5,2’si ise köy sınırları içerisinde yaşıyor.

Sözcü’den Deniz Ayhan’ın haberine göre, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı tarafından önceki gün yayınlanan ‘Genel Faaliyet Raporu’ uyarınca belediye harcamalarında yüksek miktarlı artışlar dikkat çekti. Bu artışlarda ‘’Mal ve Hizmet Alımları” kalemi önemli yer tuttu.

2022 yılında belediyelerin harcamaları bir önceki yıla göre yüzde 116,2 arttı. Bütçe gelirlerindeki artış ise 93,8’de kaldı. Gelirdeki artış giderdeki artışın altında oldu ve tüm belediyeler 2022 yılında toplam 41 milyar 623 milyon TL açık verdi.

Genel Faaliyet Raporu’nda şöyle denildi: “Bütçe giderlerinin artışında yüzde 115,8 artan ve 126 milyar 562 milyon liraya ulaşan mal ve hizmet alımları ile yüzde 153,9 oranında artış göstererek 106 milyar 473 milyon liraya ulaşan sermaye giderleri etkili olmuştur.

Belediyelerin bütçe gelirlerinin artmasında ise vergi gelirleri, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri, bağış ve yardımlar, özel gelirler, faizler, paylar, cezalar ve sermaye gelirlerindeki artışlar etkilidir. 2022 yılında bir önceki yıla göre vergi gelirlerinde yüzde 63,4, teşebbüs ve mülkiyet gelirlerinde yüzde 90,6, bağış ve yardımlar ile özel gelirlerde yüzde 109,1, genel bütçe gelirlerinden belediyelere verilen paylarda ise yüzde 94,2 artış yaşanmıştır.”

Paylaşın

Her 14 Aboneden Birinin Doğalgaz Kesildi

CHP’li Ahmet Akın, “Son üç yılda doğalgazı kesilen abone sayısı 470 bin 426 kişi arttı. Buna göre 2020-2022 yılları arasında kesinti uygulanan abone sayısı yüzde 56 oranında yükseldi. Tek başına bu veri bile bize Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor” dedi ve ekledi:

“Vatandaşın temel bir hak olan enerjiye erişiminde yaşadığı zorluğu ortaya koyuyor. Türkiye’de 18,9 milyon doğalgaz abonesi var. Bu dikkate alındığında 2022 yılında her 14 aboneden birinin doğalgaz kesintisi uygulandığı anlaşılıyor.”

Seçim döneminde iktidarın Karadeniz doğalgazını kendi siyasi çıkarı için kullandığını, henüz sisteme verilmeyen gazı mutfaklara gelmiş gibi göstererek yurttaşı aldattığını anımsatan CHP’li Akın, iktidarın Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğalgazı üzerinden 2020 yılından bu yana defalarca müjde vererek siyasi rant elde etmek istediğini ancak gerçeklerin resmi raporlarla ortaya çıktığına dikkat çekti.

BirGün gazetesinden Hüseyin Şimşek’in haberine göre; Geçen yıl doğalgaz faturasını ödeyemeyen abone sayısı 1 buçuk milyona dayandı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, seçim döneminde iktidarın Karadeniz doğalgazını kendi siyasi çıkarı için kullandığını, henüz sisteme verilmeyen gazı mutfaklara gelmiş gibi göstererek yurttaşı aldattığını anımsattı.

CHP’li Akın, iktidarın Türkiye’nin gücü olan Karadeniz doğalgazı üzerinden 2020 yılından bu yana defalarca müjde vererek siyasi rant elde etmek istediğini ancak gerçeklerin resmi raporlarla ortaya çıktığına dikkat çekti. CHP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Akın, EPDK’nin resmi verilerine göre şu bilgileri verdi:

“EPDK’nin 2020 yılına ilişkin yıllık doğalgaz sektör raporuna göre faturasını ödeyemediği için doğalgazı kesilen abone sayısı 840 bin 954 olarak hesaplanıyordu. 2021 yılına gelindiğinde yayımlanan rapora göre faturasını ödeyemediği için doğalgazı kesilen abone sayısı 1 milyon 197 bin 227 aboneye çıktı.

on olarak geçtiğimiz haftalarda yayımlanan 2022 yılı sektör raporuna göre; fatura ödenmediği için doğalgaz kesintisi uygulanan abone sayısı 1 milyon 311 bin 380 aboneye çıktı. Buna göre Karadeniz doğalgazına ilişkin müjde verilmesinden sonra 2020, 2021 ve 2022 verileri bize gösteriyor ki; faturasını ödemediği için kesinti uygulanan abone sayısı sürekli artıyor.”

“Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor”

Resmi veriler bile vatandaşın temel bir insan hakkı olan enerjiye erişimde zorlandığını gösterdiğine dikkat çeken Akın, şunları ifade etti: “Son üç yılda doğalgazı kesilen abone sayısı 470 bin 426 kişi arttı. Buna göre 2020-2022 yılları arasında kesinti uygulanan abone sayısı yüzde 56 oranında yükseldi. Tek başına bu veri bile bize Türkiye’de yaşanan enerji yoksulluğunu gösteriyor.

Vatandaşın temel bir hak olan enerjiye erişiminde yaşadığı zorluğu ortaya koyuyor. Türkiye’de 18,9 milyon doğalgaz abonesi var. Bu dikkate alındığında 2022 yılında her 14 aboneden birinin doğalgaz kesintisi uygulandığı anlaşılıyor. Biz sürekli şunu vurguluyoruz: Karadeniz doğalgazını kendi çıkarlarınız için değil, vatandaş için kullanın. Karadeniz doğalgazı vatandaşın refahı için kullanılsa bu kadar derin bir enerji yoksulluğu yaşanmazdı.”

Paylaşın

Şehir Hastanelerine 5 Ayda Harcanan Para Dudak Uçuklattı

Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarına mercek tutan CHP’li Murat Emir, “Yap-İşlet-Devret modeliyle inşa ettirilen ve 25 yıllığına, üstelik döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalarla kamunun üzerinde büyük bir yük haline gelen şehir hastaneleri ile ilgili harcanan kalemler daha önce bütçede açık bir şekilde yazılıyordu” dedi ve ekledi:

“Ancak şimdi Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarında hizmet alımları ve gayrimenkul sermaye üretim giderleri altında gizlenmeye çalışıyor.  Bütçe kalemi şehir hastanelerinin kullanım bedeline harcanınca koruyucu hekimlik, bağımlılıkla mücadele, halk sağlığı gibi kalemlere de ayıracak bütçe kalmıyor. Diğer yandan şehir hastaneleri dışındaki yatırımlarda da ciddi sorunlar yaşanıyor. Kamu hastanelerinin ihaleleri birer birer erteleniyor.”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Cebimizden beş kuruş çıkmayacak” dediği şehir hastaneleri için 2023’ün Ocak-Mayıs döneminde harcanan para dudak uçuklattı.

Birgün’den Mustafa Bildirici’nin haberine göre; şehir hastanelerinin kiraları için 2023 yılı bütçesine konulan toplam ödeneğin yüzde 81’inin yılın ilk yarısı dahi tamamlanmadan kullanıldığı belirlendi. Şehir hastaneleri için ödenen kira bedelinin yüksekliğine dikkati çeken CHP Milletvekili Murat Emir, “Döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalara artık bütçe yetmiyor” dedi.

“Müteahhitlerin cebine aktarılmaya devam edecek”

İktidarın “Sağlıkta çağ atladık” söylemine örnek gösterdiği şehir hastaneleri için 2023 yılının Ocak-Mayıs döneminde ödenen kira bedeli belli oldu. Türkiye’deki 13 şehir hastanesi için beş ayda ödenen para kayıtlara, 22,5 milyar TL olarak geçti.

Şehir hastanelerinin kira bedeli olarak bilinen, bütçede ise “kullanım bedeli” olarak belirtilen harcama kalemi için 2023 yılında toplam 27,5 milyar TL’lik bütçe ayrıldı. Ocak-Mayıs döneminde şehir hastanelerinin kullanım bedeli olarak müteahhitlere ödenen toplam 22,5 milyar TL ise yılın başında ayrılan bütçenin yüzde 81’ini oluşturdu. Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarına mercek tutan CHP’li Murat Emir, “Dövizdeki artışla birlikte yılsonuna kadar bir bu kadar daha, belki de çok daha fazlası şehir hastaneleri aracılığıyla iktidar yandaşı müteahhitlerin cebine aktarılmaya devam edecek” diye konuştu.

Sağlık Bakanlığı’nın şehir hastanelerine bütçe yetiştiremez hale geldiğini ifade eden Emir, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yap-İşlet-Devret modeliyle inşa ettirilen ve 25 yıllığına, üstelik döviz kuru üzerinden yapılan anlaşmalarla kamunun üzerinde büyük bir yük haline gelen şehir hastaneleri ile ilgili harcanan kalemler daha önce bütçede açık bir şekilde yazılıyordu. Ancak şimdi Sağlık Bakanlığı’nın mali tablolarında hizmet alımları ve gayrimenkul sermaye üretim giderleri altında gizlenmeye çalışıyor.

Bütçe kalemi şehir hastanelerinin kullanım bedeline harcanınca koruyucu hekimlik, bağımlılıkla mücadele, halk sağlığı gibi kalemlere de ayıracak bütçe kalmıyor. Diğer yandan şehir hastaneleri dışındaki yatırımlarda da ciddi sorunlar yaşanıyor. Kamu hastanelerinin ihaleleri birer birer erteleniyor.”

Paylaşın

Bitcoin 30 Bin 400 Doların Üzerinde; Poligon Ve Avalanche Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 30 bin 400 doların üzerinde, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. Poligon ve Avalanche ise yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldı.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın üçüncü işlem günü genel anlamada yatay bir seyir izliyor.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0.30 artışla 30 bin 405 dolara yükseldi, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 0.22 düşüşle bin 862 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 0,32 artışla 30 bin 336 dolara yükselmiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 0,35 düşüşle bin 871 dolar seviyesinde işlem görüyordu.

Öte yandan Poligon ve Avalanche yüzde 2’ye varan düşüşle yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 9 artışla yaklaşık 16,68 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 590 milyar dolar milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri dün 589 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,03 düşerek 1,18 dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yaklaşık yüzde 0,27 artışla 1,18 dolar seviyesindeydi.

Tüm stablecoinlerin hacmi 33.22 milyar dolar, bu da toplam 24 saatlik kripto piyasası hacminin yüzde 92’si. Tüm stablecoinlerin hacmi dün 34,23 milyar dolardı ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 92,96’sıydı.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 30,405 dolar, değer kazancı yüzde 0.30
Ethereum 1,862 dolar, değer kaybı yüzde 0.22
Tether 0.9998 dolar, değer kazancı yüzde 0.01
BNB 235 dolar, değer kaybı yüzde 0.77
XRP 0.4804 dolar, değer kaybı yüzde 0.21

Cardano 0.279 dolar, değer kaybı yüzde 0.34
Dogecoin 0.06501 dolar, değer kazancı yüzde 0.07
Polygon 0.6389 dolar, değer kaybı yüzde 2.16
Solana 16.13 dolar, değer kaybı yüzde 1.76
Litecoin 86.8 dolar, değer kaybı yüzde 1.09

Polkadot 5.07 dolar, değer kazancı yüzde 0.12
Tron 0.07427 dolar, değer kaybı yüzde 0.10
Avalanche 12.95 dolar, değer kaybı yüzde 2.03
Shiba Inu 0.000007434 dolar, değer kaybı yüzde 1.76

Paylaşın

Liradaki Değer Kaybı Hızlandı; Doların Yükselişi Sürecek Mi?

2023 yılında Türk Lirası (TL), Dolar karşısında bugüne kadar yüzde 28 değer kaybetti. Liradaki değer kaybı, büyük ölçüde Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gerçekleşti.

Peki Türk Lirası’ndaki değer kaybı devam edecek mi, Dolar’ın yükselişi devam edecek mi?

Londra merkezli ekonomik araştırma şirketi Capital Economics’ten kıdemli ekonomist Liam Peach, “Bu büyük ihtimalle yetkililerin, seçimden önce TL’yi yapay bir şekilde güçlü bir pozisyonda tutmak için kura müdahale etmelerine yol açan kısıtlamalardan vazgeçmelerinin bir sonucu” diyor.

Gelişmekte olan piyasalar ekonomisti Peach, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) bu yılın başından beri “yaktığı” rezervleri toparlamaya başladığını; bankalar, şirketler ve bireyleri kısıtlayan döviz uygulamalarının yavaşça kaldırıldığını söylüyor.

Aslında daha önce yapılan yorumlarda da TCMB’nin seçimlerden sonra piyasaya müdahale etmeyi ve kuru baskılamayı bırakması öngörülüyordu.

TCMB’nin kuru baskılamak için kullandığı araçlar nedeniyle bu ayın başında net rezervler tarihi düşük seviyesine inmişti. Geçen hafta ise net rezervlerin pozitif bölgeye geçiş yaptığı görüldü.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek dün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, TCMB’nin analitik bilanço verilerine göre net uluslararası rezervlerinin geçen hafta 8,5 milyar dolar ile tarihin en büyük haftalık artışını kaydettiğini vurguladı. Şimşek, “Rasyonel politikalara dönüş kademeli olarak devam edecek” dedi.

Dubai’deki East Capital şirketinden yatırım danışmanı Emre Akçakmak da TCMB rezervlerinde son dönemde yaşanan toparlanmayı şu şekilde yorumladı:

“Merkez Bankası’nın artık TL’nin seviyesini kontrol etmek için çok da aktif olmadığını, hatta belki ihracatçılardan gelen ya da Kur Korumalı Mevduat’tan gelen paranın elde tutulduğunu ve uluslararası döviz pozisyonun güçlendirildiğini görüyoruz.

“Böylece frene basılmasından vazgeçilerek kurun piyasa dinamiklerini yansıtan bir yere gelmesinin önü açılıyor.”

‘TCMB’nin sadeleşme kararlarının yansıması’

Global Menkul Değerler Araştırma Grubu Direktörü Serdar Pazı da kurdaki yükselişin yeni Merkez Bankası yönetiminin aldığı sadeleşme kararlarına paralel olarak gerçekleştiği görüşünde.

Sadeleşme kararlarına örnek olabilecek son karar Pazar günü Resmi Gazete’de yayımlandı. Bankaların menkul kıymet tesisi yükümlülüğünde değişikliğe gidildi.

Bankaların bilançolarındaki Türk Lirası ağırlığına ilişkin yükümlülük yüzde 60’tan yüzde 57’ye düşürüldü.

Yüksek menkul kıymet tutma yükümlülükleri nedeniyle son yaşanan kur yükselişi, birçok bankanın bilançosunda Türk Lirası’nın payını yüzde 60’ın altına indirmişti.

Yayımlanan kararda, 22 Haziran’daki Para Politikası Kurulu (PPK) kararlarına atıfla, kademeli bir sadeleşmenin devam edeceği vurgulandı.

Atıf yapılan toplantıda politika faizi 650 baz puanlık artışla yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltilmişti. Bu toplantı, bu ayın başında Hafize Gaye Erkan’ın Merkez Bankası Başkanlığına getirilmesinin ardından yapılan ilk PPK toplantısıydı.

‘Londra swap piyasası tekrar işlerlik kazandı’

Ekonomist Serdar Pazı, Londra swap piyasasının tekrar işlerlik kazanması ve bu piyasada TL faizlerin eksiye düşmesinin de koşulların serbest bırakıldığı anlamına geldiğini söylüyor.

Swap, döviz kurlarında oynaklığın yaşandığı zamanlarda yatırımcının bu oynaklıktan kaynaklanan riskinin önünü alması için önemli bir araç olarak ortaya çıkıyor.

Türk Lirası varlıklara yatırım yapmak isteyen yabancılar, TL’yi Londra’daki varlık yönetimi şirketleri üzerinden borçlanarak edinebiliyor, bu da swap faizlerine yansıyor.

Pazı, 2018’deki kur krizini takip eden yıllarda yerli bankalara Londra’daki piyasaya kaynak verilmemesi yönünde bir telkinde bulunulduğunu, böylece swap piyasasının bilerek daraltıldığını aktarıyor.

Ancak Pazı’ya göre yeni ekonomi yönetiminin piyasa yanlısı politikaları uygulamaya başlamasıyla “swap piyasasında yabancıların, TL’ye çok yüksek bir maliyete katlanmadan kolay bir erişim sağlamasına” izin verildi.

Bundan sonraki faiz politikası etkili olacak

Dolar/TL kurunun bundan sonra göreceği seviyeyi ise Merkez Bankası’nın izleyeceği faiz politikası ve sıkılaşmanın hangi hızda kaydedileceği etkileyecek.

Ekonomist Serdar Pazı, Dolar/TL kurunda 26 ve 30 arasında bir yerde zirvenin görüleceğini, ardından da ek sıkılaştırma ve ek sadeleşme adımlarının yanı sıra yabancı yatırımcının daha makul bir bakış kazanması ihtimaliyle kurun bu seviyelerde kalabileceğini düşünüyor.

Pazı’ya göre Türkiye’ye giriş yapması beklenen yabancı sermayenin büyüklüğüne göre TL nominal olarak değer bile kazanabilir.

Bu yaz turizmin canlanmasıyla beraber Türkiye’ye döviz girişinin gerçekleşecek olması da kurun daha fazla yükselmesinin önüne geçebilir.

Yabancı yatırımcı ikna oldu mu?

Seçimlerin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı’na getirilen Mehmet Şimşek, ortodoks ekonomi politikalarına dönüş yapılacağını ve rasyonel para piyasası kurallarının izleneceğini söylemişti.

Bunun ilk adımı olarak TCMB politika faizini yüzde 15’e yükseltti ancak bu piyasa beklentisi olan yüzde 20’nin altında kaldı.

Bu yüzden analistlere ve ekonomistlere göre yabancı yatırımcı bundan sonra politikaların nasıl şekilleneceğini görmek istediği için henüz beklemede.

Ekonomist Liam Peach’e göre ilk işaretler, yatırımcıların Türkiye’nin daha piyasa yanlısı politikalara geçmesinden memnun olduğunu gösteriyor. Peach, Mayıs ayının sonlarından beri Türk varlıkların risk priminin düştüğünü vurguluyor.

Ortodoks politikalara geçişin başarılı olması için yetkililerin sıkılaşma ve faiz artırımı adımlarına kararlılıkla devam etmesi gerektiğini söyleyen Peach, enflasyonun ise uzun dönem yüksek kalacağını öngörüyor:

“Enflasyonu tek hanelere düşürmek uzun bir süreç. Gerçek faizlerin daha çok uzun süre yıllar boyunca yüksek tutulmasını gerektiriyor.”

(Kaynak: BBC Türkçe)

Paylaşın

Merkez Bankası’nın Haftalık Net Rezerv Artışları Yükselişe Geçti

Liranın değerini korumak için rezervleri kullanma uygulamasından vazgeçen Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) haftalık net rezerv artışları yükselişe geçti. Merkez Bankası’nın net rezervleri geçen ay tüm zamanların en düşük seviyesi eksi 5,70 milyar dolara inmişti.

Merkez Bankası’nın net foreks rezervlerinin geçen hafta 8,5 milyar dolar artarak 9 milyar dolara yükseldiği hesaplandı. Net foreks rezervleri haftalık en büyük artışını gerçekleştirerek yeni bir rekora ulaştı. Bundan önceki haftalık net rezervlerdeki en büyük artış 8,2 milyar dolar ile 2002 yılı Şubat ayında gerçeklemişti.

Lira bugün dolar karşısında çoğunlukla aynı düzeyde seyrederken Merkez Bankası’nın haftalık net rezerv artışları yükselişe geçti. Reuters haber ajansına konuşan bankacılar, bu artışın Merkez Bankası’nın liranın değerini korumak için döviz satma politikasından vazgeçmesiyle gerçekleştiğini düşünüyor.

Dün yeni bir rekor seviyeye gerileyen lira, bugün çoğunlukla yatay seyretti.

Reuters’a konuşan bankacılar ayrıca, geçen hafta Merkez Bankası’nın rezervlerinde büyük bir artış olduğunu söylediler. Merkez Bankası, liranın değerini koruyabilmek için rezervlerini kullanma uygulamasından vazgeçmişti.

Dolar bugün likiditenin az olduğu erken saatlerde 26,10 lira değerinde işlem gördü. İlerleyen saatlerde 25,55 liradan işlem gören dolar, günü 26,03 lira ile kapattı. Dün dolar 26,05 lira ile günü kapatmıştı.

2023 yılında lira bugüne kadar yüzde 28 değer kaybetti. Liradaki değer kaybı, büyük ölçüde Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gerçekleşti. Erdoğan seçilmesinin ardından, yüksek enflasyon karşısında faiz oranlarını düşürme gibi aykırı ekonomi politikalarından geri adım attı.

Merkez Bankası, ekonomi politikalarındaki değişimlerin parçası olarak, piyasadaki döviz talebini karşılamak ve liranın değerini korumak için rezervlerini kullanma uygulamasından vazgeçti.

Uzun süredir devam eden düşüşle geçen ay Merkez Bankası’nın net rezervleri tüm zamanların en düşük seviyesi eksi 5,70 milyar dolara inmişti.

Reuters haber ajansına konuşan dört bankacı, Merkez Bankası’nın net foreks rezervlerinin geçen hafta 8,5 milyar dolar artarak 9 milyar dolara yükseldiğini hesapladı. Net foreks rezervleri haftalık en büyük artışını gerçekleştirerek yeni bir rekora ulaştı.

Bundan önceki haftalık en büyük artış 8,2 milyar dolar ile 2002 yılı Şubat ayında gerçeklemişti. 23 Haziran’da bankanın toplam rezervlerinin 4,5 milyar dolar artarak 107,5 milyar dolara ulaşması bekleniyordu.

Merkez Bankası geçen hafta politika faizini 650 baz puan yükselterek, ekonomide ortodoks politikalara dönüşün sinyalini verdi.

Faiz artışı beklenenden düşüktü. Bazı analistler, Wall Street deneyimli yeni Merkez Bankası Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın Erdoğan yönetiminde sınırlı manevra alanına sahip olabileceğinden kuşkulanıyor.

Merkez Bankası ayrıca son yıllarda liralaşmayı hedefleyen bazı tedbir uygulamalarını sonlandırdı.

Erdoğan, uzun bir süredir faiz artırımının enflasyona neden olacağı görüşünü savunuyor. Merkez Bankası’nın faiz indirimleriyle 2021’deki kur krizinin ardından enflasyon yükselişe geçti.

Geçen Ekim’de yıllık enflasyon yüzde 85,51 ile 24 yılın zirvesine ulaşmıştı. Sonrasında düşüşe geçen yıllık enflasyon, henüz tek haneli rakamlara inebilmiş değil.

Reuters haber ajansının bir anketinde, Haziran ayı için aylık enflasyon yüzde 4,84 görülürken, yıllık enflasyon yüzde 39,47 olarak bekleniyor.

Brüt ve net döviz rezervi nedir?

Ekonomist Mahfi Eğilmez, brüt ve net döviz rezervi arasındaki farkı şu şekilde açıklıyor: Merkez Bankası, döviz rezervlerinin tamamının sahibi değil.

TCMB’nin rezervlerinin bir bölümü bankaların Merkez Bankası’nda tutmak zorunda olduğu zorunlu karşılıklardan oluşuyor. Bunları bir çeşit emanet döviz olarak görmek mümkün.

TCMB’nin son yıllarda rezerv opsiyon mekanizması aracılığıyla, TL mevduatlar karşılığında alması gereken zorunlu karşılıkları dövizle yatırma esnekliği tanımasıyla bu döviz rezervlerindeki emanet tutarda artış oldu.

Döviz rezervlerinin bir bölümünün emanet olması nedeniyle Merkez Bankası’nın döviz rezervlerinin toplamı brüt döviz rezervlerini gösteriyor. Merkez Bankası’nda emanet olarak duran miktarlar düşüldüğünde net döviz rezervine ulaşılıyor.

Net döviz rezervi nasıl hesaplanıyor?

Net döviz rezervi, TCMB verilerinde aktif kısımda yer alan dış varlıklardan, pasif kısımda bulunan toplam döviz yükümlülüklerini çıkardıktan sonra elde edilen rakamın o günün kuruna bölünmesiyle hesaplanıyor.

Formül şu şekilde: Net Rezerv = (Dış Varlıklar – toplam döviz yükümlülükleri) / Dolar-TL kuru

Swap hariç net rezerv ne demek?

Ekonomist Eğilmez’e göre net rezerv miktarı, swap işlemleriyle elde edilmiş (emanet) dövizleri de kapsadığı için bu rakam tam olarak net rezervi ifade etmiyor.

Bu yüzden net döviz rezervini emanet dövizleri çıkararak görebilmek için bu miktardan swap karşılığı elde edilmiş döviz tutarını düşmek gerekiyor. Swap hariç net rezerv ise şu şekilde hesaplanabiliyor:

Swap hariç net rezerv = Net rezerv – Swap işlemleri toplamı

Uluslararası rezerv nedir?

TCMB’nin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası) tanımına göre uluslararası rezervler; ülkelerin para otoriteleri tarafından kontrol edilen, kullanıma hazır, birbirlerine çevrilebilme özelliği bulunan ve uluslararası ödeme aracı olarak kabul edilen varlıklar.

Uluslararası rezerv olarak sayılan varlıklar şunlar:

  • Konvertibl (birbirlerine dönüştürülebilir) döviz varlıkları (euro, ABD doları, İngiliz sterlini vb.)
  • Uluslararası standartta altın
  • Özel Çekme Hakları
  • Uluslararası Para Fonu (IMF) Rezerv Pozisyonu

TCMB, rezervleri nasıl saklıyor?

Merkez Bankası, rezervlerin yönetiminde ülke menfaatine öncelik verdiğini aktarıyor. Bu amaçla, uluslararası rezervleri, anaparanın korunması ve gerekli likiditenin sağlanması için düşük riske sahip yatırım araçlarında değerlendiriyor.

Merkez Bankası, rezerv yönetimi sırasında karşılaşılabilecek risklerin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve kabul edilebilir sınırlar içinde tutulabilmesi için risk yönetim stratejisi uyguluyor. Ayrıca elindeki rezervlerin seviyesini, düzenli aralıklarla internet sitesinde yayımlıyor.

Paylaşın