Hazine Ve Maliye Bakanlığı Açıkladı: Türkiye’nin Brüt Dış Borcu 475,7 Milyar Dolar

31 Mart 2023 itibarıyla Türkiye’nin brüt dış borç stoku 475,7 milyar dolar olarak gerçekleşirken, stokun milli gelire oranı yüzde 49,0 oldu. Aynı tarihte net dış borç stoku 255 milyar dolar olarak kayıtlara geçerken, milli gelire oranı ise yüzde 26,3 seviyesinde gerçekleşti.

Haber Merkezi / Aynı tarihte Hazine garantili dış borç stoku ise 15,7 milyar dolar olarak hesaplandı. Kamu net borç stoku bu dönemde 2 trilyon 934 milyar lira olarak kaydedilirken, milli gelire oranı yüzde 17,1 oldu.

AB tanımlı genel yönetim borç stoku 5 trilyon 336 milyar lira, bu rakamın milli gelire oranı ise yüzde 31,2 olarak kayıtlara geçti.

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 31 Mart 2023 itibarıyla brüt ve net dış borç stoku, Hazine garantili dış borç stoku ve kamu net borç stoku ile Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku verilerini açıkladı.

Bakanlık tarafından yapılan açıklamada şöyle denildi:

“Türkiye Brüt Dış Borç Stoku”, 31 Mart 2023 tarihi itibarıyla 475,7 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı ise yüzde 49,0 olmuştur. Aynı tarihte, “Türkiye Net Dış Borç Stoku” ise 255 milyar ABD Doları olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 26,3 olmuştur.

Hazine garantili dış borç stoku 31 Mart 2023 tarihi itibarıyla 15,7 milyar ABD doları olarak gerçekleşmiştir.

“AB Tanımlı Genel Yönetim Borç Stoku”, 31 Mart 2023 tarihi itibarıyla 5.336 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 31,2 olmuştur. Aynı tarihte, “Kamu Net Borç Stoku” ise 2.934 milyar TL olarak gerçekleşmiş olup stokun milli gelire oranı yüzde 17,1 olmuştur.

Paylaşın

Bitcoin 30 Bin 300 Doların Üzerinde; Tron Ve Litecoin Sert Yükseldi

Bitcoin (BTC) 30 bin 300 doların üzerinde, Ethereum (ETH) ise bin 850 dolar seviyesinin hemen üstünde işlem görüyor. Tron Ve Litecoin ise yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Haber Merkezi / Haftanın ilk işlem işlem gününe kayıplarla başlayan kripto para piyasaları, haftanın ikinci işlem günü yönünü yukarı yönlü çevirdi.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 0,32 artışla 30 bin 336 dolara yükseldi, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 0,35 düşüşle bin 871 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) dün yüzde 2.13 düşüşle 30 bin 221 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 1,65 düşüşle bin 878 dolar seviyesinde işlem görmüştü.

Öte yandan Tron Ve Litecoin yüzde 2’ye varan artışla yatırımcısına kazandıran kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 14,39 artışla yaklaşık 15,25 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 589 milyar dolar milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri dün 586 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 0,27 artışla 1,18 dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, dün yaklaşık yüzde 2 düşerek 1,18 dolar seviyesindeydi.

Tüm stablecoinlerin hacmi 34,23 milyar dolar ve bu, toplam kripto pazarının 24 saatlik hacminin yüzde 92,96’sı.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 30.360 dolar, değer kazancı yüzde 0.32
Ethereum 1.871 dolar, değer kaybı yüzde 0.35
Tether 0.9998 dolar, değer kaybı yüzde 0.04
BNB 238 dolar, değer kazancı yüzde 0.83
XRP 0.4829 dolar, değer kaybı yüzde 0.51

Cardano 0.282 dolar, değer kaybı yüzde1,96
Dogecoin 0,06521 dolar, değer kaybı yüzde 1,01
Polygon 0,6573 dolar, değer kazancı yüzde 0,25
Solana 16,52 dolar, değer kaybı yüzde 1,32

Litecoin 88,06 dolar, değer kazancı yüzde 1,02
Polkadot 5,09 dolar, değer kaybı yüzde 1,48
Tron 0,07473 dolar, değer kazancı yüzde 2,50
Avalanche 13,26 dolar, değer kaybı yüzde 1,47
Shiba Inu 0,000007611 dolar, değer kaybı yüzde 1,49

Paylaşın

Emekli İkramiyesiyle Bir Günlük “Bayram Sofrası” Kurulamıyor

CHP’li Ağbaba, geçtiğimiz yıl bin 100 TL olan bayram ikramiyesinin yüzde 81’lik zamla 2 bin TL’ye yükseltildiğini hatırlatarak, “Geçtiğimiz Kurban Bayramı’ndan bu yıla sadece dana etinin fiyatı en az yüzde 271 oranında arttı. Bayramda emekli ikramiyesi ile değil kurban kesmek, sofrasına koyacağı bir kap et yemeğinin maliyeti yüzde 271 oranında arttı” dedi ve ekledi:

“Emekli ikramiyesi ile bu yıl geçen yıla göre eksi 5,2 kilo daha az et alabiliyor. Emekli ikramiyesi geçen yıla göre yüzde 81 oranında artmasına rağmen tavuk etinde ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 203’lük bir artış yaşandı. Et yerine tavuk yemek isteyen emekli geçtiğimiz yıla göre sofrasına 10 kilo daha az tavuk eti koyabiliyor.”

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Milletvekili Veli Ağbaba geçtiğimiz yıl Kurban Bayramı ile bu yılki bayramda emekli ikramiyelerinin alım gücünü kıyasladı.

CHP’li Ağbaba, “2 bin TL’lik emekli ikramiyesi ile bir günlük bayram sofrası dahi kurulamıyor” dedi.

Geçtiğimiz yıl bin 100 TL olan bayram ikramiyesinin yüzde 81’lik zamla 2 bin TL’ye yükseltiğini hatırlatan Ağbaba, “Geçtiğimiz Kurban Bayramı’ndan bu yıla sadece dana etinin fiyatı en az yüzde 271 oranında arttı. Bayramda emekli ikramiyesi ile değil kurban kesmek, sofrasına koyacağı bir kap et yemeğinin maliyeti yüzde 271 oranında arttı. Emekli ikramiyesi ile bu yıl geçen yıla göre eksi 5,2 kilo daha az et alabiliyor. Emekli ikramiyesi geçen yıla göre yüzde 81 oranında artmasına rağmen tavuk etinde ise geçtiğimiz yıla göre yüzde 203’lük bir artış yaşandı. Et yerine tavuk yemek isteyen emekli geçtiğimiz yıla göre sofrasına 10 kilo daha az tavuk eti koyabiliyor” dedi.

Türk kahvesinin fiyatının geçtiğimiz bayrama göre yüzde 154, bir kilo baklavanın fiyatının ise yüzde 190 artığına dikkat çeken CHP’li Ağbaba “Bir emekli ikramiyesi ile geçen yıla göre 4 kilo daha az baklava alabilirken, yine geçtiğimiz yıla göre 250 gramlık Türk kahvesinde ise 9 paket daha az Türk kahvesi alabiliyor. Kuru bakliyat ve sebze ürünleri geçen yıla göre daha az alınabiliyor. Bin 100 TL’lik emekli ikramiyesi karşısında bu yıl pirinçteki kayıp 20 kilo olurken kayıplar kuru fasulyede 19 kilo, nohutta ise 12 kilo oldu. Yine geçtiğimiz yıla göre 2 bin TL’lik emekli ikramiyesinin bin 100 TL’lik emekli ikramiyesi karşısındaki kaybı dolmalık biberde 12 kilo, domateste 11 kilo, salatalıkta ise 9 kilo oldu” ifadelerini kullandı.

İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) araştırmasına göre, bayram alışverişinin maliyeti geçtiğimiz yıla göre en az yüzde 53 oranında arttı. Araştırmaya göre en yüksek artış yüzde 165 ile çocuk gömleğinde olurken ikinci sırayı ise yüzde 138,1 ile kurbanlık fiyatları aldı.

Gömlek (Çocuk): Yüzde 165,2
Pantolun (Çocuk): Yüzde 123
Elbise (Çocuk): Yüzde 103,6
Ayakkabı (Çocuk): Yüzde 53,7
Otobüs Bileti: Yüzde 72,5
Kolonya: Yüzde 57,8
Kurbanlık bedeli: Yüzde 138,1

Paylaşın

Prof. Dr. Demiralp: Enflasyonla Mücadele Birincil Öncelik Olmayabilir

Merkez Bankası’nın faiz kararını yorumlayan Prof. Dr. Selva Demiralp, “Özellikle de eldeki cephanenin kısıtlı olduğu, faiz artışı konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan fazla izin çıkmadığı bir noktada, erken gelecek yüklü bir faiz artışı psikolojik olarak daha güçlü bir etki yaratabilir, beklentiyi daha hızlı aşağı çekebilir ve bu şekilde ilerde daha az faiz artışı ile daha çok mesafe alınabilirdi” ifadelerini kullandı ve ekledi:

“Böyle bir yolun seçilmemiş olması enflasyonla mücadelenin de birincil öncelik olmadığına, bundan ziyade ödemeler dengesi ile ilgili bir krizi önleyecek, içeriye bir miktar döviz girişi sağlayacak geçici bir programın ön planda tutulacağına işaret ediyor olabilir.”

Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp, Merkez Bankası’nın faiz kararını BBC Türkçe için yorumladı. Demiralp, “Merkez Bankası’nın faiz artırımı yeterli mi, karar U dönüşü mü?” başlıklı yazısında şunları ifade etti:

“Merkez Bankası, yeni başkan Hafize Gaye Erkan liderliğinde 22 Haziran’daki ilk Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında politika faizini 650 baz puan artırarak yüzde 8,5’ten yüzde 15’e çıkardı. Kararı takiben Cuma gecesi açıklanan düzenlemelerle bankacılık sistemi üzerindeki baskılar da bir miktar hafifletildi.

22 Haziran’da açıklanan PPK toplantısının karar metni, en azından prensip olarak eski anlayışın çöpe atıldığı izlenimi veriyor. Vaktiyle eski metinlerden tek tek çıkarılmış olan “sıkı para politikası” ibaresinin tekrar metne girdiğini görüyoruz.

Hatta bir adım daha ileri gidilip “Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir” ifadesi ile “enflasyonu düşürmek için faiz artırmak gerektiği” net bir şekilde ifade ediliyor.

Bu şekilde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Haziran tarihinde tekrar hatırlattığı “enflasyonu düşürmek için faizin düşmesi gerektiği” tezine ters düşen ancak ortodoks iktisatın temel anlayışını doğrulayan bir anlayışın savunulduğunu gözlemliyoruz.

Eski anlayış tıkandı, yan yollara sapıldı

22 Haziran’da açıklanan karar, kafamdaki en “güvercin” faiz artışının bile altında kaldı. Faiz artışının bu kadar düşük dozda kalmasını eski anlayıştan keskin bir kopuş ya da bir U dönüşünden ziyade eski anlayışın önünün tıkandığı bir noktada yan yollara sapma olarak yorumluyorum.

Eski dönemin muhasebesinin yapılmaması, “Yeni Ekonomi Modeli (YEM)” çerçevesinde agresif faiz indirimlerine giden PPK üyelerinin görevlerini korunması bu fikrimi destekliyor.

Faiz artışının düşük tutulması “kademeli” artış patikasının parçası mıdır, yoksa daha fazla faiz artışına izin çıkmadığının bir işareti midir?

Ben ikinci olasılığı yüksek buluyorum. Zira yeni ekibin temiz bir sayfa açıldığına, atılan adımın uzun soluklu olacağına dair vereceği sinyal açısından ilk faiz artışının sembolik bir önemi vardı.

Kaldı ki piyasa faizlerinin zaten yüzde 40’lı seviyelere ulaşmış olması, Merkez Bankası’nın kararının pratikteki sıkılaştırıcı etkilerini sınırlı tutacak, daha çok beklenti kanalını devreye sokmaya yarayacaktı.

Miktar az da olsa faiz artışına gidilmesi, YEM’e göre bir iyileşme değil midir? Elbette öyledir ve dengesizlikleri düzeltemese de en azından derinleşmesini engeller ve görece bir iyileşme sağlar. Ancak bu iyileşmenin ne kadar uzun soluklu olacağı, YEM ile derinleşen dengesizliklerin ne kadar düzeltilebileceğine dair ipuçları açısından önemli bir fırsatın harcandığını düşünüyorum.

Enflasyonla mücadele birincil öncelik olmayabilir

Şayet yeni ekibin amacı samimi şekilde yıllık enflasyonu yüzde 40 seviyesinden devralıp yüzde 5’lik hedefe indirmekse, önlerinde çok uzun ve maliyetli bir yol var. Çünkü enflasyon ne kadar yükselir ve o seviyelerde ne kadar uzun süre kalırsa enflasyon beklentilerini düşürmek için gereken acı reçete de o kadar büyür.

Bu durumda, o maliyeti asgariye düşürecek çözümler geliştirmek ve iletişim politikasını etkin olarak kullanabilmek önemli. Benim tercihim önden yüklemeli olarak gelecek faiz artışlarının piyasa beklentilerini aşağı çekmesi olurdu.

Özellikle de eldeki cephanenin kısıtlı olduğu, faiz artışı konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan fazla izin çıkmadığı bir noktada, erken gelecek yüklü bir faiz artışı psikolojik olarak daha güçlü bir etki yaratabilir, beklentiyi daha hızlı aşağı çekebilir ve bu şekilde ilerde daha az faiz artışı ile daha çok mesafe alınabilirdi.

Böyle bir yolun seçilmemiş olması enflasyonla mücadelenin de birincil öncelik olmadığına, bundan ziyade ödemeler dengesi ile ilgili bir krizi önleyecek, içeriye bir miktar döviz girişi sağlayacak geçici bir programın ön planda tutulacağına işaret ediyor olabilir.

Yetersiz faiz artışı hayatımızı nasıl etkiler?

Faiz artışı bir “acı reçete” olduğuna göre öncelikle bu reçeteyi alıp sağlığımıza kavuştuğumuzda neler olacağını anlayalım.

Acı reçetenin nihai amacı ekonomide enflasyon kaynaklı dengesizliklerin önüne geçmektir. Fiyat istikrarının sağlanması durumunda maaş artışları öngörülebilir enflasyon oranına göre gerçekleşeceği için alım gücünde yaşanan erimenin önüne geçilir.

Kurdaki değer kaybı da enflasyona bağlı olduğundan kur sakinleşir. TL’nin değerinin korunması, TL cinsi tasarruf araçlarını cazip hale getireceği için dolarizasyonun önüne geçilir. Bankalar TL cinsi uzun vadeli borçlandıklarında dış borç azalır.

Yatırımcı güveni, fiyat istikrarı ve finansal istikrar olan bir ortamda canlanacağı için üretim kapasitesini artıracak, üretkenlik artışına imkan sağlayacak yatırımlar için uygun zemin sağlanır.

Şimdi de bu reçetenin yetersiz dozda kaldığı düşük faiz artışlarına odaklanalım.

Yetersiz dozda verilen ilaç tedavi sağlamaz. Semptomları bir süre hafifletir. Ancak altta yatan sorun devam ettiği için sonrasında daha ciddi tedavi gerekebilir.

Nasıl ki yetersiz dozda antibiyotik alırsanız daha dirençli bakteri ile karşılaşıp daha yüksek dozda ilaca ihtiyaç duyarsanız, enflasyon da ne kadar katılaşırsa tedavisi o kadar zorlaşır.

Faiz artışlarının ağırdan alınması bir taraftan enflasyon beklentilerinde arzu edilen düşüşü sağlamazken, diğer taraftan halihazırdaki negatif reel faiz ortamı nedeniyle TL cinsi tasarruf araçlarına olan dönüş yetersiz kalır. Bu durumda kur ve enflasyon üzerindeki baskılar devam eder.

Yani bugün düşük tutulan ilaç, nihai olarak enflasyonu düşürmek için uygulanması gereken acı reçetenin dozunun artmasına neden olur.”

Paylaşın

Türk Lirası, Bir Günde Dolar Karşısında Yüzde 3 Değer Kaybetti

Türk Lirası, dolar karşısında yüzde 3 kayba uğrayarak rekor seviyeye düştü. Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir yetkili, bankanın döviz politikalarında değişiklik yaptığını söyledi. Yetkili, “Merkez Bankası, geçen haftaki faiz kararı sonrası döviz satarak kura müdahale etmiyor” diye belirtti.

Ayrıca yetkili, “Rakamları tamamen serbest piyasa belirliyor. Dolayısıyla döviz rezervleri kullanılmıyor. Rezerv arttırma dönemi başladı” dedi. İsmini vermek istemeyen yetkilinin yorumları, bankacıların Merkez Bankası’nın rezervleri kullanmayı “tamamen durdurduğu” görüşünü yineledi.

Seçim öncesinde liranın değerini korumak için Merkez Bankası rezervlerinin kullanılmasıyla, rezervler bu ay başında tarihi düşük seviyeye geriledi. Bankanın net rezervi eksi 5,7 milyar dolara düşmüştü. Sonraki iki ayda rezervler toparladı.

Geçen hafta Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’nın (TCMB) politika faizini arttırması sonrası bugün lira dolar karşısında yüzde 3 kayba uğrayarak rekor seviyeye düştü.

Reuters haber ajansına konuşan bir yetkili ve bankacılar, geçmişte lirayı korumak için rezervlerini kullanan Merkez Bankası’nın bu uygulamayı bıraktığını söyledi.

Lira bugün, dolar karşısında tüm zamanların en düşük seviyesi 26,05’e geriledi. Geçen hafta, lira dolar karşısında 25,74’ten işlem görüyordu.

2023 yılında lira bugüne kadar yüzde 28 değer kaybetti. Liradaki değer kaybı, büyük ölçüde Recep Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha cumhurbaşkanı seçilmesinin ardından gerçekleşti. Erdoğan seçilmesinin ardından, yüksek enflasyon karşısında faiz oranlarını düşürme gibi aykırı ekonomi politikalarından geri adım attı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeni döneme başlaması sonrasında ekonomi politikalarına yönelik iki önemli adım atıldı.

Başkanlığına yeni atanan Hafize Gaye Erkan yönetimindeki Merkez Bankası, geçen Perşembe politika faizini 650 baz artırarak yüzde 15’e yükseltti. Faiz artışı, piyasa beklentilerinin altında kalsa da önemli bir sıkılaştırma adımı olarak görüldü.

Ayrıca Merkez Bankası dün, 2021’den beri uyguladığı bazı düzenlemelerden vazgeçmeye başladı. Merkez Bankası, lira varlıklarını teşvik etmeyi amaçlayan uygulamalarla bir süredir borç, kredi ve foreks piyasalarında devlet kontrolune sebep olmuştu.

Seçim öncesinde liranın değerini korumak için Merkez Bankası rezervlerinin kullanılmasıyla, rezervler bu ay başında tarihi düşük seviyeye geriledi. Bankanın net rezervi eksi 5,7 milyar dolara düşmüştü. Sonraki iki ayda rezervler toparladı.

Merkez Bankası haftasonu yaptığı açıklamada, adımlarının piyasaları serbestleştirme ve istikrarı sağlama amaçlı olduğunu belirtti.

Öte yandan Reuters haber ajansına konuşan üst düzey bir yetkili, bankanın döviz politikalarında değişiklik yaptığını söyledi. Yetkili, “Merkez Bankası, geçen haftaki faiz kararı sonrası döviz satarak kura müdahale etmiyor” diye belirtti.

Ayrıca yetkili, “Rakamları tamamen serbest piyasa belirliyor. Dolayısıyla döviz rezervleri kullanılmıyor. Rezerv arttırma dönemi başladı” dedi.

İsmini vermek istemeyen yetkilinin yorumları, bankacıların Merkez Bankası’nın rezervleri kullanmayı “tamamen durdurduğu” görüşünü yineledi.

Bir borsacı, “Liranın değeri artık rezervlerle korunmuyor” dedi. Üst düzey bir bankacı Reuters haber ajansına, “Merkez Bankası foreks piyasasında rezerv kullanımını tamamen bırakmış gibi görünüyor” dedi.

Bankacı, Merkez Bankası’nın döviz pozisyonunun günde 1 ila 2 milyar dolar artış gösterdiğini ekledi.

Yeni adımlar

Hafta sonu açıklanan sadeleştirme adımları kapsamında Merkez Bankası, bankaların döviz depolarına ayırmaları gereken menkul kıymet tesis oranını yüzde 10’dan yüzde 5’e düşürdü.

Ayrıca yeni düzenlemeye göre, bankaların tutması gereken menkul kıymetler lira mevduatlarının yüzde 3’ü ila yüzde 12’si arasında kalmak zorunda. Geçmişte bu aralık, yüzde 3 ila yüzde 17’ydi.

Yeni düzenleme, lira mevduatı toplam mevduatın yüzde 57’sinden az olan bankaların, ayrıca yedi puanlık menkul kıymet tutması gerekeceğini söyledi.

Geçmişte, yüzde 60’tan az lira mevduatı olan bankaların ayrıca yedi puanlık menkul kıymet tutması gerekiyordu.

Dinamik Yatırım’ın baş ekonomisti Enver Erkan, “Oranların yavaş yavaş düşürülmesi bankaların pozisyon almalarına alan sağladı. Faiz oranlarında hızlı bir artışı tetiklemedi. Kuralların biraz gevşetilmesi bankalara tahvil portföylerinde manevra alanı ve zamanı verir” dedi. Erkan, “Sektör için sevindirici ve olumlu bir gelişme” dedi.

İstanbul borsasında bankacılık hisse senetleri endeksi .XBANK, son hamlelerin ardından yaklaşık yüzde 4 yükselirken, ana endeks yüzde 2’den fazla yükseldi.

Bankacılar, bankaları lira mevduatına zorlayan önlemlerin gevşetilmesiyle birlikte bazı bankalarda mevduat faizlerinin yüzde 40 ila 45 bandından düşmeye başladığını ve bu hareketin devam edeceğini söyledi.

(Kaynak: VOA Türkçe)

Paylaşın

Bitcoin 30 Bin 200 Doların Üzerinde; Cardano Ve Litecoin Sert Düştü

Bitcoin (BTC) 30 bin 200 doların üzerinde, Ethereum (ETH) ise bin 900 dolar seviyesinin hemen altında işlem görüyor. Cardano ve Litecoin ise yatırımcısına kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Haber Merkezi / Kripto para piyasaları, haftanın ilk işlem işlem gününe kayıplarla başladı.

Dünyanın en büyük kripto para birimi Bitcoin (BTC) yüzde 2.13 düşüşle 30 bin 221 dolara gerilerken, dünyanın en büyük ikinci kripto para birimi Ethereum (ETH) ise 1,65 düşüşle bin 878 dolar seviyesinde işlem görüyor.

Bitcoin (BTC) cuma günü yüzde 0,73 düşüşle 30 bin 063 dolara gerilemiş, Ethereum (ETH) ise yüzde 1,69 düşüşle bin 885 dolar seviyesinde işlem görmüştü.

Öte yandan Cardano ve Litecoin yüzde 3’e varan düşüşle yatırımcısına yüksek oranda kaybettiren kripto para birimleri arasında yer aldılar.

Bitcoin’in (BTC) hacmi, son 24 saatte yaklaşık yüzde 5,23 artarak 13,19 milyar dolar olurken, piyasa değeri ise 586 milyar dolar milyar dolar civarında. Bitcoin’in piyasa değeri cuma günü 582 milyar dolar civarındaydı.

Küresel kripto para piyasalarının değeri, son 24 saatte yüzde 2 düşerek 1,18 dolar civarında işlem görüyor. Küresel kripto para piyasalarının değeri, cuma günü yaklaşık yüzde 1,36 düşüşle 1,17 dolar seviyesindeydi.

Bazı kripto para birimlerinde son durum ise şöyle:

Bitcoin 30,221 dolar, değer kaybı yüzde 2.13
Ethereum 1,878 dolar, değer kaybı yüzde 1.65
Tether 0.9999 dolar, değer kazancı yüzde 0.01
BNB 235 dolar, değer kaybı yüzde 1.23
XRP 0.484 dolar, değer kaybı yüzde 1.13

Cardano 0.2869 dolar, değer kaybı yüzde 3.20
Dogecoin 0.06574 dolar, değer kaybı yüzde 2.64
Solana 16.78 dolar, değer kaybı yüzde 1.27
Polygon 0.654 dolar, değer kaybı yüzde 2.77

Litecoin 87.02 dolar, değer kaybı yüzde 3.13
Polkadot 5.12 dolar, değer kaybı yüzde 0.42
Tron 0.073 dolar, değer kazancı yüzde 0.24
Shiba Inu 0.00000772 dolar, değer kaybı yüzde 2.56

Paylaşın

TÜİK Açıkladı: Hizmet Üretici Enflasyonu Yüzde 65,47

Hizmet üretici enflasyonu, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,99, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 65,47 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 84,39 arttı.

Haber Merkezi / Hizmet üretici enflasyonu, yıllık en çok mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde, aylık ise konaklama ve yiyecek hizmetlerinde arttı. Hizmet üretici enflasyonunun yıllık ve aylık artışın artışın en az olduğu sektörler ise ulaştırma ve depolama hizmetleri oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Hizmet Üretici Fiyat Endeksi (H-ÜFE) Mayıs 2023 verilerini açıkladı.

Buna göre, hizmet üretici enflasyonu, mayıs ayında bir önceki aya göre yüzde 2,99, bir önceki yılın aralık ayına göre yüzde 28,58, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 65,47 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 84,39 arttı.

H-ÜFE, bir önceki yılın aynı ayına göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 47,58, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 86,47, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 72,50, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 64,92, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 90,59, idari ve destek hizmetlerde yüzde 87,64 artış gerçekleşti.

H-ÜFE, ir önceki aya göre, ulaştırma ve depolama hizmetlerinde yüzde 1,05, konaklama ve yiyecek hizmetlerinde yüzde 7,89, bilgi ve iletişim hizmetlerinde yüzde 1,22, gayrimenkul hizmetlerinde yüzde 4,19, mesleki, bilimsel ve teknik hizmetlerde yüzde 2,48, idari ve destek hizmetlerde yüzde 5,22 artış gerçekleşti.

H-ÜFE sektörlerinden su yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 2,71, hava yolu taşımacılığı hizmetleri yüzde 35,58, depolama ve destek hizmetleri (taşımacılık için) yüzde 46,52 ile endekslerin en az arttığı alt sektörler oldu.

Buna karşılık istihdam hizmetleri yüzde 120,52, bina ve çevre düzenleme (peyzaj) hizmetleri yüzde 117,17, programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 110,86 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

H-ÜFE sektörlerinden programcılık ve yayıncılık hizmetleri yüzde 4,08, güvenlik ve soruşturma hizmetleri yüzde 2,35, büro yönetimi, büro destek ve diğer iş destek hizmetleri yüzde 2,19 ile endekslerin en fazla azalış gösterdiği alt sektörler oldu.

Buna karşılık konaklama hizmetleri yüzde 16,57, seyahat acentesi, tur operatörü, diğer rezervasyon hizmetleri ve ilgili hizmetler yüzde 14,39, bilimsel araştırma ve geliştirme hizmetleri yüzde 13,12 ile endekslerin en fazla arttığı alt sektörler oldu.

Paylaşın

Tarım Ve Hayvancılıkta İzinsiz Üretim Dönemi Sona Erdi

Bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünlerinde izinsiz üretim dönemi sona erdi. Bu üç alanda da üretim için izin alınması zorunlu hale getirilirken, izin alınmadan yapılacak üretime ceza uygulanacak.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 23 Mart 2023 tarihinde kabul edilen ve 5 Nisan 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren “Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun”a dayanarak hazırlanan yönetmelik taslağı 8 sayfadan oluşuyor.

Ekonomim gazetesi yazarı Ali Ekber Yıldırım’ın aktardığına göre tarıma getirilecek yenilikler şöyle:

Yasa ve yönetmelik taslağına göre, bitkisel üretim, hayvancılık ve su ürünlerinde izinsiz üretim dönemi sona erecek. Bu üç alanda da üretim için izin alınması zorunlu hale geldi.

Tarım ve Orman İl ve İlçe Müdürlükleri, üretim planlamasına esas olmak üzere belirlenen takvim doğrultusunda çiftçi başvurularını alır.

Üretim izni başvurularını başvuru tarihinden itibaren 15 gün içerisinde değerlendirir ve sonucu çiftçiye bildirir.

Bitkisel üretim izni nasıl verilecek?

Yönetmelik taslağına göre; bitkisel üretimin planlanması; kalkınma planları, orta vadeli programları, Bakanlık stratejik planları ve kuraklık yönetim planlarını dikkate alarak, sulama durumu, arz ve talep dengesi, yeterlilik oranı, ekim veya dikim alanı, üretim, fiyat, ihracat, ithalat ve tüketim değişkenleri için geçmiş dönemleri kapsayan istatistiki verilerin değerlendirilmesi suretiyle yapılır.

Yönetmelik taslağının 12.Maddesine göre bitkisel üretim yapmak isteyen çiftçiler üretim izni almaları gerekiyor. İzin ile ilgili kriterler şöyle:

Cumhurbaşkanı Kararı ile ilan edilen tarım havzaları ve bu havzalarda ki ürün deseni dikkate alınarak, tarım havzası veya işletme bazında üretim izinleri verilir.

Üretimine izin verilen ürün ve ürün gruplarının azami ve asgari ürün miktarları Tarımsal Üretimin Planlanması Kurul’u tarafından belirlenir ve üretim yılı öncesinde Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından Tarım ve Orman İl Müdürlüklerine bildirilir. Ayrıca kurumsal internet siteleri ve mahalli iletişim araçlarını kullanmak sureti ile il müdürlükleri tarafından ilan edilir.

Bakanlıkça belirlenen ürün veya ürün gruplarının üretimine başlanmadan önce İl/ilçe müdürlüklerinden izin alınır.

Meyve üretimine sınırlama gelecek

Ormandan tahsis edilen ağaçlandırma alanları hariç olmak üzere eğimi yüzde 6’nın altında olan arazilerde yeni meyve bahçesi tesisine izin verilmez.

Yeni bahçe tesisi kurma koşullarına haiz olması halinde, Türkiye İstatistik Kurumu kayıtlarında yeterlilik oranı yüzde 150 ve üzeri olan ürünler için Kurul’un aksine bir kararı olmadığı müddetçe bahçe tesisine izin verilmez.

Mevcut bağ ve bahçenin sökülerek yenilenmesi, çeşit değiştirilmesi veya ekonomik ömrünün tamamlanması halinde aynı türe ait farklı çeşitlerin tesis edilmesine yönelik başvurular, tarım ve Orman İl Müdürlüğünün gerekçeli raporu değerlendirilerek Kurul tarafından karara bağlanır.

Özel kanunlarla belirlenmiş ruhsata veya izne tabi ürünler ile tahkim komisyonları tarafından miktarı belirlenen zati ihtiyaçlar için yapılan üretimler ve bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden önce tesis edildiği tespit edilen dikili alanlardaki çok yıllık bitkiler için bu madde hükümleri uygulanmaz.

Damızlık parseller dâhil olmak üzere sertifikalı tohumluk üretimi yapılan alanlarda bu Yönetmelik hükümleri saklı kalmak kaydıyla tohumculuk mevzuatı çerçevesinde izinlendirme yapılır.

Sulu tarım yapılan araziler için ihtiyaç halinde üretimde kullanılan suyun tahsisinde yetkili kurum veya kuruluşlardan bilgi, belge veya onay istenebilir.

Kamu kurum ve kuruluşları ile ortakları, belediyeler, il özel idareleri vb. kamu tüzel kişilikleri, bitkisel üretime yönelik proje veya uygulamalarında bu Yönetmelik hükümlerine tabidir.

Bitkisel üretim izninde öncelikler:

Sözleşmeli üretim, organik tarım ve iyi tarım uygulamaları yapılan alanlar,
Hayvancılık işletmelerinin kendi ihtiyaçlarına yönelik yem üretimleri,
Tarla içi modern sulama sistemleri kullanılarak yapılan üretimler,
Özel mevzuatı çerçevesinde münavebe zorunluluğu olan ürünler,
Çiftçi örgütleri tarafından ortak üretim alanlarında yapılan üretimler.

İzinsiz üretime ceza kesilecek

Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 422 Sayılı Kanun”a göre, Bakanlığın belirlediği ürün ve ürün gruplarında izin almadan ekim yapanlara tarımsal desteklemelerden 5 yıl men cezası ve ayrıca idari para cezası verilecek.

Paylaşın

Hazır Giyim Sektörü Krizin Eşiğinde!

TGSD Başkanı Ramazan Kaya, hazır giyim sektöründe yaşanan daralmaya ilişkin, bunun tek sebebinin düşük talep olmadığına işaret ederek, özellikle işçilik maliyetlerindeki artış ve her geçen gün kötüleşen finansman koşullarının da etkili olduğunu söyledi.

Ramazan Kaya, konuşmasının devamında, koşullar düzelmezse iş yeri kapamaları ve işten çıkarmalar yaşanacak” diyerek tehlikeye dikkat çekti.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), Adıyaman’da hayata geçirdiği konteyner kente ziyaret gerçekleştirdi.

Ekonomim’den Merve Yiğitcan’ın haberine göre pandemi sonrası sektörde yaşanan yavaşlamaya dikkat çeken Kaya, özellikle ihracat pazarlarındaki enflasyon ve buna bağlı olarak alım gücünün düşmesiyle birlikte talebin de gerilediğini anlattı.

Bu nedenle geçen yılı 21,2 milyar dolar olan sektör ihracatının ilk 5 ayda ihracatta değer bazında yüzde 5,2; adet bazında ise yüzde 13,5 düştüğünü kaydeden Kaya, ilk 6 ayın bu şekilde tamamlanacağını vurguladı.

Kaya, sektörün yılı 19-20 milyar dolar bandında bir ihracatla kapatacağı, adet bazında kaybın da yüzde 15 civarında olacağı öngörüsünü paylaştı. Daralmanın tek sebebinin düşük talep olmadığına işaret eden Kaya, özellikle işçilik maliyetlerindeki artış ve her geçen gün kötüleşen finansman koşullarının da etkili olduğunu savundu.

Yeni asgari ücretin dolar bazında geldiği seviyenin hazır giyim sektörünün rekabet koşullarını aşındıracağını ifade eden Kaya, yılbaşında 450 doların sıkıntı yarattığını ancak seçim sonrası kurda yaşanan hareketliliğin bir miktar nefes aldırdığını hatırlatarak, “Şimdi asgari ücretin neti 483 dolar, brütü ise 667 dolar… Ama yemek ve servis ücretinin bir çalışan için ortalama aylık 100 dolar olduğunu düşünürsek maliyet 767 dolara çıkıyor.

Çocuklu kadın çalışanlar için yaptığımız kreş yardımı da hesaba katıldığında bu rakam 800 doları buluyor. Biz bu maliyetleri yaparken rekabet ettiğimiz ülkeler, özellikle Hindistan, Vietnam Kamboçya’da çalışan maliyeti 150-200. Hem hammadde hem işçilik avantajları var. Şimdi firmaların bir karar vermesi gerekiyor. Koşullar düzelmezse iş yeri kapamaları ve işten çıkarmalar yaşanacak” diyerek tehlikeye dikkat çekti.

Kaya, sektörün taleplerini şu şekilde sıraladı: “Döviz, faiz ve fiyatlar üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması ve arz-talep dengesi içinde belirlenmesi sektörün toparlanma sürecini hızlandıracak öncelikli adımlar. Finansmana erişimin önünü açmak için kredi kullanımına getirilen kısıtlamaların azaltılması, kamu ve özel bankaların ihracat kredisi işlevlerinin yeniden artırılmasını bekliyoruz.

Ayrıca yatırım teşviklerinde yeşil ve dijital dönüşüm ile otomasyon yatırımlarında mevcut firmalara yerinde teşvik verilmesi sektörümüze büyük bir ivme kazandırır. Bu da yılın son çeyreğinden itibaren bir toparlanma olmasını sağlar. Ayrıca istihdamı korumak için yıl sonuna kadar kısa çalışma ödeneği kullandırılması da nefes aldıracaktır.”

Paylaşın

Merkez Bankası’ndan “Sadeleşme Kademeli Olarak Devam Edecek” Mesajı

Politika faizini yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltme kararı alan Merkez Bankası (TCMB), “Sadeleşme süreci Para Politikası Kurulu’nun ilan ettiği ilkeler doğrultusunda kademeli olarak devam edecektir” mesajını paylaştı.

Haber Merkezi / Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin sadeleştirilmesi kararına dair bir açıklama yayınladı.

TCMB tarafından yapılan basın duyurusu şöyle:

“Para Politikası Kurulu’nun 22 Haziran 2023 tarihli kararında mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçevenin, etki analizlerine dayanarak ve kademeli bir anlayışla sadeleştirileceği ifade edilmiştir.

Bu kapsamda ilk adım olarak, menkul kıymet tesisi uygulaması, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek doğrultuda sadeleştirilerek Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Sadeleşme süreci Para Politikası Kurulu’nun ilan ettiği ilkeler doğrultusunda kademeli olarak devam edecektir.

Kamuoyunun bilgisine sunulur.”

Merkez Bankası (TCMB), piyasa beklentilerine paralel olarak, politika faizini yüzde 8,5’tan yüzde 15’e yükseltme kararı almıştı. Böylece Merkez Bankası, Hafize Gaye Erkan’ın başkan olarak atanmasıyla birlikte 27 ay sonra ilk kez faiz artırımına gitmişti.

Merkez Bankası, 2022 yılında ilk faiz indirimini ağustos ayında gerçekleştirmişti. Banka, politika faizini 100 baz puan indirerek yüzde 13’e çekmişti.

Ardından eylül ayında 100, ekim ve kasım aylarında ise 150’şer baz puanlık faiz indirimleri gelmişti. Aralık ve ocak aylarını pas geçen Merkez Bankası, şubatta 50 baz puanlık faiz indirimiyle politika faizini yüzde 8,5’e çekmişti.

Faiz kararının açıklanmasından önce piyasa anketlerinde beklenti faizin yüzde 17 ila 30 arasında bir seviyeye yükseltileceği yönündeydi.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Piyasası Kurulu (PPK), tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer almıştı:

“Para Politikası Kurulu (Kurul) politika faizi olan bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının yüzde 8,5’ten yüzde 15 düzeyine yükseltilmesine karar vermiştir.

Kurul, dezenflasyonun en kısa sürede tesisi, enflasyon beklentilerinin çıpalanması, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın kontrol altına alınması için parasal sıkılaştırma sürecinin başlamasına karar vermiştir.

Küresel ekonomide enflasyon düşerken, halen uzun dönem ortalamalarının çok üzerinde seyretmektedir. Bu nedenle, bütün dünyada merkez bankaları enflasyonu düşürmeye yönelik tedbirler almaktadır.

Ülkemizde, yakın döneme ilişkin göstergeler enflasyonun ana eğiliminde yükselişe işaret etmektedir. Bu gelişmede yurtiçi talepteki güçlü seyir, maliyet yönlü baskılar ve hizmet enflasyonundaki katılık belirleyici olmuştur. Kurul, bu unsurlara ek olarak fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın enflasyon üzerinde ilave olumsuz etki yapacağını öngörmektedir.

Kurul politika faizini enflasyonun ana eğiliminin gerilemesini ve orta vadede yüzde 5 hedefine ulaşmasını sağlayacak parasal ve finansal koşulları oluşturacak şekilde belirleyecektir. Enflasyon görünümünde belirgin iyileşme sağlanana kadar parasal sıkılaştırma gerektiği zamanda ve gerektiği ölçüde kademeli olarak güçlendirilecektir. Enflasyon ve enflasyon eğilimine ilişkin göstergeler yakından takip edilecek ve TCMB, fiyat istikrarı temel amacı doğrultusunda elindeki tüm araçları kararlılıkla kullanmaya devam edecektir.

Parasal sıkılaştırma sürecinin başlaması ile para politikasının etkinliği artacaktır. Bununla birlikte, fiyat istikrarının sürekliliğini sağlamak hedefiyle, TCMB cari dengeyi iyileştirecek stratejik yatırımları desteklemeye devam edecektir.

Kurul, mevcut mikro- ve makroihtiyati çerçeveyi, piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracak ve makro finansal istikrarı güçlendirecek şekilde sadeleştirecektir. Sadeleşme süreci, etki analizleri yapılarak kademeli olacaktır.

Kurul, kararlarını öngörülebilir, veri odaklı ve şeffaf bir çerçevede almaya devam edecektir.”

Paylaşın